Hangisi daha iyi: Sabun mu yoksa el dezenfektanı mı? - Alex Rosenthal ve Pall Thordarson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
795 kelime 140 kel/dk

Video özeti: Video, sabun ile el dezenfektanının virüsleri nasıl bozduğunu karşılaştırıyor, 20 saniyelik yıkamanın ellerin daha eksiksiz kaplanmasını neden sağladığını açıklıyor ve önerilen yöntemin virüsün lipit zara mı yoksa protein yapılı kapside mi sahip olduğuna göre değişebileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. keep that from happening. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir eylemin istenmeyen bir olayın gerçekleşmesini önlediğini anlatan bu doğal kalıbı öğrenin. Sağlık risklerinden, güvenlik önlemlerinden veya bir planın önlemeyi amaçladığı sorunlardan söz ederken bu yapıyı kullanabilirsiniz. 2. wash that whole bubble away. — Phrasal verb’ler: wash away ifadesinin bir şeyi suyla uzaklaştırmak anlamına geldiğini ve isim öbeği olan nesnenin fiille away arasına girebildiğini görün. Böylece ayrılabilen diğer phrasal verb’lerde de nesneyi doğru yere yerleştirebilirsiniz. 3. does that mean it's best for every viral outbreak? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu sorunun önceki bir sonucun her durumda geçerli olup olmadığını nasıl sınadığını fark edin. does that mean...? kalıbıyla bir varsayımı sorgulayabilir, istisna sunabilir ve açıklamayı koşulları belirtilmiş daha ölçülü bir öneriye taşıyabilirsiniz.

Bu derste

Your hands up close are anything but smooth. Kalıp ifadeler

0:07

Elleriniz yakından bakıldığında hiç de pürüzsüz değildir.

Kalıp ifadeler

up close: kısa bir mesafeden bakmak

Bu cümlede up close, “çok kısa bir mesafeden” anlamına gelir. Ellere nasıl bakıldığını belirtir; böylece küçük çizgiler ve yüzey dokuları daha kolay fark edilir. Bir şeyi yakından görmeyi, incelemeyi veya fotoğraflamayı anlatırken up close kullanabilirsin. Buradaki close mesafeyle ilgilidir; “kapatmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Çok kısa bir mesafeden” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamla: From far away, the fabric looks plain, but ____, you can see a detailed pattern.

Cevabı göster

up close

Kalıp ifadeler

anything but smooth: güçlü olumsuzlama

Bu cümlede anything but smooth, “hiç pürüzsüz değil” anlamına gelir. Anything but + sıfat kalıbı, but sözcüğünden sonra belirtilen özelliği güçlü biçimde reddeder. Smooth sözcüğünü reddedilen özellik olarak düşün. İfadeyi kelime kelime “pürüzsüz bir şey dışında herhangi bir şey” şeklinde okuma.

Alıştırma

“The trip was anything but relaxing” ne anlama gelir?

  1. Gezi hiç rahatlatıcı değildi.
  2. Gezi dışındaki her şey rahatlatıcıydı.
  3. Gezi her yönden rahatlatıcıydı.
Cevabı göster

Gezi hiç rahatlatıcı değildi.

With peaks and valleys, folds, and rifts,

0:11

Tepeleri ve vadileri, kıvrımları ve yarıklarıyla,

there are plenty of hiding places for a virus to stick. Notlar

0:13

bir virüsün tutunabileceği pek çok saklanma yeri vardır.

Kalıp ifadeler

plenty of hiding places: çok ve yeterli sayıda

Plenty of + çoğul sayılabilen isim, «çok sayıda» anlamına gelir ve genellikle sayının o durum için yeterli olduğunu da ima eder. Burada plenty of, hiding places ifadesini niteler. Bu cümlede hiding places mecazi olarak kullanılmıştır. Bir insanın ya da hayvanın gerçekten saklandığı yerleri değil, cilt dokusunda virüsün kalabileceği küçük noktaları anlatır.

Alıştırma

Sayının rahatça yeterli olduğunu belirten iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hall has ____ chairs for all the families.

Cevabı göster

plenty of

Dilbilgisi

for a virus to stick: for + isim + to-infinitive

For a virus to stick ifadesinde for, mastar eylemini yapan isim öbeğini, yani a virus ifadesini tanıtır. To stick bu eylemi belirtir. İfadenin tamamı hiding places ifadesini niteler ve orada ne olabileceğini açıklar. İsim + for + kişi veya şey + to + fiilin yalın hâli yapısı, yer, fırsat ya da koşul bildiren bir isimden sonra gelebilir. Kimin veya neyin hangi eylemi yapabileceğini gösterir. Burada stick, «yapışmak» veya «bir yüzeyde kalmak» anlamında bir fiildir; «çubuk» anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Mevcut alanda neyin mümkün olduğunu anlatmak için for + isim + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This shelf has enough space for the boxes fitting.
  2. This shelf has enough space that the boxes to fit.
  3. This shelf has enough space for the boxes to fit.
Cevabı göster

This shelf has enough space for the boxes to fit.

If you then touch your face, Dilbilgisi

0:18

Daha sonra yüzünüze dokunursanız,

the virus can infect you.

0:20

virüs sizi enfekte edebilir.

Dilbilgisi

If you then touch your face, ... can: koşul ve olası sonuç

“If you then touch your face”, koşulu belirten bir if yan cümlesidir. Ana cümle olan “the virus can infect you” ise olası bir sonucu bildirir. Risklerden ve güvenlik uyarılarından söz ederken if + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli kalıbı sık kullanılır. Burada then, “ondan sonra” anlamına gelir ve eylemlerin sırasını gösterir. “Bu nedenle” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir sonucu anlatmak için if + geniş zaman ve can yapısını doğru kullanır?

  1. If you leave food outside, animals can find it.
  2. If you will leave food outside, animals can found it.
  3. If you left food outside, animals can finding it.
Cevabı göster

If you leave food outside, animals can find it.

But there are two extraordinarily simple ways you can keep that from happening. Kalıp ifadeler

0:21

Ancak bunun olmasını engelleyebileceğiniz olağanüstü basit iki yol var.

Kalıp ifadeler

keep that from happening: bir olayın gerçekleşmesini engellemek

keep + nesne + from + fiil-ing yapısı, “birinin ya da bir şeyin bir eylemi yapmasını engellemek” anlamına gelir. keep that from happening ifadesindeki that, az önce söz edilen enfeksiyona gönderme yapar; bu nedenle ifade “o durumun gerçekleşmesini engellemek” demektir. Bu önleme kalıbında from zorunludur ve sonrasındaki fiil -ing biçimini alır: from happening doğrudur, from happen değildir. from kaldırılırsa keep that happening, “bunun devam etmesini sağlamak” anlamına gelir; yani karşıt bir düşünceyi anlatır.

Alıştırma

Gerekli edatı ve enter fiilinin -ing biçimini kullanarak önleme kalıbını tamamlayın: A screen can keep insects ____ the room.

Cevabı göster

from entering

Soap and water and hand sanitizer.

0:26

Sabun ve su ile el dezenfektanı.

So, which is better?

0:29

Peki, hangisi daha iyi?

The coronavirus that causes COVID-19 is one of many viruses Kültür

0:32

COVID-19'a neden olan koronavirüs, birçok virüsten biridir ve

Kültür

coronavirus that causes COVID-19: virüs ve hastalık

coronavirus that causes COVID-19 ifadesinde coronavirus patojeni, COVID-19 ise hastalığın adını belirtir. Causes iki kavram arasındaki ilişkiyi gösterir: Bir virüs hastalığa neden olur; bu nedenle iki terim bağlantılıdır ama birbirinin yerine kullanılamaz. that causes COVID-19 sözleri, hangi koronavirüsten bahsedildiğini belirler. Sağlık bilgilerini okurken bir terimin enfeksiyon etkenini mi yoksa hastalığı mı adlandırdığına dikkat edin.

Alıştırma

Hangi cümle bir virüs ile onun neden olduğu hastalığı doğru biçimde ayırır?

  1. Hastalık, virüse neden olan bir patojendir.
  2. COVID-19, bir koronavirüsün neden olduğu hastalıktır.
  3. COVID-19, bütün koronavirüsler için kullanılan başka bir sözcüktür.
Cevabı göster

COVID-19, bir koronavirüsün neden olduğu hastalıktır.

whose protective outer surface is made of a lipid bilayer. Kelime

0:36

koruyucu dış yüzeyi çift katmanlı bir lipitten yapılmıştır.

Kelime

protective outer surface: işlev, konum ve baş isim

Protective outer surface, baş isim surface etrafında kurulmuş bir isim grubudur. Outer, yüzeyin nerede olduğunu, yani dış tarafta bulunduğunu söyler. Protective, ne işe yaradığını, yani içeridekileri korumaya yardımcı olduğunu söyler. Burada protective, outer surface birimini niteler; dolayısıyla ifade, koruyucu işlevi olan bir dış yüzey anlamına gelir. Bu bilimsel açıklamada surface, görünüşle ilgili genel bir değerlendirmeyi değil, yapısal bir katmanı veya sınırı adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede protective işlev, outer konum için ve cover baş isim olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The device has a protectively outside cover.
  2. The device has an outer protect cover.
  3. The device has a protective outer cover.
Cevabı göster

The device has a protective outer cover.

Kelime

made of a lipid bilayer: bileşimi anlatma

Be made of, bir şeyin hangi malzeme, parça veya maddeden oluştuğunu belirtir. Burada is made of, koruyucu dış yüzeyi onun yapısal malzemesi olan a lipid bilayer ile ilişkilendirir. Yüzeyin üretim sürecini değil, bileşimini açıklar. Bilayer, iki katmandan oluşan bir yapıdır. Bu nedenle lipid bilayer, lipit moleküllerinin iki katmanlı bir düzenidir.

Alıştırma

Cümleyi “bu malzemeden oluşur” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The bowl is ____ glass.

Cevabı göster

made of

These lipids are pin-shaped molecules Kelime

0:41

Bu lipitler toplu iğne şeklindeki moleküllerdir ve

Kelime

pin-shaped molecules: isim + -shaped kalıbı

Pin-shaped, “iğneye benzer bir şekli olan” anlamına gelir. Birleşik sıfat pin-shaped, molecules sözcüğünden önce gelir ve moleküllerin şeklini anlatır. Bir nesneyi veya biçimi adlandıran isme -shaped ekleyerek star-shaped, heart-shaped ve U-shaped gibi benzer biçim sıfatları oluşturabilirsiniz. Kısa çizgi, parçaların tek bir sıfat olarak birlikte çalışmasını sağlar.

Alıştırma

“Yıldız biçiminde bir rozet” anlamını doğal biçimde veren İngilizce isim öbeği hangisidir?

  1. a star-shape badge
  2. a star-shaped badge
  3. a shaped-star badge
Cevabı göster

a star-shaped badge

whose heads are attracted to water and tails are repulsed by it. Kelime

0:44

baş kısımları suyu çekerken kuyruk kısımları suyu iter.

Kelime

are attracted to water ... are repulsed by it: çekim ve itme

Birlikte kullanılan edilgen be attracted to ve be repulsed by kalıpları, zıt tepkileri anlatır. Baş kısımlar suya doğru hareket eder veya yönelirken kuyruklar sudan uzağa itilir. repulsed by it ifadesindeki it, water sözcüğüne gönderme yapar. Bu bilimsel bağlamda repulsed, duygusal olarak tiksinmek değil, fiziksel bir kuvvetle uzaklaştırılmak anlamına gelir. Edatlar farklı ilişkileri gösterir: attracted to çekimin hedefini, repulsed by ise itmeye neden olan kaynağı tanıtır.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı iki zıt kalıpla tamamlayın: A positive charge is ____ a negative charge but ____ another positive charge.

Cevabı göster

attracted to · repulsed by

So, in water-rich environments, Kelime

0:49

Bu nedenle, su açısından zengin ortamlarda,

Kelime

water-rich environments: isim + -rich kalıbı

water-rich, çok miktarda su içeren anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Burada rich maddi zenginliği değil, bolluğu anlatır. İsim + -rich kalıbı, adı verilen maddeyi veya kaynağı büyük miktarda içeren bir şeyi anlatabilir; oxygen-rich air ve nutrient-rich soil buna örnektir. Bir isimden önce kullanıldığında birleşik sıfat genellikle kısa çizgiyle yazılır: water-rich environments.

Alıştırma

Cümleyi oxygen sözcüğünden oluşturulan -rich birleşik sıfatıyla tamamlayın: The animals can thrive in an ____ environment.

Cevabı göster

oxygen-rich

lipids naturally form a shell like this, Kalıp ifadeler

0:51

lipitler doğal olarak bunun gibi bir kabuk oluştururlar,

Kalıp ifadeler

form a shell: çevreleyici bir dış katman oluşturmak

Burada form, “bir araya gelip belirli bir yapıya dönüşmek” anlamındaki bir fiildir. Form a shell, lipitlerin dizilip bir dış katman oluşturduğunu anlatır. Shell mutlaka sert bir kabuk demek değildir. Bilimsel açıklamalarda çevreleyen bir katmanı anlatabilir ve bu anlam çoğu zaman X forms a shell around Y kalıbıyla ifade edilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir dış katmana dönüşmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: In water, the molecules naturally ____ around the droplet.

Cevabı göster

form a shell

with the heads outside and the tails inside. Dilbilgisi

0:54

başlar dışarıda ve kuyruklar içeride olur.

Dilbilgisi

with the heads outside ...: with + isim + durum tamamlayıcısı

Burada with, kabuğun nasıl düzenlendiğini anlatır; “kullanarak” anlamına gelmez. Kalıp with + isim + durum tamamlayıcısı şeklindedir: the heads + outside ve the tails + inside. Durum tamamlayıcısı, her ismin belirttiği şeyin nerede veya nasıl olduğunu gösterir. Aynı kalıp with the door open ve with everyone ready örneklerinde de görülür; başka bir tam yan cümle kurmadan arka plan durumunu eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle okuma sırasındaki bir durumu anlatmak için with + isim + durum tamamlayıcısı yapısını doğru kullanır?

  1. Mia read with the window was open.
  2. Mia read with the window open.
  3. Mia read with open the window.
Cevabı göster

Mia read with the window open.

Their shared reaction to water makes the lipids stick loosely together. Dilbilgisi

0:58

Suya karşı verdikleri bu ortak tepki, lipitlerin birbirine gevşekçe yapışmasını sağlar.

Dilbilgisi

makes the lipids stick: make + nesne + fiilin yalın hâli

makes the lipids stick ifadesi make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. the lipids nesnedir; stick ise to almayan yalın fiildir. Bu ettirgen yapı, bir şeyin başka bir kişiye ya da şeye bir eylem yaptırdığını veya onu bir duruma soktuğunu anlatır. Burada neden their shared reaction to water ifadesidir. stick together, “birbirine bağlı ya da temas hâlinde kalmak” demektir; loosely ise bağlantının sıkı olmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi parantezdeki fiilin yalın hâliyle tamamlayın: Strong winds make the windows ____. (rattle)

Cevabı göster

rattle

This is called the hydrophobic effect. Kültür

1:03

Buna hidrofobik etki denir.

Kültür

hydrophobic effect: sudan kaçınan moleküler etki

Hydrophobic effect, moleküllerin sudan kaçınan apolar kısımlarının su içinde kümelenerek suyla temaslarını azaltma eğilimidir. Bu cümlede This is called ..., daha önce anlatılan lipitlerin gevşek biçimde gruplanmasına bilimsel bir ad verir. Hydrophobic sözcüğü suyla ilgili hydro- ile burada “kaçınan veya itilen” anlamına gelen -phobic parçalarını birleştirir. Moleküller gerçekten korku hissetmez. Effect burada iyi bir sonucu öven bir söz değil, bilimsel bir olgu anlamındadır.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda hydrophobic effect ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Moleküllerin sudan kaçınan kısımları bir araya gelerek suyla teması azaltma eğilimindedir.
  2. Tüm moleküller suda tamamen çözünebilir.
  3. Bir deneyin iyi sonuç verdiğini belirten genel bir övgüdür.
Cevabı göster

Moleküllerin sudan kaçınan kısımları bir araya gelerek suyla teması azaltma eğilimindedir.

This outer structure helps the molecular machinery of the virus Kelime

1:07

Bu dış yapı, virüsün moleküler mekanizmasının

Kelime

molecular machinery: birlikte çalışan moleküler parçalardan oluşan sistem

molecular machinery ifadesindeki machinery, bir işlevi yerine getirmek için birlikte çalışan molekül ve yapılardan oluşan bir grubu anlatan benzetmedir. Virüsün içinde gerçek makineler bulunduğu anlamına gelmez. Bu bilimsel kullanım, bir makinenin parçaları gibi uyum içinde çalışan parçaları ve süreçleri vurgular. Bir hücrenin, virüsün veya biyolojik sürecin machinery ifadesini gördüğünüzde, bunu o işlevin arkasındaki çalışma sistemi olarak anlayabilirsiniz.

Alıştırma

Bilimsel bir metinde molecular machinery genellikle ne anlama gelir?

  1. Tek bir molekülün dış şekli
  2. Bir virüsün içinde bulunan küçük metal bir makine
  3. Birlikte çalışan molekül ve yapılardan oluşan düzenli bir sistem
Cevabı göster

Birlikte çalışan molekül ve yapılardan oluşan düzenli bir sistem

break through cellular membranes and hijack our cells. Notlar

1:11

hücre zarlarını aşarak hücrelerimizi ele geçirmesine yardımcı olur.

Öbek fiiller

break through cellular membranes: bir engeli aşmak

Break through, hareketi veya ilerlemeyi engelleyen bir şeyi aşmak ya da içinden geçmek demektir. Burada cellular membranes, virüsün geçtiği engellerdir. Bu öbek fiil, engele yalnızca zarar vermeye değil, onu aşmaya veya içinden geçmeye odaklanır. Aynı yapı resistance ya da technical barrier gibi fiziksel ve soyut engellerle kullanılabilir.

Alıştırma

Engeli aştıkları anlamına gelen ifadeyi seçin: After months of work, the researchers finally ____ a major technical barrier.

  1. broke into
  2. broke through
  3. broke down
Cevabı göster

broke through

Kelime

hijack our cells: hücrelerin kontrolünü ele geçirip kullanmak

hijack our cells ifadesinde hijack, bir hücrenin işleyişini kontrol altına alıp onu başka bir amaç için kullanmayı anlatan bir benzetmedir. Burada virüs, kendisinin daha fazla kopyasını üretmek için hücreyi kullanır. Bu benzetme, hijack fiilinin temelindeki izinsiz biçimde kontrolü ele geçirme düşüncesini korur. İnsanları, rehineleri ya da bir taşıtın gerçek anlamda kaçırılmasını anlatmaz; virüsün bir insan gibi plan yaptığı anlamına da gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede hijack, bir sistemi ele geçirip başka bir amaç için kullanma şeklindeki aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?

  1. The technician inspected the browser and found no damage.
  2. Malware hijacked the browser and redirected every search.
  3. Criminals hijacked the bus and forced the driver to change course.
Cevabı göster

Malware hijacked the browser and redirected every search.

But it has thousands upon thousands of weak points Kalıp ifadeler

1:16

Ancak, doğru moleküllerin onu parçalayabileceği

Kalıp ifadeler

thousands upon thousands: miktarı vurgulayan tekrar

Thousands upon thousands, son derece büyük ama yaklaşık bir sayıyı anlatır. Thousands sözcüğünün upon'ın iki yanında tekrarlanması, miktarı grup üstüne grup geliyormuş gibi hissettirir; bu yüzden thousands of ifadesinden daha güçlü ve canlıdır. Bu kalıpta upon fiziksel bir konum bildirmez. Başka örneklere aktarılabilen yapı, çoğul miktar ya da birim + upon + aynı çoğul miktar ya da birim biçimindedir; miles upon miles gibi.

Alıştırma

Cümleyi thousands ile kurulan vurgulu tekrar kalıbıyla tamamlayın: ____ of fireflies lit up the field.

Cevabı göster

thousands upon thousands

where the right molecules could pry it apart. Öbek fiiller

1:19

binlerce zayıf noktası vardır.

Öbek fiiller

pry it apart: birleşik parçaları zorlayarak ayırmak

Pry + nesne + apart, sıkıca birleşmiş parçaları güç veya kaldıraç etkisi kullanarak ayırmak demektir. Burada it, virüsün dış yapısını belirtir; apart ise sonucu, yani yapının ayrılmasını vurgular. Pry apart ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne zamir olduğunda pry ile apart arasına gelir: pry it apart denir, pry apart it denmez. Bu ifade, bir grubun veya sistemin parçalarını ayırmayı anlatan mecaz anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

pry ... apart yapısını ve them zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The two plastic pieces are stuck together, so use a flat tool to ____.

Cevabı göster

pry them apart

And this is where soap comes in. Anlatım akışı

1:23

Ve işte burada sabun devreye giriyor.

Anlatım akışı

This is where soap comes in: kilit bir rolü tanıtmak

This is where X comes in, daha önce belirtilen bir sorun veya ihtiyacı o anda yardımcı olabilecek kişi, şey ya da adımla ilişkilendirir. Bu cümlede önceki açıklama, virüsün dış yapısını ayırabilecek bir şeye ihtiyaç olduğunu gösterir ve sabun bu temel çözüm olarak tanıtılır. Burada where, fiziksel bir yer değil, “durumun veya açıklamanın bu noktasında” anlamına gelir. Comes in ise “yararlı bir rol oynamaya başlar” demektir; “bir odaya girer” anlamına gelmez.

Alıştırma

this is where X comes in kalıbının eksik kısmıyla cümleyi tamamlayın: We can collect the data, but we need someone to explain it. Maya is our analyst. This is ____.

Cevabı göster

where Maya comes in

A single drop of any brand of soap

1:26

Herhangi bir marka sabunun tek bir damlası

contains quadrillions of molecules called amphiphiles, Kültür

1:28

biyolojik lipitlere benzeyen

Kültür

called amphiphiles: molekülleri adlandırma

molecules called amphiphiles ifadesinde called amphiphiles, molecules that are called amphiphiles ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. molecules sözcüğünden sonra gelir ve amphiphiles bilimsel terimini bu moleküllerin adı olarak tanıtır; called burada birinin onları telefonla aradığı anlamına gelmez. Bir amphiphile, hem suyu çeken hem de suyu iten bir bölüme sahip moleküldür. Bu, terimin açıklamada neden önemli olduğunu anlamak için gereken temel bilgidir.

Alıştırma

Cümleyi called ve microplastics terimiyle tamamlayın: Researchers found tiny plastic particles ____.

Cevabı göster

called microplastics

which resemble biological lipids.

1:33

ve amfifiller adı verilen katrilyonlarca molekül içerir.

Their tails, which are similarly repulsed by water,

1:36

Su tarafından benzer şekilde itilen kuyrukları,

compete for space with the lipids that make up the virus's shell. Notlar

1:40

virüsün kabuğunu oluşturan lipitlerle yer için rekabet eder.

Kalıp ifadeler

compete for space with: sınırlı alan için rekabet etmek

compete for space with X, X'in de kullandığı veya ihtiyaç duyduğu sınırlı bir alanı kaplamaya çalışmak anlamına gelir. Burada compete, bir sporu veya düzenlenmiş yarışmayı değil, fiziksel bir konum mücadelesini anlatır. Kalıp compete for + kaynak + with + rakip şeklindedir. Bu cümlede space kaynak, lipids ise rekabet eden diğer maddedir. Aynı kalıp yiyecek, ilgi veya pazar payı gibi başka sınırlı kaynaklar için rekabeti de anlatabilir.

Alıştırma

compete for + kaynak + with + rakip kalıbını kullanın: In the garden, tree roots compete ____ space ____ weeds.

Cevabı göster

for · with

Öbek fiiller

make up the virus's shell: parçaların bir bütünü oluşturması

Bu cümlede make up, “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamındadır. Lipitler parçaları, virüsün kabuğu ise bu parçaların oluşturduğu bütünü ifade eder. Etken parts make up a whole yapısında özne bileşenleri, nesne ise bütünü belirtir. Buradaki anlam “uydurmak”, “makyaj yapmak” veya “eksik bir şeyi tamamlamak” değildir.

Alıştırma

Birkaç küçük adanın ülkeyi oluşturduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The country makes up several small islands.
  2. Several small islands are made up of the country.
  3. Several small islands make up the country.
Cevabı göster

Several small islands make up the country.

But they're just different enough Dilbilgisi

1:44

Ancak, virüsün zarındaki düzeni bozacak kadar

to break up the regularity of the virus's membrane, Öbek fiiller

1:46

yeterince farklıdırlar ve

Dilbilgisi

different enough to break up: sıfat + enough + to-fiil yapısı

adjective + enough + to + base verb yapısı, bir niteliğin bir sonucu meydana getirmek için gereken dereceye ulaştığını anlatır. Buradaki different enough to break up, amfifillerin zarın düzenli dizilimini bozacak kadar farklı olduğu anlamına gelir. Enough bir sıfatı nitelerken sıfattan sonra gelir: different enough doğrudur, enough different değildir. To ifadesinden sonra break up gibi fiilin yalın biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi adjective + enough + to yapısıyla tamamlamak için boşluğa bir sözcük yazın: The shelf is strong ____ to hold these books.

Cevabı göster

enough

Öbek fiiller

break up the regularity: düzenli bir dizilişi bozmak

Burada break up, düzenli veya tekrarlanan bir dizilişi bozarak onun artık kesintisiz ve düzenli olmamasını sağlamak demektir. the regularity isim öbeği, bozulan şeyi belirtir. Bu geçişli kullanımda nesne, öbek fiilin tamamından sonra gelebilir (break up the pattern) veya iki parçasının arasına girebilir (break the pattern up). Nesne bir zamirse ortaya konur: break it up.

Alıştırma

Hangi cümlede break up, “düzenli bir görsel deseni bozmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo decided to break up with his girlfriend.
  2. The band will break up after its last concert.
  3. The trees break up the repeated pattern of identical houses.
Cevabı göster

The trees break up the repeated pattern of identical houses.

making the whole thing come crashing down. Deyimler

1:50

her şeyin yıkılmasına neden olurlar.

Deyimler

come crashing down: aniden ve tamamen çökmek

Come crashing down, aniden ve tamamen çökmek anlamına gelir. Crashing sözcüğü güç ve dramatik etki katar; bu nedenle olay, yalnızca coming down ifadesine göre daha ciddi görünür. Burada ifade mecazidir: virüsün zar yapısı, büyük bir fiziksel yapı çöküyormuş gibi parçalanır. Aynı imge; bir planın, sistemin, savın veya umudun aniden başarısız olmasını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede come crashing down ani ve tam bir başarısızlığı doğal biçimde anlatır?

  1. After the key claim was disproved, the entire argument remained completely unchanged.
  2. After the key claim was disproved, the entire argument came crashing down.
  3. After the key claim was disproved, the entire argument improved little by little.
Cevabı göster

After the key claim was disproved, the entire argument came crashing down.

Those amphiphiles then form bubbles of their own around particles Kalıp ifadeler

1:53

Bu amfifiller daha sonra virüsün RNA'sı ve proteinleri dahil olmak üzere

Kalıp ifadeler

form bubbles of their own: isim + of one's own kalıbı

Bu cümlede bubbles of their own, amfifillerin kendilerinin oluşturduğu kabarcıklar demektir. Their, those amphiphiles ifadesine geri gönderme yapar; own ise bunların önceden var olan başka kabarcıklar değil, amfifillerin oluşturduğu kabarcıklar olduğunu vurgular. Aktarılabilir kalıp isim + of + iyelik belirleyicisi + own şeklindedir: a room of my own, a project of her own veya ideas of their own. Bir şeye bağımsız olarak sahip olmayı, onu üretmeyi ya da kontrol etmeyi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi of one's own kalıbıyla tamamlayın: After years of borrowing her brother's bike, Lena bought a bicycle ____.

Cevabı göster

of her own

including the virus's RNA and proteins.

1:58

parçacıkların etrafında kendi baloncuklarını oluştururlar.

Apply water and you'll wash that whole bubble away. Öbek fiiller

2:02

Su uyguladığınızda o baloncuğun tamamını yıkayıp atarsınız.

Öbek fiiller

wash that whole bubble away: ayrılabilen wash ... away öbek fiili

Wash something away, bir şeyi su veya başka bir sıvıyla bulunduğu yerden uzaklaştırmak, çoğu zaman tamamen gidermek demektir. Away sonucu gösterir: kabarcık yalnızca temizlenmez, akıp gider. Wash away ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne wash ile away arasına ya da öbek fiilin tamamından sonra gelebilir: wash the dirt away veya wash away the dirt. Zamir mutlaka ortaya gelir: wash it away denir, wash away it denmez. Altyazıda that whole bubble, wash ile away arasındaki nesnedir.

Alıştırma

wash ... away kalıbını kullanın ve tekrarlanan ismin yerine bir zamir getirin: The chalk marks are still on the path. Use water to ____.

Cevabı göster

wash them away

Hand sanitizers work less like a crowbar Deyimler

2:07

El dezenfektanları bir levyeden çok

and more like an earthquake.

2:10

bir deprem gibi çalışır.

Deyimler

work less like A and more like B: bir benzetmeyi düzeltmek

Work less like A and more like B bir benzetmeyi düzeltir. Konuşan kişi, bir şeyin nasıl çalıştığını anlamak için A’nın daha zayıf, B’nin ise daha iyi bir model olduğunu belirtir. Bu cümlede crowbar bir bölümü zorlayarak açmayı, earthquake ise bütün yapının dengesiz hâle gelmesini düşündürür. Karşılaştırılan şey gerçek aletler veya doğal afetler değil, etki mekanizmasıdır. Less, A ile hiç benzerlik olmadığı anlamına gelmez. Dinleyiciyi daha doğru benzetme olan B’ye yöneltir.

Alıştırma

Cümleyi tam less like A and more like B karşılaştırmasıyla tamamlayın: A good explanation works ____ list of facts ____ map.

Cevabı göster

less like a · and more like a

When you surround a coronavirus with water,

2:12

Bir koronavirüsü suyla çevrelediğinizde,

the hydrophobic effect gives the bonds within the membrane their strength. Dilbilgisi

2:15

hidrofobik etki zar içindeki bağlara güç verir.

Dilbilgisi

give + nesne + özellik: bir niteliğin kaynağını göstermek

Give + nesne + isim öbeği, nesnenin bir nitelik veya özellik kazanmasını ifade edebilir. gives the bonds within the membrane their strength yapısında tam nesne the bonds within the membrane, niteliği belirten bölüm ise their strength ifadesidir. Buradaki give, bir eşyanın elden verilmesini anlatmaz. Gücün nereden geldiğini açıklar. bonds gibi çoğul bir nesneyle their, bridge gibi tekil bir nesneyle its kullanılır.

Alıştırma

Bir köprünün gücünün nereden geldiğini give + nesne + özellik yapısıyla doğru açıklayan cümle hangisidir?

  1. The steel frame gives its strength the bridge.
  2. The steel frame gives the bridge its strength.
  3. The steel frame gives the bridge to its strength.
Cevabı göster

The steel frame gives the bridge its strength.

That same effect also holds the big proteins Kalıp ifadeler

2:20

Aynı etki aynı zamanda koronavirüsün dikensi çıkıntılarını oluşturan büyük proteinleri de

that form coronavirus's spikes in place

2:24

hücrelerinize bulaşmalarını sağlayan şekilde ve

Kalıp ifadeler

holds ... in place: parçaları arasında uzun bir nesne bulunan kalıp

Hold X in place, X'i hareket etmemesi veya yerinden kaymaması için belirli bir konumda sabit tutmak demektir. Bu cümlede X, uzun bir isim öbeği olan the big proteins that form coronavirus's spikes ifadesidir. Okurken holds ile in place ifadelerini aynı kalıbın iki parçası olarak birlikte düşünün. that form coronavirus's spikes ilgi cümleciği yalnızca hangi proteinlerden söz edildiğini belirtir; hold X in place yapısını bozmaz.

Alıştırma

Verilen tüm parçaları doğru sırayla boşluğa yerleştirin: holds / the heavy cable that runs under the desk / in place. The clip ____ during cleaning.

Cevabı göster

holds the heavy cable that runs under the desk in place

and in the shape that enables them to infect your cells. Dilbilgisi

2:28

yerlerinde tutar.

Dilbilgisi

the shape that enables them to infect: enable + nesne + to-infinitive

that enables them to infect your cells ilgi cümleciği shape sözcüğünü niteler ve bu biçimin neyi mümkün kıldığını açıklar. Them, hemen önce sözü edilen ve çıkıntıları oluşturan proteinleri ifade eder. Enable + nesne + to-infinitive yapısı, bir koşulun, tasarımın veya aracın bir kişinin ya da şeyin bir eylemi yapmasını mümkün kıldığını anlatır. Burada proteinlerin biçimi, hücreleri enfekte etmelerini sağlayan koşulu oluşturur; enable yalnızca bu yeteneğin var olduğunu söylemek yerine, yeteneği neyin mümkün kıldığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede enable + nesne + to-infinitive içeren ilgi cümleciği doğru kullanılmıştır?

  1. The fins have a shape that enables to the robot move through water.
  2. The fins have a shape that enables the robot move through water.
  3. The fins have a shape that enables the robot to move through water.
Cevabı göster

The fins have a shape that enables the robot to move through water.

If you dry the virus out in air, Öbek fiiller

2:31

Virüsü havada kurutursanız,

Öbek fiiller

dry the virus out: ayrılabilen öbek fiil dry out

Burada dry the virus out, virüsün nemini kaybedip kurumasını sağlamak demektir. Out, ortaya çıkan kuru durumu belirtir; virüsü dışarı taşımak anlamına gelmez. Dry out, nesne aldığında ayrılabilir: dry the virus out ve dry out the virus biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ayrılması zorunludur: dry it out denir, dry out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi dry ... out ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The towels are wet all the way through, so hang them in the sun to ____.

Cevabı göster

dry them out

it keeps its stability.

2:34

dengesini korur.

But now surround it with a high concentration of an alcohol, Kelime

2:36

Ama şimdi onu yüksek konsantrasyonlu bir alkolle,

Kelime

a high concentration of an alcohol: kimyasal konsantrasyonu anlatmak

A high concentration of X, bir karışımın veya çevredeki ortamın yüksek oranda X içerdiği anlamına gelir. İsim kalıbı a high/low concentration of + madde şeklindedir. Kimyada an alcohol, etanol veya izopropil alkol gibi alkol bileşikleri sınıfının bir üyesini belirtir. Burada bir alkollü içecek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle a high concentration of + madde isim kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The solution contains a high concentration of salt.
  2. The solution contains highly concentration of salt.
  3. The solution contains a high concentrate of salt.
Cevabı göster

The solution contains a high concentration of salt.

like the ethanol or isopropanol found in most hand sanitizers. Kültür

2:40

örneğin çoğu el dezenfektanında bulunan etanol veya izopropanol ile çevreleyin.

Kültür

ethanol or isopropanol: dezenfeksiyonda kullanılan iki alkol

Ethanol ve isopropanol, iki alkol türünün kimyasal adıdır. Isopropanol, isopropyl alcohol olarak da adlandırılır. Her ikisi de alkol bazlı el dezenfektanlarında etkin madde olarak yaygın biçimde kullanılır. Bu cümlede ethanol or isopropanol, söz konusu alcohol için örnekler verir. Isopropanol bir maddenin adıdır, marka adı değildir.

Alıştırma

Ethanol ve isopropanol terimlerini doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Ethanol ve isopropanol, el dezenfektanlarında yaygın olarak kullanılan alkollerin kimyasal adlarıdır.
  2. Ethanol ve isopropanol yalnızca koku vermesi için eklenen kokulardır.
  3. Ethanol her zaman alkollü bir içeceğin adıdır ve isopropanol bir el dezenfektanı markasıdır.
Cevabı göster

Ethanol ve isopropanol, el dezenfektanlarında yaygın olarak kullanılan alkollerin kimyasal adlarıdır.

This makes the hydrophobic effect disappear Dilbilgisi

2:45

Bu, hidrofobik etkinin kaybolmasını sağlar

Dilbilgisi

makes the hydrophobic effect disappear: make + nesne + fiilin yalın hâli

make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin nesnenin bir eylemi yapmasına veya yaşamasına neden olduğunu belirtir. Burada This nedeni, the hydrophobic effect nesneyi, disappear ise ortaya çıkan eylemi gösterir. Makes burada etken yapıda olduğu için nesneden sonraki fiil yalın hâlde kalır: makes the hydrophobic effect disappear. Araya to getirilmez ve disappear, disappears olarak değiştirilmez.

Alıştırma

Cümleyi melt fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The warm air makes the ice ____ faster.

Cevabı göster

melt

and gives the molecules room to move around. Kalıp ifadeler

2:48

ve moleküllere hareket edecek alan tanır.

Kalıp ifadeler

gives the molecules room to move around: give X room to do kalıbı

Give + kişi veya şey + room + to-infinitive kalıbı, belirtilen eylem için yeterli alan ya da özgürlük tanımak demektir. Burada moleküller hareket edecek alan bulur; bu nedenle room, bir binadaki oda anlamında değil, «kullanılabilir alan» anlamında sayılamayan bir isimdir. Aynı kalıp fiziksel alanı da soyut özgürlüğü de anlatabilir. Örneğin give someone room to think, kişi düşünürken ona baskı yapmamak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle, çocuklara sorunu kendi başlarına çözmeleri için yeterli özgürlük tanındığını doğal biçimde anlatır?

  1. The teacher gives the children a room to solve the problem themselves.
  2. The teacher gives the children room to solve the problem themselves.
  3. The teacher gives room the children to solve the problem themselves.
Cevabı göster

The teacher gives the children room to solve the problem themselves.

The overall effect is like removing all of the nails and mortar from a house Notlar

2:51

Genel etki, bir evin tüm çivilerini ve harcını söküp

Anlatım akışı

The overall effect is like ...: benzetmeden önce genel sonucu özetlemek

The overall effect is like ... kalıbı bir açıklamayı iki adımda düzenler. The overall effect, birkaç neden, değişim veya aşamayı tek bir birleşik sonuçta toplar; ardından is like, bu sonucu gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir benzetme getirir. Burada çivileri ve harcı sökmek, bir yapının birlikte işleyen unsurlar yüzünden zayıflamasını gösteren bir imgedir. Benzetme sonucu açıklar; iki sürecin kelimesi kelimesine aynı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle önce birleşik bir sonucu özetler, ardından bir benzetme getirir?

  1. The overall effect is caused by wrapping the noisy machine in a thick blanket.
  2. The overall effect includes a thick blanket around the noisy machine.
  3. The overall effect is like wrapping the noisy machine in a thick blanket.
Cevabı göster

The overall effect is like wrapping the noisy machine in a thick blanket.

and then hitting it with an earthquake.

2:56

sonra onu bir depremle vurmak gibidir.

Deyimler

removing ... and then hitting ...: iki aşamalı bir çöküş benzetmesi

Bu, gerçek bir inşaat tavsiyesi değil, ev üzerinden kurulan bir benzetmedir. Çiviler ve harç, bir yapıyı bir arada tutan bağlantıları temsil eder; bunların tümünü kaldırmak, yapının önce desteğini yitirmesi demektir. Zayıflamış evi daha sonra bir depreme maruz bırakmak, yapının tamamını etkileyen güçlü bir sarsıntı eklemeyi temsil eder. Bu iki aşamalı görüntü, soyut bir zar çöküşünü anlamayı kolaylaştırır: önce bağlantılar zayıflatılır, sonra bozucu bir kuvvet uygulanır.

Alıştırma

Bu cümledeki ev benzetmesi neyi açıklıyor?

  1. Virüsler, ev yapımında kullanılan çivilerin ve harcın içinde çoğalır.
  2. Yapı önce kendisini bir arada tutan unsurları kaybeder, ardından tamamını etkileyen güçlü bir sarsıntıyla karşılaşır.
  3. Bir deprem karşısında en güvenli çözüm yapı malzemelerini sökmektir.
Cevabı göster

Yapı önce kendisini bir arada tutan unsurları kaybeder, ardından tamamını etkileyen güçlü bir sarsıntıyla karşılaşır.

The cell's membrane collapses

2:58

Hücrenin zarı çöker

and those spike proteins crumble.

3:00

ve o dikensi proteinler ufalanır.

In either method,

3:04

Her iki yöntemde de,

the actual process of destroying the virus happens in just a second or two. Kalıp ifadeler

3:05

virüsü yok etme süreci gerçekte sadece bir veya iki saniye içinde gerçekleşir.

Kalıp ifadeler

in just a second or two: yaklaşık ve çok kısa bir süre

happens in + süre yapısında in edatı, sürecin gerçekleşmesinin veya tamamlanmasının ne kadar sürdüğünü belirtir. Just vurgu ekler: süre şaşırtıcı derecede kısadır. A second or two, tam olarak ölçülmüş bir süre değil, yaklaşık bir iki saniye anlamına gelen bir tahmindir. a/an + zaman birimi + or two kalıbı, a minute or two örneğindeki gibi kısa bir süreyi gündelik biçimde tahmin etmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Şu altı sözcüğün her birini bir kez kullanarak cümleyi tamamlayın: in, just, a, second, or, two. The door should unlock ____.

Cevabı göster

in just a second or two

But doctors recommend at least 20 seconds of hand washing Kalıp ifadeler

3:10

Ancak doktorlar elin karmaşık yapısı nedeniyle

Kalıp ifadeler

at least 20 seconds of hand washing: asgari süre belirlemek

At least + bir sayı alt sınır belirler. At least 20 seconds tam olarak 20 saniyeyi ve daha uzun bütün süreleri kapsar; 20 saniyeden azı öneriyi karşılamaz. Yaklaşık 20 saniye anlamına gelmez. Bu yapı önerilerde, kurallarda ve güvenlik talimatlarında asgari şartları belirtmek için kullanılır: at least + sayı veya miktar.

Alıştırma

Hangi cümle parolanın sekiz veya daha fazla karakter içermesini şart koşuyor?

  1. Your password must contain at most eight characters.
  2. Your password must contain about eight characters.
  3. Your password must contain at least eight characters.
Cevabı göster

Your password must contain at least eight characters.

because of the intricate landscape that is your hand. Deyimler

3:14

ellerin en az 20 saniye yıkanmasını tavsiye ediyor.

Deyimler

intricate landscape that is your hand: karmaşık bir yüzey için metafor

Bu ifade eli an intricate landscape, yani karmaşık bir arazi olarak sunar. Burada landscape bir metafordur: avuç içi, parmaklar, çizgiler ve parmak araları, karmaşık bir arazi gibi pek çok küçük bölgesi olan bir yüzey oluşturur. that is your hand bölümü, bu “arazinin” elin kendisi olduğunu belirtir. Bu imge, yıkarken neden birçok farklı noktaya ulaşmak gerektiğini açıklar; gerçek bir açık hava manzarasını anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede landscape ne anlama geliyor: Deep folds create an intricate landscape across the fabric.?

  1. Görünür özelliği olmayan düz bir yüzey
  2. Resim olarak basılmış bir açık hava manzarası
  3. Çok sayıda kıvrımı ve ayrıntısı olan karmaşık bir yüzey
Cevabı göster

Çok sayıda kıvrımı ve ayrıntısı olan karmaşık bir yüzey

Soap and sanitizer need to get everywhere, Kalıp ifadeler

3:17

Sizi düzgün bir şekilde koruyabilmesi için sabun ve dezenfektanın her yere,

Kalıp ifadeler

need to get everywhere: gerekli her yere ulaşmak

Burada get, “elde etmek” değil, “ulaşmak” veya “yayılıp ulaşmak” anlamındadır. Get everywhere, sabun ve el dezenfektanının ellerde temizlenmesi gereken her bölgeye ulaşması gerektiğini anlatır. Need to + fiilin yalın hâli, bu kapsamanın gerekli olduğunu gösterir. Everywhere bir yer zarfıdır; bu yüzden everywhere önüne to getirilmeden get everywhere denir.

Alıştırma

“İlgili her yere ulaşmak” anlamındaki hedef ifadeyle yönergeyi tamamlayın: For the disinfectant to work, it needs to ____, including behind the handles.

Cevabı göster

get everywhere

including your palms, fingertips,

3:21

avuç içleriniz, parmak uçlarınız,

the outsides of your hands, and between your fingers to protect you properly.

3:23

ellerinizin dışı ve parmak aralarınız da dahil olmak üzere ulaşması gerekir.

And when it comes to a coronavirus outbreak, Anlatım akışı

3:29

Ve bir koronavirüs salgını söz konusu olduğunda,

Anlatım akışı

when it comes to ...: sonraki konunun çerçevesini çizmek

When it comes to + isim veya ulaç, “... hakkında konuşurken” ya da “... alanında” anlamına gelir. Fiziksel bir hareketi değil, konunun çerçevesini belirlemeyi anlatır. Burada tartışmayı koronavirüs salgını durumuyla sınırlar. Dinleyiciye, sonraki bilgilerin bu durum kapsamında anlaşılması gerektiğini bildirir.

Alıştırma

Konuyu çerçeveleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ online safety, strong passwords are essential.

Cevabı göster

When it comes to

doctors recommend washing your hands with soap and water whenever possible. Dilbilgisi

3:31

doktorlar mümkün olan her durumda ellerinizi sabun ve suyla yıkamanızı öneriyor.

Dilbilgisi

recommend washing: recommend + -ing biçimi

Burada recommend fiilinden sonra, önerilen eylemi adlandıran -ing biçimindeki washing gelir. recommend doing something kalıbı, bir eylemin iyi bir fikir olduğunu söylemek için kullanılır. washing your hands with soap and water öbeğinin tamamı recommend fiilinin tamamlayıcısıdır. Buradaki washing, önünde be fiilinin bir biçimi olmadığı için şimdiki zaman yapısının parçası değildir. Bu anlamda recommend to do kullanmayın. Eylemi kimin yapacağını belirtmek için recommend that someone do something yapısını kullanın.

Alıştırma

Recommend fiilinden sonra wear sözcüğünün doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety guide recommends ____ a helmet on every ride.

Cevabı göster

wearing

Even though both approaches are similarly effective at killing the virus, Dilbilgisi

3:36

Her iki yaklaşım da virüsü öldürmede benzer şekilde etkili olsa da,

Dilbilgisi

Even though ...: ana düşünceden önce gerçek bir durumu kabul etme

Even though, gerçek bir durumu kabul eden ödünleme anlamı verir. Konuşan kişi, her iki yöntemin de virüsü öldürmede benzer derecede etkili olduğunu kabul eder; ancak bu gerçeği, ardından gelecek farklı veya karşıt ana düşüncenin arka planı olarak sunar. Yapı even though + tam yan cümle şeklindedir ve ardından bir ana cümle gelir. Bu bölüm virgülle bittiği için ana cümle henüz gelmemiştir; burası nihai sonuç değildir.

Alıştırma

Konuşan kişi pilin az olduğunu biliyor. Hangi cümle gerçek bir duruma dayalı ödünlemeyi doğru kullanıyor?

  1. Even if the battery is low, the phone still works.
  2. Even though the battery is low, the phone still works.
  3. Because the battery is low, the phone still works.
Cevabı göster

Even though the battery is low, the phone still works.

soap and water has two benefits.

3:40

sabun ve suyun iki faydası vardır.

First, it washes away any dirt,

3:43

İlk olarak, aksi takdirde virüs parçacıklarını gizleyebilecek

which could otherwise hide virus particles. Dilbilgisi

3:46

her türlü kiri yıkayıp atar.

Dilbilgisi

could otherwise hide: kir yıkanmazsa ortaya çıkabilecek sonuç

Burada otherwise, ‘bu gerçekleşmeseydi’ veya ‘kir yıkanıp uzaklaştırılmasaydı’ anlamına gelir. Önceki eylemi örtük bir koşula dönüştürür: geride kalan kir, virüs parçacıklarını gizleyebilir. İlgi cümleciğinde which, daha önceki dirt sözcüğüne gönderme yapar. Otherwise’ın bu kullanımı, yararlı bir eylem yapılmadığında ortaya çıkabilecek bir sonucu belirtir; ‘ayrıca’ veya ‘buna ek olarak’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘bu yapılmazsa’ anlamına gelen sözcükle tamamlayın: Save your work now; ____, you could lose your changes.

Cevabı göster

otherwise

But more importantly, Anlatım akışı

3:48

Ancak daha da önemlisi,

Anlatım akışı

But more importantly: sonraki noktayı daha önemli olarak sıralamak

But more importantly, birbiriyle bağlantılı iki noktayı önemlerine göre sıralar. But daha önce söylenen bir noktaya bağlanır; more importantly ise sonraki noktanın daha fazla ağırlık taşıdığını belirtir. Bu ifade önceki nedeni geçersiz kılmaz ve yalnızca bir neden daha eklemez. Dinleyeni geçerli bir noktadan daha belirleyici bir nedene yönlendirir ve sonraki cümlenin veya cümleciğin başında olduğunda genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

Konuşmacı bir yarardan söz ettikten sonra sıradaki yararın daha önemli olduğunu göstermek istiyor. Hangi geçiş ifadesi en uygundur?

  1. In addition,
  2. But more importantly,
  3. However,
Cevabı göster

But more importantly,

it's simply easier to fully cover your hands with soap and water for 20 seconds. Dilbilgisi

3:50

20 saniye boyunca ellerinizi sabun ve suyla tamamen kaplamak çok daha kolaydır.

Dilbilgisi

it's simply easier to ...: biçimsel özne it ile bir görevin zorluğunu değerlendirmek

it's simply easier to fully cover ... ifadesinde it biçimsel öznedir; sabunu, suyu veya başka bir nesneyi göstermez. Zorluğu değerlendirilen eylem, to fully cover your hands with soap and water biçimindeki to'lu mastar yapısında yer alır. Yeniden kullanılabilen kalıp It is + adjective + to + base verb şeklindedir. Konuşan kişinin önce değerlendirmeyi vermesini, uzun eylemi ise daha sonra söylemesini sağlar; bu kullanım, cümleye bütün mastar grubuyla başlamaktan genellikle daha doğaldır. Easier karşılaştırma bildirir; diğer seçenek açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Simply ise değerlendirmenin açık ve doğrudan olduğunu hissettirir.

Alıştırma

it sözcüğünü biçimsel özne olarak, be fiilinin şimdiki zaman biçimini ve mastardan önce easier sözcüğünü kullanın. Kısaltma kullanmayın. Cümleyi tamamlayın: After sorting the pieces by color, ____ build the model.

Cevabı göster

it is easier to

Of course, hand sanitizer is more convenient to use on the go. Kalıp ifadeler

3:55

Elbette, hareket halindeyken el dezenfektanı kullanmak daha uygundur.

Kalıp ifadeler

on the go: meşgul, hareket hâlinde veya sabit bir yerden uzakta

On the go, meşgulken bir yerden başka bir yere hareket etmeyi veya durup normal olanakları kullanabileceğiniz sabit bir yerden uzakta olmayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada el dezenfektanı kullanmanın daha pratik olduğu durumu belirtir. Bu ifade bir varış noktası belirtmez; bu nedenle go, belirli bir yolculuğu anlatmaz. Genellikle eat on the go örneğinde olduğu gibi bir eylemden sonra zarf görevi görür ve hareketli bir yaşam düzenine uygun şeyleri de tanımlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir varış noktası belirtmeden Maya'nın meşgul ve hareket hâlindeyken sık sık kahvaltı ettiğini anlatır?

  1. Maya often eats breakfast on the way to school.
  2. Maya often eats breakfast after she arrives at school.
  3. Maya often eats breakfast on the go.
Cevabı göster

Maya often eats breakfast on the go.

In the absence of a sink, Kalıp ifadeler

4:00

Bir lavabonun olmadığı durumlarda,

Kalıp ifadeler

In the absence of a sink: eksik bir koşulu belirtmek

“In the absence of + isim”, sözü edilen kişi, nesne, kaynak veya koşul mevcut olmadığında ya da kullanılamadığında anlamına gelir. Burada eksik olan şey lavabo imkânıdır; absence yalnızca bir kişinin orada olmaması anlamına gelmez. Bu ifade cümlenin başına geldiğinde, neden farklı bir eylem gerektiğini açıklayan koşulu önce belirtir. Özellikle talimatlarda ve diğer resmî açıklama metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “açık kanıt olmadığında” anlamına gelen hedef resmî ifadeyle tamamlayın: ____ clear evidence, the committee will not make a claim.

Cevabı göster

In the absence of

use the sanitizer as thoroughly as possible Dilbilgisi

4:02

dezenfektanı olabildiğince derinlemesine kullanın

Dilbilgisi

as thoroughly as possible: koşulların izin verdiği en yüksek derece

“As + zarf + as possible”, bir eylemi koşulların izin verdiği en yüksek derecede yapmak anlamına gelir. Burada thoroughly, use fiilini niteler; dolayısıyla as thoroughly as possible, dezenfektanı yapabildiğiniz kadar eksiksiz ve dikkatli kullanmak demektir. Zarf, amaca göre değişebilir: as quickly as possible, as carefully as possible veya as clearly as possible. Bir eylemi nitelerken sıfat değil, zarf kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “yapabildiğiniz en yüksek derecede” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Before the inspection, clean every part of the machine ____.

Cevabı göster

as thoroughly as possible

and rub your hands together until they're dry. Kalıp ifadeler

4:05

ve kuruyana kadar ellerinizi birbirine sürtün.

Kalıp ifadeler

rub your hands together until they're dry: bir bitiş noktasına kadar süren hareket

Rub your hands together, iki eli birbirine değdirerek ileri geri sürtmek anlamına gelir. Buradaki together, ellerin birbirine temas edip karşılıklı hareket ettiğini gösterir; birkaç kişinin bu hareketi grup hâlinde yaptığını anlatmaz. Until they're dry, hareketin bitiş noktasını belirtir. Eller bu duruma gelmeden önce sürtmeye devam edilir ve kuruduklarında durulur. Başka durumlara aktarılabilen yapı eylem + until + sonuç veya durum şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, iki eli birbirine sürtmeyi ve belirtilen bitiş noktasına kadar devam etmeyi doğal biçimde anlatır?

  1. After applying lotion, rub your hands together until the lotion is evenly spread.
  2. After applying lotion, rub your hands together after the lotion is evenly spread.
  3. After applying lotion, rub each hand separately until the lotion is evenly spread.
Cevabı göster

After applying lotion, rub your hands together until the lotion is evenly spread.

Unfortunately,

4:09

Ne yazık ki,

there are billions of people who don't have access to clean drinking water, Kalıp ifadeler

4:10

temiz içme suyuna erişimi olmayan milyarlarca insan var,

Kalıp ifadeler

have access to clean drinking water: temiz içme suyuna erişebilme

Have access to + isim, bir kaynağı veya hizmeti elde edebilmek ya da kullanabilmek veya bir yere girebilmek anlamına gelir. Burada don't have access to clean drinking water, temiz suyun bu insanlar için gerçekçi ve güvenilir biçimde mevcut olmadığını anlatır; konu sahiplik değil, erişilebilirliktir. Bu yapıda access sayılamayan bir isim, to ise bir edattır. Kaynak veya hizmetten önce have access to kullanılır: access to education, health care, or the internet.

Alıştırma

Cümleyi access kullanan ve "kullanabilmek" anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: All workers should ____ free online training.

Cevabı göster

have access to

which is a huge problem at any time, Anlatım akışı

4:15

ki bu her zaman büyük bir sorundur,

but especially during an outbreak.

4:17

ancak özellikle bir salgın sırasında.

Anlatım akışı

at any time, but especially during ...: önce genel durum, sonra daha güçlü olan özel durum

At any time, yargının genel olarak her dönem için geçerli olduğunu gösterir: sorun ne zaman ortaya çıkarsa çıksın ciddidir. Ardından gelen but especially during an outbreak, aynı sorunun salgın sırasında daha da ciddi olduğu bir dönemi öne çıkarır. Bu kalıp bilgiyi genelden özele doğru düzenler: bir şey genel olarak doğrudur, ancak belirli bir durumda özellikle doğru veya önemli hâle gelir. Especially ilgisiz yeni bir konu başlatmaz; ardından gelen durum için önceki düşünceyi güçlendirir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tamamlarken at any time ... but especially during ... kalıbını aynen kullanın: Clear communication matters ____, but ____ an emergency.

Cevabı göster

at any time · especially during

Researchers and aid groups are working to provide solutions for these communities. Kültür

4:20

Araştırmacılar ve yardım grupları bu topluluklara çözümler sunmak için çalışıyorlar.

Kültür

aid groups: yardım sağlayan kuruluşlar

Aid groups, ihtiyacı olan kişilere veya topluluklara düzenli biçimde yardım sağlayan kuruluşlardır. Bu ifade sıkça halk sağlığı, afet, insani yardım veya kalkınma bağlamlarında kullanılır. Bu kuruluşlar malzeme, sağlık hizmeti, temiz su, maddi destek veya teknik destek sağlayabilir. Burada aid, groups sözcüğünden önce kullanılarak bu grupların işlevini anlatan bir isimdir: bunlar yardım sağlayan gruplardır. Bu geniş kapsamlı adlandırma, kuruluşların yardım derneği, STK, devlet kurumu veya uluslararası kuruluş olup olmadığını tek başına belirtmez.

Alıştırma

After the earthquake, aid groups delivered clean water. cümlesinde aid groups büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca depremleri araştıran ekipler
  2. Eğlenmek için bir araya gelen arkadaş grubu
  3. Uygulamalı yardım sağlayan kuruluşlar
Cevabı göster

Uygulamalı yardım sağlayan kuruluşlar

One example is a device that uses salt, water, and a car battery Dilbilgisi

4:25

Bunun bir örneği, tuz, su ve bir araba aküsü kullanarak

to make chlorinated water that kills harmful pathogens and is safe for hand washing. Notlar

4:30

zararlı patojenleri öldüren ve el yıkama için güvenli olan klorlu su üreten bir cihazdır.

Dilbilgisi

uses X to make Y: yöntemi ve sonucu belirtme

use X to make Y kalıbı bir süreci açıklar: X kullanılan şeyi, Y ise sonucu belirtir. X; malzeme, araç veya enerji kaynağı olabilir. Burada tuz ve su malzemedir, araba aküsü ise enerji sağlar; sonuç klorlu sudur. uses sözcüğünden sonra sıralanan her şeyin son ürünün bir parçası olduğu anlamı çıkmaz.

Alıştırma

Cümleyi use X to make Y kalıbıyla tamamlayın: This workshop ____ reclaimed wood ____ sturdy desks.

Cevabı göster

uses · to make

Kelime

harmful pathogens: hastalığa neden olan etkenler

Bu cümlede harmful pathogens, klorlu suyun öldürdüğü hastalık yapıcı etkenleri belirtir. Bir pathogen; virüs, bakteri, mantar veya parazit gibi hastalığa neden olabilen biyolojik bir etkendir. harmful ise tehlikeyi özellikle vurgular. Bu ifade bütün mikroorganizmalar anlamına gelmez. Birçok mikroorganizma hastalığa yol açmaz; bu nedenle pathogen, hastalık yapabilme özelliğine göre belirli etkenleri tanımlar.

Alıştırma

Resmî bir halk sağlığı metninde hastalığa neden olabilen etkenleri en kesin biçimde hangi terim adlandırır?

  1. germs
  2. pathogens
  3. contaminants
Cevabı göster

pathogens

Kalıp ifadeler

safe for hand washing: safe for + amaç

Safe for + isim veya -ing biçimi, bir şeyin belirli bir amaçla zarar vermeden kullanılabileceğini anlatır. Bu cümlede hand washing, klorlu suyun kullanım amacını belirtir; for fayda gören bir kişiyi tanıtmaz. for'dan sonraki ifade safe for children örneğindeki gibi bir grubu da belirtebilir. Güvenle kullanabilecek kişi ya da grubu, safe for drinking veya safe for everyday use gibi güvenli bir kullanım amacından ayırmak için bağlama bakın.

Alıştırma

Bir kullanım amacı belirten yapıyı tamamlamak için safe ve for sözcüklerini kullanın: These scissors are ____ classroom use.

Cevabı göster

safe for

So, wherever possible,

4:36

Yani, mümkün olan her yerde,

soap and water are recommended for a coronavirus.

4:38

bir koronavirüs için sabun ve su önerilir.

But does that mean it's best for every viral outbreak? Anlatım akışı

4:41

Peki bu, her viral salgın için en iyisi olduğu anlamına mı geliyor?

Anlatım akışı

Does that mean...?: daha genel bir sonucu sınama

Does that mean...?, önceki ifadeyi başlangıç noktası alır ve ondan gerçekten yeni bir sonuç çıkıp çıkmadığını sorar. Buradaki that, daha önce verilen öneriye gönderme yapar. But ve every, bu öneriyi çok daha geniş bir iddiaya taşır: Her viral salgın için en iyisi midir? Soru, önceki düşüncenin sınırını sınar ve bir istisna ya da karşılaştırmaya zemin hazırlar; yalnızca eksik bir bilgiyi istemez.

Alıştırma

Çıkarımı denetleyen yapıyı tamamlamak için does, that ve mean sözcüklerini kullanın: The store is busy today, but ____ it is always busy?

Cevabı göster

does that mean

Not necessarily.

4:45

Şart değil.

Many common colds are caused by rhinoviruses Notlar

4:46

Pek çok soğuk algınlığına, lipit bir zar yerine,

Kelime

common colds: sayılabilen bir hastalık ismi olarak cold

common colds ifadesinde cold, bilinen viral hastalık olan soğuk algınlığını belirten sayılabilen bir isimdir; düşük sıcaklığı anlatan bir sıfat değildir. Çoğul colds, bu hastalığın vakalarını veya yaşandığı dönemleri ifade eder. Burada common, “yaygın” ya da “sık görülen” demektir; düşük kaliteli veya önemsiz anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede cold, “soğuk algınlığı” anlamında sayılabilen bir isimdir?

  1. The soup became cold on the table.
  2. Lena missed practice because she had a bad cold.
  3. Cold air came through the window.
Cevabı göster

Lena missed practice because she had a bad cold.

Kültür

are caused by rhinoviruses: edilgen yapıyla neden belirtmek

be caused by + neden yapısı, önce sonucu veya durumu verir, sonra onu ortaya çıkaran nedeni belirtir. Burada are, çoğul özne common colds ile uyumludur; by rhinoviruses ise nedeni gösterir. Rhinoviruses, soğuk algınlığına sıkça neden olan rinovirüs grubunu ifade eder. Rinovirüsler koronavirüs değildir.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: These delays ____ heavy traffic.

Cevabı göster

are caused by

that have a geometric protein structure called a capsid, Kültür

4:50

kapsid adı verilen geometrik bir protein yapısına sahip

Kültür

geometric protein structure called a capsid: kapsid terimini tanıtma

Kapsid, virüsün genetik maddesini çevreleyen protein kabuğudur. Buradaki geometric, bu kabuğun düzenli ve organize bir şekle sahip olduğunu anlatır. Bu virüs yapıları karşılaştırmasında ilgili dış yapı, lipit zar değil kapsiddir. a geometric protein structure called a capsid ifadesinde called a capsid, that is called a capsid ile aynı anlamı veren kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Hemen önündeki structure sözcüğüne ad verir. Yeniden kullanılabilen kalıp a/an + isim + called + ad biçimindedir.

Alıştırma

Örnekte capsid adı verilen şey nedir?

  1. Geometrik protein yapısı
  2. Virüsün yol açtığı hastalık
  3. Lipit zar
Cevabı göster

Geometrik protein yapısı

instead of a lipid membrane. Kalıp ifadeler

4:54

rinovirüsler neden olur.

Kalıp ifadeler

instead of a lipid membrane: lipit zar yerine

Instead of, bulunmayan, kullanılmayan veya seçilmeyen alternatifi belirtir. Önceki satırla birlikte okunduğunda, bu virüslerin lipit zar yerine protein kapside sahip olduğunu söyler. Burada bir kişinin kararını anlatmak yerine yapısal özellikleri karşılaştırır. instead of sonrasında bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi kullanılabilir: instead of a lipid membrane, instead of it ya da instead of driving. Altyazıda a lipid membrane isim öbeği, of edatını tamamlar.

Alıştırma

Kullanılmayan malzemeyi ifadenin hemen ardından doğru şekilde getiren cümleyi seçin.

  1. The package uses paper instead of plastic.
  2. The package uses paper instead plastic.
  3. The package uses paper instead of use plastic.
Cevabı göster

The package uses paper instead of plastic.

The capsid doesn't have nearly as many weak points Dilbilgisi

4:57

Kapsidin, sabun amfifillerinin onu parçalayabileceği

where soap amphiphiles can pry it apart.

5:00

o kadar çok zayıf noktası yoktur.

Dilbilgisi

doesn't have nearly as many weak points: çok daha az sayıda zayıf nokta

Doesn't have nearly as many + çoğul isim, söz konusu sayının karşılaştırılan sayıdan çok daha az olduğunu belirtir. Neyle karşılaştırıldığı bağlamdan belliyse karşılaştırma ögesi söylenmeyebilir. Burada nearly, olumsuz not nearly as many kalıbının bir parçasıdır. Olumsuzluk olmadan nearly as many “neredeyse aynı sayıda” demektir; doesn't ile kullanıldığında ise sayı karşılaştırılan miktara yaklaşmaz bile. Bu nedenle kapsidin zayıf noktaları çok daha azdır; anlam “neredeyse çok sayıda zayıf nokta” değildir.

Alıştırma

Hangi cümle mahalle parkında botanik bahçesinden çok daha az ağaç olduğunu belirtir?

  1. The neighborhood park doesn't have nearly as many trees as the botanical garden.
  2. The neighborhood park has nearly as many trees as the botanical garden.
  3. The neighborhood park doesn't have as many trees as the botanical garden.
Cevabı göster

The neighborhood park doesn't have nearly as many trees as the botanical garden.

So, it takes longer for soap to be effective. Dilbilgisi

5:03

Yani, sabunun etkili olması daha uzun sürer.

Dilbilgisi

It takes longer for soap to be effective: It takes...for...to... kalıbı

It takes longer for X to do Y kalıbı, X'in Y'yi yapmasının veya o duruma gelmesinin karşılaştırılan duruma göre daha fazla zaman gerektirdiğini belirtir. It biçimsel öznedir; soap sözcüğünü göstermez. For soap to be effective, süresi açıklanan olayın veya durumun “sabunun etkili olması” olduğunu belirtir. Cümle sabunun işe yarayabildiğini, ancak etkili olmasının daha uzun sürdüğünü anlatır.

Alıştırma

It takes longer for X to do kalıbındaki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: It ____ longer ____ the paint to dry in cold weather.

Cevabı göster

takes · for

However,

5:06

Ancak,

some of its surface proteins are still vulnerable Kelime

5:06

bazı yüzey proteinleri yine de el dezenfektanının

to the destabilizing effect of hand sanitizer.

5:09

dengeyi bozucu etkisine karşı savunmasızdır.

Kelime

vulnerable to the destabilizing effect: kararsızlaştırıcı etkiye karşı savunmasız

Vulnerable to + bir ad ya da -ing biçimi, “bir şeyden zarar görme veya olumsuz etkilenme olasılığı yüksek” anlamına gelir. İnsanları anlatabildiği gibi proteinler, makineler, sistemler ve yerler için de kullanılabilir. Burada the destabilizing effect, bir yapıyı daha az kararlı hâle getiren etki demektir. Bu ifade, el dezenfektanının bazı yüzey proteinlerini hâlâ bozabileceğini veya onlara zarar verebileceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersin hedef ifadesiyle tamamlayın: Older devices are ____ overheating.

Cevabı göster

vulnerable to

In this and similar cases, Anlatım akışı

5:13

Bu ve benzeri durumlarda,

Anlatım akışı

In this and similar cases: bu ve benzer durumlarda

In this and similar cases, bilgiyi düzenleyen bir geçiş ifadesidir. This, az önce ele alınan duruma gönderme yaparken and similar cases kapsamı aynı önemli özelliklere sahip başka durumlara genişletir. Bu ifade, okuyucuyu veya dinleyiciyi tek bir örneğin ötesinde geçerli olan bir sonuç, talimat ya da öneriye hazırlar. Burada cases, hukuk davaları veya kaplar değil, “durumlar” anlamına gelir.

Alıştırma

In this and similar cases bilgiyi düzenlerken hangi görevi yerine getirir?

  1. Sonraki ifadeyi yalnızca tek ve özel bir olayla sınırlar.
  2. Mevcut örnekten benzer koşullara sahip başka durumlara geçer.
  3. Konuyla ilgisiz bir hukuk anlaşmazlığı başlatır.
Cevabı göster

Mevcut örnekten benzer koşullara sahip başka durumlara geçer.

hand sanitizer may be more effective,

5:15

el dezenfektanı daha etkili olabilir,

especially if you then wash your hands to remove residual particles. Dilbilgisi

5:18

özellikle de kalıntı parçacıkları gidermek için daha sonra ellerinizi yıkarsanız.

Dilbilgisi

especially if ... then ...: bir koşulu ve sonraki adımı vurgulamak

Especially if, önceki ifadenin özellikle doğru, etkili ya da önemli olduğu bir koşul ekler. Bu koşul gerçekleştiğinde durumun özellikle geçerli olduğunu anlatır; koşulun zorunlu olduğu anlamına gelmez. If yan cümlesindeki then, sıradaki bir sonraki adımı gösterir: önceki eylemden sonra ellerinizi yıkarsınız. To ile başlayan bölüm ise bu adımın amacını, yani kalan parçacıkları gidermeyi açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle, kısa bir yürüyüşün genel olarak yardımcı olabileceğini ve stresli olduğunuzda özellikle yararlı olabileceğini anlatır?

  1. A short walk can help even if you feel stressed.
  2. A short walk can help, especially if you feel stressed.
  3. A short walk can help only if you feel stressed.
Cevabı göster

A short walk can help, especially if you feel stressed.

The best way to know which to use for any given outbreak

5:23

Herhangi bir salgında hangisinin kullanılacağını bilmenin en iyi yolu

is to do what's best for all things illness-related.

5:26

hastalıkla ilgili tüm konularda en iyi olanı yapmaktır.

Follow the advice of accredited medical professionals. Kültür

5:31

Akredite tıp uzmanlarının tavsiyelerine uyun.

Kültür

accredited medical professionals: resmî olarak tanınan nitelikler

Bu cümlede accredited medical professionals, nitelikleri veya mesleki statüleri uygun bir yetkili kurum tarafından resmî olarak tanınmış sağlık uzmanlarını ifade eder. Bu ifade, onların tavsiyelerini gayriresmî görüşlerden daha güvenilir olarak sunar. Burada accredited, resmî olarak onaylanmış veya tanınmış demektir; ünlü ya da popüler anlamına gelmez. Belirli yeterlilik, mesleğe ve yere göre ruhsat veya sertifika olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede accredited medical professionals ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Nitelikleri uygun bir yetkili kurum tarafından resmî olarak tanınmış sağlık uzmanları
  2. Kişisel sağlık deneyimini paylaşmak isteyen herhangi biri
  3. İnternette ünlü olan sağlık uzmanları
Cevabı göster

Nitelikleri uygun bir yetkili kurum tarafından resmî olarak tanınmış sağlık uzmanları

Need help timing 20 seconds of hand washing? Ton ve niyet

5:35

20 saniyelik el yıkama süresini tutmak için yardıma mı ihtiyacınız var?

Ton ve niyet

Need help timing...?: gündelik bir yardım teklifi

Need help...?, Do you need help...? sorusunun konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Burada bir yardım teklifidir: konuşan kişi yardıma ihtiyacı olduğunu söylemez, yardım etmeyi teklif eder. help sözcüğünden sonra gelen timing, görevi adlandıran -ing biçimidir. timing 20 seconds of hand washing, el yıkama süresini 20 saniye olacak şekilde ölçmek demektir.

Alıştırma

Bir prova konuşmasının ne kadar sürdüğünü ölçmek için yapılan yardım teklifini tamamlayın. Kısaltılmış gündelik soruyu ve time fiilini kullanın: ____ your practice speech?

Cevabı göster

Need help timing

Start now.

5:38

Şimdi başlayın.

Wow,

5:40

Vay canına,

nice clean hands you have.

5:41

ne kadar temiz elleriniz var.

Oops, don't touch your face. Ton ve niyet

5:43

Oops, yüzünüze dokunmayın.

Ton ve niyet

Oops, don't...: hafif tonlu, anlık bir uyarı

Oops küçük bir hatayı, şaşkınlığı veya konuşan kişinin yeni fark ettiği bir şeyi belirtir. Uyarıdan önce kullanıldığında anı resmî bir özürden çok hızlı ve hafif bir düzeltme olarak gösterir. Don't + fiilin yalın biçimi olumsuz emir yapısıdır. Don't touch, kişiye bu hareketi yapmamasını doğrudan söyler; oops ortamı yumuşatır ama uyarının kendisi yine de açıktır.

Alıştırma

Bu kullanım uygun mu? Bir arkadaşınız yeni boyanmış bir banka oturmaya başlıyor ve hemen “Oops, don't sit there—the paint is wet.” diye uyarıyorsunuz.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun

You look well rested.

5:44

İyice dinlenmiş görünüyorsun.

Have you been stretching? Dilbilgisi

5:45

Esneme hareketleri mi yapıyorsun?

Dilbilgisi

Have you been stretching?: Yakın zamanda süren bir etkinliği sormak

Have you been stretching? yapısı have + özne + been + fiil-ing biçimindedir ve present perfect continuous zamanının soru hâlidir. Yakın geçmişte başlayıp devam eden, tekrarlanan ya da henüz bitmiş olsa da sonucu şimdi görülen bir etkinliği sorar. Odak, geçmişte belirli bir anda yapılan tek bir esneme değil, son dönemdeki esneme süreci veya alışkanlığıdır. Bu yapı, birinin son zamanlarda sürekli olarak ne yaptığını sormak için kullanılabilir.

Alıştırma

Soruyu practice fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: ____ the piano lately?

Cevabı göster

Have you been practicing

Must be all that water you're drinking. Dilbilgisi

5:47

İçtiğin onca sudan dolayı olsa gerek.

Dilbilgisi

Must be... ile güçlü çıkarım yapmak

Bu cümlede must be güçlü bir çıkarım belirtir: Konuşan kişi, çok su içmenin gözlemlediği bir durumun açık nedeni olduğu sonucuna varır. Buradaki must bir emir ifade etmez. Gündelik ifadede It öznesi atılmıştır. Tam biçimi It must be all that water you're drinking. şeklindedir. All that water su miktarının çokluğunu vurgular, you're drinking ise hangi sudan söz edildiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede must zorunluluk değil, güçlü bir çıkarım bildiriyor?

  1. That must be the bus coming around the corner.
  2. You must wait behind the line.
  3. Drivers must stop at a red light.
Cevabı göster

That must be the bus coming around the corner.

Hmm.

5:50

Hımm.

Happy birthday to

5:51

İyi ki doğdun

I don't think we have the copyright on that. Kültür

5:52

Sanırım bunun telif hakkına sahip değiliz.

Kültür

have the copyright on that: bir eserin telif hakkına sahip olmak

Burada have the copyright on that, söz konusu eser veya içeriğin haklarına yasal olarak sahip olmak anlamına gelir. Copyright, özgün bir eserle bağlantılı yasal bir haktır; yalnızca bir kopyaya sahip olmak demek değildir. Medya üretimiyle ilgili bir konuşmada I don't think... temkinli bir yaklaşım gösterir: konuşan kişi bu malzemeyi kullanma veya kullanmaya devam etme hakkına sahip olmayabileceklerini düşünür. Cümle bir telif hakkı endişesi dile getirir; eserin gerçek hukuki durumunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir okul, bir filmi göstermek için lisans ücreti ödemiştir ancak filmin telif hakkına sahip değildir. Hangi cümle doğrudur?

  1. The school owns the copyright because it has a copy of the film.
  2. The school can claim the copyright after watching the film.
  3. The school has permission to show the film, but it does not own the copyright.
Cevabı göster

The school has permission to show the film, but it does not own the copyright.

Well, happy birthday

5:55

Pekâlâ, mutlu yıllar

I forget the words.

5:57

Sözlerini unuttum.

Has it been 20 seconds yet? Dilbilgisi

5:58

20 saniye oldu mu?

Dilbilgisi

Has it been 20 seconds yet?: geçen süreyi kontrol etmek

Has it been + süre + yet? daha önceki bir başlangıç noktasından şimdiye kadar bu sürenin geçip geçmediğini sorar. has been yapısındaki present perfect, önceki başlangıcı şimdiki zamana bağlar; it ise belirli bir nesneyi değil, geçen zamanı anlatmak için kullanılan öznedir. Bu soruda yet, “şimdiye kadar” veya “artık” anlamına gelir. Konuşan kişi bir süre sınırının ya da beklenen anın gelmesini beklerken sorularda sıkça kullanılır.

Alıştırma

Keki fırına koyduğunda bir zamanlayıcı başlattın. Beş dakikanın geçip geçmediğini sor: ____ five minutes yet?

Cevabı göster

Has it been

Sakura or Ronyu?

6:00

Sakura mı Ronyu mu?

Fight.

6:04

Dövüş.

Sakura wins.

6:12

Sakura kazanır.