130.000 fps'de Prens Rupert Damlası Gizemi - Smarter Every Day 86: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
972 kelime 228 kel/dk

Video özeti: Destin çekiç ve saniyede 130.000 karelik görüntülerle Prens Rupert damlasının başında darbeye dayanıp kuyruğu çizilince neden patladığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it's the wiggling of the tail that makes it go. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gerçek tetikleyiciyi vurgulayan it-cleft yapısını tanıyın. 2. Think of a Prince Rupert's drop as a bunch of little infinitesimal pieces of glass — Söylem, anlatım ve retorik: görünmeyen gerilimi sınırlı bir benzetmeyle anlaşılır kılın. 3. compressive stress / tensile stress. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: dış ve iç katmandaki zıt gerilimleri ayırın.

Bu derste

Hey,

0:00

Selam,

it's me Destin.

0:00

Ben Destin.

Welcome back to Smarter Every Day.

0:01

Smarter Every Day'e tekrar hoş geldiniz.

Today we're gonna do awesome science with Orbix Hot Glass

0:02

Bugün Orbix Hot Glass ile harika bir bilim yapacağız

here at Lookout Mountain, Alabama.

0:04

burada, Alabama, Lookout Mountain'da.

Goggle up.

0:07

Gözlükleri takın.

Science is about to happen. Dilbilgisi

0:08

Bilim başlamak üzere.

Dilbilgisi

Yaklaşan bir olay için be about to + fiil

is about to happen ifadesinde be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Burada deneyin hemen başlayacağına dair bir beklenti yaratır. Be, özneye göre am, is veya are biçimini alır: am/is/are + about to + fiilin yalın hâli. About burada sabit yapının bir parçasıdır; hakkında anlamına gelmez.

Alıştırma

Filmin çok yakında başlayacağını göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The movie ____ start, so please take your seat.

Cevabı göster

is about to

We're gonna use a high speed camera

0:09

Yüksek hızlı bir kamera kullanacağız

and learn about Prince Rupert's drop.

0:10

ve Prens Rupert damlası hakkında bilgi edineceğiz.

It's never been done on the internet.

0:12

Bu internette hiç yapılmadı.

You're gonna learn something and let's go.

0:14

Bir şeyler öğreneceksiniz ve hadi başlayalım.

Okay,

0:22

Tamam,

we are here inside the shop with Cal.

0:22

burada atölyede Cal ile beraberiz.

Cal owns the place.

0:24

Cal buranın sahibi.

Can you show me how to make a Prince Rupert's drop? Dilbilgisi

0:26

Bana nasıl Prens Rupert damlası yapılacağını gösterebilir misin?

Dilbilgisi

Bilgi istemek için Can you show me how to + fiil?

Can you show me how to make...? ifadesinde konuşan kişi, dinleyenden bir süreci göstermesini veya açıklamasını ister. Can you burada bir rica oluşturur; asıl amaç dinleyenin becerisini sınamak değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Can you show me how to + fiilin yalın hâli + ...? biçimindedir. how to sonrasında how to make örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, birinden görevi sizin için yapmasını değil, süreci size öğretmesini ister?

  1. Do you know how to reset the router?
  2. Can you reset the router for me?
  3. Can you show me how to reset the router?
Cevabı göster

Can you show me how to reset the router?

Sure.

0:27

Tabii ki.

I'm gonna gather some glass.

0:29

Biraz cam toplayacağım.

Drop it in a bucket of cold water.

0:31

Onu bir kova soğuk suya bırakacağız.

Cold water.

0:33

Soğuk su.

So,

0:41

Yani,

after it cools down, Öbek fiiller

0:41

soğuduktan sonra,

this is what you're left with. Kalıp ifadeler

0:43

elinizde kalan şey bu.

Öbek fiiller

Fiziksel sıcaklık düşüşünü anlatan cools down

Bu cümlede cools down, cam ısı kaybettikçe “daha az sıcak hâle gelir”, yani soğur anlamındadır. it öznesi camı gösterir; dolayısıyla ifade ruh hâlindeki bir değişimi değil, fiziksel bir sıcaklık değişimini anlatır. Cool down burada olduğu gibi geçişsiz kullanılabilir: bir şey cools down. Geçişli de kullanılabilir: you cool something down. down parçacığı, sıcaklığı daha düşük, güvenli veya normal bir seviyeye doğru iniyormuş gibi sunar.

Alıştırma

Cümleyi “daha az sıcak hâle gelir” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The safety lock opens when the machine ____.

Cevabı göster

cools down

Kalıp ifadeler

Nihai sonucu anlatan what you're left with

What you're left with, “bir süreç tamamlandıktan sonra elinizde kalan şey veya sonuç” anlamına gelir. Burada unutulmuş bir şeyi ya da yönü değil, soğuma sonrasında oluşan bitmiş sonucu adlandırır. what ile başlayan yan cümlenin tamamı bir isim öbeği gibi işlev görür. this is what you're left with yapısında this görünen sonuca işaret eder, what you're left with ise bu sonucun ne olduğunu belirtir. Kalıp; adımların, değişikliklerin veya seçimlerin sonucunu özetlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “elinizde kalan sonuç” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Once the unnecessary details are removed, this is ____.

Cevabı göster

what you're left with

Kind of looks like a tadpole, Ton ve niyet

0:44

Biraz iribaşa benziyor,

but it has some really interesting mechanical properties. Kelime

0:46

ama gerçekten ilginç bazı mekanik özellikleri var.

Ton ve niyet

Yaklaşık bir karşılaştırmayı yumuşatan kind of

Burada kind of karşılaştırmayı yumuşatır. Konuşan kişi nesnenin iribaşa benzediğini görüyor, ancak nesnenin biçiminin tamamen aynı olduğunu iddia etmiyor. Kind of, looks like ifadesinin önünde zarf görevi görür ve bütün gözlemi daha az kesin hale getirir. Görünüşü veya bir izlenimi yaklaşık olarak anlatırken bu kalıp kullanılabilir; resmî yazıda somewhat ya da approximately daha uygun gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle yaklaşık bir görsel gözlem yapmak için kind of kullanıyor?

  1. From this angle, the cloud kind of looks like a whale.
  2. From this angle, the cloud looks exactly like a whale.
  3. A blue whale is a kind of whale.
Cevabı göster

From this angle, the cloud kind of looks like a whale.

Kelime

Mechanical properties: bir malzeme kuvvete nasıl tepki verir

Burada mechanical properties, bir malzemenin üzerine kuvvet uygulandığında nasıl davrandığı anlamına gelir. Bu ifade dayanıklılık, sertlik, esneklik, tokluk ve kırılganlık gibi özellikleri kapsayabilir. Buradaki properties, ölçülebilen nitelikler veya özellikler demektir; birinin sahip olduğu şeyler anlamına gelmez. Konuşan kişi, iribaşa benzeyen görünüşten, malzemeyi bilimsel açıdan ilginç kılan davranışa geçer.

Alıştırma

The lab tested the material’s mechanical properties cümlesinde mechanical properties neyi ifade eder?

  1. Kuvvetler uygulandığında malzemenin nasıl davrandığı
  2. Malzemeyi üretmek için kullanılan makineler
  3. Birinin sahip olduğu binalar veya araziler
Cevabı göster

Kuvvetler uygulandığında malzemenin nasıl davrandığı

We can actually hit this thing with a hammer

0:48

Aslında buna bir çekiçle vurabiliriz

and it won't break.

0:51

ve kırılmaz.

Okay,

0:52

Tamam,

I'm ready.

0:52

Ben hazırım.

Didn't go.

0:55

Kırılmadı.

Okay,

0:56

Tamam,

I think Cal is kind of a pansy. Kelime

0:56

Bence Cal biraz korkak.

Kelime

a pansy: güçsüz görülen birine yönelik hakaret

Bu cümlede a pansy çiçek anlamında değildir. Konuşanın ürkek, güçsüz veya zor bir şey yapmaya isteksiz bulduğu bir kişiye yönelik, eskimiş ve aşağılayıcı bir etikettir. Tarafsız bir betimleme olarak değil, kişiyi kışkırtmak için kullanılır. Bu hakaret, yumuşaklığı veya korkuyu “erkeksi olmamak” gibi göstererek çoğunlukla erkek çocuklarına ya da erkeklere yöneltilmiştir. Bu kalıp yargı sözcüğe eşcinsellik karşıtı çağrışımlar da katabildiğinden, ifade afraid sözcüğünün sıradan bir eş anlamlısı olarak değil, düşmanca niyet taşıyan bir söz olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bir öğrenci, pek tanımadığı bir sınıf arkadaşına “Don't be a pansy.” diyor. Bu, arkadaşını teşvik etmenin güvenli ve tarafsız bir yolu mudur?

  1. Evet, tarafsız ve güvenli bir ifadedir.
  2. Hayır, aşağılayıcı ve kullanımı riskli bir etikettir.
Cevabı göster

Hayır, aşağılayıcı ve kullanımı riskli bir etikettir.

So,

0:57

Peki,

do you think you can break it?

0:58

onu kırabileceğini düşünüyor musun?

So,

1:01

O yüzden,

we're gonna try again,

1:01

tekrar deneyeceğiz,

only this time I'm gonna make him hit it really hard Anlatım akışı

1:02

sadece bu sefer ona gerçekten sert vurduracağım

and I'm gonna record it with high speed.

1:03

ve yüksek hızda kaydedeceğim.

Anlatım akışı

only this time: değiştirilmiş ikinci bir denemeyi tanıtmak

Only this time, tekrarlanan bir denemeyi yeni bir koşula bağlayarak anlatıdaki bilgiyi düzenler. “Tekrar deniyoruz ama bu denemede bir şey farklı olacak” anlamına gelir. Buradaki değişiklikler, kişinin daha sert vurması ve hareketin yüksek hızda kaydedilmesidir. Bu yan cümlenin başındaki only, tam olarak tek bir deneme yapılacağı anlamına gelmez. İfadenin tamamı önceki planı gayriresmî biçimde düzelten ve onunla karşıtlık kuran bir bağlantı görevi görür; tekrar deneme ifadesinden genellikle virgülle ayrılır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “ama bu denemede” anlamına gelen üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: We'll run the experiment again, ____ we'll measure the temperature every minute.

Cevabı göster

only this time

Does that work?

1:05

Bu uyar mı?

Do you think you can break it?

1:05

Bunu kırabileceğini düşünüyor musun?

All right.

1:06

Pekâlâ.

Let's do it.

1:07

Hadi yapalım.

The challenge is on. Deyimler

1:07

Meydan okuma başladı.

Deyimler

The challenge is on: bir meydan okumanın başladığını duyurmak

Bu cümlede The challenge is on, meydan okumanın artık başladığı ya da kabul edildiği anlamına gelir. On fiziksel bir konumu anlatmaz; yarışmayı veya denemeyi etkin hâle gelmiş olarak sunar. Konuşan kişi X is on kalıbını bir etkinliğin, planın veya rekabetin başladığını ya da kesinleştiğini duyurmak için kullanabilir. The game is on ve The deal is on buna örnektir. Hangi şeyin etkinleştiğini veya kesinleştiğini X'teki isim belirtir.

Alıştırma

Rekabetin artık başladığını belirten sabit ifadeyi tamamlayın: The challenge ____.

Cevabı göster

is on

All right,

1:08

Pekâlâ,

just hit it?

1:08

sadece vurayım mı?

Yeah.

1:09

Evet.

So,

1:14

Peki,

do you think you actually broke it?

1:14

gerçekten kırdığını düşünüyor musun?

I don't think you did.

1:15

Bence kıramadın.

You think you broke it?

1:17

Kırdığını mı düşünüyorsun?

I know I broke it.

1:18

Kırdığımı biliyorum.

Let's look at the high speed.

1:20

Yüksek hıza bir bakalım.

Okay,

1:28

Tamam,

so the drop broke,

1:28

damla kırıldı,

but technically it wasn't the hammer that broke it.

1:30

ama teknik olarak onu kıran şey çekiç değildi.

If you look close in the high speed,

1:33

Yüksek hızda yakından bakarsanız,

you can see that it's the wiggling of the tail that makes it go. Dilbilgisi

1:34

patlamasına neden olan şeyin kuyruğun sallanması olduğunu görebilirsiniz.

Dilbilgisi

It's X that Y: kesin nedeni odaklamak

Bu bir it-cleft, yani it ile kurulan odaklama yapısıdır: it + be fiilinin bir biçimi + odaklanan öge + that + iletinin geri kalanı. Odaklanan öge the wiggling of the tail olduğundan cümle, sonuca başka bir etkenin değil bunun yol açtığını söyler. Baştaki it yalnızca yapısal bir görev taşır ve bir nesneye gönderme yapmaz. It-cleft yapısı, bir şeyden sorumlu olan tam kişiyi, nesneyi, zamanı veya nedeni belirlemeye, düzeltmeye ya da karşılaştırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

It is ... that ... kalıbını kullanarak şimdiki zamanlı odaklama cümlesini tamamlayın: ____ the pressure change ____ causes the lid to pop.

Cevabı göster

It is · that

This is the mystery of the Prince Rupert's drop.

1:38

İşte Prens Rupert damlasının gizemi budur.

You can try as hard as you can to break the bulb, Dilbilgisi

1:43

Ampul kısmını kırmak için elinizden geldiğince sert vurmayı deneyebilirsiniz,

but you can't.

1:45

ama kıramazsınız.

Dilbilgisi

“as hard as you can” derece kalıbı

Bu cümlede as hard as you can, try fiilini niteler ve çabanın ya da uygulanan kuvvetin derecesini dinleyicinin yapabileceği en yüksek düzeye çıkarır. Eylem bir nesneyi kırmak olduğu için hard burada zorluk değil, güçlü ve yoğun çaba anlamına gelir. as + sıfat/zarf + as + özne + can/could kalıbı, “o öznenin yapabileceği en yüksek derecede” demektir. Derece bildiren sözcük as carefully as you can veya as quickly as we could örneklerindeki gibi değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi as ... as you can kalıbı ve carefully zarfıyla tamamlayın: Please carry the glasses ____.

Cevabı göster

as carefully as you can

But if you even nick the tail, Kelime

1:47

Ama kuyruğunda ufak bir çentik bile açarsanız,

the entire thing will explode.

1:49

tüm şey patlayacaktır.

Kelime

Çok küçük hasarı anlatan “nick” fiili

Burada nick, kuyrukta çok küçük bir kesik, çentik veya kırık oluşturmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Çok küçük bir hasar bile yeterlidir; fiil kuyruğu kesip koparmak anlamına gelmez. Nick genellikle hasarı hafif ve bazen kazara oluşmuş gibi gösterir. Nick fiilinden sonraki nesne hasar gören yüzey veya vücut bölümüdür; nick the edge veya nick your finger örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

“I nicked the paint while moving the chair,” cümlesinde boyaya ne oldu?

  1. Tamamen çıkarıldı.
  2. Üzerinde küçük bir kırık veya kesik oluştu.
  3. Parlayana kadar cilalandı.
Cevabı göster

Üzerinde küçük bir kırık veya kesik oluştu.

Not shatter, Anlatım akışı

1:51

Parçalanmak değil,

but actually explode.

1:52

gerçekten patlayacaktır.

Anlatım akışı

Not shatter, but actually explode: açıklamayı düzeltmek

Not X, but Y bir düzeltme kalıbıdır. Yaklaşık olarak doğru olan ama yeterince kesin olmayan ilk açıklamayı reddeder ve yerine daha doğru bir açıklama koyar. Burada konuşan kişi camın yalnızca parçalara ayrılmadığını, patlayıcı bir hız ve güçle dışarı doğru dağıldığını söylüyor. Actually ikinci açıklamanın daha güçlü ve daha kesin sonuç olduğunu vurgular. Buradaki explode, camın kırılma biçiminin şiddetli ve hızlı olduğunu anlatır; kimyasal bir patlama anlamına gelmez.

Alıştırma

Not shatter, but actually explode ifadesindeki düzeltme ne anlatıyor?

  1. İlişkisiz iki olayı, aralarında seçim yapmadan karşılaştırır.
  2. Camın sağlam kaldığını ve kırılmadığını söyler.
  3. Daha zayıf bir açıklamayı reddedip daha güçlü ve kesin bir açıklamayla değiştirir.
Cevabı göster

Daha zayıf bir açıklamayı reddedip daha güçlü ve kesin bir açıklamayla değiştirir.

Let's go outside and I'll show you more.

1:54

Dışarı çıkalım ve sana daha fazlasını göstereceğim.

Okay,

1:56

Tamam,

we're gonna just run an obscene frame rate here. Kelime

1:56

burada çılgın bir kare hızı çalıştıracağız.

Kelime

an obscene frame rate: son derece yüksek bir kare hızı için gayriresmî abartı

Burada obscene, cinsel açıdan saldırgan veya müstehcen anlamına gelmez. an obscene frame rate ifadesinde gayriresmî bir pekiştirici olarak kullanılır: kare hızı o kadar yüksektir ki akıl almaz derecede fazla görünür. Bu ifade sayı karşısında şaşkınlık veya şakacı bir hayranlık belirtir; ahlaki bir yargı bildirmez.

Alıştırma

We're gonna just run an obscene frame rate here cümlesinde obscene ne anlama geliyor ve hangi tonu katıyor?

  1. Gayriresmî biçimde son derece yüksek olduğunu vurgulayan
  2. Cinsel açıdan saldırgan veya müstehcen olan
  3. Tarafsız teknik dille ortalama olan
  4. Kameranın kaydedemeyeceği kadar düşük olan
Cevabı göster

Gayriresmî biçimde son derece yüksek olduğunu vurgulayan

We have this Phantom V1610.

1:59

Elimizde bu Phantom V1610 var.

So,

2:02

Yani,

glass breaking occurs so fast Dilbilgisi

2:02

cam kırılması o kadar hızlı gerçekleşir ki

that you have to have like hundreds of thousands of frames per second. Ton ve niyet

2:04

saniyede yüz binlerce kare gibi bir hıza ihtiyacınız var.

Dilbilgisi

so fast that: dereceyi sonuca bağlamak

so fast that yapısında so, fast sözcüğünün derecesini güçlendirir; that ise bu aşırı hızın yol açtığı sonucu belirtir. Burada kırılma o kadar hızlı gerçekleşir ki çok yüksek kare hızları gerekir. Bir dereceyi onun sonucuna bağlamak için so + sıfat/zarf + that + cümlecik yapısını kullanın. Buradaki that bir bağlaçtır, işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

Cümleyi so ... that sonuç yapısında quickly kullanarak tamamlayın: The snow melted ____ the path flooded before noon.

Cevabı göster

so quickly that

Ton ve niyet

sayıdan önce like: gündelik bir yaklaşık ifade

Burada like, sayının yaklaşık olduğunu göstermek için hundreds of thousands ifadesinden önce gelir. Konuşan kişi kesin bir sayı değil, kabaca o büyüklükte bir değer kasteder. Yaklaşıklık belirteci olarak kullanılan like, gündelik konuşmada yaygındır. Burada beğenmek anlamındaki fiil değildir ve bir şeyi başka bir şeye benzetmez.

Alıştırma

Hangi cümlede like yaklaşık bir miktarı belirtmek için kullanılmıştır?

  1. This crystal looks like glass.
  2. I waited like twenty minutes for the bus.
  3. I like the new science exhibit.
Cevabı göster

I waited like twenty minutes for the bus.

So,

2:07

Bu yüzden,

we're gonna have a lower resolution

2:07

daha düşük bir çözünürlüğe sahip olacağız

and we have to have a lot of light as well.

2:09

ve çok fazla ışığa da ihtiyacımız var.

We're also gonna use this Miro over here

2:10

Ayrıca buradaki bu Miro'yu da kullanacağız

to run about 3,000 frames per second

2:12

saniyede yaklaşık 3.000 karede çalıştırmak için

so we can get a wide shot Kelime

2:14

böylece geniş bir açı elde edebiliriz

to see the whole event as well.

2:15

ve tüm olayı da görebiliriz.

Kelime

wide shot: sahnenin tamamını göstermek

Burada wide shot, geniş bir alanı ve hareketin tamamını gösterecek kadar geniş kadrajlanmış bir kamera çekimidir. İzleyicinin küçük bir ayrıntıya odaklanmak yerine olayın tamamını görmesini sağlar. Film ve videoda wide, video dosyasının ya da ekranın genişliğini değil, görüş alanını veya kadrajı tanımlar.

Alıştırma

“Tüm sahneyi ve bütün dansçıları aynı anda gösterme” hedefine en uygun çekim hangisidir?

  1. Record in slow motion.
  2. Use a close-up.
  3. Use a wide shot.
Cevabı göster

Use a wide shot.

3 2 1 go.

2:17

3 2 1 başla.

Ooh.

2:21

Ooh.

Okay,

2:56

Tamam,

now we understand what a Prince Rupert's drop does,

2:56

artık bir Prens Rupert damlasının ne yaptığını anlıyoruz,

but at this point we don't quite understand why it does it. Notlar

2:59

ama şu noktada bunu neden yaptığını pek anlamıyoruz.

Kalıp ifadeler

at this point: mevcut aşama

At this point, “bir sürecin, tartışmanın veya araştırmanın mevcut aşamasında” anlamına gelir. Konuşanın şu anda bilinenlerle hâlâ bilinmeyenleri düzenlemesine yardımcı olur; burada point bir yeri değil, bir aşamayı veya zamanı ifade eder. Bu ifade çoğu zaman bir açıklamayı mevcut zaman çerçevesine yerleştirir; bu yüzden durum daha sonra değişebilir. Bu cümlede olgu anlaşılmıştır, ancak mevcut aşamada nedeni hâlâ açıklanmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “mevcut aşamada” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: We have confirmed the date, but ____ we do not know the exact time.

Cevabı göster

at this point

Ton ve niyet

don't quite understand: tamamen değil, eksik anlama

Bu cümlede don't quite understand, konuşanların durumun bir kısmını anladığını ancak henüz bütünüyle anlamadığını belirtir. quite olumsuzluğun derecesini sınırlar; bu nedenle ifade, hiçbir şey anlamadıklarını söylemekten daha yumuşak ve daha kesindir. don't quite + fiil kalıbı bilgi, algı veya kesinlikte kalan küçük bir boşluğu gösterebilir. I don't quite follow, I don't quite see ve I don't quite remember bunun örnekleridir.

Alıştırma

Özgün cümlede don't quite understand ne anlatıyor?

  1. Nedeni zaten tamamen anlıyorlar.
  2. Damlanın ne yaptığını hiç anlamıyorlar.
  3. Bir kısmını anlıyorlar, ancak nedeni henüz tamamen açık değil.
Cevabı göster

Bir kısmını anlıyorlar, ancak nedeni henüz tamamen açık değil.

Let's take a closer look. Kalıp ifadeler

3:02

Daha yakından bakalım.

Kalıp ifadeler

take a closer look: daha ayrıntılı incelemek

Take a closer look, bir şeyi daha dikkatli veya daha ayrıntılı incelemek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Closer daha yoğun dikkat veya daha ayrıntılı analiz anlamına gelebilir; bu yüzden fiziksel olarak yaklaşmak gerekmez. Let's ile kullanıldığında ifade, dinleyicileri sıradaki ayrıntıyı birlikte incelemeye çağırır ve genel bir gözlemden daha derin bir açıklamaya doğal bir geçiş sağlar. Nesneyi belirtmek için take a closer look at + isim kullanın; nesne bağlamdan belliyse at grubunu kullanmayın.

Alıştırma

“Daha dikkatli incelemek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle daveti tamamlayın: Let's ____ at the map before choosing a route.

Cevabı göster

take a closer look

Okay,

3:03

Tamam,

this is called a polariscope

3:04

buna polariskop denir

and basically what it is is it's a filtered piece of glass that's polarized. Dilbilgisi

3:05

ve temel olarak polarize edilmiş filtreli bir cam parçasıdır.

Dilbilgisi

Tanım sunmak için what it is is ...

What it is is ... konuşmada bir tanımın veya kimlik açıklamasının geleceğini bildiren bir pseudo-cleft yapısıdır. İlk is, what it is yan cümlesini tamamlar; ikinci is ise bu yan cümlenin tamamını tanımlayıcı bilgiye bağlar. Bu cümlede konuşmacı, kalıptan sonra it's a filtered piece of glass diyerek cümleye yeniden başlar. Fazladan gelen it's, anlık konuşmada doğal bir yeniden başlama izidir; daha düzenli kalıp ise What it is is a filtered piece of glass. şeklindedir.

Alıştırma

Sözlü tanımı, dersteki tanımı öne çıkaran kalıpla tamamlayın: ____ a temporary code that expires after ten minutes.

Cevabı göster

What it is is

Now,

3:09

Şimdi,

I have another filter here.

3:09

burada başka bir filtrem var.

You can see if I turn it,

3:10

Eğer onu döndürürsem,

then I can block out the light. Öbek fiiller

3:12

ışığı engelleyebildiğimi görebilirsiniz.

Öbek fiiller

Işığın geçmesini engellemek anlamındaki block out

Burada block out, ışığın geçmesini veya kameraya ulaşmasını engellemek anlamına gelir. Filtreyi çevirmek, filtrenin geçmesini engellediği ışık miktarını değiştirir. Bu ayrılabilen öbek fiil, sesi veya görüşü dışarıda tutmayı da anlatabilir: block out the noise, block out the view. Nesne, geçmesi veya algılanması engellenen şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve ışığın girmesini engellemek anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The eye mask is designed to ____ all light.

Cevabı göster

block out

Now,

3:14

Şimdi,

if I put this on the camera that you're looking through here

3:14

bunu burada baktığınız kameraya koyarsam

and then I put the Prince Rupert's drop in between the two pieces of glass,

3:17

ve ardından iki cam parçasının arasına Prens Rupert damlasını koyarsam,

you should be able to see the internal stresses built up inside the Prince Rupert's drop. Öbek fiiller

3:21

Prens Rupert damlasının içinde biriken iç gerilimleri görebilmelisiniz.

Öbek fiiller

built up: içeride birikmiş gerilimler

built up ifadesindeki build up, zamanla birikmek anlamına gelir. İç gerilimler oluşmuş ve camın içinde depolanmış hâlde kalmıştır; ifade herhangi bir şeyin inşa edildiği anlamına gelmez. Burada built up, stresses sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeğidir ve yaklaşık olarak stresses that have accumulated inside anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi birikmiş anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ortaçlı fiille tamamlayın: The energy ____ in the compressed spring was suddenly released.

Cevabı göster

built up

So,

3:26

Yani,

to understand how these stresses got here,

3:26

bu gerilimlerin buraya nasıl geldiğini anlamak için,

let's use the color gray to represent nice and strong solid glass. Kalıp ifadeler

3:27

iyi ve güçlü sağlam camı temsil etmesi için gri rengi kullanalım.

Kalıp ifadeler

use X to represent Y: görsel bir kod tanımlamak

use X to represent Y kalıbı; bir işaret, renk, şekil veya nesne olan X’i bir fikir ya da kategori olan Y’nin karşılığı olarak belirler. Burada gri, sağlam ve katı durumdaki camın görsel kodudur. Kalıp açıklamayı iki adımda düzenler: use sözcüğünden sonra görsel ögeyi söyleyin, ardından bu ögenin temsil ettiği anlamı to represent ifadesinden sonra yerleştirin. Nice and strong, camı anlatan konuşma diline özgü bir vurgudur; iki ayrı teknik kategori değildir.

Alıştırma

use X to represent Y kalıbını tamamlayın: We use red circles ____ urgent tasks.

Cevabı göster

to represent

We'll use red to represent molten glass

3:31

Erimiş camı temsil etmek için kırmızıyı kullanacağız

and because of the thermal expansion coefficient,

3:32

ve termal genleşme katsayısı nedeniyle,

it's safe to assume that the higher the temperature, Notlar

3:34

sıcaklık ne kadar yüksek olursa,

the larger this glass wants to be.

3:36

bu camın o kadar büyük olmak isteyeceğini varsaymak güvenlidir.

Kalıp ifadeler

It's safe to assume that: iyi desteklenen bir çıkarım

Bu cümlede it's safe to assume that, konuşmacının mevcut koşullar veya kanıtlarla yeterince desteklendiğini düşündüğü bir sonucu sunar. Buradaki safe, fiziksel güvenliği değil, çıkarımın güvenilirliğine duyulan güveni anlatır. Yapı It's safe to assume that + yan cümlecik biçimindedir. Ardından gelen iddiayı mutlak bir gerçek olarak değil, makul bir geçici sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi başlangıç, iyi desteklenen ancak mutlak olarak kesin olmayan bir sonucu en iyi biçimde sunar?

  1. It's possible that ...
  2. It is certain that ...
  3. It's safe to assume that ...
Cevabı göster

It's safe to assume that ...

Dilbilgisi

The higher ..., the larger ...: bağlantılı karşılaştırmalı değişim

the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... biçimindeki eşleşmiş yapı, iki değişkenin birlikte değiştiğini gösterir. Bu cümlede sıcaklık yükseldikçe camın ulaşma eğiliminde olduğu boyut da büyür. Buradaki iki the, sıradan belirli tanımlıklar değil, eşleşmiş yapının dil bilgisel işaretleridir. wants to be, malzemenin genleşme eğilimini kişileştirir: camın doğal olarak yöneldiği boyutu anlatır, bir isteği değil.

Alıştırma

Bağlantılı değişim kalıbını eksik yapı sözcükleriyle tamamlayın: ____ faster the wind blows, ____ harder it is to walk.

Cevabı göster

the · the

Blue represents glass that's cooling off or transitioning between the two states.

3:38

Mavi, soğumakta olan veya iki durum arasında geçiş yapan camı temsil eder.

Because of that same thermal expansion coefficient,

3:42

Aynı termal genleşme katsayısı nedeniyle,

this glass is shrinking and basically pulling in on itself.

3:44

bu cam küçülüyor ve temelde kendi içine doğru çekiliyor.

Think of a Prince Rupert's drop as a bunch of little infinitesimal pieces of glass Anlatım akışı

3:47

Bir Prens Rupert damlasını, bir sürü küçük sonsuz küçüklükte cam parçası olarak düşünün

with each piece trying to interact with the pieces around it. Dilbilgisi

3:50

her bir parça etrafındaki parçalarla etkileşime girmeye çalışıyor.

Anlatım akışı

Think of X as Y: zihinsel bir model kurmak

Think of X as Y, dinleyiciyi X'i anlamak için Y'yi zihinsel bir model olarak kullanmaya yönlendirir. Burada konuşmacı, camın içindeki etkileşimleri daha kolay açıklayabilmek için damlayı son derece küçük birçok parça olarak hayal etmemizi ister. Bu yapı, sonraki bilgilerin nasıl anlaşılacağını düzenler; camın gerçekten ayrı ayrı görülebilen parçalardan yapıldığını iddia etmez.

Alıştırma

Zihinsel bir model tanıtan yapıyla cümleyi tamamlayın: To understand the network, ____ it ____ a system of roads.

Cevabı göster

think of · as

Dilbilgisi

with + isim + -ing ile eşlik eden bir durum anlatmak

With + isim öbeği + -ing, ana duruma eşlik eden bir durumu sunar. Burada with each piece trying to interact, genel açıklamayla aynı anda hayal edilen her parçanın ne yaptığını ekler. Trying sözcüğündeki -ing biçimi cümlenin ana fiili değildir. Bu with öbeği bir ana cümleye bağlıdır ve arka plan bilgisini kısa bir yapıya sıkıştırır.

Alıştırma

Cümleyi eşlik eden durumu kısa biçimde veren yapıyla tamamlayın: The guide walked ahead, ____ the visitors ____ behind.

Cevabı göster

with · following

When the molten glass is first dripped into the water,

3:53

Erimiş cam ilk olarak suya damlatıldığında,

the outside layer touches the water and immediately solidifies.

3:55

dış katman suya temas eder ve hemen katılaşır.

This locks in that outside shape of the drop. Öbek fiiller

3:58

Bu, damlanın dış şeklini kilitler.

Öbek fiiller

lock in: bir durumu değişmesi zor olacak şekilde sabitlemek

Burada locks in, 'bir şeyi sonradan değiştirilmesi zor olacak biçimde sabitler veya dengeler' anlamındadır. Dış cam hızla soğuyup önce katılaştığı için biçimi sonraki değişimleri sınırlar. in parçacığı ortaya çıkan sabit durumu gösterir; şeklin bir kabın içine kilitlendiği anlamına gelmez. Burada lock in geçişlidir: lock in + nesne. Fiyat, sonuç ya da avantaj gibi fiziksel olmayan şeylerle de kullanılabilir.

Alıştırma

‘Oranın değiştirilmesini zorlaştırmak’ anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: Sign today to ____ the interest rate for five years.

Cevabı göster

lock in

The inside of the drop,

4:01

Ancak damlanın içi,

however,

4:02

her şeye rağmen,

is still a hot expanded liquid.

4:02

hala sıcak ve genleşmiş bir sıvıdır.

As heat's transferred to the water, Dilbilgisi

4:04

Isı suya aktarıldıkça,

that glass on the inside slowly begins to cool down

4:06

içerideki cam yavaş yavaş soğumaya başlar

and pulls in against that outside layer.

4:08

ve dıştaki o katmana doğru büzüşür.

Dilbilgisi

As + yan cümle: birlikte gelişen iki süreç

Bu cümlede As bir zaman ilişkisi kurar: ısı suya aktarılırken içteki cam yavaş yavaş soğur. İki süreç aynı zaman aralığında gelişir. slowly begins gibi aşamalı değişimi belirten sözler burada zaman anlamını seçmeye yardımcı olur. Süreç anlatımlarında as + yan cümle, çoğu zaman değişen bir süreci başka bir sürecin zaman çerçevesi olarak sunar; otomatik olarak because anlamına gelmez.

Alıştırma

'As the metal cools, it slowly contracts,' cümlesinde As hangi ilişkiyi ifade eder?

  1. Cümle yalnızca bir neden verir ve zamanlama hakkında hiçbir şey söylemez.
  2. Metal soğumadan önce büzülür.
  3. Soğuma ve büzülme aynı zaman aralığında gelişir.
Cevabı göster

Soğuma ve büzülme aynı zaman aralığında gelişir.

The problem is that because it's already locked in as a round solid,

4:11

Sorun şu ki, zaten yuvarlak bir katı olarak kilitlenmiş olduğundan,

it only compresses tighter against itself.

4:14

sadece kendi içine doğru daha sıkı sıkışır.

This actually makes it stronger,

4:16

Bu aslında onu daha da güçlendirir,

kind of like how an arch compresses and gets stronger when you put your weight on it, Notlar

4:17

bir kemerin üzerine ağırlık bindiğinde sıkışıp güçlenmesine benzer şekilde,

Kalıp ifadeler

put your weight on it: bir desteğe vücut ağırlığını vermek

Put your weight on something, söz konusu nesnenin veya yüzeyin vücut ağırlığınızın bir kısmını ya da tamamını taşımasını sağlamak demektir. Genellikle yaslanma, bastırma, üzerine basma veya bir desteğe ağırlık verme hareketlerini anlatır. put your weight on it ifadesindeki it, daha önce sözü edilen kemeri belirtir. İfade burada gerçek anlamdadır: kişinin ağırlığı yapıya fiziksel kuvvet uygular.

Alıştırma

“Korkuluğun vücut ağırlığınızı taşımasını sağlamak” anlamındaki gündelik eşdizimle güvenlik uyarısını tamamlayın: The railing is loose, so do not ____.

Cevabı göster

put your weight on it

only this is in all directions.

4:20

sadece bu her yöndedir.

Anlatım akışı

kind of like how: yaklaşık bir benzetme kurmak

Kind of like how, açıklanan sürece yaklaşık bir benzetme olarak tanıdık bir süreci sunar. Kind of karşılaştırmayı yumuşatır: iki mekanizma anlamaya yardımcı olan bir özellik paylaşır, ancak tamamen aynı oldukları ileri sürülmez. Burada ifade, malzemenin güçlendiği iddiasından kemer karşılaştırmasına geçiş yapar. how sonrasındaki yan cümle tanıdık neden-sonuç düzenini verirken only this is in all directions benzetmenin sınırını hemen belirtir.

Alıştırma

kind of like how, karşılaştırma hakkında dinleyiciye ne anlatır?

  1. Karşılaştırma yararlıdır ancak yaklaşıktır.
  2. İki mekanizma bilimsel olarak tamamen aynıdır.
  3. Konuşan kişi karşılaştırma yerine gerçek anlamda bir örnek veriyordur.
Cevabı göster

Karşılaştırma yararlıdır ancak yaklaşıktır.

And because the cooling glass can't move that outside layer,

4:22

Ve soğuyan cam dış katmanı hareket ettiremediği için,

it begins to pull against itself,

4:25

kendisine doğru çekilmeye başlar,

causing it to be in extremely high tension. Dilbilgisi

4:26

aşırı yüksek bir gerilim içinde olmasına neden olur.

Dilbilgisi

causing it to be ...: ortaya çıkan bir durumu anlatmak

causing it to be in extremely high tension biçimindeki -ing yan cümlesi, az önce açıklanan bütün sürecin sonucunu verir: hareketi kısıtlanan cam kendisine karşı çekilir ve bu, camı çok yüksek bir çekme gerilimi durumuna sokar. Buradaki it, camı ifade eder. causing + nesne + to be + tümleç kalıbı, sonucu doğrudan önceki ana cümleye bağlamanızı sağlar. Causing, soğuyan camın sonucu bilerek oluşturduğu anlamına gelmez; neden, ana cümlede anlatılan durum veya süreçtir.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini causing + nesne zamiri + to be ile tamamlayın: The rigid frame prevents the panel from shrinking, ____ under high tension.

Cevabı göster

causing it to be

It then hardens in this state of tension and there you have it, Deyimler

4:28

Ardından bu gerilim durumunda sertleşir ve işte karşınızda,

a Prince Rupert's drop.

4:31

bir Prens Rupert damlası.

Deyimler

there you have it: tamamlanan sonucu sunmak

There you have it, anlatımı bitiren kalıplaşmış bir ifadedir. Burada açıklamanın ve sürecin tamamlandığını bildirir ve nihai sonucu, yani bir Prens Rupert damlasını sunar. There bir yeri göstermez, have de sahiplik anlamına gelmez. Bu ifade, dinleyiciyi son adımdan sonuca yönlendirerek söylemi düzenler.

Alıştırma

Hangi durumda “There you have it” demek en doğaldır?

  1. Basit bir deneyin son adımını gösterip sonucu sunduktan sonra
  2. Birini odanın karşı tarafındaki bir koltuğa yönlendirirken
  3. Cam bir süs eşyasının kime ait olduğunu sorarken
Cevabı göster

Basit bir deneyin son adımını gösterip sonucu sunduktan sonra

The outside is in extremely high compressive stress Kelime

4:32

Dış taraf aşırı yüksek basınç gerilimi altındadır

and the inside is in extremely high tensile stress.

4:35

ve iç taraf aşırı yüksek çekme gerilimi altındadır.

Kelime

compressive stress ile tensile stress karşılaştırması

Malzeme biliminde stress, bir malzemeye yük uygulandığında oluşan birim alan başına iç kuvvettir. Burada duygusal veya psikolojik baskı anlamına gelmez. Compressive stress, kuvvetler malzemeyi birbirine doğru itip sıkıştırdığında; tensile stress ise malzemeyi çekip uzattığında oluşur. Cümlede basma dış kısımda, çekme ise iç kısımda yer alır; bu ikili durum, malzemenin mekanik şekil değiştirme enerjisini nasıl depoladığını açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir malzeme bir eksen boyunca zıt yönlere doğru çekiliyor. Oluşan iç gerilimi hangi terim adlandırır?

  1. psychological stress
  2. compressive stress
  3. tensile stress
Cevabı göster

tensile stress

If one link in this tension chain is ever cut, Deyimler

4:37

Eğer bu gerilim zincirindeki tek bir halka bile kesilirse,

it breaks on down the line

4:39

hat boyunca kırılarak ilerler

Deyimler

Sistem metaforu olarak one link in this tension chain

one link in this tension chain ifadesi kavramsal bir metafordur. Link, bağlantılı tek bir parçayı; tension chain ise birbirine bağımlı gerilimlerin oluşturduğu kesintisiz sistemi anlatır. Camın içinde metal bir zincir bulunduğu anlamına gelmez. Bir halkayı kesmek, bu bağlantılı gerilim durumunun bir noktasını bozmak demektir. Parçalar birbirine bağlı olduğundan arıza zincirin devamında ilerleyebilir; bu metafor, dinleyicinin malzeme boyunca yayılan zincirleme tepkiyi gözünde canlandırmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede one link in this tension chain neyi temsil ediyor?

  1. Birbirine bağlı bir gerilim sisteminin tek bir parçası
  2. Camın içine fiziksel olarak yerleştirilmiş metal bir halka
  3. Daha fazla bilgiye yönlendiren bir köprü
Cevabı göster

Birbirine bağlı bir gerilim sisteminin tek bir parçası

feeding off of its own stored up energy Öbek fiiller

4:40

kendi depolanmış enerjisinden beslenerek

Öbek fiiller

feeding off of: bir kaynaktan enerji almak

Bu cümlede feeding off of, “bir şeyden enerji alıp onun sayesinde devam etmek” anlamına gelir. Kırılma süreci, kaynağı olarak camın kendi içinde önceden depolanmış enerjiyi kullanır; dışarıdan yeni bir güç eklenmez. Kalıp feed off of + kaynak şeklindedir. Bir sürecin, sistemin, duygunun veya kişinin bir kaynaktan güç alarak kuvvetlenmesini ya da sürmesini anlatabilir; mutlaka gerçek anlamda beslenmeyi ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyden enerji almak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The performer kept ____ the crowd's excitement.

Cevabı göster

feeding off of

Öbek fiiller

stored up energy: daha sonra açığa çıkmak üzere birikmiş enerji

Stored up energy, zamanla birikmiş ve daha sonra kullanılmak ya da serbest bırakılmak üzere hazır kalan enerjidir. Stored up, energy sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı grubudur; up, store up öbek fiilinin parçasıdır ve yukarı doğru hareketi anlatmaz. Store up, yavaş yavaş bir rezerv oluşturma anlamını ekler. Aynı yapı, zaman içinde biriken malzemeleri, kaynakları veya duyguları da anlatabilir.

Alıştırma

“The spring released its stored-up energy,” cümlesinde stored-up energy ne anlama gelir?

  1. Yalnızca yukarı doğru hareket edebilen enerji
  2. Birikmiş ve serbest bırakılabilene kadar saklanan enerji
  3. Dış bir kaynaktan sürekli sağlanan enerji
Cevabı göster

Birikmiş ve serbest bırakılabilene kadar saklanan enerji

just like a chemical explosive does.

4:42

tıpkı kimyasal bir patlayıcının yaptığı gibi.

The difference here is that instead of releasing chemical potential energy, Dilbilgisi

4:44

Buradaki fark, kimyasal potansiyel enerjinin açığa çıkması yerine,

mechanical strain energy is released.

4:47

mekanik gerinim enerjisinin açığa çıkmasıdır.

Dilbilgisi

instead of releasing: instead of + -ing yapısı

Bu cümlede instead of releasing, gerçekleşmeyen mekanizmayı gösterir. Gerçek alternatif daha sonra gelir: kimyasal potansiyel enerji değil, mekanik gerinim enerjisi açığa çıkar. Instead of, of edatıyla biter. Ardından bir eylem geliyorsa fiilin -ing biçimi kullanılır: instead of releasing. Aktarılabilir kalıp instead of + isim veya -ing biçimidir; yöntemleri karşılaştırmak ve bir varsayımı düzeltmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

instead of sonrasında release fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The system stores the extra energy instead of ____ it as heat.

Cevabı göster

releasing

This wave of energy is what we call a failure front. Kalıp ifadeler

4:50

Bu enerji dalgasına kırılma cephesi diyoruz.

Kalıp ifadeler

what we call a failure front: bir terimi tanıtma

Burada what we call a failure front, enerji dalgasına bir ad verir. Call, bir şeye ad vermek anlamındadır ve a failure front burada tanıtılan addır. Aktarılabilir kalıp be + what we call + isim öbeğidir ve tarif edilen şeyi adıyla ilişkilendirir. Açıklamalarda what we call ifadesini duymak, çoğu zaman sırada bir tanım veya teknik terim olduğuna işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü adlandırma ifadesiyle tamamlayın: This sudden period of unusually cold weather is ____ a cold snap.

Cevabı göster

what we call

You can directly measure the velocity of that failure front

4:52

Yeterince hızlı bir kameranız olduğu sürece

as long as you have a camera fast enough. Dilbilgisi

4:55

bu kırılma cephesinin hızını doğrudan ölçebilirsiniz.

Dilbilgisi

Koşul bildiren as long as

Burada as long as bir koşul belirtir: Kamera yeterince hızlıysa doğrudan ölçüm yapmak mümkündür. Bu cümlede süre bildirmez. as long as + yan cümle yapısı, ana cümledeki sonucun gerçekleşmesi için yeterli bir şart sunar. Anlamı provided that ifadesine yakındır, ancak genellikle biraz daha konuşma diline özgüdür.

Alıştırma

“Şu koşulla” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: You may use my camera ____ you return it before dinner.

Cevabı göster

as long as

Let's give it a shot at 130,000 frames per second. Deyimler

4:57

Saniyede 130.000 kare ile bir deneyelim.

Deyimler

Give it a shot: bir girişimde bulunmak

Give it a shot, “denemek” veya “bir girişimde bulunmak” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede, konuşma aşamasından saniyede 130.000 kareyle gerçek bir teste geçmeyi önerir. it zamiri, önerilen eylem veya planı genel olarak ifade edebilir; görünür bir nesnenin adını vermesi gerekmez. Shot fotoğrafçılık söz varlığına da ait olsa da deyimin buradaki temel anlamı “deneme”dir.

Alıştırma

“Onu denemek” anlamındaki dört sözcüklü ders deyimiyle tamamlayın: The new climbing route looks difficult, but let's ____.

Cevabı göster

give it a shot

3 2 1 go.

5:00

3 2 1 başla.

Got it?

5:04

Çektin mi?

So,

5:40

Yani,

a big thanks to Cal from Orbix Hot Glass.

5:41

Orbix Hot Glass'tan Cal'e çok teşekkürler.

If you found this interesting and you want to support him by buying stuff,

5:43

Eğer bunu ilginç bulduysanız ve bir şeyler satın alarak onu desteklemek isterseniz,

go click on the link wherever I put it

5:46

nereye koyduysam o bağlantıya tıklayın

and uh go check out his website. Öbek fiiller

5:48

ve uh gidip web sitesine bir göz atın.

Öbek fiiller

check out a website: siteyi ziyaret edip incelemek

“go check out his website” ifadesinde check out, “internet sitesini ziyaret edip içeriğine göz atmak” anlamına gelir. Birini bir şeye ilgi göstermeye davet eden veya yönlendiren bir öbek fiildir. Nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur: nesne bir internet sitesi, video, mağaza veya etkinlik olduğunda check out genellikle “bir göz atmak” ya da “incelemek” demektir; “otelden çıkış yapmak” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle birini internet sitesini ziyaret edip incelemeye doğal biçimde davet eder?

  1. Check out of the hotel before noon.
  2. Check out our website for more photos.
  3. Check our website address for a typo.
Cevabı göster

Check out our website for more photos.

Click the cat to subscribe with the helmet.

5:50

Abone olmak için kasklı kediye tıklayın.

It's a sad-looking cat.

5:54

O üzgün görünümlü bir kedi.

You've never caught the cat on fire, ever?

5:55

Kediye hiç ateş vermedin, değil mi?

Never.

5:57

Asla.

Not even once?

5:58

Bir kez bile mi?

Never.

5:59

Asla.

These things are named for a guy named Prince Rupert, Kelime

6:00

Bu şeyler Prens Rupert adında bir adamın adını almıştır,

imagine that, Ton ve niyet

6:03

düşünsenize,

Kelime

Amerikan İngilizcesinde be named for someone

“These things are named for ... Prince Rupert” ifadesinde be named for + kişi, o kişinin söz konusu şeylerin adının kaynağı olduğu anlamına gelir. Bu bir edilgen yapıdır: şeyler adı alır ve for, adın geldiği kişiyi veya başka kaynağı tanıtır. Buradaki for, birinin ad verme işini iyilik olarak ya da başka biri adına yaptığı anlamına gelmez. Amerikan İngilizcesinde named for çoğu zaman named after ile aynı anlama gelir.

Alıştırma

Amerikan İngilizcesinde hangi cümle kütüphanenin adını Dr. Maya Chen’den aldığını ifade eder?

  1. The library is named for Dr. Maya Chen.
  2. The library was named by Dr. Maya Chen.
  3. Dr. Maya Chen named the library for its downtown location.
Cevabı göster

The library is named for Dr. Maya Chen.

Ton ve niyet

ironik bir ara söz olarak imagine that

Buradaki imagine that, zihinde bir şey canlandırmaya yönelik gerçek bir emir değil, ironik bir ara sözdür. Bu şeyler Prince Rupert'ın adını taşıdığı için ifade, adın kaynağının apaçık oluşuyla şakalaşır. Başka bağlamlarda Imagine that! gerçek bir şaşkınlığı ifade edebilir. Burada ise hiç şaşırtıcı olmayan bir durum için şaşkınlık dili kullanılması ironi yaratır.

Alıştırma

Burada imagine that ne anlatıyor?

  1. Konuşmacı Prince Rupert'ın gerçekten yaşayıp yaşamadığından emin değildir.
  2. Adın Prince Rupert ile bağlantısı açıktır ve konuşmacı bununla ilgili şaka yapmaktadır.
  3. Konuşmacı izleyicilere Prince Rupert'ın ayrıntılı bir görüntüsünü zihinlerinde canlandırmalarını emretmektedir.
Cevabı göster

Adın Prince Rupert ile bağlantısı açıktır ve konuşmacı bununla ilgili şaka yapmaktadır.

who lived in Bavaria back in the 1600s. Kalıp ifadeler

6:04

1600'lerde Bavyera'da yaşamış biri.

Kalıp ifadeler

back in the 1600s: geçmiş bir döneme bakmak

Back in + geçmiş bir zaman, olayı daha önceki bir döneme yerleştirir ve bugünden geçmişe bakma hissi katar. Buradaki back in the 1600s, 1600 ile 1699 arasını, yani 17. yüzyılı anlatır. Back burada hareket yönünü belirtmez. Konuşma dilinde kullanılan bir zaman işaretidir ve yıllarla, on yıllarla, tarihî dönemlerle veya birinin hayatındaki eski aşamalarla kullanılabilir.

Alıştırma

back in + yıl kalıbını kullanarak cümleyi 1985 ile tamamlayın: My grandparents bought this house ____.

Cevabı göster

back in 1985

Here.

6:06

Al.

Here.

6:07

Al.

No.

6:09

Hayır.

He brought these over as a gift to King Charles II in England,

6:12

Bunları İngiltere'deki Kral II. Charles'a bir hediye olarak getirdi,

who gave them to his Royal Society to try to figure out. Notlar

6:15

o da çözmeye çalışmaları için bunları Kraliyet Cemiyetine verdi.

Kültür

Royal Society: Britanya bilim kurumu

Bu cümlede Royal Society, köklü bir Britanya bilim kurumunun özel adıdır. Society kurum adının bir parçasıdır; genel anlamda toplum ya da kralın kişisel sosyal çevresi demek değildir. Burada bilinmesi gereken tarihsel nokta, II. Charles'ın nesneleri üyelerinin incelemesi için örgütlü bir bilim kuruluşuna vermesidir.

Alıştırma

Cümlede Royal Society neyi ifade ediyor?

  1. Bir Britanya bilim kurumu
  2. Genel olarak Britanya toplumu
  3. Kralın kişisel arkadaş çevresi
Cevabı göster

Bir Britanya bilim kurumu

Öbek fiiller

figure out: düşünerek veya araştırarak anlamak

Figure out, düşünme, araştırma veya deneme yoluyla bir anlayışa, çözüme ya da açıklamaya ulaşmak demektir. Bu cümlede belirli nesne söylenmemiştir; bağlam, nesnelerin neden bu şekilde davrandığı sorusunu tamamlar. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim out sözcüğünden sonra veya iki parçanın arasında kullanılabilir: figure out the problem ve figure the problem out. Bir zamir mutlaka araya gelir: figure it out.

Alıştırma

Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three experiments, the students finally ____ why the liquid changed color.

Cevabı göster

figured out

Yep,

6:18

Evet,

ready.

6:18

hazır.

Holy smokes! Deyimler

6:19

Aman Tanrım!

Deyimler

Hafif bir şaşkınlık ünlemi olarak Holy smokes!

“Holy smokes!”, konuşanın çok şaşırdığını veya hayran kaldığını gösteren kalıplaşmış bir ünlemdir. Bu cümlede gergin bir ana verilen ani tepkidir; smokes gerçek dumana gönderme yapmaz, holy de dinî bir ifade oluşturmaz. İfadenin tamamı tek başına eksiksiz bir tepki işlevi görür; kelimesi kelimesine yorumlanacak bir isim grubu değildir.

Alıştırma

Bir kişi şaşırtıcı bir sonuç görüp “Holy smokes!” diyor. Bu ünlem ne anlatır?

  1. Gerçekten duman olduğuna dair bir uyarı
  2. Güçlü şaşkınlığın hafif ve şakacı bir şekilde ifade edilmesi
  3. Ciddi bir dinî ifade
Cevabı göster

Güçlü şaşkınlığın hafif ve şakacı bir şekilde ifade edilmesi

tension's killing me. Deyimler

6:25

gerilim beni öldürüyor.

Deyimler

Tension's killing me ifadesindeki çift anlam

Tension's ifadesindeki 's, is sözcüğünün kısaltmasıdır; dolayısıyla cümlecik tension is killing me anlamına gelir. Killing me, gayriresmî bir abartıdır: konuşan kişi gerilime dayanmanın çok zor olduğunu söyler, bunun gerçekten ölümcül olduğunu değil. Cümle aynı zamanda bir kelime oyunudur. Tension, beklerken hissedilen kaygılı gerilimi anlatabilir; ayrıca bir malzemedeki fiziksel gerilimi veya çekme gerilmesini çağrıştırabilir. Aynı sözcük, konuşanın duygusuyla cam deneyini birbirine bağlar.

Alıştırma

Bir cam gerilme testi sırasında gergin bir kişi “tension's killing me.” diyor. Bu cümle neden komiktir?

  1. Çünkü tension's iyeliktir ve bir şeyin tension sözcüğüne ait olduğunu gösterir
  2. Çünkü konuşan kişi camın zehirli duman ürettiğini düşünmektedir
  3. Çünkü tension hem fiziksel çekme gerilmesini hem de kaygılı bekleyişi anlatırken killing me bir abartıdır
Cevabı göster

Çünkü tension hem fiziksel çekme gerilmesini hem de kaygılı bekleyişi anlatırken killing me bir abartıdır

NO! DON'T blow up! Dilbilgisi

6:27

HAYIR! Patlama SAKIN!

You know what,

6:28

Biliyor musun,

blow...

6:28

pat...

Blowed up.

6:29

Patladı.

Yep.

6:30

Evet.

It blowed up,

6:31

Patladı,

Dilbilgisi

blow up, Blowed up ve standart geçmiş biçimi blew up

Bu sahnede blow up, “şişirmek” değil, “patlamak” veya “parçalanmak” anlamına gelir. Bu bir phrasal verb yapısıdır: zaman çekimini blow taşır, up ise değişmeden kalır. Blowed up, şaka amacıyla bilerek kullanılan standart dışı bir geçmiş zaman biçimidir. Standart geçmiş zaman blew up şeklindedir; örneğin It blew up. denir. Şakayı fark etmek yararlıdır, ancak öğrenciler bu biçimi normal İngilizceymiş gibi kullanmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi blow up ifadesinin standart geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. İki kelime yazın: The balloon suddenly ____ during the experiment.

Cevabı göster

blew up