Yediğiniz yiyecekler beyninizi nasıl etkiler? - Mia Nacamulli: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video; yağların, amino asitlerin, mikro besinlerin ve farklı karbonhidratların beynin yapısını, sinyal iletimini, ruh hâlini, dikkati ve enerjiyi nasıl etkilediğini açıklar. Çeşitli ve besin değeri yüksek bir beslenme düzeninin daha istikrarlı bilişsel performansı desteklediği sonucuna varır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you sucked ve what would it look like? — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin would ile birlikte varsayımsal bir bilimsel düşünce deneyi kurmasını öğrenin. Böylece hayalî bir koşulla sunuma başlayabilir ve yapıyı geçmişte gerçekten yaşanmış bir olay sanmazsınız. 2. While the human brain only makes up about 2% ve it uses up to 20% — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Beynin vücut ağırlığındaki küçük payı ile yüksek enerji tüketimini karşılaştırmanın sayıları nasıl akılda kalıcı kıldığını fark edin; şaşırtıcı bir orantısızlığı vurgulamak için aynı düzeni kullanın. 3. they are all lumped into one total carb count, — Öbek Fiiller: be lumped into ifadesinin farklı unsurları tek ve geniş bir kategori altında birleştirdiğini, bunun önemli ayrımları gizleyebileceğini anlayın; besin etiketleri, sınıflandırmalar veya toplulaştırılmış veriler hakkında konuşurken kullanın.
Bu derste
If you sucked all of the moisture out of your brain and broke it down to its constituent nutritional content, Notlar
0:09Eğer beyninizdeki tüm nemi emip onu besin bileşenlerine ayırsaydınız,
suck something out of something: bir kaynağın içinden bir şey çekmek
suck something out of something yapısında ilk something çıkarılan maddeyi, out of sonrasındaki bölüm ise bu maddenin geldiği yeri belirtir. Burada all of the moisture çıkarılan madde, your brain ise kaynaktır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp suck + nesne + out of + kaynak şeklindedir. Out of, kaynağın içinden dışarı doğru hareketi belirtir; nesnenin yalnızca dışarıda bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi suck ... out of yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the pump ____ the dirty water ____ the tank.
Cevabı göster
sucked · out of
break it down to its constituent nutritional content: temel besin bileşimine kadar çözümlemek
Burada break it down, bir bütünü oluşturan parçalara kavramsal olarak ayırıp incelemek anlamına gelir. it, suyu alınmış beyni ifade eder; to its constituent nutritional content ise incelemenin ulaştığı son noktayı, yani temel besin bileşimini gösterir. Bu ifade, bir şeyi kırıp başka bir yere taşımak anlamına gelmez. Break + nesne + down ayrılabilen bir deyimsel fiildir. Nesne bir zamirse break ile down arasına gelir: break it down denir, break down it denmez. Bu kalıp maliyetler, veriler, görevler ve fikirler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede break ... down to, inceleme veya sadeleştirmenin temel bir düzeye ya da biçime ulaştığını anlatır?
- The teacher broke the theory because the class was downstairs.
- The teacher broke the theory down to its simplest form.
- The teacher separated from the theory to its simplest form.
Cevabı göster
The teacher broke the theory down to its simplest form.
If you sucked ... what would it look like?: varsayımsal bir sonucu hayal etmek
If you sucked ... içindeki geçmiş biçim ve aynı if yan cümlesindeki broke burada geçmişte gerçekleşmiş eylemleri anlatmaz. if sonrasında geçmiş biçimin kullanılması, deneyi gerçeklikten uzaklaştırır ve dinleyiciyi onu hayal etmeye çağırır. what would it look like? sorusu, varsayımın sonucunun nasıl olacağını sorar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp If + özne + fiilin geçmiş biçimi, what would + özne + fiilin yalın biçimi ...? şeklindedir. Bu kalıp düşünce deneylerinde ve açıklayıcı girişlerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, tüm pencerelerin çıkarılmasını gerçek bir plan veya geçmişteki bir olay değil, özellikle varsayımsal bir deney olarak sunar?
- If you removed all the windows, what would the room look like?
- If you remove all the windows, what will the room look like?
- After you removed all the windows, what did the room look like?
Cevabı göster
If you removed all the windows, what would the room look like?
Most of the weight of your dehydrated brain would come from fats, also known as lipids. Kalıp ifadeler
0:18Nemsiz kalmış beyninizin ağırlığının büyük bir kısmı yağlardan, yani lipidlerden gelirdi.
also known as lipids: başka bir ad eklemek
Also known as + ad, aynı kişi, nesne veya kavram için başka bir ad ekler. Bu cümlede lipids, fats için kullanılan bilimsel terim olarak sunulur. Virgülden sonraki bölüm ek bir adlandırma bilgisidir; yağların ünlü olduğunu söylemez. Bu ifade edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış biçimidir: fats, which are also known as lipids. Tanımlarda, bilimsel açıklamalarda, biyografilerde ve tanıtımlarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “diğer adıyla” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Vitamin B9, ____ folate, is found in many foods.
Cevabı göster
also known as
but each component does have a distinct impact on functioning, development, mood, and energy. Dilbilgisi
0:37ancak her bir bileşenin işleyiş, gelişim, ruh hali ve enerji üzerinde belirgin bir etkisi vardır.
more than just the sum of its nutritional parts: bütün, bileşenlerinin basit toplamından daha karmaşıktır
Yaygın more than just the sum of its parts kalıbı, bir bütünün ayrı bileşenlerini listelemek ya da toplamakla tam olarak anlaşılamayacağını belirtir. Bileşenlerin birlikte çalışma biçimi, başka nitelikler veya etkiler doğurur. Burada nutritional sözcüğü kalıbı konuya uyarlar: beyin yalnızca bir besin maddeleri koleksiyonu değildir. Sum mecaz anlamdadır; matematiksel bir toplam hesaplanmasını istemez.
Alıştırma
“A community is more than just the sum of its parts” cümlesi ne anlama gelir?
- Üyeleri, her kişi ayrı ayrı ele alındığında açıklanamayacak nitelikler ve sonuçlar oluşturur.
- Her üye tam olarak aynı miktarda katkıda bulunur.
- Beklenenden matematiksel olarak daha fazla parça içerir.
Cevabı göster
Üyeleri, her kişi ayrı ayrı ele alındığında açıklanamayacak nitelikler ve sonuçlar oluşturur.
does have a distinct impact on: vurgulayıcı does kullanımı
Bu olumlu cümlede does, have fiiline vurgu katar. Each component does have... ifadesi, her bileşenin gerçekten ya da kesinlikle bir etkisi olduğunu belirtir; does ana fiil değildir. Kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâli şeklindedir. does üçüncü tekil kişi biçimini zaten taşıdığı için have yalın hâlde kalır; has kullanılmaz. Buradaki vurgu karşıtlığı dengeler: beyin karmaşıktır ama her bir bileşen de gerçekten önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The device looks simple, but it ____ several useful features.
Cevabı göster
does have
So that post-lunch apathy or late-night alertness you might be feeling, Anlatım akışı
0:44Yani öğle yemeği sonrası hissettiğiniz o rehavet ya da gece geç saatlerdeki zindelik,
that could simply be the effects of food on your brain.
0:50sadece yiyeceklerin beyniniz üzerindeki etkileri olabilir.
So that ... well, that could ...: bir deneyimden açıklamaya geçmek
Başlangıçtaki So, bu cümleyi önceki açıklamaya bağlar. That post-lunch apathy or late-night alertness you might be feeling, dinleyicilerin tanıyabileceği deneyimleri adlandıran bir isim öbeğidir; buradaki So that, I left early so that I could rest gibi cümlelerde amaç bildiren so that bağlacı değildir. Konu belirlendikten sonra well konuşma diline özgü kısa bir duraklama yaratır; sonraki that ise deneyimin tamamına gönderme yapar. Could simply be, yiyeceklerin beyin üzerindeki etkisini kanıtlanmış bir kesinlik olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar. Böylece mesaj, tanıdık bir gözlemden ihtimalli bir nedene ilerler.
Alıştırma
Bu cümlenin mesajını düzenleme biçimini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Gece geç saatlerde uyanık olmanın amacını belirtmek için so that kullanır.
- Tanıdık deneyimleri adlandırır, well ile duraklar ve ardından olası bir neden sunar.
- Önce kesin bir neden verir, ardından kanıtlanmış iki etkiyi sıralar.
Cevabı göster
Tanıdık deneyimleri adlandırır, well ile duraklar ve ardından olası bir neden sunar.
the superstars are omegas 3 and 6: öne çıkan önemi anlatan bir mecaz
Superstars sözcüğü gerçek anlamıyla son derece ünlü veya başarılı kişileri ifade eder. Burada ise bir mecazdır: beyinde bulunan yağlar arasında omega-3 ve omega-6 yağ asitleri özellikle önemli ve öne çıkan üyeler olarak sunulur. Bu eğlenceli imge, dinleyiciye neye odaklanması gerektiğini gösterir; ancak tek başına teknik bir sıralama ya da kanıt değildir. Sanatçılardan, insanlardan veya bir markadan söz etmez.
Alıştırma
Bu cümlede the superstars ifadesi ne anlama gelir?
- Omega-3 ve omega-6 ünlü sanatçılardır.
- Omega-3 ve omega-6 ünlüler tarafından tanıtılan ticari markalardır.
- Omega-3 ve omega-6 bu grubun özellikle önemli üyeleridir.
Cevabı göster
Omega-3 ve omega-6 bu grubun özellikle önemli üyeleridir.
which have been linked to preventing degenerative brain conditions, Kalıp ifadeler
1:01bu temel yağ asitleri,
which have been linked to preventing: araştırmadaki bağlantıyı temkinli ifade etmek
Burada which ile başlayan yan cümle, these essential fatty acids hakkında ek bilgi verir. Have been linked to preventing, araştırma veya gözlemlerin önlemeyle bir bağlantı bulduğunu belirtir; bu yağ asitlerinin söz konusu hastalıkları doğrudan önlediğinin kanıtlandığını söylemez. be linked to yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya fiilin -ing biçimi gelebilir: linked to preventing. Edilgen present perfect biçimi have been linked, bağlantıyı araştırmacıların bugüne kadar bildirdiği bir bulgu olarak sunar.
Alıştırma
Kanıtlanmış doğrudan nedensellik iddiasında bulunmadan bir bağlantıyı doğru şekilde bildiren cümle hangisidir?
- Regular exercise causes better sleep for everyone.
- Regular exercise has been linked to improve sleep.
- Regular exercise has been linked to better sleep.
Cevabı göster
Regular exercise has been linked to better sleep.
and fatty fish is crucial to the creation and maintenance of cell membranes. Kalıp ifadeler
1:10ve yağlı balık gibi omega açısından zengin yiyecekler yemek, hücre zarlarının oluşturulması ve korunması için çok önemlidir.
is crucial to the creation and maintenance of: yüksek önem belirtmek
is crucial to the creation and maintenance of ifadesinde crucial, belirtilen süreç için son derece önemli veya gerekli anlamına gelir. Burada to edatından sonra the creation and maintenance of cell membranes isim öbeği gelir; to edatından sonra fiilin -ing biçimi de gelebilir. Creation ve maintenance birbirine bağlanmış iki isimdir. Ortak kullanılan of cell membranes öbeği her ikisi için de geçerlidir; dolayısıyla anlam hem hücre zarlarını oluşturmayı hem de onları korumayı kapsar.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “... için son derece önemlidir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Clear communication ____ building trust.
Cevabı göster
is crucial to
And while omegas are good fats for your brain, Dilbilgisi
1:16Ve omegalar beyniniz için iyi yağlar olsa da,
while A, B ile karşıtlık kurmak
Burada while, “-dığı sırada” anlamına gelmez. Ödünleme içeren bir karşıtlık kurar: omega yağları beyin için yararlı olabilir, ancak diğer bazı yağların uzun süre tüketilmesi zararlı olabilir. while A, B kalıbı, birbiriyle ilgili fakat farklı yönlere işaret eden iki gerçeği yan yana koyar. Bağlama göre “A olsa da B” ya da “A iken, B” şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Örnek cümlede while nasıl bir işlev görüyor?
- İki yağ türü arasında karşıtlık kurar.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Yağların ne kadar süre tüketildiğini belirtir.
Cevabı göster
İki yağ türü arasında karşıtlık kurar.
may compromise brain health: compromise ile “riske atmak”
Burada compromise, “zayıflatmak, zarar vermek veya riske atmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Ardından gelen nesne zarar görebilecek şeydir; bu nedenle compromise brain health, “beyin sağlığını riske atmak” demektir, “beyin sağlığıyla pazarlık etmek” değil. may yardımcı fiili ifadeyi temkinli hâle getirir: cümle kesin bir sonucu değil, olası bir riski anlatır. compromise sözcüğünün bu resmî kullanımı health, safety, security, privacy ve quality gibi isimlerle yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede compromise “zayıflatmak veya riske atmak” anlamında kullanılmıştır?
- The two clubs reached a compromise about the schedule.
- Both sides agreed to compromise on the price.
- The software bug could compromise user privacy.
Cevabı göster
The software bug could compromise user privacy.
the building block nutrients: temel yapı taşı olan besinler
Burada building block, daha büyük bir şeyin oluşmasına veya gelişmesine yardımcı olan temel bir parçayı anlatan mecazdır. Eş açıklama görevindeki the building block nutrients ifadesi, proteinleri ve amino asitleri büyüme ile gelişmenin temel besinleri olarak tanımlar; gerçek inşaat malzemelerinden söz etmez. Yaygın ve başka durumlara aktarılabilen kalıp, a building block of + daha büyük bir sistem veya sonuç şeklindedir. Bu imge gerekli bir bileşeni ya da temeli vurgular; tek bir unsurun bütün sonucu kendi başına oluşturduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
"Reading is a building block of learning" ne anlama gelir?
- Okuma, öğrenmeyi destekleyen temel bir parçadır.
- Okuma, bütün öğrenmenin nihai sonucudur.
- Okumada bloklar sınıf aracı olarak kullanılır.
Cevabı göster
Okuma, öğrenmeyi destekleyen temel bir parçadır.
the chemical messengers that carry signals between neurons, Anlatım akışı
1:39yani nöronlar arasında sinyalleri taşıyan ve
the precursors to neurotransmitters: öncü ile ürün arasındaki ilişki
A precursor to something, daha sonra oluşacak bir şeyin üretilebildiği, daha önce var olan maddeyi veya biçimi anlatır. Bu cümlede öncüller, biyolojik bir süreçte nörotransmiterlerden önce gelir ve onların üretiminde rol oynar. Bu ilişki sıradan bir nedenden daha özeldir: precursor, bir oluşum yolundaki daha erken malzemeyi veya aşamayı belirtir. a precursor to neurotransmitters örneğinde olduğu gibi, ürün ya da sonraki biçim to sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
"compound A is a precursor to compound B" ifadesinin en doğru açıklaması hangisidir?
- A bileşiği, B bileşiğini üretmek için kullanılabilir veya değişime uğrayabilir.
- A bileşiği B bileşiğine neden olur, ancak daha erken bir malzeme veya aşama değildir.
- A bileşiği yalnızca B bileşiği oluştuktan sonra ortaya çıkar.
Cevabı göster
A bileşiği, B bileşiğini üretmek için kullanılabilir veya değişime uğrayabilir.
the chemical messengers that carry signals between neurons ifadesinin açıklayıcı eşleme olarak kullanımı
Virgüllerle ayrılan “the chemical messengers that carry signals between neurons” ad öbeği, “neurotransmitters” ifadesini başka sözlerle adlandırıp açıklayan bir eşleme öbeğidir. İki ad öbeği de aynı şeyleri gösterir; vurgulanan bölüm ikinci bir özne değildir. Bu bilgi düzeninde önce teknik bir terim verilir, ardından terimin işlevi sade bir tanımla açıklanır. Eşleme öbeğinin içindeki “that carry signals between neurons”, bu kimyasal habercilerin ne yaptığını belirtir. Eşleme öbeğini geçici olarak çıkardığınızda da cümlenin ana yapısını görebilirsiniz.
Alıştırma
“The heart, the organ that pumps blood through the body, works continuously,” cümlesinde “the organ that pumps blood through the body” bölümünün işlevi nedir?
- Kalbin ne zaman çalıştığını belirtir.
- Kalbi başka bir ifadeyle adlandırıp açıklar.
- Kalple ilgisi olmayan ikinci bir özne getirir.
Cevabı göster
Kalbi başka bir ifadeyle adlandırıp açıklar.
They're one of the reasons we might feel calm after eating a large plate of pasta or more alert after a protein-rich meal. Dilbilgisi
1:48Büyük bir tabak makarna yedikten sonra kendimizi sakin hissetmemizin veya protein açısından zengin bir yemekten sonra daha zinde olmamızın nedenlerinden biri onlardır.
one of the reasons we might: mümkün ve kesin olmayan bir neden
One of the reasons + bir yan cümle, sonucun birden fazla nedeni olabileceğini ve az önce sözü edilen şeyin bunlardan yalnızca biri olduğunu belirtir. Burada one of, yemekle ilgili mekanizmanın tek neden olarak sunulmasını önler. Might ifadeye daha fazla ihtiyat katar: bu hisler mümkün olsa da kesin değildir. one of the sonrasında reasons çoğul biçimi kullanılır. Yan cümleden önce söylenmemiş bir why olduğu çoğu zaman anlaşılabilir: one of the reasons (why) we might feel...
Alıştırma
Hangi cümle, daha iyi uykuyu artan odaklanmanın mümkün ve kesin olmayan nedenlerinden biri olarak sunmak için hedef yapının iki bölümünü de kullanır?
- Better sleep is the only reason we might concentrate more easily.
- Better sleep is one of the reasons we concentrate more easily.
- Better sleep is one of the reasons we might concentrate more easily.
Cevabı göster
Better sleep is one of the reasons we might concentrate more easily.
The complex combinations of compounds in food
1:56Yiyeceklerdeki bileşiklerin karmaşık kombinasyonları,
can stimulate brain cells to release mood-altering norepinephrine, Dilbilgisi
2:00ruh halini değiştiren norepinefrin,
can stimulate brain cells to release: stimulate + nesne + to mastarı
can stimulate brain cells to release yapısında stimulate fiilinden sonra brain cells nesnesi ve to release mastar yapısı gelir. stimulate + nesne + to mastarı, nesneyi bir eylemi yapmaya yöneltmek veya teşvik etmek anlamına gelir. Release eylemini gerçekleştiren brain cells'tir. Bu nedenle to release, hücrelerin ne yapmaya teşvik edildiğini açıklar; onları uyarmanın amacını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi stimulate + nesne + to mastarı yapısını ve parantez içindeki sözcükleri kullanarak tamamlayın: A new discovery can ____ more questions. (scientists / ask)
Cevabı göster
stimulate scientists to ask
getting to your brain cells is tricky: özne olarak kullanılan bir -ing grubu
Getting to your brain cells, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir -ing grubudur. Hücrelere ulaşma eylemini tek bir fikir olarak ifade eder; bu nedenle yüklem tekil is biçimini kullanır ve bu eylemi tricky olarak değerlendirir. Burada get to, ulaşmak anlamına gelir. Getting şimdiki zamanın sürekli hâlindeki bir fiil değildir; önünde ayrı bir özne ve ardından gelen be + getting yapısı yoktur. Cümlenin zor veya karmaşık olarak nitelediği şey getting to your brain cells grubunun tamamıdır.
Alıştırma
Cross fiilinin -ing biçimini özne olarak kullanın: ____ a busy street at night can be dangerous.
Cevabı göster
Crossing
and amino acids have to compete for limited access. Kalıp ifadeler
2:09ve amino asitler sınırlı erişim için rekabet etmek zorundadır.
compete for limited access: sınırlı erişim için rekabet etmek
Compete for + isim, iki veya daha fazla katılımcının aynı şeyi elde etmeye çalıştığını anlatır. compete for limited access ifadesinde limited access, elde edilmeye çalışılan kıt fırsattır. Bu cümlede amino asitler bilinçli bir seçim yapmaz; compete, onların beyin hücrelerine girmek için sınırlı bir yolu paylaşmasını anlatır. Buradaki access, yalnızca çevrim içi bir hesabı kullanma izni değil, bir yere girme veya ulaşma fırsatıdır.
Alıştırma
Birçok grubun laboratuvarı kullanmak için mevcut az sayıdaki fırsatı elde etmeye çalıştığını hangi cümle doğru biçimde anlatır?
- Many groups compete limited access to the laboratory.
- Many groups compete for limited access to the laboratory.
- Many groups compete with limited access to the laboratory.
Cevabı göster
Many groups compete for limited access to the laboratory.
A diet with a range of foods helps maintain a balanced combination of brain messengers Kalıp ifadeler
2:13Çeşitli yiyecekleri içeren bir diyet, beyin habercilerinin dengeli bir kombinasyonunu korumaya yardımcı olur
and keeps your mood from getting skewed in one direction or the other. Kalıp ifadeler
2:19ve ruh halinizin bir yöne veya diğerine sapmasını önler.
helps maintain a balanced combination of ...: dengeli bir bileşimi korumaya yardımcı olmak
Helps maintain, var olan bir durumun devam etmesini kolaylaştırmak anlamına gelir. Help fiilinden sonra to kullanılmadan maintain fiilinin yalın hâli gelebilir; maintain fiilinin nesnesi ise sabit kalan durum veya sistemdir. A balanced combination of brain messengers, farklı nörotransmiterlerin uygun oranlarda bulunması demektir. Balanced fiziksel dengeyi değil karışımın oranlarını anlatır; brain messengers ise nörotransmiterler için kullanılan sade bir addır.
Alıştırma
“Karışımın uygun oranlarda kalmasına yardımcı olur” anlamındaki altı sözcüklük hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: A thoughtful schedule ____ study, exercise, and rest.
Cevabı göster
helps maintain a balanced combination of
keep ... from getting skewed in ...: bir tarafa kaymayı önlemek
Keep + nesne + from + -ing yapısı, nesnenin bir şey yapmasını veya yeni bir duruma geçmesini önlemek anlamına gelir. Buradaki from, önlenen değişimi başlatır; kaynak anlamı taşımaz. Get + geçmiş zaman ortacı, çoğu zaman bir şeyin etkilenerek veya değişerek yeni bir duruma gelmesini anlatır. Getting skewed in one direction, bir tarafa doğru giderek kaymak demektir; dolayısıyla ifade, ruh hâlinin tek taraflı veya dengesiz olmasını önlemeyi anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi en doğal şekilde tamamlayan ifadeyi seçin: Using two reviewers can _____.
- keep from the evaluation to get skewed in favor of one candidate
- keep the evaluation from getting skewed in favor of one candidate
- keep the evaluation getting skewed from favor of one candidate
Cevabı göster
keep the evaluation from getting skewed in favor of one candidate
our brains also benefit from a steady supply of micronutrients. Kalıp ifadeler
2:25beynimiz de mikro besinlerin sürekli tedarikinden faydalanır.
benefit from a steady supply of: düzenli bir kaynaktan yararlanmak
Benefit from + isim öbeği, bir şey sayesinde avantaj elde etmek anlamına gelir. Özne, yararı elde eden kişi, grup veya sistemdir; from ise yararın kaynağını tanıtır. A steady supply of + isim, bir kerelik miktarı değil, zaman içinde güvenilir biçimde gelmeye devam eden miktarı ifade eder. Birlikte kullanıldığında bu ifade, mikro besinler düzenli olarak mevcut olduğunda beynin daha iyi çalıştığını anlatır.
Alıştırma
Düzenli temiz suyun fideler için yararlı olduğunu göstermek üzere cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Seedlings ____ clean water.
Cevabı göster
benefit from a steady supply of
Antioxidants in fruits and vegetables strengthen the brain to fight off free radicals that destroy brain cells, Öbek fiiller
2:29Meyve ve sebzelerdeki antioksidanlar, beyin hücrelerini yok eden serbest radikallerle savaşması için beyninizi güçlendirir
fight off free radicals: zararlı bir tehdidi savuşturmak
Fight off, zararlı veya tehdit oluşturan bir şeye direnmek ve onu uzaklaştırmaya çalışmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada fight off free radicals, beyni hücrelerine zarar verebilecek zararlı moleküllere karşı korumak anlamındadır; sıradan bir fiziksel kavga anlatmaz. Off, yer gösteren bir sözcük değil, öbek fiilin bir parçasıdır. fight off + tehdit kalıbını kullanın; fight off an infection, an illness ve an attacker buna örnektir.
Alıştırma
“Direnmek veya geri püskürtmek” anlamındaki dersin öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: A healthy immune system can ____ many common infections.
Cevabı göster
fight off
enabling your brain to work well for a longer period of time. Dilbilgisi
2:37ve beyninizin daha uzun süre iyi çalışmasını sağlar.
enabling your brain to...: ortaç yan tümcesiyle sonuç eklemek
Virgülden sonra gelen enabling... ortaç yan tümcesi, kendinden önceki tüm cümleye bağlıdır ve önceki eylemin sonucunu belirtir: beyin daha uzun süre iyi çalışabilir. Bu, strengthen ile yan yana duran ikinci bir temel fiil değildir. Bu yan tümcede enable, enable + nesne + to'lu mastar kalıbını izler: enabling + your brain + to work. Sonuç bildiren bu kısa yapı, açıklayıcı ve bilgilendirici yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Sonucu doğal biçimde belirten ifadeyi seçin: The new ramp removes a barrier, _____.
- enables wheelchair users to enter safely
- enabling wheelchair users to enter safely
- enable wheelchair users entering safely
Cevabı göster
enabling wheelchair users to enter safely
our brains would be susceptible to brain disease and mental decline. Kelime
2:47beynimiz beyin hastalıklarına ve zihinsel gerilemeye karşı hassas olurdu.
without + isim öbeği ... would + sonuç: kısa bir varsayım koşulu
Burada without + isim öbeği, bir şeyin bulunmadığı olumsuz bir varsayım koşulu kurar: Beynimizde bu mikro besinlerin olmadığını düşünürüz. Bu kullanım if our brains did not have these micronutrients ile aynı işlevdedir. Kiplik fiili would, bu koşul altındaki sonucu ortaya koyar. Kısa without X, would Y kalıbı eksik bir kaynak veya koşul ile varsayımsal sonucu birbirine bağlar; without burada yalnızca arka plan bilgisi eklemez.
Alıştırma
Hangi cümle destek eksikliğini doğal biçimde varsayımsal bir koşul olarak sunup ardından sonucunu belirtir?
- If without enough support, the project would fail.
- Without enough support, the project would fail.
- Without enough support, the project would failed.
Cevabı göster
Without enough support, the project would fail.
be susceptible to: kolayca etkilenmek veya zarar görmek
Be susceptible to + isim, özellikle bir hastalık, zararlı etki veya riskten kolayca etkilenmek anlamına gelir. Bu cümlede brain disease and mental decline, beynin yatkın olabileceği olumsuz sonuçlardır. Burada to, riskin kaynağını veya türünü gösteren bir edattır. Bu ifade yalnızca bir şeyi fark etmeyi veya hissetmeyi değil, savunmasızlığı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle mantar enfeksiyonlarının fidelere kolayca zarar verebileceğini doğru şekilde anlatır?
- These seedlings are susceptible to fungal infections.
- These seedlings are susceptible with fungal infections.
- These seedlings are susceptible for fungal infections.
Cevabı göster
These seedlings are susceptible to fungal infections.
Trace amounts of the minerals iron, copper, zinc, Kalıp ifadeler
2:51Eser miktarda demir, bakır, çinko
and sodium are also fundamental to brain health and early cognitive development. Kalıp ifadeler
2:55ve sodyum mineralleri de beyin sağlığı ve erken bilişsel gelişim için temeldir.
Trace amounts: eser miktarlar
Trace amounts, bir maddenin son derece küçük miktarlarını ifade eder. trace amounts of + madde kalıbında trace, ne kadar az bulunduğunu belirtir; “izlemek” ya da “takip etmek” anlamındaki fiil değildir. Bu cümlede isim grubunun tamamı öznedir. Bu minerallere çok küçük miktarlarda ihtiyaç duyulduğu söylenir. Miktarın çok az olması, hiç olmadığı ya da önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Laboratuvar cümlesini “son derece küçük miktarlar” anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The sample contained ____ of copper.
Cevabı göster
trace amounts
fundamental to brain health and early cognitive development: beyin sağlığı ve erken bilişsel gelişim için temel
Fundamental sıfatı, bir şeyin işleyişi veya gelişimi için temel ve gerekli olduğunu belirtir. be fundamental to + isim ya da -ing biçimi yapısında to, desteklenen süreci veya sonucu tanıtan bir edattır. Burada are fundamental to, mineralleri iki eş görevli sonuca bağlar: beyin sağlığı ve erken bilişsel gelişim. Bu ifade, yalnızca important demekten daha güçlü ve daha resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi temel önem bildiren iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Clear rules are ____ building a fair classroom.
Cevabı göster
fundamental to
In order for the brain to efficiently transform and synthesize these valuable nutrients, Dilbilgisi
3:01Beynin bu değerli besinleri etkili bir şekilde dönüştürmesi ve sentezlemesi için,
in order for + isim + to + fiil: eylemi kimin yaptığını belirtme
in order for + isim/zamir + to + fiil kalıbı bir amacı veya bir şeyin gerçekleşmesi için gereken koşulu belirtir. for’dan sonraki isim, mastar yapısındaki eylemi gerçekleştiren öznedir. Burada besinleri dönüştürüp sentezleyen the brain’dir. Baştaki yan cümle gerçekleşmesi gereken sonucu ortaya koyar; ana cümle ise bunu neyin mümkün kıldığını belirtir: beynin yakıta ihtiyacı vardır. for the brain ifadesini ayrı bir neden ifadesi olarak değil, kalıbın tamamının bir parçası olarak değerlendirin.
Alıştırma
Hedef yapıyı tek kelimeyle tamamlayın: In order ____ every child to see the stage, adults should sit at the back.
Cevabı göster
for
fuel and lots of it: önceki şeye gönderme yapıp miktarı vurgulama
isim + and lots of it yapısı önce bir şeyi adlandırır, ardından it ile aynı şeye geri gönderme yapar. Bu cümlede it yine fuel anlamındadır; yeni bir nesne tanıtmaz. and lots of it eklemek miktarı daha güçlü biçimde vurgular. and lots of fuel diyerek ismi tekrarlamaktan daha kısa ve daha etkileyicidir.
Alıştırma
Cümleyi “aynı şeyden çok miktarda” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Starting a business takes patience—and ____.
Cevabı göster
lots of it
While the human brain only makes up about 2% of our body weight, Notlar
3:09İnsan beyni vücut ağırlığımızın sadece yaklaşık %2'sini oluştursa da,
makes up about 2%: bütün içindeki oranı ifade etme
Burada makes up, oluşturur veya bir bütünün belirli bir oranını meydana getirir anlamındadır. İnsan beyni parçadır, vücut ağırlığı bütündür ve about, %2'nin yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. Yaygın kalıp part + make(s) up + percentage + of + whole şeklindedir. Fiil, parçayı belirten özneyle uyum gösterir: tekil bir şey için makes up, çoğul şeyler için make up kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede make up, bir bütünün belirli bir yüzdesini oluşturmak anlamındadır?
- Online orders make up 35% of all sales.
- After the argument, the two friends made up.
- The reporter made up a story about the delay.
Cevabı göster
Online orders make up 35% of all sales.
it uses up to 20% of our energy resources. Kelime
3:13enerji kaynaklarımızın %20'sine kadarını kullanır.
While ... only ..., ... up to ...: verilerle karşıtlık kurma
Burada while bir zaman aralığını değil, karşıtlığı bildirir. İlk yan cümlede only, %2'yi küçük gösterir; ana cümlede up to, oranın en fazla %20'ye ulaşabildiğini belirtip bu üst sınırı çarpıcı hâle getirir. Bu kalıp aynı özne hakkındaki iki olguyu yan yana getirir. While yan cümlesi daha az şaşırtıcı olan arka planı verir, ana cümle ise konuşanın vurgulamak istediği şaşırtıcı noktayı taşır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı şey hakkındaki iki olgu arasındaki karşıtlığı vurgulamak için While ... only ... up to ... yapısını kullanıyor?
- While the battery only makes up 5% of the device's weight, it accounts for up to 20% of its cost.
- The battery makes up only 5% of the device's weight, and the device weighs one kilogram.
- While the battery was charging, the screen displayed a progress bar.
Cevabı göster
While the battery only makes up 5% of the device's weight, it accounts for up to 20% of its cost.
uses up to 20%: üst sınır belirtme
uses up to 20% ifadesinde fiil uses, üst sınırı veren bölüm ise up to 20%'tir. Miktar daha düşük olabilir, ancak %20'ye kadar çıkabilir. up to + sayı yapısını sabit bir miktar ya da alt sınır değil, üst sınır olarak anlayın. Burada up, to ile birlikte up to kalıbını oluşturur; “tamamen tüketmek” anlamındaki use up öbek fiili değildir.
Alıştırma
Bir bilet sayfasında şunu okuyorsunuz: You may bring up to two children. Bu ne anlama gelir?
- Tam olarak iki çocuk getirmek zorundasınız.
- En az iki çocuk getirmek zorundasınız.
- Hiç çocuk getirmeyebilir ya da bir veya iki çocuk getirebilirsiniz; ancak ikiden fazla getiremezsiniz.
Cevabı göster
Hiç çocuk getirmeyebilir ya da bir veya iki çocuk getirebilirsiniz; ancak ikiden fazla getiremezsiniz.
Most of this energy comes from carbohydrates that our body digests into glucose or blood sugar. Kalıp ifadeler
3:17Bu enerjinin çoğu, vücudumuzun sindirerek glikoza veya kan şekerine dönüştürdüğü karbonhidratlardan gelir.
digest carbohydrates into glucose: sindirim sonucunu belirtme
carbohydrates that our body digests into glucose ifadesinde that, carbohydrates sözcüğüne geri gönderme yapar ve digests fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Temel kalıp digest A into B biçimindedir: A sindirilen madde, B ise ortaya çıkan maddedir. Burada into, bir yere doğru hareketi değil, değişimi ya da sonucu belirtir. İfade, sindirim sonucunda karbonhidratların glikoza dönüştüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi sindirimin sonucunu gösteren edatla tamamlayın: Enzymes digest starch ____ glucose.
Cevabı göster
into
that a change in mental function is one of the primary signals of nutrient deficiency.
3:28zihinsel işlevlerdeki bir değişiklik besin eksikliğinin birincil sinyallerinden biridir.
are so sensitive ..., in fact, that: in fact ile bölünen so ... that sonuç kalıbı
so + sıfat + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Buradaki are so sensitive ... that, ön lobların zihinsel işlevdeki bir değişikliğin önemli bir işaret olmasına yetecek kadar duyarlı olduğunu anlatır. in fact vurgu ekleyen bir ara sözdür ve so ... that kalıbının parçası değildir. Yapıyı görmek için in fact ifadesini geçici olarak çıkarıp are so sensitive to drops in glucose bölümünü doğrudan that a change in mental function... bölümüne bağlayın.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç kalıbıyla tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Mia had to put it down.
Cevabı göster
so · that
Assuming that we are getting glucose regularly, Dilbilgisi
3:34Glikozu düzenli olarak aldığımızı varsayarsak,
how does the specific type of carbohydrates we eat affect our brains?
3:37yediğimiz spesifik karbonhidrat türleri beynimizi nasıl etkiler?
Assuming that ...: geçici bir öncül belirlemek
Assuming that + yan cümle, konuşmacının bir soru sormadan veya sonuca varmadan önce geçici olarak kabul ettiği bir koşulu tanıtır. Bu cümlede düzenli glikoz alımı başlangıç koşulu olarak belirlenir ve ardından soru karbonhidrat türüne odaklanır. Burada assuming, rol yapmak anlamına gelmez. Tartışma amacıyla bir şeyi doğru kabul edip ona dayanarak akıl yürütmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, geçici bir öncül belirleyen bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the library is open, we can study there after lunch.
Cevabı göster
Assuming that
come in three forms: bir sınıflandırmayı tanıtmak
Bu cümlede come in three forms, “üç biçimde bulunmak” veya “üç biçimde sınıflandırılabilmek” anlamına gelir. Come in burada hareket bildirmez. Bu ifade önce kaç kategori olduğunu açıklar. Ardından iki nokta, starch, sugar, and fiber listesini sunarak üç biçimin tam olarak ne olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi come in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This helmet ____ two sizes: child and adult.
Cevabı göster
comes in
they are all lumped into one total carb count, Öbek fiiller
3:48hepsi tek bir toplam karbonhidrat sayımı altında toplansa da,
the ratio of the sugar and fiber subgroups to the whole amount affect how the body and brain respond. Kalıp ifadeler
3:52şeker ve lif alt gruplarının toplam miktara oranı vücudun ve beynin nasıl tepki vereceğini etkiler.
be lumped into one total: farklı öğeleri tek toplamda birleştirmek
"They are all lumped into one total carb count", be + lumped into + ortaya çıkan kategori veya toplam biçimindeki edilgen yapıyı kullanır. Farklı karbonhidrat türlerinin birleştirilip tek bir sayı olarak gösterildiği anlamına gelir. Lumped into çoğu zaman gruplandırmanın fazla geniş olduğunu ve önemli farklılıkları gizleyebileceğini ima eder. Burada tek bir toplam sayı, nişasta, şeker ve lifin ayrı miktarlarını göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle, farklı öğelerin aralarındaki farkları gizleyebilecek şekilde tek bir başlık altında birleştirildiğini düşündürür?
- The survey responses were listed in separate categories.
- The survey responses were compared across categories.
- The survey responses were lumped into one broad category.
Cevabı göster
The survey responses were lumped into one broad category.
the ratio of A to B: A'nın B'ye oranı
the ratio of A to B kalıbı, A miktarının B miktarıyla karşılaştırıldığındaki oranını ifade eder. Bu cümlede A sugar and fiber subgroups, B ise the whole amount ifadesidir. to, karşılaştırma temeli olan B'yi getirir; burada yön veya hareket bildirmez.
Alıştırma
Standart oran kalıbını iki edatla tamamlayın: The ratio ____ laptops ____ students is one to three.
Cevabı göster
of · to
causes a rapid release of glucose into the blood, Kalıp ifadeler
4:02kana hızlı bir glikoz salınımına neden olur
high-glycemic food: yüksek glisemik indeksli gıda
High-glycemic, food sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Yendikten sonra kan glikozunu nispeten hızlı yükseltme eğiliminde olan bir gıdayı anlatır. Burada white bread örnek olarak verilir. Glycemic sözcüğü tatla değil, kan glikozu tepkisiyle ilgilidir. Kısa çizgi, high ve glycemic sözcüklerini birleştirerek food sözcüğünden önce tek bir niteleyici olarak çalışmalarını sağlar.
Alıştırma
Hangi ifade high-glycemic food kavramını doğru açıklar?
- Tadı her zaman çok tatlıdır.
- Kan glikozunu nispeten hızlı yükseltebilir.
- Diğer bütün gıdalardan daha fazla şeker içermelidir.
Cevabı göster
Kan glikozunu nispeten hızlı yükseltebilir.
causes a rapid release of ... into ...: bir maddenin başka bir yere hızla salınmasına neden olmak
cause + a release of X into Y kalıbı, doğrudan bir neden-sonuç sürecini anlatır. X salınan şeyi, Y ise onun girdiği yeri veya sistemi belirtir. Bu cümlede yiyecek hızlı bir fizyolojik süreci tetikler: glikoz hızla kana girer. Release, süreçte gerçekleşen olayı anlatır; yiyeceğin bilinçli olarak hareket ettiğini göstermez.
Alıştırma
Bilimsel açıklamayı hedef neden-sonuç kalıbıyla tamamlayın: The reaction ____ heat ____ the surrounding water.
Cevabı göster
causes a rapid release of · into
then comes the dip: sıradaki sonucu tanıtmak
Then comes the dip, olay sırasını düzenlemek için devrik yapı kullanır: then sözcüğü başa gelir ve comes fiili, isim özne olan the dip ifadesinden önce yer alır. Normal sıra the dip comes next olurdu. Bu devrik sıra, the dip ifadesini sonda açıklanan yeni bilgi hâline getirir. Burada dip, önceki yükselişten sonra kan şekerinde görülen belirgin düşüşü anlatır. Kısa ve devrik cümle bu düşüşü sıradaki sonuç olarak sunar ve açıklamaya hızlı, çarpıcı bir ritim verir.
Alıştırma
“The screen goes dark, and then comes the warning” cümlesindeki sözcük sırası temel olarak ne yapar?
- Uyarının ekran kararmadan önce gerçekleştiğini söyler.
- Uyarıyı sıradaki yeni olay olarak tanıtır.
- Uyarıyı ekranın kararmasının nedeni olarak sunar.
Cevabı göster
Uyarıyı sıradaki yeni olay olarak tanıtır.
Blood sugar shoots down: hızlı bir düşüş
Bu cümlede shoots down, “çok hızlı ve aniden düşer” anlamına gelir. Shoot güçlü bir hız duygusu kattığı için değişim, yalnızca goes down demekten daha keskin görünür. Blood sugar değişebilen bir seviye olduğundan bu ifade, bir ölçek veya grafikte aşağı yönlü hareketi anlatır. Silahla ateş etme eylemi değil, değişimi anlatan mecazlı bir kullanımdır.
Alıştırma
“Blood sugar shoots down” ifadesinde shoots down ne anlama gelir?
- Seviye çok hızlı düşer.
- Seviye çok hızlı yükselir.
- Seviye neredeyse hiç değişmez.
Cevabı göster
Seviye çok hızlı düşer.
and with it our attention span and mood. Dilbilgisi
4:09ve onunla birlikte dikkat süremiz ve ruh halimiz de düşer.
and with it our attention span and mood: bağlantılı değişim
And with it, az önce söz edilen değişimin sonucu olarak veya onunla birlikte değişen şeyleri tanıtır. Burada it, blood sugar ve onun düşüşüne gönderme yapar; bu yüzden attention span and mood ifadelerinin de düştüğü anlaşılır. Anlatım kısaltılmıştır: ikinci bölümde tekrarlanacak shoots down fiili çıkarılmıştır. Bu kalıp sonuçları birbirine sıkıca bağlar ve aynı fiilin tekrar edilmesini önler.
Alıştırma
Cümleyi “elektrikle birlikte” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The power failed, and ____ our internet connection.
Cevabı göster
with it
oats, grains, and legumes have slower glucose release, Kalıp ifadeler
4:13yulaf, tahıllar ve baklagiller daha yavaş glikoz salınımına sahiptir,
On the other hand: karşıt tarafı tanıtmak
On the other hand, dinleyiciyi bir karşılaştırmanın bir tarafından farklı ve karşıt diğer tarafına geçiren bir söylem belirtecidir. Sonraki bilginin önceki bilgiyle nasıl ilişkili olduğunu gösterir; aynı yönde yeni bir nokta eklemez. Burada konu, hızlı glikoz değişimleriyle ilişkilendirilen yiyeceklerden glikozu daha yavaş salan yiyeceklere geçer. Gerçek bir elden söz etmez ve önceki ifadenin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Karşıt bir tarafı tanıtan geçiş ifadesini seçin: Working from home saves commuting time. ___, it can feel isolating.
- In addition
- On the other hand
- For example
Cevabı göster
On the other hand
have slower glucose release: bir sürecin hızını anlatmak
have slower glucose release yapısında have, yiyeceği belirten özneyi onun karakteristik bir etkisine bağlar. Slower, release ismini niteler; yani salım süreci daha düşük bir hızda gerçekleşir. Glikozun kendisini yavaş olarak tanımlamaz. Release burada bir süreci adlandıran isimdir. Yiyecek, bilinçli biçimde hareket eden bir şey olarak değil, bu etkinin kaynağı olarak sunulur. Karşılaştırma biçimi slower, cümlede belirtilen veya bağlamdan anlaşılan daha yüksek bir hıza dayanır.
Alıştırma
Cümleyi have + slower glucose release kullanarak tamamlayın: Compared with candy, lentils ____.
Cevabı göster
have slower glucose release
opting for a varied diet of nutrient-rich foods is critical. Kalıp ifadeler
4:22besin açısından zengin yiyeceklerden oluşan çeşitli bir diyet seçmek kritik önem taşır.
For sustained brain power: uzun süre korunan zihinsel yetenek
Brain power, zihinsel yeteneği, özellikle düşünme, hatırlama ve odaklanma becerisini anlatan samimi ve canlı bir ifadedir. Beyindeki fiziksel elektrik anlamına gelmez. For sustained brain power ifadesinde sustained, bu yeteneğin zaman içinde istikrarlı biçimde korunması anlamına gelir. Baştaki for öbeği, ardından gelen tavsiyenin amacını belirtir: kısa süreli bir enerji artışı yaratmak değil, zihinsel performansı sürdürmek.
Alıştırma
Bu cümlede sustained brain power ne anlama geliyor?
- Zaman içinde istikrarlı biçimde düşünme ve odaklanma yeteneği.
- Beynin ürettiği elektrik.
- Kısa süreli bir fiziksel enerji hissi.
Cevabı göster
Zaman içinde istikrarlı biçimde düşünme ve odaklanma yeteneği.
opting for a varied diet of nutrient-rich foods: opt for + isim öbeği
Opt for + isim öbeği, genellikle alternatifleri değerlendirdikten sonra bir seçeneği tercih etmek anlamına gelir. Burada for, sabit fiil öbeği opt for ifadesinin parçasıdır; amaç bildirmez. Seçilen seçenek a varied diet of nutrient-rich foods ifadesidir. -ing yapısındaki opting for ... öbeğinin tamamı is critical ifadesinin öznesidir. Bu yapı, bir şeyi seçme eylemini tek bir etkinlik olarak ele almanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi opt for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a lighter backpack made the hike more comfortable.
Cevabı göster
Opting for
When it comes to what you bite, chew, and swallow, Anlatım akışı
4:27Söz konusu ısırıp çiğnediğiniz ve yuttuğunuz şeyler olduğunda,
your choices have a direct and long-lasting effect on the most powerful organ in your body. Kalıp ifadeler
4:30seçimleriniz vücudunuzdaki en güçlü organ üzerinde doğrudan ve uzun süreli bir etkiye sahiptir.
When it comes to ...: konuyu belirlemek
“When it comes to X”, “X söz konusu olduğunda” veya “X alanında” anlamına gelir. Bu, konuyu belirleyen bir kalıptır: önce tartışmanın kapsamını daraltır, ardından ana cümle bir değerlendirme, öneri veya sonuç sunar. Buradaki X, “what you bite, chew, and swallow” what yan cümlesidir. Bu ifade, yediğiniz şeyleri üç eylemle anlatarak daha canlı bir görüntü oluşturur. Bu kalıpta “comes to” fiziksel hareket bildirmez ve “it” belirli bir nesneyi göstermez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki konu belirleme kalıbıyla tamamlayın: ____ online safety, strong passwords matter.
Cevabı göster
When it comes to
direct and long-lasting effect on: doğrudan ve uzun süreli etkiyi anlatmak
Tam isim kalıbı “have an effect on + etkilenen kişi veya şey” biçimindedir. Bir şeyin o hedefte değişiklik oluşturduğu anlamına gelir. Bu cümlede seçimler neden, “the most powerful organ in your body” ise etkilenen hedeftir; bağlama göre bu organ beyindir. “Direct” ve “long-lasting”, “effect” sözcüğünü niteleyen eş görevli sıfatlardır. “Direct”, etkinin dolaylı olmadığını; “long-lasting” ise uzun süre devam ettiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki isim kalıbıyla tamamlayın: Regular exercise can have a direct and long-lasting ____ your health.
Cevabı göster
effect on