Halüsinasyon Görmenizin Tuhaf Nedeni: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
856 kelime 180 kel/dk

Video açıklaması: Video, psikedeliklerin 5-HT2A reseptörü ve beynin varsayılan mod ağı üzerindeki etkisini algı ve benlik duygusundaki değişimlerle ilişkilendiriyor; ardından yaşam sonu kaygısı ile bağımlılığa yönelik terapi araştırmalarını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "is made up of" — Öbek fiiller: sistemin parçalarını edilgen yapıyla belirtin ve bunu “uydurmak” anlamındaki make up ile ayırın. 2. "filling in the blanks" — Deyimler ve mecazi ifadeler: eksik bilgiyi çıkarımla tamamlama metaforunu tanıyın. 3. "the set and setting." — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: terimi katılımcının zihinsel durumu ile fiziksel ve sosyal çevresi olarak anlayın, yalnızca mekân sanmayın.

Bu derste

Shrooms, LSD and even deep breathing techniques can cause you to hallucinate.

0:00

Sihirli mantarlar, LSD ve hatta derin nefes alma teknikleri halüsinasyon görmenize neden olabilir.

New science shows exactly what is happening in your brain and how it can unlock a key to your consciousness. Dilbilgisi

0:05

Yeni bilimsel bulgular, beyninizde tam olarak neler olduğunu ve bunun bilincinizi anlamanın anahtarını nasıl sunabileceğini gösteriyor.

Dilbilgisi

Gömülü soru how it can unlock

How it can unlock a key to your consciousness, shows fiilinin ikinci nesnesi olarak görev yapan ve what is happening in your brain ile paralel olan gömülü bir soru yan tümcesidir. Burada how, “ne şekilde” veya “hangi mekanizma aracılığıyla” anlamına gelir. Bu, bir bildirme cümlesinin içindeki dolaylı soru olduğu için özne–yardımcı fiil sırasını kullanır: how + it + can + unlock. Soru devrikliği yalnızca soru bağımsız olduğunda kullanılır: How can it unlock ...?

Alıştırma

Gömülü soruyu tamamlamak için it ve can sözcüklerini doğru sıraya koyun: The engineer tested a new system. The report explains how ____ unlock the door remotely.

Cevabı göster

it can

Scientists have administered psychedelics to volunteers and scanned their brain Kalıp ifadeler

0:11

Bilim insanları gönüllülere psikedelik maddeler verip beyinlerini taradı;

Kalıp ifadeler

Resmî kalıp administer something to someone

Administered psychedelics to volunteers, resmî administer something to someone kalıbını kullanır. Tıp ve araştırma bağlamlarında administer, kontrollü bir prosedür kapsamında ilaç, tedavi, test veya dozun bilinçli olarak verilmesi ya da uygulanması anlamına gelir. Doğrudan nesne uygulanan şeyi, burada psychedelics sözcüğünü; to öbeği ise alıcıları, burada volunteers sözcüğünü belirtir. Nötr give fiilinden farklı olarak administer, eylemi resmî veya profesyonel bir sürecin parçası olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi administer fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve hedef kalıbın gerektirdiği edatla tamamlayın: During the trial, the clinicians ____ the measured dose ____ twelve volunteers.

Cevabı göster

administered · to

using functional magnetic resonance imaging

0:15

bunun için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme

and magnetoencephalography and found decreased blood flow to the default mode network.

0:17

ve manyetoensefalografi kullandılar ve varsayılan mod ağına giden kan akışının azaldığını gördüler.

The default mode network is made up of the medial prefrontal cortex, Öbek fiiller

0:22

Varsayılan mod ağı; medial prefrontal korteks,

the posterior cingulate cortex,

0:26

posterior singulat korteks,

the inferior parietal lobule,

0:28

inferior parietal lobül,

the lateral temporal cortex,

0:30

lateral temporal korteks,

the dorsal medial prefrontal cortex

0:32

dorsomedial prefrontal korteks

and the hippocampal formation.

0:34

ve hipokampal formasyondan oluşur.

Öbek fiiller

is made up of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek

“Be made up of”, “-den oluşmak” anlamına gelir. Önce bütünü sunar, ardından of'tan sonra parçaları veya üyeleri belirtir. Bu cümlede default mode network bütündür; listelenen altı beyin bölgesi ise onun bileşenleridir. Yapı be + made up of + parçalar şeklindedir. be öğesini özneye ve zamana göre is made up of, are made up of veya was made up of biçiminde değiştirin.

Alıştırma

Cümleyi “consists of” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The committee ____ five teachers and two parents.

Cevabı göster

is made up of

This network keeps your brain working efficiently.

0:36

Bu ağ, beyninizin verimli çalışmasını sağlar.

It's evolved to filter out the vast amount of information coming to your brain Öbek fiiller

0:39

Beyninize ulaşan devasa miktardaki bilgiyi süzmek üzere evrimleşmiştir;

by predicting what you need and getting rid of what you don't. Dilbilgisi

0:42

neye ihtiyacınız olduğunu tahmin eder, gereksiz olanı eler.

Öbek fiiller

filter out: istenmeyen bilgileri dışarıda bırakmak

“Filter out”, istenmeyen bir şeyi kaldırarak veya engelleyerek sonraki aşamaya geçmesini önlemek anlamına gelir. Burada ağ, gereksiz olduğuna karar verilen bilgilerin daha fazla işlenmesini önler; out, dışarıda bırakmayı vurgular. Yapı filter out + isim şeklindedir; örneğin filter out noise. Nesne bir zamirse ortaya gelir: filter it out denir, filter out it denmez. Bu ifade dışarıda bırakmayı anlatır; bilgileri yalnızca gruplara ayırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede filter out, istenmeyen içeriği sonraki aşamaya geçmeden önce kaldırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The camera app filters out blurry photos before building the album.
  2. The camera app sorts photos by date before building the album.
  3. The camera app saves every photo in two folders.
Cevabı göster

The camera app filters out blurry photos before building the album.

Dilbilgisi

by predicting ... getting rid of: paralel -ing biçimleriyle yöntem belirtme

Bu cümlede by + -ing, “nasıl?” sorusunu yanıtlar: beyin, neye ihtiyaç duyulduğunu tahmin ederek bilgiyi süzer. Buradaki by, eylemi yapan kişiyi veya son tarihi değil, araç ya da yöntemi belirtir. Edat olan by, iki paralel -ing biçimini de yönetir: by [predicting ...] and [getting rid of ...]. İki eylem aynı by sözcüğünü paylaştığı için ikinci by kullanılmaz; böylece predicting ve getting rid of, aynı süzme sürecinin paralel iki bölümünü anlatır.

Alıştırma

İki paralel yöntemi açıklamak için by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The app saves battery by limiting background activity and to reduce screen brightness.
  2. The app saves battery by limiting background activity and reducing screen brightness.
  3. The app saves battery by limits background activity and reduces screen brightness.
Cevabı göster

The app saves battery by limiting background activity and reducing screen brightness.

If you are met with a new situation,

0:46

Yeni bir durumla karşılaştığınızda,

your default mode network will use past experiences to make quick decisions using less energy.

0:47

varsayılan mod ağınız geçmiş deneyimleri kullanarak daha az enerjiyle hızlı kararlar verir.

It creates the human capacity for self-reflection,

0:52

İnsanın kendisi üzerine düşünme,

planning the future, worrying, and reason.

0:56

geleceği planlama, kaygılanma ve akıl yürütme becerilerini mümkün kılar.

It is where the brain creates the story of who you are as an individual.

0:59

Beyin, bir birey olarak kim olduğunuza dair hikâyeyi burada oluşturur.

Common psychedelics such as psilocin or lysergic acid diethylamide are all tryptamines.

1:03

Psilosin veya liserjik asit dietilamid gibi yaygın psikedeliklerin tümü triptamin sınıfındadır.

So is serotonin, which is found naturally in your body. Dilbilgisi

1:08

Vücudunuzda doğal olarak bulunan serotonin de öyledir.

Dilbilgisi

So is serotonin: aynı olguyu devrik yapıyla ekleme

So is serotonin, “Serotonin de bir triptamindir” anlamına gelir. So, önceki cümledeki olumlu tanıma gönderme yapar; is ise tekil serotonin öznesiyle uyumludur ve is a tryptamine ifadesinin yerini tutar. Yeniden kullanılabilen kalıp So + yardımcı fiil/be/modal + yeni öznedir: The first one works. So does the second. Burada so, “bu nedenle” değil, “o da/aynısı onun için de geçerli” anlamına gelir ve yardımcı fiil özneden önce gelir.

Alıştırma

İkinci cümleyi devrik So kalıbıyla tamamlayın: “The first proposal is expensive. ____ the second.”

Cevabı göster

So is

These are organic compounds with a ring of six atoms attached to another with five atoms, Dilbilgisi

1:11

Bunlar, altı atomlu bir halkanın beş atomlu başka bir halkaya bağlandığı organik bileşiklerdir,

which all have a high affinity for a receptor found in the outermost layer of your brain called the 5-HT2A receptor. Notlar

1:15

ve hepsi beyninizin en dış katmanında bulunan 5-HT2A adlı reseptöre yüksek afinite gösterir.

Dilbilgisi

with a ring ... attached to another yapısı

Burada with, bileşiğin yapısına ilişkin kısa bir açıklama başlatır. a ring of six atoms isim öbeğini attached to another with five atoms izler; attached, ilk halkanın durumunu ve bağlantısını anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır, ana fiil değildir. Another, another ring ifadesinin yerini tutar; with five atoms ise ikinci halkanın beş atomlu olduğunu belirtir. with + isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyin nasıl düzenlendiğini veya bağlandığını kısa biçimde eklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede çerçevenin tabana bağlı olduğu geçmiş zaman ortacıyla anlatılıyor?

  1. The device comes with a metal frame attached to the base.
  2. The device comes with a metal frame was attached to the base.
  3. The device comes with a metal frame attaching the base.
Cevabı göster

The device comes with a metal frame attached to the base.

Kalıp ifadeler

a high affinity for: güçlü moleküler bağlanma

Bu bilimsel bağlamda have a high affinity for, bir şeye güçlü biçimde bağlanma eğilimi göstermek anlamına gelir. Cümle, bileşiklerin 5-HT2A reseptörüne güçlü biçimde bağlandığını anlatır. Sabit kalıp have + a high affinity for + hedef biçimindedir. Affinity, maddeler arasındaki bağlanma gücünü veya çekimi anlatır. Tek başına, bağlanmanın reseptörü etkinleştirdiğini ya da güçlü bir biyolojik etki oluşturduğunu göstermez ve günlük dildeki bir şeyi çok sevme anlamına gelmez.

Alıştırma

“Güçlü biçimde bağlanır” anlamındaki standart bilimsel eşdizimi tamamlayın: This antibody has ____ the target protein.

Cevabı göster

a high affinity for

Dilbilgisi

beyninizin en dış tabakasında bulunan ve 5-HT2A reseptörü adı verilen bir reseptör

Reseptör temel isimdir. Found ve called, ondan sonra gelerek iki sıkıştırılmış açıklama veren geçmiş ortaçlardır: reseptör beyninizin en dış tabakasında bulunur ve 5-HT2A reseptörü olarak adlandırılır. Tam yan cümlecik biçimi a receptor that is found in the outermost layer of your brain and is called the 5-HT2A receptor olurdu. Called, brain'e değil reseptöre ad verir. Bu sonradan gelen niteleme yapısı, yoğun bilimsel metinlerde tek bir isimden sonra birkaç bilgiyi bir araya getirir.

Alıştırma

a receptor found in the outermost layer of your brain called the 5-HT2A receptor ifadesinde iki niteleyicinin en iyi açılımı hangisidir?

  1. İki sözcük de receptor'ı değil brain'i niteler.
  2. found ana fiildir, called ise brain'e ad verir.
  3. found ve called birlikte receptor'ı niteler: reseptör orada bulunur ve 5-HT2A receptor olarak adlandırılır.
  4. called ana fiildir ve found brain'in nerede olduğunu söyler.
Cevabı göster

found ve called birlikte receptor'ı niteler: reseptör orada bulunur ve 5-HT2A receptor olarak adlandırılır.

Here we have the serotonin in your body,

1:22

Burada vücudunuzdaki serotonin var,

and here we have LSD.

1:24

burada da LSD var.

The tryptamine core scaffold of the LSD molecule is similar to that of the serotonin in your body. Dilbilgisi

1:26

LSD molekülünün triptamin çekirdek iskeleti, vücudunuzdaki serotoninin iskeletine benzer.

Dilbilgisi

…ninkine benzer

Is similar to that of, bir şeyi başka bir kaynağa ait olan veya başka bir kaynakta bulunan aynı türden bir şeyle karşılaştırır. Burada that, tekil isim öbeği the tryptamine core scaffold'ın yerini alır; bu nedenle that of the serotonin, tüm serotonin molekülünü değil the tryptamine core scaffold of the serotonin ifadesini anlatır. Bu yapı scaffold sözcüğünü tekrar etmekten kaçınır: karşılaştırılan şey LSD'nin iskeleti ile serotoninin iskeletidir. Yapı kısadır ve özellikle resmî ya da bilimsel karşılaştırmalarda yaygındır.

Alıştırma

Tekil bir özelliği başka bir nesnenin karşılık gelen özelliğiyle karşılaştırmak için similar to that of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The battery life of this camera is similar to those of the earlier model.
  2. The battery life of this camera is similar to that the earlier model.
  3. The battery life of this camera is similar to that of the earlier model.
  4. The battery life of this camera is similar that of the earlier model.
Cevabı göster

The battery life of this camera is similar to that of the earlier model.

It is attached to an ergoline scaffold connected to a diethylamide substituent.

1:32

Bu yapı, bir dietilamid ikame grubuna bağlı ergolin iskeletine bağlanmıştır.

Here we see, because of its similar shape to serotonin,

1:36

Burada, serotonine benzeyen şekli sayesinde

the LSD molecule binding to your 5-HT2A receptor.

1:39

LSD molekülünün 5-HT2A reseptörünüze bağlandığını görüyoruz.

And due to its chemical composition,

1:43

Kimyasal bileşimi nedeniyle de

it will bind for longer than serotonin ever would naturally in your body. Dilbilgisi

1:45

vücudunuzdaki serotoninin doğal olarak bağlı kalacağından çok daha uzun süre bağlı kalır.

Dilbilgisi

for longer than serotonin ever would: fiilin düşürüldüğü karşılaştırma

Bu karşılaştırmada for longer than serotonin ever would, LSD molekülünün doğal koşullarda serotoninin bağlı kalacağından daha uzun süre bağlı kaldığını belirtir. Than ile başlayan yan cümle karşılaştırmanın ölçütünü verir. Would, tekrarlanacak bind fiilinin yerini tutar; burada istek veya gönüllülük bildirmez. Ever, karşılaştırmayı vücutta doğal olarak gerçekleşebilecek her duruma genişleterek vurguyu güçlendirir.

Alıştırma

stay fresh ifadesinin yerini tutan yardımcı fiille beklenen duruma ilişkin karşılaştırmayı tamamlayın: In this container, the herbs stay fresh for longer than they ever ____ in an open bowl.

Cevabı göster

would

When psychedelics bind to the 5-HT2A receptor,

1:49

Psikedelikler 5-HT2A reseptörüne bağlandığında,

a cascade of cellular biology causes the default mode network to decrease.

1:52

bir hücresel tepkime zinciri varsayılan mod ağının etkinliğini azaltır.

This leads to ego dissolution, Kalıp ifadeler

1:57

Bu da egonun çözülmesine yol açar;

aka feeling less separation from others and from nature itself. Kelime

1:59

yani kendinizi başkalarından ve doğanın kendisinden daha az ayrı hissedersiniz.

Kalıp ifadeler

This leads to + isim: nedeni sonucuna bağlamak

Buradaki This, daha önce açıklanan varsayılan mod ağındaki aktivite düşüşünü belirtir. Leads to, ego çözülmesini bu değişimin sonucu olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A leads to B şeklindedir. To bir edattır; bu yüzden B bir isim öbeği veya -ing biçimi olmalıdır. Örneğin leads to ego dissolution ya da leads to feeling less separate denir.

Alıştırma

Tekrarlanan kesintilerin gecikmelere neden olduğu anlamını hangi cümle doğru ifade eder?

  1. Repeated interruptions can result from delays.
  2. Repeated interruptions can be associated with delays.
  3. Repeated interruptions can lead to delays.
Cevabı göster

Repeated interruptions can lead to delays.

Kelime

“ego dissolution, aka feeling less separation from others and from nature itself” içinde aka

aka, also known as ifadesinin günlük ve resmî olmayan kısaltmasıdır. Başka bir adı, etiketi ya da aynı şeyi anlatan eşdeğer bir ifadeyi tanıtır. Burada ego dissolution teknik terimdir; feeling less separation from others and from nature itself ise bu terimin sade bir açıklamasıdır. aka'dan sonraki bölüm, ilk ifadeyi açıklar; ikinci bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede aka ne işe yarıyor? “The process is called data compression, aka making a large file smaller for storage.”

  1. terimin anlamını değil, olası bir örneği sunar
  2. eşdeğer ve daha açık bir açıklama sunar
  3. daha sonra gerçekleşen ayrı bir olayı sunar
Cevabı göster

eşdeğer ve daha açık bir açıklama sunar

In fact, fMRI scans of those on psychedelics

2:03

Aslında, psikedelik madde etkisindeki kişilerin fMRI taramaları,

is similar to experienced meditators who can effectively turn off their default mode network and temporarily vanish their ego.

2:06

varsayılan mod ağını etkili biçimde kapatarak egolarını geçici olarak ortadan kaldırabilen deneyimli meditasyon uygulayıcılarınınkine benzer.

Other times when the default mode network is decreased

2:13

Varsayılan mod ağının etkinliği başka zamanlarda da azalır:

is during deep prayer,

2:15

derin dua sırasında,

overwhelming experiences of awe,

2:17

insanı tümüyle saran hayranlık deneyimlerinde,

for example looking at the Grand Canyon,

2:18

örneğin Büyük Kanyon'a bakarken

or even near-death experiences.

2:20

veya ölüme yakın deneyimler yaşarken.

A decrease in the default mode network can come with hallucinations, Öbek fiiller

2:22

Varsayılan mod ağının etkinliğindeki azalmaya halüsinasyonlar eşlik edebilir,

but why?

2:26

peki ama neden?

Öbek fiiller

“can come with hallucinations” içinde come with

come with, bir şeyin başka bir durum veya deneyimle birlikte görülmesi anlamına gelebilir. “a decrease ... can come with hallucinations” ifadesinde halüsinasyonlar bu azalmayla birlikte ortaya çıkabilir. can bunun bir olasılık olduğunu gösterir ve come with tek başına azalmanın halüsinasyonlara neden olduğunu söylemez. İfade bir ilişkiyi anlatır; zorunlu bir neden-sonuç bağlantısını değil.

Alıştırma

Bu cümlede come with ne anlama geliyor? “A long flight can come with dry eyes and tired muscles.”

  1. Uçuş kesinlikle tıbbi bir duruma neden olur
  2. Göz kuruluğu ve kas yorgunluğu uçuşla birlikte ortaya çıkabilir
  3. Bir kişi uçuşla fiziksel olarak birlikte seyahat eder
Cevabı göster

Göz kuruluğu ve kas yorgunluğu uçuşla birlikte ortaya çıkabilir

On the left is a visual depiction of the neural networks in the brain of someone given a placebo pill. Notlar

2:26

Solda, plasebo hapı verilen birinin beynindeki sinir ağlarının görsel tasviri var.

Kelime

a placebo pill: Bir araştırmadaki kontrol hapı

a placebo pill, tedaviye benzemesi için hazırlanmış ancak test edilen etkin maddeyi içermeyen bir haptır. Bu cümlede karşılaştırmadaki kontrol koşulunu belirtir: kişi araştırma ilacını değil, plaseboyu almıştır. Buradaki a, açıklanan koşulda tek bir haptan söz edildiğini gösterir. Placebo yalnızca “işe yaramayan tedavi” anlamına gelmez; araştırma tasarımındaki kontrolü adlandırır ve kişinin beklentileriyle ya da plasebo etkisiyle bağlantılı olabilir.

Alıştırma

Bir klinik deneyde bir grup, araştırılan ilacın etkin maddesini içermeyen bir hap alıyor ve araştırmacılar sonuçları gerçek tedaviyle karşılaştırıyor. Hangi ifade uygundur?

  1. no treatment
  2. a proven cure
  3. a placebo pill
  4. an extra dose
Cevabı göster

a placebo pill

On the right is a visual depiction of the neural networks in the brain of someone tripping on psilocybin. Kelime

2:32

Sağda ise psilosibin etkisinde olan birinin beynindeki sinir ağlarının görsel tasviri var.

Anlatım akışı

Solda ... Sağda ...: İki görsel alanı karşılaştırma

On the left ve On the right, görsel bir düzen içinde nereye bakılması gerektiğini belirten ve birlikte kullanılan konum ifadeleridir. Önce iki koşulun yerini gösterir, ardından ayrıntıları verirler; böylece dinleyici her açıklamayı görüntünün doğru tarafıyla eşleştirebilir. On the left is a visual depiction... yapısında konum ifadesi be ve isim öbeğinden önce gelir. Sunumlarda yaygın olan bu konumsal devrik yapı görsel yerleşimi öne çıkarır; soru değildir. Aynı çerçeve, sol ve sağ tarafları hızlıca karşılaştırmayı sağlar.

Alıştırma

İki panelli bir slayt gösteriyorsunuz. Yağış haritası solda. Bu paneli doğal biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. On the left is the rainfall map.
  2. On the left does the rainfall map.
  3. On the left are the rainfall map.
  4. In the left is the rainfall map.
Cevabı göster

On the left is the rainfall map.

Kelime

tripping on psilocybin ifadesinin uyuşturucu bağlamındaki anlamı

Burada tripping on psilocybin, psilosibinin halüsinojenik etkilerini yaşıyor olmak demektir. Uyuşturucu maddelerle ilgili bu bağlamda trip, seyahat etmek anlamına gelmez. be tripping on + hallucinogenic substance kalıbı, değişmiş bilinç hâlinin o anda devam ettiğini gösterir. Bu gayriresmî bir ifadedir; dolayısıyla kişinin durumunu canlı ve konuşma diline özgü bir biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümlede tripping on psilocybin ne anlama geliyor?

  1. Psilosibin nedeniyle yere düşmek
  2. Psilosibinin halüsinojenik etkilerini yaşamak
  3. Psilosibin taşırken seyahat etmek
Cevabı göster

Psilosibinin halüsinojenik etkilerini yaşamak

With decreased action from the default mode network,

2:37

Varsayılan mod ağının etkinliği azalınca,

your brain is no longer working efficiently.

2:40

beyniniz artık verimli çalışmaz.

It now has to make sense of increased information Deyimler

2:42

Artan bilgiyi anlamlandırmak zorunda kalır

and starts filling in the blanks with hallucinations and altered perceptions in order to cope. Deyimler

2:44

ve bununla başa çıkabilmek için boşlukları halüsinasyonlar ve değişmiş algılarla doldurmaya başlar.

Deyimler

make sense of + nesne

Make sense of + noun, kafa karıştırıcı veya karmaşık bir şeyi anlamak ya da ona tutarlı bir açıklama getirmek demektir. Burada beyin, aldığı artan bilgiyi yorumlamaya çalışıyor. Nesne of’tan sonra gelir: make sense of increased information. Bu kalıp anlam bakımından geçişlidir; birinin veya bir şeyin neyi anlamaya çalıştığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi anlamak veya yorumlamak anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After comparing three conflicting charts, Maya tried to ____ the data.

Cevabı göster

make sense of

Deyimler

“filling in the blanks” ifadesinin mecazi anlamı

Burada filling in the blanks mecazi anlamda kullanılmıştır. Blanks, mevcut bilgilerdeki eksikliklerdir; filling them in ise zihnin tutarlı bir tablo oluşturabilmesi için çıkarımla elde edilen ayrıntıları eklemek demektir. Bu ifade, boşluk doldurma şeklindeki gerçek sınıf etkinliğinden akıl yürütme durumlarına aktarılmıştır: kanıtlar eksik olduğunda bir kişi ya da başka bir özne eksik olanı çıkarımla tamamlayabilir. Bu cümlede söz konusu çıkarımlar, boş alanlara yazılan cevaplar değil, halüsinasyonlar veya değişmiş algılar biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi “eksik bilgiyi çıkarımla tamamlamak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The archive was incomplete, so the historian had to ____ from the surviving letters.

Cevabı göster

fill in the blanks

Living plants might start to grow faces.

2:49

Canlı bitkilerde yüzler belirmeye başlayabilir.

The brain will never stop trying to make sense of the world,

2:52

Beyin, dünyayı anlamlandırmaya çalışmaktan asla vazgeçmez,

but now it is using new parts of the brain.

2:54

ama artık beynin yeni bölgelerini kullanıyordur.

In fact, people who are colorblind

2:57

Aslında renk körü kişiler,

report being able to see certain colors for the first time while on psychedelics. Dilbilgisi

2:58

psikedeliklerin etkisindeyken bazı renkleri hayatlarında ilk kez görebildiklerini söylüyor.

Dilbilgisi

“report being able to see” yapısı

Report being able to see yapısında report, tamamlayıcı olarak being able to see şeklindeki -ing yan cümlesini alır. Being ve see fiillerinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan people who are colorblind ile aynıdır. Being able to, bir yeteneğe sahip olma veya bir şeyin mümkün hâle gelmesi anlamını ekler. Bu ifade, söz konusu kişilerin bazı renkleri görebildiklerini kendilerinin belirttiğini anlatır; bir başkasının onlar hakkında rapor vermesi veya onlara bakmalarını söylemesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Katılımcıların daha fazla ayrıntı görebildiklerini kendilerinin belirttiğini doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. Participants were reported being able to see more detail.
  2. Participants reported to be able to see more detail.
  3. Participants reported being able to see more detail.
Cevabı göster

Participants reported being able to see more detail.

A child's brain is actually similar to an adult brain on psychedelics.

3:02

Aslında bir çocuğun beyni, psikedelik etkisindeki bir yetişkinin beynine benzer.

As an adult,

3:06

Bir yetişkin olarak,

you have learned through experiences and pruned your neurons to deal efficiently based on past experiences. Dilbilgisi

3:07

deneyimler yoluyla öğrenmiş ve geçmiş deneyimlere dayanarak verimli şekilde başa çıkabilmek için nöral bağlantılarınızı budamışsınızdır.

Dilbilgisi

have learned ... and pruned: paylaşılan bir present perfect yardımcı fiili

Bu cümlede have, hem learned hem de pruned için kullanılan yardımcı fiildir. Yapı have + geçmiş zaman ortacı + and + geçmiş zaman ortacı şeklindedir; bu nedenle pruned öncesinde ikinci bir have kullanmak gerekmez. Present perfect, öğrenmeyi ve nöronların budanmasını geçmişte birikerek bugünkü sonucu oluşturan süreçler olarak sunar: yetişkin artık deneyimlerine dayanarak verimli biçimde karşılık verebilir. İki süreç de belirli ve tamamlanmış tek bir geçmiş zamana yerleştirilmez.

Alıştırma

Cümleyi develop ve refine fiillerinin present perfect biçimleriyle tamamlayın ve have sözcüğünü yalnızca bir kez kullanın: Over the past several years, we ____ the program and ____ our methods.

Cevabı göster

have developed · refined

For kids, most experiences are new.

3:13

Çocuklar içinse çoğu deneyim yenidir.

When they encounter a situation,

3:15

Bir durumla karşılaştıklarında,

their brain is not efficient,

3:17

beyinleri verimli çalışmaz

looking more like this graph on the right than this graph on the left. Dilbilgisi

3:18

ve soldaki grafikten çok sağdaki grafiğe benzer.

Dilbilgisi

looking more like A than B: ek bilgi veren bir karşılaştırma

Looking, ek bilgi veren bir -ing yan cümlesini başlatan present participle biçimidir. O durumda their brain ifadesinin nasıl göründüğünü anlatır; örtük öznesi their brain ifadesidir ve beynin verimli olmadığı yönündeki ana cümleye bu karşılaştırmayı ekler. more like A than B kalıbı benzerlik derecesini sıralar: A daha yakın eşleşme, B ise daha az doğru eşleşmedir. Burada A sağdaki, B soldaki grafiktir; than yönlerin kendilerini değil, grafiklerin temsil ettiği örüntüleri karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle şeklin çiçekten çok yaprağa benzediğini söylerken bu karşılaştırmayı ek bir betimleme olarak verir?

  1. The shape is unusual, looking more like a leaf than a flower.
  2. The shape is unusual, looking equally like a leaf and a flower.
  3. The shape is unusual, looking more like a flower than a leaf.
Cevabı göster

The shape is unusual, looking more like a leaf than a flower.

This explains their curiosity, slower processing,

3:22

Bu, çocukların neden meraklı olup bilgiyi daha yavaş işlediklerini,

obsession with nature,

3:25

neden doğaya takıntılı olduklarını,

and why they're better than adults at some intelligence tasks involving creativity,

3:26

yaratıcılık gerektiren bazı zekâ görevlerinde neden yetişkinlerden daha iyi olduklarını

or just straight up why kids act like they're on drugs. Notlar

3:30

ve açık konuşmak gerekirse, neden uyuşturucu almış gibi davrandıklarını açıklar.

Kelime

Gündelik pekiştirici 'straight up'

Bu cümlede 'straight up', konuşmacının açık sözlü ve güçlü biçimde ifade edilmiş özetini sunan gündelik bir pekiştiricidir: basitçe söylemek gerekirse bu, çocukların neden uyuşturucu etkisindeymiş gibi göründüğünü açıklayabilir. Nispeten teknik bir açıklamadan daha çarpıcı ve mizahi bir sonuca geçişi işaret eder. Burada dik bir duruşu veya yukarı yönü anlatmaz. Gündelik konuşmada 'straight up', bir iddiayı 'açıkça', 'gerçekten' veya 'yumuşatmadan' söyleme anlamıyla güçlendirebilir.

Alıştırma

Bu cümlede 'straight up' ne işlev görüyor?

  1. Dikkatle sınırlandırılmış bilimsel bir sonuç sunar.
  2. Çocukların yukarı doğru hareket ettiğini söyler.
  3. Ardından gelen iddiayı açık sözlü ve mizahi bir özet olarak güçlendirir.
  4. Çocuklara dik durmalarını söyler.
Cevabı göster

Ardından gelen iddiayı açık sözlü ve mizahi bir özet olarak güçlendirir.

Deyimler

Abartılı karşılaştırma 'act like they're on drugs'

'Act like they're on drugs', 'uyuşturucu etkisi altındaymış gibi davranmak' anlamına gelir. Bu cümlede sonucu canlı ve komik kılmak için bilinçli olarak abartılmış bir karşılaştırmadır; çocukların gerçekten uyuşturucu kullandığını ileri süren olgusal bir iddia değildir. act like + yan cümle yapısı, davranışta görünür bir benzerlik sunar. 'Like' karşılaştırmayı işaret ederken 'they're on drugs' yan cümlesi, davranışın benzetildiği hayalî durumu verir.

Alıştırma

Bu cümledeki 'why kids act like they're on drugs' ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Çocukların uyuşturucu kullandığını iddia etmeden davranıştaki bir benzerliği mizahi biçimde abartır.
  2. Çocukların uyuşturucu satıyormuş gibi yaptığını söyler.
  3. Çocukların gerçekten uyuşturucu kullandığını bildirir.
  4. Çocukların tedavisi hakkında tıbbi tavsiye verir.
Cevabı göster

Çocukların uyuşturucu kullandığını iddia etmeden davranıştaki bir benzerliği mizahi biçimde abartır.

Existential distress and a fear of dying usually means an overactive default mode network, Notlar

3:33

Varoluşsal sıkıntı ve ölüm korkusu genellikle aşırı etkin bir varsayılan mod ağı anlamına gelir:

obsessive self-reflection,

3:38

takıntılı biçimde kendini sorgulama

a fear of losing consciousness or the ego.

3:40

ve bilinci ya da egoyu kaybetme korkusu.

Kelime

Varoluşsal sıkıntı

Existential distress; ölüm, kimlik, özgürlük, yalnızlık veya hayatın anlamlı olup olmadığı gibi varoluşla ilgili soruların yol açtığı derin duygusal acıdır. Burada ölme korkusu ve takıntılı öz değerlendirmeyle birlikte verildiği için distress, kısa süreli bir endişeden daha fazlasını ifade eder. Bu ifade psikoloji, tıp, palyatif bakım ve felsefede yaygındır. Karşılaştığınızda, tek bir gündelik sorundan ziyade varoluşa veya anlama bağlı bir acıyı düşünün.

Alıştırma

Hangi durum existential distress için en iyi örnektir?

  1. Bir kişi otobüs beş dakika geciktiği için kısa süreliğine rahatsız olur.
  2. Bir kişi ölüm ve hayatın anlamlı olup olmadığı konusunda derin bir acı hisseder.
  3. Bir kişi yeni bir hobi seçeceği için heyecanlıdır.
Cevabı göster

Bir kişi ölüm ve hayatın anlamlı olup olmadığı konusunda derin bir acı hisseder.

Dilbilgisi

a fear of dying ... a fear of losing consciousness yapısı

a fear of dying ve a fear of losing consciousness ifadelerinde of bir edattır. Edattan sonra gelen fiil -ing biçimini alır; bu nedenle die, dying; lose ise losing olur. Her -ing grubu korkuya yol açan olayı adlandırır. Yeniden kullanılabilir kalıp a fear of + isim veya -ing biçimidir. İki a fear of grubu paralel yapıdadır. Tam cümlede or the ego, ikinci grubu devam ettirir ve consciousness ile the ego sözcüklerini losing fiilinin iki olası nesnesi olarak bağlar.

Alıştırma

fear of sonrasında lose fiilini doğru biçimde kullanın: Maya has a fear of ____ control during presentations.

Cevabı göster

losing

This is why in recent years Anlatım akışı

3:42

İşte bu nedenle son yıllarda

psychedelic therapy has become a popular treatment for terminal illness and coping with end of life fear. Kelime

3:43

psikedelik terapi, ölümcül hastalıklarla ve yaşamın sonuna dair korkuyla başa çıkmak için popüler bir tedavi hâline geldi.

Anlatım akışı

This is why: nedenden sonuca geçiş

This is why, hemen önce verilen açıklamaya gönderme yapar ve bu açıklamadan doğan sonucu sunar. Bu cümlede This, kişinin kendisi üzerine düşünmesi ve ölüm korkusuyla ilgili önceki fikirleri özetler; why ise bu arka planı psikedelik terapinin giderek daha yaygın kullanılması sonucuna bağlar. This is why + yan cümle yapısını, nedenlerden veya kanıtlardan bir sonuca, etkiye ya da pratik uygulamaya geçmek için kullanın. Bu yapı genellikle yeni bir neden sunmaz; önceki bilginin sıradaki sonucu açıkladığını gösterir.

Alıştırma

Nedeni sonucuna bağlamak için hedef ifade This is why ile cümleyi tamamlayın: The roads are icy. ____ the school is closed.

Cevabı göster

This is why

Kelime

sağlık bağlamında terminal illness ve end of life

Terminal illness, tedavi edilemeyen ve ölüme yol açması beklenen bir hastalık anlamına gelir. Terminal, serious sözcüğünden daha özeldir: Bir hastalık çok ciddi olduğu hâlde ölümcül olmayabilir. End of life, özellikle sağlık alanında ölüme yakın dönemde bakım, rahatlık ve duygusal ihtiyaçlar konuşulurken kişinin yaşamının son evresini ifade eder. Bir isimden önce kullanıldığında düzenlenmiş yazıda genellikle end-of-life care veya end-of-life fear örneklerindeki gibi kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Hangi cümle terminal illness ve end of life ifadelerinin tıbbi anlamlarını doğru kullanıyor?

  1. A terminal illness is any minor sickness that lasts more than a day.
  2. End-of-life care means routine care given when a work shift is ending.
  3. The hospice supports people with terminal illnesses and offers end-of-life care.
Cevabı göster

The hospice supports people with terminal illnesses and offers end-of-life care.

Addiction can be related to the story you have built about yourself, Deyimler

3:49

Bağımlılık, kendiniz hakkında oluşturduğunuz hikâyeyle bağlantılı olabilir;

leading to some promising studies using psychedelic therapy to decrease addiction to smoking or alcohol. Dilbilgisi

3:52

bu yüzden sigara veya alkol bağımlılığını azaltmak için psikedelik terapiyi kullanan bazı çalışmalar umut verici sonuçlar ortaya koyuyor.

Deyimler

kendiniz hakkında oluşturduğunuz hikâye

Burada the story you have built about yourself, benlik anlatınız için kullanılan bir metafordur: kim olduğunuzu anlamanızı sağlayan bağlantılı inançları, anıları ve açıklamaları ifade eder. Karakterleri ve olay örgüsü olan gerçek anlamda bir hikâye değildir. Built sözcüğü de mecazidir. Bu benlik anlayışının zaman içinde şekillendiğini anlatır. Cümlede bağımlılığın, uzun sürede oluşan bu benlik görüşüyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.

Alıştırma

Cümlede “the story you have built about yourself” ne anlama geliyor?

  1. Kim olduğunuzu anlamanızı sağlayan, uzun sürede oluşmuş benlik anlatısı
  2. Yazıp yayımladığınız kurgusal bir hikâye
  3. Başka birinin hakkınızda uydurduğu anlatı
Cevabı göster

Kim olduğunuzu anlamanızı sağlayan, uzun sürede oluşmuş benlik anlatısı

Dilbilgisi

-ing sonuç yan cümleciği olarak leading to

Leading to, önceki düşüncenin sonucunu veya sonraki gelişmesini veren, çekimsiz bir -ing yan cümleciği başlatır. Burada bağımlılık ile benlik anlatısı arasındaki olası bağlantının umut verici çalışmaları teşvik ettiği belirtilir. Leading cümlenin ana fiili değildir ve ifade birine yol göstermek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: tamamlanmış düşünce + virgül + leading to + sonucu belirten isim öbeği.

Alıştırma

Sonuç yan cümleciğini tamamlamak için lead to fiilinin -ing biçimini kullanın: The team found a new pattern, ____ a larger study.

Cevabı göster

leading to

Indigenous Americans have long used the psychedelic peyote to treat the alcoholism introduced by colonizers Notlar

3:57

Amerika'nın yerli halkları, sömürgecilerin getirdiği alkolizmi tedavi etmek için psikedelik peyote kaktüsünü uzun zamandır kullanıyor;

and plagued communities since the genocide from white Europeans.

4:03

bu sorun, beyaz Avrupalıların gerçekleştirdiği soykırımdan beri topluluklara büyük zarar veriyor.

Kültür

“Indigenous Americans have long used the psychedelic peyote” ifadesinin tarihsel bağlamı

Bu cümlede Indigenous Americans genel olarak Amerikalıları değil, Amerika’nın Yerli halklarını ifade eder; peyote ise bazı Yerli topluluklarda belirli törensel ve tarihsel öneme sahip psikoaktif bir kaktüstür. Bu yan cümle, peyote kullanımını köklü bir Yerli uygulaması olarak sunar. Cümlenin geri kalanı bu uygulamayı sömürgeciliğin yol açtığı zararların tarihi içine yerleştirir ve peyotenin sömürgecilerin getirdiği alkol bağımlılığıyla mücadelede kullanıldığını söyler. Bu, belirli bir tarihsel bağlama ilişkin açıklamadır; her Yerli topluluğun peyoteyi aynı şekilde kullandığı iddiası veya genel bir tıbbi tavsiye değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda vurgulanan yan cümleye en uygun yorum hangisidir?

  1. Sömürgecilerin peyoteyi Yerli topluluklara getirdiğini söyler.
  2. Peyote kullanımını Yerli halklar arasında uzun süredir var olan bir uygulama olarak sunar.
  3. Bütün Amerikalıların yakın zamanda peyoteyi standart tıbbi tedavi olarak benimsediğini söyler.
Cevabı göster

Peyote kullanımını Yerli halklar arasında uzun süredir var olan bir uygulama olarak sunar.

Dilbilgisi

have long used: günümüzle bağlantılı uzun süreli bir uygulama

Have used, have + geçmiş zaman ortacı used yapısındaki present perfect biçimidir. Long, “uzun süredir” anlamına gelen bir zarftır; dolayısıyla have long used geçmişte başlayan ve günümüzde devam eden ya da hâlâ önem taşıyan bir uygulamayı anlatır. Long normalde yardımcı fiil have ile geçmiş zaman ortacı arasına gelir: have long used. Basit geçmiş used ile karşılaştırıldığında bu yapı, uygulamayı tamamen bitmiş bir geçmiş döneme yerleştirmez; uzun geçmişini güncel tartışmayla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi have, long ve use fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Researchers ____ field notes to track these birds over several decades.

Cevabı göster

have long used

Studies that use hallucinogens as therapeutic tools have professionals who lead the trip and place importance on the set and setting. Notlar

4:06

Halüsinojenleri tedavi aracı olarak kullanan çalışmalarda, psikedelik deneyimi yönlendiren ve kişinin zihinsel durumuna ve bulunduğu ortama önem veren uzmanlar yer alır.

Kalıp ifadeler

place importance on: önem vermek

Bu cümlede place importance on, “bir şeyi önemli bir etken olarak görmek” veya “bir şeye ciddi ölçüde dikkat etmek” anlamına gelir. on’dan sonraki the set and setting nesnesi, uzmanların neyi önemli gördüğünü belirtir. Aktarılabilir kalıp place importance on + isim veya isim öbeği biçimindedir. Burada place resmî bir eşdizimin parçasıdır; bir şeyi fiziksel olarak bir yere koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi place importance on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum ____ making its exhibits accessible to all visitors.

Cevabı göster

places importance on

Kelime

set and setting: zihinsel durum ve ortam

Psikedelikler veya halüsinojenlerle ilgili bağlamlarda set and setting, bir deneyimi şekillendirebilecek iki koşulu anlatan uzmanlık terimidir. Set, kişinin o andaki beklentilerini, ruh hâlini ve niyetlerini içeren zihinsel durumunu; setting ise fiziksel ve sosyal çevreyi ifade eder. Cümlede bu ifade, uzmanların deneyimi yönlendirirken neye dikkat ettiklerini açıklar. Setting yalnızca mekândan daha geniştir; orada bulunan kişileri ve güvenlik hissini de kapsayabilir.

Alıştırma

Psikedelik terapiyle ilgili bir tartışmada set and setting neyi ifade eder?

  1. Kişinin zihinsel durumu ile fiziksel ve sosyal ortam
  2. Maddenin dozu ve seansın süresi
  3. Bir ekipman takımı ve odanın dekorasyonu
Cevabı göster

Kişinin zihinsel durumu ile fiziksel ve sosyal ortam

The stakes are high when letting this much information into the brain Deyimler

4:14

Beyne bu kadar çok bilginin girmesine izin vermek büyük risk taşır

and can lead to a bad trip. Kelime

4:18

ve kötü bir psikedelik deneyime yol açabilir.

Deyimler

The stakes are high: olası sonuçlar ciddi

Bu cümlede The stakes are high, olası sonuçların ciddi olduğu anlamına gelir: Beyne bu kadar fazla bilginin girmesine izin vermek korkutucu bir değişmiş bilinç deneyimine yol açabilir. Stakes, fiziksel kazıkları değil, kazanılabilecek, kaybedilebilecek veya zarar görebilecek şeyleri ifade eder. Bir eylem ya da karar çok önemliyse ve kötü bir sonuç büyük etkiler doğuracaksa the stakes are high kalıbını kullanın. Bu ifade sonucun önemine odaklanır; kötü sonucun gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu zorunlu olarak söylemez.

Alıştırma

The stakes are high, durum hakkında ne anlatır?

  1. Kötü bir sonucun gerçekleşmesi kesindir.
  2. Kötü bir sonuç ciddi sonuçlara yol açabilir.
  3. Durumda mutlaka büyük miktarda para vardır.
Cevabı göster

Kötü bir sonuç ciddi sonuçlara yol açabilir.

Kelime

A bad trip: korkutucu bir saykodelik deneyim

A bad trip, saykodelik veya halüsinojen bir maddenin etkisi altındayken yaşanan korkutucu ya da psikolojik olarak sıkıntı verici deneyim için kullanılan yerleşik ifadedir. Trip burada seyahat değil, değişmiş bilinç durumu anlamına gelir. Bu cümlede ifade, beyne aşırı miktarda bilgi girmesinin olası sonucunu bu tür korkutucu bir değişmiş bilinç deneyimi olarak sunar. Hafif bir rahatsızlıktan çok daha ciddi bir durumu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a bad trip ne anlama gelir?

  1. Korkutucu ve sıkıntı verici bir değişmiş bilinç deneyimi.
  2. Gecikmelerin yaşandığı sıkıntılı bir yolculuk.
  3. Kısa süreli sıradan bir yorgunluk.
Cevabı göster

Korkutucu ve sıkıntı verici bir değişmiş bilinç deneyimi.

But one thing is for certain, Kalıp ifadeler

4:19

Ama kesin olan bir şey var:

hallucinogens are helping us understand how the brain works,

4:21

halüsinojenler beynin nasıl çalıştığını anlamamıza,

learn more about the human consciousness,

4:24

insan bilinci hakkında daha fazla şey öğrenmemize yardımcı oluyor

and are potential therapies for a variety of mental illnesses.

4:27

ve çeşitli ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılma potansiyeli taşıyor.

Kalıp ifadeler

One thing is for certain: en sağlam sonucu belirtmek

One thing is for certain ifadesi, konuşmacının en sağlam bulduğu sonucu sunar. Diğer noktalar belirsiz kalsa bile bu noktanın güvenle ifade edilebileceğini dinleyiciye bildirir. Bu cümlede ardından gelen iddiaları, konuşmacının karmaşık bir konudaki kesin çıkarımı olarak çerçeveler. Bu çıkarıma duyulan güveni vurgular; ancak ilgili her ayrıntının veya iddianın tartışmasız olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede one thing is for certain ne işe yarıyor?

  1. Konuşmacının savını geri çekmek üzere olduğunu bildirir.
  2. Daha geniş bir belirsizlik olmasına rağmen konuşmacının en sağlam bulduğu sonucu sunar.
  3. Konudaki her iddiayı tamamen kesinleşmiş olarak sunar.
Cevabı göster

Daha geniş bir belirsizlik olmasına rağmen konuşmacının en sağlam bulduğu sonucu sunar.

Links to all of the resources for this video are below.

4:30

Bu videoda kullanılan tüm kaynakların bağlantıları aşağıda.

I encourage you to read. Ton ve niyet

4:33

Okumanızı tavsiye ederim.

Ton ve niyet

I encourage you to + fiil: destekleyici bir öneri

I encourage you to + fiilin yalın hâli, bir eylemi önermenin olumlu ve görece resmî bir yoludur. Encourage, you örneğinde olduğu gibi kişiyi nesne olarak alır; önerilen eylem ise to read örneğindeki gibi to-infinitive yapısıyla verilir. Bu cümlede konuşmacı dinleyicileri materyale bakmaya teşvik ediyor, ancak bunu yapmalarını emretmiyor. Yapı, kararı dinleyiciye bırakırken konuşmacının açık tercihini iletir.

Alıştırma

Encourage fiilini you nesnesiyle ve review fiilini to-infinitive olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ review the full report before the meeting.

Cevabı göster

encourage you to

I think this year has been, for me at least, Ton ve niyet

4:34

Sanırım bu yıl, en azından benim için,

about dealing with mortality Öbek fiiller

4:36

ölümlülük gerçeğiyle başa çıkmakla geçti

and reading research and studies on human consciousness has helped me.

4:38

ve insan bilinci üzerine araştırma ve çalışmalar okumak bana yardımcı oldu.

Ton ve niyet

Kişisel bakış açısını sınırlayan for me at least

Bu cümlede for me at least, yılın neyle ilgili olduğuna dair yargıyı konuşanın kendi deneyimiyle sınırlar. Yaklaşık olarak “benim deneyimim söz konusu olduğunda” anlamına gelir; herkesin yılı bu şekilde yaşadığını söylemez. Buradaki at least asgari bir miktar belirtmez. Bir çekince ekler: Konuşan, kendisi hakkında bu ifadeyi güvenle kullanırken bunun başkaları için doğru olmayabileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Bu cümlede for me at least ne işe yarıyor?

  1. Deneyimin asgari bir süre devam ettiğini söyler.
  2. Herkesin aynı deneyimi yaşadığını ima eder.
  3. İddiayı konuşanın kendi deneyimiyle sınırlar.
Cevabı göster

İddiayı konuşanın kendi deneyimiyle sınırlar.

Öbek fiiller

about dealing with mortality: zor bir gerçekle yüzleşmek ve onu işlemek

Burada dealing with mortality, insan yaşamının sona erdiği gerçeğiyle yüzleşmek ve bunu duygusal ya da zihinsel olarak işlemek anlamına gelir. Mortality, belirli bir görev veya anlık bir ölüm değil, ölümlü olma durumunu ifade eder. Deal with, zor bir şeye karşılık vermeyi, onu yönetmeyi veya zaman içinde işlemeyi kapsayabilir; onu ortadan kaldırma ya da tamamen çözme garantisi vermez. be about + -ing kalıbı merkezi bir temayı veya süreci belirtir; dolayısıyla ifade, ölümlülükle yüzleşmeyi yılı tanımlayan bir tema olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede deal with, zor bir şeyle yüzleşme ve onu yönetme şeklindeki aynı geniş anlamda kullanılmıştır?

  1. She ignored the warning and hoped it would disappear.
  2. The technician solved the password problem in two minutes.
  3. Therapy helped him deal with his fear of flying.
Cevabı göster

Therapy helped him deal with his fear of flying.

Also, I'll put a link below to our podcast Sidenote

4:42

Ayrıca aşağıya Sidenote adlı podcastimizin bağlantısını da koyacağım;

where we take controversial subjects and study the science behind them. Kalıp ifadeler

4:44

orada tartışmalı konuları ele alıp arkalarındaki bilimi inceliyoruz.

Kalıp ifadeler

bunların arkasındaki bilimi incelemek

Burada the science behind them, daha önce sözü edilen tartışmalı konuları açıklayan bilimsel ilkeler, mekanizmalar ve kanıtlar demektir. Them bu konulara gönderme yapar; behind ise fiziksel bir konumu değil, soyut bir açıklama ilişkisini anlatır. the science behind + isim veya zamir kalıbı, dikkati konu ya da iddianın yüzeyinden nasıl işlediğine ve hangi araştırmaların onu desteklediğine veya sorguladığına çevirir. Bu nedenle study the science behind them, bu konuları bilimsel araştırma ve kanıtlar üzerinden incelemek demektir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyi açıklayan bilimsel mekanizmalar ve kanıtlar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The series goes beyond opinions to study ____ these popular health claims.

Cevabı göster

the science behind

And finally, make sure you're subscribed for more weekly science videos.

4:48

Son olarak, her hafta yeni bilim videoları için abone olmayı unutmayın.

Peace.

4:52

Barışla kalın.