Dinleme Pratiği (IELTS) | Telefon Numaraları (Telefonda İngilizce): İngilizce çalışma notları
Pronunciation with Emma
Video özeti: Emma, İngilizce telefon numaralarının nasıl telaffuz edildiğini açıkladıktan sonra IELTS tarzında, doğal hızda ve yalnızca bir kez okunan 15 numaralık bir dinleme alıştırması yaptırıyor; ardından cevapları gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. triple or treble. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Her iki sözcüğün de art arda gelen aynı üç rakamı belirtmek için kullanılabileceğini öğrenin. Böylece konuşmacı daha az aşina olduğunuz treble biçimini seçse bile takibi kaybetmeden iki ifadeyi de aynı sayı dizisiyle eşleştirebilirsiniz. 2. press one for... press hash for — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Otomatik telefon menülerinde bir tuşu belirli bir seçeneğe bağlayan yaygın komut kalıbını anlayın. Bu sayede müşteri hizmetleri yönlendirmelerini daha güvenli takip edebilir ve bir arayana hangi düğmeye basması gerektiğini anlatırken aynı yapıyı kullanabilirsiniz. 3. if you find the recording too quick, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kişisel değerlendirme bildiren find + nesne + sıfat yapısını fark edin. Bir kaydı, tempoyu, görevi veya açıklamayı fazla hızlı, yavaş ya da zor bulduğunuzu, bu izlenimi mutlak bir gerçek gibi sunmadan ifade edebilirsiniz.
Bu derste
Hello and welcome back to pronunciation with Emma Kalıp ifadeler
0:00Merhaba ve Emma ile telaffuz derslerine tekrar hoş geldiniz,
“welcome back to”: geri dönen izleyicileri karşılamak
“Welcome back to + yer, program, ders veya etkinlik”, daha önce orada bulunmuş ve şimdi geri dönmüş kişileri karşılamak için kullanılır. Bu cümlede telaffuz programına dönen düzenli izleyiciler karşılanıyor. Buradaki back, bir şeyin “arkası” değil, “yeniden dönmek” anlamındadır. To, kişinin döndüğü yeri, programı veya etkinliği belirtir.
Alıştırma
Geri dönen izleyicilere yönelik selamlamayı hedef ifadeyle tamamlayın: Hello, and ____ our weekly science show.
Cevabı göster
welcome back to
or welcome if you're brand new to my channel. Kalıp ifadeler
0:02veya kanalıma yepyeni geldiyseniz hoş geldiniz.
“brand new to”: bir konuda tamamen yeni olmak
“Be brand new to + isim veya -ing biçimi”, bir yer, etkinlik, konu ya da sistemle yeni tanışmış ve bu konuda neredeyse hiç deneyimi olmamak anlamına gelir. Bu cümlede, kanalı daha yeni keşfeden izleyicileri anlatır. Buradaki brand, new sözcüğünü güçlendirir; “ticari marka” anlamına gelmez. İfade, kişinin tamamen acemi veya yeni gelmiş olduğunu vurgular.
Alıştırma
Neredeyse hiç deneyim olmadığını vurgulayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'm ____ coding, so I'll start with a beginner course.
Cevabı göster
brand new to
we're going to be doing a listening exercise with phone numbers. Dilbilgisi
0:06telefon numaraları ile ilgili bir dinleme alıştırması yapacağız.
we're going to be doing: planlanmış bir etkinliği tanıtmak
we're going to be doing kalıbı, be going to ile sürekli biçim olan be doing yapısını birleştirir. we're içindeki 're, are anlamına gelir ve ilk be görevini üstlenir; sonraki be ise doing ile birlikte kullanılır. Bu nedenle iki be farklı işlevlere sahiptir. Burada yapı, birazdan yapılacak planlanmış bir ders etkinliğini tanıtır. Sürekli biçim, etkinliği grubun içinde yer alacağı bir süreç olarak sunar ve girişe doğal bir şekilde “sırada yapacağımız şey bu” anlamı verir.
Alıştırma
Etkinlik duyurusunu going to ve do fiilinin sürekli biçimiyle tamamlayın: We're ____ a science experiment after lunch.
Cevabı göster
going to be doing
This is perfect if you are preparing for the IELTS listening exam Dilbilgisi
0:09Bu, IELTS dinleme sınavına hazırlanıyorsanız
This is perfect if...: bir öneriyi ihtiyaca göre sunmak
This is perfect if... bir öneri kalıbıdır. This, tanıtılan kursu, ürünü, yöntemi veya etkinliği gösterirken if yan cümlesi bunun uygun olduğu kişiyi ya da durumu belirtir. Buradaki perfect, “tamamen kusursuz” değil, “çok uygun” anlamına gelir. Bir öneriyi belirli bir ihtiyaçla eşleştirmek için This is perfect if + koşul kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Öneriyi vurgulanan kalıbın aynısıyla tamamlayın. Çevrimdışı bir harita uygulaması öneriyorsunuz: ____ you often travel without internet access.
Cevabı göster
This is perfect if
or if you simply just want to improve your listening skills with phone numbers. Ton ve niyet
0:13veya sadece telefon numaralarıyla dinleme becerilerinizi geliştirmek istiyorsanız mükemmeldir.
simply just want to: amacı mütevazı ve baskısız gösterme
if you simply just want to... ifadesinde simply ve just yaklaşık olarak “yalnızca” anlamına gelir. Birlikte kullanıldıklarında amacı mütevazı ve baskısız gösterirler. Burada konuşmacı daveti yalnızca sınava hazırlananlara değil, sadece dinleme alıştırması yapmak isteyenlere de yöneltir. Bu iki zarfın anlamı örtüşür; iki ayrı koşul eklemezler. Bu tür üst üste kullanım doğaçlama konuşmada yaygındır ve esas olarak want ile dile getirilen isteği yumuşatır.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: Kısa ve resmî yazıda simply just want to içindeki simply ve just sözcüklerinin ikisi de normalde gereklidir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
will be divided into: bir bütünü parçalar hâlinde sunma
Will be divided into, will + be + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşan edilgen gelecek zaman kalıbıdır. Bütün, bu kalıptan önce gelir; into ise parçaların sayısını veya türlerini tanıtır: [bütün] will be divided into [parçalar]. Burada bu kalıp videoyu düzenleyen kişiye değil, videonun düzenine odaklanarak yapıyı önceden tanıtır. Ders, rapor, sunum ve programların yapısını anlatırken sık kullanılır.
Alıştırma
will + divide fiilinin edilgen biçimini ve parçaları tanıtan edatı kullanın: The workshop ____ four sections.
Cevabı göster
will be divided into
The first part will talk about pronunciation and some vocabulary that you might hear. Notlar
0:20İlk bölümde telaffuz ve duyabileceğiniz bazı kelimeler hakkında konuşulacak.
The first part: başlangıç bölümünü belirtmek
The first part, daha uzun bir sunumun başlangıç bölümünü gösteren bir yönlendirme ifadesidir. Burada part, videonun içeriğindeki bir bölüm demektir; fiziksel bir parça ya da makine bileşeni değildir. the second part ve the final part gibi birbiriyle uyumlu etiketler kullanmak sırayı takip etmeyi kolaylaştırır. Bu kalıp bir konuşmayı, dersi, yönergeleri veya raporu düzenlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sunumu sıralı iki bölüm hâlinde en açık biçimde düzenler?
- The part first explains the rules, and the part second gives examples.
- The first part explains the rules, and the second part gives examples.
- The first part explains the rules, and another first part gives examples.
Cevabı göster
The first part explains the rules, and the second part gives examples.
that you might hear: nesne görevli bir ilgi yan cümlesi
that you might hear sözleri some vocabulary ifadesini açıklar: hangi kelimelerin kastedildiğini, yani dinleyenin duyabileceği sözcük veya ifadeleri belirtir. Dil bilgisinde buna ilgi yan cümlesi denir. Hear fiilinin öznesi you'dur; that ise vocabulary yerine geçer ve hear fiilinin nesnesidir. Burada might geçmiş zamanı değil, olasılığı anlatır. That nesne olduğu için gündelik ya da nötr İngilizcede atılabilir: some vocabulary you might hear.
Alıştırma
Hangi cümle belirli bir yerde duyulabilecek ifadeleri belirtmek için ilgi yan cümlesini doğru kullanır?
- The guide explains some expressions that might you hear at the airport.
- The guide explains some expressions you might hearing at the airport.
- The guide explains some expressions that you might hear at the airport.
Cevabı göster
The guide explains some expressions that you might hear at the airport.
The second part will be the actual listening exercise
0:25İkinci bölüm asıl dinleme alıştırması olacak
and the final part of the video will be the answers.
0:28ve videonun son bölümünde cevaplar yer alacak.
So, make sure you stay until the end of the video Dilbilgisi
0:31Bu nedenle, videonun sonuna kadar kaldığınızdan emin olun
so you can check that your answers are correct.
0:33böylece cevaplarınızın doğru olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
make sure you ... so you can: bir hatırlatmayı amacına bağlamak
Make sure you + fiilin yalın biçimi açık bir hatırlatma veya talimat verir: dinleyen kişinin ilk eylemi yapması gerekir. So you can + fiilin yalın biçimi bu eylemin amacını veya yararlı sonucunu belirtir. İki bölüm birlikte ne yapılacağını ve bunun neyi mümkün kılacağını söyler. Buradaki so, eylemi amacına veya beklenen sonucuna bağlar; yalnızca konuşmayı dolduran bir söz değildir.
Alıştırma
Talimatı hedef hatırlatma ve amaç kalıbıyla tamamlayın: ____ save the file now ____ open it on your laptop later.
Cevabı göster
Make sure you · so you can
Starting with the pronunciation of the numbers, Anlatım akışı
0:36Sayıların telaffuzuyla başlayacak olursak,
Starting with: ilk maddeyi tanıtmak
Starting with + isim öbeği, sıralı bir açıklamadaki ilk maddeyi işaretler. Dinleyenin dikkatini sıradaki konuya yöneltir ve bilgilerin sırasını izlemeyi kolaylaştırır. Burada Starting with the pronunciation of the numbers tam bir yan cümle değil, sözlü bir geçiş ifadesidir. Anlaşılan anlamı We'll start with... şeklindedir. Tam bir cümlede Starting with the basics, I'll show you each step. örneğindeki gibi ana cümleye geçiş sağlayabilir.
Alıştırma
Geçişi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the simplest example, I'll explain the pattern step by step.
Cevabı göster
Starting with
You might hear this one pronounced as zero or O. Notlar
0:40Bunun 'zero' veya 'O' olarak telaffuz edildiğini duyabilirsiniz.
pronounced as: söyleniş biçimini tanıtma
hear + nesne + pronounced as + söylenen biçim kalıbında pronounced, nesnenin sesli olarak nasıl söylendiğini açıklayan bir past participle biçimidir. Buradaki this one, 0 rakamını belirtir; zero ve O ise dinleyenin duyabileceği söylenişlerdir. Genel olarak X is pronounced as Y, Y'nin X için kullanılan söyleniş olduğunu belirtir. Bu kullanımda as, ortaya çıkan söylenişi tanıtır; because anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi pronounce + as ile oluşturulan iki kelimelik past participle ifadesiyle tamamlayın: The symbol @ is ____ 'at'.
Cevabı göster
pronounced as
zero ya da O: telefon numaralarında 0'ı söylemenin iki yolu
Telefon numaralarında ve rakam rakam okunan diğer dizilerde 0 rakamı zero diye veya O harfinin adıyla söylenebilir. Burada O, rakamın yazılışı değil, sözlü bir alternatiftir. Numarayı yazarken her iki söylenişi de 0 rakamına dönüştürün. Çevredeki sayı dizisi bağlamı, O'nun bir harfi değil rakamı temsil ettiğini gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Telefon numarasının zero ile mi yoksa O harfinin adıyla mı başladığına odaklanın.
- My phone number begins with zero seven.
- My phone number begins with seven O.
- My phone number begins with O seven.
Cevabı göster
My phone number begins with O seven.
When we give phone numbers in English, Kalıp ifadeler
1:11İngilizce olarak telefon numarası verirken,
give phone numbers: telefon numarası vermek veya söylemek
give phone numbers ifadesinde give, fiziksel bir nesneyi teslim etmek değil, bilgiyi vermek veya söylemek anlamına gelir. Bu cümlede telefon numaralarının sesli olarak nasıl söylendiği anlatıldığı için ifade, numarayı başka birinin duyacağı şekilde söylemek demektir. Diğer kişi belirtilirse give me your phone number örneğindeki gibi give + kişi + phone number ya da give a phone number to + kişi yapısı kullanılabilir. Altyazıdaki gibi genel bir ifadede diğer kişi söylenmeyebilir.
Alıştırma
Telefon numaramı resepsiyon görevlisine verdiğim anlamını doğal biçimde taşıyan cümle hangisidir?
- I asked the receptionist for her phone number.
- I said my phone number very slowly.
- I gave the receptionist my phone number.
Cevabı göster
I gave the receptionist my phone number.
double digits: telefon numaralarında iki rakamı birlikte okumak
Bu cümlede double digits, yan yana duran iki rakamı birlikte ele alıp tek bir iki basamaklı sayı olarak okumak demektir. Örneğin 1 ve 7, one seven yerine seventeen diye okunur. İngilizce telefon numaraları genellikle rakam rakam okunur, ancak gruplandırma biçimi değişebilir. Bu anlamı double two ile karıştırmayın: double two, arka arkaya iki tane 2 olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede double digits ne anlama gelir?
- Arka arkaya iki tane 2 olduğunu belirtmek için double two kullanmak
- Yan yana iki rakamı tek bir iki basamaklı sayı olarak okumak; örneğin 17'yi seventeen diye okumak
- Her rakamı iki kez okumak
Cevabı göster
Yan yana iki rakamı tek bir iki basamaklı sayı olarak okumak; örneğin 17'yi seventeen diye okumak
we read a number as 0175 instead of 08732, etc. Kalıp ifadeler
1:16bir numarayı 08732 yerine 0175 olarak okuruz vb.
instead of: bir seçeneği seçip diğerini elemek
Instead of, kullanılmayan seçeneği veya eylemi belirtir. A instead of B kalıbında A gerçekleşen ya da seçilen şeydir; B ise yerine başka bir şey konan veya elenen seçenektir. Instead of sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: tea instead of coffee; walk instead of driving. Bu cümlede instead of sonrasındaki sayı okuma biçimi, konuşanın kullanılmaması gerektiğini söylediği biçimdir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve ‘öbürünü değil’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Mia drew a picture ____ writing a long note.
Cevabı göster
instead of
It would be a little bit weird and confusing if you did that in English. Ton ve niyet
1:22Bunu İngilizce yaparsanız biraz tuhaf ve kafa karıştırıcı olur.
would be a little bit weird and confusing: hayal edilen bir durum hakkında daha yumuşak bir yorum
Would be ... if ... kalıbı, hayal edilen bir durumu ve bu durumun olası sonucunu değerlendirir. Buradaki would yalnızca geleceği göstermez; sonucun ne olacağını anlatmak için if you did that ile birlikte kullanılır. A little bit, weird and confusing ifadelerindeki olumsuzluğu yumuşatır. Konuşan kişi bu söyleyişin yine de alışılmadık ve anlaşılması zor olabileceğini söyler, ancak eleştiri doğrudan It's wrong demekten daha yumuşaktır.
Alıştırma
Bir ifadenin anlaşılır olmadığını söylemenin en nazik ve doğal yolu hangi cümledir?
- Your wording is completely wrong.
- That wording would be a little bit weird and confusing for a new reader.
- You are weird and confusing.
Cevabı göster
That wording would be a little bit weird and confusing for a new reader.
but it really, really is not a common thing. Ton ve niyet
1:27ama gerçekten, kesinlikle yaygın bir şey değildir.
really, really: tekrarla vurgu
really sözcüğünü tekrarlamak vurguyu çok daha güçlü yapar. Bu tekrar kasıtlıdır; konuşma hatası değildir. Burada really, really, bunun yaygın olmadığı yönündeki ifadeyi güçlendirir. Konuşan kişi bunun olabileceğini kabul eder, ancak çok sıra dışı olduğunu ısrarla vurgular.
Alıştırma
really, really bu cümlede ne işe yarıyor?
- Durumun çok sıra dışı olduğunu kuvvetle vurgular.
- Sıra dışı iki şeyin gerçekleştiği anlamına gelir.
- İfadeyi zayıflatır ve belirsizlik gösterir.
Cevabı göster
Durumun çok sıra dışı olduğunu kuvvetle vurgular.
If you see two of the same number together, Kalıp ifadeler
1:31Aynı sayıdan iki tanesini yan yana görürseniz,
you might hear this pronounced as double... Kelime
1:34bunun 'double' olarak telaffuz edildiğini duyabilirsiniz...
two of the same number together: aynı iki rakamın yan yana gelmesi
Two of the same number, iki rakamın aynı olduğu anlamına gelir. Together ise bunların dizide yan yana bulunduğunu belirtir. Yapı two of the same + tekil isim + together şeklindedir. Örneğin 4772 içindeki 77 bu tanıma uyar, ancak 717 içindeki iki 7 uymaz; çünkü aralarında başka bir rakam vardır. Number yerine letter veya symbol kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir kodu anlatırken two of the same number together ne anlama gelir?
- Aynı iki rakam yan yanadır.
- Farklı iki rakam yan yanadır.
- Aynı rakam iki kez görünür, ancak farklı yerlerde olabilir.
Cevabı göster
Aynı iki rakam yan yanadır.
pronounced as double...: art arda gelen iki aynı rakamın okunuşu
Telefon numarası veya erişim kodu gibi rakam rakam okunan bir dizide double + bir rakamın adı, aynı rakamın art arda iki kez geldiğini belirtir. Örneğin double two, 22'yi; double six ise 66'yı gösterir. pronounced as double... ifadesindeki üç nokta, ardından asıl rakam adının geleceğini gösterir. Burada double, “iki basamaklı bir sayı” anlamına gelmez; aynı rakamın hemen tekrarlandığını belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Son kısmın double three, thirty-three veya three olmasına dikkat edin.
- The access code ends in three.
- The access code ends in double three.
- The access code ends in thirty-three.
Cevabı göster
The access code ends in double three.
If you see three of the same number together, Kalıp ifadeler
1:41Aynı sayıdan üç tanesini yan yana görürseniz,
three of the same number together: aynı rakamın üç kez art arda gelmesi
Three of the same number, aynı rakamın üç kez göründüğü anlamına gelir. Together ise bu üç rakamın dizinin farklı yerlerine dağılmadığını, tek bir grup hâlinde yan yana bulunduğunu belirtir. 777 bu ifadeye uyar. 7177 uymaz çünkü üç tane 7'nin hepsi yan yana değildir. quantity + of the same + item + together kalıbını four of the same symbol together örneğindeki gibi başka durumlara uygulayabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede three of the same number together ifadesi doğru kullanılmıştır?
- 2722 has three of the same number together.
- 222 has three of the same number together.
- 234 has three of the same number together.
Cevabı göster
222 has three of the same number together.
Aynı üç rakamı okumak için triple veya treble
Bir rakam dizisi sesli okunurken aynı rakam art arda üç kez geliyorsa rakamın önüne triple veya treble getirilebilir. Triple five ve treble five ifadelerinin ikisi de 555'i gösterebilir. Bu sözcükler farklı bir sayı belirtmez; tekrar eden rakamların okunuşunu kısaltır. Bu bağlamda treble, bir sayıyı okuma biçimidir ve müzikteki tiz ses anlamında değildir. Konuşan kişilerin tercihleri değişebileceği için iki biçimi de tanımak gerekir.
Alıştırma
Biri “The door code ends in treble seven” derse ne demek ister?
- Şifre 77 ile biter.
- Şifre 7.777 ile biter.
- Şifre 777 ile biter.
Cevabı göster
Şifre 777 ile biter.
I had a look online to see the difference between triple and treble Kalıp ifadeler
1:53'triple' ile 'treble' arasındaki farkı görmek için internete baktım
Hızlı bir internet kontrolü için had a look online
Had a look online, have a look online ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada konuşmacının bir farkı anlamak için internetteki bilgileri kontrol ettiği anlamına gelir. Have a look her zaman sözcüğü sözcüğüne tek bir kez bakmak demek değildir. Online ile kullanıldığında bir soruyu yanıtlamaya yetecek kadar bilgi aramayı ve okumayı da içerebilir.
Alıştırma
Cümleyi have a look online ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I wanted to check the shop's opening time, so I ____ before going there.
Cevabı göster
had a look online
and it seems that no one can agree which one is more correct. Notlar
1:56ve görünüşe göre hangisinin daha doğru olduğu konusunda kimse hemfikir değil.
it seems that: temkinli bir yargı bildirmek
It seems that, konuşanın gözlemlediği veya öğrendiği bilgilere dayanan bir yargıyı başlatır. Burada anlaşma olmadığı doğru gibi görünür, ancak konuşan bundan tamamen emin olduğunu söylemez. Tam bir cümleciğin önünde kullanılarak sonuç kesin bir gerçek gibi değil, kanıtlara dayanan temkinli bir yargı olarak sunulur.
Alıştırma
Temkinli bir yargı oluşturmak için hedef ifadeyi kullanın: The office is dark. ____ everyone has gone home.
Cevabı göster
It seems that
no one can agree: ortak görüş olmadığını anlatmak
No one can agree, insanların tek bir ortak cevap veya karara ulaşamadığı anlamına gelir. Burada çözülmemiş bir görüş ayrılığını özetler; herkesin tartıştığı anlamına gelmez. Ardından no one can agree which one is more correct örneğindeki gibi soru sözcüğüyle başlayan bir cümlecik gelebilir. Bir isim grubuyla kullanılırken no one can agree on a date örneğindeki gibi agree on veya agree about kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubun tarih konusunda ortak bir karara ulaşamadığı anlamına gelir?
- No one has suggested a date.
- Everyone has agreed on the date.
- No one can agree on a date.
Cevabı göster
No one can agree on a date.
I tend to use the word triple instead of treble, Kalıp ifadeler
2:02Ben 'treble' yerine 'triple' kelimesini kullanma eğilimindeyim,
Tend to use: genel bir tercih, kesin bir kural değil
Tend to use, bir şeyi genellikle kullanmayı seçmek demektir. Tend to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli olan use gelir ve bu yapı, istisnalara yer bırakan tekrarlanan bir tercihi anlatır. Burada konuşan kişi kendi sözcük seçimini anlatıyor, bir kural koymuyor. Always use ifadesinden daha yumuşak ve daha az kesindir; bu nedenle treble sözcüğünün yanlış olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, istisnalara izin veren genel bir tercihi anlatır?
- I tend to use a pencil for sketches, but sometimes I use a pen.
- I always use a pencil for sketches, without exception.
- I must use a pencil for sketches because it is required.
Cevabı göster
I tend to use a pencil for sketches, but sometimes I use a pen.
That doesn't mean that...: yanlış bir sonucu engellemek
That doesn't mean that... az önce söylenen bir şeyden yanlış sonuç çıkarılmasını önler. İlk that önceki gerçeğe gönderme yapar; ikinci that ise konuşan kişinin reddettiği sonucu başlatır. X doğru olduğu hâlde Y sonucu X'ten çıkarılamıyorsa X, but that doesn't mean that Y kalıbını kullanın. Burada triple sözcüğünü daha sık seçmek, treble sözcüğünü daha az geçerli ya da daha yanlış yapmaz.
Alıştırma
Yanlış sonucu engellemek için hedef kalıbı kullanın: I enjoy rainy days, but ____ I want it to rain every day.
Cevabı göster
that doesn't mean that
any less valid: daha az kabul edilebilir değil
Olumsuz doesn't mean ... any less valid yapısında any less valid, “herhangi bir ölçüde daha az makul veya kabul edilebilir” anlamına gelir. Yapının tamamı bu karşılaştırmayı reddeder: Birinin başka bir terimi tercih etmesi, treble kullanımını daha az kabul edilebilir hâle getirmez. Burada valid, bir kullanımın veya seçimin makul ve kabul edilebilir olup olmadığını değerlendirir. Son kullanma tarihiyle ya da özellikle hukuki geçerlilikle ilgili değildir.
Alıştırma
“The less common spelling isn't any less valid” ne anlama gelir?
- Bu yazım hâlâ aynı derecede kabul edilebilir.
- Bu yazım yaygın olmadığı için daha az kabul edilebilir.
- Bu yazımın süresi dolmuş.
Cevabı göster
Bu yazım hâlâ aynı derecede kabul edilebilir.
personal preference: kişisel zevke dayalı bir seçim
Personal preference, bir kişinin kendi beğenisini veya genellikle yaptığı seçimi ifade eder. Bir şeyin just personal preference olduğunu söylemek, mevcut seçenekleri kabul edilebilir olarak sunar ve seçimin herkes için geçerli tek bir kurala değil, kişiye bağlı olduğunu belirtir. Yaygın kalıplar arasında It's personal preference ve a matter of personal preference bulunur.
Alıştırma
Cümleyi personal preference ile tamamlayın: Whether you work in silence or with music is a matter of ____.
Cevabı göster
personal preference
Although it's not common to use double digits in English for phone numbers, Dilbilgisi
2:14Telefon numaraları için İngilizcede iki basamaklı sayıları kullanmak yaygın olmasa da,
that they are read in very particular ways. Kalıp ifadeler
2:22çok özel şekillerde okunduğunu duyabilirsiniz.
Although it's not common ... you might hear: genel durum ve olası istisna
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: Sonraki ifadenin pek olası görünmemesine yol açabilecek genel bir gerçeği önce sunar. Buradaki genel gerçek, telefon numaralarını iki basamaklı sayılar hâlinde okumanın yaygın olmamasıdır. you might hear ile başlayan ana cümle önemli istisnayı verir. Might olasılık bildirir; yani konuşmacı bazı sayı gruplarının özel okunuşları olabileceğini, ancak bunların her zaman böyle okunmadığını söylüyor. Kullanılabilir kalıp Although + tam yan cümle, ana cümle şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi Although ... might hear ... kalıbıyla tamamlayın: ____ this word is uncommon today, you ____ it in old films.
Cevabı göster
Although · might hear
chunks of numbers: sayı dizisinin gruplanmış bölümleri
Chunks of numbers, daha uzun bir sayı dizisinin grup olarak ele alınan bölümleri demektir. Bir chunk birden fazla rakam içerebilir; böylece sayı daha küçük parçalar hâlinde duyulabilir, söylenebilir, hatırlanabilir veya kontrol edilebilir. Burada chunk, pratik bir grubu anlatan gündelik bir sözcüktür; resmî bir matematik birimi değildir. Telefon numaralarından söz ederken bazı tanıdık gruplar, birbiriyle ilgisiz tek tek rakamlar olarak okunmak yerine özel bir şekilde de okunabilir.
Alıştırma
Telefon numarası bağlamında chunks of numbers ne demektir?
- Birlikte ele alınan rakam grupları.
- Her zaman ayrı ayrı okunması gereken tek rakamlar.
- Matematikte kullanılan resmî birimler.
Cevabı göster
Birlikte ele alınan rakam grupları.
in very particular ways: belirli yöntemler, seçici davranış değil
In very particular ways, “belirli ve açıkça tanımlanmış yöntemlerle” demektir. Burada particular, ways sözcüğünü niteler ve “belirli” anlamına gelir; birinin “seçici” veya “zor beğenen” olduğunu anlatmaz. Bu ifade, okuma biçimlerinin serbestçe seçilmediğini, özel kurallara uyduğunu gösterir. in + sıfat + ways yapısı, bir şeyin nasıl yapıldığını açıklar: in different ways, in similar ways veya in very particular ways. Ways sözcüğünün çoğul olması, birden fazla belirli okuma düzeninin bulunabileceğini gösterir.
Alıştırma
“These words are read in very particular ways,” cümlesinde particular ne anlama gelir?
- belirli ve açıkça tanımlanmış
- küçük ayrıntılar konusunda seçici
- rastgele ve sınırsız
Cevabı göster
belirli ve açıkça tanımlanmış
as opposed to: açık bir karşıtlık belirtmek
As opposed to, bir karşılaştırmadaki ikinci tarafı tanıtır. “...ile karşılaştırıldığında” veya birçok cümlede “...yerine” anlamına gelir. Burada önceki okuma biçiminin diğer olası okuma biçimleriyle karşılaştırıldığını gösterir; opposed, birinin bu okumalara karşı çıktığı anlamına gelmez. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: as opposed to a phone call; as opposed to guessing. Genellikle ilk seçenekten veya gruptan sonra kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: For the project, we need a drawing, ____ a photo.
Cevabı göster
as opposed to
So, certain chunks do have certain ways of saying them
2:34Yani, belirli öbeklerin söylenme şekilleri vardır
and you might know this from hashtag from social media. Kültür
2:41ve bunu sosyal medyadan 'hashtag' olarak bilebilirsiniz.
hashtag from social media: # işaretini tanıma
Bu ifade, sosyal medya hashtag'lerinde kullanılan tanıdık # işaretini anlatır. #Music gibi bir hashtag, # işaretiyle etiket metnini birlikte içerir. Konuşmacı, telefon tuş takımındaki aynı işareti tanımanıza yardımcı olmak için bu tanıdık fikirden yararlanır. Britanya İngilizcesindeki telefon yönlendirmelerinde işaretin kendisine genellikle hash denir; Press hash bunun bir örneğidir. İşaret aynıdır, ancak bağlam her sözcüğün neyi ifade ettiğini değiştirir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesindeki bir telefon menüsünde 'Press hash' sizden ne yapmanızı ister?
- * tuşuna basın.
- # tuşuna basın.
- 1 tuşuna basın.
Cevabı göster
# tuşuna basın.
call centers: müşteri aramalarını yanıtlayan ekipler
Call center, çok sayıda müşteri telefonunu yanıtlayan bir ekip veya bölümdür. Bu cümlede centers, bu müşteri hizmetleri çağrı merkezlerini ifade ederken call, onları telefonla aramak anlamındaki fiildir. Çağrı merkezlerinde bir kişi cevap vermeden önce genellikle otomatik telefon menüsü dinletilir. Bu nedenle arayanlar press one veya press hash gibi yönlendirmeler duyar. Bu yönlendirmeler hangi tuşa basılması gerektiğini söyler.
Alıştırma
'I phoned the call centre about my account,' cümlesinde call centre nedir?
- Müşteri telefonlarını yanıtlayan bir müşteri hizmetleri ekibi.
- Telefondaki bir tuş.
- Bir şehrin merkezi.
Cevabı göster
Müşteri telefonlarını yanıtlayan bir müşteri hizmetleri ekibi.
Press one for ... press hash for: telefon menüsü tuş yönergeleri
Otomatik bir telefon menüsünde press + tuş + for + hizmet veya amaç yapısı, arayan kişiye telefon tuş takımında hangi tuşa basacağını söyler. Press one for English, “İngilizce hizmet için 1’e basın”; press hash for more information ise “daha fazla bilgi dinlemek için # tuşuna basın” demektir. Burada for, tuşla bağlantılı seçeneği tanıtır; bir başkası adına tuşa basmak anlamına gelmez. Yarım bırakılan press one for... ifadesinin ardından tam bir yönergede normalde bir hizmet veya amaç gelir.
Alıştırma
1 tuşunu ve press + tuş + for + hizmet kalıbını kullanarak telefon yönergesini tamamlayın: Please ____ customer support.
Cevabı göster
press one for
A useful one to know: tekil bir adın yerine kullanılan one
A useful one to know, “bilinmesi yararlı bir öge, sözcük veya bilgi” anlamına gelir. Bu cümlede one, hash sözcüğünün yerini alır; böylece konuşan kişi onu tekrarlamaz. Buradaki one, 1 sayısı değildir. to know, bu ögenin neden yararlı olduğunu gösterir: onu bilmek işe yarar. Yeniden kullanılabilecek kalıp sıfat + one + to + fiil şeklindedir; a good one to remember buna bir örnektir.
Alıştırma
“The shortcut is a useful one to know,” cümlesinde one neyi ifade eder?
- kısayol
- 1 sayısı
- onu bilen kişi
Cevabı göster
kısayol
and we use this when we give country codes. Kalıp ifadeler
2:56ve bunu ülke kodlarını verirken kullanırız.
give country codes: uluslararası ülke telefon kodlarını vermek
Burada give country codes, uluslararası ülke telefon kodlarını söylemek veya vermek anlamına gelir. Give yalnızca bir nesneyi birine vermek için değil, bilgi vermek için de kullanılabilir. Bu cümlede a country code, bir telefon numarasının başındaki uluslararası arama kodudur. Dil kodu, havaalanı kodu veya parola anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle birinden Japonya'nın uluslararası telefon kodunu doğal biçimde ister?
- Could you give the country code me for Japan?
- Could you make me the country code for Japan?
- Could you give me the country code for Japan?
Cevabı göster
Could you give me the country code for Japan?
plus 44: Birleşik Krallık telefon kodu +44'ü söyleme
Telefon numarası bağlamında plus 44, Birleşik Krallık için kullanılan uluslararası telefon kodu +44 anlamına gelir. Plus, kodun önündeki + işaretinin adıdır; 44 ekleme talimatı değildir. Yazılı bir uluslararası numarada +, ülke kodundan önce gelir. Aramanın yapıldığı yere uygun uluslararası çıkış kodunu temsil eder; dolayısıyla +44, numaranın Birleşik Krallık ülke kodunu kullandığını gösterir.
Alıştırma
Bir telefon numarası rehberinde “The number begins with plus 44” ne anlama gelir?
- Birleşik Krallık'taki her telefon numarası 44 ile biter.
- Uluslararası numara, Birleşik Krallık ülke kodu olan +44 ile başlar.
- Telefon numarasının geri kalanına 44 eklemelisiniz.
Cevabı göster
Uluslararası numara, Birleşik Krallık ülke kodu olan +44 ile başlar.
it's time for: sıradaki etkinliği duyurmak
“It’s time for + isim öbeği”, bir etkinlik için planlanan veya uygun zamanın geldiğini belirtir. Bu cümlede the listening practice sıradaki etkinliğin adıdır; dolayısıyla ifade, dersi bu aşamaya geçirir. Bir programda, derste, toplantıda veya günlük düzende sırada ne olduğunu duyurmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle duyuruyu tamamlayın: The break is over. ____ the next activity.
Cevabı göster
It's time for
I will leave a 5-second pause to give you time to write the number. Notlar
3:16numarayı yazmanız için size zaman tanımak adına 5 saniyelik bir ara vereceğim.
After reading each number: eylem sırası için After + -ing
After + -ing, daha önce gerçekleşen bir eylemi belirtir ve iki eylemi de aynı kişi yaptığında after ile başlayan yan cümleyi kısaltabilir. Buradaki After reading each number, after I read each number anlamına gelir; ardından ara verilir. reading eyleminin örtük yapanı ana cümlenin öznesi I sözcüğüdür. each number, reading eyleminin nesnesidir; eylemi yapan değildir.
Alıştırma
After + -ing yapısını açıkça kullanan ve iki eylemin de aynı kişi tarafından yapıldığını gösteren cümle hangisidir?
- After packing her bag, the rain started.
- After packing her bag, Lina left for school.
- After packing her bag, the bus arrived.
Cevabı göster
After packing her bag, Lina left for school.
leave a 5-second pause: bilinçli sessizlik ve birleşik zaman niteleyicisi
Burada leave, “ayrılmak” anlamına gelmez. Bir şey için yer veya zaman ayırmak anlamındadır; bu nedenle leave a pause, bilinçli olarak kısa bir sessizlik bırakmak demektir. Bir kaydın, dersin veya etkinliğin zamanlamasını açıklarken kullanışlıdır. a 5-second pause ifadesinde 5-second, pause sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Zaman birimi tekil kalır ve sözcükler kısa çizgiyle birleştirilir: 5-seconds değil, 5-second.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği seçin: I will leave ______ after each question.
- a ten-second pauses
- a ten-second pause
- a ten seconds pause
Cevabı göster
a ten-second pause
to give you time to: amaç ve ardından gelen eylem
İlk to, duraklama bırakmanın amacını bildirir; konuşanın bunu neden yaptığını açıklar. Eylem + to give someone time to do something kalıbı, bir eylemin veya düzenlemenin yeterli zaman yaratmayı amaçladığını gösterir. give you time to write içinde you, give fiilinin nesnesidir; time to write ise bu kişinin ne yapmak için zamana ihtiyaç duyduğunu belirtir. Bu nedenle iki to farklı görevler üstlenir: ilki amacı belirtir, ikincisi yapılacak eylemi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi give + kişi + time + to kalıbıyla tamamlayın: I'll pause to ____ read the instructions.
Cevabı göster
give you time to
then please feel free to pause the video. Ton ve niyet
3:22lütfen videoyu duraklatmaktan çekinmeyin.
If, however, ...: farklı bir koşul eklemek
If bir koşul bildirir. However ise parantez içi bir karşıtlık işareti gibi çalışır: dinleyiciye bu koşulun az önce açıklanan olağan düzenden farklı olduğunu gösterir. Bu yapı bilgiyi önce normal durum, sonra istisna gelecek şekilde düzenler. However, if yan cümlesinin dil bilgisi yapısını değiştirmez. Çıkarıldığında temel koşul cümlesi kalır: If you need more time, then ... Yazıda virgüller, however sözcüğünün araya eklenmiş bir açıklama olduğunu gösterir: If, however, you need more time, ...
Alıştırma
Bir rehber olağan planı açıkladı. Hangi cümle farklı bir koşulu doğru biçimde ekliyor?
- If, however, the room is full, we will meet in the library.
- If however the room is full but, we will meet in the library.
- However if but the room is full, we will meet in the library.
Cevabı göster
If, however, the room is full, we will meet in the library.
feel free to: nazikçe izin vermek
Feel free to ifadesinin ardından fiilin yalın hâli geldiğinde, nazikçe izin vermek veya çekingenliği gidermek için kullanılır: eyleme izin vardır ve eylem sorun yaratmayacaktır. Burada izleyiciye, daha fazla zamana ihtiyacı olduğunda videoyu duraklatabileceği söylenir. Bu, kişinin kendini özgür hissetmesiyle ilgili gerçek anlamlı bir ifade değildir. Seçimi dinleyiciye bıraktığı için emir cümlesine göre genellikle daha sıcak ve daha az buyurgan duyulur.
Alıştırma
Nazikçe izin vermek için burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you have any questions, ____ ask me.
Cevabı göster
feel free to
will be reading: Yaklaşan bir etkinlik için gelecek zamanın sürekli yapısı
Will be reading, will be + fiilin -ing biçiminden oluşan gelecek zamanın sürekli yapısıdır. Burada, konuşmacının birazdan başlayacak alıştırma boyunca ne yapacağını, yani sayıları belirtilen kurala göre okuyacağını anlatır. Burada hem will read hem de will be reading dil bilgisi açısından doğrudur. Sürekli yapı, eylemi planlanmış sürecin bir parçası olarak daha fazla öne çıkarır. Only once ise her sayının bir kez okunacağını belirtmeye devam eder.
Alıştırma
Planlanmış etkinliği will be + record fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: During tomorrow's game, I ____ the scores after each round.
Cevabı göster
will be recording
this is because: Bir ifadeyi nedenine bağlamak
This is because, bir ifadeyi onun nedenine bağlar. Buradaki this, her sayının yalnızca bir kez okunacağına dair önceki kurala gönderme yapar; because ise nedeni açıklar: IELTS sınavında kayıt yalnızca bir kez çalınır. Önce bir sonuç veya kuralı sunup ardından nedenini açıklamak istediğinizde İfade veya kural. This is because + neden düzenini kullanın.
Alıştırma
This ile başlayan ve nedeni belirten üç sözcüklü bağlayıcıyı yazın: The match was moved indoors. ____ it was raining heavily.
Cevabı göster
This is because
play the recording: kaydı çalmak
play the recording ifadesinde play, kaydedilmiş sesi insanların duyabilmesi için başlatmak anlamına gelir. Eğlenmek ya da bir oyuna katılmak anlamına gelmez. Bu kullanım play + medya içeriği kalıbını izler: play a recording, play a song, play a message veya play a video. Buradaki the, hangi kayıttan söz edildiğinin o durumda zaten belli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle kaydedilmiş sesi baştan çalmayı doğal bir şekilde rica eder?
- Please play with the recording from the beginning.
- Please play the recording from the beginning.
- Please do the recording from the beginning.
Cevabı göster
Please play the recording from the beginning.
If, however, though: konuşmada kendini düzeltip yeniden başlama
If bir koşul başlatır, ancak konuşmacı nasıl devam edeceğine karar verirken ardından however ve though sözcüklerini ekler. Eklenen iki sözcük de karşıtlık bildirir, bu yüzden buradaki görevleri örtüşür. Bu, dikkatle kurulmuş üç parçalı bir yapı değil, tamamlanmamış ve konuşma sırasında düzeltilmiş bir başlangıçtır. Parçanın tamamını bir istisnaya ya da farklı bir duruma geçiş olarak anlayın. Her bağlaca zorla ayrı bir çeviri anlamı vermeye çalışmayın.
Alıştırma
Hangi seçenek, koşulu ve karşıtlığı korurken konuşmadaki yeniden başlangıcı açık ve planlı bir cümleye dönüştürür?
- The audio plays once in the test; however, if you are practising at home, you can replay it.
- The audio plays once in the test; if, however, though, you are practising at home, you can replay it.
- The audio plays once in the test; if but however you are practising at home, you can replay it.
Cevabı göster
The audio plays once in the test; however, if you are practising at home, you can replay it.
then you can replay that section of the video. Kelime
3:35videonun o bölümünü tekrar oynatabilirsiniz.
listen to the number again: listen to + nesne
listen to the number ifadesinde listen, bir sese bilinçli olarak dikkat vermek anlamına gelir. listen sözcüğünden sonra the number gibi dinlenen nesne geldiğinde to kullanılır: listen to + nesne. Again, dinleme eyleminin bir kez daha gerçekleştiğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp listen to + kişi, ses veya içerik + again şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tam iki sözcükle tamamlayın: listen sözcüğünü ve nesneden önce gereken edatı kullanın. The first time was too fast. Please ____ the message again.
Cevabı göster
listen to
replay that section: kaydedilmiş bir bölümü yeniden oynatmak
Burada replay, kaydedilmiş ses veya videoyu yeniden oynatmak anlamına gelen bir fiildir. Yeniden oynatılacak kayıt ya da bölüm doğrudan nesne olarak gelir: replay that section. Section, daha uzun bir videonun bir parçasıdır. Replay that section, tüm videoyu baştan başlatmak değil, o bölümü yeniden oynatmak anlamına gelir.
Alıştırma
Bir medya oynatıcısının kaydın son bölümünü bir kez daha oynatmasını istiyorsunuz. Hangi cümle bunu anlatır?
- Could you replay the last part of the recording?
- Could you restart the recording from the beginning?
- Could you repeat the address aloud?
Cevabı göster
Could you replay the last part of the recording?
I will also be reading the numbers at a completely natural speed. Kalıp ifadeler
3:38Ayrıca numaraları tamamen doğal bir hızda okuyacağım.
at a completely natural speed: konuşma hızını anlatmak
At a completely natural speed, “gerçek konuşmanın normal temposunda” anlamına gelir. At edatı, sayıların hangi hızda okunduğunu belirtir. Completely, natural sözcüğünü güçlendirir; yani konuşan kişi okumayı bilerek yavaşlatmayacaktır. Bu yapı at + hız tanımı şeklinde başka durumlara da aktarılabilir: at a slower speed gibi.
Alıştırma
Cümleyi doğru edatla tamamlayın: Please read the dialogue ____ a natural speed.
Cevabı göster
at
then you can go into the YouTube video settings and slow down the video. Notlar
3:43YouTube video ayarlarına gidip videoyu yavaşlatabilirsiniz.
find the recording too quick: find + nesne + sıfat
Burada find, “yerini bulmak” değil, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek veya algılamak” anlamındadır. Find the recording too quick yapısında the recording nesnedir; too quick ise kişinin bu konudaki görüşünü veren sıfat grubudur. Find + nesne + sıfat yapısıyla bir kişinin bir şeyi nasıl algıladığı veya değerlendirdiği anlatılır: find the game easy, find the room noisy. Too, “uygun olandan daha fazla” anlamına gelir; bu yüzden too quick, hızın sorun oluşturacak kadar yüksek olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle görüş bildirmek için find + nesne + sıfat yapısını kullanıyor?
- I often find useful apps for my homework.
- I found this app in the store.
- I find this app easy to use.
Cevabı göster
I find this app easy to use.
go into the YouTube video settings: ayarlar menüsünü açmak
Bu yönergede go into the YouTube video settings, videonun ayarlar arayüzünü açıp bu bölüme girmek anlamına gelir. Ekrandaki bir menüye geçmeyi anlatır; fiziksel bir yere yürüyerek girmekten söz etmez. go into + bir menü veya ayarlar bölümü kalıbı, adım adım verilen yönergelerde yaygındır. into'dan sonra gelen sözcükler, arayüzün açılması gereken bölümünü belirtir.
Alıştırma
Yönergeyi tamamlamak için go into ve the display settings ifadelerini kullan: ____ and choose a larger text size.
Cevabı göster
Go into the display settings
slow down: hızı veya tempoyu düşürmek
Slow down, hızı veya tempoyu düşürmek anlamına gelir. Burada the video nesnesini aldığı için videonun oynatma hızını düşürmek anlamındadır. Down, daha alçak bir yere doğru hareketi değil, azalmayı gösterir. Slow down tek başına da kullanılabilir: Please slow down. Nesne bir isim olduğunda hem slow down the video hem de slow the video down kullanılabilir. it gibi bir zamir ise ortaya gelir: slow it down denir, slow down it denmez.
Alıştırma
İsteği slow down ile tamamla: You're speaking too quickly. Please ____.
Cevabı göster
slow down
Alternatively, if you find them too slow, Anlatım akışı
3:48Alternatif olarak, eğer onları çok yavaş bulursanız,
Alternatively: başka bir seçenek sunmak
Alternatively farklı bir seçenek veya yol sunar. Burada anlatım, bir şey çok hızlı olduğunda ne yapılacağından karşı duruma, yani onu çok yavaş bulma durumuna geçer. Yalnızca yeni bir bilgi eklemez. Dinleyiciye başka bir seçeneğin veya olası hareket yolunun geleceğini bildirir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Formun elden teslim edilebileceğini zaten söylediniz. Hangi cümle çevrim içi göndermeyi açıkça alternatif yol olarak gösterir?
- Also, you can submit the form online.
- Alternatively, you can submit the form online.
- Therefore, you can submit the form online.
Cevabı göster
Alternatively, you can submit the form online.
then I guess you could speed up the video as well. Notlar
3:50sanırım videoyu hızlandırabilirsiniz de.
I guess you could + fiil: yumuşatılmış bir öneri
I guess you could + fiilin yalın hâli nazik ve temkinli bir öneri sunar. Could, eylemi olası seçeneklerden biri olarak gösterir; I guess ise konuşanın daha az ısrarcı duyulmasını sağlar. Burada I guess, konuşanın mutlaka bir gerçeği tahmin etmeye çalıştığı anlamına gelmez. Görevi öneriyi yumuşatmak ve kararı dinleyiciye bırakmaktır.
Alıştırma
Bir arkadaşınla konuşuyorsun. Cümleyi I guess + you + could kalıbıyla tamamla: ____ try opening the file on another device.
Cevabı göster
I guess you could
speed up: bir şeyi daha hızlı hâle getirmek
Speed up, bir şeyi daha hızlı hareket ettirmek veya ilerletmek anlamına gelir. Bu cümlede speed up the video, videonun oynatma hızını artırmak demektir; up yukarı doğru hareketi değil, hızdaki artışı gösterir. Speed up bir nesne aldığında ikiye ayrılabilir. Speed up the video veya speed the video up denebilir; ancak nesne bir zamirse speed it up denir.
Alıştırma
Cümleyi speed up ifadesinin iki parçasıyla tamamlayın: The game is moving too slowly, so let's ____ it ____.
Cevabı göster
speed · up
as well: sona «de/da» anlamı eklemek
As well, «de/da» veya «ayrıca» anlamına gelir. Genellikle olumlu bir ifadenin sonunda yer alır ve daha önce söylenenlere başka bir kişi, şey veya eylem ekler. Burada videoyu hızlandırmayı başka bir olası seçenek olarak ekler. Bu kullanımda as well tek bir ifade olarak çalışır. «Aynı derecede iyi» anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: Maya brought pencils and paper as well. as well bize ne anlatıyor?
- Maya yalnızca kâğıt getirdi.
- Kâğıt özellikle iyiydi.
- Maya kâğıt da getirdi.
Cevabı göster
Maya kâğıt da getirdi.
Make sure you have a pen or pencil and a piece of paper Ton ve niyet
3:52Bir kalem veya kurşun kaleminiz ve bir parça kağıdınız olduğundan
and you're ready and let's get started. Kalıp ifadeler
3:55ve hazır olduğunuzdan emin olun ve hadi başlayalım.
Make sure you have ...: gerekli eşyaları kontrol etmek
Make sure you have + eşya, bir etkinlikten önce gerekli bir eşyanın hazır bulunduğunu kontrol etmesini birine söyler. Burada dinleyicinin alıştırma için yazı gereçlerini ve kâğıdı hazır bulundurması gerekir. make sure ifadesinden sonra kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle gelir: you have .... Make sure, kelimesi kelimesine “bir şeyi kesin hâle getirmek” değil, “kontrol edip güvenceye almak” demektir.
Alıştırma
Hatırlatmayı bu notta öğretilen dört kelimelik kalıpla tamamlayın: Before the art activity, ____ some colored pencils.
Cevabı göster
make sure you have
Let's get started: ortak bir etkinliğe başlamak
Let's get started, ortak bir etkinliğin şimdi başlayacağını dostça duyurmanın bir yoludur. Bu cümlede konuşan kişi dinleyicinin hazır olduğunu kontrol eder ve ardından dersi ilk göreve geçirir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır ve hem konuşanı hem dinleyeni kapsar. Get started, etkinliği yapma durumuna geçmek demektir; başka birinin sizi başlatması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle ortak bir etkinliğin şimdi başlayacağını doğal biçimde duyurur?
- Everyone is tired, so let's take a break.
- Everyone is almost ready, so let's wait a moment.
- Everyone is ready, so let's get started.
Cevabı göster
Everyone is ready, so let's get started.
You've completed: şu an önemli olan bir tamamlanma sonucunu bildirmek
You've completed, you have completed ifadesinin kısaltılmış biçimidir. İngilizcedeki present perfect yapısını kullanır: have + geçmiş zaman ortacı. Burada completed, dinleme alıştırmasının şu ana kadar bitmiş olduğunu ve bu sonucun mevcut aşama için önemli olduğunu anlatır. Bu yapıyı ilerleme bildirmek, bir görevin bittiğini doğrulamak veya şu anda hâlâ önemli olan bir başarıyı belirtmek için kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi, you öznesiyle complete fiilinin kısaltılmış present perfect biçimini kullanarak tamamla: ____ the safety course, so you can download your certificate.
Cevabı göster
You've completed
I'm now going to put the answers on the screen. Kalıp ifadeler
7:12Şimdi cevapları ekrana koyacağım.
Put the answers on the screen: içeriği ekranda göstermek
Bir videoda veya sunumda put the answers on the screen, cevapların ekranda görünmesini sağlamak anlamına gelir. Buradaki put, bir kâğıdı fiziksel olarak ekrana dayamak demek değildir. Put + içerik + on the screen kalıbı resim, soru veya program gibi ekranda gösterilebilen başka içeriklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Sunucunun cevapları ekranda göstereceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The host will put the answers on the screen.
- The host will put the answers beside the screen.
- The host will take the answers off the screen.
Cevabı göster
The host will put the answers on the screen.
Please pause the video and check your answers. Kalıp ifadeler
7:14Lütfen videoyu duraklatın ve cevaplarınızı kontrol edin.
check your answers: cevaplarının doğru olduğunu kontrol et
“Check your answers”, yazdığınız cevapları doğru cevaplarla veya cevap anahtarıyla karşılaştırıp hataları aramak demektir. Buradaki check, yalnızca göz atmak değil, doğruluğunu kontrol etmek anlamındadır. Bu, kısa sınav, çalışma kâğıdı veya alıştırma sonrasında sık kullanılan bir yönergedir. Aynı kalıp başka çalışmalarla da kullanılabilir: check your work.
Alıştırma
“Cevaplarını doğru cevaplarla karşılaştır” anlamındaki tam üç kelimelik ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Before you submit the quiz, ____.
Cevabı göster
check your answers
let me know down in the comments how you did. Notlar
7:22aşağıdaki yorumlarda nasıl yaptığınızı bana bildirin.
let me know: birinden bilgi istemek
“Let me know”, birinden size bir şey söylemesini veya bilgi vermesini istemenin samimi bir yoludur. Bu ifadede let sözcüğünün asıl konusu izin vermek değildir; kalıbın tamamını “bana haber ver” anlamıyla öğrenin. Ardından hangi bilgiyi istediğinizi söyleyin: let me know the result, let me know how it went veya let me know if you need help. Örnekteki how you did, izleyenin sonucu ya da performansının nasıl olduğunu sorar.
Alıştırma
Cümleyi, samimi biçimde güncel bilgi isteyen üç sözcüklü tam ifadeyle tamamlayın: If the delivery date changes, ____.
Cevabı göster
let me know
down in the comments: videonun altındaki yorum alanı
down in the comments ifadesinde comments, izleyicilerin mesaj yazdığı yorum alanını belirtir. Down, bu alanın sayfada genellikle videonun altında bulunduğunu gösterir. Bu ifade, izleyicilere nerede yanıt vereceklerini söyler. Bir insanın veya nesnenin fiziksel olarak aşağı doğru hareket etmesini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede down in the comments, izleyicilere ne yapmalarını söylüyor?
- Sonuçlarını video görüntüsünün içine yazmak.
- Sonuçlarını videonun altındaki yorum alanına yazmak.
- Yazılı bir yorumu alt kata taşımak.
Cevabı göster
Sonuçlarını videonun altındaki yorum alanına yazmak.
Out of 15: toplamın 15 olduğunu belirtmek
Out of 15, olası toplam sayının 15 olduğunu belirtir. Burada 15 öğe olduğu ve dinleyicinin bunlardan kaçını doğru yaptığı sorulur. Bir sonucu bildirirken sonuç + out of + toplam yapısını kullanın: 12 out of 15, olası toplam 15 iken sonucun 12 olduğu anlamına gelir. Bu yapı sınav puanları, doğru cevap sayıları, değerlendirmeler ve benzer sonuçlarda yaygındır.
Alıştırma
Sonuç + out of + toplam puan yapısını tamamlayın: Leo scored 12 ____ 15 on the quiz.
Cevabı göster
out of
did you get? içindeki get: doğru cevap sayısı
Bir sınav veya alıştırma bağlamında How many did you get?, kaç soruyu doğru yanıtladığını sorar. Konuşanların sonuç veya puan hakkında konuştuklarını bilmeleri get sözcüğüne bu anlamı verir; fiziksel nesneler almak anlamında değildir. Bağlam açıksa questions ve right söylenmeden bırakılabilir. Did, geçmiş zaman sorusunu kurduğu için ardından got değil, fiilin yalın biçimi olan get gelir.
Alıştırma
15 soruluk bir sınavdan sonra bir arkadaşın “How many did you get?” diye soruyor. Ne demek istiyor?
- Sınavda kaç soru bulunduğunu sorar.
- Kaç soruyu doğru yanıtladığını sorar.
- Kaç nesne aldığını sorar.
Cevabı göster
Kaç soruyu doğru yanıtladığını sorar.
If you're interested in more IELTS listening materials Dilbilgisi
7:30Daha fazla IELTS dinleme materyalleri
then I have left a playlist for you down in the description Notlar
7:35sizin için aşağıdaki açıklamaya
If you're interested in ...: yararlı bir sonraki adım sunmak
If you're interested in ..., “bu konu veya etkinlik ilginizi çekiyorsa” anlamına gelir. Dinleyenin ilgisine dayalı bir koşul kurar; ana cümle de ardından bir kaynak, öneri veya sonraki adımı sunabilir. Yapı be interested in + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bu cümlede then koşulun sonucunu tanıtır, ancak sıradan bir if koşul cümlesinde kullanılması zorunlu değildir.
Alıştırma
Cümleyi interested sözcüğünün doğru biçimi ve edatıyla tamamla: If you're ____ joining the science club, I can send you the details.
Cevabı göster
interested in
I have left a playlist for you: bir kaynağı kullanıma hazır bırakmak
Bu cümlede leave something for someone, bir şeyi o kişinin daha sonra bulabileceği veya kullanabileceği bir yere koymak demektir. Bırakılan şey bir oynatma listesidir; bu yüzden left burada “ayrıldı” anlamına gelmez. have left, present perfect yapısındadır. Eylemin tamamlandığını ve sonucunun şimdi önemli olduğunu, yani oynatma listesinin artık kullanılabildiğini anlatır. for you, kaynağın kimin için hazırlandığını gösterir.
Alıştırma
leave something for someone yapısını kullanın. Rehberin Maya için artık hazır olduğunu anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: I've ____ in the shared folder.
Cevabı göster
left the guide for Maya
down in the description ... up in the card above: video arayüzündeki konumlar
Bir video platformunda down in the description, videonun altındaki bilgi alanını gösterir. up in the card above ise videonun üst kısmına yakın görünen tıklanabilir bir kartı gösterir. Bu iki ifade, izleyiciye bir kaynağı nerede bulacağını söyler. Burada down ve up, ekrandaki konumları gösterir; hareket anlatmaz. description videonun bilgi bölümünü, card ise kâğıt kartı değil, ekranda görünen bir öneriyi ifade eder.
Alıştırma
Vurgulanan iki ifade izleyiciyi nereye yönlendiriyor?
- Videonun altındaki açıklama alanı ve üst kısma yakın tıklanabilir bir kart
- Odanın içinde aşağı ve yukarı hareket eden iki nesne
- Alt katta yazılı bir açıklama ve üst katta kâğıttan bir kart
Cevabı göster
Videonun altındaki açıklama alanı ve üst kısma yakın tıklanabilir bir kart
Bir bölümü bitirirken That's all for ...
That's all for + bir etkinlik veya zaman dilimi, o bölümün bittiğini ve eklenecek başka bir şey olmadığını anlatır. Örnekte konuşmacı bugünkü dersi bitiriyor. for sözcüğünden sonra neyin bittiği söylenir: That's all for today veya That's all for this meeting. Buradaki all, bu bölüme dâhil olan her şeyi ifade eder; içeriğin çok olduğunu vurgulamaz.
Alıştırma
Öğrenilen kalıptaki üç sözcüğü aynen kullanarak toplantı kapanışını tamamlayın: ____ today's meeting. Thanks, everyone.
Cevabı göster
That's all for
the rest of your week: haftanın kalan zamanı
the rest of your week, haftanın şu andan sonra kalan bölümünü ifade eder. Buradaki rest, uyku veya dinlenme değil, kalan bölüm anlamındaki bir isimdir. Enjoy the rest of your week cümlesinde bu ifade, dostça bir veda dileğinin parçasıdır. the rest of + bir zaman dilimi kalıbı; bir günün, ayın, tatilin veya yılın kalan bölümünü de anlatabilir.
Alıştırma
Öğrenilen kalıpta week yerine day kullanarak vedayı tamamlayın: Enjoy ____.
Cevabı göster
the rest of your day