Sayılabilen ve sayılamayan isimler: Yiyecekler. Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Restoran ve süpermarket ortamlarına yönelik bu uygulamalı ders; sayılabilirliğin yiyecek adlarını nasıl etkilediğini, some ile any sözcüklerinin farklı cümlelerde nasıl kullanıldığını ve alışveriş planının gündelik konuşmada nasıl ifade edildiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. countable and uncountable nouns. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: milk ve rice gibi sayılamayan yiyecek adlarıyla tomatoes ve apples gibi çoğul biçime girebilen adları ayırt etmeyi öğrenin. Böylece hangi adlarda çoğul biçimin mümkün olduğuna karar verebilir ve uygun miktar ifadelerini seçmek için sağlam bir temel oluşturabilirsiniz. 2. Some is positive, / any is negative, / also used for questions. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Başlangıç düzeyindeki kurala göre some olumlu cümlelerde, any ise olumsuz cümlelerde ve sorularda kullanılır. Bu ilişkiyi kavrayarak bir yiyeceğin bulunup bulunmadığını sorabilir, adı tekrar etmeden kısa olumlu veya olumsuz yanıt verebilirsiniz. 3. gonna — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Alışverişe gitmek gibi bir plandan söz ederken kullanılan going to ifadesinin gündelik ve konuşma diline özgü biçimini anlayın. Bu biçimi doğal sohbetlerde tanıyabilir, resmî yazıda ise tam biçimin daha uygun olduğunu ayırt edebilirsiniz.
Bu derste
you love it, you need it: paralel cümleciklerle açılış kancası
Bu söz, aynı kalıptaki iki kısa cümleciği yan yana getirir: you + fiil + it. Bu paralel yapı hızlı bir ritim oluşturur ve konuyu iki tanıdık tepkiyle ilişkilendirir: söz konusu şeyi sevmek ve ona ihtiyaç duymak. Açılış kancası olarak ayrıntılardan önce dikkati çeker ve dinleyiciyle ortak bir zemin kurar. Bu teknik başka yerlerde de kullanılabilir: kısa ve dengeli cümlecikler, bir konuyu uzun bir açıklamadan daha güçlü biçimde sunabilir.
Alıştırma
Bu sözün bir videonun başındaki temel işlevi nedir?
- İki eylemin kesin bir sırayla gerçekleşmesi gerektiğini belirtir.
- Hangi yemek türünden söz edildiğini tam olarak açıklar.
- Dikkati çekmek ve ortak bir zemin kurmak için iki kısa paralel cümlecik kullanır.
Cevabı göster
Dikkati çekmek ve ortak bir zemin kurmak için iki kısa paralel cümlecik kullanır.
ordering food in a restaurant or a supermarket?
0:08bir restoranda veya süpermarkette yemek siparişi verirken?
have you ever: şimdiye kadarki deneyimleri sormak
Have you ever + geçmiş zaman ortacı ...? yapısı, bir deneyimin şimdiye kadar en az bir kez yaşanıp yaşanmadığını sormak için İngilizcedeki present perfect zamanı kullanır. Bu cümlede had, have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve sorulan deneyim yemek sipariş ederken zorlanmaktır. Burada ever, “şimdiden önce herhangi bir zamanda” demektir; “sık sık” anlamına gelmez. Odak genel deneyim olduğu için soruda normalde yesterday veya last week gibi tamamlanmış bir geçmiş zaman belirtilmez.
Alıştırma
Tamamlanmış bir geçmiş zaman belirtmeden, kişinin şimdiye kadar bu deneyimi yaşayıp yaşamadığını soran cümle hangisidir?
- Do you ride a horse every week?
- Have you ever ridden a horse?
- Did you ride a horse yesterday?
Cevabı göster
Have you ever ridden a horse?
had trouble ordering food: have trouble + fiil-ing yapısı
Have trouble doing something, bir eylemi yapmanın zor olduğunu anlatır. Trouble sözcüğünden sonra eylem genellikle -ing biçiminde gelir; bu nedenle ordering zor olan eylemi belirtir. Have you ever had... yapısında have, present perfect yardımcı fiilidir; had ise have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp have trouble + fiil-ing biçimindedir. Have, dil bilgisi gerektirdiğinde değişir: has trouble reading, had trouble finding ve have had trouble sleeping.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Ben has trouble ____ this map.
Cevabı göster
reading
I will help you with these useful tips. Kalıp ifadeler
0:11Bu faydalı ipuçlarıyla size yardımcı olacağım.
help you with: help someone with something yapısı
Help someone with something, bir kişiye bir görev, konu, sorun veya kaynakla ilgili yardım vermek anlamına gelir. Yardım alan kişi doğrudan help sözcüğünden sonra gelir; with ise yardımla bağlantılı isim öbeğini başlatır. Burada you yardım alan kişidir ve these useful tips sunulan kaynaktır. Bu kalıp help me with my homework ve help us with the plan gibi ifadelerde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Help someone with something kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: Can you help me ____ this puzzle?
Cevabı göster
with
First of all: ilk noktayı tanıtmak
First of all, sıralı bir açıklamanın ilk noktasını veya adımını başlatan bir işarettir. Burada dinleyiciye, konuşanın ilk dil bilgisi noktasını anlatmaya başlayacağını bildirir. Fikirleri sıraya koyar; bir şeyin ilk kez gerçekleştiği anlamına gelmez. Ardından genellikle ilk açıklama veya yönerge gelir.
Alıştırma
Bir dizi yönergenin ilk adımını hangi cümle tanıtıyor?
- First of all, check the map.
- For the first time, Mia read the map alone.
- At first, the map looked confusing.
Cevabı göster
First of all, check the map.
you need to know countable and uncountable nouns. Dilbilgisi
0:14sayılabilen ve sayılamayan isimleri bilmeniz gerekiyor.
countable and uncountable nouns: miktar biçimlerini seçmek
Sayılabilen bir isim ayrı öğeler halinde sayılabilir ve normalde tekil ve çoğul biçimlere sahiptir: one apple, two apples. Sayılamayan bir isim ise genellikle bir madde veya bütün olarak ele alınır: milk, rice, sugar. Bu anlamda normalde a/an almaz veya düzenli çoğul biçime girmez. Bu ayrım a/an, çoğul biçimler ve miktar ifadeleri gibi yapıların seçimini belirler. Her İngilizce ismin sayılabilirliğini, yalnızca kavramın başka bir dilde nasıl işlediğine bakarak değil, kullanıldığı güncel anlama göre öğrenin.
Alıştırma
Yiyeceklerden veya maddelerden genel olarak söz ederken hangi gruptaki isimlerin tümü normalde sayılamaz?
- milk, banana, sugar
- milk, rice, sugar
- apple, rice, tomato
Cevabı göster
milk, rice, sugar
We don't say rices: sayılamayan bir isim olarak rice
Günlük İngilizcede yiyecek anlamındaki rice genellikle sayılamayan bir isimdir; bu yüzden doğrudan çoğul -s eki almaz. Miktarı belirtmek için rice değişmeden bırakılır ve some rice, a bowl of rice veya two bags of rice gibi bir miktar ifadesi eklenir. We don't say ... kalıbı, belirli bir durumda normal olmayan bir biçimi göstermek için öğretimde kullanılır. Burada rices, pirincin ya da pilavın porsiyonlarını veya miktarını anlatmanın günlük yolu değildir.
Alıştırma
Bir restoranda iki kase pişmiş pilav istemek için hangi cümle doğaldır?
- We'd like two bowls of rices, please.
- We'd like two bowls of rice, please.
- We'd like two rices, please.
Cevabı göster
We'd like two bowls of rice, please.
we can use the plural: sayılabilen isimlerin çoğul biçimleri
For countable, sınıfta for countable nouns ifadesinin kısaltılmış biçimi olarak kullanılır. Sayılabilen isimler ayrı ayrı nesneleri adlandırır ve tekil ile çoğul biçimlere sahiptir. We can use the plural, birden fazla şeyden söz ederken bu isimlerin biçim değiştirebildiği anlamına gelir: one tomato, ancak three tomatoes. Plural bir dil bilgisi biçiminin adıdır; tek başına çok anlamına gelmez ve sayılabilen bir isim her zaman çoğul olmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için tomato sözcüğünü çoğul yapın: We need three ____ for the salad.
Cevabı göster
tomatoes
Olumlu cümlelerde some; olumsuz cümlelerde ve sorularda any
Buradaki positive ve negative, bir şeyin iyi veya kötü olmasını değil, cümlenin biçimini anlatır. Başlangıç kuralı şudur: olumlu cümlelerde some veya something; sıradan olumsuz cümlelerde ve tarafsız sorularda any veya anything kullanılır. Bir isimden önce some ve any, hem çoğul sayılabilen isimlerle hem de sayılamayan isimlerle kullanılabilir: some apples, any apples, some milk ve any milk. Seçim, temel olarak cümlenin olumlu, olumsuz veya soru olmasına bağlıdır.
Alıştırma
Piknik hazırlığıyla ilgili cümleyi some veya any ile tamamlayın: We brought ____ sandwiches, but we didn't bring ____ juice. Did you pack ____ fruit?
Cevabı göster
some · any · any
Do you have any ...? ile bir şeyin mevcut olup olmadığını sormak
Do you have any + isim? kalıbı, bir şeyin olup olmadığını veya bulunup bulunmadığını soran tarafsız bir evet-hayır sorusudur. Bir kişiye söylenirken have “sahip olmak” anlamına gelebilir; bir mağaza veya kafeye söylenirken çoğunlukla “stokta bulunmak” ya da “mevcut olmak” anlamındadır. Any miktarı açık bırakır; çok miktarda olduğu anlamına gelmez. Sayılamayan bir isim, any milk veya any paper örneklerinde olduğu gibi doğrudan kullanılır. Sayılabilen bir isimle ise normalde any apples veya any clean cups örneklerindeki gibi çoğul biçim kullanılır.
Alıştırma
Bir mağaza görevlisine yulaf sütü bulunup bulunmadığını tarafsız biçimde sormak istiyorsunuz. Hangi soru doğaldır?
- Do you have any oat milks?
- Do you have any oat milk?
- Do you have an any oat milk?
Cevabı göster
Do you have any oat milk?
I have some: ismi tekrarlamadan some kullanmak
I have some cümlesinde some tek başına zamir olarak kullanılır. Daha önce geçen milk sözcüğünün yerini alır ve miktarı belirtilmeyen bir miktar anlamına gelir. Dinleyen kişi neden söz ettiğinizi zaten biliyorsa bu kalıbı kullanın. İsmi tekrarlamayı önler: I have some, I have some milk ifadesinin daha kısa ve doğal biçimidir.
Alıştırma
Yanıtı I have ve some zamiriyle tamamlayın: A: Do you have any glue? B: Yes, ____.
Cevabı göster
I have some
I don't have any: ismi tekrarlamadan any kullanmak
I don't have any cümlesinde any tek başına zamir olarak kullanılır ve daha önce geçen rice sözcüğünün yerini alır. don't ile birlikte kullanıldığında hiç olmadığı anlamına gelir. Aynı kalıp çoğul sayılabilen isimlerle ve sayılamayan isimlerle kullanılabilir: hiç pil ya da hiç pirinç olmaması gibi. Normal bir olumsuz yanıtta some yerine any kullanın.
Alıştırma
Olumsuz yanıtı I don't have ve any zamiriyle tamamlayın: A: Do you have any batteries? B: No, ____.
Cevabı göster
I don't have any
Is there a rule for countable and uncountable? Kalıp ifadeler
0:50Sayılabilen ve sayılamayanlar için bir kural var mı?
Is there a rule for ...?: bir kuralın var olup olmadığını sormak
Is there a rule for ...? yapısı, bir konu hakkında bir kural bulunup bulunmadığını sormak için varlık bildiren there yapısını kullanır. Bu cümlede there bir yeri göstermez; soru, sayılabilen ve sayılamayan biçimlerle ilgili bir kural olup olmadığını sorar. for'dan sonra konuyu belirten bir isim veya isim öbeği, bir eylem içinse -ing biçimi kullanılır: a rule for this game; a rule for choosing a password. Bu yapı kuralın var olup olmadığını sorduğundan, açıklamadan önce yes veya no ile cevap verilebilir.
Alıştırma
Dosya adları için bir kural olup olmadığını bilmiyorsunuz. Soruyu dersteki yapıyla tamamlayın: ____ naming these files?
Cevabı göster
Is there a rule for
gonna: going to yapısının samimi konuşma biçimi
gonna, bir fiilin yalın biçiminden önce geldiğinde going to yapısının çok samimi bir konuşma biçimidir. I'm gonna go shopping cümlesinde I'm going to go shopping ile aynı yapıyı ifade eder ve alışverişe gitmenin konuşanın mevcut planı olduğunu gösterir. gonna'yı bağımsız ve standart bir fiil olarak değil, be going to yapısının bir parçası olarak düşünün. be biçimi özneye göre değişir: I'm gonna..., she's gonna..., we're gonna....
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz biçimi seçin. Gelecek anlatımında gonna mı yoksa going to mu kullanıldığına odaklanın.
- I'm going to call my mum after school.
- I'm gonna call my mum after school.
Cevabı göster
I'm gonna call my mum after school.
go shopping: go + -ing etkinlik kalıbı
go shopping ifadesinde shopping etkinliğin adıdır. İfadenin bütünü “bir şeyler satın almaya gitmek”, yani “alışverişe gitmek” anlamına gelir. go + -ing kalıbı go swimming, go hiking ve go fishing gibi yerleşik bazı etkinlik ifadelerinde kullanılır. Shopping, go kelimesinin hemen ardından gelir ve araya to girmez: go shopping denir, go to shopping denmez.
Alıştırma
Bu derste öğrenilen ve “bir şeyler satın almaya gitmek” anlamına gelen iki kelimelik go + -ing ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We need food, so let's ____ this afternoon.
Cevabı göster
go shopping