"Mükemmel" çiftliği yaratabilir miyiz? - Brent Loken: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
868 kelime 134 kel/dk

Video özeti: Video, büyüyen nüfusu beslemek için iklim, su ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki zararı artırmadan mevcut tarım arazilerinin üretimini yükseltecek ikinci bir tarım devriminin neden gerekli olduğunu açıklıyor. Farklı ülkelerden örnekler; teknoloji ile uygun maliyetli yerel uygulamaların ekosistemleri onarabildiğini, emisyonları ve gıda kaybını azaltabildiğini ve çiftçileri destekleyebildiğini gösterirken beslenme değişikliği ile küresel eşgüdümün önemini de ortaya koyuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. nothing short of — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu resmî ifadenin, bir zorluğun olağanüstü ölçekte dönüşüm gerektirdiğini nasıl vurguladığını anlamak ve önerilen karşılığın küçük bir düzenleme değil, köklü bir değişim olduğunu belirtmek için kullanmak. 2. producing food while restoring the planet. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: while sonrasında gelen -ing biçiminin aynı anda gerçekleşen iki sonucu sunduğunu fark etmek ve hem pratik bir hedefe ulaşan hem de çevresel yarar sağlayan stratejileri anlatmak için bu kalıbı kullanmak. 3. the environmental limits of the Earth. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bu resmî sürdürülebilirlik terimini, insan faaliyetlerinin içinde kalması gereken ekolojik sınırlar olarak anlamak ve gıda üretimini, kaynak kısıtlarını ve uzun vadede uygulanabilir politikaları tartışırken kullanmak.

Bu derste

About 10,000 years ago, Dilbilgisi

0:07

Yaklaşık 10.000 yıl önce,

Dilbilgisi

About + zaman aralığı + ago: yaklaşık bir geçmiş zamanı belirtmek

“About 10,000 years ago,” ifadesindeki about, “hakkında” değil, “yaklaşık” anlamına gelir. 10.000 yılın kesin bir sayı değil, tahmin olduğunu gösterir. about + amount of time + ago kalıbı, bir şeyi şimdiki zamandan o kadar süre geriye yerleştirir. Cümlenin başında kullanıldığında tarihî veya bilimsel bir anlatı için yaklaşık bir zaman çerçevesi oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi About + a time period + ago ile tamamlayın. Zaman aralığını İngilizce sözcüklerle yazın: ____, this city became an important trading center. Anlamı “günümüzden yaklaşık 2.000 yıl önce”dir.

Cevabı göster

About two thousand years ago

humans began to farm.

0:10

insanlar tarım yapmaya başladı.

This agricultural revolution was a turning point in our history Notlar

0:12

Bu tarım devrimi tarihimizde bir dönüm noktasıydı,

Kültür

agricultural revolution: tarımda ve toplumda köklü bir dönüşüm

Agricultural revolution, gıdanın üretilme biçiminde ve toplumun düzenlenişinde derin ve kalıcı bir dönüşümdür. Burada, insanların avcılık ve toplayıcılıktan tarıma ve daha yerleşik topluluklara uzun sürede geçişini ifade eder. Bu terimde revolution mutlaka bir hükümetin devrilmesi anlamına gelmez. Tarım, sanayi veya teknoloji gibi bir alandaki köklü değişimi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümlede agricultural revolution ifadesinin en yakın anlamı hangisidir?

  1. Tarımda ve toplumda köklü bir dönüşüm
  2. Çiftçilerin yaptığı kısa süreli siyasi bir protesto
  3. Her mevsim ekilen ürünlerde yapılan küçük bir değişiklik
Cevabı göster

Tarımda ve toplumda köklü bir dönüşüm

Deyimler

a turning point in our history: tarihimizde bir dönüm noktası

"A turning point in our history", tarihin akışının daha sonra önemli ölçüde değiştiği bir olayı veya dönemi anlatır. Burada turning point mecazidir; fiziksel bir dönüş değildir. "a turning point in + alan veya deneyim" kalıbı, bu büyük değişimin yaşam, kariyer ya da tıp gibi hangi hikâye veya alanda gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

"The discovery was a turning point in medicine" ne anlama gelir?

  1. Hastaneyi başka bir yere taşıdı.
  2. Yoldaki bir virajda gerçekleşti.
  3. Tıbbın gelişme biçiminde önemli bir değişime yol açtı.
Cevabı göster

Tıbbın gelişme biçiminde önemli bir değişime yol açtı.

that enabled people to settle, Dilbilgisi

0:16

ki bu da insanların yerleşmesini,

build, and create.

0:18

inşa etmesini ve üretmesini sağladı.

Dilbilgisi

that enabled people to settle: enable + nesne + to mastarı

That, önceki bölümdeki agricultural revolution ifadesine gönderme yapan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecik sonucu, yani devrimin neyi mümkün kıldığını ekler. Kalıp enable + nesne + to mastarı biçimindedir. Nesne, yetenek veya fırsat kazanan kişiyi ya da şeyi; to mastarı ise eylemi gösterir. enabled people to settle içinde people nesne, to settle ise eylemdir. Cümleciğin tamamında settle, build ve create paralel fiillerdir ve aynı to sözcüğünü paylaşır.

Alıştırma

Parantez içindeki fiili kullanarak cümleyi enable + nesne + to mastarı yapısıyla tamamlayın: The new ramp enabled wheelchair users ____ the building safely. (enter)

Cevabı göster

to enter

In short, Anlatım akışı

0:21

Kısacası,

agriculture enabled the existence of civilization.

0:21

tarım medeniyetin var olmasını mümkün kıldı.

Anlatım akışı

Özetleme işareti olarak In short

In short, bir sonraki ifadenin önceki bilgileri tek bir ana sonuçta yoğunlaştırdığını dinleyiciye ya da okuyucuya bildiren bir söylem belirtecidir. Burada tarımın uygarlığı mümkün kıldığı sonucunu tanıtır. Bilgiyi düzenler; short burada kısa bir süreyi anlatmaz. In short genellikle özet cümlesinin başında yer alır ve ardından virgül gelir.

Alıştırma

Bir konuşmacı, bir önerinin pahalı olduğunu, uygulanmasının yavaş ilerleyeceğini ve pek yarar sağlamayacağını açıkladı. Hangi cümle doğal bir özet sunar?

  1. For example, the proposal is not practical.
  2. In short, the proposal is not practical.
  3. Meanwhile, the proposal is not practical.
Cevabı göster

In short, the proposal is not practical.

Today,

0:26

Bugün,

approximately 40% of our planet is farmland.

0:27

gezegenimizin yaklaşık %40'ı tarım arazisidir.

Spread all over the world, Dilbilgisi

0:31

Tüm dünyaya yayılan

Dilbilgisi

Cümle başındaki geçmiş ortaç öbeği Spread all over the world

Spread all over the world, cümle başına yerleştirilmiş bir geçmiş ortaç öbeğidir. Ardından gelen temel cümlenin öznesinin durumunu veya dağılımını anlatır: bu özne dünyanın her tarafına dağılmıştır. Burada spread edilgen veya sonuçta oluşmuş bir durumu ifade eder; birine bir şeyi yaymasını söyleyen emir değildir. Bu altyazı bölümü virgülden sonra bittiği için tek başına tam bir cümle oluşturmaz ve ardından gelen temel cümleye bağlıdır.

Alıştırma

Kliniklerin ülke çapında zaten dağılmış olduğunu anlatmak için cümle başında geçmiş ortaç öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Spreading across the country, the clinics serve many rural communities.
  2. Spread across the country, the clinics serve many rural communities.
  3. Spread across the country, many patients visit the clinics.
Cevabı göster

Spread across the country, the clinics serve many rural communities.

these agricultural lands are the pieces to a global puzzle Deyimler

0:33

bu tarım arazileri, küresel bir bulmacanın parçalarıdır

we are all facing.

0:37

ki hepimiz bu bulmacayla karşı karşıyayız.

Deyimler

the pieces to a global puzzle: küresel bir sorun için yapboz metaforu

the pieces to a global puzzle ifadesi bir metafordur. Tarım arazileri, dünyanın her yerindeki gıda ve toprakla ilgili büyük ve karmaşık tek bir sorunun ayrı parçaları olarak sunulur. Burada puzzle yalnızca bir oyun değil, parçaları birlikte anlaşılması gereken bir sorun anlamına gelir. Arazilerin pieces olarak adlandırılması, yerel gerçekleri küresel bir bütünün parçaları şeklinde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede puzzle, birbirine bağlı parçalardan oluşan karmaşık bir sorun anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. Each local study is one piece of the larger puzzle of climate change.
  2. The children finished the puzzle before dinner.
  3. The map shows where the puzzle shop is.
Cevabı göster

Each local study is one piece of the larger puzzle of climate change.

In the future,

0:39

Gelecekte,

how can we feed every member of a growing population Dilbilgisi

0:40

büyüyen nüfusun her bir üyesini nasıl besleyebiliriz

a healthy diet?

0:44

sağlıklı bir diyetle?

Dilbilgisi

feed every member ... a healthy diet: feed + alıcı + yiyecek

how can we feed every member of a growing population a healthy diet? cümlesinde feed, feed + alıcı + yiyecek şeklindeki çift nesneli yapıda kullanılır. Every member of a growing population alıcıdır; a healthy diet ise her kişinin aldığı şeydir. Toplumun gelecekteki ihtiyaçlarıyla ilgili bu soruda feed, yiyeceği doğrudan birinin ağzına koymak zorunda olmadan insanlara yiyecek sağlamak anlamına gelir. Bu yapı, alıcıyı sağlanan yiyecekten önce getirir.

Alıştırma

Parantez içindeki ifadeleri feed + kişi + yiyecek sırasına koyarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The program will ____. (feed / each child / a balanced lunch)

Cevabı göster

feed each child a balanced lunch

Meeting this goal will require nothing short of a second agricultural revolution. Notlar

0:46

Bu hedefe ulaşmak, kelimenin tam anlamıyla ikinci bir tarım devrimi gerektirecektir.

Dilbilgisi

Meeting this goal: özne görevinde -ing'li ifade

Meeting this goal bir gerund öbeğidir. meet this goal eylemini isim gibi işleyen bir birime dönüştürür ve bu eylemin tamamını cümlenin öznesi yapar. Temel fiil will require'dır. Burada Meeting, sürekli zaman yapısının bir parçası değildir; çünkü önünde be fiilinin bir biçimi yoktur. Bu kalıp, bir eylemi veya görevi konuşulan konu olarak sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing'li bir ifade özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Reduce waste will require cooperation from everyone.
  2. Reducing waste requiring cooperation from everyone.
  3. Reducing waste will require cooperation from everyone.
Cevabı göster

Reducing waste will require cooperation from everyone.

Deyimler

nothing short of: “-den aşağı kalmayan” anlamında güçlü vurgu

Kalıplaşmış nothing short of + isim öbeği, “tam olarak böyle adlandırılmayı hak eden” veya “-den aşağı kalmayan” anlamına gelir. Bu cümlede hedefe ulaşmanın küçük bir iyileştirme değil, ikinci bir tarım devrimi ölçeğinde değişim gerektireceğini vurgular. Buradaki short fiziksel uzunlukla ilgili değildir. Kalıbın bütünü, bir şeyin çok yüksek bir ölçüte ya da dereceye ulaştığını güçlü ve retorik biçimde söyler.

Alıştırma

“The rescue was nothing short of a miracle” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Kurtarma operasyonunda şaşırtıcı hiçbir sonuç olmadı.
  2. Kurtarma operasyonu neredeyse mucize olacaktı ama o düzeye ulaşmadı.
  3. Kurtarma operasyonu mucize denecek kadar olağanüstüydü.
Cevabı göster

Kurtarma operasyonu mucize denecek kadar olağanüstüydü.

The first agricultural revolution was characterized by expansion and exploitation, Kelime

0:52

İlk tarım devrimi genişleme ve sömürü ile karakterize edildi;

Kelime

was characterized by expansion and exploitation: genişleme ve sömürüyle karakterize edildi

be characterized by + isim öbeği kalıbı, “sıralanan niteliklere ayırt edici özellikler olarak sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede expansion ve exploitation, ilk tarım devriminin temel özellikleri olarak sunuluyor. Yapı edilgen görünse de buradaki by, eylemi yapan kişiyi veya şeyi göstermez. Özneyi tanımlamak için kullanılan özellikleri getirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî kalıbın aynısıyla tamamlayın: The period ____ rapid social change.

Cevabı göster

was characterized by

feeding people at the expense of forests, Deyimler

0:58

insanları ormanlar pahasına besleyip,

Deyimler

at the expense of forests: ormanlar pahasına

Vurgulanan sözcükler daha önceki at sözcüğünden sonra gelir ve at the expense of forests kalıp ifadesini tamamlar. at the expense of + isim, bir yarar elde edilirken adı geçen kişi veya şeyin zarar görmesi ya da feda edilmesi anlamına gelir. Burada insanları beslemek ormanların zarar görmesiyle gerçekleşiyor. Bu ifadede expense, sıradan bir fatura veya para miktarı değil, kayıp ya da olumsuz bedel anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “feda ederek” anlamına gelen kalıp ifadenin aynısıyla tamamlayın: The team met the deadline ____ accuracy.

Cevabı göster

at the expense of

wildlife, and water,

1:01

yaban hayatı ve suyu tüketerek,

and destabilizing the climate in the process. Kalıp ifadeler

1:03

ve bu süreçte iklimi istikrarsızlaştırarak.

Kalıp ifadeler

in the process: bir eylem sırasında ortaya çıkan ek sonuç

Buradaki in the process, daha önce söz edilen eyleme gönderme yapan bir zarf öbeğidir. “Bunu yaparken” anlamına gelir: aynı faaliyet iklimin dengesini de bozmuştur. Sonuçtan sonra kullanıldığında, önceki bir eylemi o eylem sırasında gerçekleşen başka bir sonuçla bağlar. Ek sonuç planlı veya plansız, olumlu veya olumsuz olabilir; bu cümlede zararlı bir yan etki vurgulanır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? “Nina repaired the bike and learned how the gears worked in the process.”

  1. Resmî bir dişli tamir prosedürünü izledi.
  2. Tamire başlamadan önce dişlilerin nasıl çalıştığını öğrendi.
  3. Bisikleti tamir ederken dişlilerin nasıl çalıştığını öğrendi.
Cevabı göster

Bisikleti tamir ederken dişlilerin nasıl çalıştığını öğrendi.

That's not an option the next time around. Notlar

1:07

Bir dahaki sefere böyle bir seçeneğimiz yok.

Ton ve niyet

That's not an option: bir planı kesin biçimde elemek

That's not an option, az önce söz edilen eylemin veya planın kabul edilemeyeceği ya da değerlendirilemeyeceği anlamına gelir. Buradaki that, çevreye zarar veren yaklaşımı tekrarlamaya gönderme yapar ve ifade bunu ileriye dönük olası bir yol olarak reddeder. Yalnızca no demekten daha güçlüdür çünkü bir eylem yolunu tamamen kapatır. Güvenlik, kurallar, etik veya pratik sınırlamalar söz konusu seçeneğe kabul edilebilir bir alan bırakmadığında sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir ekip ciddi bir güvenlik kuralını tartışıyor. Şu yanıt doğal mı? “Skipping the equipment check is not an option.”

  1. Hayır. Option yalnızca menüdeki bir seçeneği ifade edebilir.
  2. Evet. Güvenli olmayan bir eylem yolunu kesin biçimde eliyor.
Cevabı göster

Evet. Güvenli olmayan bir eylem yolunu kesin biçimde eliyor.

Kalıp ifadeler

the next time around: benzer bir durum tekrar yaşandığında

The next time around ifadesi, aynı tür durumun, denemenin veya döngünün bir sonraki tekrarını anlatır. Bu cümlede gelecekteki bir tekrara işaret eder ve o zaman bir şeyin seçenek olmayacağını söyler. Bu ifadede around bir yeri anlatmaz. Daha önce yaşananlardan ders çıkarıldıktan sonraki yeni bir tur veya sıra düşüncesini ekler.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Benzer bir durum yeniden yaşandığında bu seçenek kullanılamayacak.
  2. Bu seçenek yalnızca önceki deneme sırasında kullanılamıyordu.
  3. Bu seçenek başka bir yerde olduğu için kullanılamıyor.
Cevabı göster

Benzer bir durum yeniden yaşandığında bu seçenek kullanılamayacak.

Agriculture depends on a stable climate Kalıp ifadeler

1:10

Tarım, istikrarlı bir iklime bağlıdır;

Kalıp ifadeler

Agriculture depends on a stable climate: depend on + isim

Depend on + isim, bir şeyin çalışması, devam etmesi veya başarılı olması için bir koşula, kişiye ya da kaynağa ihtiyaç duyması anlamına gelir. Bu cümlede istikrarlı bir iklim, tarım için gerekli bir koşul olarak sunulur. Agriculture gibi üçüncü tekil şahıs bir öznede depend, depends biçimine dönüşür. Bağımlı olunan şey veya koşuldan önce on edatını koruyun: depends on a stable climate.

Alıştırma

Cümleyi depend fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The success of the picnic ____ the weather.

Cevabı göster

depends on

with predictable seasons and weather patterns.

1:14

öngörülebilir mevsimler ve hava düzenlerine.

This means we can't keep expanding our agricultural lands Kalıp ifadeler

1:17

Bu, tarım arazilerimizi genişletmeye devam edemeyeceğimiz anlamına gelir,

Kalıp ifadeler

keep expanding our agricultural lands: keep + -ing yapısı

keep expanding ifadesinde keep + fiilin -ing biçimi, “aynı eylemi sürdürmek” anlamına gelir. Burada süren eylem expanding our agricultural lands olduğundan can't keep expanding, bu genişlemenin daha fazla devam edemeyeceğini belirtir. Burada keep “elde tutmak” anlamında değildir. Süren veya tekrarlanan bir eylem için keep trying ya da keep growing örneklerinde olduğu gibi keep + -ing kullanılır.

Alıştırma

Parantezdeki fiili keep + -ing yapısına uygun biçime getirerek cümleyi tamamlayın: If the city keeps ____, it will need more public transit. (expand)

Cevabı göster

expanding

because doing so will undermine the environmental conditions Anlatım akışı

1:21

çünkü bunu yapmak çevresel koşulları baltalayacaktır

Anlatım akışı

because doing so: daha önceki bir eyleme gönderme yapma

Because, cümlenin nedeni açıklayan bölümünü başlatır. Tam doing so ifadesinde so, daha önceki eyleme, yani tarım arazilerini genişletmeye devam etme eylemine gönderme yapar. Doing so ifadesinin tamamı, çevresel koşullara zarar verecek olan eylemi temsil eder. Bu kullanım, eylemin tamamını tekrarlamadan neden-sonuç bağlantısını kısa ve açık tutar. Burada so, “o derece” anlamına gelmez; doing so, “az önce sözü edilen eylemi yapmak” demektir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun. doing so neye gönderme yapıyor? Priya removed the password from the public message because doing so made the account safer.

  1. Şifreyi herkese açık mesajdan kaldırmak
  2. Hesabı daha güvenli hâle getirmek
  3. Hesabın kendisi
Cevabı göster

Şifreyi herkese açık mesajdan kaldırmak

that make agriculture possible in the first place. Deyimler

1:24

ki en başta tarımı mümkün kılan da bu koşullardır.

Deyimler

possible in the first place: temel bir ön koşulu belirtmek

Bu cümlede in the first place, bir listedeki ilk maddeyi değil, bir şeyin en temel düzeyde mümkün olmasını ifade eder. Tarımın mümkün olabilmesi için önceden var olması gereken koşullara işaret eder. make agriculture possible in the first place yapısındaki place, fiziksel bir yer veya sıralama anlamına gelmez. Bu yapıyı, bir şeyin var olmasını ya da gerçekleşmesini sağlayan temel koşulu belirtmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede in the first place ne anlama geliyor? Without electricity, the medical equipment could not work in the first place.

  1. Cihaz yalnızca ilk odada çalıştı.
  2. Elektrik ilk madde olarak ele alınmalıdır.
  3. Elektrik, cihazın çalışması için temel bir koşuldur.
Cevabı göster

Elektrik, cihazın çalışması için temel bir koşuldur.

Instead,

1:28

Bunun yerine,

the next agricultural revolution will have to increase the output of our existing farmland for the long term Notlar

1:29

bir sonraki tarım devrimi, mevcut tarım arazilerimizin uzun vadedeki verimini artırmak zorunda kalacak,

Dilbilgisi

will have to + fiilin yalın hâli: gelecekteki gereklilik

Will have to + fiilin yalın hâli, gelecekte ortaya çıkması beklenen bir gerekliliği ifade eder. Buradaki yalın fiil increase sözcüğüdür ve ifade, üretimi artırmanın yalnızca olası değil, gerekli olacağını belirtir. Have to, must anlamına gelen tek bir yapı olarak kullanılır; buradaki have, sahip olmak anlamına gelmez. Will increase gelecekteki bir artışı öngörürken will have to increase koşulların, kuralların veya sorumluluğun yarattığı zorunluluğu da ekler.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. have to çevresindeki seslere odaklanın.

  1. We will have to increase production next year.
  2. We will have increased production by next year.
  3. We will have them increase production next year.
Cevabı göster

We will have to increase production next year.

Kalıp ifadeler

for the long term: süre ve kalıcı bağlılık

for the long term, bir eylemin, durumun veya düzenlemenin uzun bir süre devam etmesinin amaçlandığını belirtir. Burada üretim artışı kısa süreli değil, sürdürülebilir olmalıdır. Bu ifadede term, bir zaman dilimi anlamına gelir; özellikle okul dönemi veya teknik bir terim anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi “uzun bir süre boyunca” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The new safety plan must remain effective ____.

Cevabı göster

for the long term

while protecting biodiversity, Dilbilgisi

1:35

biyoçeşitliliği korurken,

conserving water,

1:38

suyu tasarruflu kullanırken,

and reducing pollution and greenhouse gas emissions.

1:39

ve kirlilik ile sera gazı emisyonlarını azaltırken.

Dilbilgisi

while protecting..., conserving..., and reducing...: paralel -ing eylemleri

Burada while yalnızca “bir şey olurken” değil, “aynı zamanda” anlamına gelir. Üretimi artırma ana hedefiyle birlikte gerçekleştirilmesi gereken çevresel hedefleri ekler. protecting, conserving ve reducing eylemlerinin örtük öznesi, ana eylemi gerçekleştiren özneyle aynıdır. Üç -ing biçimi paraleldir: protecting..., conserving... ve reducing.... Aynı biçimi korumak, eş zamanlı eylemler listesini açık ve dengeli hâle getirir.

Alıştırma

while sözcüğünden sonra üç paralel -ing eylemini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The town added new housing while protect parks, conserving water, and reduce traffic.
  2. The town added new housing while protecting parks, conserving water, and reducing traffic.
  3. The town added new housing while to protect parks, conserve water, and reducing traffic.
Cevabı göster

The town added new housing while protecting parks, conserving water, and reducing traffic.

So, what will the future farms look like? Anlatım akışı

1:44

Peki, geleceğin çiftlikleri neye benzeyecek?

Anlatım akışı

So, what will ... look like?: bir geçiş sorusu

So, bu soruyu az önce ele alınan hedefe veya soruna bağlar. Konuşmacı soruyu bir geçiş olarak kullanır: dinleyicileri geleceğin çiftliklerinin neyi başarması gerektiğini düşünmekten önerilen çiftliklerin nasıl olabileceğini dinlemeye yöneltir. Dinleyicilerden hemen cevap istemek yerine, soruyu birazdan kendisi cevaplamaya hazırlanır. What will ... look like? yapısında look like genel görünümü, biçimi veya özellikleri sorar. Buradaki like, sevmek veya tercih etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunumda daha güvenli sokaklara duyulan ihtiyaç açıklandı ve şimdi bir plan gösterilecek. Hangi soru en uygun geçişi sağlar?

  1. So, who liked the safer streets?
  2. So, what might safer streets look like?
  3. So, what do safer streets like?
Cevabı göster

So, what might safer streets look like?

This drone is part of a fleet that monitors the crops below.

1:47

Bu dron, aşağıdaki ekinleri izleyen bir filonun parçası.

The farm may look haphazard, Anlatım akışı

1:52

Çiftlik gelişigüzel görünebilir,

but is a delicately engineered use of the land Kelime

1:54

ancak arazinin özenle tasarlanmış bir kullanımıdır,

Anlatım akışı

may look haphazard, but ...: görünüşten gerçeğe

May look haphazard olası bir yüzey izlenimini sunar; may ve look, konuşmacının çiftliğin gerçekten düzensiz olduğunu kesin olarak söylemesini önler. Ardından but, daha doğru bir açıklamanın geleceğini gösterir: arazi kullanımı dikkatle tasarlanmıştır. Yeniden kullanılabilen something may look + adjective, but ... kalıbı, önce insanların fark edebileceği izlenimi kabul eder, sonra karşıt bir gerçekle bu izlenimi düzeltir veya derinleştirir.

Alıştırma

Cümleyi may look ..., but ... hedef kalıbıyla tamamlayın: The room ____ messy, ____ every tool has a labeled place.

Cevabı göster

may look · but

Kelime

a delicately engineered use: özenle tasarlanmış arazi kullanımı

a delicately engineered use ifadesinde use temel isimdir; engineered ise geçmiş ortaçtan türemiş bir sıfattır. Arazinin kullanılma biçiminin belirli bir sonuca ulaşmak için bilinçli olarak tasarlanıp düzenlendiğini anlatır; kişi olarak bir mühendisi belirtmez. Delicately, engineered sözcüğünü niteler. Burada yalnızca güzel bir görünüşü ya da fiziksel kırılganlığı değil, dikkatli ve hassas bir denge kurulduğunu anlatır.

Alıştırma

a carefully engineered solution ifadesinde engineered ne anlama gelir?

  1. Şu anda bir mühendis onu çalıştırmaktadır.
  2. Belirli bir sonuç elde etmek için bilinçli olarak tasarlanmıştır.
  3. Yalnızca akademik bir alan olan mühendislikle ilgilidir.
Cevabı göster

Belirli bir sonuç elde etmek için bilinçli olarak tasarlanmıştır.

that intertwines crops and livestock with wild habitats. Kalıp ifadeler

1:57

ekinleri ve çiftlik hayvanlarını vahşi yaşam alanlarıyla iç içe geçiren.

Kalıp ifadeler

intertwines A with B: parçaları tek bir sistemde bütünleştirmek

that intertwines crops and livestock with wild habitats ilgi cümleciği, hemen önce sözü edilen arazi kullanımını açıklar. Temel kalıp intertwine A with B biçimindedir: burada A, crops and livestock; B ise wild habitats bölümüdür. Intertwine, parçaların yalnızca yan yana koyulmadığını, birbirine örülerek bağlantılı tek bir sistem oluşturduğunu anlatır. Aynı kalıp fikirleri, dersleri, hikâyeleri veya bir sistemin parçalarını bağlamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi intertwine fiilinin üçüncü tekil kişi biçimiyle tamamlayın: The museum exhibition ____ local history with personal stories.

Cevabı göster

intertwines

Conventional farming methods cleared large swaths of land Kelime

2:01

Geleneksel tarım yöntemleri büyük arazi parçalarını temizledi

Kelime

cleared large swaths of: geniş alanlardaki bitki örtüsünü temizlemek

Tarım ve çevre haberlerinde clear land, arazinin kullanılabilmesi için ağaçları, bitkileri veya diğer bitki örtüsünü kaldırmak demektir. Burada cleared, geleneksel tarım yöntemlerinin araziye ne yaptığını belirtir. Large swaths of, bir şeyin çok geniş ve büyük alanları demektir. Bu nedenle cleared large swaths of land, yalnızca birkaç küçük parselin değil, geniş arazi alanlarındaki bitki örtüsünün temizlendiğini anlatır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The builders cleared large swaths of woodland for the new road. Ne oldu?

  1. Geniş ormanlık alanlardaki bitki örtüsünü kaldırdılar.
  2. Yol kenarındaki birkaç küçük aleti düzenlediler.
  3. Birkaç dar çiçek tarhına bitki diktiler.
Cevabı göster

Geniş ormanlık alanlardaki bitki örtüsünü kaldırdılar.

and planted them with a single crop, Kültür

2:05

ve buralara tek bir ürün ekti,

Kültür

with a single crop: bir alanın tamamında tek ürün türü

plant an area with a crop yapısında with, o alanda neyin yetiştirildiğini belirtir. Buradaki them, hemen önce bahsedilen geniş arazi alanlarını ifade eder. A single crop, alanın tamamında tek bir ürün türü yetiştirmek demektir; tek bir bitki yetiştirmek anlamına gelmez. Bu, o alandaki ürün çeşitliliğinin daha az olduğu monokültürün temel fikridir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The researchers planted the entire field with a single crop. with a single crop ne demektir?

  1. Tarlanın tamamında yalnızca tek bir ürün türü yetiştirildi.
  2. Tarlaya yalnızca tek bir bitki konuldu.
  3. Tarlanın her yerine birkaç ürün türü karıştırılarak ekildi.
Cevabı göster

Tarlanın tamamında yalnızca tek bir ürün türü yetiştirildi.

eradicating wildlife

2:08

yaban hayatını yok ederek

and emitting huge amounts of greenhouse gases in the process. Kalıp ifadeler

2:09

ve bu süreçte büyük miktarda sera gazı salarak.

Kalıp ifadeler

emitting huge amounts of greenhouse gases: çok büyük miktarlarda sera gazı salmak

Burada emitting, bir şeyi havaya salmak anlamına gelir; huge amounts of greenhouse gases ise salınan sera gazının toplam miktarının çok büyük olduğunu belirtir. Kullanışlı ve resmî bir kalıp emit + miktar ifadesi + salınan şey biçimindedir. Örneğin emit large amounts of carbon dioxide, heat, or radiation denebilir.

Alıştırma

Resmî bir çevre açıklamasında emit fiilini ve miktar ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The factory makes out large amounts of carbon dioxide.
  2. The factory emits large amounts of carbon dioxide.
  3. The factory emits a large number of carbon dioxide.
Cevabı göster

The factory emits large amounts of carbon dioxide.

This approach aims to correct that damage.

2:14

Bu yaklaşım ise o hasarı düzeltmeyi amaçlıyor.

Meanwhile,

2:18

Bu arada,

moving among the crops,

2:18

ekinlerin arasında hareket eden

teams of field robots apply fertilizer in targeted doses. Kelime

2:20

saha robotu ekipleri, hedeflenmiş dozlarda gübre uyguluyor.

Kelime

fertilizer in targeted doses: hedefe yönelik dozlarda gübre

In targeted doses, belirli yerler veya ihtiyaçlar için seçilmiş, kontrollü miktarlarda anlamına gelir. Burada bu ifade robotların gübreyi nasıl uyguladığını açıklar: her yere aynı miktarı yaymak yerine ihtiyaç duyulan yerlerde ölçülü miktarlar kullanırlar.

Alıştırma

“The system applies fertilizer in targeted doses” ne anlama gelir?

  1. Kontrollü miktarları ihtiyaç duyulan yerlerde uygular.
  2. Ölçülmemiş aynı miktarı her yere yayar.
  3. Gübreyi uygulamadan depolar.
Cevabı göster

Kontrollü miktarları ihtiyaç duyulan yerlerde uygular.

Inside the soil,

2:25

Toprağın içinde,

hundreds of sensors gather data on nutrients and water levels. Kalıp ifadeler

2:26

yüzlerce sensör besin maddeleri ve su seviyeleri hakkında veri topluyor.

Kalıp ifadeler

gather data on nutrients and water levels: besin maddeleri ve su seviyeleri hakkında veri toplamak

Gather data on something, genellikle birden fazla gözlemden veya kaynaktan belirli bir konu hakkında bilgi toplamak anlamına gelir. Gather, ayrı ayrı bilgileri bir araya getirme anlamı taşır. Bu cümlede on, verinin konularını, yani nutrients and water levels ifadesini tanıtır. Burada fiziksel bir konumu değil, “hakkında” anlamını verir.

Alıştırma

Cümleyi gather data on ile tamamlayın: Before changing the lunch menu, the school will ____ students' food choices.

Cevabı göster

gather data on

This information reduces unnecessary water use

2:31

Bu bilgiler gereksiz su kullanımını azaltıyor

and tells farmers where they should apply more and less fertilizer Dilbilgisi

2:34

ve çiftçilere nereye daha fazla veya daha az gübre uygulamaları gerektiğini söylüyor,

Dilbilgisi

where they should apply ...: dolaylı soruda sözcük sırası

Where they should apply more and less fertilizer, where ile başlayan dolaylı bir soru yan cümlesidir. Tells farmers ifadesinden sonra aktarılan bilgiyi, yani farklı miktarlarda gübre gerektiren yerleri belirtir. Doğrudan bir sorudan farklı olarak dolaylı soru, düz cümle sırasını kullanır: where + özne + kip belirten yardımcı fiil + fiil. Doğru sıra where they should apply biçimindedir; where should they apply değildir.

Alıştırma

Hangi cümle tells us ifadesinden sonra where sorusunu doğru biçimde cümleye yerleştirir?

  1. The guide tells us where we should wait.
  2. The guide tells us where should we wait.
  3. The guide tells us where should wait we.
Cevabı göster

The guide tells us where we should wait.

instead of causing pollution by showering it across the whole farm. Notlar

2:38

tüm çiftliğe püskürterek kirliliğe neden olmak yerine.

Dilbilgisi

instead of causing pollution: instead of + -ing biçimi

instead of, “yerine” anlamına gelir. Burada causing pollution, kaçınılan istenmeyen sonucu, yani kirliliğe yol açmayı belirtir. instead of içindeki of bir edattır. Ardından bir eylem geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: instead of cause değil, instead of causing.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The cleaner fuel reduces waste instead of ____ more pollution.

Cevabı göster

causing

Kelime

showering it across the whole farm: büyük miktarda bir şeyi geniş alana saçmak

Burada shower, bir şey yağmur gibi düşüyormuşçasına geniş bir alana bol miktarda saçmak anlamına gelen canlı bir fiildir. Duş almak anlamında değildir. it zamiri gübreyi belirtir. Across the whole farm, alanın geniş ve tam olarak kaplandığını vurgular. Bu bağlamda ifade, dikkatli ve hedefli uygulama yerine geniş çaplı ya da ayrım gözetmeyen bir yayma izlenimi verebilir.

Alıştırma

Bu cümlede it, gübreyi belirtir. showering it across the whole farm ne anlama gelir?

  1. Tek bir bitki için kesin bir doz ölçülmesi anlamına gelir.
  2. Çiftlik binalarının gübreyle yıkanması anlamına gelir.
  3. Gübrenin bütün çiftliğe geniş biçimde saçılması anlamına gelir.
Cevabı göster

Gübrenin bütün çiftliğe geniş biçimde saçılması anlamına gelir.

But the farms of the future won't be all sensors and robots. Anlatım akışı

2:43

Fakat geleceğin çiftlikleri sadece sensörler ve robotlardan ibaret olmayacak.

Anlatım akışı

won't be all sensors and robots: tablonun tamamı değil

Won't be all sensors and robots ifadesinde be all + isim öbeği, “tamamen …den oluşmak” veya “…den başka hiçbir şey olmamak” anlamına gelir. Bu nedenle olumsuz yapı, sensörlerin ve robotların bulunabileceğini ancak geleceğin tarımının tamamını oluşturmayacağını anlatır. Bu ifade, geleceğe ilişkin tek yönlü bir görüntüyü düzeltir ve başka çözüm türlerine de yer açar. Gelecekteki çiftliklerde hiç sensör veya robot kullanılmayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The farms of the future won't be all sensors and robots” cümlesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Gelecekteki çiftliklerde sensörler ve robotlar kullanılabilir, ancak bu teknolojilerden fazlası da bulunacaktır.
  2. Gelecekteki her çiftlikte her tür sensör ve robot bulunacaktır.
  3. Gelecekteki çiftliklerde hiçbir zaman sensör veya robot kullanılmayacaktır.
Cevabı göster

Gelecekteki çiftliklerde sensörler ve robotlar kullanılabilir, ancak bu teknolojilerden fazlası da bulunacaktır.

These technologies are designed to help us produce food in a way Dilbilgisi

2:48

Bu teknolojiler, gıdayı öyle bir şekilde üretmemize yardımcı olmak için tasarlandı ki

that works with the environment rather than against it,

2:52

çevreye karşı değil, onunla uyumlu çalışsın,

Dilbilgisi

in a way that works with... rather than against...: karşı çıkmak yerine uyumlu bir şekilde

Önceki help fiili, help + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını oluşturur: help us produce food. Ardından in a way, gıdanın nasıl üretildiğini belirtir; that ile başlayan yan cümle de bu yöntemi açıklar. Works with the environment, doğal sistemlere uyum sağlamak veya onlarla iş birliği yapmak demektir; against it ise bu sistemlerle çatışmak ya da onlara zarar vermek anlamına gelir. Rather than ilk ilişkiyi tercih edilen seçenek olarak sunar ve it, the environment ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümle park tasarımının doğal drenaja karşı çıkmak yerine onunla uyumlu olması gerektiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. We can design the park in a way that works with natural drainage rather than against it.
  2. Natural drainage can design the park in a way that works with us rather than against us.
  3. We can design the park in a way that works against natural drainage rather than with it.
Cevabı göster

We can design the park in a way that works with natural drainage rather than against it.

taking into account the nuances of local ecosystems. Kalıp ifadeler

2:55

yerel ekosistemlerin ince ayrıntılarını hesaba katarak.

Kalıp ifadeler

taking into account: bir etkeni kararda hesaba katmak

Taking into account, bir karar, plan veya değerlendirmede bir şeyi "dikkate almak" ya da "bir etken olarak hesaba katmak" anlamına gelir. Burada yerel ekolojik farklılıklar, göz ardı edilmemesi gereken bir etken olarak sunulur. taking biçimindeki -ing, bunu eşlik eden bir durum olarak gösterir: başka bir eylem, bu etken dikkate alınırken gerçekleşir.

Alıştırma

Cümleyi "dikkate almak" anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Before choosing a route, we need to ____ the road closures.

Cevabı göster

take into account

Lower cost agricultural practices can also serve those same goals Kelime

3:02

Daha düşük maliyetli tarım uygulamaları da aynı hedeflere hizmet edebilir

Kelime

can also serve those same goals: bu hedeflerin gerçekleşmesine yardımcı olmak

can also serve those same goals ifadesinde serve, "desteklemek" veya "gerçekleşmesine yardımcı olmak" anlamına gelir; yani uygulamalar hedeflere katkıda bulunabilir. Burada yemek servis etmek ya da bir kişi için çalışmak anlamında değildir. Can yetenek veya olasılık bildirir, also bunu ek bir yarar olarak sunar, those same goals ise daha önce sözü edilen hedeflere gönderme yapar. Bu ifade, yeni bir yöntemi mevcut amaçlarla ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede serve, "bir hedefin gerçekleşmesine yardımcı olmak" anlamında kullanılmıştır?

  1. Dinner is served at six.
  2. The community hall serves as a voting place.
  3. Flexible hours can also serve the goal of reducing stress.
Cevabı göster

Flexible hours can also serve the goal of reducing stress.

and are much more accessible to many farmers. Kalıp ifadeler

3:07

ve birçok çiftçi için çok daha erişilebilirdir.

Kalıp ifadeler

much more accessible to many farmers: birçok çiftçi için çok daha erişilebilir

accessible to many farmers ifadesindeki accessible, söz konusu uygulamaların bu çiftçi grubu tarafından daha kolay edinilebildiğini, kullanılabildiğini veya benimsenebildiğini anlatır. Anlamı yalnızca bir yere fiziksel olarak girebilmekle sınırlı değildir; engel maliyet, ekipman, bilgi veya bulunabilirlik de olabilir. More accessible karşılaştırma biçimidir ve much bu farkı güçlendirir. much more accessible, çok daha kolay erişilebilir veya kullanılabilir demektir. Kalıp şey + be + accessible to + kişi veya grup şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi MUCH ve ACCESSIBLE kullanarak, kullanıcı grubunu tanıtan edatı da ekleyip tamamlayın: The redesigned website is ____ people with older phones than the previous version.

Cevabı göster

much more accessible to

In fact,

3:10

Aslında,

many such practices are already in use today

3:10

buna benzer pek çok uygulama bugün halihazırda kullanılmaktadır

and stand to have an increasingly large impact as more farmers adopt them. Kelime

3:14

ve daha fazla çiftçi bunları benimsedikçe giderek daha büyük bir etki yaratmaya adaydır.

Kelime

stand to have an increasingly large impact: giderek daha büyük bir etki yaratması beklenmek

Stand to + fiilin yalın hâli, mevcut koşulların bir kişi veya şeyi belirli bir sonucun muhtemel ya da gerçekçi biçimde mümkün olduğu bir konuma getirdiğini anlatır. stand to have an impact ifadesinde stand sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmaz; uygulamaların etki yaratması muhtemeldir. Increasingly large, etkinin zaman içinde büyümesi demektir. as ile başlayan yan cümle, bu büyümeyi daha fazla çiftçinin uygulamaları benimsemesine bağlar.

Alıştırma

Mevcut koşullara dayalı muhtemel bir sonuç bildiren kalıpla cümleyi tamamlamak için STAND ve BENEFIT sözcüklerini kullanın: If energy prices fall, small manufacturers ____ from lower operating costs.

Cevabı göster

stand to benefit

In Costa Rica,

3:20

Kosta Rika'da,

farmers have intertwined farmland with tropical habitat

3:21

çiftçiler tarım arazilerini tropikal habitatla iç içe geçirdiler

so successfully that they've significantly contributed to doubling the country's forest cover. Notlar

3:24

hem de ülkenin orman örtüsünü iki katına çıkarmaya önemli ölçüde katkı sağlayacak kadar başarılı bir şekilde.

Dilbilgisi

so successfully that they've: sonuca yol açan derece

so + zarf + that + yan cümle kalıbı, bir eylemin that yan cümlesindeki sonucu doğuracak veya mümkün kılacak kadar yüksek bir derecede yapıldığını gösterir. Burada so successfully, çiftçilerin tarım arazileriyle tropikal yaşam alanlarını ne kadar başarılı biçimde birleştirdiğini anlatır; that they've... ise sonucu başlatır. Bu yapıda that, yaklaşık olarak “bunun sonucunda” anlamı veren bir bağlaçtır; “şu” anlamındaki işaret sözcüğü değildir. They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır ve present perfect kullanılan sonuç yan cümlesini başlatır: they've significantly contributed....

Alıştırma

Cümleyi so ... that sonuç kalıbındaki iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: The app worked ____ reliably ____ the school kept using it.

Cevabı göster

so · that

Kalıp ifadeler

to doubling the country's forest cover: contribute to + -ing biçimi

contribute to + isim/-ing yapısında to bir edattır. Bu nedenle ardından fiilin yalın hâli double değil, doubling gelir; doubling the country's forest cover ifadesinin tamamı edatın nesnesidir. Contribute to, “bir sonucun ortaya çıkmasına yardım etmek veya onu meydana getirmeye katkı sağlamak” demektir. Genellikle özneyi sonucun arkasındaki etkenlerden biri olarak gösterir; öznenin tek neden olduğunu belirtmez.

Alıştırma

reduce fiilini doğru biçime getirin: Better insulation can contribute to ____ energy use.

Cevabı göster

reducing

This provides food and habitat for wildlife,

3:30

Bu, yaban hayatı için yiyecek ve yaşam alanı sağlar,

as well as natural pollination and pest control from the birds and insects these farms attract, Kalıp ifadeler

3:33

ayrıca bu çiftliklerin çektiği kuşlardan ve böceklerden doğal tozlaşma ile haşere kontrolü sunar,

Kalıp ifadeler

Bilgi eklemek için as well as

Bu cümlede as well as, ilk yarar grubuna ikinci bir yarar grubu ekler: natural pollination and pest control, food and habitat bilgisine eklenir. Anlamı “-e ek olarak”tır; “aynı derecede” değildir. Bu bağlama ifadesi açıklayıcı anlatımda yaygındır ve and sözcüğünden biraz daha resmî duyulur. Genellikle ilk ögeyi zaten kurulmuş bilgi olarak sunar, ardından onunla ilişkili bir öge daha ekler.

Alıştırma

İkinci bir hizmet ekleyen üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The community center offers fitness classes ____ job-search help.

Cevabı göster

as well as

producing food while restoring the planet. Dilbilgisi

3:39

gezegenimizi onarırken gıda üretilmesine imkân tanır.

Dilbilgisi

producing ... while restoring ...: aynı anda gerçekleşen iki eylem

doing A while doing B kalıbı, iki eylemi birlikte gerçekleşiyormuş gibi sunar. Burada producing food ve restoring the planet paralel -ing eylemleridir; bu nedenle ifade, iki seçenek arasında tercih yapmayı değil, çift yararı vurgular. Bu, daha büyük bir cümleye bağlı bir ortaç öbeği olduğu için öznesi o cümleden anlaşılır. Anlaşılan aynı eyleyen hem üretir hem de onarır.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı öznenin aynı anda iki şey başardığını göstermek için while + -ing kullanır?

  1. The factory reduced waste while keeping production steady.
  2. The factory reduced waste after it installed new filters.
  3. While the factory reduced waste, the town opened a new park.
Cevabı göster

The factory reduced waste while keeping production steady.

In the United States,

3:43

Amerika Birleşik Devletleri'nde,

ranchers are raising cattle on grasslands composed of native species, Kelime

3:44

besiciler yerli türlerden oluşan meralarda sığır yetiştiriyor,

Kelime

composed of native species: bir otlağın nelerden oluştuğunu anlatma

Composed of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Burada composed of native species, grasslands ifadesinden sonra gelir ve bu otlakların nelerden oluştuğunu açıklar. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: grasslands that are composed of native species. Native species, belirli bir bölgede doğal olarak bulunan yerli türlerdir. Bu ifadede composed, bileşimi anlatır; “sakin ve kendine hâkim” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi composed of yapısıyla tamamlayın: The coral reef is ____ many living organisms.

Cevabı göster

composed of

generating a valuable protein source using production methods

3:48

üretim yöntemlerini kullanarak değerli bir protein kaynağı yaratıyorlar,

that store carbon and protect biodiversity. Kelime

3:52

ki bu yöntemler karbon depoluyor ve biyoçeşitliliği koruyor.

Kelime

that store carbon and protect biodiversity: paralel iki ekolojik eylem

That, production methods ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Store ve protect, aynı özneye, yani that sözcüğüne bağlı paralel fiillerdir; dolayısıyla yöntemler iki işi de yapar. İklim ve ekoloji bağlamında store carbon, karbonu atmosfere bırakmak yerine toprakta, bitkilerde veya başka sistemlerde tutmak anlamına gelir. Protect biodiversity ise türlerin ve ekosistemlerin çeşitliliğini korumaya yardımcı olmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi hedeflenen iki çevre ifadesiyle, aynı sırada tamamlayın: Healthy forests can ____ and ____.

Cevabı göster

store carbon · protect biodiversity

In Bangladesh, Cambodia, and Nepal,

3:56

Bangladeş, Kamboçya ve Nepal'de,

new approaches to rice production

3:59

pirinç üretimine yönelik yeni yaklaşımlar

may dramatically decrease greenhouse gas emissions in the future.

4:01

gelecekte sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilir.

Rice is a staple food for 3 billion people Kelime

4:05

Pirinç, 3 milyar insan için temel bir besin maddesidir

Kelime

staple food: günlük beslenmenin temel gıdası

Staple food, bir grubun düzenli olarak yediği ve beslenmesinin temel bir parçası olarak dayandığı yiyecektir. Burada pirinç, ara sıra yenen bir yemek değil, 3 milyar insan için temel bir gıda olarak anlatılıyor. Bu ifadede staple, “başlıca” veya “temel” anlamına gelen bir sıfattır. Kâğıtları tutturmak için kullanılan küçük metal zımba telini ifade etmez.

Alıştırma

Bu cümlede staple food ne anlama geliyor?

  1. insanların düzenli beslenmesinin temel bir parçasını oluşturan yiyecek
  2. yalnızca bayramlarda yenen yiyecek
  3. başka bir ülkeden ithal edilen pahalı yiyecek
Cevabı göster

insanların düzenli beslenmesinin temel bir parçasını oluşturan yiyecek

and the main source of livelihood for millions of households. Kelime

4:09

ve milyonlarca hanenin ana geçim kaynağıdır.

Kelime

source of livelihood for: bir kişi veya grubun geçimini sağlama yolu

A source of livelihood for, bir kişi veya gruba günlük yaşamını sürdürmesi için gereken işi, geliri ya da kaynakları sağlayan şeyi anlatır. Burada pirinç üretimi, milyonlarca hanenin ekonomik olarak dayandığı şey olarak sunuluyor. Kalıp a source of livelihood for + kişi veya grup şeklindedir. Livelihood, genel olarak yaşamı değil, insanların geçimlerini nasıl sağladığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle turizmin birçok ada ailesinin dayandığı işi veya geliri sağladığını söylüyor?

  1. Tourism is a major source of livelihood for many island families.
  2. Tourism has changed the traditional way of life of many island families.
  3. Tourism is a popular leisure activity for many island families.
Cevabı göster

Tourism is a major source of livelihood for many island families.

More than 90% of rice is grown in flooded paddies, Kültür

4:12

Pirincin %90'ından fazlası sular altında kalmış çeltik tarlalarında yetiştirilir,

Kültür

is grown in flooded paddies: sel hasarı değil, bilinçli sulama

Bu cümlede is grown edilgen yapıdadır: pirinci insanlar yetiştirir, ancak cümlenin odağı pirinç ve yetiştirildiği yerdir. Paddy, pirinç yetiştirmek için kullanılan çeltik tarlasıdır. Flooded paddies, yetiştirme sürecinin bir parçası olarak üzeri bilerek sığ suyla kaplı tutulan çeltik tarlalarıdır. Buradaki flooded, doğal bir selin tarlalara kazara zarar vermesini değil, tarım yöntemini anlatır. Suya doygun toprakta az oksijen bulunur; bu da metan emisyonları tartışılırken bu tarımsal arka planın neden önemli olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu tarımsal bağlamda flooded paddies ne anlama gelir?

  1. pirinç yetiştirmek için bilerek suyla kaplı tutulan çeltik tarlaları
  2. hiçbir ürün yetiştirilmeyen sıradan göletler
  3. kazara meydana gelen bir selde zarar gören çeltik tarlaları
Cevabı göster

pirinç yetiştirmek için bilerek suyla kaplı tutulan çeltik tarlaları

which use a lot of water

4:17

ki bunlar çok su kullanır

and release 11% of annual methane emissions,

4:19

ve yıllık metan emisyonlarının %11'ini salar,

which accounts for 1 to 2% of total annual greenhouse gas emissions globally. Kalıp ifadeler

4:23

bu da küresel olarak toplam yıllık sera gazı emisyonlarının %1 ila 2'sine denk gelir.

Kalıp ifadeler

accounts for + yüzde: toplam içindeki payı ifade etmek

Account for ifadesinden sonra bir yüzde veya pay geldiğinde, “bir toplamın o kısmını oluşturmak” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir yapı X accounts for Y% of Z şeklindedir. Buradaki which accounts for 1 to 2%, daha önce belirtilen kaynağın küresel yıllık sera gazı emisyonlarının bu payını oluşturduğunu söyler.

Alıştırma

Oran cümlesini tamamlamak için account for ifadesinin geniş zaman biçimini kullanın: Renewable energy now ____ 30% of the town's electricity.

Cevabı göster

accounts for

By experimenting with new strains of rice, Notlar

4:29

Yeni pirinç türleri deneyerek,

Kelime

new strains of rice: biyolojik bir hat veya tür anlamındaki strain

Tarım ve biyolojide strain, belirli kalıtsal veya biyolojik özelliklere sahip bir canlı soyunu, hattını ya da türünü ifade eder. Bu nedenle new strains of rice, belirli özellikler için seçilen veya geliştirilen yeni pirinç hatları ya da türleri anlamına gelir. Yakındaki rice ismi burada biyolojik anlamın kullanıldığını gösterir. Bu kullanımda sözcük baskı veya yaralanma anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir tarım raporunda new strains of rice ne anlama gelir?

  1. belirli biyolojik özelliklere sahip yeni pirinç hatları veya türleri
  2. pirinç bitkilerine uygulanan fiziksel baskı
  3. pirinç çuvallarını kaldırmaktan kaynaklanan yaralanmalar
Cevabı göster

belirli biyolojik özelliklere sahip yeni pirinç hatları veya türleri

irrigating less,

4:32

daha az sulama yaparak,

and adopting less labor-intensive ways of planting seeds, Kelime

4:34

ve tohum ekiminde daha az emek yoğun yöntemler benimseyerek,

Dilbilgisi

By experimenting ..., irrigating ... ve adopting ...: paralel -ing biçimleriyle yöntem belirtme

By + -ing biçimi, bir sonucun nasıl elde edildiğini, yani hangi yöntemle gerçekleştirildiğini anlatır. Burada By bir yöntem ifadesini başlatır; ardından gelen ana cümle ise sonucu verir. experimenting with new strains of rice, irrigating less ve adopting less labor-intensive ways of planting seeds eylemleri birbirine bağlı ve paraleldir. Her birini -ing biçiminde tutmak, bunların aynı düzeyde üç yöntem olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

test ve adjust fiillerinin -ing biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: By ____ the soil and ____ the water level, the farmers reduced waste.

Cevabı göster

testing · adjusting

Kelime

less labor-intensive ways of planting seeds: daha az iş gücü gerektiren tohum ekme yöntemleri

Labor-intensive, çok fazla insan emeği ya da çalışan zamanı gerektiren bir işi veya yöntemi anlatır. Bu nedenle less labor-intensive, daha az insan emeği gerektiği anlamına gelir. Bu cümlede bileşik sıfat ways of planting seeds ifadesini niteler. Yoğun kullanılan kaynağı belirtmek için labor yerine başka isimler de -intensive önüne gelebilir; energy-intensive bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni makinenin hasat için gereken insan emeğini azalttığı anlamına gelir?

  1. The new machine makes harvesting less labor-intensive.
  2. The new machine makes harvesting less energy-intensive.
  3. The new machine makes harvesting more labor-intensive.
Cevabı göster

The new machine makes harvesting less labor-intensive.

farmers in these countries have already increased their incomes Kelime

4:38

bu ülkelerdeki çiftçiler gelirlerini çoktan artırdılar

Kelime

increased their incomes: gelirlerini artırdılar

To increase someone's income, bir kişinin kazandığı para miktarını artırmak demektir. Burada increase geçişli bir fiildir; bu yüzden increased, their incomes ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Farmers birçok kişiyi ve her kişinin kendi gelirini belirttiği için incomes çoğul biçimi doğaldır. İfade, çiftçilerin ayrı ayrı gelirlerine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için increase fiilinin doğru biçimini kullanın: Since joining the cooperative, the farmers have ____ their incomes.

Cevabı göster

increased

and crop yields while cutting down on greenhouse gas emissions. Öbek fiiller

4:42

ve sera gazı emisyonlarını düşürürken ürün verimini yükselttiler.

Öbek fiiller

while cutting down ... on: aynı anda bir şeyi azaltmak

Bu cümlede while + -ing iki gelişmeyi birbirine bağlar: azaltma, daha önce sözü edilen iyileşmeyle aynı anda gerçekleşir. Burada while, “aynı anda” anlamındadır; “-mesine rağmen” anlamında değildir. İfade, vurgulanan sözcüklerden sonra da devam eder: cut down on + isim, bir şeyin miktarını, kullanımını veya düzeyini azaltmak demektir. Bu nedenle cutting down on greenhouse gas emissions, sera gazı emisyonlarını azaltmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede cut down on, “kullanılan miktarı azaltmak” anlamındadır?

  1. The worker is cutting down a damaged tree.
  2. The school is cutting down on paper use.
  3. The child is cutting the paper into stars.
Cevabı göster

The school is cutting down on paper use.

In Zambia,

4:47

Zambiya'da,

numerous organizations are investing in locally specific methods to improve crop production, Kelime

4:48

sayısız kuruluş mahsul üretimini iyileştirmek için yöreye özgü yöntemlere yatırım yapıyor,

Kelime

in locally specific methods: yerel koşullara uygun yöntemlere yatırım yapmak

Baştaki in, invest in + isim yapısına aittir: kuruluşlar bu yöntemlere para, zaman veya başka kaynaklar ayırmaktadır. Locally specific, methods sözcüğünü niteler. Yöntemlerin belirli bir bölgenin toprak, iklim veya mevcut kaynaklar gibi koşul ve ihtiyaçlarına göre tasarlandığı anlamına gelir; yalnızca “yakında” veya “ayrıntılı biçimde açıklanmış” demek değildir.

Alıştırma

locally specific methods ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. çok sayıda kesin ayrıntıyla açıklanmış yöntemler
  2. her yerde tamamen aynı biçimde kullanılan yöntemler
  3. belirli bir bölgenin ihtiyaç ve koşullarına göre tasarlanmış yöntemler
Cevabı göster

belirli bir bölgenin ihtiyaç ve koşullarına göre tasarlanmış yöntemler

reduce forest loss,

4:54

orman kaybını azaltmak,

and improve livelihoods for local farmers. Kalıp ifadeler

4:56

ve yerel çiftçilerin geçim kaynaklarını artırmak için.

Kalıp ifadeler

improve livelihoods for local farmers: yerel çiftçilerin geçim kaynaklarını iyileştirmek

improve livelihoods for + grup ifadesi, o grubun düzenli gelir elde etme ve günlük ihtiyaçlarını karşılama gücünü artırmak anlamına gelir. Livelihood, bir kişinin özellikle iş veya başka gelir kaynakları aracılığıyla geçimini sağlama biçimidir. Burada livelihoods çoğuldur çünkü çok sayıda çiftçinin farklı geçim yollarından söz edilir. Kalıp improve + livelihoods + for + yararlanan kişiler şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi improve + livelihoods + for kalıbıyla tamamlayın: The training program aims to ____ young farmers.

Cevabı göster

improve livelihoods for

These efforts are projected to increase crop yield by almost a quarter Dilbilgisi

4:59

Bu çabaların ürün verimini neredeyse dörtte bir oranında artırması öngörülüyor

Dilbilgisi

These efforts are projected to + fiilin yalın hâli: bu çalışmaların … yapacağı öngörülüyor

özne + be projected to + fiilin yalın hâli yapısı, verilere, analize veya bir modele dayanan tahmini bildirir. Cümlede These efforts are projected to increase... ifadesi, bu çalışmaların bir artışa yol açmasının beklendiği anlamına gelir. Burada projected, "bir ekrana yansıtılmış" anlamına gelmez ve bir planı ya da garanti edilmiş sonucu belirtmez. Sonuçta farklı çıkabilecek, resmî ve kanıta dayalı bir tahmin sunar.

Alıştırma

Hangi cümle belirsizliğe yer bırakırken resmî bir tahmin bildirir?

  1. Costs are projected to fall by 10% next year.
  2. The company plans to cut costs by 10% next year.
  3. Costs are guaranteed to fall by 10% next year.
Cevabı göster

Costs are projected to fall by 10% next year.

over the next few decades.

5:03

önümüzdeki birkaç on yıl içinde.

If combined with methods to combat deforestation in the region, Dilbilgisi

5:06

Eğer bölgedeki ormansızlaşmayla mücadele yöntemleriyle birleştirilirse,

Dilbilgisi

If combined: kısaltılmış edilgen koşul yapısı

Burada If combined, if they are combined yapısının kısaltılmış hâlidir. Örtük özne they'dir ve daha önce sözü edilen çaba veya yöntemleri ifade eder. Combined ise edilgen bir yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade, ana cümledeki sonucun gerçekleşmesi için bir koşul belirtir. Combined burada tek başına tamamlanmış bir çekimli fiil değildir; if'e bağlıdır. Özne ile are, ana cümleden anlaşılabildiği için çıkarılmıştır.

Alıştırma

“If combined with better training, these tools can improve safety” ifadesinin tam biçimini doğru veren cümle hangisidir?

  1. If these tools are combined with better training, they can improve safety.
  2. Even though these tools are not combined with better training, they can improve safety.
  3. If these tools combine better training, they can improve safety.
Cevabı göster

If these tools are combined with better training, they can improve safety.

they could move the country toward a resilient climate-focused agricultural sector. Kalıp ifadeler

5:10

ülkeyi dirençli ve iklim odaklı bir tarım sektörüne doğru taşıyabilirler.

Kalıp ifadeler

move the country toward...: bir hedefe doğru ilerletmek

Move X toward Y burada mecaz anlamda kullanılır. X'i fiziksel olarak taşımak değil, X'in Y yönünde gelişmesine veya ilerlemesine yardım etmek demektir. Dolayısıyla bu yöntemler, ülkenin tarım sistemini değiştirmesine yardımcı olabilir. Toward, tamamlanmış bir sonuçtan çok ilerleme yönünü gösterir. Hedef; şoklarla başa çıkabilen ve iklim konularını merkezde tutan bir tarım sektörüdür.

Alıştırma

Reformların bir şehrin daha temiz ulaşıma doğru aşamalı olarak ilerlemesine yardımcı olabileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The reforms could move the city toward a cleaner transport system.
  2. The reforms could move a cleaner transport system toward the city.
  3. Workers could move the buses toward the city center.
Cevabı göster

The reforms could move the city toward a cleaner transport system.

And in India,

5:16

Ve Hindistan'da,

where up to 40% of post-harvest food is lost or wasted due to poor infrastructure, Notlar

5:17

hasat sonrası gıdanın zayıf altyapı nedeniyle %40'a varan oranda kaybedildiği veya israf edildiği yerde,

Dilbilgisi

where up to 40%: up to üst sınırı belirtir

Bu cümlede where, ifadeyi daha önce sözü edilen bir yer veya durumla ilişkilendirir. Miktar belirten up to 40% ifadesi, %40’ın mümkün olan en yüksek oran olduğunu gösterir. Gerçek oran daha düşük olabilir. Up to tam olarak ya da en az anlamına gelmez; bunu alt sınır olarak yorumlamak istatistiğin yönünü tersine çevirir.

Alıştırma

Bir onarım tahmininde “The repair may cost up to $200.” yazıyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Onarım en fazla 200 dolara mal olabilir, ancak daha az da tutabilir.
  2. Onarım tam olarak 200 dolara mal olacak.
  3. Onarım masrafı 200 dolardan az olmayacak.
Cevabı göster

Onarım en fazla 200 dolara mal olabilir, ancak daha az da tutabilir.

Kelime

40% of post-harvest food: post-harvest ifadesinin anlamı

40% of post-harvest food ifadesinde of, kaybı ölçülen kategoriyi, yani post-harvest food ifadesini tanıtır. Post-harvest, hasattan sonra anlamına gelir. Tarım ve gıda tedariki bağlamlarında post-harvest food; hasat edildikten sonra, özellikle depolama, elleçleme veya taşıma aşamasındaki gıda ya da tarımsal ürünleri belirtir. Bu ifade, kaybın hasattan sonra ve gıda tüketicilere ulaşmadan önce meydana geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bir raporda post-harvest food loss neyi ifade eder?

  1. Ürünler tarlada hâlâ büyürken kaybolan gıdalar.
  2. Hasattan sonra, örneğin depolama veya taşıma sırasında kaybolan gıda ya da tarımsal ürünler.
  3. Çevrim içi bir gönderide reklamı yapılan gıdalar.
Cevabı göster

Hasattan sonra, örneğin depolama veya taşıma sırasında kaybolan gıda ya da tarımsal ürünler.

Kalıp ifadeler

due to poor infrastructure: nedeni belirtmek

Bu cümlede due to poor infrastructure, gıdaların kaybolmasının veya israf edilmesinin nedenini belirtir. Due to, “-den dolayı” anlamına gelir; poor infrastructure ise depolama, taşıma veya soğutma gibi sistemlerin ya da tesislerin yetersizliğini ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp sonuç + due to + isim öbeği şeklindedir. Burada due to bir neden bildirir; bir şeyin son teslim tarihine geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sonucun nedenini belirtmek için due to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The outdoor concert was canceled due to it rained heavily.
  2. The outdoor concert was canceled due heavy rain.
  3. The outdoor concert was canceled due to heavy rain.
Cevabı göster

The outdoor concert was canceled due to heavy rain.

farmers have already started to implement solar-powered cold storage capsules Kelime

5:23

çiftçiler güneş enerjisiyle çalışan soğuk hava deposu kapsüllerini uygulamaya çoktan başladılar

Kelime

to implement solar-powered cold...: güneş enerjili soğuk depolamayı kullanıma sokmak

Burada started to implement, “uygulamada kullanmaya başladılar” anlamına gelir. Implement, yalnızca bir fikri tartışmaktan daha güçlüdür; teknolojinin benimsenip işletilmeye başlandığını anlatır. Solar-powered, güneş enerjisiyle çalışan demektir. Vurgulanan bölümden sonraki sözcükler ekipmanın adını tamamlar: cold storage, soğutmalı depolama için kullanılan yerleşik ifadedir ve capsules sözcüğü cihazları belirtir. Dolayısıyla solar-powered, soğuk depolama kapsüllerinin enerji kaynağını açıklar; cold, capsules sözcüğünü tek başına nitelemek yerine storage ile birleşir.

Alıştırma

“The clinic plans to implement a solar-powered cold storage system” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Klinik, güneş enerjisiyle çalışan soğutmalı bir depolama sistemini kullanıma sokmayı planlıyor.
  2. Klinik bir sistem kurmadan sıradan bir depoyu soğuk hissettirmeyi planlıyor.
  3. Klinik yalnızca depolama için güneş ışığı kullanmayı tartışmayı planlıyor.
Cevabı göster

Klinik, güneş enerjisiyle çalışan soğutmalı bir depolama sistemini kullanıma sokmayı planlıyor.

that help thousands of rural farmers preserve their produce Kelime

5:29

ki bu kapsüller binlerce kırsal çiftçinin ürünlerini korumasına

Kelime

farmers preserve their produce: çiftlik ürünleri anlamında produce

Farmers preserve their produce, çiftçilerin hasat ettikleri gıda ürünlerini iyi durumda tutmaları ve bozulma ya da kayba karşı korumaları anlamına gelir. Buradaki produce, çiftliklerde yetiştirilen yiyecekleri, özellikle meyve ve sebzeleri belirten bir isimdir. Their sözcüğü, bu cümlede produce sözcüğünün isim olduğunu gösterir; burada “üretmek veya oluşturmak” anlamındaki produce fiili kullanılmamıştır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. İlk hecesi vurgulanan isim produce sözcüğüne dikkat edin.

  1. The store sells fresh products every morning.
  2. The store produces fresh bread every morning.
  3. The store sells fresh produce every morning.
Cevabı göster

The store sells fresh produce every morning.

and become a viable part of the supply chain. Kalıp ifadeler

5:32

ve tedarik zincirinin etkin bir parçası olmasına yardımcı oluyor.

Kalıp ifadeler

viable part of the supply chain: uygulamada işleyebilen bir tedarik zinciri parçası

A viable part of the supply chain, gerçek ekonomik ve pratik koşullar altında başarıyla işleyebilen bir katılımcı veya bağlantı anlamına gelir. Çiftçiler yetiştirdikleri ürünleri koruyabildikleri için zincire katılmaları geçici ya da gerçek dışı bir fikir olmaktan çıkar ve uygulanabilir hâle gelir. Buradaki viable, uygulamada işleyebilen veya başarılı olabilen demektir. Biyolojik olarak canlı anlamına gelmez.

Alıştırma

"The plan is financially viable" cümlesinde viable ne anlama gelir?

  1. Hiçbir maliyeti olmayacağı kesindir.
  2. Gerçek mali koşullarda başarıyla işleyebilir.
  3. Bir bitki gibi canlıdır ve büyür.
Cevabı göster

Gerçek mali koşullarda başarıyla işleyebilir.

It will take all of these methods, Dilbilgisi

5:37

Tüm bu yöntemlere ihtiyaç olacak,

from the most high-tech to the lowest cost, Dilbilgisi

5:39

en yüksek teknolojili olanlardan en düşük maliyetli olanlara kadar,

Dilbilgisi

from the most high-tech to the lowest cost: tam bir aralığı belirtme

From X to Y iki uç noktayı belirtir ve bu iki nokta arasında uzanan bir aralık sunar. Genellikle yalnızca iki ucu değil, aradaki bütün yayılımı ifade eder. Burada the most high-tech ve the lowest cost, yöntemler kümesindeki karşıt uçları tanımlar. Methods sözcüğü iki uç tanımında da anlaşılır durumdadır; bu nedenle ifade, bu uçların arasındaki yöntemleri de genel olarak kapsar.

Alıştırma

From ... to ... aralık yapısını kullanın: The reading challenge is open to children ____ age eight ____ age twelve.

Cevabı göster

from · to

to revolutionize farming.

5:42

tarımda devrim yaratmak için.

Dilbilgisi

It will take ... to revolutionize farming: bir hedefin ne gerektirdiğini belirtme

It will take + isim öbeği + to-infinitive yapısında take, “almak” veya “götürmek” değil, “gerektirmek” anlamındadır. It burada belirli bir şeyi göstermez; isim öbeği neyin gerekli olduğunu, to-infinitive ise hedefi belirtir. Bu cümlede all of these methods gerekli olanı, to revolutionize farming ise hedefi belirtir. Will take, bu yöntemleri gelecekteki değişimi gerçekleştirmek için gereken koşullar olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “gerekecek” anlamındaki gelecek zaman yapısıyla tamamlayın: ____ patience and regular practice to learn this song.

Cevabı göster

It will take

High-tech interventions stand to amplify climate and conservation-oriented approaches to farming, Kelime

5:44

Yüksek teknolojili müdahaleler, iklim ve koruma odaklı tarım yaklaşımlarını güçlendirecek potansiyele sahiptir

Kelime

stand to amplify: etkinin muhtemelen güçleneceğini öngörmek

Burada stand to + fiilin yalın biçimi, “... yapması muhtemel olmak” veya “... yapabilecek konumda olmak” anlamına gelir. Mevcut durumun oldukça olası kıldığı bir sonucu bildirir; sonucu garanti etmez. Amplify, “bir etkiyi güçlendirmek” demektir. Bu nedenle stand to amplify, yüksek teknolojili müdahalelerin söz konusu tarım yaklaşımlarının etkisini muhtemelen güçlendireceğini anlatır; stand burada fiziksel olarak ayakta durmayı belirtmez.

Alıştırma

“The policy stands to benefit rural communities” ne anlama gelir?

  1. Politika fiziksel olarak kırsal toplulukların yanında ayakta duruyor.
  2. Politika, bütün kırsal topluluklara zaten fayda sağladı.
  3. Politikanın kırsal topluluklara fayda sağlaması muhtemeldir.
Cevabı göster

Politikanın kırsal topluluklara fayda sağlaması muhtemeldir.

Kelime

climate and conservation-oriented approaches to farming: iklim ve koruma odaklı tarım yaklaşımları

Bu bağlamda X-oriented, “X'e odaklanan” veya “X'i hedef alacak biçimde tasarlanan” anlamına gelir. Climate ve conservation, yaklaşımları yönlendiren öncelikleri belirtir; oriented fiziksel bir yöne bakmak anlamına gelmez. Approaches to farming, tarım yöntemleri veya tarım yapma biçimleri demektir. İfade bir bütün olarak iklimle ilgili kaygıların ve koruma hedeflerinin yönlendirdiği tarım yöntemlerini anlatır.

Alıştırma

X-oriented yapısını tamamlayın: We need a user-____ design that is easy to navigate.

Cevabı göster

oriented

and large producers will need to invest in implementing these technologies.

5:51

ve büyük üreticilerin bu teknolojileri uygulamak için yatırım yapması gerekecek.

Meanwhile,

5:55

Bu arada,

we'll have to expand access to the lower-cost methods for smaller-scale farmers. Notlar

5:56

küçük ölçekli çiftçiler için daha düşük maliyetli yöntemlere erişimi yaygınlaştırmamız gerekecek.

Kalıp ifadeler

expand access to + bir kaynak

Expand access to, daha fazla insanın bir kaynağı, hizmeti veya fırsatı elde etmesini ya da kullanmasını mümkün veya daha kolay hâle getirmek demektir. Access burada isimdir; to ise daha erişilebilir hâle gelen şeyi tanıtır. Bu cümlede söz konusu kaynak lower-cost methods ifadesidir. for smaller-scale farmers, yararlanması amaçlanan grubu belirtir.

Alıştırma

Daha fazla insanın bir kaynaktan yararlanabilmesini sağlamak anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The grant will ____ tutoring for low-income students.

Cevabı göster

expand access to

Kelime

methods for smaller-scale farmers: daha küçük ölçekli çiftçilere uygun yöntemler

Methods for smaller-scale farmers, çiftlikleri veya işletmeleri nispeten daha küçük ölçekte çalışan çiftçilere yönelik ya da uygun yöntemler demektir. Buradaki scale, çiftçilerin fiziksel boyunu değil; işletmenin, üretimin veya kullanılan kaynakların ölçeğini anlatır. Smaller-scale, farmers isminden önce kullanılan tireli bir birleşik sıfattır. Karşılaştırma bildiren smaller, ölçeğin söz konusu diğer tarımsal işletmelere göre daha küçük olduğunu gösterir.

Alıştırma

Methods for smaller-scale farmers burada ne anlama gelir?

  1. nispeten küçük ölçekli işletmelere sahip çiftçilere uygun yöntemler
  2. yalnızca kısa boylu çiftçilere yönelik yöntemler
  3. tarım ürünlerini fiziksel olarak küçülten yöntemler
Cevabı göster

nispeten küçük ölçekli işletmelere sahip çiftçilere uygun yöntemler

This vision of future farming will also require a global shift toward more plant-based diets Kalıp ifadeler

6:01

Gelecekteki tarıma yönelik bu vizyon, aynı zamanda ağırlıklı bitkisel beslenmeye doğru küresel bir geçişi

Kalıp ifadeler

will also require a global shift toward ...: gerekli bir değişikliği daha belirtmek

will also require, geleceğin tarımına ilişkin bu vizyonun gerçekleşmesi için karşılanması gereken bir koşulu daha belirtir. will bu ihtiyacın gelecekte olduğunu, also ise daha önce belirtilen koşullara eklendiğini gösterir. require fiilinin nesnesi a global shift toward more plant-based diets isim öbeğinin tamamıdır. global sözcüğü shift sözcüğünü niteler; yani değişim dünya çapındadır. toward değişimin yönünü gösterir; fiziksel bir varış noktası belirtmez veya değişimin tamamlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlenin en uygun anlamını seçin: The plan will also require a global shift toward clean energy.

  1. Gerekli koşullardan biri daha, dünya çapında temiz enerjiye geçilmesidir.
  2. Temiz enerji dünyanın her yerinde diğer tüm kaynakların yerini zaten tamamen almıştır.
  3. Plan yalnızca küçük ve yerel bir değişiklik öneriyor.
Cevabı göster

Gerekli koşullardan biri daha, dünya çapında temiz enerjiye geçilmesidir.

and huge reductions in food loss and waste, Kelime

6:09

ve gıda kaybı ile israfında devasa bir azalmayı gerektirecek,

Kelime

reductions in food loss and waste: gıda kaybı ve israfında azalma

reductions in + isim, bir şeyin miktarında veya düzeyinde azalma demektir. Burada huge reductions in food loss and waste, her iki sorunun da büyük ölçüde azaltılması anlamına gelir. Gıda sistemleri alanında food loss genellikle perakende aşamasından önce; üretim, depolama, taşıma veya işleme sırasında meydana gelir. food waste ise genellikle yenilebilir gıdaların mağazalarda, restoranlarda veya evlerde atılmasıyla oluşur. İki terim farklı aşamaları kapsar; aynı düşüncenin tekrarı değildir.

Alıştırma

Sebzeler, kamyonda soğutma olmadığı için pazara giderken bozuluyor. En uygun terim hangisidir?

  1. food waste
  2. food production
  3. food loss
Cevabı göster

food loss

both of which will reduce pressure on the land Notlar

6:12

her ikisi de arazi üzerindeki baskıyı azaltacak

Dilbilgisi

both of which: Daha önce belirtilen iki şeye gönderme

Both of which, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır ve and both of them anlamını taşır. Bu cümlede both, which sözcüğünün yalnızca en yakın isme değil, daha önce belirtilen iki önleme birden gönderme yapmasını sağlar. Aynı cümlede iki şeyin ortak sonucunu eklemek için two things, both of which + verb kalıbını kullan. Virgül ek bilgiyi ayırır; fiil de iki şey için geçerli olan durumu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi and both of them anlamına gelen ilgi ifadesiyle tamamla: The plan includes two changes, ____ will save energy.

Cevabı göster

both of which

Kalıp ifadeler

will reduce pressure on the land: Arazi kaynakları üzerindeki talebi hafifletmek

Will reduce pressure on the land, bir şeyin arazi kaynakları üzerindeki talebi veya yükü azaltmasının beklendiği anlamına gelir. Buradaki pressure mecazidir: tarım arazisi ihtiyacını ve toprak ile ekosistemler üzerindeki yükü kapsayabilir; fiziksel kuvveti veya hava basıncını anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen reduce pressure on + person, system, or resource kalıbı, o kişinin, sistemin veya kaynağın üzerindeki talebi ya da yükü hafifletmek demektir. Will, bu azalmayı gelecekteki bir sonuç veya tahmin olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The new farming method will reduce pressure on the land.

  1. Zemini daha az fiziksel kuvvetle aşağı itecek.
  2. Arazi kaynakları üzerindeki talep ve yükü azaltacak.
  3. Tarlaların üzerindeki hava basıncını ölçecek.
Cevabı göster

Arazi kaynakları üzerindeki talep ve yükü azaltacak.

and allow farmers to do more with what they have available. Deyimler

6:15

ve çiftçilerin ellerindeki imkanlarla daha fazlasını yapmalarına olanak tanıyacaktır.

Deyimler

do more with what they have available: mevcut kaynaklarla daha iyi sonuçlar elde etmek

Bu cümlede do more with what they have available, “çiftçilerin zaten erişebildiği kaynakları kullanarak daha fazla sonuç elde etmek” anlamına gelir. what they have available yan tümcesi, with edatının nesnesidir ve çiftçilerin o anda kullanabildiği kaynakları ifade eder. Vurgu, yalnızca daha fazla işi tamamlamakta değil, mevcut kaynaklarla daha iyi sonuçlar elde etmektedir.

Alıştırma

“The team must do more with what it has available” ne anlama gelir?

  1. Sonuçları dikkate almadan daha fazla iş üstlenmek
  2. Mevcut kaynaklarını kullanarak daha iyi sonuçlar elde etmek
  3. İstenen bütün kaynaklar mevcut olana kadar beklemek
Cevabı göster

Mevcut kaynaklarını kullanarak daha iyi sonuçlar elde etmek

If we optimize food production, Dilbilgisi

6:20

Eğer gıda üretimini optimize edersek,

both on land and sea,

6:22

hem karada hem denizde,

we can feed humanity within the environmental limits of the Earth. Kelime

6:24

Dünya'nın çevresel sınırları içinde insanlığı besleyebiliriz.

Dilbilgisi

If we optimize..., we can...: bir koşulu mümkün bir sonuca bağlamak

If + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli kalıbı, uygulanabilir bir koşulu bu koşul karşılandığında mümkün hâle gelen bir sonuca bağlar. Burada yiyecek üretimini en verimli hâle getirmek koşuldur; Dünya’nın çevresel sınırları içinde insanlığı besleyebilmek ise sonuçtur. Both on land and sea, optimize food production ifadesinin kapsamına hem karayı hem denizi ekler. Bu savda if, gündelik bir belirsizliği değil, önerilen bir politika koşulunu belirtir. Can, yetenek veya uygulanabilirlik ifade eder; sonucun kendiliğinden gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle örnekteki uygulanabilir koşul + mümkün sonuç kalıbını kullanır?

  1. If we improved storage, we could keep food fresh longer.
  2. Because we improved storage, we can keep food fresh longer.
  3. If we improve storage, we can keep food fresh longer.
Cevabı göster

If we improve storage, we can keep food fresh longer.

Kelime

within the environmental limits of the Earth: Dünya'nın çevresel sınırları içinde

Burada the environmental limits of the Earth, Dünya'nın doğal çevresinin aşırı kullanılmadan veya zarar görmeden desteklemeye devam edebileceği faaliyetlerin sınırlarını ifade eder. Tam ifade olan within the environmental limits of the Earth içinde within, bu sınırların içinde kalmak ve onları aşmamak demektir. Gezegenin fiziksel olarak içinde olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir projenin çevrenin destekleyebileceği sınırı aşmaması gerektiğini anlatır?

  1. The project must be located inside the Earth.
  2. The project must go beyond environmental limits.
  3. The project must stay within environmental limits.
Cevabı göster

The project must stay within environmental limits.

But there's a very small margin of error, Deyimler

6:29

Fakat çok küçük bir hata payı var,

Deyimler

very small margin of error: çok küçük bir hata payı

A very small margin of error, yalnızca çok az bir hata ya da hesap yanılmasının kabul edilebileceği anlamına gelir. Burada margin, hatalar için izin verilen pay demektir. Bu ifade, küçük bir hata bile başarısızlığa yol açabileceği için planın veya eylemin çok hassas olması gerektiğini anlatır.

Alıştırma

“There is a very small margin of error” ne anlama gelir?

  1. Sayfanın dar bir boş kenarlığa ihtiyacı vardır.
  2. Birçok büyük hata kabul edilebilir.
  3. Yalnızca çok küçük bir hata tolere edilebilir.
Cevabı göster

Yalnızca çok küçük bir hata tolere edilebilir.

and it will take unprecedented global cooperation and coordination Dilbilgisi

6:32

ve eşi benzeri görülmemiş bir küresel iş birliği ve koordinasyon gerekecek

Dilbilgisi

it will take unprecedented global cooperation and coordination: gereken şeyi belirtmek

it will take + isim öbeği yapısında take, “gerektirmek” veya “başarıya ulaşmak için ihtiyaç duymak” anlamına gelir. It, konuşulan hedefe gönderme yapar; isim öbeği de bu hedefe ulaşmak için gereken koşulu veya kaynağı belirtir. Burada gereken şey küresel iş birliği ve koordinasyondur, belirli bir süre değildir. Unprecedented, daha önce karşılaştırılabilir hiçbir şeyin yaşanmadığı anlamına gelir. Gerekli iş birliğinin ölçeğini olağanüstü gösterir ve hedefin daha önce görülmemiş düzeyde ortak eyleme bağlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi it will take + gereklilik yapısıyla tamamlayın: It will ____ patience and teamwork to finish the project.

Cevabı göster

take

of the agricultural lands we have today.

6:37

bugün sahip olduğumuz tarım arazilerinin.

An agricultural revolution can start with you. Ton ve niyet

6:42

Bir tarım devrimi seninle başlayabilir.

Ton ve niyet

can start with you: kişisel bir eylem çağrısı yapmak

Can start with you, “başlangıç noktası sen olabilirsin” anlamına gelir. Dinleyicinin seçimleri veya eylemleri daha büyük bir değişimin ilk adımı olabilir; with you, başka birinin senin yanında aynı anda başlayacağı anlamına gelmez. Konuşmacı dinleyiciye doğrudan you diye seslenerek büyük bir toplumsal konuyu kişisel katılıma bağlar. Can, düşünceyi emir olarak değil, bir olasılık ve cesaret verici bir davet olarak sunar.

Alıştırma

Konuşmacı “An agricultural revolution can start with you” derken esas olarak ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin eyleminin değişime giden ilk adım olabileceğini söylüyor.
  2. Değişimin dinleyicinin bulunduğu fiziksel yerde gerçekleşmesi gerektiğini söylüyor.
  3. Konuşmacı ile dinleyicinin işe aynı anda başlayacağını söylüyor.
Cevabı göster

Dinleyicinin eyleminin değişime giden ilk adım olabileceğini söylüyor.

Join Countdown,

6:45

Countdown'a katıl,

a global initiative bringing together scientists,

6:46

bilim insanlarını bir araya getiren küresel bir girişime;

activists, urban planners,

6:49

aktivistleri, şehir plancılarını,

farmers, business leaders,

6:50

çiftçileri, iş dünyası liderlerini,

artists, and you.

6:52

sanatçıları ve seni.

Together,

6:53

Birlikte,

we'll champion bold solutions to the climate crisis Kalıp ifadeler

6:54

iklim krizine karşı cesur çözümleri savunacağız

Kalıp ifadeler

bold solutions to the climate crisis: iklim krizine yönelik cesur çözümler

Bu ifadede bold, çözümleri iddialı veya geniş kapsamlı olarak niteler; yazının kalın olması anlamına gelmez. Küçük düzenlemelerin ötesine geçen önlemleri ima eder. a solution to + sorun kalıbı, önerilen çözümü ele aldığı soruna bağlar. Climate crisis, iklim değişikliğini acil bir sorun olarak çerçeveler; bu yüzden tüm ifade güçlü bir eylem çağrısını destekler.

Alıştırma

Bu dersteki tam ifadeyle eylem çağrısını tamamlayın: We need ____ the climate crisis.

Cevabı göster

bold solutions to

and turn those ideas into decisive action. Deyimler

6:57

ve bu fikirleri kararlı eylemlere dönüştüreceğiz.

Deyimler

turn those ideas into decisive action: bu fikirleri kararlı eyleme dönüştürmek

Turn A into B, A'yı B olacak şekilde dönüştürmek anlamına gelir. Burada those ideas başlangıç noktası, decisive action ise sonuçtur; turn fiziksel olarak çevirmek anlamında değildir. Baştaki and, bu adımı önceki söylenenlere bağlar. Decisive action, gereksiz gecikme olmadan yapılan açık ve kararlı eylemdir; bu nedenle ifade, mesajı planlamadan uygulamaya taşır.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B kalıbıyla tamamlayın: The team must ____ its ideas ____ decisive action.

Cevabı göster

turn · into

Find out how you can be part of building a cleaner future Kalıp ifadeler

7:00

Daha temiz bir geleceğin inşasında nasıl yer alabileceğini öğren

Kalıp ifadeler

can be part of building...: ortak bir hedefe katılmak

Be part of + isim veya -ing biçimli ifade, bir etkinliğe, projeye ya da ortak hedefe katılmak veya katkıda bulunmak anlamına gelir. Burada building a cleaner future, of edatından sonra gelen -ing biçimli bir adlaşmış fiil grubudur; bir fiil doğrudan of’tan sonra geliyorsa build değil building kullanılır. Can be part of, katılımı bir olasılık ve davet olarak sunar. Dinleyicilere harekete geçmelerini emretmek yerine, bugünkünden daha temiz bir gelecek yaratmaya yardım edebileceklerini söyler.

Alıştırma

Daveti, of’tan sonra gereken build biçimiyle tamamlayın: You can be part of ____ a safer neighborhood.

Cevabı göster

building

by visiting ed.ted.com/countdown.

7:03

ed.ted.com/countdown adresini ziyaret ederek.