Ailece Yolculuk Zamanı! | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bir çocuk, çöpe atılan resimlerin sıradan bir çöplüğe götürülmediğini; ezilip başka çocukların kullanabileceği yeni kâğıda dönüştürüldüğünü öğrenir. Bu geri dönüşümün tekrar tekrar sürebildiğini anlayınca resminin atılmasına izin verir ve yenisini yapmaya karar verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. figure that out — Deyimsel fiiller: figure out ifadesinin düşünerek bir cevaba ulaşmak veya bir sorunu çözmek anlamına geldiğini, that sözcüğünün de çözülecek konuyu gösterdiğini anlayın. Bu gündelik ifadeyi birinden çözümü kendi başına bulmasını isterken ya da bir problemin nasıl çözüldüğünü anlatırken kullanabilirsiniz. 2. dumping my drawings; dump — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: dump sözcüğünün aynı konuşmada iki ayrı görev üstlendiğine dikkat edin. dumping my drawings içinde resimleri atmayı anlatan bir fiildir; dump ise atıkların götürüldüğü yeri belirten bir isimdir. Böylece tek bir çeviriye bağlı kalmak yerine sözcüğün türünü ve anlamını cümledeki konumu, dil bilgisi ve bağlam yardımıyla çıkarabilirsiniz. 3. over and over. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu yaygın söz öbeğini bir eylemin ya da sürecin defalarca tekrarlandığını belirten bir yapı olarak tanıyın. Burada devam eden kâğıt geri dönüşüm döngüsünü özetler; ayrıca tekrarlı çalışmalardan, alışkanlıklardan veya aynı şeyin durmadan olmasından duyulan rahatsızlıktan söz ederken doğal biçimde kullanılabilir.
Bu derste
You'll have to: gelecekteki bir eylemin gerekli olduğunu söylemek
You'll, you will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. you'll have to + fiilin yalın hâli yapısında will sırada ne olacağını gösterirken have to eylemin bir kural, talimat veya durum nedeniyle gerekli olduğunu belirtir. Bu, yalnızca geleceğe yönelik bir tahmin değildir. Burada konuşan kişi görevi dinleyiciye bırakır: dinleyiciye cevap verilmeyecek, cevabı kendisi bulacaktır. Aynı yapı bir sorumluluk vermek veya kaçınılmaz bir sonraki adımı açıklamak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“You'll have to call them tomorrow” cümlesi ne anlama gelir?
- Yarın onları araman gerekli olacak.
- Yarın muhtemelen onları arayacaksın ama bu isteğe bağlı.
- Başka biri onları zaten aradı.
Cevabı göster
Yarın onları araman gerekli olacak.
figure that out: düşünerek anlamak veya çözmek
Figure out, düşünerek, akıl yürüterek veya farklı olasılıkları deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir çözüm bulmak demektir. figure that out ifadesindeki that, daha önce konuşulmuş olan konuyu veya cevabı gösterir. Figure out ayrılabilen bir fiil öbeğidir. Nesnesi it veya that gibi bir zamirse zamiri figure ile out arasına yerleştirin: figure it out, figure that out. Figure out it doğal değildir. Nesne bir isim öbeğiyse hem figure out the problem hem de figure the problem out kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişinin bulmacayı düşünerek çözdüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I finally found out the answer from the notice.
- I finally figured it out.
- I finally figured out it.
Cevabı göster
I finally figured it out.
for yourself: bizzat keşfetmek veya değerlendirmek
for yourself ifadesinin bu kullanımında for, “kendi yararın için” anlamına gelmez. figure out sonrasında, cevabın başka biri tarafından verilmesi yerine kişinin onu bizzat bulması veya değerlendirmesi gerektiğini anlatır. Bu ifade, düşünme sorumluluğunu yeniden dinleyene verir. Genel olarak fiil + for yourself, kendi görüşünü oluşturmayı veya bir şeyi doğrudan kontrol etmeyi vurgulayabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, iki raporu okuduktan sonra kendi görüşünüzü oluşturmanızı istiyor. Bu fikri en iyi hangi cümle ifade eder?
- Read both reports by yourself.
- Read both reports and decide for yourself.
- Read both reports for your own benefit.
Cevabı göster
Read both reports and decide for yourself.
How do I do that?: yöntemi sormak
How do I do that?, az önce sözü edilen bir göreve veya öneriye gönderme yapar ve onu gerçekleştirmek için gereken yöntemi ya da adımları sorar. Burada that, figure it out eyleminin yerini tutar; dolayısıyla doğal soru “Hangi adımları izlemeliyim?” anlamındadır. İlk do, geniş zamanda soru kurmak için kullanılan yardımcı fiildir; ikinci do ise “görevi yapmak” anlamındaki asıl fiildir: How + do + I + do + that?
Alıştırma
Biri sizden dosyalarınızı yedeklemenizi istiyor, ancak adımları bilmiyorsunuz. En doğal soru hangisidir?
- How do I do that?
- Why did I do that?
- When do I do that?
Cevabı göster
How do I do that?
I'm sure: güven göstererek birini rahatlatmak
Burada I'm sure, konuşanın diğer kişinin başaracağına dair güçlü inancını belirtir. Yalnızca kesinlik bildirmez; emir vermeden veya cevabı söylemeden karşıdaki kişiyi rahatlatır ve cesaretlendirir. Tekrar kullanılabilecek yapı I'm sure + yan cümledir. I'm sure you'll... ile konuşan, olumlu bir gelecek sonucunu inandığı bir şey olarak sunar. Böylece teşvik sakin ve destekleyici bir hâl alır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir işe başlayacağı için gergin. Hangi yanıt emir vermeden sıcak bir şekilde güven verir?
- I don't know whether you'll settle in.
- I'm sure you'll settle in soon.
- You must settle in soon.
Cevabı göster
I'm sure you'll settle in soon.
work it out: bir problemi anlamak veya çözmek
Bu cümlede work it out, zorluğu düşünüp bir çözüm bulmak anlamına gelir. it zamiri söz konusu probleme gönderme yaptığı için ifade burada solve it veya figure it out ile yakın anlamdadır. Bu anlamda work out ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: work it out denir, work out it denmez.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen ve “sorunu çözmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın. it zamirini doğru yere koyun: Don't worry about the schedule; we'll ____.
Cevabı göster
work it out
You figured out how to avoid capture by the police. Notlar
0:05Polis tarafından yakalanmaktan kaçmanın bir yolunu buldun.
figured out how to + fiilin yalın hâli
“Figured out how to + fiilin yalın hâli”, birinin düşünerek, deneyerek veya bir sorunu çözerek bir şeyi yapma yöntemini bulduğunu anlatır. Figured out geçmiş zamandadır ve yöntemin başarıyla bulunduğunu gösterir. how to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir: figured out how to avoid. Bu, cümle içine yerleşmiş bir how-to yapısıdır; doğrudan soru değildir. Bu yüzden figured out how did you avoid gibi soru cümlesi söz dizimi kullanılmaz.
Alıştırma
Maya’nın birkaç denemeden sonra yöntemi bulduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After three tries, Maya ____ open the locked box.
Cevabı göster
figured out how to
avoid capture: yakalanmaktan kaçınmak
“Avoid capture”, yakalanmaktan veya tutuklanmaktan kaçınmak anlamına gelir. Burada capture, yakalanma sonucunu adlandıran bir isimdir; by the police ise kişiyi kimin yakalayabileceğini belirtir. Yapı avoid + isim şeklindedir. Avoid, avoid being captured veya avoid getting caught örneklerinde olduğu gibi -ing biçimiyle de kullanılabilir; ancak ardından to + fiil gelmez.
Alıştırma
Resmî bir haberde, şüphelinin yakalanmamaya çalıştığını en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The suspect changed cars to avoid capture.
- The suspect changed cars to avoid to be captured.
- The suspect changed cars to avoid capturing.
Cevabı göster
The suspect changed cars to avoid capture.
why were you dumping...: geçmişte devam eden bir eylemin nedenini sormak
why were you dumping...? ifadesinde were + you + dumping geçmişte devam eden zamanda bir soru oluşturur. Geçmişte belirli bir anda sürmekte olan veya devam eden bir eylemin nedenini sorar; eylemi yalnızca tamamlanmış bir olay olarak sunmaz. Cümleye why ile başlamak yalnızca bilgi istemekle kalmayabilir. Bu cümlede konuşanın kafa karışıklığını ve diğer kişinin yaptığı şeye yönelik olası eleştirisini de aktarır.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için why ve knock fiilinin geçmişte devam eden zaman biçimini kullanın: At 9 p.m., you kept knocking on my door. ____ on my door?
Cevabı göster
Why were you knocking
dumping my drawings ... dump: fiil ve isim olarak dump
dumping my drawings ifadesinde dumping, dump fiilinin -ing biçimidir. Eylemi belirtir ve my drawings onun nesnesidir: çizimler atılmaktadır. the stinky dump ifadesinde dump, çöplerin götürüldüğü bir yer anlamında isimdir. Dil bilgisi yapısı farkı gösterir: yardımcı fiil were, dumping fiil biçimiyle çalışırken the ve stinky, dump ismini tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümlede dump sözcüğünün bir biçimi önce ‘atmak’ anlamında fiil, ardından dump ‘çöplük’ anlamında isim olarak kullanılmıştır?
- The town dump closes at six.
- Workers dumped the broken chairs at the town dump.
- Workers dumped the broken chairs beside the road.
Cevabı göster
Workers dumped the broken chairs at the town dump.
the stinky dump forever?: forever ile duygusal abartı
Burada the stinky dump, yeri sevimsiz ve kötü bir yer gibi gösterirken forever, konuşanın çizimlerin atılıp bir daha geri gelmeyeceğine dair korkusunu abartır. Bu sözler birlikte tarafsız bir betimleme değil, incinmişlik ve hayal kırıklığı aktarır. Buradaki forever zamanı kesin olarak ölçmez. Duygulu bir konuşmada 'çok uzun sürüyormuş gibi' veya 'sonu yokmuş gibi' anlamına gelebilir.
Alıştırma
Özgün cümlede forever sözcüğünün nasıl kullanıldığına karar verin.
- Bir şeyin hiç bitmeyecekmiş gibi gelmesini anlatan duygusal bir abartıdır.
- Kesin ve gerçek anlamlı bir süre belirtir.
Cevabı göster
Bir şeyin hiç bitmeyecekmiş gibi gelmesini anlatan duygusal bir abartıdır.
Well, I wasn't putting them in the stinky dump. Notlar
0:15Şey, onları o pis kokulu çöplüğe atmıyordum.
Nazik bir düzeltmeye giriş yapan Well
Burada Well herhangi bir şeyi betimlemek yerine cevabı başlatır. Bir söylem belirleyicisi olarak konuşana cevabı düzenlemesi için kısa bir an verir ve ardından bir açıklama veya düzeltme geleceğini bildirir. Doğrudan No demeye kıyasla karşı çıkışa geçişi daha az ani yapar. Ancak Well tek başına onaylama veya karşı çıkma anlamına gelmez; burada sağlıklı ya da iyi bir şekilde anlamında da değildir. Asıl mesaj sonraki cümleciktedir.
Alıştırma
Hangi cevap, bir düzeltmeye nazikçe başlamak için Well sözcüğünü konuşma belirleyicisi olarak kullanır?
- Well, that's not quite what I meant.
- She sings well in the school choir.
- The well behind the house is very deep.
Cevabı göster
Well, that's not quite what I meant.
I wasn't putting them in: geçmişteki bir eylem hakkındaki yanlış anlamayı düzeltmek
Olumsuz past continuous yapısı I wasn't putting them in, başka birinin geçmişte belirli bir anda devam ettiğini düşündüğü eylemi reddeder. Burada konuşanın resimleri pis kokan çöplüğe attığı yönündeki önceki düşünceyi doğrudan düzeltir. Yapı özne + was/were not + fiil-ing şeklindedir. Them daha önce sözü edilen çoğul şeylerin yerini tutar; in ise hedef yeri belirtir. Birinin o anda ne yaptığınızı yanlış anladığını düzeltmek için bu yapıyı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Biri o anda onun anahtarlarını sakladığınızı düşünüyor. Hangi yanıt bu düşünceyi doğrudan düzeltir?
- I don't hide your keys.
- I wasn't hiding your keys.
- I hadn't hidden your keys.
Cevabı göster
I wasn't hiding your keys.
this dump: kastettiğiniz belirli yeri göstermek
this dump ifadesinde this, konuşanın işaret ettiği veya tanıttığı belirli tesisi seçer. Bu yeri dinleyenin hayal ettiği pis kokan çöplükten ayırır; böylece işaret sıfatı hangi yerin kastedildiği konusundaki yanlış anlamayı düzeltmeye yardımcı olur. This yalnızca fiziksel yakınlık göstermekten daha fazlasını yapabilir. Konuşmada this + isim, belirli bir nesneyi odağa getirir: diğerini değil, işaret ettiğim veya hakkında konuştuğum nesneyi.
Alıştırma
Bir rehber yanında duran özel bir geri dönüşüm kutusuna dokunuyor ve yakındaki bu kutuyu konuşmanın odağı olarak belirtmek istiyor. Hangi cümle en uygundur?
- That bin turns old paper into pulp.
- A bin turns old paper into pulp.
- This bin turns old paper into pulp.
Cevabı göster
This bin turns old paper into pulp.
throw in: bir şeyi bir yerin içine atmak
Burada throw in, bir şeyi bir kabın ya da yerin içine girecek şekilde atmak demektir. In this dump hedefi belirtir; bu nedenle throw in this dump, throw into this dump anlamındadır. İlgi cümleciğinde drawings, throw fiilinin nesnesi olarak anlaşılır: drawings that you throw in this dump. Hedeften önceki in sözcüğünü atma; throw drawings this dump doğal bir İngilizce yapı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle boş şişenin geri dönüşüm kutusunun içine atılmasını istiyor?
- Please leave the empty bottle beside the recycling bin.
- Please throw the empty bottle away after lunch.
- Please throw the empty bottle in the recycling bin.
Cevabı göster
Please throw the empty bottle in the recycling bin.
get mushed up and turned into new paper. Notlar
0:21ezilip lapa haline getirilir ve yeni kağıda dönüştürülür.
Any drawings you throw in: any + isim + ilgi cümleciği
Any drawings you throw in..., içeri attığın koşuluna uyan her çizim demektir. Bu tür olumlu bir genel kuralda any, kuralın yalnızca birkaçına değil, koşula uyan tüm çizimlere uygulanmasını sağlar. You throw in this dump, drawings sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. İlgi zamiri throw fiilinin nesnesi olacağı için atılabilir; tam biçim any drawings that you throw in this dump olur. İsim öbeğinin tamamı get fiilinin öznesidir.
Alıştırma
Hangi cümle, koşula uyan tüm öğeleri kapsayan bir kural belirtmek için any + isim + ilgi cümleciği yapısını doğru kullanır?
- Any food you leave outside may attract insects.
- Any food may leave you outside and attract insects.
- Some food you leave outside may attract insects.
Cevabı göster
Any food you leave outside may attract insects.
get mushed up and turned into: edilgen bir süreci anlatan get + geçmiş zaman ortacı
get mushed up and turned into new paper ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı, çizimlere ne olduğunu anlatır. Buradaki get, elde etmek anlamına gelmez; are mushed up and turned into new paper yapısına benzeyen, konuşma diline özgü bir edilgen yapı kurar. İki geçmiş zaman ortacı, aynı sürecin aşamalarını veya sonuçlarını anlatır: mushed up, yumuşak ve dağınık bir kütle hâline gelene kadar ezilmek; turned into ise ortaya çıkan yeni biçimi belirtmek demektir. Tek bir get, bağlanan iki ortaca da uygulanır; bu nedenle turned öncesinde get tekrar edilmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir süreçte ne olduğunu anlatmak için get + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanır?
- The old boxes get crushed and recycled.
- The old boxes get crushing and recycling.
- The old boxes get crush and recycle.
Cevabı göster
The old boxes get crushed and recycled.
turned into new paper: edilgen A is turned into B kalıbı
Turn something into something, ilk şeyi ikinci şeye dönüşecek biçimde değiştirmek anlamına gelir. Bu cümlede drawings işlenen malzeme, new paper ise sonuçtur. Drawings eyleme maruz kaldığı için ifade get ile kurulan edilgen yapının bir parçasıdır: the drawings get turned into new paper. Burada turned başka bir yöne bakmak anlamına gelmez; turned into birlikte kullanılarak dönüşüm ifade eder.
Alıştırma
Turn something into something yapısının geniş zaman edilgen biçimini new paper sonucu ile kullanarak cümleyi tamamlayın: At the mill, old cartons are ____.
Cevabı göster
turned into new paper
brand new bits of paper: yepyeni küçük kâğıt parçaları
Brand new “tamamen yeni” veya “hiç kullanılmamış” demektir ve tek başına new sözcüğünden daha vurguludur. Burada kâğıt parçalarını niteler; bir ürün markasından söz etmez. Bits of paper “küçük kâğıt parçaları” demektir. Paper malzeme anlamındayken genellikle sayılamaz; bu yüzden bit, sayılabilir bir birim sağlar: a bit of paper veya bits of paper.
Alıştırma
“Tamamen yeni küçük kâğıt parçaları” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The craft box contains ____.
Cevabı göster
brand new bits of paper
Yeah, so some other kid can draw a picture on it. Notlar
0:26Evet, böylece başka bir çocuk üzerine resim çizebilir.
so some other kid can...: böylece başka bir çocuk yapabilir...
So some other kid can... ifadesinde so, önceki eylemin mümkün kıldığı veya amaçladığı şeyi getirir: “böylece başka bir çocuk ... yapabilir.” Burada sadece bir dolgu sözcüğü değildir. Kalıp eylem + so + özne + can + fiilin yalın hâlidir. Buradaki can, çocuğun zaten sahip olduğu bir beceriden çok, eylemin oluşturduğu fırsatı ya da koşulu anlatır. Some other kid, daha önce odakta olan kişiden farklı ve kim olduğu belirtilmemiş bir çocuktur.
Alıştırma
Amaç yan cümlesini so + özne + can yapısıyla tamamlayın: I wrote the address clearly ____ the driver ____ find the house.
Cevabı göster
so · can
some other kid: kimliği belirtilmeyen başka bir çocuk
some other kid ifadesinde some, tekil ve sayılabilen kid isminden önce gelir. Burada “birkaç” anlamına gelmez; kimliği bilinmeyen ya da önemli olmayan bir kişiyi anlatır. Other, bu çocuğun hâlihazırda odakta olan çocuktan farklı olduğunu gösterir. some other + tekil sayılabilen isim kalıbı, kimliği belirtilmeyen başka bir kişiyi, yeri veya nesneyi de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, kimliği belirtilmeyen farklı bir çocuğun koltuğu kullanabileceği anlamına gelir?
- Some other kid may use the seat.
- Some other kids may use the seat.
- The other kid may use the seat.
Cevabı göster
Some other kid may use the seat.
And what happens when that kid's dad throws it away? Notlar
0:29Peki o çocuğun babası onu çöpe attığında ne olur?
what happens when ...?: sonucu sormak
What happens when ...? bir olayın veya koşulun sonucunu sorar. What happens sonuçla ilgili soruyu oluşturur; when yan cümlesi ise dikkate alınacak durumu verir. Buradaki when belirli bir saati sormaz. Geniş zamanla kullanılan bu kalıp düzenli süreçler, talimatlar, deneyler ve beklenen neden-sonuç ilişkileri için yaygındır: “Bu olduğunda sonuç ne olur?”
Alıştırma
Sonucu sormak için What happens when ...? kalıbını kullanarak soruyu tamamlayın: ____ you press the green button?
Cevabı göster
What happens when
throws it away: bir şeyi atmak ve zamirin yeri
Throw away, artık istenmeyen veya ihtiyaç duyulmayan bir şeyi atmak anlamına gelir. Buradaki it, kâğıt parçasını ifade eder. İfade, nesneyi uzağa fırlatmaktan çok ondan kurtulmaya odaklanır. Throw away ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiri olduğunda throw ile away arasına gelir: throw it away denir, throw away it denmez. Özne that kid's dad üçüncü tekil kişi olduğu için throws kullanılır.
Alıştırma
Throw away kullanın ve zamiri doğru yere yerleştirin: This milk has gone bad, so please ____.
Cevabı göster
throw it away
and turned into another piece of paper for another kid. Kalıp ifadeler
0:34ve başka bir çocuk için tekrar bir kağıt parçasına dönüşür.
Well, then: soruyu karşılamak ve sonraki adıma geçmek
Well, önceki soruyu karşılar ve konuşanın cevaba doğal biçimde başlamasını sağlar. Then ise süreçteki bir sonraki adımı veya sonucu tanıtır. Burada then, bilgilerin sırasını düzenler; kesin bir zamanı belirtmez. Konuşma dilindeki bir açıklamada Well, then yaklaşık olarak Peki, bundan sonra olan şu... işlevini görür.
Alıştırma
Bu cümlede Well, then ne işe yarıyor?
- Olayın gerçekleştiği kesin zamanı verir.
- Bir cevabı başlatır ve sonraki adıma geçer.
- Konuşanın cevap vermeyi reddettiğini gösterir.
Cevabı göster
Bir cevabı başlatır ve sonraki adıma geçer.
gets mushed up again and turned into: sürecin tekrarını göstermek
Gets mushed up and turned into, iki edilgen değişimi aynı gets altında birbirine bağlar: kâğıt önce parçalanıp yumuşak bir hamur hâline gelir, ardından başka bir şeye dönüştürülür. Bu fiil zinciri, aşamaları tek bir süreç olarak sunar. Again, daha önce gerçekleşmiş aynı geri dönüşüm sürecine gönderme yapar. Dinleyiciye ilgisiz yeni bir eylemin başlamadığını, sürecin yeni bir döngüye girdiğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede again dinleyiciye ne anlatıyor?
- Kâğıt bu süreçten ilk kez geçiyor.
- Eylemler ters sırada gerçekleşiyor.
- Aynı dönüşüm süreci başka bir döngüde gerçekleşiyor.
Cevabı göster
Aynı dönüşüm süreci başka bir döngüde gerçekleşiyor.
another ... for another ...: sıradaki nesne sıradaki alıcı için
Another, sayılabilen tekil bir isimden önce gelir. Another piece of paper farklı ya da sıradaki bir kâğıt parçasını, another kid ise farklı ya da sıradaki bir çocuğu ifade eder. Another sözcüğünün tekrarı paralel bir yapı kurar: sıradaki nesne sıradaki alıcı içindir. Bu geri dönüşüm dizisinde, bir döngüden sonrakine geçişi öne çıkarır; sabit bir toplamın üzerine fazladan bir parça eklendiği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi another ... for another ... yapısıyla tamamlayın: The workshop makes ____ chair for ____ customer.
Cevabı göster
another · another
over and over: tekrarlanan eylemler veya döngüler
Over and over, “tekrar tekrar” veya “defalarca” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Buradaki over, mekânsal bir anlam taşımaz. Bu kısa bölüm, daha önce anlatılan sürecin tamamının tekrarlandığını söyleyerek onu özetler. Bu ifade tekrarlanan eylemleri, olayları veya döngüleri de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “tekrar tekrar” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Nora practiced the piano passage ____ until she could play it smoothly.
Cevabı göster
over and over
Cümle başındaki See,: kanıta dikkat çekme
Bir cümlenin başındaki See, “bunun neyi kanıtladığına dikkat et” veya “görüyorsun ya” anlamına gelen bir söylem belirleyicisi olabilir. Mutlaka bir şeye gözle bakmayı istemez; dikkati kanıta ya da sonuca yöneltir. Burada konuşan kişi, az önce yaptığı açıklamayı bazı şeyler bildiğinin kanıtı olarak sunar. Tonlamaya bağlı olarak bu See dostça ve açıklayıcı, vurgulu ya da biraz kendinden memnun duyulabilir.
Alıştırma
“See, the bus is already here, so we are not late,” cümlesinde See ne işe yarar?
- Sonucu destekleyen kanıta dikkat çeker.
- Konuşan kişinin otobüsü göremediği anlamına gelir.
- Dinleyiciden farklı bir otobüs hayal etmesini ister.
Cevabı göster
Sonucu destekleyen kanıta dikkat çeker.
some stuff: samimi ve belirsiz bir ifade
Bu cümlede some stuff, bazı şeyler veya bazı bilgiler anlamına gelir; burada özellikle belli bir miktar bilgiyi ifade eder. Tam olarak hangi bilgilerin kastedildiği önemli olmadığı için konuşan kişi ayrıntıları belirtmez. Bu geniş anlamıyla stuff normalde sayılamayan bir isimdir. some stuff veya a lot of stuff denir; a stuff ya da several stuffs denmez. Bilgi, etkinlik veya fiziksel nesnelerden hangisini ifade ettiği bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümlede stuff, yaygın olan samimi ve sayılamayan anlamıyla doğal biçimde kullanılmıştır?
- I learned some useful stuff about first aid.
- I learned a useful stuff about first aid.
- I learned several useful stuffs about first aid.
Cevabı göster
I learned some useful stuff about first aid.
İzin vermek için You can + fiilin yalın hâli
Burada You can + fiilin yalın hâli izin verir: konuşan kişi artık onu atmanın uygun olduğunu söylüyor. Bu, babanın bunu yapabilecek fiziksel yeteneğe sahip olduğu anlamına gelmez. can yardımcı fiili yetenek, izin veya olasılık ifade edebilir. Bir kişi, kendi onayını bekleyen bir eylemi kabul ettiğinde You can genellikle izin anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede You can yetenek veya olasılık belirtmek yerine izin verir?
- You can lift that box by yourself.
- You can see the mountains from this window.
- You can borrow my charger until tomorrow.
Cevabı göster
You can borrow my charger until tomorrow.
you sure?: Are you sure? sorusunun kısaltılmış biçimi
“You sure?”, “Are you sure?” sorusunun gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Baştaki be fiili biçimi are atılır, ancak cümle yine de onay isteyen bir sorudur. Burada konuşan kişi, karşısındakinin bir kararı gerçekten kabul edip etmediğini veya gerçekten isteyip istemediğini kontrol eder. Soru, ses tonuna göre güvensizlikten çok ilgi, şaşkınlık ya da tereddüt gösterebilir.
Alıştırma
Gündelik konuşmada “You sure?” ne işe yarar?
- Karşıdaki kişinin haklı olduğunu bildirir.
- “Are you sure?” gibi onay ister.
- Karşıdaki kişiye emin olmasını emreder.
Cevabı göster
“Are you sure?” gibi onay ister.
do another one: bilinen eylem ve şeyler için do ile one kullanımı
Bu cümlede do, hangi eylemi anlattığı konuşmadan anlaşılan genel bir fiildir. Konu çizimler olduğu için do burada yapmak ya da çizmek demektir; tek bir karşılıkla mekanik biçimde çevrilmemelidir. Another one aynı türden bir tane daha demektir. One, drawing veya picture gibi daha önce sözü geçen tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer; another ise bunun yeni ve ek bir parça olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız bir kart çizmeyi yeni bitirdi ve aynı türden yeni bir kart yapmak istiyor. Ne söylemeli?
- I can do the other one.
- I can do it again.
- I can do another one.
Cevabı göster
I can do another one.