Beyin sarsıntısı geçirdiğinizde ne olur? - Clifford Robbins: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
745 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Video, beyin sarsıntılarının nöronlara nasıl zarar verdiğini, belirtilerle iyileşme sürecinin neden kişiden kişiye değiştiğini ve tekrarlanan sarsıntı altı darbelerin nasıl birikerek kalıcı hasara dönüşebildiğini açıklıyor. Ayrıca yaralanmaların fark edilip bildirilmesi ve beynin iyileşmesi için yeterli süre tanınması gerektiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Each year in the United States, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir istatistik vermeden veya daha geniş bir toplumsal meseleyi ortaya koymadan önce zaman ve coğrafya sınırlarını belirleyerek olgusal bir açıklamaya başlamayı öğrenin. 2. is linked to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Tekrarlanan darbelerle bir hastalık arasında ilişki bulunduğunu, doğrudan nedenselliğin kesin olarak kanıtlandığını ileri sürmeden anlatan temkinli araştırma eşdizimini tanıyıp kullanın. 3. go unreported and untreated. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: go fiilinden sonra geçmiş zaman ortacı kullanılarak yaralanmaların ihmal edilmiş durumda kaldığının nasıl anlatıldığını kavrayın; kalıbı bildirilmeyen, tedavi edilmeyen, fark edilmeyen veya çözülmeyen sorunlara uygulayın.

Bu derste

Each year in the United States, Anlatım akışı

0:06

Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl,

players of sports and recreational activities receive between 2.5 and 4 million concussions. Kelime

0:08

spor ve rekreasyon etkinliklerine katılanlar 2,5 ile 4 milyon arasında beyin sarsıntısı geçiriyor.

Anlatım akışı

Each year in the United States: bir istatistiğin kapsamını belirlemek

Each year zaman aralığını belirler: istatistik tek seferlik bir olaya değil, her yıla uygulanır. In the United States coğrafi sınırı belirler; bu nedenle sayı dünya genelindeki toplam olarak anlaşılmamalıdır. Bu iki ifade ana cümleden önce kullanıldığında okuyucu önce kapsamı, ardından istatistiği öğrenir. Zaman + yer + olgu düzeni, yinelenen verileri açık biçimde sunmanın etkili bir yoludur.

Alıştırma

Baştaki “Each year in the United States” ifadesi ne işe yarar?

  1. Sayının tek seferlik dünya toplamı olduğunu söyler.
  2. Her beyin sarsıntısının nedenini açıklar.
  3. İstatistiği yıllık bir zaman aralığıyla ve Amerika Birleşik Devletleri'yle sınırlar.
Cevabı göster

İstatistiği yıllık bir zaman aralığıyla ve Amerika Birleşik Devletleri'yle sınırlar.

Kelime

receive ... concussions: yaralanmaya maruz kalmak

Burada receive, nesnesi concussions olduğu için yaşamak veya maruz kalmak anlamına gelir. Kimse katılımcılara kelimenin gerçek anlamıyla beyin sarsıntısı vermemektedir. between 2.5 and 4 million ifadesi tahminin alt ve üst sınırını verir. Vurgulanan bölümün tamamı, bu grubun yaşadığı tahmini beyin sarsıntısı sayısını bildirir.

Alıştırma

“Three passengers received minor injuries in the crash.” cümlesinde received ne anlama gelir?

  1. Onlara yaralanma raporları verildi.
  2. Tıbbi tedavi sağladılar.
  3. Hafif yaralandılar.
Cevabı göster

Hafif yaralandılar.

How dangerous are all those concussions?

0:16

Tüm bu beyin sarsıntıları ne kadar tehlikeli?

The answer is complicated Anlatım akışı

0:19

Bunun cevabı karmaşıktır

and lies in how the brain responds when something strikes it.

0:20

ve beynin bir şeye çarptığında nasıl tepki verdiğine bağlıdır.

Anlatım akışı

The answer ... lies in how ...: temel mekanizmayı gösterme

The answer is complicated yan tümcesi, okuyucuya tek ve basit bir bilgi beklememesi gerektiğini bildirir. Ardından lies in how the brain responds bölümü, açıklamayı sağlayacak mekanizmaya işaret eder. Burada lies in, fiziksel olarak “uzanmak” değil, “-de bulunmak” veya “kilit noktası -de olmak” anlamındadır. how yan tümcesi incelenecek süreci belirtir. Bu yapı, bir soru ya da iddiadan bir şeyin nasıl işlediğini açıklamaya geçiş sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, genel bir konudan onu açıklayan mekanizmaya geçmek için lies in how yapısını kullanır?

  1. The scientist lies down after the experiment.
  2. The report lies on the desk beside the chemicals.
  3. The explanation lies in how the two chemicals react.
Cevabı göster

The explanation lies in how the two chemicals react.

The brain is made of soft fatty tissue with a consistency something like Jello. Notlar

0:24

Beyin, jöle benzeri bir kıvama sahip yumuşak yağ dokusundan oluşur.

Dilbilgisi

is made of soft fatty tissue: bileşimi açıklama

Be made of + malzeme veya bileşen, bir şeyin neyden oluştuğunu belirtir. is made of soft fatty tissue ifadesinde soft ve fatty sözcüklerinin ikisi de tissue sözcüğünü niteler; tissue ise beynin yapı malzemesi olarak sunulur. Bu edilgen yapı, üretim olayına veya üreticiye değil, bileşime odaklanır. Hem bilimsel açıklamalarda hem de günlük malzeme betimlemelerinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be made of yapısını doğru biçimde kullanın: The frame ____ solid wood.

Cevabı göster

is made of

Kalıp ifadeler

with a consistency something like Jello: yaklaşık bir doku karşılaştırması yapmak

Bu cümlede consistency, bir maddenin ne kadar yumuşak, sert, koyu veya sallanan yapıda olduğunu belirten doku ya da kıvam anlamındadır. with ile başlayan bölüm beyin dokusunu ayrıca tanımlar; something like Jello ise dokunun Jello'ya yaklaşık olarak benzediğini belirtir. something like, karşılaştırmanın birebir değil yaklaşık olduğunu gösterir. Jello, ABD'de iyi bilinen bir jelatinli tatlı markasıdır. Bu karşılaştırma yumuşak ve kolayca şekil değiştiren bir dokuyu hayal etmeye yardımcı olur; beyin dokusunun gerçekten jelatin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle consistency something like yapısını yaklaşık bir doku karşılaştırması yapmak için kullanıyor?

  1. The filling has a consistency something like thick yogurt.
  2. The filling contains exactly the same ingredients as thick yogurt.
  3. The filling became thick yogurt after cooling.
Cevabı göster

The filling has a consistency something like thick yogurt.

Inside its protective membranes and the skull's hard casing,

0:30

Koruyucu zarlarının ve kafatasının sert dış yüzeyinin içinde,

this delicate organ is usually well shielded.

0:34

bu hassas organ genellikle iyi korunur.

But a sudden jolt can make the brain shift and bump against the skull's hard interior. Notlar

0:38

Ancak ani bir sarsıntı, beynin yerinden oynamasına ve kafatasının sert iç yüzeyine çarpmasına neden olabilir.

Kelime

a sudden jolt: ani ve güçlü tek bir hareket

A jolt, bir şeyi aniden sarsan kısa ve sert bir hareket ya da darbedir. Sudden, hareketin hızlı ve beklenmedik olmasını daha da vurgular; bu ifade düzenli bir titreşimi veya uzun süreli sallanmayı anlatmaz. Bu cümlede sarsıntı, beynin kafatasının içinde hareket etmesine neden olan olaydır. Aynı ifade bir aracın çukura girmesi, aniden durması veya spor sırasında bir darbe alınması için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle kısa, ani ve güçlü tek bir hareketi anlatıyor?

  1. The train vibrated gently throughout the journey.
  2. The train remained still at the platform.
  3. The train gave us a sudden jolt as it came to a stop.
Cevabı göster

The train gave us a sudden jolt as it came to a stop.

Dilbilgisi

can make the brain shift and bump against: make + nesne + fiilin yalın biçimi

can make the brain shift and bump against ... ifadesinde make fiilinden sonra the brain nesnesi ve shift ile bump fiillerinin yalın biçimleri gelir. İki fiil aynı nesneyi paylaşır ve sarsıntının yol açtığı iki hareketi anlatır. Bu ettirgen yapı make + nesne + fiilin yalın biçimi şeklindedir. İki fiilden önce de to kullanılmaz: make the brain shift and bump denir; make the brain to shift veya to bump denmez.

Alıştırma

Cümleyi make ve rattle sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The engine's vibration can ____ the loose cover ____.

Cevabı göster

make · rattle

And unlike Jello,

0:44

Ve jöleden farklı olarak,

the brain's tissue isn't uniform.

0:46

beyin dokusu tek tip değildir.

It's made of a vast network of 90 billion neurons, Kelime

0:48

90 milyar nörondan oluşan geniş bir ağdan meydana gelir,

Kelime

a vast network of 90 billion neurons: bağlantılı bir sistem anlamında network

Burada network, birçok parçası birbirine bağlı olan büyük bir sistem anlamına gelir; interneti veya sosyal bir grubu ifade etmez. Bu ifade, 90 milyar nöronun birbirine bağlı biyolojik bir sistem oluşturduğunu anlatır. a network of + çoğul isim kalıbı, parçalar arasındaki bağlantılar önemli olduğunda kullanışlıdır. Vast, sistemin çok büyük ölçekli olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede network, birbirine bağlı çok sayıda biyolojik parçadan oluşan bir sistem anlamında kullanılmıştır?

  1. My phone lost its network connection.
  2. The roots form a network that carries water through the soil.
  3. She joined a professional network to meet other designers.
Cevabı göster

The roots form a network that carries water through the soil.

which relay signals through their long axons Kalıp ifadeler

0:52

bu nöronlar, uzun aksonları aracılığıyla sinyaller ileterek

Kalıp ifadeler

relay signals through their long axons: uzun aksonları aracılığıyla sinyal iletmek

Burada relay signals, sinyalleri bir sistemin bir bölümünden diğerine aktarmak anlamına gelir. Relay, bir şeyi sonraki noktaya devretme fikrini korur; ancak bu cümlede bir bayrak yarışını ifade etmez. Through their long axons, sinyallerin izlediği yolu belirtir. Bilimsel bir açıklamada relay signals through + bir yol, bilginin bir sistem içinde nasıl hareket ettiğini doğal biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede relay signals, bilgiyi bir sistem üzerinden ileriye aktarmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The router enters a relay race after work.
  2. The router stores every signal without forwarding it.
  3. The router relays signals through the building's network.
Cevabı göster

The router relays signals through the building's network.

to communicate throughout the brain and control our bodies. Dilbilgisi

0:55

beyin boyunca iletişim kurar ve vücudumuzu kontrol ederler.

Dilbilgisi

to communicate ... and control: amaç bildiren mastar yapısı

to communicate throughout the brain and control our bodies ifadesi amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Sinyallerin neden veya hangi işlevle aktarıldığını açıklar; buradaki to, yön gösteren bir edat değildir. Communicate ve control, birbirine bağlanmış yalın biçimde iki fiildir. İlk to'yu ortak kullanırlar; bu nedenle yapı to + communicate ... and + control ... şeklindedir. Control öncesinde to tekrar edilebilir, ancak buna gerek yoktur.

Alıştırma

Cümleyi wake fiilinin amaç bildiren mastar biçimiyle tamamlayın: Maya set two alarms ____ up on time and catch the early train.

Cevabı göster

to wake

This spindly structure makes them very fragile,

0:59

Bu ince uzun yapı onları çok kırılgan hale getirir,

so that when impacted, Dilbilgisi

1:03

öyle ki bir darbe aldığında,

neurons will stretch and even tear.

1:04

nöronlar gerilir ve hatta yırtılabilir.

Dilbilgisi

so that when impacted: sonuç ve kısaltılmış edilgen yan cümle

Bu cümlede so that, nöronların çok kırılgan olmasının sonucunu belirtir: bir darbe onların gerilmesine veya yırtılmasına neden olabilir. Buradaki anlamı “bunun sonucunda”dır; “-mek amacıyla” değildir. when impacted, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi when neurons are impacted veya when they are impacted şeklindedir. Darbeye maruz kalan nöronlardır; başka bir şeye darbe vuran onlar değildir.

Alıştırma

Hangi cümle hem so that ifadesinin sonuç anlamını hem de when impacted ifadesinin edilgen anlamını korur?

  1. The glass is dropped so that it can become more fragile.
  2. The glass is very fragile, so that when dropped, it may shatter.
  3. The glass is very fragile because it drops other objects and shatters them.
Cevabı göster

The glass is very fragile, so that when dropped, it may shatter.

That not only disrupts their ability to communicate, Dilbilgisi

1:08

Bu sadece onların iletişim kurma yeteneğini bozmakla kalmaz,

but as destroyed axons begin to degenerate, Kelime

1:11

aynı zamanda parçalanan aksonlar dejenere olmaya başladıkça

they also release toxins,

1:14

toksinler de salgılarlar,

Kelime

degenerate: biyolojik yapı veya işlev kaybı

Burada degenerate, biyomedikal anlam taşıyan geçişsiz bir fiildir: hasarlı aksonlar normal yapılarını veya işlevlerini giderek kaybeder. begin to degenerate içindeki begin to bu sürecin başladığını belirtir; aksonların bir anda tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Özne axons olduğu için sözcük ahlaki çöküşü değil, fiziksel bozulmayı anlatır. Bu anlam başka dokular, hücreler, organlar veya biyolojik işlevler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede degenerate altyazıdakiyle aynı biyomedikal anlamda kullanılmıştır?

  1. The critic called the character a degenerate.
  2. After the injury, the nerve fibers began to send stronger signals.
  3. After the injury, the nerve fibers began to degenerate.
Cevabı göster

After the injury, the nerve fibers began to degenerate.

causing the death of other neurons too. Dilbilgisi

1:17

bu da diğer nöronların da ölümüne neden olur.

Dilbilgisi

not only ... but ... also: giderek ağırlaşan sonuçları bağlama

not only ilk sonucu belirtir: iletişim bozulur. but ve also ek bir sonucu tanıtır: bozulan aksonlar başka nöronları öldürebilecek toksinler salgılar. Bu yapı ikinci noktayı önemli bir ek bilgi olarak sunar; bu cümlede ikinci sonuç aynı zamanda daha ciddidir. but ile also arasında as destroyed axons begin to degenerate yan cümlesi bulunur. Böyle uzun bir cümleyi takip etmek için önce That not only disrupts ..., but they also release .... iskeletini belirleyin. Ardından as yan cümlesini zaman veya arka plan bilgisi olarak yeniden ekleyin.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamlayın: The safety update ____ fixes the bug ____ protects user data.

Cevabı göster

not only · but also

Dilbilgisi

causing the death of ...: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

Virgülden sonra gelen causing the death of other neurons too, önceki eylemin sonucunu veren bir -ing ortaç yan cümlesidir. Toksinler salınır ve bu salınma diğer nöronların ölümüne yol açar. Causing, release ile eş görevli başka bir çekimli fiil değildir. Örtük neden önceki durumun tamamıdır; bu nedenle ilişki and this causes the death of other neurons too şeklinde açılabilir.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The power outage shut down the pumps, ____ the basement to flood.

Cevabı göster

causing

This combination of events causes a concussion.

1:20

Bu olayların birleşimi beyin sarsıntısına neden olur.

The damage can manifest in many different ways, Kelime

1:24

Hasar birçok farklı şekilde kendini gösterebilir,

Kelime

can manifest in many different ways: birçok farklı şekilde kendini gösterebilir

Burada manifest, etkiler veya belirtiler yoluyla fark edilir hâle gelmek anlamına gelen bir fiildir. Hasarın kendisi doğrudan görünmeyebilir, ancak sonuçları görülebilir. X can manifest in different ways yapısı, tek bir durumun veya nedenin gözlemlenebilir birkaç biçim oluşturabileceğini belirtir. Ayrıca dinleyiciyi ardından gelecek örnekler listesine hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümlede manifest, “belirtiler veya etkiler yoluyla fark edilir hâle gelmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. A vitamin deficiency can manifest as fatigue.
  2. The ship's manifest lists all its cargo.
  3. The festival begins with a parade.
Cevabı göster

A vitamin deficiency can manifest as fatigue.

including blackout, headache, blurry vision,

1:27

bunlar arasında bayılma, baş ağrısı, bulanık görme,

balance problems, altered mood and behavior,

1:30

denge sorunları, ruh hali ve davranış değişiklikleri,

problems with memory, thinking and sleeping,

1:33

hafıza, düşünme ve uyku ile ilgili sorunlar

and the onset of anxiety and depression. Kelime

1:36

ve kaygı ile depresyonun başlaması yer alır.

Kelime

the onset of anxiety and depression: anksiyete ve depresyonun başlaması

Onset, bir durumun veya belirtinin ortaya çıkmaya başladığı noktayı ya da erken evreyi ifade eder. Bu nedenle the onset of anxiety and depression, bu durumların başlamasını anlatır; devam ettikleri sürenin tamamını anlatmaz. Yaygın resmî yapı the onset of + durum veya belirti şeklindedir. Bu listede ifade, hasarın olası başka bir etkisini adlandırır.

Alıştırma

Tıbbi raporu “ilk ortaya çıkış” anlamındaki hedef resmî isimle tamamlayın: Doctors recorded the ____ of symptoms shortly after noon.

Cevabı göster

onset

Every brain is different,

1:40

Her beyin farklıdır,

which explains why people's experiences of concussions vary so widely. Dilbilgisi

1:41

bu da insanların beyin sarsıntısı deneyimlerinin neden bu kadar farklı olduğunu açıklar.

Dilbilgisi

which explains why: önceki bir gerçekle sonucu açıklamak

Bu cümlede which, yalnızca brain sözcüğünü değil, önceki Every brain is different gerçeğinin tamamını ifade eder. Virgül, ek açıklama veren ve sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesini işaretler. fact, which explains why + özne + fiil kalıbı, bilinen bir gerçeği onun açıkladığı olguya bağlar. Why sonrasında normal bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: people's experiences vary denir; do people's experiences vary denmez.

Alıştırma

Önceki bir gerçeği onun açıkladığı sonuca bağlamak için which explains why ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The road was closed, which explain why the bus was late.
  2. The road was closed, which explains why was the bus late.
  3. The road was closed, which explains why the bus was late.
Cevabı göster

The road was closed, which explains why the bus was late.

Luckily, the majority of concussions fully heal

1:46

Neyse ki, beyin sarsıntılarının çoğu tamamen iyileşir

and symptoms disappear within a matter of days or weeks. Kalıp ifadeler

1:49

ve semptomlar birkaç gün veya hafta içinde kaybolur.

Kalıp ifadeler

within a matter of days or weeks: nispeten kısa bir süre içinde

Within bir üst zaman sınırı koyar: belirtiler, belirtilen sürenin sonuna kadar kaybolur. A matter of bu süreyi sınırlı ve nispeten kısa gösterir; bu nedenle within a matter of days or weeks, “yalnızca birkaç gün ya da hafta içinde” demektir. Buradaki a matter of bir zaman ifadesinin parçasıdır. “Bir şeyle ilgili mesele” veya “bir şeyin özü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle onarımın nispeten az sayıda saat içinde tamamlanacağını söyler?

  1. The repair was delayed by several hours.
  2. The repair will continue for hours.
  3. The repair will be finished within a matter of hours.
Cevabı göster

The repair will be finished within a matter of hours.

Lots of rest and a gradual return to activity allows the brain to heal itself. Notlar

1:54

Bolca dinlenmek ve aktivitelere kademeli olarak geri dönmek, beynin kendini iyileştirmesini sağlar.

Kalıp ifadeler

a gradual return to activity: etkinliklere aşamalı olarak dönmek

a gradual return to activity isim öbeği, bir aradan sonra etkinliklere yavaş yavaş yeniden başlamak anlamına gelir. Gradual, miktarın veya yoğunluğun bir anda önceki düzeye çıkmak yerine aşamalar hâlinde artırıldığını belirtir. Burada return to activity, fiziksel olarak bir yere geri dönmek değil, etkinlikleri yeniden başlatmak demektir. a gradual return to + isim kalıbı işe, okula veya antrenmana aşamalı olarak dönmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı kullanıp activity yerine training yazarak cümleyi tamamlayın: After two weeks of rest, the coach recommended ____ training.

Cevabı göster

a gradual return to

Dilbilgisi

allows the brain to heal itself: allow + nesne + to-infinitive

allow + nesne + to-infinitive yapısı, bir kişi, şey ya da koşulun bir eylemi mümkün kıldığını anlatır. allows the brain to heal ifadesinde the brain, allows fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda heal eylemini gerçekleştiren öğedir. heal öncesindeki to korunur. itself, the brain ifadesine geri döner. Beynin kendi iyileşmesini gerçekleştirdiğini vurgular; dinlenme ve aşamalı dönüş, beyni dışarıdan doğrudan onarmak yerine gerekli koşulları oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede allow + nesne + to-infinitive yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. Regular breaks allow the body recover.
  2. Regular breaks allow to recover the body.
  3. Regular breaks allow the body to recover.
Cevabı göster

Regular breaks allow the body to recover.

On the subject of rest, Anlatım akışı

2:01

Dinlenme konusuna gelince,

Anlatım akışı

On the subject of rest: ilgili bir konuya geçiş

On the subject of + isim öbeği, mevcut konuşmayı ilgili bir konuya veya onun daha belirli bir yönüne bağlayan bir geçiş ifadesidir. Burada rest, konuşmayı beyin sarsıntısından sonra uyuma hakkındaki bir sonraki soruya bağlar. Bu ifadede subject, «konuşulan konu» demektir; «okul dersi» anlamına gelmez. İfade, sıradaki noktanın ani bir değişiklik değil, önceki konuyla bağlantılı olduğunu göstererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle ekipman hakkındaki bir konuşmadan ilgili güvenlik konusuna doğal biçimde geçer?

  1. On the subject of safety, let's review the new rules.
  2. Safety is my favorite subject at school.
  3. Let's stop discussing equipment and change to an unrelated topic.
Cevabı göster

On the subject of safety, let's review the new rules.

many people have heard that you're not supposed to sleep shortly after receiving a concussion Dilbilgisi

2:03

birçok kişi beyin sarsıntısı geçirdikten kısa bir süre sonra uyunmaması gerektiğini duymuştur

Dilbilgisi

you're not supposed to sleep: beklenti veya tavsiyeye dayalı ‘yapmamalısın’

be + not supposed to + fiilin yalın biçimi, bir kuralın, beklentinin, tavsiyenin veya yaygın inanışın bir eylemin yapılmaması gerektiğini belirttiği anlamına gelir. You're not supposed to sleep, uyuyup uyuyamadığınızla değil, insanların ne yapmanız gerektiğini söylediğiyle ilgilidir. Burada many people have heard that, iddiayı yaygın bir inanışın aktarımı olarak sunar. Cümle insanların ne duyduğunu anlatır; tek başına bu tıbbi tavsiyenin doğru olduğunu doğrulamaz.

Alıştırma

Cümleyi, «kurallar yapmaman gerektiğini söylüyor» anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: According to the museum rules, visitors are ____ touch the paintings.

Cevabı göster

not supposed to

because you might slip into a coma. Kalıp ifadeler

2:08

çünkü komaya girebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

slip into a coma: kontrol dışı bir duruma girmek

slip into a coma ifadesinde slip into, bir duruma yavaş yavaş veya kontrol dışı biçimde girmek anlamına gelir. Fiziksel olarak bir yerin içine kaymayı anlatmaz. slip into + durum yapısı, kasıtlı olmayan ve çok az uyarıyla gerçekleşebilen bir değişimi ifade eder. Buradaki durum coma, yani ciddi bir bilinçsizlik hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen, slip ile başlayan ve “yavaş yavaş veya istemsiz olarak komaya girmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the head injury, the patient began to ____.

Cevabı göster

slip into a coma

That's a myth.

2:11

Bu bir efsanedir.

So long as doctors aren't concerned there may also be a more severe brain injury, Dilbilgisi

2:12

Doktorlar daha ciddi bir beyin hasarı olabileceğinden endişe etmediği sürece,

like a brain bleed, Kelime

2:17

örneğin beyin kanaması gibi,

Kelime

a brain bleed: sayılabilen bir isim olarak bleed

a brain bleed ifadesinde bleed, beynin içinde veya çevresinde gerçekleşen kanama anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. a tanımlığı, ifadenin tek bir tıbbi durumu ya da olayı adlandırdığını gösterir; bleed burada fiil değildir. Bu ifade, herkesin anlayabileceği sade bir tıp terimidir. Altyazıda like, ifadeyi daha ciddi bir beyin hasarı örneği olarak tanıtır; her beyin sarsıntısının başka bir adı olarak kullanmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede brain bleed doğal bir sayılabilen isim öbeği olarak kullanılmıştır?

  1. The scan showed a small brain bleeding.
  2. The scan showed a small bleed brain.
  3. The scan showed a small brain bleed.
Cevabı göster

The scan showed a small brain bleed.

there's no documented problem with going to sleep after a concussion. Dilbilgisi

2:18

beyin sarsıntısı sonrası uyumanın belgelenmiş bir sorunu yoktur.

Dilbilgisi

So long as: bir koşul belirtmek

Cümlenin başındaki So long as bir koşul belirtir ve “şu şartla ki” ya da “olması koşuluyla” anlamına gelir. Uyumayla ilgili ifade yalnızca doktorlar daha ciddi bir beyin hasarı konusunda endişeli değilse geçerlidir. Bu kullanım önce koşulu, sonra sonucu vererek tıbbi iddianın geçerli olduğu alanı sınırlar. Burada long süreyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve So ile başlayan üç sözcüklü koşul ifadesiyle tamamlayın: ____ you return the key by six, you may use the room.

Cevabı göster

So long as

Dilbilgisi

there's no documented problem with going to sleep: iddiayı belgelenmiş kanıtlarla sınırlamak

there is no documented problem with + isim veya -ing biçimi kalıbı, mevcut kayıt ya da kanıtların bir eylemle ilgili sorun saptamadığını belirtir. Buradaki with bir edattır; bu yüzden ardından go değil going gelir. Documented, iddiayı kaydedilmiş veya kanıtla desteklenmiş bilgilerle sınırlar. Eylemin her zaman güvenli olduğuna dair koşulsuz bir güvenceden daha temkinli bir ifadedir. Bu tıbbi bağlamda ifade, daha ciddi bir beyin hasarının önce dışlanmış olduğunu varsayar.

Alıştırma

Hangi cümle, mevcut kayıtlarda bir sorun belirlenmediğini en temkinli biçimde ifade eder?

  1. The device is completely safe in every situation.
  2. There is no documented problem with using the device as directed.
  3. There can never be a problem with using the device.
Cevabı göster

There is no documented problem with using the device as directed.

Sometimes,

2:23

Bazen,

victims of concussion can experience something called post-concussion syndrome Kelime

2:24

beyin sarsıntısı kurbanları sarsıntı sonrası sendromu

or PCS.

2:28

veya PCS adı verilen bir durum yaşayabilir.

Kelime

something called post-concussion syndrome, or PCS: bir terimi ve kısaltmasını tanıtma

Something called + terim, dinleyicinin henüz bilmeyebileceği bir adı tanıtmak için kullanılır. Bu cümlede post-concussion syndrome adlı tıbbi terimi anlaşılır bir şekilde açıklamaya dahil eder. Tam terim + or + kısaltma yapısı, aynı şeyin daha kısa adını verir. PCS, post-concussion syndrome ifadesinin kısaltmasıdır; or PCS ikinci bir rahatsızlığı tanıtmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir terimi açıkça tanıtıp ardından kısaltmasını veriyor?

  1. The class uses something called virtual reality, or VR.
  2. The class uses virtual reality and a different tool called VR.
  3. The class calls something virtual reality before using VR.
Cevabı göster

The class uses something called virtual reality, or VR.

People with PCS may experience constant headaches,

2:30

PCS'si olan kişiler sürekli baş ağrısı,

learning difficulties,

2:33

öğrenme güçlükleri

and behavioral symptoms that even affect their personal relationships Kalıp ifadeler

2:35

ve hatta kişisel ilişkilerini bile etkileyen davranışsal semptomlar yaşayabilirler

Kalıp ifadeler

affect their personal relationships: affect sözcüğünü fiil olarak kullanma

Affect their personal relationships ifadesinde affect, “etkilemek” veya “bir değişikliğe yol açmak” anlamına gelen bir fiildir. Etkilenen şeyi doğrudan nesne olarak alır: affect + their personal relationships. Personal relationships, eş, aile veya arkadaşlarla kurulan yakın ilişkileri ifade eder. Affect tek başına nötrdür; belirtiler bağlamı olumsuz bir etkiyi düşündürse de fiil otomatik olarak zarar vermek ya da yok etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Boşluğu affect veya effect ile doldurun: Ongoing stress can ____ your personal relationships.

Cevabı göster

affect

for months or years after the injury. Kalıp ifadeler

2:39

ve bu durum yaralanmadan aylar veya yıllar sonrasına kadar sürebilir.

Kalıp ifadeler

for months or years after the injury: bir olaydan sonraki süre

for months or years ifadesindeki for bir süre uzunluğunu belirtir; bir durumun ne kadar sürdüğünü yanıtlar. Buradaki months or years, etkilerin çok uzun süre devam edebileceğini vurgular. after the injury bu süreyi yaralanmadan sonraya yerleştirir. İfade bütünüyle, bir şeyin yaralanmayı izleyen dönemde aylarca veya yıllarca sürdüğünü anlatır; for burada “amacıyla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi for + süre + after kalıbını ve verilen süreyi kullanarak tamamlayın: The road remained closed ____ the flood. Süre: several months.

Cevabı göster

for several months after

Trying to play through a concussion, Öbek fiiller

2:42

Beyin sarsıntısı geçirirken oynamaya çalışmak,

Öbek fiiller

play through a concussion: yaralanmaya rağmen oynamaya devam etmek

Sporda play through + yaralanma, ağrı veya hastalık, bu duruma rağmen oynamaya devam etmek anlamına gelir. Through burada uzamsal bir anlam taşımaz; bu durumu oyun sürerken dayanılan bir zorluk olarak gösterir. Trying to bir girişimi belirtir, bu nedenle ifade kişinin maçı başarıyla bitirdiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyi kullanarak tamamlayın: Even with a painful shoulder, he tried to ____ the pain and finish the game.

Cevabı göster

play through

even for only a few minutes,

2:44

sadece birkaç dakika için bile olsa,

or returning to sports too soon after a concussion, Kalıp ifadeler

2:46

veya sarsıntıdan sonra spora çok erken dönmek,

Kalıp ifadeler

returning to sports too soon after a concussion: beyin sarsıntısından sonra spora çok erken dönmek

Return to sports, sakatlık, hastalık ya da bir aradan sonra yeniden spor yapmaya başlamak demektir. Burada returning isim-fiil görevindedir; bu yüzden eylemin tamamı riskli davranışlardan biri olarak sıralanabilir. Too soon, güvenli veya önerilen zamandan daha erken demektir. After a concussion, dönüşün hangi olaydan sonra olduğunu belirtir; ifade bir spor mekânına geri dönmeyi değil, spor yapmaya yeniden başlamayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi return to sports ve too soon ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: A player can worsen an injury by ____.

Cevabı göster

returning to sports too soon

makes it more likely to develop PCS. Dilbilgisi

2:50

PCS geliştirme olasılığını artırır.

Dilbilgisi

makes it more likely to develop PCS: PCS gelişme olasılığını artırmak

X makes it more likely to + fiil kalıbı, X'in belirtilen sonucun gerçekleşme olasılığını artırdığını anlatır. Burada iki riskli davranış X'tir; develop PCS ise gerçekleşme olasılığı artan sonuçtur. More likely riskin arttığını gösterir, sonucun kesin olduğunu değil. It, PCS'yi gösteren bir zamir değil, sonraki içeriği önceden karşılayan biçimsel nesnedir. PCS geliştirebilecek kişi açıkça belirtilmez ve bağlamdan anlaşılır. Bu kişiyi açıkça belirtmek için for öbeği eklenir: X makes it more likely for someone to develop PCS.

Alıştırma

Hangi cümle, kötü havalandırmanın iç mekânda küf oluşma olasılığını artırdığını ifade eder?

  1. Poor ventilation is more likely to grow indoors.
  2. Mold makes it more likely for poor ventilation to grow indoors.
  3. Poor ventilation makes it more likely for mold to grow indoors.
Cevabı göster

Poor ventilation makes it more likely for mold to grow indoors.

In some cases, a concussion can be hard to diagnose because the symptoms unfold Notlar

2:53

Bazı durumlarda beyin sarsıntısını teşhis etmek zor olabilir çünkü semptomlar

slowly. over time.

2:58

zamanla yavaş yavaş ortaya çıkar.

Dilbilgisi

can be hard to diagnose: etkin biçimli mastarın edilgen anlamı

a concussion can be hard to diagnose ifadesinde özne + be hard + mastar yapısı, bir eylemi özne üzerinde gerçekleştirmenin ne kadar zor olduğunu anlatır. A concussion, diagnose eylemini yapan değil, teşhis edilen şeydir. Bu nedenle ifade, beyin sarsıntısını belirlemenin zor olabileceği anlamına gelir. Can olasılık katar: zorluk bazı durumlarda ortaya çıkar; her beyin sarsıntısının mutlaka zor teşhis edildiği anlamına gelmez. Teşhisi yapan kişi, bağlamdan anlaşıldığı için belirtilmez.

Alıştırma

Hangi cümle, öznenin eyleme maruz kaldığını anlatmak için özne + be hard + mastar yapısını kullanır?

  1. Doctors may struggle to diagnose the condition in its early stages.
  2. Early diagnosis of the condition may be difficult for doctors.
  3. The condition can be hard to diagnose in its early stages.
Cevabı göster

The condition can be hard to diagnose in its early stages.

Kalıp ifadeler

unfold slowly ... over time: zaman içinde kademeli gelişme

Burada unfold mecaz anlamdadır: belirtiler aşamalar hâlinde gelişir veya görünür duruma gelir. Katlanmış bir şeyi fiziksel olarak açmak anlamına gelmez. Slowly ve over time birlikte sürecin kademeli olduğunu vurgular. Bu yapı; belirtileri, sonuçları, hikâyeleri veya durumları, bir anda değil, parça parça ortaya çıktıklarında ya da geliştiklerinde anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede unfold, “kademeli olarak gelişmek veya belirginleşmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The guide unfolded the map before the hike.
  2. Nina unfolded the blanket and spread it on the grass.
  3. The consequences of the decision may unfold slowly over time.
Cevabı göster

The consequences of the decision may unfold slowly over time.

That's often true of subconcussive impacts, Kelime

3:00

Bu durum genellikle sarsıntı altı darbeler için geçerlidir,

which result from lower impact jolts to the head than those that cause concussions. Notlar

3:04

ki bunlar beyin sarsıntısına neden olanlardan daha düşük etkili kafa darbelerinden kaynaklanır.

Kelime

subconcussive impacts: beyin sarsıntısı eşiğinin altındaki darbeler

Subkonküsif darbeler, teşhis edilebilir bir beyin sarsıntısına yol açan düzeyin altında kalan baş darbeleri veya sarsıntılarıdır. Burada sub- öneki, bir eşiğin altında olmayı belirtir. Bu terim, hafif bir beyin sarsıntısının zaten gerçekleştiği anlamına gelmez. Darbeyi beyin sarsıntısı eşiğine göre düzeyiyle adlandırır; bu tür darbeler, beyin sarsıntısının alışılmış anlık belirtileri olmadan da meydana gelebilir.

Alıştırma

Bu bağlamda subconcussive impact ne anlama gelir?

  1. her zaman anında ağır belirtilere yol açan bir darbe
  2. yalnızca hafif belirtileri olan teşhis edilmiş bir beyin sarsıntısı
  3. beyin sarsıntısı eşiğinin altındaki bir darbe
Cevabı göster

beyin sarsıntısı eşiğinin altındaki bir darbe

Kalıp ifadeler

result from: nedeni belirtmek

Result from, bir şeyin nedenini belirtir. A results from B yapısında A sonuç, B ise nedendir. Bu cümlede darbeler sonuç, daha düşük şiddetteki baş sarsılmaları ise nedendir. Yönü hızlıca kontrol etmek için şu kalıbı hatırlayın: sonuç results from neden.

Alıştırma

Cümleyi result from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The delay ____ a software error.

Cevabı göster

resulted from

Dilbilgisi

lower ... than those that ...: tekrarı önlemek için those kullanımı

Burada iki baş darbesi grubu karşılaştırılır. lower ... than, ilk gruptaki darbelerin etkisinin ikinci gruptakinden daha düşük olduğunu gösterir. those, tekrar etmemek için daha önce geçen çoğul jolts to the head ad öbeğinin yerini tutar. that cause concussions ikinci grubu, yani beyin sarsıntısına neden olan baş darbelerini belirtir.

Alıştırma

those that cause concussions ifadesinde those neyin yerini tutar?

  1. the injuries being discussed
  2. the concussions
  3. the jolts to the head
Cevabı göster

the jolts to the head

This category of injury doesn't cause noticeable symptoms right away, Kalıp ifadeler

3:09

Bu yaralanma kategorisi hemen belirgin semptomlara neden olmaz,

Kalıp ifadeler

noticeable symptoms right away: hemen fark edilebilecek kadar belirgin belirtiler

Noticeable symptoms, görülebilecek, hissedilebilecek veya fark edilebilecek kadar belirgin belirtilerdir. Right away, “hemen” anlamına gelen yaygın bir zaman ifadesidir. Doesn't, cause ... right away yapısını olumsuzladığı için cümle yalnızca belirtilerin hemen fark edilmediğini söyler. Yaralanmanın bulunmadığını veya belirtilerin hiçbir zaman ortaya çıkmayacağını söylemez.

Alıştırma

Hangi yorum cümleyle en iyi eşleşir?

  1. Belirtiler vücudun sağ tarafında ortaya çıkar.
  2. Belirgin belirtiler hemen ortaya çıkmasa bile yaralanma mevcut olabilir.
  3. Yaralanma hiçbir zaman belirti üretemez.
Cevabı göster

Belirgin belirtiler hemen ortaya çıkmasa bile yaralanma mevcut olabilir.

but can lead to severe degenerative brain diseases over time if it happens repeatedly. Notlar

3:13

ancak tekrarlanması halinde zamanla ciddi dejeneratif beyin hastalıklarına yol açabilir.

Kalıp ifadeler

can lead to ... over time: olası bir uzun vadeli sonuç

Lead to + isim veya fiilin -ing biçimi, “bir sonuca neden olmak” anlamına gelir. Burada can lead to severe degenerative brain diseases, tekrarlanan olayın olası sonucunu belirtir. Can kesinlik değil olasılık bildirir; over time ise sonucun zaman içinde yavaş yavaş gelişebileceğini gösterir. Bu nedenle ifade, hemen gerçekleşen veya kesin bir sonuçtan ziyade uzun vadeli bir riski anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, uzun vadede ortaya çıkabilecek bir sonucu anlatmak için lead to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Long-term stress must always cause sleep problems immediately.
  2. Long-term stress can lead to sleep problems over time.
  3. Long-term stress can lead sleep problems over time.
Cevabı göster

Long-term stress can lead to sleep problems over time.

Dilbilgisi

if it happens repeatedly: birikimli riskin koşulu

If, ana cümlede belirtilen riskin hangi koşulda geçerli olduğunu gösterir. It, az önce sözü edilen darbe türüne gönderme yapar; happens repeatedly ise bu olayın birçok kez meydana geldiği anlamına gelir. Bu koşul, iddianın kapsamını sınırlar: ciddi hastalık, bu tür darbeler tekrarlandığında ortaya çıkabilecek bir sonuç olarak sunulur. Cümle, tek bir olayın hastalığa kesinlikle yol açacağını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olayın tekrarlanmasını olası ciddi bir sonucun koşulu hâline getiriyor?

  1. A small error becomes harmless if it happens repeatedly.
  2. A small error always becomes serious after one occurrence.
  3. A small error can become serious if it happens repeatedly.
Cevabı göster

A small error can become serious if it happens repeatedly.

Take soccer players, Anlatım akışı

3:20

Örneğin futbolcuları ele alalım,

who are known for repeatedly heading soccer balls. Kalıp ifadeler

3:21

onlar futbol toplarına defalarca kafa atmalarıyla bilinirler.

Anlatım akışı

Take soccer players: Take ile örnek sunma

Burada Take soccer players, “futbolcuları örnek olarak düşünün” anlamına gelir. Take ifadesinden sonra örneği adlandıran isim öbeği gelir; bu, oyuncuları taşıma ya da bir yere götürme talimatı değildir. Cümle başındaki bu kalıp genel bir açıklamadan somut bir örneğe geçiş yapar. Ardından gelen yan cümle bu örneğin neden önemli olduğunu açıklayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede, tartışılacak bir örneği tanıtmak için cümle başında Take kullanılmıştır?

  1. Take night-shift workers, who often sleep during the day.
  2. Choose night-shift workers for the early meeting.
  3. Take the boxes upstairs before dinner.
Cevabı göster

Take night-shift workers, who often sleep during the day.

Kalıp ifadeler

are known for repeatedly heading soccer balls: be known for + -ing yapısı

be known for + isim veya -ing biçimi, bir kişinin, grubun ya da yerin bir özellik veya etkinlikle yaygın biçimde ilişkilendirildiğini anlatır. Burada are known for repeatedly heading, toplara tekrar tekrar kafa vurmanın futbolcularla ilişkilendirilen tanınmış bir etkinlik olduğunu belirtir. for bir edat olduğu için head, -ing biçimi olan heading hâline gelir. Futbolda head a ball, topa kafayla vurmak veya yön vermek anlamına gelir. Burada heading bir yere yönelmek anlamına gelmez; repeatedly ise hareketin tekrar tekrar yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede karakteristik bir etkinliği anlatmak için be known for + -ing doğru kullanılmıştır?

  1. The town is known for make handmade pottery.
  2. The town is known for making handmade pottery.
  3. The town is known for made handmade pottery.
Cevabı göster

The town is known for making handmade pottery.

Using a technique called diffusion tensor imaging, Kültür

3:25

Difüzyon tensör görüntüleme adı verilen bir teknik kullanarak,

we're beginning to find out what effect that has on the brain. Dilbilgisi

3:28

bunun beyin üzerinde ne gibi bir etkisi olduğunu anlamaya başlıyoruz.

Kültür

diffusion tensor imaging: bir beyin görüntüleme tekniği

Diffusion tensor imaging (DTI), yani difüzyon tensör görüntüleme, bir tıbbi görüntüleme yönteminin yerleşik adıdır. Dokudaki suyun yayılma yönünü kullanarak beyin bölgelerini birbirine bağlayan sinir lifi demetleri olan beyaz cevher yollarının düzenini tahmin eder. Bu cümlede ifade, araştırmacıların beyindeki küçük yapısal farklılıkları aramak için kullandığı tekniğin adıdır. Üç kelimeyi birbiriyle ilgisiz günlük anlamlarıyla değil, tek bir teknik terim olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede diffusion tensor imaging neyi ifade ediyor?

  1. Beyindeki lif yollarını incelemek için kullanılan bir tıbbi görüntüleme yöntemi
  2. Spor yaralanmasından sonra yapılan kısa bir hafıza testi
  3. Hasarlı beyin hücrelerini onaran bir tedavi
Cevabı göster

Beyindeki lif yollarını incelemek için kullanılan bir tıbbi görüntüleme yöntemi

Dilbilgisi

find out what effect X has on Y: X'in Y üzerindeki etkisini öğrenmek

Find out, genellikle araştırma, gözlem veya inceleme sonucunda “öğrenmek ya da belirlemek” anlamına gelir. What effect that has on the brain yan cümlesi find out fiilinin nesnesidir ve araştırmacıların tam olarak neyi öğrenmeye çalıştığını belirtir. Buradaki that, daha önce sözü edilen eylem veya durumun yerini tutar; have an effect on ise “etkilemek” demektir. What effect ... cümle içine yerleştirilmiş dolaylı bir soru olduğu için düz cümle sırasını kullanır: what effect + özne + has on + etkilenen unsur. Doğrudan sorudaki does + özne + have sırası kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede find out sonrasında dolaylı soru doğru kullanılmıştır?

  1. The study aims to find out what effect does blue light have on sleep.
  2. The study aims to find out what effect has blue light on sleep.
  3. The study aims to find out what effect blue light has on sleep.
Cevabı göster

The study aims to find out what effect blue light has on sleep.

This method allows scientists to find large axon bundles Dilbilgisi

3:32

Bu yöntem, bilim insanlarının büyük akson demetlerini bulmasını

and see how milder blows might alter them structurally. Kelime

3:36

ve daha hafif darbelerin onları yapısal olarak nasıl değiştirebileceğini görmesini sağlar.

Dilbilgisi

allows scientists to find: allow + nesne + to do yapısı

allow + nesne + to + fiil yapısında allow, birinin bir şeyi yapmasını mümkün kılmak anlamına gelir. Burada yöntem bu olanağı yaratır; scientists nesnedir ve to find yapılacak eylemi belirtir. Özne bir araç, yöntem veya koşul olduğunda allow genellikle izin değil, yeterlilik ya da olanak ifade eder. Cümlenin tamamında find ve see aynı to mastarı altında bağlanan fiillerdir; bu nedenle see öncesinde to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi allow + nesne + to do yapısının gerektirdiği biçimle tamamlayın: This software allows engineers ____ weak points in the bridge.

Cevabı göster

to identify

Kelime

alter them structurally: onları yapısal düzeyde değiştirmek

Alter something structurally, bir şeyin fiziksel yapısını veya iç düzenini değiştirmek anlamına gelir. Structurally, alter fiilini niteleyen bir zarftır; them daha önce belirtilen büyük akson demetlerini ifade eder. Milder karşılaştırma biçimidir: darbeler diğerlerine göre daha az kuvvetlidir, ancak zararsız değildir. Might, yapısal değişimi doğrulanmış bir sonuç olarak değil, bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “yapısı düzeyinde” anlamına gelen zarfla tamamlayın: Repeated pressure may alter the material ____.

Cevabı göster

structurally

In 2013,

3:40

2013 yılında,

researchers using this technique discovered that athletes who had headed the ball most, Kalıp ifadeler

3:41

bu tekniği kullanan araştırmacılar, topa en çok kafa atan sporcuların,

Kalıp ifadeler

had headed the ball most: futbolda kullanılan head fiili

Burada head bir fiildir: to head the ball, futbolda topa kafayla vurmak anlamına gelir. Headed bu fiilin geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle had headed, eylemi araştırmacıların keşfinden önceki bir zamana yerleştirir. Most, karşılaştırılan sporcular arasında en yüksek tekrar sayısını belirtir. Dolayısıyla ifade, bu hareketi diğerlerinden daha sık yapan sporcuları tanımlar.

Alıştırma

Hangi cümlede headed, “topa kafayla vurmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The striker headed the ball into the net.
  2. The striker headed toward the locker room.
  3. The striker headed the team for two seasons.
Cevabı göster

The striker headed the ball into the net.

about 1,800 times a year, Kalıp ifadeler

3:46

yılda yaklaşık 1.800 kez,

Kalıp ifadeler

about 1,800 times a year: yaklaşık yıllık sıklık

Bir sayının önündeki about, sayının kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. Burada times, bir olayın kaç kez gerçekleştiğini sayar; tarihsel dönemler anlamına gelmez. about + sayı + times + a year kalıbı yaklaşık yıllık sıklığı belirtir. A year, “yılda” demektir; başka dönemler için a day, a week veya a month kullanılabilir.

Alıştırma

Sıklık ifadesini “gerçekleşme sayısı” anlamındaki sözcükle tamamlayın: The filter is replaced about twelve ____ a year.

Cevabı göster

times

had damaged the structural integrity of their axon bundles. Kelime

3:49

akson demetlerinin yapısal bütünlüğüne zarar verdiğini keşfettiler.

Kelime

the structural integrity of ...: ... yapısal bütünlüğü

Structural integrity, bir yapının normal kuvvetler altında bütün, dengeli ve işlevsel kalabilme yeteneğidir. Burada hasar, akson demetlerinin yalnızca görünüşünü değiştirmemiş, fiziksel düzenini zayıflatmıştır. Teknik bağlamlarda integrity, ahlaki dürüstlükten çok fiziksel bütünlük anlamına gelebilir. the structural integrity of + isim kalıbı, sağlamlığı ele alınan yapıyı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi fiziksel bütünlük ve sağlamlık anlamındaki iki sözcüklü resmî terimle tamamlayın: After the earthquake, engineers checked the bridge's ____.

Cevabı göster

structural integrity

The damage was similar to how a rope will fail Dilbilgisi

3:53

Bu hasar, bir halatın koptuğundaki duruma benziyordu,

when the individual fibers start to fray. Kelime

3:56

bireysel liflerin yıpranmaya başladığı zamanki gibi.

Dilbilgisi

was similar to how: süreçleri karşılaştırmak

Was similar to how, bir olayı veya mekanizmayı başka bir olayın gerçekleşme biçimine bağlar. how sonrasındaki yan cümle bir süreci anlatır: Tek tek lifleri saçaklanmaya başladıkça ip kopar. Bu bir benzetmedir; iki şeyin tamamen aynı olduğu iddiası değildir. Bilinen süreç, dinleyicinin daha az bilinen hasar türünü anlamasına yardım eder.

Alıştırma

Süreç karşılaştırmasını hedef ifadeyle tamamlayın: The way the crack spread ____ ice breaks across a pond.

Cevabı göster

was similar to how

Kelime

start to fray: lifler aşınmayla ayrılmaya başlar

Burada fray, ip, kumaş veya benzeri bir malzemedeki tek tek liflerin aşınma nedeniyle gevşeyip ayrılmaya başlaması demektir. Start to fray bu fiziksel değişimin başlangıcını belirtir; kaygı veya gerginlik duygusunu anlatmaz. Bu ifade görsel bir model oluşturur: tek tek lifler ayrıldıkça daha büyük lif demeti yapısal gücünü kaybeder.

Alıştırma

Hangi cümlede fray, liflerin aşınıp ayrılmasını anlatmak için kullanılmıştır?

  1. The old rope is starting to fray at the ends.
  2. The old rope is starting to worry at the ends.
  3. The old rope is starting to freeze at the ends.
Cevabı göster

The old rope is starting to fray at the ends.

Those players also performed worse on short-term memory tests. Kalıp ifadeler

4:00

Bu oyuncular ayrıca kısa süreli hafıza testlerinde daha kötü performans gösterdiler.

Kalıp ifadeler

performed worse on ... tests: test sonuçlarını karşılaştırma

Performed worse on a test ifadesinde perform, bir izleyici kitlesini eğlendirmek değil, bir görevde belirli bir başarı düzeyine ulaşmak anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen yapı perform + better/worse + on + test veya task şeklindedir. Worse bir karşılaştırma belirtir: bu oyuncuların sonuçları başka bir gruptan veya referans noktasından daha kötüdür. On, değerlendirilen testi veya görevi tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle bir grubun hafıza testinde diğerinden daha kötü sonuç aldığını doğal biçimde anlatır?

  1. The second group performed the memory test worse on.
  2. The second group performed worse on the memory test.
  3. The second group performed worse the memory test.
Cevabı göster

The second group performed worse on the memory test.

So even though no one suffered full-blown concussions, Notlar

4:04

Dolayısıyla hiç kimse tam teşekküllü bir beyin sarsıntısı geçirmemiş olsa da,

Kelime

full-blown concussions: tamamen gelişmiş ve açıkça tanınabilir vakalar

Full-blown, kısa çizgiyle yazılan ve ana özellikleri açıkça ortaya çıkmış biçimde tamamen gelişmiş anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Bu nedenle full-blown concussions, bu eşiğin altındaki daha küçük darbelerden farklı olarak, açıkça beyin sarsıntısı düzeyine ulaşmış vakaları ifade eder. Blown burada gerçek anlamında değildir; hiçbir şey şişirilmez veya rüzgârla hareket ettirilmez. İfade, bir durumun gelişim aşamasını ya da derecesini vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede full-blown ne anlama geliyor? The disagreement became a full-blown conflict.

  1. Açık ve ciddi bir çatışmaya dönüştü.
  2. Güçlü rüzgârın neden olduğu bir çatışmaydı.
  3. Yalnızca küçük bir çatışma olasılığı olarak kaldı.
Cevabı göster

Açık ve ciddi bir çatışmaya dönüştü.

these subconcussive hits added up to measurable damage over time. Öbek fiiller

4:08

bu sarsıntı altı darbeler zamanla ölçülebilir hasarlara dönüştü.

Dilbilgisi

So even though: bir sonucu gerçek bir ödünlemeye bağlamak

So, bu cümleyi az önce ele alınan kanıtlara bağlar ve "bu nedenle" ya da "bunu göz önünde bulundurursak" anlamında bir sonuç bildirir. Ardından even though, sonucu beklenmedik gösterebilecek, doğru kabul edilen bir gerçeği ödünleme olarak sunar. Burada hiç kimsenin tam gelişmiş bir beyin sarsıntısı geçirmemiş olması arka plan bilgisidir; ana iddia değildir. Önemli sonuç virgülden sonraki ana cümlededir: daha küçük darbeler yine de zaman içinde ölçülebilir hasara yol açmıştır.

Alıştırma

Rapor, alarmın çalmadığını ancak makinenin aşırı ısındığını doğruluyor. Hangi cümle doğrulanmış gerçeği bir ödünleme olarak sunuyor?

  1. So even if the alarm does not sound, we will shut down the machine.
  2. So because the alarm did not sound, the machine was overheating.
  3. So even though the alarm did not sound, the machine was overheating.
Cevabı göster

So even though the alarm did not sound, the machine was overheating.

Öbek fiiller

added up to ... over time: birikimli sonuçlar

Burada added up to, düşük şiddetteki birçok darbenin birikerek sonunda ölçülebilir bir sonuç oluşturduğu anlamına gelir. Özne tekrarlanan darbeleri, measurable damage ise bunların oluşturduğu toplam sonucu belirtir. Over time, sürecin yavaş yavaş gerçekleştiğini açıkça gösterir. Burada yalnızca matematiksel bir toplama anlatılmaz. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp şöyledir: birkaç küçük etki + add up to + daha büyük bir toplam veya sonuç.

Alıştırma

Küçük miktarların daha büyük bir toplam oluşturduğunu add up to ile anlatan cümle hangisidir?

  1. Missing the deadline can lead to an extra charge.
  2. Several small subscription fees can add up to a large yearly cost.
  3. One new fee can add to the cost of the plan.
Cevabı göster

Several small subscription fees can add up to a large yearly cost.

In fact,

4:14

Aslında,

researchers know that an overload of subconcussive hits

4:14

araştırmacılar sarsıntı altı darbelerin aşırı yüklenmesinin

is linked to a degenerative brain disease known as chronic traumatic encephalopathy or CTE. Notlar

4:18

kronik travmatik ensefalopati veya CTE olarak bilinen dejeneratif bir beyin hastalığıyla bağlantılı olduğunu biliyorlar.

Kalıp ifadeler

is linked to: kanıtlanmış nedensellik değil, ilişki

Is linked to, “bir şeyle ilişkili olmak” anlamına gelir. Bu cümlede araştırmacılar, beyin sarsıntısı düzeyine ulaşmayan darbelerin aşırı miktarda olmasıyla CTE arasında bir bağlantı bildiriyor. A is linked to B kalıbı temkinlidir. Tek başına A'nın B'ye doğrudan neden olduğunu, A'nın tek neden olduğunu veya nedenselliğin hangi yönde işlediğini kanıtlamaz. To bir edattır; ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Bir araştırma, gece geç saatlerde ekran kullanımı ile kötü uyku arasında ilişki buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Bulguyu en doğru bildiren cümle hangisidir?

  1. Late-night screen use and poor sleep were identical.
  2. Late-night screen use caused poor sleep in every participant.
  3. Late-night screen use was linked to poor sleep in the study.
Cevabı göster

Late-night screen use was linked to poor sleep in the study.

Kelime

known as chronic traumatic encephalopathy or CTE: resmî adı ve kısaltmasını verme

known as + ad kalıbı, bir şeyin ne olarak adlandırıldığını belirtir. Burada known as chronic traumatic encephalopathy, a degenerative brain disease ifadesini niteler ve hastalığın resmî adını verir. or CTE içindeki or, “diğer adıyla” ya da “başka bir deyişle” anlamına gelir. CTE aynı hastalığın kısaltmasıdır; ikinci bir hastalık veya alternatif bir tanı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle önce resmî bir terimi, ardından onun kısaltmasını doğru biçimde tanıtır?

  1. The sleep disorder is known for obstructive sleep apnea, or OSA.
  2. The sleep disorder is known as obstructive sleep apnea and a different condition called OSA.
  3. The sleep disorder is known as obstructive sleep apnea, or OSA.
Cevabı göster

The sleep disorder is known as obstructive sleep apnea, or OSA.

People with CTE suffer from changes in their mood and behavior Kalıp ifadeler

4:25

CTE'si olan kişiler, ruh hallerinde ve davranışlarında değişiklikler yaşarlar

that begin appearing in their 30s or 40s,

4:30

ve bunlar 30'lu veya 40'lı yaşlarında ortaya çıkmaya başlar,

Kalıp ifadeler

suffer from changes in their mood and behavior: zararlı etkiler yaşamak

suffer from + hastalık, belirti veya olumsuz durum kalıbı, çoğu zaman uzun süre boyunca bunun zararlı etkilerini yaşamak anlamına gelir. Belirli bir fiziksel acı hissetmeyi gerektirmez. Burada insanlar ruh hâli ve davranışlarındaki değişikliklerden etkilenmektedir. Suffer from, bu değişiklikleri tarafsız değil, rahatsız edici veya zarar verici olarak gösterir.

Alıştırma

Tarafsız ve ironi içermeyen bir bağlamda şu cümleyi değerlendirin: She suffers from a new hobby that she really enjoys.

  1. Cümle bu bağlamda doğaldır.
  2. Cümle bu bağlamda doğal değildir.
Cevabı göster

Cümle bu bağlamda doğal değildir.

followed by problems with thinking and memory Anlatım akışı

4:33

ardından düşünme ve hafıza ile ilgili sorunlar gelir,

Anlatım akışı

followed by: ardından ne geldiğini gösterme

followed by ifadesi bir sıralamadaki sonraki aşamayı tanıtır. A is/was followed by B yapısında önce A, ardından B gerçekleşir. Burada followed by problems with thinking and memory, daha önceki bir dizi değişikliği daha sonra ortaya çıkan düşünme ve hafıza sorunlarına bağlar. followed edilgen biçimdedir: önceki aşamanın ardından sonraki aşama gelir; bir kişinin başka birini etkin biçimde takip ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sıralama sözcüğüyle tamamlayın: The safety talk was ____ by a fire drill.

Cevabı göster

followed

that can, in some cases, Dilbilgisi

4:36

bunlar bazı durumlarda

even result in dementia.

4:37

bunamaya bile neden olabilir.

Dilbilgisi

in some cases ... can result in: sınırlı bir riski belirtme

İlgi zamiri that, daha önce sözü edilen problems with thinking and memory ifadesine gönderme yapar. Bu yan cümlede result in sonucu tanıtır: söz konusu sorunlar demansa yol açabilir. Bu ifade bir tahminde bulunmaz, riski dikkatli biçimde belirtir. can olasılık bildirir, in some cases iddiayı belirli durumlarla sınırlar ve even demansın özellikle ciddi bir sonuç olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle sonucun yalnızca bazı durumlarda mümkün olduğunu söyler ve nedeni sonuçtan önce verir?

  1. Severe dehydration will always result in confusion.
  2. In some cases, severe dehydration can result in confusion.
  3. Severe dehydration results from confusion in every case.
Cevabı göster

In some cases, severe dehydration can result in confusion.

The culprit is a protein called tau. Kelime

4:40

Bunun sorumlusu tau adı verilen bir proteindir.

Kelime

The culprit: sorundan sorumlu olan şey

Bu cümlede The culprit, sorundan sorumlu olan şey anlamına gelir. Tau bir suçlu olarak anlatılmıyor; culprit, insan olmayan bir neden veya soruna önemli ölçüde katkıda bulunan bir etken için mecaz anlamda kullanılıyor. the culprit is X kalıbı, olası nedenler değerlendirildikten sonra sorunun kaynağını belirtir. Nedeni sorumlu bir taraf gibi göstererek anlatımı daha canlı hâle getirir.

Alıştırma

“The engineers found that moisture was the culprit behind the failure,” cümlesinde culprit ne anlama gelir?

  1. sorundan sorumlu etken
  2. sorumluluk yüklenmeyen, test edilmemiş bir olasılık
  3. sorunun gerçekleştiğini gören kişi
Cevabı göster

sorundan sorumlu etken

Usually,

4:43

Genellikle,

tau proteins support tiny tubes inside our axons, Kelime

4:44

tau proteinleri aksonlarımızın içindeki küçük tüpleri destekler,

Kelime

support tiny tubes: bir yapıyı taşımak ve sabit tutmak

Burada support, bir şeyi taşımak ve sabit tutmak anlamına gelir. Tau proteins destekleme işini yapan öznedir; tiny tubes ise aksonların içinde desteklenen yapılardır. Bilimsel açıklamalarda support, bir parçanın başka bir yapının şeklini veya normal işleyişini korumasına nasıl yardımcı olduğunu anlatabilir. Bu cümlede bir görüşe katılmak veya duygusal destek vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

“The metal frame supports the glass panels,” cümlesinde supports ne anlama gelir?

  1. panellerin görüşüne katılır
  2. panelleri taşır ve sabit tutar
  3. panellere duygusal destek verir
Cevabı göster

panelleri taşır ve sabit tutar

called microtubules. Kelime

4:48

bunlara mikrotübüller denir.

Kelime

called microtubules: called ile teknik bir ad eklemek

Burada called microtubules, daha önceki tiny tubes ad öbeğinin ardından gelir ve bu tüplerin teknik adını verir. tiny tubes that are called microtubules ile aynı anlama gelir. called, that are bölümünün atıldığı kısaltılmış edilgen bir ilgi tümcesindeki geçmiş zaman ortacıdır. Önceki bir adı nitelediği için called microtubules tek başına tam bir cümle değildir. Bilimsel metinlerde bir terimi tanıtmak için isim + called + ad kalıbı sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi called ve verilen photoreceptors adıyla tamamlayın: The eye contains light-sensitive cells ____.

Cevabı göster

called photoreceptors

It's thought that repeated subconcussive hits damage the microtubules, Dilbilgisi

4:50

Tekrarlanan sarsıntı altı darbelerin mikrotübüllere zarar verdiği,

causing the tau proteins to dislodge and clump together. Kelime

4:54

tau proteinlerinin yerinden çıkıp topaklaşmasına neden olduğu düşünülmektedir.

Dilbilgisi

It's thought that: genel bir görüşü temkinli biçimde aktarmak

It's thought that ..., “genel olarak ... olduğu düşünülüyor” veya “mevcut görüş ... yönünde” anlamına gelen kişisiz edilgen bir aktarım yapısıdır. It biçimsel öznedir; asıl iddia that tümcesinde yer alır. Bu yapı, görüşü kimin savunduğunu belirtmez ve iddiayı doğrudan kesinlik olarak değil, güncel ya da desteklenen bir yorum olarak sunar. Bu cümlede önerilen mekanizma, bir kişinin o anda düşündüğü şey olarak değil, bilimsel bir görüş olarak çerçevelenir.

Alıştırma

Belirli bir kaynak adı vermeden, desteklenen ancak tamamen kesin olmayan tarihî bir görüşü en doğal biçimde hangi cümle aktarır?

  1. I am thinking about the settlement in the twelfth century.
  2. It's thought that the settlement was founded in the twelfth century.
  3. The settlement was definitely founded in the twelfth century.
Cevabı göster

It's thought that the settlement was founded in the twelfth century.

Kelime

to dislodge and clump together: yerinden ayrılmak ve yoğun kümeler oluşturmak

Burada dislodge, tau proteinlerinin bağlı olduğu ya da işlev gördüğü konumdan ayrılması demektir. Clump together, ayrı proteinlerin yalnızca aynı bölgeye gelmesi değil, yoğun ve düzensiz kütleler hâlinde toplanması demektir. İki fiilin yalın biçimi to ögesini ortak kullanır ve and ile bağlanır: to dislodge and clump together. Bu yapı, önce normal konumdan ayrılmayı, ardından anormal kümeler oluşturmayı içeren bağlantılı bir değişimi anlatır.

Alıştırma

Cümledeki to dislodge and clump together ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Sıradan bir sosyal buluşma için bir araya gelmek
  2. Asıl konumundan ayrılıp yoğun topaklar oluşturmak
  3. Bağlı kalırken eşit biçimde yayılmak
Cevabı göster

Asıl konumundan ayrılıp yoğun topaklar oluşturmak

The clumps disrupt transport and communication along the neuron Kelime

4:59

Bu topaklar, nöron boyunca taşıma ve iletişimi bozar

Kelime

disrupt transport and communication along the neuron: nörondaki taşınma ve iletişimi bozmak

Disrupt, normal bir sürece müdahale ederek onun alışılmış biçimde devam etmesini engellemek anlamına gelen resmî bir fiildir. Cümle, kümelerin nöron boyunca gerçekleşen iki işlevi, yani taşınmayı ve iletişimi bozduğunu söyler. Bu bilimsel bağlamda transport, maddelerin nöron içindeki hareketini; communication ise sinyallerin iletilmesini ifade eder. Araç taşımacılığı veya gündelik sohbet anlamına gelmezler.

Alıştırma

Hangi cümlede disrupt, bir sistemin artık normal biçimde çalışamadığını anlatır?

  1. The software failure disrupted communication across the network.
  2. Maya interrupted the speaker to ask a question.
  3. The technician transported the message across the network.
Cevabı göster

The software failure disrupted communication across the network.

and drive the breakdown of connections within the brain. Kalıp ifadeler

5:04

ve beyindeki bağlantıların çöküşüne zemin hazırlar.

Kalıp ifadeler

drive the breakdown of: bir süreci ilerletmek

Burada drive, “bir aracı sürmek” değil, “neden olmak veya güçlü biçimde katkıda bulunmak” anlamındadır. Özne, zararlı bir süreci ilerleten etkendir: beyindeki bağlantıların bozulmasına yol açar. Yapı, drive + bir değişimi veya sonucu adlandıran isim öbeğidir. Özneyi sürecin arkasındaki önemli bir itici güç olarak gösterir, ancak mutlaka tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede drive, “bir değişime neden olmak veya onu güçlü biçimde ilerletmek” anlamındadır?

  1. High demand can drive the rapid growth of online services.
  2. We took a drive along the coast after lunch.
  3. Maria can drive the delivery van across town.
Cevabı göster

High demand can drive the rapid growth of online services.

Once the tau proteins start clumping together, Dilbilgisi

5:08

Tau proteinleri bir araya toplanmaya başladığında,

Dilbilgisi

Once + yan cümle: sonucu tetikleyen noktayı belirtmek

Burada Once, “bu olduğunda veya olduktan sonra” anlamına gelen bir bağlaçtır. Hem bir zaman noktasını hem de bir koşulu belirtir: sonraki süreç, tau proteinleri kümelenmeye başladıktan sonra gerçekleşir. Cümle başındaki Once yan cümlesi bağımlıdır; bu nedenle virgül, asıl sonucun henüz gelmediğini gösterir. Bu kullanımda once, “bir kez” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ve “bu koşul gerçekleştiğinde” anlamına gelen ifadeyi seçin: ____ the update finishes, restart the computer.

  1. Once
  2. One time
  3. For once
Cevabı göster

Once

they cause more clumps to form

5:11

daha fazla topak oluşmasına neden olurlar

and continue to spread throughout the brain, Kalıp ifadeler

5:13

ve beyin boyunca yayılmaya devam ederler,

Kalıp ifadeler

continue to spread throughout the brain: beynin tamamına yayılmaya devam etmek

Continue to spread, yayılmanın zaten başladığını ve hâlâ sürdüğünü belirtir. Throughout the brain ise kapsamı gösterir: yalnızca belirli bir bölgeye değil, beynin bütününe ve farklı kısımlarına yayılma söz konusudur. Baştaki and, devam eden bu süreci önceki düşünceye bağlar. continue to spread throughout + alan kalıbı, bir şeyin bir alanın tamamına yayılmayı sürdürdüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, tüm alana yayılmayı sürdürdü anlamına gelen bu dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The fire ____ the forest.

Cevabı göster

continued to spread throughout

even after head impacts have stopped. Dilbilgisi

5:16

kafaya alınan darbeler durduktan sonra bile.

Dilbilgisi

even after head impacts have stopped: kafaya alınan darbeler sona erdikten sonra bile

Even after daha sonraki bir zaman sınırı belirtir ve beklenmedik bir karşıtlık ekler: after yan cümlesindeki olay bitmiş olsa da ana süreç devam eder. Burada önceki continue to spread düşüncesine bağlanır; dolayısıyla yayılma, kafaya alınan darbeler sona erdikten sonra da sürebilir. Have stopped, present perfect yapısındadır. Şu anki tartışma noktasından geriye bakar ve ortaya çıkan durumu vurgular: darbeler sona ermiştir ve artık gerçekleşmemektedir.

Alıştırma

Cümleyi, beklenmedik devamlılığı vurgulayan bu dersteki iki kelimelik zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: The baby stayed awake ____ the music had stopped.

Cevabı göster

even after

The data show that at least among football players, Anlatım akışı

5:19

Veriler, en azından Amerikan futbolu oyuncuları arasında,

between 50 and 80% of concussions go unreported and untreated. Notlar

5:22

beyin sarsıntılarının %50 ile 80'inin bildirilmediğini ve tedavi edilmediğini gösteriyor.

Anlatım akışı

at least among football players: bir iddianın kapsamını sınırlamak

at least among football players ifadesi, istatistikten önce bir kapsam sınırlaması getirir. Bu, sonraki iddianın Amerikan futbolu oyuncuları için açıkça kanıtlarla desteklendiği anlamına gelir; bu nedenle yüzde otomatik olarak herkese uygulanmamalıdır. Burada at least, yüzdenin alt sınırını değil grubun kapsamını niteler. Diğer gruplarda da benzer bir durum görülebilir, ancak bu cümle bunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: "At least among city residents, the survey found strong support for the plan" cümlesi, kırsal bölgelerde yaşayanların da planı desteklediğini kanıtlar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

between 50 and 80% of concussions: bir yüzde aralığını belirtmek

between A and B% of + isim kalıbı, bir oranın alt ve üst sınırlarını verir. between 50 and 80% of concussions ifadesinde 50% alt sınır, 80% üst sınırdır; of concussions ise ölçülen bütün grubu belirtir. Between, and ile eşleşir. between 50% and 80% of concussions biçiminde de yazılabilir; özgün cümlede yüzde işareti yalnızca ikinci sayıdan sonra kullanılır ve iki sınır için de geçerlidir.

Alıştırma

Yüzde aralığını and ile eşleşen kelimeyle tamamlayın: ____ 20 and 30% of customers choose the annual plan.

Cevabı göster

Between

Dilbilgisi

go unreported and untreated: go + durum bildiren sözcük

go unreported and untreated ifadesindeki go, “hareket etmek” anlamına gelmez. Özneyi unreported ve untreated durumlarına bağlar; yani birçok beyin sarsıntısı bildirilmez ve tedavi edilmez. go + sıfat veya geçmiş zaman ortacı yapısı, bir şeyin istenmeyen ya da çözülmemiş bir durumda kalmasını sıkça anlatır. and ile bağlanan iki sözcük iki ayrı eksikliği belirtir: bildirim yapılmaması ve tedavi uygulanmaması.

Alıştırma

Cümleyi go + “bildirilmemiş” anlamındaki sözcükle tamamlayın: Some minor workplace injuries ____ because workers never tell a supervisor.

Cevabı göster

go unreported

Sometimes that's because it's hard to tell a concussion has occurred in the first place. Kalıp ifadeler

5:28

Bazen bunun nedeni en başta beyin sarsıntısı geçirip geçirmediğini anlamanın zor olmasıdır.

Kalıp ifadeler

in the first place: ilk neden veya temel varsayım

Burada in the first place, “en başta” veya “en temel başlangıç noktasında” anlamına gelir. Dinleyiciyi ilk soruya geri götürür: Gerçekten bir beyin sarsıntısı olmuş muydu? Cümlenin sonuna yakın kullanıldığında bu ifade genellikle ilk nedeni, varsayımı veya gerçeği yeniden gündeme getirir. Fiziksel bir yeri ya da birinci olmayı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle ilk aşamayı anlatmak yerine ilk nedeni soruyor?

  1. Lena arrived in first place in the race.
  2. At first, Lena found the club meetings confusing.
  3. Why did Lena join the club in the first place?
Cevabı göster

Why did Lena join the club in the first place?

But it's also often due to pressure or a desire to keep going despite the fact that something's wrong. Notlar

5:32

Ancak çoğu zaman bir şeylerin yanlış olduğu gerçeğine rağmen devam etme arzusu veya baskı nedeniyledir.

Kalıp ifadeler

due to pressure: bir nedeni açıklama

due to pressure ifadesinde due to bir neden belirtir: baskı, birinin neden harekete geçtiğini, sessiz kaldığını veya bir şeyler ters giderken bile devam ettiğini açıklamaya yardımcı olur. Buradaki pressure fiziksel kuvvet değil; beklentiler, başkalarını hayal kırıklığına uğratma korkusu veya rekabet gibi sosyal ya da psikolojik baskıdır. Başka bağlamlara da uygulanabilen kalıp due to + isim öbeğidir. The delay was due to bad weather. örneğinde olduğu gibi nedeni kısa biçimde verir.

Alıştırma

“Nina stayed silent due to pressure from her team” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Ekibin donanımı onun üzerinde fiziksel basınç oluşturdu.
  2. Ekibe baskı yapabilmek için sessiz kaldı.
  3. Ekibinin beklentileri, sessiz kalması gerektiğini hissetmesine yol açtı.
Cevabı göster

Ekibinin beklentileri, sessiz kalması gerektiğini hissetmesine yol açtı.

Kalıp ifadeler

a desire to keep going: devam etme isteği

a desire to + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin ne yapmak istediğini belirtir. a desire to keep going ifadesinde to keep going mastarı, isteğin içeriğini açıklar. Keep going çoğu zaman yalnızca “yürümeye devam etmek” değil, “mevcut etkinliği veya çabayı sürdürmek” ya da “vazgeçmeden devam etmek” demektir. Bu cümlede, bir şeylerin yanlış olduğuna dair işaret olmasına rağmen devam etmek istemeyi anlatır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “zorluğa rağmen devam etme isteği” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After the first attempt failed, she still had ____.

Cevabı göster

a desire to keep going

Dilbilgisi

despite the fact that + yan cümle

Despite the fact that, gerçek olan ancak ana cümledeki durumun gerçekleşmesini engellemeyen bir olguyu belirtir. Burada something's wrong gerçektir, fakat yine de devam etme isteği vardır. Despite bir edattır; bu nedenle normalde ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. The fact that, despite sonrasında tam bir yan cümle kullanılmasını sağlar: despite the fact that + özne + fiil. Despite sonrasında of eklemeyin.

Alıştırma

'Although' anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: She kept running ____ her ankle hurt.

Cevabı göster

despite the fact that

This doesn't just undermine recovery, Dilbilgisi

5:39

Bu sadece iyileşmeyi baltalamakla kalmaz,

it's also dangerous.

5:42

aynı zamanda tehlikelidir.

Dilbilgisi

Doesn't just ... it's also ... ile anlamı güçlendirme

Doesn't just undermine recovery ifadesindeki doesn't just, iyileşmenin etkilenmediği anlamına gelmez. İyileşmenin baltalanması gerçektir, ancak tek sonuç bu değildir. İkinci bölüm olan it's also dangerous daha ciddi bir noktayı ekler. Doesn't just X; it's also Y kalıbı bir etkiyi sunduktan sonra daha güçlü bir uyarıya veya sonuca geçerek anlamı kademeli biçimde güçlendirir.

Alıştırma

Uyarıyı it's also ve bu derste 'güvenli olmayan' anlamında kullanılan sıfatla tamamlayın: The broken step doesn't just slow people down; ____.

Cevabı göster

it's also dangerous

Our brains aren't invincible. Kelime

5:44

Beyinlerimiz yenilmez değildir.

Kelime

brains aren't invincible: beyin yine de zarar görebilir

Invincible, yenilemeyecek veya zarar verilemeyecek kadar güçlü ya da iyi korunmuş anlamına gelir. Bu cümlede aren't invincible, bu mutlak düşünceyi reddeder: beynimiz yine de yaralanabilir. Bu güçlü sözcük, yalnızca beynin zarar görebileceğini söylemekten daha etkili bir uyarı oluşturur. İnsanların, bedenlerin, sistemlerin veya kuruluşların sınırları olduğunu vurgulamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz seçeneği işaretleyin. Invincible veya invisible sözcüğünün ortasındaki sese odaklanın.

  1. No safety system is invincible.
  2. No safety system is invisible.
Cevabı göster

No safety system is invincible.

They still need us to shield them from harm Kalıp ifadeler

5:46

Hala onları zarardan korumamıza

and help them undo damage once it's been done. Kalıp ifadeler

5:49

ve zarar gördükten sonra hasarı onarmalarına yardımcı olmamıza ihtiyaçları var.

Kalıp ifadeler

shield them from harm: shield ... from ... yapısı

Shield burada fiziksel bir kalkanı anlatan isim değil, fiildir. shield them from harm, zararın onlara ulaşmasını önleyecek şekilde onları korumak demektir; them sözcüğü beyinlerimizi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı shield + korunan kişi veya şey + from + tehlike biçimindedir. Korunan şey ile tehdit arasına bir engel koyma görüntüsü oluşturur.

Alıştırma

shield ... from ... yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: A sturdy case can ____ your phone ____ scratches.

Cevabı göster

shield · from

Kalıp ifadeler

undo damage once it's been done: oluştuktan sonra zararı telafi etmek

Bu cümlede undo damage, zararlı etkiler ortaya çıktıktan sonra bunları onarmak, azaltmak veya tersine çevirmek demektir. Undo, zararın tamamen silinebileceğini garanti etmez; sonuçları daha az ciddi hâle getirmeye odaklanır. Once it's been done, “zarar verildikten sonra” anlamındadır. It, damage sözcüğüne gönderme yapar; it's been done ise edilgen present perfect yapısıdır ve zararın zaten oluştuğunu gösterir. İfade bir bütün olarak, insanları önceden zarardan korumak ile sonradan telafi etmek arasındaki karşıtlığı kurar.

Alıştırma

“The team is trying to undo the damage caused by the error.” cümlesinde undo the damage ne anlama gelir?

  1. Tüm zararı daha gerçekleşmeden durdurmak
  2. Zaten var olan zararlı etkileri onarmaya veya azaltmaya çalışmak
  3. Zararlı etkileri görmezden gelmek ve hiçbir şey yapmamak
Cevabı göster

Zaten var olan zararlı etkileri onarmaya veya azaltmaya çalışmak