Yerden tasarruf sağlayan güneş enerjisi tüyoları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
845 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Program, şehir çatılarında yer kalmadığında güneş enerjisinin nasıl yaygınlaştırılabileceğini inceliyor; süpermarket otoparklarının üzerindeki güneş panelli kanopileri, uzaya yerleştirilecek panellerle elektrik üretme planıyla karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Harnessing the power of the sun — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. harness the power of something kalıbını enerji, teknoloji, doğal güçler veya insan yetenekleri gibi kaynaklara yalnızca sahip olmayı değil, onları yararlı ve üretken biçimde kullanmayı anlatırken kullanmayı öğrenirsiniz. 2. quite literally out of this world. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu ifadenin normalde olağanüstü bir şeyi nitelediğini, ancak önerilen paneller gerçekten uzayda olacağı için burada sözcüğü sözcüğüne de anlam taşıdığını fark edersiniz; böylece iki anlamın aynı anda işlemesiyle oluşan mizahı ve kelime oyununu anlayabilirsiniz. 3. economically feasible. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi. Bu resmî terimin, beklenen ekonomik faydaların maliyetleri haklı çıkardığı veya aştığı anlamına geldiğini kavrar; bir iş, mühendislik ya da kamu politikası önerisinin mali açıdan uygulanabilirliğini değerlendirirken doğru biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakikalık İngilizce.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Dakikalık İngilizce.

And I'm Beth.

0:11

Ve ben Beth.

As the world switches from fossil fuels to renewable sources of energy, Notlar

0:12

Dünya fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçerken,

solar panels are appearing in more and more places. Dilbilgisi

0:17

güneş panelleri giderek daha fazla yerde ortaya çıkıyor.

Dilbilgisi

As the world switches from fossil fuels to renewable sources of energy: Değişim sürerken anlamındaki As

Burada As, “bir değişim gelişirken” ya da “bu değişim olurken” anlamına gelir. As ile başlayan yan cümle değişen arka planı verir: dünya yenilenebilir enerjiye yönelmektedir. Ana cümle de bununla birlikte gelişen durumu belirtir: güneş panelleri daha fazla yerde görülmektedir. As + değişen durum, ana cümle kalıbı haberlerde ve açıklamalarda yaygındır. Bilgiyi önce arka plandaki değişim, ardından bununla bağlantılı bir sonuç veya eğilim gelecek şekilde düzenler. Buradaki As “... sıfatıyla” anlamına gelmez ve tek başına nedeni because kadar doğrudan belirtmez.

Alıştırma

Cümlenin başındaki As hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. İlk yan cümle değişen bir arka plan verir, ana cümle de bununla bağlantılı bir eğilimi anlatır.
  2. İlk yan cümle enerji değişiminin güneş panelleri ortaya çıkmadan önce tamamlandığını söyler.
  3. İlk yan cümle dünyanın hangi sıfatla hareket ettiğini belirtir.
Cevabı göster

İlk yan cümle değişen bir arka plan verir, ana cümle de bununla bağlantılı bir eğilimi anlatır.

Kalıp ifadeler

switches from fossil fuels to renewable sources of energy: switch from A to B kalıbı

switch from A to B, A’dan B’ye geçmek demektir. from ilk seçeneği veya durumu, to ise yeni olanı gösterir. Bu cümlede A fossil fuels, B ise renewable sources of energy ifadesidir. Hem eski hem de yeni seçenek söylendiğinde from ve to birlikte kullanılır. Bu kalıp araç, sistem, alışkanlık ve yöntem değişiklikleri için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi switch from A to B kalıbındaki iki edatla tamamlayın: The office switched ____ paper records ____ a digital system.

Cevabı göster

from · to

Dilbilgisi

more and more + çoğul isim

more and more places ifadesinde sabit yapı olan more and more, çoğul isim places’in önünde yer alır. Bu yapı, yalnızca çok sayıda yer olduğunu değil, yer sayısının sürekli arttığını belirtir. More and more, bir miktarın veya sayının arttığını göstermek için bir ismin önünde kullanılabilir. Sayılabilen isimlerle more and more people veya more and more companies örneklerinde olduğu gibi çoğul biçim kullanılır. Bir sıfatın ya da zarfın önünde ise more and more important örneğindeki gibi derecenin giderek arttığını gösterebilir.

Alıştırma

Sayının sürekli arttığını belirten tekrarlı karşılaştırma yapısıyla cümleyi tamamlayın: Every year, ____ schools add vegetable gardens.

Cevabı göster

more and more

And with good reason. Anlatım akışı

0:21

Ve bunun iyi bir nedeni var.

Anlatım akışı

And with good reason.: önceki ifadeyi destekleyip gerekçeleri haber vermek

And with good reason. önceki iddiaya dönerek onun güçlü ve mantıklı bir dayanağı olduğunu söyler. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak önceki noktayı onaylar ve ardından gerekçelerin ya da kanıtların geleceğini haber verir. Bu, bilinçli olarak eksiltilmiş bir cümledir; yaklaşık olarak And there is good reason for that. anlamına gelir. Buradaki with, birinin bir gerekçeyi kelimenin gerçek anlamıyla taşıdığını veya ona sahip olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

And with good reason. bir paragrafta temel olarak neyin işaretini verir?

  1. Önceki noktayı onaylar ve destekleyici gerekçelerin ardından geleceğini bildirir.
  2. Tartışmayı bitirir ve ilgisiz bir konuya geçer.
  3. Dinleyiciden daha iyi bir gerekçe sunmasını ister.
Cevabı göster

Önceki noktayı onaylar ve destekleyici gerekçelerin ardından geleceğini bildirir.

Yes, today the world is generating 10 times more solar electricity than a decade ago. Dilbilgisi

0:22

Evet, bugün dünya on yıl öncesine göre 10 kat daha fazla güneş elektriği üretiyor.

Dilbilgisi

10 times more solar electricity than: on katlık karşılaştırma

10 times more solar electricity than ifadesi bugünkü miktarı on yıl önceki miktarla karşılaştırır. Bu haber bağlamında, bugünkü güneş elektriği miktarının önceki miktarın on katı olduğu anlamına gelir. Kalıp, çarpan + more + isim + than + referans noktası şeklindedir. more ve than sözcüklerini tek bir karşılaştırma çerçevesi olarak okuyun: isim neyin ölçüldüğünü, than sonrasındaki bölüm ise temel alınan değeri gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede 10 times more solar electricity than a decade ago ne anlama gelir?

  1. Bugünkü güneş enerjisi üretimi on yıl öncesine göre yalnızca yüzde 10 daha yüksektir.
  2. Bugünkü güneş enerjisi üretimi on yıl öncekinin on katıdır.
  3. On yıl önceki güneş enerjisi üretimi bugünkünün on katıydı.
Cevabı göster

Bugünkü güneş enerjisi üretimi on yıl öncekinin on katıdır.

And what's more, Anlatım akışı

0:27

Ve dahası,

solar is the only energy source

0:29

güneş enerjisi tek enerji kaynağıdır

on track to meet the UN's 2050 net zero targets. Notlar

0:31

BM'nin 2050 net sıfır hedeflerine ulaşma yolunda ilerleyen.

Anlatım akışı

And what's more: daha güçlü bir nokta eklemek

And what's more, başka bir noktayı ekleyen ve bu yeni bilgiyi özellikle yararlı, şaşırtıcı ya da ikna edici olarak sunan bir bağlayıcı ifadedir. Burada önceki olgunun ardından güneş enerjisiyle ilgili iddiaya daha fazla ağırlık kazandırır. And önceki ifadeyle bağlantı kurarken what's more sırada gelen bilgiyi düzenler. what's, what is ifadesinin kısaltması olsa da tüm ifade burada bir soru değil, bir cümle bağlayıcısıdır.

Alıştırma

En uygun bağlayıcıyı seçin: The plan is affordable. ____, it can be finished in one week.

  1. For example
  2. However
  3. What's more
Cevabı göster

What's more

Kalıp ifadeler

on track to meet: bir hedefe doğru planlandığı gibi ilerlemek

Be on track to do something, mevcut ilerlemenin beklenen sonucu hâlâ olası kılacak kadar iyi olduğu anlamına gelir. Bu cümlede on track to meet, güneş enerjisinin hedefe ulaşmayı mümkün kılabilecek biçimde ilerlediğini belirtir; hedefe zaten ulaşıldığı veya bunun garanti olduğu anlamına gelmez. Burada track, planlanmış bir ilerleme yolunun benzetmesidir; meet a target ise “bir hedefe ulaşmak” demektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be on track to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi “beklendiği gibi ilerlemek ve ulaşması olası olmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: After a strong first quarter, the team is ____ its annual sales target.

Cevabı göster

on track to meet

Kelime

net zero targets: iklim politikası hedefleri

Net zero targets, toplam sera gazı emisyonlarıyla toplam giderimleri dengeleyerek net emisyonları sıfıra indirmeyi amaçlayan hedeflerdir. Genellikle emisyonların büyük ölçüde azaltılmasını ve ortadan kaldırılması zor kalan emisyonların giderimlerle dengelenmesini gerektirir; her emisyonun tamamen durması anlamına gelmez. Bu cümlede UN, United Nations yani Birleşmiş Milletlerdir; 2050 ise hedef yıldır. Bu ifade, cümleyi iklim ve enerji politikası bağlamına yerleştirir.

Alıştırma

Net zero target ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Emisyonları büyük ölçüde azaltmak ve kalan emisyonları giderimlerle dengeleyerek net emisyonları sıfıra indirmek.
  2. Her türlü enerji kullanımını hemen sona erdirmek.
  3. Bir kuruluşun mali kârını sıfıra indirmek.
Cevabı göster

Emisyonları büyük ölçüde azaltmak ve kalan emisyonları giderimlerle dengeleyerek net emisyonları sıfıra indirmek.

But there's a problem. Anlatım akışı

0:35

Ama bir sorun var.

Space.

0:37

Alan.

Anlatım akışı

But there's a problem. Space. — engeli bir isim parçasıyla öne çıkarma

But, anlatımı bir zorluğa doğru yöneltir. But there's a problem önce bir engel olduğunu bildirir; ardından tek sözcüklük isim parçası Space. bu engelin adını koyar ve onu öne çıkarır. Burada space, uzay değil, kullanılabilir yer veya alan anlamındadır. Bu kalıp, konuşanın bir sorunu haber vermesini, duraklamasını ve vurgu için sorunun adını kısaca söylemesini sağlar.

Alıştırma

Ayrı Space. parçası bilgiyi düzenlerken nasıl bir etki yaratır?

  1. Bir engel olduğunu bildirir, sonra bu engelin alan olduğunu öne çıkarır.
  2. Konuyu uzay yolculuğuna çevirir.
  3. space sözcüğünü önceki cümleden bağımsız bırakır.
Cevabı göster

Bir engel olduğunu bildirir, sonra bu engelin alan olduğunu öne çıkarır.

As the rooftops in our cities and towns get filled up with solar panels, Öbek fiiller

0:38

Şehirlerimizdeki ve kasabalarımızdaki çatılar güneş panelleriyle doldukça,

Öbek fiiller

get filled up with — dolu bir duruma doğru değişim

Get + geçmiş zaman ortacı çoğu zaman bir durum değişikliğini anlatır. get filled up with yapısında, daha fazla şey bir yeri kapladıkça o yer veya kullanılabilir alan dolu hâle gelir; up ise çok az boş alan kaldığı düşüncesini ekler. Bu yan cümlede, giderek daha fazla çatı güneş panelleriyle kaplanmaktadır. İfade yalnızca panellerin mevcut olduğunu değil, bu değişim sürecini öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın. Odanın boş alan kalmayacak şekilde değiştiğini göstermelidir: As deliveries arrived, the storage room began to ____ boxes.

Cevabı göster

get filled up with

finding space for them becomes difficult. Dilbilgisi

0:43

onlar için yer bulmak zorlaşıyor.

Dilbilgisi

finding space for them becomes difficult: özne olarak -ing öbeği

Finding space for them, becomes difficult yükleminin öznesi olan bir -ing öbeğidir. “Güneş panelleri için yer bulma” eyleminin tamamını zorlaşan şey olarak adlandırır. Bu etkinlik tek bir fikir olarak ele alındığından fiil tekil biçimde kullanılır: becomes. Buradaki finding, devam eden zaman yapısının parçası değildir; önünde be fiilinin bir biçimi yoktur. Bunun yerine -ing öbeği eylemi cümlenin konusu hâline getirir. Bu kalıp bir etkinliği sorun, zorluk, yarar veya hakkında yorum yapılan başka bir konu olarak sunmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede bir -ing öbeği doğru biçimde özne olarak kullanılmıştır?

  1. Finding a quiet room becomes difficult during the festival.
  2. Find a quiet room becomes difficult during the festival.
  3. They are finding a quiet room during the festival.
Cevabı göster

Finding a quiet room becomes difficult during the festival.

In this program, Anlatım akışı

0:46

Bu programda,

we'll be exploring two surprising solar projects

0:47

iki şaşırtıcı güneş enerjisi projesini keşfedeceğiz

to build PV panels in all kinds of weird and wonderful places. Kalıp ifadeler

0:50

her türlü tuhaf ve harika yere fotovoltaik paneller kurmayı amaçlayan.

Anlatım akışı

In this program, we'll be exploring... ile konuyu önceden tanıtmak

In this program çerçeveyi belirler: konuşmacı bu programın içeriğinden söz etmektedir. Ardından we'll be exploring, gelecek konuyu önceden tanıtır. İfade bir bütün olarak yol gösterici işlev görür ve izleyiciye sonraki bölümde nelerin ele alınacağını bildirir. We'll be exploring gelecek zamanda devam eden yapıdadır, ancak buradaki temel görevi bir eylemi gelecekteki kesin bir zamana yerleştirmek değildir. Sunucular bunu, planlanmış bir konuyu program boyunca izleyiciyle paylaşılan bir keşif yolculuğu gibi göstermek için sıkça kullanır.

Alıştırma

In this program, we'll be exploring... ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Programın sona erdiğini duyurmak
  2. İzleyicinin karşılaşacağı konuyu önceden tanıtmak
  3. Sunucuların dün bitirdiği işi bildirmek
Cevabı göster

İzleyicinin karşılaşacağı konuyu önceden tanıtmak

Kalıp ifadeler

weird and wonderful: çekici bir biçimde sıra dışı

Weird and wonderful, sıra dışı ve şaşırtıcı, aynı zamanda ilginç ya da keyif verici şeyleri anlatan canlı bir ikili ifadedir. Bu cümlede yalnızca kötü veya rahatsız edici değil, beklenmedik ama heyecan verici yerleri anlatır. Olumlu bir sözcük olan wonderful, weird sözcüğünü yumuşatır ve ifadeye meraklı, beğeni dolu bir ton verir. Unusual sözcüğünden daha eğlenceli ve olumludur; strange ise bazen olumsuz duyulabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede weird and wonderful doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The market sells a weird and wonderful mix of handmade gifts.
  2. Your injured ankle looks weird and wonderful.
  3. The safety guide gives weird and wonderful instructions for a fire.
Cevabı göster

The market sells a weird and wonderful mix of handmade gifts.

And as usual,

0:55

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary, too.

0:56

biz de bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.

Great, but first I have a question for you, Beth.

0:59

Harika, ama önce sana bir sorum var, Beth.

Harnessing the power of the sun is not new. Kalıp ifadeler

1:03

Güneşin gücünden yararlanmak yeni bir şey değil.

Kalıp ifadeler

Harnessing the power of the sun: enerjiyi etkili biçimde kullanmak

Harness the power of something, bir şeyin enerjisini, gücünü veya kapasitesini yararlı bir amaç için kontrol etmek ya da kullanmak demektir. Burada harness bir fiildir; bu nedenle vurgulanan bölüm güneş enerjisini kullanmak anlamına gelir, bir insanın veya hayvanın taktığı ekipmanı anlatan isim anlamına gelmez. Harnessing fiilin -ing biçimidir ve Harnessing the power of the sun ifadesinin tamamı is not new yan cümlesinin öznesidir. Bu yapı, etkinliğin kendisinden bir fikir olarak söz etmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi harness the power of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new turbines are designed to ____ wind.

Cevabı göster

harness the power of

In fact,

1:06

Aslında,

solar power dates back over 2,700 years. Öbek fiiller

1:07

güneş enerjisi 2.700 yıldan daha eskiye dayanıyor.

Öbek fiiller

dates back over 2,700 years: kökeni geçmişe dayandırmak

Burada dates back, güneş enerjisinin geçmişinin veya kullanımının 2.700 yıldan daha uzun süre önce başladığını anlatır. Bu ifadede date, “geçmişteki bir zamanda ortaya çıkmış olmak” anlamındadır; “romantik bir buluşmaya çıkmak” anlamında değildir. Over 2,700 years bir süre belirtir, bu nedenle doğrudan dates back ifadesinden sonra gelir. Solar power tekil olduğu için fiil dates olur; çoğul bir özneyle date kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi date back ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The castle ____ the fifteenth century.

Cevabı göster

dates back to

In 213 BC,

1:11

MÖ 213'te,

mirrors were used to reflect sunlight back onto Roman ships attacking the city of Syracuse, Dilbilgisi

1:13

Syracuse şehrine saldıran Roma gemilerine güneş ışığını yansıtmak için aynalar kullanıldı,

Dilbilgisi

were used to reflect sunlight back onto: edilgen amaç ve yön

were used to reflect, insanların aynaları ışığı yansıtma amacıyla kullandığını anlatır. Yapı be + used + to + fiilin yalın hâlidir: mirrors kullanılan nesnedir, to reflect ise kullanım amacını belirtir. Mirrors çoğul olduğu için geçmiş zaman biçimi were olur. reflect sunlight back onto Roman ships ifadesinde back, ışığın yönünün değiştirildiğini gösterir; onto ise ışığın ulaştığı yüzeyi veya hedefi tanıtır. Buradaki used to geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz: were, edilgen fiil were used yapısının bir parçasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların aletleri cam kesme amacıyla kullandığını anlatır?

  1. These workers were used to cutting glass.
  2. These tools were used to cut glass.
  3. These tools used to cut glass.
Cevabı göster

These tools were used to cut glass.

causing them to catch fire. Notlar

1:20

ve alev almalarına neden oldu.

Dilbilgisi

causing them to: sonuç eklemek

causing them to, bu parçanın hemen öncesinde anlatılan eylemin sonucunu belirtir. Burada them, Roma gemilerini ifade eder: önceki eylem gemilerin alev almasına neden olmuştur. Yapı cause + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. causing kullanıldığında -ing yan cümlesinin tamamı önceki cümleciğe bağlıdır ve neden-sonuç ilişkisini kısa biçimde verir; yeni bir ana cümle değildir.

Alıştırma

Cümleyi causing them to ile tamamlayın: The coach gave the players the wrong time, ____ arrive late.

Cevabı göster

causing them to

Kalıp ifadeler

catch fire: yanmaya başlamak

Catch fire, “yanmaya başlamak” veya “alev almak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede gemiler yanmaya başlar. Catch burada “yakalamak” anlamına gelmez ve bu ifadede fire sözcüğünden önce artikel kullanılmaz. Özne, yanmaya başlayan şeydir: bir şey catches fire.

Alıştırma

Cümleyi catch fire ile tamamlayın: Keep the towels away from the stove because they could ____.

Cevabı göster

catch fire

But which ancient Greek philosopher was responsible for this solar heat ray? Kalıp ifadeler

1:22

Peki bu güneş ısısı ışınından hangi antik Yunan filozofu sorumluydu?

Kalıp ifadeler

was responsible for: suçlama olmadan bir sonucu birine atfetmek

Bu soruda was responsible for, güneş ısısı ışınının arkasındaki filozofun kim olduğunu, yani onu kimin tasarladığını veya ortaya çıkmasını sağladığını sorar. Burada suçlama değil, sonucu bir kişiye atfetme vardır. Yapı be responsible for + isim veya fiilin -ing biçimidir. Anlamı bağlam belirler: bir görev, neden veya sonucun arkasındaki kişiyi gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be responsible for yapısının geçmiş zamanını ve parantezdeki fiili kullanın: Maya ____ the new booking system. (design)

Cevabı göster

was responsible for designing

Was it A, Archimedes,

1:27

A, Arşimet mi,

B, Socrates,

1:29

B, Sokrates mi,

or C, Pythagoras?

1:30

yoksa C, Pisagor mu?

I think it was Pythagoras.

1:33

Bence Pisagor'du.

Okay, Beth,

1:35

Tamam, Beth,

I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı

1:35

cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the answer later in the program: merak uyandırmak için cevabı sonraya bırakmak

Burada I'll reveal the answer later in the program, izleyicilere sorunun yanıtlanacağını ancak bunun henüz olmayacağını söyler. Sunucu, dinleyicilerin merakını canlı tutmak için cevabı programın ilerleyen kısmına yerleştirir. Reveal, daha önce gizli tutulan veya açıklanmayan bilgiyi duyurmak anlamına gelir. Tell ile karşılaştırıldığında, cevabın açıklanmasına daha güçlü bir duyuru veya keşif havası katar.

Alıştırma

Bir bilgi yarışması sunucusu sonucu yarışmanın sonuna kadar saklamak istiyor. Hangi cümle merak uyandırır ve cevabın ne zaman açıklanacağını belirtir?

  1. I'll reveal the answer at the end of the quiz.
  2. I'll repeat the question at the end of the quiz.
  3. I revealed the answer before the quiz began.
Cevabı göster

I'll reveal the answer at the end of the quiz.

Our first surprising solar project takes place in one of the world's biggest car parks, Notlar

1:39

İlk şaşırtıcı güneş enerjisi projemiz dünyanın en büyük otoparklarından birinde gerçekleşiyor,

Kalıp ifadeler

takes place in: bir olayın veya etkinliğin nerede gerçekleştiğini söylemek

takes place, 'gerçekleşir' veya 'düzenlenir' anlamına gelir; in ise yeri belirtir. Burada solar project, otoparkta yürütülen bir faaliyet olarak ele alınır. take, fiziksel olarak bir şeyi taşımak anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilecek yapı olay veya etkinlik + take place in + yer şeklindedir. Geniş zamanda project gibi üçüncü tekil şahıs bir özneyle take, takes olur.

Alıştırma

Cümleyi take place in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The ceremony ____ the town square each July.

Cevabı göster

takes place in

Dilbilgisi

one of the world's biggest car parks: one of sonrasında çoğul isim

one of the world's biggest car parks, dünyanın en büyükleri arasında yer alan otoparklar grubunun bir üyesi anlamına gelir. The world's karşılaştırma alanını dünya olarak belirler; biggest ise big sıfatının en üstünlük biçimidir. Tekrar kullanılabilecek yapı one of + belirli bir grup + en üstünlük sıfatı + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. one tek bir üyeyi seçse de karşılaştırılan grupta birden fazla otopark bulunduğu için car parks çoğuldur.

Alıştırma

Bir havaalanını tanımlamak için one of + en üstünlük yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. It is the one of the country's busiest airports.
  2. It is one of the country's busiest airports.
  3. It is one of the country's busiest airport.
Cevabı göster

It is one of the country's busiest airports.

owned by US supermarket giant Walmart. Kelime

1:44

ABD'li süpermarket devi Walmart'a ait.

Kelime

US supermarket giant Walmart ifadesinde giant kelimesinin iş dünyasındaki anlamı

Bu ifadede giant, fiziksel olarak dev bir kişiyi değil, çok büyük ve etkili bir şirketi anlatan bir isimdir. A supermarket giant, süpermarket sektöründeki büyük ve güçlü bir şirkettir. Sektör etiketi + giant + şirket adı yapısı, haber dilinde bir şirketin hem faaliyet alanını hem de pazardaki önemini kısa ve öz biçimde belirtir.

Alıştırma

Cümledeki supermarket giant ne anlama gelir?

  1. süpermarkette çalışan, olağan dışı derecede uzun bir kişi
  2. süpermarket sektöründe büyük ve etkili bir şirket
  3. süpermarketin içindeki çok büyük bir nesne
Cevabı göster

süpermarket sektöründe büyük ve etkili bir şirket

Joshua Pearce,

1:48

Joshua Pearce,

a researcher at Western University in Ontario, Canada,

1:49

Kanada, Ontario'daki Western Üniversitesi'nde bir araştırmacı,

wants Walmart to introduce solar canopies in all their car parks. Dilbilgisi

1:52

Walmart'ın tüm otoparklarında güneş enerjili gölgelikler (canopies) kullanmasını istiyor.

Dilbilgisi

wants Walmart to introduce ifadesindeki want + someone + to do yapısı

want + kişi veya kuruluş + to + fiilin yalın hâli yapısı, öznenin o kişi veya kuruluştan eylemi yapmasını istediğini belirtir. wants Walmart to introduce ifadesinde Walmart, wants fiilinin nesnesidir ve introduce eylemini yapan taraftır. Bu yapı, eylemi kimin yapacağını açıkça gösterir: öznenin bir şeyi kendisinin yapmak istemesi ile başka birinin yapmasını istemesi farklıdır.

Alıştırma

want + someone + to do yapısını kullanarak ve submit eylemini her team yapacak şekilde cümleyi tamamlayın: The manager ____ the report by Friday.

Cevabı göster

wants her team to submit

A canopy is a cover fixed over something to provide shelter or decoration. Notlar

1:57

Gölgelik (canopy), barınak veya dekorasyon sağlamak için bir şeyin üzerine sabitlenen bir örtüdür.

Kelime

canopy: koruma veya süsleme sağlayan üst örtü

Canopy, insanların veya nesnelerin üzerine yerleştirilen bir örtü ya da yapıyı ifade eder. Bu cümlede önemli olan, herhangi bir örtü değil, yukarıdan koruma veya süsleme sağlayan bir örtü olmasıdır. Bu sözcük girişlerin, yatakların, açık hava oturma alanlarının veya park edilmiş araçların üzerindeki yapıları anlatabilir. Nesne ve malzeme değişebilir, ancak bir şeyin üzerinde bulunması temel özelliğidir.

Alıştırma

Hangi seçenek canopy sözcüğünü en iyi açıklar?

  1. bütün bir binanın kalıcı üst kısmı
  2. koruma veya süsleme için bir şeyin üzerinde bulunan örtü
  3. başka bir nesneyi sarmak için kullanılan herhangi bir nesne
Cevabı göster

koruma veya süsleme için bir şeyin üzerinde bulunan örtü

Kalıp ifadeler

fixed over ... to provide shelter: konum ve amaç

fixed over something ifadesinde fixed, cover sözcüğünü tanımlayan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bir şeyin üzerine sağlam biçimde tutturulmuş veya kurulmuş anlamına gelir; tamir edilmiş anlamına gelmez. to provide shelter amacı belirten bir mastar yapısıdır. Yapının tamamı, bir tesisin nerede olduğunu ve neden oraya yerleştirildiğini açıklar: isim + fixed over X + to provide Y.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için verilen parçaları doğru sıraya koyun: The awning is ____. Parçalar: fixed / over the doorway / to provide shelter

Cevabı göster

fixed over the doorway to provide shelter

Joshua's canopies protect customers' cars from the sun and rain, Kalıp ifadeler

2:03

Joshua'nın gölgelikleri müşterilerin arabalarını güneşten ve yağmurdan korurken,

Kalıp ifadeler

protect customers' cars from: protect A from B kalıbı

protect A from B kalıbında A güvende tutulan kişi ya da şey, B ise tehlike veya zararlı etkidir. Bu cümlede customers' cars A, the sun and rain ise B konumundadır. from, korumanın uzak tuttuğu veya zarar vermesini engellediği unsuru belirtir; bu kalıpta tehlike kaynağını belirtmek için by kullanılamaz. Bu kalıp hava koşulları, hastalıklar, kazalar ve çevrim içi tehditler için doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi protect A from B kalıbıyla tamamlayın: This case ____ damage.

Cevabı göster

protects the phone from

while the solar panels fixed on top generate electricity. Dilbilgisi

2:07

üstüne sabitlenmiş güneş panelleri elektrik üretir.

Dilbilgisi

while ... generate: paralel işlevleri bağlamak

Burada while, paralel işlevleri anlatan iki cümleciği birbirine bağlar: gölgelikler arabaları korurken güneş panelleri de aynı anda elektrik üretir. İki işlev arasında hafif bir karşıtlık katabilir, ancak burada güçlü bir “ancak” anlamı vermez. while ile başlayan cümlecikte fixed on top, solar panels ifadesini niteler ve “üst tarafa sabitlenmiş” anlamına gelir. Ana fiil generate sözcüğüdür. Böylece yapı while + özne + ana fiil olarak okunabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The watch tracks your steps while its screen shows the time.” while neyi gösterir?

  1. Adımları takip etmek ekranın saati göstermesine neden olur.
  2. İki işlev aynı anda gerçekleşebilir.
  3. Ekran yalnızca saat adımları takip etmeyi bıraktıktan sonra çalışır.
Cevabı göster

İki işlev aynı anda gerçekleşebilir.

This electricity can be used by the supermarket Dilbilgisi

2:11

Bu elektrik süpermarket tarafından kullanılabilir

or given to customers to charge their electric car for free. Kalıp ifadeler

2:14

veya elektrikli arabalarını ücretsiz şarj etmeleri için müşterilere verilebilir.

Dilbilgisi

can be used ... or given: can be'yi ortak kullanan paralel edilgen yapılar

can be used ... or given ... ifadesinde used ve given, iki edilgen seçenek oluşturan geçmiş zaman ortaçlarıdır. Tam yazıldığında kalıp can be used ... or can be given ... olur. İkinci seçenekte tekrarlanan can be kullanılmaz. Her iki eylemin öznesi de hâlâ This electricity'dir. Bu nedenle cümle elektriğin iki olası kullanımını sunar; iki eylemin de zaten gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, can be'yi used ile paylaşacak şekilde give fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The extra food can be used by the kitchen or ____ to local shelters.

Cevabı göster

given

Kalıp ifadeler

charge their electric car for free: elektrikli aracı ücretsiz şarj etmek

Burada charge their electric car, otomobilin bataryasına elektrik enerjisi aktarmak demektir. charge fiilinin nesnesi electric car olduğu için bu yan cümlede charge enerjiyle ilgili anlamdadır. for free ifadesi fiyatı açıklar: hiçbir ücret yoktur. Bu ifade şarj etme eylemini niteler; dolayısıyla müşteriler aracı para ödemeden şarj edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle birinin dizüstü bilgisayarını para ödemeden şarj edebileceğini söylüyor?

  1. You can buy a laptop charger at the library.
  2. You can charge your laptop for free at the library.
  3. The library can charge you for using a laptop.
Cevabı göster

You can charge your laptop for free at the library.

Here's Myra Anubi, Anlatım akışı

2:19

İşte Myra Anubi,

presenter of BBC World Service program People Fixing the World,

2:20

BBC Dünya Servisi programı People Fixing the World sunucusu,

discussing Joshua's idea.

2:24

Joshua'nın fikrini tartışıyor.

Anlatım akışı

Here's Myra Anubi, presenter of ...: sıradaki konuşmacıyı tanıtmak

Here's + kişi adı, sesi, görüntüsü veya yorumu hemen ardından gelecek birini tanıtır. Bu cümlede program içi bir devir işlevi görür: anlatıcı, dinleyiciyi Myra Anubi'nin konuşmasına yönlendirir; yalnızca onun fiziksel olarak "burada" olduğunu söylemez. İsimden sonraki presenter of BBC World Service program People Fixing the World ad öbeği, kişinin görevini açıklar. Bu sıralama, dinleyicilerin önce yeni konuşmacıyı tanımasını, sonra da onu neden dinlediklerini anlamasını sağlar.

Alıştırma

Bu program geçişinde Here's Dr Patel ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Açıklaması sırada olan kişiyi tanıtır.
  2. Dr Patel'in sunucunun yanında durduğunu söyler.
  3. İzleyiciye programın bittiğini bildirir.
Cevabı göster

Açıklaması sırada olan kişiyi tanıtır.

Of course,

2:27

Elbette,

if Walmart or any equivalent retailer were to do this, Dilbilgisi

2:27

Walmart veya eşdeğer bir perakendeci bunu yapacak olsaydı,

Dilbilgisi

if ... were to do this: resmî bir varsayımsal koşul

if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısında were to, eylemin bir gerçek değil, hayal edilen bir olasılık olduğunu gösterir. Burada Walmart'ın veya benzer bir perakendecinin daha önce sözü edilen güneş enerjili otopark gölgeliklerini kurduğunu hayal etmemiz istenir. Were, eylemi geçmiş zamana taşımaz. Bu if cümleciğini genellikle would, could veya might içeren bir sonuç izler. Özellikle resmî iş veya politika bağlamlarında bir öneriyi ya da gelecekteki olası bir kararı dikkatli biçimde tartışmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi approve fiilinin resmî were to varsayım biçimiyle tamamlayın: If the council ____ the proposal, the city could reduce its energy costs.

Cevabı göster

were to approve

they wouldn't just be paying off their investment in green electricity, Öbek fiiller

2:30

sadece yeşil elektriğe yaptıkları yatırımın karşılığını almakla kalmazlardı,

Öbek fiiller

wouldn't just be paying off their investment: yalnızca yatırım maliyetini geri kazanmakla kalmamak

Bu cümlede pay off their investment, yeşil elektriğin sağladığı değer veya tasarruf sayesinde yatırılan parayı geri kazanmak anlamına gelir. Nesne investment olduğunda pay off, getirilerin başlangıç maliyetini karşılayacak noktaya ulaşmasını anlatır. Wouldn't just be, bunun tek fayda olmayacağını gösterir. İlerleyen bir eylemi anlatan be paying off, geri kazanımı varsayımsal bir durum içinde gelişen bir sonuç olarak sunar; tamamlanmış bir gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

Cümleyi, “ilk yatırım maliyetini geri kazanmak” anlamındaki öğrendiğiniz öbeksi fiille tamamlayın: The energy savings should help ____ the investment within five years.

Cevabı göster

pay off

they would be adding hundreds of thousands of electric charging points across the US, Dilbilgisi

2:34

ABD genelinde yüz binlerce elektrikli şarj noktası eklemiş olurlardı,

Dilbilgisi

would be adding ...: devam eden varsayımsal bir sonuç

Would be adding, would + be + fiil-ing yapısını izler. Burada, bağlamdan anlaşılan bir koşul veya teklif gerçekleşirse ne olacağını anlatır. Şarj noktalarının eklenmesi, bu varsayımsal durum içinde ilerleyen veya biriken bir sonuç olarak sunulur. Bu ifade, şarj noktalarının zaten var olduğunu veya şu anda kurulmakta olduğunu söylemez. Hundreds of thousands of yaklaşık ve çok büyük bir miktar belirtir; dolayısıyla cümle çok büyük ölçekli bir genişlemeyi hayal eder.

Alıştırma

Hangi cümle genişlemeyi varsayımsal bir koşulun devam eden sonucu olarak sunar?

  1. If the plan went ahead, the city would be adding 200 charging points over the next year.
  2. The city added 200 charging points last year.
  3. The city is adding 200 charging points now.
Cevabı göster

If the plan went ahead, the city would be adding 200 charging points over the next year.

which would make switching to electric vehicles more enticing for American drivers. Notlar

2:39

bu da elektrikli araçlara geçişi Amerikalı sürücüler için daha cazip hale getirirdi.

Dilbilgisi

which would make ... more enticing: bir fikrin tamamının etkisini göstermek

Which, önceki eylem veya önerinin tamamına, yani burada çok sayıda şarj noktası eklenmesine gönderme yapar; tek bir şarj noktasına değil. Bu yan cümle, söz konusu fikrin olası etkisini ekler. Make + nesne + sıfat yapısında nesne switching to electric vehicles ulaç öbeğidir; more enticing ise bu seçimin nasıl bir hâle geleceğini anlatır. Would, etkiyi beklenen veya öngörülen bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Parantezdeki ifadeleri kullanarak sonuç bildiren yan cümleyi tamamlayın: The town may add a pedestrian bridge, ____. (which / would / make / crossing the road / safer)

Cevabı göster

which would make crossing the road safer

Kelime

enticing: insanı denemeye veya seçmeye çekecek kadar cazip

Enticing, çoğunlukla bir yarar veya keyif vadettiği için birine bir şeyi deneme, seçme ya da deneyimleme isteği verecek kadar çekici demektir. Burada şarj etmenin kolaylaşması, elektrikli araçlara geçmeyi daha fazla düşünmeye değer gösterir. Bu sözcük yalnızca görsel güzellikle sınırlı değildir. Teklifler, seçenekler, kokular, yiyecekler ve fırsatlar, özellikleri insanları kendilerine çektiğinde enticing olabilir.

Alıştırma

En uygun sözcüğü seçin: A free trial makes the new app more ___.

  1. distant
  2. ordinary
  3. enticing
Cevabı göster

enticing

So we're starting to see more and more of these occur. Anlatım akışı

2:44

Böylece bunların giderek daha fazla meydana geldiğini görmeye başlıyoruz.

Anlatım akışı

So we're starting to see: ortaya çıkan bir eğilimi sunmak

Burada So, konuşmacının vardığı sonucu önceki örneklere veya kanıtlara bağlar. “Az önce konuştuklarımıza dayanarak, artık belirginleşmeye başlayan örüntü budur” anlamını taşır. We're starting to see, yalnızca “gözlerimizle görebiliyoruz” değil, “fark etmeye veya gözlemlemeye başlıyoruz” demektir. Bu giriş, tek tek örneklerden ortaya çıkan bir eğilime geçiş yapar; ardından more and more bu eğilimin büyüdüğünü gösterir.

Alıştırma

So we're starting to see ... girişi cümlede ne işe yarıyor?

  1. Önceki örnekleri ortaya çıkan bir eğilim hakkındaki gözleme dönüştürür.
  2. Bir görevi tamamlamak için kesin talimatlar verir.
  3. Dinleyicilerden bir şeye gözleriyle bakmalarını ister.
Cevabı göster

Önceki örnekleri ortaya çıkan bir eğilim hakkındaki gözleme dönüştürür.

I think in the very near future Kalıp ifadeler

2:47

Bence çok yakın gelecekte

we're going to see an enormous increase. Dilbilgisi

2:48

muazzam bir artış göreceğiz.

Kalıp ifadeler

in the very near future: yakın ancak belirtilmemiş bir zaman

In the very near future, şimdiden çok uzak olmayan bir zamanı ifade eder. Very, near sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla konuşmacı artışın nispeten yakında gerçekleşmesini bekler. Bu ifade kesin bir tarih değil, göreceli bir zaman verir. Kapsadığı sürenin uzunluğu konuya ve bağlama bağlıdır; bu yüzden tek başına bir son tarih belirlemez.

Alıştırma

“Yakında, ancak kesin bir tarih vermeden” anlamına gelen hedef zaman ifadesiyle tahmini tamamlayın: The school plans to add more science clubs ____.

Cevabı göster

in the very near future

Dilbilgisi

we're going to see an enormous increase: büyük bir değişimi öngörmek

Bu cümlede we're going to see, yakın gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir değişimi öngörür. Be going to, konuşanın şu anda bildiği veya gözlemlediği şeylere dayanarak artışı olası gösterir. Buradaki see yalnızca gözle “bakmak” değil, “yaşamak veya gözlemlemek” anlamındadır. we're going to see + değişim veya eğilim kalıbı; artış, düşüş ya da yön değişikliği öngörmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Gelecekteki büyük bir değişimi öngörmek için we're going to see yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Current sales suggest we're seeing to an enormous increase in demand.
  2. Current sales suggest we're going to see an enormous increase in demand.
  3. Current sales suggest we're going to look an enormous increase in demand.
Cevabı göster

Current sales suggest we're going to see an enormous increase in demand.

Solar canopies provide free charging points,

2:51

Güneş enerjili gölgelikler ücretsiz şarj noktaları sağlar,

making electric cars a cheaper, Dilbilgisi

2:54

elektrikli arabaları daha ucuz,

more enticing option for American drivers.

2:56

ve Amerikalı sürücüler için daha cazip bir seçenek haline getirir.

Dilbilgisi

making electric cars a cheaper, more enticing option: bir sonucu ifade etmek

Virgülden sonra gelen making öbeği, önceki yan cümlenin tamamının sonucunu ekler. Ücretsiz şarj noktaları elektrikli arabaları daha hesaplı ve cazip hâle getirir. Making burada bir ortaçtır; ikinci bir bağımsız cümlenin ana fiili değildir. Yapı make + nesne + isim tümleci biçimindedir: making + electric cars + a cheaper, more enticing option. Nesneden sonraki isim öbeği, sonuç nedeniyle nesnenin ne hâle geldiğini veya nasıl görüldüğünü belirtir. Cheaper ve more enticing sözcüklerinin ikisi de option sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Sonuç ifade etmek için making X a ... option yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Faster trains cut travel time, making rail a more convenient option for commuters.
  2. Faster trains cut travel time, made rail to a more convenient option for commuters.
  3. Faster trains cut travel time, making rail becomes a more convenient option for commuters.
Cevabı göster

Faster trains cut travel time, making rail a more convenient option for commuters.

If something is enticing,

2:59

Eğer bir şey cazip (enticing) ise,

it's attractive because it offers advantages or pleasures.

3:01

çekicidir çünkü avantajlar veya zevkler sunar.

Joshua hopes we'll see more solar canopies in the near future,

3:05

Joshua yakın gelecekte (in the near future) daha fazla güneş gölgeliği görmeyi umuyor,

at some time very soon.

3:09

çok yakında bir zamanda.

Our second surprising solar project is quite literally out of this world. Deyimler

3:10

İkinci şaşırtıcı güneş enerjisi projemiz kelimenin tam anlamıyla bu dünyadan değil.

Deyimler

quite literally out of this world: gerçek uzay anlamı da taşıyan bir deyim

Out of this world, “olağanüstü derecede iyi veya etkileyici” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki quite literally, sözcüklerin olağan mekânsal anlamıyla da doğru olduğunu belirtir: güneş enerjisi projesinin uzayda gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Cümle iki anlamı bilinçli olarak aynı anda etkinleştirir. Projeyi dikkat çekici diye överken Dünya’nın ötesindeki konumunu tanıtmak için bir söz oyunu yapar.

Alıştırma

Özgün cümlede quite literally out of this world ne anlatıyor?

  1. Proje hayal ürünüdür ve inşa edilemez.
  2. Proje olağanüstüdür ve gerçekten Dünya’nın ötesindedir.
  3. Proje Dünya’nın her yerinde reddedilmiştir.
Cevabı göster

Proje olağanüstüdür ve gerçekten Dünya’nın ötesindedir.

Martin Soltau is founder of Space Solar,

3:16

Martin Soltau, Space Solar'ın kurucusudur,

a company planning to build solar panels 22,000 miles away in outer space. Dilbilgisi

3:19

uzayda 22.000 mil uzaklıkta güneş panelleri inşa etmeyi planlayan bir şirket.

Dilbilgisi

a company planning to build: isimden sonra gelen bir -ing grubu

a company planning to build solar panels yapısında planning to build solar panels, company sözcüğünden sonra gelen bir -ing grubudur. Şirketin ne yapmayı planladığına ilişkin arka plan bilgisini kısa biçimde ekler. Tam ilgi cümleciği biçimi a company that is planning to build solar panels olur. -ing grubu company sözcüğünün hemen yanında bulunduğu için planning eyleminin anlamca öznesi company olur. Bu yapı cümlenin temel fiili değildir ve inşaatı bizzat Martin Soltau’nun planladığını söylemez.

Alıştırma

that is developing bölümünü -ing niteleyicisine indirerek cümleyi yeniden yazın: We visited a lab that is developing a low-cost water filter. We visited a lab ____ a low-cost water filter.

Cevabı göster

developing

With no night or changing seasons, Dilbilgisi

3:25

Gece veya değişen mevsimler olmadığından,

it's believed that solar panels in space Dilbilgisi

3:27

uzaydaki güneş panellerinin

would generate 13 times as much electricity as on Earth. Dilbilgisi

3:29

Dünya'dakinden 13 kat daha fazla elektrik üreteceğine inanılıyor.

Dilbilgisi

With no night or changing seasons: arka plan koşulu olarak with + isim öbeği

Burada with, «birisiyle veya bir şeyle birlikte» anlamına gelmez. With no night or changing seasons ifadesi ana açıklamanın arkasındaki çevresel koşulu sunar: bu kesintiler olmadığında uzaydaki güneş panelleri güneş ışığını daha düzenli biçimde alabilir. Cümle başındaki with + isim öbeği, ana sonuçtan önce bir koşulu veya durumu kısaca verebilir. Bu arka plan ifadesi ana cümleden virgülle ayrılır.

Alıştırma

Hangi cümlede, sonucu açıklamaya yardımcı olan bir koşulu vermek için cümle başında with + isim öbeği kullanılmıştır?

  1. I went to the cinema with my sister.
  2. With no seats left, we stood at the back.
  3. With a blue backpack, Mia walked to school.
Cevabı göster

With no seats left, we stood at the back.

Dilbilgisi

It's believed that: genel bir inancı anlatan kişisiz edilgen yapı

It's believed that ... «insanların genel olarak ... olduğuna inandığını» belirten kişisiz bir edilgen yapıdır. It biçimsel öznedir ve belirli bir şeyi göstermez; asıl iddia that ile başlayan yan cümlede yer alır. Edilgen yapı, bu görüşe sahip kişileri adlandırmaz ve odağı iddianın üzerine getirir. Böylece haberlerde, bilimsel açıklamalarda ve resmî yazılarda sık görülen daha mesafeli bir ton oluşur.

Alıştırma

Cümleyi «insanların genel olarak inandığını» belirten kişisiz edilgen ifadeyle tamamlayın: ____ the ruins were once part of a temple.

Cevabı göster

It's believed that

Dilbilgisi

13 times as much electricity as on Earth: kat belirten karşılaştırma

13 times as much electricity as ... ifadesi, çarpan + as much + sayılamayan isim + as kalıbını izler. İlk miktarın karşılaştırılan miktarın 13 katı olduğunu belirtir. Electricity burada sayılamayan bir isimdir; bu yüzden many değil much kullanılır. as on Earth bölümünde tekrarlanan sözcükler çıkarılmıştır. Karşılaştırmanın tam biçimi as much electricity as solar panels would generate on Earth olarak anlaşılır. Bu eksiltme, çarpanı değiştirmeden sayısal karşılaştırmayı daha kısa hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi as much ... as çarpan kalıbıyla tamamlayın: This tank holds three times ____ water ____ the smaller one.

Cevabı göster

as much · as

Martin's plans sound like science fiction Kalıp ifadeler

3:34

Martin'in planları bilim kurgu gibi geliyor

and haven't been tried out yet. Öbek fiiller

3:37

ve henüz denenmedi.

Kalıp ifadeler

sound like science fiction: fütüristik fikirlere tepki vermek

Sound like science fiction, bir planın veya fikrin anlatıldığında son derece fütüristik, şaşırtıcı ya da inanması zor görünmesi demektir. Burada ifade, Martin'in planlarının henüz test edilmemiş olmasıyla da uyumludur. Sound burada bağlayıcı fiildir: iki gerçek ses arasındaki benzerliği değil, bilginin oluşturduğu izlenimi anlatır. Bu tür bir tepkiyi vermek için özne + sound like + isim öbeği kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: A hotel on the Moon ____, but engineers are already discussing it.

Cevabı göster

sounds like science fiction

Öbek fiiller

haven't been tried out yet: edilgen present perfect

Try out, “bir şeyi gerçek kullanımda deneyerek ne kadar iyi çalıştığını görmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada out fiilin bir parçasıdır; bir yeri belirtmez. Haven't been tried out, present perfect'ın olumsuz edilgen biçimidir: have not + been + geçmiş zaman ortacı. Planlar deneme eylemine maruz kalan taraftır; yet ise şu ana kadar hiçbir deneme yapılmadığını, ancak daha sonra yapılabileceğini belirtir.

Alıştırma

Bir prototipin şu ana kadar uygulamalı olarak hiç denenmediğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. The prototype hasn't been tried out yet.
  2. The prototype wasn't been tried out yet.
  3. The prototype hasn't tried out yet.
Cevabı göster

The prototype hasn't been tried out yet.

But the idea of solar power from space has existed since the 1960s, Dilbilgisi

3:40

Ancak uzaydan güneş enerjisi fikri 1960'lardan beri var,

Dilbilgisi

has existed since the 1960s: günümüze kadar süren durum

Has existed, exist fiilinin present perfect biçimidir. Fikrin geçmişte var olmaya başladığını ve şimdi de varlığını sürdürdüğünü anlatır. Since the 1960s başlangıç dönemini belirtir; dolayısıyla anlamı “1960'lardan günümüze kadar”dır, “yalnızca 1960'larda” değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp has/have + geçmiş zaman ortacı + since + başlangıç noktasıdır.

Alıştırma

Cümleyi exist fiilinin present perfect biçimiyle ve başlangıç noktasını belirten edatla tamamlayın: The local theatre ____ 1982.

Cevabı göster

has existed since

as Martin explains to BBC World Service program People Fixing the World.

3:45

Martin'in BBC Dünya Servisi programı People Fixing the World'e açıkladığı gibi.

And then in really in the late '60s,

3:51

Ve daha sonra gerçekten 60'ların sonlarında,

the American scientist Peter Glaser

3:53

Amerikalı bilim insanı Peter Glaser

designed the first practical, Kelime

3:56

ilk pratik sistemi tasarladı,

technically practical system.

3:58

teknik olarak pratik sistemi.

Kelime

practical, technically practical: öz düzeltmeyle iddianın kapsamını daraltmak

Konuşmacı önce sistemi practical diye nitelendiriyor, ardından technically niteleyicisini ekleyerek practical sözcüğünü hemen tekrarlıyor. Konuşma sırasındaki bu öz düzeltme, iddianın kapsamını daraltır: sistem mühendislik veya teknik açıdan uygulanabilirdi. Technically practical, sistemin uygun fiyatlı, ticari olarak başarılı ya da yaygın kullanıma hazır olduğu anlamına gelmez. Tekrar anlam taşır çünkü başlangıçtaki geniş iddiayı daha kesin hâle getirir.

Alıştırma

Konuşmacı practical ifadesini technically practical olarak düzelterek ne elde ediyor?

  1. Konuşmacı sistemin hiç tasarlanmadığını söylüyor.
  2. Konuşmacı iddiayı teknik açıdan uygulanabilir olanla sınırlandırıyor.
  3. Konuşmacı sistemin her açıdan pratik olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı iddiayı teknik açıdan uygulanabilir olanla sınırlandırıyor.

And after that,

4:00

Ve ondan sonra,

NASA studied it on and off right through the decades. Kalıp ifadeler

4:01

NASA bunu on yıllar boyunca ara sıra inceledi.

Kalıp ifadeler

on and off: aralarla tekrarlanan etkinlik

On and off, bir şeyin aralarda duraklamalarla farklı zamanlarda gerçekleşmesi veya devam etmesi anlamına gelir. Burada NASA, onlarca yıl boyunca kesintisiz araştırma yapmak yerine araştırmaya tekrar tekrar dönmüştür. Bu cümlede ifade, bir anahtarı gerçekten açıp kapatmayı değil, zamansal bir düzeni anlatan kalıplaşmış bir ifadedir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. on ile off sözcüklerinin sırasına ve zayıf söylenen and sözcüğüne odaklanın.

  1. I studied French on my own for three years.
  2. I studied French on and off for three years.
  3. I studied French off and on for three years.
Cevabı göster

I studied French on and off for three years.

Kalıp ifadeler

right through the decades: onlarca yıla yayılan süreyi vurgulamak

Bu cümlede right through the decades, onlarca yıllık zaman aralığının tamamı boyunca anlamına gelir. Through, zamanı fiziksel bir alan olarak değil, bir şeyin baştan sona uzandığı bir süre olarak gösterir. Buradaki right, sağ yönünü değil, anlamı güçlendiren bir zarfı ifade eder. Through sözcüğünü güçlendirerek zaman aralığının ne kadar uzun sürdüğünü vurgular. Bu, araştırmanın hiç durmadan yapıldığı anlamına gelmez; on and off aralar verildiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede right through the decades ne anlama gelir?

  1. Araştırma onlarca yıl boyunca her gün, hiç ara vermeden sürdü.
  2. Araştırma birkaç on yıl boyunca sağ tarafta yapıldı.
  3. Araştırma, aralar verilmiş olsa da onlarca yıla yayıldı.
Cevabı göster

Araştırma, aralar verilmiş olsa da onlarca yıla yayıldı.

And so it's really only in the last 6 or 7 years Dilbilgisi

4:05

Ve bu yüzden gerçekten sadece son 6 veya 7 yılda

that it's actually now become economically feasible. Kelime

4:08

artık ekonomik olarak uygulanabilir hale geldi.

Dilbilgisi

it's really only ... that: yakın zamandaki değişimin zamanını vurgulamak

Bu, it-cleft adı verilen bir vurgu yapısıdır: It is + vurgulanan bilgi + that + mesajın geri kalanı. Vurgulanan bilgi only in the last 6 or 7 years olduğundan cümle, değişimin daha önce değil yakın zamanda gerçekleştiğini öne çıkarır. Vurgu yapısı çıkarıldığında temel mesaj şudur: It has become economically feasible only in the last 6 or 7 years. Özgün cümlede ilk it's, it is anlamına gelir ve vurguyu kurar; that sonrasındaki it's ise it has anlamına gelir ve ana olayı başlatır.

Alıştırma

Zamanı vurgulamak için It was only ... that yapısını kullanın: ____ after sunrise ____ the rescue team arrived.

Cevabı göster

It was only · that

Kelime

economically feasible: ekonomik koşullar altında uygulanabilir

Feasible, bir şeyin yalnızca hayal edilebilir değil, gerçek koşullarda uygulanabilir olduğunu belirtir. Economically feasible, değerlendirmeyi ekonomik boyutla sınırlar: maliyetler, finansman ve beklenen değer artık faaliyetin uygulanmasını mümkün ve mantıklı kılar. Bu ifade mutlaka ucuz olduğu veya kârın garanti edildiği anlamına gelmez. İlgili ekonomik koşulların artık uygulamayı engellemediğini belirtir.

Alıştırma

Yeni bir su filtresi güvenilir biçimde çalışıyor, ancak her birini üretmek müşterilerin ödeyebileceğinden çok daha pahalı. Hangi ifade en doğrudur?

  1. It is both technically and economically feasible.
  2. It is technically feasible but not economically feasible.
  3. It is economically feasible but not technically feasible.
Cevabı göster

It is technically feasible but not economically feasible.

So the whole cost of getting things into space

4:11

Böylece bir şeyleri uzaya göndermenin tüm maliyeti

has tumbled by over 90%. Kelime

4:14

yüzde 90'dan fazla düştü.

Kelime

has tumbled by over 90%: keskin düşüş ve düşüş miktarı

Tumble; fiyat, maliyet, satış veya oran gibi sayılarda hızlı ve büyük bir düşüşü anlatabilir. Has tumbled, düşüşün şu andan önce gerçekleştiğini ve sonucunun bugün hâlâ önemli olduğunu gösterir. By over 90%, son düzeyi değil azalma miktarını verir. Başlangıç maliyeti 100 birimse %90'dan fazla düşüşün ardından 10 birimden azı kalır.

Alıştırma

Aylık maliyet başlangıçta £100 ise ve has tumbled by over 90% deniyorsa hangi sonuca varabilirsiniz?

  1. £190'ın üzerine çıkmıştır.
  2. Şimdi £90'dan biraz fazladır.
  3. Şimdi £10'dan azdır.
Cevabı göster

Şimdi £10'dan azdır.

NASA has studied the idea of putting solar panels in space Dilbilgisi

4:17

NASA, uzaya güneş panelleri koyma fikrini inceledi

Dilbilgisi

the idea of putting ...: bir fikrin içeriğini of + -ing ile belirtmek

the idea of putting solar panels in space ifadesinde of edatı fikrin belirli içeriğini tanıtır. putting solar panels in space şeklindeki -ing öbeği önerilen eylemi belirtir. Burada putting, eylemin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez. of bir edat olduğu için ardından -ing biçimi gelir: the idea of doing something; the idea of to do something kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi of ve install fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: They discussed the idea ____ solar panels on the library roof.

Cevabı göster

of installing

on and off,

4:21

ara sıra (on and off),

meaning occasionally or from time to time,

4:22

bazen veya zaman zaman anlamına gelir,

since the 1960s.

4:25

1960'lardan beri.

Recently,

4:27

Son zamanlarda,

the costs of traveling to space have tumbled,

4:27

uzaya seyahat maliyetleri düştü (tumbled),

decreased quickly and in a short time,

4:30

kısa sürede ve hızla azaldı,

making Martin's idea for Space Solar panels economically feasible.

4:33

Martin'in Space Solar panelleri fikrini ekonomik olarak uygulanabilir (economically feasible) hale getirdi.

If a business plan is economically feasible,

4:38

Eğer bir iş planı ekonomik olarak uygulanabilirse,

the economic advantages achieved are greater than the economic costs.

4:41

elde edilen ekonomik avantajlar ekonomik maliyetlerden daha büyüktür.

It seems that a good idea is a good idea,

4:45

Görünüşe göre iyi bir fikir iyi bir fikirdir,

whether it's thousands of years ago or in the near future. Dilbilgisi

4:48

ister binlerce yıl önce olsun ister yakın gelecekte.

Dilbilgisi

whether ... or ...: sonucun değişmeden geçerli kaldığını göstermek

whether it's thousands of years ago or in the near future ifadesinde whether ... or ... birbiriyle karşıt iki zaman durumunu ortaya koyar. “Hangisi doğru olursa olsun” anlamına gelir; bu nedenle önceki sonuç—iyi bir fikir yine iyi bir fikirdir—değişmez. Bu kalıp gerçek bir soru sormadan iki seçeneği, koşulu veya uç durumu birbirine bağlayabilir: ana ifade + whether A or B.

Alıştırma

Politikanın her iki durumda da geçerli olduğunu gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: The policy applies ____ you work at home ____ in the office.

Cevabı göster

whether · or

With that, Anlatım akışı

4:51

Bununla birlikte,

it's time to reveal the answer to my question. Kalıp ifadeler

4:52

sorumun cevabını açıklama zamanı geldi.

Anlatım akışı

With that: bir bölümü kapatıp sonraki adıma geçmek

With that bir söylem geçişidir. Burada that, konuşmacının az önce tamamladığı sözleri topluca gösterir; ifadenin bütünü, cevap açıklanmadan önce o bölümü kapatır. Buradaki with, “o şeyle birlikte” anlamında gerçek anlamlı değildir. Düzenli bir konuşmada dinleyicilere sıradaki konuya, adıma veya kapanışa geçildiğini bildirir.

Alıştırma

Örnekte With that hangi söylem işlevini yerine getiriyor?

  1. Önceki söylenenlerle çelişen bir görüş sunar.
  2. Önceki bölümü kapatır ve sonraki adıma geçer.
  3. Cevabın fiziksel olarak bir nesneyle birlikte olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Önceki bölümü kapatır ve sonraki adıma geçer.

Kalıp ifadeler

it's time to reveal: It's time to + fiilin yalın hâli

It's time to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmak için uygun veya beklenen zamanın şimdi olduğunu belirtir. Örnekte reveal fiilin yalın hâlidir ve reveal the answer sıradaki eylemdir. Bu kalıp bir sırayı düzenleyebilir, yeni bir adımı duyurabilir veya harekete geçmeye yöneltebilir. Saatteki kesin bir zamanı belirtmesi gerekmez.

Alıştırma

The votes have been counted. Sonraki cümleyi it's time to + announce kullanarak tamamlayın: ____ the winner.

Cevabı göster

It's time to announce

Yes,

4:55

Evet,

you asked me which famous ancient Greek philosopher

4:55

bana hangi ünlü antik Yunan filozofunun

used the power of the sun

4:59

güneşin gücünü kullanarak

to destroy enemy Roman ships in 213 BC.

5:01

MÖ 213'te düşman Roma gemilerini yok ettiğini sordun.

I said it was Pythagoras.

5:05

Ben Pisagor dedim.

Which was,

5:07

Bu ise,

I'm afraid to say, Ton ve niyet

5:08

korkarım ki söylemek zorundayım,

the wrong answer, Beth.

5:09

yanlış cevaptı, Beth.

Ton ve niyet

I'm afraid to say: istenmeyen bir haberi kibarca yumuşatmak

I'm afraid to say, dinleyicinin duymak istemeyebileceği bir bilgiyi sunar. Burada the wrong answer yargısından önce gelerek düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Bu kullanımda afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz. İfade, “Bunu söylemek zorunda olduğum için üzgünüm” sözündeki gibi, konuşanın isteksizliğini veya dinleyicinin duygularını önemsediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede I'm afraid to say, istenmeyen bir haberi yumuşatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. I'm afraid to say your application was unsuccessful.
  2. I'm afraid to say you did a fantastic job.
  3. I'm afraid of the dark, so I left the light on.
Cevabı göster

I'm afraid to say your application was unsuccessful.

It was actually Archimedes who used parabolic mirrors Notlar

5:11

Aslında düşmanın Syracuse'daki ahşap gemilerini yakmak için parabolik aynalar kullanan kişi

to burn the enemy's wooden ships at Syracuse,

5:14

Arşimet'ti,

Dilbilgisi

It was actually Archimedes who ...: kişiyi düzeltip vurgulamak

It was actually Archimedes who ... bir it-cleft, yani bölünmüş vurgu cümlesidir. It was + kişi + who + yan cümle kalıbı Archimedes'i odağa yerleştirir: eylemi daha önce öne sürülen başka biri değil, o gerçekleştirmiştir. Actually düzeltme anlamını güçlendirir. Baştaki It yapısal bir yer tutucudur ve herhangi bir nesneye gönderme yapmaz. Vurgu yapısı çıkarıldığında temel cümle Archimedes used parabolic mirrors ... olur, ancak karşılaştırmalı vurgu azalır.

Alıştırma

Düzeltmeyi It was actually ... who kalıbıyla tamamlayın: No, ____ Lena ____ solved the puzzle.

Cevabı göster

it was actually · who

Kelime

parabolic mirrors: ışığı yoğunlaştıran parabolik aynalar

Parabolik aynalar, yüzeyi parabol biçiminde kavisli olan aynalardır. Bu biçim, güneş ışığı gibi aynanın eksenine neredeyse paralel gelen ışınları bir odak noktasına yansıtarak ışığı ve ısıyı yoğunlaştırır. Bu cümlede ifade, güneş ışığını ahşap gemilerin üzerinde topladığı söylenen düzeneği adlandırır. Buradaki parabolic bir geometri ve optik terimidir; mesel gibi veya alegorik anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda parabolic mirrors nedir?

  1. Üzerleri hikâyelerle süslenmiş sıradan aynalar
  2. Yalnızca nesneleri daha büyük göstermek için kullanılan düz aynalar
  3. Paralel ışığı bir odak noktasına yoğunlaştıran kavisli aynalar
Cevabı göster

Paralel ışığı bir odak noktasına yoğunlaştıran kavisli aynalar

a trick which school children still do today Kelime

5:18

bu, okul çocuklarının bugün hala yaptığı bir numaradır

using a magnifying glass and sunbeams to make fire. Dilbilgisi

5:20

ateş yakmak için büyüteç ve güneş ışınlarını kullanarak.

Kelime

a trick which school children still do: akıllıca bir yöntem anlamındaki trick

Bu ifadede trick, basit ve akıllıca bir yöntem ya da gösteri anlamına gelir: güneş ışığını bir büyüteçle yoğunlaştırmak. Hile yapmayı, dolandırıcılığı veya birine yapılan şakayı anlatmaz. which school children still do ilgi cümleciği trick sözcüğünü niteler. Burada do, bu yöntemi uygulamak veya denemek anlamındadır; still ... today ise çocukların bu gösteriyi günümüzde de yapmaya devam ettiğini belirtir.

Alıştırma

The teacher showed us a neat trick for remembering the planets. Burada trick ne anlama geliyor?

  1. Para almak için dürüst olmayan bir plan
  2. Bir sınıf arkadaşına yapılan şaka
  3. Yararlı bir hatırlama tekniği
Cevabı göster

Yararlı bir hatırlama tekniği

Dilbilgisi

using a magnifying glass and sunbeams to make fire: yöntem ve amaç

using a magnifying glass and sunbeams şeklindeki -ing öbeği, numaranın nasıl yapıldığını açıklar. Bağımsız bir ana cümle değildir; öbeğin örtük öznesi daha önce sözü edilen school children ifadesidir. using + araç veya malzeme + to + fiilin yalın hâli kalıbı hem yöntemi hem de amacı gösterebilir. Burada using ... kullanılan aracı, to make fire ise hedefi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi using + araç + to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: Ava fixed the poster ____ tape ____ hold the torn edges together.

Cevabı göster

using · to

Right,

5:25

Pekala,

let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:25

bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

starting with canopy.

5:28

gölgelik/kanopi (canopy) ile başlayarak.

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary we've learned: özete geçildiğini belirtmek

let's recap the vocabulary we've learned ifadesi, yeni içerikten kısa bir özete geçildiğini gösterir. Dinleyicinin sırada ne olduğunu anlamasına yardımcı olur: konuşmacı daha önce öğretilmiş temel kelimelere dönecektir. Let's, dinleyicileri etkinliğe katılmaya davet eder. Recap, her şeyi kelimesi kelimesine yeniden aktarmak değil, temel noktaları kısaca özetlemek demektir.

Alıştırma

Bir sunucu “Let's recap the vocabulary we've learned” dediğinde sırada ne olmasını beklemelisiniz?

  1. Tamamen ilgisiz yeni bir konu
  2. Programın tamamının kelimesi kelimesine yeniden sunulması
  3. Temel kelimelerin kısa bir özeti
Cevabı göster

Temel kelimelerin kısa bir özeti

A cover that's fixed over an object to shelter or decorate it.

5:30

Bir nesneyi korumak veya süslemek için üzerine sabitlenmiş bir örtü.

The adjective enticing means attractive

5:35

Cazip (enticing) sıfatı çekici anlamına gelir

because of the advantages or benefits it offers. Dilbilgisi

5:37

sunduğu avantajlar veya faydalar nedeniyle.

Dilbilgisi

because of the advantages or benefits it offers: because of + isim öbeği

Because of bir neden belirtir ve ardından bir isim, zamir veya isim öbeği gelmelidir. Buradaki tamamlayıcı the advantages or benefits it offers ifadesidir. Bu isim öbeğinin içinde it offers, advantages or benefits bölümünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; tamamlayıcının bütünü yine bir isim öbeği olarak görev yapar. Neden, kendi öznesi ve fiili bulunan tam bir cümlecikle ifade ediliyorsa because kullanılır: because it offers advantages or benefits.

Alıştırma

Maçın neden iptal edildiğini açıklarken because of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The match was cancelled because of it rained heavily.
  2. The match was cancelled because the heavy rain.
  3. The match was cancelled because of the heavy rain.
Cevabı göster

The match was cancelled because of the heavy rain.

In the near future means very soon.

5:40

Yakın gelecekte (In the near future), çok yakında demektir.

The phrase on and off means occasionally or from time to time.

5:42

Ara sıra (on and off) ifadesi bazen veya zaman zaman anlamına gelir.

If the cost or price of something has tumbled,

5:47

Bir şeyin maliyeti veya fiyatı düştüyse (tumbled),

it's decreased quickly in a short time.

5:50

kısa sürede hızla azalmıştır.

And finally,

5:53

Ve son olarak,

if a business plan is economically feasible,

5:54

bir iş planı ekonomik olarak uygulanabilir (economically feasible) ise,

the economic advantages achieved will be greater than the economic costs.

5:57

elde edilen ekonomik avantajlar ekonomik maliyetlerden daha büyük olacaktır.

Once again,

6:02

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Kelime

6:02

6 dakikamız doldu.

Kelime

our 6 minutes are up: be up ile sürenin dolduğunu belirtmek

our 6 minutes are up ifadesindeki are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Burada up fiziksel bir konumu ifade etmez. Bu yapıda ayrılan süre, be up ifadesinin öznesidir. Daha genel olan Time's up ifadesi de aynı anlama gelir: kullanılabilir süre sona ermiştir.

Alıştırma

Ayrılan on dakikanın sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ile tamamlayın: Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Güle güle.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakikalık İngilizce.