İngilizcede 'H' harfi ne zaman okunmaz? / Sessiz H Harfi Kuralları: İngilizce çalışma notları

Pronunciation with Emma

Öğrenme zorluğu
808 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Emma, Fransızca kökenli sözcüklerle RH ve WH yazımlarını da kapsayarak İngilizce sözcüklerde H harfinin hangi durumlarda okunmadığını açıklıyor. Ayrıca Yunanca kökenli birçok sözcükte CH’nin /k/ olarak söylendiğini gösteriyor, yazım kurallarının istisnaları olduğunu vurguluyor ve “schedule” sözcüğündeki bölgesel telaffuz farkını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Do bear in mind — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Vurgulayıcı do kullanımının bear in mind ifadesini nasıl kibar ama kesin bir hatırlatmaya dönüştürdüğünü anlayın. Bunu bir kural, öneri veya açıklamadan önce kullanarak dinleyicinin uygulama sınırlarını hatırlamasını sağlayabilir, kuralın istisnasız olduğu izlenimini önleyebilirsiniz. 2. it's not CH like in cheese, but it's K — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: not X, but Y yapısını, yanlış bir yorumu açıkça reddedip hemen doğru seçeneği sunan bir karşıtlık kalıbı olarak tanıyın. Telaffuzu düzeltirken, seçenekleri karşılaştırırken veya yönergeleri netleştirirken bu yapıdan yararlanabilirsiniz. 3. more American English / more British English. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bir telaffuz ya da kullanımın belirli bir bölgesel İngilizce türüne daha yakın olduğunu, diğer biçimi yanlış ilan etmeden anlatmayı öğrenin. Böylece “schedule” sözcüğünün iki telaffuzunu doğru biçimde açıklayabilir ve Britanyalı konuşurlar arasındaki çeşitliliği de belirtebilirsiniz.

Bu derste

Hello and welcome back to pronunciation with Emma or welcome if you're brand new to my channel. Kalıp ifadeler

0:00

Merhaba ve Emma ile telaffuz derslerine tekrar hoş geldiniz ya da kanalıma yeni geldiyseniz hoş geldiniz.

Kalıp ifadeler

welcome back to: geri dönenleri karşılama

Welcome back to + bir yer, program, ders, kanal veya etkinlik, geri dönen kişileri karşılamak için kullanılır. Bu cümlede Pronunciation with Emma'nın düzenli izleyicileri yeniden karşılanıyor; back, geriye doğru hareket etmeyi değil, «yeniden» anlamını taşır. Bu ifade devamlılığı da gösterir: İzleyici o yeri veya seriyi zaten biliyordur ve oraya yeniden geliyordur.

Alıştırma

Açılışı tamamlamak için welcome, back ve to sözcüklerini doğal sıralarıyla kullanın: After a two-week break, ____ our Saturday science show.

Cevabı göster

welcome back to

Kalıp ifadeler

brand new to: bir konuda tamamen yeni olmak

Be brand new to + bir isim veya -ing biçimi, bir şeye daha yeni başlamış veya o konuda neredeyse hiç deneyimi olmamak anlamına gelir. Burada brand new to my channel, kanalı ilk kez ziyaret eden veya izleyen kişileri anlatır. Brand new kalıplaşmış bir ifadedir ve brand, new sözcüğünün anlamını güçlendirir; burada brand bir marka veya şirket adı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşmacının daha önce hiç satranç deneyimi olmadığını en açık biçimde söyler?

  1. I'm new to this chess club, but I've played chess for years.
  2. I'm back to chess after a long break.
  3. I'm brand new to chess, so today is my first lesson.
Cevabı göster

I'm brand new to chess, so today is my first lesson.

In today's video, we're going to talk about the silent letter H. Notlar

0:04

Bugünkü videoda okunmayan H harfi hakkında konuşacağız.

Anlatım akışı

In today's video, ile mevcut konuyu çerçevelemek

Cümlenin başındaki In today's video, bundan sonra söyleneceklerin çerçevesini belirler: konuşan kişi bu videonun konusunu tanıtmaktadır. Dinleyici böylece girişin devamında videonun neyi ele alacağını öğrenir. Buradaki today's çoğu zaman mevcut video veya bölüm anlamına gelir. Videonun aynı takvim gününde hazırlandığı, yayımlandığı ya da izlendiği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir dersin konusunu belirterek en doğal şekilde başlayan cümle hangisidir?

  1. On today's lesson, we'll learn how plants grow.
  2. At today's lesson, we'll learn how plants grow.
  3. In today's lesson, we'll learn how plants grow.
Cevabı göster

In today's lesson, we'll learn how plants grow.

Kalıp ifadeler

we're going to talk about + konu

we're going to talk about dinleyicilere sırada hangi konunun olduğunu bildirir. Bu cümlede be going to planlanmış veya yakında yapılacak bir eylemi gösterir; birinin fiziksel olarak bir yere gittiğini anlatmaz. Konu, talk about ifadesinden sonra gelir: talk about the silent letter H, talk about online safety veya talk about how something works. Bu samimi ve konuşma diline uygun kalıp videoların, derslerin, toplantıların ve sunumların başında yaygındır.

Alıştırma

Sıradaki konuyu tanıtmak için talk sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We're going to talk healthy sleep habits.
  2. We're going to talk about healthy sleep habits.
  3. We're going to discuss about healthy sleep habits.
Cevabı göster

We're going to talk about healthy sleep habits.

I'll be talking about words that have the silent H

0:08

İçinde okunmayan H harfi olan kelimelerden bahsedeceğim

and I'll be talking about rules for you as well,

0:10

ve ayrıca sizin için kurallardan da bahsedeceğim ki,

so you know when the letter H is silent. Anlatım akışı

0:12

H harfinin ne zaman okunmadığını bilesiniz.

Anlatım akışı

so you know when ile amaç belirtme

so you know when... önceki bir açıklamayı veya eylemi onun amacıyla ya da beklenen sonucuyla bağlar. Burada kuralları açıklamanın amacı, dinleyenin H harfinin ne zaman okunmadığını belirleyebilmesine yardımcı olmaktır. Bu kalıpta so, next yani “sonra” anlamında değil, so that veya this way gibi “böylece” anlamındadır. Know when ifadesinden sonra when the letter H is silent gibi öznesi ve fiili olan bir bölüm ya da when to stop gibi when to + fiil yapısı gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, renk kodunu açıklamanın amacının dinleyenin ne zaman ayrılacağına karar vermesine yardımcı olmak olduğunu söyler?

  1. I'll explain the colour code because you know when to leave.
  2. I'll explain the colour code so you know when to leave.
  3. I'll explain the colour code after you know when to leave.
Cevabı göster

I'll explain the colour code so you know when to leave.

Do bear in mind that English is not a phonetic language, Notlar

0:15

İngilizcenin fonetik bir dil olmadığını unutmayın,

Ton ve niyet

Do bear in mind ile vurgulu bir hatırlatma

Bear in mind that... bir bilgiyi hatırlamak ve onu dikkate almak anlamına gelir. Bu cümlede önemli bir sınırlamayı açıklar: İngilizce yazım her zaman telaffuzu göstermez, bu nedenle sonraki kuralların istisnaları olabilir. Do, bu hatırlatmaya ek vurgu katar; soru oluşturmaz. Do bear in mind, Bear in mind ifadesinden daha kararlı ve bilinçli bir hatırlatmadır, ancak bu bağlamda yine de kibardır.

Alıştırma

Kararlı ama kibar olan bu hatırlatmayı tam hedef ifadeyle tamamlayın: ____ that the last train leaves at eleven.

Cevabı göster

Do bear in mind

Kelime

not a phonetic language: yazımın telaffuzu tam olarak göstermemesi

Bu cümlede not a phonetic language, İngilizce yazım ile telaffuz arasında düzenli bire bir eşleşme olmadığını anlatan basitleştirilmiş bir ifadedir. Harflere bakmak genellikle ipucu verir, ancak bir sözcüğün tam olarak nasıl söylendiğini her zaman göstermez. Bu, İngilizcede yazım kalıpları olmadığı anlamına gelmez. Kalıplar yararlıdır; ancak sessiz harfler, farklı sesleri verebilen harf grupları ve diğer istisnalar nedeniyle bazı sözcüklerin telaffuzunu ayrıca kontrol etmek gerekebilir.

Alıştırma

Burada not a phonetic language ne anlama geliyor?

  1. İngilizcedeki her harfin her zaman tek ve sabit bir sesi vardır.
  2. İngilizce fonetik sembollerle gösterilemez.
  3. İngilizce yazım yararlı ipuçları verir, ancak telaffuzu her zaman tam olarak göstermez.
Cevabı göster

İngilizce yazım yararlı ipuçları verir, ancak telaffuzu her zaman tam olarak göstermez.

so the rules that I'm going to share don't apply to every word that follow these rules. Kalıp ifadeler

0:18

bu yüzden paylaşacağım kurallar, bu kurallara uyan her kelime için geçerli değildir.

Kalıp ifadeler

don't apply to every word: bir kuralın kapsamını sınırlamak

Apply to, bir şeyle ilgili ya da o şey için geçerli olmak demektir. Burada özne the rules, to sözcüğünden sonraki nesne ise every word olduğundan cümle, kuralların hangi sözcükler için geçerli olduğunu anlatır. Apply burada başvuru yapmak anlamına gelmez. Don't apply to every word kısmi olumsuzluktur. Kuralların bazı sözcüklerde işe yarayabileceğini, ancak hepsinde işe yaramadığını belirtir. Hiçbir sözcüğün kapsanmadığı anlamına gelen don't apply to any word ifadesinden farklıdır.

Alıştırma

Don't kısaltmasını ve apply fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: These rules ____ every product.

Cevabı göster

don't apply to

Just bear that in mind.

0:23

Bunu aklınızda bulundurun.

So, starting with the first rule, Anlatım akışı

0:25

Öyleyse, ilk kuralla başlayalım,

Anlatım akışı

starting with the first rule: ilk maddeyi tanıtma

Starting with the first rule, açıklamayı genel bir girişten ilk maddeye taşır. Burada starting with, bir eylemin zaten sürmekte olduğunu değil, ‘... konusunu önce ele almak’ anlamını taşır. Bu -ing öbeği başta yer alır ve sırayı gösterir. Konuşan kişi daha sonra ilk maddeyle ilgili ana bilgiyi verir.

Alıştırma

Hangi cümle genel bir açıklamadan ilk maddeye doğal biçimde geçer?

  1. Starting with the first check, make sure the gate is closed.
  2. Finishing with the first check, make sure the gate is closed.
  3. Skipping the first check, make sure the gate is closed.
Cevabı göster

Starting with the first check, make sure the gate is closed.

when we have a word that begins with H, Kalıp ifadeler

0:27

H ile başlayan bir kelimemiz olduğunda,

Kalıp ifadeler

begins with H: ilk harfi belirtme

begins with H ifadesindeki begin with, önce hangi ögenin geldiğini gösterir. begins with H olan bir sözcüğün ilk harfi H'dir; H yalnızca sözcüğün herhangi bir yerinde bulunmaz. that öznesi, tekil a word ismine gönderme yaptığı için fiil begins biçimindedir. A begins with B kalıbı bir adın, cümlenin, öykünün veya dizinin başlangıcını da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle H'nin sözcüğün ilk harfi olduğunu söyler?

  1. The word begins with H.
  2. The word ends with H.
  3. The word contains an H.
Cevabı göster

The word begins with H.

but the origin is French or old French, Kültür

0:30

ancak kökeni Fransızca veya Eski Fransızca ise,

Kültür

the origin is French or old French: sözcüklerin tarihiyle telaffuzu açıklamak

Buradaki the origin is French or old French, sözcüklerin tarihsel olarak nereden geldiğini anlatır: İngilizce bu sözcükleri Fransızca veya Eski Fransızca aracılığıyla almıştır. Bu, sözcüklerin bugün yalnızca Fransızcaya ait olduğu anlamına gelmez. Bu tarih, bazı İngilizce sözcüklerde yazılı h harfinin neden normal /h/ sesiyle okunmadığını açıklamaya yardımcı olur. Köken yalnızca bir ipucudur; bu nedenle her sözcüğün telaffuzunu ayrıca kontrol etmek gerekir.

Alıştırma

Buradaki French or old French ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Sözcüklerin bugün yalnızca Fransızcada kullanılabileceği anlamına gelir.
  2. Fransızcadan alınan her İngilizce sözcükte h harfinin okunmadığı anlamına gelir.
  3. Sözcüklerin nereden geldiğini söyler ve İngilizcedeki alışılmadık telaffuzlarını açıklamaya yardımcı olur.
Cevabı göster

Sözcüklerin nereden geldiğini söyler ve İngilizcedeki alışılmadık telaffuzlarını açıklamaya yardımcı olur.

we tend not to pronounce that H as a /h/ sound. Notlar

0:33

bu H'yi /h/ sesi olarak telaffuz etmeme eğilimindeyiz.

Dilbilgisi

tend not to: mutlak bir kuralı değil, genel bir eğilimi anlatmak

tend not to + fiilin yalın hâli, bir şeyin genellikle gerçekleşmediğini veya insanların bir şeyi çoğunlukla yapmadığını belirtir. İstisnalara yer bırakan genel bir eğilimi anlatır. Buradaki we tend not to pronounce, telaffuzla ilgili açıklamayı daha temkinli hâle getirir. h harfinin hiçbir zaman okunmadığını iddia etmek yerine yaygın durumu bildirir.

Alıştırma

Bir öğretmen sınıftaki yaygın bir durumu anlatıyor, ancak bazı çocuklar istisna. Hangi cümle en uygundur?

  1. Young children never sit still for very long.
  2. Young children tend not to sit still for very long.
  3. Young children must not sit still for very long.
Cevabı göster

Young children tend not to sit still for very long.

Kalıp ifadeler

pronounce X as Y: X’in Y diye okunduğunu belirtmek

pronounce X as Y kalıbı, yazılı X biçiminin Y sesiyle ya da Y okunuşuyla söylendiğini belirtir. X bir harf, sözcük veya ad olabilir; Y ise sesi ya da okunuşu verir. Burada that H sözü edilen harftir; a /h/ sound ise bu harfin çıkarabileceği sestir. As burada “bir rolde olmak” değil, “... diye okunmak” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi pronounce X as Y kalıbıyla tamamlayın: In cat, we ____ the letter C ____ /k/.

Cevabı göster

pronounce · as

We just remove it completely.

0:37

Onu tamamen kaldırıyoruz.

For example,

0:38

Örneğin,

honest

0:40

honest

honest

0:41

honest

hour

0:43

hour

hour

0:44

hour

honor

0:46

honor

honor

0:47

honor

heir

0:49

heir

heir

0:50

heir

So, this is pronounced the same as the heir we breathe. Kalıp ifadeler

0:51

Yani bu, soluduğumuz hava ile aynı şekilde telaffuz edilir.

Kalıp ifadeler

be pronounced the same as: telaffuzların aynı olduğunu belirtmek

Be pronounced the same as, iki yazılı biçimin nasıl duyulduğunu karşılaştırır. Özne ilk sözcük ya da ifadedir; as sonrasındaki öge ise aynı sesi veren biçimdir. Bu yapı, iki biçimin yazımının veya anlamının da aynı olduğunu söylemez. Bu bağlamda konuşmacı, heir sözcüğünün air we breathe ifadesindeki air ile aynı telaffuza sahip olduğunu gösterir.

Alıştırma

Knight ve night sözcüklerinin seslerinin tamamen aynı olduğunu hangi cümle doğru biçimde belirtir?

  1. Knight is pronounced the same as night.
  2. Knight means the same as night.
  3. Knight is spelled the same as night.
Cevabı göster

Knight is pronounced the same as night.

Different spellings, but same pronunciation. Kelime

0:54

Farklı yazılışları var ama telaffuzları aynı.

Kelime

Different spellings, but same pronunciation: farklı yazılış, aynı telaffuz

Different spellings, but same pronunciation, farklı yazılan ancak aynı duyulan iki veya daha fazla sözcüğü anlatır. Bunlara eş sesli sözcükler denir; knight ve night buna örnektir. Bu, öznenin ve fiilin söylenmediği kısa bir konuşma özetidir. Same pronunciation yalnızca sesin aynı olduğunu belirtir; yazılışın veya anlamın da aynı olduğu anlamına gelmez. Hangi sözcüğün kastedildiğini bağlamdan anlarsın.

Alıştırma

Hangi cümle bir eş sesli sözcük çiftini doğru biçimde açıklar?

  1. Knight and night have different spellings but the same pronunciation.
  2. Knight and night have different spellings and different pronunciations.
  3. Knight and night have the same spelling but different pronunciations.
Cevabı göster

Knight and night have different spellings but the same pronunciation.

heiress

0:57

heiress

heiress

0:59

heiress

or heiress

1:00

veya heiress

heiress

1:02

heiress

or another one, heiress

1:04

veya bir başkası, heiress

heiress.

1:08

heiress.

So, for that last one, you've got three different ways to pronounce it. Kelime

1:09

Yani son kelime için üç farklı telaffuz şekliniz var.

Kelime

three different ways to pronounce it: telaffuz etmenin üç farklı yolu

to + fiil bölümü olan to pronounce it, üç yolun ne olduğunu açıklar: sözcüğü sesli söylemenin üç yolu. number + different ways to + verb kalıbını, bir şeyi yapmanın birden fazla yöntemini anlatmak için kullanabilirsin. Burada ifade, aynı yazılı sözcüğün üç telaffuz çeşidi olduğunu söyler. Bunları doğrudan hata olarak değil, sözcüğü söylemenin olası yolları olarak sunar. Ancak bu, her telaffuzun kabul edilebilir veya her yerde aynı ölçüde yaygın olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir adın kabul edilmiş iki telaffuzu vardır. Cümleyi tamamla: There are two different ____ to pronounce it.

Cevabı göster

ways

So, you pick which one you prefer. Ton ve niyet

1:12

Hangisini tercih edeceğinizi siz seçersiniz.

Ton ve niyet

pick which one you prefer: seçim hakkını karşı tarafa vermek

Pick which one you prefer, “daha çok beğendiğin seçeneği seç” anlamına gelir. Burada pick, bir şeyi yerden kaldırmak değil, “seçmek” demektir; which one you prefer ise neyin seçileceğini belirtir. Birden fazla seçeneğin hepsi kabul edilebilirse bu ifade kararı dinleyiciye bırakır. Zorlayıcı değil, rahat bir tonu vardır.

Alıştırma

Diğer kişiye özgürce seçim yapma hakkı veren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Both notebooks cost the same, so ____.

Cevabı göster

pick which one you prefer

So, of course, this rule also applies to honestly. Kalıp ifadeler

1:15

Elbette bu kural honestly için de geçerlidir.

Kalıp ifadeler

also applies to: bir kuralı başka bir duruma genişletmek

Also applies to, aynı kuralın, koşulun veya fikrin başka bir kişi, şey ya da durum için de geçerli olduğunu belirtir. Also, yeni durumu daha önce kapsanan durumlara ekler. Yaygın yapı “kural veya koşul + applies to + kapsadığı durum” biçimindedir. this rule tekil olduğu için fiil applies olur. Burada apply to, “ilgili veya geçerli olmak” demektir; “başvuruda bulunmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı politikanın yeni bir grubu da kapsadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school policy ____ visitors.

Cevabı göster

also applies to

So, we have honest,

1:18

Yani elimizde honest var,

honestly,

1:20

honestly,

honestly.

1:21

honestly.

To make your life a little bit easier here, Deyimler

1:22

Burada işinizi biraz daha kolaylaştırmak için,

what you can do is cut that T in the middle, Dilbilgisi

1:24

ortadaki T harfini çıkarabilirsiniz,

Deyimler

make your life a little bit easier: bir işi daha az zor hâle getirmek

Bu cümlede make your life a little bit easier, yapılan işi biraz daha kolay veya daha az zahmetli hâle getirmek demektir. Life burada şakacı bir abartıdır: Konuşan kişi bir kelimeyi daha kolay söylemekten bahseder, dinleyenin bütün hayatını değiştirmekten değil. Kalıp make + someone’s life + sıfat şeklindedir. Burada easier sonucu anlatır; a little bit ise iddiayı yumuşatarak önerinin ölçülü ve dostça duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: This checklist will ____ during your first week.

Cevabı göster

make your life a little bit easier

Dilbilgisi

what you can do is + fiilin yalın hâli: uygulanabilir bir öneri sunmak

Burada what you can do is, T’yi çıkarmak gibi uygulanabilir bir eylemi tanıtır. “Yapabileceğin şeylerden biri...” anlamına gelir ve adımı bir emirden çok yararlı bir seçenek gibi sunar. what you can do sözleri, özne görevi yapan bir what yan cümlesi oluşturur; soru oluşturmaz. Bu kalıpta is sözcüğünden sonra genellikle fiilin yalın hâli gelir: What you can do is restart the app. to ile mastar da mümkündür, ancak konuşmada yalın fiil oldukça doğaldır.

Alıştırma

Dersin öneri kalıbıyla cümleyi tamamlayın: If the app stops responding, ____ close it and open it again.

Cevabı göster

what you can do is

so you can just say honest.

1:27

böylece sadece honest diyebilirsiniz.

honestly.

1:30

honestly.

So, we cut that T and it makes it so much easier to pronounce.

1:31

Böylece o T'yi çıkarıyoruz ve telaffuzu çok daha kolay hale geliyor.

Now, on to the second rule. Anlatım akışı

1:35

Şimdi ikinci kurala geçelim.

Anlatım akışı

on to the second rule: sıradaki konuya geçmek

on to the second rule ifadesinde on, ilerlemeye devam etme fikrini sürdürür; to ise sıradaki ögeyi tanıtır. Bu kısa geçiş, “şimdi ikinci kurala geçelim” anlamına gelir. Bir yüzeyin üzerine hareket etmeyi değil, konuşmanın akışını düzenlemeyi anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp Now, on to + sıradaki konu veya adımdır. Bir bölümün bittiğini ve yeni bir bölümün başladığını gösterir.

Alıştırma

Sıradaki konuya geçmek için kullanılan iki sözcüklü geçişi hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. Now, on to the next question.
  2. Now, on the next question.
  3. Now, onto the next question.
Cevabı göster

Now, on to the next question.

When we have the combination of R and H together, Kelime

1:36

R ve H yan yana geldiğinde,

we remove the H and we just pronounce the R sound.

1:40

H'yi çıkarırız ve sadece R sesini telaffuz ederiz.

Kelime

the combination of R and H together: birleşen ögeleri adlandırmak

The combination of R and H, R ile H’yi tek bir birim, yani RH yazımı olarak görünen iki öge şeklinde adlandırır. a/the combination of X and Y kalıbı harfleri, şekilleri, malzemeleri veya bir bütünü oluşturan başka parçaları anlatabilir. Together, iki harfin bir çift olarak bulunduğunu vurgular; ancak combination bu fikri zaten içerdiği için together genellikle çıkarılabilir. İfade yazılı gruplamayı belirtir; cümlenin geri kalanı ise bunun nasıl telaffuz edildiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle a combination of X and Y kalıbını doğal biçimde kullanıyor?

  1. The logo is a combination either a circle and a star.
  2. The logo is a combination of a circle and a star.
  3. The logo is a combination from a circle to a star.
Cevabı göster

The logo is a combination of a circle and a star.

For example,

1:45

Örneğin,

rhino.

1:46

rhino.

So, we don't try and say like rhino.

1:47

Yani rhino (H ile) gibi bir şey söylemeye çalışmıyoruz.

It's really hard.

1:50

Bu gerçekten çok zor.

So, cut the H,

1:51

Bu yüzden H'yi çıkarın,

rhino.

1:52

rhino.

rhino.

1:54

rhino.

If you want the full name,

1:55

Eğer tam adını isterseniz,

rhinoceros.

1:56

rhinoceros.

rhinoceros.

1:58

rhinoceros.

rhyme

2:01

rhyme

rhyme

2:02

rhyme

rhythm

2:04

rhythm

rhythm

2:06

rhythm

rhubarb

2:07

rhubarb

rhubarb

2:09

rhubarb

You might not know what a rhubarb is,

2:11

Rhubarb'ın ne olduğunu bilmiyor olabilirsiniz,

but it is quite common in the UK.

2:13

ancak İngiltere'de oldukça yaygındır.

We tend to put it in pies, crumbles, desserts, and things.

2:15

Genellikle turtalara, kırıntılı hamur işlerine, tatlılara falan koyarız.

So, if you come to the UK,

2:19

Yani, eğer İngiltere'ye gelirseniz,

then you might see rhubarb crumble, Kültür

2:20

rhubarb crumble

rhubarb and apple crumble.

2:22

ya da rhubarb and apple crumble görebilirsiniz.

It's really popular here.

2:23

Burada gerçekten popülerdir.

So, it's a handy one to know, especially if you visit the UK. Kalıp ifadeler

2:25

Bu yüzden bilmekte fayda var, özellikle de İngiltere'yi ziyaret ediyorsanız.

Kültür

rhubarb crumble ... rhubarb and apple crumble: Britanya tatlılarının adları

Burada rhubarb crumble, raventin üzerine kırıntılı bir katman konularak fırında pişirilen bir tatlıdır. Rhubarb and apple crumble hem ravent hem de elma içerir. Bu yemek adlarında crumble, tatlı türünü adlandıran bir isimdir; “küçük parçalara ayrılmak” anlamındaki fiil değildir. Ravent, Britanya'daki turta ve tatlılarda bilinen bir malzemedir. Bu kısa bilgi, Birleşik Krallık'taki menülerde veya yiyecek adlarında bu ifadeleri tanımanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Bir Britanya tatlı menüsünde rhubarb and apple crumble büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca elma suyundan yapılan bir içecek
  2. Küçük parçalara ayrılmış ravent
  3. Ravent, elma ve kırıntılı bir üst katmanla yapılan fırınlanmış bir tatlı
Cevabı göster

Ravent, elma ve kırıntılı bir üst katmanla yapılan fırınlanmış bir tatlı

Kalıp ifadeler

a handy one to know: hatırlanması yararlı bir şey

A handy one to know, “daha sonra işe yarayabileceği için hatırlanması yararlı olan bir şey” anlamına gelir. Cümlede handy “yararlı” veya “pratik” demektir; one ise hemen önce konuşulan sözcüğün veya ifadenin yerini tutar. a handy one to know kalıbı, konuşanın bir şeyi yeniden adlandırmadan önermesini sağlar. Genellikle dostça bir şekilde “Bunu hatırla; sonra işine yarayabilir” mesajını verir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “hatırlanması yararlı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The local emergency number may help during your trip, so it's ____.

Cevabı göster

a handy one to know

Now, rule number three.

2:28

Şimdi üçüncü kural.

This is quite similar to the last one,

2:29

Bu sonuncusuna oldukça benziyor,

but instead of having the combination RH, Dilbilgisi

2:31

ancak RH birleşimi yerine,

we now have WH. Kelime

2:35

şimdi WH var.

Dilbilgisi

instead of having: değiştirilen seçeneği -ing biçimiyle belirtmek

Instead of having, değiştirilen veya karşılaştırılan biçimi tanıtır. Burada cümle WH'ye geçmeden önce the combination RH ifadesini önceki ya da alternatif örüntü olarak sunar. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: instead of having; instead of have değil. Yeniden kullanılabilen kalıp instead of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için have fiilinin -ing biçimini kullanın: Instead of ____ a long meeting, we sent a short email.

Cevabı göster

having

Kelime

we now have WH: bir biçimi göstermek için have kullanımı

we now have WH ifadesindeki have, mevcut örüntünün WH içerdiği veya WH gösterdiği anlamına gelir. Sahiplik bildirmez. Anlatıcılar bir sözcüğü, cümleyi, tabloyu veya örneği incelerken dinleyiciyi yönlendirmek için sık sık we have kullanır. Burada now, önceki RH örüntüsünden mevcut WH örüntüsüne geçişi belirtir.

Alıştırma

“In this word, we have two silent letters,” cümlesinde have ne anlama gelir?

  1. Sözcükte okunmayan iki harf bulunur.
  2. Okunmayan iki harfi kaldırmamız gerekir.
  3. Okunmayan iki harfe sahibiz.
Cevabı göster

Sözcükte okunmayan iki harf bulunur.

For example,

2:37

Örneğin,

what.

2:38

what.

So, don't try and say like what.

2:39

Yani what (kuvvetli bir H ile) gibi bir şey söylemeye çalışmayın.

I mean, you can, but that's really difficult, right?

2:42

Yani söyleyebilirsiniz ama gerçekten zor, değil mi?

what

2:44

what

what

2:46

what

when

2:47

when

when

2:49

when

where

2:50

where

where

2:52

where

weather

2:53

weather

weather

2:55

weather

And yes, this is pronounced the same as whether. Kelime

2:56

Ve evet, bu whether ile aynı şekilde telaffuz edilir.

Kelime

pronounced the same as whether: weather ve whether aynı duyulur

be pronounced the same as ... kalıbı ‘... ile aynı şekilde telaffuz edilmek’ demektir. Buradaki this daha önce geçen weather sözcüğünü gösterir; yani konuşmacı, bu telaffuzda weather ile whether sözcüklerinin aynı duyulduğunu söylüyor. Burada iki sözcük eş seslidir ama birbirinin yerine kullanılamaz. Weather dışarıdaki hava koşullarını belirten bir isimdir; whether ise belirsizlik veya seçenek bildiren bir yan cümleyi başlatır. Yazımı dil bilgisi ve bağlama göre seç.

Alıştırma

Hangi cümlede weather ve whether doğru kullanılmıştır?

  1. I don't know whether the weather will improve.
  2. I don't know whether the whether will improve.
  3. I don't know weather the weather will improve.
Cevabı göster

I don't know whether the weather will improve.

which

3:00

which

which

3:02

which

while

3:04

while

while

3:05

while

white

3:07

white

white

3:09

white

why

3:11

why

why

3:13

why

And for our final rule,

3:13

Ve son kuralımız için,

we're going to look at the spelling CH. Kelime

3:15

CH hecesinin yazılışına bakacağız.

Kelime

the spelling CH: yazılı bir harf birleşimini adlandırmak

the spelling CH ifadesinde spelling, C + H biçimindeki yazılı harf örüntüsünü belirtir. Konuşmacı, bütün bir sözcüğün anlamını değil, sayfada görünen biçimi adlandırıyor. Yazılı biçime odaklanmak istediğinde the spelling PH örneğindeki gibi the spelling + letters yapısını kullan. Bu ifade tek başına harflerin her zaman yalnızca bir sesi olduğunu söylemez.

Alıştırma

Tahtada PH yazıyor. Cümleyi the spelling + letters yapısıyla tamamla: Today we'll look at ____.

Cevabı göster

the spelling PH

Words that typically, not all, Ton ve niyet

3:18

Genellikle, hepsi değil,

but typically come from Greek, Kültür

3:20

ama genellikle Yunancadan gelen kelimelerde,

Ton ve niyet

not all, but typically: istisnalara yer bırakmak

Bu sözlü ara ifadede not all, istisnalar olduğunu kabul eder. Ardından but typically ana eğilime geri döner: ifade genellikle doğrudur, ancak her durumda doğru değildir. Konuşmacı devam etmeden önce fazla geniş bir genellemeyi düzeltir. Bu tür bir sınırlama, yararlı olan ancak evrensel olmayan bir kural, eğilim veya gözlem için kullanılabilir. Ana eğilimi korurken ifadeyi daha doğru hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle yaygın bir eğilimi evrenselmiş gibi göstermeden, konuşma sırasında kendini düzelterek anlatır?

  1. These plants typically—not all, but typically—flower in spring.
  2. No clear pattern exists for when these plants flower.
  3. Every one of these plants flowers in spring without exception.
Cevabı göster

These plants typically—not all, but typically—flower in spring.

tend to have the CH spelling pronounced as a K. Kelime

3:22

CH yazılışının K olarak telaffuz edilme eğilimi vardır.

Kültür

come from Greek: bir sözcüğün kaynak dilini belirtmek

Burada come from Greek etimolojiyi anlatır: Bu İngilizce sözcüklerin kaynak dillerinden biri Yunancadır. Bu kullanımda come from fiziksel bir hareketi değil, “kökeni olmak” anlamını taşır. Cümle, bu kökeni yazım ve telaffuz örüntüsü için bir ipucu olarak kullanır: Yunanca kökenli birçok İngilizce sözcükte ch, /k/ diye okunur. Bu yalnızca bir eğilimdir; Yunanca kökenli her sözcüğün veya ch içeren her sözcüğün bu örüntüye uyduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak etimoloji açıklamasını tamamlayın: The prefix geo- ____ and means 'earth'.

Cevabı göster

comes from Greek

Kelime

CH spelling pronounced as a K: CH, /k/ sesini temsil eder

"CH spelling pronounced as a K" ifadesi, bu sözcük grubunda yazılı CH harflerinin /k/ sesini temsil ettiği anlamına gelir. "As a K", K harfinin genellikle temsil ettiği sesi anlatır; harfin İngilizce adı olan "kay"i söylemek anlamına gelmez. Konuşmacı typically ve tend to ifadelerini kullanır çünkü bu, özellikle Yunanca kökenli birçok sözcükte görülen yaygın bir örüntüdür; CH içeren her sözcük için geçerli bir kural değildir. CH içeren yeni bir sözcükle karşılaştığınızda cheese'deki /tʃ/ sesini otomatik olarak kullanmak yerine sözcüğün telaffuzunu kontrol edin.

Alıştırma

chemistry sözcüğünün başındaki CH hangi sesi temsil eder?

  1. cheese sözcüğündeki /tʃ/
  2. key sözcüğündeki /k/
  3. shoe sözcüğündeki /ʃ/
Cevabı göster

key sözcüğündeki /k/

So, we don't pronounce it as a CH, which you might have already learned.

3:26

Yani onu öğrenmiş olabileceğiniz gibi bir CH olarak telaffuz etmiyoruz.

So, it's not CH like in cheese, Dilbilgisi

3:30

Yani cheese kelimesindeki CH gibi değil,

but it's K like for example in ache.

3:32

örneğin ache kelimesindeki K gibidir.

Dilbilgisi

It's not X, but it's Y: bir seçeneği başka bir seçenekle düzeltmek

"it's not X, but it's Y" yapısı önce X'i reddeder, ardından düzeltme olarak Y'yi verir. Bu cümlede X, cheese sözcüğündeki CH sesi; Y ise ache sözcüğündeki K sesidir. Daha kısa olan "not X, but Y" kalıbı birçok düzeltmede kullanılabilir. X ve Y'yi iki ses, iki tarih veya iki ad gibi aynı türde tutun; böylece dinleyen kişi neyin neyle değiştirildiğini açıkça anlayabilir.

Alıştırma

Düzeltmeyi not ... but ile tamamlayın: The meeting is ____ on Tuesday, ____ on Thursday.

Cevabı göster

not · but

Sorry, I hear a lot of students saying H,

3:35

Özür dilerim, birçok öğrencinin H dediğini duyuyorum,

I have a headahe for example,

3:38

örneğin I have a headahe,

but it should be ache,

3:40

ama ache olmalı,

headache.

3:42

headache.

Now, for this rule,

3:43

Şimdi, bu kural için,

I do have quite a lot of words in this list. Notlar

3:44

bu listede epeyce kelimem var.

Dilbilgisi

I do have: olumlu cümlede vurgulu do

Olumlu bir cümle olan I do have ifadesinde do, söylenen bilgiyi vurgular. İfade “gerçekten var” veya “kesinlikle var” anlamını taşır; burada konuşmacı listede çok sayıda kelime bulunduğunu özellikle belirtiyor. Yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Kişi veya zaman yardımcı fiilde gösterildiği için ana fiil yalın kalır: I do have, she does have, I did have.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz seçeneği seçin. remember sözcüğünden önce açık ve vurgulu bir do olup olmadığına dikkat edin.

  1. I do remember your name.
  2. I remember your name.
Cevabı göster

I do remember your name.

Kalıp ifadeler

quite a lot of words: oldukça büyük bir sayı

Quite a lot of words, “oldukça fazla sayıda kelime” demektir. Buradaki quite, quite a lot of miktar ifadesinin tamamına aittir; “tamamen” anlamına gelmez. Tahmini daha ölçülü gösterebilir, ancak ifade yine de büyük bir miktarı anlatır. Yapı quite a lot of + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isimdir: quite a lot of words ve quite a lot of time.

Alıştırma

Bugünkü iş miktarının oldukça fazla olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We have quite lots of work today.
  2. We have quite a lot of work today.
  3. We have quite a lot work today.
Cevabı göster

We have quite a lot of work today.

So, I'm just going to say them.

3:47

Ben sadece okuyup geçeceğim.

You can pause and repeat if you want to practice, Kalıp ifadeler

3:49

Pratik yapmak isterseniz duraklatıp tekrarlayabilirsiniz,

Kalıp ifadeler

pause and repeat: iki aşamalı bir alıştırma yönergesi

Pause and repeat, iki eylemin sırayla yapılmasını anlatır: önce video veya ses kaydı duraklatılır, sonra az önce duyulan kelime ya da cümle yeniden söylenir. Bu öğrenme bağlamında repeat genellikle kaydı yeniden oynatmak değil, konuşanı sesli olarak taklit etmek demektir. You can ve if you want to practice, bunu kesin bir emirden çok isteğe bağlı bir çalışma önerisi hâline getirir.

Alıştırma

Burada öğretilen iki eylemle video alıştırması yönergesini tamamlayın: When a line ends, ____.

Cevabı göster

pause and repeat

but I'm just going to fly through them. Öbek fiiller

3:52

ama ben sadece hızlıca üstünden geçeceğim.

Öbek fiiller

fly through them: öğeleri çok hızlı ele almak

Fly through them burada mecazdır: konuşan kişi öğeleri çok hızlı ele alacaktır. Them, daha önce sözü edilen kelimelere gönderme yapar; kimse gerçekten uçmamaktadır. Fly through genellikle bütün öğeleri ayrıntılara çok az zaman ayırarak hızlıca tamamlamayı veya gözden geçirmeyi anlatır. fly through + materyal ya da görev kalıbını kullanın; fly through the list buna bir örnektir.

Alıştırma

Bir sunucunun yalnızca bir dakikası var ve kalan bütün slaytları çok hızlı gösterecek. Ne söylemelidir?

  1. I'll skip the remaining slides.
  2. I'll fly through the remaining slides.
  3. I'll go through the remaining slides carefully.
Cevabı göster

I'll fly through the remaining slides.

anchor

3:55

anchor

anchor

3:56

anchor

archaeology

3:58

archaeology

archaeology

4:00

archaeology

architect

4:02

architect

architect

4:04

architect

chaos

4:06

chaos

chaos

4:08

chaos

character

4:09

character

character

4:11

character

charisma

4:13

charisma

charisma

4:15

charisma

chemical

4:17

chemical

chemical

4:19

chemical

chemist

4:20

chemist

chemist

4:22

chemist

choir

4:24

choir

choir

4:26

choir

chord

4:27

chord

chord

4:29

chord

chrome

4:31

chrome

chrome

4:33

chrome

So, if you use the browser Google Chrome,

4:34

Yani, eğer Google Chrome tarayıcısını kullanıyorsanız,

you now know how to say it.

4:37

artık onu nasıl söyleyeceğinizi biliyorsunuz.

echo

4:39

echo

echo

4:41

echo

mechanic

4:42

mechanic

mechanic

4:44

mechanic

monarchy

4:45

monarchy

monarchy

4:47

monarchy

orchestra

4:49

orchestra

orchestra

4:51

orchestra

psychic

4:52

psychic

psychic

4:54

psychic

Notice that that P is also silent. Kelime

4:56

P harfinin de okunmadığına dikkat edin.

Kelime

psychic kelimesinde P de okunmaz

Bu cümlede P is also silent, psychic kelimesinin başında yazılan p harfinin sesletilmediği anlamına gelir. Kelime /p/ ya da /ps/ ile değil, /s/ ile başlar. Also, yazım ile ses arasındaki ilişki hakkında başka bir uyarı daha ekler: daha önce ele alınan ch yazımına ek olarak psychic kelimesinde sessiz bir ilk p de vardır. Tek bir kelimede birden fazla telaffuz tuzağı bulunabilir.

Alıştırma

Psychic kelimesinin başlangıcını hangi ifade doğru açıklar?

  1. Kelime yalnızca /p/ sesiyle başlar.
  2. Yazıdaki P okunmaz, bu yüzden kelime /s/ ile başlar.
  3. Yazıdaki P, /s/ sesinden önce okunur.
Cevabı göster

Yazıdaki P okunmaz, bu yüzden kelime /s/ ile başlar.

So, not psychic,

4:58

Yani psychic değil,

psychic.

5:00

psychic.

scheme

5:02

scheme

scheme

5:04

scheme

schedule

5:06

schedule

schedule

5:08

schedule

If you're now sitting thinking,

5:10

Eğer şimdi oturup düşünüyorsanız,

hold on, Emma, Ton ve niyet

5:11

bir saniye Emma,

I've heard schedule.

5:12

ben schedule diye duydum.

Ton ve niyet

hold on, Emma: durdurup itiraz etme veya kontrol etme

Burada hold on, “bir dakika bekle” anlamına gelir. Bir konuşma işaretidir: hayal edilen dinleyici, schedule kelimesinin telaffuzuyla ilgili olası bir itiraz dile getirmeden önce Emma'nın açıklamasını durdurur. Kısa süreliğine söz kesmek, duyduğunuzu kontrol etmek, açıklama istemek ya da bir sonuca itiraz etmek için hold on kullanabilirsiniz. Burada fiziksel olarak bir şeyi tutmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Hold on, did you say the meeting starts at six?” cümlesinde hold on ne işe yarar?

  1. Birinden fiziksel bir nesneyi tutmaya devam etmesini ister.
  2. Konuşanın bilgiyi kontrol edebilmesi için konuşmayı duraklatır.
  3. Yanıt gerekmediği için konuşmayı bitirir.
Cevabı göster

Konuşanın bilgiyi kontrol edebilmesi için konuşmayı duraklatır.

Typically, schedule is more American English Kelime

5:15

Genellikle, schedule Amerikan İngilizcesine daha yakındır

and schedule is more British English.

5:18

ve schedule İngiliz İngilizcesine daha yakındır.

Kelime

more American English ... more British English: bölgesel eğilimler

Bu cümlede more American English ve more British English, more characteristic of American English ve more characteristic of British English ifadelerinin kısaltılmış biçimleridir. Konuşan kişi schedule sözcüğünün iki telaffuzunu karşılaştırır; sözcüğün yazımı her iki telaffuzda da aynıdır. Buradaki more, kesin ve dışlayıcı bir kuralı değil, bölgesel bir eğilimi gösterir. Bir telaffuz bir İngilizce türünde daha yaygın olabilir ve yine de başka türlerin konuşurları tarafından kullanılabilir.

Alıştırma

This pronunciation is more British English ne anlama gelir?

  1. Bu telaffuzu yalnızca Britanyalılar kullanabilir.
  2. Britanya İngilizcesinde daha tipiktir, ancak başka yerlerdeki konuşurlar da kullanabilir.
  3. Bu telaffuz Britanya İngilizcesinde yanlıştır.
Cevabı göster

Britanya İngilizcesinde daha tipiktir, ancak başka yerlerdeki konuşurlar da kullanabilir.

However, there are quite a lot of people in the UK

5:21

Ancak, İngiltere'de oldukça fazla sayıda insan

who use schedule,

5:25

schedule kullanıyor,

myself included. Kalıp ifadeler

5:26

ben de dahil.

Kalıp ifadeler

myself included: kendini belirtilen gruba dahil etmek

Myself included, including me veya I am one of them anlamına gelir; konuşan kişiyi az önce belirtilen gruba ekler. Burada konuşan kişi, Birleşik Krallık'ta bu telaffuzu kullanan kişilerden biri olduğunu söyler. Bu ifade kısa bir ek açıklamadır, tam bir cümle değildir. Genellikle ana ifadeden sonra virgülle ayrılarak kullanılır; bu nedenle önceki sözler kişinin hangi gruba veya duruma dahil olduğunu açıkça göstermelidir.

Alıştırma

Cümleyi “ben de dahil” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Several people on our team work from home, ____.

Cevabı göster

myself included

So, schedule and schedule are both used in the UK.

5:28

Yani, İngiltere'de hem schedule hem de schedule kullanılmaktadır.

Schedule is,

5:33

Schedule,

as far as I'm aware, Ton ve niyet

5:34

bildiğim kadarıyla,

only used in the US.

5:35

sadece ABD'de kullanılıyor.

Ton ve niyet

as far as I'm aware: İddiayı bildiklerinle sınırlamak

As far as I'm aware, “şu anda bildiğim kadarıyla” anlamına gelir. İddiayı konuşanın bilgi alanıyla sınırlar; bu nedenle mutlak bir güvence vermek yerine bilgiyi temkinli biçimde aktarır. Cümlenin başında yer alabilir veya cümlenin içine ara söz olarak eklenebilir. Her iki konumda da daha iyi ya da daha yeni bilgiler ortaya çıkarsa iddianın değişebileceğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede as far as I'm aware ne işe yarıyor?

  1. Söz konusu fiziksel mesafeyi açıklar.
  2. İddianın resmî olarak doğrulandığını gösterir.
  3. İddiayı konuşanın şu anda bildikleriyle sınırlar.
Cevabı göster

İddiayı konuşanın şu anda bildikleriyle sınırlar.

school

5:38

school

school

5:39

school

stomach

5:41

stomach

stomach

5:43

stomach

So, if for example,

5:44

Yani, eğer örneğin,

you have a stomach ache, Kalıp ifadeler

5:45

bir stomach ache (mide ağrısı) sorununuz varsa,

you know that it's K K,

5:47

K ve K olduğunu biliyorsunuz,

stomach ache.

5:49

stomach ache.

Kalıp ifadeler

have a stomach ache: Ağrıyı have ile anlatmak

Have a stomach ache, midenin ya da karnın ağrıdığını söylemenin doğal bir yoludur. Burada have bir sağlık durumunu anlatır; sahiplik anlamına gelmez. Bu ifadede ache sayılabilen bir addır, bu nedenle kalıpta a kullanılır: have a stomach ache. Aynı kalıp have a headache ifadesinde de görülür.

Alıştırma

Bir doktora midenizin ağrıdığını söylemek için cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: I ____.

Cevabı göster

have a stomach ache

And our final one,

5:51

Ve sonuncusu,

technology.

5:53

technology.

technology

5:55

technology

This is often shortened to tech. Kelime

5:56

Bu genellikle tech olarak kısaltılır.

tech

6:00

tech

Kelime

shortened to tech: technology sözcüğünün yaygın kısa biçimi

Edilgen be shortened to + kısa biçim yapısı, bir sözcük veya ad kısaltıldığında ortaya çıkan sonucu gösterir. Bu cümlede This, technology sözcüğünü gösterir ve sonuç tech biçimidir. Tech yalnızca yazarken kullanılan geçici bir kısaltma değildir. Teknoloji veya teknoloji alanı için kullanılan, yerleşmiş bir günlük sözcüktür.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz edilgen yapıyla cümleyi tamamlayın: In everyday English, technology is often ____.

Cevabı göster

shortened to tech

And that's it for this lesson. Anlatım akışı

6:01

Bu derslik bu kadar.

Anlatım akışı

that's it for this lesson: dersi bitiren kapanış işareti

That's it for this lesson, bir kapanış işaretidir. Buradaki it, ders için planlanan temel içeriğin tamamını gösterir; for this lesson ise neyin artık tamamlandığını belirtir. Bu cümle konuşmayı düzenler: Öğretim bölümü bitmiştir, ancak ardından teşekkür, hatırlatma veya vedalaşma gelebilir. Yeniden kullanılabilen kalıp That's it for + etkinlik veya zaman dilimidir.

Alıştırma

Bir dersin sonunda That's it for this lesson diyen kişi neyi belirtir?

  1. Konuşan kişi dersin önemsiz olduğunu düşünüyor.
  2. Konuşan kişi aynı dersi yeniden başlatmayı planlıyor.
  3. Dersin temel içeriği bitmiştir ve ardından kapanış sözleri gelebilir.
Cevabı göster

Dersin temel içeriği bitmiştir ve ardından kapanış sözleri gelebilir.

I hope you've enjoyed it and you've learned something new.

6:02

Umarım keyif almışsınızdır ve yeni bir şey öğrenmişsinizdir.

If you'd like to learn more about silent letters,

6:04

Okunmayan harfler hakkında daha fazla şey öğrenmek isterseniz,

I do have a full playlist on my channel.

6:07

kanalımda tam bir oynatma listesi var.

I will link it in the card above Kültür

6:09

Yukarıdaki karta linkini bırakacağım

and down below in the description.

6:11

ve aşağıda açıklamalar kısmına da ekleyeceğim.

Kültür

the card above ... down below in the description: bağlantının bulunduğu yerler

YouTube dilinde the card above, ekranda görünen ve bir bağlantı içerebilen ya da bağlantıya yönlendirebilen bilgi kartını ifade eder. Buradaki card fiziksel bir kart değildir. Down below in the description ise videonun altındaki açıklama bölümünü ifade eder. Bu iki konum ifadesi birlikte, oynatma listesi bağlantısının video sayfasındaki iki yerde bulunduğunu söyler. Above ve below, izleyicinin ekranda gördüğü yerlere göre kullanılır; bu yüzden tam konumlar cihaza göre biraz değişebilir.

Alıştırma

Konuşmacı bağlantının nerede bulunacağını söylüyor?

  1. Ekrandaki bir bilgi kartında ve video açıklamasında.
  2. İzleyicilere postayla gönderilen kâğıt bir kartta.
  3. Yalnızca videoda söylenen sözlerde.
Cevabı göster

Ekrandaki bir bilgi kartında ve video açıklamasında.

As always, if this video has helped you out or you've learned something new, Öbek fiiller

6:12

Her zaman olduğu gibi, bu video size yardımcı olduysa veya yeni bir şey öğrendiyseniz,

Öbek fiiller

helped you out: ihtiyaç anında pratik yardım

Help someone out, belirli bir ihtiyaç, sorun ya da görev konusunda birine işe yarar yardım sağlamak demektir. Burada helped you out, videonun izleyiciye gerçekten fayda sağlayıp sağlamadığını sorar. Out, öbek fiilin bir parçasıdır ve hareket yönü bildirmez. Help ile out arasındaki sözcük, yardımı alan kişiyi gösterir. Me, you ve them gibi zamirlerle help + zamir + out sırası kullanılır: help me out, help you out ve helped them out.

Alıştırma

Tavsiyenin size pratik yardım sağladığını göstermek için help someone out ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: Your advice really ____ when I fixed the bike.

Cevabı göster

helped me out

do give it a like. Ton ve niyet

6:15

lütfen beğenin.

Ton ve niyet

do give it a like: olumlu emir cümlesinde vurgulu do

do give it a like ifadesinde do, olumlu emir cümlesini güçlendirmek için yalın fiil give’dan önce gelir. Burada soru oluşturmaz. Konuşmacı, dostça bir ricayı daha ısrarlı hâle getirir; yaklaşık olarak videoyu beğenmeyi unutmamanızı ister. Give it a like, platformlarda yaygın kullanılan ve mevcut videonun beğen düğmesine tıklamak ya da dokunmak anlamına gelen bir ifadedir. Aynı do + fiilin yalın hâli yapısı, başka davet ve ricalara sıcaklık, teşvik veya vurgu katabilir.

Alıştırma

Bu olumlu ricayı daha ısrarlı yapan vurgulu yardımcı fiili ekleyin: ____ give the video a like before you go.

Cevabı göster

Do

Let me know in the comments if there are any other words that have a silent H that I've missed out from my list. Öbek fiiller

6:17

Listemde unuttuğum, okunmayan H harfi olan başka kelimeler varsa yorumlarda bana bildirin.

Öbek fiiller

missed out from my list: listeden eksik bırakılan bir öğe

Bu cümlede that, sessiz H içeren olası kelimeleri belirtir ve missed fiilinin nesnesi görevindedir. İngiliz İngilizcesindeki miss something out kalıbı, bazen ardından from a list gelerek, bir şeyi eklemeyi unutmak anlamına gelir. Bu nedenle missed out from my list burada bazı kelimelerin listeden çıkarılmış olabileceğini söyler; konuşmacının bir fırsatı kaçırdığı anlamına gelmez. Eksik bırakma kalıbı ayrılabilir: nesne bir isimse I missed one name out, zamirse I missed it out denir. Leave something out of a list, geniş ölçüde anlaşılan bir alternatiftir. Buna karşılık miss out on something, bir şeyi deneyimleme veya elde etme fırsatını kaybetmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir adresin yanlışlıkla listeye eklenmediğini doğal biçimde ifade eder?

  1. I removed one address because it was no longer valid.
  2. I missed one address out when I copied the list.
  3. I missed out on a chance to visit that address.
Cevabı göster

I missed one address out when I copied the list.

There are many.

6:22

Daha pek çoğu var.

So, I'm excited to see the comments and see which other ones you can think of.

6:25

Bu yüzden yorumları görmek ve aklınıza başka nelerin gelebileceğini görmek beni heyecanlandırıyor.

If you'd like to see more videos like this,

6:29

Bu tarz videoların devamını görmek isterseniz,

then hit the subscribe button. Kalıp ifadeler

6:31

abone ol butonuna tıklayın.

Kalıp ifadeler

hit the subscribe button: internette kullanılan samimi bir eylem çağrısı

Burada hit the subscribe button, “kanala abone olmak için kullanılan düğmeye tıklamak veya basmak” anlamına gelir. Hit, arayüz işlemlerinde kullanılan günlük bir fiildir; ekrana vurmak anlamına gelmez. hit + the + düğme adı kalıbı, doğrudan ve samimi bir eylem çağrısı yapar. hit the play button gibi başka kontrollerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki dört sözcüklük eylem çağrısıyla tam olarak tamamla: If you want more videos, ____.

Cevabı göster

hit the subscribe button

That's it from me. Anlatım akışı

6:33

Benden bu kadar.

Anlatım akışı

That's it from me: kendi konuşma bölümünü bitirmek

That's it from me, konuşan kişinin kendi katkısını bitirdiğini gösterir. “Ekleyecek başka bir şeyim yok” anlamına gelir; bir nesnenin fiziksel olarak konuşan kişiden geldiği anlamına gelmez. Bu ifade bir kişinin konuşma sırasını kapatır ve sözü başka birine bırakabilir veya vedaya geçebilir. from me bitişi yalnızca konuşan kişinin bölümüyle sınırladığı için toplantı, video veya etkinlik devam edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, gruba kendi bölümünüzü bitirdiğinizi ancak tartışmanın devam edebileceğini en iyi anlatır?

  1. That came from me.
  2. That's it for today.
  3. That's it from me.
Cevabı göster

That's it from me.

Enjoy the rest of your week and I will see you later. Ton ve niyet

6:34

Haftanızın geri kalanının tadını çıkarın, sonra görüşürüz.

Ton ve niyet

Dostça bir kapanış sözü olarak Enjoy the rest of your week

Enjoy the rest of your week vedalaşırken kullanılan sıcak bir iyi dilektir. “Bu haftanın kalan kısmının senin için iyi geçmesini umuyorum” anlamına gelir. Enjoy ile başladığı için emir gibi görünebilir, ancak aslında dostça bir dilektir. the rest of + zaman dilimi yapısında rest, “geriye kalan kısım” anlamına gelir. Burada uyumak ya da mola vermek anlamında değildir. Aynı yapı the rest of your day, the rest of your evening ve the rest of your weekend ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle sıcak kapanış sözünü tamamlayın: Enjoy ____.

Cevabı göster

the rest of your week

Bye-bye.

6:36

Hoşça kalın.