Antik Kalıntılar Neden Yerin Altındadır?: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Eski yapıların neden modern kentlerin altında kaldığını Roma, Troya, Şanghay ve Seattle üzerinden öğrenin. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 'instead of clearing away the rubble,' — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: elenen seçenek ile seçilen eylemi instead of ve -ing biçimiyle karşılaştırın. 2. 'are known as tells.' — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: tell, yerleşim katmanlarından oluşan yapay tepe için arkeoloji terimidir; eski alanları tell fiiliyle karıştırmadan anlayın. 3. 'To pull this off,' — Phrasal verbler: pull something off zor bir planı başarmaktır; gerekli mühendisliği veya çabayı anlatırken kullanın.
Bu derste
This is what the Roman Forum looked like in 1864. Dilbilgisi
0:00İşte 1864 yılında Roma Forumu böyle görünüyordu.
what the Roman Forum looked like ... what it looks like: geçmişteki ve şimdiki görünüş
what the Roman Forum looked like ve what it looks like yan cümleleri is fiilinden sonra gelir ve gösterilen görünüşü belirtir. Bu kullanımda what, “bir şeyin nasıl göründüğü” anlamına gelir; bir soru sormaz. Bunlar cümle içine yerleştirilmiş bildirme yapıları olduğu için what + özne + look(s)/looked like şeklindeki düz cümle dizilişini kullanır. Looked geçmişteki in 1864 zamanıyla, looks ise şimdiki today zamanıyla eşleşir.
Alıştırma
Kasabanın eski bir görüntüsünü doğru biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- This is what did the town look like in 1900.
- What did the town look like in 1900?
- This is what the town looked in 1900.
- This is what the town looked like in 1900.
Cevabı göster
This is what the town looked like in 1900.
they uncovered an entire world of ruins deep underground that hadn't been seen for centuries. Dilbilgisi
0:08yüzyıllardır görülmemiş, yerin derinliklerinde bambaşka bir kalıntı dünyası ortaya çıkardılar.
hadn't been seen for centuries: edilgen past perfect
Hadn't been seen, edilgen past perfect yapısının olumsuz kısaltılmış biçimidir: had + not + been + geçmiş zaman ortacı seen. Edilgen yapı, kimin görmediğini söylemek yerine odağı görülmeyen şeylere, yani harabelere verir. Past perfect, görülmeme dönemini daha sonra gerçekleşen geçmiş olay uncovered öncesine yerleştirir. For centuries bu dönemin uzunluğunu belirtir; belirli bir yüzyılı değil, birçok yüzyılı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi see fiilinin olumsuz kısaltılmış edilgen past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the sealed room was opened, its walls ____ for hundreds of years.
Cevabı göster
hadn't been seen
the city had risen by more than 10 m and older buildings had been completely forgotten about. Notlar
0:15şehir 10 metreden fazla yükselmiş ve daha eski binalar tamamen unutulmuştu.
had risen by more than 10 m: değişimin miktarı
Bu cümlede had risen, rise fiilinin past perfect biçimidir; by more than 10 m ise değişimin miktarını belirtir. Şehrin zemini ve sokak seviyesi öncekinden on metreden fazla yükselmişti; bu ifade son yüksekliğin on metre olduğunu söylemez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp rise by + miktar biçimindedir. by sonrasındaki sayı, önceki ve sonraki seviyeler arasındaki farkı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, değişim miktarını veren rise fiilinin geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: After the heavy rain, the river level ____ 30 centimetres.
Cevabı göster
rose by
forgotten about: edilgen yapıda about sözcüğünü korumak
Forget about + isim, bir kişiyi veya şeyi artık hatırlamamak ya da dikkate almamak anlamına gelir. Burada eski binalar artık hatırlanmıyor veya ilgi görmüyordu; ifade bir işi yapmayı unutmakla ilgili değildir. Etken anlam people had forgotten about the older buildings biçimindedir. Edilgen yapıda nesne özne olur ve about fiille birlikte kalır: the older buildings had been forgotten about. Had been forgotten, past perfect edilgen yapıdır; completely ise anlamı güçlendirir.
Alıştırma
forget about yapısını koruyarak etken cümleyi edilgen yapın: People had forgotten about the old station. The old station ____.
Cevabı göster
had been forgotten about
by the constant rise of the streets
0:24ve eski kalıntıların üzerine inşa edilen modern şehirler nedeniyle
and modern cities that have been built on top of old ruins. Kalıp ifadeler
0:27yavaş yavaş geride bırakılan kalıntılar bulabilirsiniz.
slowly being left behind: yavaş yavaş geride bırakılmak
are slowly being left behind yapısında being + geçmiş zaman ortacı, devam eden edilgen bir yapı oluşturur. Sokaklar ve şehirler kalıntıların çevresinde ve üstünde yükselirken kalıntıların aşamalı ve sürmekte olan bir sonuca maruz kaldığını gösterir. Burada left behind, çevredeki şehir değişirken kalıntıların daha eski ve aşağıdaki bir katmanda kalması anlamına gelir. Birinin kalıntılardan kelimenin gerçek anlamıyla yürüyüp uzaklaştığını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi leave behind ifadesinin devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: As the company switched to new software, some older systems were slowly ____.
Cevabı göster
being left behind
built on top of: bir şeyin tam üzerine inşa edilmiş
have been built on top of old ruins ifadesinde built edilgen yapıdadır ve on top of altta ne bulunduğunu gösterir. İfade, modern şehirlerin eski kalıntıların doğrudan üzerinde, fiziksel olarak daha yüksek bir katmanda bulunduğunu anlatır. Buradaki odak, mekândaki dikey katmanlaşmadır. Önceki bir fikri, beceriyi veya başarıyı geliştirmek anlamına gelen soyut build on kullanımı değildir.
Alıştırma
Doğrudan dikey katmanlaşmayı en açık biçimde vurgulayan ifadeyi seçin: A new studio was built ___ the garage.
- on top of
- next to
- out of
Cevabı göster
on top of
Sonuç bildiren -ing öbeği olarak forming 10 distinct layers
Virgülden sonraki -ing öbeği forming 10 distinct layers, önceki olayın tamamının sonucunu verir: Truva'nın tekrar tekrar yeniden inşa edilmesi katmanları ortaya çıkardı. Forming, Truva'nın ayrıca yaptığı ikinci ve bağımsız bir eylemi başlatmaz. Bu, kendi zamanı olmayan çekimsiz bir ek cümleciktir. Zaman taşıyan ana yüklem was rebuilt ifadesidir; bu kalıp neden-sonuç bağlantısını tek cümlede sıkıştırmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi form fiilinin sonucu bildiren -ing biçimiyle tamamlayın: The lava cooled at different times, ____ three clear layers.
Cevabı göster
forming
Even the city of Seattle has an entire network of mysterious abandoned shops and houses Anlatım akışı
0:38Seattle şehrinin bile modern sokaklarının altına gömülmüş
buried beneath the modern streets.
0:44gizemli terk edilmiş dükkanlar ve evlerden oluşan devasa bir ağı var.
Şaşırtıcı bir ek örnek olarak Even the city of Seattle
Even, Seattle kentini bir örnekler dizisinin en şaşırtıcı ucuna yerleştirir. Seattle'ın daha önce sözü edilen eski kentlere göre daha beklenmedik bir örnek olduğunu belirtir; böylece genel iddianın kapsamı daha geniş görünür. Even doğrudan isim öbeğinin önünde bulunduğu için odak, gömülü dükkân ve evler değil Seattle'ın kendisidir. Burada even, bu şaşırtıcı durumun da kapsama girdiğini belirtir; düz veya eşit anlamına gelmez.
Alıştırma
Leo'yu şaşırtıcı bir ek örnek olarak gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: The older children solved the puzzle, and ____ Leo, the youngest, got it right.
Cevabı göster
even
But why are cities built on top of each other? Anlatım akışı
0:46Peki ama şehirler neden birbirinin üzerine inşa ediliyor?
And why does history always end up buried deep underground? Öbek fiiller
0:51Ve neden tarih her zaman yerin derinliklerine gömülüyor?
But why...? Is ... actually...? And why...? ile açılış soruları oluşturmak
Bu üç soru, hemen yanıt bekleyen üç ayrı soru değil, bilinçli olarak kurulmuş bir sıralamadır. İlk soru, şehirlerin katmanlar hâlinde inşa edilmesiyle ilgili geniş gizemi ortaya koyar; ikinci soru, sokak seviyesinin gerçekten yükselip yükselmediğine odaklanır ve actually şaşırtıcı görünen bir olasılığı sorgular; üçüncü soru ise konuyu yer altında gömülü kalan tarih görüntüsüne doğru genişletir. Açıklayıcı bir videoda böyle bir soru dizisi merak uyandırır ve yol haritası görevi görür. Her soru, sonraki bölümlerde yanıtlanacak bir konuyu belirtir; böylece izleyici neye dikkat edeceğini bilir.
Alıştırma
Açıklayıcı bir videonun başındaki bu üç soruluk dizinin temel işlevi nedir?
- Anlatıcının konuyu unuttuğunu göstermek
- İzleyiciden üç soruya hemen olgusal yanıt vermesini istemek
- Merak uyandırırken videonun açıklayacağı konuları önceden göstermek
Cevabı göster
Merak uyandırırken videonun açıklayacağı konuları önceden göstermek
end up buried: nihai bir duruma ulaşmak
End up, çoğu zaman sonucu planlanmamış veya baştan belli olmayan bir sürecin ardından belirli bir sonuca ya da duruma ulaşmak anlamına gelir. Burada history etkin biçimde bir şeyi bitirmez; sonunda yer altında bulunan bir duruma gelir. Buried, son durumu tanımlayan bir tümleç olarak kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Yapı end up + durum şeklindedir: end up buried.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve ardından buried kullanarak tamamlayın: After the landslide, the old entrance ____ under tons of rock.
Cevabı göster
ended up buried
We modeled the entire thing to show you how civilizations build on top of each other.
0:55Medeniyetlerin birbirlerinin üzerine nasıl inşa edildiğini göstermek için her şeyi modelledik.
We'll also look at the crazy historical layers beneath Rome,
1:00Ayrıca Roma'nın altındaki çılgın tarihi katmanlara,
these strange hills all over the Middle East,
1:03Orta Doğu'nun dört bir yanındaki bu tuhaf tepelere,
and the mysterious city purposefully buried beneath Seattle over 100 years ago.
1:05ve 100 yılı aşkın bir süre önce Seattle'ın altına kasıtlı olarak gömülen gizemli şehre de bakacağız.
There is no single reason why cities are built on top of each other. Anlatım akışı
1:11Şehirlerin birbirinin üzerine inşa edilmesinin tek bir nedeni yok.
There is no single reason why ...: birden fazla nedeni açıklamaya giriş
“There is no single reason why ...”, durumu tek bir nedenin bütünüyle açıklayamayacağını belirtir. Bu ifade, hiç neden olmadığı anlamına gelmez. Bu giriş, devamında birkaç nedenin açıklanacağını gösterir. Aşırı basitleştirilmiş bir yanıttan kaçınmak ve sonraki bölümü birden fazla etkene göre düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Birden fazla olası nedeni içeren açıklamayı en iyi hangi cümle başlatır?
- There is no reason why the lake is shrinking.
- There is no single reason why the lake is shrinking.
- The lake is shrinking for one reason.
Cevabı göster
There is no single reason why the lake is shrinking.
Great Fire of Rome: adı olan tarihsel bir olay
Great Fire of Rome, 1. yüzyılda, MS 64 yılında Roma'nın büyük bir kısmını harap eden büyük yangının yaygın adıdır. Bu cümlede bu ad, şehrin büyük kısmının neden yeniden inşa edilmesi gerektiğini anlamak için gerekli tarihsel arka planı sağlar. Belirli bir tarihsel olayın adı olduğu için Great ve Fire büyük harfle başlar. Normal İngilizce metinlerde bu ad genellikle the tanımlığıyla kullanılır: the Great Fire of Rome.
Alıştırma
“After the Great Fire of Rome in the 1st century, most of the city had to be rebuilt.” cümlesinde “Great Fire of Rome” neyi ifade eder?
- Her yangından sonra Roma'nın yeniden inşa edilmesi
- Roma'da meydana gelen herhangi bir büyük yangın
- MS 64 yılında Roma'da meydana gelen belirli büyük yangın
Cevabı göster
MS 64 yılında Roma'da meydana gelen belirli büyük yangın
it was quicker and easier to simply flatten it out and build on top. Öbek fiiller
1:21onları düzleyip üzerine inşa etmek çok daha hızlı ve kolaydı.
instead of + -ing yapısı: instead of clearing away the rubble
Instead of + -ing biçimi, seçilmeyen eylemi tanıtır. Of bir edat olduğu için burada doğru biçim clear değil, clearing'dir. Cümle, vazgeçilen seçenek olan clearing away the rubble ile gerçek seçimi, yani molozu düzleştirip üstüne inşa etmeyi karşılaştırır. Bu yapıyı bir eylemin yerini başka bir eylemin aldığını göstermek için kullanın.
Alıştırma
Instead of ifadesini ve drive fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, Maya took the train.
Cevabı göster
Instead of driving
clearing away the rubble ifadesindeki clear away
Clear away, istenmeyen bir şeyi bir yerden kaldırmak anlamına gelir; özellikle etrafa saçılmış, geride kalmış veya alanı kapatan maddeler için kullanılır. Burada molozu alandan kaldırmak anlamındadır. Rubble, bir bina hasar gördükten veya yıkıldıktan sonra geride kalan kırık tuğla, taş, beton ve diğer malzemelerdir. Clear away the rubble ifadesi, bu molozun fiziksel olarak kaldırılmasını anlatır.
Alıştırma
Clear away ifadesini ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: Broken glass is blocking the path, so we need to ____ before anyone walks through.
Cevabı göster
clear it away
flatten it out: engebeli bir yüzeyi düzleştirmek
Bu cümlede flatten it out, molozu bastırarak veya yayarak düz bir yüzey hâline getirmek demektir. It, molozu ifade eder; out ise tamamlanmış sonucu vurgular: engebeli malzeme, üzerine yapı kurulabilecek kadar düzleşir.
Alıştırma
Cümleyi flatten out ifadesini doğru sırada kullanarak tamamlayın: The mat was bumpy, so we ____ before the game.
Cevabı göster
flattened it out
This meant that new buildings were about a meter higher than the street. Anlatım akışı
1:26Bu da yeni binaların sokaktan yaklaşık bir metre daha yüksek olması anlamına geliyordu.
This meant that: bir durumu sonucuna bağlamak
This, yakındaki tek bir isme değil, az önce anlatılan eylemin veya durumun tamamına gönderme yapar. Ardından gelen meant that sonucu açıklar: düzleştirilmiş molozun üzerine inşa etmek, yeni binaların sokaktan daha yüksekte olmasına yol açmıştır. Bu yapı bir açıklamayı önce durum, sonra sonuç şeklinde düzenler. Burada meant, “niyet etti” değil, “şu sonucu doğurdu” anlamındadır.
Alıştırma
“The lift was broken. This meant that everyone had to use the stairs,” İngilizce cümlesinde “This meant that” ne işe yarar?
- Asansörün nasıl göründüğünü anlatır.
- Birinin asansörü bozmayı amaçladığını söyler.
- Asansörün bozuk olmasının sonucunu belirtir.
Cevabı göster
Asansörün bozuk olmasının sonucunu belirtir.
the streets were raised and resurfaced using rocks from the surrounding debris.
1:31sokaklar yükseltildi ve çevredeki enkazdan elde edilen taşlar kullanılarak yeniden döşendi.
raising the city and leaving old ruins buried underground.
1:40şehri yükseltti ve eski kalıntıları yerin altına gömdü.
Geçmişte tekrarlanan bir düzen için would repeat itself
Geçmiş zamanda geçen bu anlatıda would + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrar tekrar gerçekleşen bir şeyi anlatır. With every fire and natural disaster, ‘her yangın ya da doğal afet olduğunda’ anlamına gelir; dolayısıyla süreç defalarca yeniden yaşanmıştır. Buradaki would varsayımsal bir sonucu veya gelecekteki bir olayı anlatmaz. Geçmiş zaman çerçevesi kurulduktan sonra would, düzenli olarak ardından gelen eylemleri anlatıda sıralayabilir.
Alıştırma
Cümlede would repeat itself ne anlama geliyor?
- Süreç gelecekte yeniden gerçekleşecek.
- Süreç yalnızca hayalî bir koşul altında gerçekleşebilir.
- Süreç geçmişte her afetten sonra düzenli olarak yeniden gerçekleşiyordu.
Cevabı göster
Süreç geçmişte her afetten sonra düzenli olarak yeniden gerçekleşiyordu.
One of the clearest examples of this is the Basilica of San Clemente in Rome. Kültür
1:44Bunun en net örneklerinden biri Roma'daki San Clemente Bazilikası'dır.
Roma'daki San Clemente Bazilikası
Bu ad, Roma'daki belirli bir Hristiyan bazilikası olan San Clemente Bazilikası'nı belirtir. Burada basilica yapının adının bir parçasıdır ve bazilika statüsüne sahip bir kiliseyi tanımlar; yalnızca herhangi bir kilise anlamına gelmez. Günümüzdeki bazilika daha eski bir kilise, Mitra tapınağı ve Roma dönemi yapıları gibi önceki katmanların üzerinde durduğu için bu yerde Roma'nın katmanlı geçmişi kolayca görülebilir. Bu gömülü katmanlar, burayı bir şehrin önceki hâllerinin üzerine kurulmasına ilişkin açık bir örnek yapar.
Alıştırma
Basilica of San Clemente neden Roma'nın katmanlı tarihinin açık bir örneğidir?
- Günümüzdeki bazilikanın altında daha eski dinî yapılar ve Roma dönemi yapıları varlığını sürdürür.
- Roma'da inşa edilen ilk bazilikaydı.
- Birkaç antik yapının modern bir kopyasıdır.
Cevabı göster
Günümüzdeki bazilikanın altında daha eski dinî yapılar ve Roma dönemi yapıları varlığını sürdürür.
The structure we see today is from the 12th century,
1:49Bugün gördüğümüz yapı 12. yüzyıldan kalmadır,
but it was built directly on top of an old church from the 4th century.
1:52ancak doğrudan 4. yüzyıldan kalma eski bir kilisenin üzerine inşa edilmiştir.
That church was built directly on top of a mysterious old temple.
1:57O kilise ise gizemli, eski bir tapınağın tam üzerine inşa edilmişti.
And that temple was built on top of an old house.
2:01Ve o tapınak da eski bir evin üzerine kurulmuştu.
And there are even older ruins beneath that.
2:04Hatta onun altında çok daha eski kalıntılar bile var.
the valley in which San Clemente lies is now 18 m higher than it was in the 1st century. Dilbilgisi
2:08San Clemente'nin içinde bulunduğu vadi şu anda 1. yüzyıldakinden 18 metre daha yüksektedir.
Özetleme işareti olarak All in all
All in all, “her şeyi göz önünde bulundurunca” veya “özetle” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Her şeyin başka her şeyin içinde olması gibi sözcüğü sözcüğüne bir anlam taşımaz. Burada, tekrar tekrar yapılan inşalarla ilgili önceki ayrıntıları toparlar ve bunların genel sonucunu sunar: vadi artık 18 metre daha yüksektir. Birkaç bilgiyi tek bir nihai yargı veya sonuçta toplamak için sonuç cümlesinin başına yakın kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “her şeyi göz önünde bulundurunca” anlamındaki üç sözcüklük sabit özet ifadesiyle tamamlayın: ____, the school festival was a success despite the rain.
Cevabı göster
All in all
in which San Clemente lies: resmî bir yer yan cümlesi
In which San Clemente lies, the valley ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Which, valley sözcüğüne gönderme yapar; in ise yer ilişkisini kurar: San Clemente lies in the valley. Edatı which sözcüğünün önüne taşımak, isim + in which + özne + fiil biçimindeki resmî yapıyı oluşturur. Burada lies, “konumlanır” veya “bulunur” anlamındadır; “yalan söyler” anlamında değildir. Daha az resmî biçim the valley which San Clemente lies in şeklindedir; the valley where San Clemente lies de doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle resmî yer yapısını ve “konumlanmak” anlamındaki lie fiilini doğru kullanır?
- The valley which the town lies is narrow.
- The valley in which the town lays is narrow.
- The valley in which the town lies is narrow.
Cevabı göster
The valley in which the town lies is narrow.
Here's what happened: açıklamaya geçiş yapmak
Here's what happened, konuşanın bir sonuçtan veya özetten bunu açıklayan olaylara ya da nedenlere geçtiğini gösterir. “Açıklama veya olayların sırası şöyledir” anlamına gelir ve dinleyenin bilgilerin düzenini takip etmesine yardımcı olur. What happened, Here's ifadesinden sonra gelen bir isim cümleciğidir ve konuşanın açıklamak üzere olduğu olayları belirtir. What happened? tek başına “Ne oldu?” diye soran doğrudan bir soru olabilir; ancak Here's what happened. cümlesinin tamamı soru değil, bir açıklama bildiren ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi, açıklamayı başlatan ve derste geçen tam ifadeyle tamamlayın: The match ended suddenly. ____: heavy rain flooded the pitch.
Cevabı göster
Here's what happened
a Roman villa sat at the bottom of the valley. Kelime
2:19vadi tabanında bir Roma villası bulunuyordu.
sat at the bottom of the valley: sit fiilinin “konumlanmak” anlamı
Özne bir bina veya yer olduğunda sat konumu anlatır: Roma villası vadinin dibinde bulunuyordu. Villanın fiziksel olarak oturma eylemi yaptığı anlamına gelmez. Sit fiilinin bu kullanımı manzara ve bina tasvirlerinde yaygındır. Basit geçmiş biçimi sat, bu konumu tarihî sahnenin içindeki bir durum olarak sunar.
Alıştırma
“An old farmhouse sat beside the road,” cümlesinde sat ne anlama gelir?
- bir koltuğa oturdu
- yolun yanında bulunuyordu
- yolun yanında inşa edildi
Cevabı göster
yolun yanında bulunuyordu
it was converted into a temple by the Mithra people, Notlar
2:23Mitra inancına sahip kişiler tarafından tapınağa dönüştürüldü,
After being damaged: iki edilgen olayı bağlamak
After being damaged in a fire, edilgen bir zaman yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. “after it was damaged in a fire” anlamına gelir. Villa hasara yol açan değil, hasarı gören taraf olduğu için after’dan sonra being + past participle kullanılır. being damaged ifadesinin söylenmeyen öznesi, ana cümlenin öznesi olan it ile aynı olmalıdır. Böylece cümle iki olayı sırayla verir: önce yangın villaya zarar verir, sonra insanlar villayı dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi damage fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: After ____ in the storm, the roof was repaired.
Cevabı göster
being damaged
converted into a temple: convert A into B kalıbı
Convert A into B, A’yı B olacak ya da B işlevini görecek şekilde değiştirmek demektir. Edilgen A is converted into B kalıbında A özne olur. Buradaki it villayı, a temple ise villanın yeni kullanımını gösterir. Into, bir yerin içine doğru hareketi değil, değişimin sonucunu belirtir. Bu kalıp amaç, biçim, malzeme, enerji, veri veya ölçü birimi değişikliklerinde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi edilgen convert ... into kalıbıyla tamamlayın: The old factory was ____ a community centre.
Cevabı göster
converted into
a mysterious cult which was gaining popularity throughout Rome.
2:26Roma genelinde popülaritesi artan gizemli bir tarikat tarafından.
Mitra'nın takipçileri, gizemli bir dinî topluluk
the Mithra people, bir etnik grubu veya ulusu değil, Mitra'nın takipçilerini ifade eder. Mitraizm, Roma dünyasında uygulanan bir gizem diniydi ve bu kısa arka plan bilgisi, binayı neden tapınağa dönüştürdüklerini açıklar. a mysterious cult, the Mithra people ifadesini başka bir adla açıklayan bir appozisyondur. Burada cult o antik dinî topluluğu anlatır; mysterious ise yalnızca anlaşılması zor bir şeyi değil, gizli tutulan ayinleri belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede 'the Mithra people, a mysterious cult' kimi tanımlıyor?
- Her türlü dine karşı çıkan Romalı inşaatçılar
- Antik bir Roma gizem dininin takipçileri
- Mitra adlı etnik bir ulus
Cevabı göster
Antik bir Roma gizem dininin takipçileri
the temple was partially destroyed by the Christians.
2:32tapınak Hıristiyanlar tarafından kısmen tahrip edildi.
they decided to build a new Basilica on top of the old temple.
2:37eski tapınağın üzerine yeni bir Bazilika inşa etmeye karar verdiler.
Looking to promote their religion: dinlerini yaymayı amaçlayarak
Bu cümlenin başında Looking to promote their religion, “dinlerini yaymak isteyerek veya bunu amaçlayarak” anlamına gelir. Ardından gelen kararın nedenini ya da amacını açıklar; looking burada gözlerle bakmayı anlatmaz. -ing yan cümleciğinde yazılı bir özne yoktur; bu nedenle anlaşılan özne ana cümlenin öznesi olan they'dir. Dini yaymak isteyenlerle bazilikayı inşa etmeye karar verenler aynı kişilerdir.
Alıştırma
Hangi cümlede cümle başındaki Looking to doğru kullanılmıştır?
- Looking to improve her grades, Maya made a study plan.
- Looking to improve her grades, the test was moved to Friday.
- Looking to improve her grades, extra homework was assigned to Maya.
Cevabı göster
Looking to improve her grades, Maya made a study plan.
This Basilica served the Christians for another 800 years.
2:41Bu Bazilika, Hıristiyanlara 800 yıl daha hizmet etti.
fell into disrepair: ihmal nedeniyle giderek harap olma
Bu cümlede fell into disrepair, bakım yapılmadığı için zamanla harap duruma gelmek anlamındadır. Ani bir kazayı veya tek bir kırık parçayı değil, devam eden bir kötüleşme sürecini anlatır. Kalıp fall into disrepair şeklindedir; buradaki fell, fall fiilinin geçmiş zaman hâlidir. Özellikle ihmal edilmiş binaların, yolların, ekipmanların veya kurumların tarihini anlatırken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için fall into disrepair ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After the library closed, the empty building slowly ____.
Cevabı göster
fell into disrepair
After multiple fires and rebuilds around the Basilica,
2:48Bazilika çevresindeki çok sayıda yangın ve yeniden inşadan sonra,
knocking it down: yıkma anlamı ve zamirin konumu
Burada knocking it down, eski bazilikayı yıkmak anlamındadır. Instead of ifadesinden sonra gelen bir fiil normalde -ing biçimini aldığı için knocking kullanılmıştır. Knock down ayrılabilir bir öbek fiildir. Nesne it gibi bir zamirse zamiri fiil ile down arasına yerleştirin: knock it down; knock down it demeyin. Tam bir isimle hem knock the building down hem de knock down the building doğaldır.
Alıştırma
knock down ifadesini -ing biçiminde kullanın ve it zamirini doğal konumuna yerleştirin: The old shed is unsafe, so we are ____ tomorrow.
Cevabı göster
knocking it down
Eventually, the ruins beneath the Basilica were filled in. Öbek fiiller
3:01Sonunda, Bazilika'nın altındaki kalıntılar dolduruldu.
filled in: boş bir alanı malzemeyle doldurmak
Bu cümlede filled in, yer altındaki boşluklara dolana, kapanana veya artık açık kalmayana kadar malzeme konduğunu anlatır. Edilgen yapı were filled in, bunu kimin yaptığından çok kalıntılara ne olduğuna odaklanır. Anlam, doldurulan şeye bağlıdır. Bir çukur, kuyu, hendek veya başka bir boş alan söz konusuysa fill in genellikle fiziksel olarak malzeme eklemeyi anlatır. Burada bilgi yazmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Boş bir alanı malzeme ekleyerek doldurmak anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Workers used soil and stone until the old well was ____.
Cevabı göster
filled in
all knowledge of the previous layers was completely lost.
3:06önceki katmanlara dair tüm bilgi tamamen kayboldu.
kept track: kaydetmeye veya izlemeye devam etmek
Kept track, keep track ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bilgiyi zaman içinde kaydetmeye veya durumdan haberdar olmaya devam etmek anlamına gelir. Burada önceki katmanlarla ilgili bilgileri kimse korumadığı için bu bilgiler sonradan kaybolmuştur. Yaygın yapı keep track of + isim biçimindedir; keep track of expenses buna bir örnektir. Altyazıda of the previous layers söylenmez, çünkü sonraki cümlecik konuyu açıkça belirtir.
Alıştırma
İzlemeye devam etmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I use an app to ____ of my weekly spending.
Cevabı göster
keep track
an archaeologist started digging and unearthed the old Basilica
3:11bir arkeolog kazıya başladı ve eski Bazilika'yı,
with a staircase leading down to the 1st century temple.
3:151. yüzyıldaki tapınağa inen bir merdivenle birlikte ortaya çıkardı.
and scrolled on the walls were paintings dedicated to the Mithra god and the logo of the Opera web browser.
3:21ve duvarlarda Mitra tanrısına adanmış resimler ile Opera web tarayıcısının logosu çizilmişti.
Just kidding: hemen önceki iddiayı geri almak
Just kidding, konuşanın hemen önceki sözünün gerçek kabul edilmesini istemediğini gösterir. Burada yalnızca Opera logosuyla ilgili saçma iddiayı geri alır; tapınak ya da resimlerle ilgili anlatımı geçersiz kılmaz. Bu ifade, ciddi görünen bir anlatımdan mizaha hızlı geçişi de işaret eder. Başka bağlamlarda gerçek dışı veya abartılı bir sözün ardından gelerek önceki kısmın şaka olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Bu bölümde Just kidding ne işe yarıyor?
- Konuşanın tapınakta hangi tanrıya tapıldığından emin olmadığını söyler.
- Tapınakta Opera logosu olduğu iddiasını geri alır ve bunun şaka olduğunu gösterir.
- Tapınağın ve bütün resimlerin uydurulduğunu söyler.
Cevabı göster
Tapınakta Opera logosu olduğu iddiasını geri alır ve bunun şaka olduğunu gösterir.
and fully customizable themes.
3:36ve tamamen özelleştirilebilir temalarla yeni bir tarama çağı getiriyor.
Gone are the days of getting lost in your tabs while you deep dive into something new. Deyimler
3:38Yeni bir şeyi derinlemesine araştırırken sekmeler arasında kaybolduğunuz günler geride kaldı.
Gone are the days of...: eski bir sorunun bittiğini anlatan devrik yapı
Gone are the days of X, eski bir durumun veya tekrarlanan bir sorunun artık olağan olmadığını vurgulayarak söylemenin bir yoludur. Bu cümlede X, getting lost in your tabs kısmıdır ve reklam bunu ürünün sona erdirdiği bir sorun olarak sunar. Normal sözcük dizimi The days of X are gone olurdu. gone sözcüğünü başa taşımak özne ile fiilin yer değiştirmesine yol açar: gone + are + the days. Bu, takvimdeki günlerin gerçekten yok olduğu anlamına değil, sözbilimsel bir vurguya gelir.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen beş sözcüklü vurgu kalıbıyla tamamlayın: ____ waiting hours for a reply now that support is available all day.
Cevabı göster
Gone are the days of
deep dive into: derinlemesine araştırmak
Burada deep dive into, bir konuyu ayrıntılı biçimde araştırmak veya incelemek anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır: konuşan kişi suya dalmaktan değil, bilgiyi derinlemesine araştırmaktan söz eder. Kalıp deep dive into + konu şeklindedir. Bu cümlede while you deep dive into something new, “yeni bir konuyu etraflıca araştırırken” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “ayrıntılı biçimde araştırmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before buying the camera, let's ____ the battery tests and repair reviews.
Cevabı göster
deep dive into
you can group your tabs by context and expand and collapse them to keep everything organized. Kelime
3:43sekmelerinizi içeriğe göre gruplandırabilir ve her şeyi düzenli tutmak için onları genişletip daraltabilirsiniz.
expand and collapse: genişletmek ve daraltmak
Arayüz dilinde expand, bir grubun gizli içeriğini göstermek; collapse ise bu içeriği yeniden gizlemek anlamına gelir. Her iki işlemde de grup veya içeriği silinmez. Karşıt anlamlı iki fiil bağlanır ve them nesnesini paylaşır: bu öğeleri genişletmek de daraltmak da mümkündür. Bu kısa yapı menüler, klasörler ve gruplandırılmış öğelerle ilgili talimatlarda yaygındır.
Alıştırma
Klasörün kendisini görünür tutarken iç içe dosyaları önce gösterip sonra gizlemeyi en iyi hangi çift anlatır?
- expand and collapse
- add and remove
- open and close
Cevabı göster
expand and collapse
Tab traces highlights your recently viewed tabs.
3:49Sekme izleri, son görüntülediğiniz sekmeleri vurgular.
the more recently you've visited that tab.
3:53o sekmeyi o kadar yakın zamanda ziyaret etmişsiniz demektir.
The darker ... the more recently ...: eşleşen karşılaştırmalar
the + comparative..., the + comparative... yapısı, değişen iki ölçeği birbirine bağlar. İlk bölüm bir değişimi ortaya koyar; ikinci bölüm ise buna bağlı sonucu veya karşılık gelen değişimi verir. Bu cümlede alt çizginin daha koyu olması, sekmenin şu ana daha yakın bir zamanda ziyaret edilmiş olmasıyla bağlantılıdır. darker ve more recently önündeki the sözcükleri eşleşen karşılaştırma yan cümlelerini işaretler; sıradan belirli tanımlıklar değildir. darker ve more recently en üstünlük derecesi de değildir.
Alıştırma
Eşleşen karşılaştırma yapısını tamamlayın: ____ longer you wait, ____ colder the food gets.
Cevabı göster
The · the
comparing products or taking notes while you watch your favorite YouTube channels.
3:59ürünleri karşılaştırarak veya notlar alarak bir profesyonel gibi çalışmanıza ve gezinmenize olanak tanır.
lets you work and browse: let + nesne + fiilin yalın hâli
lets you work and browse ifadesinde let, let + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler. You, lets fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda work ile browse eylemlerinin anlamca öznesidir. work ve browse, and ile bağlandığı için lets you bölümünü paylaşır. Burada iki fiil de to almaz: lets you work denir, lets you to work denmez. Bu ürün özelliği açıklamasında lets, bir şeyi yapmayı mümkün kılmak anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?
- This app lets you to edit and share photos.
- This app lets you editing and sharing photos.
- This app lets you edit and share photos.
Cevabı göster
This app lets you edit and share photos.
Like a pro: profesyonel statü değil, becerikli performans
Burada like a pro, “bir profesyonelin becerisi ve verimliliğiyle” anlamına gelir. Birinin ne kadar rahat ve başarılı çalıştığını över; ancak o kişinin gerçekten profesyonel eğitim veya yeterlilik sahibi olduğunu söylemez. like + bir kişi veya rol yapısı, bir eylemin gerçekleştirilme biçimini o modelle karşılaştırır. Reklam dilinde genellikle olumlu ve biraz abartılı bir vaat havası katar.
Alıştırma
“Nina fixed the bike like a pro,” cümlesinde like a pro ne anlatır?
- Kişinin yaptığı iş için ücret aldığını söyler.
- Kişinin profesyonel olup olmadığına bakılmaksızın etkileyici bir beceriyle çalıştığını söyler.
- Kişinin resmî bir mesleki yeterliliğe sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster
Kişinin profesyonel olup olmadığına bakılmaksızın etkileyici bir beceriyle çalıştığını söyler.
Just drag your tab downwards and the split screen will click into place. Deyimler
4:02Sekmenizi aşağıya doğru sürüklemeniz yeterli; bölünmüş ekran yerine oturacaktır.
Click into place: doğru konuma geçmek
Bu cümlede click into place, sekme aşağı sürüklendikten sonra bölünmüş ekran düzeninin doğru konumuna düzgünce geçmesi anlamına gelir. click fiili, fiziksel bir parça ses çıkarmasa bile hızlı ve belirgin bir şekilde oturma veya kenetlenme hissi verir. Buradaki click, fare düğmesine basma talimatı değildir. something clicks into place yapısının tamamı hareketin sonucunu, yani bir şeyin amaçlanan konuma ulaşmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, “doğru konuma sağlamca oturmak” anlamındaki click ifadesiyle tamamlayın: Press the lid down until it ____.
Cevabı göster
clicks into place
you can control your music from seven different streaming platforms without interrupting your browsing.
4:08gezinmenizi kesintiye uğratmadan yedi farklı yayın platformundan müziğinizi kontrol edebilirsiniz.
can generate images from a simple prompt and answer questions without switching tabs. Kelime
4:19basit bir istemden görüntüler oluşturabilir ve sekmeleri değiştirmeden soruları yanıtlayabilir.
Yapay zekâ talimatı olarak prompt
Burada prompt, kullanıcının yapay zekâya ne oluşturacağını veya neyi yanıtlayacağını bildirmek için verdiği yazılı talimat ya da istektir. a simple prompt ifadesindeki a artikeli, prompt sözcüğünün sayılabilen bir isim olduğunu gösterir. Üretken yapay zekâ bağlamında prompt, modelin oluşturduğu görsel veya yanıt değil, modeli yönlendiren girdi olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Enter a prompt to make the AI draw a blue castle.” Prompt nedir?
- Yapay zekâya verilen yazılı bir talimat
- Yapay zekânın oluşturduğu görsel
- Tarayıcı sekmelerini değiştirmek için kullanılan bir tuş
Cevabı göster
Yapay zekâya verilen yazılı bir talimat
Just hit control plus slash and start asking questions. Kelime
4:24Sadece kontrol artı eğik çizgiye basın ve soru sormaya başlayın.
Yazılım yönergelerinde hit Control plus slash
Sesli bilgisayar yönergelerinde hit, bir tuşa basmak anlamına gelir. Control plus slash bir tuş birleşimini belirtir: Control tuşunu basılı tutup eğik çizgi tuşuna (/) basın. Bu ifade tek bir hızlı işlem anlatır; klavyeye vurmayı, sayıları toplamayı veya bölme işlemi yapmayı söylemez. Aynı kalıp Control plus C gibi kısayollarda da görülür.
Alıştırma
“Hit Control plus slash” ne yapmanızı söylüyor?
- Control tuşunu basılı tutup eğik çizgi tuşuna basmak
- control plus slash sözcüklerini yazmak
- Control tuşuna basıp bırakmak ve ardından artı işareti yazmak
Cevabı göster
Control tuşunu basılı tutup eğik çizgi tuşuna basmak
colors, animations, and even sound effects.
4:35renkler, animasyonlar ve hatta ses efektleriyle tarayıcıyı gerçekten kendinize ait hale getirebilirsiniz.
make the browser truly yours: sahiplik değil, kişiselleştirme
make + nesne + yours kalıbında yours bir sonuç tümlecidir: bir değişiklikten sonra nesnenin kullanıcıya nasıl hissettirdiğini anlatır. Burada make the browser truly yours, tarayıcıyı zevklerine ve tercihlerine uyacak şekilde kişiselleştirmek anlamına gelir. Temalar, renkler, animasyonlar ve ses efektleri anlamın mecaz olduğunu gösterir. Bunlar tarayıcının yasal sahipliğini değil, kullanıcı deneyimini değiştirir.
Alıştırma
Hangi cümlede make ... yours, yasal sahipliği değiştirmek yerine bir şeyi tercihlerine göre kişiselleştirmek anlamında kullanılmıştır?
- Sign the transfer papers to make the building legally yours.
- Change the layout and colours to make the workspace truly yours.
- Place the shared laptop on your desk.
Cevabı göster
Change the layout and colours to make the workspace truly yours.
Download Opera today using the link in the description and start exploring a new era of browsing.
4:41Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak Opera'yı bugün indirin ve yeni bir gezinme çağını keşfetmeye başlayın.
We've seen how Rome is built almost entirely on old ruins. Anlatım akışı
4:48Roma'nın neredeyse tamamen eski kalıntıların üzerine nasıl inşa edildiğini gördük.
We've seen how: özetleme ve geçiş ifadesi
Burada We've seen, herkesin bir şeye gerçekten gözleriyle baktığı anlamına gelmek zorunda değildir; artık o konuyu öğrendiğimizi veya ortaya koyduğumuzu anlatır. How, gözden geçirilen süreci ya da durumu, yani Roma'nın nasıl kurulduğunu ifade eden bölümü başlatır. Present perfect, tamamlanmış açıklamayı şimdiki ana bağlar. Bir söylem işareti olarak We've seen how, önceki bilgiyi konuşmacı ile dinleyicilerin paylaştığı bir bilgi olarak özetler, bir aşamayı kapatır ve dinleyicileri sonraki noktaya hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümlede We've seen how, yeni bir konuya geçmeden önce ortak bilgiyi özetlemek için kullanılmıştır?
- Look at the green poster by the door.
- We've seen how plants use light; next, we'll examine what happens at night.
- We may see some plants near the entrance tomorrow.
Cevabı göster
We've seen how plants use light; next, we'll examine what happens at night.
But one of the best examples of a layered city dates back to a time long before Rome ever existed. Öbek fiiller
4:52Ancak katmanlı bir şehrin en iyi örneklerinden biri Roma'nın var olmasından çok önceki bir zamana dayanıyor.
dates back to + zaman: geçmiş bir döneme uzanmak
Dates back to bir nesneyi, yeri, geleneği veya örneği başladığı ya da zaten var olduğu geçmiş dönemle ilişkilendirir. Burada tekil özne one of the best examples olduğu için dates kullanılır ve ifade, bu örneği Roma'nın varlığından önceki bir döneme yerleştirir. Kalıp subject + date/dates back to + time şeklindedir. Tarihsel kökeni veya uzun süredir var olmayı anlatır; romantik bir buluşma ayarlamak ya da bir şeye tarih biçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: The oldest part of the castle ____ the fourteenth century.
Cevabı göster
dates back to
you'll find these strange-looking hills with mysteriously flat tops.
5:00tepeleri gizemli bir şekilde düz olan bu tuhaf görünümlü tepeleri bulabilirsiniz.
are known as tells: arkeoloji terimi olan tell ismi
Tell, insanların aynı yere yerleşim kurup burayı terk etmesi ve daha sonra yeniden yapılaşmasıyla oluşan arkeolojik bir höyüktür. Pek çok kuşak boyunca duvarlar, molozlar ve toprak görünür katmanlar oluşturur; bu nedenle düz tepeli höyükler geçmiş yerleşimlerin sırasını koruyabilir. Are known as tells içinde be known as adı tanıtır ve tells çoğul isimdir. Anlatıcı, terimin yazımı ve sesi için Tel Aviv'deki Tel öğesini bir ipucu olarak gösterir.
Alıştırma
Bir arkeoloji yazısında a tell ne anlama gelir?
- Tepesi düz olan herhangi bir doğal tepe
- Birine bilgi verme eylemi
- Eski yerleşim katmanlarının birikmesiyle oluşan höyük
Cevabı göster
Eski yerleşim katmanlarının birikmesiyle oluşan höyük
used to look like: geçmişteki görünüşü anlatmak
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte var olan ancak artık geçerli olmayan ya da değiştiği anlaşılan bir durumu veya tekrarlanan olayı anlatır. Burada used to look like, Tel Aviv'in önceki görünüşünü belirtir ve bunu bugünkü görünüşüyle karşılaştırır. Look like dış görünüşü anlatır. Used to sonrasında looked veya looking değil, fiilin yalın hâli olan look kullanılır; like ise görünüşün neye benzetildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçenek hangisidir? The library is modern now, but it ____ an old train station.
- is used to looking like
- used to look like
- used to looked like
Cevabı göster
used to look like
These are artificial hills formed by centuries of civilizations building on top of each other.
5:10Bunlar, yüzyıllar boyunca medeniyetlerin birbirinin üzerine inşa edilmesiyle oluşmuş yapay tepelerdir.
Inside each tell is a world full of old ruins lost in time. Deyimler
5:16Her bir höyüğün içinde zaman içinde kaybolmuş eski kalıntılarla dolu bir dünya vardır.
lost in time: tarih tarafından gizlenmiş veya unutulmuş
Lost in time, geçmişten gelen bir şeyin uzun yıllar boyunca gizli, unutulmuş veya bilinmez durumda kalmasını anlatan bir mecazdır. Burada eski kalıntıların gerçek anlamda zamanın içinde kaybolduğunu değil, tarih katmanlarının altında gömülü kaldığını hissettirir. Bu ifade anlatıma çoğu zaman gizemli veya nostaljik bir hava katar. Saatler ya da zamanda yolculukla ilgili bir ifade olarak değil, tarihin neleri gizlediğine dair bir yorum olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bir belgeselde anlatıcı 'This tradition was lost in time.' diyor. Bunun anlamı nedir?
- Uzun süre tarih tarafından unutulmuş veya gizlenmişti.
- Fiziksel olarak başka bir zamana gitti.
- İnsanlar ne kadar zaman geçtiğini fark etmedi.
Cevabı göster
Uzun süre tarih tarafından unutulmuş veya gizlenmişti.
Perhaps one of the most impressive of these is the ancient city of Troy,
5:22Belki de bunlardan en etkileyici olanı antik Truva şehridir,
which first began as a small settlement back in 3000 BC.
5:26ki ilk olarak M.Ö. 3000'lerde küçük bir yerleşim yeri olarak başlamıştır.
The buildings were mostly made from mud bricks. Kalıp ifadeler
5:31Binalar çoğunlukla kerpiçten yapılıyordu.
made from mud bricks: kaynak malzeme ve dönüşüm
Be made from, tamamlanmış bir şeyin hangi malzemeden geldiğini belirtir ve çoğu zaman işleme ya da dönüşümü vurgular. Burada çamur tuğla hâline getirilmiş, ardından bu tuğlalar binaların ana malzemesi olarak kullanılmıştır. Edilgen yapı be + made from + malzeme şeklindedir. Bu yapı, kimin yaptığına odaklanmadan tamamlanmış bir nesnenin malzeme kaynağını açıklamanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için en doğal ifadeyi seçin: Cheese is ____ milk, which changes greatly during production.
- made from
- made by
- made of
Cevabı göster
made from
the material decomposed and covered the ruins in soil.
5:35malzeme ayrışıyor ve kalıntıları toprakla kaplıyordu.
Then a new settlement came along and built on top. Öbek fiiller
5:39Daha sonra yeni bir yerleşim yeri geliyor ve bunun üzerine inşa ediliyordu.
came along: olaylar gelişirken ortaya çıkmak
Burada came along, durum geliştikçe bir şeyin ortaya çıktığı veya ardından geldiği anlamına gelir. Geçmiş zamandaki bu öbek fiil, anlatıyı bir sonraki yerleşime taşır; bir yol boyunca hareket etmeyi anlatmaz. Bir yerleşim bir mekândır, ancak burada oraya gelen veya orada kurulan yeni topluluğu temsil eder. Daha genel olarak come along, devam eden bir süreçte ortaya çıkan bir kişiyi, fırsatı, çözümü veya gelişmeyi anlatıya katabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede came along, olaylar gelişirken ortaya çıkmak veya gelmek anlamındadır?
- The repair is coming along nicely.
- A helpful neighbour came along just when we needed one.
- Come along with us to the museum.
Cevabı göster
A helpful neighbour came along just when we needed one.
eight more civilizations took over this mound, Öbek fiiller
5:43sekiz medeniyet daha bu höyüğü devraldı;
took over: kontrolü ele geçirmek
Burada took over, 'kontrolünü ele geçirdi' anlamındadır. Höyük aynı yerde kaldı; farklı uygarlıklar onu farklı dönemlerde kontrol etti veya işgal etti. Take over çoğu zaman kontrolün ya da sorumluluğun bir kişiden, gruptan veya sistemden diğerine geçmesini anlatır. Bu cümlede sekiz uygarlık bunu aynı anda değil, birbiri ardına yaptı.
Alıştırma
Dersteki 'kontrolünü ele geçirdi' anlamına gelen iki sözcüklü fiili kullanarak tamamlayın: When the editor retired, Nina ____ the magazine.
Cevabı göster
took over
going from the Persians to Alexander the Great and eventually the Romans, Anlatım akışı
5:46Perslerden Büyük İskender'e ve nihayetinde Romalılara kadar uzanan süreçte,
going from A to B and eventually C: sıralı bir ilerleyiş
going from... ortaçlı ifadesi, önceki açıklamaya sıralı bir özet ekler. From the Persians to Alexander the Great tarihsel aşamalardaki ilerleme yönünü gösterirken and eventually the Romans daha fazla zaman geçtikten sonra ulaşılan sonraki son noktayı belirtir. Bu kalıp bir yolculuğu anlatmaz. Uzun bir değişimi, gelişimi veya sıralamayı açık bir A'dan B'ye ve ardından C'ye ilerleyiş biçiminde özetlemek için go from A to B and eventually C kullanılabilir.
Alıştırma
Sıralı özet kalıbını tamamlayın: The club grew, ____ ten members ____ fifty and ____ more than a hundred.
Cevabı göster
going from · to · eventually
when the nearby port dried up and the last civilization left the city. Öbek fiiller
5:53M.S. 500 yılına kadar bu devam etti.
dried up: bütün suyunu kaybetmek
Burada dried up, geçişsiz kullanılan dry up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Limanın içindeki veya çevresindeki suyun yavaş yavaş yok olduğunu, limanı kuru bıraktığını ve limanın artık işlevini yerine getiremediğini anlatır. Birisi limanı bilerek kurutmamıştır. Özne bir liman, nehir veya kuyu olduğunda dry up, suyun bulunduğu bir durumdan çok az ya da hiç su bulunmayan bir duruma geçişi anlatır. Aynı öbek fiil tükenen kaynaklar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi 'bütün suyunu kaybetti' anlamındaki iki sözcüklü, geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: After three rainless years, the reservoir finally ____.
Cevabı göster
dried up
Eventually, the buildings crumbled back into the hill and the soil took over,
5:57Sonunda binalar parçalanıp tekrar tepeye karıştı ve toprak her yeri kapladı,
making Troy a complete mystery until it was discovered in the 1800s.
6:02böylece Truva, 1800'lerde keşfedilene kadar tam bir sır olarak kaldı.
But there is something we haven't talked about yet. Anlatım akışı
6:11Fakat henüz konuşmadığımız bir şey var.
What happens when buildings and cities literally sink into the ground?
6:13Binalar ve şehirler kelimenin tam anlamıyla yerin içine battığında ne olur?
Ama henüz konuşmadığımız bir şey var... ... olduğunda ne olur?
Bu iki cümle açıklamayı düzenler. But, daha önce ele alınan konudan farklı bir yöne geçildiğini gösterir. There is something we haven't talked about yet, yeni cevabı hemen vermeden bir eksikliği belirtir; ardından gelen What happens when ...? ise bu eksikliği sıradaki soruya dönüştürür. Bu kalıp, konuşmacının açıklamada yeni bir dalı açıkça başlatmasına yardım eder: önce eksik olan nokta belirtilir, sonra sıradaki bölümü yönlendirecek soru sorulur. Burada literally, sink sözcüğünün mecazi bir düşüşü değil, gerçekten toprağın içine doğru fiziksel hareketi anlattığını gösterir.
Alıştırma
Hangi parça aynı iki aşamalı geçişi kullanır: önce eksik bir konuyu belirleyip sonra yönlendirici bir soruyla o konuyu açmak?
- We have discussed every risk, and there is nothing else to add.
- But there is one risk we haven't discussed yet. What happens when the backup fails?
- The backup failed yesterday, so the team replaced it.
Cevabı göster
But there is one risk we haven't discussed yet. What happens when the backup fails?
Did you know that Shanghai is currently sinking by around 1 cm every year?
6:18Şangay'ın şu anda her yıl yaklaşık 1 cm battığını biliyor muydunuz?
the only way to get fresh drinking water was to pump it out of the ground. Notlar
6:28tatlı içme suyu elde etmenin tek yolu onu yer altından pompalamaktı.
the only way to ... was to ...: hedef ve tek yöntem
the only way to do A was to do B kalıbı, bir hedefi geçmişteki belirli bir zamanda kullanılabilen tek yöntemle bağlar. İlk mastar olan to get fresh drinking water hedefi, ikinci mastar olan to pump it out of the ground ise yöntemi belirtir. Only sözcüğü way sözcüğünü sınırlar; bu yüzden cümle başka bir yöntem olmadığını söyler. Yalnızca az miktarda suya ihtiyaç duyulduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Verilen eylemle hedef kalıbı tamamlayın: Before the bridge was built, the only way to cross the river was ____. 'take a ferry' kullanın.
Cevabı göster
to take a ferry
pump ... out of the ground: sıvıyı kaynağından dışarı pompalamak
pump it out of the ground ifadesinde pump, bir sıvıyı pompa kullanarak taşımak anlamına gelen bir eylem fiilidir. Kalıp pump + nesne + out of + kaynak biçimindedir: it suyu, the ground ise suyun geldiği yeri belirtir. Burada out of, bir kaynağın içinden dışarı doğru hareketi gösterir. run out of water ifadesindeki gibi hiç kalmaması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir pompanın suyu bodrumun içinden dışarı taşıdığı anlamına gelir?
- They pumped the basement out of the water.
- They pumped water out of the basement.
- They ran out of water in the basement.
Cevabı göster
They pumped water out of the basement.
causing the ground to compress and sink.
6:35ve bu da zeminin sıkışmasına ve batmasına neden oluyor.
but the soil beneath Shanghai is particularly soft.
6:40ancak Şangay'ın altındaki toprak özellikle yumuşaktır.
And with the sheer weight of all the skyscrapers sitting on top, Kalıp ifadeler
6:43Ve üzerine oturan tüm gökdelenlerin devasa ağırlığıyla,
with the sheer weight of: aşırı ağırlığı neden olarak sunmak
Cümlenin başındaki with, sonuca katkıda bulunan bir durumu tanıtır. Sheer, weight sözcüğünü güçlendirir: toplam ağırlığın başlı başına olağanüstü büyük olduğunu vurgular. İfade, bu muazzam ağırlığı değişimin önemli bir nedeni olarak sunar; sheer burada “sarp” veya “şeffaf” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp with the sheer + isim + of ... şeklindedir. Sonraki sonucu açıklamaya yardım eden aşırı bir miktarı veya niteliği öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi, büyük bir ağırlığı neden olarak sunan bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: ____ the wet snow pressing down on it, the old roof began to bend.
Cevabı göster
With the sheer weight of
they fall below sea level and end up completely lost. Kalıp ifadeler
6:52deniz seviyesinin altına düşerler ve sonunda tamamen kaybolurlar.
fall below sea level: rakım eşiğinin altına geçmek
Fall below sea level ifadesindeki fall, şehrin bir insan gibi düşmesi değil, bir yüksekliğin veya rakımın azalması anlamına gelir. Below sea level, okyanusun ortalama seviyesine dayanan standart sıfır rakım referansının altında demektir. Bu ifade, ölçülen bir yükseklik eşiğinin aşağı doğru geçilmesini anlatır. Tek başına bir yerin deniz tabanında olduğu veya şu anda deniz suyuyla kaplı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kasabanın ölçülen rakımının deniz seviyesi referansının altına düştüğünü, fakat kasabanın mutlaka su altında olduğunu söylemeden anlatır?
- The town was below sea level when it was founded.
- The town sank below the sea surface during the storm.
- The town fell below sea level after decades of subsidence.
Cevabı göster
The town fell below sea level after decades of subsidence.
The only real solution to get above the water is to build on top.
6:55Suyun üzerinde kalabilmek için tek gerçek çözüm, üstüne inşa etmektir.
it already has an entire network of streets and abandoned buildings hidden beneath the modern city.
7:05zaten modern şehrin altında gizlenmiş, sokaklardan ve terk edilmiş binalardan oluşan bütün bir ağa sahiptir.
Although ... already: ödünleme ve beklenmedik sonuç
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: Seattle'ın yalnızca 175 yıllık olması, şehrin çok katmanlı bir kent tarihine sahip olmayacağı beklentisini oluşturur. Ana cümledeki already, yer altı ağının beklenenden daha erken var olduğunu gösterir. Although X, Y already... yapısı X ile bir beklenti oluşturur, ardından buna rağmen şaşırtıcı olan Y'nin doğru olduğunu belirtir.
Alıştırma
Kütüphanenin genç yaşı düşünüldüğünde şaşırtıcı olan bir sonucu anlatmak için although ve already sözcüklerini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The library is only five years old, although it does not yet hold a valuable collection.
- Because the library is only five years old, it already holds a valuable collection.
- Although the library is only five years old, it already holds a valuable collection.
- Although the library is only five years old, but it already holds a valuable collection.
Cevabı göster
Although the library is only five years old, it already holds a valuable collection.
a devastating fire ripped through the newly formed city, Öbek fiiller
7:13yeni kurulan şehri yıkıcı bir yangın sardı
ripped through ile hızlı ve yıkıcı hareket
Burada ripped through, yangının şehri hızla ve şiddetle geçerek geniş çaplı yıkıma neden olduğu anlamına gelir. Rip sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmaz; bu öbek fiil yangını geçtiği yerde yıkıcı bir yol açan güçlü bir kuvvet olarak gösterir. Aynı yapı, bir yerden veya gruptan hızlı ve güçlü biçimde geçen başka olayları da anlatabilir.
Alıştırma
Hızlı ve yıkıcı hareketi göstermek için ripped through kullanan cümle hangisidir?
- The guide walked through the valley and took photographs.
- The workers rebuilt the homes after the fire.
- The wildfire ripped through the valley, destroying dozens of homes.
- The smoke spread through the room slowly, without causing damage.
Cevabı göster
The wildfire ripped through the valley, destroying dozens of homes.
Önceki bir örneğe bağlanan just like Rome
Just like Rome, önceki bilgiye bağlanan bir karşılaştırma işaretidir. Dinleyiciye yeni şehri anlamak için daha önce verilen Roma örneğini bir çerçeve olarak kullanmasını söyler: büyük bir yangından sonra geniş çaplı yeniden inşa gerekmiştir. Karşılaştırma yalnızca bu bağlamdaki ilgili benzerliği belirtir. İki şehrin her yönden aynı olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, yeni bir örneği dinleyicinin zaten bildiği açıklama çerçevesine bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede just like Rome dinleyiciye ne anlatır?
- Farklı bir şehir olduğu için önceki örneği göz ardı etmek.
- Roma ile bu şehrin her yönden tamamen aynı olduğunu varsaymak.
- İlgili yeniden inşa modelini anlamak için önceki Roma örneğini kullanmak.
Cevabı göster
İlgili yeniden inşa modelini anlamak için önceki Roma örneğini kullanmak.
The mayor took this as an opportunity to drastically improve the city's design, Kalıp ifadeler
7:20Belediye başkanı, bunu şehrin tasarımını büyük ölçüde iyileştirmek için bir fırsat olarak değerlendirdi,
which already had huge problems with flooding.
7:25zira şehirde halihazırda büyük sel sorunları vardı.
took this as an opportunity to + fiil
Burada took this as an opportunity to, belediye başkanının yeniden inşa zorunluluğunu yararlı bir fırsat olarak gördüğünü ve şehrin tasarımını iyileştirerek bu fırsatı değerlendirdiğini anlatır. This, yangından sonra yeniden inşanın gerekli olduğu durumu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp take + durum + as an opportunity + to + fiilin yalın hâlidir. Bir kişinin, çoğu zaman zor olan bir durumu etkin biçimde eylem fırsatına dönüştürdüğünü gösterir. Durumun kendisinin iyi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
take + durum + as an opportunity + to hedef kalıbını tamamlayın. During yesterday's workshop, Leo ____ ask more questions.
Cevabı göster
took the delay as an opportunity to
The idea was to raise the entire city and install drainage pipes underneath the streets, Anlatım akışı
7:27Fikir, tüm şehri yükseltmek ve sokakların altına drenaj boruları döşeyerek
allowing the water to naturally flow out to the sea.
7:33suyun doğal yollarla denize akmasını sağlamaktı.
The idea was to + fiilin yalın hâli: ana planı tanıtma
The idea was to + fiilin yalın hâli kalıbı, ana planı veya amaçlanan yöntemi tanıtır. Burada drenaj sorununu iki parçalı bir mühendislik önerisine dönüştürür: şehri yükseltmek ve borular döşemek. The belirli tanımlığı, bunun sıradan bir öneri değil, zaten konuşulmakta olan ana fikir olduğunu gösterir. Geçmiş zaman biçimi was, planı geçmişe yerleştirir; bu kalıp tek başına planın tamamlanıp tamamlanmadığını söylemez.
Alıştırma
Bir proje değerlendirmesinde hangi cümle sonuç veya sorun yerine ana planı tanıtır?
- The idea was to collect rainwater for the garden.
- One result was that the garden needed less tap water.
- The main problem was a lack of storage barrels.
Cevabı göster
The idea was to collect rainwater for the garden.
6 m high stone walls were built on either side of the streets Kalıp ifadeler
7:37sokakların her iki tarafına 6 metre yüksekliğinde taş duvarlar örüldü
Pull this off: zor bir planı başarmak
Pull something off, zor, iddialı veya başarılması pek olası görünmeyen bir şeyi başarmak anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. pull this off ifadesindeki this, mühendislik planının tamamını belirtir. To pull this off ifadesinde mastar amacı gösterir: duvarlar, planın işlemesini sağlamak amacıyla yapıldı. Bu bir amaç ifadesi olduğu için hedefi anlatır; tek başına nihai sonucu bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade pull ... off ile tamamlayın: The repair looked impossible, but the team managed to ____.
Cevabı göster
pull it off
İki taraflı konum için “on either side of”
Bu cümlede on either side of the streets, “sokakların iki tarafının her birinde” anlamına gelir. Taş duvarlar iki olası taraftan yalnızca birine değil, her iki tarafa da yapılmıştır. Mekânsal betimlemelerde on either side of + yer veya nesne, çoğunlukla insanların ya da nesnelerin onun solunda ve sağında bulunduğunu anlatır. either seçim bağlamında “ikisinden biri” anlamına gelebilse de burada either side iki tarafı ayrı ayrı kapsar.
Alıştırma
Örnekte on either side of the streets ne anlama geliyor?
- Sokakların seçilmiş bir yanında
- Sokakların ortasında
- Sokakların iki yanında
Cevabı göster
Sokakların iki yanında
Seattle went through a weird phase with its buildings sat two stories below street level, Kalıp ifadeler
7:44Seattle, binalarının sokak seviyesinin iki kat altında kaldığı tuhaf bir dönem geçirdi
“went through a weird phase”: geçici ve tuhaf bir dönem yaşamak
Burada went through a weird phase, şehrin binalarıyla sokak düzeninin alışılmadık olduğu geçici bir dönem yaşadığını anlatır. Go through a phase bir durumu, bir süre devam edip sonra değişen bir aşama olarak sunar; bir yerden fiziksel olarak geçmeyi anlatmaz. Kalıp go through + a/an + sıfat + phase şeklindedir. Fiil zamana göre değişir: went through bu alışılmadık dönemi geçmişe yerleştirir.
Alıştırma
Örnekte went through a weird phase Seattle hakkında ne söylüyor?
- Sokak düzenini sonsuza kadar tamamen aynı tuttu.
- Fiziksel olarak tuhaf bir yerden geçti.
- Düzeninin alışılmadık olduğu geçici bir dönem yaşadı.
Cevabı göster
Düzeninin alışılmadık olduğu geçici bir dönem yaşadı.
and people had to descend on ladders to get to shops and houses.
7:49ve insanlar dükkanlara ve evlere ulaşmak için merdivenlerden inmek zorunda kaldı.
Eventually, the gaps were filled in and proper sidewalks were installed,
7:53Sonunda, boşluklar dolduruldu ve düzgün kaldırımlar yapıldı,
leaving behind a well-preserved city right beneath Seattle's streets.
7:56Seattle sokaklarının tam altında iyi korunmuş bir şehir kaldı.
we'll be giving away another $100 Amazon gift card to one lucky viewer.
8:08şanslı bir izleyiciye 100 dolarlık bir Amazon hediye kartı daha vereceğiz.
All you need to do is sign up at the link below,
8:13Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,
and leave a comment saying what you think of these amazing underground ruins.
8:17ve bu harika yeraltı kalıntıları hakkında ne düşündüğünüzü belirten bir yorum bırakmak.