Kepeğe ne sebep olur ve ondan nasıl kurtulursunuz? - Thomas L. Dawson: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel anlatım, saç derisindeki Malassezia mayasının sebumla beslenmesinden başlayarak geride kalan yağ asitlerinin cilt bariyerini zayıflatmasını, iltihabı ve hızlanan hücre yenilenmesini tetiklemesini ve görünür kepek parçalarının oluşmasını açıklar. Ayrıca mantar önleyici tedavileri ve bazı insanların neden daha yatkın olduğuna ilişkin henüz çözülmemiş soruları ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. We might consider ourselves individuals, but we're really colonies. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: might consider ile yaygın bir varsayımı önce kabul edip but ile tersine çevirmeyi öğrenin; böylece şaşırtıcı bir bilimsel bakış açısını açık ve akılda kalıcı biçimde sunabilirsiniz. 2. Epidermal cells divide, move outwards, die, and form the skin's tough outer layer, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Şimdiki zamanda sıralanan eş görevli fiillerin biyolojik bir süreci kronolojik olarak nasıl aktardığını fark edin ve özneyi tekrar tekrar söylemeden çok aşamalı süreçleri açıklamak için aynı yapıyı kullanın. 3. dandruff remains a head-scratcher. — Deyimler ve mecazi ifadeler: head-scratcher ifadesinin kafa karıştıran bir sorun anlamına geldiğini ve baş kaşıma eylemiyle kurulan konuya özgü kelime oyununu anlayın; böylece çözülemeyen belirsizliği mizahla birleştiren kısa sonuçları tanıyabilir veya kurabilirsiniz.
Bu derste
Here in this abundant forest: mecazi bir sahneyle açılış yapmak
Açılış, ortamı “bu bereketli orman” olarak çerçeveler; ancak forest gerçek bir yer değil, saç derisindeki ekosistemin benzetmesidir. Here in ... izleyiciyi canlı bir sahnenin içine yerleştirirken abundant ortamda bol miktarda yararlı kaynak bulunduğunu düşündürür. Bu, bilgiyi “önce görüntü, sonra açıklama” biçiminde düzenleme yoludur. Anlatıcı ormanın gerçekte ne olduğunu bir süre gizleyerek sonraki bilimsel açıklamadan önce merak uyandırır. Bir bilim videosu böyle başladığında görüntüyü aklında tut, ancak gerçek konunun açıklanmasını bekle.
Alıştırma
Bu açılış cümlesinin temel işlevi nedir?
- Hikâyenin gerçek bir ormanda geçtiğini açıkça söyler.
- İzleyicilerden farklı ormanların büyüklüklerini karşılaştırmalarını ister.
- Mecazi bir sahne oluşturur ve gerçek ortamın saç derisi olduğunu daha sonra açıklar.
Cevabı göster
Mecazi bir sahne oluşturur ve gerçek ortamın saç derisi olduğunu daha sonra açıklar.
Malassezia is equipped with everything it could ever need. Kalıp ifadeler
0:09Malassezia ihtiyacı olabilecek her şeyle donatılmıştır.
be equipped with everything it could ever need: ihtiyaç duyulan her şeye sahip olmak
Be equipped with, yararlı bir şeye sahip olmak veya onunla donatılmış olmak demektir. Yapı be + equipped + with + isim öbeği şeklindedir. Burada everything it could ever need, with’ten sonra gelen isim öbeğidir ve Malassezia’nın ihtiyaç duyduğu bütün kaynaklara ya da koşullara sahip olduğunu vurgular. Equipped, equip fiilinin edilgen biçimi gibi görünse de cümle fiziksel bir donanımın bir kişi tarafından takılmış olmasını gerektirmez. Bir canlının yararlı özelliklere doğal olarak sahip olmasını veya elverişli kaynaklarla çevrili olmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi be equipped with ile tamamlayın: The rescue boat is ____ life jackets and a radio.
Cevabı göster
equipped with
Feasting constantly: cümle başındaki -ing öbeği
Feasting constantly, cümlenin başına yerleştirilmiş bir present participle öbeğidir. Ana cümleye arka plan durumu ekler: özne ideal koşulların tadını çıkarırken sürekli beslenir. Bu öbek ana cümleye bağlıdır ve tek başına tam bir cümle değildir. feasting eylemini yapan ancak açıkça belirtilmeyen kişi ya da varlık, ana cümlenin öznesi it'tir; bu da Malassezia'yı ifade eder. Bu yapıda cümle başındaki -ing öbeği genellikle ana cümleyle aynı özneyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede başlangıçtaki -ing öbeği ana cümlenin öznesini doğru biçimde anlatır?
- Walking home, the streetlights turned on.
- Walking home, Mia called her brother.
- Walking home, the rain started suddenly.
Cevabı göster
Walking home, Mia called her brother.
in paradise: ideal bir durum
In paradise gerçek anlamıyla cennette veya kusursuz bir yerde olmayı ifade edebilir. Burada mecaz anlamdadır: organizma tam olarak hoşlandığı koşullara sahiptir, bu nedenle yaşamı son derece kolay ve keyiflidir. Bu ifade gerçek bir yeri değil, bir durumu anlatır. Daha genel olarak be in paradise, bir ortamın birine ne kadar ideal geldiğini abartılı biçimde ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “ideal bir durumda” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: With a warm bed and endless snacks, the rescued dog was ____.
Cevabı göster
in paradise
But wait, what's this?: Merak uyandıran bir anlatım kesintisi
But wait anlatımın akışını keser ve dinleyiciye az önce duyduğu ya da gördüğü şeyi yeniden değerlendirmesi gerektiğini bildirir. Ardından what's this? dikkati yeni bir ipucuna veya keşfe çeker. Burada konuşmacı dinleyiciden yanıt beklemez. Soruyu merak uyandırmak ve bir gerçeğin açıklanmasına geçmek için kullanır. Bu kesinti-sonrası-soru kalıbı canlı anlatımlarda başka durumlara da uygulanabilir.
Alıştırma
Konuşmacı But wait, what's this? ile ne yapıyor?
- Anlatım devam etmeden önce dinleyiciden ayrıntılı bir açıklama istiyor.
- Anlatımı kesip dikkati beklenmedik bir keşfe çekiyor.
- Söylenecek başka bir şey olmadığı için anlatımı bitiriyor.
Cevabı göster
Anlatımı kesip dikkati beklenmedik bir keşfe çekiyor.
In fact ile önceki izlenimi düzeltme
In fact, önce söyleneni düzelten, açıklığa kavuşturan veya güçlendiren bilgiyi sunan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki ifadenin önceki izlenimden daha doğru bir bakış sunduğunu bildirir. Bu geçişte anlatımı hayalî bir betimlemeden gerçeklere dayalı bir açıklamaya taşır. Yani yalnızca bir duraklamayı doldurmaz, bilgiyi gerçekten düzenler.
Alıştırma
İkinci cümleyi başlatacak en uygun bağlayıcıyı seçin: The old house looks empty. A family of owls lives in the attic.
- In fact
- Meanwhile
- For example
Cevabı göster
In fact
Malassezia is a type of yeast that lives and dines on all of our scalps. Notlar
0:19Malassezia, hepimizin saç derisinde yaşayan ve onunla beslenen bir maya türüdür.
a type of yeast: Malassezia’yı sınıflandırma
a type of yeast ifadesi, Malassezia’yı daha geniş olan yeast, yani maya grubuna dahil eder. X is a type of Y kalıbı, X’in Y kategorisine ait olduğunu gösterir; yani daha geniş kategorinin adı Y’dir. Burada yeast, yalnızca hamur işlerinde kullanılan mayayı değil, bir mantar türünü ifade eder. Bu tanımlama kalıbı, bilinmeyen bir adı daha tanıdık bir kategoriyle açıkladığı için bilimsel anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Sınıflandırmayı a type of ile tamamlayın: A violin is ____ string instrument.
Cevabı göster
a type of
lives and dines on: eğlenceli kişileştirme
Bu cümlede lives and dines on, mikrobu bir yerde yaşayan ve yemek yiyen küçük bir sakin gibi gösterir. Sondaki on aynı anda iki fikri destekler: mikrop saç derisinde yaşar ve orada bulunan maddelerle beslenir. Bu bir kişileştirmedir: İnsan olmayan bir organizma, insana özgü eylemlerle anlatılır. Bilimsel bilgiyi gözde canlandırmayı daha kolay ve eğlenceli hâle getirir; mayanın gerçekten resmî bir akşam yemeğine katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Orijinal cümlede lives and dines on nasıl bir etki yaratır?
- Mayanın insanlarla resmî akşam yemeklerine katıldığını söyler.
- Mayayı, saç derisinde yaşayan ve orada beslenen bir sakin gibi eğlenceli biçimde gösterir.
- Mayanın yemek yemeden saç derisinin üzerinde hareket ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Mayayı, saç derisinde yaşayan ve orada beslenen bir sakin gibi eğlenceli biçimde gösterir.
And in about half of the human population, Kalıp ifadeler
0:26Ve insan nüfusunun yaklaşık yarısında,
in about half of the human population: yaklaşık bir oran
In about half of the human population, “tüm insanların yaklaşık %50’sinde” anlamına gelir. in edatı, anlatılan durumun veya olayın nüfusun bu bölümünde gerçekleştiğini gösterirken about, half ifadesinin kesin bir sayı değil tahmin olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp in + yaklaşık oran + of + grup şeklindedir. Bu kalıp genellikle bir istatistiği sunar ve ardından o grubun içinde ne olduğu açıklanır.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucun bir grubun yaklaşık %50’sinde görüldüğünü doğal biçimde bildirir?
- The result occurs throughout the population.
- The result occurs in about half of the population.
- The result occurs in exactly half of the population.
Cevabı göster
The result occurs in about half of the population.
So, why do some people have more dandruff than others? Dilbilgisi
0:31Peki, neden bazı insanlarda diğerlerinden daha fazla kepek vardır?
some people have more ... than others: miktarları karşılaştırma
Bu soru, iki grup arasındaki miktarları karşılaştırmak için some people + have + more + sayılamayan isim + than + others yapısını kullanır. Dandruff normalde sayılamayan bir isimdir; bu nedenle more dandruff, daha fazla miktarda kepek anlamına gelir. Others, other people yerine kullanılır ve people sözcüğünün tekrarlanmasını önler. Karşılaştırılan şey farklı insanların sahip olduğu miktarlardır; others, dandruff anlamına gelmez.
Alıştırma
Karşılaştırmayı other plants ifadesinin yerini alan sözcükle tamamlayın: Some plants need more water than ____.
Cevabı göster
others
can it be treated?: can + edilgen yapı
can it be treated? ifadesinde can, özne olan it'ten önce gelir; ardından edilgen yapı be treated kullanılır: can + özne + be + geçmiş zaman ortacı. how eklendiğinde tam yapı, mümkün olan yöntemi sorar: How can + özne + be + geçmiş zaman ortacı? Buradaki it, kepeği ifade eder. Treated, tedavi veya tıbbi bakım uygulanması anlamındadır. Soru, tedaviyi kimin yaptığına değil, bu durum için ne yapılabileceğine odaklanır.
Alıştırma
repair fiilinin edilgen biçimini kullanarak kiplik fiilli edilgen soruyu tamamlayın: Can the damaged screen ____?
Cevabı göster
be repaired
We might consider ourselves individuals, Anlatım akışı
0:37Kendimizi bireyler olarak düşünebiliriz,
might consider ... but ... really ...: bir düşünceyi yeniden çerçevelemek
Cümle önce We might consider ourselves individuals ile tanıdık bir düşünme biçimini sunar. Burada might, bu görüşü konuşanın nihai tutumu olarak belirtmek yerine makul veya mümkün gösterir. Ardından but we're really colonies, dikkati konuşanın asıl iddiasına yönlendirir. might consider X ..., but ... really ... kalıbı, ilk görüşü kabul edip yerine yeni bir çerçeve koyarak bilgiyi düzenler. Buradaki colonies, siyasi kolonileri değil, insan bedeninin içinde ve üzerinde yaşayan mikroorganizma topluluklarını anlatan biyolojik bir benzetmedir.
Alıştırma
Hangi cümle önce tanıdık bir görüşü kabul edip sonra onu yeniden çerçeveliyor?
- Do you consider sleep important for learning?
- We might consider sleep a waste of time, but it's really essential for learning.
- Sleep is essential for learning, and it also helps the body recover.
Cevabı göster
We might consider sleep a waste of time, but it's really essential for learning.
Our skin hosts ...: fiil olarak host
Bu cümlede hosts, “bir şeyin yaşayabileceği bir yer veya ortam sağlamak” anlamında kullanılan bir fiildir. Cilt bu ortamdır ve milyarlarca mikrop onun üzerinde yaşar; host burada “program sunmak” anlamına gelmez. Yapı, özne + host + nesne şeklindedir. Özne, bir şeyi barındıran veya destekleyen yer ya da sistemdir: bir göl türleri, bir sunucu da bir internet sitesini host edebilir.
Alıştırma
Cümleyi “yaşam ortamı sağlamak” anlamındaki host fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: A healthy pond can ____ many kinds of insects.
Cevabı göster
host
Malassezia yeasts make themselves at home on our skin shortly after we're born. Deyimler
0:45Malassezia mayaları biz doğduktan kısa bir süre sonra cildimize yerleşir.
make themselves at home on: bir yere yerleşip rahat etmek
Make themselves at home, “bir yere yerleşip rahat etmek” anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri themselves, çoğul özne Malassezia yeasts ile uyumludur; on our skin ise yerleştikleri yüzeyi belirtir. Burada mayalar, kendilerine bir ev bulan ziyaretçiler gibi kişileştirilir. İfade, cilt üzerinde yerleşik hâle geldiklerini anlatır; gerçekten bir ev inşa ettikleri veya döşedikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
make oneself at home ifadesini geçmiş zamanda ve doğru dönüşlülük zamiriyle kullanın: The stray cat soon ____ in our garage.
Cevabı göster
made itself at home
the tiny cavities that grow hairs all over our body,
0:52vücudumuzun her yerinde kılların çıktığı o minik boşluklar,
Follicles, the tiny cavities ...: bir terimi açıklayıcı bir ad öbeğiyle anlatmak
Burada the tiny cavities that grow hairs all over our body, Follicles sözcüğünü açıklayan bir ad öbeğidir. Follicles'ı başka sözlerle yeniden ifade eder ve bilimsel terimi daha tanıdık kelimelerle hemen açıklar. Follicles ile cavities aynı şeyi belirtir; cavities yeni bir özne değildir. Bu açıklayıcı öbeğin içinde that grow hairs all over our body, cavities sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bilimsel metinlerde terim, açıklama, yapısı sık görülür ve ana cümle ikinci virgülden sonra devam eder. Cümlenin ana yapısını bulmak için açıklama bölümünü kısa süreliğine dışarıda bırakabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümlede bilimsel bir terim virgüller arasındaki açıklayıcı bir ad öbeğiyle açıklanmıştır?
- Mercury, the closest planet to the Sun, has a very short year.
- Mercury is the closest planet to the Sun and has a very short year.
- Because Mercury is close to the Sun, it has a very short year.
Cevabı göster
Mercury, the closest planet to the Sun, has a very short year.
make for especially popular living quarters: sonuç bildiren make for
Burada make for + isim, öznenin oluşturduğu bir sonucu veya durumu anlatır. Follicles make for especially popular living quarters, foliküllerin özelliklerinin onları yaşamak için çok çekici alanlar hâline getirdiği anlamına gelir; “birisi için bir şey yapmak” anlamına gelmez. Living quarters, bir insanın veya başka bir canlının yaşadığı yer demektir. Bu anlatım, orada yaşayanları sakinlere, folikülleri de evlere benzetir; especially sözcüğü popular sözcüğünü niteler ve bu evlerin ne kadar çekici olduğunu güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi sonuç oluşturma anlamındaki make for ile tamamla: Good lighting can ____ a more welcoming room.
Cevabı göster
make for
are fond of these hideouts: tercih ifade etmek
Be fond of, “sevmek” veya “bir şeyi uzun süreli olarak tercih etmek” anlamına gelir. Buradaki are fond of these hideouts, Malassezia'nın saklanma yerleri olarak tanımlanan kıl köklerini tercih etme eğiliminde olduğunu anlatır. Fond bir sıfattır. Bu nedenle kullanılabilir kalıp be fond of + isim, zamir veya -ing biçimidir. Kıl köklerine hideouts denmesi ve mikroorganizmaların bunları sevdiğinin söylenmesi, bilimsel açıklamaya hafif bir kişileştirme tonu katar.
Alıştırma
Cümleyi be fond of kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: Leo ____ drawing maps in his notebook.
Cevabı göster
is fond of
because they contain glands that secrete an oil called sebum Kelime
1:02çünkü bunlar sebum adı verilen ve
secrete an oil called sebum: salgılamayı ve adlandırmayı anlatmak
that secrete an oil called sebum ilgi cümleciği glands sözcüğünü açıklar. Secrete, bezlerin bir madde üretip dışarı salması anlamına gelir; buradaki madde sebum adlı bir yağdır. an oil called sebum ifadesindeki called sebum, “sebum olarak adlandırılan” anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen yapıdır. Bilimsel açıklamalarda sık görülen bu kalıp önce bir şeyin ne yaptığını açıklar, ardından maddenin adını tanıtır.
Alıştırma
Bezlerin sebum adlı yağlı bir madde üretip dışarı saldığını doğru şekilde anlatan cümle hangisidir?
- The glands keep an oily substance hidden and call it sebum.
- The glands secrete an oily substance called sebum.
- The glands reveal a secret oily substance named sebum.
Cevabı göster
The glands secrete an oily substance called sebum.
that's thought to lubricate and strengthen our hair. Dilbilgisi
1:06saçlarımızı kayganlaştırıp güçlendirdiği düşünülen bir yağ salgılayan bezler içerir.
that's thought to lubricate: bilimsel bir iddiayı ihtiyatla aktarmak
that's thought to lubricate ifadesinde that's, that is ifadesinin kısaltmasıdır ve that, sebuma gönderme yapar. Özne + be thought to + fiilin yalın hâli kalıbı, insanların veya araştırmacıların öznenin bir şey yaptığına genel olarak inandığını belirtir; öznenin kendisinin düşündüğü anlamına gelmez. Burada lubricate, sürtünmeyi azaltarak saçı daha kaygan hâle getirmek demektir. Bu edilgen aktarım yapısı görüşün kaynağını belirtmez ve bu işlevi mutlak bir gerçek yerine mevcut bilimsel değerlendirme olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi be thought to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The ancient tool ____ have been used for cooking.
Cevabı göster
is thought to
Malassezia evolved to consume our skin's proteins and oils. Kalıp ifadeler
1:10Malassezia, cildimizin proteinlerini ve yağlarını tüketmek üzere evrimleşmiştir.
evolved to consume: evrimle ortaya çıkan bir yetenek
Evolved to consume, Malassezia'nın birçok nesil boyunca proteinleri ve yağları alıp kullanmaya yönelik biyolojik bir yetenek veya uyum geliştirdiği anlamına gelir. Burada consume, ürün satın almak değil, besin olarak alıp kullanmak demektir. Evolve to + fiilin yalın hâli yapısı çoğu zaman evrimin sonucunda ortaya çıkan bir işlevi veya yeteneği belirtir. Bir canlının bilinçli planını değil, bir popülasyonda nesiller boyunca oluşan sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi evolved to ile tamamlayın: Over many generations, these moths ____ blend into dark tree bark.
Cevabı göster
evolved to
And because of its many sebum-secreting follicles, Dilbilgisi
1:15Ve sebum salgılayan çok sayıdaki folikülü nedeniyle,
because of + isim öbeği: neden belirtme
Because of ifadesinden sonra bir isim öbeği gelir ve bu ifade bir sonucun nedenini belirtir. Burada its many sebum-secreting follicles nedeni adlandıran isim öbeğidir; its ise scalp, yani saç derisini belirtir. Baştaki bu öbek önce nedeni açıklar; asıl sonuç virgülden sonra gelir. Because of, özne ve fiil içeren tam bir yan cümleyi başlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi because of ile tamamlayın: The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.
Cevabı göster
because of
our scalp is one of the oiliest places on our body Dilbilgisi
1:18saç derimiz vücudumuzun en yağlı yerlerinden biridir
one of the oiliest places: one of the + üstünlük biçimi + çoğul isim
one of the + üstünlük bildiren sıfat + çoğul sayılabilen isim yapısı, bir ögenin bir özelliğin en yüksek düzeyindeki gruba ait olduğunu belirtir. Burada saç derisi, vücudun en yağlı bölgeleri arasındadır; mutlaka tek ve en yağlı bölge olduğu söylenmez. Üstünlük bildiren sıfattan sonraki sayılabilen isim çoğuldur, çünkü birkaç öge arasından biri seçilir: one of the oiliest places. Ancak öbeğin tamamı tek bir ögeyi belirtir; bu yüzden özne olduğunda genellikle tekil fiil alır: One of the places is closed.
Alıştırma
“En eski binalardan biri” anlamını vermek için cümleyi one of the + üstünlük biçimi + çoğul isim yapısıyla tamamlayın: This is ____ in the city.
Cevabı göster
one of the oldest buildings
consequently, one of the yeastiest: sonuç ve şakacı bir üstünlük biçimi
Consequently, “sonuç olarak” demektir. Dinleyiciye, sonraki betimlemenin daha önce söylenen bir olgu ya da nedenin sonucu olarak sunulduğunu gösterir. Yeastiest, yeast sözcüğünden türetilmiş, şakacı ve geçici bir üstünlük biçimidir: yeast → yeasty → yeastiest. Burada yaklaşık olarak “en çok maya içerenler arasında olmak” anlamına gelir. one of the + superlative kalıbı, bir şeyi en uç derecedeki grubun içine yerleştirir; çoğul isim önceki ifadeden anlaşılır.
Alıştırma
Bu parçada consequently, one of the yeastiest ne iş yapıyor?
- Bir örnek başlatır ve hiç maya bulunmadığını söyler.
- Bir karşıtlık başlatır ve bir mantarın resmî bilimsel adını verir.
- Bir sonucu belirtir ve bir şeyi en çok maya içerenler arasında olacak şekilde şakacı biçimde betimler.
Cevabı göster
Bir sonucu belirtir ve bir şeyi en çok maya içerenler arasında olacak şekilde şakacı biçimde betimler.
As these fungi feast on our scalp's oils, Dilbilgisi
1:26Bu mantarlar saç derimizdeki yağlarla ziyafet çekerken
As these fungi feast...: gelişen bir arka plan sürecini anlatan As
Burada As, ana olay gelişirken gerçekleşen bir arka plan sürecini tanıtır. Anlamı “-ken” veya “süreç ilerledikçe” ifadelerine yakındır: mantarlar saç derisinin yağlarıyla beslenir ve bu süreçte kepek oluşabilir. Ana cümle olası bir sonucu anlattığı için As burada hafif bir neden-sonuç ilişkisi de sezdirir. Nedeni because kadar doğrudan belirtmez ve bu cümlede benzetme anlamındaki “gibi” demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede As, olası bir sonuçla birlikte gelişen arka plan sürecini gösterir?
- Leo works as a guide during the summer.
- This bag is as heavy as mine.
- As the temperature dropped, ice began to form on the pond.
Cevabı göster
As the temperature dropped, ice began to form on the pond.
This is because sebum is composed of both saturated and unsaturated fatty acids. Notlar
1:30Bunun nedeni sebumun hem doymuş hem de doymamış yağ asitlerinden oluşmasıdır.
This is because: bir sonucun nedenini açıklamak
Bu cümlede This is because, daha önce belirtilen sonuca gönderme yapar ve ardından gelen yan cümlenin bu sonucun nedenini vereceğini bildirir. This burada fiziksel bir nesneyi adlandırmaz; önceki durumu özetler. Kalıp şöyledir: sonuç veya gözlem. This is because + neden. Açıklamayı ne olduğundan neden olduğuna geçirerek düzenler.
Alıştırma
The pond froze overnight. Nedeni doğru biçimde açıklayan cümleyi seçin.
- This is why the temperature fell below zero.
- This is when the temperature fell below zero.
- This is because the temperature fell below zero.
Cevabı göster
This is because the temperature fell below zero.
is composed of both ... and ...: iki tür bileşeni belirtmek
Edilgen be composed of yapısı, bir bütünü oluşturan parçaları veya maddeleri belirtir. Burada sebum bütündür; saturated and unsaturated fatty acids ise iki tür bileşendir. Both A and B, paralel iki kategorinin de dahil olduğunu vurgular. Bu cümlede saturated ve unsaturated sözcüklerinin ikisi de fatty acids ifadesini niteler; bu nedenle ortak isim tekrar edilmez.
Alıştırma
Cümleyi is composed of both ... and ... ile tamamlayın: The committee ____ teachers ____ parents.
Cevabı göster
is composed of both · and
Saturated fats neatly pack together. Kalıp ifadeler
1:36Doymuş yağlar düzgün bir şekilde bir araya toplanır.
neatly pack together: sıkı ve düzenli dizilim
Bu cümlede neatly pack together, doymuş yağ moleküllerinin düzenli bir dizilim içinde birbirine çok yakın durabilmesi anlamına gelir. Pack, moleküllerin küçük bir alana nasıl sıkıca yerleştiğini anlatır; onları torbalara ya da kutulara koymak anlamına gelmez. X packs together kalıbı, benzer şeylerden oluşan bir grubun yan yana ve birbirine yakın biçimde yerleşmesini anlatır. Neatly, bu yerleşimin düzenli olduğunu ve çok az düzensizlik ya da boşa giden alan bıraktığını ekler.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The flat blocks pack together neatly. Burada pack together neatly ne anlama gelir?
- Bloklar düzenli bir dizilim içinde birbirine yakın yerleşir.
- Bloklar seyahat çantalarının içine konur.
- Bloklar aralarında geniş boşluklar kalacak şekilde dağılır.
Cevabı göster
Bloklar düzenli bir dizilim içinde birbirine yakın yerleşir.
on the other hand: karşıtlık bildiren ifade
On the other hand, aynı konu içindeki karşıt bir yönü, kategoriyi veya değerlendirmeyi sunar. Burada anlatım doymuş yağlardan doymamış yağlara geçer ve yapılarının farklı olacağına işaret eder. Bu ifade karşılaştırma bilgisini düzenler; gerçek bir ele gönderme yapmaz. subject, on the other hand, verb... kalıbında virgüller ifadeyi cümlenin geri kalanından ayırır.
Alıştırma
Şunu okuyun: Solar panels cost a lot at first. On the other hand, they can lower electricity bills over time. On the other hand neye işaret ediyor?
- İkinci cümle ilk ifadenin bir örneğini verir.
- İkinci cümle ilk ifadenin sonucunu gösterir.
- İkinci cümle aynı konunun karşıt bir yönünü sunar.
Cevabı göster
İkinci cümle aynı konunun karşıt bir yönünü sunar.
contain double bonds that create an irregular kink in their structure. Kelime
1:41yapılarında düzensiz bir bükülme yaratan çift bağlar içerir.
contain double bonds that create an irregular kink: yapı ile sonucu bağlamak
Bilimsel bir açıklamada contain, bir madde veya yapıda bulunan bileşeni belirtir: özne double bonds, yani çift bağlar içerir. that create an irregular kink in their structure ilgi yan cümlesi double bonds ifadesini niteler ve bu bağların etkisini açıklar. Burada create “oluşmasına neden olmak”, kink ise moleküler biçimdeki bir kıvrım demektir. Bu anlatım, yapısal bir özelliği fiziksel sonucuna bağlar; kink burada bir kişinin alışılmadık tercihi anlamına gelmez.
Alıştırma
“that create an irregular kink in their structure” yan cümlesi bize ne anlatıyor?
- Yağı keşfeden kişiyi belirler.
- Bir kişinin alışılmadık tercihini açıklar.
- Çift bağların yapı üzerindeki etkisini belirtir.
Cevabı göster
Çift bağların yapı üzerindeki etkisini belirtir.
Malassezia eat sebum by secreting an enzyme that releases all of the oil's fatty acids, Dilbilgisi
1:46Malassezia, yağın içindeki tüm yağ asitlerini serbest bırakan bir enzim salgılayarak sebumu yer,
by secreting ... that releases ...: yöntem ve işlev
By + fiil-ing, ana eylemin hangi yöntemle yapıldığını açıklar. Burada by secreting an enzyme, Malassezia'nın sebumu “nasıl” yediğini yanıtlar: bunu bir enzim salgılayarak yapar. that releases all of the oil's fatty acids ilgi yan cümlesi an enzyme ifadesini niteler ve enzimin işlevini açıklar. Bu birleşim süreç anlatımlarında kullanışlıdır: önce yöntem belirtilir, ardından araç veya maddenin ne yaptığı açıklanır.
Alıştırma
Cümleyi produce fiilinin by + -ing biçimiyle tamamlayın: Bacteria digest starch ____ an enzyme that breaks it down.
Cevabı göster
by producing
only consume the saturated fats: tüketilen şeyi sınırlamak
Bu cümlede only, hangi yağların tüketildiğini sınırlar: özne, karşıt olarak söz edilen doymamış yağları değil, doymuş yağları tüketir. only, consume fiilinden önce gelse de günlük İngilizcede asıl odak sonraki nesne olduğunda bile only sıkça fiilden önce kullanılır. only'nin sınırladığı bölüm onun kapsamıdır. Bağlam ve konuşmadaki vurgu bu kapsamı göstermeye yardımcı olabilir; özenli yazıda en açık anlatım için consume only the saturated fats dizilişinde only doğrudan nesnenin yanına getirilir.
Alıştırma
Hangi cümle, tarayıcının QR kodlarını okuyup başka hiçbir kod türünü okumadığını en açık şekilde ifade eder?
- The scanner reads QR codes only at night.
- The scanner reads only QR codes.
- Only the scanner reads QR codes.
Cevabı göster
The scanner reads only QR codes.
leaving ... behind: geride kalanı belirtmek
Leave something behind, başka şeyler alındıktan, kullanıldıktan, kaldırıldıktan veya işlendikten sonra bir şeyin kalması demektir. Burada the unsaturated ones tüketilmez; bu yüzden behind, fiziksel olarak arkada bulunmayı değil, kalmayı ifade eder. Leaving ..., önceki eylemin sonucunu ekleyen -ing'li bir sonuç yan cümlesidir. Ones, fats isminin tekrarını önler; tam anlam leaving the unsaturated fats behind şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi leave ... behind ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The gardener removed the weeds, ____ the flowers ____.
Cevabı göster
leaving · behind
These irregularly shaped leftovers soak into the skin Öbek fiiller
2:00Düzensiz şekillere sahip bu artıklar cilde nüfuz eder
soak into the skin: yüzeyden içeriye geçmek
Bu cümlede soak into the skin, kalan maddelerin yüzeyden emilerek cildin içine girmesi anlamına gelir. Into, dışarıdan içeriye doğru hareketi gösterir; maddelerin yalnızca cildin üzerinde kaldığı veya ciltle çevrelendiği anlamına gelmez. Bir sıvı veya madde cilt, kumaş, kâğıt ya da toprak gibi emici bir malzemeye veya yüzeye yavaş yavaş girdiğinde soak into kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi soak into ile tamamlayın: The spilled juice began to ____ the carpet.
Cevabı göster
soak into
pry its barrier open: fiil + nesne + open ile sonuç belirtme
Pry its barrier open yapısında pry eylem, its barrier nesne, open ise sonuç tamamlayıcısıdır: Eylemin ortaya çıkardığı durumu belirtir. Kalıp pry + nesne + open şeklindedir. Buradaki kullanım mecazidir. Maddeler bir alet kullanmaz; cildin koruyucu bariyerine zarar verir veya onu zorlayarak ayırır ve bariyerin artık sıkıca kapalı kalmamasına yol açar.
Alıştırma
Pry + nesne + open ile tamamlayın: She used a screwdriver to ____ the stuck lid ____.
Cevabı göster
pry · open
Sonuç bildiren allowing water to escape yapısı
-ing yan cümlesi allowing water to escape, hemen önce anlatılan olayın sonucunu ekler. Önceki olayın suyun dışarı kaçmasını mümkün kıldığını belirtir. allowing sözcüğünün örtük öznesi water değil, önceki olay ya da durumdur. Yan cümlede water, allowing fiilinin nesnesi ve to escape fiilinin örtük öznesidir.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini allow ve escape fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The seal split, ____ air ____.
Cevabı göster
allowing · to escape
The body detects these breaches and responds defensively, Kalıp ifadeler
2:10Vücut bu sızıntıları tespit eder ve savunmacı bir şekilde tepki vererek,
detects these breaches and responds defensively: gedikleri algılayıp savunmaya yönelik tepki vermek
Burada breaches, koruyucu bir bariyerdeki kırık veya açıklıkları ifade eder. Bu bağlamda hukuk ya da sözleşme ihlallerini değil, cilt bariyerindeki hasarlı bölgeleri anlatır. Eş görevli iki fiil, algılama ve tepki sırasını gösterir: vücut hasarı algılar, ardından korumayı etkinleştirerek responds defensively. Defensively, tepkinin nasıl verildiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede breach ve respond aynı bariyer ve koruma anlamında kullanılmıştır?
- The lawyer detects a breach of contract and responds by sending a notice.
- The security system detects a breach in the fence and responds by locking the gate.
- Maya responds defensively when asked about the broken cup.
Cevabı göster
The security system detects a breach in the fence and responds by locking the gate.
causing the inflammation that gives dandruff its itch. Dilbilgisi
2:15kepeğin o kaşıntısına neden olan iltihaplanmaya yol açar.
causing ... that gives dandruff its itch: iki aşamalı bir neden zinciri
Causing the inflammation, inflammation sözcüğünü hemen önce anlatılan eylemin sonucu olarak sunar. -ing yan cümlesi, yeni ve tam bir cümle başlatmadan bu sonucu ekler. That gives dandruff its itch, inflammation sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Burada give X its Y, bir şeyi teslim etmek değil, “X’in Y’ye sahip olmasına yol açmak” demektir. İki cümlecik, iki aşamalı neden zincirini sıkıştırır: önceki eylem iltihaba, iltihap da kepekle ilişkili kaşıntıya yol açar.
Alıştırma
Vurgulanan yapı hangi neden-sonuç zincirini anlatıyor?
- Önceki bir eylem iltihaba, iltihap da kaşıntıya yol açar.
- Önceki bir eylem iltihaba ve kaşıntıya birbirinden bağımsız olarak yol açar.
- Kaşıntı iltihaba, iltihap da daha sonra kepeğe yol açar.
Cevabı göster
Önceki bir eylem iltihaba, iltihap da kaşıntıya yol açar.
makes the skin cells proliferate: make + nesne + fiilin yalın hâli
make + nesne + fiilin yalın hâli, “nesnenin bir şey yapmasına neden olmak” anlamına gelir. makes the skin cells proliferate yapısında the skin cells nesnedir ve proliferate yalın hâlde kalır. Bu etken yapıda make sözcüğünden sonra to eklenmez. proliferate, özellikle hücrelerin veya organizmaların sayıca hızla artması demektir. Burada grow sözcüğünden daha belirgindir: her hücrenin büyümesi değil, cilt hücrelerinin sayısının artması anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi make ve proliferate sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: High nutrient levels ____ these bacteria ____ rapidly.
Cevabı göster
make · proliferate
to repair the damaged barrier: amaç bildiren mastar yapısı
Buradaki to repair the damaged barrier, amaç bildiren bir mastar grubudur. Önceki eylemin, yani cilt hücrelerinin çoğalmasının neden gerçekleştiğini açıklar: Hücreler, hasar görmüş cilt bariyerini onarmak için çoğalır. Bu yapıda to bir edat değil, ardından fiilin yalın hâli repair gelen mastar işaretidir. repair eylemini yapanlar, önceki eylemi gerçekleştiren aynı hücrelerdir. Genel olarak, ana eylemden sonra gelen to + fiilin yalın hâli, o eylemin amacını veya işlevini belirtebilir.
Alıştırma
repair fiilini amaç bildiren mastar yapısında kullanın: The crew blocked the walkway ____ the damaged safety barrier.
Cevabı göster
to repair
Usually, our skin's outer surface or epidermis completely renews itself every 2 to 3 weeks. Kelime
2:24Normalde, cildimizin dış yüzeyi veya epidermisi her 2 ila 3 haftada bir kendini tamamen yeniler.
our skin's outer surface or epidermis: açıklayıcı or
our skin's outer surface or epidermis isim grubunda or açıklama yapar: epidermis, outer surface ifadesinin teknik adıdır; başka bir vücut bölümü veya alternatif değildir. Buradaki or, “yani” veya “diğer adıyla” şeklinde anlaşılabilir. Bilimsel metinlerde yaygın olan bu yapı, bilinen bir tanımdan uzmanlık terimine geçer: yaygın ad + or + teknik terim. Grubun tamamı tek bir katmana gönderme yaptığı için renews tekildir ve itself de aynı katmana döner.
Alıştırma
“The kneecap, or patella, protects the knee,” cümlesinde or ne yapar?
- İki adın dizin farklı bölümlerine gönderme yaptığını gösterir.
- Okuyucudan dizi hangi vücut bölümünün koruduğunu seçmesini ister.
- Aynı vücut bölümünün teknik adını tanıtır.
Cevabı göster
Aynı vücut bölümünün teknik adını tanıtır.
Epidermal cells divide, move outwards, die, Anlatım akışı
2:31Epidermal hücreler bölünür, dışa doğru hareket eder, ölür
divide, move outwards, die, and form: sıralı bir eylem zinciri
divide, move outwards, die ve form fiillerinin dördü de Epidermal cells öznesini paylaşır. Virgüller önceki aşamaları ayırır, and ise son eylemi başlatır; bu nedenle öznenin tekrarlanması gerekmez. Eşgüdümlü fiiller her zaman zaman sırası göstermez, ancak buradaki biyolojik süreç bu eylemlerin sırayla gerçekleştiğini anlatır. Böyle bir fiil zinciri, bilimsel veya teknik bir süreci kısa ve açık biçimde açıklamaya yarar.
Alıştırma
Hangi cümle, tek bir öznenin sıralı dört aşamalı bir süreci gerçekleştirdiğini en açık biçimde gösterir?
- The baker is patient, careful, busy, and ready.
- The baker bakes the dough, mixes it, lets it rise, and shapes it.
- The baker mixes the dough, lets it rise, shapes it, and bakes it.
Cevabı göster
The baker mixes the dough, lets it rise, shapes it, and bakes it.
which gradually sheds off in single cells far too small to see. Notlar
2:37bu katman daha sonra görülemeyecek kadar küçük, tekil hücreler halinde yavaşça dökülür.
sheds off: bir yüzeyden yavaş yavaş ayrılma
Burada sheds off, bir yüzeyden yavaş yavaş ayrılıp dökülmek anlamına gelir. Özne derinin dış tabakasıdır; in single cells ise dökülmenin biçimini, yani çok küçük hücrelerin zamanla tek tek ayrıldığını açıklar. Shed zaten doğal olarak kaybetmek veya düşürmek anlamına gelir. Bu nedenle off ayrılma hissi eklese de genellikle gereksizdir. Burada anlatılan, birinin hücreleri çıkarması değil, normal ve aşamalı bir süreçtir.
Alıştırma
Hangi cümle, yaprakların doğal bir süreçle dökülmesini en doğal standart ifadeyle anlatır?
- Many trees shed their leaves in autumn.
- Many trees shed off their leaves in autumn.
- Many trees take off their leaves in autumn.
Cevabı göster
Many trees shed their leaves in autumn.
far too small to see: güçlendirilmiş too ... to ... yapısı
far too small to see ifadesinde too + sıfat + to-infinitive yapısı, derecenin eylemin mümkün olduğu sınırı aştığını belirtir. Burada hücreler görülemeyecek kadar küçüktür. Buradaki far, too sözcüğünü güçlendirir ve fiziksel mesafe değil, “çok” ya da “büyük ölçüde” anlamı verir. Aynı yapı, aşırı bir derece yüzünden yapılamayan başka eylemleri de anlatabilir.
Alıştırma
“Taşınamayacak kadar çok ağır” anlamını vermek için far too + sıfat + to-infinitive yapısıyla cümleyi tamamlayın: The suitcase is ____ to carry upstairs alone.
Cevabı göster
far too heavy
cells churn out quickly to correct the broken barrier, Öbek fiiller
2:43hücreler bozulan bariyeri düzeltmek için hızlıca üretilir,
cells churn out quickly: hızlı ve yüksek miktarlı üretim için churn out
Burada churn out mecazidir ve “hızla, büyük miktarlarda üretmek” anlamına gelir. Kastedilen, bariyeri onarmak için deri hücrelerinin hızla üretilmesidir; hücrelerin gerçekten karıştırılması değildir. Standart bir etken yapıda üretici özne, ürün ise nesnedir: the skin churns out cells. cells özne olduğunda genellikle edilgen biçim kullanılır: cells are churned out quickly. Altyazıdaki cells churn out quickly, bu üretim ilişkisini sıkıştırarak anlatan gayriresmî bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi churn out öbek fiiliyle tamamlayın: This press can ____ 2,000 labels an hour.
Cevabı göster
churn out
meaning they don't mature and differentiate properly. Dilbilgisi
2:47bu da hücrelerin düzgün bir şekilde olgunlaşmadığı ve farklılaşmadığı anlamına gelir.
meaning + cümlecik: sonuç bildirme
Burada meaning, mean fiilinin -ing biçimidir. Altyazıda hemen önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumun sonucunu açıklar: hızla üretilen deri hücreleri gerektiği gibi olgunlaşmaz ve farklılaşmaz. Buradaki meaning, “anlam” anlamındaki isim değildir. Bu kalıp genellikle bir cümlecikten sonra, çoğu zaman virgülle birlikte gelir: ifade, meaning + cümlecik. which means that ... demenin kısa bir yoludur ve açıklamalarda ve konuşma dilinde yaygındır.
Alıştırma
Mean fiilinin -ing biçimiyle kısa sonuç yapısını tamamlayın: The gym is closed, ____ we have to practice outside.
Cevabı göster
meaning
Instead, they form large greasy clumps around the hair follicle that are shed as visible flakes. Notlar
2:50Bunun yerine, kıl folikülünün etrafında büyük, yağlı kümeler oluşturarak görünür pullar halinde dökülürler.
large greasy clumps: birbirine yapışmış büyük yağlı kümeler
Clump, daha küçük parçaların veya taneciklerin birbirine yapışması ya da bir araya toplanmasıyla oluşan sıkı bir kütledir. Bu nedenle large greasy clumps, birbirinden ayrı hücreleri veya pürüzsüz bir tabakayı değil, büyük ve düzensiz birkaç kütleyi anlatır. Greasy, yağla kaplı olduğu için kaygan ve çoğu zaman rahatsız edici hissettiren bir yüzeyi veya maddeyi anlatır. Yiyeceklerin yanı sıra saç, cilt, toz veya makineler için de kullanılabilir. Bu ifadede çoğul clumps isminden önce large büyüklüğü, greasy ise dokuyu belirtir.
Alıştırma
large greasy clumps ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir yüzeye eşit biçimde yayılmış ince ve kuru bir tabaka.
- Birbirinden ayrı, serbestçe yüzen küçük tanecikler.
- Parçaları birbirine yapışmış büyük, kaygan ve yağlı kütleler.
Cevabı göster
Parçaları birbirine yapışmış büyük, kaygan ve yağlı kütleler.
are shed as visible flakes: edilgen yapı ve ortaya çıkan biçim
Edilgen are shed ifadesi, odağı malzemeye ne olduğuna verir: malzeme dökülür ya da uzaklaşır; buna kimin veya neyin sebep olduğu önemli değildir. Shed düzensiz bir fiildir ve geçmiş zaman ortacı yalın hâliyle aynıdır. as visible flakes ifadesinde as, malzemenin dökülürken aldığı biçimi, yani gözle görülen parçaları veya pulları belirtir. Burada as, “... biçiminde” anlamına gelir; “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
“... biçiminde” anlamını vermek için cümleyi as ile tamamlayın: The medicine is released ____ tiny droplets.
Cevabı göster
as
This is how Malassezia's voracious appetite and our body's reaction to its byproducts lead to dandruff. Notlar
2:58İşte Malassezia'nın o doymak bilmez iştahı ve vücudumuzun onun yan ürünlerine verdiği tepki böylece kepeğe yol açar.
This is how ... lead to ...: mekanizma açıklamasını sonuçlandırma
This is how ... az önce açıklanan sürece geri gönderme yapar ve onu mekanizmayı özetleyen bir sonuç cümlesine dönüştürür. How burada sürecin nasıl işlediğini gösterir; soru sormaz. How ile başlayan bölümde Malassezia's voracious appetite ve our body's reaction, birbirine bağlanan iki nedendir. Bu yüzden çoğul lead fiili ikisiyle birlikte uyum gösterir. Tekrar kullanılabilen This is how A and B lead to C kalıbı, önceki adımları nihai sonuca bağlayarak açıklamayı tamamlar.
Alıştırma
Önceki cümleler, tekrarlanan donma ve çözülmenin bir yola nasıl zarar verdiğini adım adım açıkladı. Bu mekanizma açıklamasını en iyi hangi cümle tamamlar?
- This is why repeated freezing and thawing create cracks in the road.
- How do repeated freezing and thawing create cracks in the road?
- This is how repeated freezing and thawing create cracks in the road.
Cevabı göster
This is how repeated freezing and thawing create cracks in the road.
voracious appetite: son derece güçlü bir tüketme isteği
Voracious appetite, çok fazla yeme ya da tüketmeye yönelik son derece güçlü bir istek demektir. Voracious, sıradan hungry sözcüğünden çok daha güçlüdür ve çoğu zaman tekrarlanan ya da yoğun tüketim çağrıştırır. Burada ifade Malassezia'yı kişileştirir: Mikrop gerçekten insana özgü bir arzu duymaz; ancak cilt yağlarını çok etkin biçimde tükettiği için bu süreç güçlü bir iştah gibi anlatılır.
Alıştırma
'The puppy has a voracious appetite.' cümlesinde voracious appetite ne anlatır?
- Yavru köpek bütün yiyecekleri reddeder.
- Yavru köpek yalnızca çok az miktarda yemek ister.
- Yavru köpek çok miktarda yemek yemeye heveslidir.
Cevabı göster
Yavru köpek çok miktarda yemek yemeye heveslidir.
Currently, the most effective way to get rid of dandruff is by using antifungals in things like shampoos Notlar
3:06Şu anda kepekten kurtulmanın en etkili yolu, Malassezia'yı öldürmek için doğrudan saç derisine uygulanan
the most effective way to ... is by ...: hedefi yöntemle bağlamak
the most effective way to + fiilin yalın hâli + is by + -ing yapısı, to sonrasında hedefi ve by sonrasında yöntemi belirtir. Bu cümlede get rid of dandruff hedef, using antifungals ise yöntemdir. Burada by bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by using doğrudur, by use değildir. Most effective, yöntemin alternatiflerden daha iyi sonuç verdiğinin düşünüldüğünü belirtir; bunun tek olası yöntem olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için by ve turn fiilinin -ing biçimini kullanın: The most effective way to save energy is ____ off unused lights.
Cevabı göster
by turning
get rid of dandruff: istenmeyen bir sorunu ortadan kaldırmak
Get rid of dandruff, kepeği ortadan kaldırmak veya kepek sorununu yok etmek demektir. Get rid of, ardından istenmeyen kişi, şey veya sorunun geldiği kalıplaşmış bir ifadedir. Get rid of ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin. Günlük İngilizcede rid bu yapıda normalde tek başına kullanılmaz ve of çıkarılamaz.
Alıştırma
Cümleyi “istenmeyen bir sorunu ortadan kaldırmak” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: We need to ____ the mold in the bathroom.
Cevabı göster
get rid of
applied directly to the scalp to kill Malassezia. Dilbilgisi
3:12şampuan gibi ürünlerdeki antifungalleri (mantar karşıtı maddeleri) kullanmaktır.
applied directly to ... to kill ...: uygulama yeri ve amaç
Applied directly to the scalp, bağlamdan anlaşılan bir şampuanı, ürünü veya mantar önleyici tedaviyi tanımlayan kısaltılmış bir geçmiş ortaç öbeğidir. that is applied directly to the scalp biçiminde açılabilir ve edilgen anlam taşır: ürün doğrudan saç derisine sürülür. Burada apply, bir maddeyi bir yüzeye koymak veya yaymak demektir; bir şeye başvurmak anlamına gelmez. To kill Malassezia amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Ürünün neden uygulandığını açıklar. İki to farklı görevler üstlenir: applied ... to the scalp içindeki to, hedefi veya yüzeyi gösteren bir edattır; to kill içindeki to ise amaç bildiren mastarı başlatır. Tam bir cümlede kısaltılmış öbek, tanımladığı isimden sonra gelebilir: an antifungal treatment applied directly to the scalp to kill Malassezia.
Alıştırma
Ürün açıklamasını apply, directly ve to sözcüklerinin doğru biçim ve sırasını kullanarak tamamlayın: The treatment uses a cream ____ the skin to reduce redness.
Cevabı göster
applied directly to
For those who experience ...: hedef kitleyi belirtmek
Bu ifadede those “o kişiler” anlamına gelir ve who experience dandruff hangi kişilerden söz edildiğini belirtir. Experience burada “bir durumu yaşamak veya o duruma sahip olmak” anlamında kullanılan bir fiildir; iş deneyimi anlamına gelmez. Cümlenin başındaki For those who experience ... ardından gelen bilgi ya da tavsiyenin kimlere yönelik olduğunu gösterir. Hedef kitleyi belirleyen bu kalıp, açıkça tanımlanmış herhangi bir gruba yönelik yönlendirmeyi başlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen hedef kitle belirleme ifadesiyle tamamlayın: ____ seasonal allergies, checking the pollen forecast can help.
Cevabı göster
For those who experience
it usually comes and goes Deyimler
3:18sebum salgısı insanın yaşamı boyunca hormonal değişikliklere bağlı olarak değiştiğinden,
comes and goes: aralıklı olarak görülen bir durum
Comes and goes, ortaya çıkan, kaybolan ve daha sonra yeniden dönen bir belirti, duygu veya sorun için kullanılan bir deyimdir. Bu cümlede it kepeği belirtir; yani kepek bazen vardır, bazen yoktur. Bir yerden başka bir yere gerçekten gidip geldiği anlamına gelmez. usually sözcüğü bunun olağan düzen olduğunu gösterir. Comes and goes tekrarlanma anlamı taşır, ancak sabit bir zamanlama veya düzenli döngü belirtmez.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz seçeneği seçin. comes and goes içindeki zayıf and sesine ve comes ile goes sözcüklerinin son seslerine odaklanın.
- The pain comes and goes during the day.
- The pain comes and grows worse during the day.
- The pain comes, then goes away for good.
Cevabı göster
The pain comes and goes during the day.
as ... vary ... due to ...: zaman içindeki değişim ve nedeni
Bu cümlede as, “çünkü” değil, “bir şey değiştikçe” anlamındadır. Zaman içinde ilerleyen bir değişimi tanıtır. Sebum, cildin doğal yağıdır ve sebum salgıları kişinin yaşamı boyunca değişir. due to hormonal changes, bu değişimin nedenini belirtir. Due to ifadesinden sonra hormonal changes isim öbeği gelir. as + cümlecik ... due to + isim öbeği yapısı önce devam eden değişimi açıklar, ardından nedenini belirtir.
Alıştırma
Zaman içinde ilerleyen değişim için as, isim öbeğiyle verilen nedenin önünde due to kullanarak cümleyi tamamlayın: River levels vary ____ mountain snow melts ____ warmer spring temperatures.
Cevabı göster
as · due to
But despite the fact that Malassezia colonize everyone to a similar extent, Notlar
3:24Ancak Malassezia'nın herkeste benzer bir düzeyde koloni kurmasına rağmen,
Malassezia'nın herkesi benzer ölçüde kolonize etmesi
Biyoloji ve tıpta colonize, mikroorganizmaların bir konakta ya da vücudun bir bölgesinde yerleşik bir popülasyon oluşturup bunu sürdürmesi demektir. Burada eylemi yapan Malassezia, kolonize edilen konak ise everyone'dır; sözcük bir toprağı siyasi anlamda sömürgeleştirmeyi anlatmaz. to a similar extent, kolonizasyon derecesinin insanlar arasında yaklaşık olarak benzer olduğunu, miktarın tamamen aynı olmadığını belirtir. Bu yan cümle mikrobun ne ölçüde yerleştiğini karşılaştırır; herkeste belirti geliştiğini söylemez.
Alıştırma
Bir tıp yazısında bacteria colonize the skin ifadesi ne anlama gelir?
- Deride bir popülasyon oluştururlar ancak mutlaka hastalığa neden olmazlar.
- Her zaman kan dolaşımına girip hastalığa neden olurlar.
- Derideki diğer bütün mikroorganizmaları ortadan kaldırırlar.
Cevabı göster
Deride bir popülasyon oluştururlar ancak mutlaka hastalığa neden olmazlar.
despite the fact that ... not everyone ...: ödünleme ve kısmi olumsuzluk
Despite the fact that, farklı bir sonuç beklemenize yol açabilecek bir gerçeği tanıtır. Despite bir ilgeç olduğu için ardından Malassezia colonize everyone to a similar extent tam cümleciğinin gelebilmesini the fact that sağlar. Bu gerçek, Malassezia'nın herkeste yaklaşık aynı ölçüde bulunduğunu söyler; ancak ana cümle beklentiye zıt bir sonuç verir. Not everyone kısmi olumsuzluktur. “Bazı insanlar yapmaz” anlamına gelir; “hiç kimse yapmaz” anlamına gelmez. Ortak bir koşul bütün insanlarda aynı sonucu doğurmadığında bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Dersin ödünleme başlangıcını ve kısmi olumsuzluk ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the safety rules were clear, ____ followed them.
Cevabı göster
Despite the fact that · not everyone
are more susceptible: daha yatkın olmak
Susceptible, bir şeyden etkilenme veya zarar görme olasılığının yüksek olduğunu belirtir. More susceptible karşılaştırma yapar: bazı insanların bu durumu yaşama olasılığı diğerlerinden daha yüksektir, ancak bu sonucun kesin olduğu anlamına gelmez. Yaygın kalıp be susceptible to + isim veya -ing biçimidir. Bağlam hangi durumdan söz edildiğini zaten belirtiyorsa tamamlayıcı bölüm atılabilir; burada tam anlam more susceptible to dandruff, yani kepeğe daha yatkın olmaktır.
Alıştırma
susceptible sözcüğünü doğru edatla kullanın: Young plants are more ____ frost damage than mature plants.
Cevabı göster
susceptible to
Do people with dandruff have a certain genetic predisposition? Kelime
3:35Kepekli kişilerin belirli bir genetik yatkınlığı mı var?
a certain genetic predisposition: kalıtsal bir eğilim, kesin bir sonuç değil
a certain genetic predisposition isim öbeği, bir durumun ortaya çıkma olasılığını artırabilecek belirli bir kalıtsal eğilim anlamına gelir. Genetic, eğilimin kaynağını belirtirken a certain henüz tanımlanmamış belirli bir tür anlamına gelir. Bir yatkınlık olasılığı veya riski değiştirir; kesinlik oluşturmaz. Bu soruda genetiğin katkıda bulunan etkenlerden biri olup olmadığı sorulmaktadır. İfade, durumun zaten teşhis edildiğini veya kesinlikle ortaya çıkacağını söylemez.
Alıştırma
Genetic predisposition ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?
- Genetic predisposition riski artırabilir, ancak durumun ortaya çıkacağını garanti etmez.
- Genetic predisposition kişinin bu duruma zaten sahip olduğunu kanıtlar.
- Genetic predisposition durumun kesinlikle ortaya çıkacağı anlamına gelir.
Cevabı göster
Genetic predisposition riski artırabilir, ancak durumun ortaya çıkacağını garanti etmez.
their skin barrier more permeable: bir bariyerden daha kolay geçiş
their skin barrier more permeable ifadesindeki temel betimleme, karşılaştırma bildiren more permeable öbeğidir. Bu, maddelerin söz konusu cilt bariyerinden tipik bir cilt bariyeri gibi ilgili karşılaştırma noktasına göre daha kolay geçebildiği anlamına gelir. Geçirgenlik, geçişin derecesini açıklar. Görünür bir delik olduğu veya bariyerin tamamen bozulduğu anlamına gelmez. Geçen madde belirtilirse yaygın kalıp permeable to + isimdir: permeable to water.
Alıştırma
Cümleyi permeable ve doğru edatla tamamlayın: This fabric is ____ air.
Cevabı göster
permeable to
Scientists are currently investigating if people with dandruff do, in fact, Notlar
3:41Bilim insanları şu sıralar kepekli kişilerin gerçekten de
Scientists are currently investigating if ...: devam eden bir araştırma
Scientists are currently investigating if ... araştırmacıların hâlâ yanıtlamaya çalıştığı evet-hayır türünde bir soruyu ortaya koyar. Buradaki if, koşul bildiren “eğer” değil, “olup olmadığını” anlamındadır. Currently ile şimdiki zaman yapısı are investigating, çalışmanın devam ettiğini gösterir. Bu ifade belirsizliği temkinli biçimde aktarır; if sonrasındaki iddianın zaten kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Bu cümle araştırmanın durumu hakkında ne anlatıyor? “Scientists are currently investigating if the new material is safe.”
- Güvenlik konusu hâlâ araştırılıyor.
- Bilim insanları artık malzemenin güvenli olup olmadığını önemsemiyor.
- Bilim insanları malzemenin güvenli olduğunu kanıtladı.
Cevabı göster
Güvenlik konusu hâlâ araştırılıyor.
do, in fact, + fiilin yalın hâli: vurgu amaçlı do
do, in fact, lose ifadesinde do bir vurgu yardımcı fiilidir. “Bir eylem yapmak” anlamına gelmez; olumlu ifadeyi güçlendirerek bu kişilerin gerçekten daha fazla su kaybettiğini belirtir. In fact, iddianın doğru olduğuna dair bir vurgu daha ekler ve çoğunlukla bir şüpheye ya da beklentiye karşı kullanılır. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Çoğul özne people ile do kullanılır; araya in fact girse bile lose yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Hangi cümlede fiili vurgulamak için do, in fact, doğru kullanılmıştır?
- The results are do, in fact, support the original theory.
- The results do, in fact, supports the original theory.
- The results do, in fact, support the original theory.
Cevabı göster
The results do, in fact, support the original theory.
and whether this is what's leading their skin cells to proliferate. Dilbilgisi
3:48ve deri hücrelerinin çoğalmasına yol açan şeyin bu olup olmadığını araştırıyorlar.
whether this is what's leading ... to proliferate: bir şeyin neden olup olmadığını sormak
Whether, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır: araştırmacılar bunun neden olup olmadığını inceliyor, neden olduğunun zaten kanıtlandığını söylemiyor. Buradaki this, suyun saç derisi yoluyla kaybedilmesini ifade eder. What's leading ... ifadesi what is leading ... ifadesinin kısaltılmış hâlidir. What burada “sonuca yol açan şey ya da etken” anlamına gelir; lead A to do B ise “A'nın B yapmasına neden olmak” demektir. Dolayısıyla yan cümle, bu etkenin cilt hücrelerinin çoğalmasına neden olup olmadığını sorar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir etkenin başka bir sonucun nedeni olup olmadığını doğru biçimde sorar?
- The team is investigating where the damaged motor was taken.
- The team has confirmed that overheating is leading the motor to fail.
- The team is investigating whether overheating is what's leading the motor to fail.
Cevabı göster
The team is investigating whether overheating is what's leading the motor to fail.
Researchers are learning that Malassezia communicate with our immune system Kalıp ifadeler
3:52Araştırmacılar, Malassezia'nın iltihabı düzenleyen oksilipinler adı verilen küçük yağlı moleküller kullanarak
using small oily molecules called oxylipins that regulate inflammation. Kelime
3:56bağışıklık sistemimizle iletişim kurduğunu öğreniyorlar.
communicate with our immune system: biyolojik sinyal alışverişi yapmak
Burada communicate with, Malassezia'nın konuşma dili kullandığı anlamına gelmez. Bu mikroorganizmaların, bağışıklık sisteminin algılayıp yanıt verebildiği moleküler sinyaller gönderdiği anlamına gelir; oksilipinler bu sinyal molekülleridir. Communicate with; insanlar, hücreler, organlar, cihazlar veya bilgisayar sistemleri arasında bilgi ya da sinyal aktarımını anlatabilir. Özne insan değilse iletişimin nasıl gerçekleştiğini anlamak için cümlede belirtilen kanala veya sinyale bakın.
Alıştırma
Hangi cümlede communicate with insan olmayan bir sistem için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The sensors discuss their weekend with the control system.
- The sensors pronounce radio signals to the control system.
- The sensors communicate with the control system through radio signals.
Cevabı göster
The sensors communicate with the control system through radio signals.
using ... called oxylipins that ...: araç, ad ve işlev
Baştaki using öbeği, daha geniş cümledeki eylemin hangi araçla gerçekleştiğini gösterir. Bağımsız bir yan cümle değildir; ana cümleye bağlıdır. Called oxylipins, that are called oxylipins yapısının kısaltılmış edilgen biçimidir ve moleküllerin adını verir. That regulate inflammation bir ilgi yan cümlesidir ve işlevlerini açıklar. Burada regulate, biyolojik bir tepkinin düzeyini kontrol etmek veya ayarlamak anlamındadır; kural koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir aracı, teknik terimi ve işlevini tanıtmak için aynı yapıyı kullanır?
- The camera uses light, and the sensors have a technical name.
- The camera works using sensors called photodiodes that detect light.
- The camera works because photodiodes are small sensors.
Cevabı göster
The camera works using sensors called photodiodes that detect light.
If they can find a way to inhibit inflammatory oxylipins and boost anti-inflammatory ones, Notlar
4:02Eğer iltihap yapıcı oksilipinleri engelleyip iltihap önleyici olanları artırmanın bir yolunu bulabilirlerse,
inhibit ... and boost ... ones: dengeli bir azaltma ve artırma yapısı
Inhibit A and boost B dengeli bir karşıtlık kurar: A'yı azaltmak veya baskılamak, aynı anda B'yi artırmak ya da güçlendirmek. Buradaki iki hedef, birbirine zıt iki oksilipin türüdür. İki fiil de önceki to'yu paylaştığı için yalın hâldedir: to inhibit ... and (to) boost .... Ones, çoğul oxylipins isminin yerini alır; bu yüzden anti-inflammatory ones, anti-inflammatory oxylipins demektir.
Alıştırma
Cümleyi hedef fiillerle tamamlayın: This update is designed to ____ harmful processes and ____ useful ones.
Cevabı göster
inhibit · boost
If ... can ..., ... could ...: olası bir sonucu temkinli biçimde anlatmak
If they can find a way ... araştırmacıların önce yerine getirmesi gereken bir koşulu belirtir. Gelecekteki gerçek bir olasılıktan söz eden if yan cümlesinde İngilizce normalde will yerine can gibi şimdiki zaman biçimleri kullanır. Ana cümledeki they could develop new treatments bir söz değil, olası bir sonuç sunar. Could bilimsel öngörüyü temkinli hâle getirir: koşulun gerçekleşmesi sonucu mümkün kılabilir, ancak sonucu garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle gelecekteki olası bir araştırma sonucunu garanti etmeden en iyi şekilde ifade eder?
- If researchers identify the cause, they will definitely solve every related problem.
- If researchers could identify the cause yesterday, they develop a more accurate test.
- If researchers can identify the cause, they could develop a more accurate test.
Cevabı göster
If researchers can identify the cause, they could develop a more accurate test.
Scientists are also investigating if there's any benefit to our relationship with Malassezia. Dilbilgisi
4:11Bilim insanları ayrıca Malassezia ile ilişkimizin bize herhangi bir faydası olup olmadığını da araştırıyorlar.
if there's any benefit to ...: bir avantaj olduğunu varsaymadan sormak
if there's any benefit to ... yan cümlesi araştırılan soruyu belirtir: Bu etkinliğin veya düzenlemenin herhangi bir avantajı var mı? Any, yanıtı açık bırakır; bilim insanları bir yararın var olduğunu peşinen kabul etmez. Buradaki our relationship with Malassezia, insan derisi ile bu mantarın birlikte yaşamasını ve etkileşimini anlatır; kişisel veya romantik bir ilişkiyi değil. Yeniden kullanılabilecek kalıp investigate if/whether there's any benefit to + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Araştırma cümlesini hedef soru kalıbıyla tamamlayın: Researchers are investigating ____ changing the school start time.
Cevabı göster
if there's any benefit to
They hypothesize that dandruff, which can be uncomfortable and embarrassing for us, Dilbilgisi
4:17Bizim için rahatsız edici ve utanç verici olabilen kepeğin,
hypothesize that ... ve virgüller arasındaki which cümleciği
Hypothesize that yapısında konuşan kişi önerilmiş bir açıklamayı aktarır; that ile başlayan yan cümle hipotezin içeriğini verir. Hypothesize, fikrin hâlâ sınanması gerektiğini belirtir; fikrin kanıtlandığı anlamına gelmez. Which can be uncomfortable and embarrassing for us bölümü, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Virgüller, bu bölümün dandruff hakkında ek bilgi verdiğini ve onu belirlemek için gerekli olmadığını gösterir. Bu cümlecik çıkarıldığında ana yapı kalır: They hypothesize that dandruff creates ...
Alıştırma
Hangi cümle kanıtlanmamış bir hipotez sunar ve virgüller arasındaki which cümleciğiyle ek bilgi verir?
- Researchers hypothesize that the lake, which freezes every winter, supports a rare microbe.
- Researchers have proved that the lake, which freezes every winter, supports a rare microbe.
- Researchers hypothesize that the lake which freezes every winter supports a rare microbe.
Cevabı göster
Researchers hypothesize that the lake, which freezes every winter, supports a rare microbe.
creates a reliable oily food source for the yeast. Kalıp ifadeler
4:22maya için güvenilir ve yağlı bir gıda kaynağı oluşturduğunu varsayıyorlar.
creates a reliable oily food source for ...: düzenli ve yağlı bir besin kaynağı oluşturmak
Create a source for someone or something kalıbı, bir alıcının kullanabileceği bir kaynağın oluşmasını sağlamak anlamına gelir. Burada kepek, mayanın besin olarak kullanabileceği yağlı madde sağlar. Reliable, kaynağın düzenli biçimde mevcut ve güvenilebilir olduğunu anlatır; doğru sözlü anlamına gelmez. Biyolojide food source, bir canlının enerji veya besin elde etmek için kullanabileceği her şeydir; insanlar için hazırlanmış yiyecek olması gerekmez. Buradaki the yeast, Malassezia adlı mayayı ifade eder.
Alıştırma
“Düzenli bir besin kaynağı sağlamak” anlamına gelen vurgulanmış kalıpla yeni cümleyi tamamlayın: Fallen fruit can ____ insects.
Cevabı göster
create a reliable food source for
But dandruff isn't contagious or a great threat to our health. Kelime
4:26Ancak kepek bulaşıcı değildir veya sağlığımız için büyük bir tehdit oluşturmaz.
isn't contagious or a great threat to our health: bulaşıcı değil ve sağlık için büyük bir tehdit oluşturmuyor
Contagious, bir durumun bir kişiden diğerine geçip geçemeyeceğini anlatır. A great threat to our health, olası zararın ne kadar ciddi olduğunu anlatır. isn't contagious or a great threat yapısında or, iki unsuru aynı olumsuzluğun kapsamına alır: kepeğin ne bulaşıcı ne de sağlık açısından büyük bir tehlike olduğu belirtilir. Bu güven verici ifade, kepeğin hiçbir zaman kaşıntıya veya rahatsızlığa yol açamayacağı anlamına gelmez. Yalnızca bu iki belirli korkuyu reddeder.
Alıştırma
Hangi ifade bulaşıcılık ile sağlık üzerindeki etkileri doğru şekilde ayırır?
- Sağlığa yönelik her tehdit kişiden kişiye yayılır.
- Bir durum bulaşıcı olmadan da rahatsızlık verebilir.
- Bir durum bulaşıcı değilse hiçbir rahatsızlığa yol açamaz.
Cevabı göster
Bir durum bulaşıcı olmadan da rahatsızlık verebilir.
And Malassezia seem to excel at defending their territory, Kalıp ifadeler
4:29Ve öyle görünüyor ki Malassezia, kendi bölgesini,
seem to excel at defending their territory: bölgelerini savunmakta üstün görünmek
Seem to ifadesi iddiayı temkinli hâle getirir: konuşmacı bunu mutlak bir gerçek olarak belirtmek yerine mikropların bu yeteneğe sahip gibi göründüğünü söyler. Excel at, “bir konuda özellikle iyi olmak” anlamına gelir ve be good at ifadesinden biraz daha resmî ve vurguludur. Kalıp, seem to + fiilin yalın hâli ve ardından excel at + -ing biçimindedir: seem to excel at defending. Defending their territory bir benzetmedir. Their territory, bir ülkeye ait toprakları değil, bu mikropların deride kapladıkları alanı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi seem, excel ve doğru bağlantı sözcükleriyle tamamlayın: From the test results, these robots ____ sorting small objects quickly.
Cevabı göster
seem to excel at
from other more harmful microbes like Staphylococcus aureus. Kültür
4:34Staphylococcus aureus gibi diğer daha zararlı mikroplardan korumakta çok başarılı.
like Staphylococcus aureus: daha zararlı bir mikrop örneği
Staphylococcus aureus, enfeksiyonlara yol açabilen bir bakteri türünün bilimsel adıdır. Bu cümlede, söz konusu edilen “daha zararlı mikropların” yalnızca bir örneğidir. Burada like, “örneğin” ya da “gibi” anlamına gelir ve bu örneği tanıtır. Staphylococcus aureus tek ve tam bir bilimsel addır; bu nedenle aureus burada ayrı bir sıradan sıfat olarak kullanılmaz.
Alıştırma
Bu cümlede like Staphylococcus aureus ne işe yarıyor?
- Mikropların görünüş olarak Staphylococcus aureus'a benzediğini söyler.
- Staphylococcus aureus'u daha zararlı bir mikrop örneği olarak verir.
- aureus sözcüğünü bütün mikropları niteleyen sıradan bir sıfat olarak kullanır.
Cevabı göster
Staphylococcus aureus'u daha zararlı bir mikrop örneği olarak verir.
So, while scientists have gotten to the bottom of many mysteries surrounding this condition, Deyimler
4:40Bu nedenle, bilim insanları bu durumu çevreleyen pek çok gizemin temeline inmiş olsalar da,
while ... have gotten to the bottom of ...: ilerlemeyi kabul edip karşıt noktaya geçmek
Get to the bottom of something, bir konuyu gerçek açıklaması, nedeni veya olguları bulunana kadar araştırmak anlamına gelen bir deyimdir. Have gotten, bu işin büyük bölümünün şu ana kadar tamamlandığını gösterir. Burada while, “-iken” değil, “her ne kadar” ya da “olsa da” anlamındadır. Bilim insanlarının başarılarını önce kabul eder ve ardından hâlâ bilinmeyen bir şey gibi karşıt bir noktanın gelmesine zemin hazırlar.
Alıştırma
“Gerçek neden bulunana kadar araştırmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: The engineers promised to ____ the repeated shutdowns.
Cevabı göster
get to the bottom of
it must be said: vurgulu bir yorumu sunmak
“It must be said”, dinleyiciye sıradaki kısmın konuşanın önemli, açık sözlü ya da değerlendirme içeren bir sonucu olduğunu bildiren bir yorum kalıbıdır. Buradaki it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir. İfade, birinin konuşmaya zorlandığı anlamına gelmez. Son yorumdan önce kullanıldığında mesajı ana açıklamadan konuşanın kendi değerlendirmesine yönlendirir. Resmî tınısı, hafif veya mizahi bir anlatıda özellikle kullanılarak ciddi görünüşlü komik bir kapanış da yaratabilir.
Alıştırma
Bir değerlendirme yazarı vurgulu bir sonuç sunmak istiyor. Cümleyi dersteki tam ifadeyle tamamlayın: ____, the revised guide is easier to follow.
Cevabı göster
It must be said
dandruff remains a head-scratcher. Deyimler
4:47kepek hala kafa kaşıtan (ve karıştıran) bir muamma olmaya devam ediyor.
a head-scratcher: kafa karıştıran bir sorun ve kelime oyunu
A head-scratcher, anlaşılması veya açıklanması zor bir problem, sonuç ya da durum için kullanılan gündelik bir isimdir. Dandruff remains a head-scratcher cümlesinde remains, konunun hâlâ kafa karıştırıcı olduğunu gösterir; head-scratcher bir alet veya başka birinin başını kaşıyan kişi değildir. Cümlede ayrıca bir kelime oyunu vardır. Mecazen, kafası karışan insanlar başlarını kaşıyabilir; gerçek anlamda ise kepek kafa derisini kaşındırıp kişinin başını kaşımasına yol açabilir. Aynı sözler çözülmemiş bir soruyla fiziksel hareketi birleştirerek sonucu mizahi hâle getirir.
Alıştırma
“The sudden change is a real head-scratcher” cümlesi ne anlama gelir?
- Ani değişimi açıklamak zordur.
- Ani değişim başta kullanılan bir alettir.
- Ani değişim herkesin kafa derisini kaşındırır.
Cevabı göster
Ani değişimi açıklamak zordur.
Dandruff isn't the only unpleasant condition that microbes and our bodies conspire to create. Deyimler
4:50Mikropların ve bedenlerimizin işbirliği yaparak yarattığı tek hoş olmayan durum kepek değildir.
conspire to create: kötü bir sonuca yol açan etkenleri kişileştirmek
Conspire to normalde insanların bir şeyi gizlice planlaması anlamına gelir ve bu şey genellikle kötüdür. Burada mikroplar ile bedenimiz gerçekten gizli bir plan yapamaz; bu yüzden ifade onları kişileştirir. Anlatılmak istenen, bu biyolojik etkenlerin etkileşime girerek birlikte rahatsız edici bir duruma yol açmasıdır. İfade, etkenler bize karşı çalışıyormuş gibi bir etki yaratır ancak onların bilinçli bir niyeti olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Bu cümlede conspire to create ne anlama geliyor?
- Mikroplar ile beden etkileşime girerek birlikte rahatsız edici bir durum oluşturur.
- Mikroplar ile beden bilinçli olarak gizli bir plan yapar.
- Beden, mikropların herhangi bir duruma yol açmasını engeller.
Cevabı göster
Mikroplar ile beden etkileşime girerek birlikte rahatsız edici bir durum oluşturur.
If you could eradicate body odor or bad breath, Notlar
4:56Eğer vücut kokusunu veya ağız kokusunu tamamen ortadan kaldırabilseydiniz,
eradicate body odor or bad breath: resmi ve tam ortadan kaldırma
Bu ifadede eradicate, bir sorunu yalnızca gizlemek veya azaltmak değil, tamamen ortadan kaldırmak demektir. Body odor ve bad breath, kaynağından giderilebilecek sorunlar olarak sunulur; bu nedenle ifade güçlüdür ve kalıcı bir sonuç ima edebilir. Body odor vücuttan gelen hoş olmayan kokuyu, bad breath ise ağızdan gelen hoş olmayan kokuyu belirtir. Burada ikisi de sorunları genel olarak adlandırdığı için önlerinde artikel kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede eradicate, tamamen ortadan kaldırmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- This mint eradicates bad breath for five minutes, but then the odor returns.
- The public health program aims to eradicate malaria from the region.
- I eradicated one pencil from my backpack before school.
Cevabı göster
The public health program aims to eradicate malaria from the region.
If you could ..., which would you choose?: hayalî bir seçim
If you could + fiilin yalın hâli ..., which would you choose? kalıbı, birinden bir yetenek veya fırsatı hayal etmesini ve sınırlı sayıdaki seçenekten birini seçmesini ister. Could hayalî koşulu kurar, would ise bu hayalî durumdaki seçimi sorar; burada iki fiil de geçmiş zamana gönderme yapmaz. Which, belirtilmiş veya zaten bilinen seçenekleri gösterir.
Alıştırma
Bu varsayımsal seçim sorusunu tamamlayın: If you ____ visit any planet, which ____ you choose?
Cevabı göster
could · would