Bluey ve Mia Peri Bahçesi Yapıyor 🧚‍♀️ ✨ | 2. Sezon Öne Çıkanlar - Ağaç Kabuğundan Kayıklar | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
267 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Bluey ile Mia bir peri bahçesi yapmaya başlarken Mackenzie ağaç kabuğundan teknelerle oynar. Kabuk parçaları Bluey’nin dikkatini yaptığı işten uzaklaştırınca iki oyun kesişir; Bluey az kalsın yakalanır ve ardından görevini bırakıp gitmemesi konusunda uyarılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are going to go build — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: going to yapısının bir planı bildirdiğini, ardından gelen go + yalın fiilin ise gidilip yapılacak etkinliği doğrudan anlattığını kavrayın. Bu doğal konuşma kalıbıyla, araya gereksiz yere and koymadan birinin bir yere gidip bir şey yapmayı planladığını söyleyebilirsiniz. 2. That was close. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu sözün fiziksel yakınlıktan değil, kötü bir olayın gerçekleşmesine ya da birinin yakalanmasına ramak kalmasından söz ettiğini ayırt edin. Bir kazadan, beladan veya fark edilmekten kıl payı kurtulduğunuzda kullanabilirsiniz. 3. no running off. — Konuşma edimbilimi ve tutum: no + -ing biçiminin kural gibi kısa bir yasak oluşturduğunu, running off ifadesinin de bulunduğu yerden veya etkinlikten aniden kaçıp gitmek anlamına geldiğini fark edin. Çocuklara göz kulak olurken veya etkinlik kurallarını açıklarken net sınırlar koymak için bu kalıptan yararlanabilirsiniz.

Bu derste

I'll make the dam. Dilbilgisi

0:00

Barajı ben yapacağım.

Dilbilgisi

I'll make: o anda karar verip gönüllü olmak

I'll, I will biçiminin kısaltmasıdır. Bu sahnede I'll make yalnızca eylemi geleceğe yerleştirmez; konuşan kişi o anda karar verir ve barajı yapma görevini üstlenir. Doğal karşılığı “Onu ben yaparım”dır. I'll + fiilin yalın hâli kalıbı genellikle anlık bir kararı, teklifi veya bir işe gönüllü olmayı gösterir. Eylem çok yakında gerçekleşebilir; will uzak bir gelecek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir grup şu anda görev dağıtıyor. Henüz kimse kutuları taşımaya gönüllü olmadı. Hangi cümle, bunu o anda yapmaya karar verdiğinizi en doğal şekilde gösterir?

  1. I carry the boxes every Friday.
  2. I'll carry the boxes.
  3. I carried the boxes yesterday.
Cevabı göster

I'll carry the boxes.

Here's a good one. Kalıp ifadeler

0:01

Bu iyiymiş.

Kalıp ifadeler

Here's a good one: bir nesneyi gösterip önermek

Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır; ancak bu cümlede yalnızca yer belirtmez. Konuşan kişi yeni bulduğu bir nesneye dikkat çeker ve onu uygun bir seçenek olarak gösterir veya uzatır. Yaklaşık anlamı “Bak, bu iyi”dir. One, hangi nesne olduğu durumdan anlaşılan tekil ve sayılabilir bir ismin yerine geçer. Nesnenin adını tekrarlamayı önler; burada bir sayısı anlamında değildir.

Alıştırma

Kutudan bir kalem alıp arkadaşınızın görmesi için yukarı kaldırıyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?

  1. There's a good one on the desk.
  2. Here's a good one.
  3. I had a good one yesterday.
Cevabı göster

Here's a good one.

Oh, yeah.

0:02

Oh, evet.

That'll go fast. Dilbilgisi

0:02

Bu hızlı gider.

Dilbilgisi

That'll go fast: anlık bir tahmin

That'll, that will ifadesinin yaygın kısaltmasıdır. Konuşan kişi bir şeyi gösterir ve o anda gördüklerine dayanarak bunun biraz sonra nasıl hareket edeceğini tahmin eder. go fast içindeki go, bir hedefe gitmek değil, hızlı hareket etmek veya çalışmak anlamındadır. That'll + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şey ya da durum hakkında anlık tahminde bulunmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir çocuk henüz hareket etmeye başlamamış oyuncak bir tekneyi gösterip 'That'll go fast.' diyor. Çocuk ne demek istiyor?

  1. Çocuk, teknenin zaten hızlı hareket ettiğini söylüyor.
  2. Çocuk, teknenin belirli bir yere gitmesini istiyor.
  3. Çocuk, teknenin hızlı hareket edeceğini tahmin ediyor.
Cevabı göster

Çocuk, teknenin hızlı hareket edeceğini tahmin ediyor.

Hi Mia.

0:04

Selam Mia.

Hi Mia.

0:04

Selam Mia.

Hi Mia.

0:05

Selam Mia.

Oh,

0:06

Oh,

hi Captain.

0:07

selam Captain.

What are you up to? Ton ve niyet

0:08

Ne yapıyorsunuz?

Ton ve niyet

What are you up to?: birinin ne yaptığını samimi biçimde sormak

What are you up to?, birinin o anda ne yaptığını sormanın samimi bir yoludur. Ayrıntılı bir rapor istemekten çok, dostça bir sohbet başlatmak için kullanılır. Burada up to bütün ifadenin bir parçasıdır ve yukarı yön bildirmez. this weekend gibi bir zaman ifadesiyle kullanıldığında soru, tam o anda yapılan bir eylem yerine kişinin planlarını sorabilir.

Alıştırma

'Ne yapıyorsun veya ne planlıyorsun?' anlamına gelen samimi sohbet başlangıcı hangisidir?

  1. Where are you going?
  2. What have you finished?
  3. What are you up to?
Cevabı göster

What are you up to?

Bluey and I are going to go build a fairy garden. Dilbilgisi

0:09

Bluey ve ben peri bahçesi yapacağız.

Dilbilgisi

are going to go build: bir şeyi yapmaya gitmeyi planlamak

Burada are going to, önceden oluşturulmuş bir planı belirtir. Ardından gelen go ise hareket veya eylem fiilidir: Konuşan kişiler yapmakta oldukları işi bırakıp inşa etmeye başlamayı planlamaktadır. Konuşma dilindeki go + fiilin yalın hâli yapısında go build, go and build, yani “gidip yapmak” anlamına gelir. Birbirine benzeyen iki bölümün görevleri farklıdır; bu nedenle are going to go build, “gidip yapmayı planlamak” demektir ve go gereksiz yere tekrarlanmamıştır.

Alıştırma

Plan için be going to, sonraki eylem için go + fiilin yalın hâli kullanın: We ____ some paint after lunch.

Cevabı göster

are going to go buy

What are you doing?

0:11

Siz ne yapıyorsunuz?

We're playing barky boats. Kültür

0:12

Kabuktan kayıklarla oynuyoruz.

Kültür

barky boats: çocukların ağaç kabuğu tekneleri için oluşturduğu ad

Burada bark, bir ağacın dışını kaplayan ağaç kabuğu anlamına gelir. Çocuklar ağaç kabuğu parçalarını hayalî tekneler olarak kullanır ve oyuna ya da küçük teknelere eğlenceli bir ad olarak barky boats derler. -y eki sıklıkla sıfat oluşturmaya yardımcı olur; ancak barky boats bir tekne türünün standart adı değildir. Bağlama göre çocuklar tarafından oluşturulmuş bir ifadedir ve burada bark köpek havlaması anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce We're playing barky boats. cümlesinde barky boats büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Havlayan köpekleri taşıyan tekneler
  2. Ağaç kabuğundan yapılmış küçük tekneler için eğlenceli bir ad
  3. Standart bir motorlu tekne türü
Cevabı göster

Ağaç kabuğundan yapılmış küçük tekneler için eğlenceli bir ad

Oh, okay.

0:14

Ah, tamam.

Have fun. Ton ve niyet

0:15

İyi eğlenceler.

Ton ve niyet

Have fun: samimi bir uğurlama dileği

Have fun, “Yapmak üzere olduğun şeyden keyif almanı umuyorum” anlamına gelen kalıplaşmış, samimi bir dilektir. Genellikle biri eğlenceli bir etkinliğe başlamadan hemen önce veya insanlar vedalaşırken söylenir. Emir kipinde görünse de normalde sıcak bir uğurlama sözüdür; kişiye mutlu olmasını emretmez.

Alıştırma

Arkadaşınız bir partiye gitmek üzere. Have ile başlayan iki kelimelik samimi uğurlama sözünü tamamlayın: ____!

Cevabı göster

Have fun

Bye.

0:16

Hoşça kal.

Bye Mia.

0:16

Görüşürüz Mia.

Okay,

0:19

Tamam,

let it go. Öbek fiiller

0:20

bırak gitsin.

Öbek fiiller

let it go: fiziksel olarak bir nesneyi bırakmak

Burada let it go fiziksel bir eylemi anlatır: nesneyi tutmayı ya da kontrol etmeyi bırakıp hareket ederek uzaklaşmasına izin vermek. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir; it nesneyi, go ise izin verilen hareketi belirtir. Aynı sözler “artık bunu dert etme” anlamına da gelebilir, ancak burada bu anlamda değildir. Bağlamda suyun üzerinde tutulan gerçek bir nesne varsa let it go onu serbest bırakmak demektir.

Alıştırma

Bir çocuk hareket eden suyun üzerinde oyuncak bir tekne tutuyor. Bu bağlamda Let it go ne anlama gelir?

  1. Tekneyi dikkatlice bir rafa koy.
  2. Tekneyi bırak ve suyla birlikte hareket etmesine izin ver.
  3. Geçmişteki bir tartışmayı düşünmeyi bırak.
Cevabı göster

Tekneyi bırak ve suyla birlikte hareket etmesine izin ver.

Look at it go. Kalıp ifadeler

0:22

Gidişine bak.

Kalıp ifadeler

Look at it go!: heyecanla dikkat çekme

Look at it go!, hareket eden, çalışan veya etkileyici bir performans sergileyen bir şeye başkasının dikkatini çeker. Genellikle heyecanı veya hoş bir şaşkınlığı ifade eder. Kalıp look at + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: it izlenen şeyi, go ise gözle görülen hareketi belirtir. Burada go bir hedefe gitmek anlamına gelmez ve konuşan kişi nesneye uzaklaşmasını emretmez.

Alıştırma

Kurmalı bir araba aniden zeminde hızla ilerliyor. Hangi tepki doğal biçimde ona dikkat çeker ve heyecanı gösterir?

  1. Look at it go!
  2. Look at it goes!
  3. Tell it to go!
Cevabı göster

Look at it go!

Again.

0:25

Bir daha.

Hey, Mackenzie,

0:26

Hey, Mackenzie,

do you want to help Bluey build a fairy garden? Ton ve niyet

0:28

Bluey'nin peri bahçesi yapmasına yardım etmek ister misin?

Ton ve niyet

Do you want to help ...?: arkadaşça bir yardım daveti

Do you want to help ...?, yalnızca bir kişinin isteğini sormaktan fazlasını yapabilir. Bu bağlamda yardım etmeye veya bir etkinliğe katılmaya yönelik arkadaşça bir davettir; bu nedenle doğrudan bir emirden daha yumuşaktır. İngilizcede help sözcüğünden sonra bir kişi ve fiilin yalın hâli gelebilir: help Bluey build, Bluey’nin bir şey yapmasına yardımcı olmak demektir. Soru biçimi dinleyiciye kabul veya ret alanı bırakır.

Alıştırma

Bu arkadaşça daveti Do you want to help...? kalıbıyla tamamla: ____ me plant these flowers?

Cevabı göster

Do you want to help

No.

0:31

Hayır.

Oh, okay.

0:32

Ah, peki.

Let's build it here. Ton ve niyet

0:36

Buraya yapalım.

Ton ve niyet

Let's build: ortak bir eylem önermek

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve dinleyenin bir şeyi birlikte yapmasını önerir. Bu cümlede Let's build, inşa etme işini yalnızca karşı tarafa verilen bir emir değil, ortak bir plan hâline getirir. Bu öneri kalıbında Let's, let us ifadesinin konuşma dilindeki yaygın biçimidir. Burada birinden izin isteme anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınızla birlikte kumdan kale yapmak istiyorsunuz. Öneriyi Let's build ile tamamlayın: ____ a sandcastle here.

Cevabı göster

Let's build

This can be the bridge. Dilbilgisi

0:38

Bu köprü olabilir.

Dilbilgisi

This can be the bridge: hayalî bir rol vermek

Hayalî oyunlarda veya plan yaparken This can be the bridge, işaret edilen nesnenin köprü görevi görebileceği anlamına gelir. can yardımcı fiili bu rolü uygulanabilir bir seçenek olarak sunar; nesnenin fiziksel bir becerisini anlatmaz. X can be Y kalıbı, bir modelde, yerleşim düzeninde veya planda bir şeye geçici bir işlev vermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hayalî bir oyun sırasında kutuya rol vermek için can be kullanın: This box ____ the table in our pretend café.

Cevabı göster

can be

These can be the trees.

0:40

Şunlar ağaçlar olabilir.

How old are you?

0:49

Sen kaç yaşındasın?

12.

0:50

12.

Wow, can you drive a car?

0:51

Vay canına, araba kullanabiliyor musun?

No, not yet. Kalıp ifadeler

0:54

Hayır, henüz değil.

Kalıp ifadeler

not yet: şimdi değil, ama daha sonra olabilir

Bu yanıtta not yet, doğru zaman gelmediği veya gerekli koşul oluşmadığı için cevabın şu anda hayır olduğu anlamına gelir. Cevabın daha sonra değişebileceği ihtimalini açık bırakır. Daha sonra değişmesi beklenen ya da değişme ihtimali bulunan, şu anda tamamlanmamış, kullanılamayan veya mümkün olmayan bir şey için not yet kullanılır.

Alıştırma

“Şimdilik hayır, ama daha sonra olabilir” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cevabı tamamlayın: Has the train arrived? No, ____.

Cevabı göster

not yet

When do you start big school? Kelime

0:55

Büyük okula ne zaman başlıyorsun?

Kelime

big school: çocuğun bir sonraki okul aşaması için kullandığı ad

Burada big school, daha büyük çocukların gittiği daha ileri ya da bir sonraki okul aşaması için kullanılan, çocuklara yönelik gündelik bir ifadedir. Big okulun fiziksel büyüklüğünü değil, çocuğun büyüyüp bir üst aşamaya geçmesini anlatır. Hangi aşamanın kastedildiği yerel kullanıma ve çocuğun şu anda gittiği okula bağlıdır. Okul öncesinden sonraki ilkokulu veya ilkokuldan sonraki ortaöğretim aşamasını ifade edebilir.

Alıştırma

Bir çocuk 'I'm starting big school next year.' diyor. Big school büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Her ülkede aynı tek okul aşamasının resmî adı.
  2. Daha büyük çocuklar için daha ileri ya da bir sonraki okul aşaması.
  3. Fiziksel olarak büyük bir binası olan okul.
Cevabı göster

Daha büyük çocuklar için daha ileri ya da bir sonraki okul aşaması.

Next year.

0:57

Gelecek yıl.

Are you nervous about big school? Kalıp ifadeler

0:58

Büyük okul için heyecanlı mısın?

Kalıp ifadeler

nervous about + isim veya -ing biçimi

Be nervous about + isim veya -ing biçimi, bir şey ya da deneyim hakkında kaygılı veya gergin hissetmek anlamına gelir. Bu soruda about big school, gerginliğe neyin yol açabileceğini belirtir. Konu belirtilirken about korunur: nervous about the exam; nervous about starting a new school. Nervous to ifadesinden sonra doğrudan isim kullanılmaz; nervous to big school dil bilgisine uygun değildir.

Alıştırma

nervous about + konu kalıbını tamamlayın: I'm nervous ____ my first day at work.

Cevabı göster

about

No, it's going to be great. Dilbilgisi

1:00

Hayır, harika olacak.

Dilbilgisi

it's going to be great: gelecekteki bir durumu tahmin etmek

Be going to + fiilin yalın hâli burada geleceğe ilişkin bir tahminde bulunmak için kullanılır. Great bir sıfat olduğu için fiilin yalın hâli be olur: it is going to be great, deneyimin çok iyi olmasının beklendiği anlamına gelir. Bu cevapta olumlu tahmin, karşıdaki kişiyi rahatlatma işlevi de görür. Going to be bir yere hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Olumlu gelecek tahminini be going to kullanarak tamamlayın: Don't worry about the show. ____ great.

Cevabı göster

It's going to be

Ooh, can you write words?

1:02

Ooh, kelime yazabiliyor musun?

Yeah.

1:03

Evet.

Can you write a letter to the fairies? Kalıp ifadeler

1:04

Perilere bir mektup yazar mısın?

Kalıp ifadeler

write a letter to: alıcıyı to ile belirtmek

Mektubu kimin alacağını belirtmek için write a letter to + kişi veya grup yapısını kullanın. Bu cümlede a letter yazılan şeyi, to the fairies ise alıcıları belirtir. Buradaki to, alıcıyı gösterir; perilere doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Mektubu büyükannenin alacağını belirtmek için cümleyi write a letter to ile tamamlayın: Please ____ your grandmother this weekend.

Cevabı göster

write a letter to

Yeah, sure. Ton ve niyet

1:06

Tabii, yazarım.

Ton ve niyet

Yeah, sure: bir isteği gündelik biçimde kabul etmek

Yeah, sure. bir isteği kabul eden ve konuşanın yardım etmeye istekli olduğunu gösteren gündelik bir sözlü yanıttır. Yeah olumlu yanıtı verir, sure ise “elbette” veya “sorun değil” anlamını ekler. Bu bağlamda yanıt içten bir kabul ifade eder; alaycı değildir. Aynı sözler farklı bir bağlamda farklı bir tutum taşıyabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız Could you pass me the blue pencil? diye soruyor. Yardım etmek istiyorsunuz. Hangi yanıt en uygundur?

  1. No, I can't.
  2. I helped yesterday.
  3. Yeah, sure.
Cevabı göster

Yeah, sure.

Okay, go for it. Deyimler

1:07

Tamam, başla.

Deyimler

go for it: harekete geçmek için samimi teşvik

Go for it, durumdan ne olduğu zaten anlaşılan bir şeye başlaması, onu denemesi veya cesaretle yapması için birini teşvik eden kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede, eylemi yeniden adlandırmadan “mektubu yazmaya başla” anlamına gelir. Burada go bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz ve ifade it sözcüğünün gösterdiği bir şeyi kovalamak anlamına gelmez. İfadenin tamamını “Hadi yap!” veya “Bir dene!” şeklinde anlamak gerekir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız yarışmaya hazırlanmıştır ama katılıp katılmamakta hâlâ kararsızdır. Hangi yanıt onu doğal bir şekilde denemeye teşvik eder?

  1. Wait for it!
  2. Go for it!
  3. Go to the contest.
Cevabı göster

Go for it!

Okay.

1:08

Tamam.

Um,

1:09

Hım,

dear fairies. Anlatım akışı

1:09

sevgili periler.

Anlatım akışı

Dear + alıcı: mektuba başlamak

Dear + alıcı, bir mektubun veya e-postanın başında kullanılan hitap biçimidir. Ana metin başlamadan önce mesajın kime yazıldığını belirtir. Dear fairies ifadesinde fairies, mesajın hedeflenen alıcılarını adlandırır. Bu konumda Dear, mesajı açmanın geleneksel bir yoludur ve mutlaka derin bir sevgi göstermez. Tek başına bir hitap satırı olarak yazıldığında Dear büyük harfle başlar ve normalde alıcının ardından virgül gelir: Dear fairies,

Alıştırma

Dear + alıcı yapısını kullanarak Bayan Patel’e yazılan mektubun başlangıcını tamamlayın: ____, Thank you for meeting with me.

Cevabı göster

Dear Ms Patel

Hi.

1:10

Selam.

Ah, Mackenzie,

1:11

Ah, Mackenzie,

what are you doing here? Ton ve niyet

1:12

burada ne yapıyorsun?

Ton ve niyet

What are you doing here? ile birinin neden orada olduğunu sorgulamak

Bu sahnede What are you doing here?, karşıdaki kişinin o anda hangi işi yaptığını sormaz. Kişinin beklenmedik biçimde orada oluşunu sorgular ve Why are you here? anlamına yakındır. Aynı sözler başka bir bağlamda tarafsız bir soru olabilir. Ancak şaşkınlık, kuşku veya kişinin orada olmaması gerektiği düşüncesi, soruyu açıklama isteyen bir çıkışa dönüştürür.

Alıştırma

Şu sözü okuyun: What are you doing here? This room is for staff only. Konuşan kişi esas olarak neyi soruyor?

  1. Kişinin o anda hangi işi yaptığı
  2. Kişinin, bulunmaması gereken bir yerde neden bulunduğu
  3. Kişinin daha uzun süre kalmak isteyip istemediği
Cevabı göster

Kişinin, bulunmaması gereken bir yerde neden bulunduğu

He made me come. Dilbilgisi

1:14

Beni o getirdi.

Dilbilgisi

He made me come: make + nesne + fiilin yalın hâli

Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. make + nesne + fiilin yalın hâli yapısında make, birinin bir şey yapmasına neden olmak veya onu buna zorlamak anlamına gelir: made + me + come. Etken yapıda nesneden sonraki fiilden önce to kullanılmaz. Burada He made me come. sözü sorumluluğu he ile belirtilen kişiye yükler: Konuşan kişi, gelmenin tamamen kendi seçimi olmadığını söyler.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The coach made us ____ the drill again. (repeat)

Cevabı göster

repeat

Explain yourself. Ton ve niyet

1:15

Açıkla şunu.

Ton ve niyet

Explain yourself: güçlü bir açıklama talebi

Explain yourself, “bunu neden yaptığını veya neden burada olduğunu açıkla” demektir. “Kendini tanıt” anlamına gelmez. Doğrudan bir emir olduğu için hesap soruyormuş gibi duyulur. Konuşan kişi, açıklanması gereken bir durum olduğunu varsayar ve karşısındakini cevap vermesi için baskı altına alır.

Alıştırma

Gergin bir sahnede Explain yourself genellikle ne anlama gelir?

  1. Bunu neden yaptığını söyle.
  2. Adını ve ilgi alanlarını söyle.
  3. Bu kelimeyi bana açıkla.
Cevabı göster

Bunu neden yaptığını söyle.

Oh, I

1:16

Oh, ben

I thought there might be some good bark here for our barky boats. Dilbilgisi

1:17

Kayıklarımız için burada iyi bir ağaç kabuğu buluruz sanmıştım.

Dilbilgisi

I thought there might be: geçmişteki belirsiz bir tahmin

I thought there might be ..., “daha önce bir şeyin belki var olduğunu veya bulunabileceğini tahmin etmiştim” anlamına gelir. Thought, düşünceyi geçmişe yerleştirir; might ise bunun kesin olmadığını gösterir. Bu kalıp, bir kişinin neden belli bir şekilde davrandığını açıklamak için sık kullanılır. Konuşan kişi bir şeyin kesinlikle var olduğunu iddia etmek yerine olası bir neden sunduğu için ifade çekingen veya savunmacı duyulabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. Önceki düşünce için think fiilinin geçmiş zamanını, belirsizlik için might kullanın: I ____ there ____ be an empty desk upstairs.

Cevabı göster

thought · might

Well, there's not. Ton ve niyet

1:20

Yokmuş işte.

Ton ve niyet

there's not: daha önce söyleneni düşürerek kısa olumsuzluk

There's, there is ifadesinin kısaltmasıdır. Burada not, az önce sözü edilen şeyin varlığını olumsuzlar; ardından gelecek ad öbeği yeniden söylenmez. Bu, bağlamdan anlaşılan bir eksiltidir. Dinleyen kişi eksik fikri önceki sözden tamamlar. Cümle konuşma içinde tamamlanmıştır ve bu kısa biçim karşı çıkışı doğrudan hâle getirir.

Alıştırma

Biri “Maybe there is a spare key.” diyor. Kontrol edip “There's not.” diye cevap veriyorsunuz. Bu cevap ne anlama gelir?

  1. Yedek anahtar hareket etmiyor.
  2. Yedek anahtar yok.
  3. Konuşan kişi ne demek istediğini henüz söylemedi.
Cevabı göster

Yedek anahtar yok.

I told you. Ton ve niyet

1:22

Sana söylemiştim.

Ton ve niyet

I told you: önceki uyarının doğru çıkması

Bu bağlamda I told you, sonucun şimdi doğruladığı önceki bir tahmine, uyarıya veya yargıya gönderme yapar. Yalnızca geçmişteki bir konuşmayı tarafsızca aktarmak yerine “Gördün mü? Ben haklıydım” anlamını taşır. Ses tonuna ve ilişkiye bağlı olarak bir hatırlatma, hafif sabırsızlık, suçlama ya da haklı çıkmanın verdiği memnuniyet gibi duyulabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınızı patikanın su altında olduğu konusunda uyardınız. Vardığınızda gerçekten su altında olduğunu görüp “I told you.” diyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?

  1. Daha önce ne söylediğimi hatırlayamıyorum.
  2. Bu bilgiyi sana ilk kez veriyorum.
  3. Sonuç, önceki uyarımın doğru olduğunu gösteriyor.
Cevabı göster

Sonuç, önceki uyarımın doğru olduğunu gösteriyor.

Come on.

1:24

Hadi.

Let's go.

1:25

Gidelim.

Bye.

1:26

Görüşürüz.

That was close. Deyimler

1:27

Kıl payı yırttık.

Deyimler

That was close: kötü bir sonucun kıl payı önlenmesi

That was close., kötü bir şeyin neredeyse gerçekleştiğini ama son anda önlendiğini anlatan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Kıl payı atlatılan bir kaza, hata, başarısızlık veya fark edilme durumundan sonra genellikle rahatlama belirtir. Buradaki close, fiziksel olarak yakında olmak ya da “kapalı” olmak değil, “istenmeyen sonuca çok yaklaşmak” anlamındadır. Tehlike geçtikten sonra bütün cümle, olayın ne kadar az farkla atlatıldığını özetler.

Alıştırma

Kötü bir sonucun kıl payı önlendiğini anlatan kalıplaşmış ifadeyle yanıtı tamamlayın: A truck nearly hit us, but it stopped in time. ____.

Cevabı göster

That was close

Okay,

1:29

Tamam,

dear fairies.

1:29

sevgili periler.

Dad bought new grass,

1:31

Babam yeni çim aldı,

but it had ants in it.

1:32

ama içinde karıncalar vardı.

And he couldn't find the ant powder.

1:33

Ve karınca tozunu bulamadı.

And Mum was like, Kelime

1:35

Annem de şöyle dedi:

Kelime

Mum: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde “anne”

Mum, “anne” anlamında kullanılan samimi bir aile sözcüğüdür ve özellikle Britanya, Avustralya ve Yeni Zelanda İngilizcesinde yaygındır. Amerikan İngilizcesinde genellikle bunun karşılığı olan Mom kullanılır. And Mum was like, cümlesinde Mum, konuşanın annesini ifade eder. my gibi bir belirleyici olmadan isim gibi kullanıldığı için büyük harfle başlar.

Alıştırma

Hangi cümlede Avustralya veya Britanya İngilizcesindeki olağan samimi aile yazımı kullanılmıştır?

  1. Mum is waiting outside.
  2. Mother is waiting outside.
  3. Mom is waiting outside.
Cevabı göster

Mum is waiting outside.

"Where'd you last have it?" Kalıp ifadeler

1:36

"En son nerede bıraktın?"

Kelime

was like: söylenen sözü veya tepkiyi aktarmak

Burada Mum was like, Mum'ın o anda söylediği sözü aktarır. Bu anlatım kalıbında be like, “benzemek” değil, yaklaşık olarak “söylemek veya tepki vermek” anlamına gelir. Gündelik bir anlatıda be like, söylenen sözlerin aynısını, yaklaşık bir aktarımı ya da kişinin tavrını sunabilir. Genellikle said kullanımından daha canlı ve taklit edici bir anlatım oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede was like, gündelik bir hikâyede birinin tepkisini aktarmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Leo was like, "No way!"
  2. Leo liked, "No way!"
  3. Leo was similar, "No way!"
Cevabı göster

Leo was like, "No way!"

Kalıp ifadeler

Where'd you last have it?: kayıp eşyanın en son bulunduğu yeri sormak

Bir şey kaybolduğunda Where'd you last have it?, dinleyicinin o eşyayı en son tuttuğu, kullandığı veya bıraktığı yeri sorar. Burada have, uzun süreli sahiplik değil, eşyanın belirli bir anda kişinin yanında olması anlamındadır. Where'd, konuşma dilinde where did ifadesinin kısaltmasıdır. Geçmiş zamanı did taşıdığı için have yalın fiil biçiminde kalır. Last, “en son seferde” anlamına gelir.

Alıştırma

Where'd ve last-have kalıbını kullanarak soruyu tamamlayın. Arkadaşınız telefonunu bulamıyor: "____ your phone?"

Cevabı göster

Where'd you last have

And he said,

1:37

O da dedi ki,

Oh, look.

1:38

Oh, bak.

Do you think this would make a good barky boat? Notlar

1:39

Sence bundan iyi bir kabuk kayık olur mu?

Ton ve niyet

Do you think ...? ile bir fikri yumuşatmak

Do you think ...? dinleyenin değerlendirmesini sorar. Bu cümlede konuşanın ağaç kabuğu kayığıyla ilgili fikrini de yumuşatır: konuşan bunun iyi olacağını doğrudan söylemek yerine diğer kişiyi birlikte karar vermeye davet eder. Do you think ifadesinden sonraki yan cümlede normal düz cümle söz dizimi kullanılır: Do you think this will work? Bu kalıp bir fikri kontrol etmek, bir olasılık önermek veya fazla kesin görünmeden birinin tepkisini anlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle doğrudan bir iddiada bulunmadan diğer kişinin görüşünü doğru biçimde sorar?

  1. Do you think will this plan work?
  2. This plan will definitely work.
  3. Do you think this plan will work?
Cevabı göster

Do you think this plan will work?

Kalıp ifadeler

would make a good ... ile uygunluk belirtmek

X would make a good Y kalıbında X'in Y olmaya, Y görevini üstlenmeye veya Y olarak kullanılmaya uygun olduğu değerlendirilir. Bu cümlede this, ağaç kabuğu kayığı olarak kullanılması düşünülen malzeme ya da nesnedir; make, bu nesnenin bir tekne ürettiği anlamına gelmez. Would, değerlendirmeyi kesinleşmiş bir gerçek yerine varsayımsal olarak sunar: X bu görevde kullanılsaydı iyi sonuç verirdi. Y değerlendirilen kullanımı veya rolü belirttiği sürece bu kalıp nesneler, yerler ve insanlar için kullanılabilir.

Alıştırma

Uygunluk belirtmek için cümleyi would make a good ile tamamlayın: This sturdy box ____ seat.

Cevabı göster

would make a good

Um, I guess. Ton ve niyet

1:41

Hım, sanırım.

Ton ve niyet

I guess. ile tereddütlü onay

Burada I guess, tereddütlü veya çekinceli bir şekilde kabul etmenin yoludur. “Sanırım” ya da “Peki, olur herhalde”ye yakındır; konuşan kabul eder ama tamamen emin veya hevesli görünmez. Buradaki guess gerçekten bir bilmeceyi çözmek veya cevabı tahmin etmek anlamına gelmez. Konuşanın cevaba bağlılık derecesini azaltır; baştaki Um da tereddüdü güçlendirir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Can we use this one?” diye soruyor. Siz “I guess.” diye cevap veriyorsunuz. Bu cevap büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Soruyu anlamıyorum.
  2. Kabul ediyorum ama emin değilim veya pek hevesli değilim.
  3. Kesin ve büyük bir memnuniyetle katılıyorum.
Cevabı göster

Kabul ediyorum ama emin değilim veya pek hevesli değilim.

Do you want to just quickly give it to Mackenzie? Ton ve niyet

1:43

Çabucak bunu Mackenzie'ye vermek ister misin?

Ton ve niyet

Do you want to just quickly ...? ile ricayı yumuşatma

Bu cümlede Do you want to ...? biçim olarak karşıdaki kişinin isteğini soran bir sorudur, ancak asıl işlevi nazikçe ricada bulunmaktır. Konuşan kişi yalnızca dinleyenin tercihlerini sormuyor; onu nesneyi Mackenzie'ye vermeye yönlendiriyor. Just ve quickly, eylemi küçük ve kısa bir iş gibi sunarak ricayı daha az buyurgan hissettirir. İfadeyi yumuşatırlar, ancak konuşan kişi yine de eylemin yapılmasını istemektedir.

Alıştırma

Ortak bir iş sırasında biri “Do you want to just quickly give it to Mackenzie?” dediğinde asıl olarak ne yapmaktadır?

  1. Dinleyenin hangi görevlerden hoşlandığını öğrenmek
  2. Mackenzie'nin nesneyi isteyip istemediğini sormak
  3. Dinleyeni nesneyi Mackenzie'ye vermeye nazikçe yönlendirmek
Cevabı göster

Dinleyeni nesneyi Mackenzie'ye vermeye nazikçe yönlendirmek

No.

1:45

Hayır.

Come on, Bluey. Ton ve niyet

1:46

Hadi, Bluey.

Ton ve niyet

İş birliğine yönelten Come on, Bluey.

Bu cümlede Come on, “bana doğru gel” anlamına gelmez. Bir isteğin ardından Bluey’yi iş birliği yapmaya veya harekete geçmeye yönelten kısa bir konuşma ifadesidir. İfadenin gücü bağlama ve ses tonuna bağlıdır. Come on teşvik, acele ettirme, ikna, sabırsızlık veya inanmama anlatabilir; burada dinleyicinin kabul edip bir şey yapması için baskıyı sürdürür.

Alıştırma

Bu bağlamda “Come on, Bluey.” büyük olasılıkla ne işe yarar?

  1. Bluey’ye konuşmayı bırakmasını söyler.
  2. Bluey’yi iş birliği yapmaya veya harekete geçmeye yöneltir.
  3. Bluey’ye konuşana doğru gelmesini söyler.
Cevabı göster

Bluey’yi iş birliği yapmaya veya harekete geçmeye yöneltir.

I'll race you. Ton ve niyet

1:46

Seninle yarışacağım.

Ton ve niyet

Sözlü bir meydan okuma olarak I'll race you.

I'll race you cümlesinde race fiildir ve you, rakibi belirten doğrudan nesnedir. race someone kalıbı “biriyle yarışmak” anlamına gelir; you burada bir şeyi alan kişi değildir. I'll, o anda yapılan meydan okumayı veya teklifi bildirir. Bitiş noktası önemliyse to + yer eklenir: I'll race you to the gate.

Alıştırma

“Koşu yarışında yarışmak” anlamındaki fiille bu dostça meydan okumayı tamamlayın: I'll ____ you to the gate.

Cevabı göster

race

Keep letting the water build up. Notlar

1:48

Suyu biriktirmeye devam et.

Dilbilgisi

Keep letting ...: keep + -ing ve let + nesne + fiilin yalın hâli

Keep + -ing biçimi, “bir şeyi yapmaya devam etmek” veya “durmamak” anlamına gelir. Buradaki keep letting, sürecin devam etmesine izin vermeyi sürdürmek demektir. Let fiilinden sonra nesne + fiilin yalın hâli kullanılır: let the water build up. let the water to build up veya let the water building up kullanılmaz. Let, keep fiilinden sonra geldiği için letting olur: keep letting denir, keep let denmez.

Alıştırma

keep + -ing ve let + nesne + fiilin yalın hâli kalıplarını let ve play kullanarak tamamlayın: Keep ____ the children ____ outside until dinner.

Cevabı göster

letting · play

Öbek fiiller

build up: yavaş yavaş birikmek veya artmak

Build up, bir şeyin zamanla yavaş yavaş artması veya birikmesi anlamına gelir. Burada su bir anda ortaya çıkmıyor; yavaşça birikiyor. Build up fiziksel şeyleri veya basınç, toz, gerginlik ve beklenti gibi daha az görünür durumları anlatabilir. Bu anlamda build, bir bina inşa etmek demek değildir; up, aşamalı birikme veya gelişme anlamı katar.

Alıştırma

Hangi cümlede build up “yavaş yavaş birikmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Workers can build a wall around the garden.
  2. The rain stopped as soon as it began.
  3. Pressure can build up inside a sealed container.
Cevabı göster

Pressure can build up inside a sealed container.

Okay.

1:50

Tamam.

And no running off. Ton ve niyet

1:51

Ve kaçmak yok.

Ton ve niyet

no running off: no + -ing ile bir eylemi yasaklamak

no + -ing kalıbı, bir eyleme izin verilmediğini belirten kısa bir yasaktır. Burada no running off, izinsizce koşup gitmek yok anlamına gelir. Run off, sadece koşmak değil, çoğu zaman izin almadan veya haber vermeden bir yerden aniden ayrılmak demektir. Kuralın amacı yakında kalmaktır.

Alıştırma

Yakında kalması gereken bir çocuğa yönelik bu kısa kuralı run off fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: No ____.

Cevabı göster

running off

Yeah, okay.

1:52

Evet, tamam.

I don't know what I was thinking. Deyimler

1:53

Ne düşünüyordum, bilmiyorum.

Deyimler

I don't know what I was thinking: kötü bir karardan sonra pişmanlık

I don't know what I was thinking, geçmişteki bir fikir ya da karara dönüp onun şimdi akılsızca veya kötü düşünülmüş göründüğünü söylemenin yaygın bir yoludur. Genellikle konuşanın gerçekten unuttuğu anlamına gelmez. Tonlamaya göre pişmanlık, kendini suçlama, utanma ya da hafif bir özeleştirel mizah ifade edebilir.

Alıştırma

Hiç kullanmadığınız pahalı bir cihaz aldınız ve şimdi pişmansınız. En doğal öz eleştiri hangisidir?

  1. I can't remember what the gadget is called.
  2. I don't know what I was thinking.
  3. I don't know what you are thinking now.
Cevabı göster

I don't know what I was thinking.

Hi.

1:55

Selam.

Ah, ah.

1:56

Ah, ah.

Sorry, Mackenzie.

1:57

Üzgünüm Mackenzie.