Mavi Boya Concorde İçin Neden Sorun Yarattı: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Pepsi, Project Blue için bir Concorde'u maviye boyadı. Koyu boya ısıyı artırdı, hızı sınırladı ve Coca-Cola'yı yakalayamayan pahalı bir kampanya yarattı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. And so began Project Blue. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: yeni aşamayı açan fiil-özne devrikliğini tanıyın. 2. played a key role in absorbing — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: yakıtın ısı kontrolündeki rolünü açıklamak için play a key role in + -ing yapısını öğrenin. 3. set the company back — Phrasal verbler: boyamanın bir milyon dolara mal olduğunu anlayın ve gider belirtmek için set someone back + miktar yapısını kullanın.
Bu derste
But they weren't there to fly to some exotic destination.
0:11Ancak oraya egzotik bir yere uçmak için gelmemişlerdi.
emblazoned with the Pepsi logo: Pepsi logosunun dikkat çekici biçimde sergilenmesi
emblazoned with the Pepsi logo ifadesinde emblazoned, “bir yüzey üzerinde çok belirgin biçimde sergilenen” demektir. Logo yalnızca orada bulunmaz; kolayca fark edilecek şekilde gösterilir. Yaygın kalıp be emblazoned with + desen, yazı veya simge şeklindedir. printed with ifadesinden daha canlı ve biraz daha resmîdir; bu yüzden görsel betimlemeye güçlü ya da çarpıcı bir hava katar.
Alıştırma
“Bir yüzey üzerinde belirgin biçimde sergilenen” anlamındaki canlı ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team jackets were ____ the gold club crest.
Cevabı göster
emblazoned with
Today, we're going to look at one of the biggest marketing stunts of the '90s Kalıp ifadeler
0:22Bugün, 90'ların en büyük pazarlama numaralarından birine bakacağız
marketing stunts: dikkat çeken pazarlama hamleleri
marketing stunt, bir markayı, ürünü veya hizmeti tanıtmak için planlanmış, dikkat çekici bir eylemdir. Burada stunts çoğuldur, çünkü bu etkinlik 1990'ların en büyük örneklerinden biri olarak sayılmaktadır. Bu ifadede stunt, bir film için gerçekleştirilen tehlikeli bir hareket anlamına gelmez. İnsanların ve haber kuruluşlarının hakkında konuşmasını sağlayacak kadar sıra dışı olan, tanıtım etkisi yaratan etkinliğin kendisini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Painting one city bus to look like a giant cereal box was a one-off, attention-grabbing _____ for the cereal brand.
- marketing campaign
- film stunt
- marketing stunt
Cevabı göster
marketing stunt
as simple as a paint job: bir boya işi kadar basit
something as simple as a paint job isim öbeğinde as simple as a paint job, something sözcüğünü niteler ve bir boya işini çok basit, sıradan görünen bir ayrıntının tanıdık örneği olarak sunar. Bu çerçeveleme çoğu zaman bir karşıtlığa zemin hazırlar: basit görünen bir ayrıntı bile şaşırtıcı veya önemli bir etki yaratabilir. Burada yalnızca adı belli iki nesne arasında tarafsız bir karşılaştırma yapılmaz.
Alıştırma
Burada as simple as a paint job ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Bir boya işini sıradan görünen, ancak etkileri yine de önemli olabilecek bir ayrıntı olarak sunar.
- Boya işinin ne kadar süreceğini sorar.
- Her boya işinin diğer tüm iş türlerinden daha kolay olduğunu söyler.
Cevabı göster
Bir boya işini sıradan görünen, ancak etkileri yine de önemli olabilecek bir ayrıntı olarak sunar.
created a serious technical issue for this supersonic airliner.
0:29bu süpersonik yolcu uçağı için nasıl ciddi bir teknik sorun yarattığını göreceğiz.
Pepsi had decided it was time to change their design. Dilbilgisi
0:35Pepsi tasarımlarını değiştirme zamanının geldiğine karar vermişti.
it was time to change: değiştirme zamanı gelmişti
it was time to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi gerçekleştirmek için uygun zamanın gelmiş olduğunu belirtir. To sözcüğünden sonra gelen change, fiilin yalın hâlidir. Was bu değerlendirmeyi anlatının geçmişteki bir noktasına yerleştirir: Pepsi o sırada tasarımını değiştirmesi gerektiğine karar vermişti. İfade saat üzerindeki zamanı değil, harekete geçme zamanını veya gerekliliğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi it was time to + doğru fiilin yalın hâli ile tamamlayın: After ten years with the same logo, the team agreed ____ it.
Cevabı göster
it was time to change
clashed with their rivals: fiziksel çarpışma değil, marka çatışması
Burada clashed with, fiziksel bir çarpışmayı veya şirketler arasında yaşanan belirli bir kavgayı anlatmaz. Kırmızının yoğun olduğu tasarım bir marka çatışması yaratıyordu: kırmızı, Pepsi'den çok rakibi Coca-Cola ile güçlü biçimde ilişkilendiriliyordu. Daha genel olarak iki renk, tarz, fikir veya plan birbirine uymadığında ya da ciddi biçimde çatıştığında X clashes with Y denebilir.
Alıştırma
"The neon green logo clashed with the elegant black packaging," cümlesinde clashed with ne anlama gelir?
- fiziksel olarak çarptı
- belirgin biçimde uyumsuz görünüyordu
- aynı şirket tarafından üretildi
Cevabı göster
belirgin biçimde uyumsuz görünüyordu
So they rebranded to a mostly blue can
0:43Bu yüzden markalarını çoğunlukla mavi bir kutuya dönüştürdüler
And so began Project Blue: anlatı devrikliği
Bu, anlatıda kullanılan bir devrik yapıdır. Cümle, tarafsız Project Blue began sırası yerine fiili özneden önce getirir: so + began + Project Blue. And so, yeni olayı önceki gelişmelere bağlar; devrik yapı da projenin başlamasını önemli bir yeni bölümün açılışı gibi gösterir. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir dönemin başlangıcını tanıtmak için dramatik anlatı devrikliği kullanır?
- And so began the school's robotics adventure.
- Did the school's robotics adventure begin?
- And so the school's robotics adventure began.
Cevabı göster
And so began the school's robotics adventure.
struck a deal with Air France: Air France ile anlaşmaya varmak
Bu cümlede struck a deal with, “biriyle anlaşmaya varmak” anlamına gelir. Struck, strike fiilinin geçmiş zaman biçimidir; with ise anlaşmanın karşı tarafını belirtir. Buradaki strike, bir şeye vurmak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp strike a deal with + kişi veya kuruluş şeklindedir ve özellikle görüşme ya da pazarlık sonucunda anlaşmaya varıldığında kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi strike a deal with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of talks, the startup finally ____ the supplier.
Cevabı göster
struck a deal with
allowing them to repaint one of the 20 Concordes
0:53bu anlaşma, o dönemde var olan 20 Concorde'dan birini
which made it much lighter than other Concordes.
1:11bu da onu diğer Concorde'lardan çok daha hafif yapıyordu.
Sierra Delta holds the record for the fastest circumnavigation of the globe, Kalıp ifadeler
1:14Sierra Delta, dünyanın en hızlı çevresini dolaşma rekorunu elinde tutuyor,
holds the record for: bir alandaki rekoru elinde tutmak
Holds the record for, “belirli bir kategoride resmî olarak veya geniş ölçüde kabul edilen en iyi sonucu şu anda elinde tutmak” anlamına gelir. Burada for, dünyanın çevresini en hızlı dolaşma kategorisini belirtir. Buradaki hold, bir şeyi fiziksel olarak elde tutmak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp hold the record for + isim veya -ing yapısıdır.
Alıştırma
Cümleyi hold the record for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mina still ____ the fastest 100-metre swim at her school.
Cevabı göster
holds the record for
at their disposal: kullanımlarına hazır
'At someone's disposal', bir şeyin gerektiğinde bir kişi veya grubun kullanabileceği ya da yönetebileceği durumda olduğunu anlatır. Burada 'at their disposal', grubun Concorde'u kullanmaya hazır şekilde elinde bulundurduğunu gösterir. İyelik sözcüğü kullanıcıya göre değişir: 'at my disposal', 'at your disposal' veya 'at our disposal'. Bu ifadede 'disposal', bir şeyi çöpe atmak anlamına gelmez.
Alıştırma
'Kullanımımıza hazır' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We had all the studio equipment ____.
Cevabı göster
at our disposal
carried out: uygulandı veya tamamlandı
Carried out, carry out öbek fiilinin geçmiş zaman ortaç biçimidir. Carry out; görev, plan, test veya iş gibi bir nesneyle kullanıldığında onu uygulamak ya da tamamlamak anlamına gelir. Burada boya işi gizlilik içinde yapılmıştır. Cümlede edilgen yapı olan 'was carried out' kullanılır: eylem boya işine uygulanır ve işi yapan kişiler belirtilmez. Out sözcüğü öbek fiilin bir parçasıdır; dışarıya doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
'Uygulamak' anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: The research team will ____ three interviews tomorrow.
Cevabı göster
carry out
they quickly wrapped the aircraft in brown paper
1:42bu gösterinin gizli tutulduğundan emin olmak için
remaining undercover: gizli ve henüz açıklanmamış kalmak
Burada remaining “olmaya devam etmek”, undercover ise “halkın gözünden uzak tutulmak” anlamındadır. Uçak, gizli bir operasyon yürüten bir insanmış gibi anlatılır; hangara götürülmeden önce görülmeden ve duyurulmadan kalmıştır. Ürün, araç veya plan gibi insan olmayan öznelerle remain undercover, bir şeyin henüz açıklanmadığını söylemenin kişileştirmeli ve canlı bir gazetecilik yolu olabilir. Uçağın gerçekten sahte bir kimliği olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
remain fiilinin geçmiş zamanını ve undercover kelimesini kullanarak tam iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new design ____ until launch day.
Cevabı göster
remained undercover
Journalists from all over the world had been invited to the hangar,
1:56Dünyanın her yerinden gazeteciler hangara davet edilmişti,
What followed was the most '90s event imaginable, Anlatım akışı
2:04Ardından hayal edilebilecek en 90'lar etkinliği gerçekleşti,
a futuristic light show with supermodels arriving on motorbikes.
2:07motosikletlerle gelen süper modellerle fütüristik bir ışık şovu.
What followed was ...: sonraki olayı odağa yerleştirmek
What followed, “sonra olan şey veya olay” anlamına gelir. Dil bilgisi bakımından ad görevli bir yan cümledir ve yan cümlenin tamamı was fiilinin öznesidir; bu nedenle What bir soru başlatmaz. What followed was + isim öbeği kalıbı, dinleyicinin sonraki olayın açıklamasını beklemesini sağlar ve ardından bu olayı bilgi odağına yerleştirir. Buradaki the most '90s event imaginable tamamlayıcısı, ayrıntılar verilmeden önce sahneyi 1990'lar tarzının aşırı bir örneği olarak değerlendirir.
Alıştırma
“Sonraki olay şuydu” anlamındaki tam üç kelimelik anlatım kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ a lively debate about the new rule.
Cevabı göster
What followed was
the blue Concorde was wheeled into the dark hangar
2:13mavi Concorde sis makineleri ve çakar lambaların dumanı arasından
through a fog of smoke machines and strobe lights.
2:16karanlık hangara doğru tekerlekler üzerinde getirildi.
This event cost Pepsi around $5 million to produce,
2:19Bu etkinliğin yapımı Pepsi'ye yaklaşık 5 milyon dolara mal oldu,
making it the most expensive ad ever made at the time. Dilbilgisi
2:23bu da onu o zamanlar gelmiş geçmiş en pahalı reklam yaptı.
the most expensive ad ever made at the time: geçmiş bir anla sınırlı rekor
the most expensive ad üstünlük ifadesi, bir karşılaştırma grubunda üretim maliyeti en yüksek olan reklamı belirtir. Ever made, “that had ever been made” yapısının kısaltılmış biçimidir; bu nedenle karşılaştırma, o tarihsel noktadan önce üretilen bütün reklamları kapsar. At the time, zaman sınırını geçmişe yerleştirir. Cümle o dönemdeki bir rekordan söz eder; bu rekorun bugün de mutlaka geçerli olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümle neyi iddia ediyor? In 2015, the Aurora was the most efficient battery ever made at the time.
- Bugün hâlâ en verimli pildir.
- Şimdiye kadar yapılmış ilk pildi.
- 2015’e kadar daha önce üretilmiş hiçbir pil ondan daha verimli değildi, ancak daha sonraki bir pil daha verimli olabilir.
Cevabı göster
2015’e kadar daha önce üretilmiş hiçbir pil ondan daha verimli değildi, ancak daha sonraki bir pil daha verimli olabilir.
But this wasn't the only publicity stunt in the Project Blue campaign.
2:27Ancak Mavi Proje kampanyasındaki tek tanıtım numarası bu değildi.
the first ever company to shoot a commercial: tarihteki bir ilk
the first ever + isim + to + fiil kalıbı, tarihteki bir ilki belirtir. Burada Pepsi, bu eylemi gerçekleştiren tarihteki ilk şirket olarak sunulur; ever, önceki bütün zamanları kapsayan bir vurgu ekler. Medya İngilizcesinde shoot a commercial, bir reklam filmi çekmek veya kaydetmek anlamına gelir. Silahla ateş etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi the first ever + noun + to + verb kalıbıyla tamamlayın: In the story, Maya became ____ skyship pilot ____ cross the Silver Ocean.
Cevabı göster
the first ever · to
took a large replica of the new Pepsi can on a spacewalk.
2:40yeni Pepsi kutusunun büyük bir kopyasını uzay yürüyüşüne çıkardılar.
This ad cost Pepsi another $5 million to produce,
2:44Bu reklamın üretimi Pepsi'ye bir 5 milyon dolara daha mal oldu,
We go into this and other ambitious space adverts Öbek fiiller
2:53Bunu ve diğer iddialı uzay reklamlarını
go into: Bir Konuyu Ayrıntılı Ele Almak
Bu cümlede go into, “ayrıntılı biçimde ele almak veya açıklamak” anlamına gelir. Konuşmacı, izleyicileri bu konuyu ve diğer uzay reklamlarını daha kapsamlı inceleyen önceki bir videoya yönlendirir. Yapı go into + konu veya soru şeklindedir. Buradaki this bir konuyu belirtir; birinin içine girdiği fiziksel bir yer değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede go into “ayrıntılı biçimde ele almak veya açıklamak” anlamındadır?
- The bus goes into the city every hour.
- The podcast goes into the reasons for the delay.
- The hikers go into the cave before sunset.
Cevabı göster
The podcast goes into the reasons for the delay.
jetting off: Uçakla Yola Çıkmak
Jet off, genellikle bir yolculuk için “uçakla yola çıkmak” anlamına gelir. leave fiilinden daha canlıdır ve ayrılışı hızlı, enerjik veya heyecan verici gösterebilir. Jetting off, -ing biçimidir. Virgülden sonraki yan cümle, tanıtım turunun nasıl devam ettiğini ekler: uçak ve ekip daha sonra on şehre uçtu.
Alıştırma
Hangi durum jetting off ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Bir tren istasyona girerken yavaşlıyor.
- Bir çocuk yan odaya yürüyor.
- Bir takım, yurt dışındaki bir turnuvaya katılmak için uçakla yola çıkıyor.
Cevabı göster
Bir takım, yurt dışındaki bir turnuvaya katılmak için uçakla yola çıkıyor.
The typical cruising speed for a Concorde was Mach 2.04,
3:11Bir Concorde için tipik seyir hızı Mach 2.04'tü,
but flying at this speed generated a huge amount of heat.
3:15ancak bu hızda uçmak büyük miktarda ısı üretiyordu.
This was partly due to the friction of the air passing over the surface of the aircraft.
3:18Bunun bir nedeni, uçağın yüzeyi üzerinden geçen havanın sürtünmesiydi.
not all the air can move out of the way fast enough. Kalıp ifadeler
3:24tüm hava yeterince hızlı yoldan çekilemez.
move out of the way: kenara çekilip yolu kapatmamak
Move out of the way, birini ya da bir şeyi artık engellememek için yer değiştirmek anlamına gelir. Burada hava, kenara çekilebilen bir insanmış gibi kişileştirilir; gerçek anlam ise uçağın önündeki havanın yeterince hızlı dağılamamasıdır. Out of the way söz öbeğinin tamamı, yolun üzerinde olmamayı ve artık engel oluşturmamayı ifade eder. Bir şeyin nasıl hareket ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
“Yolu artık kapatmamak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ so the nurses can pass.
Cevabı göster
move out of the way
This compresses the air and creates an area of high pressure
3:27Bu da havayı sıkıştırır ve uçağın burnunun önünde
cause the aircraft to visibly expand: cause + nesne + to + fiil
Cause + nesne + to + fiil kalıbı, bir nedeni onun yol açtığı değişime bağlar. Burada this nedeni gösterir, the aircraft etkilenen nesnedir ve to visibly expand sonucu belirtir. Visibly, expand fiilini niteler: genleşme fark edilebilir ya da gözlemlenebilir durumdadır. Uçağın kasıtlı olarak bir şey gösterdiği anlamına gelmez. Bu kalıp özellikle bilimsel açıklamalarda yararlıdır.
Alıştırma
Bir sonucu açıklamak için cause + nesne + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The extra heat caused the metal to expand.
- The extra heat caused to expand the metal.
- The extra heat caused the metal expand.
Cevabı göster
The extra heat caused the metal to expand.
This expansion is a problem in all supersonic planes.
3:58Bu genleşme tüm süpersonik uçaklarda bir sorundur.
This would often cause the aircraft to have fuel leaks
4:10Bu da genellikle uçağın pistte beklerken
Concorde was designed to limit surface heat as much as possible.
4:14Concorde yüzey ısısını mümkün olduğunca sınırlamak için tasarlanmıştı.
The jet fuel played a key role in absorbing a lot of the surface heat, Kalıp ifadeler
4:24Jet yakıtı yüzey ısısının büyük bir kısmını emmede kilit bir rol oynadı,
helping to keep the aircraft at a nominal temperature.
4:28uçağın nominal sıcaklıkta kalmasına yardımcı oldu.
played a key role in absorbing: emmede kilit bir rol oynadı
Played a key role in absorbing, jet yakıtının ısıyı emme sürecinde çok önemli olduğu anlamına gelir. Yakıt, uçağın yüzeyindeki ısının alınmasına büyük katkıda bulunmuştur. Bir sürece veya sonuca yapılan önemli katkıyı açıklamak için play a key role in + isim ya da -ing biçimi kullanılır. Burada in, absorbing sürecini başlatır; bir yeri belirtmez.
Alıştırma
Düzenli egzersizin bu süreçte çok önemli olduğunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Regular exercise ____ reducing stress.
Cevabı göster
plays a key role in
surfaces inside the cabin became warm to the touch during a normal flight. Kalıp ifadeler
4:32normal bir uçuş sırasında kabin içindeki yüzeyler dokunulamayacak kadar ısınırdı.
Even with all this protection: tüm bu korumaya rağmen
Even with all this protection bir ödünleme karşıtlığı kurar. Önce yararlı koruma önlemlerinin varlığını kabul eder, ardından bu önlemlerin şaşırtıcı sonucu engelleyemediğini belirtir: kabin yüzeyleri yine de ısınmıştır. Even with + isim öbeği, ana cümle kalıbı, olumlu bir koşulla buna rağmen gerçekleşen sonucu karşı karşıya getirerek bilgiyi düzenler. Even, despite anlamını güçlendirir; burada eşit ya da düzenli biçimde anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, olumlu bir koşulun sonucu engelleyemediğini göstermek için ödünleme bildiren bir başlangıç kullanıyor?
- Because of a detailed map, we found the road quickly.
- Without a detailed map, we took the wrong turn.
- Even with a detailed map, we still took the wrong turn.
Cevabı göster
Even with a detailed map, we still took the wrong turn.
warm to the touch: bir yüzeyin dokunulduğunda verdiği his
warm to the touch ifadesinde to the touch, “dokunulduğunda” demektir. Bir kişinin yüzeye eliyle dokunduğunda hissettiği sıcaklığı anlatır; dolayısıyla yüzeyler sıcak hissediliyordu. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp sıfat + to the touch biçimindedir: cold to the touch, smooth to the touch veya soft to the touch.
Alıştırma
Yüzeye dokunulduğunda sıcak hissedildiğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The metal case is warm ____.
Cevabı göster
to the touch
pass Mach 2: bir hız eşiğini aşmak
Burada pass, ölçülebilir bir noktayı veya sınırı aşmak anlamına gelir. pass Mach 2, Mach 2'den daha hızlı uçmak demektir; Mach 2 bir test değil, hız eşiğidir. Aynı anlam başka ölçeklerde de görülür: the temperature passed 100 degrees, she has passed the age of 18 ve the total passed the 10,000 mark. Her durumda pass sonrasındaki değer, aşılan noktadır.
Alıştırma
"The aircraft passed Mach 2," cümlesinde passed Mach 2 ne anlama gelir?
- Uçağın hızı Mach 2'nin üzerine çıktı.
- Uçak Mach 2 adlı bir yere ulaştı.
- Uçak Mach 2 adlı bir testi tamamladı.
Cevabı göster
Uçağın hızı Mach 2'nin üzerine çıktı.
less of an issue: önemi azalmış bir sorun
“Less of an issue”, bir şeyin hâlâ belli bir zorluk veya endişe yarattığını ancak öncesine ya da karşılaştırılan koşullara göre daha az önemli olduğunu belirtir. less of a/an + isim kalıbı, bir kategorinin derecesini veya önemini azaltır: less of a problem, less of a risk, less of a surprise. Burada ısınma sorununun tamamen ortadan kalktığını söylemek yerine dikkatli bir karşılaştırma yapılır.
Alıştırma
Gecikmenin hâlâ önemli olduğunu ancak eskisine göre daha az önem taşıdığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: “After we moved the meeting online, travel time became ____.”
Cevabı göster
less of an issue
under the traditional Air France design.
4:56geleneksel Air France tasarımı altında normal hizmetine döndü.
it visited 10 countries and completed 14 supersonic flights.
5:0110 ülkeyi ziyaret etti ve 14 süpersonik uçuş tamamladı.
flying billboard: reklam kaplı hava aracı benzetmesi
“Flying billboard”, büyük ve oldukça görünür marka reklamlarıyla kaplı bir hava aracını anlatan bir benzetmedir. Hava aracı, yol kenarındaki bir reklam panosu gibi reklam gösterir ve uçtuğu için bu reklam farklı yerlerde görülür. Bu cümlede ifade, kısa tanıtım kampanyası sırasında marka renklerine boyanmış hava aracının tamamını anlatır. Hava aracının üzerinde veya içinde gerçek bir reklam panosu taşındığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The logo-covered helicopter became a flying billboard above the festival,” cümlesinde flying billboard ne anlama gelir?
- Hareketli reklam olarak kullanılan, oldukça görünür bir hava aracı
- Bir hava aracının içinde taşınan büyük bir yol kenarı reklam panosu
- Yalnızca basılı poster taşımak için kullanılan bir hava aracı
Cevabı göster
Hareketli reklam olarak kullanılan, oldukça görünür bir hava aracı
The process of converting the aircraft into Pepsi colors
5:05Uçağı Pepsi renklerine dönüştürme süreci
likely set the company back around $1 million, Öbek fiiller
5:09muhtemelen şirkete yaklaşık 1 milyon dolara mal oldu,
set the company back + bir miktar
Set someone back + bir miktar, bir şeyin bir kişiye ya da kuruma o miktarda paraya mal olması demektir. Masrafa yol açan şey veya olay özne, ödemeyi yapan kişi ya da kurum ise nesne olur. Burada masrafa yol açan şey uçağın dönüştürülmesi, ödemeyi yapan Pepsi ve tahmini maliyet yaklaşık 1 milyon dolardır. Ardından bir para miktarı geldiği için set ... back burada “geciktirmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zamanlı set the school back ifadesiyle tamamlayın: Replacing the broken windows ____ almost two thousand pounds.
Cevabı göster
set the school back
and it's estimated that Pepsi's budget for the entire Project Blue campaign Dilbilgisi
5:12ve Pepsi'nin tüm Mavi Proje kampanyası için bütçesinin
it's estimated that + cümlecik
It's estimated that + cümlecik, haber vermek için kullanılan kişisiz edilgen bir yapıdır. Tahmini yapan kişi ya da grubu belirtmeden hesaplanmış veya bilgiye dayalı bir varsayım sunar; it biçimsel öznedir ve bilgiyi that cümleciği taşır. Bu yapı, sayının doğrulanmış kesin bir değer değil, tahmin olduğunu gösterir. Bu cümledeki belirsizlik kampanya bütçesiyle ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi it is estimated that kişisiz edilgen yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ the new bridge will cost £20 million.
Cevabı göster
It's estimated that
Coke were making almost 50% more profit than Pepsi.
5:20Coke, Pepsi'den neredeyse %50 daha fazla kar ediyordu.
Going supersonic ... fast enough to catch: ticari rekabeti hızlı bir kovalamaca gibi anlatmak
Bu cümlede fiziksel hız ile ticari rekabet bilinçli olarak iç içe geçirilir. going supersonic, ses hızından daha hızlı gitmek demektir; fast enough to catch ise ilk anda gerçek bir yüksek hızlı kovalamaca gibi duyulur. Bağlamda them Pepsi tarafını, the world's most popular cola ise Coca-Cola'yı gösterir. Catch burada bir içeceği havada kovalamak değil, pazar liderinin seviyesine ulaşmak anlamındadır. Fast uçak hızını rekabetin temposuna, catch ise fiziksel takibi ticari farkı kapatmaya bağlar. Bu iki görüntünün bir arada kullanılması mizahı oluşturur.
Alıştırma
Cümledeki temel kelime oyunu nedir?
- Pepsi'nin iş dünyasında Coca-Cola'nın seviyesine ulaşma çabası, gerçek bir yüksek hızlı kovalamacaymış gibi anlatılıyor.
- Coca-Cola, içeceği Pepsi'ninkinden daha hızlı hareket ettiği için pazar lideri oldu.
- Süpersonik bir uçak gerçekten havada uçan bir kola şişesini yakalamaya çalışıyor.
Cevabı göster
Pepsi'nin iş dünyasında Coca-Cola'nın seviyesine ulaşma çabası, gerçek bir yüksek hızlı kovalamacaymış gibi anlatılıyor.
it was simply a more glamorous way for the wealthy to travel
5:32zenginlerin seyahat etmesi için sadece daha göz alıcı bir yol
and the quickest way for business people
5:35ve iş insanlarının dünyanın diğer ucundaki toplantılarına yetişmeleri için