Cam Bir Vakum Odası İçe Doğru Patlar Mı?: İngilizce çalışma notları

TKOR

Öğrenme zorluğu
1.416 kelime 262 kel/dk

Video özeti: Bir üretici cam kavanozları vakum odası olarak dener, basınçtaki tepkileri gözlemler ve kavanozların basınçlı şişe patlamasına dayanıp dayanmadığını kontrol eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "put them to the test." — Deyimler ve mecaz ifadeler: bir nesne veya fikrin gerçek koşullarda sınandığını anlatın. 2. "just because this system hasn't imploded yet, doesn't mean that it won't." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sınırlı kanıta dayalı erken bir güvenlik sonucunu reddedin. 3. "take a little bit of abuse" — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: abuse sözcüğünün ekipman için sert muamele veya ağır kullanım anlamına geldiğini, kişiye yönelik zarar olmadığını ayırt edin.

Bu derste

What's up guys?

0:00

Naber millet?

We are back in the lab again today with our homemade vacuum chamber.

0:00

Bugün ev yapımı vakum odamızla laboratuvara geri döndük.

You remember we built this in a previous project and the whole purpose of this thing is to degas silicone Dilbilgisi

0:03

Bunu önceki bir projede inşa ettiğimizi hatırlarsınız, bunun asıl amacı silikonun gazını almaktır

Dilbilgisi

Bu şeyin asıl amacı...

“the whole purpose of X is to + fiilin yalın biçimi” kalıbı, X’in var olmasının veya kullanılmasının tek ana nedenini belirtir. Burada X, “this thing” ifadesidir; “to degas silicone” ise cihazın amacını açıklar. “Whole” vurgu katar: bu, birçok yarardan yalnızca biri değil, asıl noktadır. Bir aracın, sürecin, özelliğin veya projenin ana hedefini açıklamak için X’i ve fiil grubunu değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz amaç kalıbıyla tamamlayın: The whole purpose of this checklist ____ prevent simple mistakes.

Cevabı göster

is to

so we don't have air bubbles trapped in our silicone molds.

0:08

böylece silikon kalıplarımızda sıkışmış hava kabarcıkları kalmaz.

The only issue I have with it is that it's made out of a pressure pot Dilbilgisi

0:10

Bununla ilgili tek sorunum, bir düdüklü tencereden yapılmış olması

Dilbilgisi

Bununla ilgili tek sorunum şu ki...

“The only issue I have with X is that + yan cümle” kalıbı, geri kalanının kabul edilebilir olduğunu düşündürürken belirli bir kaygıyı dile getirir. Burada “it”, X’in yerini tutar; that ile başlayan yan cümle de sorunu açıklar: bir basınç kabından yapılmıştır. Bu kalıpta “issue”, “sorun” veya “kaygı” anlamına gelir. Cümle geri bildirimi iki adımda düzenler: önce eleştiriyi tek bir sorunla sınırlar, ardından bunu tam bir yan cümleyle açıklar.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz geri bildirim kalıbıyla tamamlayın: The only issue I have with this desk ____ it is too low.

Cevabı göster

is that

and this thing is not see-through. Kelime

0:13

ve bu şeyin şeffaf olmaması.

Kelime

not see-through: içinden görülemeyen bir malzeme

Burada see-through, diğer tarafı görmeye izin veren bir malzemeyi anlatan sıfattır. Not bu anlamı tersine çevirir: bu nesne, içinden görülebilecek manzarayı engeller. Kısa çizgiler see ve through sözcüklerini tek bir niteleyici sözcük hâline getirir. Burada see through fiil öbeği kullanılmaz; ifade nesnenin bir özelliğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve saydam anlamına gelen kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The clear lid is ____, so you can see the food inside.

Cevabı göster

see-through

So if we're doing some cool experiments,

0:15

Yani havalı bazı deneyler yaparsak,

we won't be able to see them.

0:16

onları göremeyeceğiz.

So I went down to the Super Center and picked up some of these glass cookie jars Öbek fiiller

0:18

Bu yüzden Super Center'a gittim ve bu cam kurabiye kavanozlarından birkaç tane aldım

Öbek fiiller

picked up: gündelik biçimde satın aldı veya edindi

Burada picked up, mağazaya gidildiğinde kavanozların satın alındığı veya edinildiği anlamına gelir. Kavanozları yerden kaldırmayı değil, bir iş sırasında kolayca edinmeyi anlatır. Pick up, anlamı bağlama göre değişen esnek bir fiil öbeğidir. Nesne ve durum, satın almak, teslim almak, kaldırmak veya başka bir anlam taşıyıp taşımadığını gösterir; bu alışveriş bağlamında satın alma anlamı uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede picked up, alışveriş sırasında bir şeyi satın almak veya edinmek anlamında kullanılmıştır?

  1. I picked up the baby when she started crying.
  2. I picked up some notebooks at the store.
  3. I picked up the notebook from the floor.
Cevabı göster

I picked up some notebooks at the store.

and wondered if they could work as an option as well.

0:21

ve acaba bunlar da bir seçenek olarak işe yarayabilir mi diye merak ettim.

Now this project was inspired by my cousin Ty Moser with the Monoloco Workshop who used one of these glass jars to build a vacuum chamber on his channel

0:23

Bu proje, kanalında bir vakum odası inşa etmek için bu cam kavanozlardan birini kullanan Monoloco Workshop'tan kuzenim Ty Moser'dan ilham aldı

and I'll put a link in the description to where you can see that.

0:30

ve açıklama kısmına bunu nerede görebileceğinize dair bir bağlantı koyacağım.

Now the last thing we want with a vacuum chamber is for it to implode on us Notlar

0:32

Şimdi, bir vakum odası ile isteyeceğimiz son şey, üzerimizde patlamasıdır

right as we're doing some work. Kalıp ifadeler

0:36

tam da iş yaparken.

Dilbilgisi

The last thing we want is for it to...: en istenmeyen sonuç

The last thing we want, “en çok kaçınmak istediğimiz sonuç” anlamına gelen deyimsel bir ifadedir; zaman sırasındaki son öğeyi anlatmaz. The last thing + özne + want + is for + isim/zamir + to + fiil yapısında for-to yan cümleciği istenmeyen olayı belirtir. Burada it vakum haznesine gönderme yapar; dolayısıyla for it to implode, haznenin içe çökmesini korkulan sonuç olarak gösterir.

Alıştırma

Hedef yapının iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: The ____ is ____ rain during the match.

Cevabı göster

last thing we want · for it to

Kalıp ifadeler

Implode on us: on, etkilenen tarafı gösterir

Implode on us ifadesinde implode şiddetle içe doğru çökmek anlamına gelir; on us ise bu olaydan zarar gören veya ciddi biçimde olumsuz etkilenen kişilerin biz olduğunu gösterir. Haznenin fiziksel olarak üzerimizde bulunduğu anlamına gelmez. Etkilenen kişiyi gösteren bu on kullanımı die on me, quit on us ve break down on them örneklerindeki gibi istenmeyen veya beklenmedik belirli olaylarda görülür. Kişinin o şeye güvendiğini ya da sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kaldığını ima eder.

Alıştırma

"The projector died on us during the presentation," cümlesinde "on us" ne anlam katar?

  1. Projektörü bilerek biz durdurduk.
  2. Beklenmedik arızası bizi olumsuz etkiledi.
  3. Projektör fiziksel olarak üzerimizde duruyordu.
Cevabı göster

Beklenmedik arızası bizi olumsuz etkiledi.

Kalıp ifadeler

Kesin zamanlamayı anlatan “right as”

Burada right as, “tam ... olduğu anda” anlamına gelir. İki olayı birbirine bağlar ve zamanlarının kesin ve önemli bir noktada çakıştığını vurgular. Bu yapıda right, as'i güçlendiren bir zarftır; “doğru” anlamına gelmez ve yön bildirmez. Yalnızca sırayı değil kesin zamanlamayı vurgulamak istediğinizde right as + yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Kesin zamanlamayı vurgulamak için cümleyi right as ile tamamlayın: The alarm rang ____ I opened the door.

Cevabı göster

right as

That will spread glass all over the room

0:37

Bu, odaya cam parçalarının saçılmasına

possibly into your face and we don't want that to happen.

0:39

muhtemelen yüzünüze gelmesine neden olur ve bunun olmasını istemeyiz.

So before we actually use these in the real world,

0:41

Yani bunları gerçek dünyada gerçekten kullanmadan önce,

we need to test them and make sure they're capable of holding up to the vacuum pressure. Öbek fiiller

0:43

onları test etmemiz ve vakum basıncına dayanabileceklerinden emin olmamız gerekiyor.

Öbek fiiller

Basınca dayanma anlamındaki “holding up to”

Burada holding up to the vacuum pressure, o basınç altında kırılmadan veya bozulmadan çalışmaya devam etmek anlamına gelir. İfade, bir şeyi fiziksel olarak tutmayı değil, belirtilen bir kuvvete veya teste dayanmayı anlatır. Kalıp hold up to + zorluk, kuvvet, standart veya sıkı inceleme şeklindedir. to sonrasındaki sözler neye dayanılması gerektiğini belirtir; bağlam, hold up ifadesinin ilgisiz “geciktirme” veya “soyma” anlamları yerine “bir testten sağ çıkma” anlamını seçtirir.

Alıştırma

Hangi cümlede hold up to, bir zorluğa başarısız olmadan dayanmak anlamında kullanılmıştır?

  1. She held up the photo for everyone to see.
  2. Traffic held us up for an hour.
  3. These seals can hold up to extreme heat.
Cevabı göster

These seals can hold up to extreme heat.

Now you probably remember that with our pressure pot,

0:47

Muhtemelen düdüklü tenceremizde hatırlarsınız,

I made a Proto Putty seal that can be removed and replaced.

0:48

çıkarılıp takılabilen bir Proto Putty conta yapmıştım.

I also did the same thing with these glass jars as well.

0:52

Aynı şeyi bu cam kavanozlar için de yaptım.

We've got a smaller version that's blue and can be removed

0:54

Çıkarılabilen mavi daha küçük bir versiyonumuz var

and then we've got the larger version that's red.

0:57

ve ardından kırmızı olan daha büyük versiyonumuz var.

Now when these things go onto the acrylic,

0:59

Şimdi bunlar akriliğin üzerine geldiğinde,

they form an airtight seal because these are stretchy rubber gaskets. Kalıp ifadeler

1:00

hava geçirmez bir conta oluşturuyorlar çünkü bunlar esnek kauçuk contalar.

Kalıp ifadeler

form an airtight seal: hava geçirmez bir sızdırmazlık oluşturmak

Bu cümlede form “oluşturmak” anlamına gelir; an airtight seal ise havanın geçmesini engelleyen kapalı bir birleşimdir. form an airtight seal kalıbının tamamı, esnek contalar yüzeye bastırıldığında ortaya çıkan sızdırmazlık sonucunu anlatır. Burada seal yalnızca ayrı bir şerit ya da malzeme parçasını değil, oluşan sızdırmaz bariyeri veya kapanmayı ifade eder. Bu kalıp kapaklar, pencereler, borular, kaplar ve ambalajlar için doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp form an airtight seal ile tamamlayın: When the lid is tightened, the rubber ring will ____.

Cevabı göster

form an airtight seal

So I think they're going to work really well and I can't wait to put them to the test. Deyimler

1:04

Bence gerçekten iyi çalışacaklar ve onları test etmek için sabırsızlanıyorum.

Deyimler

put them to the test: onları gerçek bir denemeye tabi tutmak

Put them to the test, nesnelerin ne kadar iyi çalıştığını gerçek bir denemeyle kanıtlamasını sağlamak demektir. Burada söz konusu olan, nesneleri “the test” adlı bir yere taşımak değildir; to the test deyimin bir parçasıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp put + nesne + to the test şeklindedir. Nesne bir isim veya nesne zamiri olabilir: put the filter to the test, put it to the test, put them to the test. Bu ifade çoğu zaman konuşanın artık kanıtla kontrol etmek istediği bir tahmin ya da iddiadan sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi put X to the test ile ve doğru nesne zamirini kullanarak tamamlayın: The battery claims to last all day, so this weekend I'll ____.

Cevabı göster

put it to the test

Now since I know my cousin Ty had a chamber similar to this,

1:07

Kuzenim Ty'ın buna benzer bir odası olduğunu bildiğim için,

I'm going to start off with the smaller one. Öbek fiiller

1:09

daha küçük olanla başlayacağım.

Öbek fiiller

İlk öğeyi veya adımı belirten start off with

Start off with, bir şeyi bir sürecin ilk öğesi veya adımı yapmak anlamına gelir. Bu cümlede with, ilk seçilen şeyi, yani daha küçük olanı tanıtır. Buradaki off, “uzaklaşmak” anlamına gelmez. Start off eylemi bir sıralamanın başlangıcı olarak sunar; bu nedenle bir gösterimin, dersin, listenin veya sürecin sırasını açıklarken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi start off with kullanarak tamamlayın: “For today's workshop, let's ____ a simple example.”

Cevabı göster

start off with

We're going to put it under vacuum pressure and let it sit for about 10 minutes.

1:10

Bunu vakum basıncı altına alacağız ve yaklaşık 10 dakika bekleteceğiz.

While it's doing that, we're going to set up the cameras and run away

1:13

O bunu yaparken biz kameraları kurup uzaklaşacağız

so that if it does implode, we're well out of harm's way. Deyimler

1:16

böylece içe doğru patlarsa tehlikeden uzak olmuş oluruz.

Deyimler

Açıkça güvenli bir mesafeyi belirten well out of harm's way

Out of harm's way, bir tehlikenin bir kişiye veya nesneye ulaşmasının ya da zarar vermesinin pek olası olmadığı bir yerde bulunmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümledeki tehlike olası bir içe çökmedir. Well, out of ifadesini güçlendirir: tehlikeli alanın hemen dışında değil, açıkça ve güvenli biçimde ötesinde olmayı anlatır. Harm's, bu yerleşik ifadedeki iyelik biçimidir; bu yüzden ifadeyi sözcük sözcük değil, bir bütün olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Cümleyi well out of harm's way kullanarak tamamlayın: “Before lighting the bonfire, make sure the fuel cans are ____.”

Cevabı göster

well out of harm's way

Just for fun, I crunched up a water bottle and stuck the lid back on

1:19

Sadece eğlence olsun diye bir su şişesini ezip kapağını geri taktım

so we can put this inside the chamber

1:22

böylece bunu odanın içine koyabiliriz

so as we're drawing the vacuum, Kelime

1:23

ve böylece vakumu çekerken,

Kelime

drawing the vacuum: havayı çıkararak basıncı düşürmek

Burada draw, “hava veya gazın emme yoluyla çıkarılmasını sağlamak” anlamına gelen teknik bir fiildir. Drawing the vacuum, kapalı bir kabın içindeki basıncı düşürmek için pompa kullanmak demektir. Resim çizmek ya da vacuum adlı bir şeyi fiziksel olarak çekmek anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen anlam, bir test veya işlem için gereken düşük basınç koşulunu emme yoluyla oluşturmaktır. we're drawing içindeki -ing biçimi işlemin devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Bir laboratuvar işleminde draw the vacuum ne anlama gelir?

  1. Vakum pompasını başka bir yere çekmek
  2. Boş bir kabın şeklini çizmek
  3. Bir pompayla havayı çıkarıp basıncı düşürmek
Cevabı göster

Bir pompayla havayı çıkarıp basıncı düşürmek

we can see how a crunched up water bottle reacts.

1:24

ezilmiş bir su şişesinin nasıl tepki verdiğini görebiliriz.

I'm just using a little bit of clay at the bottom

1:27

Şişeyi yerinde tutmak için

to hold the bottle in place. Kalıp ifadeler

1:29

tabanda biraz kil kullanıyorum.

Kalıp ifadeler

hold the bottle in place: şişenin hareket etmesini önlemek

Hold the bottle in place, şişeyi hareket etmemesi, kaymaması veya düşmemesi için olması gereken konumda tutmak anlamına gelir. Hold onu sabit tutan eylemi, in place ise sabit konumu anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp hold + nesne + in place biçimindedir. Nesne, hold ile in place arasına gelir.

Alıştırma

Bir şeyi sabit tutmayı anlatan hedef kalıbı tamamlayın: Use this clip to hold the cable ____ while you work.

Cevabı göster

in place

Pretty nice fit.

1:31

Oldukça iyi oturdu.

The exhaust valve needs to be closed and the intake valve needs to be open

1:33

Egzoz valfinin kapalı olması ve giriş valfinin açık olması gerekiyor

and we're ready to go.

1:36

ve gitmeye hazırız.

So this is actually a pretty good sign, guys.

1:52

Yani bu aslında oldukça iyi bir işaret, arkadaşlar.

This vacuum chamber has been running for about 5 minutes now

1:53

Bu vakum odası yaklaşık 5 dakikadır çalışıyor

and I don't notice anything that's concerning.

1:56

ve endişe verici hiçbir şey fark etmedim.

Very cool that our water bottle has fully inflated.

1:58

Su şişemizin tamamen şişmiş olması çok harika.

And you can see on the gauge here,

2:01

Ve buradaki göstergeden de görebileceğiniz gibi,

the vacuum pressure has dropped down about as low as it's going to get. Dilbilgisi

2:01

vakum basıncı inebileceği en düşük seviyeye kadar düştü.

Dilbilgisi

as low as it's going to get: beklenen alt sınır

as low as it's going to get ifadesinde ilk as, low sözcüğünün derecesini başlatır; as it's going to get ise karşılaştırmayı tamamlar. Kalıbın bütünü, “bu basıncın mevcut koşullarda ulaşmasının beklendiği en düşük seviyede” anlamına gelir. Yalnızca very low demekten daha kesindir. Önündeki about, sınırın yaklaşık olduğunu gösterir: değer en düşük noktaya yakındır, fakat tam olarak o noktada olmak zorunda değildir. Burada be going to, değişimin nerede duracağını öngörür. Daha sonra başlayacak ayrı bir eylemi anlatmaz. Aynı kalıp cheap, cold, quiet veya empty gibi sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

“The price is as low as it's going to get this week,” cümlesindeki hedef kalıp ne anlama gelir?

  1. Daha yeni düşmeye başlamıştır.
  2. Daha önce daha düşüktü ama hemen yükselecektir.
  3. Bu hafta beklenen en düşük seviyeye yakındır.
Cevabı göster

Bu hafta beklenen en düşük seviyeye yakındır.

So this is very encouraging, guys.

2:07

Bu çok cesaret verici, arkadaşlar.

I've got the vacuum pump turned off and I've got both of these valves to the closed position. Dilbilgisi

2:08

Vakum pompasını kapattım ve bu valflerin her ikisini de kapalı konuma getirdim.

Dilbilgisi

have got + nesne + geçmiş ortaç: I've got the vacuum pump turned off

I've got the vacuum pump turned off cümlesinde the vacuum pump nesnedir; turned off ise nesnenin şu anki sonuç durumunu anlatan geçmiş ortaç tümlecidir. Konuşan kişi pompanın şu anda kapalı olduğunu bildirir ve çoğu zaman onu bu duruma kendisinin getirdiğini de ima eder. Yapı have got + nesne + geçmiş ortaç şeklindedir. Burada got, “teslim almak” veya “edinmek” anlamına gelmez; odak noktası pompayı kapatma eylemi de değildir.

Alıştırma

Fanın mevcut sonuç durumunu bildirmek için cümleyi turn off fiilinin geçmiş ortaç ifadesiyle tamamlayın: I've got the fan ____.

Cevabı göster

turned off

So in here, we still have a vacuum

2:12

Yani burada hala bir vakumumuz var

and you can see that because the bottle is still inflated.

2:14

ve bunu şişenin hala şişkin olmasından görebilirsiniz.

Now what do you think would happen if I open the exhaust port so air can get back in? Dilbilgisi

2:16

Şimdi havanın tekrar içeri girmesi için egzoz portunu açarsam ne olacağını düşünüyorsunuz?

Dilbilgisi

Varsayımsal tahminler için What do you think would happen if ...?

What do you think would happen if ...? birinden hayal edilen bir eylemin veya değişikliğin sonucunu tahmin etmesini istemek için kullanılır. Bu açık uçlu bir sorudur; konuşan kişi yalnızca evet ya da hayır değil, gerekçeli bir tahmin bekler. Buradaki kalıp What do you think would happen if + özne + simple present? şeklindedir. Would happen varsayımsal sonucu belirtirken if I open koşulu simple present ile verir. Bu yaygın kalıpta if yan cümlesinde would kullanmayın.

Alıştırma

Varsayımsal bir tahmin istemek için dersteki kalıpla soruyu tamamlayın: "____ we remove the support?"

Cevabı göster

What do you think would happen if

Let's watch the bottle and find out.

2:20

Şişeyi izleyelim ve öğrenelim.

I'm going to put my mask on for safety, though.

2:22

Yine de güvenlik için maskemi takacağım.

Here we go in three, two, one.

2:24

İşte başlıyoruz üç, iki, bir.

How awesome is that?

2:29

Ne kadar harika değil mi?

So the small jar worked and honestly that's what I was expecting,

2:30

Yani küçük kavanoz işe yaradı ve dürüst olmak gerekirse beklediğim şey de buydu,

but this here is the one that makes me a little more nervous. Dilbilgisi

2:33

ama buradaki beni biraz daha gerginleştiren şey.

Dilbilgisi

makes me a little more nervous içindeki make + kişi + sıfat yapısı

makes me a little more nervous ifadesinde makes, bir şeyin bende bu duyguyu oluşturduğu anlamına gelir. Yapı make + kişi + sıfat şeklindedir: makes + me + nervous. Nervous, me sözcüğünün durumunu anlatan nesne tamamlayıcısıdır; sıfattan önce to kullanılmaz. A little more, başka bir seçenekle veya önceki bir duyguyla karşılaştırıldığında küçük bir artış olduğunu gösterir. Karşılaştırmayı yumuşatır: konuşan kişi daha tedirgindir, ancak fark küçüktür.

Alıştırma

“Beni biraz daha tedirgin hissettiriyor” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: "This option ____."

Cevabı göster

makes me a little more nervous

This is a lot more volume that we're sucking out.

2:36

Dışarı emdiğimiz hacim çok daha fazla.

We just need to close the exhaust valve, open the intake valve,

2:38

Sadece egzoz valfini kapatmamız, giriş valfini açmamız,

get our safety measures in place and run away.

2:41

güvenlik önlemlerimizi alıp uzaklaşmamız gerekiyor.

Here we go!

2:44

İşte başlıyoruz!

Takes a little bit longer to get the air out of that one.

2:48

Bunun havasını çıkarmak biraz daha uzun sürüyor.

Probably because it's a bigger jar, huh?

2:50

Muhtemelen daha büyük bir kavanoz olduğu içindir, ha?

So it looks like the bottle's fully inflated.

2:55

Görünüşe göre şişe tamamen şişmiş.

Our gauge is down to about 25 inches of mercury Kültür

2:57

Göstergemiz yaklaşık 25 inç cıva seviyesine indi

Kültür

Basınç değeri olarak "25 inches of mercury"

Inches of mercury, genellikle inHg olarak kısaltılan bir basınç birimidir. Basıncı, aynı basınca karşılık gelen cıva sütununun inç cinsinden yüksekliğiyle ifade eder. Burada 25 inches of mercury, vakum göstergesinin okuduğu değerdir. Inches sözcüğü birim adının parçasıdır; konuşan kişi bir cıva parçasının normal uzunluğunu ölçmüyor.

Alıştırma

"The vacuum gauge reads 25 inches of mercury," cümlesinde "25 inches of mercury" neyi belirtir?

  1. inHg ölçeğinde bir basınç değeri.
  2. Göstergenin fiziksel uzunluğu.
  3. 25 PSI pozitif basınç değeri.
  4. Kabın içindeki cıva miktarı.
Cevabı göster

inHg ölçeğinde bir basınç değeri.

and surprisingly the glass seems to be holding up pretty well.

2:59

ve şaşırtıcı bir şekilde cam oldukça iyi dayanıyor gibi görünüyor.

At this point, I'm still pretty nervous to approach it though

3:02

Bu noktada, hala yaklaşmaya oldukça çekiniyorum

so let's just give it a few more minutes and see if it holds.

3:04

bu yüzden ona birkaç dakika daha verelim ve dayanıp dayanmadığını görelim.

Okay guys,

3:19

Tamam çocuklar,

this is actually working out really well. Öbek fiiller

3:20

bu aslında gerçekten çok iyi işliyor.

Öbek fiiller

working out: başarılı biçimde ilerlemek

Burada working out, “başarılı biçimde ilerlemek” veya “iyi sonuçlanmak” anlamına gelir. This tüm girişimi ifade eder ve really well bu süreci çok olumlu değerlendirir. Bu anlamda özne genellikle bir durum, plan, ilişki veya düzenlemedir. İfade, o durumun nasıl ilerlediğini ya da nasıl sonuçlanacağını değerlendirir.

Alıştırma

“Başarılı biçimde ilerlemek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: After a rough start, our project is finally ____ really well.

Cevabı göster

working out

This is holding very nicely

3:21

Çok iyi dayanıyor

and it's very encouraging because now we have a big vacuum chamber

3:23

ve bu çok cesaret verici çünkü artık büyük bir vakum odamız var

that we can use to see really cool experiments happening inside.

3:25

içinde çok harika deneylerin gerçekleştiğini görmek için kullanabileceğimiz.

The question though is how much pressure would it take to set this thing off? Öbek fiiller

3:28

Fakat soru şu ki, bu şeyi patlatmak için ne kadar basınç gerekir?

Öbek fiiller

Set This Thing Off: onu tetiklemek

Set something off, bir cihazın çalışmasına ya da patlamayla ilgili bir olayın veya ani bir tepkinin başlamasına neden olmak demektir. Bu soruda basınç tetikleyici olarak düşünülüyor; bu yüzden set this thing off, kapla ilgili tehlikeli olayı başlatmak anlamına gelir. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse set the alarm off ve set off the alarm yapılarının ikisi de kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: set it off.

Alıştırma

Cümleyi set ... off ile tamamlayın: The steam ____ the fire alarm ____.

Cevabı göster

set · off

Just joking.

3:32

Şaka yapıyorum.

I'm not going to do that in this video,

3:32

Bu videoda bunu yapmayacağım,

but if you guys want to see that, maybe we'll track down a slow motion camera and do that for a future experiment.

3:33

ama eğer bunu görmek isterseniz, belki gelecekteki bir deney için ağır çekim bir kamera bulup bunu yaparız.

Now just because this system hasn't imploded yet, doesn't mean that it won't. Dilbilgisi

3:38

Şimdi, bu sistemin henüz içe patlamamış olması, patlamayacağı anlamına gelmiyor.

Dilbilgisi

Just Because A Doesn't Mean B: A, B'yi kanıtlamaz

just because A doesn't mean B kalıbı, A'dan otomatik olarak B sonucunun çıkarılmasını reddeder. A doğru olabilir, ancak B'yi kanıtlamak için yeterli değildir. Burada sistemin şimdiye kadar içe çökmemiş olması, güvenli kalacağını kanıtlamaz. it won't ifadesinde implode fiili bağlamdan zaten anlaşıldığı için çıkarılmıştır; tam anlamı it won't implode şeklindedir. Bu eksilti, reddedilen sonucu korurken tekrarı önler.

Alıştırma

Cümleyi just because ... doesn't mean ile tamamlayın: ____ the app is popular ____ it is safe.

Cevabı göster

Just because · doesn't mean

If there were any kind of hairline fractures in here, any weaknesses, Kelime

3:41

Eğer burada herhangi bir mikro çatlak, herhangi bir zayıflık varsa,

Kelime

hairline fractures: çok ince ve fark edilmesi zor çatlaklar

Hairline fractures, görülmesi zor olabilen son derece ince çatlaklar anlamına gelir. Burada ifade, kişinin saçı veya saç çizgisiyle değil, malzemedeki küçük kırılmalarla ilgilidir. Hairline sözcüğü fractures ifadesini daha kesin hâle getirir: hasar küçük veya gizli görünebilir, ancak yine de yapısal bir zayıflık olabilir.

Alıştırma

Görülmesi zor olabilen çok ince kırılmaları hangi ifade anlatır?

  1. surface stains
  2. wide openings
  3. hairline fractures
Cevabı göster

hairline fractures

it might just be a tap or a touch to set the whole thing off.

3:44

tüm şeyi patlatmak için sadece bir tık veya bir dokunuş yeterli olabilir.

So I'm going to put my mask back on.

3:46

Yani maskemi tekrar takacağım.

Let's open the safety valve and introduce the air back into the system.

3:48

Güvenlik valfini açalım ve havayı sisteme geri verelim.

Yeah, and check this out.

3:55

Evet ve şuna bakın.

Now the lid comes off fairly freely.

3:57

Artık kapak oldukça rahat çıkıyor.

What do you think would happen if we put a water bottle in there that we didn't squish the air out of?

4:00

İçine havasını sıkıştırmadığımız bir su şişesi koysak ne olur sizce?

Could we get it to explode? Dilbilgisi

4:03

Patlatabilir miyiz?

Dilbilgisi

get it to explode?: get + nesne + to-infinitive yapısı

Get it to explode ifadesinde get, bir şeyi almak değil, bir sonuç ortaya çıkarmak veya bu sonucu gerçekleştirmeyi başarmak anlamına gelir. It nesnedir; to explode ise sonucu belirten mastar tamamlayıcısıdır. Tekrar kullanılabilen kalıp get + nesne + to-infinitive yapısıdır. Bu kalıp, eylemi gerçekleştirmek için çaba, düzenleme veya sorun çözme gerektiğini sık sık ima eder.

Alıştırma

Cümleyi get + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: The door is stuck. Can you ____ it ____ open?

Cevabı göster

get · to

Woah, look the water's boiling.

4:15

Vay canına, bakın su kaynıyor.

Woah!

4:17

Vay canına!

But I guess it makes sense. Ton ve niyet

4:19

Ama sanırım mantıklı.

Ton ve niyet

I guess it makes sense: bir açıklamayı ihtiyatlı biçimde kabul etmek

I guess ifadeyi yumuşatır. Burada rastgele ya da dayanaksız bir tahminde bulunmak anlamına gelmez; sonucu kesin olmayan ve konuşma diline uygun bir biçimde sunar. It makes sense, “mantıklı veya anlaşılır” demektir. I guess it makes sense birlikte kullanıldığında, tam bir kesinlik iddiasında bulunmadan şaşkınlık ya da şüpheden bir açıklamayı kabul etmeye geçişi gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız, şiddetli yağmur nedeniyle açık hava konserinin kapalı bir mekâna taşındığını açıklıyor. Hangi yanıt açıklamayı ihtiyatlı biçimde kabul ettiğinizi doğal olarak gösterir?

  1. That explanation is impossible to understand.
  2. I guessed that it would rain.
  3. I guess it makes sense.
Cevabı göster

I guess it makes sense.

We've lowered the atmospheric pressure in there so much Dilbilgisi

4:21

İçerideki atmosfer basıncını o kadar düşürdük ki

that the water has a new boiling point.

4:23

suyun yeni bir kaynama noktası oldu.

Dilbilgisi

so much that: sonuca yol açan derece

Fiil + so much that + sonuç cümleciği yapısı, bir eylem veya değişimin belirtilen sonuca yol açacak kadar büyük bir dereceye ulaştığını anlatır. Burada so much, lowered fiilini niteler: basınç çok büyük ölçüde düşürülmüş ve bunun sonucunda kaynama noktası değişmiştir. That, sonuç cümleciğini başlatır. Bu yapı, asıl fikir yalnızca eylemin gerçekleşmesi değil, eylemin derecesi olduğunda neden-sonuç ilişkisini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, much ile kurulan ve “sonucunda … olacak kadar büyük bir derecede” anlamına gelen üç kelimelik sonuç yapısıyla tamamlayın: The town changed ____ I hardly recognized it.

Cevabı göster

so much that

Let's see what happens when we open the valve here.

4:26

Buradaki valfi açtığımızda ne olacağına bakalım.

How cool is that?

4:31

Bu ne kadar havalı?

So it must have sucked air out of the bottle as well. Dilbilgisi

4:31

Demek ki şişedeki havayı da emmiş.

Dilbilgisi

must have sucked: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

must have sucked yapısında must have + geçmiş zaman ortacı sucked bir zorunluluk anlatmaz. Daha önce gerçekleşen bir olay hakkında güçlü bir sonuç çıkarır: kanıtlar havanın şişeden çekildiğini gösterir. Şu anki kanıtlar geçmişte bir şeyin olduğuna dair sizi büyük ölçüde emin kılıyorsa must have + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Bu bir çıkarımdır; doğrulanmış bir olayı doğrudan bildirmek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede must have sucked ne anlama geliyor?

  1. Konuşan kişi şişenin bundan sonra ne yapması gerektiğini söylüyor.
  2. Konuşan kişi şişenin havayı çıkarmak zorunda olduğunu söylüyor.
  3. Konuşan kişi daha önce ne olduğuna dair güçlü bir çıkarım yapıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi daha önce ne olduğuna dair güçlü bir çıkarım yapıyor.

These bottles won't burst until it gets closer to 60 or 65 PSI. Kültür

4:34

Bu şişeler 60 veya 65 PSI'ye yaklaşana kadar patlamazlar.

Kültür

60 veya 65 PSI: bir basınç değeri

PSI, pounds per square inch yani inç kare başına pound anlamına gelir. Bir basınç birimidir: 60 PSI, her bir inç karelik alana 60 pound-kuvvet etki etmesi demektir. Burada 60 veya 65 PSI, şişeler için yaklaşık bir basınç eşiğidir. Bu bağlamda PSI pozitif basıncı gösterir; daha önceki inç cıva cinsinden vakum ölçeği gibi okunmamalıdır.

Alıştırma

Bir lastik etiketinde "Inflate to 35 PSI." yazıyor. 35 PSI neyi belirtir?

  1. İnç kare başına pound cinsinden ölçülen önerilen basınç.
  2. 35 saniyede eklenen hava miktarı.
  3. Pound cinsinden ölçülen lastiğin toplam ağırlığı.
Cevabı göster

İnç kare başına pound cinsinden ölçülen önerilen basınç.

So I'm going to pressurize one of these bottles with about 50 PSI

4:37

Bu yüzden bu şişelerden birine yaklaşık 50 PSI basınç uygulayacağım

so when we remove the air, the pressure differential should be enough to get the plastic to burst. Notlar

4:40

böylece havayı çıkardığımızda, basınç farkı plastiği patlatmak için yeterli olacaktır.

Kelime

the pressure differential: iki basınç arasındaki fark

Bu cümlede the pressure differential, bir bölgedeki basınç ile başka bir bölgedeki basınç arasındaki farktır. Ayrı bir basınç türü ya da yalnızca bir taraftaki basınç değildir. Fark büyüdükçe plastiğin iki tarafına etki eden net kuvvet de büyür. Teknik açıklamalarda bu ifade, sonucun iki basıncın karşılaştırılmasına bağlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede pressure differential doğru kullanılmıştır?

  1. The pressure differential across the filter increased when one side was sealed.
  2. Air pressure and water pressure are two types of pressure differential.
  3. The pressure differential was the pressure measured on the left side only.
Cevabı göster

The pressure differential across the filter increased when one side was sealed.

Dilbilgisi

should be enough to: yeterliliğe dair temkinli bir tahmin

Should be enough to iki düşünceyi birleştirir: Konuşanın bildiklerine göre bir miktarın ya da koşulun yeterli olması beklenir; gerçekten yeterliyse sonraki eylem veya sonuç gerçekleşebilir. Burada should, bir görev ya da ahlaki kuralı değil, gerekçeli bir beklentiyi ifade eder. Tahmin güvenlidir, ancak henüz doğrulanmadığı için yanlış olma ihtimali vardır.

Alıştırma

Cümleyi should be enough to ile tamamlayın: One more coat of paint ____ cover the wall.

Cevabı göster

should be enough to

So we got our purple bottle pumped up to 55 PSI Öbek fiiller

4:47

Böylece mor şişemizi 55 PSI'ye kadar pompaladık

Öbek fiiller

pump something up to + basınç değeri

Bu cümlede pumped ... up, bir pompayla hava ekleyip mor şişenin içindeki basıncı yükseltmek anlamına gelir. Birini coşturmak veya bir şeyi abartmak değil, fiziksel ve gerçek anlamdadır. Yapı pump + nesne + up to + basınç değeri şeklindedir. To son değeri gösterir; dolayısıyla 55 PSI ulaşılacak noktadır.

Alıştırma

Cümleyi pump ... up to yapısıyla tamamlayın: We pumped the tire ____ 36 PSI.

Cevabı göster

up to

and if we remove the atmosphere from the bottle now,

4:50

ve eğer atmosferi şimdi şişeden uzaklaştırırsak,

hopefully that'll be enough for it to burst the plastic and give us a nice little explosion.

4:52

umarım plastiği patlatıp bize güzel küçük bir patlama vermesi için bu yeterli olacaktır.

Here we go.

4:57

İşte başlıyoruz.

Do it.

5:04

Yap.

Do it.

5:05

Yap.

Dude, how much pressure can that take? Kelime

5:08

Dostum, ne kadar basınca dayanabilir?

Kelime

How much pressure can that take? ve dayanmak anlamı

Burada take, kırılmadan, sızdırmadan veya başka bir şekilde bozulmadan bir kuvvete dayanmak anlamına gelir. Konuşan kişi nesnenin basınç sınırını soruyor; bir şeyi taşımasını veya götürmesini istemiyor. how much pressure ifadesinde pressure sayılamayan bir isimdir. Yeniden kullanılabilen How much + sayılamayan isim + can + özne + take? kalıbı, bir şeyin dayanabileceği en yüksek miktarı sorar.

Alıştırma

Hangi cümlede take, bozulmadan dayanmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Please take the cable to the workshop.
  2. This cable can take a lot of tension.
  3. It will take an hour to replace the cable.
Cevabı göster

This cable can take a lot of tension.

Huh, maybe it's not going to explode.

5:13

Hah, belki de patlamayacak.

Yes!

5:18

Evet!

I can't believe it finally worked!

5:20

Sonunda işe yaradığına inanamıyorum!

So there we go.

5:22

İşte oldu.

Our bottle has finally exploded.

5:23

Şişemiz sonunda patladı.

I was actually starting to doubt whether or not that would actually work or not. Dilbilgisi

5:25

Aslında bunun gerçekten işe yarayıp yaramayacağından şüphe etmeye başlamıştım.

Dilbilgisi

doubt whether or not...: olup olmayacağından şüphe etmek

To doubt whether or not something will happen, iki olasılıktan hangisinin doğru olduğundan emin olmamak demektir: olay gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de. Bu cümlede was starting to doubt, konuşanın yöntemin işe yarayacağına dair güvenini yavaş yavaş kaybettiğini gösterir. Kalıp doubt + whether or not + yan cümledir. Whether or not, evet ya da hayır cevabı olan dolaylı bir soru başlatır; bu nedenle yan cümle düz cümle söz dizimini korur. Özenli İngilizcede bir kez or not kullanmak yeterlidir; altyazının sonundaki or not, günlük konuşmadaki bir tekrardır.

Alıştırma

Cümleyi, başarılı olup olmayacağından emin olmamaya başlamak anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: After three failed trials, Maya began to ____ the new design would work.

Cevabı göster

doubt whether or not

We tried that probably six times

5:28

Bunu muhtemelen altı kez denedik

and every time it would explode in my shop

5:31

ve her seferinde atölyemde patlardı

dang it rather than in the container.

5:33

lanet olsun ki konteyner yerine.

So there must be a very, very fine line. Deyimler

5:35

Demek ki çok çok ince bir çizgi olmalı.

Deyimler

a very, very fine line: çok ama çok ince bir çizgi

Bu cümlede a fine line, iki farklı sonuç veya durum arasındaki çok küçük ve değerlendirilmesi zor bir sınırı anlatan mecazdır. Başarı koşulu, iki taraftaki başarısızlığa o kadar yakındır ki küçücük bir değişiklik sonucu değiştirebilir. Burada fine, mükemmel değil, çok dar veya hassas anlamındadır. Very sözcüğünün tekrarı vurgu katar: hata payı son derece küçüktür.

Alıştırma

Cümleyi küçük ve değerlendirilmesi zor bir sınırı anlatan deyimle tamamlayın: There is ____ between being confident and sounding arrogant.

Cevabı göster

a fine line

I'm not sure why it would be so difficult,

5:37

Neden bu kadar zor olduğundan emin değilim,

but that one worked and that's all that matters.

5:39

ama bu seferki işe yaradı ve önemli olan da bu.

And the other thing is the bottle exploded,

5:41

Ve diğer bir şey de şişenin patlamış olması,

but the container is still fully intact.

5:43

ama kap tamamen sağlam kalmış.

So that kind of alleviates my concern because now we can see it can take a little bit of abuse and hold up. Notlar

5:45

Yani bu benim endişemi biraz hafifletiyor çünkü artık biraz hırpalanmaya dayanabildiğini ve dayanıklı olduğunu görebiliyoruz.

Kalıp ifadeler

alleviates my concern: bir endişeyi ortadan kaldırmadan azaltmak

Burada alleviates my concern, “endişemi azaltıyor” anlamına gelir. Testin başarılı olması konuşanı daha az endişeli hâle getirir, ancak endişe tamamen ortadan kalkmış olmayabilir. Alleviate oldukça resmî bir fiildir ve concern, pain veya pressure gibi yük bildiren sözcüklerle sık kullanılır. Temel nedeni çözmekten çok bir şeyin şiddetini azaltmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki hedef ifadeyle tamamlayın: The successful second test ____, but I still want more data.

Cevabı göster

alleviated my concern

Kelime

take a little bit of abuse: dayanıklı nesnelerin sert kullanıma dayanması

Burada take a little bit of abuse, “biraz sert kullanıma veya zor koşullara kırılmadan dayanmak” anlamına gelir. Özne bir nesne olduğu için abuse, insanlar arasındaki kötü muamele değil; darbe, baskı veya dikkatsiz kullanım demektir. Bu kullanım dayanıklılıktan söz edilirken yaygındır. “Bir nesne veya cihaz can take abuse” kalıbı, eşyanın ne kadar sert kullanıma dayanıp yine de çalışmaya veya sağlam kalmaya devam edebildiğini vurgular.

Alıştırma

Bir ürün incelemesinde “This phone case can take a little bit of abuse” ne anlama gelir?

  1. İnsanları aşağılayıcı sözlerden korur.
  2. Yalnızca son derece nazikçe kullanılmalıdır.
  3. Bir miktar sert kullanıma bozulmadan dayanabilir.
Cevabı göster

Bir miktar sert kullanıma bozulmadan dayanabilir.

So that's good news.

5:50

Yani bu iyi haber.

Look at the bottle in there.

5:52

İçerideki şişeye bakın.

It's completely annihilated.

5:53

Tamamen yok olmuş.

It's completely destroyed.

5:54

Tamamen parçalanmış.

I think it's a combination of the pressure inside the bottle with the vacuum force

5:56

Bence bu, şişenin içindeki basınçla dışarı çeken vakum kuvvetinin birleşimi.

is pulling it out.

5:59

Şişeyi paramparça etti.

It just ripped that bottle to shreds. Deyimler

6:00

Şişeyi parçalara ayırdı.

Deyimler

rip something to shreds: bir şeyi paramparça etmek

Rip something to shreds, bir şeyi şiddetle veya tamamen yırtarak çok sayıda küçük parçaya dönüştürmek demektir. Bu cümlede that bottle nesnedir; to shreds ise sonuç bildiren bir öbektir. Bir yönü değil, şişenin sonunda aldığı durumu anlatır. Bu ifade damage fiilinden çok daha güçlüdür. Mecaz anlamda da kullanılabilir: rip an argument, plan, or performance to shreds; bir görüşü, planı veya performansı son derece sert biçimde eleştirip birçok kusurunu ortaya çıkarmak demektir.

Alıştırma

Rip something to shreds ifadesini oluşturan isimle cümleyi tamamlayın: The puppy grabbed the paper and ripped it to ____.

Cevabı göster

shreds

Man, it erupts with such power that it shakes the table Dilbilgisi

6:02

Dostum, öyle bir güçle patlıyor ki masayı sallıyor

Dilbilgisi

such power that: such + isim öbeği + that yapısı

Such power that yapısında such, power isminin derecesini güçlendirir; that ise sonucu başlatır: püskürme, masayı sallayacak kadar güçlüdür. That ile başlayan yan cümle, bu yüksek derecenin sonucunu verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp such + noun phrase + that + result clause şeklindedir. Tekil sayılabilen bir isimle a/an, isim öbeğinin içinde kalır: such a loud bang that everyone jumped.

Alıştırma

Sonuç yapısını such ve that ile tamamlayın: The engine made ____ a loud noise ____ everyone covered their ears.

Cevabı göster

such · that

and you can see the camera shake a little bit.

6:04

ve kameranın da biraz sallandığını görebilirsiniz.

That is a lot of power.

6:06

Bu çok fazla güç.

That's very cool.

6:07

Bu çok havalı.

So it looks like our vacuum chambers are holding up.

6:08

Görünüşe göre vakum odalarımız dayanıyor.

That's good news.

6:10

Bu iyi bir haber.

So there you have it, guys.

6:11

İşte böyle, arkadaşlar.

The results are in. Deyimler

6:12

Sonuçlar geldi.

Deyimler

The results are in.: sonuçlar belli oldu

“The results are in”, beklenen sonuçların ulaştığı, toplandığı veya tamamlandığı ve artık kullanılabilir ya da açıklanabilir olduğu anlamına gelir. Buradaki in, fiziksel bir konumu değil, sonuçların hazır ve erişilebilir olmasını belirtir. Bu ifade, bir anlatımı test veya sayım aşamasından sonuca taşımak için sık kullanılır. Tek başına sonucun iyi mi kötü mü olduğunu söylemez.

Alıştırma

Beklenen bilginin artık hazır olduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyle haberi tamamlayın: “The votes have all been counted. The results are ____.”

Cevabı göster

in

Apparently, these glass cookie jars are a viable option for our vacuum chamber, Kalıp ifadeler

6:13

Görünüşe göre bu cam kurabiye kavanozları vakum odamız için uygun bir seçenek,

Kalıp ifadeler

a viable option: pratikte uygulanabilir bir seçenek

“A viable option”, maliyet, güvenlik, zaman veya mevcut ekipman gibi gerçek sınırlamalar altında pratikte işe yarayabilecek bir seçenek demektir. Viable, yalnızca mümkün anlamından daha güçlüdür; seçeneğin gerçekten uygulanabileceğini veya işlemeye devam edebileceğini belirtir. Bu ifade seçeneğin en iyi olduğu anlamına gelmez. Yalnızca ciddi biçimde değerlendirilmeye değer seçenekler arasında bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir ekip maliyeti, güvenliği ve ekipmanı kontrol etti. Bir plan gerçekçi biçimde uygulanabilir, ancak ekip onu birinci sıraya koymadı. Hangi açıklama uygundur?

  1. “a possible option”: pratik olmasa bile imkânsız değil
  2. “the best option”: diğer seçeneklerden daha üst sırada
  3. “a viable option”: gerçek koşullarda uygulanabilir, ancak mutlaka en iyisi değil
Cevabı göster

“a viable option”: gerçek koşullarda uygulanabilir, ancak mutlaka en iyisi değil

which is really cool because now we can see inside the chamber

6:17

ki bu gerçekten harika çünkü artık odanın içini görebiliyoruz

as the reactions are taking place.

6:20

tepkimeler gerçekleşirken.

And it doesn't hurt that we got a cool explosion out of the experiment as well. Deyimler

6:22

Ayrıca deneyden havalı bir patlama elde etmiş olmamız da fena olmadı.

Deyimler

it doesn't hurt that: ikincil bir avantaj eklemek

Burada it doesn't hurt that, “bu gerçek de yararlı veya sevindirici” anlamına gelir. Hurt fiziksel acıyı anlatmaz. Konuşan kişi önce ana sonucu belirtir, ardından havalı patlamayı ek bir kazanç olarak ekler. it doesn't hurt that + yan cümle kalıbını, bir durumu ana neden olarak göstermeden ikincil bir avantaj olarak eklemek için kullanabilirsiniz. Bu ölçülü anlatım, olumlu yorumu daha gündelik gösterir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Our main reason for choosing this apartment is its location, and it doesn't hurt that the rent is low. Burada it doesn't hurt that the rent is low ne anlama geliyor?

  1. Düşük kira ek bir avantajdır.
  2. Düşük kira bir soruna yol açar.
  3. Düşük kira daireyi seçmenin tek nedenidir.
Cevabı göster

Düşük kira ek bir avantajdır.

Hey, thanks for hanging out with me today.

6:25

Hey, bugün bana katıldığınız için teşekkürler.

It's been awesome to have you as part of this experiment.

6:26

Bu deneyin bir parçası olmanız harikaydı.

and I'll be looking for you in the next video.

6:29

ve sizi bir sonraki videoda bekliyor olacağım.

Talk to you then.

6:30

Sonra görüşürüz.

Dang it!

6:33

Kahretsin!

Oh, wow.

6:35

Oh, vay canına.

Okay.

6:36

Tamam.

Hey guys, thanks for watching and remember I'm giving away prizes now on every new video.

6:38

Hey millet, izlediğiniz için teşekkürler ve unutmayın, artık her yeni videoda hediyeler dağıtıyorum.

All you have to do to qualify is subscribe to my channel, Dilbilgisi

6:42

Hak kazanmak için tek yapmanız gereken kanalıma abone olmak,

Dilbilgisi

All you have to do to qualify is ...: gereken tek eylem

All you have to do ... is ... bir eylemi bütün gereklilik olarak sunar. Bu cümlede to qualify amacı, subscribe to my channel ise bu amaca ulaşmak için gereken eylemi belirtir. Yapı All + özne + have to do + amaç + is + eylem şeklindedir. Bu kalıpta do biçiminden sonra, konuşma İngilizcesinde is sözcüğünü genellikle to almayan yalın fiil izler: is subscribe. Is to subscribe da mümkündür, ancak to olmadan kullanılan biçim özellikle yaygındır.

Alıştırma

“Gerekli olan tek eylem budur” anlamındaki tam kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ show your student ID.

Cevabı göster

All you have to do to enter is

ring the bell, and select to be notified when my next videos get released.

6:44

zili çalmak ve bir sonraki videolarım yayınlandığında bildirim almayı seçmek.

The secret link to my giveaways will be pinned in the comments for the first 12 hours.

6:48

Hediyelerime olan gizli bağlantı ilk 12 saat boyunca yorumlarda sabitlenecektir.

If you like what I'm doing,

6:52

Eğer yaptığım işi seviyorsanız,

show your support right now by giving this video a big thumbs up

6:53

hemen şimdi bu videoya büyük bir beğeni vererek desteğinizi gösterin

and share with a friend.

6:56

ve bir arkadaşınızla paylaşın.

I love you back and I'll see you next time.

6:57

Ben de sizi seviyorum ve bir dahaki sefere görüşmek üzere.