Cam Bir Vakum Odası İçe Doğru Patlar Mı?: İngilizce çalışma notları
TKOR
Video özeti: Bir üretici cam kavanozları vakum odası olarak dener, basınçtaki tepkileri gözlemler ve kavanozların basınçlı şişe patlamasına dayanıp dayanmadığını kontrol eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "put them to the test." — Deyimler ve mecaz ifadeler: bir nesne veya fikrin gerçek koşullarda sınandığını anlatın. 2. "just because this system hasn't imploded yet, doesn't mean that it won't." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sınırlı kanıta dayalı erken bir güvenlik sonucunu reddedin. 3. "take a little bit of abuse" — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: abuse sözcüğünün ekipman için sert muamele veya ağır kullanım anlamına geldiğini, kişiye yönelik zarar olmadığını ayırt edin.
Bu derste
We are back in the lab again today with our homemade vacuum chamber.
0:00Bugün ev yapımı vakum odamızla laboratuvara geri döndük.
You remember we built this in a previous project and the whole purpose of this thing is to degas silicone Dilbilgisi
0:03Bunu önceki bir projede inşa ettiğimizi hatırlarsınız, bunun asıl amacı silikonun gazını almaktır
Bu şeyin asıl amacı...
“the whole purpose of X is to + fiilin yalın biçimi” kalıbı, X’in var olmasının veya kullanılmasının tek ana nedenini belirtir. Burada X, “this thing” ifadesidir; “to degas silicone” ise cihazın amacını açıklar. “Whole” vurgu katar: bu, birçok yarardan yalnızca biri değil, asıl noktadır. Bir aracın, sürecin, özelliğin veya projenin ana hedefini açıklamak için X’i ve fiil grubunu değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz amaç kalıbıyla tamamlayın: The whole purpose of this checklist ____ prevent simple mistakes.
Cevabı göster
is to
so we don't have air bubbles trapped in our silicone molds.
0:08böylece silikon kalıplarımızda sıkışmış hava kabarcıkları kalmaz.
The only issue I have with it is that it's made out of a pressure pot Dilbilgisi
0:10Bununla ilgili tek sorunum, bir düdüklü tencereden yapılmış olması
Bununla ilgili tek sorunum şu ki...
“The only issue I have with X is that + yan cümle” kalıbı, geri kalanının kabul edilebilir olduğunu düşündürürken belirli bir kaygıyı dile getirir. Burada “it”, X’in yerini tutar; that ile başlayan yan cümle de sorunu açıklar: bir basınç kabından yapılmıştır. Bu kalıpta “issue”, “sorun” veya “kaygı” anlamına gelir. Cümle geri bildirimi iki adımda düzenler: önce eleştiriyi tek bir sorunla sınırlar, ardından bunu tam bir yan cümleyle açıklar.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz geri bildirim kalıbıyla tamamlayın: The only issue I have with this desk ____ it is too low.
Cevabı göster
is that
not see-through: içinden görülemeyen bir malzeme
Burada see-through, diğer tarafı görmeye izin veren bir malzemeyi anlatan sıfattır. Not bu anlamı tersine çevirir: bu nesne, içinden görülebilecek manzarayı engeller. Kısa çizgiler see ve through sözcüklerini tek bir niteleyici sözcük hâline getirir. Burada see through fiil öbeği kullanılmaz; ifade nesnenin bir özelliğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve saydam anlamına gelen kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The clear lid is ____, so you can see the food inside.
Cevabı göster
see-through
So I went down to the Super Center and picked up some of these glass cookie jars Öbek fiiller
0:18Bu yüzden Super Center'a gittim ve bu cam kurabiye kavanozlarından birkaç tane aldım
picked up: gündelik biçimde satın aldı veya edindi
Burada picked up, mağazaya gidildiğinde kavanozların satın alındığı veya edinildiği anlamına gelir. Kavanozları yerden kaldırmayı değil, bir iş sırasında kolayca edinmeyi anlatır. Pick up, anlamı bağlama göre değişen esnek bir fiil öbeğidir. Nesne ve durum, satın almak, teslim almak, kaldırmak veya başka bir anlam taşıyıp taşımadığını gösterir; bu alışveriş bağlamında satın alma anlamı uygundur.
Alıştırma
Hangi cümlede picked up, alışveriş sırasında bir şeyi satın almak veya edinmek anlamında kullanılmıştır?
- I picked up the baby when she started crying.
- I picked up some notebooks at the store.
- I picked up the notebook from the floor.
Cevabı göster
I picked up some notebooks at the store.
and wondered if they could work as an option as well.
0:21ve acaba bunlar da bir seçenek olarak işe yarayabilir mi diye merak ettim.
Now this project was inspired by my cousin Ty Moser with the Monoloco Workshop who used one of these glass jars to build a vacuum chamber on his channel
0:23Bu proje, kanalında bir vakum odası inşa etmek için bu cam kavanozlardan birini kullanan Monoloco Workshop'tan kuzenim Ty Moser'dan ilham aldı
and I'll put a link in the description to where you can see that.
0:30ve açıklama kısmına bunu nerede görebileceğinize dair bir bağlantı koyacağım.
The last thing we want is for it to...: en istenmeyen sonuç
The last thing we want, “en çok kaçınmak istediğimiz sonuç” anlamına gelen deyimsel bir ifadedir; zaman sırasındaki son öğeyi anlatmaz. The last thing + özne + want + is for + isim/zamir + to + fiil yapısında for-to yan cümleciği istenmeyen olayı belirtir. Burada it vakum haznesine gönderme yapar; dolayısıyla for it to implode, haznenin içe çökmesini korkulan sonuç olarak gösterir.
Alıştırma
Hedef yapının iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: The ____ is ____ rain during the match.
Cevabı göster
last thing we want · for it to
Implode on us: on, etkilenen tarafı gösterir
Implode on us ifadesinde implode şiddetle içe doğru çökmek anlamına gelir; on us ise bu olaydan zarar gören veya ciddi biçimde olumsuz etkilenen kişilerin biz olduğunu gösterir. Haznenin fiziksel olarak üzerimizde bulunduğu anlamına gelmez. Etkilenen kişiyi gösteren bu on kullanımı die on me, quit on us ve break down on them örneklerindeki gibi istenmeyen veya beklenmedik belirli olaylarda görülür. Kişinin o şeye güvendiğini ya da sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kaldığını ima eder.
Alıştırma
"The projector died on us during the presentation," cümlesinde "on us" ne anlam katar?
- Projektörü bilerek biz durdurduk.
- Beklenmedik arızası bizi olumsuz etkiledi.
- Projektör fiziksel olarak üzerimizde duruyordu.
Cevabı göster
Beklenmedik arızası bizi olumsuz etkiledi.
Kesin zamanlamayı anlatan “right as”
Burada right as, “tam ... olduğu anda” anlamına gelir. İki olayı birbirine bağlar ve zamanlarının kesin ve önemli bir noktada çakıştığını vurgular. Bu yapıda right, as'i güçlendiren bir zarftır; “doğru” anlamına gelmez ve yön bildirmez. Yalnızca sırayı değil kesin zamanlamayı vurgulamak istediğinizde right as + yan cümle yapısını kullanın.
Alıştırma
Kesin zamanlamayı vurgulamak için cümleyi right as ile tamamlayın: The alarm rang ____ I opened the door.
Cevabı göster
right as
possibly into your face and we don't want that to happen.
0:39muhtemelen yüzünüze gelmesine neden olur ve bunun olmasını istemeyiz.
So before we actually use these in the real world,
0:41Yani bunları gerçek dünyada gerçekten kullanmadan önce,
we need to test them and make sure they're capable of holding up to the vacuum pressure. Öbek fiiller
0:43onları test etmemiz ve vakum basıncına dayanabileceklerinden emin olmamız gerekiyor.
Basınca dayanma anlamındaki “holding up to”
Burada holding up to the vacuum pressure, o basınç altında kırılmadan veya bozulmadan çalışmaya devam etmek anlamına gelir. İfade, bir şeyi fiziksel olarak tutmayı değil, belirtilen bir kuvvete veya teste dayanmayı anlatır. Kalıp hold up to + zorluk, kuvvet, standart veya sıkı inceleme şeklindedir. to sonrasındaki sözler neye dayanılması gerektiğini belirtir; bağlam, hold up ifadesinin ilgisiz “geciktirme” veya “soyma” anlamları yerine “bir testten sağ çıkma” anlamını seçtirir.
Alıştırma
Hangi cümlede hold up to, bir zorluğa başarısız olmadan dayanmak anlamında kullanılmıştır?
- She held up the photo for everyone to see.
- Traffic held us up for an hour.
- These seals can hold up to extreme heat.
Cevabı göster
These seals can hold up to extreme heat.
Now you probably remember that with our pressure pot,
0:47Muhtemelen düdüklü tenceremizde hatırlarsınız,
I made a Proto Putty seal that can be removed and replaced.
0:48çıkarılıp takılabilen bir Proto Putty conta yapmıştım.
I also did the same thing with these glass jars as well.
0:52Aynı şeyi bu cam kavanozlar için de yaptım.
We've got a smaller version that's blue and can be removed
0:54Çıkarılabilen mavi daha küçük bir versiyonumuz var
and then we've got the larger version that's red.
0:57ve ardından kırmızı olan daha büyük versiyonumuz var.
they form an airtight seal because these are stretchy rubber gaskets. Kalıp ifadeler
1:00hava geçirmez bir conta oluşturuyorlar çünkü bunlar esnek kauçuk contalar.
form an airtight seal: hava geçirmez bir sızdırmazlık oluşturmak
Bu cümlede form “oluşturmak” anlamına gelir; an airtight seal ise havanın geçmesini engelleyen kapalı bir birleşimdir. form an airtight seal kalıbının tamamı, esnek contalar yüzeye bastırıldığında ortaya çıkan sızdırmazlık sonucunu anlatır. Burada seal yalnızca ayrı bir şerit ya da malzeme parçasını değil, oluşan sızdırmaz bariyeri veya kapanmayı ifade eder. Bu kalıp kapaklar, pencereler, borular, kaplar ve ambalajlar için doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp form an airtight seal ile tamamlayın: When the lid is tightened, the rubber ring will ____.
Cevabı göster
form an airtight seal
So I think they're going to work really well and I can't wait to put them to the test. Deyimler
1:04Bence gerçekten iyi çalışacaklar ve onları test etmek için sabırsızlanıyorum.
put them to the test: onları gerçek bir denemeye tabi tutmak
Put them to the test, nesnelerin ne kadar iyi çalıştığını gerçek bir denemeyle kanıtlamasını sağlamak demektir. Burada söz konusu olan, nesneleri “the test” adlı bir yere taşımak değildir; to the test deyimin bir parçasıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp put + nesne + to the test şeklindedir. Nesne bir isim veya nesne zamiri olabilir: put the filter to the test, put it to the test, put them to the test. Bu ifade çoğu zaman konuşanın artık kanıtla kontrol etmek istediği bir tahmin ya da iddiadan sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi put X to the test ile ve doğru nesne zamirini kullanarak tamamlayın: The battery claims to last all day, so this weekend I'll ____.
Cevabı göster
put it to the test
Now since I know my cousin Ty had a chamber similar to this,
1:07Kuzenim Ty'ın buna benzer bir odası olduğunu bildiğim için,
İlk öğeyi veya adımı belirten start off with
Start off with, bir şeyi bir sürecin ilk öğesi veya adımı yapmak anlamına gelir. Bu cümlede with, ilk seçilen şeyi, yani daha küçük olanı tanıtır. Buradaki off, “uzaklaşmak” anlamına gelmez. Start off eylemi bir sıralamanın başlangıcı olarak sunar; bu nedenle bir gösterimin, dersin, listenin veya sürecin sırasını açıklarken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi start off with kullanarak tamamlayın: “For today's workshop, let's ____ a simple example.”
Cevabı göster
start off with
We're going to put it under vacuum pressure and let it sit for about 10 minutes.
1:10Bunu vakum basıncı altına alacağız ve yaklaşık 10 dakika bekleteceğiz.
While it's doing that, we're going to set up the cameras and run away
1:13O bunu yaparken biz kameraları kurup uzaklaşacağız
so that if it does implode, we're well out of harm's way. Deyimler
1:16böylece içe doğru patlarsa tehlikeden uzak olmuş oluruz.
Açıkça güvenli bir mesafeyi belirten well out of harm's way
Out of harm's way, bir tehlikenin bir kişiye veya nesneye ulaşmasının ya da zarar vermesinin pek olası olmadığı bir yerde bulunmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümledeki tehlike olası bir içe çökmedir. Well, out of ifadesini güçlendirir: tehlikeli alanın hemen dışında değil, açıkça ve güvenli biçimde ötesinde olmayı anlatır. Harm's, bu yerleşik ifadedeki iyelik biçimidir; bu yüzden ifadeyi sözcük sözcük değil, bir bütün olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Cümleyi well out of harm's way kullanarak tamamlayın: “Before lighting the bonfire, make sure the fuel cans are ____.”
Cevabı göster
well out of harm's way
Just for fun, I crunched up a water bottle and stuck the lid back on
1:19Sadece eğlence olsun diye bir su şişesini ezip kapağını geri taktım
drawing the vacuum: havayı çıkararak basıncı düşürmek
Burada draw, “hava veya gazın emme yoluyla çıkarılmasını sağlamak” anlamına gelen teknik bir fiildir. Drawing the vacuum, kapalı bir kabın içindeki basıncı düşürmek için pompa kullanmak demektir. Resim çizmek ya da vacuum adlı bir şeyi fiziksel olarak çekmek anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen anlam, bir test veya işlem için gereken düşük basınç koşulunu emme yoluyla oluşturmaktır. we're drawing içindeki -ing biçimi işlemin devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Bir laboratuvar işleminde draw the vacuum ne anlama gelir?
- Vakum pompasını başka bir yere çekmek
- Boş bir kabın şeklini çizmek
- Bir pompayla havayı çıkarıp basıncı düşürmek
Cevabı göster
Bir pompayla havayı çıkarıp basıncı düşürmek
we can see how a crunched up water bottle reacts.
1:24ezilmiş bir su şişesinin nasıl tepki verdiğini görebiliriz.
hold the bottle in place: şişenin hareket etmesini önlemek
Hold the bottle in place, şişeyi hareket etmemesi, kaymaması veya düşmemesi için olması gereken konumda tutmak anlamına gelir. Hold onu sabit tutan eylemi, in place ise sabit konumu anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp hold + nesne + in place biçimindedir. Nesne, hold ile in place arasına gelir.
Alıştırma
Bir şeyi sabit tutmayı anlatan hedef kalıbı tamamlayın: Use this clip to hold the cable ____ while you work.
Cevabı göster
in place
The exhaust valve needs to be closed and the intake valve needs to be open
1:33Egzoz valfinin kapalı olması ve giriş valfinin açık olması gerekiyor
So this is actually a pretty good sign, guys.
1:52Yani bu aslında oldukça iyi bir işaret, arkadaşlar.
This vacuum chamber has been running for about 5 minutes now
1:53Bu vakum odası yaklaşık 5 dakikadır çalışıyor
Very cool that our water bottle has fully inflated.
1:58Su şişemizin tamamen şişmiş olması çok harika.
the vacuum pressure has dropped down about as low as it's going to get. Dilbilgisi
2:01vakum basıncı inebileceği en düşük seviyeye kadar düştü.
as low as it's going to get: beklenen alt sınır
as low as it's going to get ifadesinde ilk as, low sözcüğünün derecesini başlatır; as it's going to get ise karşılaştırmayı tamamlar. Kalıbın bütünü, “bu basıncın mevcut koşullarda ulaşmasının beklendiği en düşük seviyede” anlamına gelir. Yalnızca very low demekten daha kesindir. Önündeki about, sınırın yaklaşık olduğunu gösterir: değer en düşük noktaya yakındır, fakat tam olarak o noktada olmak zorunda değildir. Burada be going to, değişimin nerede duracağını öngörür. Daha sonra başlayacak ayrı bir eylemi anlatmaz. Aynı kalıp cheap, cold, quiet veya empty gibi sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
“The price is as low as it's going to get this week,” cümlesindeki hedef kalıp ne anlama gelir?
- Daha yeni düşmeye başlamıştır.
- Daha önce daha düşüktü ama hemen yükselecektir.
- Bu hafta beklenen en düşük seviyeye yakındır.
Cevabı göster
Bu hafta beklenen en düşük seviyeye yakındır.
I've got the vacuum pump turned off and I've got both of these valves to the closed position. Dilbilgisi
2:08Vakum pompasını kapattım ve bu valflerin her ikisini de kapalı konuma getirdim.
have got + nesne + geçmiş ortaç: I've got the vacuum pump turned off
I've got the vacuum pump turned off cümlesinde the vacuum pump nesnedir; turned off ise nesnenin şu anki sonuç durumunu anlatan geçmiş ortaç tümlecidir. Konuşan kişi pompanın şu anda kapalı olduğunu bildirir ve çoğu zaman onu bu duruma kendisinin getirdiğini de ima eder. Yapı have got + nesne + geçmiş ortaç şeklindedir. Burada got, “teslim almak” veya “edinmek” anlamına gelmez; odak noktası pompayı kapatma eylemi de değildir.
Alıştırma
Fanın mevcut sonuç durumunu bildirmek için cümleyi turn off fiilinin geçmiş ortaç ifadesiyle tamamlayın: I've got the fan ____.
Cevabı göster
turned off
and you can see that because the bottle is still inflated.
2:14ve bunu şişenin hala şişkin olmasından görebilirsiniz.
Now what do you think would happen if I open the exhaust port so air can get back in? Dilbilgisi
2:16Şimdi havanın tekrar içeri girmesi için egzoz portunu açarsam ne olacağını düşünüyorsunuz?
Varsayımsal tahminler için What do you think would happen if ...?
What do you think would happen if ...? birinden hayal edilen bir eylemin veya değişikliğin sonucunu tahmin etmesini istemek için kullanılır. Bu açık uçlu bir sorudur; konuşan kişi yalnızca evet ya da hayır değil, gerekçeli bir tahmin bekler. Buradaki kalıp What do you think would happen if + özne + simple present? şeklindedir. Would happen varsayımsal sonucu belirtirken if I open koşulu simple present ile verir. Bu yaygın kalıpta if yan cümlesinde would kullanmayın.
Alıştırma
Varsayımsal bir tahmin istemek için dersteki kalıpla soruyu tamamlayın: "____ we remove the support?"
Cevabı göster
What do you think would happen if
So the small jar worked and honestly that's what I was expecting,
2:30Yani küçük kavanoz işe yaradı ve dürüst olmak gerekirse beklediğim şey de buydu,
but this here is the one that makes me a little more nervous. Dilbilgisi
2:33ama buradaki beni biraz daha gerginleştiren şey.
makes me a little more nervous içindeki make + kişi + sıfat yapısı
makes me a little more nervous ifadesinde makes, bir şeyin bende bu duyguyu oluşturduğu anlamına gelir. Yapı make + kişi + sıfat şeklindedir: makes + me + nervous. Nervous, me sözcüğünün durumunu anlatan nesne tamamlayıcısıdır; sıfattan önce to kullanılmaz. A little more, başka bir seçenekle veya önceki bir duyguyla karşılaştırıldığında küçük bir artış olduğunu gösterir. Karşılaştırmayı yumuşatır: konuşan kişi daha tedirgindir, ancak fark küçüktür.
Alıştırma
“Beni biraz daha tedirgin hissettiriyor” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: "This option ____."
Cevabı göster
makes me a little more nervous
We just need to close the exhaust valve, open the intake valve,
2:38Sadece egzoz valfini kapatmamız, giriş valfini açmamız,
get our safety measures in place and run away.
2:41güvenlik önlemlerimizi alıp uzaklaşmamız gerekiyor.
Takes a little bit longer to get the air out of that one.
2:48Bunun havasını çıkarmak biraz daha uzun sürüyor.
Our gauge is down to about 25 inches of mercury Kültür
2:57Göstergemiz yaklaşık 25 inç cıva seviyesine indi
Basınç değeri olarak "25 inches of mercury"
Inches of mercury, genellikle inHg olarak kısaltılan bir basınç birimidir. Basıncı, aynı basınca karşılık gelen cıva sütununun inç cinsinden yüksekliğiyle ifade eder. Burada 25 inches of mercury, vakum göstergesinin okuduğu değerdir. Inches sözcüğü birim adının parçasıdır; konuşan kişi bir cıva parçasının normal uzunluğunu ölçmüyor.
Alıştırma
"The vacuum gauge reads 25 inches of mercury," cümlesinde "25 inches of mercury" neyi belirtir?
- inHg ölçeğinde bir basınç değeri.
- Göstergenin fiziksel uzunluğu.
- 25 PSI pozitif basınç değeri.
- Kabın içindeki cıva miktarı.
Cevabı göster
inHg ölçeğinde bir basınç değeri.
and surprisingly the glass seems to be holding up pretty well.
2:59ve şaşırtıcı bir şekilde cam oldukça iyi dayanıyor gibi görünüyor.
At this point, I'm still pretty nervous to approach it though
3:02Bu noktada, hala yaklaşmaya oldukça çekiniyorum
so let's just give it a few more minutes and see if it holds.
3:04bu yüzden ona birkaç dakika daha verelim ve dayanıp dayanmadığını görelim.
working out: başarılı biçimde ilerlemek
Burada working out, “başarılı biçimde ilerlemek” veya “iyi sonuçlanmak” anlamına gelir. This tüm girişimi ifade eder ve really well bu süreci çok olumlu değerlendirir. Bu anlamda özne genellikle bir durum, plan, ilişki veya düzenlemedir. İfade, o durumun nasıl ilerlediğini ya da nasıl sonuçlanacağını değerlendirir.
Alıştırma
“Başarılı biçimde ilerlemek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: After a rough start, our project is finally ____ really well.
Cevabı göster
working out
and it's very encouraging because now we have a big vacuum chamber
3:23ve bu çok cesaret verici çünkü artık büyük bir vakum odamız var
that we can use to see really cool experiments happening inside.
3:25içinde çok harika deneylerin gerçekleştiğini görmek için kullanabileceğimiz.
The question though is how much pressure would it take to set this thing off? Öbek fiiller
3:28Fakat soru şu ki, bu şeyi patlatmak için ne kadar basınç gerekir?
Set This Thing Off: onu tetiklemek
Set something off, bir cihazın çalışmasına ya da patlamayla ilgili bir olayın veya ani bir tepkinin başlamasına neden olmak demektir. Bu soruda basınç tetikleyici olarak düşünülüyor; bu yüzden set this thing off, kapla ilgili tehlikeli olayı başlatmak anlamına gelir. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse set the alarm off ve set off the alarm yapılarının ikisi de kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: set it off.
Alıştırma
Cümleyi set ... off ile tamamlayın: The steam ____ the fire alarm ____.
Cevabı göster
set · off
but if you guys want to see that, maybe we'll track down a slow motion camera and do that for a future experiment.
3:33ama eğer bunu görmek isterseniz, belki gelecekteki bir deney için ağır çekim bir kamera bulup bunu yaparız.
Now just because this system hasn't imploded yet, doesn't mean that it won't. Dilbilgisi
3:38Şimdi, bu sistemin henüz içe patlamamış olması, patlamayacağı anlamına gelmiyor.
Just Because A Doesn't Mean B: A, B'yi kanıtlamaz
just because A doesn't mean B kalıbı, A'dan otomatik olarak B sonucunun çıkarılmasını reddeder. A doğru olabilir, ancak B'yi kanıtlamak için yeterli değildir. Burada sistemin şimdiye kadar içe çökmemiş olması, güvenli kalacağını kanıtlamaz. it won't ifadesinde implode fiili bağlamdan zaten anlaşıldığı için çıkarılmıştır; tam anlamı it won't implode şeklindedir. Bu eksilti, reddedilen sonucu korurken tekrarı önler.
Alıştırma
Cümleyi just because ... doesn't mean ile tamamlayın: ____ the app is popular ____ it is safe.
Cevabı göster
Just because · doesn't mean
If there were any kind of hairline fractures in here, any weaknesses, Kelime
3:41Eğer burada herhangi bir mikro çatlak, herhangi bir zayıflık varsa,
hairline fractures: çok ince ve fark edilmesi zor çatlaklar
Hairline fractures, görülmesi zor olabilen son derece ince çatlaklar anlamına gelir. Burada ifade, kişinin saçı veya saç çizgisiyle değil, malzemedeki küçük kırılmalarla ilgilidir. Hairline sözcüğü fractures ifadesini daha kesin hâle getirir: hasar küçük veya gizli görünebilir, ancak yine de yapısal bir zayıflık olabilir.
Alıştırma
Görülmesi zor olabilen çok ince kırılmaları hangi ifade anlatır?
- surface stains
- wide openings
- hairline fractures
Cevabı göster
hairline fractures
it might just be a tap or a touch to set the whole thing off.
3:44tüm şeyi patlatmak için sadece bir tık veya bir dokunuş yeterli olabilir.
Let's open the safety valve and introduce the air back into the system.
3:48Güvenlik valfini açalım ve havayı sisteme geri verelim.
What do you think would happen if we put a water bottle in there that we didn't squish the air out of?
4:00İçine havasını sıkıştırmadığımız bir su şişesi koysak ne olur sizce?
get it to explode?: get + nesne + to-infinitive yapısı
Get it to explode ifadesinde get, bir şeyi almak değil, bir sonuç ortaya çıkarmak veya bu sonucu gerçekleştirmeyi başarmak anlamına gelir. It nesnedir; to explode ise sonucu belirten mastar tamamlayıcısıdır. Tekrar kullanılabilen kalıp get + nesne + to-infinitive yapısıdır. Bu kalıp, eylemi gerçekleştirmek için çaba, düzenleme veya sorun çözme gerektiğini sık sık ima eder.
Alıştırma
Cümleyi get + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: The door is stuck. Can you ____ it ____ open?
Cevabı göster
get · to
I guess it makes sense: bir açıklamayı ihtiyatlı biçimde kabul etmek
I guess ifadeyi yumuşatır. Burada rastgele ya da dayanaksız bir tahminde bulunmak anlamına gelmez; sonucu kesin olmayan ve konuşma diline uygun bir biçimde sunar. It makes sense, “mantıklı veya anlaşılır” demektir. I guess it makes sense birlikte kullanıldığında, tam bir kesinlik iddiasında bulunmadan şaşkınlık ya da şüpheden bir açıklamayı kabul etmeye geçişi gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, şiddetli yağmur nedeniyle açık hava konserinin kapalı bir mekâna taşındığını açıklıyor. Hangi yanıt açıklamayı ihtiyatlı biçimde kabul ettiğinizi doğal olarak gösterir?
- That explanation is impossible to understand.
- I guessed that it would rain.
- I guess it makes sense.
Cevabı göster
I guess it makes sense.
We've lowered the atmospheric pressure in there so much Dilbilgisi
4:21İçerideki atmosfer basıncını o kadar düşürdük ki
so much that: sonuca yol açan derece
Fiil + so much that + sonuç cümleciği yapısı, bir eylem veya değişimin belirtilen sonuca yol açacak kadar büyük bir dereceye ulaştığını anlatır. Burada so much, lowered fiilini niteler: basınç çok büyük ölçüde düşürülmüş ve bunun sonucunda kaynama noktası değişmiştir. That, sonuç cümleciğini başlatır. Bu yapı, asıl fikir yalnızca eylemin gerçekleşmesi değil, eylemin derecesi olduğunda neden-sonuç ilişkisini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, much ile kurulan ve “sonucunda … olacak kadar büyük bir derecede” anlamına gelen üç kelimelik sonuç yapısıyla tamamlayın: The town changed ____ I hardly recognized it.
Cevabı göster
so much that
Let's see what happens when we open the valve here.
4:26Buradaki valfi açtığımızda ne olacağına bakalım.
So it must have sucked air out of the bottle as well. Dilbilgisi
4:31Demek ki şişedeki havayı da emmiş.
must have sucked: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
must have sucked yapısında must have + geçmiş zaman ortacı sucked bir zorunluluk anlatmaz. Daha önce gerçekleşen bir olay hakkında güçlü bir sonuç çıkarır: kanıtlar havanın şişeden çekildiğini gösterir. Şu anki kanıtlar geçmişte bir şeyin olduğuna dair sizi büyük ölçüde emin kılıyorsa must have + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Bu bir çıkarımdır; doğrulanmış bir olayı doğrudan bildirmek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede must have sucked ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi şişenin bundan sonra ne yapması gerektiğini söylüyor.
- Konuşan kişi şişenin havayı çıkarmak zorunda olduğunu söylüyor.
- Konuşan kişi daha önce ne olduğuna dair güçlü bir çıkarım yapıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi daha önce ne olduğuna dair güçlü bir çıkarım yapıyor.
These bottles won't burst until it gets closer to 60 or 65 PSI. Kültür
4:34Bu şişeler 60 veya 65 PSI'ye yaklaşana kadar patlamazlar.
60 veya 65 PSI: bir basınç değeri
PSI, pounds per square inch yani inç kare başına pound anlamına gelir. Bir basınç birimidir: 60 PSI, her bir inç karelik alana 60 pound-kuvvet etki etmesi demektir. Burada 60 veya 65 PSI, şişeler için yaklaşık bir basınç eşiğidir. Bu bağlamda PSI pozitif basıncı gösterir; daha önceki inç cıva cinsinden vakum ölçeği gibi okunmamalıdır.
Alıştırma
Bir lastik etiketinde "Inflate to 35 PSI." yazıyor. 35 PSI neyi belirtir?
- İnç kare başına pound cinsinden ölçülen önerilen basınç.
- 35 saniyede eklenen hava miktarı.
- Pound cinsinden ölçülen lastiğin toplam ağırlığı.
Cevabı göster
İnç kare başına pound cinsinden ölçülen önerilen basınç.
So I'm going to pressurize one of these bottles with about 50 PSI
4:37Bu yüzden bu şişelerden birine yaklaşık 50 PSI basınç uygulayacağım
so when we remove the air, the pressure differential should be enough to get the plastic to burst. Notlar
4:40böylece havayı çıkardığımızda, basınç farkı plastiği patlatmak için yeterli olacaktır.
the pressure differential: iki basınç arasındaki fark
Bu cümlede the pressure differential, bir bölgedeki basınç ile başka bir bölgedeki basınç arasındaki farktır. Ayrı bir basınç türü ya da yalnızca bir taraftaki basınç değildir. Fark büyüdükçe plastiğin iki tarafına etki eden net kuvvet de büyür. Teknik açıklamalarda bu ifade, sonucun iki basıncın karşılaştırılmasına bağlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede pressure differential doğru kullanılmıştır?
- The pressure differential across the filter increased when one side was sealed.
- Air pressure and water pressure are two types of pressure differential.
- The pressure differential was the pressure measured on the left side only.
Cevabı göster
The pressure differential across the filter increased when one side was sealed.
should be enough to: yeterliliğe dair temkinli bir tahmin
Should be enough to iki düşünceyi birleştirir: Konuşanın bildiklerine göre bir miktarın ya da koşulun yeterli olması beklenir; gerçekten yeterliyse sonraki eylem veya sonuç gerçekleşebilir. Burada should, bir görev ya da ahlaki kuralı değil, gerekçeli bir beklentiyi ifade eder. Tahmin güvenlidir, ancak henüz doğrulanmadığı için yanlış olma ihtimali vardır.
Alıştırma
Cümleyi should be enough to ile tamamlayın: One more coat of paint ____ cover the wall.
Cevabı göster
should be enough to
So we got our purple bottle pumped up to 55 PSI Öbek fiiller
4:47Böylece mor şişemizi 55 PSI'ye kadar pompaladık
pump something up to + basınç değeri
Bu cümlede pumped ... up, bir pompayla hava ekleyip mor şişenin içindeki basıncı yükseltmek anlamına gelir. Birini coşturmak veya bir şeyi abartmak değil, fiziksel ve gerçek anlamdadır. Yapı pump + nesne + up to + basınç değeri şeklindedir. To son değeri gösterir; dolayısıyla 55 PSI ulaşılacak noktadır.
Alıştırma
Cümleyi pump ... up to yapısıyla tamamlayın: We pumped the tire ____ 36 PSI.
Cevabı göster
up to
and if we remove the atmosphere from the bottle now,
4:50ve eğer atmosferi şimdi şişeden uzaklaştırırsak,
hopefully that'll be enough for it to burst the plastic and give us a nice little explosion.
4:52umarım plastiği patlatıp bize güzel küçük bir patlama vermesi için bu yeterli olacaktır.
How much pressure can that take? ve dayanmak anlamı
Burada take, kırılmadan, sızdırmadan veya başka bir şekilde bozulmadan bir kuvvete dayanmak anlamına gelir. Konuşan kişi nesnenin basınç sınırını soruyor; bir şeyi taşımasını veya götürmesini istemiyor. how much pressure ifadesinde pressure sayılamayan bir isimdir. Yeniden kullanılabilen How much + sayılamayan isim + can + özne + take? kalıbı, bir şeyin dayanabileceği en yüksek miktarı sorar.
Alıştırma
Hangi cümlede take, bozulmadan dayanmak anlamında kullanılmıştır?
- Please take the cable to the workshop.
- This cable can take a lot of tension.
- It will take an hour to replace the cable.
Cevabı göster
This cable can take a lot of tension.
I was actually starting to doubt whether or not that would actually work or not. Dilbilgisi
5:25Aslında bunun gerçekten işe yarayıp yaramayacağından şüphe etmeye başlamıştım.
doubt whether or not...: olup olmayacağından şüphe etmek
To doubt whether or not something will happen, iki olasılıktan hangisinin doğru olduğundan emin olmamak demektir: olay gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de. Bu cümlede was starting to doubt, konuşanın yöntemin işe yarayacağına dair güvenini yavaş yavaş kaybettiğini gösterir. Kalıp doubt + whether or not + yan cümledir. Whether or not, evet ya da hayır cevabı olan dolaylı bir soru başlatır; bu nedenle yan cümle düz cümle söz dizimini korur. Özenli İngilizcede bir kez or not kullanmak yeterlidir; altyazının sonundaki or not, günlük konuşmadaki bir tekrardır.
Alıştırma
Cümleyi, başarılı olup olmayacağından emin olmamaya başlamak anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: After three failed trials, Maya began to ____ the new design would work.
Cevabı göster
doubt whether or not
a very, very fine line: çok ama çok ince bir çizgi
Bu cümlede a fine line, iki farklı sonuç veya durum arasındaki çok küçük ve değerlendirilmesi zor bir sınırı anlatan mecazdır. Başarı koşulu, iki taraftaki başarısızlığa o kadar yakındır ki küçücük bir değişiklik sonucu değiştirebilir. Burada fine, mükemmel değil, çok dar veya hassas anlamındadır. Very sözcüğünün tekrarı vurgu katar: hata payı son derece küçüktür.
Alıştırma
Cümleyi küçük ve değerlendirilmesi zor bir sınırı anlatan deyimle tamamlayın: There is ____ between being confident and sounding arrogant.
Cevabı göster
a fine line
but that one worked and that's all that matters.
5:39ama bu seferki işe yaradı ve önemli olan da bu.
So that kind of alleviates my concern because now we can see it can take a little bit of abuse and hold up. Notlar
5:45Yani bu benim endişemi biraz hafifletiyor çünkü artık biraz hırpalanmaya dayanabildiğini ve dayanıklı olduğunu görebiliyoruz.
alleviates my concern: bir endişeyi ortadan kaldırmadan azaltmak
Burada alleviates my concern, “endişemi azaltıyor” anlamına gelir. Testin başarılı olması konuşanı daha az endişeli hâle getirir, ancak endişe tamamen ortadan kalkmış olmayabilir. Alleviate oldukça resmî bir fiildir ve concern, pain veya pressure gibi yük bildiren sözcüklerle sık kullanılır. Temel nedeni çözmekten çok bir şeyin şiddetini azaltmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki hedef ifadeyle tamamlayın: The successful second test ____, but I still want more data.
Cevabı göster
alleviated my concern
take a little bit of abuse: dayanıklı nesnelerin sert kullanıma dayanması
Burada take a little bit of abuse, “biraz sert kullanıma veya zor koşullara kırılmadan dayanmak” anlamına gelir. Özne bir nesne olduğu için abuse, insanlar arasındaki kötü muamele değil; darbe, baskı veya dikkatsiz kullanım demektir. Bu kullanım dayanıklılıktan söz edilirken yaygındır. “Bir nesne veya cihaz can take abuse” kalıbı, eşyanın ne kadar sert kullanıma dayanıp yine de çalışmaya veya sağlam kalmaya devam edebildiğini vurgular.
Alıştırma
Bir ürün incelemesinde “This phone case can take a little bit of abuse” ne anlama gelir?
- İnsanları aşağılayıcı sözlerden korur.
- Yalnızca son derece nazikçe kullanılmalıdır.
- Bir miktar sert kullanıma bozulmadan dayanabilir.
Cevabı göster
Bir miktar sert kullanıma bozulmadan dayanabilir.
I think it's a combination of the pressure inside the bottle with the vacuum force
5:56Bence bu, şişenin içindeki basınçla dışarı çeken vakum kuvvetinin birleşimi.
rip something to shreds: bir şeyi paramparça etmek
Rip something to shreds, bir şeyi şiddetle veya tamamen yırtarak çok sayıda küçük parçaya dönüştürmek demektir. Bu cümlede that bottle nesnedir; to shreds ise sonuç bildiren bir öbektir. Bir yönü değil, şişenin sonunda aldığı durumu anlatır. Bu ifade damage fiilinden çok daha güçlüdür. Mecaz anlamda da kullanılabilir: rip an argument, plan, or performance to shreds; bir görüşü, planı veya performansı son derece sert biçimde eleştirip birçok kusurunu ortaya çıkarmak demektir.
Alıştırma
Rip something to shreds ifadesini oluşturan isimle cümleyi tamamlayın: The puppy grabbed the paper and ripped it to ____.
Cevabı göster
shreds
Man, it erupts with such power that it shakes the table Dilbilgisi
6:02Dostum, öyle bir güçle patlıyor ki masayı sallıyor
such power that: such + isim öbeği + that yapısı
Such power that yapısında such, power isminin derecesini güçlendirir; that ise sonucu başlatır: püskürme, masayı sallayacak kadar güçlüdür. That ile başlayan yan cümle, bu yüksek derecenin sonucunu verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp such + noun phrase + that + result clause şeklindedir. Tekil sayılabilen bir isimle a/an, isim öbeğinin içinde kalır: such a loud bang that everyone jumped.
Alıştırma
Sonuç yapısını such ve that ile tamamlayın: The engine made ____ a loud noise ____ everyone covered their ears.
Cevabı göster
such · that
and you can see the camera shake a little bit.
6:04ve kameranın da biraz sallandığını görebilirsiniz.
The results are in.: sonuçlar belli oldu
“The results are in”, beklenen sonuçların ulaştığı, toplandığı veya tamamlandığı ve artık kullanılabilir ya da açıklanabilir olduğu anlamına gelir. Buradaki in, fiziksel bir konumu değil, sonuçların hazır ve erişilebilir olmasını belirtir. Bu ifade, bir anlatımı test veya sayım aşamasından sonuca taşımak için sık kullanılır. Tek başına sonucun iyi mi kötü mü olduğunu söylemez.
Alıştırma
Beklenen bilginin artık hazır olduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyle haberi tamamlayın: “The votes have all been counted. The results are ____.”
Cevabı göster
in
Apparently, these glass cookie jars are a viable option for our vacuum chamber, Kalıp ifadeler
6:13Görünüşe göre bu cam kurabiye kavanozları vakum odamız için uygun bir seçenek,
a viable option: pratikte uygulanabilir bir seçenek
“A viable option”, maliyet, güvenlik, zaman veya mevcut ekipman gibi gerçek sınırlamalar altında pratikte işe yarayabilecek bir seçenek demektir. Viable, yalnızca mümkün anlamından daha güçlüdür; seçeneğin gerçekten uygulanabileceğini veya işlemeye devam edebileceğini belirtir. Bu ifade seçeneğin en iyi olduğu anlamına gelmez. Yalnızca ciddi biçimde değerlendirilmeye değer seçenekler arasında bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir ekip maliyeti, güvenliği ve ekipmanı kontrol etti. Bir plan gerçekçi biçimde uygulanabilir, ancak ekip onu birinci sıraya koymadı. Hangi açıklama uygundur?
- “a possible option”: pratik olmasa bile imkânsız değil
- “the best option”: diğer seçeneklerden daha üst sırada
- “a viable option”: gerçek koşullarda uygulanabilir, ancak mutlaka en iyisi değil
Cevabı göster
“a viable option”: gerçek koşullarda uygulanabilir, ancak mutlaka en iyisi değil
which is really cool because now we can see inside the chamber
6:17ki bu gerçekten harika çünkü artık odanın içini görebiliyoruz
And it doesn't hurt that we got a cool explosion out of the experiment as well. Deyimler
6:22Ayrıca deneyden havalı bir patlama elde etmiş olmamız da fena olmadı.
it doesn't hurt that: ikincil bir avantaj eklemek
Burada it doesn't hurt that, “bu gerçek de yararlı veya sevindirici” anlamına gelir. Hurt fiziksel acıyı anlatmaz. Konuşan kişi önce ana sonucu belirtir, ardından havalı patlamayı ek bir kazanç olarak ekler. it doesn't hurt that + yan cümle kalıbını, bir durumu ana neden olarak göstermeden ikincil bir avantaj olarak eklemek için kullanabilirsiniz. Bu ölçülü anlatım, olumlu yorumu daha gündelik gösterir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Our main reason for choosing this apartment is its location, and it doesn't hurt that the rent is low. Burada it doesn't hurt that the rent is low ne anlama geliyor?
- Düşük kira ek bir avantajdır.
- Düşük kira bir soruna yol açar.
- Düşük kira daireyi seçmenin tek nedenidir.
Cevabı göster
Düşük kira ek bir avantajdır.
It's been awesome to have you as part of this experiment.
6:26Bu deneyin bir parçası olmanız harikaydı.
Hey guys, thanks for watching and remember I'm giving away prizes now on every new video.
6:38Hey millet, izlediğiniz için teşekkürler ve unutmayın, artık her yeni videoda hediyeler dağıtıyorum.
All you have to do to qualify is subscribe to my channel, Dilbilgisi
6:42Hak kazanmak için tek yapmanız gereken kanalıma abone olmak,
All you have to do to qualify is ...: gereken tek eylem
All you have to do ... is ... bir eylemi bütün gereklilik olarak sunar. Bu cümlede to qualify amacı, subscribe to my channel ise bu amaca ulaşmak için gereken eylemi belirtir. Yapı All + özne + have to do + amaç + is + eylem şeklindedir. Bu kalıpta do biçiminden sonra, konuşma İngilizcesinde is sözcüğünü genellikle to almayan yalın fiil izler: is subscribe. Is to subscribe da mümkündür, ancak to olmadan kullanılan biçim özellikle yaygındır.
Alıştırma
“Gerekli olan tek eylem budur” anlamındaki tam kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ show your student ID.
Cevabı göster
All you have to do to enter is
ring the bell, and select to be notified when my next videos get released.
6:44zili çalmak ve bir sonraki videolarım yayınlandığında bildirim almayı seçmek.
The secret link to my giveaways will be pinned in the comments for the first 12 hours.
6:48Hediyelerime olan gizli bağlantı ilk 12 saat boyunca yorumlarda sabitlenecektir.
show your support right now by giving this video a big thumbs up
6:53hemen şimdi bu videoya büyük bir beğeni vererek desteğinizi gösterin
I love you back and I'll see you next time.
6:57Ben de sizi seviyorum ve bir dahaki sefere görüşmek üzere.