En Yalnız Kasaba (Nüfus: 1): İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Nebraska'daki Monowi, demiryolu kasabasından tek sakini Elsie Eiler olan tüzel bir köye küçülmüş; Eiler hizmetleri sürdürür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "sticking to her roots." - Deyimler ve mecazi ifadeler: gerçek kökleri değil, memlekete ve kökene bağlılığı anlattığını kavrayıp kalma ya da dönme seçimini açıklamak. 2. "have been dropping by for years." - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: geçmişte başlayıp bugün tekrarlanan ziyaretleri tanımak ve alışkanlığı süresiyle anlatmak. 3. "earned the dubious title" - Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: earn a title ün kazandırır, dubious bunun istenmeyen olduğunu gösterir; böylece haberlerdeki eleştirel ton anlaşılır.
Bu derste
Although the USA has evolved into an overwhelmingly metropolitan nation over the last few decades, Dilbilgisi
0:00Her ne kadar ABD son birkaç on yılda ezici bir çoğunlukla metropol bir ulusa dönüşmüş olsa da,
still live in towns and cities with fewer than 25,000 people.
0:10hala nüfusu 25.000'den az olan kasaba ve şehirlerde yaşamaktadır.
Although ... still: bir gerçeği kabul edip beklenmedik sonucu vurgulamak
Although, bir gerçeği kabul ederek ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde metropol niteliği kazanmıştır. Yazar, ana düşünceyi sunmadan önce bu eğilimi kabul eder. Still ana cümlede yer alır ve bu eğilimin yarattığı beklentiye rağmen sonraki durumun devam ettiğini gösterir. Although X, Y still ... yapısı, konuşanın X'i kabul ederken Y'nin hâlâ doğru ve bir ölçüde şaşırtıcı olduğunu vurgulamasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen ödünleme başlangıcı ve karşıtlık vurgusuyla tamamlayın: ____ the forecast predicted sunshine, it ____ rained all afternoon.
Cevabı göster
Although · still
The country is still made up of many small towns, Öbek fiiller
0:14Ülke hala birçok küçük kasabadan oluşmaktadır,
be made up of: bir bütünün parçalarını anlatmak
Be made up of bir bütünün yapısını anlatır: özne bütündür ve of kelimesinden sonraki isim öbeği, bütünün üyelerini veya parçalarını belirtir. Burada ülke, çok sayıda küçük kasabayı içeren bir bütün olarak sunulur. Tam kalıp be + made up of + parçalar şeklindedir. Bu kalıpta made up “uydurulmuş” anlamına gelmez; of, ardından bileşenlerin sıralanacağını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “-den oluşur” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The committee is ____ five teachers and two students.
Cevabı göster
made up of
some of which have low dwindling populations.
0:17ve bunların bazılarının nüfusu giderek azalmaktadır.
where you could double the population just by showing up. Dilbilgisi
0:21sadece oraya giderek nüfusu iki katına çıkarabilirsiniz.
by showing up: yöntemi by + -ing ile ifade etmek
Bu cümlede by showing up, “yalnızca oraya gelme eylemi yoluyla” anlamına gelir. by + -ing kalıbı, bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtir: kasabada yalnızca bir kişi yaşadığı için bir kişinin daha gelmesi nüfusu iki katına çıkarır. Show up, “gelmek” veya “ortaya çıkmak” anlamındaki konuşma diline özgü bir phrasal verb’dür. Başka durumlara aktarılabilen yapı sonuç + by + -ing şeklindedir ve hangi eylemin sonucu mümkün kıldığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için show up ifadesini by + -ing yapısında kullanın: You can support the team ____ on time.
Cevabı göster
by showing up
and one resident who takes care of the passing trade. Kelime
0:26ve gelip geçen müşterilerle ilgilenen tek bir sakini var.
passing trade: yoldan geçen müşterilerden gelen iş
Passing trade, zaten bir yerin önünden geçmekte olan kişilerin durup bir şey satın almasıyla oluşan işi ifade eder. Bu cümlede pub’ın müşterileri çoğunlukla kasabadan geçmekte olan kişilerdir. Buradaki trade, “müşterilerden gelen iş” anlamındaki sayılamayan bir isimdir; ülkeler arasındaki mal alışverişini ifade etmez. İfade, yerel düzenli müşteriler veya özellikle o işletmeye gelmek için yolculuk eden kişiler yerine tesadüfen geçen müşterileri vurgular.
Alıştırma
Bir yürüyüş parkurunun yanındaki kafe, müşterilerinin çoğunu tesadüfen oradan geçen yürüyüşçülerden kazanıyor. Bu işi en iyi hangi ifade açıklar?
- international trade
- foot traffic
- regular customers
- passing trade
Cevabı göster
passing trade
There's another town with a population of just two.
0:29Nüfusu sadece iki olan başka bir kasaba daha var.
there are the many ghost towns scattered across the country
0:32ülke geneline dağılmış birçok hayalet kasaba da var
The one single resident in the town with the tiniest population
0:37En küçük nüfusa sahip kasabada yaşayan o tek bir sakin
sticking to her roots: köklerine bağlı kalmak
Burada “sticking to her roots”, geldiği yerle ve kimliğiyle bağını korumayı seçtiği anlamına gelir. “Stick to”, bir şeyi sürdürmek veya ona bağlı kalmak demektir; “roots” ise kişinin memleketi, geçmişi ve aidiyet duygusu için kullanılan bir kök benzetmesidir. İfade, onun ayrılamadığını değil, bağlılık ve yakınlık duygusuyla bu seçimi yaptığını anlatır.
Alıştırma
Maya yurt dışında ünlü olduktan sonra da ailesinin tariflerini yapıyor ve her yıl memleketini ziyaret ediyor. Onu en iyi hangi cümle anlatır?
- She is sticking to her roots.
- She is putting down roots.
- She is pulling up roots.
Cevabı göster
She is sticking to her roots.
incorporated village: yasal olarak belediye statüsü kazanmış köy
Bu cümlede “incorporated village”, ABD yerel yönetim sistemine ait bir terimdir. Eyalet yasalarına göre belediye niteliğinde yasal olarak kurulmuş ve resmî bir yerel yönetime sahip olabilen köyü anlatır. Buradaki “incorporated” hukuki statüyü belirtir. Köyün bir şirket olduğu anlamına gelmez ve nüfusunun büyüklüğünü göstermez.
Alıştırma
Bir yerde yalnızca bir kişi yaşamaktadır, ancak eyalet yasaları burayı hâlâ resmî yerel yönetimi olan bir belediye olarak tanımaktadır. Hukuki statüsüne en uygun tanım hangisidir?
- an unincorporated community
- an incorporated village
- a private company
Cevabı göster
an incorporated village
when the Fremont, Elkhorn, and Missouri Valley Railroad
1:00Fremont, Elkhorn, and Missouri Valley Railroad
A post office was built and remained in service until 1967. Kalıp ifadeler
1:04Bir postane inşa edilmiş ve 1967'ye kadar hizmet vermiştir.
remained in service until + bitiş zamanı
Bu cümlede remained in service, “kullanılmaya veya işletilmeye devam etti” anlamına gelir. Birinin başka birine hizmet etmesini değil, postanenin faal olma durumunu anlatır. Until 1967, bu devam eden durumun bitiş noktasını gösterir: postane o zamana kadar faaldi ve cümle, hizmetin o noktada sona erdiğini veya değiştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “belirtilen yıla kadar çalışmaya devam etti” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The old ferry ____ 2010.
Cevabı göster
remained in service until
when the population spiked to a healthy 150 people, Kalıp ifadeler
1:10nüfusun sağlıklı bir şekilde 150 kişiye fırladığı dönemde,
population spiked to + bir sayı
Burada spiked, “çok hızlı ve keskin biçimde yükseldi” anlamına gelir. Population değişen miktardır; to ise ulaşılan düzeyi, yani 150 kişiyi belirtir. X spiked to Y kalıbı raporlarda, grafiklerde ve tarihî anlatımlarda yaygındır. Ani bir yükselişi vurgular ve artış miktarını değil, ortaya çıkan değeri verir.
Alıştırma
Başlangıç değeri 200’dü ve aniden 500’e yükseldi. Bunun en yüksek değer olduğunu iddia etmeden ulaşılan düzeyi bildiren ifadeyi seçin: “Demand ___ 500 units.”
- peaked at
- spiked by
- spiked to
Cevabı göster
spiked to
a restaurant, and even boasted a prison. Kelime
1:15bir restoranı ve hatta övünebileceği bir hapishanesi vardı.
boasted a prison: boast fiilinin “dikkat çekici bir özelliğe sahip olmak” anlamı
boasted a prison ifadesindeki boast, sözlü olarak övünmeyi anlatmaz. Özne bir yer veya kuruluş olduğunda ve ardından doğrudan bir nesne geldiğinde, “o şeyi dikkat çekici bir özellik olarak bulundurmak” anlamına gelir. Burada hapishane, kasabanın sahip olduğu tesisler listesine eklenmektedir. Bu kalıp tanıtıcı betimlemelerde yaygındır: a city boasts museums, a school boasts modern labs veya a hotel boasts sea views denebilir. Özelliğin herkes tarafından takdire değer bulunması gerekmez; ifade onu esas olarak çarpıcı veya bahsetmeye değer bir şey olarak sunar.
Alıştırma
“The renovated library boasts a rooftop garden,” cümlesinde boasts ne anlama gelir?
- çatıyı bahçeyle değiştirmeyi planlar
- bir konuşmada bahçeyle açıkça övünür
- dikkat çekici bir özellik olarak çatı bahçesine sahiptir
Cevabı göster
dikkat çekici bir özellik olarak çatı bahçesine sahiptir
like many smaller communities in the Great Plains,
1:17Büyük Ovalar'daki diğer birçok küçük topluluk gibi,
leaving his wife as the only resident in town. Dilbilgisi
1:38ve eşini kasabadaki tek sakin olarak geride bıraktı.
leaving his wife as ...: bir olayı sonucuna bağlamak
Virgülden sonraki leaving yan cümlesi Rudy’nin ölümünün sonucunu ifade eder: karısı daha sonra kasabanın tek sakini olarak kalmıştır. Leaving, Rudy’nin bilerek yaptığı ayrı bir eylem olarak sunulmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp ana cümle, leaving + kişi veya şey + tümleç biçimindedir. Burada leave, “bir kişinin veya şeyin bir durumda, yerde ya da rolde kalmasına yol açmak” anlamına gelir; as the only resident ise karısının sonuçta sahip olduğu rolü belirtir.
Alıştırma
İptal olayını doğrudan sonucuna bağlamak için leave fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: “The last train was canceled, ____ several passengers stranded overnight.”
Cevabı göster
leaving
"When I applied to the state for my liquor and tobacco licenses each year,
1:42"Her yıl eyalete içki ve tütün ruhsatlarım için başvurduğumda,
as the secretary ... as the clerk ... myself as the bar owner: farklı görevlerle hareket etmek
Her as the + görev ifadesi, kadının o aşamada hangi resmî veya ticari sıfatla yer aldığını belirtir: ruhsatları sekreter olarak alır, kâtip olarak imzalar ve bar sahibi olarak ruhsatların alıcısı olur. Bu tekrar, tüzel kişiliğe sahip çok küçük bir köyde normalde ayrı olan birkaç işlem adımının tek kişi tarafından nasıl yürütülebildiğini açıklar. Myself, ruhsatları veren kişiyle alan kişinin aynı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Örnekteki üç as the ... ifadesi neyi gösteriyor?
- Ruhsatları işleyen üç farklı kişi
- Benzediği ancak görevlerini üstlenmediği kişiler
- Aynı kişinin her aşamayı yürütürken üstlendiği farklı roller
Cevabı göster
Aynı kişinin her aşamayı yürütürken üstlendiği farklı roller
I'm used to this: be used to + isim veya -ing biçimi
I'm used to this cümlesinde be used to, “alışkın olmak” veya deneyim sayesinde bir şeyi tanıdık bulmak anlamına gelir. Burada mevcut durumun konuşan kişiye artık normal geldiğini belirtir. Bu yapıda to bir edattır. Ardından this örneğindeki gibi bir isim veya zamir ya da bir ulaç gelebilir: I'm used to working alone.
Alıştırma
Cümleyi be used to yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Now, after five years on the night shift, I ____ working at night.
Cevabı göster
am used to
She has appointed herself mayor with her own liquor license Kalıp ifadeler
2:01Kendini kendi içki ruhsatıyla belediye başkanı ilan etti
appointed herself mayor: appoint + nesne + görev
appointed herself mayor ifadesinde appointed, herself sözcüğünü nesne olarak alır; mayor ise herself kişisine verilen görevi belirten nesne tamamlayıcısıdır. İfade “onun belediye başkanı” anlamına gelmez ve sahiplik göstermez. Genellenebilir yapı appoint + kişi + görev şeklindedir. Bir unvan tamamlayıcı olarak kullanıldığında, özellikle tek kişilik resmî bir görevse, genellikle önüne artikel gelmez: They appointed Lee treasurer. herself, she öznesine döndüğü için cümle onun hem atamayı yaptığını hem de görevi kendisine verdiğini anlatır; bağlama göre bu, kendi kendine yetki verme eleştirisi veya mizahi bir “kendi kendini atama” anlamı taşıyabilir.
Alıştırma
Resmî yapıyı tamamlamak için appoint fiilinin geçmiş zamanını ve Maya adını kullanın: “The council ____ chair.”
Cevabı göster
appointed Maya
She submits plans to the state to secure funding for the town's four street lights. Kalıp ifadeler
2:08Kasabanın dört sokak lambasına fon sağlamak için eyalete planlar sunuyor.
secure funding: gerekli parayı elde etmek
secure funding ifadesinde secure, bir proje, kuruluş veya faaliyet için gereken parayı elde etmek ya da bu paraya erişimi güvence altına almak anlamına gelir. Parayı fiziksel olarak güvende tutmayı değil, finansman elde etme sonucunu anlatır. Burada to secure funding, submits fiiline bağlı amaç bildiren bir mastardır: planları parayı elde etme amacıyla sunar. Cümle hedeflenen sonucu belirtir ancak eyaletin finansmanı onayladığını veya ödediğini tek başına doğrulamaz.
Alıştırma
Cümleyi “parayı başarıyla elde etti” anlamındaki resmî eşdizimle tamamlayın: “After two years of applications, the clinic finally ____ for its mobile unit.”
Cevabı göster
secured funding
looks after: müşterilerle ilgilenmek ve sorumluluk almak
Bu cümlede looks after, tavernaya tesadüfen uğrayan müşterilerle ilgilenmek ve onlara hizmet etmek anlamındadır. Passing trade, yoldan geçen veya yakınlardan geçerken uğrayan insanların getirdiği ticareti ifade eder. Look after yalnızca çocuklara veya hastalara bakmak için kullanılmaz. Daha genel olarak bir kişiden, müşteriden, yerden, görevden ya da ihtiyaçtan sorumlu olmayı ve bunun gerektiği gibi ele alınmasını sağlamayı da ifade edebilir.
Alıştırma
Cümlede looks after, yoldan geçen müşteriler için onun ne yaptığını anlatıyor?
- Onları arıyor.
- Onları arkadan izliyor.
- Onlarla ilgilenip hizmet veriyor.
Cevabı göster
Onlarla ilgilenip hizmet veriyor.
She also runs the 5,000 plus volume Rudy's Library.
2:17Ayrıca 5.000'den fazla kitabı olan Rudy's Library'yi de yönetiyor.
The library was opened in honor of her late husband, Notlar
2:21Kütüphane, merhum eşinin anısına açıldı,
in honor of: saygı ve ithaf ifade etmek
In honor of, kendisine saygı veya övgü sunulan kişi ya da şeyi belirtir. Burada kütüphanenin, kadının merhum eşine saygı göstermek ve onu anmak amacıyla açıldığını anlatır. Yapı in honor of + kişi, grup veya ülkü şeklindedir. Genellikle bir etkinliğin neden düzenlendiğini, bir yere neden belirli bir ad verildiğini ya da bir armağan veya projenin neden oluşturulduğunu açıklar; onurlandırılan kişinin etkinliğe katıldığı veya ödül aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek konserin kurucuya bir saygı gösterisi olduğunu doğru biçimde belirtir? The concert was held ___ its founder.
- on behalf of
- in charge of
- in honor of
Cevabı göster
in honor of
Late husband: “vefat etmiş” anlamında late
Late husband ifadesinde late, aile ilişkisini belirten bir addan önce gelen sıfattır ve “vefat etmiş” anlamına gelir. Kocanın öldüğünü belirtir; ne zaman geldiğini anlatmaz. Bu kullanım, birini vefat etmiş bir kişiyle ilişkisi üzerinden tanıtırken yaygındır; özellikle anma yazılarında, ölüm ilanlarında, biyografilerde ve saygılı bağlamlarda görülür. Aynı kalıp her late father, his late wife ve the late Professor Lee ifadelerinde de bulunur.
Alıştırma
Cümleyi “vefat etmiş koca” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After her husband died, she donated his papers to a museum in memory of her ____.
Cevabı göster
late husband
Confirmed bibliophile: uzun süredir sıkı bir kitapsever
Burada confirmed, bir alışkanlığın, tercihin veya kişilik özelliğinin iyice yerleşmiş olduğunu belirtir; yeni doğrulanmış ya da resmen onaylanmış demek değildir. Bibliophile, kitaplara derin ve kalıcı bir sevgi duyan kişi için kullanılan resmî ve biraz edebî bir sözcüktür. Bu nedenle a confirmed bibliophile, uzun zamandır açıkça kitap tutkunu olan kişi demektir. İfade, bu özelliği yerleşmiş ve karakteristik bir nitelik olarak sunar.
Alıştırma
“Mara is a confirmed bibliophile,” İngilizce cümlesinde confirmed bibliophile ne anlama gelir?
- Kitap okumaya daha yeni başlamış biri
- Kütüphane kartı resmen onaylanmış biri
- Uzun zamandır kitaplara tutkuyla bağlı biri
Cevabı göster
Uzun zamandır kitaplara tutkuyla bağlı biri
But Eiler hasn't spent her entire life in Monowi.
2:27Ancak Eiler tüm hayatını Monowi'de geçirmedi.
When her husband packed his kit bag and went off to fight in the Korean War, Öbek fiiller
2:29Kocası çantasını toplayıp Kore Savaşı'na savaşmaya gittiğinde,
went off to fight: bir amaç için ayrılmak
Bu cümlede went off to fight, “savaşmak amacıyla evden veya bulunduğu yerden ayrıldı” anlamına gelir. Went off, go off fiilinin geçmiş zaman biçimidir; to fight ise neden ayrıldığını açıklayan amaç bildiren mastardır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp go/went off to + fiilin yalın hâlidir. Ayrılmayı ve ardından yapılacak işi tek bir olay olarak sunar; çoğu zaman kişinin bir görev için veya bir süreliğine başka bir yere gittiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ayrılma ve amaç kalıbıyla tamamlayın: At dawn, the rescue team ____ search the hills.
Cevabı göster
went off to
had dreams of becoming: geleceğe yönelik bir arzuyu ifade etmek
Had dreams of becoming, “gelecekte bir şey olmayı çok istiyordu veya arzuluyordu” anlamına gelir. Buradaki dreams, uykuda görülen rüyalar değil, uzun vadeli hedeflerdir. Yapı have/has/had dreams of + -ing biçimidir. Of bir edat olduğu için ardından become değil becoming gelir; becoming sonrasındaki isim öbeği, ulaşılması arzulanan mesleği veya kimliği belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki gelecek arzusu kalıbıyla tamamlayın: Nina ____ a marine biologist someday.
Cevabı göster
has dreams of becoming
air stewardess: eski ve cinsiyet belirten bir iş unvanı
Air stewardess, uçakta yolculara hizmet eden ve yardımcı olan bir kadın için kullanılan, daha eski ve açıkça kadın cinsiyetini belirten bir terimdir. -ess son eki, unvanın kadınlara özgü olduğunu gösterir. Geçmişe dönük bu cümlede terim, hatırlanan döneme uygundur ve onun bir zamanlar yapmak istediği mesleği belirtir. Günümüz İngilizcesinde bunu modern flight attendant rolüyle eşleştirin; bugünün varsayılan iş unvanı olarak görmeyin.
Alıştırma
Güncel ve resmî bir iş ilanındaki şu kullanımı değerlendirin: 'We are hiring air stewardesses for international routes.'
- Güncel resmî kullanım için uygun
- Güncel resmî kullanım için uygun değil
Cevabı göster
Güncel resmî kullanım için uygun değil
That occupation would have naturally opened up the doors to worldwide travel, Deyimler
2:38Bu meslek doğal olarak dünyayı gezmenin kapılarını açacaktı,
opened up the doors to: yeni fırsatlar yaratmak
Opened up the doors to, bir şeye erişim sağlamak veya yeni fırsatları mümkün hâle getirmek anlamındaki bir benzetmedir. Burada gerçek kapılardan söz edilmez; bu meslek onun dünyayı gezmesini çok daha ulaşılabilir hâle getirecekti. Yeniden kullanılabilen kalıp open (up) the door veya doors to + isim ya da -ing biçimidir. Bir şeyi mümkün kılmayı anlatır, sonucu garanti etmez: Bir kapı açmak yol veya olasılık oluşturur, ancak kişi yine de o yolu kullanmamayı seçebilir.
Alıştırma
Dersi tamamlayan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The scholarship ____ higher education for students in the region.
Cevabı göster
opened up the doors to
but instead Eiler became just one of the many citizens who left the town for the city.
2:42ancak bunun yerine Eiler, şehre gitmek için kasabayı terk eden birçok vatandaştan biri oldu.
Didn't care much for: bir şeyi sevmediğinizi ölçülü biçimde söylemek
Bu cümlede didn't care much for, “pek sevmedim” anlamına gelir. Elsie şehir hakkındaki olumsuz tercihini ölçülü biçimde ifade ediyor; şehrin durumunu önemsemediğini söylemiyor. not care much for + isim, kişi veya etkinlik kalıbı, hoşlanmama duygusunu yumuşatır. hate kadar doğrudan değildir ve konuşanın açıkça düşmanca görünmeden olumsuz bir görüş bildirmesini sağlar.
Alıştırma
Hafif hoşnutsuzluk ifade etmek için care içeren hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: I ____ the noisy hotel, so I checked out early.
Cevabı göster
didn't care much for
and in 1971 decided to reopen the pub that had once belonged to Eiler's father.
2:54ve 1971'de bir zamanlar Eiler'in babasına ait olan barı yeniden açmaya karar verdiler.
the town, like many other Midwestern towns after World War II,
3:01İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki birçok diğer Orta Batı kasabası gibi bu kasaba da
In the midst of an economic slump: sürmekte olan ekonomik gerilemenin ortasında
In the midst of an economic slump, “sürmekte olan bir ekonomik gerilemenin ortasında” anlamına gelir. Cümlede was in the midst of, durgunluğu tek bir olay olarak değil, o sırada kasabayı çevreleyen zorlu durum olarak sunar. Başka bağlamlara aktarılabilen be in the midst of + isim öbeği kalıbı, bir süreç veya durumun zaten devam ettiğini vurgular. An economic slump, ticaretin ya da istihdamın azalması gibi zayıf ekonomik etkinlikle belirlenen uzun süreli bir gerilemedir.
Alıştırma
Tarihî bir raporda “the region was in the midst of an economic slump” ne anlama gelir?
- Bölge fiziksel olarak bir ticaret bölgesinin merkezinde bulunuyordu.
- Bölge sürmekte olan bir ekonomik gerileme döneminden geçiyordu.
- Bölgede satışların alışılmadık derecede düşük olduğu yalnızca bir gün yaşanmıştı.
Cevabı göster
Bölge sürmekte olan bir ekonomik gerileme döneminden geçiyordu.
heartland of the USA: ABD'nin orta iç kesimleri
Bu cümlede heartland of the USA, Amerika Birleşik Devletleri'nin geniş orta iç kesimlerini, özellikle de küçük kasabalar, tarım ve geleneksel sanayilerle ilişkilendirilen bölgeleri ifade eder. Burada Monowi çevresindeki Ortabatı iç bölgesine işaret eder. Heartland, sınırları sabit resmî bir bölge değil, esnek bir kültürel-coğrafi tanımlamadır. Ülkenin geometrik olarak tam merkezi olmak zorunda değildir; bir yeri ülkenin merkezî, geleneksel kökleri güçlü iç kesimlerinin parçası olarak sunar.
Alıştırma
Cümlede heartland of the USA ifadesi büyük olasılıkla neyi tanımlıyor?
- Amerika Birleşik Devletleri'nin matematiksel olarak kesin merkez noktası
- Sabit yasal sınırlara sahip resmî bir idari bölge
- Küçük kasabalar ve geleneksel sanayilerle ilişkilendirilen geniş bir orta iç bölge
Cevabı göster
Küçük kasabalar ve geleneksel sanayilerle ilişkilendirilen geniş bir orta iç bölge
and Monowi looked like it was set to follow the trend. Kalıp ifadeler
3:10ve Monowi de bu trendi izleyecek gibi görünüyordu.
was set to follow the trend: eğilimi izlemesi bekleniyordu
Was set to + fiilin yalın hâli, duruma bakıldığında bir şeyin yakında gerçekleşmesinin beklendiğini veya muhtemel olduğunu ifade eder. Önünde looked like bulunduğu için tahmin, tamamlanmış ya da kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, kanıtlara dayanan bir görünüm olarak sunulur. Follow the trend, daha önce anlatılmış örüntüyle aynı yönde gelişmek demektir. Birlikte kullanıldığında was set to follow the trend, Monowi'nin de yakındaki topluluklarla aynı gerilemeyi yaşamasının muhtemel göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Tahmini dersteki ifadeyle tamamlayın: Sales have fallen for six months, and the smaller stores ____.
Cevabı göster
are set to follow the trend
The town's school rang its bell for the last time in 1974, Deyimler
3:13Kasabanın okulunun zili 1974'te son kez çaldı,
rang its bell for the last time: zilini son kez çalması
Bu cümlede rang its bell for the last time, okulun faaliyet gösterdiği son gün zilini çaldığı anlamına gelir. İfade yüzeyde gerçek anlamlıdır: zil gerçekten çalmıştır. Burada for the last time aynı zamanda kalıcı bir sona işaret eder. Okulun o noktadan sonra yeniden açılmadığını anlatır; bu nedenle bu eylem yalnızca özellikle sonmuş gibi duyulan bir zil sesi değil, okul tarihinin sonunu temsil eder.
Alıştırma
“The factory's whistle blew for the last time before it closed,” cümlesinde for the last time neyi anlatır?
- Her zamanki saatte gerçekleşti.
- Bu, gerçekleştiği son seferdi.
- Her zamankinden daha yüksek sesliydi.
Cevabı göster
Bu, gerçekleştiği son seferdi.
and by this time both Eiler and Rudy's children had moved away from town.
3:17ve o zamana kadar Eiler ve Rudy'nin çocuklarının ikisi de kasabadan taşınmıştı.
population stood at: nüfusun belirli bir sayıda olması
Bu cümlede population stood at, nüfusun belirli bir toplam sayıya sahip olduğu anlamına gelir. İfade, 18’i belirli bir zamandaki ölçülmüş düzey olarak sunar; stood insanların fiziksel olarak ayakta durduğu anlamına gelmez. Stood at, bir raporda veya istatistik veren bir anlatımda o andaki veriyi göstermeye özellikle uygundur. Buradaki just 18, sayının çok küçük olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bir rapor, belirli bir zamandaki yerleşik kişi sayısını veriyor: “In 1980, the population ___ 18 people.” Resmî rapor üslubunda cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar?
- stood at
- stood for
- rose by
- fell by
Cevabı göster
stood at
She opens the tavern six days a week at 9:00 a.m.
3:27Tavernayı haftanın altı günü sabah 9:00'da açıyor
and spends 12 hours serving her regular customers who have been dropping by for years. Notlar
3:30ve 12 saatini yıllardır uğrayan düzenli müşterilerine hizmet ederek geçiriyor.
have been dropping by for years: hâlâ süren tekrarlı bir düzen
Have been dropping by, have been + fiil-ing yapısındaki şimdiki tamamlanmış zamanın sürekli biçimidir. For years, geçmişten şimdiye uzanan bir süreyi belirtir. Burada müdavimlerin yıllar önce gelmeye başladığını ve hâlâ geldiklerini anlatır. Sürekli biçim, tek bir ziyaretin yıllarca sürdüğü anlamına gelmez. Drop by gibi tekrarlanabilen bir eylemle kullanıldığında, çok sayıdaki ziyareti hâlâ süren bir düzen olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle ziyaretleri yıllar önce başlamış ve hâlâ süren tekrarlı bir düzen olarak açıkça anlatır?
- They are dropping by for years.
- They have been dropping by for years.
- They dropped by for years.
Cevabı göster
They have been dropping by for years.
dropping by: rahat ve kısa bir ziyarette bulunmak
Drop by, bir kişiyi veya yeri rahat ve gündelik biçimde, genellikle kısa süreliğine ve resmî bir randevu olmadan ziyaret etmek demektir. Bu cümlede müdavimler yıllardır meyhaneye bu tür gündelik ziyaretler yapmaktadır. Bu iki sözcük bir öbek fiil oluşturur: drop burada düşmek anlamına gelmez ve by ifadenin bir parçasıdır. Drop by tek başına veya drop by the office örneğindeki gibi bir varış yeriyle kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle doğal biçimde “Okuldan sonra evime rahat ve kısa bir ziyarette bulun” anlamına gelir?
- Feel free to drop off my house after school.
- Feel free to drop my house by after school.
- Feel free to drop by my house after school.
Cevabı göster
Feel free to drop by my house after school.
"There are fourth and fifth generation customers coming in.
3:38"İçeri giren dördüncü ve beşinci nesil müşteriler var.
are now bringing their babies in to show me."
3:43şimdi kendi bebeklerini bana göstermek için getirmeleri oldukça harika."
Gündelik olumlu değerlendirme olarak pretty neat
Burada pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır; neat ise “havalı”, “hoş” ya da “ilginç” anlamına gelen olumlu ve gündelik bir sıfattır. pretty neat birlikte kullanıldığında, amazing kadar güçlü olmayan sıcak bir beğeni ifade eder. Bu cümlede iki sözcük de diğer yaygın anlamında değildir: pretty dış görünüşü anlatmaz, neat de “düzenli” demek değildir. İfade, bir kuşağın sonraki kuşakla geri gelmesi durumunu olumlu değerlendirir.
Alıştırma
“The app sorts my photos automatically. That's pretty neat” cümlesinde pretty neat ne anlama gelir?
- oldukça havalı veya hoş
- fiziksel olarak güzel ve kusursuz biçimde düzenli
- korkutucu şekilde şaşırtıcı
Cevabı göster
oldukça havalı veya hoş
bebekliklerinden hatırladığın insanlar... kendi bebeklerini getiriyor
people you remember as babies ifadesinde as babies, konuşanın bu insanları hatırladığı yaşam evresini anlatır: o zamanlar bebektiler. bringing their babies bölümündeki their babies ise aynı insanların şimdi sahip oldukları çocukları belirtir; dolayısıyla iki kullanım farklı kuşaklara işaret eder. babies sözcüğünün tekrarı kuşakları birbirine bağlarken remember ve now geçmiş ile bugünü karşı karşıya getirir. Bu kısa yapı, uzun bir zaman geçişini eskiden bebek olan kişilerin ebeveyn olarak geri döndüğü canlı bir görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
Özgün cümlede babies sözcüğünün tekrarı, remember ve now ile birlikte nasıl bir etki yaratır?
- Aynı insan grubunun hâlâ bebek olduğunu söyler.
- Konuşanın aileleri birbirinden ayıramadığını açıklar.
- İki kuşağı birbirine bağlar ve bebeklikten ebeveynliğe geçişi canlı hâle getirir.
Cevabı göster
İki kuşağı birbirine bağlar ve bebeklikten ebeveynliğe geçişi canlı hâle getirir.
Many of the passing customers are tourists who travel from all over the world
3:45Yoldan geçen müşterilerin çoğu, dünyanın dört bir yanından seyahat eden,
some of whom live as far away as the Netherlands, Dilbilgisi
3:58bazıları Hollanda kadar uzaklarda,
as far away as + yer: uzaktaki bir ucu vurgulamak
Bu cümlede as far away as, Hollanda'yı uzaklığın uç bir örneği olarak sunar. Torunlardan bazılarının Hollanda gibi çok uzak bir yere kadar uzanan konumlarda yaşadığını anlatır ve büyükannelerinin evinden ne kadar uzakta olduklarını vurgular. as far away as + yer veya mesafe kalıbı, bir aralığın uzaktaki sınırını öne çıkarır. Buradaki as ... as, adı verilen iki şey arasında sıradan bir eşitlik karşılaştırması yapmaz.
Alıştırma
Beklenmedik ölçüde büyük bir mesafeyi vurgulamak için as far away as ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Visitors came from as far away as Argentina for the festival.
- Visitors stayed as long as the festival was open.
- Visitors arrived as soon as the gates opened.
Cevabı göster
Visitors came from as far away as Argentina for the festival.
and some live closer to home in Ponca, Nebraska.
4:00bazıları ise evine daha yakın olan Ponca, Nebraska'da yaşıyor.
"I know I could always move closer to my children
4:03"Çocuklarıma her zaman daha yakın bir yere taşınabileceğimi
but then I'd have to make all new friends again,"
4:07ama o zaman tekrar yepyeni arkadaşlar edinmem gerekirdi,"
Koşul bildiren As long as + yan cümle
Burada As long as, konuşanın kararının geçerli kalmasını sağlayan koşulu belirtir: Orada kalabilecek durumdaysa kalmak istiyor. Anlamı provided that veya on condition that ifadelerine yakındır; uzunluk karşılaştırması değildir. as long as + yan cümle kalıbı bir sonucu, izni, sözü veya seçimi bir koşula bağlar. Bu koşul yerine getirildiğinde ana cümle geçerli olur.
Alıştırma
“As long as the roads stay clear, we'll arrive by noon,” cümlesinde As long as ne anlama gelir?
- yollar açık kaldığı sürece
- yollarla aynı uzunlukta bir süre boyunca
- çünkü yollar zaten açık
Cevabı göster
yollar açık kaldığı sürece
neck and neck with: bir karşılaştırmada neredeyse eşit
Neck and neck with, “bir şeyle neredeyse tamamen aynı seviyede olmak” anlamına gelir. Burada Monowi ve Gross’un ikişer sakini vardı; bu yüzden nüfus karşılaştırmasında hiçbir kasaba önde değildi. Bu ifade, çok yakın geçen bir yarış görüntüsünden gelir; ancak günümüzde seçimler, sıralamalar, satışlar, spor ve diğer karşılaştırmalar için yaygın olarak kullanılır. Sonucun veya üstünlüğün karar verilemeyecek kadar yakın olduğunu anlatır; tarafların düşman olması gerekmez.
Alıştırma
“Bir şeyle neredeyse tamamen aynı seviyede olmak” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: In the final sales report, our online store was ____ its largest competitor.
Cevabı göster
neck and neck with
making those towns both joint leaders in the USA's least populated town.
4:21ve bu durum her iki kasabayı da ABD'nin en az nüfuslu kasabaları listesinde ortak lider yapıyordu.
had a population of two in the 2010 census.
4:282010 nüfus sayımında iki kişilik bir nüfusa sahipti.
Gross, yanıltıcı bir kasaba adı: özel adla yapılan kelime oyunu
Gross kasabanın özel adıdır; bu nedenle kasabayı tanımlayan bir sıfat değil, yer adı olarak okunmalıdır. Ardından gelen a misleading town name isim öbeği bir eş açıklamadır: Gross hakkında kısa bir yorum yapar ve adın neden yanlış bir izlenim yaratabileceğini açıklar. Mizah, adın yaygın gross sözcüğüyle örtüşmesinden gelir. Gross, “iğrenç” anlamına gelebilir; başka bağlamlarda ise “kesintiler öncesi toplam” anlamındadır. Kasaba aslında Ben Gross’un adını aldığı için olumsuz anlam bir kelime oyunudur, yer hakkında gerçek bir değerlendirme değildir.
Alıştırma
“Gross, a misleading town name” ifadesindeki kelime oyununu ne oluşturuyor?
- İfade, nüfus sayımı rakamının yanlış olduğunu söylüyor.
- Kasaba, 2010 nüfus sayımından sonra adını resmen değiştirdi.
- Gross, olumsuz anlamlı yaygın gross sözcüğüyle aynı görünen ve aynı duyulan bir özel addır.
- Gross, kasabanın nüfusunun büyük olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Gross, olumsuz anlamlı yaygın gross sözcüğüyle aynı görünen ve aynı duyulan bir özel addır.
Established in 1893 by Ben Gross and his wife,
4:311893 yılında Ben Gross ve eşi tarafından kurulan bu kasabada,
the couple opened a general store in anticipation of a railroad that was to be constructed. Notlar
4:34çift, inşa edilecek bir demiryolunu öngörerek bir genel mağaza açmıştı.
in anticipation of: beklenen bir şey için önceden harekete geçmek
In anticipation of, gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir olayı önceden harekete geçmenin nedeni olarak sunar. Burada çift, demiryolunun yapılacağını beklediği için demiryolu henüz ortada yokken dükkânı açmıştır. İfadenin ardından isim veya isim grubu gelir: in anticipation of + olay ya da gelişme. Buradaki anticipation, geleceğe dönük öngörü anlamındadır; mutlaka heyecanlı bir bekleyişi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, “şirket yoğun dönemi beklediği ve önceden hazırlandığı için” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The company hired extra staff ____ the holiday rush.
Cevabı göster
in anticipation of
was to be constructed: geçmişten bakılan bir plan
Was to be constructed, be to + fiil yapısının geçmiş zaman edilgen biçimidir. Demiryolu inşaatını geçmişteki bir bakış açısından planlanmış, programlanmış veya resmen beklenen bir iş olarak sunar. Bu biçim, geçmişteki bakış noktasını daha sonra gerçekleşecek olaydan ayırır: dükkân açıldığında inşaat hâlâ gelecekteydi. Yapı tek başına demiryolunun sonunda gerçekten yapılıp yapılmadığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, çalışmaların başladığını veya tamamlandığını söylemeden, inşaatı geçmişten bakılan bir plan olarak sunar?
- The railroad was being constructed at the time.
- The railroad was constructed the previous year.
- The railroad was to be constructed the following year.
Cevabı göster
The railroad was to be constructed the following year.
So Gross started off as a town of two Öbek fiiller
4:39Bu nedenle Gross iki kişilik bir kasaba olarak başladı
started off as: bir şeyin başlangıçtaki biçimi
Started off as, bir kişinin, yerin, projenin veya nesnenin başlangıçtaki kimliğini, biçimini ya da ölçeğini belirtir. Bu cümlede Gross’un nüfusu iki olan bir kasaba olarak başladığını anlatır; off fiziksel olarak uzaklaşmak anlamına gelmez. Bu ifade bir başlangıç noktası oluşturur ve çoğu zaman ardından sonraki büyüme veya değişim anlatılır. Bir şeyin başlangıçta nasıl olduğunu ve sonradan neye dönüştüğünü açıklamak istediğinizde kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Başlangıçta belirli bir biçim veya rolde olmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum ____ a small room in the library.
Cevabı göster
started off as
and dropped back down to that number in the 2010 census Öbek fiiller
4:41ve 20. yüzyılın başlarındaki patlama döneminin ardından
following a boom period in the early 20th century.
4:442010 nüfus sayımında tekrar bu sayıya düştü.
dropped back down to: önceki daha düşük bir sayıya dönmek
Dropped back down to, bir miktarın önce yükselip sonra azalarak daha önce bulunduğu düşük bir sayıya yeniden ulaşmasını anlatır. Bu cümlede Gross’un nüfusu büyüme döneminden sonra tekrar ikiye dönmüştür; back geri dönüşü, down ise azalmayı gösterir. İfadenin tamamı önceki bir düzeyi, yükselişi ve sonrasında daha düşük bir düzeye dönüşü içeren bir yol gösterir. to sözcüğünden sonra gelen sayı veya düzey varış noktasıdır.
Alıştırma
Yoğun bir tatil haftasından sonra mağazanın müşteri sayısı normal düzeyine döndü. Bu değişimi en iyi hangi cümle anlatır?
- The customer count dropped back down to its usual level.
- The customer count stayed at its usual level.
- The customer count dropped below its usual level.
Cevabı göster
The customer count dropped back down to its usual level.
a church, some factories, and over 600 residents.
4:54bir kilisesi, bazı fabrikaları ve 600'den fazla sakini vardı.
birkaç işletme
Bu cümlede a handful of businesses, az sayıda işletme anlamına gelir. Handful burada mecazidir; işletmelerin gerçekten tek elle tutulabileceği ya da sayılarının tam olarak beş olduğu anlamına gelmez. a handful of + çoğul sayılabilen isim yapısı yaklaşık bir miktar verirken grubun sınırlı olduğunu vurgular. Burada kasabada bir miktar ticari faaliyet bulunduğunu, ancak büyük bir ticaret bölgesi olmadığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “az sayıda” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The volunteer-run museum has ____ paid employees.
Cevabı göster
a handful of
However, once the rail traffic decided to bypass Gross,
4:58Ancak, demiryolu trafiği Gross'u es geçmeye karar verince,
A great fire then tore through town, Öbek fiiller
5:03Daha sonra kasabayı büyük bir yangın kasıp kavurdu,
kasabayı hızla ve yıkıcı biçimde geçti
Bu cümlede tore through, tear through ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve yangının büyük hasar vererek kasabada hızla ve şiddetle ilerlediği anlamına gelir. Tear burada bir malzemeyi yırtmak şeklindeki olağan anlamında kullanılmaz. İfade, yangını durdurulması zor ve güçlü bir kuvvet olarak sunar. Hız ile yıkımı canlı biçimde birleştiren bu kullanım, afet haberlerinde ve dramatik anlatımda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “hızla ve yıkıcı biçimde ilerledi” anlamındaki hedef geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: Fueled by dry winds, the wildfire ____ the valley overnight.
Cevabı göster
tore through
married couple Mike and Mary Finnegan are the only two residents of Gross,
5:10evli çift Mike ve Mary Finnegan, Gross'un tek iki sakini,
which has a following of over 2,000 Facebook followers,
5:19ve Facebook'ta 2.000'den fazla takipçisi var,
more than triple the population: nüfusun üç katından fazla
More than triple the population, bir miktarın karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan nüfusun üç katından fazla olduğunu belirtir. Burada Facebook takipçi sayısı, Gross'un en yüksek nüfusuyla karşılaştırılıyor. Triple toplam oranı gösterir: bir referans değerin triple olması, o değerin 3 katıdır. Başlangıç miktarına üç kat daha ekleyip 4 kata ulaşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, referans değerin üç katından fazla anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The renovated library now welcomes ____ number of monthly visitors it recorded last year.
Cevabı göster
more than triple the
But both Monowi and Gross have some competition
5:26Ancak hem Monowi hem de Gross, ABD'nin en ıssız kasabaları söz konusu olduğunda
when it comes to: söz konusu olduğunda
When it comes to, sonraki ifadenin ele aldığı konuyu veya ölçütü tanıtır. Burada karşılaştırmayı, ABD'deki en ıssız kasabaların hangileri olduğu sorusuyla sınırlar. Kalıp when it comes to + isim öbeği veya -ing biçimidir. Regarding ya da as for gibi işlev görür; bir şeyin ne zaman geldiğini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede when it comes to bir zamanı değil, konuyu tanıtmak için kullanılmıştır?
- When it comes to saving energy, small changes can help.
- When it comes time to replace the heater, choose an efficient model.
- When the energy bill comes, check the amount carefully.
Cevabı göster
When it comes to saving energy, small changes can help.
has earned the dubious title Kalıp ifadeler
5:33Amerika Birleşik Devletleri'nin en zehirli yeri olma
earned the dubious title: istenmeyen bir unvan edinmek
earned the dubious title of... ifadesinde earned, bir yerin özellikleri nedeniyle bir etiketle anılmaya veya o etiketi almaya başladığını belirtir. Resmî bir ödül töreni yapıldığı anlamına gelmez. Dubious, bu unvanın istenmeyen, utandırıcı veya eleştiriye açık olduğunu gösterir. İfade bir bütün olarak olumsuz bir itibarı başarı diliyle sunar ve çoğu zaman ironik bir ton oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede earned the dubious title neyi ifade ediyor?
- Adını hatırlamak zordu.
- İstenmeyen veya sorgulanabilir bir etiketle tanınmaya başladı.
- Resmî olarak saygın bir ödül kazandı.
Cevabı göster
İstenmeyen veya sorgulanabilir bir etiketle tanınmaya başladı.
Once the most productive lead and zinc mining town in the world,
5:38Bir zamanlar dünyanın en üretken kurşun ve çinko madenciliği kasabasıyken,
it's now pretty much a hazardous zone of abandoned buildings and mining waste products. Ton ve niyet
5:41şimdi büyük ölçüde terk edilmiş binalar ve madencilik atık ürünlerinden oluşan tehlikeli bir bölge.
pretty much: neredeyse tam bir genelleme yapmak
Pretty much, neredeyse, hemen hemen veya temelde anlamına gelen gündelik bir zarf ifadesidir. Burada a hazardous zone of abandoned buildings and mining waste products tanımını niteler; yani konuşan kişi her ayrıntının kusursuz biçimde uyduğunu iddia etmeden bu tanımın genel olarak doğru olduğunu belirtir. Bu ifadede pretty, güzel anlamına gelmez. Pretty much tek bir birim olarak çalışır ve güçlü bir güven duygusunu korurken aksi hâlde mutlak olacak bir özeti biraz yumuşatır.
Alıştırma
Neredeyse tamamen anlamına gelen gündelik iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The renovation is ____ finished; only the final inspection remains.
Cevabı göster
pretty much
Lead pollution has become a serious problem here.
5:46Kurşun kirliliği burada ciddi bir sorun haline geldi.
Contaminated water from the mines infected the town and the townspeople developed outbreaks of cancer.
5:48Madenlerden sızan kirli su kasabaya bulaştı ve kasaba halkında kanser salgınları gelişti.
and post office all pulled down their shutters in 2009. Deyimler
5:55ve postane 2009 yılında tamamen kepenklerini indirdi.
pulled down their shutters: kurumların kapanmasını anlatan bir imge
Bu cümlede pulled down their shutters, lise, belediye binası ve postanenin faaliyetlerini durdurduğu ya da kapandığı anlamına gelir. Kurumların gerçekten kepenkleri olması gerekmese de ifade, bir dükkânın iş gününün sonunda kepenklerini indirmesine ilişkin tanıdık görüntüyü kullanır. pull down one's shutters kalıbı böylece bir kuruluşun kapanmasını gözle görülür bir iş bitirme hareketi gibi sunabilir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: tek kuruluş için its shutters, birden fazla kuruluş için their shutters kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede pulled down their shutters büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Tek bir ortak binaya taşındılar.
- Faaliyetlerini durdurdular.
- Yeni pencere örtüleri taktılar.
- Çalışma saatlerini uzattılar.
Cevabı göster
Faaliyetlerini durdurdular.
There are hundreds of ghost towns across the USA.
6:06ABD'nin dört bir yanında yüzlerce hayalet kasaba var.
Most of these towns are built around mines that have been exhausted of the resources. Öbek fiiller
6:09Bu kasabaların çoğu, kaynakları tükenmiş madenlerin etrafına inşa edilmiştir.
are built around mines: düzenleyici merkez olarak madenler
Are built around mines, be built around + isim biçimindeki edilgen kalıbı kullanır. Burada kasabaların, madenler ve madencilik ekonomilerinin ve toplumsal yaşamlarının temel merkezi olacak şekilde geliştiğini anlatır. Built around fiziksel yerleşimi anlatabilir, ancak bu bağlamda esas olarak bir çekirdek etrafında örgütlenmiş veya oluşturulmuş olmak anlamına gelir. Aynı kalıp a course built around projects ya da a business built around subscriptions ifadelerinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be built around kalıbının uygun biçimiyle tamamlayın: The workshop uses group projects as its central organizing principle. It ____ group projects.
Cevabı göster
is built around
go where the money is: ekonomik fırsatları takip etmek
Bu cümlede go where the money is, işlerin, gelirin, yatırımın veya ticari fırsatların bulunduğu yerlere gitmek ya da taşınmak anlamına gelir. Money belirli bir miktar nakdi değil, ekonomik fırsatı temsil eder. go where X is kalıbı, istenen bir kaynak veya avantajın bulunabileceği yere yönelmeyi anlatır. Burada yerel işler ortadan kalktıktan sonra insanların ayrılmasının yaygın bir nedenini açıklar.
Alıştırma
“When local factories close, workers often go where the money is,” cümlesindeki vurgulanan düşünce ne anlama gelir?
- Çalışanlar genellikle daha iyi iş veya gelir fırsatlarının bulunduğu yerlere taşınır.
- Çalışanlar yaşam maliyetinin en düşük olduğu yerde kalır.
- Çalışanlar birinin sakladığı nakit parayı arar.
Cevabı göster
Çalışanlar genellikle daha iyi iş veya gelir fırsatlarının bulunduğu yerlere taşınır.
who is quite happy being the town's only resident.
6:16ki o kasabanın tek sakini olmaktan oldukça mutlu.
apart from: bir istisna belirtmek
Burada apart from, genel ifadenin tek istisnasını belirtir. Çoğu insan ekonomik fırsatın bulunduğu yere gider, ancak Eiler gitmez; bu bağlamda except for ile aynı anlama gelir. İfade, geniş kapsamlı bir iddia ile bu iddianın dışında kalan bir kişiyi veya şeyi birbirine bağlar. Apart from başka bağlamlarda in addition to anlamına da gelebilir; bu nedenle buradaki istisna anlamını yalnızca sözcükler değil, çevredeki mantık belirler.
Alıştırma
“Everyone attended the meeting, apart from Nina, who was ill,” cümlesinde apart from ne anlama gelir?
- Nina hariç
- Nina'dan uzakta
- Nina'ya ek olarak
Cevabı göster
Nina hariç
So what's the least populated place you've traveled to?
6:19Peki sizin seyahat ettiğiniz en az nüfuslu yer neresi?
What happened to Malaysia Airlines Flight 370.
6:28Malezya Havayolları 370 Sefer Sayılı Uçuşa Ne Oldu, mutlaka izleyin.