Artık Yıllar Her 4 Yılda Bir Olmaz: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
909 kelime 253 kel/dk

Video özeti: Animasyon takvim kaymasını, artık yıl düzeltmelerini ve kusursuz bir takvimin neden sonsuza dek süremeyeceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "which is why" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir nedeni sonucuna bağlayarak eşit olmayan ayları ve artık yılları açık bir neden-sonuç zinciriyle anlatın. 2. "gets out of sync with" — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: uyumunu kaybeden iki döngüyü anlatın; kalıbı takvimler, medya, veriler, cihazlar veya planlar için kullanın. 3. "calls it a day." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “çalışmayı bırakmak” anlamını ve takvim-day kelime oyununu tanıyıp sonucu kelimesi kelimesine çevirmeden anlayın.

Bu derste

A calendar year is made of 365 days, Kalıp ifadeler

0:00

Bir takvim yılı 365 günden oluşur,

Kalıp ifadeler

is made of: bir bütünü oluşturan şeyleri anlatmak

Bu cümlede is made of, bütün olan a calendar year ile onu oluşturan 365 days parçalarını bağlar. Edilgen kalıp be + made of + isim şeklindedir ve be fiilinin biçimi özneye göre değişir. Bu ifade fiziksel malzemenin yanı sıra bileşimi de anlatabilir. Burada days, year'ı oluşturan birimlerdir; hiç kimse gerçekten bir yılı üretmiyor.

Alıştırma

Cümleyi “tanınabilir parçalardan oluşur” anlamındaki üç sözcüklü edilgen ifadeyle tamamlayın: The necklace ____ blue glass beads.

Cevabı göster

is made of

a number that refuses to be divided nicely, Deyimler

0:03

tam olarak bölünmeyi reddeden bir sayıdır bu,

Deyimler

refuses to be divided nicely: bir sayıyı kişileştirmek

Refuses, sayıya insana ait bir eylem verir. Bir sayının iradesi yoktur; dolayısıyla bu bir kişileştirmedir: konuşmacı, 365 iş birliği yapmıyormuş gibi zor bir matematiksel gerçeği eğlenceli biçimde sunar. To be divided edilgen yapıdadır; nicely ise burada nazikçe veya kibarca değil, eşit biçimde ya da uygun tam sayı gruplarına ayrılacak şekilde demektir. İnsan eylemi anlatan bir fiilin öznesi cansızsa gerçekte hangi özelliğin anlatıldığını aramak yararlı bir okuma yöntemidir.

Alıştırma

Bu bağlamda “a number that refuses to be divided nicely” ne anlama gelir?

  1. Sayının duyguları vardır ve iş birliği yapmamayı seçer.
  2. Sayı, amaçlanan gruplara eşit biçimde ayrılamaz.
  3. Birisi sayıdan kibarca bölünmemesini ister.
Cevabı göster

Sayı, amaçlanan gruplara eşit biçimde ayrılamaz.

which is why we end up with uneven months of either 30 or 31 days, Notlar

0:05

bu yüzden sonunda 30 veya 31 günlük eşit olmayan aylar elde ederiz,

Dilbilgisi

which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak

Which, az önce sözü edilen olgunun veya durumun tamamına gönderme yapar. Ardından which is why kalıbı sonucu tanıtır ve “bunun olmasının nedeni budur” anlamına gelir. Bu cümlede ayların neden eşit uzunlukta olmadığını açıklar. Önceki bir nedeni sonucuna bağlamak için “cümlecik veya durum, which is why + sonuç” yapısını kullanın. Bu ifade neden için geriye, sonuç için ileriye işaret eder.

Alıştırma

Sonucu doğru biçimde tanıtan ifadeyi seçin: The roads are icy, ___ school is closed today.

  1. which is because
  2. which is why
  3. even though
Cevabı göster

which is why

Öbek fiiller

end up with: sonunda bir sonuçla karşılaşmak

End up with, bir sürecin sonucunda bir şeye sahip olmak, bir şeyi elde etmek veya bir durumla karşılaşmak anlamına gelir. Genellikle olaylar planlanmamış bir şekilde geliştikten sonra ortaya çıkan sonucu anlatır. Bu cümlede with, son sonucu tanıtır: uzunlukları eşit olmayan aylar. Yapı end up with + isim öbeği şeklindedir. Fiziksel olarak bir yerde sona ermeye değil, sonunda kalan duruma veya şeye odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “sonuç olarak sonunda bir şeye sahip olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: If we do not organize the files, we will ____ a confusing mess.

Cevabı göster

end up with

Dilbilgisi

either 30 or 31: either ... or ... kalıbı

Either ... or ... iki alternatif sunar. Bu cümlede bir ayın iki olası uzunluğundan biri vardır: 30 gün veya 31 gün. İki taraf dil bilgisi bakımından aynı biçimde olmalıdır; burada ikisi de gün sayısıdır. Bu paralel yapı seçimi kolayca anlamayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi either ... or ... kalıbıyla tamamlayın: The pass lasts ____ one day ____ one week.

Cevabı göster

either · or

except for February, the runt of the litter, Deyimler

0:08

sürünün en küçüğü olan Şubat hariç,

Deyimler

runt of the litter: grubun en küçük veya en zayıf üyesi

Kelime anlamıyla the runt of the litter, aynı anda doğan bir grup hayvan yavrusu içindeki en küçük veya en zayıf yavrudur. Bu ifadede litter, yeni doğan hayvanlardan oluşan bu grubu anlatır; çöp anlamına gelmez. Mecazen bir grubun en küçük, en zayıf veya en az etkileyici üyesini anlatır. Şubata bu adın verilmesi, genellikle daha az günü olduğu için onu aylar arasındaki küçük üye olarak gösteren bir şakadır.

Alıştırma

“The tiny shop was the runt of the litter among the new stores,” cümlesinde “the runt of the litter” ne anlama gelir?

  1. Grubun en küçük veya en zayıf üyesi
  2. Grubun en popüler üyesi
  3. Grubun en dağınık yeri
Cevabı göster

Grubun en küçük veya en zayıf üyesi

which gets only 28,

0:10

ki o sadece 28 gün çeker,

except when it gets 29,

0:11

29 olduğu zamanlar dışında,

and then the year is 366 days long.

0:13

o zaman da yıl 366 gün sürer.

Why does that happen?

0:15

Bu neden oluyor?

What kind of crazy universe do we live in where some years are longer than others? Anlatım akışı

0:16

Bazı yılların diğerlerinden daha uzun olduğu nasıl çılgın bir evrende yaşıyoruz?

Anlatım akışı

What kind of crazy universe...?: retorik bir ilgi çekme sorusu

Bu, evreni sınıflandırma isteği değil, retorik bir sorudur. What kind of crazy universe...? ifadesi, bir yılın 365, başka bir yılın ise 366 gün olmasının ne kadar tuhaf göründüğünü abartılı biçimde anlatır. Soru, ilgi çekici bir giriş işlevi görür: konuşmacı açıklamadan önce şaşırtıcı bilmeceyi ortaya koyar. Eğitici içeriklerde bu kalıp, dinleyicinin görünürdeki bir çelişkiyi fark etmesini ve bunun nasıl çözüleceğini merak etmesini sağlayarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Konuşmacı bu soruyla ne yapıyor?

  1. Dinleyiciden bir evren türünün adını söylemesini istemek
  2. Görünüşte saçma bir çelişki sunarak dinleyicinin açıklamayı merak etmesini sağlamak
  3. Farklı evrenlerin farklı uzunlukta yıllar kullandığını iddia etmek
Cevabı göster

Görünüşte saçma bir çelişki sunarak dinleyicinin açıklamayı merak etmesini sağlamak

To answer this,

0:19

Bunu cevaplamak için,

we need to know just what is a year.

0:20

bir yılın tam olarak ne olduğunu bilmemiz gerek.

Way oversimplifying it, Anlatım akışı

0:22

Aşırı basitleştirirsek,

Anlatım akışı

Way oversimplifying it ile büyük bir basitleştirmeyi önceden belirtmek

Way oversimplifying it, basit bir açıklamadan önce kullanılan bir cümle parçasıdır. “Bunu büyük ölçüde basitleştiriyorum” anlamına gelir ve way, oversimplifying ifadesinin derecesini güçlendirir. Konuşmacı bu parçayla ardından gelen açıklamanın sınırını belirtir: sonraki fikir ilk kez anlamak için yararlı olabilir, ancak önemli ayrıntıları dışarıda bırakır. Bu, açıklamanın otomatik olarak yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen üç kelimelik ön açıklamayla tamamlayın: ____, the immune system is like a security team.

Cevabı göster

Way oversimplifying it

a year is the time it takes the Earth to make one trip around the Sun. Dilbilgisi

0:23

bir yıl, Dünya'nın Güneş etrafında bir tur atması için geçen süredir.

Dilbilgisi

the time it takes X to do Y: X’in Y’yi yapması için gereken süre

the time it takes X to do Y kalıbı, “X’in Y’yi tamamlamak için ihtiyaç duyduğu süre” anlamına gelir. Burada X Dünya, Y ise Güneş’in etrafında bir tur atmaktır; dolayısıyla ifade bir yılın uzunluğunu tanımlar. Bu kalıpta it biçimsel öznedir ve take, “taşımak” değil, “zaman gerektirmek” anlamındadır. Eylemi yapan takes sözcüğünden sonra, yaptığı eylem ise to sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

İndirme süresini tanımlamak için the time it takes X to do Y kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Download time is the time it takes to a file reach your device.
  2. Download time is the time it takes a file reaching your device.
  3. Download time is the time it takes a file to reach your device.
Cevabı göster

Download time is the time it takes a file to reach your device.

This happens to line up with the cycle of the seasons. Notlar

0:26

Bu da tesadüfen mevsimlerin döngüsüyle uyuşur.

Dilbilgisi

happens to + fiilin yalın hâli: tesadüfen gerçekleşmek

Happen to + fiilin yalın hâli, bir şeyin planlandığı için değil, tesadüfen doğru olduğunu ya da gerçekleştiğini anlatır. Burada konuşmacı, mevsimlerin döngüsüyle olan uyumu bir rastlantı olarak sunar. Özne happen sözcüğünden önce gelir ve to sözcüğünü fiilin yalın hâli izler: This happens to line up. happen biçimini zamana veya özneye göre happens ya da happened olarak değiştirin, ancak to + fiilin yalın hâli yapısını koruyun.

Alıştırma

“Tesadüfen” anlamındaki iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: On the bus, I ____ sit next to my cousin.

Cevabı göster

happened to

Öbek fiiller

Örtüşme anlatan line up with

Bu cümlede line up with, “örtüşmek” veya “uyumlu olmak” anlamına gelir. İki şey zamanlama ya da düzen bakımından birbirine uyar; burada fiziksel olarak sıraya girmekten söz edilmez. Özne bir şeyi belirtir, with’ten sonraki isim öbeği ise onun karşılaştırıldığı referansı verir. Bu yapı tarihler, planlar, gerçekler, kanıtlar ve hedefler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi line up with ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The new evidence ____ what she told us.

Cevabı göster

lines up with

Now, drawing a little diagram like this showing the Earth jauntily going around the Sun is easy to do, Dilbilgisi

0:28

Şimdi, Dünya'nın Güneş etrafında neşeyle döndüğünü gösteren böyle küçük bir diyagram çizmek kolaydır,

but accurately tracking a year is tricky when you're on Earth because the universe doesn't provide an overhead map.

0:32

ancak evren bize bir üstten görünüm haritası sunmadığından, Dünya'dayken bir yılı doğru bir şekilde takip etmek zordur.

Dilbilgisi

Drawing ... is easy, but tracking ... is tricky yapısı

drawing ve accurately tracking ile başlayan uzun öbekler gerund, yani isim-fiil öbekleridir. Her biri bir etkinliği adlandırır ve kendi yan cümlesinin öznesi olur. Ana fiiller daha sonra gelir: is easy ve is tricky. Bu nedenle drawing ve tracking burada şimdiki zamanın devam biçimini oluşturan fiiller değildir. But, etkinlik + is + değerlendirme biçimindeki iki paralel yan cümleyi bağlar ve karşıt değerlendirmeleri yan yana getirir. Bu yapı, özneler çok sayıda sözcük içerse bile iki etkinliğin ne kadar kolay ya da zor olduğunu karşılaştırmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede etkinlik bildiren iki -ing öbeği, paralel bir karşıtlıkta özne olarak kullanılmıştır?

  1. The route is easy, but the storm is difficult.
  2. Planning the route is easy, but following it in a storm is difficult.
  3. We are planning the route, but we are following it slowly.
Cevabı göster

Planning the route is easy, but following it in a storm is difficult.

On Earth, you only get to see the seasons change, Dilbilgisi

0:37

Dünya'dayken, sadece mevsimlerin değişimini görebilirsiniz,

Dilbilgisi

get to see: sağlanan veya sınırlı bir deneyim

get to see ifadesinde get to + fiilin yalın hâli, görme eylemini koşulların sağladığı bir deneyim veya fırsat olarak sunar. Buradaki get, bir yere hareket etme ya da varma anlamında değildir. Burada only, Dünya’daki bir gözlemcinin yaşayabildiği şeyi sınırlar: görülebilen ipucu mevsimlerin değişmesidir. Bu nedenle get to mutlaka heyecan veya şans ifade etmez; sınırlı bir gözlem biçimini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle kontrol odası ziyaretini ziyaretçilere sunulan bir fırsat olarak en iyi ifade eder?

  1. Visitors can see the control room.
  2. Visitors get to see the control room.
  3. Visitors have to see the control room.
Cevabı göster

Visitors get to see the control room.

and the obvious way to keep track of their comings and goings is to count the days passing, Notlar

0:39

ve onların geliş ve gidişlerini takip etmenin bariz yolu, geçen günleri saymaktır,

Kalıp ifadeler

keep track of: bir şeyi sürekli takip etmek

Keep track of, bir şeyin zaman içinde nasıl değiştiğini sürekli bilmek, kaydetmek veya kontrol etmek anlamına gelir. Tek bir bakışı değil, devam eden takibi anlatır. Takip edilen nesne of sözcüğünden sonra gelir: keep track of their comings and goings. Bu cümlede geçen günleri saymak, mevsim döngüsünü takip etmek için kullanılan yöntemdir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için keep + track + of sözcüklerinden oluşan ifadeyi kullanın: I use a spreadsheet to ____ our monthly expenses.

Cevabı göster

keep track of

Deyimler

Comings and goings: tekrarlanan geliş ve gidiş düzeni

Comings and goings, tekrar tekrar gerçekleşen geliş ve gidişleri ya da ortaya çıkış ve kayboluşları anlatan kalıplaşmış bir çoğul isim grubudur. İki ayrı eylem olarak değil, iki parçalı tek bir ifade olarak anlaşılmalıdır. Burada their sözcüğü the seasons, yani mevsimler anlamındadır. İfade, belirli bir geliş ve gidişi değil, mevsimlerin bir döngü içinde tekrar tekrar gelip gitmesini canlandırır.

Alıştırma

Örnekte comings and goings neyi anlatıyor?

  1. Tekrarlanan bir geliş ve gidiş düzeni
  2. Yalnızca planlanmış tek bir varış
  3. Bir şeyin hareket etme hızı
Cevabı göster

Tekrarlanan bir geliş ve gidiş düzeni

which gives you a 365 day calendar.

0:42

bu da size 365 günlük bir takvim verir.

But as soon as you start to use that calendar, Dilbilgisi

0:45

Ancak bu takvimi kullanmaya başlar başlamaz,

Dilbilgisi

As soon as: bir olay diğerini hemen tetikler

As soon as, “olur olmaz” veya “hemen ardından” anlamına gelen bir zaman bağlayıcısıdır. Önce gerçekleşen olayı tanıtır; ana cümle ise neredeyse hiç gecikmeden gerçekleşen sonraki olayı verir. Bu cümlede takvimi kullanmaya başlamak tetikleyici olaydır. Sonraki cümlecik o anda neyin olmaya başladığını açıklar. Burada hız karşılaştırması değil, olayların zaman sırası anlatılır.

Alıştırma

“Olur olmaz” anlamındaki bağlayıcıyla cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? Call me ___ you arrive.

  1. while
  2. until
  3. as soon as
Cevabı göster

as soon as

it slowly gets out of sync with the seasons, Kalıp ifadeler

0:47

yavaş yavaş mevsimlerle senkronizasyonu bozulur,

Kalıp ifadeler

gets out of sync with: eşzamanlılığını yitirmek

Gets out of sync with, “bir şeyin zamanlaması veya döngüsüyle eşleşmeyi yavaş yavaş bırakmak” anlamına gelir. Buradaki gets bir durum değişikliğini belirtir: İki şey önceden eşleşirken artık eşleşmez hâle gelir. Sync, synchronization sözcüğünün kısaltılmış biçimidir. İfadenin tamamı koordinasyonun kaybolmasını anlatır; fiziksel olarak bir yerden dışarı çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Başlangıçta eşleşen zamanlamanın daha sonra eşleşmemeye başladığını gösteren bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The captions match at first, but after a few minutes they ____ the audio.

Cevabı göster

get out of sync with

and with each passing year, Kalıp ifadeler

0:49

ve geçen her yılla birlikte,

Kalıp ifadeler

with each passing year: her geçen yıl

With each passing year, “her yeni yıl geçtikçe” anlamına gelir. Buradaki passing zamanın geçmesini anlatır; bir sınavı geçmek anlamına gelmez. Bu ifade, aşamalı bir eğilim için zaman arka planı oluşturur. Genellikle bir değişimin her yıl biriktiğini veya daha belirgin hâle geldiğini düşündürür.

Alıştırma

Yıllar geçtikçe aşamalı olarak artan bir değişimi en iyi vurgulayan cümle hangisidir?

  1. The town becomes quieter with each passing year.
  2. The town is quiet all year.
  3. The town became quieter last year.
  4. The town holds a festival every year.
Cevabı göster

The town becomes quieter with each passing year.

the gap gets bigger and bigger and bigger. Dilbilgisi

0:50

aradaki fark gitgide büyür.

Dilbilgisi

bigger and bigger and bigger: devam eden değişim

Karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi kalıbı, aynı özelliğin zaman içinde değişmeye devam ettiğini gösterir. Burada bigger and bigger, aynı farkın büyümeyi sürdürdüğü anlamına gelir; üç ayrı farkı karşılaştırmaz. Üçüncü bir bigger eklemek, değişimin adım adım biriktiği hissini güçlendirir. Yaygın kalıpta iki karşılaştırma biçimi kullanılır; ek tekrar değişimi daha canlı ve vurgulu hâle getirir.

Alıştırma

Devam eden bir değişimi göstermek için high sözcüğünün karşılaştırma biçimini iki kez kullanarak cümleyi tamamlayın: As the storm approached, the waves got ____.

Cevabı göster

higher and higher

In three decades,

0:52

Otuz yıl içinde,

the calendar will be off by a week, Kelime

0:52

takvim bir hafta sapmış olacak,

Kelime

be off by a week: hata miktarını belirtmek

Burada be off, hatalı veya doğru biçimde hizalanmamış olmak anlamına gelir. By a week farkın miktarını belirtir; dolayısıyla takvim ile mevsimlerin zamanlaması arasında bir haftalık fark vardır. Bu ifade genellikle farkın büyüklüğünü verir, yönünü değil. Daha fazla bağlam olmadan takvimin ileride mi yoksa geride mi olduğu anlaşılmaz.

Alıştırma

Cümleyi off ve hata miktarını belirten edatla tamamlayın: The scale should read 1,000 grams, but it reads 950. It is ____ 50 grams.

Cevabı göster

off by

and in a few hundred years,

0:54

ve birkaç yüz yıl içinde,

the seasons would be flipped,

0:55

mevsimler tersine dönecek,

meaning Christmas celebrations taking place in summer,

0:56

bu da Noel kutlamalarının yazın gerçekleşmesi anlamına gelecek,

which would be crazy.

0:58

ki bu çılgınca olurdu.

Why does this happen?

0:59

Bu neden oluyor?

Did we count the days wrong?

1:00

Günleri yanlış mı saydık?

Well,

1:02

Şöyle ki,

the calendar predicts that the time it takes for the Earth to go around the Sun is 8,760 hours,

1:02

takvim, Dünya'nın Güneş etrafında dönmesi için geçen sürenin 8.760 saat olduğunu öngörür,

but if you actually timed it with a stopwatch, Dilbilgisi

1:07

ama bunu bir kronometreyle gerçekten ölçseydiniz,

you'd see that a year is really longer than the calendar predicts by almost six hours. Dilbilgisi

1:08

bir yılın takvimin öngördüğünden yaklaşık altı saat daha uzun olduğunu görürdünüz.

Dilbilgisi

if you actually timed it ... you'd see varsayımsal yapısı

Bu cümlede if you actually timed it ... you'd see, hayal edilen bir deneyi ve bu koşul altında beklenen sonucu sunar. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Geçmiş biçimindeki timed, eylemi otomatik olarak geçmiş zamana yerleştirmez. Bu ikinci koşul yapısında if + geçmiş biçim varsayımsal bir mesafe oluştururken would + fiilin yalın hâli hayal edilen sonucu verir. Böylece dinleyici deneyi yaptığını zihninde canlandırır.

Alıştırma

Varsayımsal yapıyı measure ve would kullanarak tamamlayın: If you ____ both routes, you ____ notice that one is much shorter.

Cevabı göster

measured · would

Dilbilgisi

longer than ... by almost six hours karşılaştırma kalıbı

longer than the calendar predicts by almost six hours kalıbı aynı anda üç bilgi verir: longer karşılaştırmanın yönünü, than the calendar predicts karşılaştırma ölçütünü ve by almost six hours farkın büyüklüğünü gösterir. Karşılaştırma yapısından sonra by + miktar, gerçek değer ile ölçüt arasındaki farkı ölçer. Buradaki by bir eylemi yapan kişiyi veya son tarihi belirtmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: karşılaştırma + than + ölçüt + by + miktar.

Alıştırma

Farkın büyüklüğünü tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: The repair cost more than the estimate ____ £200.

Cevabı göster

by

So our calendar is moving ever so slightly faster than the seasons actually change. Kalıp ifadeler

1:12

Yani takvimimiz, mevsimlerin gerçek değişiminden çok ama çok az bir farkla daha hızlı ilerliyor.

Kalıp ifadeler

Ever so slightly: çok küçük bir dereceyi vurgulamak

ever so slightly ifadesinde ever so, slightly sözcüğünü daha etkileyici bir biçimde güçlendirir. İfadenin tamamı “çok küçük bir miktarda” demektir; “çok fazla” anlamına gelmez ve ever burada zamana gönderme yapmaz. Küçük olsa da fark edilmeye değer bir değişikliğe dikkat çeker. Çok küçük kaymaları, ayarlamaları, hataları veya tutum değişikliklerini anlatmak için uygundur.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “çok küçük bir miktarda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new chair is ____ taller than the old one.

Cevabı göster

ever so slightly

And thus we come to the fundamental problem of all calendars. Anlatım akışı

1:16

Ve böylece tüm takvimlerin temel sorununa geliyoruz.

Anlatım akışı

We come to the fundamental problem: ana noktaya gelmek

Burada we come to, bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Dinleyiciyi açıklamanın içinde yönlendirir: Önceki akıl yürütmenin ardından tartışma artık ana meseleye ulaşmıştır. the fundamental problem of all calendars ifadesi, bu meseleyi temel ve bütün takvimlerde ortak olarak tanımlar. Hemen önündeki thus ile birlikte geçiş, ana noktanın daha önce açıklananların bir sonucu olduğunu gösterir.

Alıştırma

we come to the fundamental problem of all calendars bu açıklamada nasıl bir rol oynuyor?

  1. Önceki anlatımla bağlantısı olmayan bir konuyu tanıtır.
  2. Konuşmacıların fiziksel bir yere vardığını söyler.
  3. Önceki hazırlığın ardından açıklamanın ana meseleye ulaştığını gösterir.
Cevabı göster

Önceki hazırlığın ardından açıklamanın ana meseleye ulaştığını gösterir.

The day-night cycle,

1:19

Gece-gündüz döngüsünün,

while easy to count, Dilbilgisi

1:20

sayması kolay olsa da,

Dilbilgisi

while easy to count: kısaltılmış karşıtlık yan cümlesi

Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. Bu bölüm kısaltılmış bir karşıtlık yan cümlesidir: while the day-night cycle is easy to count. Anlaşılan özne the day-night cycle’dır ve is de düşürülmüştür. Ana cümleden önce gelerek önce bir gerçeği kabul eder, ardından onunla karşıtlık oluşturan asıl noktaya hazırlar. Yapı while + sıfat öbeği biçimindedir ve sonrasında ana ifade gelir.

Alıştırma

“While useful, the map is not completely accurate,” cümlesinde “while useful” ne anlama gelir?

  1. harita yararlı olduğu için
  2. haritanın yararlı olduğu süre boyunca
  3. harita yararlı olsa da
Cevabı göster

harita yararlı olsa da

has nothing to do with the yearly cycle. Kalıp ifadeler

1:21

yıllık döngüyle hiçbir ilgisi yoktur.

Kalıp ifadeler

has nothing to do with: iki şeyin bağlantısız olduğunu söyleme

Has nothing to do with, have nothing to do with kalıp ifadesinin üçüncü tekil kişi biçimidir. Özne ile with sözcüğünden sonra gelen kişi, şey veya düşünce arasında hiçbir ilişki olmadığını belirtir. Burada özne the day-night cycle olduğu için has, tekil cycle ismiyle uyumludur. Cümle yıllık döngüyle bir bağlantıyı reddeder; yapılacak bir iş olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“... ile tamamen ilgisizdir” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The colour of the box has ____ what is inside it.

Cevabı göster

nothing to do with

Day and night are caused by Earth rotating about its axis.

1:23

Gece ve gündüz, Dünya'nın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanır.

When you're on the side facing the Sun,

1:26

Güneş'e bakan tarafta olduğunuzda,

it's daytime,

1:27

gündüzdür,

and when you're on the other side,

1:28

ve diğer tarafta olduğunuzda,

it's night.

1:29

gecedir.

But this rotation is no more connected to the orbital motion around the Sun Dilbilgisi

1:29

Ancak bu dönüşün, Güneş etrafındaki yörünge hareketine bağlılığı,

than a ballerina spinning on the back of a truck is connected to the truck's cruising speed.

1:32

bir kamyonun arkasında dönen bir balerinin, kamyonun seyir hızına olan bağlılığından daha fazla değildir.

Dilbilgisi

A is no more connected to B than C is to D: güçlü bir paralel ret

Bu cümlede no more connected ... than iki ilişkiyi paralel biçimde karşılaştırır ve ilk ilişkinin ikinciden daha gerçek olmadığını söyler. İlişkilerden birinde “daha fazla” bağlantı bulunduğu anlamına gelmez. Balerinin dönüşlerinin kamyonun seyir hızını belirlemediği açıktır. Bu belirgin bağlantısızlık, dönüş ile yörünge hareketi arasında da bağlantı olduğunu reddetmek için ölçüt olarak kullanılır. Genel olarak B'nin P olmadığı açık olduğunda A is no more P than B is yapısı paralel karşılaştırmayla güçlü bir olumsuzluk ifade edebilir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan karşılaştırma ne anlama geliyor?

  1. İki hareket türü de aynı derecede ilgisiz olarak sunuluyor.
  2. Balerinin dönüşleri kamyonun seyir hızını belirler.
  3. Dönüş, yörüngeyle balerinin kamyonla olduğundan daha yakından bağlantılıdır.
Cevabı göster

İki hareket türü de aynı derecede ilgisiz olarak sunuluyor.

Counting the number of ballerina turns to predict how long the truck takes to drive in a circle might give you a rough idea, Kalıp ifadeler

1:36

Kamyonun daire çizmesinin ne kadar süreceğini tahmin etmek için balerinin dönüş sayısını saymak size kabaca bir fikir verebilir,

Kalıp ifadeler

give you a rough idea: yaklaşık bir fikir vermek

give you a rough idea ifadesi, size yaklaşık bir anlayış veya tahmin vermek anlamına gelir. Burada dönüşleri saymak süreyi tahmin etmeye yardımcı olabilir, ancak kesin bir sonuç veremez. Rough, idea sözcüğünün doğruluk düzeyini sınırlar; fiziksel olarak pürüzlü anlamına gelmez. Idea burada öneri değil, genel bir fikir veya tahmin anlamındadır. Yaygın kalıp give + person + a rough idea şeklindedir ve ardından sık sık of + isim ya da of + soru sözcüklü yan cümle gelir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “yaklaşık bir anlayış” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The early figures will give you a ____ of the final cost.

Cevabı göster

rough idea

but it's crazy to expect it to be precise.

1:40

ancak kesin olmasını beklemek deliliktir.

Counting the days to track the orbit is pretty much the same thing, Kalıp ifadeler

1:43

Yörüngeyi takip etmek için günleri saymak da hemen hemen aynı şeydir,

Kalıp ifadeler

pretty much the same thing: aşağı yukarı aynı şey

Bu cümlede pretty much the same thing, “konuşulan amaç bakımından neredeyse eşdeğer” demektir. Buradaki pretty, pretty much kalıbında derece bildirir; “güzel” anlamına gelmez. Bu ifade, iki yöntemi pratik açıdan aynı gruba koyar ancak her ayrıntının tamamen aynı olduğunu iddia etmez. Küçük farklılıklar hâlâ olabilir.

Alıştırma

İki seçeneğin tamamen aynı olmasa da neredeyse eşdeğer olduğunu belirten beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: For this simple task, using a pencil or a pen is ____.

Cevabı göster

pretty much the same thing

and so it shouldn't be a surprise Dilbilgisi

1:45

ve bu yüzden hiç de şaşırtıcı olmamalıdır

when the Earth doesn't happen to make 365 complete spins in a year.

1:47

Dünya'nın bir yılda tam olarak 365 tam tur atmaması.

Dilbilgisi

it shouldn't be a surprise when ...: ... olduğunda şaşırtıcı olmamalı

it shouldn't be a surprise when ... kalıbı, when yan cümlesindeki olayı önceki akıl yürütmenin beklenen sonucu olarak sunar. It zamiri önce özne yerini doldurur; ardından gelen daha uzun yan cümle olayın ne olduğunu belirtir. Burada shouldn't mantıksal bir beklenti ifade eder: sonucu şaşırtıcı bulmamak için iyi bir neden vardır. Kimsenin şaşırmasını yasaklamaz.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: After heavy rain, it shouldn't be a surprise when the playground is wet. Bu cümle ne anlama gelir?

  1. İnsanların oyun alanı hakkında şaşırması yasaktır.
  2. Yağmur ile ıslak oyun alanı arasında ilişki yoktur.
  3. Oyun alanının ıslak olması yağmurun beklenen bir sonucudur.
Cevabı göster

Oyun alanının ıslak olması yağmurun beklenen bir sonucudur.

Irritatingly,

1:50

Sinir bozucu bir şekilde,

while 365 days are too few, Dilbilgisi

1:51

365 gün çok azken,

366 days are too many and still cause the seasons to drift out of sync,

1:53

366 gün çok fazladır ve yine de mevsimlerin senkronizasyonunun bozulmasına neden olur,

Dilbilgisi

while 365 days are too few, 366 days are too many: zaman değil, karşıtlık

Burada while, “bir şey olurken” anlamındaki zamanı değil, karşıtlığı belirtir. İki gerçeği yan yana koyar: 365 gün yeterli değildir, ancak 366 gün gerekenden fazladır. A is too few, B is too many biçimindeki paralel yapı, iki uç seçeneğin de işe yaramadığını gösterir. Bu tür bir karşıtlık, neden orta bir çözüme ihtiyaç duyulduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

“While one plan costs too little, the other costs too much,” cümlesinde while ne yapar?

  1. Bir eylemin başka bir eylem sırasında gerçekleştiğini gösterir.
  2. İki yargıyı karşılaştırır.
  3. İki planın neden aynı maliyette olduğunu açıklar.
Cevabı göster

İki yargıyı karşılaştırır.

just in the opposite way.

1:57

sadece ters yönde.

The solution to all this is the leap year,

1:58

Tüm bunlara çözüm ise artık yıldır,

where February gets an extra day,

2:00

Şubat'a fazladan bir gün eklenir,

but only every four years.

2:01

ama sadece dört yılda bir.

This works pretty well as each year the calendar is about a quarter day short, Kelime

2:03

Her yıl takvim yaklaşık çeyrek gün eksik kaldığı için bu oldukça işe yarar,

Kelime

a quarter day short: eksik miktarı belirtmek

a quarter day short ifadesinde short, “gereken miktarın altında”, yani “eksik” anlamına gelir. Takvim yılı, gerekli uzunluktan yaklaşık çeyrek gün daha kısadır; bu, günün kendisinin kısa olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp be + miktar + short şeklindedir: We are three dollars short. Miktar, eksiğin büyüklüğünü belirtir; hedef miktar daha önce söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “gereken sayının altında” anlamına gelen hedef sıfatla tamamlayın: We need ten chairs, but we are two chairs ____.

Cevabı göster

short

so after four years,

2:06

bu yüzden dört yıl sonra,

you add an extra day to get back in alignment. Kalıp ifadeler

2:07

tekrar hizaya girmek için ekstra bir gün eklersiniz.

Kalıp ifadeler

“get back in alignment” ile yeniden uyum sağlamak

Bu cümlede get back in alignment, “şeylerin yeniden birbiriyle uyuştuğu veya doğru biçimde birlikte çalıştığı duruma dönmek” demektir. Back önceki duruma dönüşü, in alignment ise uyumlu durumu belirtir. Bu ifade takvimlerin bir döngüyle yeniden uyuşmasını, ekiplerin planlarda tekrar uzlaşmasını veya sistemlerin yeniden eşitlenmesini anlatabilir. Tek başına fiziksel bir sıraya geri dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Notta geçen ve “koordineli bir duruma dönmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The project teams met on Monday to ____.

Cevabı göster

get back in alignment

Huzzah!

2:09

Yaşasın!

The problem has been solved.

2:09

Sorun çözüldü.

Except it hasn't. Anlatım akışı

2:11

Aslında çözülmedi.

Anlatım akışı

“Except it hasn't.” ile bağımsız bir düzeltme

Burada Except, az önce belirtilen sonucu keskin biçimde düzeltir: “Ama aslında bu doğru değil.” Bu kısa cümlenin başında bir duraklama yaratır, önceki iddiayı geçersiz kılar ve sonraki açıklamayı başlatır. Hasn't ifadesinden sonra bazı sözcükler atılmıştır; buna eksilti denir. Anlaşılan sözcükler been solved ifadesidir. İngilizcede önceki cümle sayesinde kolayca tamamlanabilen tekrarlar atılabilir.

Alıştırma

Bir konuşmacı bir sorunun çözüldüğünü söyledikten sonra Except it hasn't. derse bu cümle ne yapar?

  1. Önceki iddiayı keskin biçimde düzeltir.
  2. Önceki iddianın neden doğru olduğunu açıklar.
  3. Bir listeye hariç tutulan bir öge ekler.
Cevabı göster

Önceki iddiayı keskin biçimde düzeltir.

Lengthening the calendar by one day every four years is slightly too much, Dilbilgisi

2:12

Takvimi dört yılda bir, bir gün uzatmak biraz fazladır,

Dilbilgisi

Lengthening ... by ... every ... is slightly too much yapısı

“Lengthening the calendar by one day every four years” ifadesinin tamamı is fiilinin öznesidir. Bu nedenle Lengthening burada adlaşmış bir -ing yapısıdır; şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Bütün eylemi değerlendirilebilecek tek bir fikir hâline getirir. Bu öznenin içinde by one day değişim miktarını, every four years ise sıklığı belirtir. Slightly too much, ayarlamanın gerekenden biraz fazla olduğu anlamına gelir; eklenen günün kendisinin büyük olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Raising the fee by two pounds every year is too much,” cümlesinde “Raising the fee by two pounds every year” hangi dil bilgisi görevindedir?

  1. Şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatan şimdiki zaman fiil grubudur.
  2. Öznedir ve değerlendirilen eylemin tamamını adlandırır.
  3. Yalnızca artış miktarını belirtir.
Cevabı göster

Öznedir ve değerlendirilen eylemin tamamını adlandırır.

and the calendar still falls behind the seasons at a rate of one day per 100 years, Notlar

2:15

ve takvim hala her 100 yılda bir gün oranında mevsimlerin gerisinde kalır,

Öbek fiiller

falls behind: zamanla geride kalmak

Falls behind, “aynı hızı koruyamayıp zamanla başka bir şeyden daha geri veya daha geç duruma gelmek” anlamına gelir. Burada takvim ile mevsimler arasındaki uyumsuzluk yavaş yavaş büyür. Behind bir karşılaştırma noktası gerektirir. Bu cümlede takvimin yetişemediği şey the seasons ifadesidir. Fall burada tek seferlik fiziksel bir düşmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Öne çıkarılan deyimsel fiili doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: After missing a month of lessons, Hana began to ____ in science.

Cevabı göster

fall behind

Kalıp ifadeler

at a rate of one day per 100 years: her 100 yılda bir gün oranında

At a rate of X per Y, X değişim miktarını her bir Y birimine veya dönemine bağlar. Burada takvimin hatası her 100 yılda bir gün büyür. Bu kalıp iki ölçüm arasındaki ilişkiyi açıkça gösterir: at a rate of + miktar + per + birim veya dönem. Per, "her biri için" anlamına gelir; dolayısıyla one day, yüzyıl boyunca biriken hatadır, takvime eklenen fazladan bir etkinlik değildir.

Alıştırma

Pilin her saat şarjının yüzde 3'ünü kaybettiğini anlatmak için cümleyi tam oran kalıbıyla tamamlayın: The battery loses charge ____.

Cevabı göster

at a rate of 3 percent per hour

which is fine for the apathetic, Dilbilgisi

2:19

bu umursamazlar için sorun değildir,

but not for calendar designers who want everything to line up perfectly.

2:20

ancak her şeyin mükemmel bir şekilde hizalanmasını isteyen takvim tasarımcıları için değildir.

Dilbilgisi

fine for A, but not for B: A için uygun, B için değil

Which, az önce söz edilen takvim hatasına gönderme yapar. Konuşmacı aynı hatanın bir grup, yani duyarsız kişiler için kabul edilebilir, fakat takvim tasarımcıları için kabul edilemez olduğunu söyler. Fine for A, but not for B yapısında fine sözcüğü but sonrasında tekrar anlaşılır: fine for A, but not fine for B. Bu paralel kalıp aynı şeyin iki kişiye veya gruba ne kadar uygun olduğunu karşılaştırır; not for B yalnızca o şeyin B için yapılmadığı anlamına gelmez. Apathetic sıfatı ilgisiz veya kaygısız olmak anlamına gelir. The apathetic, sıfatı ilgisiz kişiler için bir etikete dönüştürür ve alaycı, küçümseyici bir ton ekler.

Alıştırma

Uygulamanın başlangıç seviyesindekiler için uygun, ancak uzmanlar için uygun olmadığını söylemek üzere cümleyi hedef karşıtlık kalıbıyla tamamlayın: The app is ____.

Cevabı göster

fine for beginners but not for experts

To fix the irregularity,

2:23

Bu düzensizliği düzeltmek için,

every century the leap year is skipped. Dilbilgisi

2:24

her yüzyılda artık yıl atlanır.

Dilbilgisi

Every century ... the leap year is skipped: önce sıklık, sonra edilgen yapı

Every century cümlenin başına alınmış bir sıklık ifadesidir. Kural verilmeden önce zaman çerçevesini belirler; böylece düzenin ne zaman uygulandığı vurgulanır. The leap year is skipped edilgen yapıdadır: etkilenen şey, beklenen artık yıl statüsüdür ve kuralı uygulayan kişi ya da sistemin belirtilmesi gerekmez. Burada skipped, yüzyılın sonundaki bir yıla normal artık yıl statüsünün verilmemesi anlamına gelir; bütün bir yüzyılın yok olması anlamına gelmez. Bu, basitleştirilmiş bir aşamadır; 400’e tam bölünebilen yüzyıl yılları farklı değerlendirilir.

Alıştırma

Önce bir sıklık ifadesi, ardından etkilenen şeye yönelik edilgen bir eylem gelecek şekilde aynı bilgi düzenini en iyi koruyan cümle hangisidir?

  1. Every Friday, the old files are deleted.
  2. We delete the old files every Friday.
  3. Every Friday, the old files delete.
Cevabı göster

Every Friday, the old files are deleted.

So 1896 and 1904 were leap years, Kültür

2:26

Yani 1896 ve 1904 artık yıllardı,

but 1900 wasn't.

2:29

ama 1900 değildi.

Kültür

1896 ve 1904 artık yıldı, ama 1900 değildi: yüzyıl yılı istisnası

Bu yıllar, normal dört yıllık düzende yüzyıl yılları için geçerli olan istisnayı gösterir. 1896 ve 1904, 4’e tam bölünür ve yüzyıl yılı değildir; bu yüzden artık yıldılar. 1900, 100’e tam bölünür ancak 400’e tam bölünmez; bu yüzden artık yıl değildi. but 1900 wasn't ifadesinde wasn't, wasn't a leap year sözlerinin yerini tutar. İngilizcede eksik anlam açık olduğunda, karşılaştırılan bir özneden sonra tekrarlanan sözcükler sık sık söylenmez.

Alıştırma

Bu cümlede but 1900 wasn't ifadesinin tam anlamı nedir?

  1. But 1900 wasn't a leap year.
  2. But 1900 wasn't divisible by 4.
  3. But 1900 wasn't a real year.
Cevabı göster

But 1900 wasn't a leap year.

This is better,

2:30

Bu daha iyi,

but still leaves the calendar ever so slightly too fast with an error of one day in 400 years. Dilbilgisi

2:31

ancak takvimi yine de 400 yılda bir günlük hatayla çok hafifçe hızlı bırakır.

Dilbilgisi

leaves the calendar ... with an error: geriye kalan bir sonuç

Burada leaves, “bir eylem veya değişiklikten sonra bir şeyin belirli bir durumda kalmasına neden olur” anlamındadır. Kalıp leave + nesne + with + geriye kalan sonuç şeklindedir: değiştirilmiş sistem, takvimi bir hatayla baş başa bırakır. Cümlenin tamamında ever so slightly too fast takvimin durumunu anlatırken, with an error of one day in 400 years geriye kalan sorunu kesin olarak belirtir. Bu kalıp, bir düzeltme veya kararın ortadan kaldıramadığı sonucu değerlendirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Geriye kalan bir sonucu anlatmak için cümleyi leave fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The repair solved most of the problem but ____ the machine with a small leak.

Cevabı göster

left

So an additional clause is added to the skip the century rule

2:35

Bu yüzden yüzyıl atlama kuralına ek bir madde eklenmiştir

that if the century is divisible by 400, Dilbilgisi

2:38

eğer yüzyıl 400'e bölünebiliyorsa,

then it will be a leap year.

2:40

o zaman artık yıl olacaktır.

Dilbilgisi

if the century is divisible by 400, then ... koşulu

if A, then B kalıbı açık bir koşul ve onun sonucunu ifade eder. A kontrol edilecek koşulu, B ise bu koşul karşılandığında ortaya çıkan sonucu verir. Then, kural açıklamalarında iki bölümü takip etmeyi özellikle kolaylaştırır; ancak çoğu zaman temel anlam değişmeden çıkarılabilir. Matematiksel is divisible by 400 ifadesi, “400'e kalansız bölünebilir” anlamına gelir. Burada istisnayı belirtir: Bu koşulu karşılayan bir yüzyıl yılı artık yıldır.

Alıştırma

Kuralı “5'e kalansız bölünebilir” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: If a whole number ends in 0 or 5, then it ____.

Cevabı göster

is divisible by 5

So 1900 and 2100 aren't leap years,

2:41

Yani 1900 ve 2100 artık yıllar değil,

but 2000 is.

2:43

ama 2000 öyle.

With these three rules,

2:45

Bu üç kural sayesinde,

the error is now just one day off in almost 8,000 years,

2:45

hata artık yaklaşık 8.000 yılda sadece bir günlük sapmadır,

which the current calendar declares mission accomplished, Kalıp ifadeler

2:49

ki mevcut takvim bu durumu görev tamamlandı ilan eder,

Kalıp ifadeler

mission accomplished: hedefin tamamlandığını ilan etmek

Mission accomplished, amaçlanan hedefe ulaşıldığını bildiren kısa bir ifadedir. Accomplished, mission sözcüğünü başarıyla tamamlanmış olarak niteler ve ifade genellikle bir karar veya başlık gibi tek başına kullanılabilir. Burada takvim, bu ilanı yapabilen bir insan gibi ele alınıyor. Takvimde hâlâ çok küçük bir hata bulunduğu için ifade, “tamamlanmış sayılacak kadar yakın” anlamında hafif bir mizah taşır; belirli bir uzay veya askerî görevden söz etmez.

Alıştırma

Bir ekip sorunun çoğunu çözmüş, fakat tamamını çözememiştir. Birisi anlamlı bir gülümsemeyle “Mission accomplished” der. Bu ifade büyük olasılıkla nasıl bir etki yaratır?

  1. İlan edilen başarının eksik olabileceğini şakacı biçimde ima eder.
  2. Yeni bir görevin adını duyurur.
  3. Ekibin hemen çalışmaya başlaması gerektiği anlamına gelir.
Cevabı göster

İlan edilen başarının eksik olabileceğini şakacı biçimde ima eder.

and so calls it a day. Deyimler

2:51

ve şimdilik işi bitirir.

Deyimler

calls it a day: şimdilik durmaya karar vermek

Call it a day, genellikle yeterince çalıştıktan veya çaba gösterdikten sonra bir etkinliği şimdilik bırakmak anlamına gelen bir deyimdir. Calls it a day biçimindeki calls, öznenin gerektirdiği üçüncü tekil şahıs biçimidir; deyimin geri kalanı değişmez. Burada takvim, artık başka bir düzeltmeye gerek olmadığına karar veren bir insan gibi gösterilir. Day sözcüğü takvim konusuna da uyduğu için bir kelime oyunu oluşur. Bu, takvimin bir şeye “gün” adını verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Let’s call it a day and finish the last two pages tomorrow” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Şimdilik duralım ve yarın devam edelim.
  2. Projeyi sonsuza kadar iptal edelim.
  3. Projeye bir günün adını verelim.
Cevabı göster

Şimdilik duralım ve yarın devam edelim.

Which is probably quite reasonable because 8,000 years ago humans were just figuring out that farming might be a good idea, Notlar

2:52

Bu muhtemelen oldukça mantıklıdır çünkü 8.000 yıl önce insanlar tarımın iyi bir fikir olabileceğini daha yeni anlıyorlardı,

Öbek fiiller

figuring out: düşünerek veya deneyerek cevaba ulaşmak

Figure out; düşünerek, ipuçlarını inceleyerek veya deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevaba ulaşmak demektir. Burada insanlar tarımın yararlı olabileceğini yavaş yavaş fark etmektedir; bu ifade bir şekil çizmek veya yalnızca fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez. Geçmişte devam eden were ... figuring out yapısı, bunun o sırada sürmekte olan bir süreç olduğunu gösterir. Just ise anlamaya daha yeni başladıkları duygusunu ekler.

Alıştırma

Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: “After testing each cable, Leo ____ why the monitor would not turn on.”

Cevabı göster

figured out

and 8,000 years from now,

2:57

ve bundan 8.000 yıl sonra,

Dilbilgisi

8,000 years ago ve 8,000 years from now

“8,000 years ago”, bugünden geçmişe doğru 8.000 yıllık bir uzaklığı belirtir. “8,000 years from now” ise bugünden geleceğe doğru aynı uzaklığı belirtir. Birbirine eşit bu iki zaman aralığı, geçmiş ile gelecek arasında bir karşıtlık kurar. Her iki ifadenin de referans noktası şimdidir; from now, daha önce söz edilen tarım döneminden itibaren saymaz.

Alıştırma

Cümleyi ago ve from now ile tamamlayın: “The observatory opened 200 years ____, and scientists may still use it 200 years ____.”

Cevabı göster

ago · from now

we'll hopefully be using a calendar with a better date tracking system. Dilbilgisi

2:58

umarım daha iyi bir tarih takip sistemine sahip bir takvim kullanıyor oluruz.

Dilbilgisi

we'll hopefully be using: gelecekte sürmesi umulan bir etkinlik

will be + fiil-ing yapısı, bir etkinliği gelecekteki bir zamanda devam ediyor veya o zamana kadar yerleşmiş bir uygulama olarak gösterir. Buradaki we'll be using, bu tür bir takvimi kullanmanın o sırada devam eden uygulama olmasının beklendiğini belirtir; o anda verilen tek seferlik bir kararı anlatmaz. Hopefully bütün tahmini niteler: konuşan kişi bu sonucu ister, ancak gerçekleşeceğini garanti etmez. Takvimin nasıl kullanılacağını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi hopefully ve use fiilinin future continuous biçimiyle tamamlayın: At this time next year, we'll ____ the new library every week.

Cevabı göster

hopefully be using

But perhaps you're a mathematician,

3:01

Ama belki de siz bir matematikçisiniz,

and a 0.0001% error is an abomination in your eyes and must be removed. Deyimler

3:02

ve %0,0001'lik bir hata bile gözünüzde bir iğrençliktir ve ortadan kaldırılması gerekir.

Deyimler

in your eyes: bir yargıyı bir kişiye atfetmek

In your eyes, senin fikrine göre veya senin değerlendirmene göre anlamına gelen bir deyimdir. Ardından gelen değerlendirmenin nesnel bir gerçek değil, hitap edilen kişiye ait bir görüş olduğunu gösterir. Bu cümlede, çok küçük bir hatayı korkunç saymanın hayalî dinleyicinin son derece katı görüşü olduğu belirtilir. Buradaki eyes fiziksel bir yeri anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle in your eyes ifadesini gerçek anlamda görmeyi anlatmak yerine bir görüşü bir kişiye atfetmek için kullanır?

  1. In your eyes, the smallest delay is unacceptable.
  2. The finish line appeared before your eyes.
  3. The mark was invisible to the naked eye.
Cevabı göster

In your eyes, the smallest delay is unacceptable.

Tough luck, Ton ve niyet

3:07

Ne yazık,

says the universe,

3:07

der evren,

Ton ve niyet

Sert bir karşılık olarak Tough luck

Tough luck, bir durumun talihsiz olduğunu ancak herhangi bir istisna ya da çözüm sunulmayacağını belirten kalıplaşmış bir karşılıktır. Burada insan özelliği kazandırılan evren, kusursuzluk talebini içtenlikle teselli etmek yerine sert ve alaycı bir biçimde reddeder. Bu ifade, dinleyeni kötü sonucu kabullenmeye iter. Bağlam ve ton ifadeye biraz anlayış katabilir, ancak ifade çoğu zaman küçümseyici veya ironik duyulur; bu cümlede de bu küçümseyici etki kullanılmıştır.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir arkadaşınız önemli bir sınavda başarısız olduğu için çok üzgün olduğunu söylüyor. Siz “Tough luck.” diye cevap veriyorsunuz. Bu sıcak ve destekleyici bir karşılık mıdır?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Hayır

because the length of a day isn't even consistent.

3:08

çünkü bir günün uzunluğu bile sabit değildir.

It randomly varies a few milliseconds on average Kalıp ifadeler

3:10

Rastgele olarak ortalama birkaç milisaniye değişir

Kalıp ifadeler

İstatistiksel bir niteleyici olarak on average

On average, bir sayının birden fazla gözlemin özeti olduğunu belirtir. Burada a few milliseconds, her seferinde meydana gelen sabit bir değişimi değil, rastgele değişimin ortalama miktarını anlatır. Bu ifadeyi kapsamı sınırlayan bir unsur olarak değerlendirin: Tek tek sonuçlar ortalamanın üstünde veya altında olabilir. İfade tek başına sonuçların ne kadar geniş bir aralıkta değiştiğini göstermez.

Alıştırma

Bir raporda “The page loads in two seconds on average.” yazıyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Bir sayfanın yüklenmesi yaklaşık iki saniye sürdü.
  2. Her sayfanın yüklenmesi tam olarak iki saniye sürer.
  3. Birden fazla sayfa yüklemesinin ortalaması iki saniyedir.
Cevabı göster

Birden fazla sayfa yüklemesinin ortalaması iki saniyedir.

and very slowly decreases by about 1 millisecond per 100 years, Kalıp ifadeler

3:12

ve her 100 yılda yaklaşık 1 milisaniye çok yavaş bir şekilde azalır,

Kalıp ifadeler

decreases by ... per ...: değişim miktarı ve oran

decrease by + miktar kalıbı, bir değerin ne kadar küçüldüğünü belirtir. Burada by about 1 millisecond değişimin miktarını verir; değerin sonunda 1 milisaniye olduğu anlamına gelmez. per + zaman aralığı, oranın hangi zaman dilimine göre verildiğini gösterir. per 100 years, yaklaşık bu miktardaki azalmanın her 100 yıllık dönemde gerçekleştiği anlamına gelir. Böylece kalıbın tamamı çok küçük ve uzun vadeli bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi decrease by ... per kalıbıyla tamamlayın: After the adjustment, the clock's error ____ about 2 seconds ____ day.

Cevabı göster

decreases by · per

which means it's literally impossible to build a perfect calendar that lasts forever. Kelime

3:15

bu da sonsuza dek sürecek mükemmel bir takvim yapmanın kelimenin tam anlamıyla imkansız olduğu anlamına gelir.

Kelime

literally impossible: kesin anlamda imkânsızlık

Bu cümlede literally sözcüğü kesin ve gerçek anlamını korur: anlatılan şey yalnızca çok zor değil, gerçekten imkânsızdır. Bir günün uzunluğu zaman içinde değiştiğinden hiçbir takvim sonsuza kadar kusursuz biçimde doğru kalamaz. impossible sözcüğünden önce kullanılan literally, mecazi veya abartılı bir yorumu dışlayarak iddiayı güçlendirir. Bu düşünceyi başka bir durumda uygularken gerçeklerin sonucu gerçekten imkânsız kılıp kılmadığını kontrol edin.

Alıştırma

Şu iddiayı okuyun: A four-sided triangle is literally impossible. literally burada kesin anlamıyla mı kullanılmıştır?

  1. Hayır. Yalnızca böyle bir şeyi yapmanın çok zor olduğu anlamına gelir.
  2. Evet. Tanım bunu gerçekten imkânsız kılar.
Cevabı göster

Evet. Tanım bunu gerçekten imkânsız kılar.

In theory, Anlatım akışı

3:19

Teoride,

the length of a day will expand to be as long as the current month, Dilbilgisi

3:20

bir günün uzunluğu mevcut bir ay kadar uzayacaktır,

Dilbilgisi

Eşit süre karşılaştırması olarak as long as the current month

As long as the current month, eşitlik belirten as + sıfat + as kalıbını kullanır. Burada long süreyi ölçer ve the current month karşılaştırma noktasıdır. Bu cümlede gelecekteki bir gün, günümüzdeki bir ayla aynı süreye sahip olacaktır. Buradaki as long as bir koşul getirmez.

Alıştırma

Long sözcüğünün as ... as biçimiyle eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: “The blue rope is ten meters long, and the red rope is ____ the blue rope.”

Cevabı göster

as long as

but don't worry, Ton ve niyet

3:22

ama endişelenmeyin,

Ton ve niyet

Önceden rahatlatmak için don't worry

Bu cümlede don't worry kısa bir rahatlatma ifadesidir. Konuşan kişi, kaygı verici gelebilecek bir düşünceyi söyledikten sonra durumu daha az acil gösteren bilgiyi vermeden önce bu ifadeyi kullanır. Burada olası kaygı önceden yatıştırılır; dinleyenin kaygılandığını söylemiş olması gerekmez. Don't worry, olası bir tepkiyi yönetmek ve rahatlatıcı bilgiden önce doğal bir duraklama oluşturmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir kişi "Don't worry, the deadline is still three weeks away." diyor. Burada don't worry ne işe yarıyor?

  1. Son teslim tarihinin geçtiği konusunda uyarır.
  2. Kaygıyı önceden sezer ve rahatlatıcı bir bilgiye giriş yapar.
  3. Dinleyenin daha önce şikâyet ettiğini söyler.
Cevabı göster

Kaygıyı önceden sezer ve rahatlatıcı bir bilgiye giriş yapar.

in practice,

3:23

pratikte,

Anlatım akışı

Tahmin ile gerçekliği karşılaştırmak için In theory, ... in practice,

In theory, bir kuralın, modelin veya mantıksal tahminin ne olması gerektiğini söylediğini belirtir. In practice ise gerçek koşullar ve sınırlamalar hesaba katıldığında gerçekte ne olduğunu belirtir. Burada ilk işaretleyici çok uzak gelecekteki uç sonucu çerçevelerken ikincisi dikkati gerçekçi bakışa çevirir. Bu işaretleyiciler birlikte soyut olasılık ile pratik gerçeklik arasındaki karşıtlığı düzenler. Böylece uzak bir olasılığın hemen kaygılanılması gereken gerçek bir sorun gibi duyulmasını önler.

Alıştırma

Bu cümleyi en iyi hangi ikili tamamlar? “___, the train ride should take twenty minutes; ___, delays often make it take forty.”

  1. With practice ... in theory
  2. In theory ... in practice
  3. In practice ... with practice
Cevabı göster

In theory ... in practice

it will take tens of billions of years, Kalıp ifadeler

3:23

bu on milyarlarca yıl alacak,

Kalıp ifadeler

Yaklaşık ölçek bildiren tens of billions of years

Tens of billions of years, onlarca milyar yıl düzeyinde yaklaşık bir süreyi, genellikle yaklaşık 20 milyar ile 100 milyardan az bir miktarı anlatır. Kesin bir sayı değil, ölçek bildirir. Yapı tens of + çoğul büyük sayı birimi + of + isim şeklindedir: tens of billions of years. Bunu katmanlı tek bir miktar olarak okuyun: onlar halinde sayılan çok sayıda billion. Var olan sayının yeniden billion ile çarpılması değildir.

Alıştırma

Yaklaşık 20–99 milyar anlamına gelen ve tens of + çoğul büyük sayı birimi + of kalıbına uyan miktar ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Scientists say the process could take ____ years.

Cevabı göster

tens of billions of

and our own expanding Sun will destroy the Earth long before that happens. Dilbilgisi

3:25

ve kendi genişleyen Güneşimiz bu gerçekleşmeden çok önce Dünya'yı yok edecektir.

Dilbilgisi

long before that happens: bu gerçekleşmeden çok önce

long before that happens ifadesinde before daha sonra gerçekleşecek olayı tanıtır, long ise zaman aralığının büyük olduğunu gösterir. Güneş'in Dünya'yı yok etmesinin, that sözcüğünün gönderme yaptığı olaydan çok daha önce gerçekleşmesi beklenir. Bir olayı diğerinden çok daha önceye yerleştirmek için long before + isim veya yan cümle kullanılır. Burada long zaman aralığını anlatır; Güneş'in veya Dünya'nın uzunluğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle tahliyenin fırtına gelmeden çok daha önce tamamlanacağını söyler?

  1. The evacuation will be complete just before the storm arrives.
  2. Before long, the evacuation will be complete.
  3. The evacuation will be complete long before the storm arrives.
Cevabı göster

The evacuation will be complete long before the storm arrives.

So, all right,

3:28

Yani, pekala,

not quite sure how we got from counting the days of the months Anlatım akışı

3:29

ayların günlerini saymaktan

to the fiery unavoidable end of all human civilization,

3:31

tüm insan medeniyetinin o ateşli kaçınılmaz sonuna nasıl geldiğimizi pek anlamadım,

Anlatım akışı

get from A to B: günleri saymaktan uygarlığın sonuna

Get from A to B, konuşmayı bir yol gibi düzenler: A, aylardaki günleri saymak olan sıradan başlangıç konusudur; B ise insan uygarlığının sonu olan aşırı uçtaki varış noktasıdır. Burada fiziksel bir yolculuk kastedilmez. Not quite sure how we got from A to B, şakacı bir sahte şaşkınlık ifade eder. Konuşmacı tartışmanın adım adım geliştiğini bilir, ancak bu kalıp konunun şaşırtıcı biçimde ne kadar uzağa gittiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi get from A to B kalıbıyla tamamlayın: We started with lunch plans, and now we are debating AI ethics. How did we ____ lunch plans ____ AI ethics?

Cevabı göster

get from · to

unless of course we have an adequately funded space program, Dilbilgisi

3:33

tabii ki yeterince finanse edilen bir uzay programımız yoksa,

Dilbilgisi

unless of course: şakacı bir tutum taşıyan istisna

Unless, beklenen sonucu engelleyecek koşulu sunar: yeterince finanse edilen bir uzay programımız varsa o sonuç gerçekleşmez; aksi durumda gerçekleşir. Of course konuşanın tutumunu ekler. Burada belirsiz olan bu çözümü şakayla karışık biçimde barizmiş gibi gösterir; programın zaten finanse edildiği veya kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümlede ne demek istiyor? “The outdoor concert will be canceled unless, of course, the rain stops.”

  1. Konser yalnızca yağmur dinerse iptal edilecek; of course yağmurun kesinlikle dineceğini garanti ediyor.
  2. Yağmur sürerse konser iptal edilecek; of course, yağmurun dinmesini şakayla karışık bariz bir istisna gibi sunuyor.
  3. Yağmur zaten dindiği için konser iptal edilemez.
Cevabı göster

Yağmur sürerse konser iptal edilecek; of course, yağmurun dinmesini şakayla karışık bariz bir istisna gibi sunuyor.

hint hint, Ton ve niyet

3:35

(göz kırpma),

Ton ve niyet

hint hint: şakacı biçimde ima edilen bir istek

Hint hint, dinleyene açıkça söylenmemiş bir mesajı aramasını bildiren, bilinçli olarak tekrarlanan bir ifadedir. Genellikle bu “imayı” içeren sözlerden sonra gelir. Burada konuşan kişi iki ipucu vermiyor. Tekrar, daha önce finanse edilen bir uzay programından söz edilmesini şakacı bir dürtmeye dönüştürüyor: dinleyenin daha fazla finansman istendiğini anlaması bekleniyor.

Alıştırma

Konuşan kişi “The team could really use a new laptop—hint hint.” cümlesinde hint hint diyerek ne yapıyor?

  1. Dizüstü bilgisayar hakkında iki ayrı teknik ipucu veriyor.
  2. Ekibin yeni bir dizüstü bilgisayar istemediğini bildiriyor.
  3. Doğrudan istemeden, birinin yeni bir dizüstü bilgisayar sağlaması gerektiğini şakacı biçimde ima ediyor.
Cevabı göster

Doğrudan istemeden, birinin yeni bir dizüstü bilgisayar sağlaması gerektiğini şakacı biçimde ima ediyor.

but there you have it. Anlatım akışı

3:36

ama işte karşınızda.

Anlatım akışı

there you have it: bir açıklamayı bitirme

there you have it, bir açıklamayı bitirmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada there bir yeri göstermez; it ise az önce sunulan açıklamanın veya sonucun tamamını belirtir. Konuşan kişi bu ifadeyle tam cevabın ya da sonucun verildiğini bildirir ve konuşmayı sonuca bağlar. Özellikle bir gösterim, açıklama veya sonuç açıklamasından sonra kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşın bir bulmacanın nasıl çözüleceğini göstermeyi yeni bitirdi. Açıklamanın tamamlandığını doğal biçimde bildiren kapanış cümlesi hangisidir?

  1. What do you mean?
  2. There you have it.
  3. Here we go.
Cevabı göster

There you have it.

For the next eight millennia,

3:37

Önümüzdeki sekiz bin yıl boyunca,

leap years will keep the calendar in sync with the seasons,

3:38

artık yıllar takvimi mevsimlerle senkronize tutacak,

but in a surprisingly complicated way.

3:40

ama şaşırtıcı derecede karmaşık bir şekilde.

You can learn a lot more about orbits,

3:43

Yörüngeler hakkında çok daha fazlasını,

different kinds of years,

3:45

farklı yıl türlerini,

and supermassive black holes over at MinutePhysics.

3:45

ve süper kütleli kara delikleri MinutePhysics'te öğrenebilirsiniz.

As always,

3:48

Her zamanki gibi,

Henry does a great job of explaining it all in his new video. Kalıp ifadeler

3:48

Henry yeni videosunda her şeyi açıklamakta harika bir iş çıkarıyor.

Kalıp ifadeler

does a great job of explaining: belirli bir işi iyi yaptığı için övmek

do a great job of + -ing, birinin belirli bir işi ne kadar iyi yaptığını övmek için kullanılır. Örnekte explaining, Henry'nin çok iyi yaptığı işi belirtir. Does, vurgu yapan bir yardımcı fiil değil, do a job ifadesinin ana fiilidir. Burada job bir mesleği değil, bir işi yapma biçiminin kalitesini anlatır.

Alıştırma

do a great job of + -ing yapısını kullanarak şimdiki zamandaki övgüyü tamamlayın: Sam always ____ the new rules clearly.

Cevabı göster

does a great job of explaining

Go check it out. Öbek fiiller

3:50

Gidip bir göz atın.

Öbek fiiller

check it out: göz atmak için samimi bir davet

Check it out, “ona bir göz at” anlamına gelir ve çoğu zaman daha fazla bilgi edinme, izleme, ziyaret etme veya deneme fikrini taşır. Bu cümlede it, Henry'nin yeni videosunu ifade eder. go + fiilin yalın hâli yapısı daveti daha hareketli kılar: Go check it out, izleyiciyi videonun yalnızca varlığından haberdar etmek yerine videoyu açıp izlemeye teşvik eder. Nesne bir zamirse check ile out arasına gelir: check it out denir, check out it denmez.

Alıştırma

“Bir göz atmak” anlamındaki günlük phrasal verb ile daveti tamamlayın: Bir arkadaş yeni bir video yayımladı. Go ____.

Cevabı göster

check it out