Güneş panelleri nasıl çalışır? - Richard Komp: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, silisyum güneş hücrelerinin fotonları elektrik akımına nasıl dönüştürdüğünü açıklıyor; ardından güneş teknolojisinin dünyaya enerji sağlayıp sağlayamayacağını değerlendirmek için verimlilik, dağılım, depolama, altyapı ve bölgesel koşulları ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. electrons can wander across the P/N junction, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: wander sözcüğünün elektronların soyut hareketini gözde canlanır ve anlaşılır kıldığını, P/N junction ifadesinin ise iki silisyum katmanı arasındaki sınırı adlandırdığını anlayın; böylece wander sözcüğünü yalnızca insanların amaçsız dolaşması olarak yorumlamadan teknik açıklamayı izleyebilirsiniz. 2. But for now, let's focus on — Söylem, anlatı ve retorik: Konuşmacının siyasi etkenleri geçici olarak kenara bırakıp karmaşık tartışmayı fiziksel ve lojistik engellerle nasıl sınırladığını fark edin; bu kalıbı rapor, sunum ve ders anlatımlarında kapsamı belirlemek ve konuyu açık bir çizgide tutmak için kullanabilirsiniz. 3. In spite of these limitations, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu edat öbeğini, önceki sorunları kabul ederken onlarla zıt bir sonuca hazırlayan ödünleme yapısı olarak tanıyın; ciddi kısıtlamaları belirttikten sonra bile bir şeyin mümkün olduğunu savunmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
The Earth intercepts a lot of solar power, 173,000 terawatts. Kelime
0:07Dünya, 173.000 terawatt gibi çok büyük miktarda güneş enerjisini hapseder.
intercepts a lot of solar power: intercept fiilinin bilimsel anlamı
Bilimsel metinlerde intercept, bir nesnenin veya yüzeyin enerji, ışınım ya da sinyalin yolu üzerinde bulunduğu için bunun bir bölümünü yakalaması veya alması anlamına gelir. Bu cümlede Dünya, Güneş'in gücünün kendi kesit alanına ulaşan bölümünü alır. Bu fiil fiziksel bir sonucu anlatır; bir seçim yapıldığı veya Güneş'in engellenmeye çalışıldığı anlamına gelmez. Bu teknik anlam, belirli bir alandan geçen akışın bir bölümünün yakalandığı durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Bilimsel bir raporda bu cümle ne anlama gelir? The sensor intercepts part of the incoming beam.
- Sensör, kaynağın ışın üretmesini bilinçli olarak engeller.
- Sensör, kendi alanına ulaşan ışının bir bölümünü alır.
- Sensör, ışının tamamını kaynağına geri gönderir.
Cevabı göster
Sensör, kendi alanına ulaşan ışının bir bölümünü alır.
That's 10,000 times more power than the planet's population uses. Dilbilgisi
0:14Bu, gezegen nüfusunun kullandığı enerjinin 10.000 katı daha fazladır.
10,000 times more power than: katlı karşılaştırma
number + times + more + noun + than + comparison target yapısı çarpanlı bir karşılaştırma kurar. Buradaki 10,000 times more power than ... ifadesi, genel açıklama dilinde ilk miktarın gezegen nüfusunun kullandığı miktarın yaklaşık 10.000 katı olduğu anlamında kullanılmıştır. Çarpanı more sözcüğünden önce getirin: five times more energy than the old system doğrudur; more five times energy denmez. Aynı sözcük sırası sayılabilen isimlerle de kullanılır: three times more requests than yesterday.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlamak için three, times, more, energy ve than sözcüklerini doğru sıraya koyun: The new battery stores ____ the old one.
Cevabı göster
three times more energy than
the world could be completely reliant on solar energy? Kalıp ifadeler
0:20güneş enerjisine bağımlı hale gelmesi mümkün mü?
So is it possible that ...? ile yönlendirici soru sormak
Buradaki So, az önce verilen bilgilere dönerek onları bir sonraki soruya bağlar. Bir sonucun zaten kanıtlandığını ilan etmez. So is it possible that ...? kalıbı açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: önce ilgili bilgiler sunulur, ardından dinleyicinin araştıracağı bir olasılık gündeme getirilir.
Alıştırma
Pil maliyetlerinin hızla düştüğüne ilişkin bilgiler verildikten sonra, bu bilgileri araştırılacak bir soruya en iyi dönüştüren cümle hangisidir?
- So is it possible that electric buses could replace diesel buses?
- Electric buses replaced diesel buses yesterday.
- Because electric buses are possible.
Cevabı göster
So is it possible that electric buses could replace diesel buses?
completely reliant on solar energy: reliant on kullanımı
be reliant on + isim kalıbında reliant, öznenin bir şeye bağımlı olduğunu gösteren bir sıfattır; on ise bağımlı olunan şeyi belirtir. Bu cümlede özne the world, bağımlı olunacak kaynak ise solar energy'dir. Completely, bağımlılığın kısmi değil tam olduğunu gösterir. Özne + be + derece zarfı + reliant on + destek kaynağı yapısı başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi reliant içeren standart iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The emergency shelter is ____ volunteer support.
Cevabı göster
reliant on
To answer that question ile önceki soruya dönüp yanıtı başlatmak
'To answer that question', amaç bildiren bir mastar öbeğidir: 'that question' daha önce sorulmuş bir soruya gönderme yapar ve ifade, sonraki kısmın bu soruyu yanıtlamak amacıyla sunulduğunu belirtir. Bir açıklamanın başında ayrıca yön gösterici görevi görür. Tek başına yanıt vermek yerine, sıradaki bilgilerin, karşılaştırmanın veya analizin hangi amaçla sunulacağını gösterir.
Alıştırma
Konuşmacı 'To answer that question,' ifadesiyle neyin işaretini verir?
- Konuşmacı ilgisiz bir soruya geçiyor.
- Konuşmacı yanıtı vermeyi bitirdi.
- Sıradaki bilgiler, daha önce sorulmuş bir soruyu çözmeye yardımcı olacak.
Cevabı göster
Sıradaki bilgiler, daha önce sorulmuş bir soruyu çözmeye yardımcı olacak.
convert solar energy to electrical energy. Kalıp ifadeler
0:28güneş enerjisini elektrik enerjisine nasıl dönüştürdüğünü incelemeliyiz.
first need to examine how ... ile açıklamanın ilk adımını belirtmek
'first', eylemin daha geniş bir açıklamadaki ilk gerekli adım olduğunu belirtir. 'need to examine' gereklilik anlamı ekler ve 'dikkatle incelemek veya analiz etmek gerekir' demektir; examine burada 'sınava girmek' anlamına gelmez. 'examine how + özne + fiil', incelenecek mekanizmayı tanıtır. how sonrasında düz cümle dizilişi kullanılır: 'how solar panels convert ...,' denir; 'how do solar panels convert ...?' gibi doğrudan soru dizilişi kullanılmaz.
Alıştırma
Açıklamayı tam olarak first need to examine how yapısıyla tamamlayın: To understand the alarm problem, we ____ the sensor detects smoke.
Cevabı göster
first need to examine how
convert solar energy to electrical energy: convert X to Y yapısı
Convert X to Y, X'i Y'ye dönüştürmek demektir. X ilk biçimi, Y ise sonucu belirtir. Bu cümlede solar energy girdi, electrical energy ise sonuçtur. Bu yapı enerji, para, dosya biçimleri ve ölçü birimlerindeki dönüşümlerden söz ederken sık kullanılır. Convert X into Y de standart İngilizcedir, ancak bu cümlede to kullanılmıştır.
Alıştırma
Tam olarak convert X to Y yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: This machine converts heat ____ electrical energy.
Cevabı göster
to
Solar panels are made up of smaller units called solar cells. Dilbilgisi
0:32Güneş panelleri, güneş hücresi adı verilen daha küçük birimlerden oluşur.
are made up of ... called ...: bir bütünün parçaları ve adları
Be made up of, bir şeyin parçalardan oluştuğunu belirtir. Bir bütünün içindeki parçaları açıklar. Bu cümlede solar panels bütündür, smaller units ise parçalardır. Called solar cells, that are called solar cells ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Smaller units ifadesini açıklar ve bu birimlerin adını verir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: bütün + be made up of + parçalar + called + ad.
Alıştırma
be made up of ... called ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The robot ____ smaller parts ____ modules.
Cevabı göster
is made up of · called
The most common solar cells are made from silicon, Kalıp ifadeler
0:36En yaygın güneş hücreleri silikondan yapılır,
a semiconductor that is the second most abundant element on Earth. Notlar
0:39bu, Dünya'da en çok bulunan ikinci element olan bir yarı iletkendir.
are made from silicon: kaynak malzemeyi belirtmek
are made from silicon ifadesindeki be made from + material edilgen yapısı, güneş hücrelerini üretmek için ne kullanıldığını belirtir. Buradaki from, bir yeri değil malzemenin kaynağını gösterir. Bu yapı özellikle ham maddenin üretim sırasında işlenmesi veya değişmesi durumunda kullanışlıdır. Zaman ve sayı are ile gösterilir; made ise geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Bitki atıklarının kaynak malzeme olduğunu belirten iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This fuel is ____ plant waste.
Cevabı göster
made from
semiconductor: iletkenliği kontrol edilebilen bir malzeme
a semiconductor ifadesinde semiconductor ismi, silikonu elektriksel davranışına göre sınıflandırır. Yarı iletken, elektriği bir yalıtkandan daha iyi ancak iyi bir iletken kadar serbest iletmeyen ve iletkenliği değiştirilebilen veya kontrol edilebilen bir malzemedir. Bu, sabit bir teknik terimdir; kelime anlamıyla “yarım iletken” demek değildir. Cümlede ardından gelen that yan cümlesi, silikonun bolluğu hakkında ayrı bir bilgi ekler.
Alıştırma
Elektronikte semiconductor terimini en iyi hangi ifade açıklar?
- Her zaman tüm elektrik akımını engelleyen bir malzeme.
- İki eşit parçaya kesilmiş bir tel.
- Elektriği iletme yeteneği kontrol edilebilen bir malzeme.
Cevabı göster
Elektriği iletme yeteneği kontrol edilebilen bir malzeme.
the second most abundant element: birinci sıranın altındaki sıralama
the + sıra sayısı (second, third vb.) + most + sıfat + isim yapısı, birinci sıranın altındaki bir sıralamayı ifade eder. Burada the second most abundant element, Dünya'da bolluk bakımından ikinci sırada bulunan element demektir. Sıra sayısı zorunludur. The most abundant element birinci, the second most abundant element ise ikinci sıradadır. Farklı bir sıra belirtmek için second yerine third veya fourth gibi başka bir sıra sayısı kullanılabilir.
Alıştırma
Sıralama ifadesini “third most common” ile tamamlayın: It is the ____ language in the region.
Cevabı göster
third most common
crystalline silicon is sandwiched between conductive layers. Deyimler
0:44kristal silikon iletken katmanlar arasına sıkıştırılır.
is sandwiched between conductive layers: katmanlar arasındaki orta konum
is sandwiched between conductive layers ifadesinde sandwich, be sandwiched between edilgen yapısında fiil olarak kullanılır. Kristal silikonun ortada, iletken malzemenin ise iki yanında bulunduğunu anlatır. Bu görüntü bir sandviçten gelir, ancak cümle yiyecekten söz etmez. Yeniden kullanılabilen kalıplar X is sandwiched between A and B ile X is sandwiched between + iki yandaki şeyleri belirten çoğul isim biçimleridir.
Alıştırma
Hangi cümle, orta konumu anlatmak için sandwiched between ifadesini doğru kullanır?
- The insulating material sandwiches between two metal sheets.
- The insulating material is sandwiched between two metal sheets.
- The insulating material is sandwiched beside two metal sheets.
Cevabı göster
The insulating material is sandwiched between two metal sheets.
is connected to ... by ...: bağlantıyı ve bağlantı aracını belirtme
Edilgen A is connected to B by C kalıbı, A ile B arasındaki bağlantıyı ve bu bağlantının nasıl kurulduğunu anlatır. To, A'nın bağlandığı diğer şeyi; by ise bağlantıyı sağlayan bağı, malzemeyi veya yöntemi belirtir. Cümlede each silicon atom A'ya, its neighbors B'ye ve four strong bonds C'ye karşılık gelir. Buradaki by, eylemi yapan bir kişiyi değil, bağlantı aracını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi is connected to ... by ... kalıbıyla tamamlayın: The sensor is connected ____ the computer ____ a cable.
Cevabı göster
to · by
which keep ... in place: işlev açıklama ve bir şeyi sabit tutma
Which, önceki four strong bonds ifadesine gönderme yapan bir ilgi cümleciği başlatır ve bu bağların ne yaptığını açıklar. Bonds çoğul olduğu için cümlecikte keeps değil, keep kullanılır. keep + nesne + in place kalıbı, bir şeyin hareket etmesini önlemek veya onu doğru konumunda sağlam biçimde tutmak anlamına gelir. Burada bağlar elektronları sabit tutar; in place yalnızca herhangi bir yerde bulunmak demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade keep ... in place ile tamamlayın: The clips keep the cables ____.
Cevabı göster
in place
so no current can flow: so ile sonucu belirtmek
Bu cümlede so, önceki koşulun sonucunu belirtir: elektronlar yerlerinde tutulur ve bunun sonucunda elektrik akımı akamaz. no + isim kalıbı, o şeyden hiç olmadığını belirtir; bu nedenle no current, “hiç elektrik akımı yok” anlamına gelir. Burada current, elektrik yükünün bir malzeme ya da devre boyunca hareketini ifade eden bir isimdir; “şimdiki” veya “güncel” anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede so, elektrik akımının olmamasını bir sonuç olarak gösterir?
- The switch breaks the circuit, so no current can flow.
- The switch breaks the circuit, although current can flow.
- No current can flow, so the switch breaks the circuit.
Cevabı göster
The switch breaks the circuit, so no current can flow.
Here's the key: ana fikri işaret etmek
Here's the key, “asıl önemli fikir ya da gerçek bu” anlamına gelir. Buradaki key mecazidir; kilit açan fiziksel bir nesneyi anlatmaz. Bir açıklamada yönlendirme ifadesi olarak dikkati arka plan bilgisinden en önemli noktaya çeker. Ana bilgi genellikle bu cümlenin hemen ardından gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede Here's the key, en önemli bilginin birazdan geleceğini belirtmek için kullanılır?
- I left my keys on the desk.
- Here's a key that opens the back door.
- Here's the key: save a copy before you edit the file.
Cevabı göster
Here's the key: save a copy before you edit the file.
A silicon solar cell uses two different layers of silicon. Kalıp ifadeler
0:59Bir silikon güneş hücresi iki farklı silikon katmanı kullanır.
uses two different layers of silicon: malzeme katmanlarını anlatmak
Bu cümlede uses, bir nesnenin yapımında bir şeyin kullanıldığını veya o şeyin tasarımın bir parçası olarak bulunduğunu belirtir. uses + sayı + layers of + malzeme yapısı, bir cihazın fiziksel yapısını anlatır. Two different layers, iki silikon katmanının aynı türde veya aynı özelliklere sahip olmadığını belirtir. Layers of silicon gerçek malzeme katmanlarıdır; soyut düzeyler değildir.
Alıştırma
Fikri uses + three + layers of + fabric kalıbıyla yeniden yazın. Cümleyi tamamlayın: The water filter ____ to trap dirt.
Cevabı göster
uses three layers of fabric
and P-type silicon has extra spaces for electrons,
1:07P tipi silikonda ise elektronlar için fazladan boşluklar bulunur,
N-type silicon, P-type silicon ve holes
N-type silicon ve P-type silicon, farklı yük taşıyıcılarına sahip iki yarı iletken türüdür. Cümledeki basitleştirilmiş açıklamaya göre N tipi silikonda hareket edebilen fazladan elektronlar, P tipi silikonda ise elektronların eksik olduğu konumlar vardır. Elektronun eksik olduğu bu konumlara holes, yani elektron boşlukları denir. Bir hole, silikon içinde görülebilen gerçek bir açıklık değildir; yakındaki elektronlar boş konumu doldurmak için hareket ederken pozitif yük taşıyıcısı gibi davranır.
Alıştırma
Hangi cümle yarı iletken terimlerini doğru kullanıyor?
- N-type silicon has extra electrons, while P-type silicon has holes.
- P-type silicon has extra electrons, while N-type silicon has holes.
- In semiconductors, holes are visible tunnels drilled through silicon.
Cevabı göster
N-type silicon has extra electrons, while P-type silicon has holes.
electrons can wander across the P/N junction, Kelime
1:14elektronlar P/N kavşağı boyunca dolaşabilir,
Where the two types of silicon meet: where yan cümlesiyle yeri belirlemek
Where the two types of silicon meet, “iki silikon türünün buluştuğu yerde” anlamına gelen, yer bildiren bir yan cümledir. Ana cümlede anlatılan sürecin nerede gerçekleştiğini gösterir. Buradaki Where bir soru sormaz. Yan cümle önce yeri belirler; ardından ana cümle electrons can wander... orada ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede, orada ne olduğunu söylemeden önce yeri belirlemek için cümle başında bir where yan cümlesi kullanılmıştır?
- Where do the two pipes meet?
- The map shows where the two pipes meet.
- Where the two pipes meet, a valve controls the flow.
Cevabı göster
Where the two pipes meet, a valve controls the flow.
wander across the P/N junction: elektron hareketini mecazla anlatmak
P/N eklemi, P tipi ve N tipi yarı iletken malzemelerin buluştuğu sınırdır. Across, bu sınırın bir tarafından diğer tarafına hareketi gösterir. Wander, sabit bir yol izlemeyen hareketi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Elektronlar bilinçli seçimler yapmaz; bu yüzden ifade mecazidir. Burada wander, eğlenmek için yürüyüşe çıkmak değil, biraz rastgele hareket etmek veya sınırı aşmak anlamına gelir.
Alıştırma
Burada “electrons can wander across the P/N junction” ne anlama gelir?
- Electrons can move somewhat randomly from one side of the P/N junction to the other.
- Electrons deliberately take a walk around the outside of the device.
- The P/N junction prevents every electron from moving.
Cevabı göster
Electrons can move somewhat randomly from one side of the P/N junction to the other.
leaving ... ve creating ...: sonuç bildiren paralel -ing öbekleri
leaving ... ve creating ..., paralel kullanılan iki -ing ortaç öbeğidir. Önceki ana cümleye bağlanır ve o sürecin iki sonucunu belirtir: bir tarafta pozitif yük kalır, diğer tarafta ise negatif yük oluşur. Bir -ing öbeği bu şekilde tamamlanmış bir cümlenin ardından geldiğinde, önceki eylemin neye yol açtığını gösterebilir. Burada leaving ve creating ayrı ana cümleler başlatmaz ve kendilerine ait açıkça belirtilmiş öznelere ihtiyaç duymaz.
Alıştırma
Cümlede leaving ... ve creating ... nasıl bir işlev görür?
- Dinleyiciye iki emir verirler.
- Birbiriyle ilgisiz iki ana cümle başlatırlar.
- Önceki sürecin iki sonucunu anlatırlar.
Cevabı göster
Önceki sürecin iki sonucunu anlatırlar.
as the flow of tiny particles called photons Kelime
1:24foton adı verilen küçük parçacıkların akışı olarak
think of X as Y: X'i anlamak için Y'yi model olarak kullanmak
think of X as Y, X'i anlamak veya zihinde canlandırmak için Y'yi bir model olarak kullanmak demektir. Burada küçük parçacıkların akışı, ışığı açıklamaya yardımcı olan bir modeldir; think of birini veya bir şeyi özlemek anlamına gelmez. Kalıp think of + X + as + Y şeklindedir. You can, bunu bir emir veya X ile Y'nin kelimenin tam anlamıyla aynı olduğu iddiası olarak değil, fikri gözde canlandırmaya yardımcı bir yaklaşım olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi think of X as Y kalıbıyla tamamlayın: You can ____ a budget ____ a map for your spending.
Cevabı göster
think of · as
flow of tiny particles called photons: called parçacıkları nasıl adlandırır
Flow of tiny particles ifadesi, çok sayıda küçük parçacığın bir akış gibi birlikte hareket etmesini anlatır. Burada ana isim flow sözcüğüdür; of tiny particles ise akışı neyin oluşturduğunu belirtir. Called photons, bu parçacıkların bilimsel adını verir. That are called photons yapısının kısaltılmış hâlidir; dolayısıyla photons parçacıkların adıdır. Bu ifade günlük tanelerden veya kırıntılardan değil, bir fizik teriminden söz eder.
Alıştırma
Tiny particles called photons ifadesindeki called photons neyi belirtir?
- Küçük parçacıkların ne kadar hızlı hareket ettiğini belirtir.
- Küçük parçacıkların telefon ettiğini söyler.
- Küçük parçacıkların bilimsel adını verir.
Cevabı göster
Küçük parçacıkların bilimsel adını verir.
shooting out from the sun: dışarı doğru hızlı hareket
Shoot out, dışarı doğru çok hızlı ve çoğu zaman aniden hareket etmek demektir. Out, öbek fiilin bir parçasıdır ve dışa doğru yönü belirtir; buradaki shoot silahla ateş etmek anlamına gelmez. Shooting out from the sun ifadesinde shooting, parçacıkların ne yaptığını anlatan -ing biçimidir; from the sun ise kaynaklarını gösterir. Başka bağlamlarda özne ışık, kıvılcım, sıvı, bir nesne veya bir insan olabilir.
Alıştırma
Cümleyi shoot out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: When the valve broke, steam ____ the pipe.
Cevabı göster
shot out of
When one of these photons strikes the silicon cell with enough energy, Dilbilgisi
1:30Bu fotonlardan biri silikon hücreye yeterli enerjiyle çarptığında,
When ... strikes ... with enough energy: tetikleyici bir koşul belirtmek
When ile başlayan yan cümle, sonraki adımı tetikleyen olayı belirtir: bir foton silikon hücreye çarpar ve bu çarpışma yeterli enerjiye sahiptir. Bilimsel açıklamalarda when, bir zamanı belirtmenin yanında tekrarlanabilir bir koşulu da anlatır: bu koşul her sağlandığında sonuç ortaya çıkabilir. With enough energy, strikes fiilini niteler. Silikon hücrenin sahip olduğu enerjiyi değil, fotonun çarpışmasındaki enerjiyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümledeki when yan cümlesi hangi tetikleyici koşulu belirtiyor?
- Bir foton silikon hücrenin içinde bekler.
- Bir foton silikon hücreye yeterli enerjiyle çarpar.
- Silikon hücre zaten yeterli enerji içerir.
Cevabı göster
Bir foton silikon hücreye yeterli enerjiyle çarpar.
can knock an electron from its bond: knock X from Y kalıbı
Knock X from Y, bir darbe ya da kuvvetin X'i Y'nin belirttiği yerden veya bağlantıdan ayırması anlamına gelir. Burada enerji, bir elektronu bağından çıkarabilir ve bu yer değiştirme geride bir boşluk bırakır. Knock, kuvvetin harekete neden olduğunu vurgular. Bu cümlede kapıyı çalmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp knock + nesne + from + ilk yer veya bağlantı şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi knock X from Y kalıbıyla tamamlayın: The collision can ____ the wheel ____ its axle.
Cevabı göster
knock · from
leaving a hole: sonucu bildiren virgül + -ing yapısı
Leaving a hole, virgülden sonra gelen ve önceki eylemin sonucunu bildiren bir şimdiki zaman ortaç yapısıdır. Elektron bağından koparıldığında, geride delik adı verilen boş bir konum kalır. Bu düşünce and this leaves a hole şeklinde açılabilir. Burada leave, gitmek değil, bir şeyin geride kalmasını sağlamak anlamındadır. -ing yapısı sonucu önceki olayın tamamına bağlar. Bu, bilimsel açıklamalarda neden ve sonucu kısa biçimde aktarmanın yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle doğrudan bir sonucu bildirmek için virgül + -ing yapısını kullanıyor?
- The heavy rain filled the drain, flooding the street.
- The drain was full, and the street flooded hours later.
- The workers opened the drain to prevent flooding.
Cevabı göster
The heavy rain filled the drain, flooding the street.
The negatively charged electron and location of the positively charged hole
1:38Negatif yüklü elektron ve pozitif yüklü deliğin konumu
are now free to move around: be free to + fiilin yalın hâli
Are now free to move around, be free to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Burada free, fiziksel olarak tutulmayan veya sabitlenmeyen anlamındadır. Elektron ve boşluğun konumu artık malzeme içinde hareket edebilir; now, bağlı durumdan hareketli duruma geçişi gösterir. Move around, çevredeki malzeme veya sistem içinde hareket etmek demektir. Günlük dildeki ev taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be free to kalıbının doğru biçimi ve rotate fiiliyle tamamlayın: After the safety lock is released, the wheel ____.
Cevabı göster
is free to rotate
But because of the electric field at the P/N junction, Dilbilgisi
1:45Ancak P/N kavşağındaki elektrik alanı nedeniyle,
because of + isim öbeği ve because + cümlecik
Because of bir neden belirtir ve ardından isim, zamir veya isim öbeği gelmelidir. Buradaki neden the electric field at the P/N junction ifadesidir; ana cümle ise sonucu verir. Neden, kendi öznesi ve fiili bulunan tam bir yan cümleyse because kullanılır: because the electric field pushes them. Because of ifadesinden hemen sonra tam bir cümlecik getirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için because of ile because arasından doğru olanı seçin: The outdoor game was canceled ____ heavy rain.
Cevabı göster
because of
they'll only go one way: tek yönlü hareket kısıtlaması
They'll, they will ifadesinin kısaltmasıdır. Buradaki they, hareket eden elektronları ve delikleri belirtir. Only, go fiilini sınırlar: elektrik alan hareketlerini tek bir yönle kısıtlar. One way burada “tek yön” anlamındadır; “bir yöntem” anlamında değildir. Hareket, trafik veya akış anlatılırken go one way, yönü tersine çevirmenin yasak ya da imkânsız olduğunu belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve tam olarak duyduğunuz seçeneği işaretleyin. They'll ve one way ifadelerine odaklanın.
- The toy cars are on this track, so they'll only go one way.
- The toy cars are on this track, so they'll only go away.
- The toy cars are on this track, so they only go one way.
Cevabı göster
The toy cars are on this track, so they'll only go one way.
İki hedefi karşılaştırmak için is drawn to ... while ... is drawn to ...
Burada be drawn to, bir kuvvet tarafından “bir yere doğru çekilmek” anlamına gelir. Edilgen bir yapıdır: elektron ve boşluk kuvvetin etkisine maruz kalır, to ise her birinin gittiği yeri belirtir. while, aynı anda doğru olan fakat farklı yönlere işaret eden iki bilgiyi birbirine bağlar. is drawn to ifadesinin tekrarı dengeli bir karşıtlık kurar: biri N tarafına, diğeri P tarafına gider. Bu yapıda while yalnızca “... sırasında” değil, “oysa/iken” anlamındadır.
Alıştırma
İki boşluğu da be drawn to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this experiment, the iron pin ____ the left magnet, while the steel clip ____ the right magnet.
Cevabı göster
is drawn to · is drawn to
Toplayıcı temas noktaları için biçim benzetmesi olarak thin metal fingers
thin metal fingers ifadesinde fingers, biçime dayalı bir benzetmedir. Hücredeki ince metal toplama çizgilerini veya temas noktalarını adlandırır; insan parmaklarını anlatmaz. Teknik İngilizce, benzer biçime, konuma veya göreve sahip parçaları adlandırmak için sık sık vücut bölümlerinin adlarını kullanır. Teknik anlamı belirlemek için yakındaki malzeme, konum ve işlev bilgilerine bakın: metal, hücrenin üst kısmı ve elektronları toplama görevi.
Alıştırma
Bu cümlede thin metal fingers ne anlama gelir?
- Parmağa benzeyen biçimleri nedeniyle böyle adlandırılan ince metal toplama parçaları
- İnce bir metal tabakasıyla kaplı insan parmakları
- Hücrenin üst kısmına çizilmiş parmak resimleri
Cevabı göster
Parmağa benzeyen biçimleri nedeniyle böyle adlandırılan ince metal toplama parçaları
flow through an external circuit: bir devre yolu boyunca hareket
Flow through + yol, bir kanalın veya sistemin içindeki güzergâh boyunca kesintisiz hareketi anlatır. Bu cümlede elektronlar, hücrenin dışında elektriksel iş yapabildikleri yol olan harici bir devreden geçer. Through, devreyi yalnızca ulaşılan bir hedef olarak değil, içinden geçilen yol olarak gösterir. Aynı yapı elektrik akımı, su, hava ve veriyle de doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, “içinden ve bir uçtan diğer uca” anlamına gelen edatla tamamlayın: Water flows ____ the pipe from one end to the other.
Cevabı göster
through
doing electrical work like powering a lightbulb, Dilbilgisi
2:04bir ampulü yakmak gibi elektriksel işler yaparlar,
doing electrical work like powering a lightbulb: işlev ekleme ve örnek verme
-ing yapısındaki doing electrical work ifadesi, elektronların devrede hareket ederken ne yaptığını ekler. Anlaşılan öznesi önceki cümlecikteki elektronlardır; bu nedenle tek başına ayrı ve tam bir cümle değildir. like powering a lightbulb ifadesinde like, electrical work için somut bir örnek verir. Burada like “örneğin”, power fiili ise “elektrik sağlamak” anlamındadır.
Alıştırma
Bu cümlede like powering a lightbulb ne işe yarar?
- Elektriksel işe bir örnek verir.
- Elektriksel işin şeklini bir ampulle karşılaştırır.
- Elektronların bir ampule güç vermekten hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
Elektriksel işe bir örnek verir.
before returning through the conductive aluminum sheet on the back. Dilbilgisi
2:07ve arkadaki iletken alüminyum levhadan geri dönerler.
From there: sonraki adımı daha önce belirtilen yere bağlamak
From there az önce sözü edilen yeri gösterir ve o yeri bundan sonra gerçekleşecek olayın başlangıç noktası yapar. Burada there, hücrenin üst kısmındaki metal yapıyı ifade eder; yeni bir yer tanıtmaz. Bir sürecin açıklamasında, there sözcüğünün neye gönderme yaptığını bulmak için önceki bölüme bakın ve ardından ifadeden sonra gelen hareketi ya da eylemi izleyin. Bu ifade, bir yolun veya sürecin adımlarını düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Şunu okuyun: The boxes arrive at the loading dock. From there, they go to storage. From there burada ne işe yarar?
- Yükleme alanını sonraki adımın başlangıç noktası yapar.
- Tüm sürecin yükleme alanında sona erdiğini belirtir.
- Yükleme alanıyla ilgisi olmayan yeni bir yer tanıtır.
Cevabı göster
Yükleme alanını sonraki adımın başlangıç noktası yapar.
before returning through...: bir süreçteki adımları sıralama
Before + -ing yan cümleciği, öznesi ana cümleden anlaşıldığında zaman ilişkisini kısaltarak verebilir. before returning ifadesinde returning'in anlaşılan öznesi alüminyum levha değil, elektronlardır. Bu ifade sürecin sırasını gösterir: elektronlar önce önceki işi yapar, ardından levhadan geçerek geri döner. Through izledikleri yolu belirtir; on the back ise hangi levhanın kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi before + return fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The robot checks every shelf ____ to its charging station.
Cevabı göster
before returning
Each silicon cell only puts out half a volt, Öbek fiiller
2:11Her silikon hücre yalnızca yarım volt üretir,
only puts out half a volt: elektrik çıkışını anlatan put out
Bu cümlede puts out, elektrik çıkışı “üretir” veya “sağlar” anlamındadır. Her silikon hücre yalnızca yarım volt üretir; only, tek bir hücrenin sağladığı miktarın sınırlı olduğunu vurgular. Put out ifadesinin anlamı, ardından gelen nesneye bağlıdır. Nesne gerilim, güç, ısı veya sinyal olduğunda bir cihazın ürettiği çıkışı anlatabilir; a fire ile kullanıldığında ise “söndürmek” demektir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “üretir” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: This small generator ____ 500 watts.
Cevabı göster
puts out
but you can string them together in modules to get more power. Öbek fiiller
2:14ancak daha fazla güç elde etmek için onları modüller halinde birbirine bağlayabilirsiniz.
string them together in modules to get more power: daha fazla güç için modüller hâlinde birleştirmek
Burada string X together kalıbındaki string bir fiildir ve “birkaç öğeyi birbirine bağlayıp bağlantılı bir grup hâline getirmek” demektir. them zamiri silikon hücrelere gönderme yapar; in modules ise bunların nasıl gruplandığını belirtir. to get more power amaç bildiren bir mastar yapısıdır; hücrelerin neden birleştirildiğini açıklar. Bu genel ifade, elektrik bağlantısının seri mi, paralel mi yoksa ikisinin karışımı mı olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi string X together kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: We can ____ these beads ____ to make a necklace.
Cevabı göster
string · together
12 photovoltaic cells are enough to charge a cellphone, Notlar
2:1812 fotovoltaik hücre bir cep telefonunu şarj etmeye yeterken,
photovoltaic cells: ışığı elektriğe dönüştüren fotovoltaik hücreler
Photovoltaic cells (fotovoltaik hücreler), ışığı doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren aygıtlardır. Photovoltaic, bu ışık-elektrik dönüşümünü adlandıran resmî teknik sıfattır; ışık kaynağı güneş olduğunda solar cell daha tanıdık bir terimdir. Buradaki cells, elektrik üreten tek tek birimleri ifade eder; temel görevi enerji depolamak olan sıradan pilleri ifade etmez. Birden fazla cell birleştirilerek bir solar panel oluşturulabilir.
Alıştırma
Bu cümlede photovoltaic cells ne anlama geliyor?
- Temel görevi elektrik enerjisi depolamak olan sıradan piller
- Işığı doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren aygıtlar
- Elektrik enerjisini görünür ışığa dönüştüren aygıtlar
Cevabı göster
Işığı doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren aygıtlar
are enough to charge...: be enough to do yapısı
Be enough to + fiilin yalın hâli, bir miktarın, kaynağın veya koşulun bir eylem için gerekeni karşıladığını belirtir. Bu cümlede çoğul özne 12 photovoltaic cells ile are kullanılır; to charge a cellphone ise bu miktarla ulaşılabilecek sonucu belirtir. Yapı özne + be + enough + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Enough, be fiilinden sonra gelir ve to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi be enough to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Three batteries ____ run the toy all day.
Cevabı göster
are enough to
while it takes many modules to power an entire house. Dilbilgisi
2:22bütün bir eve güç sağlamak için çok sayıda modül gerekir.
It takes many modules to power an entire house: bir evin tamamına güç sağlamak için çok sayıda modül gerekir
it takes + kaynak veya miktar + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi yapmak ya da bir hedefe ulaşmak için ne gerektiğini belirtir. Burada many modules gerekli ekipmanı, to power an entire house ise hedefi belirtir. It, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel bir öznedir. Aynı kalıp gereken zamanı, parayı, alanı, kişi sayısını veya ekipmanı da ifade edebilir.
Alıştırma
Üç kişinin gerektiğini söylemek için cümleyi tam olarak It takes + kaynak + to ... kalıbıyla tamamlayın: It ____ lift the piano safely.
Cevabı göster
takes three people to
Electrons are the only moving parts in a solar cell, Kelime
2:26Elektronlar bir güneş hücresindeki tek hareketli parçadır
only moving parts in a solar cell: bir güneş hücresindeki hareket eden tek parçalar
Teknik İngilizcede moving parts normalde bir makine veya sistem çalışırken hareket eden bileşenleri ifade eder. Burada ifade daha geniş bir anlamda kullanılır: Elektronlara the only moving parts denir çünkü güneş hücresinin içinde hareket eden tek şey onlardır. Only başka bir hareketli bileşen olmadığını, in a solar cell ise yeri belirtir.
Alıştırma
the only moving parts in a solar cell ifadesinde moving parts ne anlama gelir?
- Sistem çalışırken hareket eden şeyler veya bileşenler
- Farklı bir fabrikaya taşınabilen ürünler
- Başka bir yere taşınmakta olan parçalar
Cevabı göster
Sistem çalışırken hareket eden şeyler veya bileşenler
go back where they came from: geldikleri yere geri dönmek
Go back “geri dönmek” demektir; where they came from ise varış yerini, yani asıl yeri veya kaynağı belirtir. Burada they elektronları gösterir, all da elektronların her birinin geri döndüğünü vurgular. Where they came from, go back ifadesinden sonra gelen ve yer bildiren bir yan cümleciktir. Soru dizilişi did they come yerine düz cümle dizilişi they came kullanılır.
Alıştırma
Araçların asıl yerlerine geri konması gerektiğini doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- After the demonstration, the tools should go back where did they come from?
- After the demonstration, the tools should go back where they came from.
- After the demonstration, we should ask where the tools came from.
Cevabı göster
After the demonstration, the tools should go back where they came from.
There's nothing to get worn out or used up, Öbek fiiller
2:31Yıpranacak veya tükenecek hiçbir şey yoktur,
get worn out or used up: aşınmak veya tükenmek
Get + geçmiş zaman ortacı, bir sonuç durumuna geçişi anlatır. to get worn out or used up yapısında iki sonuç ifadesi get fiilini ortak kullanır ve or ile bağlanır. Worn out, tekrar tekrar kullanım sonucu zarar görmüş veya artık etkili olmayan demektir. Used up, geriye hiçbir şey kalmayacak şekilde tamamen tüketilmiş demektir. Birlikte, bir şeyin artık kullanılamaz veya erişilemez hâle gelmesinin iki farklı yolunu anlatırlar.
Alıştırma
Kullanımdan doğan hasar için worn out, tamamen tüketilme için used up ifadelerini doğru kullanan cümle hangisidir?
- My hiking boots are worn up, and the bottled water is used out.
- My hiking boots are worn out, and the bottled water is used up.
- My hiking boots are used up, and the bottled water is worn out.
Cevabı göster
My hiking boots are worn out, and the bottled water is used up.
so solar cells can last for decades. Kalıp ifadeler
2:34bu yüzden güneş hücreleri onlarca yıl dayanabilir.
last for decades: bir şeyin ne kadar sürdüğünü söylemek
can last for decades ifadesinde last, “var olmaya veya kullanılabilir durumda kalmaya devam etmek” anlamında bir fiildir. Burada “son” anlamına gelmez. last for + süre kalıbı, bir şeyin ne kadar devam ettiğini belirtir. Decades, on yıllık dönemleri ifade eder; bu yüzden for decades kesin bir yıl sayısı değil, uzun ve yaklaşık bir süre bildirir.
Alıştırma
Cümleyi “bir süre boyunca devam etmek” anlamındaki iki kelimelik İngilizce hedef ifadeyle tamamlayın: This battery can ____ twelve hours on one charge.
Cevabı göster
last for
So what's stopping us from being completely reliant on solar power? Anlatım akışı
2:37O halde tamamen güneş enerjisine bağımlı olmamızı engelleyen şey nedir?
So what's stopping us from ...?: engelleri gündeme getirmek
So, bu soruyu güneş enerjisinin işe yaradığını ve güneş hücrelerinin uzun süre dayanabildiğini gösteren önceki kanıtlara bağlar. Soru, açıklamanın yönünü bir şeyin mümkün olduğunu göstermekten ona tamamen bağımlı olmayı önleyen engelleri sormaya çevirir. Ayrıca açıklayıcı videonun bir sonraki bölümünü haber verir. what's stopping + person + from + -ing? kalıbı, bir eylemi veya hedefi hangi engelin önlediğini sorar. from sonrasında -ing biçimi kullanılır: be değil, being.
Alıştırma
Bu soru açıklamada temel olarak ne yapıyor?
- Konuyu güneş enerjisinden ilgisiz bir konuya değiştirir.
- Güneş enerjisinin diğer tüm enerji kaynaklarının yerini aldığını duyurur.
- Güneş enerjisinin işe yarayabileceğine dair kanıtlardan ona bağımlı olmanın önündeki engellere geçer.
Cevabı göster
Güneş enerjisinin işe yarayabileceğine dair kanıtlardan ona bağımlı olmanın önündeki engellere geçer.
political factors at play: durumu etkileyen siyasi etkenler
Bu cümlede political factors at play, durumu etkin biçimde etkileyen siyasi unsurlar anlamına gelir. At play, oyun oynayan insanları değil, işleyen veya etkide bulunan güçleri anlatır. there are + factors + at play kalıbı, birden çok nedeni olan bir sonucu incelerken sık kullanılır. Her etkeni ayrıntılı biçimde adlandırmadan çeşitli etkilerin bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “durumu etkin biçimde etkileyen” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Several economic factors are ____ in this decision.
Cevabı göster
at play
not to mention businesses that lobby to maintain the status quo. Kalıp ifadeler
2:44statükoyu korumak için lobi yapan işletmelerden bahsetmiyorum bile.
not to mention: önemli bir noktayı daha eklemek
Not to mention, bir veya daha fazla nokta zaten belirtildikten sonra başka önemli bir noktayı ekler. Burada lobi yapan şirketleri statükonun korunmasına yardımcı olan bir başka etki olarak ekler; ifade “bu da göz önünde bulundurulması gereken önemli bir nokta” anlamına gelir, “bundan söz etmeyin” anlamına gelmez. Normalde eklenen bilgiyi önceki ifadeye bağlar. Sonraki bilgi aynı genel yönü desteklemelidir; örneğin bir soruna başka bir sorun veya bir avantaja başka bir avantaj eklenir.
Alıştırma
Hangi ifade tiring sözcüğünün ek bir dezavantaj olduğunu gösterir? The hike is long, ___ tiring.
- but not
- rather than
- not to mention
Cevabı göster
not to mention
lobby to maintain the status quo: değişimi önlemek için kararları etkilemek
Bu cümlede lobby, kamu görevlilerini veya başka karar vericileri etkilemeye çalışmak anlamında kullanılan bir fiildir. lobby to do something kalıbı bu çabanın amacını belirtir; buradaki amaç maintain the status quo ifadesidir. Maintain the status quo, mevcut sistemi veya durumu değiştirmeden korumak demektir. Bu nedenle ifade, bazı işletmelerin değişime direnmek için siyasi nüfuz kullanabileceğini ima eder. status quo mevcut durumu belirtir, bir kuruluşun adı değildir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede işletmeler ne yapıyor?
- Mevcut sistemin değişmemesi için karar vericileri etkilemeye çalışmak
- Müşterilerin kullanabilmesi için halka açık bir girişi onarmak
- Sistemin daha önce nasıl değiştiğini incelemek
Cevabı göster
Mevcut sistemin değişmemesi için karar vericileri etkilemeye çalışmak
let's focus on the physical and logistical challenges.
2:49fiziksel ve lojistik zorluklara odaklanalım.
But for now, let's focus on ...: tartışmayı geçici olarak daraltmak
But, daha geniş bir konu grubundan yeni bir odağa geçildiğini gösterir. For now, yeni odağın geçici olduğunu belirtir; let's focus on ise konuşmacının herkesin sırada ele almasını istediği konuyu tanıtır. Bu ifade bir bütün olarak diğer konuları reddetmeden geçici olarak kenara koyup bilgiyi düzenler. Bunun şu aşamada konuşulacak bölüm olduğunu, önemli olan tek bölüm olmadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle diğer kaygıları doğal biçimde erteler ve tartışmayı güvenlik konusuyla sınırlar?
- There are several concerns, but for now, let's focus on safety.
- There are several concerns, and safety will be the only topic forever.
- There are several concerns, but let's stop focusing on safety.
Cevabı göster
There are several concerns, but for now, let's focus on safety.
is that solar energy is unevenly distributed across the planet. Kelime
2:54güneş enerjisinin gezegene eşit olmayan bir şekilde dağılmış olmasıdır.
And the most obvious of those is that ...: bir kümeden tek bir öğeye geçmek
And bu cümleyi önceki açıklamaya bağlar. the most obvious of those ifadesindeki those, daha önce söz edilen fiziksel ve lojistik zorlukları gösterir. Bu ifade, o zorluklar kümesinden birini seçer; daha sonra gelen solar energy ifadesini göstermez. Is that, seçilen zorluğun ne olduğunu belirten bir yan cümle başlatır. the most + sıfat + of those + is that + yan cümle kalıbının tamamı, genel bir kümeden belirli bir öğeye geçmeye yardımcı olur.
Alıştırma
“the most obvious of those” ifadesindeki those neyi gösterir?
- Güneş enerjisi
- Gezegen
- Daha önce söz edilen fiziksel ve lojistik zorluklar
Cevabı göster
Daha önce söz edilen fiziksel ve lojistik zorluklar
solar energy is unevenly distributed across the planet: coğrafi dağılım
Unevenly distributed, bir şeyin bir yerden diğerine eşit miktarlarda yayılmamış olması demektir. Burada distributed, güneş enerjisinin coğrafi dağılımını anlatır; birinin onu bilinçli olarak dağıtması veya göndermesi anlamına gelmez. Across the planet, dağılımın karşılaştırıldığı alanı, yani Dünya'nın farklı bölgelerini belirtir. be unevenly distributed across + alan kalıbı; kaynaklar, yağış, nüfus, hizmetler veya fırsatlar hakkında konuşurken sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede distributed, coğrafi açıdan eşit olmayan bir dağılımı anlatır?
- The assistant distributed the tickets to the guests.
- Medical services are unevenly distributed across the island.
- The parcel was distributed to one customer.
Cevabı göster
Medical services are unevenly distributed across the island.
Less solar energy is available on cloudy days or at night. Dilbilgisi
3:03Bulutlu günlerde veya geceleri daha az güneş enerjisi mevcuttur.
Less solar energy is available: kullanılabilir kaynak miktarının azalması
less + sayılamayan isim + is available yapısı, belirtilen koşullarda bir kaynağın daha küçük bir miktarının elde edilebildiğini veya kullanılabildiğini anlatır. Solar energy burada sayılamayan bir isimdir; bu nedenle less ve tekil fiil is kullanılır. Burada available, kullanıma hazır veya kullanılabilir demektir; ücretsiz ya da bir kişinin müsait olması anlamına gelmez. On cloudy days ve at night, kullanılabilir miktarın azaldığı koşulları belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, elektrik kesintisi sırasında daha az miktarda elektriğin kullanılabildiğini doğal biçimde ifade eder?
- Less electricity is needed during the outage.
- Fewer power outlets are available during the outage.
- Less electricity is available during the outage.
Cevabı göster
Less electricity is available during the outage.
So a total reliance would require efficient Dilbilgisi
3:07Bu yüzden tamamen buna güvenmek, verimli
ways to get electricity from sunny spots to cloudy ones
3:10elektriği güneşli yerlerden bulutlu yerlere ulaştırma yollarını
and effective storage of energy. Kalıp ifadeler
3:14ve enerjinin etkili bir şekilde depolanmasını gerektirir.
Would require efficient ways to: önerilen bir hedefin gerekli koşulları
Would require, varsayımsal veya önerilen bir durumda bir şeyi gerekli bir koşul olarak sunar. A total reliance, güneş enerjisine tamamen bağımlı olmak demektir; bu öneri kapsamında verimli elektrik iletim yöntemleri gerekli olurdu. ways to + fiil yapısı, bir şeyi yapma yöntemlerini anlatır. Burada get electricity from A to B, elektriği A yerinden B yerine taşımak demektir. Cloudy ones içindeki ones ise tekrarı önlemek için spots sözcüğünün yerine geçer.
Alıştırma
Hangi cümle, daha fazla eğitimli personeli ülke çapında önerilen bir genişlemenin gerekli koşulu olarak sunar?
- Expanding the service nationwide would allow more trained staff.
- Expanding the service nationwide would require more trained staff.
- Hiring more trained staff would require expanding the service nationwide.
Cevabı göster
Expanding the service nationwide would require more trained staff.
effective storage of energy: bir isim öbeği
Effective storage of energy bir isim öbeğidir. Ana isim storage'dır; of energy neyin depolandığını belirtir, effective ise depolamanın amaçlanan sonucu sağladığını anlatır. Aktarılabilir kalıp sıfat + storage of + şey biçimindedir. Depolama eylemini anlatmak yerine bir depolama türünü veya niteliğini adlandırmanız gerektiğinde kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede effective storage of energy isim öbeği doğru kullanılmıştır?
- The project requires effectively storage of energy.
- The project requires effective storage of energy.
- The project requires effective store of energy.
Cevabı göster
The project requires effective storage of energy.
If sunlight is reflected instead of absorbed Dilbilgisi
3:20Eğer güneş ışığı emilmek yerine yansıtılırsa
or if dislodged electrons fall back into a hole Öbek fiiller
3:23veya kopan elektronlar bir deliğe geri düşerse
If ... is reflected instead of absorbed: edilgen yapıların karşılaştırılması
If bir koşul sunar: Güneş ışığı yansıtıldığında cümledeki sonuç geçerli olur. Instead of, gerçekleşen süreci gerçekleşmeyen alternatif süreçle, yani soğurulmayla karşılaştırır. Reflected ve absorbed, güneş ışığına ne olduğunu anlattığı için ikisi de edilgen biçimdedir. Tekrarlanan edilgen yapı kısaltılır: is reflected instead of absorbed ifadesi is reflected instead of being absorbed olarak anlaşılır.
Alıştırma
Bir sürecin diğerinin yerine gerçekleştiğini edilgen karşıtlıkla doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?
- If the signal is blocked instead of transmit, the message will not arrive.
- If the signal is blocked instead of transmitted, the message will not arrive.
- If the signal blocks instead of transmitted, the message will not arrive.
Cevabı göster
If the signal is blocked instead of transmitted, the message will not arrive.
dislodged electrons fall back into a hole: önceki yere geri düşmek
dislodged electrons fall back into a hole ifadesinde fall back, “uzaklaştıktan sonra geri dönmek” anlamına gelir; into ise varış noktasını gösterir. Elektronlar bir konumdan koparılır ve sonra delik adı verilen o boş konuma geri düşer. fall back into kalıbı, önceki bir duruma veya alışkanlığa dönmeyi de anlatabilir. Ortak fikir, bir yerden ya da durumdan ayrılıp daha sonra, çoğu zaman istemeden, yeniden oraya girmektir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin bir yerden çıkıp sonra yeniden aynı yere düştüğünü gösterir?
- The keys fell into the empty drawer.
- When our first plan failed, we fell back on the backup plan.
- The marble bounced out of the cup and then fell back into it.
Cevabı göster
The marble bounced out of the cup and then fell back into it.
before going through the circuit: zaman sırası için before + -ing
Before going through the circuit, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir: before + -ing biçimi, “eylem tamamlanmadan önce” anlamına gelir. Tam cümlede elektronlar devreden geçmeden önce deliğe geri düşer. going sözcüğünün örtük öznesi, önceki yan cümledeki dislodged electrons ifadesidir; tam biçim before the electrons go through the circuit olur. Devreden geçen şey fotonun enerjisi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede before + -ing açıkça kullanılmış ve iki eylemi de aynı kişi yapmıştır?
- Before entering the lab, Mia put on her safety glasses.
- Before Mia entered the lab, her teacher checked the door.
- Before entering the lab, the door was locked.
Cevabı göster
Before entering the lab, Mia put on her safety glasses.
still only converts 46% of the available sunlight to electricity,
3:33hala mevcut güneş ışığının yalnızca %46'sını elektriğe dönüştürüyor
The most efficient solar cell yet still only converts...: günümüzdeki en iyi sonuç bile sınırlı
the most efficient solar cell yet ad öbeğinde yet, 'şimdiye kadar' veya 'bugüne kadar' anlamına gelir. Bu güneş pilini şu ana kadar elde edilmiş en iyi sonuç olarak gösterir; burada 'ancak' anlamındaki bağlaç değildir. Ardından gelen still only converts, bu en iyi sonuca bir sınır getirir. Still, üstünlük derecesine rağmen sınırlamanın sürdüğünü; only ise %46'nın beklenenden düşük görüldüğünü vurgular. İfade önce en yüksek ölçütü verir, sonra bu ölçütün bile sınırlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade hangi savı öne sürüyor?
- Eski piller günümüzdeki pillerden daha verimlidir.
- Günümüzde en iyi performans gösteren pilin hâlâ belirgin bir sınırı vardır.
- En iyi performans gösteren pil mevcut güneş ışığının tamamını dönüştürür.
Cevabı göster
Günümüzde en iyi performans gösteren pilin hâlâ belirgin bir sınırı vardır.
and most commercial systems are currently 15 to 20% efficient. Kelime
3:38ve çoğu ticari sistem şu anda %15 ila 20 verimliliğe sahip.
commercial systems are currently 15 to 20% efficient: ticari sistemlerin güncel verimlilik aralığı
Burada commercial systems, satış veya piyasada gerçek kullanım için geliştirilmiş sistemler anlamına gelir. Commercial, systems sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; bu ifadede televizyon veya internet reklamları anlamına gelmez. be + yüzde aralığı + efficient yapısı bir verimlilik düzeyi bildirir. Most, bu aralığın bütün sistemleri değil çoğunluğu tanımladığını; currently ise iddianın günümüz dönemiyle sınırlı olduğunu gösterir. İfade bir bütün olarak laboratuvardaki en iyi sonucu değil, gerçek piyasa sistemlerinin günümüzdeki tipik performansını aktarır.
Alıştırma
Commercial sözcüğü hangi cümlede örnektekiyle aynı piyasa kullanımı anlamına sahiptir?
- The laboratory design is now available as a commercial system.
- We watched a commercial before the movie.
- The director wanted the film to be more commercial.
Cevabı göster
The laboratory design is now available as a commercial system.
it actually would be possible to power the entire world Dilbilgisi
3:45günümüzün güneş teknolojisiyle tüm dünyaya güç sağlamak
In spite of these limitations: isim öbeğiyle ödünleme anlatımı
In spite of these limitations, gerçek bir engeli kabul edip ardından beklentinin tersine bir sonuç bildiren bir edat öbeğidir. Önce var olan zorlukları kabul eder, sonra gelecek ifadenin bu zorlukların düşündürebileceği olumsuz sonuca aykırı olduğunu gösterir. Yapı in spite of + isim öbeği şeklindedir; burada these limitations isim öbeğidir. Tam bir yan cümle getirmek için in spite of the fact that + yan cümle ya da although gibi bir bağlaç kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘-e rağmen’ anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the cold weather, the hikers reached the summit.
Cevabı göster
In spite of
it actually would be possible to...: koşula bağlı uygulanabilirlik
It would be possible to + fiil, bir eylemin ilgili ya da varsayılan koşullar altında yapılıp yapılamayacağını değerlendirir. It, biçimsel öznedir; gerçekte değerlendirilen eylem to power the entire world bölümüdür. Would, önermeyi gerçekleşmiş bir başarı ya da kesin bir gelecek sonucu olarak sunmak yerine koşula bağlar. Actually ise beklenen bir kuşkuya karşı çıkar: sınırlamalara rağmen konuşmacı fikrin uygulanabilir olduğunu söyler.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? With a larger battery, it actually would be possible to run the cabin on solar power all winter.
- Kulübe gelecek yıl bütün kış kesinlikle güneş enerjisiyle çalışacak.
- Kulübe mevcut bataryasıyla bütün kış zaten güneş enerjisiyle çalışıyor.
- Daha büyük bir batarya, beklenenin tersine, kulübenin bütün kış güneş enerjisiyle çalışmasını uygulanabilir hâle getirirdi.
Cevabı göster
Daha büyük bir batarya, beklenenin tersine, kulübenin bütün kış güneş enerjisiyle çalışmasını uygulanabilir hâle getirirdi.
We'd need the funding to build the infrastructure Kalıp ifadeler
3:50Altyapıyı inşa etmek için finansmana
We'd need the funding to build...: koşula bağlı bir kaynak gereksinimini belirtmek
We'd need... ifadesindeki 'd, ardından need fiilinin yalın biçimi geldiği için would anlamındadır. Would need, finansmanı önerilen planı mümkün kılacak bir gereklilik olarak sunar; finansmanın zaten hazır olduğunu söylemez. The funding gerekli kaynağı adlandırır; to build the infrastructure ise bu paranın hangi amaçla kullanılacağını açıklar. would need + kaynak + to + fiil kalıbı, bir planın hangi kaynakları gerektireceğini belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekteki We'd ifadesini doğru biçimde açan cümle hangisidir?
- We will need the funding to build the infrastructure.
- We had needed the funding to build the infrastructure.
- We would need the funding to build the infrastructure.
Cevabı göster
We would need the funding to build the infrastructure.
a good deal of space: sayılamayan bir kaynağın büyük miktarı
a good deal of space ifadesinde a good deal of kalıbının tamamı büyük miktarda anlamına gelir. Bu kalıp, yer veya kapasite anlamındayken sayılamayan bir isim olan space sözcüğünü niteler. Burada good, alanın kalitesini anlatmaz; deal de ticari bir işlem anlamına gelmez. a good deal of kalıbını tek bir miktar ifadesi olarak ele alın.
Alıştırma
'Büyük miktarda' anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The archive requires ____ storage space.
Cevabı göster
a good deal of
Estimates range from tens to hundreds of thousands of square miles, Kalıp ifadeler
3:54Tahminler on binlerce ila yüz binlerce milkare arasında değişiyor,
Estimates range from X to Y: tahmini bir aralığı bildirmek
Estimates range from X to Y, farklı tahminlerin alt sınır X ile üst sınır Y arasında yer aldığı anlamına gelir. Tek bir kesin sayı yerine belirsiz bir aralığı bildirmek için sık kullanılan bir yapıdır. Burada tens to hundreds of thousands ifadesi, tens of thousands to hundreds of thousands olarak anlaşılmalıdır. Ortak birim olan thousands iki uç için de geçerlidir; dolayısıyla ölçek onlar ile yüzler arasında değil, on binler ile yüz binler arasındadır.
Alıştırma
Cümleyi range from X to Y yapısıyla tamamlayın: Room rates ____ $90 ____ $240 per night.
Cevabı göster
range from · to
which seems like a lot, but...: bir izlenimi kabul edip yeniden çerçevelemek
which seems like a lot yan cümleciği, yalnızca square miles sözlerine değil, daha önce belirtilen alan tahmininin tamamına gönderme yapar. Önce okuyucunun sayının büyük göründüğüne ilişkin ilk izlenimini kısaca kabul eder. Ardından but, karşıt bir referans noktasının geleceğini bildirir. Bu yapı bir görüşü kabul eder ve sonra sayının ne kadar büyük hissedildiğini değiştirebilecek bilgilerle onu yeniden çerçeveler.
Alıştırma
which seems like a lot, but... bu argümanda ne işe yarar?
- Konuşmacının sayıyı karşılaştırmak için hiçbir dayanağı olmadığını gösterir.
- Önceki sayının büyük göründüğünü kabul eder, ardından sayıya bakış biçimini değiştiren bir karşılaştırma sunar.
- Önceki sayıyı daha kesin bir ölçümle değiştirir.
Cevabı göster
Önceki sayının büyük göründüğünü kabul eder, ardından sayıya bakış biçimini değiştiren bir karşılaştırma sunar.
the Sahara desert alone ... in area: gerçek bir alan ölçütü
Burada Sahra Çölü, gerçek dünyadan bir alan ölçütü olarak kullanılır. Tek başına üç milyon mil kareden daha büyük olduğunu söylemek, dinleyicinin bu kadar geniş bir araziyi gözünde canlandırmasına yardımcı olur. Burada gereken tek temel bilgi, Sahra'nın Kuzey Afrika'da bulunan çok büyük bir çöl olduğudur. Alone, the Sahara Desert isim öbeğinden sonra gelir ve “tek başına” ya da “yalnızca bu yer” anlamına gelir. Büyüklük vurgusunu güçlendirir; çölün yalnız olduğunu anlatmaz. In area, sayının yüzölçümünü belirttiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi açıklama, Sahra'nın alan ölçütü olarak kullanılmasını ve alone sözcüğünün anlamını en doğru biçimde korur?
- Sahra Çölü, alanı üç milyon mil kareyi aşan tek çöldür.
- Sahra Çölü yalnızdır ve diğer yerlerden uzaktadır.
- Sahra Çölü tek başına üç milyon mil kareden daha büyük bir alan kaplar.
Cevabı göster
Sahra Çölü tek başına üç milyon mil kareden daha büyük bir alan kaplar.
and are competing with electricity from the grid. Kalıp ifadeler
4:09ve şebeke elektriğiyle rekabet ediyor.
Meanwhile: paralel bir eğilimi tanıtmak
Meanwhile, “aynı dönem içinde” anlamına gelen bir cümle zarfıdır. Burada önceki açıklamayla birlikte gelişen ikinci bir eğilimi tanıtır: güneş hücreleri gelişmekte ve ucuzlamaktadır. Cümlenin başında kullanılan Meanwhile bir geçiş ifadesidir ve ardından virgül gelir. Açıklamayı paralel bir gelişmeye taşır; kelime kelime “ortada” anlamına gelmez ve olayların tam olarak aynı anda gerçekleşmesi gerekmez.
Alıştırma
Aynı dönemdeki iki paralel eğilimi en iyi gösteren bağlayıcıyı seçin: Solar panels are becoming cheaper. ____, battery storage is improving.
- Therefore
- However
- Meanwhile
Cevabı göster
Meanwhile
are getting better, cheaper, and are competing with: devam eden değişim ve rekabet
Are getting better, cheaper, zaman içindeki değişimi anlatmak için get + karşılaştırma derecesindeki sıfatları kullanır: hücreler daha iyi ve daha ucuz hale gelmektedir. Bu yapı yalnızca sabit bir durumu değil, devam eden bir süreci anlatır. Ardından are competing with, paralel bir şimdiki zaman devam yapısı olarak eklenir. Cümle şu anda yaşanan iki gelişmeyi birleştirir: güneş hücreleri iki yönden iyileşirken başka bir elektrik kaynağıyla rekabete girmektedir.
Alıştırma
Hangi cümle zamanla gelişen ve başka bir ürünle rekabete girmeye başlayan bir ürünü doğal biçimde anlatır?
- Home batteries are getting safer, cheaper, and are competing with gas generators.
- Home batteries are getting safer, cheaper, and compete to gas generators.
- Home batteries are safer, cheapest, and are compete with gas generators.
Cevabı göster
Home batteries are getting safer, cheaper, and are competing with gas generators.
competing with electricity from the grid: rakip ve enerji bağlamındaki anlam
Compete with + bir rakip, o rakiple yarışmak veya ona alternatif olmak anlamına gelir. Burada güneş enerjisinin kamu elektrik şebekesi üzerinden sağlanan elektrikle rekabet edebilir hale geldiği anlatılır; iki nesnenin gerçek anlamda yarışması söz konusu değildir. Enerji konularında the grid, elektriği ileten bağlantılı sistemi, yani elektrik şebekesini ifade eder. Bu nedenle electricity from the grid, ızgara biçimindeki bir desenden gelen elektriği değil, bu şebeke üzerinden sağlanan elektriği ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle çatı tipi güneş enerjisi ile şebekeden gelen elektriğin piyasada rekabet eden alternatifler olduğunu söyler?
- Rooftop solar competes with electricity from the grid.
- Rooftop solar competes electricity from the grid.
- Rooftop solar competes for electricity from the grid.
Cevabı göster
Rooftop solar competes with electricity from the grid.
innovations like floating solar farms: teknolojik bir isim öbeğini çözümlemek
innovations like floating solar farms ifadesinde like, floating solar farms ifadesini daha geniş olan innovations grubunun bir örneği olarak sunar. floating solar farm, genellikle bir gölün veya rezervuarın üzerindeki yüzer platformlara kurulmuş güneş panellerinden oluşan büyük bir enerji tesisidir. Temel sözcük, yani baş isim farm sözcüğüdür; solar enerji türünü, floating ise tesisin nasıl ve nereye kurulduğunu belirtir. Buradaki farm, ürün yetiştirilen veya hayvan beslenen geleneksel bir çiftlik değil, büyük ölçekli bir enerji üretim tesisidir.
Alıştırma
Bu cümlede floating solar farm ne anlama geliyor?
- çiftlikler arasında güneş panelleri taşıyan bir tekne
- yüzer platformlar üzerinde güneş panelleri bulunan büyük bir enerji tesisi
- daha fazla güneş ışığıyla ürün yetiştiren geleneksel bir çiftlik
Cevabı göster
yüzer platformlar üzerinde güneş panelleri bulunan büyük bir enerji tesisi
may change the landscape entirely: bir alanı yeniden şekillendiren değişim mecazı
may change the landscape entirely ifadesinde landscape bir mecazdır. Arazi manzarasını değil, bir alanın genel koşullarını, alışılmış çalışma biçimlerini ve o alandaki ilişkileri anlatır. change the landscape yapısı, bütün bir faaliyet alanının işleyişini yeniden şekillendirmek anlamına gelir. May kesinlik değil olasılık gösterirken entirely olası değişimin geniş kapsamlı veya köklü olacağını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede landscape, bir alanın genel koşulları anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?
- Online banking has changed the financial landscape entirely.
- The hikers admired the landscape at sunset.
- The gardeners changed the landscape by adding a pond.
Cevabı göster
Online banking has changed the financial landscape entirely.
Thought experiments aside: varsayımsal bir konudan pratik bir gerçeğe geçiş
Thought experiments aside, “düşünce deneylerini şimdilik tartışmayı bırakalım” anlamına gelir. Önceki varsayımsal tartışmayı kapatır ve konuşmacının pratik bir gerçeğe geçtiğini gösterir. Kalıp X aside biçimindedir. X, geçici olarak bir kenara bırakılan konuyu belirtir; aside fiziksel bir konumu değil, tartışmanın düzenlenişini anlatır.
Alıştırma
Geçişi X aside kalıbıyla tamamlayın: Cost concerns ____, the design is easy to maintain.
Cevabı göster
aside
there's the fact that over a billion people
4:19bir milyardan fazla insanın güvenilir bir elektrik şebekesine
don't have access to a reliable electric grid: kullanılamayan bir kaynağı anlatmak
don't have access to a reliable electric grid ifadesi, insanların bir elektrik şebekesi üzerinden güvenilir elektrik elde edemediği veya kullanamadığı anlamına gelir. Access, bir hizmetin ya da kaynağın kullanılabilir olup olmadığını anlatır; yalnızca fiziksel olarak yakında bulunmasını anlatmaz. have access to + isim öbeği yapısında access bir isim, to ise bir edattır. Burada a reliable electric grid, kullanılamayan kaynaktır.
Alıştırma
Hangi cümle, kullanılamayan bir hizmeti anlatırken access sözcüğünü isim olarak doğru kullanır?
- Some rural clinics don't access to reliable electricity.
- Some rural clinics don't have access reliable electricity.
- Some rural clinics don't have access to reliable electricity.
Cevabı göster
Some rural clinics don't have access to reliable electricity.
in developing countries: geniş bir kalkınma sınıflandırması
Bu cümlede developing countries, ekonomileri ve altyapıları hâlâ gelişmekte olan ülkeler için kullanılan geniş kapsamlı bir uluslararası kalkınma terimidir. in edatı, durumun özellikle ilgili olduğu yerleri gösterir. Buradaki developing, countries sözcüğünü sınıflandırır; ülkelerin belirli bir proje geliştirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede developing countries ne anlama geliyor?
- Şu anda belirli bir proje geliştiren ülkeler
- Devam eden ekonomik ve altyapısal gelişimlerine göre geniş biçimde gruplandırılan ülkeler
- Modern hiçbir şeyin bulunmadığı ülkeler
Cevabı göster
Devam eden ekonomik ve altyapısal gelişimlerine göre geniş biçimde gruplandırılan ülkeler
many of which: bir grup hakkında ek bilgi verme
Many of which, “daha önce sözü edilen grubun birçok üyesi” anlamına gelir. Burada which, developing countries ifadesine dönerek o ülkelerin birçoğunun güneşli olduğunu belirtir. Bu yapı, ismi tekrar etmeden bilgi ekler: çoğul isim, many of which + fiil. Genellikle virgülden sonra açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır.
Alıştırma
Mağazaların birçoğunun açık olduğunu belirtecek ilgi yapısını tamamlayın: The company owns 40 stores, ____ are open on Sundays.
Cevabı göster
many of which
solar energy is already much cheaper and safer Dilbilgisi
4:30güneş enerjisi zaten çok daha ucuz ve güvenlidir
in places like that: önceki bağlama gönderme ve kapsamı sınırlama
In places like that, ‘az önce anlatılan türden yerlerde’ anlamına gelir. Buradaki that, yeni veya rastgele bir yer belirtmek yerine daha önce anlatılan koşullara gönderme yapar. İfade cümlenin başında kullanılarak ardından gelen iddianın kapsamını belirler. Sonucun her yer için değil, bu tür yerler için geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede that ne işe yarar?
- Yalnızca konuşmacının durduğu kesin noktayı belirtir.
- Daha önce anlatılan yer türüne gönderme yapar ve iddianın nerede geçerli olduğunu sınırlar.
- Önceki tartışmayla ilgisiz yeni bir yer ortaya koyar.
Cevabı göster
Daha önce anlatılan yer türüne gönderme yapar ve iddianın nerede geçerli olduğunu sınırlar.
already much cheaper and safer than...: şu anda geçerli iki avantaj
Already much cheaper and safer than ... kalıbı, aynı karşılaştırma unsuruyla iki karşılaştırma yapar. Cheaper ve safer paralel karşılaştırma sıfatlarıdır; much farkın büyük olduğunu vurgular, than ise karşılaştırılan alternatifleri belirtir. Already, iki avantajın yalnızca gelecekte beklenmediğini, şu anda da geçerli olduğunu anlatır. Available, o koşullarda insanların gerçekten edinebildiği veya kullanabildiği seçenekler anlamına gelir. Like kerosene ise gazyağını tek alternatif olarak değil, bir örnek olarak verir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için ipuçlarını şu sırayla kullanın: already + much + fast (karşılaştırma biçimi) + and + safe (karşılaştırma biçimi) + than. The upgraded train is ____ the old buses.
Cevabı göster
already much faster and safer than
For, say, Finland or Seattle, though: örnek ve karşıtlık
Bu giriş ifadesinde say, “konuşmak” değil, “örneğin” anlamına gelir. Finlandiya ve Seattle’ı tam bir liste olarak değil, temsilî yer örnekleri olarak sunar. For, bir sonraki yargının hangi yerler için geçerli olduğunu belirtir. Though, sonraki yargının daha elverişli olan önceki durumla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Böylece ifade önce konunun kapsamını daraltır, ardından Finlandiya ve Seattle’ın temsil ettiği yerler için farklı bir sonuca geçer.
Alıştırma
Şu kısa örneği okuyun: “Solar panels work well in the desert. For, say, a rainy coastal city, though, solar output may be less predictable.” İkinci cümlenin başındaki ifade ne işe yarıyor?
- Yargıyı temsilî bir örnekle sınırlar ve karşıtlık bildirir.
- Yargının her yer için tamamen aynı biçimde geçerli olduğunu belirtir.
- Birinin şehir hakkında söylediklerini aktarır ve hiçbir karşıtlık eklemez.
Cevabı göster
Yargıyı temsilî bir örnekle sınırlar ve karşıtlık bildirir.
effective solar energy may still be a little way off. Deyimler
4:38etkili bir güneş enerjisi henüz biraz uzak olabilir.
may still be a little way off: gerçekleşmesine hâlâ biraz zaman olabilir
Burada a little way off, zaman veya ilerleme bakımından mecazi bir uzaklığı anlatır. Etkili güneş enerjisi kullanımının henüz hazır ya da gerçekleştirilebilir olmayabileceğini ve daha fazla zaman gerektirebileceğini belirtir; fiziksel mesafeden söz edilmez. May belirsizlik gösterir, still tamamlanmamış durumun sürdüğünü belirtir, a little ise tahmini yumuşatır. İfade temkinli bir umut taşır, ancak bekleyişin gerçekten kısa olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “A nationwide rollout may still be a little way off.” a little way off ne anlama geliyor?
- Ülke çapında kullanıma geçiş her yerde tamamlanmıştır.
- Ülke çapında kullanıma geçilmesi için hâlâ biraz zaman gerekebilir.
- İfade, kullanıma geçiş noktasına olan fiziksel mesafeyi verir.
Cevabı göster
Ülke çapında kullanıma geçilmesi için hâlâ biraz zaman gerekebilir.