130.000 fps'de Prens Rupert Damlası Gizemi - Smarter Every Day 86: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Destin çekiç ve saniyede 130.000 karelik görüntülerle Prens Rupert damlasının başında darbeye dayanıp kuyruğu çizilince neden patladığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it's the wiggling of the tail that makes it go. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gerçek tetikleyiciyi vurgulayan it-cleft yapısını tanıyın. 2. Think of a Prince Rupert's drop as a bunch of little infinitesimal pieces of glass — Söylem, anlatım ve retorik: görünmeyen gerilimi sınırlı bir benzetmeyle anlaşılır kılın. 3. compressive stress / tensile stress. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: dış ve iç katmandaki zıt gerilimleri ayırın.
Bu derste
Today we're gonna do awesome science with Orbix Hot Glass
0:02Bugün Orbix Hot Glass ile harika bir bilim yapacağız
Yaklaşan bir olay için be about to + fiil
is about to happen ifadesinde be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Burada deneyin hemen başlayacağına dair bir beklenti yaratır. Be, özneye göre am, is veya are biçimini alır: am/is/are + about to + fiilin yalın hâli. About burada sabit yapının bir parçasıdır; hakkında anlamına gelmez.
Alıştırma
Filmin çok yakında başlayacağını göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The movie ____ start, so please take your seat.
Cevabı göster
is about to
Can you show me how to make a Prince Rupert's drop? Dilbilgisi
0:26Bana nasıl Prens Rupert damlası yapılacağını gösterebilir misin?
Bilgi istemek için Can you show me how to + fiil?
Can you show me how to make...? ifadesinde konuşan kişi, dinleyenden bir süreci göstermesini veya açıklamasını ister. Can you burada bir rica oluşturur; asıl amaç dinleyenin becerisini sınamak değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Can you show me how to + fiilin yalın hâli + ...? biçimindedir. how to sonrasında how to make örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, birinden görevi sizin için yapmasını değil, süreci size öğretmesini ister?
- Do you know how to reset the router?
- Can you reset the router for me?
- Can you show me how to reset the router?
Cevabı göster
Can you show me how to reset the router?
Fiziksel sıcaklık düşüşünü anlatan cools down
Bu cümlede cools down, cam ısı kaybettikçe “daha az sıcak hâle gelir”, yani soğur anlamındadır. it öznesi camı gösterir; dolayısıyla ifade ruh hâlindeki bir değişimi değil, fiziksel bir sıcaklık değişimini anlatır. Cool down burada olduğu gibi geçişsiz kullanılabilir: bir şey cools down. Geçişli de kullanılabilir: you cool something down. down parçacığı, sıcaklığı daha düşük, güvenli veya normal bir seviyeye doğru iniyormuş gibi sunar.
Alıştırma
Cümleyi “daha az sıcak hâle gelir” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The safety lock opens when the machine ____.
Cevabı göster
cools down
Nihai sonucu anlatan what you're left with
What you're left with, “bir süreç tamamlandıktan sonra elinizde kalan şey veya sonuç” anlamına gelir. Burada unutulmuş bir şeyi ya da yönü değil, soğuma sonrasında oluşan bitmiş sonucu adlandırır. what ile başlayan yan cümlenin tamamı bir isim öbeği gibi işlev görür. this is what you're left with yapısında this görünen sonuca işaret eder, what you're left with ise bu sonucun ne olduğunu belirtir. Kalıp; adımların, değişikliklerin veya seçimlerin sonucunu özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “elinizde kalan sonuç” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Once the unnecessary details are removed, this is ____.
Cevabı göster
what you're left with
but it has some really interesting mechanical properties. Kelime
0:46ama gerçekten ilginç bazı mekanik özellikleri var.
Yaklaşık bir karşılaştırmayı yumuşatan kind of
Burada kind of karşılaştırmayı yumuşatır. Konuşan kişi nesnenin iribaşa benzediğini görüyor, ancak nesnenin biçiminin tamamen aynı olduğunu iddia etmiyor. Kind of, looks like ifadesinin önünde zarf görevi görür ve bütün gözlemi daha az kesin hale getirir. Görünüşü veya bir izlenimi yaklaşık olarak anlatırken bu kalıp kullanılabilir; resmî yazıda somewhat ya da approximately daha uygun gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle yaklaşık bir görsel gözlem yapmak için kind of kullanıyor?
- From this angle, the cloud kind of looks like a whale.
- From this angle, the cloud looks exactly like a whale.
- A blue whale is a kind of whale.
Cevabı göster
From this angle, the cloud kind of looks like a whale.
Mechanical properties: bir malzeme kuvvete nasıl tepki verir
Burada mechanical properties, bir malzemenin üzerine kuvvet uygulandığında nasıl davrandığı anlamına gelir. Bu ifade dayanıklılık, sertlik, esneklik, tokluk ve kırılganlık gibi özellikleri kapsayabilir. Buradaki properties, ölçülebilen nitelikler veya özellikler demektir; birinin sahip olduğu şeyler anlamına gelmez. Konuşan kişi, iribaşa benzeyen görünüşten, malzemeyi bilimsel açıdan ilginç kılan davranışa geçer.
Alıştırma
The lab tested the material’s mechanical properties cümlesinde mechanical properties neyi ifade eder?
- Kuvvetler uygulandığında malzemenin nasıl davrandığı
- Malzemeyi üretmek için kullanılan makineler
- Birinin sahip olduğu binalar veya araziler
Cevabı göster
Kuvvetler uygulandığında malzemenin nasıl davrandığı
a pansy: güçsüz görülen birine yönelik hakaret
Bu cümlede a pansy çiçek anlamında değildir. Konuşanın ürkek, güçsüz veya zor bir şey yapmaya isteksiz bulduğu bir kişiye yönelik, eskimiş ve aşağılayıcı bir etikettir. Tarafsız bir betimleme olarak değil, kişiyi kışkırtmak için kullanılır. Bu hakaret, yumuşaklığı veya korkuyu “erkeksi olmamak” gibi göstererek çoğunlukla erkek çocuklarına ya da erkeklere yöneltilmiştir. Bu kalıp yargı sözcüğe eşcinsellik karşıtı çağrışımlar da katabildiğinden, ifade afraid sözcüğünün sıradan bir eş anlamlısı olarak değil, düşmanca niyet taşıyan bir söz olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bir öğrenci, pek tanımadığı bir sınıf arkadaşına “Don't be a pansy.” diyor. Bu, arkadaşını teşvik etmenin güvenli ve tarafsız bir yolu mudur?
- Evet, tarafsız ve güvenli bir ifadedir.
- Hayır, aşağılayıcı ve kullanımı riskli bir etikettir.
Cevabı göster
Hayır, aşağılayıcı ve kullanımı riskli bir etikettir.
only this time I'm gonna make him hit it really hard Anlatım akışı
1:02sadece bu sefer ona gerçekten sert vurduracağım
only this time: değiştirilmiş ikinci bir denemeyi tanıtmak
Only this time, tekrarlanan bir denemeyi yeni bir koşula bağlayarak anlatıdaki bilgiyi düzenler. “Tekrar deniyoruz ama bu denemede bir şey farklı olacak” anlamına gelir. Buradaki değişiklikler, kişinin daha sert vurması ve hareketin yüksek hızda kaydedilmesidir. Bu yan cümlenin başındaki only, tam olarak tek bir deneme yapılacağı anlamına gelmez. İfadenin tamamı önceki planı gayriresmî biçimde düzelten ve onunla karşıtlık kuran bir bağlantı görevi görür; tekrar deneme ifadesinden genellikle virgülle ayrılır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “ama bu denemede” anlamına gelen üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: We'll run the experiment again, ____ we'll measure the temperature every minute.
Cevabı göster
only this time
The challenge is on: bir meydan okumanın başladığını duyurmak
Bu cümlede The challenge is on, meydan okumanın artık başladığı ya da kabul edildiği anlamına gelir. On fiziksel bir konumu anlatmaz; yarışmayı veya denemeyi etkin hâle gelmiş olarak sunar. Konuşan kişi X is on kalıbını bir etkinliğin, planın veya rekabetin başladığını ya da kesinleştiğini duyurmak için kullanabilir. The game is on ve The deal is on buna örnektir. Hangi şeyin etkinleştiğini veya kesinleştiğini X'teki isim belirtir.
Alıştırma
Rekabetin artık başladığını belirten sabit ifadeyi tamamlayın: The challenge ____.
Cevabı göster
is on
but technically it wasn't the hammer that broke it.
1:30ama teknik olarak onu kıran şey çekiç değildi.
you can see that it's the wiggling of the tail that makes it go. Dilbilgisi
1:34patlamasına neden olan şeyin kuyruğun sallanması olduğunu görebilirsiniz.
It's X that Y: kesin nedeni odaklamak
Bu bir it-cleft, yani it ile kurulan odaklama yapısıdır: it + be fiilinin bir biçimi + odaklanan öge + that + iletinin geri kalanı. Odaklanan öge the wiggling of the tail olduğundan cümle, sonuca başka bir etkenin değil bunun yol açtığını söyler. Baştaki it yalnızca yapısal bir görev taşır ve bir nesneye gönderme yapmaz. It-cleft yapısı, bir şeyden sorumlu olan tam kişiyi, nesneyi, zamanı veya nedeni belirlemeye, düzeltmeye ya da karşılaştırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
It is ... that ... kalıbını kullanarak şimdiki zamanlı odaklama cümlesini tamamlayın: ____ the pressure change ____ causes the lid to pop.
Cevabı göster
It is · that
You can try as hard as you can to break the bulb, Dilbilgisi
1:43Ampul kısmını kırmak için elinizden geldiğince sert vurmayı deneyebilirsiniz,
“as hard as you can” derece kalıbı
Bu cümlede as hard as you can, try fiilini niteler ve çabanın ya da uygulanan kuvvetin derecesini dinleyicinin yapabileceği en yüksek düzeye çıkarır. Eylem bir nesneyi kırmak olduğu için hard burada zorluk değil, güçlü ve yoğun çaba anlamına gelir. as + sıfat/zarf + as + özne + can/could kalıbı, “o öznenin yapabileceği en yüksek derecede” demektir. Derece bildiren sözcük as carefully as you can veya as quickly as we could örneklerindeki gibi değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi as ... as you can kalıbı ve carefully zarfıyla tamamlayın: Please carry the glasses ____.
Cevabı göster
as carefully as you can
Çok küçük hasarı anlatan “nick” fiili
Burada nick, kuyrukta çok küçük bir kesik, çentik veya kırık oluşturmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Çok küçük bir hasar bile yeterlidir; fiil kuyruğu kesip koparmak anlamına gelmez. Nick genellikle hasarı hafif ve bazen kazara oluşmuş gibi gösterir. Nick fiilinden sonraki nesne hasar gören yüzey veya vücut bölümüdür; nick the edge veya nick your finger örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
“I nicked the paint while moving the chair,” cümlesinde boyaya ne oldu?
- Tamamen çıkarıldı.
- Üzerinde küçük bir kırık veya kesik oluştu.
- Parlayana kadar cilalandı.
Cevabı göster
Üzerinde küçük bir kırık veya kesik oluştu.
Not shatter, but actually explode: açıklamayı düzeltmek
Not X, but Y bir düzeltme kalıbıdır. Yaklaşık olarak doğru olan ama yeterince kesin olmayan ilk açıklamayı reddeder ve yerine daha doğru bir açıklama koyar. Burada konuşan kişi camın yalnızca parçalara ayrılmadığını, patlayıcı bir hız ve güçle dışarı doğru dağıldığını söylüyor. Actually ikinci açıklamanın daha güçlü ve daha kesin sonuç olduğunu vurgular. Buradaki explode, camın kırılma biçiminin şiddetli ve hızlı olduğunu anlatır; kimyasal bir patlama anlamına gelmez.
Alıştırma
Not shatter, but actually explode ifadesindeki düzeltme ne anlatıyor?
- İlişkisiz iki olayı, aralarında seçim yapmadan karşılaştırır.
- Camın sağlam kaldığını ve kırılmadığını söyler.
- Daha zayıf bir açıklamayı reddedip daha güçlü ve kesin bir açıklamayla değiştirir.
Cevabı göster
Daha zayıf bir açıklamayı reddedip daha güçlü ve kesin bir açıklamayla değiştirir.
we're gonna just run an obscene frame rate here. Kelime
1:56burada çılgın bir kare hızı çalıştıracağız.
an obscene frame rate: son derece yüksek bir kare hızı için gayriresmî abartı
Burada obscene, cinsel açıdan saldırgan veya müstehcen anlamına gelmez. an obscene frame rate ifadesinde gayriresmî bir pekiştirici olarak kullanılır: kare hızı o kadar yüksektir ki akıl almaz derecede fazla görünür. Bu ifade sayı karşısında şaşkınlık veya şakacı bir hayranlık belirtir; ahlaki bir yargı bildirmez.
Alıştırma
We're gonna just run an obscene frame rate here cümlesinde obscene ne anlama geliyor ve hangi tonu katıyor?
- Gayriresmî biçimde son derece yüksek olduğunu vurgulayan
- Cinsel açıdan saldırgan veya müstehcen olan
- Tarafsız teknik dille ortalama olan
- Kameranın kaydedemeyeceği kadar düşük olan
Cevabı göster
Gayriresmî biçimde son derece yüksek olduğunu vurgulayan
that you have to have like hundreds of thousands of frames per second. Ton ve niyet
2:04saniyede yüz binlerce kare gibi bir hıza ihtiyacınız var.
so fast that: dereceyi sonuca bağlamak
so fast that yapısında so, fast sözcüğünün derecesini güçlendirir; that ise bu aşırı hızın yol açtığı sonucu belirtir. Burada kırılma o kadar hızlı gerçekleşir ki çok yüksek kare hızları gerekir. Bir dereceyi onun sonucuna bağlamak için so + sıfat/zarf + that + cümlecik yapısını kullanın. Buradaki that bir bağlaçtır, işaret sözcüğü değildir.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç yapısında quickly kullanarak tamamlayın: The snow melted ____ the path flooded before noon.
Cevabı göster
so quickly that
sayıdan önce like: gündelik bir yaklaşık ifade
Burada like, sayının yaklaşık olduğunu göstermek için hundreds of thousands ifadesinden önce gelir. Konuşan kişi kesin bir sayı değil, kabaca o büyüklükte bir değer kasteder. Yaklaşıklık belirteci olarak kullanılan like, gündelik konuşmada yaygındır. Burada beğenmek anlamındaki fiil değildir ve bir şeyi başka bir şeye benzetmez.
Alıştırma
Hangi cümlede like yaklaşık bir miktarı belirtmek için kullanılmıştır?
- This crystal looks like glass.
- I waited like twenty minutes for the bus.
- I like the new science exhibit.
Cevabı göster
I waited like twenty minutes for the bus.
wide shot: sahnenin tamamını göstermek
Burada wide shot, geniş bir alanı ve hareketin tamamını gösterecek kadar geniş kadrajlanmış bir kamera çekimidir. İzleyicinin küçük bir ayrıntıya odaklanmak yerine olayın tamamını görmesini sağlar. Film ve videoda wide, video dosyasının ya da ekranın genişliğini değil, görüş alanını veya kadrajı tanımlar.
Alıştırma
“Tüm sahneyi ve bütün dansçıları aynı anda gösterme” hedefine en uygun çekim hangisidir?
- Record in slow motion.
- Use a close-up.
- Use a wide shot.
Cevabı göster
Use a wide shot.
now we understand what a Prince Rupert's drop does,
2:56artık bir Prens Rupert damlasının ne yaptığını anlıyoruz,
but at this point we don't quite understand why it does it. Notlar
2:59ama şu noktada bunu neden yaptığını pek anlamıyoruz.
at this point: mevcut aşama
At this point, “bir sürecin, tartışmanın veya araştırmanın mevcut aşamasında” anlamına gelir. Konuşanın şu anda bilinenlerle hâlâ bilinmeyenleri düzenlemesine yardımcı olur; burada point bir yeri değil, bir aşamayı veya zamanı ifade eder. Bu ifade çoğu zaman bir açıklamayı mevcut zaman çerçevesine yerleştirir; bu yüzden durum daha sonra değişebilir. Bu cümlede olgu anlaşılmıştır, ancak mevcut aşamada nedeni hâlâ açıklanmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “mevcut aşamada” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: We have confirmed the date, but ____ we do not know the exact time.
Cevabı göster
at this point
don't quite understand: tamamen değil, eksik anlama
Bu cümlede don't quite understand, konuşanların durumun bir kısmını anladığını ancak henüz bütünüyle anlamadığını belirtir. quite olumsuzluğun derecesini sınırlar; bu nedenle ifade, hiçbir şey anlamadıklarını söylemekten daha yumuşak ve daha kesindir. don't quite + fiil kalıbı bilgi, algı veya kesinlikte kalan küçük bir boşluğu gösterebilir. I don't quite follow, I don't quite see ve I don't quite remember bunun örnekleridir.
Alıştırma
Özgün cümlede don't quite understand ne anlatıyor?
- Nedeni zaten tamamen anlıyorlar.
- Damlanın ne yaptığını hiç anlamıyorlar.
- Bir kısmını anlıyorlar, ancak nedeni henüz tamamen açık değil.
Cevabı göster
Bir kısmını anlıyorlar, ancak nedeni henüz tamamen açık değil.
take a closer look: daha ayrıntılı incelemek
Take a closer look, bir şeyi daha dikkatli veya daha ayrıntılı incelemek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Closer daha yoğun dikkat veya daha ayrıntılı analiz anlamına gelebilir; bu yüzden fiziksel olarak yaklaşmak gerekmez. Let's ile kullanıldığında ifade, dinleyicileri sıradaki ayrıntıyı birlikte incelemeye çağırır ve genel bir gözlemden daha derin bir açıklamaya doğal bir geçiş sağlar. Nesneyi belirtmek için take a closer look at + isim kullanın; nesne bağlamdan belliyse at grubunu kullanmayın.
Alıştırma
“Daha dikkatli incelemek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle daveti tamamlayın: Let's ____ at the map before choosing a route.
Cevabı göster
take a closer look
and basically what it is is it's a filtered piece of glass that's polarized. Dilbilgisi
3:05ve temel olarak polarize edilmiş filtreli bir cam parçasıdır.
Tanım sunmak için what it is is ...
What it is is ... konuşmada bir tanımın veya kimlik açıklamasının geleceğini bildiren bir pseudo-cleft yapısıdır. İlk is, what it is yan cümlesini tamamlar; ikinci is ise bu yan cümlenin tamamını tanımlayıcı bilgiye bağlar. Bu cümlede konuşmacı, kalıptan sonra it's a filtered piece of glass diyerek cümleye yeniden başlar. Fazladan gelen it's, anlık konuşmada doğal bir yeniden başlama izidir; daha düzenli kalıp ise What it is is a filtered piece of glass. şeklindedir.
Alıştırma
Sözlü tanımı, dersteki tanımı öne çıkaran kalıpla tamamlayın: ____ a temporary code that expires after ten minutes.
Cevabı göster
What it is is
Işığın geçmesini engellemek anlamındaki block out
Burada block out, ışığın geçmesini veya kameraya ulaşmasını engellemek anlamına gelir. Filtreyi çevirmek, filtrenin geçmesini engellediği ışık miktarını değiştirir. Bu ayrılabilen öbek fiil, sesi veya görüşü dışarıda tutmayı da anlatabilir: block out the noise, block out the view. Nesne, geçmesi veya algılanması engellenen şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve ışığın girmesini engellemek anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The eye mask is designed to ____ all light.
Cevabı göster
block out
if I put this on the camera that you're looking through here
3:14bunu burada baktığınız kameraya koyarsam
and then I put the Prince Rupert's drop in between the two pieces of glass,
3:17ve ardından iki cam parçasının arasına Prens Rupert damlasını koyarsam,
you should be able to see the internal stresses built up inside the Prince Rupert's drop. Öbek fiiller
3:21Prens Rupert damlasının içinde biriken iç gerilimleri görebilmelisiniz.
built up: içeride birikmiş gerilimler
built up ifadesindeki build up, zamanla birikmek anlamına gelir. İç gerilimler oluşmuş ve camın içinde depolanmış hâlde kalmıştır; ifade herhangi bir şeyin inşa edildiği anlamına gelmez. Burada built up, stresses sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeğidir ve yaklaşık olarak stresses that have accumulated inside anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi birikmiş anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ortaçlı fiille tamamlayın: The energy ____ in the compressed spring was suddenly released.
Cevabı göster
built up
to understand how these stresses got here,
3:26bu gerilimlerin buraya nasıl geldiğini anlamak için,
let's use the color gray to represent nice and strong solid glass. Kalıp ifadeler
3:27iyi ve güçlü sağlam camı temsil etmesi için gri rengi kullanalım.
use X to represent Y: görsel bir kod tanımlamak
use X to represent Y kalıbı; bir işaret, renk, şekil veya nesne olan X’i bir fikir ya da kategori olan Y’nin karşılığı olarak belirler. Burada gri, sağlam ve katı durumdaki camın görsel kodudur. Kalıp açıklamayı iki adımda düzenler: use sözcüğünden sonra görsel ögeyi söyleyin, ardından bu ögenin temsil ettiği anlamı to represent ifadesinden sonra yerleştirin. Nice and strong, camı anlatan konuşma diline özgü bir vurgudur; iki ayrı teknik kategori değildir.
Alıştırma
use X to represent Y kalıbını tamamlayın: We use red circles ____ urgent tasks.
Cevabı göster
to represent
the larger this glass wants to be.
3:36bu camın o kadar büyük olmak isteyeceğini varsaymak güvenlidir.
It's safe to assume that: iyi desteklenen bir çıkarım
Bu cümlede it's safe to assume that, konuşmacının mevcut koşullar veya kanıtlarla yeterince desteklendiğini düşündüğü bir sonucu sunar. Buradaki safe, fiziksel güvenliği değil, çıkarımın güvenilirliğine duyulan güveni anlatır. Yapı It's safe to assume that + yan cümlecik biçimindedir. Ardından gelen iddiayı mutlak bir gerçek olarak değil, makul bir geçici sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi başlangıç, iyi desteklenen ancak mutlak olarak kesin olmayan bir sonucu en iyi biçimde sunar?
- It's possible that ...
- It is certain that ...
- It's safe to assume that ...
Cevabı göster
It's safe to assume that ...
The higher ..., the larger ...: bağlantılı karşılaştırmalı değişim
the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... biçimindeki eşleşmiş yapı, iki değişkenin birlikte değiştiğini gösterir. Bu cümlede sıcaklık yükseldikçe camın ulaşma eğiliminde olduğu boyut da büyür. Buradaki iki the, sıradan belirli tanımlıklar değil, eşleşmiş yapının dil bilgisel işaretleridir. wants to be, malzemenin genleşme eğilimini kişileştirir: camın doğal olarak yöneldiği boyutu anlatır, bir isteği değil.
Alıştırma
Bağlantılı değişim kalıbını eksik yapı sözcükleriyle tamamlayın: ____ faster the wind blows, ____ harder it is to walk.
Cevabı göster
the · the
Blue represents glass that's cooling off or transitioning between the two states.
3:38Mavi, soğumakta olan veya iki durum arasında geçiş yapan camı temsil eder.
this glass is shrinking and basically pulling in on itself.
3:44bu cam küçülüyor ve temelde kendi içine doğru çekiliyor.
Think of a Prince Rupert's drop as a bunch of little infinitesimal pieces of glass Anlatım akışı
3:47Bir Prens Rupert damlasını, bir sürü küçük sonsuz küçüklükte cam parçası olarak düşünün
with each piece trying to interact with the pieces around it. Dilbilgisi
3:50her bir parça etrafındaki parçalarla etkileşime girmeye çalışıyor.
Think of X as Y: zihinsel bir model kurmak
Think of X as Y, dinleyiciyi X'i anlamak için Y'yi zihinsel bir model olarak kullanmaya yönlendirir. Burada konuşmacı, camın içindeki etkileşimleri daha kolay açıklayabilmek için damlayı son derece küçük birçok parça olarak hayal etmemizi ister. Bu yapı, sonraki bilgilerin nasıl anlaşılacağını düzenler; camın gerçekten ayrı ayrı görülebilen parçalardan yapıldığını iddia etmez.
Alıştırma
Zihinsel bir model tanıtan yapıyla cümleyi tamamlayın: To understand the network, ____ it ____ a system of roads.
Cevabı göster
think of · as
with + isim + -ing ile eşlik eden bir durum anlatmak
With + isim öbeği + -ing, ana duruma eşlik eden bir durumu sunar. Burada with each piece trying to interact, genel açıklamayla aynı anda hayal edilen her parçanın ne yaptığını ekler. Trying sözcüğündeki -ing biçimi cümlenin ana fiili değildir. Bu with öbeği bir ana cümleye bağlıdır ve arka plan bilgisini kısa bir yapıya sıkıştırır.
Alıştırma
Cümleyi eşlik eden durumu kısa biçimde veren yapıyla tamamlayın: The guide walked ahead, ____ the visitors ____ behind.
Cevabı göster
with · following
When the molten glass is first dripped into the water,
3:53Erimiş cam ilk olarak suya damlatıldığında,
the outside layer touches the water and immediately solidifies.
3:55dış katman suya temas eder ve hemen katılaşır.
lock in: bir durumu değişmesi zor olacak şekilde sabitlemek
Burada locks in, 'bir şeyi sonradan değiştirilmesi zor olacak biçimde sabitler veya dengeler' anlamındadır. Dış cam hızla soğuyup önce katılaştığı için biçimi sonraki değişimleri sınırlar. in parçacığı ortaya çıkan sabit durumu gösterir; şeklin bir kabın içine kilitlendiği anlamına gelmez. Burada lock in geçişlidir: lock in + nesne. Fiyat, sonuç ya da avantaj gibi fiziksel olmayan şeylerle de kullanılabilir.
Alıştırma
‘Oranın değiştirilmesini zorlaştırmak’ anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: Sign today to ____ the interest rate for five years.
Cevabı göster
lock in
As + yan cümle: birlikte gelişen iki süreç
Bu cümlede As bir zaman ilişkisi kurar: ısı suya aktarılırken içteki cam yavaş yavaş soğur. İki süreç aynı zaman aralığında gelişir. slowly begins gibi aşamalı değişimi belirten sözler burada zaman anlamını seçmeye yardımcı olur. Süreç anlatımlarında as + yan cümle, çoğu zaman değişen bir süreci başka bir sürecin zaman çerçevesi olarak sunar; otomatik olarak because anlamına gelmez.
Alıştırma
'As the metal cools, it slowly contracts,' cümlesinde As hangi ilişkiyi ifade eder?
- Cümle yalnızca bir neden verir ve zamanlama hakkında hiçbir şey söylemez.
- Metal soğumadan önce büzülür.
- Soğuma ve büzülme aynı zaman aralığında gelişir.
Cevabı göster
Soğuma ve büzülme aynı zaman aralığında gelişir.
The problem is that because it's already locked in as a round solid,
4:11Sorun şu ki, zaten yuvarlak bir katı olarak kilitlenmiş olduğundan,
kind of like how an arch compresses and gets stronger when you put your weight on it, Notlar
4:17bir kemerin üzerine ağırlık bindiğinde sıkışıp güçlenmesine benzer şekilde,
put your weight on it: bir desteğe vücut ağırlığını vermek
Put your weight on something, söz konusu nesnenin veya yüzeyin vücut ağırlığınızın bir kısmını ya da tamamını taşımasını sağlamak demektir. Genellikle yaslanma, bastırma, üzerine basma veya bir desteğe ağırlık verme hareketlerini anlatır. put your weight on it ifadesindeki it, daha önce sözü edilen kemeri belirtir. İfade burada gerçek anlamdadır: kişinin ağırlığı yapıya fiziksel kuvvet uygular.
Alıştırma
“Korkuluğun vücut ağırlığınızı taşımasını sağlamak” anlamındaki gündelik eşdizimle güvenlik uyarısını tamamlayın: The railing is loose, so do not ____.
Cevabı göster
put your weight on it
kind of like how: yaklaşık bir benzetme kurmak
Kind of like how, açıklanan sürece yaklaşık bir benzetme olarak tanıdık bir süreci sunar. Kind of karşılaştırmayı yumuşatır: iki mekanizma anlamaya yardımcı olan bir özellik paylaşır, ancak tamamen aynı oldukları ileri sürülmez. Burada ifade, malzemenin güçlendiği iddiasından kemer karşılaştırmasına geçiş yapar. how sonrasındaki yan cümle tanıdık neden-sonuç düzenini verirken only this is in all directions benzetmenin sınırını hemen belirtir.
Alıştırma
kind of like how, karşılaştırma hakkında dinleyiciye ne anlatır?
- Karşılaştırma yararlıdır ancak yaklaşıktır.
- İki mekanizma bilimsel olarak tamamen aynıdır.
- Konuşan kişi karşılaştırma yerine gerçek anlamda bir örnek veriyordur.
Cevabı göster
Karşılaştırma yararlıdır ancak yaklaşıktır.
And because the cooling glass can't move that outside layer,
4:22Ve soğuyan cam dış katmanı hareket ettiremediği için,
causing it to be in extremely high tension. Dilbilgisi
4:26aşırı yüksek bir gerilim içinde olmasına neden olur.
causing it to be ...: ortaya çıkan bir durumu anlatmak
causing it to be in extremely high tension biçimindeki -ing yan cümlesi, az önce açıklanan bütün sürecin sonucunu verir: hareketi kısıtlanan cam kendisine karşı çekilir ve bu, camı çok yüksek bir çekme gerilimi durumuna sokar. Buradaki it, camı ifade eder. causing + nesne + to be + tümleç kalıbı, sonucu doğrudan önceki ana cümleye bağlamanızı sağlar. Causing, soğuyan camın sonucu bilerek oluşturduğu anlamına gelmez; neden, ana cümlede anlatılan durum veya süreçtir.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini causing + nesne zamiri + to be ile tamamlayın: The rigid frame prevents the panel from shrinking, ____ under high tension.
Cevabı göster
causing it to be
there you have it: tamamlanan sonucu sunmak
There you have it, anlatımı bitiren kalıplaşmış bir ifadedir. Burada açıklamanın ve sürecin tamamlandığını bildirir ve nihai sonucu, yani bir Prens Rupert damlasını sunar. There bir yeri göstermez, have de sahiplik anlamına gelmez. Bu ifade, dinleyiciyi son adımdan sonuca yönlendirerek söylemi düzenler.
Alıştırma
Hangi durumda “There you have it” demek en doğaldır?
- Basit bir deneyin son adımını gösterip sonucu sunduktan sonra
- Birini odanın karşı tarafındaki bir koltuğa yönlendirirken
- Cam bir süs eşyasının kime ait olduğunu sorarken
Cevabı göster
Basit bir deneyin son adımını gösterip sonucu sunduktan sonra
and the inside is in extremely high tensile stress.
4:35ve iç taraf aşırı yüksek çekme gerilimi altındadır.
compressive stress ile tensile stress karşılaştırması
Malzeme biliminde stress, bir malzemeye yük uygulandığında oluşan birim alan başına iç kuvvettir. Burada duygusal veya psikolojik baskı anlamına gelmez. Compressive stress, kuvvetler malzemeyi birbirine doğru itip sıkıştırdığında; tensile stress ise malzemeyi çekip uzattığında oluşur. Cümlede basma dış kısımda, çekme ise iç kısımda yer alır; bu ikili durum, malzemenin mekanik şekil değiştirme enerjisini nasıl depoladığını açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bir malzeme bir eksen boyunca zıt yönlere doğru çekiliyor. Oluşan iç gerilimi hangi terim adlandırır?
- psychological stress
- compressive stress
- tensile stress
Cevabı göster
tensile stress
Sistem metaforu olarak one link in this tension chain
one link in this tension chain ifadesi kavramsal bir metafordur. Link, bağlantılı tek bir parçayı; tension chain ise birbirine bağımlı gerilimlerin oluşturduğu kesintisiz sistemi anlatır. Camın içinde metal bir zincir bulunduğu anlamına gelmez. Bir halkayı kesmek, bu bağlantılı gerilim durumunun bir noktasını bozmak demektir. Parçalar birbirine bağlı olduğundan arıza zincirin devamında ilerleyebilir; bu metafor, dinleyicinin malzeme boyunca yayılan zincirleme tepkiyi gözünde canlandırmasını sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede one link in this tension chain neyi temsil ediyor?
- Birbirine bağlı bir gerilim sisteminin tek bir parçası
- Camın içine fiziksel olarak yerleştirilmiş metal bir halka
- Daha fazla bilgiye yönlendiren bir köprü
Cevabı göster
Birbirine bağlı bir gerilim sisteminin tek bir parçası
feeding off of: bir kaynaktan enerji almak
Bu cümlede feeding off of, “bir şeyden enerji alıp onun sayesinde devam etmek” anlamına gelir. Kırılma süreci, kaynağı olarak camın kendi içinde önceden depolanmış enerjiyi kullanır; dışarıdan yeni bir güç eklenmez. Kalıp feed off of + kaynak şeklindedir. Bir sürecin, sistemin, duygunun veya kişinin bir kaynaktan güç alarak kuvvetlenmesini ya da sürmesini anlatabilir; mutlaka gerçek anlamda beslenmeyi ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyden enerji almak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The performer kept ____ the crowd's excitement.
Cevabı göster
feeding off of
stored up energy: daha sonra açığa çıkmak üzere birikmiş enerji
Stored up energy, zamanla birikmiş ve daha sonra kullanılmak ya da serbest bırakılmak üzere hazır kalan enerjidir. Stored up, energy sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı grubudur; up, store up öbek fiilinin parçasıdır ve yukarı doğru hareketi anlatmaz. Store up, yavaş yavaş bir rezerv oluşturma anlamını ekler. Aynı yapı, zaman içinde biriken malzemeleri, kaynakları veya duyguları da anlatabilir.
Alıştırma
“The spring released its stored-up energy,” cümlesinde stored-up energy ne anlama gelir?
- Yalnızca yukarı doğru hareket edebilen enerji
- Birikmiş ve serbest bırakılabilene kadar saklanan enerji
- Dış bir kaynaktan sürekli sağlanan enerji
Cevabı göster
Birikmiş ve serbest bırakılabilene kadar saklanan enerji
The difference here is that instead of releasing chemical potential energy, Dilbilgisi
4:44Buradaki fark, kimyasal potansiyel enerjinin açığa çıkması yerine,
instead of releasing: instead of + -ing yapısı
Bu cümlede instead of releasing, gerçekleşmeyen mekanizmayı gösterir. Gerçek alternatif daha sonra gelir: kimyasal potansiyel enerji değil, mekanik gerinim enerjisi açığa çıkar. Instead of, of edatıyla biter. Ardından bir eylem geliyorsa fiilin -ing biçimi kullanılır: instead of releasing. Aktarılabilir kalıp instead of + isim veya -ing biçimidir; yöntemleri karşılaştırmak ve bir varsayımı düzeltmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
instead of sonrasında release fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The system stores the extra energy instead of ____ it as heat.
Cevabı göster
releasing
This wave of energy is what we call a failure front. Kalıp ifadeler
4:50Bu enerji dalgasına kırılma cephesi diyoruz.
what we call a failure front: bir terimi tanıtma
Burada what we call a failure front, enerji dalgasına bir ad verir. Call, bir şeye ad vermek anlamındadır ve a failure front burada tanıtılan addır. Aktarılabilir kalıp be + what we call + isim öbeğidir ve tarif edilen şeyi adıyla ilişkilendirir. Açıklamalarda what we call ifadesini duymak, çoğu zaman sırada bir tanım veya teknik terim olduğuna işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü adlandırma ifadesiyle tamamlayın: This sudden period of unusually cold weather is ____ a cold snap.
Cevabı göster
what we call
You can directly measure the velocity of that failure front
4:52Yeterince hızlı bir kameranız olduğu sürece
as long as you have a camera fast enough. Dilbilgisi
4:55bu kırılma cephesinin hızını doğrudan ölçebilirsiniz.
Koşul bildiren as long as
Burada as long as bir koşul belirtir: Kamera yeterince hızlıysa doğrudan ölçüm yapmak mümkündür. Bu cümlede süre bildirmez. as long as + yan cümle yapısı, ana cümledeki sonucun gerçekleşmesi için yeterli bir şart sunar. Anlamı provided that ifadesine yakındır, ancak genellikle biraz daha konuşma diline özgüdür.
Alıştırma
“Şu koşulla” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: You may use my camera ____ you return it before dinner.
Cevabı göster
as long as
Let's give it a shot at 130,000 frames per second. Deyimler
4:57Saniyede 130.000 kare ile bir deneyelim.
Give it a shot: bir girişimde bulunmak
Give it a shot, “denemek” veya “bir girişimde bulunmak” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede, konuşma aşamasından saniyede 130.000 kareyle gerçek bir teste geçmeyi önerir. it zamiri, önerilen eylem veya planı genel olarak ifade edebilir; görünür bir nesnenin adını vermesi gerekmez. Shot fotoğrafçılık söz varlığına da ait olsa da deyimin buradaki temel anlamı “deneme”dir.
Alıştırma
“Onu denemek” anlamındaki dört sözcüklü ders deyimiyle tamamlayın: The new climbing route looks difficult, but let's ____.
Cevabı göster
give it a shot
If you found this interesting and you want to support him by buying stuff,
5:43Eğer bunu ilginç bulduysanız ve bir şeyler satın alarak onu desteklemek isterseniz,
check out a website: siteyi ziyaret edip incelemek
“go check out his website” ifadesinde check out, “internet sitesini ziyaret edip içeriğine göz atmak” anlamına gelir. Birini bir şeye ilgi göstermeye davet eden veya yönlendiren bir öbek fiildir. Nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur: nesne bir internet sitesi, video, mağaza veya etkinlik olduğunda check out genellikle “bir göz atmak” ya da “incelemek” demektir; “otelden çıkış yapmak” demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle birini internet sitesini ziyaret edip incelemeye doğal biçimde davet eder?
- Check out of the hotel before noon.
- Check out our website for more photos.
- Check our website address for a typo.
Cevabı göster
Check out our website for more photos.
Amerikan İngilizcesinde be named for someone
“These things are named for ... Prince Rupert” ifadesinde be named for + kişi, o kişinin söz konusu şeylerin adının kaynağı olduğu anlamına gelir. Bu bir edilgen yapıdır: şeyler adı alır ve for, adın geldiği kişiyi veya başka kaynağı tanıtır. Buradaki for, birinin ad verme işini iyilik olarak ya da başka biri adına yaptığı anlamına gelmez. Amerikan İngilizcesinde named for çoğu zaman named after ile aynı anlama gelir.
Alıştırma
Amerikan İngilizcesinde hangi cümle kütüphanenin adını Dr. Maya Chen’den aldığını ifade eder?
- The library is named for Dr. Maya Chen.
- The library was named by Dr. Maya Chen.
- Dr. Maya Chen named the library for its downtown location.
Cevabı göster
The library is named for Dr. Maya Chen.
ironik bir ara söz olarak imagine that
Buradaki imagine that, zihinde bir şey canlandırmaya yönelik gerçek bir emir değil, ironik bir ara sözdür. Bu şeyler Prince Rupert'ın adını taşıdığı için ifade, adın kaynağının apaçık oluşuyla şakalaşır. Başka bağlamlarda Imagine that! gerçek bir şaşkınlığı ifade edebilir. Burada ise hiç şaşırtıcı olmayan bir durum için şaşkınlık dili kullanılması ironi yaratır.
Alıştırma
Burada imagine that ne anlatıyor?
- Konuşmacı Prince Rupert'ın gerçekten yaşayıp yaşamadığından emin değildir.
- Adın Prince Rupert ile bağlantısı açıktır ve konuşmacı bununla ilgili şaka yapmaktadır.
- Konuşmacı izleyicilere Prince Rupert'ın ayrıntılı bir görüntüsünü zihinlerinde canlandırmalarını emretmektedir.
Cevabı göster
Adın Prince Rupert ile bağlantısı açıktır ve konuşmacı bununla ilgili şaka yapmaktadır.
back in the 1600s: geçmiş bir döneme bakmak
Back in + geçmiş bir zaman, olayı daha önceki bir döneme yerleştirir ve bugünden geçmişe bakma hissi katar. Buradaki back in the 1600s, 1600 ile 1699 arasını, yani 17. yüzyılı anlatır. Back burada hareket yönünü belirtmez. Konuşma dilinde kullanılan bir zaman işaretidir ve yıllarla, on yıllarla, tarihî dönemlerle veya birinin hayatındaki eski aşamalarla kullanılabilir.
Alıştırma
back in + yıl kalıbını kullanarak cümleyi 1985 ile tamamlayın: My grandparents bought this house ____.
Cevabı göster
back in 1985
He brought these over as a gift to King Charles II in England,
6:12Bunları İngiltere'deki Kral II. Charles'a bir hediye olarak getirdi,
who gave them to his Royal Society to try to figure out. Notlar
6:15o da çözmeye çalışmaları için bunları Kraliyet Cemiyetine verdi.
Royal Society: Britanya bilim kurumu
Bu cümlede Royal Society, köklü bir Britanya bilim kurumunun özel adıdır. Society kurum adının bir parçasıdır; genel anlamda toplum ya da kralın kişisel sosyal çevresi demek değildir. Burada bilinmesi gereken tarihsel nokta, II. Charles'ın nesneleri üyelerinin incelemesi için örgütlü bir bilim kuruluşuna vermesidir.
Alıştırma
Cümlede Royal Society neyi ifade ediyor?
- Bir Britanya bilim kurumu
- Genel olarak Britanya toplumu
- Kralın kişisel arkadaş çevresi
Cevabı göster
Bir Britanya bilim kurumu
figure out: düşünerek veya araştırarak anlamak
Figure out, düşünme, araştırma veya deneme yoluyla bir anlayışa, çözüme ya da açıklamaya ulaşmak demektir. Bu cümlede belirli nesne söylenmemiştir; bağlam, nesnelerin neden bu şekilde davrandığı sorusunu tamamlar. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim out sözcüğünden sonra veya iki parçanın arasında kullanılabilir: figure out the problem ve figure the problem out. Bir zamir mutlaka araya gelir: figure it out.
Alıştırma
Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three experiments, the students finally ____ why the liquid changed color.
Cevabı göster
figured out
Hafif bir şaşkınlık ünlemi olarak Holy smokes!
“Holy smokes!”, konuşanın çok şaşırdığını veya hayran kaldığını gösteren kalıplaşmış bir ünlemdir. Bu cümlede gergin bir ana verilen ani tepkidir; smokes gerçek dumana gönderme yapmaz, holy de dinî bir ifade oluşturmaz. İfadenin tamamı tek başına eksiksiz bir tepki işlevi görür; kelimesi kelimesine yorumlanacak bir isim grubu değildir.
Alıştırma
Bir kişi şaşırtıcı bir sonuç görüp “Holy smokes!” diyor. Bu ünlem ne anlatır?
- Gerçekten duman olduğuna dair bir uyarı
- Güçlü şaşkınlığın hafif ve şakacı bir şekilde ifade edilmesi
- Ciddi bir dinî ifade
Cevabı göster
Güçlü şaşkınlığın hafif ve şakacı bir şekilde ifade edilmesi
Tension's killing me ifadesindeki çift anlam
Tension's ifadesindeki 's, is sözcüğünün kısaltmasıdır; dolayısıyla cümlecik tension is killing me anlamına gelir. Killing me, gayriresmî bir abartıdır: konuşan kişi gerilime dayanmanın çok zor olduğunu söyler, bunun gerçekten ölümcül olduğunu değil. Cümle aynı zamanda bir kelime oyunudur. Tension, beklerken hissedilen kaygılı gerilimi anlatabilir; ayrıca bir malzemedeki fiziksel gerilimi veya çekme gerilmesini çağrıştırabilir. Aynı sözcük, konuşanın duygusuyla cam deneyini birbirine bağlar.
Alıştırma
Bir cam gerilme testi sırasında gergin bir kişi “tension's killing me.” diyor. Bu cümle neden komiktir?
- Çünkü tension's iyeliktir ve bir şeyin tension sözcüğüne ait olduğunu gösterir
- Çünkü konuşan kişi camın zehirli duman ürettiğini düşünmektedir
- Çünkü tension hem fiziksel çekme gerilmesini hem de kaygılı bekleyişi anlatırken killing me bir abartıdır
Cevabı göster
Çünkü tension hem fiziksel çekme gerilmesini hem de kaygılı bekleyişi anlatırken killing me bir abartıdır
blow up, Blowed up ve standart geçmiş biçimi blew up
Bu sahnede blow up, “şişirmek” değil, “patlamak” veya “parçalanmak” anlamına gelir. Bu bir phrasal verb yapısıdır: zaman çekimini blow taşır, up ise değişmeden kalır. Blowed up, şaka amacıyla bilerek kullanılan standart dışı bir geçmiş zaman biçimidir. Standart geçmiş zaman blew up şeklindedir; örneğin It blew up. denir. Şakayı fark etmek yararlıdır, ancak öğrenciler bu biçimi normal İngilizceymiş gibi kullanmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi blow up ifadesinin standart geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. İki kelime yazın: The balloon suddenly ____ during the experiment.
Cevabı göster
blew up