Suyu Dizginleyen Antik Şehir: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Video, Elhamra'nın suyu depolar, saatli bir çeşme, ısıtılan hamamlar, serin avlular ve hava-su karışımlı bir düzenekle nasıl yükseltip dağıttığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “pull this off” — Deyimsel fiiller: zor bir planın başarısına yönelik övgüyü anlayın ve beklenmedik bir sonuç için bu ifadeyi kullanın. 2. “As the water inside the bowl started to rise, so did the water in the siphon.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “so” sonrasındaki devrik yapının iki paralel değişimi nasıl gösterdiğini tanıyın. 3. “under normal circumstances,” — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: açıklamadaki temel koşulu belirleyin ve istisnadan önce iddianın kapsamını sınırlayın.
Bu derste
It's a cold rainy night in the walled city of Cordoba, medieval Spain.
0:00Ortaçağ İspanyası'nda surlarla çevrili Kurtuba şehrinde soğuk ve yağmurlu bir gece.
unaware that an entire army of Christian soldiers Dilbilgisi
0:06Hıristiyan askerlerinden oluşan koca bir ordunun
are about to launch a surprise attack. Dilbilgisi
0:09sürpriz bir saldırı başlatmak üzere olduğundan habersiz.
unaware that + yan cümle
Unaware, “bilmemek” veya “farkında olmamak” anlamına gelen bir sıfattır. Burada unaware sözcüğünün anlamca öznesi nöbetçilerdir; onların bilmediği gerçek, bir ordunun saldırmak üzere olduğudur. unaware that yapısında that, bir içerik yan cümlesi başlatır. Ardından gelen özne ve fiil, kişinin bilmediği gerçeğin tamamını belirtir. Buradaki that, “şu” anlamındaki bir işaret sözcüğü değil, yan cümleyi bağlayan bir sözcüktür.
Alıştırma
Cümleyi unaware that yapısıyla tamamlayın: Omar walked into the empty gym, ____ the game had been moved outside.
Cevabı göster
unaware that
be about to + fiilin yalın hâli
Be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın çok yakında, çoğu zaman birkaç dakika ya da an içinde gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. are about to launch yapısında are, be fiilinin çekimli biçimidir; launch ise yalın hâlde kalır. Buradaki about, geleceği anlatan kalıplaşmış bir ifadenin parçasıdır; “yaklaşık” veya “hakkında” anlamına gelmez. Yapı, eylemin gerçekleşmek üzere olduğunu güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Kapıların neredeyse hemen kapanacağını gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The train doors are ____ close.
Cevabı göster
about to
bringing the Muslim rule to an end: Müslüman yönetimini sona erdirmek
Bring something to an end, bir şeyin sona ermesine neden olmak demektir. Bu cümlede şehrin fethedilmesi, şehirdeki Müslüman yönetimini sona erdirir; to an end kalıbın sabit bir parçasıdır ve gerçek anlamda bir hedefi göstermez. bringing ... şeklindeki -ing yan cümlesi, ana eylemin sonucunu ekler. “Şehrin fethedilmesi neye yol açtı?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Cümleyi bring something to an end ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The peace agreement ____ the conflict ____.
Cevabı göster
brought · to an end
Muslim rule: siyasi hâkimiyet anlamındaki rule
Burada Muslim rule, Müslüman yöneticilerin veya hanedanların siyasi hâkimiyeti anlamına gelir. Rule, yönetim veya bir hâkimiyet dönemi anlamındaki bir isimdir; kural ya da talimat anlamına gelmez. Bu tarihî cümlede ifade, şehrin kontrolünü kaybeden yönetimi belirtir. Müslüman insanların, dinin veya kültürün birdenbire ortadan kaybolduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Muslim rule ne anlama gelir?
- Müslüman yöneticilerin siyasi hâkimiyeti
- Müslümanların uyması gereken dinî bir kural
- her Müslümanın şehirden ayrıldığı düşüncesi
Cevabı göster
Müslüman yöneticilerin siyasi hâkimiyeti
were being conquered: geçmişte sürmekte olan edilgen yapı
Were being conquered, were + being + geçmiş zaman ortacıyla kurulan, geçmişte sürmekte olan edilgen yapıdır. Özne olan Muslim cities eylemi yapmaz; eylemden etkilenir. Bu yapı, fetihlerin geçmişteki bir referans anında devam eden bir süreç olduğunu gösterir. Tek başına bütün fetihlerin tamamlanmış olduğunu söylemez.
Alıştırma
conquer fiilinin geçmişte sürmekte olan edilgen biçimini kullanın: At that time, several towns ____ by the invading army.
Cevabı göster
were being conquered
taken over: kontrol altına alınmak
Taken over, take over öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. Burada fiziksel olarak kaldırılmak veya taşınmak değil, başka bir kişinin ya da grubun kontrolü altına girmek anlamındadır. Taken over, conquered sözcüğüne and ile bağlandığı için were being yardımcı yapısı iki fiil için de geçerlidir: şehirler hem fethediliyor hem de kontrol altına alınıyordu. Bu ifade, fetih yoluyla veya fetih sonrasında kontrolün ele geçirilmesi anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? When the club leader moved away, Maya ____ the team and began making all the decisions.
- took over
- took on
- took up
Cevabı göster
took over
Amidst all of this: anlatıda odağı değiştiren bir geçiş
“Amidst all of this”, “bütün bu olayların veya koşulların ortasında” anlamına gelir. “All of this” sözleri, daha önce anlatılan karmaşık durumu tek bir arka plan olarak toplar. İfade “But,” sözcüğünden sonra geldiğinde konuşmacının bu genel arka plandan önemli bir istisnaya veya odak noktasına geçmesini sağlar. Yalnızca bir yerin fiziksel merkezinde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Sorunları çevredeki arka plan olarak gösterip ardından bir istisna sunmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “The roads were blocked, and the power was out. But ___, the hospital stayed open.”
- because of all of this
- outside all of this
- after all of this
- amidst all of this
Cevabı göster
amidst all of this
Thanks to: olumlu bir neden
“Thanks to”, “nedeniyle” veya “sonucunda” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Nedeni yararlı ya da olumlu bir etken olarak gösterir; bu cümlede birine teşekkür etme anlamı taşımaz. Ardından gelen öğe, birbirine bağlanmış isim öbekleri içerebilir. Burada “its strategic position and the enormous Alhambra Palace”, şehrin korunmasını açıklayan iki etkendir.
Alıştırma
Haritayı yararlı bir neden olarak gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “____ the clear map, we found the cabin before dark.”
Cevabı göster
Thanks to
To this day: geçmişten bugüne devamlılık
To this day, “geçmişteki bir zamandan bugüne kadar devam ederek” anlamına gelir. Bu cümlede Elhamra Sarayı’nın varlığını uzun bir zaman çizgisine yerleştirir; still stands ise durumun değişmediğini ayrıca vurgular. Bu ifadeyi geçmişteki bir olayı, durumu, geleneği, etkiyi veya çözülmemiş soruyu bugünle ilişkilendirmek için kullanın. Yalnızca “bu belirli günde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Geleneğin geçmişten bugüne devam ettiğini gösteren üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The village celebrates the custom ____.
Cevabı göster
to this day
one of the most ... ever made: tek bir kazanan belirtmeden güçlü övgü
one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilir isim kalıbı, bir üyeyi en üst gruba yerleştirir. Burada one Elhamra Sarayı’nı belirtir; grup birkaç seçkin eser içerdiği için pieces çoğuldur. Architecture genellikle sayılamayan bir isimdir, bu nedenle piece of architecture tek bir mimari eseri sayılabilir hâle getirir. Ever made, that have ever been made anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Karşılaştırmayı tarih boyunca yapılmış tüm eserlere genişletirken one of, bu sarayın tek ve en güzel eser olduğunu iddia etmekten kaçınır.
Alıştırma
Hangi cümlede one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbı doğru kullanılmıştır?
- This is one of the most useful tool ever invented.
- This is one of the most useful tools ever invented.
- This is the one of the most useful tools ever invented.
Cevabı göster
This is one of the most useful tools ever invented.
Winding its way ... is a mind-blowing network: betimleyici devrik yapı
Baştaki -ing yan cümlesi Winding its way through the palace, daha sonra gelen özneyi, yani a mind-blowing network ifadesini betimler. Sarayın içinden kıvrılarak geçen ağdır; palace yalnızca ağın geçtiği yerdir. Bu, betimleyici bir devrik yapıdır: eylem ve yer önce gelir, is fiili ise sona bırakılan özneden önce yer alır. Normal sözcük dizilişiyle cümle A mind-blowing network is winding its way through the palace olurdu. Devrik diziliş önce bir görüntü oluşturur, sonra orada ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle aynı anlamı öznenin önce geldiği normal sözcük dizilişiyle verir?
- A mind-blowing network is making the palace wind its way.
- A mind-blowing network is winding its way through the palace.
- The palace is winding its way through a mind-blowing network.
Cevabı göster
A mind-blowing network is winding its way through the palace.
pull this off: zor bir işi başarmak
Pull this off, zor, riskli veya şaşırtıcı bir şeyi başarıyla tamamlamak anlamına gelir. Buradaki this, daha önce anlatılan mühendislik başarısına gönderme yapar; dolayısıyla cümle bunu gerçekleştirmek için gereken beceriyi över. Pull off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri pull ile off arasına yerleştirin: pull this off veya pull it off; pull off this denmez. İsim olan bir nesne ise pull off the plan veya pull the plan off örneklerinde olduğu gibi iki konumda da bulunabilir.
Alıştırma
Cümleyi pull ... off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The rescue looked almost impossible, but the crew managed to ____.
Cevabı göster
pull it off
tell the time: saati okumak veya göstermek
Bu cümlede tell the time, “saatin kaç olduğunu göstermek” anlamına gelir. Çeşmeler saat gibi işliyordu; buradaki tell, bir kişiyle konuşmayı ifade etmez. Bu kalıp, bir kişinin saati okuyabilme becerisini de anlatır. Bir kişi can tell the time ise bir saate bakarak mevcut zamanı anlayabilir. Özne bir cihaz veya özellik olduğunda ise cihazın saati gösterdiği anlamına gelir.
Alıştırma
“Saati okumak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyi kullanın: By age seven, Noah could ____ on an analogue clock.
Cevabı göster
tell the time
brought life to ...: bir yere canlılık kattı
Burada brought life to, bring life to kalıbının geçmiş zaman biçimidir. Mecazidir: Su, çevredeki doğal alanı daha yeşil, hareketli ve enerji dolu hâle getirmiştir; gerçek anlamda canlı varlıklar yaratmamıştır. bring life to + yer/şey yapısı, “onu canlı, etkileyici veya hareketli hâle getirmek” anlamına gelir. Suyun, renklerin, insanların, etkinliklerin veya tasarımın etkisini anlatabilir.
Alıştırma
“Bir yeri canlı hâle getirdi” anlamındaki üç sözcüklü geçmiş zaman ifadesini kullanın: The street musicians ____ the empty square.
Cevabı göster
brought life to
defy gravity and travel uphill: yer çekimine meydan okuyup yukarı gitmek
Buradaki defy gravity canlı ve mecazlı bir ifadedir. Su yukarı doğru hareket ettiği için yer çekiminin olağan aşağı yönlü çekimine karşı geliyor gibi görünür; bu ifade yer çekiminin artık işlemediği anlamına gelmez. Bu anlatım, popüler bilim hikâyelerinde merak ve gerilim yaratır. Gizli bir mühendislik kuvveti veya mekanizması bu hareketi mümkün kılabilir. Bu nedenle aktarılabilir anlamı, yer çekimine direniyormuş gibi görünen bir etki oluşturmaktır.
Alıştırma
The dancer appears to defy gravity during the leap, cümlesinde defy gravity ne anlama gelir?
- Yer çekimi tamamen durmuştur.
- Dansçı yokuş aşağı çekilmektedir.
- Yer çekiminin olağan aşağı yönlü çekimine direniyor gibi görünür.
Cevabı göster
Yer çekiminin olağan aşağı yönlü çekimine direniyor gibi görünür.
commissioned the palace: bir projeyi resmen sipariş etmek
Buradaki commissioned, sarayın tasarlanıp inşa edilmesini resmen sipariş etmek ve genellikle bunun masrafını karşılamak anlamına gelen resmî bir fiildir. Hükümdar projeyi yetkilendirmiştir; bu, sarayı bizzat kendisinin inşa ettiği anlamına gelmez. Yapı commission + eser veya proje biçimindedir; commission a portrait ve commission a new building buna örnektir. Commission + kişi + to-infinitive yapısı da kullanılabilir: commission an architect to design it.
Alıştırma
Bir şeyin yapılmasını resmen istemek ve finanse etmek anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: The city ____ a memorial for the central square.
Cevabı göster
commissioned
saraydan kayda değer ölçüde daha yüksek
considerably higher than the palace ifadesinde considerably, karşılaştırma biçimi olan higher sıfatını güçlendirir. Bu, noktanın yalnızca daha yüksek olduğunu değil, yükseklik farkının büyük ya da belirgin olduğunu anlatır. Bir karşılaştırmadaki farkın büyüklüğünü belirtmek için considerably + comparative + than kalıbını kullanın: considerably farther than, considerably cheaper than veya considerably more difficult than. Considerably tek başına high sözcüğünü karşılaştırma biçimine dönüştürmez; burada higher gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle yükseklik farkının büyük olduğunu açıkça söyler?
- The new library is considerably higher than the old one.
- The new library is considerably high.
- The new library is higher than the old one.
Cevabı göster
The new library is considerably higher than the old one.
Kraliyet Kanalı olarak bilinen
known as the Royal Canal ifadesi yeni kanalın adını verir. Known, channel sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; daha açık biçimi a new channel that was known as the Royal Canal olur. be known as + ad veya etiket kalıbı, insanların birine ya da bir şeye ne dediğini gösterir. Bu kısaltılmış betimleyici yan cümlede that was çıkarılmıştır: a new channel known as ...
Alıştırma
Cümleyi bir adı tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The artist was ____ the Queen of Jazz.
Cevabı göster
known as
navigate its way through: yolunu bularak ilerlemek
navigate + iyelik belirleyicisi + way + through yapısı, zor bir şeyin içinden geçecek yolu bulmak veya o yolu izlemek anlamına gelir. Its way ifadesindeki its, it öznesiyle uyumludur ve yalnızca geçme eyleminden çok izlenen yolu ve geçmek için harcanan çabayı vurgular. Burada Royal Canal, sanki kendi yolunu seçebiliyormuş gibi anlatılır. Kanal bilinçli olarak hareket etmez; kişileştirme, kanalın zorlu arazideki kıvrımlı rotasını etkin ve amaçlı gösterir. Aynı yapı, bir kişinin veya grubun karmaşık bir süreçte ilerlemesini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi navigate fiilinin geçmiş zaman biçimi ve ‘iyelik belirleyicisi + way + through’ yapısıyla tamamlayın: The robot ____ the narrow tunnel.
Cevabı göster
navigated its way through
but this was only the beginning: ama bu daha sadece başlangıçtı
but sözcüğü, tamamlanmış büyük miktardaki işten yeni bir noktaya geçiş yapar: bu iş yalnızca ilk aşamaydı. Only, tamamlanan başarıyı ileride olacaklarla karşılaştırıldığında küçük gösterir; beginning burada yalnızca gerçek anlamda bir zaman başlangıcı değildir. Bu, hikâyeyi düzenleyen bir geçiştir. Bir aşamayı kapatır, sonrakini açar ve daha sonraki olayların daha büyük veya daha zor olacağı beklentisini yaratır.
Alıştırma
İlk başarıyla ilgili bir bölümü en iyi hangi cümle bitirir ve daha büyük gelişmeler için beklenti yaratır?
- It was a major achievement, but this was only the beginning.
- It was a major achievement, and it happened at the beginning of the project.
- It was a major achievement, so the project was completely finished.
Cevabı göster
It was a major achievement, but this was only the beginning.
get around this: bir sorunu aşmak
Burada get around this, sorunla başa çıkmanın veya onu aşmanın bir yolunu bulmak demektir. This, kanaldaki su basıncının yetersizliğine gönderme yapar. Mühendisler sorunu doğrudan ortadan kaldırmadı; bu sınırlamadan kaçınan farklı bir yöntem kullandı. get around + sorun, kural veya engel yapısı genellikle başka bir yol ya da yöntem bularak bir kısıtlamayı aşmaya odaklanır.
Alıştırma
Bir internet sitesi büyük bir dosyayı kabul etmiyor. Mina da dosyayı sıkıştırıp daha küçük sürümü yüklüyor. Mina ne yaptı?
- She traveled around the website.
- She solved every problem on the website.
- She got around the upload limit.
Cevabı göster
She got around the upload limit.
equipped with buckets: bulunan ekipmanı açıklamak
equipped with buckets ifadesinde equipped, su çarkını tanımlayan bir geçmiş zaman ortacıdır. Çarkta, görevini yerine getirmesi için gereken, takılı veya yerleşik kovaların bulunduğunu anlatır. Tam biçim a water wheel that was equipped with buckets şeklindedir. that was çıkarıldığında isimden sonra kısaltılmış bir ilgi cümleciği oluşur.
Alıştırma
Sağlanmış anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rescue boat is ____ a radio and life jackets.
Cevabı göster
equipped with
Özne olarak Having all this water stored above the palace
Having all this water stored above the palace, pressurized yükleminin öznesi olan bir gerund öbeğidir. Sarayın üzerinde su depolanmış olması düzenini veya devam eden durumunu basıncın nedeni olarak sunar. having + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı nesnenin durumuna odaklanır. Burada stored, water sözcüğünün durumunu açıklar. Bu yapı having stored değildir; having stored, örtük öznenin depolama eylemini daha önce tamamladığını gösterir.
Alıştırma
Kayıtları iki yerde tutma düzeninin ekibi koruduğu anlamına gelen cümle hangisidir?
- Having stored the records in two places protected the team.
- Having the records stored in two places protected the team.
- Having the records store in two places protected the team.
Cevabı göster
Having the records stored in two places protected the team.
in times of drought: kuraklık dönemlerinde
In times of drought, “kuraklığın yaşandığı dönemlerde” anlamına gelir. Buradaki çoğul times sözcüğü bir olayın kaç kez gerçekleştiğini değil, dönemleri veya koşulları belirtir. Başka durumlara aktarılabilen in times of + isim kalıbı, genellikle bir koşulun, özellikle de bir zorluğun belirlediği dönemleri anlatır: in times of crisis veya in times of need.
Alıştırma
“Kriz dönemlerinde” anlamını vermek için cümleyi in times of + isim kalıbıyla tamamlayın: Good leaders stay calm ____.
Cevabı göster
in times of crisis
split off: ana güzergâhtan kol hâlinde ayrılmak
Split off, daha büyük bir ana güzergâhtan veya bütünden ayrılmak ya da kol hâlinde uzaklaşmak demektir. Bu cümlede su ana akıştan ayrılıp daha küçük kanallardan oluşan bir ağa giriyor. Yaygın yapı X splits off from Y şeklindedir. Split off into a network örneğinde olduğu gibi, ardından sonucu belirten bir ifade de gelebilir. Vurgu, bir şeyi yalnızca birkaç parçaya bölmekte değil, bir akışın veya küçük bir bölümün ana yapıdan kol hâlinde ayrılmasındadır.
Alıştırma
Ana güzergâhtan kol hâlinde ayrılmak anlamındaki öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: At the next junction, a narrow trail ____ from the main path.
Cevabı göster
splits off
just the right amount of water: tam olarak uygun su miktarı
Just the right amount of water ifadesinde just, yalnızca değil tam olarak anlamına gelir. İfade, miktarın amaca uygun olduğunu, yani ne fazla ne de az olduğunu belirtir. Just the right amount of yapısını water, salt veya time gibi sayılamayan bir isimden önce kullanın. Çoğul sayılabilen isimlerle just the right number of kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle tuz miktarının yalnızca yeterli değil, tam olarak ideal olduğunu en açık biçimde söyler?
- The soup has too much salt.
- The soup has enough salt.
- The soup has just the right amount of salt.
Cevabı göster
The soup has just the right amount of salt.
At the heart of: merkezi konum ve temel önem
at the heart of the palace ifadesinde at the heart of + isim kalıbı, “bir şeyin merkezinde veya en önemli bölümünde” anlamına gelir. Burada vücuttaki organı değil, sarayın içindeki fiziksel bir konumu anlatır. Bu kalıp, bir tartışmanın ana fikri veya bir ilişkide güvenin vazgeçilmez rolü gibi anlamlarda mecazi olarak da kullanılabilir. Ortadaki bir şeyin aynı zamanda temel ve vazgeçilmez olduğu imgesini verir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “merkezi ve önemli bölümde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The main library stands ____ the campus.
Cevabı göster
at the heart of
Just kidding: önceki sözü şaka olarak işaretlemek
Just kidding, I was only joking demenin kısa ve gündelik bir yoludur. Önceki söze gönderme yapar: Konuşan kişi hemen önceki ifadenin ciddi olmadığını belirtir ve dinleyiciye bunu gerçek olarak kabul etmemesini söyler. I'm just kidding ifadesinin kısaltılmış hâli olarak tek başına kullanılan bir konuşma kalıbıdır. Burada kidding, “şaka yapmak” anlamındadır; ifade, şakacı bir sözden gerçek mesaja hızlı bir geçiş sağlar.
Alıştırma
Maya şöyle diyor: “I finished the whole project in ten minutes. Just kidding—it took all afternoon.” Just kidding neyi belirtir?
- On dakikanın kesin bir süre olduğunu vurguluyor.
- Başka birinin şaka yapıp yapmadığını soruyor.
- On dakika iddiası şakaydı ve gerçek olarak kabul edilmemelidir.
Cevabı göster
On dakika iddiası şakaydı ve gerçek olarak kabul edilmemelidir.
Kaçınılan eş zamanlı eylem için without + -ing
Without + fiilin -ing biçimi, ana eylem gerçekleşirken meydana gelmesi önlenen bir eylemi anlatır. Bu cümlede, gezinme deneyimini kesintiye uğratmadan müziği kontrol edebilir veya YouTube izleyebilirsiniz. without grubunda açıkça belirtilmiş bir özne yoksa, bu grubun öznesinin genellikle ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır. Burada gezinmeyi kesintiye uğratmayan kişinin you olduğu anlaşılır. without sonrasında fiilin yalın hâlini değil, -ing biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi interrupt fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: We joined the call without ____ the speaker.
Cevabı göster
interrupting
Yazılım arayüzünde pop out
Bir yazılım arayüzünde pop out, içeriği bulunduğu sayfadan veya panelden ayırıp küçük ve bağımsız bir pencerede açmak anlamına gelir. Burada video, bir köşede görünür kalabilmesi için tarayıcı düzeninden çıkarılır. pop out, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir: pop out the video veya pop the video out denebilir. Nesne bir zamirse ortaya getirin: pop it out.
Alıştırma
İngilizce yönergeyi “videoyu ayrı bir pencereye taşımak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: ____ the video, then keep browsing.
Cevabı göster
Pop out
a thing of the past: artık sorun olmayan şey
“A thing of the past”, eskiden var olan veya sorun yaratan bir şeyin artık ortadan kalktığını, güncelliğini yitirdiğini ya da sorun olmaktan çıktığını belirtir. Geçmişten kalma somut bir nesneyi ifade etmez. X is a thing of the past kalıbı, X’i geçmiş bir döneme aitmiş gibi sunar. Bu cümlede, sekmeler arasında kaybolma sorununun ortadan kaldırıldığı güçlü bir biçimde iddia edilir.
Alıştırma
“Artık sorun değil” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: With automatic backups, losing your files is ____.
Cevabı göster
a thing of the past
lose track of what you're doing: ne yaptığını unutmak
“Lose track of”, bir şeyi takip etmeyi, hatırlamayı veya ondan haberdar olmayı sürdürememek anlamına gelir. Bu cümlede kişi, sekmeler arasında geçiş yaparken o anda yaptığı işten emin olamayabilir; track fiziksel bir yol anlamında kullanılmaz. Yapı lose track of + isim, isim öbeği veya yan cümledir. “What you’re doing”, of sözcüğünün nesnesi işlevindeki bir yan cümledir ve “o anda yaptığınız iş” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi lose track of ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several interruptions, I ____ what I was doing.
Cevabı göster
lost track of
a detailed rundown of: düzenli ve ayrıntılı bir açıklama
Burada a rundown, temel bilgilerin açık ve düzenli bir şekilde anlatılmasıdır. A detailed rundown of what's in the image, görüntünün içeriğinin oldukça ayrıntılı biçimde açıklanması anlamına gelir; görüntünün kötü durumda olduğunu söylemez. Bu sayılabilen isim genellikle a rundown of + konu kalıbında kullanılır. Detailed açıklamaya derinlik katar, ancak rundown yine de eksiksiz bir teknik analizden çok kolay anlaşılır bir genel bakış sunar.
Alıştırma
Bu cümlede “a detailed rundown of what's in the image” ne anlama geliyor?
- Görüntüyü indirme talimatları
- Görüntünün fiziksel olarak nasıl yıprandığının açıklaması
- Görüntünün içeriğine ilişkin kapsamlı ama kısa bir açıklama
Cevabı göster
Görüntünün içeriğine ilişkin kapsamlı ama kısa bir açıklama
look and feel: genel tasarım deneyimi
Look and feel, bir ürünün veya alanın genel görsel tarzını ve insanlar onunla etkileşime girdiğinde oluşan deneyimi anlatan kalıplaşmış bir isim ifadesidir. Bu cümlede temalar hem Opera'nın görünümünü hem de arayüzü kullanırken verdiği hissi değiştirebilir. Sözcükleri tek bir tasarım kavramı olarak düşünün. Look renkler, yazı tipleri ve yerleşim gibi görsel seçimlere; feel ise atmosfer, tepki hızı ve kullanım kolaylığı gibi özelliklere işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi ‘genel görünüm ve kullanıcı deneyimi’ anlamına gelen kalıplaşmış tasarım ifadesiyle tamamlayın: The new colours and spacing give the app a cleaner ____.
Cevabı göster
look and feel
in order for + isim + to + fiil: amaç eylemi için farklı bir özne belirtmek
in order for + isim öbeği + to + fiil yapısı bir amaç belirtir ve amaç eylemini yapan kişi ya da şeyi for sözcüğünden sonra gösterir. Burada zamanı gösteren merkezdeki çeşmedir; ana cümledeki eylemi ise mühendisler yapar. Amaç eyleminin mantıksal öznesi ana cümlenin öznesinden farklı olduğunda bu yapıyı kullanın. Bu ifade, ana cümledeki eylemin mümkün kılmayı amaçladığı sonucu tanıtır.
Alıştırma
Amaç eylemini teknisyenin değil alarmın yaptığını doğru biçimde gösteren cümleyi seçin.
- In order to the alarm warn everyone, the technician tested it twice.
- In order for the alarm to warn everyone, the technician tested it twice.
- In order to warn everyone, the technician tested the alarm twice.
Cevabı göster
In order for the alarm to warn everyone, the technician tested it twice.
came up with: bir tasarım veya çözüm düşünmek
Came up with, come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir fikir, plan, cevap veya çözüm düşünmek ya da üretmek anlamına gelir. Burada mühendislerin bir tasarım düşünüp geliştirdiğini anlatır; fiziksel bir hareketi ifade etmez. Come up with ifadesini üç sözcüklü tek bir birim olarak düşünün. Zamana göre yalnızca come değişir: come up with, came up with. Fikir veya çözüm with sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
“Düşündü veya buldu” anlamındaki üç sözcüklü deyimsel fiilin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: During the meeting, Ana ____ a practical solution.
Cevabı göster
came up with
at a slow and constant rate: yavaş ve sabit bir hızla
at a + sıfat(lar) + rate kalıbı, bir sürecin ne kadar hızlı ya da ne kadar düzenli gerçekleştiğini anlatır. Burada at a slow and constant rate, borunun hazneyi nasıl doldurduğunu açıklar. slow hızın düşük olduğunu, constant ise zaman içinde değişmediğini belirtir. Bu nedenle rate burada fiyat veya puan değil, bir sürecin hızı anlamındadır.
Alıştırma
Hızlı değil ve değişmeyen anlamındaki sıfatları kullanarak cümleyi at a ... rate kalıbıyla tamamlayın: The pump moved the water ____ all morning.
Cevabı göster
at a slow and constant rate
causing ... ile -ing yan cümlesinde sonuç anlatma
causing ile başlayan -ing yan cümlesi, önceki eylemin sonucunu verir: haznenin dolması su seviyesinin yükselmesine, ardından da aslanları harekete geçirmesine yol açar. Causing bir present participle biçimidir; would fill ile aynı düzeyde başka bir çekimli fiil değildir. cause + isim + to-infinitive yapısında the water level, cause fiilinden sonra gelen isimdir ve hem rise hem de activate fiillerinin anlamca öznesidir. One by one, aslanların sırayla etkinleştiğini gösterir.
Alıştırma
-ing yan cümlesiyle doğru biçimde sonuç ekleyen tamamlamayı seçin: The storm blocked the road, ____.
- cause traffic to build up
- causing traffic to build up
- caused traffic to build up
Cevabı göster
causing traffic to build up
İki so cümlesinin tek bir that sonucunu paylaşması
Cümle, so + niteleyici içeren iki koşulu yan yana bağlar: the holes were so precisely calculated ve the water supply was so constant. İki koşul birlikte that ile başlayan tek bir sonuca zemin hazırlar; bu that yan cümlesi water supply ifadesini niteleyen bir ilgi cümlesi değildir. Sonuç cümlesindeki it, su seviyesinin bir sonraki deliğe ulaşma sürecini ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp [so içeren koşul 1] and [so içeren koşul 2] that [sonuç] şeklindedir. Tek bir that, birden fazla eş değer koşulun ortak sonucunu başlatabilir.
Alıştırma
Ortak sonucu başlatan kelimeyle cümleyi tamamlayın: The room was so quiet and the speaker was so clear ____ everyone heard every detail.
Cevabı göster
that
Benzer değişimleri anlatan As..., so did... yapısı
Baştaki as yan cümlesi bir süreci sunar: kasedeki su yükselmeye başladı. So did the water in the siphon, sifondaki suyun da yükselmeye başladığı anlamına gelir. Buradaki so bir sonucu değil, aynı yöndeki değişimi gösterir. so sonrasında yardımcı fiil–özne devrikliği kullanılır: so + did + özne. Did, tekrar edilen geçmiş zamanlı started to rise fiil grubunun yerini alır. Yardımcı fiil, ilk fiile ve zamana uygun olmalıdır: So does..., So did..., So has... veya So can....
Alıştırma
grew warmer ifadesini tekrarlamayan iki kelimelik devrik yapıyla cümleyi tamamlayın: As the afternoon grew warmer, ____ the water in the tank.
Cevabı göster
so did
In a matter of seconds: hızı vurgulamak
Burada in a matter of seconds, “yalnızca birkaç saniye sonra” veya “çok kısa bir süre içinde” demektir. Boşaltma başlayınca kâsenin çok hızlı biçimde tamamen boşaldığını vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp in a matter of + zaman dilimi şeklindedir: in a matter of minutes, hours veya days. Burada matter sabit ifadenin bir parçasıdır; “konu” veya “fiziksel madde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca çok kısa bir süre sonra” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The emergency pump emptied the room ____.
Cevabı göster
in a matter of seconds
Engineering marvel: olağanüstü tasarımı övmek
Engineering marvel, tasarımı veya inşası olağanüstü derecede zekice ya da zor olduğu için hayranlık uyandıran bir yapı, makine veya sistemdir. Marvel, “şaşırtıcı bir şey” anlamına gelen bir isimdir; engineering ise bunun ne tür bir başarı olduğunu gösterir. Altyazıdaki another engineering marvel, termal hamamları bir başka dikkat çekici mühendislik başarısı olarak tanımlar. Bu ifade, yalnızca impressive demekten daha güçlü ve daha özeldir.
Alıştırma
Hangi cümle, inşa etme eylemine veya zorluğuna değil, tamamlanmış köprünün kendisine hayranlık uyandıran bir nesne olarak odaklanır?
- Building the bridge is an engineering challenge.
- Building the bridge was an engineering feat.
- The bridge is an engineering marvel.
Cevabı göster
The bridge is an engineering marvel.
krallar ve diplomatlar ... anlaşmalar yapar: diplomatik alan olarak hamamlar
Hamamlar yalnızca yıkanma veya dinlenme yerleri değildi; yöneticilere ve diplomatlara siyasi konuşmalar için rahat bir ortam da sunuyordu. Bu nedenle kraliyet eğlence alanları, sosyal ve diplomatik buluşma yerleri olarak da işlev görebiliyordu. Bu bağlamda make deals, müzakere ederek siyasi veya stratejik anlaşmalara varmak demektir. Hamamda mal satmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede make deals ne anlama gelir?
- Ziyaretçilere mal satmak
- Hamamları misafirler için hazırlamak
- Müzakere ederek anlaşmalara varmak
Cevabı göster
Müzakere ederek anlaşmalara varmak
cold plunge pool: kısa süreli soğuk suya girme havuzu
Cold plunge pool, insanların genellikle sıcakta kaldıktan, egzersiz yaptıktan veya saunadan çıktıktan sonra kısa süreliğine girdiği çok soğuk suyla dolu küçük bir havuzdur. Burada plunge, vücudu suya sokmayı ifade eder; tüm ifade bir tesisin adıdır ve su sıcaklığının aniden düşmesi anlamına gelmez. Normal yüzme için değil, kısa süreli suya girme amacıyla tasarlanmıştır.
Alıştırma
Hangi açıklama cold plunge pool ifadesine uyar?
- Kısa süreliğine girmek için çok soğuk suyla dolu küçük bir havuz
- Uzun mesafe yüzmek için kullanılan standart bir havuz
- Su sıcaklığı aniden düşen bir havuz
Cevabı göster
Kısa süreliğine girmek için çok soğuk suyla dolu küçük bir havuz
that was heated by burning wood: yöntemi belirten by + -ing
that was heated by burning wood ilgi cümleciği, bakır kazanı açıklar. Edilgen was heated yapısında ısıtma eyleminden etkilenen şey kazandır. Burada by burning wood, kazanın hangi yöntemle ısıtıldığını açıklar: kazan, odun yakma eylemi gerçekleştirilerek ısıtılmıştır. by sözcüğünden sonra gelen burning bir gerund biçimidir; bu nedenle ifade yalnızca “zaten yanmakta olan odun” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle ısıtma yöntemini açıklamak için by + -ing kullanır?
- The greenhouse was heated by burning dry branches.
- The greenhouse was heated by the gardener.
- The gardener heated the greenhouse every morning.
Cevabı göster
The greenhouse was heated by burning dry branches.
To provide underfloor heating: cümle başında amaç bildiren öbek
To provide underfloor heating, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Cümlenin başında yer alarak buharın kanallardan neden geçirildiğini açıklar. Bu bilgi sıralaması süreç açıklamalarında yaygındır: önce to + fiilin yalın biçimiyle amaç belirtilir, ardından ana cümlede bu amaca ulaşmak için yapılan eylem açıklanır. Buradaki to, “-mek için” anlamındadır; bir yere doğru hareket göstermez.
Alıştırma
provide shade sözcüklerini cümle başında amaç bildiren bir öbek olarak kullanın: ____, the park planted a row of trees.
Cevabı göster
To provide shade
filling the room with water vapor: sonucu belirten -ing yan cümleciği
Burada filling the room with water vapor, önceki eylemin sonucunu ekleyen bir -ing yan cümleciğidir: buhar havalandırma deliklerinden çıkar ve bunun sonucunda su buharı odanın her yanına yayılır. Filling sözcüğünün örtük öznesi room değil, steam sözcüğüdür. Filling, would travel ve exit ile yan yana gelen başka bir çekimli fiil değildir; cümlenin süreçten sonuca akıcı biçimde geçmesini sağlar.
Alıştırma
Cümlede “filling the room with water vapor” ne işe yarar?
- Odanın yaptığı ayrı bir eylemi anlatmaya başlar.
- Buharın havalandırma deliklerinden çıkmasının sonucunu verir.
- Sütunların nerede yapıldığını açıklar.
Cevabı göster
Buharın havalandırma deliklerinden çıkmasının sonucunu verir.
that could be opened and closed to control...: edilgen çalıştırılabilirlik ve amaç
That ile başlayan ilgi yan cümleciği star-shaped windows ifadesini açıklar. That, önceki windows sözcüğünü gösterir. Could be opened and closed, could + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kiplik edilgen yapıyı kullanır. İnsanların pencereleri açıp kapatabildiği anlamına gelir; işlem yapılan nesneler pencerelerdir. To control the level of steam mastarı, pencereleri açıp kapatmanın amacını belirtir. Bu kalıp bir özelliği, onun nasıl çalıştırılabildiğini ve neden kullanıldığını anlatmak için yararlıdır.
Alıştırma
Bir kişinin belirli bir amaçla çalıştırabileceği özelliği doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The cabinet has shelves that raised and lowered to fit taller items.
- The cabinet has shelves that can be raised and lowered to fit taller items.
- The cabinet has shelves that can raise and lower to fit taller items.
Cevabı göster
The cabinet has shelves that can be raised and lowered to fit taller items.
another benefit, cooling: ek bir etkiyi duyurup adlandırmak
another benefit ifadesi, konuşanın daha önce ele alınan etkiye yeni ve olumlu bir etki eklediğini bildirir. Dinleyicinin dikkatini suyun önceki işlevinden ek bir noktaya yönlendirir. Virgülden sonra gelen cooling, bu faydanın ne olduğunu açıklar. Burada another benefit ile açıklayıcı eş görevde kullanılan, isim işlevli bir -ing biçimidir; ayrı ve tam bir cümle değildir.
Alıştırma
"The trees provide shade. They have another benefit, privacy," İngilizce cümlesinde virgülden sonraki privacy ne işe yarar?
- Ağaçların neden dikildiğini açıklar.
- Az önce bildirilen ek faydanın ne olduğunu açıklar.
- Bir eylem hakkında ayrı ve tam bir cümle başlatır.
Cevabı göster
Az önce bildirilen ek faydanın ne olduğunu açıklar.
cooling ... and making ...: iki sonucu paralel bağlamak
cooling ... ve making ... biçimindeki iki -ing öbeği and ile bağlanır ve paralel işlev görür. İkisi de suyun buharlaşmasının sonuçlarını verir: buharlaşma yakındaki havayı serinletmiş ve sarayı rahat hâle getirmiştir. cooling the air surrounding the palace içinde surrounding the palace, air sözcüğünü niteler. making it a very comfortable place to be içinde it, air sözcüğüne değil palace sözcüğüne gönderme yapar.
Alıştırma
İki paralel sonucu tamamlamak için cool ve make fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: The water evaporated, ____ the greenhouse and ____ it more comfortable for the workers.
Cevabı göster
cooling · making
that didn't require X, Y, or Z: tüm ögeleri gereksiz kılmak
That didn't require... ilgi cümleciği a special device ifadesini niteler. Cihazın listelenen üç güç kaynağı olmadan çalışabildiği temel özelliğini ekler. Fiil olumsuz olduğu için or ile bağlanan ögelerin hepsi olumsuzluğun kapsamındadır. Anlam, cihazın üçünden birine ihtiyaç duyduğu değil; su çarkına, hayvana ve harici güce hiç ihtiyaç duymadığıdır.
Alıştırma
Teknik açıklamayı tamamlamak için that ve require fiilinin kısaltılmış geçmiş zaman olumsuz biçimini kullanın: The prototype was a simple pump ____ fuel, electricity, or batteries.
Cevabı göster
that didn't require
Açıklamaya geçiş ifadesi olarak Here's how it worked
Here's how... bir geçiş işaretidir. Dinleyiciye sıradaki bölümün bir yöntemi veya mekanizmayı açıklayacağını bildirir. Bir cihazın ne yaptığını söyledikten sonra anlatımı sonuçtan adımlara taşır. How it worked, Here's ifadesinden sonra gelen gömülü bir how cümleciğidir. Cümlenin tamamı soru sormak yerine bir açıklama başlattığı için it worked biçimindeki düz cümle sırasını kullanır.
Alıştırma
Eski bir makinenin sorunu çözdüğünü söylediniz ve şimdi adımlarını açıklamak üzeresiniz. En açık geçiş ifadesi hangisidir?
- How did it work?
- Here's how it worked.
- Here's how did it work.
Cevabı göster
Here's how it worked.
a whirlpool would form: geçmişteki tipik bir sonuç
Bu açıklamada would form, geçmişteki bir mekanizmanın düzenli sonucunu anlatır: su borudan aşağı her ilerlediğinde bir girdap oluşurdu. Would, bu etkiyi tek seferlik bir tahmin olarak değil, makinenin normal çalışma biçimi olarak sunar. Would'un bu kullanımı, geçmişte tekrarlanan işleyişleri yeniden anlatırken veya açıklarken yaygındır. Koşul çevrede anlatılan süreçten anlaşılır; dolayısıyla eksik bir if cümleciği yoktur.
Alıştırma
Geçmişteki mekanizmanın açıklamasında a whirlpool would form ne anlama gelir?
- Girdap yalnızca hayal edilmişti ve mekanizmanın hiçbir zaman parçası değildi.
- Girdap gelecekte bir zamanda oluşacak.
- Su borudan aşağı her ilerlediğinde genellikle bir girdap oluşurdu.
Cevabı göster
Su borudan aşağı her ilerlediğinde genellikle bir girdap oluşurdu.
Sucking air downwards...: sonuç bildiren bir -ing cümleciği
Virgülden sonraki sucking ifadesi, düşük basınçlı alanın oluşmasının hemen ortaya çıkan sonucunu veren bir şimdiki zaman ortaç cümleciğidir. Anlaşılan öznesi a low-pressure area ifadesidir: alan, havanın aşağıya ve alt kaptaki bölüme çekilmesine neden olur. Downwards ile into the container below birlikte tek bir hareket yolunu anlatır. Birbirinden ayrı iki olay sunmazlar.
Alıştırma
Bu cümlede -ing cümleciğinin görevi nedir: A pressure drop formed, pulling air through the vent?
- Birbiriyle ilgisiz iki hareketi sıralar.
- Basınç düşüşünün neden olduğu hemen sonucu gösterir.
- Havanın basınç düşüşünü oluşturduğunu söyler.
Cevabı göster
Basınç düşüşünün neden olduğu hemen sonucu gösterir.
under normal circumstances: olağan durumu temel ölçüt olarak belirlemek
Bu cümlede under normal circumstances, olağan koşullar geçerliyken ve sıra dışı bir etken araya girmezken anlamına gelir. İfade önce beklenen ölçütü kurar: Bir boruda aşağı doğru hareket eden su, normalde diğer borudaki suyu aynı miktarda yükseltir. Çoğul circumstances ismi fiziksel bir yeri değil, ilgili koşulların birleşimini anlatır. Bu ifade çoğu zaman bir istisnaya veya gerçek sonucun neden farklı olduğuna ilişkin açıklamaya hazırlık yapar.
Alıştırma
Hangi cümle under normal circumstances ifadesiyle önce olağan durumu belirleyip ardından bir istisna sunuyor?
- Under normal circumstances, the library closes at six, but it will stay open late tonight.
- Under no circumstances should you touch that wire.
- Under the circumstances, we decided to cancel today's picnic.
Cevabı göster
Under normal circumstances, the library closes at six, but it will stay open late tonight.
was able to raise water: elde edilmiş bir sonucu bildirmek
Was able to + fiil, bir kişinin veya şeyin geçmişteki belirli bir durumda eylemi gerçekten başarıyla yaptığını anlatır. Burada ölçülmüş bir sonucu bildirir: cihaz suyu gerçekten yükseltmiştir. Önemli olan yalnızca bir beceri veya teorik kapasite değil, elde edilmiş bir sonuç olduğunda bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi yalnızca genel beceriyi değil, geçmişteki belirli bir başarıyı gösteren ifadeyle tamamlayın: After three attempts, the small pump ____ lift the water into the tank.
Cevabı göster
was able to
By passing ...: By + -ing ile yöntem belirtmek
By passing a constant flow of water through the whirlpool, yöntemi belirten bir ifadedir. By + -ing kalıbı Nasıl? sorusunu yanıtlar; ana cümle ise sonucu söyler: Cihaz suyu yükseltebilmiştir. passing eyleminin örtük yapanı ana cümlenin öznesi olan this device ifadesidir. Bu kalıp cümlenin başında olduğunda, eylemin yanlış isme aitmiş gibi görünmemesi için yapan kişi veya şey açık olmalıdır.
Alıştırma
By + -ing yöntem ifadesini open fiiliyle tamamlayın: ____ the valve slowly, the engineer reduced the pressure.
Cevabı göster
By opening
it's all thanks to the incredible engineers: büyük payı mühendislere vermek
It's all thanks to + isim, olumlu bir sonucun başlıca payını o kişiye veya nedene verir. All bu atfı güçlendirir: mühendisler, sistemlerin hâlâ çalışmasının belirleyici nedeni olarak sunulur. Burada it, az önce sözü edilen sonucun tamamını anlatır. Cümle mühendisleri över; onlara doğrudan teşekkür eden bir mesaj değildir.
Alıştırma
Cümleyi olumlu bir sonucun tüm payını bir tarafa veren ifadeyle tamamlayın: The community garden is thriving, and ____ the volunteers who care for it every week.
Cevabı göster
it's all thanks to
All you need to do is + fiilin yalın hâli
All you need to do is + fiilin yalın hâli yapısı, ardından gelen eylemi bir sonuca ulaşmak için gereken basit koşul olarak sunar. Bu cümlede yönerge sign up ile başlar; and ile başka eylemler de eklenebilir. Bu nedenle all, her zaman yalnızca bir eylemin geleceği anlamına gelmez. Bu yapıda is sonrasındaki fiil genellikle to almadan yalın hâlde kullanılır: is sign up. Bu, all ... do is yapısının bir özelliğidir; is sözcüğünden sonra her zaman fiilin yalın hâlinin geldiği genel bir kural değildir.
Alıştırma
Eylemi gereken tek basit koşul olarak sunan yapıyla cümleyi tamamlayın: "____ click the green button."
Cevabı göster
All you need to do is