Zindan efendisinin bilmecesi - Alex Rosenthal: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
708 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bir büyücü, hareketsiz kalan üç maceracı arasındaki din görevlisini belirlemek zorundadır. Doğru ve yalan cevaplar ile dışlayıcı VEYA koşulları sınandığında, doğruyu söyleyen Agan’ın din görevlisi olduğu sonucuna ulaşılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Judging by the trail of destruction, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir çıkarıma, onu destekleyen görünür kanıtı belirterek başlamayı öğrenin. Bu kalıp, sonucu baştan kesin bir bilgi gibi sunmak yerine gözlemlenen ipuçlarından hareketle vardığınızı açıkça göstermenizi sağlar. 2. "Either Agan drank a lying potion or I am not a cleric." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: either A or B yapısının iki önermeyi nasıl bağladığını ve bu bağlamda yalnızca birinin doğru olması gerektiğini anlayın. Böylece mantık sorularındaki seçenekleri izleyebilir ve her birinin doğruluk koşullarını değerlendirebilirsiniz. 3. electronic logic gates — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bilgisayarlarda Boole işlemlerini gerçekleştiren donanım bileşenlerini tanıyın. Bu bağlantı, bilmecedeki doğru-yanlış tablosunun fantastik anlatının ötesinde birler ve sıfırlarla yapılan hesaplamayla ilişkisini açıklar.

Bu derste

It's a Monday, which means yet another party of adventurers has broken into your lair, Notlar

0:06

Bugün günlerden Pazartesi, yani yine bir maceracı grubu ininize sızmış durumda,

Kelime

yet another: aynı türden bir tane daha

Yet another, “aynı türden bir tane daha” anlamına gelir ve benzer kişilerin ya da olayların daha önce de ortaya çıktığını özellikle vurgular. Burada maceracıların gelişi tekrarlanan bir sıkıntı gibi sunulur ve yorgun, komik bir “yine mi?” havası oluşur. Yaygın yapı yet another + tekil sayılabilen isim şeklindedir; yet another delay buna bir örnektir. Tutum bağlama göre değişir: ifade tekrarı vurgular, ancak her zaman rahatsızlık belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “aynı türden bir tane daha” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After three delays, we faced ____ delay.

Cevabı göster

yet another

Kültür

party of adventurers: fantastik bir maceracı ekibi

Fantastik hikâyelerde ve rol yapma oyunlarında party, birlikte yolculuk eden, keşfe çıkan ve tehlikelerle yüzleşen küçük bir karakter ekibi anlamına gelebilir. Bu nedenle party of adventurers, bir kutlama değil, “maceracılardan oluşan bir ekip” demektir. Bu özel anlam çevredeki fantastik bağlam sayesinde ortaya çıkar: maceracılar grup hâlinde hareket eder ve bir ine girer. Günlük bağlamlarda party daha çok sosyal bir etkinlik ya da siyasi parti anlamına gelir.

Alıştırma

Fantastik bir rol yapma oyununda “a party of adventurers” genellikle ne anlama gelir?

  1. Maceracılar tarafından yönetilen siyasi bir kuruluş
  2. Birlikte yolculuk edip zorluklarla yüzleşen bir karakter ekibi
  3. Maceracılar tarafından düzenlenen sosyal bir kutlama
Cevabı göster

Birlikte yolculuk edip zorluklarla yüzleşen bir karakter ekibi

Öbek fiiller

break into: Bir yere izinsiz girmek

has broken into your lair ifadesinde broken into, break into fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. break into + yer, bir yere izinsiz girmek anlamına gelir ve çoğu zaman zor kullanmayı ya da bir kilidi veya güvenlik önlemini aşmayı ima eder. Bu ifade izinsiz girişi vurgular. Birinin gerçekten bir nesneyi kırdığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi break into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last night, a thief ____ the locked shop through a back window.

Cevabı göster

broke into

here to slay your minions and steal your treasures. Notlar

0:12

hizmetkarlarınızı öldürmek ve hazinelerinizi çalmak için.

Dilbilgisi

here to + fiil: Ziyaret amacını belirtmek

be here to + fiilin yalın hâli yapısında to, bulunulan yere gelme veya orada bulunma amacını açıklar. Here to slay, maceracıların orada bulunma amacının yardımcıları öldürmek olduğunu gösterir; here yalnızca konumu bildirmez. to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır. Başka bir fiil and ile bağlandığında here to slay ... and steal ... örneğindeki gibi tek bir to iki fiili de kapsayabilir.

Alıştırma

Konuşanın neden geldiğini belirtmek için cümleyi here to ve repair fiiliyle tamamlayın: I'm ____ your bicycle.

Cevabı göster

here to repair

Kelime

slay your minions: fantastik hikâyelerde dramatik dil

Bu cümlede slay your minions, sana hizmet eden alt düzey yandaşları öldürmek veya yok etmek anlamına gelir. Slay, sıradan kill fiilinden daha destansı, eski zamanlara ait veya dramatik duyulur. Minions ise güçlü bir kişiye, çoğu zaman bir kötü karaktere itaat eden alt düzey takipçileri düşündürür. Bu sözcükler birlikte bir fantastik macera veya oyun anlatımının havasını oluşturur. Gerçek hayatta birinin yardımcılarını yenmeyi tarafsız biçimde anlatan bir ifade değildir.

Alıştırma

Slay your minions hangi durumda doğal duyulur?

  1. Bir yönetici ofis yardımcılarına tarafsız talimatlar veriyor.
  2. Bir şövalye fantastik bir savaşta cadının hizmetkârlarını yenmesini anlatıyor.
  3. Bir çocuk arkadaşlarından okul projesine katılmalarını istiyor.
Cevabı göster

Bir şövalye fantastik bir savaşta cadının hizmetkârlarını yenmesini anlatıyor.

Judging by the trail of destruction, Kalıp ifadeler

0:15

Geride bıraktıkları yıkım izlerine bakılırsa,

Kalıp ifadeler

Judging by ...: çıkarımın dayanağını belirtmek

Judging by + isim öbeği, bir çıkarımda kullanılan kanıtı tanıtır. Burada kanıt the trail of destruction ifadesidir; judging, bir görüş oluşturmak anlamına gelir, birini mahkemede yargılamak anlamına gelmez. İfade normalde sonucu belirten tam bir yan cümleden önce gelir: Judging by the trail of destruction, ... Sonucun doğrudan doğrulanmış bir gerçek değil, gerekçeli bir çıkarım olduğunu gösterir.

Alıştırma

Görünür kanıtı tanıtmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the muddy shoes, the children must have been playing outside.

Cevabı göster

Judging by

you're up against a fighter, Notlar

0:17

bir savaşçı,

a rogue, and a cleric.

0:19

bir düzenbaz ve bir rahiple karşı karşıyasınız.

Öbek fiiller

you're up against: bir rakip veya zorlukla karşı karşıya olmak

Be up against someone or something, bir rakiple veya zor bir durumla karşı karşıya olmak anlamına gelir. Burada you're up against, dinleyenin yüzleşmesi gereken üç karakteri tanıtıyor. Be up against ifadesini bir bütün olarak düşün. be, özneye ve zamana göre I'm up against, we're up against veya they were up against biçiminde değişir. Buradaki up fiziksel olarak yukarıda olmayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi be up against ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: Our team ____ the strongest team in the league.

Cevabı göster

is up against

Kültür

a fighter, a rogue, and a cleric: RPG karakter sınıfları

Rol yapma oyunlarında fighter, rogue ve cleric birer karakter sınıfıdır; yani karakterlere farklı beceriler ve grup içinde farklı görevler veren oyun kategorileridir. fighter genellikle doğrudan dövüşe odaklanır, rogue gizlilik kullanıp kilitler veya tuzaklarla ilgilenir, cleric ise iyileştirme ya da koruma dahil olmak üzere ilahi büyüler kullanır. Kesin yetenekler oyundan oyuna değişir. Bu cümlede sözcükleri yalnızca gerçek hayattaki bir dövüşçü, dürüst olmayan biri ve bir din görevlisi olarak değil, fantastik oyun rolleri olarak anlayın.

Alıştırma

fighter, rogue ve cleric sözcüklerinin RPG'lerdeki genel anlamlarına en uygun açıklama hangisidir?

  1. fighter doğrudan dövüşü üstlenir, rogue gizlilik kullanıp tuzaklarla ilgilenir ve cleric ilahi veya iyileştirme büyüsü kullanır.
  2. Üç sözcük de oyun rollerini değil, gerçek dünyadaki değişmez meslekleri anlatır.
  3. fighter iyileştirmeye odaklanır, rogue ağır zırh konusunda uzmanlaşır ve cleric kilit açar.
Cevabı göster

fighter doğrudan dövüşü üstlenir, rogue gizlilik kullanıp tuzaklarla ilgilenir ve cleric ilahi veya iyileştirme büyüsü kullanır.

The first two won't be a problem for a powerful necromancer like you, Notlar

0:21

İlk ikisi sizin gibi güçlü bir ölüçağıran için sorun olmaz,

Kalıp ifadeler

won't be a problem for ...: bir şeyin biri için kolay olduğunu söylemek

X won't be a problem for Y, Y'nin X'le kolayca başa çıkabileceğini ya da X'in Y için ciddi bir zorluk yaratmayacağını anlatır. X değerlendirilen görev, kişi ya da durumdur; for'dan sonraki Y ise onunla ilgilenecek kişi veya gruptur. Bu cümlede konuşan kişi, ilk ikisinin güçlü bir nekromansır tarafından kolayca halledilebileceğini düşünüyor. Bu kalıp birini rahatlatmak veya yeteneğini güvenle değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi won't be a problem for ile tamamlayın: With her map and compass, the forest trail ____ Ava.

Cevabı göster

won't be a problem for

Kültür

necromancer: ölülerle bağlantılı büyü kullanan kişi

Necromancer; ölüler, ölmüş kişilerin ruhları veya yaşayan ölü varlıklarla bağlantılı bir büyü kullanıcısıdır. Fantastik hikâyelerde ruhları çağırabilir ya da ölüleri diriltip kontrol edebilir. Bu kelime belirli bir büyü kullanıcısı türünü anlatır; herhangi bir magician veya wizard için kullanılmaz. Buradaki powerful necromancer ifadesi, hitap edilen kişinin ölümle bağlantılı büyülere sahip olduğunu ve ilk ikisiyle kolayca başa çıkmasının beklendiğini gösterir.

Alıştırma

Fantastik bir hikâyede hangi açıklama necromancer kelimesine en uygun düşer?

  1. Yalnızca bitki ve ilaç kullanan bir şifacı
  2. Güçleri ölüler veya yaşayan ölülerle ilgili olan bir büyü kullanıcısı
  3. İnsanları kart numaralarıyla eğlendiren bir gösterici
Cevabı göster

Güçleri ölüler veya yaşayan ölülerle ilgili olan bir büyü kullanıcısı

but the cleric's spells are trouble. Kalıp ifadeler

0:26

ancak rahibin büyüleri başa beladır.

Kalıp ifadeler

X is/are trouble: sorun veya tehlike kaynağı

X is/are trouble kalıbında trouble, X'in sorun veya tehlike kaynağı olduğunu belirtir. Burada rahibin büyülerinin tehdit oluşturduğu ya da başa çıkılması zor olduğu söyleniyor; büyülerin kendilerinin kaygı duyduğu anlatılmıyor. Bu kalıp kısa ve doğrudan bir risk değerlendirmesi yapar. Değerlendirilen şeyi is ya da are'dan önce getirip trouble ile sorun çıkarma ihtimali olduğunu belirtirsin.

Alıştırma

Hangi cümle gevşek kablonun kendisinin bir tehlike kaynağı olduğunu söyler?

  1. That loose wire is trouble.
  2. That loose wire is in trouble.
  3. That loose wire has trouble working.
Cevabı göster

That loose wire is trouble.

If they can cast even one on you, Kelime

0:29

Size sadece bir tane bile büyü yapabilseler,

Kelime

cast even one on you: bir hedefe tek bir büyü bile yapmak

Büyü bağlamında cast a spell, bir büyü yapmak ya da büyüyü etkinleştirmek anlamına gelir. cast one on you ifadesinde one, daha önce sözü edilen spell'in yerini alır; on you ise büyüden etkilenen kişiyi gösterir. Burada cast fiziksel bir nesneyi fırlatmak anlamına gelmez. Even one mümkün olan en küçük sayıyı vurgular: konuşulan tehlikeyi yaratmak için tek bir büyü bile yeterlidir.

Alıştırma

Hangi cümle cast a spell on someone büyü kalıbını doğru kullanır?

  1. The wizard cast a shield spell on Mina.
  2. The wizard threw a shield spell at Mina.
  3. The wizard cast Mina on a shield spell.
Cevabı göster

The wizard cast a shield spell on Mina.

you're a goner. Deyimler

0:31

işiniz biter.

Deyimler

You're a goner: birinin işinin bittiğini söyleyen gayriresmî bir uyarı

You're a goner, durumunun umutsuz göründüğünü söyleyen, gayriresmî ve gerçek anlamı dışında kullanılan bir ifadedir: büyük olasılıkla kaybedecek, yakalanacak, ağır yaralanacak ya da başka bir şekilde işin bitecektir. Burada kısa ve dramatik bir tehdit oluşturur. A goner, kurtarılması artık mümkün görünmeyen bir kişi, hayvan veya nesne olabilir. Sadece “gitmiş biri” demek değildir; kötü sonucun tam olarak ne olduğu bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Burada “it's a goner” ne anlama geliyor? If my phone falls into the pool, it's a goner.

  1. Telefon tamamen şarj oldu.
  2. Telefon büyük olasılıkla artık kurtarılamayacak.
  3. Telefon başka bir yere gitti.
Cevabı göster

Telefon büyük olasılıkla artık kurtarılamayacak.

Which is why it's lucky that the party has fallen prey to one of your traps. Notlar

0:32

İşte bu yüzden grubun tuzaklarınızdan birine düşmesi büyük bir şans.

Anlatım akışı

Which is why: nedeni sonuca bağlamak

Which is why, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar ve ardından gelen bilgiyi bunun sonucu veya açıklaması olarak sunar. Bu cümlede which tek bir ismi göstermez; önceki durumu özetler ve it's lucky that... bu durumdan çıkarılan sonuçtur. Bu yapı bilgiyi önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler: [önceki durum], which is why [sonuç]. Konuşmada yeni bir cümlenin başında kullanılan Which is why... da nedenini hâlâ önceki cümleden alır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki neden-sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The roads are icy, ____ the buses are delayed.

Cevabı göster

which is why

Deyimler

has fallen prey to: bir tehdidin kurbanı olmak

Fall prey to, zararlı ya da aldatıcı bir şeyin “kurbanı olmak” demektir. Yakalanan av imgesine dayanır; ancak tuzaklar, dolandırıcılıklar, hastalıklar, baskı ve diğer zararlı güçler için de kullanılabilir. Burada has fallen prey to, grubun tuzaklardan birinin kurbanı olduğunu ve bu sonucun şu anki durum açısından hâlâ önemli olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef deyimin present perfect biçimiyle tamamlayın: The team ____ a clever trap.

Cevabı göster

has fallen prey to

In order to enter your inner sanctum, Notlar

0:37

İç mabedinize girebilmek için,

Dilbilgisi

In order to + fiilin yalın hâli: amaç belirtmek

In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir ve “bir şeyi yapmak amacıyla” anlamına gelir. Burada in order to enter, içteki kutsal alana girmenin hedef olduğunu gösterir. Amaç bildiren to yapısının daha uzun ve daha açık bir alternatifidir. Bu ifadede order, “sıra” ya da “düzenleme” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren hedef ifadeyle tamamlayın: We left early ____ catch the first train.

Cevabı göster

in order to

Kültür

inner sanctum: özel ve korunan merkez

Inner sanctum, bir yerin en özel ve en iyi korunan kısmıdır. Burada your inner sanctum, yalnızca dinî amaçla kullanılan bir oda değil, sığınağın merkezindeki gizli odayı ifade eder. Bu ifade, hedefin gizli olduğunu ve dışarıdan gelenlerin oraya girmesinin zor olduğunu hissettirir. Mecazen özel bir alanı veya yalnızca seçilmiş kişilerin bulunduğu kapalı bir grubu da anlatabilir.

Alıştırma

Fantastik bir kalede inner sanctum büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Odalar arasındaki sıradan bir koridor
  2. En özel ve en sıkı korunan oda
  3. Her ziyaretçiye açık bir avlu
Cevabı göster

En özel ve en sıkı korunan oda

each adventurer had to drink either a truth or lying potion. Dilbilgisi

0:40

her maceracının ya bir doğruluk ya da bir yalan iksiri içmesi gerekiyordu.

Dilbilgisi

either ... or ...: iki alternatiften birini seçmek

Either ... or ... iki alternatif sunar. Bu kuralda her maceracı iki iksir türünden birini seçmelidir: doğruluk iksiri veya yalan iksiri. Either ilk alternatifi başlatır, or ise ikinci alternatifi getirir. İfade kısaltılmıştır; iki seçeneğin ortak ismi olan potion yalnızca sonda bir kez geçer. Günlük İngilizcede daha açık olmak için iki alternatifi paralel tutarak either a truth potion or a lying potion diyebilirsiniz.

Alıştırma

Either ... or ... yapısını tamamlayın: You may choose ____ the red badge ____ the blue badge.

Cevabı göster

either · or

Then, foolishly,

0:45

Sonra aptalca bir şekilde,

one picked up a cursed skull, Öbek fiiller

0:46

biri lanetli bir kafatası aldı,

Öbek fiiller

picked up: nesneyi kaldırmak, seçmek değil

Picked up, pick up öbek fiilinin simple past biçimidir. Burada kafatasını durduğu yerden alıp kaldırmak anlamına gelir; bir kafatası seçmek anlamına gelmez. Nesne bir isimse hem pick up the skull hem de pick the skull up kullanılabilir. Nesne bir zamirse fiil ile up arasına gelir: pick it up.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın telefonu masadan kaldırdığını söylüyor?

  1. Maya looked up the phone number at her desk.
  2. Maya picked the phone she wanted from a catalog.
  3. Maya picked up the phone from the desk.
Cevabı göster

Maya picked up the phone from the desk.

which immobilized all three adventurers' limbs for 10 minutes Dilbilgisi

0:49

bu da her üç maceracının uzuvlarını 10 dakikalığına

or until you physically interact with one of them. Kalıp ifadeler

0:53

veya siz onlardan birine fiziksel olarak dokunana kadar felç etti.

Dilbilgisi

for ... or until ...: iki olası zaman sınırı

for + süre or until + olay kalıbı, aynı durumun veya etkinin sona erebileceği iki nokta verir. Burada 10 minutes zaman sınırıdır; maceracılardan biriyle fiziksel etkileşime girmek ise hareketsizlik etkisini daha erken bitirebilecek bir olaydır. Bu tür bir kuralda etki, iki bitiş noktasından hangisi önce gelirse o anda sona erer. until sonrasındaki yan cümle bir bitiş koşuludur; hareketsizlikle aynı anda gerçekleşen başka bir eylem değildir.

Alıştırma

Cümleyi for + süre or until + olay kalıbıyla tamamlayın: Keep the bandage on ____ two hours ____ until it becomes wet.

Cevabı göster

for · or

Kalıp ifadeler

physically interact with: gerçek fiziksel temasta bulunmak

Physically interact with, bir kişiye veya nesneye dokunarak, onu tutarak, bastırarak, hareket ettirerek ya da kullanarak gerçek dünyada doğrudan temas etmek anlamına gelir. Bu cümlede physically, yalnızca konuşma, izleme veya uzaktan etki etme yoluyla gerçekleşen etkileşimi kapsam dışı bırakır. Bu ifade touch fiilinden daha geniştir: touch anlık bir dokunuşu anlatabilirken fiziksel etkileşim, bir nesneyi kaldırmak veya bir kontrolü kullanmak gibi daha kapsamlı bir eylemi de içerebilir.

Alıştırma

“Maya physically interacted with the machine” İngilizce cümlesi aşağıdaki durumlardan hangisini en iyi anlatır?

  1. Makineyi bir videoda izledi.
  2. Makine hakkında bir makale okudu.
  3. Makinenin üzerindeki bir düğmeye eliyle bastı.
Cevabı göster

Makinenin üzerindeki bir düğmeye eliyle bastı.

You rush to the scene,

0:57

Olay yerine koşuyorsunuz,

bearing a magical ring that can render a cleric harmless Notlar

0:59

bir rahibi zararsız hale getirebilecek sihirli bir yüzük taşıyarak,

Kelime

bearing: bir şeyi resmî bir dille taşımak veya yanında bulundurmak

Burada bearing, bear fiilinin “bir şeyi taşımak, takmak veya yanında bulundurmak” anlamındaki -ing biçimidir. Bearing a magical ring, kişinin büyülü yüzüğü yanında bulundurduğunu anlatır; bear fiilinin “dayanmak” anlamı kullanılmaz. Bu kullanım anlatıma çoğu zaman resmî, edebî veya hikâye tarzında bir ton verir. Nesnenin tam olarak nasıl taşındığını bağlam gösterir: bearing a ring yüzüğü taşımak veya takmak anlamına gelebilirken bearing a shield normalde kalkanı taşımak demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede bearing, “bir şeyi taşımak veya yanında bulundurmak” şeklindeki aynı resmî anlamda kullanılmıştır?

  1. The messenger arrived bearing a sealed letter.
  2. She was bearing the pain without complaint.
  3. The beam was bearing the weight of the roof.
Cevabı göster

The messenger arrived bearing a sealed letter.

Kalıp ifadeler

can render a cleric harmless ifadesinde render + nesne + sıfat

can render a cleric harmless ifadesinde render, render + nesne + sıfat yapısını izler. Bu yapı, ‘nesneyi belirtilen duruma getirmek’ anlamına gelir. A cleric nesnedir; harmless ise ortaya çıkan durumu anlatır. Can bir kiplik fiili olduğu için render yalın hâlde kalır. Burada render, ‘bir duruma getirmek’ anlamındadır; ‘bilgisayar görüntüsü oluşturmak’ anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi render fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: The flood ____ the basement unsafe.

Cevabı göster

rendered

and have no idea which adventurer is which. Dilbilgisi

1:03

ancak hangi maceracının kim olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.

Dilbilgisi

bilinmeyen eşleşmeler için have no idea which adventurer is which

Have no idea + wh yan cümlesi, birinin cevabı hiç bilmediği anlamına gelir. Burada wh yan cümlesi, tam olarak neyin bilinmediğini belirtir. Which adventurer is which, konuşanın her maceracıyı doğru kimlik, rol veya etiketle eşleştiremediğini anlatır. İki which, tek bir eşleştirme sorusunun parçalarıdır. Have no idea sonrasında gömülü yan cümleyi which adventurer is which biçiminde koru; do veya does ekleme.

Alıştırma

Konuşanın her anahtarı açtığı kapıyla eşleştiremediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I have no idea why the doors are open.
  2. I know exactly which key opens each door.
  3. I have no idea which key opens which door.
Cevabı göster

I have no idea which key opens which door.

Well,

1:07

Neyse,

that's okay.

1:07

sorun değil.

The potions they drank will compel each to answer one question with either the truth or a lie. Kalıp ifadeler

1:09

İçtikleri iksirler her birini tek bir soruya doğru veya yalan cevap vermeye zorlayacak.

Kalıp ifadeler

compel someone to do something: birini bir şey yapmaya zorlamak

will compel each to answer ifadesinde compel, compel + kişi + to-infinitive yapısıyla kullanılır ve “birini bir eylemde bulunmaya zorlamak” anlamına gelir. Each, gruptaki her kişiyi temsil eden bir zamirdir; compel fiilinin nesnesidir ve to answer zorunlu eylemi belirtir. Will gelecekteki sonucu gösterir. İksirler herkesi cevap verme konusunda gerçek bir seçimden yoksun bırakacaktır; bu yüzden ifade, birinden cevap istemekten veya onu teşvik etmekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi compel fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The court order will ____ the company to release the records.

Cevabı göster

compel

You demand,

1:16

Şöyle soruyorsunuz:

"Which one of you is the cleric?"

1:18

"Hanginiz rahip?"

Agan answers,

1:20

Agan cevap veriyor:

"Beorn is not both a lying potion drinker and a cleric." Dilbilgisi

1:22

"Beorn hem yalan iksiri içen biri hem de rahip değildir."

Dilbilgisi

not both A and B: A ile B aynı anda doğru değildir

not both A and B, A ile B’nin aynı anda doğru olamayacağı anlamına gelir. Bu cümlede Beorn, belirtilen iki kimliğe aynı anda sahip olamaz. Bu, iki kimliğin de yanlış olduğu anlamına gelmez. Yalnızca A doğru olabilir, yalnızca B doğru olabilir veya ikisi de yanlış olabilir; dışlanan tek durum A ile B’nin birlikte doğru olmasıdır.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: “Sam is not both a pilot and a doctor” mutlaka Sam’in ne pilot ne de doktor olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Beorn says,

1:27

Beorn diyor ki:

"Either Agan drank a lying potion or I am not a cleric." Dilbilgisi

1:28

"Ya Agan bir yalan iksiri içti ya da ben rahip değilim."

Dilbilgisi

Either A or B: bu mantık bulmacasında dışlayıcı seçim

Either A or B, iki tam ifadeyi alternatifler olarak birbirine bağlar. Burada A, Agan drank a lying potion ifadesi; B ise I am not a cleric ifadesidir. Bu mantık bulmacasının kurallarına göre alternatifler birbirini dışlar: iki ifadeden tam olarak biri doğrudur. A doğruysa B yanlış olmalıdır; bunun tersi de geçerlidir.

Alıştırma

Bu bulmacadaki dışlayıcı yoruma göre şu ifadeyi değerlendirin: A doğruysa B yanlış olmalıdır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

And Cedar replies,

1:32

Ve Cedar cevap veriyor:

"The cleric drank a lying potion."

1:34

"Rahip bir yalan iksiri içti."

Quick,

1:36

Çabuk,

who is the cleric?

1:37

rahip kim?

In order to find the cleric in this puzzle,

1:45

Bu bulmacada rahibi bulmak için,

originally crafted by master logician Raymond Smullyan, Notlar

1:48

ki aslen usta mantıkçı Raymond Smullyan tarafından hazırlanmıştır,

Kalıp ifadeler

originally crafted by: ilk yaratıcının veya tasarımcının belirtilmesi

Originally crafted by, bir şeyin ilk olarak biri tarafından yaratıldığı veya tasarlandığı anlamına gelir. Crafted, edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır ve by sorumlu kişiyi tanıtır; originally ise en eski sürüme veya kaynağa işaret eder. Burada crafted, fiziksel bir nesnenin elle yapılmasını değil, bir mantık bulmacasının özenle tasarlanmasını anlatır. İfade, Raymond Smullyan'ı bulmacanın ilk tasarımcısı olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi originally crafted by ile tamamlayın: This puzzle was ____ a mathematics teacher.

Cevabı göster

originally crafted by

Kültür

master logician Raymond Smullyan: mantık alanında bir uzman

Logician, biçimsel mantık ve geçerli akıl yürütme üzerinde çalışan ya da bunları kullanan kişidir. Burada master, “çok yetenekli” anlamındadır; dolayısıyla master logician, Raymond Smullyan'ı mantık alanında bir uzman olarak tanıtır. Birinin sahibi olduğu anlamına gelmez. Raymond Smullyan mantık bulmacalarıyla tanınırdı. Bulmacayı hazırlayan kişi olarak adının verilmesi kaynağı açıklar ve sıradaki problemin sıradan bir öykü değil, bilinçli biçimde tasarlanmış bir mantık bulmacası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede master logician Raymond Smullyan bize ne anlatıyor?

  1. Raymond Smullyan, bulmacanın ana karakteri olarak tanıtılıyordu.
  2. Raymond Smullyan, bulmacayı hazırlayan son derece yetenekli bir mantık uzmanıydı.
  3. Raymond Smullyan, bulmacadaki insanların sahibiydi.
Cevabı göster

Raymond Smullyan, bulmacayı hazırlayan son derece yetenekli bir mantık uzmanıydı.

we'll need to also figure out who drank what. Notlar

1:52

kimin ne içtiğini de bulmamız gerekecek.

Öbek fiiller

figure out: düşünerek bir cevaba ulaşmak

Figure out, düşünerek, analiz ederek veya deneyerek bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak demektir. Bu cümlede ipuçları kullanılarak kimin ne içtiği belirlenmelidir; bir şekil çizmek anlamına gelmez. Nesne bir isim olduğunda öbek birlikte kalabilir ya da ayrılabilir: figure out the answer ve figure the answer out. Zamir kullanıldığında zamir ortaya gelir: figure it out; figure out it denmez. Ayrıca figure out who drank what örneğindeki gibi bir soru yan cümlesiyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin ipuçlarını düşünerek bir cevaba ulaştığını en açık biçimde gösterir?

  1. Maya found out the meeting time from an email.
  2. After comparing every clue, Maya figured out the password.
  3. Maya wrote the password on a card.
Cevabı göster

After comparing every clue, Maya figured out the password.

Dilbilgisi

who drank what: gömülü bir yan cümlede iki wh sözcüğü

who drank what yapısında who, drank fiilinin öznesi; what ise nesnesidir. İkisi birlikte hangi kişinin hangi şeyi içtiğini eşleştirerek sorar. Yan cümlenin tamamı figure out ifadesinden sonra bulunması gereken bilgiyi gösterir; bu nedenle bağımsız bir soru değil, gömülü bir wh yan cümlesidir. who + fiil + what şeklindeki kısa söz dizimini koruyun ve did eklemeyin. who zaten özne olduğu için doğrudan soru olan Who drank what? da did kullanmaz.

Alıştırma

Bir kütüphaneci her kullanıcıyı ödünç aldığı nesneyle eşleştirmelidir. Hangi cümle iki bilgiyi de sorar?

  1. We need to find out what the books contain.
  2. We need to find out who borrowed what.
  3. We need to find out who borrowed the books.
Cevabı göster

We need to find out who borrowed what.

There are several paths to the solution, Kalıp ifadeler

1:55

çözüme giden birkaç yol var,

Kalıp ifadeler

several paths to the solution: yanıta götüren yöntemler

Several paths to the solution, yanıta götürebilecek birkaç farklı yöntem olduğu anlamına gelir. Paths burada mecazidir: yöntemler birer yol, çözüm ise varış noktası olarak düşünülür. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp path to + isim veya -ing biçimidir: a path to success, a path to solving the problem. Bu kalıpta to bir edattır; bu yüzden arkasından gelen fiil -ing biçimini alır.

Alıştırma

Hangi cümlede paths, bir hedefe ulaşmanın farklı yöntemleri anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. There are several walking paths behind the school.
  2. There are several paths to reducing the school's energy use.
  3. The school has already reduced its energy use.
Cevabı göster

There are several paths to reducing the school's energy use.

but Cedar's statement is more straightforward than the other two. Dilbilgisi

1:57

ancak Cedar'ın ifadesi diğer ikisinden daha anlaşılır.

Dilbilgisi

more straightforward than: hangisinin daha doğrudan olduğunu karşılaştırmak

More straightforward than, iki tarafı karşılaştırmak için more + sıfat + than yapısını kullanır. Burada straightforward; açık, doğrudan ve takip edilmesi karmaşık olmayan anlamına gelir, yalnızca kolay demek değildir. Than'den sonraki ifade karşılaştırılan ögeyi belirtir. Burada the other two, geriye kalan iki ifadeyi anlatır; yani Cedar'ın ifadesi bu iki ifadeyle de karşılaştırılır.

Alıştırma

Cümleyi more straightforward than ile tamamlayın: The picture guide is ____ the long manual.

Cevabı göster

more straightforward than

So,

2:01

Bu yüzden,

let's start there.

2:01

oradan başlayalım.

If Cedar's telling the truth, Dilbilgisi

2:03

Eğer Cedar doğruyu söylüyorsa,

she can't be the cleric,

2:04

o rahip olamaz,

since then the cleric would also have to be a liar. Dilbilgisi

2:06

çünkü o zaman rahibin de yalancı olması gerekirdi.

Dilbilgisi

If Cedar's telling the truth: bir varsayım kurmak

If Cedar's telling the truth, incelenecek bir koşul ortaya koyar. Konuşmacı geçici olarak Cedar'ın doğruyu söylediğini varsayar ve ardından bunun sonucunu izler; if, koşulun gerçekten doğru olduğunu iddia etmez. Burada Cedar's, Cedar is ifadesinin kısaltmasıdır. Şimdiki zamanın devam biçimi olan is telling, Cedar'ın bu durumda söylediği şeye odaklanırken if yan cümlesinin tamamı sonraki akıl yürütmeyi düzenler.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: "If Cedar's telling the truth, we should check the evidence," cümlesinde konuşmacı Cedar'ın doğruyu söylediğini zaten doğrulamıştır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

would also have to: koşula bağlı mantıksal zorunluluk

would also have to yapısında would, sonucu ele alınan koşulun içine yerleştirir; have to sonucun mantıksal olarak zorunlu olduğunu gösterir; also ise bu sonucun başka bir çıkarıma eklendiğini belirtir. Bu cümle gelecekteki bir yükümlülüğü anlatmaz. Önceki varsayım doğruysa mantığın, din adamının da yalancı olduğu sonucunu zorunlu kıldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir varsayıma bağlı zorunlu sonucu would also have to ile ifade ediyor?

  1. Workers must lock the blue door every night.
  2. If the first clue were true, the blue door would also have to be locked.
  3. The blue door will have to be locked tomorrow because the museum is closing.
Cevabı göster

If the first clue were true, the blue door would also have to be locked.

But if she's lying,

2:09

Ancak eğer yalan söylüyorsa,

she also can't be the cleric

2:10

yine rahip olamaz,

because then the cleric should have told the truth. Dilbilgisi

2:12

çünkü o zaman rahibin doğruyu söylemiş olması gerekirdi.

Dilbilgisi

should have told: geçmişte beklenen bir eylem

Should have told, geçmişte beklenen veya gerekli olan bir eylemi geriye dönüp değerlendirmek için should have + geçmiş ortaç yapısını kullanır. Told, tell fiilinin geçmiş ortacıdır. Bu cümledeki akıl yürütme, din adamının daha önce doğruyu söylemesinin beklendiğini, ancak bu beklenen sonucun kanıtlarla uyuşmadığını belirtir. Bu, geçmişe yönelik bir değerlendirmedir; şimdi ne yapılacağına ilişkin bir tavsiye değildir.

Alıştırma

Eylemin geçmişte beklendiğini ancak gerçekleşmediğini göstermek için cümleyi should have told ile tamamlayın: He ____ us about the change yesterday, but he stayed silent.

Cevabı göster

should have told

So,

2:15

Bu nedenle,

the cleric must be Agan or Beorn. Dilbilgisi

2:16

rahip Agan veya Beorn olmalıdır.

Dilbilgisi

the cleric must be: kanıta dayalı güçlü bir sonuç

Bu cümlede the cleric must be, eldeki kanıtların rahibin kimliği hakkında güçlü bir sonuca götürdüğünü belirtir: yalnızca Agan ya da Beorn seçeneklere uyar. Burada must yükümlülük değil, mantıksal kesinlik ifade eder. Be, rahibi bir kimlikle eşleştirir; olmak hâline gelmek anlamını taşımaz. Genel olarak ipuçları desteklediğinde must be + isim veya sıfat, kimlik ya da durum hakkında güçlü bir çıkarım ifade edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede must be kanıta dayalı güçlü bir sonuç ifade eder?

  1. The lights are off, so everyone must be asleep.
  2. All visitors must be over eighteen.
  3. You must be quiet in the library.
Cevabı göster

The lights are off, so everyone must be asleep.

Let's assume that Cedar is telling the truth, Kalıp ifadeler

2:19

Diyelim ki Cedar doğruyu söylüyor,

Kalıp ifadeler

Let's assume that: geçici bir varsayım sunmak

Let's assume that, konuşan ve dinleyenin akıl yürütmeye devam etmek için kullanacağı geçici bir öncül sunar. Yapı Let's assume that + tam bir yan cümledir. Bir varsayımın gerçek olduğu kesin olarak kabul edilmiş değildir. Bu varsayımdan hangi sonuçların çıktığı incelenir ve daha sonra varsayım korunabilir ya da reddedilebilir.

Alıştırma

Bu akıl yürütme adımını Let's assume that ile tamamla: ____ the battery is dead, and then check whether replacing it solves the problem.

Cevabı göster

Let's assume that

meaning the cleric is lying. Anlatım akışı

2:22

bu da rahibin yalan söylediği anlamına gelir.

Anlatım akışı

meaning ...: bir ifadeyi doğrudan sonucuna bağlamak

meaning the cleric is lying ifadesindeki meaning, önceki cümleye gönderme yapar ve onun doğrudan sonucunu verir: Önceki cümle doğruysa din adamı yalan söylüyordur. statement, meaning + clause kalıbı, statement, which means (that) + clause yapısının daha kısa biçimidir. Buradaki meaning, akıl yürütmeyi düzenleyen bir fiil biçimidir; “anlam” bildiren isim değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve "which means that" anlamına gelen tek kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The road is flooded, ____ the bus cannot get through.

Cevabı göster

meaning

If Agan is also telling the truth,

2:25

Eğer Agan da doğruyu söylüyorsa,

Beorn must be the lying cleric by the process of elimination. Kalıp ifadeler

2:28

eleme yoluyla Beorn yalan söyleyen rahip olmalıdır.

Kalıp ifadeler

by the process of elimination: seçenekleri eleyerek cevaba ulaşmak

By the process of elimination, imkânsız seçenekleri tek bir seçenek kalana kadar eleyerek sonuca varmak anlamına gelir. Bu cümlede diğer adaylar elenmiştir; bu yüzden yalan söyleyen din adamı Beorn olmalıdır. Buradaki by, sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Bu ifade idari bir süreci değil, bir akıl yürütme yöntemini adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi, diğer seçenekleri eleme yöntemini adlandıran bu dersteki beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: After checking the other three boxes, Luis chose the last one ____.

Cevabı göster

by the process of elimination

But Agan's statement contradicts this by saying that Beorn can't be both lying and a cleric, Kelime

2:32

Ancak Agan'ın ifadesi, Beorn'un hem yalancı hem de rahip olamayacağını söyleyerek bununla çelişir

Kelime

statement contradicts this: mantıksal bir çelişki

statement contradicts this ifadesinde statement öznedir, contradicts geçişli bir fiildir ve this nesnedir. Buradaki this, Beorn'un yalan söyleyen din görevlisi olması gerektiği şeklindeki önceki sonuca gönderme yapar. Bir ifadenin diğerini contradicts etmesi, iki iddianın aynı anda doğru olamayacağı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp A contradicts B şeklindedir. contradict fiilinden sonra with eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle yeni kanıt ile ilk sonucun aynı anda doğru olamayacağını söylüyor?

  1. The researcher disagrees with the original conclusion.
  2. The new evidence contradicts the original conclusion.
  3. The new evidence agrees with the original conclusion.
Cevabı göster

The new evidence contradicts the original conclusion.

leaving no possible cleric. Dilbilgisi

2:39

ve olası bir rahip bırakmaz.

Dilbilgisi

leaving no possible cleric: sonuç bildiren bir -ing öbeği

Leaving no possible cleric, önceki durumun sonucunu belirten -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. Önceki durum nedeniyle din görevlisi olabilecek hiç kimsenin kalmadığı anlamına gelir; leaving burada birinin oradan ayrılmasını anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp, tam bir cümleciğin ardından virgül ve leaving + sonuç öbeği getirmektir. İlk durumun neye yol açtığını kısa biçimde gösterir.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için cümleyi leave fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The last bus was canceled, ____ us no way to get home.

Cevabı göster

leaving

If,

2:42

Eğer,

on the other hand, Anlatım akışı

2:42

öte yandan,

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt olan diğer yönü sunmak

On the other hand, bir soru, seçim veya varsayımsal durumun bir yönünden onunla karşıtlık oluşturan diğer yönüne geçiş yapan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sıradaki bilgiyi önceki bilgiyle karşılaştırarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Burada açıklamadaki diğer karşıt duruma geçiş yapar. Hand sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz; ifadenin tamamı yaklaşık olarak karşıt açıdan bakıldığında anlamına gelir.

Alıştırma

Karşıt olan diğer yönü en iyi sunan geçiş ifadesini seçin: Working from home saves commuting time. ____ it can sometimes feel isolating.

  1. For example,
  2. In other words,
  3. On the other hand,
Cevabı göster

On the other hand,

Agan is lying,

2:43

Agan yalan söylüyorsa,

then her statement means Beorn is a lying cleric.

2:45

o zaman onun ifadesi Beorn'un yalan söyleyen bir rahip olduğu anlamına gelir.

Now,

2:50

Şimdi,

we need to look at Bjorn's sentence, Öbek fiiller

2:50

Beorn'un cümlesine bakmalıyız,

and this is where things get tricky, Kalıp ifadeler

2:52

ve işte işler burada zorlaşıyor,

Öbek fiiller

we need to look at: analizin gerekli olduğunu belirtmek

we need to look at + isim yapısında look at, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, onu incelemek veya değerlendirmek anlamına gelir. Nesne Bjorn's sentence olduğu ve konuşmacı işlerin zorlaştığını söylediği için ifade, cümlenin sözcüklerinin ya da mantığının analiz edileceğini belirtir. We need to bu analizi sıradaki gerekli adım olarak sunar; we ise dinleyiciyi akıl yürütme sürecine katar. Aynı yapı bir sorun, kanıt, veri veya seçenek gibi nesnelerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Rapor zaten açık. Hangi cümle sıradaki gerekli adımın raporu dikkatlice incelemek olduğunu söyler?

  1. We need to look for the report.
  2. We only need to glance at the report.
  3. We need to look at the report.
Cevabı göster

We need to look at the report.

Kalıp ifadeler

this is where things get tricky: zor aşamayı belirtmek

this is where things get tricky ifadesinde where gerçek bir yeri değil, bir açıklamanın veya sürecin belirli bir aşamasını gösterir. İfade, bu noktada işlerin karmaşıklaşmaya, değerlendirilmesi zor veya hataya açık hâle gelmeye başladığını anlatır. Konuşan kişi bunu bir yönlendirme işareti olarak kullanır ve sonraki bölüme daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini bildirir. This is where + yan cümle kalıbı da bir değişimin veya önemli bir adımın gerçekleştiği noktayı gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir sürecin zorlaşmaya başladığını doğal biçimde bildirir?

  1. This is where we parked the car.
  2. The first two steps are easy, but this is where things get tricky.
  3. This is why the problem disappeared.
Cevabı göster

The first two steps are easy, but this is where things get tricky.

because the way it's structured, Dilbilgisi

2:55

çünkü yapısı gereği,

it can be confusing understanding what a lie would be. Dilbilgisi

2:56

neyin yalan olacağını anlamak kafa karıştırıcı olabilir.

Dilbilgisi

because the way it's structured: the way + yan cümle ile biçim anlatmak

the way it's structured ifadesinde the way, «bir şeyin yapılma biçimi» anlamına gelir; it's structured ise bu biçimi açıklayan yan cümledir. İfadenin bütünü «nasıl düzenlendiği veya oluşturulduğu» demektir. Bu sözlü cümlenin başında because, söz konusu düzenlemeyi kafa karışıklığının nedeni olarak sunar. Özenli standart yazıda because of the way it's structured kullanılır; çünkü the way it's structured tam bir neden cümlesi değil, bir isim öbeğidir.

Alıştırma

Hangi cümle «bir şeyin yapılma biçimi» anlamında the way + yan cümle yapısını doğal olarak kullanır?

  1. I like the way this guide explains the rules.
  2. I like the way does this guide explain the rules.
  3. I like the way how this guide explains the rules.
Cevabı göster

I like the way this guide explains the rules.

Dilbilgisi

what a lie would be: gömülü wh yan cümlesinde sözcük dizilişi

Burada what a lie would be, understanding ifadesinden sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir. Anlaşılması zor olan içeriği, yani konuşulan durumda neyin yalan sayılacağını belirtir. Would, cevabın bu varsayımsal koşullara bağlı olduğunu gösterir. Soru daha büyük bir cümlenin içine gömüldüğü için düz cümle söz dizimini kullanır: what + özne + would be. Doğrudan soru dizilişi olan What would a lie be? understanding sonrasında kullanılmaz.

Alıştırma

Doğru gömülü wh yan cümlesini içeren cümleyi seçin.

  1. We need to decide what would the backup plan be.
  2. We need to decide what the backup plan be would.
  3. We need to decide what the backup plan would be.
Cevabı göster

We need to decide what the backup plan would be.

So,

3:00

Bu yüzden,

let's simplify.

3:01

basitleştirelim.

Beorn stated two facts and said that exactly one of them is true. Kelime

3:02

Beorn iki gerçek ifade etti ve tam olarak bunlardan birinin doğru olduğunu söyledi.

Kelime

exactly one of them is true: tam olarak bir tane

Exactly one of them is true, iki olgudan birinin ve yalnızca birinin doğru olduğu anlamına gelir. Them, daha önce sözü edilen iki olguyu gösterir. İkisi de yanlışsa veya ikisi de doğruysa koşul sağlanmaz. Mantık ve kural ifadelerinde exactly, miktarı bir olarak kesin biçimde belirler. Yaklaşık bir, en az bir veya en fazla bir anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir mantık sorusunda "Exactly one of the three statements is true." deniyor. Hangi durum kurala uyar?

  1. Üç önermenin de yanlış olduğu durum.
  2. 1. ve 2. önermeler doğrudur.
  3. Yalnızca 2. önerme doğrudur.
Cevabı göster

Yalnızca 2. önerme doğrudur.

So,

3:07

Yani,

if Beorn is telling the truth,

3:08

eğer Beorn doğruyu söylüyorsa,

it could be that one is true and two is false Dilbilgisi

3:10

biri doğru ve ikincisi yanlış olabilir

Dilbilgisi

Bir olasılık sunmak için it could be that

it could be that + yan cümle, olası bir durumu ortaya koyar. Burada akıl yürütmenin bir dalını açar: Beorn doğruyu söylüyorsa, olası sonuçlardan biri birinci önermenin doğru, ikincisinin yanlış olmasıdır. Bu kalıpta could, yeteneği değil belirsizliği veya olasılığı ifade eder. Konuşan kişi bunun kesinlikle gerçekleştiğini söylemek yerine bir durumu değerlendirir.

Alıştırma

Belirsiz bir açıklama sunmak için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The office is dark; ____ everyone has gone home.

Cevabı göster

it could be that

or one is false and two is true.

3:13

veya biri yanlış ve ikincisi doğru olabilir.

And if Beorn is lying,

3:17

Ve eğer Beorn yalan söylüyorsa,

it means that one and two are both true or both false. Dilbilgisi

3:19

bu, bir ve ikinin her ikisinin de doğru veya her ikisinin de yanlış olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

one and two are both true or both false: eşleşen doğruluk değerleri

one and two sözcükleri, numaralandırılmış iki önermeye gönderme yapan birleşik bir özne oluşturur. both true ifadesindeki both, birinci ve ikinci önermenin ikisinin de doğru olduğunu; both false ifadesinde ise ikisinin de yanlış olduğunu belirtir. İki bölüm or ile bağlandığında önermelerin doğruluk değerlerinin aynı olduğu anlatılır. Yapı doğru/doğru ve yanlış/yanlış durumlarına izin verir; birinin doğru, diğerinin yanlış olduğu durumu içermez.

Alıştırma

"The two claims are both true or both false" ne anlama gelir?

  1. İkisinden tam olarak biri doğrudur.
  2. Yalnızca birinci önerme doğru olabilir.
  3. Aynı doğruluk değerine sahiptirler.
Cevabı göster

Aynı doğruluk değerine sahiptirler.

This is equivalent to the XOR Notlar

3:23

Bu, XOR

or exclusive OR function in Boolean algebra,

3:25

veya Boole cebirindeki dışlayıcı VEYA işlevine eşdeğerdir,

Kalıp ifadeler

is equivalent to: aynı sonucu veya işlevi ifade etmek

Be equivalent to, “ilgili koşullarda aynı değere, anlama, sonuca veya işleve sahip olmak” demektir. Bu cümlede önceki kural ile XOR aynı mantıksal sonucu verir; bunlar yalnızca benzer değildir. Kalıp A is equivalent to B şeklindedir. Kullanılan edat to’dur; ardından gelen isim veya -ing biçimi, aynı etkiye ya da sonuca sahip olan şeyi belirtir.

Alıştırma

İki kuralın her zaman aynı sonucu verdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Rule A is similar to Rule B.
  2. Rule A is equivalent to Rule B.
  3. Rule A is equivalent with Rule B.
Cevabı göster

Rule A is equivalent to Rule B.

Kültür

Boole cebrinde XOR veya exclusive OR

XOR, exclusive OR ifadesinin kısaltmasıdır ve “dışlayıcı VEYA” anlamına gelir. Doğru veya yanlış değer alan iki girdide XOR, yalnızca girdilerden tam olarak biri doğru olduğunda doğrudur. İki girdi de doğru olduğunda ve ikisi de yanlış olduğunda sonuç yanlıştır. Boole cebri, doğru ve yanlış gibi mantıksal değerlerle çalışmak için kullanılan bir sistemdir. Burada XOR adı, “biri ya da diğeri, ama ikisi birden değil” kuralına teknik bir ad verir.

Alıştırma

İki Boole girdisi için XOR ne zaman doğrudur?

  1. İki girdiden tam olarak biri doğrudur.
  2. İkisinin de doğru olduğu durum dâhil, en az bir girdi doğrudur.
  3. İki girdi de doğrudur.
Cevabı göster

İki girdiden tam olarak biri doğrudur.

a branch of mathematics that deals with logical operations. Kalıp ifadeler

3:29

bu da mantıksal işlemlerle ilgilenen bir matematik dalıdır.

Kalıp ifadeler

deals with logical operations: ele alınan konu alanını belirtme

Bu tanımda deals with, “inceler, ele alır veya ... hakkındadır” anlamına gelir. Özne a branch of mathematics olduğundan ifade, kapsanan konuyu yani logical operations ifadesini belirtir. Gerçek anlamda bir etkileşimi anlatmaz. a field, book, or course + deals with + topic kalıbı, hangi konunun ele alındığını söylemek için kullanılır. Özne bir kişi ve nesne bir sorunsa deal with daha çok “ilgilenmek” veya “başa çıkmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “konu olarak ele alır” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This textbook ____ the history of space travel.

Cevabı göster

deals with

Boolean algebra is the underpinning of the electronic logic gates that allow computers to function Notlar

3:33

Boole cebiri, bilgisayarların doğru ve yanlış yerine birler ve sıfırlar kullanarak

Kelime

the underpinning of: temel dayanak

Bu cümlede the underpinning of, “bir şeyi destekleyen temel dayanak” anlamına gelir. Boole cebiri, elektronik mantık kapılarının dayandığı fikirleri sağlar; donanımın gözle görülen bir parçası değildir. Underpinning, fiziksel destek fikrine dayanan bir mecazdır. Soyut kullanımlarda daha büyük bir sistemi mümkün kılan ilke, teori veya koşulu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “... temel dayanağı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Honesty is ____ a strong friendship.

Cevabı göster

the underpinning of

Kültür

Elektronik mantık kapıları: mantıksal işlemler için donanım

Elektronik mantık kapıları, temel mantıksal işlemleri gerçekleştiren devre bileşenleridir. AND, OR ve NOT gibi kapılar ikili girişler alır ve bir kurala göre çıkış üretir. Burada gates, sıradan kapıları anlatan bir sözcük değil, teknik bir donanım terimidir. Boole cebiri kuralları sağlar; fiziksel devreler de bilgisayarların bilgiyi işlemesine yardımcı olmak için bu kuralları uygulamaya koyar.

Alıştırma

Bu cümlede electronic logic gates nedir?

  1. Mantıksal işlemler gerçekleştiren devre bileşenleri.
  2. Bilgisayar odalarına girişi kontrol eden kapılar.
  3. İkili tabloları gösteren programlar.
Cevabı göster

Mantıksal işlemler gerçekleştiren devre bileşenleri.

using ones and zeros instead of true and false. Kültür

3:39

çalışmasına izin veren elektronik mantık kapılarının temelidir.

Kültür

using ones and zeros instead of true and false: doğru ve yanlışı 1 ve 0 ile göstermek

İkili mantıkta ones and zeros, 1 ve 0 olan iki ikili basamağı ifade eder. Bu basamaklar iki mantıksal durumu gösterir: yaygın kabule göre 1 true, 0 ise false değerine karşılık gelir. using A instead of B kalıbı, B'nin yerine onu temsil etmek için A'yı kullanmak demektir. Doğru-yanlış ayrımı aynı kalır; yalnızca onu ifade eden simgeler değişir.

Alıştırma

using ones and zeros instead of true and false, ikili mantık hakkında ne anlatıyor?

  1. İkili mantık, doğru ve yanlışı temsil etmek için 1 ve 0 kullanır.
  2. İkili mantık her ifadeyi yanlış kabul eder.
  3. İkili mantık, mantık kurallarını rastgele sayılarla değiştirir.
Cevabı göster

İkili mantık, doğru ve yanlışı temsil etmek için 1 ve 0 kullanır.

So,

3:43

Öyleyse,

now let's assess Beorn's statement based on what we know.

3:44

şimdi bildiklerimize dayanarak Beorn'un ifadesini değerlendirelim.

We're assuming that Agan is a liar,

3:48

Agan'ın bir yalancı olduğunu varsayıyoruz,

making one true and two false Dilbilgisi

3:50

bu da birinciyi doğru ve ikinciyi yanlış yapar

because Beorn would be the cleric.

3:53

çünkü Beorn rahip olacaktır.

Dilbilgisi

making one true and two false: sonucu gösteren bir -ing yapısı

Making one true and two false, önceki varsayımın sonucunu bildiren -ing biçimli bir yan yapıdır. Bu varsayım birinci önermenin doğru, ikinci önermenin ise yanlış olmasına neden olur. Burada making, bir şey üretmek değil, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamındadır. Yapı make + nesne + sıfat tümleci şeklindedir; make one true ve make two false bunun örnekleridir. Making kullanımı, ayrı bir tam cümle başlatmadan sonucu önceki akıl yürütmeye bağlar.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için making sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new evidence matched Sam's account, making his story believe.
  2. The new evidence matched Sam's account, making his story believable.
  3. The new evidence matched Sam's account, making his story believably.
Cevabı göster

The new evidence matched Sam's account, making his story believable.

But in that case,

3:56

Ancak bu durumda,

Beorn would be telling the truth,

3:57

Beorn doğruyu söylemiş olacaktır,

which contradicts the idea that the cleric is a liar.

3:59

bu da rahibin bir yalancı olduğu fikriyle çelişir.

In other words, Anlatım akışı

4:02

Başka bir deyişle,

Anlatım akışı

In other words: yeniden ifadeyi bildiren söz

In other words, konuşanın önceki düşünceyi daha açık, basit ya da doğrudan bir biçimde yeniden ifade edeceğini gösterir. Dinleyicinin bilgiyi düzenleyip anlamasına yardımcı olur; yeni bir gerçeği duyurmaz. Genellikle yeniden ifade edilen bölümden önce gelir ve ardından virgül kullanılır: In other words, + yeniden ifade edilen düşünce.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleyi yeniden ifade ettiğini gösteren bağlayıcıyı seçin: The fee is nonrefundable. ____ You cannot get the money back.

  1. In other words,
  2. For example,
  3. As a result,
Cevabı göster

In other words,

if Cedar is telling the truth,

4:04

eğer Cedar doğruyu söylüyorsa,

Agan can't be telling the truth or lying.

4:06

Agan ne doğruyu söyleyebilir ne de yalan söyleyebilir.

Therefore,

4:09

Bu nedenle,

Cedar must be lying,

4:10

Cedar yalan söylüyor olmalı,

so the cleric is telling the truth.

4:12

yani rahip doğruyu söylüyor.

So,

4:15

Yani,

again,

4:15

tekrar,

let's consider the possibilities for Agan. Kalıp ifadeler

4:16

Agan için olasılıkları düşünelim.

Kalıp ifadeler

Let's consider the possibilities: olasılıkları birlikte incelemeye davet

Let's + fiilin yalın hâli, dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte sıradaki eyleme katılmaya davet eder. Burada let's consider, grubu ortak bir analiz adımına yönlendirir. Consider the possibilities, geçerli olabilecek farklı sonuçları veya durumları incelemek demektir. Burada consider, «dikkatlice düşünmek» anlamındadır; «birine karşı düşünceli davranmak» anlamında değildir.

Alıştırma

Grubu tüm seçenekleri incelemeye davet etmek için hedef ifadeyi kullanın: ____ before we choose a plan.

Cevabı göster

Let's consider the possibilities

She can't be lying

4:19

Yalan söylüyor olamaz

because then Beorn would be a lying cleric,

4:20

çünkü o zaman Beorn yalan söyleyen bir rahip olurdu,

which we know isn't possible.

4:23

ki bunun imkansız olduğunu biliyoruz.

So,

4:25

Yani,

Agan must be telling the truth,

4:26

Agan doğruyu söylüyor olmalı,

and we're back to our truth table for Beorn. Kalıp ifadeler

4:28

ve Beorn için doğruluk tablomuza geri dönüyoruz.

Kalıp ifadeler

We're back to our truth table: önceki analiz çerçevesine dönmek

We're back to ..., daha önce tanıtılan bir şeye geri dönüldüğünü gösterir. Buradaki dönüş, akıl yürütme sürecindedir: konuşmacı fiziksel olarak bir yere gitmek yerine doğruluk tablosunu yeniden mevcut analiz çerçevesi olarak kullanır. Doğruluk tablosu, doğru ve yanlış değerlerin birleşimlerini listeler. for Beorn ifadesi, tablonun hangi durumu analiz etmek için kullanıldığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede "we're back to" neyi gösteriyor: "After checking the new evidence, we're back to the original theory."?

  1. Önceki fikir kalıcı olarak reddedildi.
  2. Konuşmacılar farklı bir yere taşındı.
  3. Akıl yürütme daha önceki bir fikre döndü.
Cevabı göster

Akıl yürütme daha önceki bir fikre döndü.

Statement one is false,

4:32

Birinci ifade yanlış,

and if the second were false, Dilbilgisi

4:34

ve eğer ikincisi de yanlış olsaydı,

Dilbilgisi

if the second were false: varsayımsal koşulda were

if the second were false ifadesindeki the second, daha önce konuşulan ikinci ifadeyi veya önermeyi belirtir. If yan cümlesi, konuşanın bu varsayımdan hareketle akıl yürütebilmesi için o ifadeyi geçici olarak yanlış kabul eder. Were, be fiilinin gerçek dışı veya varsayımsal biçimidir. the second tekil olsa da were, koşulu doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir varsayım olarak işaretler. Başka durumlara aktarılabilen kalıp if + özne + were + tümleç biçimindedir ve ardından çoğunlukla would içeren bir sonuç gelir.

Alıştırma

Hangi cümle raporun yanlış olmasını en açık şekilde varsayımsal bir öncül olarak sunuyor?

  1. If the report was false, the investigators made a serious mistake.
  2. If the report were false, the investigators would reconsider the case.
  3. If the report is false, the investigators will reconsider the case.
Cevabı göster

If the report were false, the investigators would reconsider the case.

Beorn would be a lying cleric,

4:35

Beorn yalan söyleyen bir rahip olurdu,

again,

4:37

yine,

impossible.

4:38

imkansız.

So,

4:39

O halde,

statement two is true,

4:39

ikinci ifade doğru,

making both Agan and Beorn truth-tellers Dilbilgisi

4:41

bu da hem Agan'ı hem de Beorn'u doğru söyleyenler yapar

Dilbilgisi

sonuç yan tümcesi olarak making both Agan and Beorn truth-tellers

Burada making, önceki akıl yürütmenin sonucunu bildiren bir -ing ortaç yan tümcesi başlatır. Bu bağlamda önceki sonucun iki kişinin de truth-teller, yani doğru söyleyen kişi sayılmasına yol açtığını anlatır; kimsenin fiziksel olarak yaratıldığını söylemez. Kalıp ana cümle + making + nesne + nesne tümleci biçimindedir. both Agan and Beorn, making'in nesnesini; truth-tellers ise ortaya çıkan sınıflandırmayı adlandıran nesne tümlecini oluşturur. Bu yapı, önceki düşüncenin tamamına bir sonuç ekler.

Alıştırma

Hangi cümle ilk yan tümcenin sonucunu belirtmek için making + nesne + tümleç yapısını kullanıyor?

  1. The final scores were tied, making both Ana and Leo winners.
  2. Making both Ana and Leo winners was the judges' plan.
  3. Both Ana and Leo practiced before the final scores were tied.
Cevabı göster

The final scores were tied, making both Ana and Leo winners.

and Agan the cleric.

4:44

ve Agan da rahiptir.

You slide the ring onto her finger, Kalıp ifadeler

4:47

Yüzüğü onun parmağına geçiriyorsunuz,

Kalıp ifadeler

slide the ring onto her finger: düzgünce kaydırarak yerine takmak

Burada slide the ring onto her finger, yüzüğü parmak boyunca düzgünce kaydırıp yerine takmak demektir. Slide, daha genel olan put fiiline göre hareketi daha açık gösterir. Tekrar kullanılabilen yapı slide + nesne + onto + varış noktasıdır. Onto, nesnenin zaten nerede olduğunu değil, bir yüzeye ya da konuma doğru hareket ettiğini belirtir.

Alıştırma

Bilekliğin düzgünce kaydırılarak onun bileğine takıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. She slid the bracelet into her wrist.
  2. She slid the bracelet onto her wrist.
  3. The bracelet was on her wrist.
Cevabı göster

She slid the bracelet onto her wrist.

polymorph all three into skeletal mice, Kültür

4:49

her üçünü de iskelet farelere dönüştürüyorsunuz,

Kültür

polymorph all three into skeletal mice: sihirli dönüşüm

Fantezi ve rol yapma oyunu dilinde polymorph, bir canlıyı sihirle başka bir biçime dönüştürmek anlamına gelen bir fiildir. Yapı polymorph + nesne + into + yeni biçim şeklindedir; all three, üç kişilik ya da canlılık grubun her üyesinin etkilendiğini belirtir. Buradaki skeletal mice, iskelet biçimindeki ölümsüz farelerdir ve büyücülüğe özgü bir nekromansi etkisi yaratır. Önemli nokta, polymorph sözcüğünün sıradan bir gerçek yaşam değişikliğini değil, sihirli dönüşümü belirtmesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede polymorph ... into ... doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The mechanic polymorphed the damaged tire into a new one.
  2. The wizard polymorphed the guard into a raven.
  3. The editor polymorphed the typo into correct spelling.
Cevabı göster

The wizard polymorphed the guard into a raven.

temporarily,

4:52

geçici olarak,

of course, Ton ve niyet

4:53

elbette,

you're not a monster,

4:54

siz bir canavar değilsiniz,

Ton ve niyet

“Of course, you're not a monster” sözünü ironik bir savunma olarak kullanmak

Of course normalde ardından gelen iddiayı açık ve tartışmasız bir şey gibi sunar. Kelimesi kelimesine düşünüldüğünde you're not a monster, birini rahatlatan veya onun karakterini savunan bir söz gibi duyulur. Burada bu savunma, az önce anlatılan acımasız davranışla çelişir. Cümle ironik bir kendini haklı çıkarma işlevi görür: iyiliği kanıtlamak yerine, davranışın ne kadar canavarca olduğunu vurgular. Sakin ve mantıklı görünen ifade kara mizah yaratır.

Alıştırma

“Of course, you're not a monster” hangi durumda açıkça ironiktir?

  1. Leo henüz hiçbir şey yapmadan önce bir yabancı, “Of course, you're not a monster.” der.
  2. Leo yaralı bir kuşu nazikçe kurtardıktan sonra arkadaşı, “Of course, you're not a monster.” der.
  3. Leo herkesin projesini bilerek yok ettikten sonra arkadaşı, “Of course, you're not a monster.” der.
Cevabı göster

Leo herkesin projesini bilerek yok ettikten sonra arkadaşı, “Of course, you're not a monster.” der.

and send them on their merry way. Deyimler

4:55

ve onları mutlu bir şekilde yollarına gönderiyorsunuz.

Deyimler

“Send someone on their merry way”: birinin ayrılmasını sağlamak veya gitmesine izin vermek

Send someone on their merry way, birinin ayrılmasını veya başka bir yere doğru yoluna devam etmesini sağlamak ya da buna izin vermek anlamındaki bir deyimdir; bazen kişiyi başından savma anlamı da taşır. İyelik sözcüğü ayrılan kişiye göre your, his, her, our veya their olur. Merry ifadeye bilerek hafif ve şakacı bir hava katar; kişinin gerçekten mutlu olduğu anlamına gelmez. Burada neşeli ifade, sert bir sonucu sıradan bir iş bitirme gibi göstererek komik bir karşıtlık yaratır.

Alıştırma

Cümleyi merry içeren deyimle tamamlayın: After giving the hikers a map, the ranger sent them ____.

Cevabı göster

on their merry way

But in that moment,

4:57

Fakat o anda,

was there a connection?

4:58

aranızda bir bağ var mıydı?

Looking for your next challenge? Anlatım akışı

5:02

Bir sonraki mücadelenizi mi arıyorsunuz?

Anlatım akışı

Looking for your next challenge? ifadesinin kısaltılmış tanıtım sorusu olarak kullanımı

Looking for your next challenge?, Are you looking for your next challenge? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Tanıtım başlıklarında İngilizcede özne olan you ve yardımcı fiil are atılabilir; ifade yine de iletişimde eksiksiz bir soru işlevi görür. Burada kısa soru, dikkati doğrudan izleyiciye çevirir ve yeni bir tanıtım mesajı başlatır. Looking for ...? kalıbı, bir teklifin kitlenin o anki ihtiyacına uyup uymadığını sorarak teklifi hızla sunar.

Alıştırma

Bu tanıtım ifadesinin arkasındaki eksiksiz soruyu tamamlayın: ____ looking for your next challenge?

Cevabı göster

Are you

TED Games are here

5:04

TED Games burada

and we want you to play.

5:06

ve oynamanızı istiyoruz.

See if you have what it takes to beat the daily one-of-a-kind puzzles at ted.com/games. Notlar

5:08

ted.com/games adresindeki her gün sunulan eşsiz bulmacaları çözmek için gerekenlere sahip olup olmadığınızı görün.

Deyimler

See if you have what it takes to beat ... ile meydan okumak

Have what it takes to do something, başarılı olmak için gereken yeteneğe, niteliklere ve kararlılığa sahip olmak demektir. Bu ifadede it belirli bir nesneyi göstermez; what it takes başarı için gereken koşulları anlatır. See if, birini bir şeyin doğru olup olmadığını sınamaya veya öğrenmeye çağırır. See if you have what it takes to beat ... bütünü, etkinliği bir meydan okuma olarak sunar ve izleyiciyi yeteneğini kanıtlamaya teşvik eder.

Alıştırma

Cümleyi what içeren ve ‘başarılı olmak için gereken yetenek ve niteliklere sahip olmak’ anlamına gelen kalıpla tamamlayın: Do you ____ to lead the team?

Cevabı göster

have what it takes

Kelime

daily one-of-a-kind puzzles: isimden önceki iki niteleyici

one-of-a-kind puzzles ifadesinde one-of-a-kind, “benzersiz” veya “başka hiçbir şeye benzemeyen” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgiler, dört sözcüğün puzzles sözcüğünden önce tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir; ifade “bir bulmaca türü” anlamına gelmez. daily one-of-a-kind puzzles ifadesinde daily ve one-of-a-kind, puzzles sözcüğünün ayrı niteleyicileridir. Daily bulmacaların ne sıklıkla çıktığını, one-of-a-kind ise ne kadar özel veya sıra dışı olduklarını belirtir.

Alıştırma

one of a kind ifadesini isimden önce gelen doğru biçimiyle yaz: The museum displayed a ____ clock.

Cevabı göster

one-of-a-kind