NASA'nın Şaşırtıcı Motor Problemi: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: NASA'nın Saturn V'deki F-1 motorunu nasıl kararlı kıldığı ve enjektörü patlamalı testlerle nasıl doğruladığı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. burn through — Deyimsel fiiller: yakıt, para, zaman veya başka bir kaynağı hızla tüketme anlamını öğrenin; bir şeyin içinden geçmekle karıştırmayın. 2. dampen the pressure swings — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: dampen fiilinin yinelenen basınç dalgalanmalarını azalttığını görün; titreşim, ses veya duygu için de kullanın. 3. have yet to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: beklenen bir olayın henüz gerçekleşmediğini ama ileride gerçekleşebileceğini anlatın; yet sözcüğünü never ile eş anlamlı saymayın.
Bu derste
President John F. Kennedy made his famous speech about landing a man on the moon by the end of the decade. Dilbilgisi
0:02Başkan John F. Kennedy, on yılın sonuna kadar aya bir insan indirmekle ilgili meşhur konuşmasını yaptı.
Son tarih bildiren by the end of the decade
By the end of the decade bir son tarih belirler: Ay’a iniş, on yıllık dönemin son anından daha geç olmayacak şekilde gerçekleşmelidir. Daha erken gerçekleşebilir; ifade, eylemin tam olarak dönemin sonunda olduğunu söylemez. Buradaki the decade, Kennedy konuşmasını yaptığında devam eden 1960’lı yılları ifade eder. by + son tarih kalıbı hedeflerde, vaatlerde ve planlarda yaygındır.
Alıştırma
end içeren ve “en geç 30 Haziran” anlamına gelen dört kelimelik son tarih ifadesini yazın: The team promises to finish the project ____ June.
Cevabı göster
by the end of
NASA had just several hours worth of human space flight experience.
0:10NASA'nın insanlı uzay uçuşu deneyimi sadece birkaç saatten ibaretti.
Many Americans had accepted that the space race would be won by the Soviet Union, Dilbilgisi
0:14Birçok Amerikalı, uzay yarışının Sovyetler Birliği tarafından kazanılacağını kabul etmişti;
would be won: geçmişteki gelecek edilgen yapı
Would be won, geçmişteki bir bakış açısından geleceği anlatan edilgen yapıdır: would, sonucu had accepted ile kurulan geçmiş bakış noktasından sonraya yerleştirir; be won ise the space race ifadesini eylemden etkilenen dilbilgisel özne yapar. Bu yapı, insanların o önceki zamanda ne beklediğini aktarır. Burada would istek veya varsayımsal bir koşul anlatmaz; beklenen kazanan by ifadesinden sonra gelir.
Alıştırma
win fiilinin geçmişteki gelecek edilgen biçimini oluşturmak için would içeren üç kelimelik yapıyı kullanın: In 2018, analysts believed the final ____ by a younger player the following year.
Cevabı göster
would be won
who had already claimed the records for launching the first satellite and the first human into orbit.
0:18ki onlar çoktan ilk uyduyu ve ilk insanı yörüngeye fırlatma rekorlarını kırmışlardı.
So, in order to achieve their goal of reaching the Moon,
0:24Bu yüzden NASA'nın Ay'a ulaşma hedefini gerçekleştirebilmesi için,
NASA would need to develop much larger rockets with engines more powerful than anything they had made before.
0:27daha önce yaptıklarından çok daha güçlü motorlara sahip, çok daha büyük roketler geliştirmesi gerekiyordu.
But scaling up to a much larger rocket design sent NASA engineers into a new world of complex problems. Öbek fiiller
0:34Fakat çok daha büyük bir roket tasarımına geçmek, NASA mühendislerini karmaşık problemlerle dolu yeni bir dünyaya sürükledi.
Scaling up: kapasiteyi veya ölçeği artırmak
Bu cümlede scaling up, bir roket tasarımını çok daha büyük bir ölçeğe taşımak anlamına gelir. up sözcüğü ölçekteki artışı gösterir; roketin yukarı doğru hareket ettiğini anlatmaz. Bu ifade çoğu zaman yalnızca fiziksel boyutu kapsamaz. Bir tasarımın, sistemin veya faaliyetin ölçeği büyütüldüğünde kapasitesi, üretimi, kaynakları ve karmaşıklığı da artabilir.
Alıştırma
Cümleyi scale up ile tamamlayın: The trial was successful, so the company plans to ____ production next year.
Cevabı göster
scale up
we're going to look at the issues that NASA had with their F-1 engine. Anlatım akışı
0:42NASA'nın F-1 motorunda yaşadığı sorunlara bakacağız.
We're also going to look at how they fixed these issues and the unusual method they used to test it.
0:46Ayrıca bu sorunları nasıl çözdüklerini ve test etmek için kullandıkları sıra dışı yöntemi de inceleyeceğiz.
We're going to look at ... We're also going to look at: iki bölümlü bir yol haritası
Tekrarlanan we're going to look at kalıbı, izleyicilere içeriğin yol haritasını sunar. Önce motor sorunlarını tanıtır; ardından We're also going to look at, çözümler ve test yöntemiyle ilgili paralel ikinci bir konu ekler. Burada look at, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, incelemek veya açıklamak anlamına gelir. Kalıbın tekrarlanması iki bölümün izlenmesini kolaylaştırırken also ikinci bölümün ek bilgi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Tekrarlanan look at yapısıyla iki bölümlü ders yol haritasını tamamlayın: In this lesson, ____ why bridges sway. ____ how engineers reduce the movement.
Cevabı göster
we're going to look at · We're also going to look at
In order to lift the enormous Saturn V rocket off the launch pad,
0:53Devasa Saturn V roketini fırlatma rampasından kaldırmak için,
each capable of producing 1.5 million pounds of thrust.
1:00ve bunların her biri 1,5 milyon libre itme kuvveti üretebiliyordu.
massive amounts of RP-1 fuel and liquid oxygen had to be pumped into the thrust chamber. Dilbilgisi
1:07itme odasına muazzam miktarda RP-1 yakıtı ve sıvı oksijen pompalanmalıydı.
Had to be pumped: edilgen yapıda geçmiş zorunluluk
Had to be pumped, malzemeleri pompalamanın geçmişte gerekli olduğunu ve yakıt ile sıvı oksijenin bu eylemi yapan değil, eylemden etkilenen ögeler olduğunu anlatır. Geçmişteki bir gerekliliği belirten had to ile edilgen be pumped yapısını birleştirir. Edilgen yapı, malzemeleri cümlenin konusu yapar ve işi gerçekleştiren pompaları veya makineleri söylemeden geçmeye imkân verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + had to be + geçmiş zaman ortacıdır. Buradaki had, have to yapısının geçmiş biçimidir; have fiilinin sahiplik anlamı değildir.
Alıştırma
Cümleyi have to yapısının geçmiş edilgen biçimi ve parantezdeki fiille tamamlayın: For safety, the damaged valve ____ before launch. (replace)
Cevabı göster
had to be replaced
and lift the Saturn V away from the launch pad.
1:15ve Saturn V'i fırlatma rampasından yukarı taşıyacaktı.
Burn through: bir kaynağı hızla tüketmek
Burn through, sınırlı bir kaynağın büyük bir miktarını çok hızlı kullanmak anlamına gelir. Nesne alan bir öbek fiildir ve nesnesi normalde through sözcüğünden sonra gelir: burn through fuel, money, data veya supplies. Bu cümlede yakıt gerçekten yanar; ancak ifadenin bütünü, bir şeyi delik açılıncaya kadar yakmak yerine olağanüstü tüketim hızını ve miktarını vurgular. Tarafsız use fiiline kıyasla burn through; hız, büyük ölçek veya endişe duygusu katar.
Alıştırma
Hangi cümlede burn through sınırlı bir kaynağı hızla tüketmek anlamında kullanılmıştır?
- The laser burned through the metal door.
- We burned through our emergency savings in three months.
- The candle burned through the night.
Cevabı göster
We burned through our emergency savings in three months.
an entire Olympic swimming pool's worth of fuel ifadesindeki miktar
X's worth of Y yapısında X, bilinen bir referans miktarı verir; Y ise ölçülen şeyi belirtir. Burada yakıtın hacmi için olimpik bir yüzme havuzu referans alınır. Bu nedenle ifade, olimpik bir havuzun tüm kapasitesine eşit hacimde yakıt anlamına gelir. Worth burada değerli anlamına gelmez. Bu yapı, gözde canlandırılması zor bir miktarı somut bir karşılaştırmaya dönüştürür; entire ise havuzun tam kapasitesinin kastedildiğini vurgular.
Alıştırma
Hangi ifade doğal biçimde bir haftaya yetecek yiyecek anlamına gelir?
- a week worth food
- a week's worth of food
- food's worth of a week
Cevabı göster
a week's worth of food
The company tasked with making such a powerful engine was Rocketdyne. Kalıp ifadeler
1:26Böylesine güçlü bir motor yapma görevi verilen şirket Rocketdyne'dı.
tasked with making: üretmekle görevlendirilmiş
Be tasked with + isim veya -ing biçimi, bir şeyin sorumluluğunun resmî olarak verilmesi anlamına gelir. With bir edattır, bu nedenle making burada isim-fiil görevindedir: şirkete motoru üretme görevi verildi. Bu cümlede tasked with making such a powerful engine, company sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the company that was tasked with making such a powerful engine şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir ekibe resmî görev verildiğini doğru biçimde ifade eder?
- The team was asked with testing the new software.
- The team was tasked with testing the new software.
- The team was tasked to testing the new software.
Cevabı göster
The team was tasked with testing the new software.
They had designed the F-1 engine several years before for the US Air Force,
1:30F-1 motorunu birkaç yıl önce ABD Hava Kuvvetleri için tasarlamışlardı,
but after the Air Force couldn't find a use for such a powerful engine,
1:35ancak Hava Kuvvetleri bu kadar güçlü bir motor için kullanım alanı bulamayınca,
development was stopped until NASA came along. Öbek fiiller
1:38NASA ortaya çıkana kadar geliştirme çalışmaları durdurulmuştu.
“daha sonra ortaya çıktı” anlamındaki came along
Bu cümlede came along, “daha sonra ortaya çıktı” anlamına gelir. Geliştirme durdurulduktan sonra NASA sürece dâhil oldu ve sonraki gelişmeleri değiştirdi. Bir anlatıda come along, sonradan ortaya çıkan bir kişiyi, fırsatı veya olayı tanıtarak zaman akışını ileri taşıyabilir.
Alıştırma
Cümleyi come along ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We thought the community garden would close, but a new sponsor ____ and paid the rent.
Cevabı göster
came along
Rocketdyne were ready to perform a long-duration test of the F-1 engine.
1:43Rocketdyne F-1 motorunun uzun süreli bir testini gerçekleştirmeye hazırdı.
But as the engine ignited and the turbopumps spooled up, Öbek fiiller
1:48Ancak motor ateşlenip turbo pompalar hızlanırken,
the test came to a catastrophic end when the engine exploded.
1:51motor patladığında test felaketle sonuçlandı.
“çalışma hızına kadar devir kazandı” anlamındaki spooled up
Bu cümlede spooled up, ateşlemeden sonra turbo pompaların dönüş hızlarının normal çalışma hızına doğru kademeli olarak arttığı anlamına gelir. Bu deyimsel fiil türbinler, kompresörler, pompalar ve benzer döner makineler için kullanılır. Yalnızca makineyi açmaya değil, dönüş hızının artmasına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi spool up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the pilot started the engine, the turbine ____ to its normal operating speed.
Cevabı göster
spooled up
before the engineers finally found what was going wrong, Dilbilgisi
1:58birkaç patlamalı teste daha ihtiyaç duyuldu:
found what was going wrong içindeki gömülü what yan cümlesi
found what was going wrong ifadesinde what was going wrong yan cümlesinin tamamı found fiilini tamamlar; mühendislerin neyi keşfettiğini gösterir. Daha önce belirlenemeyen soruna veya arıza mekanizmasına gönderme yapar. Bu, tek başına bir soru değil, daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleşmiş dolaylı sorudur. Dolaylı sorular normalde düz cümle söz dizimini korur. Burada what, was going wrong yapısının öznesidir; bu yüzden doğrudan soru What was going wrong? tesadüfen aynı sırada görünür. was sonrasına fazladan it eklemeyin.
Alıştırma
found sonrasında gömülü soru yapısını doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.
- The engineers finally found what was it going wrong.
- The engineers finally found what was going wrong.
- The engineers finally found what it was going wrong.
Cevabı göster
The engineers finally found what was going wrong.
This is where the propellants in the thrust chamber burn unevenly Dilbilgisi
2:04Bu durum, itici gazların itme odasında eşit olmayan bir şekilde yanması
and cause enormous pressure swings inside the chamber.
2:07ve odanın içinde muazzam basınç dalgalanmalarına neden olmasıdır.
combustion instability teknik terimi
Combustion instability, bir odanın içindeki yanmanın sabit kalmadığı duruma verilen teknik addır. Bu cümlede düzensiz yanma, pressure swings diye anlatılan çok büyük ve hızlı basınç değişimlerine yol açar. Bu ad öbeği bir süreci etikete dönüştürür: combustion sürecin yanma olduğunu, instability ise sabit kalmak yerine değiştiğini belirtir. Böylece teknik bir metin, arızayı açıklamadan önce kısa bir adla belirtebilir.
Alıştırma
Bir motor raporunda combustion instability burada neyi ifade eder?
- Yanma başlamadan önce itici maddenin tükenmesi
- Odada büyük basınç salınımları oluşturan düzensiz yanma
- Motoru genel olarak güvenilmez yapan herhangi bir sorun
Cevabı göster
Odada büyük basınç salınımları oluşturan düzensiz yanma
Soyut bir aşama veya durum için This is where
Bu cümlede This, daha önce sözü edilen yanma kararsızlığına gönderme yapar; where ise bu kararsızlığın nelerden oluştuğunu açıklayan süreci başlatır. Anlamı “Bu, ... durumunun gerçekleştiği koşul veya aşamadır”; “Burası ... durumunun gerçekleştiği yerdir” değildir. This is where + yan cümle yapısı, bir konudan veya adı konmuş bir olgudan onun içinde gerçekte neler olduğuna geçerken kullanışlıdır. Durum soyut olabilir; bu nedenle where fiziksel bir yere gönderme yapmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bu aşamada neler olduğunu anlatmak için where kullanan üç sözcüklük ifadeyle açıklamayı tamamlayın: The password has been entered. ____ the system checks the user's identity.
Cevabı göster
This is where
As one area of the chamber fills with more oxygen,
2:11Odanın bir bölgesi daha fazla oksijenle dolduğunda,
which pushes the flame around in the thrust chamber.
2:15ve bu da alevi itme odasının içinde oradan oraya iter.
The reason this was so catastrophic in the F-1 engine is because these pressure swings were happening 2,000 times a second, Dilbilgisi
2:18Bunun F-1 motorunda böylesine felakete yol açmasının nedeni, bu basınç dalgalanmalarının saniyede 2.000 kez gerçekleşmesi
enough to completely rip apart the engine. Öbek fiiller
2:26ve motoru tamamen parçalamaya yetecek güçte olmasıydı.
Neden belirtmek için The reason ... is because ...
The reason, açıklanması gereken sonucu veya durumu tanıtır; is because ise ardından bunun nedenini verir. Buradaki sonuç, basınç dalgalanmalarının yıkıcı olmasıdır; neden ise bunların son derece sık gerçekleşmesidir. The reason + yan cümle + is because + yan cümle kalıbının tamamı, önce açıklanması gereken şeyi sunup sonra nedeni verdiği için konuşmalarda ve sözlü açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Konuşma cümlesini the reason ... is because kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: ____ we left early ____ the road was about to close.
Cevabı göster
The reason · is because
rip apart: şiddetle parçalamak veya yok etmek
Rip apart, bir şeyi parçalara ayrılacak ya da yapısını kaybedecek kadar büyük bir kuvvetle çekmek, yırtmak veya yok etmek demektir. Bu cümlede basınç dalgalanmaları motora yalnızca zarar vermekle kalmayıp onu tamamen yok edebiliyordu. Apart sonucu belirtir: nesne artık bir arada durmaz. Bu öbek fiil ayrılabilir; bu yüzden rip apart the engine ve rip the engine apart mümkündür. Nesne zamirse rip it apart denir.
Alıştırma
Hangi cümle metal tankın şiddetle parçalara ayrılarak yok olabileceğini söylüyor?
- The blast could damage the metal tank.
- The blast could dent the metal tank.
- The blast could rip apart the metal tank.
Cevabı göster
The blast could rip apart the metal tank.
the Apollo program was well underway and NASA needed a fully capable engine for the first crewed flights, Kalıp ifadeler
2:30Apollo programı tam gaz devam ediyordu ve NASA'nın sadece birkaç yıl sonra gerçekleşecek olan ilk mürettebatlı uçuşlar için,
well underway: önemli ölçüde ilerlemiş olmak
Well underway, bir faaliyetin veya sürecin çoktan başladığı ve önemli ölçüde ilerlediği anlamına gelir. Burada Apollo programı artık başlangıç aşamasında değildi; bu nedenle çalışan bir motora duyulan ihtiyaç giderek acil hâle geliyordu. İlerleme durumunu anlatan bu kalıplaşmış ifadede well, ilerleme derecesini güçlendirir. Tek başına işin başarılı veya yüksek kaliteli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, hazırlıkların başarılı olduğunu söylemeden önemli ölçüde ilerlediğini anlatır?
- The preparations are going well.
- The preparations are about to begin.
- The preparations are well underway.
Cevabı göster
The preparations are well underway.
But since an engine of this scale had never been made before, Dilbilgisi
2:39Fakat bu ölçekte bir motor daha önce hiç yapılmadığı için,
the solution to this problem wasn't going to be obvious.
2:43bu sorunun çözümü pek de açık olmayacaktı.
‘because’ anlamındaki since
Burada since, ana cümledeki ifadenin nedenini açıklar. Bu ölçekte bir motor daha önce hiç yapılmamıştı; dolayısıyla çözümün açık olması beklenmiyordu. Bu anlamı ayırt etmek için since ile başlayan yan cümlenin sonrasında söylenen şeyin nedenini verip vermediğine bakın. Burada bir başlangıç zamanı belirtilmiyor ve geçmişten beri devam eden bir durum anlatılmıyor.
Alıştırma
“Since the road was flooded, we took another route,” cümlesinde since ne anlama gelir?
- Yol sular altında kalmış olmasına rağmen
- Yolun sular altında kaldığı zamandan bugüne kadar
- Yol sular altında kaldığı için
Cevabı göster
Yol sular altında kaldığı için
Engineers started to focus on the injector plate,
2:47Mühendisler, odaklarını enjektör plakasına çevirmeye başladılar;
which feeds the fuel and oxidizer into the thrust chamber. Kalıp ifadeler
2:50bu parça, yakıt ve oksitleyiciyi itme odasına besler.
feeds the fuel and oxidizer into: feed A into B yapısı
feed A into B yapısında A, sağlanan madde, enerji veya bilgidir; B ise bunu alan makine, süreç ya da sistemdir. Bu cümlede yakıt ve oksitleyici A, itki odası ise B'dir. Feed, bir şeyin sistemin çalışmasının parçası olarak sistemin içine verilmesini anlatır ve çoğu zaman kontrollü veya sürekli bir akış çağrıştırır. Yalnızca bir insanı ya da hayvanı beslemek anlamına gelmez.
Alıştırma
feed A into B yapısını kullanarak ve water sözcüğünü A yaparak cümleyi tamamlayın: This pipe will ____ the cooling system.
Cevabı göster
feed water into
The original design was a single large plate with multiple injection holes.
2:53Orijinal tasarım, çok sayıda enjeksiyon deliği olan tek ve büyük bir plakaydı.
previous engines never suffered from instability
3:00önceki motorlar hiçbir zaman istikrarsızlık sorunu yaşamamıştı
since their thrust chambers were much smaller and the propellants were more contained.
3:02çünkü itme odaları çok daha küçüktü ve itici gazlar daha sınırlıydı.
Rocketdyne engineers looked back to one of the very first rocket designs, Öbek fiiller
3:09Rocketdyne mühendisleri en eski roket tasarımlarından birine dönüp baktılar:
This rocket was developed by the Germans during the Second World War,
3:15Bu roket Almanlar tarafından İkinci Dünya Savaşı sırasında geliştirilmişti,
looked back to: daha eski bir tasarımı rehber olarak kullanmak
Burada looked back to, mühendislerin olası bir fikir kaynağı olarak daha eski bir tasarıma dikkatlerini çevirdikleri anlamına gelir. Yalnızca V-2’yi hatırladıkları anlamına gelmez. look back to + daha eski bir zaman, kaynak veya örnek yapısı, anlatımı güncel bir sorundan yol gösterebilecek tarihsel bir örneğe taşıyabilir. Bu cümlede kritik mühendislik sorununu daha eski bir roket tasarımıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “eski bir tasarımı fikir kaynağı olarak kullandı” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: To reduce energy use, the architects ____ traditional desert houses.
Cevabı göster
looked back to
daha eski bir Alman tasarımı olarak V-2 roketi
V-2, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından geliştirilen ilk büyük sıvı yakıtlı balistik füzelerden biriydi. Bir Alman silahıydı; NASA roketi veya Amerikan uzay programına ait bir proje değildi. Burada V-2, motor tasarımı sonraki mühendisler tarafından incelenebilecek teknik bir öncül olarak anılır. Metin, savaşta nasıl kullanıldığına odaklanmak yerine bir tasarım fikrinin kaynağını açıklamak için V-2’nin mühendislik tarihindeki yerinden yararlanır.
Alıştırma
Bu parçada V-2 roketine yapılan gönderme temel olarak neyi ortaya koyuyor?
- V-2, sorunu tek başına çözen yeni Rocketdyne motoruydu.
- V-2, sonraki mühendislerin teknik fikirler edinmek için incelediği daha eski bir Alman savaş dönemi tasarımıydı.
- V-2, Amerikan uzay programı için NASA tarafından üretilen bir roketti.
Cevabı göster
V-2, sonraki mühendislerin teknik fikirler edinmek için incelediği daha eski bir Alman savaş dönemi tasarımıydı.
but it contained the perfect solution to fix the F-1 engine.
3:19ama F-1 motorunu onaracak mükemmel çözümü içeriyordu.
The engineers believed that the more controlled sections in the V-2 engine
3:32Mühendisler, V-2 motorundaki daha kontrollü bölümlerin
eliminated the possibility of combustion instability.
3:36yanma istikrarsızlığı olasılığını ortadan kaldırdığına inanıyorlardı.
In order to translate this theory onto the enormous F-1 engine
3:39Bu teoriyi tamamen yeniden tasarlamadan
to split the combustion up into different zones. Öbek fiiller
3:48yanmayı farklı bölgelere ayırdılar.
Mühendislikte bölme anlamındaki baffles
Bu cümlede baffles, mühendislikte kullanılan çoğul bir isimdir. Hareket eden sıvıları, gazları veya basınç dalgalarını kesen, yönlendiren ya da ayıran fiziksel plakaları veya bölmeleri ifade eder. Burada enjektör plakasındaki yanma alanını bölgelere ayırarak kararsızlığın yayılmasını zorlaştırırlar. a series of ifadesi, baffles sözcüğünün birden fazla fiziksel parçayı adlandırdığını gösterir. Burada şaşırtır anlamındaki baffles fiili değildir.
Alıştırma
Bu cümlede baffles ne anlama geliyor? The liquid tank contains baffles that stop the fuel from surging to one side.
- Mühendislerin kafasını karıştıran sorunlar
- Akışı kontrol eden veya bölen fiziksel plakalar
- Tanka takılmış dekoratif etiketler
Cevabı göster
Akışı kontrol eden veya bölen fiziksel plakalar
Split A up into B: bir bütünü parçalara ayırmak
Burada split the combustion up into different zones, tek bir yanma sürecini veya alanını birbirinden ayrı birkaç bölgeye ayırmak anlamına gelir. The combustion nesnedir; into different zones ise bölmenin sonucunu belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp split + A + up + into + B şeklindedir: A başlangıçtaki bütündür, B ise bölme sonucunda oluşan parçalar, gruplar veya alanlardır.
Alıştırma
Her boşluğa bir sözcük yazarak cümleyi split ... up ile tamamlayın: We need to ____ the class ____ into four teams.
Cevabı göster
split · up
After experimenting with many variations of baffle designs,
3:51Bölme tasarımlarının birçok varyasyonunu denedikten sonra,
the engineers came across a layout which seemed to stabilize the combustion. Notlar
3:55mühendisler yanmayı stabilize eden bir yerleşim planı buldular.
came across: bir süreç sırasında bir şeyi keşfetmek
Burada came across, bir süreç üzerinde çalışırken bir şeyi bulmak veya onunla karşılaşmak anlamına gelir. Mühendisler bu düzenin doğru cevap olduğunu baştan bilmiyordu; düzen, birçok tasarımı denedikten sonra ortaya çıktı. Bu ifade çoğu zaman planlanmamış veya tam olarak beklenmeyen bir keşif anlamı taşır, ancak keşfin tamamen şans eseri olması gerekmez. Arama, test yapma, okuma veya seyahat etme sırasında bir fikir, bilgi, çözüm ya da kişiyle karşılaşmak için come across kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: While checking the old files, Maya ____ a useful diagram.
Cevabı göster
came across
seemed to stabilize: geçici bir etkiyi ihtiyatla bildirmek
Seemed to stabilize, sonucu kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bir gözlem olarak sunar. Düzen, yanmayı daha istikrarlı hâle getiriyor gibi görünüyordu; ancak mühendislerin bunun kesinlikle böyle olduğunu söylemek için henüz yeterli kanıtı yoktu. seem + to-mastar yapısı, eldeki işaretlerin neyi gösterdiğini aktarırken konuşanın iddiayla arasına belli bir mesafe koymasını sağlar. Geçmiş zaman biçimi seemed, bu geçici değerlendirmenin o önceki aşamaya ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
İlk deneme umut verici görünüyor, ancak ekip sonucu henüz doğrulamadı. Hangi cümle bu kesinlik düzeyine uygundur?
- The adjustment seemed to stabilize the system.
- The adjustment was shown to stabilize the system.
- The adjustment stabilized the system.
Cevabı göster
The adjustment seemed to stabilize the system.
“put to the test”: gerçek bir sınamayla karşılaşmak
“Put to the test”, bir şeyin işe yarayıp yaramadığını veya yeterince dayanıklı olup olmadığını gerçek kanıtlarla görmek için onu gerçek bir sınamayla karşı karşıya bırakmak demektir. Bu cümlede yeni tasarım, fikir aşamasından gerçek bir motor denemesine geçiyor. Sınanan şey özne olduğunda İngilizcede sıkça be put to the test kullanılır. Etken yapı put + nesne + to the test şeklindedir: “The drill put the plan to the test.”
Alıştırma
“Gerçek bir sınamayla karşı karşıya bırakılmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: The safety system was ____ during the emergency drill.
Cevabı göster
put to the test
“sure enough”: beklenen sonucun gerçekleştiğini doğrulamak
“Sure enough”, sonraki sonucun daha önceki bir beklenti veya ipucuyla uyuştuğunu gösteren bir söylem belirtecidir. Burada kusursuz yanma, tasarımın yanmayı dengeleyeceğine dair önceki işareti doğruluyor. Hikâyedeki iki adımı birbirine bağlar: önce bir tahmin veya bir şeyi beklemek için neden, sonra bunu doğrulayan sonuç gelir. Yalnızca “çok emin” anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonucun önceki hava tahminiyle uyuştuğunu gösteren söylem belirtecini seçin: The forecast warned of snow. ____, the roads were white by morning.
- Sure enough
- Even so
- Surely
Cevabı göster
Sure enough
Roket motoru testlerinde flawless burn
Roket mühendisliğinde burn, bir motorun itki üretmek amacıyla bilinçli olarak çalıştırıldığı süredir. Burada flawless burn, bu motor çalışması sırasında herhangi bir sorun görülmediği anlamına gelir. Flawless, yalnızca bu burn sırasında gözlemlenen performansı tanımlar. Tek başına motor tasarımının mümkün olan her uçuş koşulunda kusursuz çalışacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Roket motoru raporunu dersteki iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: The test engine completed a ____, with no problem observed during the run.
Cevabı göster
flawless burn
But the engineers weren't convinced that the problem was fully fixed. Ton ve niyet
4:06Ancak mühendisler sorunun tamamen çözüldüğüne ikna olmamışlardı.
Kanıta dayalı şüphe için weren't convinced that
Be convinced that + yan cümle, kanıt ikna edici olduğu için o yan cümledeki bilgiyi doğru kabul etmek anlamına gelir. Olumsuz biçimde, weren't convinced that the problem was fully fixed, kanıtların onarımın tamamlandığı konusunda mühendisleri ikna etmediğini belirtir. Bu ifade belirsizliğe yer bırakır: sorunun sürdüğünden şüphelenebilirler, ancak kesinlikle sürdüğünü iddia etmezler. But sonrasında kullanılması, başarılı bir testin şüphelerini gidermeye neden yetmediğini gösterir.
Alıştırma
“The reviewers weren't convinced that the update was safe” cümlesi en doğrudan ne anlama gelir?
- Kanıtlar, güncellemenin güvenli olduğu konusunda inceleyenleri ikna etmemişti.
- İnceleyenler güncellemenin ne olduğunu anlamamıştı.
- İnceleyenler güncellemenin güvensiz olduğunu kanıtlamıştı.
Cevabı göster
Kanıtlar, güncellemenin güvenli olduğu konusunda inceleyenleri ikna etmemişti.
could reintroduce instability back into the engine.
4:14motorda yeniden istikrarsızlığa yol açabileceğinden endişeleniyordu.
NASA placed a small bomb in the center of the injector plate
4:21NASA, enjektör plakasının merkezine küçük bir bomba yerleştirdi
and set it off as soon as the engine fired up. Öbek fiiller
4:24ve motor ateşlenir ateşlenmez onu patlattı.
set it off: patlatma anlamı ve zamirin konumu
Burada set it off, bombayı patlattı anlamına gelir. it zamiri daha önce geçen a small bomb ifadesine gönderme yapar; yani NASA bombayı bilinçli olarak patlatmıştır. set off nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne set off the bomb veya set the bomb off örneklerindeki iki konumda da bulunabilir; ancak nesne zamiri fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: set it off.
Alıştırma
Cümleyi set off ve it zamiriyle tamamlayın: The team checked the test charge, then ____ from a safe distance.
Cevabı göster
set it off
fired up: motorun çalışmaya başlaması
Burada the engine fired up, motorun ateşlenip çalışmaya başladığı anlamına gelir. Bu normal ve planlı bir çalıştırmadır; motorun alev aldığı anlamına gelmez. Makine özne olabilir: the engine fired up. Bir kişi de bu ifadeyle bir makineyi çalıştırabilir: the engineer fired up the engine. Cümledeki isimlerin görevleri hangi yapının kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede fired up ne anlama geliyor? The emergency generator fired up as soon as the power failed.
- Kapatıldı.
- Çalışmaya başladı.
- Kazara yanmaya başladı.
Cevabı göster
Çalışmaya başladı.
The idea was that a small explosion within the engine Anlatım akışı
4:28Bundaki fikir, motorun içindeki küçük bir patlamanın,
could create an enormous amount of instability,
4:31motorun doğal olarak alacağından çok daha büyük,
far greater than the engine would naturally receive.
4:34muazzam miktarda bir istikrarsızlık yaratabileceğiydi.
Bir planın mantığını açıklayan“The idea was that”
The idea was that, bir eylemin arkasındaki gerekçeyi veya varsayımı tanıtır. Burada açıklamanın odağını ne yapıldığından tasarımcıların küçük patlamadan ne beklediğine kaydırır: motorun normalde yaşayacağından çok daha büyük bir bozucu etki yaratmak. Bu yapıda idea, gelişigüzel bir öneri değil, temel tasarım mantığı anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle beklenen mekanizmayı veya sonucu belirtir; bu beklentinin doğruluğunun önceden kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi testin amaçlanan mantığını tanıtan yapıyla tamamlayın: “____ the sudden load would reveal any weakness in the supports.”
Cevabı göster
The idea was that
the flame inside the engine became completely unstable.
4:38motorun içindeki alev tamamen istikrarsız hale geldi.
“dampen the pressure swings”: dalgalanmaları azaltmak
Dampen the pressure swings, basıncın tekrar tekrar yükselip düşme miktarını azaltmak anlamına gelir. Bölmeler başlangıçtaki kararsızlığı önlemez; dalgalanmaları yanma yeniden kararlı hâle gelene kadar azaltır. Burada dampen, bir şeyi ıslatmak değil, salınımın şiddetini veya genliğini azaltmak anlamına gelen teknik bir fiildir. Pressure swings, fiziksel nesnelerin sallanmasını değil, basınç dalgalanmalarını ifade eder.
Alıştırma
Bir kontrol sistemi açıklamasında“dampen the pressure swings”ne anlama gelir?
- Daha büyük ve daha hızlı basınç değişimleri yaratmak.
- Tekrarlanan basınç değişimlerinin büyüklüğünü azaltmak.
- Tüm basınç değişimlerini hemen durdurmak.
- Basınç değişirken ekipmanı ıslatmak.
Cevabı göster
Tekrarlanan basınç değişimlerinin büyüklüğünü azaltmak.
NASA performed multiple explosive tests
4:51NASA, yanma istikrarsızlığının tamamen ortadan kalktığından emin olmak için
in order to make sure that the combustion instability had gone.
4:53birden fazla patlamalı test gerçekleştirdi.
From the first Saturn V launch to the last, Anlatım akışı
4:59İlk Saturn V fırlatmasından sonuncusuna kadar,
65 F-1 engines propelled multiple astronauts into space
5:0165 adet F-1 motoru birçok astronotu uzaya taşıdı
Tam aralık çerçevesi olarak From the first ... to the last
From the first Saturn V launch to the last, cümle kanıtlarını sunmadan önce zaman aralığını belirler. Bu ifade, iddianın yalnızca başarılı bir fırlatmayı değil, Saturn V fırlatmalarının tamamını kapsadığını anlatır. to the last bölümünde Saturn V launch, zaten anlaşıldığı için düşürülmüştür. Tam biçim from the first Saturn V launch to the last Saturn V launch şeklindedir. İlk olaydan son olaya uzanan bu çerçeve, ardından verilen toplamı ve kararsızlık yaşanmamasını uzun vadeli güvenilirlik için daha güçlü kanıtlar hâline getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucun güvenlik testlerinin tamamını kapsadığını anlatır?
- From the first safety test to the last, the battery showed no signs of overheating.
- After one safety test, the battery showed no signs of overheating.
- In the last safety test, the battery showed no signs of overheating.
Cevabı göster
From the first safety test to the last, the battery showed no signs of overheating.
Looking back to a time when rocket engines were designed using slide rules, Notlar
5:09Roket motorlarının sürgülü hesap cetvelleri kullanılarak tasarlandığı bir döneme dönüp bakıldığında,
slide rules: tarihî sürgülü hesap cetvelleri
Sürgülü hesap cetveli, hareketli logaritmik ölçekleri olan analog bir hesaplama aracıdır. Elektronik hesap makinelerinden önce mühendisler bu cetvelleri yaklaşık çarpma, bölme, üs alma ve benzeri hesaplamalar için kullanırdı; buradaki rule, bir kuralı değil, derecelendirilmiş bir ölçüm aracını ifade eder. Bu araçlardan söz edilmesi, roket tasarımını hesaplama gücünün çok daha sınırlı olduğu bir döneme yerleştirir. Bu arka plan, mühendislerin başarısını ve yaratıcılığını daha da etkileyici kılar.
Alıştırma
Bu cümlede slide rules ne anlama geliyor?
- Yalnızca uzunluk ölçmek için kullanılan düz cetveller
- Yaklaşık hesaplamalarda kullanılan analog araçlar
- Roketleri güvenli biçimde fırlatmaya yönelik yazılı kurallar
Cevabı göster
Yaklaşık hesaplamalarda kullanılan analog araçlar
the ingenuity that was required to overcome these monumental challenges is spectacular.
5:13bu devasa zorlukların üstesinden gelmek için gereken yaratıcılık tek kelimeyle muhteşemdir.
Geçmişe dönük bir giriş olarak Looking back to a time when
Looking back to a time when, ana cümleden önce okuyucuyu geçmişe dönük bir bakış açısına yerleştirir. Looking back burada mecazidir: daha eski bir dönem hakkında düşünmek anlamına gelir. when ise o dönemi tanımlayan koşulu belirtir. Bu giriş, tarihsel arka plandan günümüzde yapılan bir değerlendirmeye geçiş sağlar. Sürgülü hesap cetvellerinin kullanılması geçmişteki teknik koşulları verir; ardından spectacular, bu koşulların üstesinden gelmek için gereken yaratıcılığa duyulan hayranlığı ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişteki koşulları geriye dönük bir girişle sunup değerlendirmeyi yapan gözlemciyi açıkça belirtir?
- Looking back to a time when every map was drawn by hand, the map is in the museum.
- Looking back to a time when every map was drawn by hand, we can appreciate the explorers' patience.
- Every map was drawn by hand, and we visited the museum yesterday.
Cevabı göster
Looking back to a time when every map was drawn by hand, we can appreciate the explorers' patience.
And although we have yet to return to the Moon, Dilbilgisi
5:19Ve henüz Ay'a geri dönmemiş olsak da,
we can appreciate the incredible genius and dedication
5:21Kennedy'nin hedefine ulaşmak için harcanan
that went into achieving Kennedy's goal. Öbek fiiller
5:24o inanılmaz deha ve adanmışlığı takdir edebiliriz.
have yet to: şu ana kadar gerçekleşmemiş olmak
Have/has yet to + fiilin yalın hâli, beklenen veya mümkün bir eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtir. never ifadesinden farklı olarak yet, eylemin gelecekte gerçekleşmesi ihtimalini açık bırakır. we have yet to return ifadesinde have, we öznesiyle uyumludur ve return yalın hâlde kalır. although yan cümlesi önce dönüşün hâlâ gerçekleşmediğini kabul eder; ardından konuşmacı daha önceki başarıyı övmeye geçer.
Alıştırma
Eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini ancak gelecekte gerçekleşebileceğini belirten resmî yapıyla cümleyi tamamlayın: The museum ____ announce its opening date.
Cevabı göster
has yet to
went into achieving: bir sonucun arkasındaki yatırım
Bu cümlede went into, “bir şeye yatırıldı veya bir şey için kullanıldı” anlamına gelir. İlgi yan cümlesindeki that, the incredible genius and dedication ifadesine gönderme yapar; achieving Kennedy's goal ise bu niteliklerin ortaya çıkmasına yardımcı olduğu sonuçtur. Bir sonucun arkasındaki zamanı, emeği, düşünceyi, beceriyi veya özeni vurgulamak için go into + isim ya da -ing biçimini kullanabilirsin. Burada went, go fiilinin geçmiş zamanıdır; into sözcüğünden sonra bir yer değil, achieving ulaç biçimi gelir.
Alıştırma
“Bir şeye yatırıldı” anlamını vermek için go into ifadesinin geçmiş zamanını kullan: A huge amount of planning ____ organising the festival.
Cevabı göster
went into