Yediğiniz yiyecekler beyninizi nasıl etkiler? - Mia Nacamulli: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
616 kelime 151 kel/dk

Video açıklaması: Video; yağların, amino asitlerin, mikro besinlerin ve farklı karbonhidratların beynin yapısını, sinyal iletimini, ruh hâlini, dikkati ve enerjiyi nasıl etkilediğini açıklar. Çeşitli ve besin değeri yüksek bir beslenme düzeninin daha istikrarlı bilişsel performansı desteklediği sonucuna varır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you sucked ve what would it look like? — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin would ile birlikte varsayımsal bir bilimsel düşünce deneyi kurmasını öğrenin. Böylece hayalî bir koşulla sunuma başlayabilir ve yapıyı geçmişte gerçekten yaşanmış bir olay sanmazsınız. 2. While the human brain only makes up about 2% ve it uses up to 20% — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Beynin vücut ağırlığındaki küçük payı ile yüksek enerji tüketimini karşılaştırmanın sayıları nasıl akılda kalıcı kıldığını fark edin; şaşırtıcı bir orantısızlığı vurgulamak için aynı düzeni kullanın. 3. they are all lumped into one total carb count, — Öbek Fiiller: be lumped into ifadesinin farklı unsurları tek ve geniş bir kategori altında birleştirdiğini, bunun önemli ayrımları gizleyebileceğini anlayın; besin etiketleri, sınıflandırmalar veya toplulaştırılmış veriler hakkında konuşurken kullanın.

Bu derste

If you sucked all of the moisture out of your brain and broke it down to its constituent nutritional content, Notlar

0:09

Eğer beyninizdeki tüm nemi emip onu besin bileşenlerine ayırsaydınız,

Öbek fiiller

suck something out of something: bir kaynağın içinden bir şey çekmek

suck something out of something yapısında ilk something çıkarılan maddeyi, out of sonrasındaki bölüm ise bu maddenin geldiği yeri belirtir. Burada all of the moisture çıkarılan madde, your brain ise kaynaktır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp suck + nesne + out of + kaynak şeklindedir. Out of, kaynağın içinden dışarı doğru hareketi belirtir; nesnenin yalnızca dışarıda bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi suck ... out of yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the pump ____ the dirty water ____ the tank.

Cevabı göster

sucked · out of

Öbek fiiller

break it down to its constituent nutritional content: temel besin bileşimine kadar çözümlemek

Burada break it down, bir bütünü oluşturan parçalara kavramsal olarak ayırıp incelemek anlamına gelir. it, suyu alınmış beyni ifade eder; to its constituent nutritional content ise incelemenin ulaştığı son noktayı, yani temel besin bileşimini gösterir. Bu ifade, bir şeyi kırıp başka bir yere taşımak anlamına gelmez. Break + nesne + down ayrılabilen bir deyimsel fiildir. Nesne bir zamirse break ile down arasına gelir: break it down denir, break down it denmez. Bu kalıp maliyetler, veriler, görevler ve fikirler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede break ... down to, inceleme veya sadeleştirmenin temel bir düzeye ya da biçime ulaştığını anlatır?

  1. The teacher broke the theory because the class was downstairs.
  2. The teacher broke the theory down to its simplest form.
  3. The teacher separated from the theory to its simplest form.
Cevabı göster

The teacher broke the theory down to its simplest form.

what would it look like?

0:16

neye benzerdi?

Dilbilgisi

If you sucked ... what would it look like?: varsayımsal bir sonucu hayal etmek

If you sucked ... içindeki geçmiş biçim ve aynı if yan cümlesindeki broke burada geçmişte gerçekleşmiş eylemleri anlatmaz. if sonrasında geçmiş biçimin kullanılması, deneyi gerçeklikten uzaklaştırır ve dinleyiciyi onu hayal etmeye çağırır. what would it look like? sorusu, varsayımın sonucunun nasıl olacağını sorar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp If + özne + fiilin geçmiş biçimi, what would + özne + fiilin yalın biçimi ...? şeklindedir. Bu kalıp düşünce deneylerinde ve açıklayıcı girişlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, tüm pencerelerin çıkarılmasını gerçek bir plan veya geçmişteki bir olay değil, özellikle varsayımsal bir deney olarak sunar?

  1. If you removed all the windows, what would the room look like?
  2. If you remove all the windows, what will the room look like?
  3. After you removed all the windows, what did the room look like?
Cevabı göster

If you removed all the windows, what would the room look like?

Most of the weight of your dehydrated brain would come from fats, also known as lipids. Kalıp ifadeler

0:18

Nemsiz kalmış beyninizin ağırlığının büyük bir kısmı yağlardan, yani lipidlerden gelirdi.

Kalıp ifadeler

also known as lipids: başka bir ad eklemek

Also known as + ad, aynı kişi, nesne veya kavram için başka bir ad ekler. Bu cümlede lipids, fats için kullanılan bilimsel terim olarak sunulur. Virgülden sonraki bölüm ek bir adlandırma bilgisidir; yağların ünlü olduğunu söylemez. Bu ifade edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış biçimidir: fats, which are also known as lipids. Tanımlarda, bilimsel açıklamalarda, biyografilerde ve tanıtımlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “diğer adıyla” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Vitamin B9, ____ folate, is found in many foods.

Cevabı göster

also known as

In the remaining brain matter,

0:24

Geriye kalan beyin maddesinde ise,

you would find proteins and amino acids,

0:26

proteinler ve amino asitler,

traces of micronutrients,

0:28

eser miktarda mikro besinler

and glucose.

0:30

ve glikoz bulurdunuz.

The brain is, of course,

0:32

Beyin elbette,

more than just the sum of its nutritional parts, Deyimler

0:34

sadece besin parçalarının toplamından daha fazlasıdır,

but each component does have a distinct impact on functioning, development, mood, and energy. Dilbilgisi

0:37

ancak her bir bileşenin işleyiş, gelişim, ruh hali ve enerji üzerinde belirgin bir etkisi vardır.

Deyimler

more than just the sum of its nutritional parts: bütün, bileşenlerinin basit toplamından daha karmaşıktır

Yaygın more than just the sum of its parts kalıbı, bir bütünün ayrı bileşenlerini listelemek ya da toplamakla tam olarak anlaşılamayacağını belirtir. Bileşenlerin birlikte çalışma biçimi, başka nitelikler veya etkiler doğurur. Burada nutritional sözcüğü kalıbı konuya uyarlar: beyin yalnızca bir besin maddeleri koleksiyonu değildir. Sum mecaz anlamdadır; matematiksel bir toplam hesaplanmasını istemez.

Alıştırma

“A community is more than just the sum of its parts” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Üyeleri, her kişi ayrı ayrı ele alındığında açıklanamayacak nitelikler ve sonuçlar oluşturur.
  2. Her üye tam olarak aynı miktarda katkıda bulunur.
  3. Beklenenden matematiksel olarak daha fazla parça içerir.
Cevabı göster

Üyeleri, her kişi ayrı ayrı ele alındığında açıklanamayacak nitelikler ve sonuçlar oluşturur.

Dilbilgisi

does have a distinct impact on: vurgulayıcı does kullanımı

Bu olumlu cümlede does, have fiiline vurgu katar. Each component does have... ifadesi, her bileşenin gerçekten ya da kesinlikle bir etkisi olduğunu belirtir; does ana fiil değildir. Kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâli şeklindedir. does üçüncü tekil kişi biçimini zaten taşıdığı için have yalın hâlde kalır; has kullanılmaz. Buradaki vurgu karşıtlığı dengeler: beyin karmaşıktır ama her bir bileşen de gerçekten önemlidir.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The device looks simple, but it ____ several useful features.

Cevabı göster

does have

So that post-lunch apathy or late-night alertness you might be feeling, Anlatım akışı

0:44

Yani öğle yemeği sonrası hissettiğiniz o rehavet ya da gece geç saatlerdeki zindelik,

well,

0:49

pekala,

that could simply be the effects of food on your brain.

0:50

sadece yiyeceklerin beyniniz üzerindeki etkileri olabilir.

Anlatım akışı

So that ... well, that could ...: bir deneyimden açıklamaya geçmek

Başlangıçtaki So, bu cümleyi önceki açıklamaya bağlar. That post-lunch apathy or late-night alertness you might be feeling, dinleyicilerin tanıyabileceği deneyimleri adlandıran bir isim öbeğidir; buradaki So that, I left early so that I could rest gibi cümlelerde amaç bildiren so that bağlacı değildir. Konu belirlendikten sonra well konuşma diline özgü kısa bir duraklama yaratır; sonraki that ise deneyimin tamamına gönderme yapar. Could simply be, yiyeceklerin beyin üzerindeki etkisini kanıtlanmış bir kesinlik olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar. Böylece mesaj, tanıdık bir gözlemden ihtimalli bir nedene ilerler.

Alıştırma

Bu cümlenin mesajını düzenleme biçimini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Gece geç saatlerde uyanık olmanın amacını belirtmek için so that kullanır.
  2. Tanıdık deneyimleri adlandırır, well ile duraklar ve ardından olası bir neden sunar.
  3. Önce kesin bir neden verir, ardından kanıtlanmış iki etkiyi sıralar.
Cevabı göster

Tanıdık deneyimleri adlandırır, well ile duraklar ve ardından olası bir neden sunar.

Of the fats in your brain,

0:54

Beyninizdeki yağların

the superstars are omegas 3 and 6. Deyimler

0:55

süper starları omega 3 ve 6'dır.

Deyimler

the superstars are omegas 3 and 6: öne çıkan önemi anlatan bir mecaz

Superstars sözcüğü gerçek anlamıyla son derece ünlü veya başarılı kişileri ifade eder. Burada ise bir mecazdır: beyinde bulunan yağlar arasında omega-3 ve omega-6 yağ asitleri özellikle önemli ve öne çıkan üyeler olarak sunulur. Bu eğlenceli imge, dinleyiciye neye odaklanması gerektiğini gösterir; ancak tek başına teknik bir sıralama ya da kanıt değildir. Sanatçılardan, insanlardan veya bir markadan söz etmez.

Alıştırma

Bu cümlede the superstars ifadesi ne anlama gelir?

  1. Omega-3 ve omega-6 ünlü sanatçılardır.
  2. Omega-3 ve omega-6 ünlüler tarafından tanıtılan ticari markalardır.
  3. Omega-3 ve omega-6 bu grubun özellikle önemli üyeleridir.
Cevabı göster

Omega-3 ve omega-6 bu grubun özellikle önemli üyeleridir.

These essential fatty acids,

0:59

Dejeneratif beyin hastalıklarını önlemekle ilişkilendirilen

which have been linked to preventing degenerative brain conditions, Kalıp ifadeler

1:01

bu temel yağ asitleri,

must come from our diets.

1:05

diyetlerimizden gelmelidir.

Kalıp ifadeler

which have been linked to preventing: araştırmadaki bağlantıyı temkinli ifade etmek

Burada which ile başlayan yan cümle, these essential fatty acids hakkında ek bilgi verir. Have been linked to preventing, araştırma veya gözlemlerin önlemeyle bir bağlantı bulduğunu belirtir; bu yağ asitlerinin söz konusu hastalıkları doğrudan önlediğinin kanıtlandığını söylemez. be linked to yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya fiilin -ing biçimi gelebilir: linked to preventing. Edilgen present perfect biçimi have been linked, bağlantıyı araştırmacıların bugüne kadar bildirdiği bir bulgu olarak sunar.

Alıştırma

Kanıtlanmış doğrudan nedensellik iddiasında bulunmadan bir bağlantıyı doğru şekilde bildiren cümle hangisidir?

  1. Regular exercise causes better sleep for everyone.
  2. Regular exercise has been linked to improve sleep.
  3. Regular exercise has been linked to better sleep.
Cevabı göster

Regular exercise has been linked to better sleep.

So eating omega-rich foods like nuts, seeds,

1:07

Bu yüzden fındık, tohum

and fatty fish is crucial to the creation and maintenance of cell membranes. Kalıp ifadeler

1:10

ve yağlı balık gibi omega açısından zengin yiyecekler yemek, hücre zarlarının oluşturulması ve korunması için çok önemlidir.

Kalıp ifadeler

is crucial to the creation and maintenance of: yüksek önem belirtmek

is crucial to the creation and maintenance of ifadesinde crucial, belirtilen süreç için son derece önemli veya gerekli anlamına gelir. Burada to edatından sonra the creation and maintenance of cell membranes isim öbeği gelir; to edatından sonra fiilin -ing biçimi de gelebilir. Creation ve maintenance birbirine bağlanmış iki isimdir. Ortak kullanılan of cell membranes öbeği her ikisi için de geçerlidir; dolayısıyla anlam hem hücre zarlarını oluşturmayı hem de onları korumayı kapsar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “... için son derece önemlidir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Clear communication ____ building trust.

Cevabı göster

is crucial to

And while omegas are good fats for your brain, Dilbilgisi

1:16

Ve omegalar beyniniz için iyi yağlar olsa da,

long-term consumption of other fats,

1:19

trans ve doymuş yağlar gibi

like trans and saturated fats,

1:21

diğer yağların uzun süreli tüketimi,

may compromise brain health. Kelime

1:24

beyin sağlığını tehlikeye atabilir.

Dilbilgisi

while A, B ile karşıtlık kurmak

Burada while, “-dığı sırada” anlamına gelmez. Ödünleme içeren bir karşıtlık kurar: omega yağları beyin için yararlı olabilir, ancak diğer bazı yağların uzun süre tüketilmesi zararlı olabilir. while A, B kalıbı, birbiriyle ilgili fakat farklı yönlere işaret eden iki gerçeği yan yana koyar. Bağlama göre “A olsa da B” ya da “A iken, B” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Örnek cümlede while nasıl bir işlev görüyor?

  1. İki yağ türü arasında karşıtlık kurar.
  2. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Yağların ne kadar süre tüketildiğini belirtir.
Cevabı göster

İki yağ türü arasında karşıtlık kurar.

Kelime

may compromise brain health: compromise ile “riske atmak”

Burada compromise, “zayıflatmak, zarar vermek veya riske atmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Ardından gelen nesne zarar görebilecek şeydir; bu nedenle compromise brain health, “beyin sağlığını riske atmak” demektir, “beyin sağlığıyla pazarlık etmek” değil. may yardımcı fiili ifadeyi temkinli hâle getirir: cümle kesin bir sonucu değil, olası bir riski anlatır. compromise sözcüğünün bu resmî kullanımı health, safety, security, privacy ve quality gibi isimlerle yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede compromise “zayıflatmak veya riske atmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The two clubs reached a compromise about the schedule.
  2. Both sides agreed to compromise on the price.
  3. The software bug could compromise user privacy.
Cevabı göster

The software bug could compromise user privacy.

Meanwhile,

1:27

Bu arada,

proteins and amino acids,

1:27

büyüme ve gelişmenin yapı taşı olan besinler olan

the building block nutrients of growth and development, Deyimler

1:29

proteinler ve amino asitler,

manipulate how we feel and behave.

1:32

nasıl hissettiğimizi ve davrandığımızı yönlendirir.

Deyimler

the building block nutrients: temel yapı taşı olan besinler

Burada building block, daha büyük bir şeyin oluşmasına veya gelişmesine yardımcı olan temel bir parçayı anlatan mecazdır. Eş açıklama görevindeki the building block nutrients ifadesi, proteinleri ve amino asitleri büyüme ile gelişmenin temel besinleri olarak tanımlar; gerçek inşaat malzemelerinden söz etmez. Yaygın ve başka durumlara aktarılabilen kalıp, a building block of + daha büyük bir sistem veya sonuç şeklindedir. Bu imge gerekli bir bileşeni ya da temeli vurgular; tek bir unsurun bütün sonucu kendi başına oluşturduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

"Reading is a building block of learning" ne anlama gelir?

  1. Okuma, öğrenmeyi destekleyen temel bir parçadır.
  2. Okuma, bütün öğrenmenin nihai sonucudur.
  3. Okumada bloklar sınıf aracı olarak kullanılır.
Cevabı göster

Okuma, öğrenmeyi destekleyen temel bir parçadır.

Amino acids contain the precursors to neurotransmitters, Kelime

1:36

Amino asitler nörotransmitterlerin öncüllerini içerir,

the chemical messengers that carry signals between neurons, Anlatım akışı

1:39

yani nöronlar arasında sinyalleri taşıyan ve

affecting things like mood, sleep,

1:43

ruh hali, uyku,

attentiveness, and weight.

1:46

dikkat ve kilo gibi şeyleri etkileyen kimyasal habercileri.

Kelime

the precursors to neurotransmitters: öncü ile ürün arasındaki ilişki

A precursor to something, daha sonra oluşacak bir şeyin üretilebildiği, daha önce var olan maddeyi veya biçimi anlatır. Bu cümlede öncüller, biyolojik bir süreçte nörotransmiterlerden önce gelir ve onların üretiminde rol oynar. Bu ilişki sıradan bir nedenden daha özeldir: precursor, bir oluşum yolundaki daha erken malzemeyi veya aşamayı belirtir. a precursor to neurotransmitters örneğinde olduğu gibi, ürün ya da sonraki biçim to sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

"compound A is a precursor to compound B" ifadesinin en doğru açıklaması hangisidir?

  1. A bileşiği, B bileşiğini üretmek için kullanılabilir veya değişime uğrayabilir.
  2. A bileşiği B bileşiğine neden olur, ancak daha erken bir malzeme veya aşama değildir.
  3. A bileşiği yalnızca B bileşiği oluştuktan sonra ortaya çıkar.
Cevabı göster

A bileşiği, B bileşiğini üretmek için kullanılabilir veya değişime uğrayabilir.

Anlatım akışı

the chemical messengers that carry signals between neurons ifadesinin açıklayıcı eşleme olarak kullanımı

Virgüllerle ayrılan “the chemical messengers that carry signals between neurons” ad öbeği, “neurotransmitters” ifadesini başka sözlerle adlandırıp açıklayan bir eşleme öbeğidir. İki ad öbeği de aynı şeyleri gösterir; vurgulanan bölüm ikinci bir özne değildir. Bu bilgi düzeninde önce teknik bir terim verilir, ardından terimin işlevi sade bir tanımla açıklanır. Eşleme öbeğinin içindeki “that carry signals between neurons”, bu kimyasal habercilerin ne yaptığını belirtir. Eşleme öbeğini geçici olarak çıkardığınızda da cümlenin ana yapısını görebilirsiniz.

Alıştırma

“The heart, the organ that pumps blood through the body, works continuously,” cümlesinde “the organ that pumps blood through the body” bölümünün işlevi nedir?

  1. Kalbin ne zaman çalıştığını belirtir.
  2. Kalbi başka bir ifadeyle adlandırıp açıklar.
  3. Kalple ilgisi olmayan ikinci bir özne getirir.
Cevabı göster

Kalbi başka bir ifadeyle adlandırıp açıklar.

They're one of the reasons we might feel calm after eating a large plate of pasta or more alert after a protein-rich meal. Dilbilgisi

1:48

Büyük bir tabak makarna yedikten sonra kendimizi sakin hissetmemizin veya protein açısından zengin bir yemekten sonra daha zinde olmamızın nedenlerinden biri onlardır.

Dilbilgisi

one of the reasons we might: mümkün ve kesin olmayan bir neden

One of the reasons + bir yan cümle, sonucun birden fazla nedeni olabileceğini ve az önce sözü edilen şeyin bunlardan yalnızca biri olduğunu belirtir. Burada one of, yemekle ilgili mekanizmanın tek neden olarak sunulmasını önler. Might ifadeye daha fazla ihtiyat katar: bu hisler mümkün olsa da kesin değildir. one of the sonrasında reasons çoğul biçimi kullanılır. Yan cümleden önce söylenmemiş bir why olduğu çoğu zaman anlaşılabilir: one of the reasons (why) we might feel...

Alıştırma

Hangi cümle, daha iyi uykuyu artan odaklanmanın mümkün ve kesin olmayan nedenlerinden biri olarak sunmak için hedef yapının iki bölümünü de kullanır?

  1. Better sleep is the only reason we might concentrate more easily.
  2. Better sleep is one of the reasons we concentrate more easily.
  3. Better sleep is one of the reasons we might concentrate more easily.
Cevabı göster

Better sleep is one of the reasons we might concentrate more easily.

The complex combinations of compounds in food

1:56

Yiyeceklerdeki bileşiklerin karmaşık kombinasyonları,

can stimulate brain cells to release mood-altering norepinephrine, Dilbilgisi

2:00

ruh halini değiştiren norepinefrin,

dopamine, and serotonin.

2:05

dopamin ve serotonin salgılaması için beyin hücrelerini uyarabilir.

Dilbilgisi

can stimulate brain cells to release: stimulate + nesne + to mastarı

can stimulate brain cells to release yapısında stimulate fiilinden sonra brain cells nesnesi ve to release mastar yapısı gelir. stimulate + nesne + to mastarı, nesneyi bir eylemi yapmaya yöneltmek veya teşvik etmek anlamına gelir. Release eylemini gerçekleştiren brain cells'tir. Bu nedenle to release, hücrelerin ne yapmaya teşvik edildiğini açıklar; onları uyarmanın amacını belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi stimulate + nesne + to mastarı yapısını ve parantez içindeki sözcükleri kullanarak tamamlayın: A new discovery can ____ more questions. (scientists / ask)

Cevabı göster

stimulate scientists to ask

But getting to your brain cells is tricky, Dilbilgisi

2:07

Ancak beyin hücrelerinize ulaşmak zordur

Dilbilgisi

getting to your brain cells is tricky: özne olarak kullanılan bir -ing grubu

Getting to your brain cells, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir -ing grubudur. Hücrelere ulaşma eylemini tek bir fikir olarak ifade eder; bu nedenle yüklem tekil is biçimini kullanır ve bu eylemi tricky olarak değerlendirir. Burada get to, ulaşmak anlamına gelir. Getting şimdiki zamanın sürekli hâlindeki bir fiil değildir; önünde ayrı bir özne ve ardından gelen be + getting yapısı yoktur. Cümlenin zor veya karmaşık olarak nitelediği şey getting to your brain cells grubunun tamamıdır.

Alıştırma

Cross fiilinin -ing biçimini özne olarak kullanın: ____ a busy street at night can be dangerous.

Cevabı göster

Crossing

and amino acids have to compete for limited access. Kalıp ifadeler

2:09

ve amino asitler sınırlı erişim için rekabet etmek zorundadır.

Kalıp ifadeler

compete for limited access: sınırlı erişim için rekabet etmek

Compete for + isim, iki veya daha fazla katılımcının aynı şeyi elde etmeye çalıştığını anlatır. compete for limited access ifadesinde limited access, elde edilmeye çalışılan kıt fırsattır. Bu cümlede amino asitler bilinçli bir seçim yapmaz; compete, onların beyin hücrelerine girmek için sınırlı bir yolu paylaşmasını anlatır. Buradaki access, yalnızca çevrim içi bir hesabı kullanma izni değil, bir yere girme veya ulaşma fırsatıdır.

Alıştırma

Birçok grubun laboratuvarı kullanmak için mevcut az sayıdaki fırsatı elde etmeye çalıştığını hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. Many groups compete limited access to the laboratory.
  2. Many groups compete for limited access to the laboratory.
  3. Many groups compete with limited access to the laboratory.
Cevabı göster

Many groups compete for limited access to the laboratory.

A diet with a range of foods helps maintain a balanced combination of brain messengers Kalıp ifadeler

2:13

Çeşitli yiyecekleri içeren bir diyet, beyin habercilerinin dengeli bir kombinasyonunu korumaya yardımcı olur

and keeps your mood from getting skewed in one direction or the other. Kalıp ifadeler

2:19

ve ruh halinizin bir yöne veya diğerine sapmasını önler.

Kalıp ifadeler

helps maintain a balanced combination of ...: dengeli bir bileşimi korumaya yardımcı olmak

Helps maintain, var olan bir durumun devam etmesini kolaylaştırmak anlamına gelir. Help fiilinden sonra to kullanılmadan maintain fiilinin yalın hâli gelebilir; maintain fiilinin nesnesi ise sabit kalan durum veya sistemdir. A balanced combination of brain messengers, farklı nörotransmiterlerin uygun oranlarda bulunması demektir. Balanced fiziksel dengeyi değil karışımın oranlarını anlatır; brain messengers ise nörotransmiterler için kullanılan sade bir addır.

Alıştırma

“Karışımın uygun oranlarda kalmasına yardımcı olur” anlamındaki altı sözcüklük hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: A thoughtful schedule ____ study, exercise, and rest.

Cevabı göster

helps maintain a balanced combination of

Kalıp ifadeler

keep ... from getting skewed in ...: bir tarafa kaymayı önlemek

Keep + nesne + from + -ing yapısı, nesnenin bir şey yapmasını veya yeni bir duruma geçmesini önlemek anlamına gelir. Buradaki from, önlenen değişimi başlatır; kaynak anlamı taşımaz. Get + geçmiş zaman ortacı, çoğu zaman bir şeyin etkilenerek veya değişerek yeni bir duruma gelmesini anlatır. Getting skewed in one direction, bir tarafa doğru giderek kaymak demektir; dolayısıyla ifade, ruh hâlinin tek taraflı veya dengesiz olmasını önlemeyi anlatır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi en doğal şekilde tamamlayan ifadeyi seçin: Using two reviewers can _____.

  1. keep from the evaluation to get skewed in favor of one candidate
  2. keep the evaluation from getting skewed in favor of one candidate
  3. keep the evaluation getting skewed from favor of one candidate
Cevabı göster

keep the evaluation from getting skewed in favor of one candidate

Like the other organs in our bodies,

2:23

Vücudumuzdaki diğer organlar gibi,

our brains also benefit from a steady supply of micronutrients. Kalıp ifadeler

2:25

beynimiz de mikro besinlerin sürekli tedarikinden faydalanır.

Kalıp ifadeler

benefit from a steady supply of: düzenli bir kaynaktan yararlanmak

Benefit from + isim öbeği, bir şey sayesinde avantaj elde etmek anlamına gelir. Özne, yararı elde eden kişi, grup veya sistemdir; from ise yararın kaynağını tanıtır. A steady supply of + isim, bir kerelik miktarı değil, zaman içinde güvenilir biçimde gelmeye devam eden miktarı ifade eder. Birlikte kullanıldığında bu ifade, mikro besinler düzenli olarak mevcut olduğunda beynin daha iyi çalıştığını anlatır.

Alıştırma

Düzenli temiz suyun fideler için yararlı olduğunu göstermek üzere cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Seedlings ____ clean water.

Cevabı göster

benefit from a steady supply of

Antioxidants in fruits and vegetables strengthen the brain to fight off free radicals that destroy brain cells, Öbek fiiller

2:29

Meyve ve sebzelerdeki antioksidanlar, beyin hücrelerini yok eden serbest radikallerle savaşması için beyninizi güçlendirir

Öbek fiiller

fight off free radicals: zararlı bir tehdidi savuşturmak

Fight off, zararlı veya tehdit oluşturan bir şeye direnmek ve onu uzaklaştırmaya çalışmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada fight off free radicals, beyni hücrelerine zarar verebilecek zararlı moleküllere karşı korumak anlamındadır; sıradan bir fiziksel kavga anlatmaz. Off, yer gösteren bir sözcük değil, öbek fiilin bir parçasıdır. fight off + tehdit kalıbını kullanın; fight off an infection, an illness ve an attacker buna örnektir.

Alıştırma

“Direnmek veya geri püskürtmek” anlamındaki dersin öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: A healthy immune system can ____ many common infections.

Cevabı göster

fight off

enabling your brain to work well for a longer period of time. Dilbilgisi

2:37

ve beyninizin daha uzun süre iyi çalışmasını sağlar.

Dilbilgisi

enabling your brain to...: ortaç yan tümcesiyle sonuç eklemek

Virgülden sonra gelen enabling... ortaç yan tümcesi, kendinden önceki tüm cümleye bağlıdır ve önceki eylemin sonucunu belirtir: beyin daha uzun süre iyi çalışabilir. Bu, strengthen ile yan yana duran ikinci bir temel fiil değildir. Bu yan tümcede enable, enable + nesne + to'lu mastar kalıbını izler: enabling + your brain + to work. Sonuç bildiren bu kısa yapı, açıklayıcı ve bilgilendirici yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Sonucu doğal biçimde belirten ifadeyi seçin: The new ramp removes a barrier, _____.

  1. enables wheelchair users to enter safely
  2. enabling wheelchair users to enter safely
  3. enable wheelchair users entering safely
Cevabı göster

enabling wheelchair users to enter safely

And without powerful micronutrients like the vitamins B6, Dilbilgisi

2:41

Ve B6, B12 vitaminleri

B12, and folic acid,

2:44

ve folik asit gibi güçlü mikro besinler olmadan,

our brains would be susceptible to brain disease and mental decline. Kelime

2:47

beynimiz beyin hastalıklarına ve zihinsel gerilemeye karşı hassas olurdu.

Dilbilgisi

without + isim öbeği ... would + sonuç: kısa bir varsayım koşulu

Burada without + isim öbeği, bir şeyin bulunmadığı olumsuz bir varsayım koşulu kurar: Beynimizde bu mikro besinlerin olmadığını düşünürüz. Bu kullanım if our brains did not have these micronutrients ile aynı işlevdedir. Kiplik fiili would, bu koşul altındaki sonucu ortaya koyar. Kısa without X, would Y kalıbı eksik bir kaynak veya koşul ile varsayımsal sonucu birbirine bağlar; without burada yalnızca arka plan bilgisi eklemez.

Alıştırma

Hangi cümle destek eksikliğini doğal biçimde varsayımsal bir koşul olarak sunup ardından sonucunu belirtir?

  1. If without enough support, the project would fail.
  2. Without enough support, the project would fail.
  3. Without enough support, the project would failed.
Cevabı göster

Without enough support, the project would fail.

Kelime

be susceptible to: kolayca etkilenmek veya zarar görmek

Be susceptible to + isim, özellikle bir hastalık, zararlı etki veya riskten kolayca etkilenmek anlamına gelir. Bu cümlede brain disease and mental decline, beynin yatkın olabileceği olumsuz sonuçlardır. Burada to, riskin kaynağını veya türünü gösteren bir edattır. Bu ifade yalnızca bir şeyi fark etmeyi veya hissetmeyi değil, savunmasızlığı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle mantar enfeksiyonlarının fidelere kolayca zarar verebileceğini doğru şekilde anlatır?

  1. These seedlings are susceptible to fungal infections.
  2. These seedlings are susceptible with fungal infections.
  3. These seedlings are susceptible for fungal infections.
Cevabı göster

These seedlings are susceptible to fungal infections.

Trace amounts of the minerals iron, copper, zinc, Kalıp ifadeler

2:51

Eser miktarda demir, bakır, çinko

and sodium are also fundamental to brain health and early cognitive development. Kalıp ifadeler

2:55

ve sodyum mineralleri de beyin sağlığı ve erken bilişsel gelişim için temeldir.

Kalıp ifadeler

Trace amounts: eser miktarlar

Trace amounts, bir maddenin son derece küçük miktarlarını ifade eder. trace amounts of + madde kalıbında trace, ne kadar az bulunduğunu belirtir; “izlemek” ya da “takip etmek” anlamındaki fiil değildir. Bu cümlede isim grubunun tamamı öznedir. Bu minerallere çok küçük miktarlarda ihtiyaç duyulduğu söylenir. Miktarın çok az olması, hiç olmadığı ya da önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Laboratuvar cümlesini “son derece küçük miktarlar” anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The sample contained ____ of copper.

Cevabı göster

trace amounts

Kalıp ifadeler

fundamental to brain health and early cognitive development: beyin sağlığı ve erken bilişsel gelişim için temel

Fundamental sıfatı, bir şeyin işleyişi veya gelişimi için temel ve gerekli olduğunu belirtir. be fundamental to + isim ya da -ing biçimi yapısında to, desteklenen süreci veya sonucu tanıtan bir edattır. Burada are fundamental to, mineralleri iki eş görevli sonuca bağlar: beyin sağlığı ve erken bilişsel gelişim. Bu ifade, yalnızca important demekten daha güçlü ve daha resmîdir.

Alıştırma

Cümleyi temel önem bildiren iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Clear rules are ____ building a fair classroom.

Cevabı göster

fundamental to

In order for the brain to efficiently transform and synthesize these valuable nutrients, Dilbilgisi

3:01

Beynin bu değerli besinleri etkili bir şekilde dönüştürmesi ve sentezlemesi için,

it needs fuel and lots of it. Kalıp ifadeler

3:06

yakıta, hem de çok fazla yakıta ihtiyacı vardır.

Dilbilgisi

in order for + isim + to + fiil: eylemi kimin yaptığını belirtme

in order for + isim/zamir + to + fiil kalıbı bir amacı veya bir şeyin gerçekleşmesi için gereken koşulu belirtir. for’dan sonraki isim, mastar yapısındaki eylemi gerçekleştiren öznedir. Burada besinleri dönüştürüp sentezleyen the brain’dir. Baştaki yan cümle gerçekleşmesi gereken sonucu ortaya koyar; ana cümle ise bunu neyin mümkün kıldığını belirtir: beynin yakıta ihtiyacı vardır. for the brain ifadesini ayrı bir neden ifadesi olarak değil, kalıbın tamamının bir parçası olarak değerlendirin.

Alıştırma

Hedef yapıyı tek kelimeyle tamamlayın: In order ____ every child to see the stage, adults should sit at the back.

Cevabı göster

for

Kalıp ifadeler

fuel and lots of it: önceki şeye gönderme yapıp miktarı vurgulama

isim + and lots of it yapısı önce bir şeyi adlandırır, ardından it ile aynı şeye geri gönderme yapar. Bu cümlede it yine fuel anlamındadır; yeni bir nesne tanıtmaz. and lots of it eklemek miktarı daha güçlü biçimde vurgular. and lots of fuel diyerek ismi tekrarlamaktan daha kısa ve daha etkileyicidir.

Alıştırma

Cümleyi “aynı şeyden çok miktarda” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Starting a business takes patience—and ____.

Cevabı göster

lots of it

While the human brain only makes up about 2% of our body weight, Notlar

3:09

İnsan beyni vücut ağırlığımızın sadece yaklaşık %2'sini oluştursa da,

Öbek fiiller

makes up about 2%: bütün içindeki oranı ifade etme

Burada makes up, oluşturur veya bir bütünün belirli bir oranını meydana getirir anlamındadır. İnsan beyni parçadır, vücut ağırlığı bütündür ve about, %2'nin yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. Yaygın kalıp part + make(s) up + percentage + of + whole şeklindedir. Fiil, parçayı belirten özneyle uyum gösterir: tekil bir şey için makes up, çoğul şeyler için make up kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede make up, bir bütünün belirli bir yüzdesini oluşturmak anlamındadır?

  1. Online orders make up 35% of all sales.
  2. After the argument, the two friends made up.
  3. The reporter made up a story about the delay.
Cevabı göster

Online orders make up 35% of all sales.

it uses up to 20% of our energy resources. Kelime

3:13

enerji kaynaklarımızın %20'sine kadarını kullanır.

Anlatım akışı

While ... only ..., ... up to ...: verilerle karşıtlık kurma

Burada while bir zaman aralığını değil, karşıtlığı bildirir. İlk yan cümlede only, %2'yi küçük gösterir; ana cümlede up to, oranın en fazla %20'ye ulaşabildiğini belirtip bu üst sınırı çarpıcı hâle getirir. Bu kalıp aynı özne hakkındaki iki olguyu yan yana getirir. While yan cümlesi daha az şaşırtıcı olan arka planı verir, ana cümle ise konuşanın vurgulamak istediği şaşırtıcı noktayı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle aynı şey hakkındaki iki olgu arasındaki karşıtlığı vurgulamak için While ... only ... up to ... yapısını kullanıyor?

  1. While the battery only makes up 5% of the device's weight, it accounts for up to 20% of its cost.
  2. The battery makes up only 5% of the device's weight, and the device weighs one kilogram.
  3. While the battery was charging, the screen displayed a progress bar.
Cevabı göster

While the battery only makes up 5% of the device's weight, it accounts for up to 20% of its cost.

Kelime

uses up to 20%: üst sınır belirtme

uses up to 20% ifadesinde fiil uses, üst sınırı veren bölüm ise up to 20%'tir. Miktar daha düşük olabilir, ancak %20'ye kadar çıkabilir. up to + sayı yapısını sabit bir miktar ya da alt sınır değil, üst sınır olarak anlayın. Burada up, to ile birlikte up to kalıbını oluşturur; “tamamen tüketmek” anlamındaki use up öbek fiili değildir.

Alıştırma

Bir bilet sayfasında şunu okuyorsunuz: You may bring up to two children. Bu ne anlama gelir?

  1. Tam olarak iki çocuk getirmek zorundasınız.
  2. En az iki çocuk getirmek zorundasınız.
  3. Hiç çocuk getirmeyebilir ya da bir veya iki çocuk getirebilirsiniz; ancak ikiden fazla getiremezsiniz.
Cevabı göster

Hiç çocuk getirmeyebilir ya da bir veya iki çocuk getirebilirsiniz; ancak ikiden fazla getiremezsiniz.

Most of this energy comes from carbohydrates that our body digests into glucose or blood sugar. Kalıp ifadeler

3:17

Bu enerjinin çoğu, vücudumuzun sindirerek glikoza veya kan şekerine dönüştürdüğü karbonhidratlardan gelir.

Kalıp ifadeler

digest carbohydrates into glucose: sindirim sonucunu belirtme

carbohydrates that our body digests into glucose ifadesinde that, carbohydrates sözcüğüne geri gönderme yapar ve digests fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Temel kalıp digest A into B biçimindedir: A sindirilen madde, B ise ortaya çıkan maddedir. Burada into, bir yere doğru hareketi değil, değişimi ya da sonucu belirtir. İfade, sindirim sonucunda karbonhidratların glikoza dönüştüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi sindirimin sonucunu gösteren edatla tamamlayın: Enzymes digest starch ____ glucose.

Cevabı göster

into

The frontal lobes are so sensitive to drops in glucose, Dilbilgisi

3:23

Aslında,

in fact,

3:27

ön loblar glikoz düşüşlerine o kadar duyarlıdır ki,

that a change in mental function is one of the primary signals of nutrient deficiency.

3:28

zihinsel işlevlerdeki bir değişiklik besin eksikliğinin birincil sinyallerinden biridir.

Dilbilgisi

are so sensitive ..., in fact, that: in fact ile bölünen so ... that sonuç kalıbı

so + sıfat + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Buradaki are so sensitive ... that, ön lobların zihinsel işlevdeki bir değişikliğin önemli bir işaret olmasına yetecek kadar duyarlı olduğunu anlatır. in fact vurgu ekleyen bir ara sözdür ve so ... that kalıbının parçası değildir. Yapıyı görmek için in fact ifadesini geçici olarak çıkarıp are so sensitive to drops in glucose bölümünü doğrudan that a change in mental function... bölümüne bağlayın.

Alıştırma

Cümleyi so ... that sonuç kalıbıyla tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Mia had to put it down.

Cevabı göster

so · that

Assuming that we are getting glucose regularly, Dilbilgisi

3:34

Glikozu düzenli olarak aldığımızı varsayarsak,

how does the specific type of carbohydrates we eat affect our brains?

3:37

yediğimiz spesifik karbonhidrat türleri beynimizi nasıl etkiler?

Dilbilgisi

Assuming that ...: geçici bir öncül belirlemek

Assuming that + yan cümle, konuşmacının bir soru sormadan veya sonuca varmadan önce geçici olarak kabul ettiği bir koşulu tanıtır. Bu cümlede düzenli glikoz alımı başlangıç koşulu olarak belirlenir ve ardından soru karbonhidrat türüne odaklanır. Burada assuming, rol yapmak anlamına gelmez. Tartışma amacıyla bir şeyi doğru kabul edip ona dayanarak akıl yürütmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, geçici bir öncül belirleyen bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the library is open, we can study there after lunch.

Cevabı göster

Assuming that

Carbs come in three forms: Kalıp ifadeler

3:42

Karbonhidratlar üç şekilde bulunur:

starch, sugar, and fiber.

3:44

nişasta, şeker ve lif.

Kalıp ifadeler

come in three forms: bir sınıflandırmayı tanıtmak

Bu cümlede come in three forms, “üç biçimde bulunmak” veya “üç biçimde sınıflandırılabilmek” anlamına gelir. Come in burada hareket bildirmez. Bu ifade önce kaç kategori olduğunu açıklar. Ardından iki nokta, starch, sugar, and fiber listesini sunarak üç biçimin tam olarak ne olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi come in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This helmet ____ two sizes: child and adult.

Cevabı göster

comes in

While on most nutrition labels,

3:47

Çoğu besin etiketinde

they are all lumped into one total carb count, Öbek fiiller

3:48

hepsi tek bir toplam karbonhidrat sayımı altında toplansa da,

the ratio of the sugar and fiber subgroups to the whole amount affect how the body and brain respond. Kalıp ifadeler

3:52

şeker ve lif alt gruplarının toplam miktara oranı vücudun ve beynin nasıl tepki vereceğini etkiler.

Öbek fiiller

be lumped into one total: farklı öğeleri tek toplamda birleştirmek

"They are all lumped into one total carb count", be + lumped into + ortaya çıkan kategori veya toplam biçimindeki edilgen yapıyı kullanır. Farklı karbonhidrat türlerinin birleştirilip tek bir sayı olarak gösterildiği anlamına gelir. Lumped into çoğu zaman gruplandırmanın fazla geniş olduğunu ve önemli farklılıkları gizleyebileceğini ima eder. Burada tek bir toplam sayı, nişasta, şeker ve lifin ayrı miktarlarını göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, farklı öğelerin aralarındaki farkları gizleyebilecek şekilde tek bir başlık altında birleştirildiğini düşündürür?

  1. The survey responses were listed in separate categories.
  2. The survey responses were compared across categories.
  3. The survey responses were lumped into one broad category.
Cevabı göster

The survey responses were lumped into one broad category.

Kalıp ifadeler

the ratio of A to B: A'nın B'ye oranı

the ratio of A to B kalıbı, A miktarının B miktarıyla karşılaştırıldığındaki oranını ifade eder. Bu cümlede A sugar and fiber subgroups, B ise the whole amount ifadesidir. to, karşılaştırma temeli olan B'yi getirir; burada yön veya hareket bildirmez.

Alıştırma

Standart oran kalıbını iki edatla tamamlayın: The ratio ____ laptops ____ students is one to three.

Cevabı göster

of · to

A high-glycemic food, Kelime

3:59

Beyaz ekmek gibi

like white bread,

4:01

yüksek glisemik indeksli bir yiyecek,

causes a rapid release of glucose into the blood, Kalıp ifadeler

4:02

kana hızlı bir glikoz salınımına neden olur

Kelime

high-glycemic food: yüksek glisemik indeksli gıda

High-glycemic, food sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Yendikten sonra kan glikozunu nispeten hızlı yükseltme eğiliminde olan bir gıdayı anlatır. Burada white bread örnek olarak verilir. Glycemic sözcüğü tatla değil, kan glikozu tepkisiyle ilgilidir. Kısa çizgi, high ve glycemic sözcüklerini birleştirerek food sözcüğünden önce tek bir niteleyici olarak çalışmalarını sağlar.

Alıştırma

Hangi ifade high-glycemic food kavramını doğru açıklar?

  1. Tadı her zaman çok tatlıdır.
  2. Kan glikozunu nispeten hızlı yükseltebilir.
  3. Diğer bütün gıdalardan daha fazla şeker içermelidir.
Cevabı göster

Kan glikozunu nispeten hızlı yükseltebilir.

Kalıp ifadeler

causes a rapid release of ... into ...: bir maddenin başka bir yere hızla salınmasına neden olmak

cause + a release of X into Y kalıbı, doğrudan bir neden-sonuç sürecini anlatır. X salınan şeyi, Y ise onun girdiği yeri veya sistemi belirtir. Bu cümlede yiyecek hızlı bir fizyolojik süreci tetikler: glikoz hızla kana girer. Release, süreçte gerçekleşen olayı anlatır; yiyeceğin bilinçli olarak hareket ettiğini göstermez.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı hedef neden-sonuç kalıbıyla tamamlayın: The reaction ____ heat ____ the surrounding water.

Cevabı göster

causes a rapid release of · into

and then comes the dip. Anlatım akışı

4:05

ve ardından düşüş gelir.

Anlatım akışı

then comes the dip: sıradaki sonucu tanıtmak

Then comes the dip, olay sırasını düzenlemek için devrik yapı kullanır: then sözcüğü başa gelir ve comes fiili, isim özne olan the dip ifadesinden önce yer alır. Normal sıra the dip comes next olurdu. Bu devrik sıra, the dip ifadesini sonda açıklanan yeni bilgi hâline getirir. Burada dip, önceki yükselişten sonra kan şekerinde görülen belirgin düşüşü anlatır. Kısa ve devrik cümle bu düşüşü sıradaki sonuç olarak sunar ve açıklamaya hızlı, çarpıcı bir ritim verir.

Alıştırma

“The screen goes dark, and then comes the warning” cümlesindeki sözcük sırası temel olarak ne yapar?

  1. Uyarının ekran kararmadan önce gerçekleştiğini söyler.
  2. Uyarıyı sıradaki yeni olay olarak tanıtır.
  3. Uyarıyı ekranın kararmasının nedeni olarak sunar.
Cevabı göster

Uyarıyı sıradaki yeni olay olarak tanıtır.

Blood sugar shoots down, Öbek fiiller

4:07

Kan şekeri hızla düşer,

Öbek fiiller

Blood sugar shoots down: hızlı bir düşüş

Bu cümlede shoots down, “çok hızlı ve aniden düşer” anlamına gelir. Shoot güçlü bir hız duygusu kattığı için değişim, yalnızca goes down demekten daha keskin görünür. Blood sugar değişebilen bir seviye olduğundan bu ifade, bir ölçek veya grafikte aşağı yönlü hareketi anlatır. Silahla ateş etme eylemi değil, değişimi anlatan mecazlı bir kullanımdır.

Alıştırma

“Blood sugar shoots down” ifadesinde shoots down ne anlama gelir?

  1. Seviye çok hızlı düşer.
  2. Seviye çok hızlı yükselir.
  3. Seviye neredeyse hiç değişmez.
Cevabı göster

Seviye çok hızlı düşer.

and with it our attention span and mood. Dilbilgisi

4:09

ve onunla birlikte dikkat süremiz ve ruh halimiz de düşer.

Dilbilgisi

and with it our attention span and mood: bağlantılı değişim

And with it, az önce söz edilen değişimin sonucu olarak veya onunla birlikte değişen şeyleri tanıtır. Burada it, blood sugar ve onun düşüşüne gönderme yapar; bu yüzden attention span and mood ifadelerinin de düştüğü anlaşılır. Anlatım kısaltılmıştır: ikinci bölümde tekrarlanacak shoots down fiili çıkarılmıştır. Bu kalıp sonuçları birbirine sıkıca bağlar ve aynı fiilin tekrar edilmesini önler.

Alıştırma

Cümleyi “elektrikle birlikte” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The power failed, and ____ our internet connection.

Cevabı göster

with it

On the other hand, Anlatım akışı

4:12

Öte yandan,

oats, grains, and legumes have slower glucose release, Kalıp ifadeler

4:13

yulaf, tahıllar ve baklagiller daha yavaş glikoz salınımına sahiptir,

enabling a steadier level of attentiveness.

4:17

bu da daha istikrarlı bir dikkat seviyesi sağlar.

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt tarafı tanıtmak

On the other hand, dinleyiciyi bir karşılaştırmanın bir tarafından farklı ve karşıt diğer tarafına geçiren bir söylem belirtecidir. Sonraki bilginin önceki bilgiyle nasıl ilişkili olduğunu gösterir; aynı yönde yeni bir nokta eklemez. Burada konu, hızlı glikoz değişimleriyle ilişkilendirilen yiyeceklerden glikozu daha yavaş salan yiyeceklere geçer. Gerçek bir elden söz etmez ve önceki ifadenin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Karşıt bir tarafı tanıtan geçiş ifadesini seçin: Working from home saves commuting time. ___, it can feel isolating.

  1. In addition
  2. On the other hand
  3. For example
Cevabı göster

On the other hand

Kalıp ifadeler

have slower glucose release: bir sürecin hızını anlatmak

have slower glucose release yapısında have, yiyeceği belirten özneyi onun karakteristik bir etkisine bağlar. Slower, release ismini niteler; yani salım süreci daha düşük bir hızda gerçekleşir. Glikozun kendisini yavaş olarak tanımlamaz. Release burada bir süreci adlandıran isimdir. Yiyecek, bilinçli biçimde hareket eden bir şey olarak değil, bu etkinin kaynağı olarak sunulur. Karşılaştırma biçimi slower, cümlede belirtilen veya bağlamdan anlaşılan daha yüksek bir hıza dayanır.

Alıştırma

Cümleyi have + slower glucose release kullanarak tamamlayın: Compared with candy, lentils ____.

Cevabı göster

have slower glucose release

For sustained brain power, Deyimler

4:21

Sürdürülebilir beyin gücü için,

opting for a varied diet of nutrient-rich foods is critical. Kalıp ifadeler

4:22

besin açısından zengin yiyeceklerden oluşan çeşitli bir diyet seçmek kritik önem taşır.

Deyimler

For sustained brain power: uzun süre korunan zihinsel yetenek

Brain power, zihinsel yeteneği, özellikle düşünme, hatırlama ve odaklanma becerisini anlatan samimi ve canlı bir ifadedir. Beyindeki fiziksel elektrik anlamına gelmez. For sustained brain power ifadesinde sustained, bu yeteneğin zaman içinde istikrarlı biçimde korunması anlamına gelir. Baştaki for öbeği, ardından gelen tavsiyenin amacını belirtir: kısa süreli bir enerji artışı yaratmak değil, zihinsel performansı sürdürmek.

Alıştırma

Bu cümlede sustained brain power ne anlama geliyor?

  1. Zaman içinde istikrarlı biçimde düşünme ve odaklanma yeteneği.
  2. Beynin ürettiği elektrik.
  3. Kısa süreli bir fiziksel enerji hissi.
Cevabı göster

Zaman içinde istikrarlı biçimde düşünme ve odaklanma yeteneği.

Kalıp ifadeler

opting for a varied diet of nutrient-rich foods: opt for + isim öbeği

Opt for + isim öbeği, genellikle alternatifleri değerlendirdikten sonra bir seçeneği tercih etmek anlamına gelir. Burada for, sabit fiil öbeği opt for ifadesinin parçasıdır; amaç bildirmez. Seçilen seçenek a varied diet of nutrient-rich foods ifadesidir. -ing yapısındaki opting for ... öbeğinin tamamı is critical ifadesinin öznesidir. Bu yapı, bir şeyi seçme eylemini tek bir etkinlik olarak ele almanızı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi opt for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a lighter backpack made the hike more comfortable.

Cevabı göster

Opting for

When it comes to what you bite, chew, and swallow, Anlatım akışı

4:27

Söz konusu ısırıp çiğnediğiniz ve yuttuğunuz şeyler olduğunda,

your choices have a direct and long-lasting effect on the most powerful organ in your body. Kalıp ifadeler

4:30

seçimleriniz vücudunuzdaki en güçlü organ üzerinde doğrudan ve uzun süreli bir etkiye sahiptir.

Anlatım akışı

When it comes to ...: konuyu belirlemek

“When it comes to X”, “X söz konusu olduğunda” veya “X alanında” anlamına gelir. Bu, konuyu belirleyen bir kalıptır: önce tartışmanın kapsamını daraltır, ardından ana cümle bir değerlendirme, öneri veya sonuç sunar. Buradaki X, “what you bite, chew, and swallow” what yan cümlesidir. Bu ifade, yediğiniz şeyleri üç eylemle anlatarak daha canlı bir görüntü oluşturur. Bu kalıpta “comes to” fiziksel hareket bildirmez ve “it” belirli bir nesneyi göstermez.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki konu belirleme kalıbıyla tamamlayın: ____ online safety, strong passwords matter.

Cevabı göster

When it comes to

Kalıp ifadeler

direct and long-lasting effect on: doğrudan ve uzun süreli etkiyi anlatmak

Tam isim kalıbı “have an effect on + etkilenen kişi veya şey” biçimindedir. Bir şeyin o hedefte değişiklik oluşturduğu anlamına gelir. Bu cümlede seçimler neden, “the most powerful organ in your body” ise etkilenen hedeftir; bağlama göre bu organ beyindir. “Direct” ve “long-lasting”, “effect” sözcüğünü niteleyen eş görevli sıfatlardır. “Direct”, etkinin dolaylı olmadığını; “long-lasting” ise uzun süre devam ettiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki isim kalıbıyla tamamlayın: Regular exercise can have a direct and long-lasting ____ your health.

Cevabı göster

effect on