Yerden tasarruf sağlayan güneş enerjisi tüyoları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, şehir çatılarında yer kalmadığında güneş enerjisinin nasıl yaygınlaştırılabileceğini inceliyor; süpermarket otoparklarının üzerindeki güneş panelli kanopileri, uzaya yerleştirilecek panellerle elektrik üretme planıyla karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Harnessing the power of the sun — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. harness the power of something kalıbını enerji, teknoloji, doğal güçler veya insan yetenekleri gibi kaynaklara yalnızca sahip olmayı değil, onları yararlı ve üretken biçimde kullanmayı anlatırken kullanmayı öğrenirsiniz. 2. quite literally out of this world. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu ifadenin normalde olağanüstü bir şeyi nitelediğini, ancak önerilen paneller gerçekten uzayda olacağı için burada sözcüğü sözcüğüne de anlam taşıdığını fark edersiniz; böylece iki anlamın aynı anda işlemesiyle oluşan mizahı ve kelime oyununu anlayabilirsiniz. 3. economically feasible. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi. Bu resmî terimin, beklenen ekonomik faydaların maliyetleri haklı çıkardığı veya aştığı anlamına geldiğini kavrar; bir iş, mühendislik ya da kamu politikası önerisinin mali açıdan uygulanabilirliğini değerlendirirken doğru biçimde kullanabilirsiniz.
Bu derste
6 Minute English from bbclearningenglish.com.
0:01bbclearningenglish.com'dan 6 Dakikalık İngilizce.
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Dakikalık İngilizce.
solar panels are appearing in more and more places. Dilbilgisi
0:17güneş panelleri giderek daha fazla yerde ortaya çıkıyor.
As the world switches from fossil fuels to renewable sources of energy: Değişim sürerken anlamındaki As
Burada As, “bir değişim gelişirken” ya da “bu değişim olurken” anlamına gelir. As ile başlayan yan cümle değişen arka planı verir: dünya yenilenebilir enerjiye yönelmektedir. Ana cümle de bununla birlikte gelişen durumu belirtir: güneş panelleri daha fazla yerde görülmektedir. As + değişen durum, ana cümle kalıbı haberlerde ve açıklamalarda yaygındır. Bilgiyi önce arka plandaki değişim, ardından bununla bağlantılı bir sonuç veya eğilim gelecek şekilde düzenler. Buradaki As “... sıfatıyla” anlamına gelmez ve tek başına nedeni because kadar doğrudan belirtmez.
Alıştırma
Cümlenin başındaki As hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- İlk yan cümle değişen bir arka plan verir, ana cümle de bununla bağlantılı bir eğilimi anlatır.
- İlk yan cümle enerji değişiminin güneş panelleri ortaya çıkmadan önce tamamlandığını söyler.
- İlk yan cümle dünyanın hangi sıfatla hareket ettiğini belirtir.
Cevabı göster
İlk yan cümle değişen bir arka plan verir, ana cümle de bununla bağlantılı bir eğilimi anlatır.
switches from fossil fuels to renewable sources of energy: switch from A to B kalıbı
switch from A to B, A’dan B’ye geçmek demektir. from ilk seçeneği veya durumu, to ise yeni olanı gösterir. Bu cümlede A fossil fuels, B ise renewable sources of energy ifadesidir. Hem eski hem de yeni seçenek söylendiğinde from ve to birlikte kullanılır. Bu kalıp araç, sistem, alışkanlık ve yöntem değişiklikleri için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi switch from A to B kalıbındaki iki edatla tamamlayın: The office switched ____ paper records ____ a digital system.
Cevabı göster
from · to
more and more + çoğul isim
more and more places ifadesinde sabit yapı olan more and more, çoğul isim places’in önünde yer alır. Bu yapı, yalnızca çok sayıda yer olduğunu değil, yer sayısının sürekli arttığını belirtir. More and more, bir miktarın veya sayının arttığını göstermek için bir ismin önünde kullanılabilir. Sayılabilen isimlerle more and more people veya more and more companies örneklerinde olduğu gibi çoğul biçim kullanılır. Bir sıfatın ya da zarfın önünde ise more and more important örneğindeki gibi derecenin giderek arttığını gösterebilir.
Alıştırma
Sayının sürekli arttığını belirten tekrarlı karşılaştırma yapısıyla cümleyi tamamlayın: Every year, ____ schools add vegetable gardens.
Cevabı göster
more and more
And with good reason.: önceki ifadeyi destekleyip gerekçeleri haber vermek
And with good reason. önceki iddiaya dönerek onun güçlü ve mantıklı bir dayanağı olduğunu söyler. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak önceki noktayı onaylar ve ardından gerekçelerin ya da kanıtların geleceğini haber verir. Bu, bilinçli olarak eksiltilmiş bir cümledir; yaklaşık olarak And there is good reason for that. anlamına gelir. Buradaki with, birinin bir gerekçeyi kelimenin gerçek anlamıyla taşıdığını veya ona sahip olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
And with good reason. bir paragrafta temel olarak neyin işaretini verir?
- Önceki noktayı onaylar ve destekleyici gerekçelerin ardından geleceğini bildirir.
- Tartışmayı bitirir ve ilgisiz bir konuya geçer.
- Dinleyiciden daha iyi bir gerekçe sunmasını ister.
Cevabı göster
Önceki noktayı onaylar ve destekleyici gerekçelerin ardından geleceğini bildirir.
Yes, today the world is generating 10 times more solar electricity than a decade ago. Dilbilgisi
0:22Evet, bugün dünya on yıl öncesine göre 10 kat daha fazla güneş elektriği üretiyor.
10 times more solar electricity than: on katlık karşılaştırma
10 times more solar electricity than ifadesi bugünkü miktarı on yıl önceki miktarla karşılaştırır. Bu haber bağlamında, bugünkü güneş elektriği miktarının önceki miktarın on katı olduğu anlamına gelir. Kalıp, çarpan + more + isim + than + referans noktası şeklindedir. more ve than sözcüklerini tek bir karşılaştırma çerçevesi olarak okuyun: isim neyin ölçüldüğünü, than sonrasındaki bölüm ise temel alınan değeri gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede 10 times more solar electricity than a decade ago ne anlama gelir?
- Bugünkü güneş enerjisi üretimi on yıl öncesine göre yalnızca yüzde 10 daha yüksektir.
- Bugünkü güneş enerjisi üretimi on yıl öncekinin on katıdır.
- On yıl önceki güneş enerjisi üretimi bugünkünün on katıydı.
Cevabı göster
Bugünkü güneş enerjisi üretimi on yıl öncekinin on katıdır.
on track to meet the UN's 2050 net zero targets. Notlar
0:31BM'nin 2050 net sıfır hedeflerine ulaşma yolunda ilerleyen.
And what's more: daha güçlü bir nokta eklemek
And what's more, başka bir noktayı ekleyen ve bu yeni bilgiyi özellikle yararlı, şaşırtıcı ya da ikna edici olarak sunan bir bağlayıcı ifadedir. Burada önceki olgunun ardından güneş enerjisiyle ilgili iddiaya daha fazla ağırlık kazandırır. And önceki ifadeyle bağlantı kurarken what's more sırada gelen bilgiyi düzenler. what's, what is ifadesinin kısaltması olsa da tüm ifade burada bir soru değil, bir cümle bağlayıcısıdır.
Alıştırma
En uygun bağlayıcıyı seçin: The plan is affordable. ____, it can be finished in one week.
- For example
- However
- What's more
Cevabı göster
What's more
on track to meet: bir hedefe doğru planlandığı gibi ilerlemek
Be on track to do something, mevcut ilerlemenin beklenen sonucu hâlâ olası kılacak kadar iyi olduğu anlamına gelir. Bu cümlede on track to meet, güneş enerjisinin hedefe ulaşmayı mümkün kılabilecek biçimde ilerlediğini belirtir; hedefe zaten ulaşıldığı veya bunun garanti olduğu anlamına gelmez. Burada track, planlanmış bir ilerleme yolunun benzetmesidir; meet a target ise “bir hedefe ulaşmak” demektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be on track to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi “beklendiği gibi ilerlemek ve ulaşması olası olmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: After a strong first quarter, the team is ____ its annual sales target.
Cevabı göster
on track to meet
net zero targets: iklim politikası hedefleri
Net zero targets, toplam sera gazı emisyonlarıyla toplam giderimleri dengeleyerek net emisyonları sıfıra indirmeyi amaçlayan hedeflerdir. Genellikle emisyonların büyük ölçüde azaltılmasını ve ortadan kaldırılması zor kalan emisyonların giderimlerle dengelenmesini gerektirir; her emisyonun tamamen durması anlamına gelmez. Bu cümlede UN, United Nations yani Birleşmiş Milletlerdir; 2050 ise hedef yıldır. Bu ifade, cümleyi iklim ve enerji politikası bağlamına yerleştirir.
Alıştırma
Net zero target ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Emisyonları büyük ölçüde azaltmak ve kalan emisyonları giderimlerle dengeleyerek net emisyonları sıfıra indirmek.
- Her türlü enerji kullanımını hemen sona erdirmek.
- Bir kuruluşun mali kârını sıfıra indirmek.
Cevabı göster
Emisyonları büyük ölçüde azaltmak ve kalan emisyonları giderimlerle dengeleyerek net emisyonları sıfıra indirmek.
But there's a problem. Space. — engeli bir isim parçasıyla öne çıkarma
But, anlatımı bir zorluğa doğru yöneltir. But there's a problem önce bir engel olduğunu bildirir; ardından tek sözcüklük isim parçası Space. bu engelin adını koyar ve onu öne çıkarır. Burada space, uzay değil, kullanılabilir yer veya alan anlamındadır. Bu kalıp, konuşanın bir sorunu haber vermesini, duraklamasını ve vurgu için sorunun adını kısaca söylemesini sağlar.
Alıştırma
Ayrı Space. parçası bilgiyi düzenlerken nasıl bir etki yaratır?
- Bir engel olduğunu bildirir, sonra bu engelin alan olduğunu öne çıkarır.
- Konuyu uzay yolculuğuna çevirir.
- space sözcüğünü önceki cümleden bağımsız bırakır.
Cevabı göster
Bir engel olduğunu bildirir, sonra bu engelin alan olduğunu öne çıkarır.
As the rooftops in our cities and towns get filled up with solar panels, Öbek fiiller
0:38Şehirlerimizdeki ve kasabalarımızdaki çatılar güneş panelleriyle doldukça,
get filled up with — dolu bir duruma doğru değişim
Get + geçmiş zaman ortacı çoğu zaman bir durum değişikliğini anlatır. get filled up with yapısında, daha fazla şey bir yeri kapladıkça o yer veya kullanılabilir alan dolu hâle gelir; up ise çok az boş alan kaldığı düşüncesini ekler. Bu yan cümlede, giderek daha fazla çatı güneş panelleriyle kaplanmaktadır. İfade yalnızca panellerin mevcut olduğunu değil, bu değişim sürecini öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın. Odanın boş alan kalmayacak şekilde değiştiğini göstermelidir: As deliveries arrived, the storage room began to ____ boxes.
Cevabı göster
get filled up with
finding space for them becomes difficult: özne olarak -ing öbeği
Finding space for them, becomes difficult yükleminin öznesi olan bir -ing öbeğidir. “Güneş panelleri için yer bulma” eyleminin tamamını zorlaşan şey olarak adlandırır. Bu etkinlik tek bir fikir olarak ele alındığından fiil tekil biçimde kullanılır: becomes. Buradaki finding, devam eden zaman yapısının parçası değildir; önünde be fiilinin bir biçimi yoktur. Bunun yerine -ing öbeği eylemi cümlenin konusu hâline getirir. Bu kalıp bir etkinliği sorun, zorluk, yarar veya hakkında yorum yapılan başka bir konu olarak sunmayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede bir -ing öbeği doğru biçimde özne olarak kullanılmıştır?
- Finding a quiet room becomes difficult during the festival.
- Find a quiet room becomes difficult during the festival.
- They are finding a quiet room during the festival.
Cevabı göster
Finding a quiet room becomes difficult during the festival.
we'll be exploring two surprising solar projects
0:47iki şaşırtıcı güneş enerjisi projesini keşfedeceğiz
to build PV panels in all kinds of weird and wonderful places. Kalıp ifadeler
0:50her türlü tuhaf ve harika yere fotovoltaik paneller kurmayı amaçlayan.
In this program, we'll be exploring... ile konuyu önceden tanıtmak
In this program çerçeveyi belirler: konuşmacı bu programın içeriğinden söz etmektedir. Ardından we'll be exploring, gelecek konuyu önceden tanıtır. İfade bir bütün olarak yol gösterici işlev görür ve izleyiciye sonraki bölümde nelerin ele alınacağını bildirir. We'll be exploring gelecek zamanda devam eden yapıdadır, ancak buradaki temel görevi bir eylemi gelecekteki kesin bir zamana yerleştirmek değildir. Sunucular bunu, planlanmış bir konuyu program boyunca izleyiciyle paylaşılan bir keşif yolculuğu gibi göstermek için sıkça kullanır.
Alıştırma
In this program, we'll be exploring... ifadesinin temel işlevi nedir?
- Programın sona erdiğini duyurmak
- İzleyicinin karşılaşacağı konuyu önceden tanıtmak
- Sunucuların dün bitirdiği işi bildirmek
Cevabı göster
İzleyicinin karşılaşacağı konuyu önceden tanıtmak
weird and wonderful: çekici bir biçimde sıra dışı
Weird and wonderful, sıra dışı ve şaşırtıcı, aynı zamanda ilginç ya da keyif verici şeyleri anlatan canlı bir ikili ifadedir. Bu cümlede yalnızca kötü veya rahatsız edici değil, beklenmedik ama heyecan verici yerleri anlatır. Olumlu bir sözcük olan wonderful, weird sözcüğünü yumuşatır ve ifadeye meraklı, beğeni dolu bir ton verir. Unusual sözcüğünden daha eğlenceli ve olumludur; strange ise bazen olumsuz duyulabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede weird and wonderful doğal biçimde kullanılmıştır?
- The market sells a weird and wonderful mix of handmade gifts.
- Your injured ankle looks weird and wonderful.
- The safety guide gives weird and wonderful instructions for a fire.
Cevabı göster
The market sells a weird and wonderful mix of handmade gifts.
we'll be learning some useful new vocabulary, too.
0:56biz de bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.
Harnessing the power of the sun is not new. Kalıp ifadeler
1:03Güneşin gücünden yararlanmak yeni bir şey değil.
Harnessing the power of the sun: enerjiyi etkili biçimde kullanmak
Harness the power of something, bir şeyin enerjisini, gücünü veya kapasitesini yararlı bir amaç için kontrol etmek ya da kullanmak demektir. Burada harness bir fiildir; bu nedenle vurgulanan bölüm güneş enerjisini kullanmak anlamına gelir, bir insanın veya hayvanın taktığı ekipmanı anlatan isim anlamına gelmez. Harnessing fiilin -ing biçimidir ve Harnessing the power of the sun ifadesinin tamamı is not new yan cümlesinin öznesidir. Bu yapı, etkinliğin kendisinden bir fikir olarak söz etmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi harness the power of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new turbines are designed to ____ wind.
Cevabı göster
harness the power of
solar power dates back over 2,700 years. Öbek fiiller
1:07güneş enerjisi 2.700 yıldan daha eskiye dayanıyor.
dates back over 2,700 years: kökeni geçmişe dayandırmak
Burada dates back, güneş enerjisinin geçmişinin veya kullanımının 2.700 yıldan daha uzun süre önce başladığını anlatır. Bu ifadede date, “geçmişteki bir zamanda ortaya çıkmış olmak” anlamındadır; “romantik bir buluşmaya çıkmak” anlamında değildir. Over 2,700 years bir süre belirtir, bu nedenle doğrudan dates back ifadesinden sonra gelir. Solar power tekil olduğu için fiil dates olur; çoğul bir özneyle date kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi date back ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The castle ____ the fifteenth century.
Cevabı göster
dates back to
mirrors were used to reflect sunlight back onto Roman ships attacking the city of Syracuse, Dilbilgisi
1:13Syracuse şehrine saldıran Roma gemilerine güneş ışığını yansıtmak için aynalar kullanıldı,
were used to reflect sunlight back onto: edilgen amaç ve yön
were used to reflect, insanların aynaları ışığı yansıtma amacıyla kullandığını anlatır. Yapı be + used + to + fiilin yalın hâlidir: mirrors kullanılan nesnedir, to reflect ise kullanım amacını belirtir. Mirrors çoğul olduğu için geçmiş zaman biçimi were olur. reflect sunlight back onto Roman ships ifadesinde back, ışığın yönünün değiştirildiğini gösterir; onto ise ışığın ulaştığı yüzeyi veya hedefi tanıtır. Buradaki used to geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz: were, edilgen fiil were used yapısının bir parçasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların aletleri cam kesme amacıyla kullandığını anlatır?
- These workers were used to cutting glass.
- These tools were used to cut glass.
- These tools used to cut glass.
Cevabı göster
These tools were used to cut glass.
causing them to: sonuç eklemek
causing them to, bu parçanın hemen öncesinde anlatılan eylemin sonucunu belirtir. Burada them, Roma gemilerini ifade eder: önceki eylem gemilerin alev almasına neden olmuştur. Yapı cause + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. causing kullanıldığında -ing yan cümlesinin tamamı önceki cümleciğe bağlıdır ve neden-sonuç ilişkisini kısa biçimde verir; yeni bir ana cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi causing them to ile tamamlayın: The coach gave the players the wrong time, ____ arrive late.
Cevabı göster
causing them to
catch fire: yanmaya başlamak
Catch fire, “yanmaya başlamak” veya “alev almak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede gemiler yanmaya başlar. Catch burada “yakalamak” anlamına gelmez ve bu ifadede fire sözcüğünden önce artikel kullanılmaz. Özne, yanmaya başlayan şeydir: bir şey catches fire.
Alıştırma
Cümleyi catch fire ile tamamlayın: Keep the towels away from the stove because they could ____.
Cevabı göster
catch fire
But which ancient Greek philosopher was responsible for this solar heat ray? Kalıp ifadeler
1:22Peki bu güneş ısısı ışınından hangi antik Yunan filozofu sorumluydu?
was responsible for: suçlama olmadan bir sonucu birine atfetmek
Bu soruda was responsible for, güneş ısısı ışınının arkasındaki filozofun kim olduğunu, yani onu kimin tasarladığını veya ortaya çıkmasını sağladığını sorar. Burada suçlama değil, sonucu bir kişiye atfetme vardır. Yapı be responsible for + isim veya fiilin -ing biçimidir. Anlamı bağlam belirler: bir görev, neden veya sonucun arkasındaki kişiyi gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için be responsible for yapısının geçmiş zamanını ve parantezdeki fiili kullanın: Maya ____ the new booking system. (design)
Cevabı göster
was responsible for designing
I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı
1:35cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
I'll reveal the answer later in the program: merak uyandırmak için cevabı sonraya bırakmak
Burada I'll reveal the answer later in the program, izleyicilere sorunun yanıtlanacağını ancak bunun henüz olmayacağını söyler. Sunucu, dinleyicilerin merakını canlı tutmak için cevabı programın ilerleyen kısmına yerleştirir. Reveal, daha önce gizli tutulan veya açıklanmayan bilgiyi duyurmak anlamına gelir. Tell ile karşılaştırıldığında, cevabın açıklanmasına daha güçlü bir duyuru veya keşif havası katar.
Alıştırma
Bir bilgi yarışması sunucusu sonucu yarışmanın sonuna kadar saklamak istiyor. Hangi cümle merak uyandırır ve cevabın ne zaman açıklanacağını belirtir?
- I'll reveal the answer at the end of the quiz.
- I'll repeat the question at the end of the quiz.
- I revealed the answer before the quiz began.
Cevabı göster
I'll reveal the answer at the end of the quiz.
Our first surprising solar project takes place in one of the world's biggest car parks, Notlar
1:39İlk şaşırtıcı güneş enerjisi projemiz dünyanın en büyük otoparklarından birinde gerçekleşiyor,
takes place in: bir olayın veya etkinliğin nerede gerçekleştiğini söylemek
takes place, 'gerçekleşir' veya 'düzenlenir' anlamına gelir; in ise yeri belirtir. Burada solar project, otoparkta yürütülen bir faaliyet olarak ele alınır. take, fiziksel olarak bir şeyi taşımak anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilecek yapı olay veya etkinlik + take place in + yer şeklindedir. Geniş zamanda project gibi üçüncü tekil şahıs bir özneyle take, takes olur.
Alıştırma
Cümleyi take place in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The ceremony ____ the town square each July.
Cevabı göster
takes place in
one of the world's biggest car parks: one of sonrasında çoğul isim
one of the world's biggest car parks, dünyanın en büyükleri arasında yer alan otoparklar grubunun bir üyesi anlamına gelir. The world's karşılaştırma alanını dünya olarak belirler; biggest ise big sıfatının en üstünlük biçimidir. Tekrar kullanılabilecek yapı one of + belirli bir grup + en üstünlük sıfatı + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. one tek bir üyeyi seçse de karşılaştırılan grupta birden fazla otopark bulunduğu için car parks çoğuldur.
Alıştırma
Bir havaalanını tanımlamak için one of + en üstünlük yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It is the one of the country's busiest airports.
- It is one of the country's busiest airports.
- It is one of the country's busiest airport.
Cevabı göster
It is one of the country's busiest airports.
US supermarket giant Walmart ifadesinde giant kelimesinin iş dünyasındaki anlamı
Bu ifadede giant, fiziksel olarak dev bir kişiyi değil, çok büyük ve etkili bir şirketi anlatan bir isimdir. A supermarket giant, süpermarket sektöründeki büyük ve güçlü bir şirkettir. Sektör etiketi + giant + şirket adı yapısı, haber dilinde bir şirketin hem faaliyet alanını hem de pazardaki önemini kısa ve öz biçimde belirtir.
Alıştırma
Cümledeki supermarket giant ne anlama gelir?
- süpermarkette çalışan, olağan dışı derecede uzun bir kişi
- süpermarket sektöründe büyük ve etkili bir şirket
- süpermarketin içindeki çok büyük bir nesne
Cevabı göster
süpermarket sektöründe büyük ve etkili bir şirket
a researcher at Western University in Ontario, Canada,
1:49Kanada, Ontario'daki Western Üniversitesi'nde bir araştırmacı,
wants Walmart to introduce solar canopies in all their car parks. Dilbilgisi
1:52Walmart'ın tüm otoparklarında güneş enerjili gölgelikler (canopies) kullanmasını istiyor.
wants Walmart to introduce ifadesindeki want + someone + to do yapısı
want + kişi veya kuruluş + to + fiilin yalın hâli yapısı, öznenin o kişi veya kuruluştan eylemi yapmasını istediğini belirtir. wants Walmart to introduce ifadesinde Walmart, wants fiilinin nesnesidir ve introduce eylemini yapan taraftır. Bu yapı, eylemi kimin yapacağını açıkça gösterir: öznenin bir şeyi kendisinin yapmak istemesi ile başka birinin yapmasını istemesi farklıdır.
Alıştırma
want + someone + to do yapısını kullanarak ve submit eylemini her team yapacak şekilde cümleyi tamamlayın: The manager ____ the report by Friday.
Cevabı göster
wants her team to submit
A canopy is a cover fixed over something to provide shelter or decoration. Notlar
1:57Gölgelik (canopy), barınak veya dekorasyon sağlamak için bir şeyin üzerine sabitlenen bir örtüdür.
canopy: koruma veya süsleme sağlayan üst örtü
Canopy, insanların veya nesnelerin üzerine yerleştirilen bir örtü ya da yapıyı ifade eder. Bu cümlede önemli olan, herhangi bir örtü değil, yukarıdan koruma veya süsleme sağlayan bir örtü olmasıdır. Bu sözcük girişlerin, yatakların, açık hava oturma alanlarının veya park edilmiş araçların üzerindeki yapıları anlatabilir. Nesne ve malzeme değişebilir, ancak bir şeyin üzerinde bulunması temel özelliğidir.
Alıştırma
Hangi seçenek canopy sözcüğünü en iyi açıklar?
- bütün bir binanın kalıcı üst kısmı
- koruma veya süsleme için bir şeyin üzerinde bulunan örtü
- başka bir nesneyi sarmak için kullanılan herhangi bir nesne
Cevabı göster
koruma veya süsleme için bir şeyin üzerinde bulunan örtü
fixed over ... to provide shelter: konum ve amaç
fixed over something ifadesinde fixed, cover sözcüğünü tanımlayan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bir şeyin üzerine sağlam biçimde tutturulmuş veya kurulmuş anlamına gelir; tamir edilmiş anlamına gelmez. to provide shelter amacı belirten bir mastar yapısıdır. Yapının tamamı, bir tesisin nerede olduğunu ve neden oraya yerleştirildiğini açıklar: isim + fixed over X + to provide Y.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için verilen parçaları doğru sıraya koyun: The awning is ____. Parçalar: fixed / over the doorway / to provide shelter
Cevabı göster
fixed over the doorway to provide shelter
Joshua's canopies protect customers' cars from the sun and rain, Kalıp ifadeler
2:03Joshua'nın gölgelikleri müşterilerin arabalarını güneşten ve yağmurdan korurken,
protect customers' cars from: protect A from B kalıbı
protect A from B kalıbında A güvende tutulan kişi ya da şey, B ise tehlike veya zararlı etkidir. Bu cümlede customers' cars A, the sun and rain ise B konumundadır. from, korumanın uzak tuttuğu veya zarar vermesini engellediği unsuru belirtir; bu kalıpta tehlike kaynağını belirtmek için by kullanılamaz. Bu kalıp hava koşulları, hastalıklar, kazalar ve çevrim içi tehditler için doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi protect A from B kalıbıyla tamamlayın: This case ____ damage.
Cevabı göster
protects the phone from
while the solar panels fixed on top generate electricity. Dilbilgisi
2:07üstüne sabitlenmiş güneş panelleri elektrik üretir.
while ... generate: paralel işlevleri bağlamak
Burada while, paralel işlevleri anlatan iki cümleciği birbirine bağlar: gölgelikler arabaları korurken güneş panelleri de aynı anda elektrik üretir. İki işlev arasında hafif bir karşıtlık katabilir, ancak burada güçlü bir “ancak” anlamı vermez. while ile başlayan cümlecikte fixed on top, solar panels ifadesini niteler ve “üst tarafa sabitlenmiş” anlamına gelir. Ana fiil generate sözcüğüdür. Böylece yapı while + özne + ana fiil olarak okunabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The watch tracks your steps while its screen shows the time.” while neyi gösterir?
- Adımları takip etmek ekranın saati göstermesine neden olur.
- İki işlev aynı anda gerçekleşebilir.
- Ekran yalnızca saat adımları takip etmeyi bıraktıktan sonra çalışır.
Cevabı göster
İki işlev aynı anda gerçekleşebilir.
This electricity can be used by the supermarket Dilbilgisi
2:11Bu elektrik süpermarket tarafından kullanılabilir
or given to customers to charge their electric car for free. Kalıp ifadeler
2:14veya elektrikli arabalarını ücretsiz şarj etmeleri için müşterilere verilebilir.
can be used ... or given: can be'yi ortak kullanan paralel edilgen yapılar
can be used ... or given ... ifadesinde used ve given, iki edilgen seçenek oluşturan geçmiş zaman ortaçlarıdır. Tam yazıldığında kalıp can be used ... or can be given ... olur. İkinci seçenekte tekrarlanan can be kullanılmaz. Her iki eylemin öznesi de hâlâ This electricity'dir. Bu nedenle cümle elektriğin iki olası kullanımını sunar; iki eylemin de zaten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, can be'yi used ile paylaşacak şekilde give fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The extra food can be used by the kitchen or ____ to local shelters.
Cevabı göster
given
charge their electric car for free: elektrikli aracı ücretsiz şarj etmek
Burada charge their electric car, otomobilin bataryasına elektrik enerjisi aktarmak demektir. charge fiilinin nesnesi electric car olduğu için bu yan cümlede charge enerjiyle ilgili anlamdadır. for free ifadesi fiyatı açıklar: hiçbir ücret yoktur. Bu ifade şarj etme eylemini niteler; dolayısıyla müşteriler aracı para ödemeden şarj edebilir.
Alıştırma
Hangi cümle birinin dizüstü bilgisayarını para ödemeden şarj edebileceğini söylüyor?
- You can buy a laptop charger at the library.
- You can charge your laptop for free at the library.
- The library can charge you for using a laptop.
Cevabı göster
You can charge your laptop for free at the library.
presenter of BBC World Service program People Fixing the World,
2:20BBC Dünya Servisi programı People Fixing the World sunucusu,
Here's Myra Anubi, presenter of ...: sıradaki konuşmacıyı tanıtmak
Here's + kişi adı, sesi, görüntüsü veya yorumu hemen ardından gelecek birini tanıtır. Bu cümlede program içi bir devir işlevi görür: anlatıcı, dinleyiciyi Myra Anubi'nin konuşmasına yönlendirir; yalnızca onun fiziksel olarak "burada" olduğunu söylemez. İsimden sonraki presenter of BBC World Service program People Fixing the World ad öbeği, kişinin görevini açıklar. Bu sıralama, dinleyicilerin önce yeni konuşmacıyı tanımasını, sonra da onu neden dinlediklerini anlamasını sağlar.
Alıştırma
Bu program geçişinde Here's Dr Patel ifadesinin temel işlevi nedir?
- Açıklaması sırada olan kişiyi tanıtır.
- Dr Patel'in sunucunun yanında durduğunu söyler.
- İzleyiciye programın bittiğini bildirir.
Cevabı göster
Açıklaması sırada olan kişiyi tanıtır.
if Walmart or any equivalent retailer were to do this, Dilbilgisi
2:27Walmart veya eşdeğer bir perakendeci bunu yapacak olsaydı,
if ... were to do this: resmî bir varsayımsal koşul
if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısında were to, eylemin bir gerçek değil, hayal edilen bir olasılık olduğunu gösterir. Burada Walmart'ın veya benzer bir perakendecinin daha önce sözü edilen güneş enerjili otopark gölgeliklerini kurduğunu hayal etmemiz istenir. Were, eylemi geçmiş zamana taşımaz. Bu if cümleciğini genellikle would, could veya might içeren bir sonuç izler. Özellikle resmî iş veya politika bağlamlarında bir öneriyi ya da gelecekteki olası bir kararı dikkatli biçimde tartışmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi approve fiilinin resmî were to varsayım biçimiyle tamamlayın: If the council ____ the proposal, the city could reduce its energy costs.
Cevabı göster
were to approve
they wouldn't just be paying off their investment in green electricity, Öbek fiiller
2:30sadece yeşil elektriğe yaptıkları yatırımın karşılığını almakla kalmazlardı,
wouldn't just be paying off their investment: yalnızca yatırım maliyetini geri kazanmakla kalmamak
Bu cümlede pay off their investment, yeşil elektriğin sağladığı değer veya tasarruf sayesinde yatırılan parayı geri kazanmak anlamına gelir. Nesne investment olduğunda pay off, getirilerin başlangıç maliyetini karşılayacak noktaya ulaşmasını anlatır. Wouldn't just be, bunun tek fayda olmayacağını gösterir. İlerleyen bir eylemi anlatan be paying off, geri kazanımı varsayımsal bir durum içinde gelişen bir sonuç olarak sunar; tamamlanmış bir gerçek olarak sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi, “ilk yatırım maliyetini geri kazanmak” anlamındaki öğrendiğiniz öbeksi fiille tamamlayın: The energy savings should help ____ the investment within five years.
Cevabı göster
pay off
they would be adding hundreds of thousands of electric charging points across the US, Dilbilgisi
2:34ABD genelinde yüz binlerce elektrikli şarj noktası eklemiş olurlardı,
would be adding ...: devam eden varsayımsal bir sonuç
Would be adding, would + be + fiil-ing yapısını izler. Burada, bağlamdan anlaşılan bir koşul veya teklif gerçekleşirse ne olacağını anlatır. Şarj noktalarının eklenmesi, bu varsayımsal durum içinde ilerleyen veya biriken bir sonuç olarak sunulur. Bu ifade, şarj noktalarının zaten var olduğunu veya şu anda kurulmakta olduğunu söylemez. Hundreds of thousands of yaklaşık ve çok büyük bir miktar belirtir; dolayısıyla cümle çok büyük ölçekli bir genişlemeyi hayal eder.
Alıştırma
Hangi cümle genişlemeyi varsayımsal bir koşulun devam eden sonucu olarak sunar?
- If the plan went ahead, the city would be adding 200 charging points over the next year.
- The city added 200 charging points last year.
- The city is adding 200 charging points now.
Cevabı göster
If the plan went ahead, the city would be adding 200 charging points over the next year.
which would make switching to electric vehicles more enticing for American drivers. Notlar
2:39bu da elektrikli araçlara geçişi Amerikalı sürücüler için daha cazip hale getirirdi.
which would make ... more enticing: bir fikrin tamamının etkisini göstermek
Which, önceki eylem veya önerinin tamamına, yani burada çok sayıda şarj noktası eklenmesine gönderme yapar; tek bir şarj noktasına değil. Bu yan cümle, söz konusu fikrin olası etkisini ekler. Make + nesne + sıfat yapısında nesne switching to electric vehicles ulaç öbeğidir; more enticing ise bu seçimin nasıl bir hâle geleceğini anlatır. Would, etkiyi beklenen veya öngörülen bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Parantezdeki ifadeleri kullanarak sonuç bildiren yan cümleyi tamamlayın: The town may add a pedestrian bridge, ____. (which / would / make / crossing the road / safer)
Cevabı göster
which would make crossing the road safer
enticing: insanı denemeye veya seçmeye çekecek kadar cazip
Enticing, çoğunlukla bir yarar veya keyif vadettiği için birine bir şeyi deneme, seçme ya da deneyimleme isteği verecek kadar çekici demektir. Burada şarj etmenin kolaylaşması, elektrikli araçlara geçmeyi daha fazla düşünmeye değer gösterir. Bu sözcük yalnızca görsel güzellikle sınırlı değildir. Teklifler, seçenekler, kokular, yiyecekler ve fırsatlar, özellikleri insanları kendilerine çektiğinde enticing olabilir.
Alıştırma
En uygun sözcüğü seçin: A free trial makes the new app more ___.
- distant
- ordinary
- enticing
Cevabı göster
enticing
So we're starting to see more and more of these occur. Anlatım akışı
2:44Böylece bunların giderek daha fazla meydana geldiğini görmeye başlıyoruz.
So we're starting to see: ortaya çıkan bir eğilimi sunmak
Burada So, konuşmacının vardığı sonucu önceki örneklere veya kanıtlara bağlar. “Az önce konuştuklarımıza dayanarak, artık belirginleşmeye başlayan örüntü budur” anlamını taşır. We're starting to see, yalnızca “gözlerimizle görebiliyoruz” değil, “fark etmeye veya gözlemlemeye başlıyoruz” demektir. Bu giriş, tek tek örneklerden ortaya çıkan bir eğilime geçiş yapar; ardından more and more bu eğilimin büyüdüğünü gösterir.
Alıştırma
So we're starting to see ... girişi cümlede ne işe yarıyor?
- Önceki örnekleri ortaya çıkan bir eğilim hakkındaki gözleme dönüştürür.
- Bir görevi tamamlamak için kesin talimatlar verir.
- Dinleyicilerden bir şeye gözleriyle bakmalarını ister.
Cevabı göster
Önceki örnekleri ortaya çıkan bir eğilim hakkındaki gözleme dönüştürür.
in the very near future: yakın ancak belirtilmemiş bir zaman
In the very near future, şimdiden çok uzak olmayan bir zamanı ifade eder. Very, near sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla konuşmacı artışın nispeten yakında gerçekleşmesini bekler. Bu ifade kesin bir tarih değil, göreceli bir zaman verir. Kapsadığı sürenin uzunluğu konuya ve bağlama bağlıdır; bu yüzden tek başına bir son tarih belirlemez.
Alıştırma
“Yakında, ancak kesin bir tarih vermeden” anlamına gelen hedef zaman ifadesiyle tahmini tamamlayın: The school plans to add more science clubs ____.
Cevabı göster
in the very near future
we're going to see an enormous increase: büyük bir değişimi öngörmek
Bu cümlede we're going to see, yakın gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir değişimi öngörür. Be going to, konuşanın şu anda bildiği veya gözlemlediği şeylere dayanarak artışı olası gösterir. Buradaki see yalnızca gözle “bakmak” değil, “yaşamak veya gözlemlemek” anlamındadır. we're going to see + değişim veya eğilim kalıbı; artış, düşüş ya da yön değişikliği öngörmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Gelecekteki büyük bir değişimi öngörmek için we're going to see yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Current sales suggest we're seeing to an enormous increase in demand.
- Current sales suggest we're going to see an enormous increase in demand.
- Current sales suggest we're going to look an enormous increase in demand.
Cevabı göster
Current sales suggest we're going to see an enormous increase in demand.
Solar canopies provide free charging points,
2:51Güneş enerjili gölgelikler ücretsiz şarj noktaları sağlar,
more enticing option for American drivers.
2:56ve Amerikalı sürücüler için daha cazip bir seçenek haline getirir.
making electric cars a cheaper, more enticing option: bir sonucu ifade etmek
Virgülden sonra gelen making öbeği, önceki yan cümlenin tamamının sonucunu ekler. Ücretsiz şarj noktaları elektrikli arabaları daha hesaplı ve cazip hâle getirir. Making burada bir ortaçtır; ikinci bir bağımsız cümlenin ana fiili değildir. Yapı make + nesne + isim tümleci biçimindedir: making + electric cars + a cheaper, more enticing option. Nesneden sonraki isim öbeği, sonuç nedeniyle nesnenin ne hâle geldiğini veya nasıl görüldüğünü belirtir. Cheaper ve more enticing sözcüklerinin ikisi de option sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Sonuç ifade etmek için making X a ... option yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- Faster trains cut travel time, making rail a more convenient option for commuters.
- Faster trains cut travel time, made rail to a more convenient option for commuters.
- Faster trains cut travel time, making rail becomes a more convenient option for commuters.
Cevabı göster
Faster trains cut travel time, making rail a more convenient option for commuters.
it's attractive because it offers advantages or pleasures.
3:01çekicidir çünkü avantajlar veya zevkler sunar.
Joshua hopes we'll see more solar canopies in the near future,
3:05Joshua yakın gelecekte (in the near future) daha fazla güneş gölgeliği görmeyi umuyor,
Our second surprising solar project is quite literally out of this world. Deyimler
3:10İkinci şaşırtıcı güneş enerjisi projemiz kelimenin tam anlamıyla bu dünyadan değil.
quite literally out of this world: gerçek uzay anlamı da taşıyan bir deyim
Out of this world, “olağanüstü derecede iyi veya etkileyici” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki quite literally, sözcüklerin olağan mekânsal anlamıyla da doğru olduğunu belirtir: güneş enerjisi projesinin uzayda gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Cümle iki anlamı bilinçli olarak aynı anda etkinleştirir. Projeyi dikkat çekici diye överken Dünya’nın ötesindeki konumunu tanıtmak için bir söz oyunu yapar.
Alıştırma
Özgün cümlede quite literally out of this world ne anlatıyor?
- Proje hayal ürünüdür ve inşa edilemez.
- Proje olağanüstüdür ve gerçekten Dünya’nın ötesindedir.
- Proje Dünya’nın her yerinde reddedilmiştir.
Cevabı göster
Proje olağanüstüdür ve gerçekten Dünya’nın ötesindedir.
a company planning to build solar panels 22,000 miles away in outer space. Dilbilgisi
3:19uzayda 22.000 mil uzaklıkta güneş panelleri inşa etmeyi planlayan bir şirket.
a company planning to build: isimden sonra gelen bir -ing grubu
a company planning to build solar panels yapısında planning to build solar panels, company sözcüğünden sonra gelen bir -ing grubudur. Şirketin ne yapmayı planladığına ilişkin arka plan bilgisini kısa biçimde ekler. Tam ilgi cümleciği biçimi a company that is planning to build solar panels olur. -ing grubu company sözcüğünün hemen yanında bulunduğu için planning eyleminin anlamca öznesi company olur. Bu yapı cümlenin temel fiili değildir ve inşaatı bizzat Martin Soltau’nun planladığını söylemez.
Alıştırma
that is developing bölümünü -ing niteleyicisine indirerek cümleyi yeniden yazın: We visited a lab that is developing a low-cost water filter. We visited a lab ____ a low-cost water filter.
Cevabı göster
developing
would generate 13 times as much electricity as on Earth. Dilbilgisi
3:29Dünya'dakinden 13 kat daha fazla elektrik üreteceğine inanılıyor.
With no night or changing seasons: arka plan koşulu olarak with + isim öbeği
Burada with, «birisiyle veya bir şeyle birlikte» anlamına gelmez. With no night or changing seasons ifadesi ana açıklamanın arkasındaki çevresel koşulu sunar: bu kesintiler olmadığında uzaydaki güneş panelleri güneş ışığını daha düzenli biçimde alabilir. Cümle başındaki with + isim öbeği, ana sonuçtan önce bir koşulu veya durumu kısaca verebilir. Bu arka plan ifadesi ana cümleden virgülle ayrılır.
Alıştırma
Hangi cümlede, sonucu açıklamaya yardımcı olan bir koşulu vermek için cümle başında with + isim öbeği kullanılmıştır?
- I went to the cinema with my sister.
- With no seats left, we stood at the back.
- With a blue backpack, Mia walked to school.
Cevabı göster
With no seats left, we stood at the back.
It's believed that: genel bir inancı anlatan kişisiz edilgen yapı
It's believed that ... «insanların genel olarak ... olduğuna inandığını» belirten kişisiz bir edilgen yapıdır. It biçimsel öznedir ve belirli bir şeyi göstermez; asıl iddia that ile başlayan yan cümlede yer alır. Edilgen yapı, bu görüşe sahip kişileri adlandırmaz ve odağı iddianın üzerine getirir. Böylece haberlerde, bilimsel açıklamalarda ve resmî yazılarda sık görülen daha mesafeli bir ton oluşur.
Alıştırma
Cümleyi «insanların genel olarak inandığını» belirten kişisiz edilgen ifadeyle tamamlayın: ____ the ruins were once part of a temple.
Cevabı göster
It's believed that
13 times as much electricity as on Earth: kat belirten karşılaştırma
13 times as much electricity as ... ifadesi, çarpan + as much + sayılamayan isim + as kalıbını izler. İlk miktarın karşılaştırılan miktarın 13 katı olduğunu belirtir. Electricity burada sayılamayan bir isimdir; bu yüzden many değil much kullanılır. as on Earth bölümünde tekrarlanan sözcükler çıkarılmıştır. Karşılaştırmanın tam biçimi as much electricity as solar panels would generate on Earth olarak anlaşılır. Bu eksiltme, çarpanı değiştirmeden sayısal karşılaştırmayı daha kısa hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi as much ... as çarpan kalıbıyla tamamlayın: This tank holds three times ____ water ____ the smaller one.
Cevabı göster
as much · as
Martin's plans sound like science fiction Kalıp ifadeler
3:34Martin'in planları bilim kurgu gibi geliyor
sound like science fiction: fütüristik fikirlere tepki vermek
Sound like science fiction, bir planın veya fikrin anlatıldığında son derece fütüristik, şaşırtıcı ya da inanması zor görünmesi demektir. Burada ifade, Martin'in planlarının henüz test edilmemiş olmasıyla da uyumludur. Sound burada bağlayıcı fiildir: iki gerçek ses arasındaki benzerliği değil, bilginin oluşturduğu izlenimi anlatır. Bu tür bir tepkiyi vermek için özne + sound like + isim öbeği kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: A hotel on the Moon ____, but engineers are already discussing it.
Cevabı göster
sounds like science fiction
haven't been tried out yet: edilgen present perfect
Try out, “bir şeyi gerçek kullanımda deneyerek ne kadar iyi çalıştığını görmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada out fiilin bir parçasıdır; bir yeri belirtmez. Haven't been tried out, present perfect'ın olumsuz edilgen biçimidir: have not + been + geçmiş zaman ortacı. Planlar deneme eylemine maruz kalan taraftır; yet ise şu ana kadar hiçbir deneme yapılmadığını, ancak daha sonra yapılabileceğini belirtir.
Alıştırma
Bir prototipin şu ana kadar uygulamalı olarak hiç denenmediğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- The prototype hasn't been tried out yet.
- The prototype wasn't been tried out yet.
- The prototype hasn't tried out yet.
Cevabı göster
The prototype hasn't been tried out yet.
But the idea of solar power from space has existed since the 1960s, Dilbilgisi
3:40Ancak uzaydan güneş enerjisi fikri 1960'lardan beri var,
has existed since the 1960s: günümüze kadar süren durum
Has existed, exist fiilinin present perfect biçimidir. Fikrin geçmişte var olmaya başladığını ve şimdi de varlığını sürdürdüğünü anlatır. Since the 1960s başlangıç dönemini belirtir; dolayısıyla anlamı “1960'lardan günümüze kadar”dır, “yalnızca 1960'larda” değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp has/have + geçmiş zaman ortacı + since + başlangıç noktasıdır.
Alıştırma
Cümleyi exist fiilinin present perfect biçimiyle ve başlangıç noktasını belirten edatla tamamlayın: The local theatre ____ 1982.
Cevabı göster
has existed since
as Martin explains to BBC World Service program People Fixing the World.
3:45Martin'in BBC Dünya Servisi programı People Fixing the World'e açıkladığı gibi.
practical, technically practical: öz düzeltmeyle iddianın kapsamını daraltmak
Konuşmacı önce sistemi practical diye nitelendiriyor, ardından technically niteleyicisini ekleyerek practical sözcüğünü hemen tekrarlıyor. Konuşma sırasındaki bu öz düzeltme, iddianın kapsamını daraltır: sistem mühendislik veya teknik açıdan uygulanabilirdi. Technically practical, sistemin uygun fiyatlı, ticari olarak başarılı ya da yaygın kullanıma hazır olduğu anlamına gelmez. Tekrar anlam taşır çünkü başlangıçtaki geniş iddiayı daha kesin hâle getirir.
Alıştırma
Konuşmacı practical ifadesini technically practical olarak düzelterek ne elde ediyor?
- Konuşmacı sistemin hiç tasarlanmadığını söylüyor.
- Konuşmacı iddiayı teknik açıdan uygulanabilir olanla sınırlandırıyor.
- Konuşmacı sistemin her açıdan pratik olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Konuşmacı iddiayı teknik açıdan uygulanabilir olanla sınırlandırıyor.
NASA studied it on and off right through the decades. Kalıp ifadeler
4:01NASA bunu on yıllar boyunca ara sıra inceledi.
on and off: aralarla tekrarlanan etkinlik
On and off, bir şeyin aralarda duraklamalarla farklı zamanlarda gerçekleşmesi veya devam etmesi anlamına gelir. Burada NASA, onlarca yıl boyunca kesintisiz araştırma yapmak yerine araştırmaya tekrar tekrar dönmüştür. Bu cümlede ifade, bir anahtarı gerçekten açıp kapatmayı değil, zamansal bir düzeni anlatan kalıplaşmış bir ifadedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. on ile off sözcüklerinin sırasına ve zayıf söylenen and sözcüğüne odaklanın.
- I studied French on my own for three years.
- I studied French on and off for three years.
- I studied French off and on for three years.
Cevabı göster
I studied French on and off for three years.
right through the decades: onlarca yıla yayılan süreyi vurgulamak
Bu cümlede right through the decades, onlarca yıllık zaman aralığının tamamı boyunca anlamına gelir. Through, zamanı fiziksel bir alan olarak değil, bir şeyin baştan sona uzandığı bir süre olarak gösterir. Buradaki right, sağ yönünü değil, anlamı güçlendiren bir zarfı ifade eder. Through sözcüğünü güçlendirerek zaman aralığının ne kadar uzun sürdüğünü vurgular. Bu, araştırmanın hiç durmadan yapıldığı anlamına gelmez; on and off aralar verildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede right through the decades ne anlama gelir?
- Araştırma onlarca yıl boyunca her gün, hiç ara vermeden sürdü.
- Araştırma birkaç on yıl boyunca sağ tarafta yapıldı.
- Araştırma, aralar verilmiş olsa da onlarca yıla yayıldı.
Cevabı göster
Araştırma, aralar verilmiş olsa da onlarca yıla yayıldı.
And so it's really only in the last 6 or 7 years Dilbilgisi
4:05Ve bu yüzden gerçekten sadece son 6 veya 7 yılda
that it's actually now become economically feasible. Kelime
4:08artık ekonomik olarak uygulanabilir hale geldi.
it's really only ... that: yakın zamandaki değişimin zamanını vurgulamak
Bu, it-cleft adı verilen bir vurgu yapısıdır: It is + vurgulanan bilgi + that + mesajın geri kalanı. Vurgulanan bilgi only in the last 6 or 7 years olduğundan cümle, değişimin daha önce değil yakın zamanda gerçekleştiğini öne çıkarır. Vurgu yapısı çıkarıldığında temel mesaj şudur: It has become economically feasible only in the last 6 or 7 years. Özgün cümlede ilk it's, it is anlamına gelir ve vurguyu kurar; that sonrasındaki it's ise it has anlamına gelir ve ana olayı başlatır.
Alıştırma
Zamanı vurgulamak için It was only ... that yapısını kullanın: ____ after sunrise ____ the rescue team arrived.
Cevabı göster
It was only · that
economically feasible: ekonomik koşullar altında uygulanabilir
Feasible, bir şeyin yalnızca hayal edilebilir değil, gerçek koşullarda uygulanabilir olduğunu belirtir. Economically feasible, değerlendirmeyi ekonomik boyutla sınırlar: maliyetler, finansman ve beklenen değer artık faaliyetin uygulanmasını mümkün ve mantıklı kılar. Bu ifade mutlaka ucuz olduğu veya kârın garanti edildiği anlamına gelmez. İlgili ekonomik koşulların artık uygulamayı engellemediğini belirtir.
Alıştırma
Yeni bir su filtresi güvenilir biçimde çalışıyor, ancak her birini üretmek müşterilerin ödeyebileceğinden çok daha pahalı. Hangi ifade en doğrudur?
- It is both technically and economically feasible.
- It is technically feasible but not economically feasible.
- It is economically feasible but not technically feasible.
Cevabı göster
It is technically feasible but not economically feasible.
So the whole cost of getting things into space
4:11Böylece bir şeyleri uzaya göndermenin tüm maliyeti
has tumbled by over 90%: keskin düşüş ve düşüş miktarı
Tumble; fiyat, maliyet, satış veya oran gibi sayılarda hızlı ve büyük bir düşüşü anlatabilir. Has tumbled, düşüşün şu andan önce gerçekleştiğini ve sonucunun bugün hâlâ önemli olduğunu gösterir. By over 90%, son düzeyi değil azalma miktarını verir. Başlangıç maliyeti 100 birimse %90'dan fazla düşüşün ardından 10 birimden azı kalır.
Alıştırma
Aylık maliyet başlangıçta £100 ise ve has tumbled by over 90% deniyorsa hangi sonuca varabilirsiniz?
- £190'ın üzerine çıkmıştır.
- Şimdi £90'dan biraz fazladır.
- Şimdi £10'dan azdır.
Cevabı göster
Şimdi £10'dan azdır.
NASA has studied the idea of putting solar panels in space Dilbilgisi
4:17NASA, uzaya güneş panelleri koyma fikrini inceledi
the idea of putting ...: bir fikrin içeriğini of + -ing ile belirtmek
the idea of putting solar panels in space ifadesinde of edatı fikrin belirli içeriğini tanıtır. putting solar panels in space şeklindeki -ing öbeği önerilen eylemi belirtir. Burada putting, eylemin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez. of bir edat olduğu için ardından -ing biçimi gelir: the idea of doing something; the idea of to do something kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi of ve install fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: They discussed the idea ____ solar panels on the library roof.
Cevabı göster
of installing
making Martin's idea for Space Solar panels economically feasible.
4:33Martin'in Space Solar panelleri fikrini ekonomik olarak uygulanabilir (economically feasible) hale getirdi.
If a business plan is economically feasible,
4:38Eğer bir iş planı ekonomik olarak uygulanabilirse,
the economic advantages achieved are greater than the economic costs.
4:41elde edilen ekonomik avantajlar ekonomik maliyetlerden daha büyüktür.
whether it's thousands of years ago or in the near future. Dilbilgisi
4:48ister binlerce yıl önce olsun ister yakın gelecekte.
whether ... or ...: sonucun değişmeden geçerli kaldığını göstermek
whether it's thousands of years ago or in the near future ifadesinde whether ... or ... birbiriyle karşıt iki zaman durumunu ortaya koyar. “Hangisi doğru olursa olsun” anlamına gelir; bu nedenle önceki sonuç—iyi bir fikir yine iyi bir fikirdir—değişmez. Bu kalıp gerçek bir soru sormadan iki seçeneği, koşulu veya uç durumu birbirine bağlayabilir: ana ifade + whether A or B.
Alıştırma
Politikanın her iki durumda da geçerli olduğunu gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: The policy applies ____ you work at home ____ in the office.
Cevabı göster
whether · or
it's time to reveal the answer to my question. Kalıp ifadeler
4:52sorumun cevabını açıklama zamanı geldi.
With that: bir bölümü kapatıp sonraki adıma geçmek
With that bir söylem geçişidir. Burada that, konuşmacının az önce tamamladığı sözleri topluca gösterir; ifadenin bütünü, cevap açıklanmadan önce o bölümü kapatır. Buradaki with, “o şeyle birlikte” anlamında gerçek anlamlı değildir. Düzenli bir konuşmada dinleyicilere sıradaki konuya, adıma veya kapanışa geçildiğini bildirir.
Alıştırma
Örnekte With that hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- Önceki söylenenlerle çelişen bir görüş sunar.
- Önceki bölümü kapatır ve sonraki adıma geçer.
- Cevabın fiziksel olarak bir nesneyle birlikte olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Önceki bölümü kapatır ve sonraki adıma geçer.
it's time to reveal: It's time to + fiilin yalın hâli
It's time to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmak için uygun veya beklenen zamanın şimdi olduğunu belirtir. Örnekte reveal fiilin yalın hâlidir ve reveal the answer sıradaki eylemdir. Bu kalıp bir sırayı düzenleyebilir, yeni bir adımı duyurabilir veya harekete geçmeye yöneltebilir. Saatteki kesin bir zamanı belirtmesi gerekmez.
Alıştırma
The votes have been counted. Sonraki cümleyi it's time to + announce kullanarak tamamlayın: ____ the winner.
Cevabı göster
It's time to announce
I'm afraid to say: istenmeyen bir haberi kibarca yumuşatmak
I'm afraid to say, dinleyicinin duymak istemeyebileceği bir bilgiyi sunar. Burada the wrong answer yargısından önce gelerek düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Bu kullanımda afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz. İfade, “Bunu söylemek zorunda olduğum için üzgünüm” sözündeki gibi, konuşanın isteksizliğini veya dinleyicinin duygularını önemsediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede I'm afraid to say, istenmeyen bir haberi yumuşatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- I'm afraid to say your application was unsuccessful.
- I'm afraid to say you did a fantastic job.
- I'm afraid of the dark, so I left the light on.
Cevabı göster
I'm afraid to say your application was unsuccessful.
It was actually Archimedes who ...: kişiyi düzeltip vurgulamak
It was actually Archimedes who ... bir it-cleft, yani bölünmüş vurgu cümlesidir. It was + kişi + who + yan cümle kalıbı Archimedes'i odağa yerleştirir: eylemi daha önce öne sürülen başka biri değil, o gerçekleştirmiştir. Actually düzeltme anlamını güçlendirir. Baştaki It yapısal bir yer tutucudur ve herhangi bir nesneye gönderme yapmaz. Vurgu yapısı çıkarıldığında temel cümle Archimedes used parabolic mirrors ... olur, ancak karşılaştırmalı vurgu azalır.
Alıştırma
Düzeltmeyi It was actually ... who kalıbıyla tamamlayın: No, ____ Lena ____ solved the puzzle.
Cevabı göster
it was actually · who
parabolic mirrors: ışığı yoğunlaştıran parabolik aynalar
Parabolik aynalar, yüzeyi parabol biçiminde kavisli olan aynalardır. Bu biçim, güneş ışığı gibi aynanın eksenine neredeyse paralel gelen ışınları bir odak noktasına yansıtarak ışığı ve ısıyı yoğunlaştırır. Bu cümlede ifade, güneş ışığını ahşap gemilerin üzerinde topladığı söylenen düzeneği adlandırır. Buradaki parabolic bir geometri ve optik terimidir; mesel gibi veya alegorik anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda parabolic mirrors nedir?
- Üzerleri hikâyelerle süslenmiş sıradan aynalar
- Yalnızca nesneleri daha büyük göstermek için kullanılan düz aynalar
- Paralel ışığı bir odak noktasına yoğunlaştıran kavisli aynalar
Cevabı göster
Paralel ışığı bir odak noktasına yoğunlaştıran kavisli aynalar
using a magnifying glass and sunbeams to make fire. Dilbilgisi
5:20ateş yakmak için büyüteç ve güneş ışınlarını kullanarak.
a trick which school children still do: akıllıca bir yöntem anlamındaki trick
Bu ifadede trick, basit ve akıllıca bir yöntem ya da gösteri anlamına gelir: güneş ışığını bir büyüteçle yoğunlaştırmak. Hile yapmayı, dolandırıcılığı veya birine yapılan şakayı anlatmaz. which school children still do ilgi cümleciği trick sözcüğünü niteler. Burada do, bu yöntemi uygulamak veya denemek anlamındadır; still ... today ise çocukların bu gösteriyi günümüzde de yapmaya devam ettiğini belirtir.
Alıştırma
The teacher showed us a neat trick for remembering the planets. Burada trick ne anlama geliyor?
- Para almak için dürüst olmayan bir plan
- Bir sınıf arkadaşına yapılan şaka
- Yararlı bir hatırlama tekniği
Cevabı göster
Yararlı bir hatırlama tekniği
using a magnifying glass and sunbeams to make fire: yöntem ve amaç
using a magnifying glass and sunbeams şeklindeki -ing öbeği, numaranın nasıl yapıldığını açıklar. Bağımsız bir ana cümle değildir; öbeğin örtük öznesi daha önce sözü edilen school children ifadesidir. using + araç veya malzeme + to + fiilin yalın hâli kalıbı hem yöntemi hem de amacı gösterebilir. Burada using ... kullanılan aracı, to make fire ise hedefi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi using + araç + to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: Ava fixed the poster ____ tape ____ hold the torn edges together.
Cevabı göster
using · to
let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı
5:25bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
let's recap the vocabulary we've learned: özete geçildiğini belirtmek
let's recap the vocabulary we've learned ifadesi, yeni içerikten kısa bir özete geçildiğini gösterir. Dinleyicinin sırada ne olduğunu anlamasına yardımcı olur: konuşmacı daha önce öğretilmiş temel kelimelere dönecektir. Let's, dinleyicileri etkinliğe katılmaya davet eder. Recap, her şeyi kelimesi kelimesine yeniden aktarmak değil, temel noktaları kısaca özetlemek demektir.
Alıştırma
Bir sunucu “Let's recap the vocabulary we've learned” dediğinde sırada ne olmasını beklemelisiniz?
- Tamamen ilgisiz yeni bir konu
- Programın tamamının kelimesi kelimesine yeniden sunulması
- Temel kelimelerin kısa bir özeti
Cevabı göster
Temel kelimelerin kısa bir özeti
A cover that's fixed over an object to shelter or decorate it.
5:30Bir nesneyi korumak veya süslemek için üzerine sabitlenmiş bir örtü.
because of the advantages or benefits it offers. Dilbilgisi
5:37sunduğu avantajlar veya faydalar nedeniyle.
because of the advantages or benefits it offers: because of + isim öbeği
Because of bir neden belirtir ve ardından bir isim, zamir veya isim öbeği gelmelidir. Buradaki tamamlayıcı the advantages or benefits it offers ifadesidir. Bu isim öbeğinin içinde it offers, advantages or benefits bölümünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; tamamlayıcının bütünü yine bir isim öbeği olarak görev yapar. Neden, kendi öznesi ve fiili bulunan tam bir cümlecikle ifade ediliyorsa because kullanılır: because it offers advantages or benefits.
Alıştırma
Maçın neden iptal edildiğini açıklarken because of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The match was cancelled because of it rained heavily.
- The match was cancelled because the heavy rain.
- The match was cancelled because of the heavy rain.
Cevabı göster
The match was cancelled because of the heavy rain.
In the near future means very soon.
5:40Yakın gelecekte (In the near future), çok yakında demektir.
The phrase on and off means occasionally or from time to time.
5:42Ara sıra (on and off) ifadesi bazen veya zaman zaman anlamına gelir.
If the cost or price of something has tumbled,
5:47Bir şeyin maliyeti veya fiyatı düştüyse (tumbled),
if a business plan is economically feasible,
5:54bir iş planı ekonomik olarak uygulanabilir (economically feasible) ise,
the economic advantages achieved will be greater than the economic costs.
5:57elde edilen ekonomik avantajlar ekonomik maliyetlerden daha büyük olacaktır.
our 6 minutes are up: be up ile sürenin dolduğunu belirtmek
our 6 minutes are up ifadesindeki are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Burada up fiziksel bir konumu ifade etmez. Bu yapıda ayrılan süre, be up ifadesinin öznesidir. Daha genel olan Time's up ifadesi de aynı anlama gelir: kullanılabilir süre sona ermiştir.
Alıştırma
Ayrılan on dakikanın sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ile tamamlayın: Your ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
6 Minute English from bbclearningenglish.com.
6:07bbclearningenglish.com'dan 6 Dakikalık İngilizce.