İnsanlık kahveye nasıl bağımlı oldu - Jonathan Morris: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, kahvenin Etiyopya’daki belirsiz kökenlerinden küresel ticarete, kahvehane kültürüne, sömürgeci sömürüye ve sanayileşmeye; oradan da günümüzün emek ve iklim sorunlarına uzanan yolculuğunu anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. When exactly people began consuming coffee is unclear, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Dolaylı bir soru cümleciğinin bütün olarak bir bildirimin öznesi olabileceğini öğrenin. Bu yapı, tarihsel bir bilinmezi doğrudan soru sormadan nesnel ve kesin bir dille sunmanızı sağlar. 2. coffeehouses kept simmering as social and intellectual hotbeds. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Birbirine bağlı iki mecazı tanıyın: simmering hem kahveyi hem de süren hareketliliği çağrıştırırken hotbeds, sosyal etkileşimin ve düşüncelerin geliştiği yerleri anlatır. Böylece kültür tarihindeki canlı ve nükteli anlatımı yorumlayabilirsiniz. 3. resilient coffee hybrids — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: resilient sözcüğünün tarım ve iklim bağlamında sıcaklık, hastalık veya değişken hava gibi baskılara dayanabilen anlamına geldiğini kavrayın. Değişen çevre koşulları için geliştirilen bitki çeşitlerini doğru terimlerle anlatabilirsiniz.
Bu derste
around 850 CE: yaklaşık bir Ortak Çağ tarihi
Burada around 850 CE, öyküyü yaklaşık bir tarihsel zamana yerleştirir. CE, Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve yılın ardından yazılır; 850 CE, AD 850 ile aynı yıl numaralandırmasını kullanır. Around sözcüğü tarihin kesin olmadığını gösterir. Okura “yaklaşık 850 yılı” bilgisini verir; “kesin olarak 850 yılının içinde” demek değildir.
Alıştırma
around 850 CE okura ne anlatır?
- Olay, Ortak Çağ’dan önce yaklaşık 850 yılına tarihlenir.
- Olay, Ortak Çağ’ın yaklaşık 850 yılına tarihlenir.
- Olayın kesin olarak tam 850 yılında gerçekleştiği bilinmektedir.
Cevabı göster
Olay, Ortak Çağ’ın yaklaşık 850 yılına tarihlenir.
named Kaldi: isimden sonra gelen kısaltılmış niteleyici
a goatherd named Kaldi ifadesinde named Kaldi, a goatherd isim grubunun ardından gelir ve kişinin adını belirtir. who was named Kaldi ile aynı anlama gelir. Bu, “isim + named + kişi adı” kalıbını kullanan kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Named, tam cümlenin ana fiili değildir; ana fiil observed sözcüğüdür.
Alıştırma
Cümleyi named + Leo adıyla tamamlayın: A boy ____ found the lost dog.
Cevabı göster
named Leo
his goats started acting abnormally. Dilbilgisi
0:14keçilerinin anormal davranmaya başladığını gözlemledi.
after nibbling on: sıralama bildiren after + -ing
After + -ing biçimi, ana cümledeki olaydan önce gerçekleşen bir eylemi anlatır. Burada after nibbling on some berries, keçilerin daha sonraki davranışının zamanını belirler. Cümle başındaki bu ifadede özne açıkça belirtilmiyorsa, eylemi yapan kişi ya da varlık genellikle ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Meyveleri kemiren keçilerdir; nibbling ana yüklem değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, Mia'nın başka bir yol seçmeden önce haritayı kontrol ettiğini göstermek için after + -ing yapısını doğru kullanır?
- After checking the map, Mia chose a different road.
- After check the map, Mia chose a different road.
- After checked the map, Mia chose a different road.
Cevabı göster
After checking the map, Mia chose a different road.
started acting abnormally: start + acting + zarf
Started acting abnormally, alışılmadık ya da sağlıksız bir şekilde davranmaya başladılar demektir. Burada act, bir oyunda rol yapmak değil, davranmak anlamındadır; abnormally ise keçilerin nasıl davrandığını açıklayan bir zarftır. Yeniden kullanılabilen kalıp start + acting + zarf şeklindedir: started acting strangely, differently veya nervously. Yeni bir davranış biçiminin başladığı noktayı belirtir.
Alıştırma
Yazıcının garip davranmaya başladığını ifade etmek için cümleyi started acting + bir zarf ile tamamlayın: After the update, the printer ____.
Cevabı göster
started acting strangely
tried them himself: bir şeyi bizzat tatmak
Bu yiyecek bağlamında tried them, “nasıl olduklarını anlamak için tatlarına baktı” demektir. Try doğrudan bir nesneyle kullanıldığında o şeyi tatmak, kullanıp görmek veya test etmek anlamına gelebilir; burada “çaba göstermek” anlamında değildir. Himself, vurgu yapan bir dönüşlülük zamiridir. Kaldi'nin yalnızca izlemediğini veya bunu başkasına yaptırmadığını, tadına bizzat kendisinin baktığını gösterir. Himself çıkarıldığında cümle yine dil bilgisi açısından doğrudur, ancak bu vurgu kaybolur.
Alıştırma
Hangi cümle Ben'in çorbanın tadına bizzat baktığını ifade eder?
- Ben tried the soup himself.
- Ben tried to cook the soup himself.
- Ben asked someone else to try the soup.
Cevabı göster
Ben tried the soup himself.
just as hyper: eşit dereceyi ifade etmek
Just as + sıfat, derecenin eşit olduğunu ifade eder. Burada just bu eşitliği güçlendirir: o da aynı derecede aşırı hareketliydi. Karşılaştırılan kişi veya şey önceki bağlamdan zaten belli olduğu için ikinci as öbeği kullanılmamıştır. Hyper; olağandan fazla enerjik, aşırı heyecanlı veya yerinde duramayan birini anlatan gündelik bir sıfattır. Tam karşılaştırmada just as + sıfat + as kullanılır: just as hyper as the goats.
Alıştırma
Noah ile Liam'ın aynı derecede yorgun olduğunu göstermek için cümleyi tamamlayın: After the race, Noah was ____ Liam.
Cevabı göster
just as tired as
humanity's first run-in with coffee: mizahi ve dramatik bir karşılaşma
humanity's first run-in with coffee, insanlığın kahveyle ilk karşılaşması anlamına gelir. Kısa çizgili run-in ismi, a run-in with someone or something yapısında tek bir birimdir; run ve in sözcüklerinin düz anlamları toplanarak anlaşılmaz. a run-in with çoğu zaman beklenmedik ve biraz tatsız bir karşılaşmayı çağrıştırır. Burada kahve gerçek bir rakip değildir; bu yüzden ifadenin kahve için kullanılması tarih anlatımına hafif komik ve dramatik bir ton katar.
Alıştırma
Hangi cümle kısa ve tatsız bir karşılaşmayı en açık biçimde anlatır?
- The reporter read a biography of an official.
- The reporter had a run-in with an angry official.
- The reporter scheduled a friendly interview with an official.
Cevabı göster
The reporter had a run-in with an angry official.
or so the story goes: bir iddiayı doğrulanmamış anlatı olarak işaretlemek
or so the story goes bir iddianın ardından gelir ve bu iddiayı insanların anlattığı bir olaylar sürümüne bağlar. Buradaki so, önceki iddianın tamamına gönderme yapar: hikâyede böyle anlatılıyor. Bu nedenle ifade, önceki bilginin ne kadar güvenilir olduğu hakkında yorum yapar. Anlatıcının iddiayla arasına mesafe koyarken hikâyeyi sürdürmesini sağlar. İddia bir geleneğe, bir anekdota veya tam olarak doğrulanmamış bir bilgiye dayanabilir. Anlatıcı bu sürümü aktarıyor, onu doğrulamıyor.
Alıştırma
Bu cümlede or so the story goes neyi belirtir? A ghost guards the bridge, or so the story goes.
- Anlatıcının birazdan bir dil bilgisi hatasını düzelteceğini bildirir.
- İddianın kanıtlanmış olduğunu garanti eder.
- İddiayı tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, insanların anlattığı bir hikâye olarak sunar.
Cevabı göster
İddiayı tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, insanların anlattığı bir hikâye olarak sunar.
When exactly people began consuming coffee is unclear, Dilbilgisi
0:27İnsanların tam olarak ne zaman kahve tüketmeye başladığı belirsizdir,
When exactly ... is unclear: özne olan bir soru yan tümcesi
“When exactly people began consuming coffee” yan tümcesinin tamamı “is unclear” ifadesinin öznesidir. Cümle, kesin zamanın bilinmediğini bildirir; okuyucuya doğrudan bir soru sormaz. Cümle içine yerleştirilmiş soru yan tümcesinde soru sırası değil, düz cümle sırası kullanılır: “did people begin” değil, “people began”. Bu kalıp “When/How/Why + özne + fiil + is unclear/unknown” biçiminde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Elektrik kesintisinin nedeninin bilinmediğini, soru yan tümcesini özne olarak kullanarak doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- Why did the power go out is unknown.
- Why the power went out is unknown.
- It is unknown why the power went out.
Cevabı göster
Why the power went out is unknown.
but at some point before the 1400s in what's now Ethiopia, Notlar
0:31ancak günümüzde Etiyopya olan yerde 1400'lerden önce bir noktada,
at some point: belirtilmeyen bir zaman
“At some point”, kesin olarak belirtilmeyen bir zamanda demektir. Zaman bilinmiyor, önemsiz görülüyor veya kasıtlı olarak belirsiz bırakılıyor olabilir. Burada “before the 1400s” geniş zaman sınırını belirlerken “at some point” kesin tarihin bilinmediğini söyler. İfade hem geçmiş hem de gelecek için kullanılabilir: “at some point last year” veya “at some point next week”.
Alıştırma
Paketin gece geldiğini biliyorsunuz, ancak kesin zamanı bilmiyorsunuz. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- At one point, the package was outside, but later it was gone.
- The package arrived at some point during the night.
- The package stayed outside for some time during the night.
Cevabı göster
The package arrived at some point during the night.
what's now Ethiopia: tarihsel bir yeri güncel adıyla konumlandırmak
What's now Ethiopia, what is now Ethiopia ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki what, “…… olan yer veya bölge” anlamına gelir; dolayısıyla ifade bugün Etiyopya denilen bölgeyi anlatır ve bir soru değildir. Tarih anlatımında what is now + güncel yer adı, geçmişteki bir olayı bugünün coğrafyasına göre konumlandırır. Bu kullanım, aynı adın, sınırların veya siyasi yapının o dönemde de var olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Tarihsel konum ifadesini what is now ile tamamlayın: The ancient port stood in ____ southern Spain.
Cevabı göster
what is now
people began foraging for wild coffee in the forest undergrowth. Kalıp ifadeler
0:35insanlar orman altı bitki örtüsünde yabani kahve aramaya başladılar.
foraging for: yiyecek veya doğal kaynak aramak
Forage for, yiyecek veya başka yararlı doğal kaynakları bulmak için etrafta aramak, çoğu zaman da onları toplamak demektir. Burada insanlar ormanda yabani kahve arıyor; bu, kayıp bir eşyayı aramaktan daha özel bir anlam taşır. Yaygın yapı forage for + aranan şey biçimindedir. Örnekte began sözcüğünden sonra -ing biçimi olan foraging gelir: began foraging for wild coffee.
Alıştırma
Cümleyi forage for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: During the hike, we spent an hour ____ edible berries.
Cevabı göster
foraging for
The reason coffee plants are equipped with lots of caffeine Notlar
0:39Kahve bitkilerinin bol miktarda kafeinle donatılmasının nedeni,
are equipped with lots of caffeine: be equipped with kullanımı
Be equipped with + isim, bir ekipmana, özelliğe veya yeteneğe sahip olmak ya da bunlarla donatılmış olmak anlamına gelir. Yapı be + equipped + with + mevcut olan şey biçimindedir. Kahve bitkileri için bu ifade biraz mecazlıdır: kafeini kimse yerleştirmemiştir. İfade, kafeini yararlı bir işlev görebilecek doğal bir özellik olarak sunar; bu nedenle yalnızca have demekten daha işlevsel ve resmî duyulur.
Alıştırma
Cümleyi be equipped with kullanarak tamamlayın: The science lab is ____ safety cameras.
Cevabı göster
equipped with
might be because it makes them unattractive to herbivores Dilbilgisi
0:43onları otoburlara çekici gelmekten çıkarması
The reason ... might be because: olası bir nedeni belirtmek
The reason + yan cümle, açıklanması gereken durumu belirtir. Ardından might be because + yan cümle olası bir neden sunar. Anahtar sözcük might'tır: konuşan kişi bu nedeni kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, makul bir varsayım olarak gösterir. Cümleyi yorumlarken veya yeniden ifade ederken bu belirsizliği koruyun.
Alıştırma
Hangi cümle kuru toprağı kanıtlanmış değil, olası bir neden olarak sunar?
- The reason the leaves are curling is definitely that the soil is too dry.
- The reason the leaves are curling might be because the soil is too dry.
- The leaves curled after we checked the soil.
Cevabı göster
The reason the leaves are curling might be because the soil is too dry.
makes them unattractive ... or more attractive: make + nesne + sıfat ile ortaya çıkan etkiler
make + nesne + sıfat kalıbı, ortaya çıkan bir etkiyi anlatır: bir şey, nesnenin sıfatın belirttiği niteliğe sahip olmasına yol açar. Burada makes sözcüğünden sonra nesne olan them, ardından unattractive ... ve more attractive ... sıfat öbekleri gelir. İki sıfat öbeği paraleldir ve or ile bağlanır. Her to öbeği, tepkisi anlatılan grubu belirtir: unattractive to herbivores veya more attractive to pollinators. Bu kalıp, tek bir nedenin farklı grupları farklı biçimlerde nasıl etkilediğini gösterebilir.
Alıştırma
make + nesne + sıfat kalıbını kullanın. make, roads ve dangerous sözcüklerini doğru sıraya koyun: Ice can ____.
Cevabı göster
make roads dangerous
But either way, people caught on to coffee's advantages Notlar
0:49Ama her iki durumda da insanlar kahvenin faydalarını fark ettiler
But either way: iki olasılıktan ortak bir sonuca geçmek
Either way, daha önce sözü edilen iki olasılığa gönderme yapar ve sonraki noktanın her iki durumda da doğru olduğunu belirtir. İkisinden birini seçmez; tartışmanın bu dallanan bölümünü bitirip ortak bir sonuca geçer. But, önceki belirsizlikle karşıtlık kurar: neden açık olmayabilir, ancak sonraki sonuç değişmez. Bu nedenle ifade, fiziksel bir yolu anlatmak yerine bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Toplantı çevrim içi de olsa yüz yüze de olsa notlara ihtiyacınız var. Bunu açıkça ifade eden cümle hangisidir?
- We may meet online or in person. One way, I'll bring the notes.
- We may meet online or in person. By the way, I'll bring the notes.
- We may meet online or in person. Either way, I'll bring the notes.
Cevabı göster
We may meet online or in person. Either way, I'll bring the notes.
caught on to: bir şeyi fark edip anlamak
caught on to coffee's advantages ifadesinde caught on to, catch on to yapısının geçmiş zaman biçimidir. İnsanların, belki biraz zaman ya da deneyimden sonra, avantajları fark edip anlamaya başladığını belirtir. İfade üç parçalı sabit bir yapıya sahiptir. Geçmiş zamanda yalnızca catch, caught olur; on to birlikte kalır ve ardından anlaşılan şey gelir. Burada fiziksel olarak bir şeyi yakalamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi catch on to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After seeing the same clue twice, Lena finally ____ the trick.
Cevabı göster
caught on to
making tea from its leaves: kaynak malzemeyi make A from B ile belirtmek
making tea from its leaves, make A from B kalıbını kullanır. A sonuç olan tea, B ise kaynak malzeme olan its leaves bölümüdür. Buradaki its, daha önce sözü edilen bitkiyi belirtir. B, işlenerek veya değiştirilerek A'yı üreten malzeme ya da kaynak olarak ele alındığında bu kalıbı kullanın. Bu yapı yalnızca sonucun ne içerdiğine değil, nereden geldiğine odaklanır.
Alıştırma
make A from B kalıbını tamamlayın: At the recycling workshop, we made paper ____ old newspapers.
Cevabı göster
from
combining its berries with butter and salt for a sustaining snack, Kalıp ifadeler
0:55meyvelerini enerji verici bir atıştırmalık için tereyağı ve tuzla birleştirmeye
combining ... with ... for ...: malzemeleri ve amaçlanan kullanımı birleştirmek
Combine A with B, A ile B’yi bir araya getirmek demektir. combining its berries with butter and salt ifadesinde -ing biçimi eylemi belirtir; its berries ilk malzeme, butter and salt ise eklenen malzemelerdir. For a sustaining snack, karışımın amacını veya hedeflenen kullanımını belirtir. Burada sustaining, kişinin enerjisini korumasına yardımcı olan anlamındadır. Böylece kalıp bir eylemi, malzemeleri ve amacı birbirine bağlar.
Alıştırma
Cümleyi combine A with B for C kalıbının gerektirdiği iki edatla tamamlayın: Combine the oats ____ dried fruit ____ a filling breakfast.
Cevabı göster
with · for
and drying, roasting, and simmering its cherries Kalıp ifadeler
0:59ve kahve kirazlarını kurutup, kavurup, kaynatarak
drying, roasting, and simmering ... into ...: paralel adımlar ve sonuç
Drying, roasting, and simmering paralel bir listedir: üç işleme eyleminin tümü -ing biçimindedir. Ortak nesne its cherries son fiilden sonra gelir, ancak tüm eylem dizisi boyunca işlenen malzeme olarak anlaşılır. Into an energizing elixir işlemin ulaştığı son durumu belirtir. action, action, and action + object + into + result kalıbı, birkaç adımı özetleyip malzemenin neye dönüştüğünü göstermeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle paralel bir -ing eylem dizisi kullanır ve into ile son sonucu belirtir?
- The artist pressed the clay and then made a bowl.
- The artist used a wheel to shape a bowl from the clay.
- The artist shaped the clay by pressing, folding, and rolling it into a bowl.
Cevabı göster
The artist shaped the clay by pressing, folding, and rolling it into a bowl.
Coffee rode trade routes into the Middle East, Deyimler
1:05Kahve, ticaret yolları üzerinden Orta Doğu'ya girdi
rode trade routes into the Middle East ifadesindeki yayılma metaforu
Burada rode, kahveyi bir yolcuymuş gibi kişileştirir. İfade, kahvenin gerçekten bir şeye bindiği anlamına gelmez; mevcut ticaret yolları üzerinden Orta Doğu'ya yayıldığını anlatır. Anlatı türündeki metinlerde insan olmayan bir özne, bir güzergâhı, dalgayı veya akıntıyı ride ediyormuş gibi gösterilebilir. Böylece o ağdan ya da güçten yararlanarak ilerlediği anlatılır ve hareket, spread gibi nötr bir fiile göre daha canlı görünür.
Alıştırma
Burada rode trade routes into the Middle East ne anlama geliyor?
- Kahve, Orta Doğu'ya ulaştıktan sonra yeni ticaret yolları oluşturdu.
- Kahve yalnızca ata binen kişiler tarafından taşındı.
- Kahve, mevcut ticaret yolları üzerinden Orta Doğu'ya yayıldı.
Cevabı göster
Kahve, mevcut ticaret yolları üzerinden Orta Doğu'ya yayıldı.
and its widespread popularity began brewing in earnest in the 1450s. Deyimler
1:08ve yaygın popülaritesi 1450'lerde ciddi bir şekilde demlenmeye başladı.
popularity began brewing in earnest: kahve temalı bir kelime oyunu
Burada brewing sözcüğünün öznesi popularity olduğu için sözcük mecaz anlamdadır: popülerlik gelişiyor veya şekilleniyordu. Konu kahve olduğu için brewing aynı zamanda gerçek anlamdaki kahve hazırlama eylemini çağrıştırır ve temaya uygun hafif bir kelime oyunu oluşturur. In earnest, “ciddi biçimde”, “gerçekten” veya “tam anlamıyla” demektir. Buradaki began brewing in earnest, yaygın popülerliğin 1450'lerde gerçekten güçlenmeye başladığını söyler; insanların bir içeceği özenle hazırladığını anlatmaz.
Alıştırma
began brewing in earnest ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Herkes hemen bir kahve uzmanına dönüştü.
- Yaygın popülerliği gerçekten gelişmeye başladı.
- İnsanlar kahveyi daha büyük bir özenle hazırlamaya başladı.
Cevabı göster
Yaygın popülerliği gerçekten gelişmeye başladı.
Resmî bir zaman girişi olarak Upon returning from ...
Upon returning from ..., “birinin ...den döndüğü zaman ya da döndükten kısa süre sonra” anlamına gelen bir zaman zarfı yapısıdır. upon edatından sonra returning şeklindeki -ing biçimi gelir; bu başlangıç when she returned from ... gibi tam bir yan cümleden daha kısadır. Tam bir cümlede, dönen kişinin genellikle ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır. Böylece bu giriş, özneyi iki kez söylemeden ana olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi return fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Upon ____ from lunch, Maya found a note on her desk.
Cevabı göster
returning
use coffee during ritual chants and dances.
1:19ritüel ilahiler ve danslar sırasında kahve kullanmalarını tavsiye etti.
Sufi leader ... during ritual chants and dances: kahvenin ritüel kullanımının bağlamı
Sufi leader, İslam içindeki bir Sufi geleneğinin dinî önderini ifade eder. Ritual chants and dances, dinî bir törenin parçası olarak tekrarlanan sesli ezgiler ve bedensel hareketlerdir. Bu ifadeler birlikte kahveyi Yemen'deki belirli bir topluluğun uygulamaları içine yerleştirir: kahvenin yalnızca günlük bir içecek olarak değil, toplu ibadet sırasında da kullanılması önerilmiştir. Cümle, İslam'ın tümü için geçerli bir kuralı değil, belirli bir tarihsel ortamı anlatır.
Alıştırma
Bu arka plan temel olarak neyi anlamanıza yardımcı olur?
- Belirli bir Sufi topluluğu ritüel etkinlikler sırasında kahve kullanıyordu.
- Kahve her topluluk buluşmasında yasaktı.
- Tüm İslami ritüeller insanların kahve içmesini gerektirir.
Cevabı göster
Belirli bir Sufi topluluğu ritüel etkinlikler sırasında kahve kullanıyordu.
recommend that someone use: recommend sonrasında fiilin yalın hâli
Recommend that + özne + fiilin yalın hâli yapısı, önerilen bir eylemi ifade eder. Cümlede use, that yan cümlesindeki fiilin yalın hâlidir; uses ya da to use kullanılmaz. worshipers çoğul bir özne olduğu için normal geniş zaman biçimi de use olur ve fark görünmez. Tekil bir özneyle de yapı değişmez: The doctor recommended that Mia rest. Bu biçime genellikle öneri bildiren subjunctive denir. Özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır; Britanya İngilizcesinde should + fiilin yalın hâli de sık kullanılır. Yan cümle yalnızca öneriyi aktarır, eylemin gerçekleştiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin doğru biçimiyle öneriyi tamamlayın: The coach recommended that Leo ____ before the championship game. (rest)
Cevabı göster
rest
Soon enough, people within the Ottoman Empire
1:23Kısa süre sonra, Osmanlı İmparatorluğu içindeki insanlar
to yield a darker, bolder beverage. Kalıp ifadeler
1:28ve daha koyu, daha sert bir içecek elde ettiler.
to yield a darker, bolder beverage: bir sürecin ürettiği sonuç
Burada to yield, “sonuç olarak üretmek” anlamına gelir. Mastar yapısı, çekirdekleri kavurup öğütme işlemini amaçlanan sonuca bağlar: rengi daha koyu ve aroması daha yoğun bir içecek. Süreç anlatımlarında yield, bir eylemden, yöntemden veya malzemelerden ne elde edildiğine odaklanır. make fiiline göre daha resmîdir ve sonucu daha çok vurgular. Buradaki bolder, daha güçlü ve zengin bir aromayı anlatır; cesaret anlamına gelmez.
Alıştırma
to yield a darker, bolder beverage ifadesinde yield sözcüğüne anlamca en yakın İngilizce fiil hangisidir?
- purchase
- produce
- hide
Cevabı göster
produce
Many gathered in guesthouses and outside mosques
1:31Birçok kişi misafirhanelerde ve camilerin dışında toplanıp
partake in coffee's comforts: resmî bir dille katılmak ve keyfini çıkarmak
To partake in something, bir şeye katılmak veya o deneyimi paylaşmak anlamına gelir. Burada to partake in coffee's comforts, yalnızca içeceğin değil, kahveyle ilişkili rahatlığın ve sosyal deneyimin de tadını çıkarmak demektir. Coffee's comforts geniş kapsamlı bir ifadedir: yalnızca kahveyi içme eylemini değil, kahve etrafındaki keyfi ve sosyalleşmeyi de içerir.
Alıştırma
Hangi cümlede partake in resmî bir bağlamda doğal ve doğru kullanılmıştır?
- Guests were invited to partake the ceremony.
- Guests were invited to partake in the ceremony.
- I partake in my sandwich every day at noon.
Cevabı göster
Guests were invited to partake in the ceremony.
but authorities grew concerned about whether coffee's influence Kalıp ifadeler
1:37ancak yetkililer kahvenin etkisinin
and if Muslims should be allowed to drink it. Dilbilgisi
1:42ve Müslümanların onu içmesine izin verilip verilmemesi gerektiği konusunda endişelenmeye başladı.
grew concerned about whether: zamanla gelişen kaygı
grow + sıfat yapısı, bir durumun zamanla değişmesini anlatabilir. Grew concerned, “zaman içinde kaygılanmaya başladı” demektir; yani kaygının yalnızca var olduğunu değil, sonradan geliştiğini vurgular. About whether, kaygıya yol açan belirsiz soruyu açıklar. Bu cümlede whether, kahvenin etkisiyle ilgili iki olasılığı sunar: zararsız olması veya sarhoş edici olması.
Alıştırma
Hangi cümle kaygının zaman içinde geliştiğini doğru biçimde gösterip belirsiz bir soruyu aktarır?
- Officials grew concerned that whether the bridge was safe.
- Officials grew concern about whether the bridge was safe.
- Officials grew concerned about whether the bridge was safe.
Cevabı göster
Officials grew concerned about whether the bridge was safe.
was innocent or intoxicating: resmî bir iki seçenekli karşıtlık
Burada innocent bir kişinin karakterini değil, kahvenin etkisini anlatır. Zararsız veya tehlikeli etkilerden uzak demektir. Intoxicating ise sarhoşluğa yol açabilen, yani birini sarhoş edebilen ya da bilincini bozabilen anlamına gelir. İki sıfat or ile bağlanarak resmî bir iki seçenekli soru oluşturur: Kahve yalnızca zararsız mıydı, yoksa sarhoş edici bir madde gibi mi davranıyordu? Bu karşıtlık, tartışmanın merkezindeki iki farklı değerlendirmeyi gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede innocent or intoxicating karşıtlığı ne anlama gelir?
- Kahvenin etkilerinin zararsız mı yoksa sarhoşluğa yol açabilecek nitelikte mi olduğu
- Kahve üretmenin ucuz mu yoksa pahalı mı olduğu
- Kahvenin tadının hafif mi yoksa çok acı mı olduğu
Cevabı göster
Kahvenin etkilerinin zararsız mı yoksa sarhoşluğa yol açabilecek nitelikte mi olduğu
if ... should be allowed to drink: edilgen izin yapısı
Bu dolaylı evet-hayır sorusunda if, whether yani “olup olmadığı” anlamına gelir. Muslims izin alan gruptur; bu nedenle cümlede edilgen should be allowed to drink kalıbı kullanılır: should + be + geçmiş zaman ortacı allowed + to ile mastar. if/whether + grup + should be allowed to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kuralın veya yetkilinin izin vermesinin uygun olup olmadığını sorar. Grubun eylemi fiziksel olarak yapabilip yapamadığını değil, kurala göre izin verilmesinin doğru olup olmadığını tartışır.
Alıştırma
Edilgen izin cümlesini should ve allow kullanarak tamamlayın: The school board is deciding whether students ____ use phones during lunch.
Cevabı göster
should be allowed to
a religious court in Mecca put coffee on trial. Deyimler
1:47Mekke'deki bir din mahkemesi kahveyi yargıladı.
Hukuk metaforu olarak put coffee on trial
Put someone on trial normalde bir kişiyi yargılanmak üzere mahkeme önüne çıkarmak demektir. Burada nesne coffee olduğu için içecek, sanıkmış gibi kişileştirilmiştir. Mahkeme aslında kahveye izin verilip verilmemesi gerektiğini inceliyordu. Hukuk metaforu, izin hakkındaki soyut bir tartışmayı canlı bir “yargılanan kahve” görüntüsüne dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede put coffee on trial ne anlama geliyor?
- Mahkeme herkese kahve ikram ederken bir duruşma yaptı.
- Mahkeme, kahveye izin verilip verilmemesi gerektiğini resmî olarak inceledi.
- Mahkeme bir fincan kahveyi yalan söylemekle suçladı.
Cevabı göster
Mahkeme, kahveye izin verilip verilmemesi gerektiğini resmî olarak inceledi.
Scholars finally deemed it permissible, Kelime
1:51Alimler sonunda buna izin verilebileceğine karar verdiler,
deemed it permissible yapısında deem + nesne + sıfat
deem + nesne + sıfat yapısı, “nesnenin o niteliğe sahip olduğuna resmî olarak hükmetmek” anlamına gelir. Burada it kahveyi ifade eder; permissible ise ilgili dinî kurallara göre izin verildiği anlamındadır. Deemed it permissible, âlimlerin vardığı sonucu yetkili bir hüküm olarak sunar. Kahvenin yasak olmadığını belirtir; onu tavsiye ettikleri veya sevdikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi deem fiilinin geçmiş zamanı, the design nesnesi ve permissible sıfatıyla tamamlayın: The safety board ____ after its review.
Cevabı göster
deemed the design permissible
so coffeehouses sprang up in Damascus, Istanbul, and beyond, Öbek fiiller
1:53böylece Şam, İstanbul ve ötesinde kahvehaneler mantar gibi çoğaldı,
Sprang up: hızla ortaya çıkmak
Sprang up, spring up ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyin hızla ortaya çıktığını veya kurulup yayılmaya başladığını anlatır. Burada kahvehanelerin birçok yerde kısa sürede ortaya çıktığını gösterir. Kahvehanelerin gerçekten yukarı doğru sıçradığı anlamına gelmez. Bu ifade kısa sürede ortaya çıkan dükkânlar, binalar, kuruluşlar veya eğilimler için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi spring up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the new train line opened, small shops ____ near each station.
Cevabı göster
sprang up
Clientele: grup olarak müşteriler
Clientele, bir işletmenin veya profesyonel hizmetin tüm müşterilerini tek bir grup olarak ifade eder. Burada belirli bir kişiyi değil, kahvehaneleri kullanan insan topluluğunu anlatır. Customers kelimesinden daha resmîdir. A young clientele veya an international clientele örneklerinde olduğu gibi, bir yerin çektiği müşteri kitlesinin türünü anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede clientele tüm müşteri grubunu ifade eder?
- The hotel hopes to attract an international customer.
- The hotel hopes to attract an international client.
- The hotel hopes to attract an international clientele.
Cevabı göster
The hotel hopes to attract an international clientele.
which became known in other parts of the world as mocha. Kalıp ifadeler
2:11bu liman dünyanın diğer bölgelerinde moka (mocha) olarak bilinir hale geldi.
The port of Al-Makha ... as mocha: mocha adının kökeni
Al-Makha, Yemen’de bir limandı ve tarihî kahve ticaretinin önemli merkezlerinden biriydi. Bu yer adı kahveyle birlikte başka bölgelere taşındı ve İngilizcedeki mocha sözcüğüne dönüştü. Bu cümlede mocha, limanın başka yerlerde tanındığı adı ifade eder. Bu bağlantı, sözcüğün neden kahve tarihinin bir parçası olduğunu açıklar; limanın çikolata aromalı bir kahve içeceği olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede mocha esas olarak neyi ifade ediyor?
- İlk kez Avrupa’da satılan bir çay çeşidi
- Kahve ihraç edilen Al-Makha limanından türeyen bir ad
- Limanda kahveye eklenen çikolata aroması
Cevabı göster
Kahve ihraç edilen Al-Makha limanından türeyen bir ad
became known ... as mocha: become known as ile ad belirtme
Become known as + bir ad, unvan, rol veya kimlik, insanların zamanla o tanımı kullanmaya başlaması demektir. Geçmiş zaman biçimi became known as, adın baştan beri kullanılmadığını, daha sonra geliştiğini gösterir. In other parts of the world ifadenin kapsamını belirtir: başka yerlerdeki insanlar mocha adını kullanıyordu. Bu yapı toplumdaki kullanımı anlatır ve bir şeyin mutlaka resmî olarak yeniden adlandırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi became known as ile tamamlayın: The old train station later ____ the Community Arts Center.
Cevabı göster
became known as
But coffee was eventually transported or smuggled into India Kelime
2:16Ancak kahve sonunda Hindistan'a taşındı veya kaçırıldı
transported or smuggled into India: tarafsız taşıma ile yasa dışı kaçakçılık
Transported tarafsız bir sözcüktür: Kahvenin bir yerden başka bir yere götürüldüğünü belirtir, ancak bu taşımanın yasal olup olmadığını söylemez. Smuggled ise yasaları, gümrük kontrollerini, vergileri veya başka kısıtlamaları aşmak için bir şeyin gizlice ve yasa dışı biçimde taşındığını ifade eder. or bağlacı, kahvenin Hindistan'a girmiş olabileceği iki yöntemi sunar. Bu ayrımı korumak önemlidir: İki sözcüğü de yalnızca “taşındı” diye anlamak, smuggled sözcüğündeki yasa dışılık ve gizlilik anlamını ortadan kaldırır.
Alıştırma
Cümleyi “sınır kontrollerinden kaçınmak için gizlice ve yasa dışı biçimde taşındı” anlamına gelen fiille tamamlayın: The rare seeds were ____ across the border.
Cevabı göster
smuggled
took root in Java and beyond: kök salıp sağlam biçimde yerleşmek
Take root gerçek anlamıyla bir bitkinin kök oluşturmasını anlatır. Burada ise bir mecazdır: Kahve yetiştiriciliği Cava'da yerleşmiş ve gelişmeye devam etmiştir; yalnızca kısa bir süreliğine oraya ulaşmamıştır. In Java and beyond, bu kalıcı gelişimin Cava'dan tek tek adı verilmeyen başka yerlere de yayıldığını ifade eder. Aynı mecaz, bir fikrin, geleneğin, kurumun veya sektörün sağlam biçimde yerleşmesini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “sağlam biçimde yerleşip büyümeye başladı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After years of local support, the youth music program finally ____ in the town.
Cevabı göster
took root
Meanwhile, the Ottoman Empire introduced the stimulating substance to Europe. Kalıp ifadeler
2:24Bu arada, Osmanlı İmparatorluğu bu uyarıcı maddeyi Avrupa'ya tanıttı.
introduced the stimulating substance to Europe: introduce X to Y yapısı
Introduce X to Y, X'i bir yere veya gruba götürmek ya da orada tanınmasını sağlamak ve böylece Y'nin X'le karşılaşmaya veya onu kullanmaya başlaması demektir. Bu cümlede X, the stimulating substance; Y ise Europe'tur. Burada introduce, bir maddenin bölgeler arasında yayılmasını anlatır. Sözlü bir tanıtım yapmak anlamına gelmez. Tanıtılan veya getirilen şey to'dan önce, onu alan yer ya da grup ise to'dan sonra gelir.
Alıştırma
Introduce X to Y yapısının geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: The science club ____ basic coding ____ younger children.
Cevabı göster
introduced · to
Central London's first coffeehouses opened in the 1650s.
2:29Central London'ın ilk kahvehaneleri 1650'lerde açıldı.
and despite King Charles II's attempt to ban them in 1675, Dilbilgisi
2:36ve Kral II. Charles'ın 1675'te onları yasaklama girişimine rağmen,
despite ... attempt to ban: isim öbeğiyle karşıtlık anlatımı
Despite, belirli bir duruma rağmen anlamına gelir. Bir edattır; bu nedenle burada arkasından King Charles II's attempt isim öbeği gelir. to ban mastarı, girişimin ne olduğunu açıklar. Baştaki bu ifade bir karşıtlık bildirir: girişim gerçekleşmiştir, ancak sonraki ana cümle bu girişimin daha sonraki sonucu engellemediğini gösterir. despite someone's attempt to + fiil kalıbı bu ilişkiyi kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi despite someone's attempt to kalıbıyla tamamlayın: ____ cancel the match, the players arrived anyway.
Cevabı göster
Despite the coach's attempt to
coffeehouses kept simmering as social and intellectual hotbeds. Deyimler
2:42kahvehaneler sosyal ve entelektüel kuluçka merkezleri olarak kaynamaya devam etti.
kept simmering as social and intellectual hotbeds: birbiriyle bağlantılı iki ısı benzetmesi
Cümle, ısıyla ilgili iki benzetmeyi birbirine bağlar. Kept simmering, kahvehanelerde devam eden konuşma ve etkinlikleri kısık ateşte kaynamayı sürdüren bir sıvıya benzetir: onları yasaklama girişimi bu enerjiyi ortadan kaldıramamıştır. Hotbeds, kahvehaneleri sosyal temasın ve düşünsel fikirlerin yoğunlaştığı ve gelişebildiği yerler olarak tanımlar. İki ifade de gerçek sıcaklığı anlatmaz; simmering enerjinin sürmesini, hotbeds ise etkinliğin büyümesini sağlayan ortamı vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan betimleme ne anlama geliyor?
- Yalnızca odaları ve içecekleri fiziksel olarak sıcak kaldığı için açık kaldılar.
- Sosyal temasın ve yeni fikirlerin gelişmeye devam ettiği canlı merkezler olarak kaldılar.
- Kamusal tartışmaların neredeyse yok olduğu sessiz yerlere dönüştüler.
Cevabı göster
Sosyal temasın ve yeni fikirlerin gelişmeye devam ettiği canlı merkezler olarak kaldılar.
patrons of Garraway's Coffee House had the pleasure Kalıp ifadeler
2:49Garraway's Coffee House'un müdavimleri,
of watching Robert Hooke, the scientist who coined the term cell, Kalıp ifadeler
2:52hücre (cell) terimini bulan bilim insanı Robert Hooke'un
coined the term cell: cell terimini ortaya atmak
coined the term cell ifadesinde coined, “yeni bir ad veya ifade oluşturup kullanıma sundu” anlamına gelir. Yaygın yapı coin the term + ad veya coin a phrase şeklindedir. Bu ifade adlandırmayı anlatır: Hooke, cell sözcüğünü bir terim olarak ortaya koymuştur. Hücrelerin kendisini yarattığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle birinin yeni bir ifade oluşturup kullanıma sunduğunu söyler?
- The coach discovered an old training manual.
- The coach invented a timer for the team's breaks.
- The coach coined the phrase "reset minute" for a short team break.
Cevabı göster
The coach coined the phrase "reset minute" for a short team break.
publicly dissect a porpoise.
2:56bir domuz balığını halka açık bir şekilde parçalamasını izleme zevkine eriştiler.
had the pleasure of watching: resmî anlatım ve olası soğukkanlı mizah
Have the pleasure of + isim veya -ing biçimi, birinin bir deneyimi yaşamaktan memnun ya da bunu yaşayabildiği için şanslı olduğunu söylemenin kibar ve biraz resmî bir yoludur. Burada had the pleasure of watching, müşterilerin etkinliği izleme fırsatını resmî bir dille sunar. Bir liman yunusunun halka açık teşrihini zevk olarak adlandırmak, özellikle günümüzdeki birçok dinleyici için beklenmedik gelebilir. Bu nedenle özenli ifade, soğukkanlı bir mizah katabilir. Kalıp kendiliğinden alaycı değildir; buna çevresindeki bağlam karar verir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: At the conference, I ____ meeting the lead researcher.
Cevabı göster
had the pleasure of
In France, people began mixing coffee with milk and sugar,
2:59Fransa'da insanlar kahveyi süt ve şekerle karıştırmaya başladılar,
hosted enlightenment figures like Diderot and Voltaire, Kültür
3:06günde 50 fincan kahve içtiği iddia edilen Diderot ve Voltaire gibi
hosted enlightenment figures like Diderot and Voltaire: Diderot ve Voltaire gibi Aydınlanma düşünürlerini ağırladı
Bu cümlede Enlightenment figures, akla, öğrenmeye ve açık tartışmaya değer veren Avrupa Aydınlanması'yla bağlantılı önemli düşünürleri anlatır. Diderot ve Voltaire buna örnektir. Burada hosted, kahvehanelerin bu kişileri ağırladığı ve onlara buluşup fikir alışverişi yapabilecekleri yerler sağladığı anlamına gelir; mutlaka tek bir resmî etkinlik düzenlendiğini göstermez. İfadenin tamamı, kahvehanelerin kahve içilen yerlerin yanı sıra tartışma merkezleri de olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Paris kahvehanelerinin “hosted Enlightenment figures” olması ne anlama gelir?
- Önemli Aydınlanma düşünürlerinin toplanıp fikir alışverişi yapabildiği yerlerdi.
- Daha parlak lambalar takmaları için işçiler çalıştırıyorlardı.
- Kahvehane sahipleri hakkında kurgusal oyunlar sahneliyorlardı.
Cevabı göster
Önemli Aydınlanma düşünürlerinin toplanıp fikir alışverişi yapabildiği yerlerdi.
allegedly: bir iddianın doğrulanmadığını belirtmek
Allegedly, bir iddianın başkaları tarafından ortaya atıldığını ancak konuşanın bunu tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadığını gösterir. Burada drank 50 cups of coffee a day ifadesini niteler ve bu şaşırtıcı sayı konusunda temkinli olunduğunu belirtir. İddianın yanlış olduğu anlamına gelmez. Konuşanla bilgi arasına mesafe koyar; bu işlev haberlerde, biyografilerde ve tarihî anlatılarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle tablonun saklanmasını aktarılmış fakat doğrulanmamış bir iddia olarak sunuyor?
- The painting was allegedly hidden for decades.
- The painting was probably hidden for decades.
- Records prove that the painting was hidden for decades.
Cevabı göster
The painting was allegedly hidden for decades.
Granted, these were likely small servings of comparatively weak coffee, Notlar
3:14Kabul etmek gerekir ki, bunlar muhtemelen nispeten zayıf kahvenin küçük porsiyonlarıydı,
comparatively weak coffee: temkinli bir karşılaştırma
comparatively weak coffee ifadesinde weak, kahvenin yoğunluğunun düşük olduğunu; comparatively ise “ilgili bir ölçütle karşılaştırıldığında” anlamını taşır. İfade, kahvenin mümkün olan her ölçüte göre hafif olduğunu iddia etmez. Bağlam yeterince açıksa karşılaştırma ölçütü söylenmeden bırakılabilir. Bu niteleyici, iddiayı daha temkinli hâle getirir: Kahve başka bir kahveden, daha sonraki bir türden veya okuyucunun alışılmış ölçütünden daha hafif olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir dizüstü bilgisayarın her ölçüte göre hafif olduğunu iddia etmeden diğer oyun modellerine kıyasla hafif olduğunu temkinli biçimde söyler?
- The laptop is light enough to carry to school.
- The laptop is the lightest computer ever made.
- The laptop is comparatively light for a gaming model.
Cevabı göster
The laptop is comparatively light for a gaming model.
Granted, ... but ...: ana noktadan önce bir sınırlamayı kabul etmek
Cümle başındaki Granted, bir ödün vermeyi gösterir: konuşan, savını zayıflatabilecek bir gerçeği kabul eder. Burada porsiyonların küçük ve kahvenin zayıf olması sınırlamalar olarak kabul ediliyor. Ardından cümle but ile asıl yargıya döner: miktar yine de etkileyicidir. Yapıyı Granted, X, but Y şeklinde okuyun: önce X kabul edilir, ancak asıl nokta Y olarak kalır.
Alıştırma
Cümleyi Granted söylem belirteciyle tamamlayın: ____, the plan is expensive, but it could save money in the long run.
Cevabı göster
Granted
Meanwhile, European empires began profiting off coffee growing, Öbek fiiller
3:20Bu arada, Avrupa imparatorlukları kahve yetiştiriciliğinden kâr etmeye başladı,
began profiting off: bir kaynaktan para kazanmaya başlamak
began profiting off ifadesinde began bir faaliyetin başladığını gösterir ve burada ardından -ing biçimindeki profiting gelir. Profit off something, bir şeyden para kazanmak anlamına gelir; off sözcüğünün ardından kârın kaynağı olan kişi, faaliyet, kaynak veya durum gelir. Profit off, günlük Amerikan İngilizcesinde yaygındır ve kazancın kaynağı başka insanların emeği veya sıkıntısı olduğunda genellikle eleştirel duyulur. Burada Avrupa imparatorluklarından söz edilmesi, tarafsız bir ticari gelirden çok sömürü anlamını güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle, zor durumdaki insanları kullanarak para kazanmaya başlayan bir şirketi eleştirir?
- The company began earning money from a popular new game.
- The company began profiting off families in crisis.
- The company began donating to families in crisis.
Cevabı göster
The company began profiting off families in crisis.
in Asia, Latin America, and the Caribbean.
3:28köleleştirilmiş veya sömürülen işgüçleri oluşturdular.
establishing enslaved or exploited workforces: köleleştirilmiş veya sömürülmüş iş gücü sistemleri kurmak
Establishing ... workforces, iş gücü sistemleri oluşturmak ve düzenlemek anlamına gelir. Buradaki iş gücü, köleleştirilmiş veya sömürülmüş insanlardan oluşur; sıradan bir işe alımdan söz edilmez. Enslaved, insanların özgürlüklerinden yoksun bırakılıp kölelik altında zorla çalıştırılması demektir. Exploited daha geniştir: insanlar güvensiz koşullar, çok düşük ücret, zorlama veya gerçek bir seçim hakkının bulunmaması gibi yollarla başkasının çıkarı için haksızca kullanılır. Bu ifade ağır bir tarihsel ve ahlaki anlam taşır.
Alıştırma
Hangi ifade establishing enslaved or exploited workforces sözünün anlamını en iyi korur?
- Normal ücretli işler için sıradan çalışanlar işe almak.
- Köleliğe veya haksız sömürüye dayalı iş gücü sistemleri oluşturmak.
- Herkesin koşulları özgürce seçtiği iş yerleri açmak.
Cevabı göster
Köleliğe veya haksız sömürüye dayalı iş gücü sistemleri oluşturmak.
As cultivation boomed in Latin America, fueled by slavery, Notlar
3:31Latin Amerika'da köleliğin körüklediği tarım patlarken,
As cultivation boomed: değişen zaman arka planı kuran As
As cultivation boomed ifadesinde As, zaman içinde değişen bir arka plan sürecini başlatır. Cultivation tarımsal ürünlerin yetiştirilmesi, boomed ise çok hızlı büyümek anlamına gelir. As + özne + değişim fiili kalıbı, ana olay gerçekleşirken başka bir sürecin geliştiğini gösterebilir. Burada hızlı büyüme, because ile doğrudan bir neden olarak sunulmak ya da sonraki olaydan tamamen önceye yerleştirilmek yerine değişen bir zaman arka planı olarak düzenlenir.
Alıştırma
Hangi cümle As kullanarak değişen bir süreci başka bir gelişmenin zaman arka planı olarak sunar?
- After the meeting ended, everyone left the room.
- Because the power failed, the store closed immediately.
- As sales grew, the store hired more staff.
Cevabı göster
As sales grew, the store hired more staff.
fueled by slavery: büyümenin arkasındaki itici gücü belirtmek
fueled by slavery ifadesinde fuel, mecazi bir fiil olarak kullanılır. Yakıtın bir ateşi veya motoru çalışır durumda tutması gibi, köleliğin sağladığı zorla çalıştırılan emek de tarımsal üretimin hızla genişlemesine yardımcı olmuştur. Fueled by slavery, önceki cultivation boomed düşüncesi hakkında ek bilgi veren geçmiş zaman ortacı yapısında bir ifadedir. Köleliği yalnızca büyümeyle aynı dönemde var olan bir şey olarak değil, büyümenin arkasındaki itici bir güç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir değişimi yönlendiren gücü fueled by ile ifade ediyor?
- The campaign printed a list of thousands of small donations.
- The campaign grew rapidly before anyone donated.
- The campaign grew rapidly, fueled by thousands of small donations.
Cevabı göster
The campaign grew rapidly, fueled by thousands of small donations.
growers displaced indigenous populations and burned forests Kelime
3:35yetiştiriciler yerli halkları yerinden ettiler ve sürekli genişleyen plantasyonlar kurmak için
growers displaced indigenous populations: yerli halkların topraklarından zorla çıkarılması
Burada displaced, insanların evlerini veya geleneksel topraklarını terk etmeye zorlandığı anlamına gelir. moved sözcüğünden daha güçlüdür: etkilenen kişiler sıradan bir taşınmayı özgürce seçmemiştir ve topraklarına ve topluluklarına erişimlerini kaybetmiş olabilirler. Cümlede eylemi yapan, eylem ve etkilenen grup açıkça gösterilir: growers eylemi yapanları, displaced eylemi, indigenous populations ise etkilenen grubu belirtir. Tarihsel ve toplumsal yazılarda indigenous populations, çoğu zaman sömürgeleştirme veya dışarıdan yerleşimden önceye uzanan, toprakla derin ve uzun süreli bağları bulunan yerli halkları ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle insanların evlerini veya topraklarını terk etmeye zorlandığını açıkça gösteriyor?
- The flood displaced thousands of residents.
- Thousands of residents chose nearby cafés for lunch.
- Thousands of residents decorated their homes for the festival.
Cevabı göster
The flood displaced thousands of residents.
to establish ever-expanding plantations: sürekli genişleyen plantasyonlar kurmak
Bu mastar öbeğinde to establish amacı belirtir: düzenli ve işler durumdaki tarımsal işletmeler olarak plantasyonlar kurmak. Ever-expanding, “büyümeye devam eden” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Yalnızca son boyutun büyük olmasına değil, sürmekte olan büyüme sürecine odaklanır ve toprak ile insanlar üzerindeki baskının arttığını ima edebilir.
Alıştırma
Cümleyi “büyümeye devam eden” anlamındaki kısa çizgili birleşik ifadeyle tamamlayın: The museum needs more space for its ____ collection.
Cevabı göster
ever-expanding
By 1906, Brazil was exporting over 80% of the world's coffee.
3:431906'ya gelindiğinde, Brezilya dünya kahvesinin %80'inden fazlasını ihraç ediyordu.
Milan World's Fair ... first commercial espresso machine: Milano Dünya Fuarı ve ilk ticari espresso makinesi
World's Fair, ülkelerin, mucitlerin ve şirketlerin teknoloji, sanayi ve kültür alanındaki çalışmalarını sunduğu büyük ve halka açık uluslararası bir sergidir. Milan World's Fair, Milano’da düzenlenen bu tür bir etkinliği adlandırır. The first commercial espresso machine, ticari kategorideki ilk espresso makinesi, yani kafe gibi işletmelerde pratik kullanım için tasarlanmış bir makine anlamına gelir. Commercial sözcüğü first iddiasının kapsamını daraltır; bu nedenle ifade, daha önce hiçbir deneysel makinenin bulunmadığını tek başına söylemez. Makinenin bir World's Fair etkinliğinde sergilenmesi, teknolojiyi yeniliklerin işletmelere ve tüketicilere ulaşabildiği halka açık bir ortama yerleştirir.
Alıştırma
Hangi yorum cümleyle en iyi eşleşir?
- Etkinlik, yalnızca özel evler için yapılmış bir makineyi sergileyen küçük bir kahve pazarıydı.
- Etkinlik, işletmelerde kullanılmak üzere tasarlanmış bir espresso makinesini sunan uluslararası bir sergiydi.
- Cümle, daha önce hiçbir tür deneysel espresso makinesinin bulunmadığını kanıtlıyor.
Cevabı göster
Etkinlik, işletmelerde kullanılmak üzere tasarlanmış bir espresso makinesini sunan uluslararası bir sergiydi.
And alongside the development of industrial roasting equipment, Dilbilgisi
3:55Ve endüstriyel kavurma ekipmanlarının gelişimiyle birlikte,
Alongside ... came ...: arka planı önce veren devrik yapı
Alongside the development of industrial roasting equipment, arka planı vermek için cümlenin başına alınmış bir edat öbeğidir. Ardından cümlede devrik yapı kullanılır: came, dil bilgisel öznesi olan various coffee brands ifadesinden önce gelir. Development özne değildir. Burada came, bir şeyin ortaya çıktığını ya da belirdiğini anlatır. Bu kalıp önce bir değişimi sunar, ardından onunla birlikte neyin ortaya çıktığını açıklar: Alongside X came Y.
Alıştırma
Hangi cümle örnekteki gibi arka planı önce veren devrik yapıyı kullanır?
- Several small businesses opened alongside the new railway.
- Alongside the new railway, several small businesses opened.
- Alongside the new railway came several small businesses.
Cevabı göster
Alongside the new railway came several small businesses.
By the mid-1950s, about 60% of US factories
4:011950'lerin ortalarına gelindiğinde, ABD fabrikalarının yaklaşık %60'ı
incorporated coffee breaks: molaları çalışma düzenine dahil etmek
Incorporated coffee breaks, fabrikaların kahve molalarını çalışma programının veya iş yeri düzeninin sürekli bir parçası hâline getirdiğini anlatır. Incorporate, bir şeyi daha büyük bir sisteme ekleyerek onun parçalarından biri yapmak demektir. Coffee break, işte verilen kısa bir molanın yerleşik adıdır; insanların mutlaka kahve içmesi gerekmez. Bu tarihsel cümledeki temel fikir, bu molaların ara sıra verilen kişisel bir karar değil, düzenli bir iş yeri uygulaması hâline gelmiş olmasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bir okulun kısa molaları programının düzenli bir parçası yaptığını anlatır?
- The school discussed short breaks during a staff meeting.
- The school incorporated short breaks into the daily schedule.
- The school removed short breaks from the daily schedule.
Cevabı göster
The school incorporated short breaks into the daily schedule.
cut colonial ties: sömürge ilişkisini sona erdirmek
Burada cut mecazidir: ties fiziksel nesneleri değil, ilişkileri ifade eder. Cut colonial ties, sömürge yönetiminin oluşturduğu siyasi, kurumsal veya ekonomik bağları sona erdirmek demektir. Daha genel olarak cut ties, bir ilişkiyi ya da bağlantıyı bilinçli biçimde sona erdirmek anlamına gelir. Yalnızca iletişimi azaltmaktan daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “bir ilişkiyi sona erdirmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After repeated safety violations, the company decided to ____ with the contractor.
Cevabı göster
cut ties
ramped up: ölçeği veya yoğunluğu artırdı
Ramped up, bir etkinliğin miktarının, hızının veya yoğunluğunun artırıldığı anlamına gelir. Bu cümlede birçok ülke kahve üretimini artırmıştır. Bu ifade genellikle bir etkinliğin bilinçli olarak daha düşük bir düzeyden daha yüksek bir düzeye çıkarıldığını anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. /p/ sesinden önce /m/ olup olmadığına dikkat edin.
- The factory wrapped up production before the holiday.
- The factory ramped up production before the holiday.
Cevabı göster
The factory ramped up production before the holiday.
and coffee drinking also later made inroads in East Asia, Deyimler
4:12ve kahve içme daha sonra Doğu Asya'da da,
made inroads in: yavaş yavaş yer ve etki kazanmak
Burada made inroads in, “kahve içme alışkanlığının Doğu Asya’ya zamanla girip orada kabul ve etki kazanmaya başlaması” demektir. Özne coffee drinking’dir, made geçmiş zamandadır ve in East Asia değişimin gerçekleştiği bölgeyi belirtir. Bu kullanım mecazidir; inroads gerçek yollar anlamına gelmez. İfade, zaman içinde kayda değer fakat kısmi ilerleme olduğunu anlatır; anında popüler olmayı veya mevcut alışkanlıkların tamamen yerini almayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede made inroads, aşamalı ve kısmi ilerlemeyi en doğru biçimde anlatır?
- Over several years, the small brand made inroads into the school-supplies market.
- On its first day, the small brand completely replaced every competitor.
- The builders made three new roads through the town.
Cevabı göster
Over several years, the small brand made inroads into the school-supplies market.
especially as canned, pre-prepared beverages. Kelime
4:16özellikle kutulu, önceden hazırlanmış içecekler olarak kendine yer buldu.
canned, pre-prepared: beverages sözcüğünü paralel biçimde niteleyen iki sıfat
Canned ve pre-prepared, beverages sözcüğünü birlikte niteleyen iki sıfattır. Canned, içeceklerin nasıl paketlendiğini; pre-prepared ise satıştan veya tüketimden önce hazırlanmış ya da karıştırılmış olduklarını belirtir. Virgül, aynı düzeydeki iki ürün özelliğini ayırır ve daha uzun olan “beverages that are canned and pre-prepared” düşüncesini kısaltır. Sıfatlar farklı bilgiler verir: önceden hazırlanmış bir içeceğin kutuda olması şart değildir.
Alıştırma
Hangi cümle canned, pre-prepared beverages ifadesindeki iki anlamı da doğru biçimde açar?
- The beverages were canned, but they had not been prepared in advance.
- The beverages were packaged in cans and prepared in advance.
- The beverages were put in bottles and prepared only after each order.
Cevabı göster
The beverages were packaged in cans and prepared in advance.
with an emphasis on quality beans and brewing methods Kalıp ifadeler
4:23kaliteli çekirdeklere ve demleme yöntemlerine vurgu yapan nitelikli kahveler (specialty coffees)
specialty coffees: kalite odaklı bir kahve kategorisi
Bu cümlede specialty coffees, çekirdeklere ve hazırlama yöntemlerine özen gösterilen, kalite odaklı bir kategori olarak sunulan kahveleri ifade eder. Buradaki specialty, kahve alanında yerleşmiş bir terimdir; yalnızca “alışılmadık” ya da “birisi için özel” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede specialty coffees büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Yalnızca bir kişiye alışılmadık gelen kahveler
- Kalite odaklı bir kategori olarak değerlendirilen kahve ürünleri
- Bir kutlamada sunulan bütün kahveler
Cevabı göster
Kalite odaklı bir kategori olarak değerlendirilen kahve ürünleri
with an emphasis on: ana odağı belirtme
With an emphasis on, “belirli bir şeye özel önem vererek” anlamına gelir. Örnekte özellikle dikkat edilen alanları tanıtır: kaliteli çekirdekler ve demleme yöntemleri. Kalıp with an emphasis on + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Bir kursun, ürünün, planın veya yaklaşımın ana odağını açıklamaya ekleyen bir edat öbeği olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz dört kelimelik kalıbın aynısıyla tamamlayın: The program teaches coding ____ hands-on projects.
Cevabı göster
with an emphasis on
in Central America and East Africa.
4:28Orta Amerika ve Doğu Afrika'daki çiftlikleri ileriye taşıdı.
propelled farms: çiftliklerin gelişimini güçlü biçimde hızlandırmak
Bu cümlede propelled farms, çiftliklere gelişmeleri veya büyümeleri için güçlü bir ivme kazandırıldığı anlamına gelir. Propel burada mecazidir; çiftlikler fiziksel olarak itilmemektedir. Propel geçişli bir fiildir; bu nedenle farms, bu güçlü itici etkiyi alan nesnedir. Help ile karşılaştırıldığında propel, gözle görülür ilerleme yaratan daha güçlü bir kuvveti anlatır.
Alıştırma
Burada propelled farms ne anlama geliyor?
- Çiftliklere gelişmeleri için güçlü bir ivme kazandırdı.
- Çiftlikleri arazi üzerinde fiziksel olarak itti.
- Çiftliklere az miktarda sıradan yardım sağladı.
Cevabı göster
Çiftliklere gelişmeleri için güçlü bir ivme kazandırdı.
Yet coffee workers worldwide continued to endure Kalıp ifadeler
4:31Yine de dünya çapındaki kahve işçileri,
inhumane conditions and insufficient compensation. Kelime
4:35insanlık dışı koşullara ve yetersiz tazminata katlanmaya devam ettiler.
continued to endure: zorluğa katlanmaya devam etmek
Continued to endure, zor bir durum içinde acı çekmeye ve katlanmaya devam etmek demektir. continued to + fiil yapısı bir şeyin durmadığını gösterirken endure, acıya, zorluğa veya haksız muameleye uzun süre dayanma anlamını ekler. Bu nedenle ifade, işçilerin koşullarını kısa veya tarafsız bir deneyim olarak değil, ciddi ve kalıcı bir sorun olarak sunar.
Alıştırma
Derste geçen ve “acı çekmeye devam etmek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: For years, the families ____ severe water shortages.
Cevabı göster
continued to endure
inhumane conditions and insufficient compensation: insanlık dışı koşullar ve yetersiz ücretlendirme
Inhumane conditions, temel insan onuru standartlarını karşılamayacak kadar acımasız, tehlikeli veya aşağılayıcı çalışma ya da yaşam koşullarıdır. Insufficient compensation, çalışanların emekleri karşılığında aldıkları toplam ödemenin çok az olması demektir; istihdam bağlamında compensation ücretleri ve yan hakları içerebilir. and ile bağlanan bu ifadeler iki ayrı işçi hakkı sorununu belirtir: işçilere nasıl davranıldığı ve emeklerinin karşılığında ne aldıkları. Bu kullanım resmî, kesin ve yalnızca işin kötü olduğunu söylemekten çok daha ciddidir.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan ifadenin iki yönünü de en iyi şekilde korur?
- Workers had difficult tasks but received adequate pay and benefits.
- Workers faced cruel, degrading conditions and were not adequately paid.
- Workers disliked their jobs even though the conditions and pay were fair.
Cevabı göster
Workers faced cruel, degrading conditions and were not adequately paid.
This motivated certification efforts for coffee production Anlatım akışı
4:39Bu, asgari ücret ve sürdürülebilir tarım da dahil olmak üzere,
This motivated certification efforts: bu durum sertifikasyon çalışmalarını teşvik etti
Buradaki This, hemen önce anlatılan durumun tamamına, yani işçilerin insanlık dışı koşullarla ve yetersiz ücretlendirmeyle karşılaşmaya devam etmesine gönderme yapar. Önceki bilgiyi bir bütün hâlinde özetler ve sonraki gelişmenin nedeni olarak sunar. Ardından motivated, verilen tepkiyi, yani certification efforts ifadesini tanıtır. Bu neden-sonrası tepki kalıbı, açıklayıcı bir metnin önceki cümlenin tamamını tekrarlamadan sorundan eyleme geçmesini sağlar.
Alıştırma
Devamı, vurgulanan neden-sonrası tepki kalıbıyla tamamlayın: A town found unsafe levels of lead in its drinking water. ____ officials to replace the oldest water pipes.
Cevabı göster
This motivated
met ethical standards: belirlenmiş etik standartları karşılamak
met ethical standards ifadesinde met, adil ve sorumlu davranışla ilgili önceden belirlenmiş kuralların “karşılandığı” veya “bunlara uyulduğu” anlamına gelir. Burada “karşılaşmak” anlamında değildir. Met, meet fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Aktarılabilir yapı meet + standards, requirements veya criteria şeklindedir ve değerlendirilen şeyin gerekli düzeye ulaştığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi meet fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the inspection, the factory ____ every required safety standard.
Cevabı göster
met
but issues still loom over the industry. Deyimler
4:47ancak sorunlar hala endüstrinin üzerinde bir gölge gibi duruyor.
loom over the: çözülmemiş bir tehdit olarak sürmek
issues still loom over the industry cümlesinde loom over mecazidir. Çözülmemiş sorunları sektörün üzerinde duran büyük bir gölge gibi gösterir; yani bu sorunlar tehdit veya endişe kaynağı olmaya devam eder ve zarar verebilir. Temel ifade loom over şeklindedir; the, nesne öbeği olan the industry ifadesini başlatır. Still, tehdidin ortadan kalkmadığını vurgular.
Alıştırma
“The risk of flooding still looms over the coastal town,” cümlesinde looms over ne anlama gelir?
- Tamamen ortadan kaldırılmıştır
- Fiziksel olarak onun üzerinde sergilenir
- Ciddi bir endişe kaynağı olarak kalır
Cevabı göster
Ciddi bir endişe kaynağı olarak kalır
because of climate ...: because of + isim öbeği
because of climate change ifadesinin tamamında because of nedeni belirtir; ardından gelen climate change ise bir isim öbeğidir. Bu yapı, nedeni kısa ve öz biçimde ifade eder. Ana cümleden önce geldiğinde genellikle ardından virgül konur; ana cümleden sonra da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan doğru sözcüğü veya sözcükleri seçin: The game was canceled ___ the storm.
- although
- because of
- because
Cevabı göster
because of
is projected to shrink in upcoming decades. Dilbilgisi
4:55önümüzdeki on yıllarda daralması öngörülmektedir.
the equatorial bean belt: tropikal kahve yetiştirme kuşağı
The equatorial bean belt, ekvator yakınlarında bulunan ve koşulların dünyadaki kahvenin büyük bir bölümünün yetişmesine olanak sağladığı geniş tropikal kuşaktır. Bu coğrafi kullanımda belt, bele takılan bir eşya değil, ortak bir özelliğe sahip geniş bir bölge anlamına gelir. Bu ifade kullanışlı bir bölge adıdır; sınırları kesin ve sabit olan tek bir yeri anlatmaz. Cümlede where coffee thrives bu kuşağı tanımlar ve tahmin, yetiştirmeye uygun alanın önümüzdeki on yıllarda küçülebileceğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede the equatorial bean belt ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Kahve çekirdeklerini ayıran bir makine
- Ekvator yakınındaki kahve çiftçilerinin taktığı bir kemer
- Ekvator yakınlarında kahvenin yetişebildiği tropikal bir bölge
Cevabı göster
Ekvator yakınlarında kahvenin yetişebildiği tropikal bir bölge
is projected to shrink: resmî edilgen öngörü
is projected to shrink, kanıtların kahve kuşağının küçüleceğini gösterdiği anlamına gelir. Kalıp be projected to + fiilin yalın hâli şeklindedir; shrink burada alanın veya coğrafi kapsamın daralmasını anlatır. Edilgen yapı, öngörüyü yapan araştırmacıları ya da modeli belirtmez ve odağı öngörülen sonuca verir. projected, kesinliği değil, kanıta dayalı bir öngörüyü gösterir.
Alıştırma
shrink ile resmî edilgen öngörü yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: According to the latest model, the wetland ____ over the next twenty years.
Cevabı göster
is projected to shrink
It's unclear exactly what this might look like, Kalıp ifadeler
4:58Bunun tam olarak neye benzeyeceği belirsizdir,
what this might look like: soyut anlam ve dolaylı soru sırası
what this might look like, gelecekteki bu olası durumun nasıl bir şekil alabileceğini veya nasıl gelişebileceğini anlatır. Burada look like yalnızca fiziksel görünüşü değil, soyut bir sonucu ifade eder. Bu yan cümle, It's unclear ifadesinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Düz cümle sırasını korur: what + özne + might + fiilin yalın hâli. Doğrudan soruda might özneden önce gelir.
Alıştırma
Doğru dolaylı soru yan cümlesini seçin: No one knows ___ after the renovation.
- what the library might look like
- what might the library look like
- what the library might looks like
Cevabı göster
what the library might look like
but scientists are investigating possibilities
5:01ancak bilim insanları, öngörülemeyen geleceği atlatmaya yardımcı olabilecek
like resilient coffee hybrids that might help weather the unpredictable future, Notlar
5:04dirençli kahve melezleri gibi olasılıkları araştırıyorlar,
resilient coffee hybrids: çevresel stresle başa çıkabilen kahve melezleri
resilient coffee hybrids ifadesinde hybrids, genetik olarak farklı çeşitlerin veya hatların çaprazlanmasıyla üretilen kahve çeşitlerini belirtir. Resilient ise bunların sıcaklık, kuraklık, hastalık ya da başka koşullar stres yarattığında büyümeyi sürdürme, hayatta kalma veya toparlanma becerisini anlatır. Tarım bağlamında resilient genellikle çevresel stresle başa çıkabilmek anlamına gelir; yalnızca insanların duygusal gücünü anlatmaz. Her tehdide karşı bağışıklığı değil, geniş bir uyum ve toparlanma kapasitesini ifade eder.
Alıştırma
Araştırmacılar sıcaklık, kuraklık ve diğer streslerle başa çıkabilen melez kahve çeşitlerini anlatmak istiyor. En uygun ifade hangisidir?
- decorative coffee hybrids
- resilient coffee hybrids
- disease-resistant coffee hybrids
Cevabı göster
resilient coffee hybrids
help weather the unpredictable future: weather zorluğa dayanıp onu atlatmak demektir
Burada weather, zor ya da belirsiz bir duruma dayanıp onu atlatmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. help weather yapısında help sözcüğünden sonra yalın fiil biçiminde gelir ve the unpredictable future ifadesini nesne olarak alır. Bu ifade, gelecekteki riskleri atlatılması gereken sert hava koşulları gibi düşünür. İnsanların veya bir sektörün geleceğin getireceği zorluklarla başa çıkmasına yardım etmek anlamına gelir; atmosfer koşullarını tahmin etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede weather, “zorluğa dayanıp onu atlatmak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- Careful planning can help the team weather a difficult season.
- The app can forecast tomorrow's weather.
- We enjoyed the warm weather at the beach.
Cevabı göster
Careful planning can help the team weather a difficult season.
all to protect the beverage that's become a cherished part Notlar
5:09tüm bunlar, dünya çapındaki günlük ritüellerin el üstünde tutulan bir parçası
all to protect: ortak bir amacı özetlemek
Burada all, daha önce anlatılan eylemlere gönderme yapar ve “bunların hepsi” anlamına gelir. to protect mastar yapısı bu eylemlerin amacını belirtir; dolayısıyla ifade, önceki bütün çabaların tek bir hedefe, yani korumaya hizmet ettiğini anlatır. all to + fiilin yalın hâli bir eylem listesinden sonra geldiğinde, ortak amacı özetleyerek listeyi tamamlar. “Herkes fiildeki eylemi yapar” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede all to protect nasıl bir işlev görüyor?
- Tesadüfen meydana gelen bir sonucu anlatmaya başlar.
- Önceki eylemleri ortak amaçlarını belirterek özetler.
- Her kişinin koruma işini yapması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Önceki eylemleri ortak amaçlarını belirterek özetler.
a cherished part of daily rituals: günlük alışkanlıklardaki duygusal değer
Bu ifade, bir şeyi insanların her gün tekrarladığı alışkanlıkların çok değer verilen bir parçası olarak anlatır. Cherished sevgi ve duygusal önem katar; yalnızca yaygın ya da yararlı demekten daha güçlüdür. Burada rituals mutlaka dinî törenler demek değildir. Daily rituals, sabah çayı hazırlamak gibi anlamlı veya rahatlatıcı gelen tanıdık ve tekrarlanan eylemleri de anlatabilir. a cherished part of + isim öbeği kalıbı, bir şeyin bir yaşamda, gelenekte veya toplulukta uzun süreli duygusal yerini vurgular.
Alıştırma
a cherished part of daily rituals ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- İnsanların ara sıra yaptığı, istenmeyen bir görev.
- Her gün tekrarlanan anlamlı alışkanlıkların çok değer verilen bir parçası.
- Yalnızca resmî bir dinî törende kullanılan pahalı bir nesne.
Cevabı göster
Her gün tekrarlanan anlamlı alışkanlıkların çok değer verilen bir parçası.
So, why does caffeine have that special effect on us?
5:16Peki, kafein neden üzerimizde böyle özel bir etkiye sahip?
or trace the complex globe-spanning journey Kalıp ifadeler
5:21veya günlük kahvenizin karmaşık, dünyayı saran yolculuğunu
trace the complex globe-spanning journey: dünyaya yayılan karmaşık yolculuğun izini sürmek
Trace a journey yapısında trace, bir şeyin nasıl hareket ettiğini veya geliştiğini yeniden oluşturmak için kanıtları, aşamaları ya da yerleri takip etmek anlamına gelir. Yolculuğa bizzat çıkmak anlamına gelmez. Complex ve globe-spanning, journey sözcüğünü niteler. Globe-spanning, dünyanın birçok bölgesine uzanan demektir; dolayısıyla ifade, farklı yerlerdeki bağlantılı birçok aşamadan oluşan bir geçmişi veya rotayı anlatır.
Alıştırma
Trace the complex globe-spanning journey burada ne anlama geliyor?
- Kısa ve yerel bir gezinin haritasını çizmek
- Dünya boyunca uzanan karmaşık güzergâhını ve geçmişini yeniden oluşturmak
- Dünya çevresinde zor bir yolculuğa bizzat çıkmak
Cevabı göster
Dünya boyunca uzanan karmaşık güzergâhını ve geçmişini yeniden oluşturmak
everyday cup of Joe: günlük hayattaki bir fincan kahve
Cup of Joe, bir fincan kahve anlamına gelen samimi bir Amerikan İngilizcesi ifadesidir. Everyday cup of Joe içinde everyday, sıradan veya günlük yaşamın parçası anlamına gelen bir sıfattır. Buradaki Joe bir kişinin adı değildir ve özel bir kahve türünü de belirtmez. Cup of Joe ifadesini kalıplaşmış bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz samimi Amerikan İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: Before the early meeting, Maya grabbed a quick ____.
Cevabı göster
cup of Joe