Ya Güneş Bir Aylığına Yok Olsaydı?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu bilimsel düşünce deneyi Güneş'siz bir ayı inceliyor: ışık ve çekimin gecikmeli kaybı, gıda ve sıcaklık krizleri, yörünge değişimi ve Güneş dönünce hayatta kalma olasılığı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "what if it suddenly disappeared" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “what if + yan cümle” ile varsayım kurmayı ve sonuçları çerçevelemeyi öğrenin. 2. "accounts for" — Öbek fiiller: ifadenin bir öğenin toplam içindeki payını nasıl belirttiğini kapalı alan tarımı örneğinde tanıyın. 3. "a rogue planet." — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: bir yıldıza bağlı olmayan gezegeni anlatan terimi öğrenip Dünya'nın son yörünge riskini kavrayın.
Bu derste
This episode was sponsored by Google Science Fair.
0:00Bu bölüm Google Science Fair sponsorluğunda hazırlandı.
A near-perfect sphere of hot plasma with a core that's more than 15 million degrees Celsius,
0:0315 milyon santigrat dereceden daha sıcak bir çekirdeğe sahip, neredeyse kusursuz bir sıcak plazma küresi olan
the sun is the most important source of energy for life on Earth.
0:09Güneş, Dünya'daki yaşam için en önemli enerji kaynağıdır.
But what if it suddenly disappeared for a month? Dilbilgisi
0:13Peki ya bir aylığına aniden ortadan kaybolsaydı?
what if it suddenly disappeared: varsayımsal bir durum ortaya koymak
what if + cümlecik kalıbı, hayal edilen bir durumu ortaya koyar ve dinleyenden bunun olası sonucunu düşünmesini ister. Bu cümlede disappeared biçim olarak geçmiş zamandadır, ancak Güneş gerçekte kaybolmamıştır; geçmiş zaman, düşüncenin varsayımsal olduğunu göstermeye yardımcı olur. Bu kısa soru, ardından gelen sonuçlar zincirini başlatır. Aynı kalıp bir riski, planı veya hayalî olayı incelemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu, yaygın iki sözcüklü başlangıç ifadesiyle tamamlayın: ____ it rained during our picnic tomorrow?
Cevabı göster
What if
We were actually inspired to think about this question by the Google Science Fair,
0:17Aslında bu soru üzerine düşünmemiz için bize ilham veren Google Science Fair oldu;
which is an online global competition for sharing your best ideas using science,
0:20bu, en iyi fikirlerinizi bilim,
technology, engineering, or math.
0:24teknoloji, mühendislik veya matematikten yararlanarak paylaşabileceğiniz küresel bir çevrim içi yarışma.
we'd be requiring some pretty extreme innovations to survive. Kelime
0:28hayatta kalmak için oldukça sıra dışı yeniliklere ihtiyaç duyardık.
pretty extreme: derece zarfı olarak pretty
pretty extreme ifadesinde pretty, extreme sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. “Oldukça” ya da “epey” anlamına gelir ve extreme ile anlatılan derecenin güçlü olduğunu vurgular; “güzel” anlamında değildir. Bu kullanım günlük İngilizcede pretty hard, pretty cold ve pretty unusual örneklerindeki gibi sıfatlardan önce sık görülür. Kesin şiddeti bağlama göre değişir.
Alıştırma
'The repair was pretty expensive,' cümlesinde pretty ne anlama gelir?
- Oldukça veya epey
- Görünüşü güzel
- Tamamen
- Yalnızca biraz
Cevabı göster
Oldukça veya epey
If you're between the ages of 13 to 18 and have an idea that you think could help shape our world,
0:3213-18 yaş arasındaysanız ve dünyamızı şekillendirmeye yardımcı olabileceğini düşündüğünüz bir fikriniz varsa,
unique or improving on an existing idea, Öbek fiiller
0:39ister benzersiz olsun ister mevcut bir fikri geliştirsin,
travel experiences, or tons of other prizes.
0:44seyahat fırsatları veya daha pek çok ödül kazanabilirsiniz.
no matter how big or small: ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun
Burada no matter how big or small, kısaltılmış bir ödünleme ifadesidir ve no matter how big or small the idea is anlamına gelir. How, biçimi değil dereceyi belirtir ve soru başlatmaz. İfade, fikrin büyüklüğünün katılma uygunluğunu etkilemediğini anlatır. Aktarılabilir kalıp no matter how + sıfat/zarf + özne + fiil şeklindedir. Bu cümlede olduğu gibi özne ve be fiili belliyse bazen atılabilir. Big ve small gibi zıt uçları birlikte kullanmak, olası aralığın tamamını vurgular.
Alıştırma
Bir niteliğin derecesinin sonucu etkilemediğini göstermek için no matter how yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- No matter how difficult the route is, we will finish the hike.
- No matter what difficult the route is, we will finish the hike.
- No matter how the route difficulty is, we will finish the hike.
Cevabı göster
No matter how difficult the route is, we will finish the hike.
improving on an existing idea: mevcut bir fikri geliştirmek
Improving on an existing idea ifadesindeki improve on, hâlihazırda bulunan bir şeyden daha iyi bir sürüm, sonuç veya yaklaşım oluşturmak anlamına gelir. On, mevcut fikri aşılan veya daha da geliştirilen karşılaştırma ölçütü olarak tanıtır. Aktarılabilir kalıp improve on + model, yöntem, sonuç veya fikir şeklindedir. Bu cümlede, bir başvurunun tamamen özgün olmak zorunda olmadığını; mevcut bir şeyde yapılan anlamlı bir iyileştirmenin de uygun olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Yeni sürümün öncekinden daha iyi olduğunu gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The new app improves ____ the old version by loading pages faster.
Cevabı göster
on
So stick around at the end of this video for more details. Öbek fiiller
0:46Daha fazla ayrıntı için videonun sonuna kadar bizimle kalın.
stick around: kalmak ve izlemeye devam etmek
“Stick around”, “kalmak” veya “henüz ayrılmamak” anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Fiziksel olarak bir şeye yapışmak ya da onun çevresinde hareket etmek anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi, daha fazla ayrıntının verileceği videonun sonuna kadar izleyicilerden izlemeye devam etmelerini istiyor. Aynı ifade bir yerde, sohbette, etkinlikte veya videoda kalmaya devam etmesi için birini davet ederken de kullanılabilir.
Alıştırma
“Stick around after the show for a surprise,” cümlesinde “stick around” ne anlama gelir?
- Kendini bir şeye yapıştırmak.
- Bir daire çizerek yürümek.
- Kalmak ve henüz ayrılmamak.
Cevabı göster
Kalmak ve henüz ayrılmamak.
as that's how long it takes the sun's light to hit Earth. Dilbilgisi
0:55çünkü Güneş ışığının Dünya'ya ulaşması bu kadar sürüyor.
be completely oblivious (to something): bir şeyin tamamen farkında olmamak
“Be oblivious”, bir şeyin farkında olmamak veya onu fark etmemek anlamına gelir. “Completely” bu anlamı güçlendirir: hiçbir farkındalık yoktur. Genel yapı “be oblivious to + isim veya -ing biçimi” şeklindedir. Burada insanların fark etmeyeceği şeyin Güneş'in kaybolması olduğu bağlamdan anlaşıldığı için “to” bölümü çıkarılmıştır. Bu sıfat, bilinçli olarak görmezden gelme seçimini değil kişinin farkındalık durumunu anlatır.
Alıştırma
“Maya was completely oblivious to the warning light” ne anlama gelir?
- Işığı fark etti ama rengini unuttu.
- Uyarı ışığını bilerek kapattı.
- Uyarı ışığını hiç fark etmedi.
Cevabı göster
Uyarı ışığını hiç fark etmedi.
that's how long it takes + isim + to'lu mastar
Burada that's içindeki that, daha önce söylenen “8 dakika 20 saniye”ye gönderme yapar. Cümlecik, Güneş ışığının Dünya'ya ulaşması için gereken sürenin 8 dakika 20 saniye olduğunu anlatır. How long fiziksel uzunluğu değil, süreyi belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp “That's how long it takes + isim + to'lu mastar”dır. İsim, süreci gerçekleştiren veya yaşayan kişiyi ya da şeyi; to'lu mastar ise süreci belirtir. Kalıp, daha önce söylenen süreyi o süreyi gerektiren şeyle bağlar.
Alıştırma
Belirtilen süreyi süreçle bağlamak için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: The tour lasts two hours because ____ the guide to show us the whole museum.
Cevabı göster
that's how long it takes
as its brightness is simply a reflection of the sun's light.
1:02çünkü parlaklığı yalnızca Güneş ışığının yansımasından ibarettir.
All that's left is the natural light from stars. Dilbilgisi
1:05Geriye yalnızca yıldızlardan gelen doğal ışık kalırdı.
All that's left is + isim öbeği
Bu kalıpta all “her şey”, that's “that is”, left ise “geriye kalan” anlamına gelir. Birlikte “All that's left is + isim öbeği” yapısı, diğer şeyler yok olduktan, kullanıldıktan veya erişilemez hâle geldikten sonra isim öbeğini geriye kalan tek şey olarak sunar. Cümlede bu kalıp önce sonucu, yani başka hiçbir şeyin kalmadığını düzenler; ardından kalanı belirtir: yıldızlardan gelen doğal ışık. Başka ışık kaynaklarının kalmış olmasını dışladığı için yalnızca ışığın kaldığını söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Yalnızca bir rotanın kaldığını göstermek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: The other routes are closed. ____ the mountain road.
Cevabı göster
All that's left is
Luckily, right now we can still support our electrical systems
1:08Neyse ki şu anda elektrik sistemlerimizi hâlâ çalışır durumda tutabiliriz,
because 83% of our world's energy comes from oil, coal, and natural gas.
1:11çünkü dünyadaki enerjinin %83'ü petrol, kömür ve doğal gazdan geliyor.
Now, because gravity travels at the speed of light too,
1:16Kütle çekiminin etkisi de ışık hızında yayıldığından,
it would also take 8 minutes and 20 seconds for Earth to feel the effects of the sun's disappearance.
1:18Dünya'nın Güneş'in kaybolmasının etkilerini hissetmesi de 8 dakika 20 saniye sürerdi.
Without + isim öbeği, we'd + fiil: hayal edilen bir sonuç
Without + isim öbeği, eksik olan ya da yokmuş gibi düşünülen bir koşulu belirtir. Ana cümle, sonucu would + fiilin yalın hâli ile verir: Güneş’in çekimi olmasaydı sonuç yörüngeden dışarı uçmak olurdu. Burada we'd, we would anlamındadır çünkü ardından fly fiilinin yalın hâli gelir. Bu kısa yapı, bir sonucun gerekli bir koşula bağlı olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi Without + isim öbeği ve would + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: ____ the backup generator, the hospital ____ lose power during an outage.
Cevabı göster
Without · would
all plant photosynthesis would stop immediately.
1:30bitkilerdeki tüm fotosentez süreçleri anında dururdu.
a big deal: çok önemli bir şey
Bu cümlede a big deal, çok önemli veya büyük sonuçları olan bir şey anlamına gelen bir deyimdir. Durumun ne kadar önemli olduğunu değerlendirir; ticari bir anlaşmayı anlatmaz. Bu ifade olumlu ya da olumsuz bir önemi belirtebilir. Burada yiyecek ve oksijenle ilgili neden, değerlendirmeyi ciddi ve olumsuz hâle getirir.
Alıştırma
'Losing access to clean water is a big deal,' cümlesinde 'a big deal' ne anlama gelir?
- Bunun için endişelenmeye değmez.
- Büyük bir ticari işlemdir.
- Çok önemlidir ve ciddi sonuçları vardır.
Cevabı göster
Çok önemlidir ve ciddi sonuçları vardır.
plants need light energy to turn carbon dioxide and water into glucose and oxygen. Öbek fiiller
1:37karbondioksit ile suyu glikoz ve oksijene dönüştürmek üzere ışık enerjisine ihtiyaçları vardır.
turn carbon dioxide and water into glucose and oxygen: A'yı B'ye dönüştürmek
turn A into B yapısında A, değişimden önceki maddeyi veya durumu; B ise sonucu belirtir. Bu cümlede carbon dioxide and water A konumunda, glucose and oxygen ise B konumundadır. into bir yere doğru hareketi değil, dönüşümü gösterir. Bu yapı fiziksel dönüşümü, üretimi veya mecazi bir değişimi anlatabilir: bir süreç ya da etken, bir şeyi başka bir şeye dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B yapısıyla tamamlayın: The machine can ____ old paper ____ clean packaging.
Cevabı göster
turn · into
plants could still photosynthesize with artificial light,
1:43bitkiler yapay ışıkla yine de fotosentez yapabilir,
but these artificial lights could only cover a fraction of the food produced by the sun.
1:48ancak bu yapay ışıklar, Güneş ışığı sayesinde üretilen yiyeceğin yalnızca küçük bir kısmını karşılayabilirdi.
Sonuç yan cümlesi olarak allowing us to grow food
Virgülden sonra gelen allowing... ifadesi, şimdiki zaman ortacıyla kurulan bir sonuç yan cümlesidir. Önceki durumun tamamına —bitkilerin yapay ışıkla fotosentez yapabilmesine— gönderme yapar ve bunun sonucunu belirtir: bu durum yiyecek yetiştirmemizi mümkün kılar. Allow, allow + kişi + to-infinitive kalıbını alır: allowing us to grow. -ing yan cümlesi bağımlıdır; bu nedenle could photosynthesize ile paralel ikinci bir ana fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin sonuç bildiren -ing biçimiyle tamamlayın: The new ramp removed a barrier, ____ wheelchair users to enter independently.
Cevabı göster
allowing
Currently, indoor farming accounts for 0.07% of agriculture, Öbek fiiller
1:52Günümüzde kapalı alan tarımı, tarımsal üretimin %0,07'sini oluşturuyor,
accounts for + bir yüzde
Bu yüzde bağlamında accounts for, “payını oluşturur” ya da “... oranına karşılık gelir” demektir. Özne indoor farming, onun tarım içindeki payı ise 0.07% of agriculture ifadesidir. X accounts for Y% of Z kalıbı, X’in bütün Z’nin ne kadarını oluşturduğunu belirtir. Ardından bir yüzde gelmesi, burada “açıklamak” değil, oran bildiren anlamın kullanıldığına dair güçlü bir ipucudur.
Alıştırma
account for ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Solar power ____ 18% of the town's electricity.
Cevabı göster
accounts for
bringing on the collapse of our entire food web. Öbek fiiller
2:03bu da tüm besin ağımızın çökmesine yol açardı.
bringing on + istenmeyen bir sonuç
Burada bringing on, genellikle istenmeyen bir sonucu “başlatmak” veya “meydana getirmek” anlamına gelir. Nesnesi olan the collapse of our entire food web, ortaya çıkan sonuçtur. Virgül + -ing yan cümlesi, önceki olayın sonucunu ekler: ayrışma çökmeye yol açacaktır. Yeniden kullanılabilir kalıp event or action, bringing on + result biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi “istenmeyen bir durumun başlamasına neden olmak” anlamıyla en iyi hangi phrasal verb tamamlar? Prolonged dehydration can ____ severe headaches.
- bring in
- bring on
- bring up
Cevabı göster
bring on
another concern is: aynı düzeyde başka bir sorun eklemek
another concern is kalıbı, en az bir endişeden söz edildikten sonra bir sorun daha sunar. Another, ek ve aynı düzeyde bir endişeyi belirtir; önceki sorunu ortadan kaldırmaz veya onun yerine geçmez. is sözcüğünden sonraki bölüm yeni konuyu belirtir. Burada CO2, CO2'nin birikmesi sorununun kısa ifadesidir. Bu kalıp, açıklamanın düzenli biçimde ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
İkinci bir sorun eklemek için dersteki üç sözcüklü kalıbı kullanın: “The plan may take too long. ____ the cost of repairs.”
Cevabı göster
Another concern is
the atmospheric concentration would skyrocket. Deyimler
2:17atmosferdeki CO2 yoğunluğu hızla yükselirdi.
skyrocket: çok hızlı ve keskin biçimde yükselmek
Burada skyrocket, “son derece hızlı ve büyük miktarda artmak” anlamına gelen bir fiildir. Yukarı doğru fırlayan roket görüntüsünü, bir sayı veya düzeydeki yükselişi anlatan canlı bir ifadeye dönüştürür. Bu sözcük, yalnızca increase demekten çok daha güçlü bir değişimi belirtir. Bu cümlede CO2 yoğunluğu sadece artmaz; hızla çok daha yüksek bir düzeye çıkar.
Alıştırma
“Demand for tickets could skyrocket after the announcement,” cümlesinde skyrocket ne anlama gelir?
- çok hızlı ve keskin biçimde düşmek
- yavaşça ve küçük miktarda yükselmek
- aynı düzeyde kalmak
- çok hızlı ve keskin biçimde yükselmek
Cevabı göster
çok hızlı ve keskin biçimde yükselmek
CO2 in low concentrations is a physiologically important gas, Anlatım akışı
2:20CO2 düşük yoğunluklarda fizyolojik açıdan önemli bir gazdır,
in low concentrations ... but at high concentrations ile koşulları karşılaştırmak
İki edat öbeği de aynı özne olan CO2 için koşul belirtir. in low concentrations ilk açıklama olan is a physiologically important gas için, at high concentrations ise ikinci açıklama olan is toxic için çerçeve oluşturur. but, konsantrasyon değiştiğinde açıklamanın da karşıt biçimde değiştiğini gösterir. İkinci bölümde tekrarlanan CO2 öznesi düşürülmüştür; başka bir gazdan söz edilmez. Bu paralel yapı, koşul ve sonuç arasındaki karşıtlığı kolayca görmeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlenin yapısı neyi gösteriyor? "CO2 in low concentrations is a physiologically important gas, but at high concentrations is toxic."
- Cümle, CO2nin her konsantrasyonda zehirli olduğunu söyler.
- CO2 düşük konsantrasyonlarda bir şekilde, yüksek konsantrasyonlarda ise buna karşıt bir şekilde betimlenir.
- Düşük konsantrasyonlar CO2yi, yüksek konsantrasyonlar ise farklı bir gazı anlatır.
Cevabı göster
CO2 düşük konsantrasyonlarda bir şekilde, yüksek konsantrasyonlarda ise buna karşıt bir şekilde betimlenir.
but greater than 10% would lead to convulsions, coma, and death. Kalıp ifadeler
2:30ama %10'u aşması nöbetlere, komaya ve ölüme yol açardı.
lead to: neden ve sonuç ifade etmek
Bu cümlede lead to, bir sonuca neden olmak veya o sonucu ortaya çıkarmak anlamına gelir. Özne, havadaki CO2 oranının %10dan fazla olması koşuludur; to sonrasındaki isim öbeği ise olası sonuçları sıralar: kasılmalar, koma ve ölüm. Neden veya koşul + lead to + sonuç kalıbını kullanın. Sonuç bir isim öbeği ya da -ing biçimi olabilir: lead to delays; lead to feeling ill.
Alıştırma
Cümleyi neden olmak anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Ignoring the warning could ____ serious injuries.
Cevabı göster
lead to
although the brain can only survive 6 minutes without it,
2:35beyin oksijensiz yalnızca 6 dakika hayatta kalabilse de,
our atmosphere carries about 1 quintillion kilograms of oxygen,
2:38atmosferimiz yaklaşık 1 kentilyon kilogram oksijen içeriyor;
which researchers approximate could last us at least a thousand years. Kelime
2:42araştırmacılar bunun bize en az bin yıl yeteceğini tahmin ediyor.
As for oxygen: yeni bir konuya geçmek
As for + isim öbeği, o isim öbeğini sıradaki konu olarak gösterir. Burada As for oxygen, dikkati ilgili karbondioksit tartışmasından oksijene çevirir ve dinleyiciye sonraki bilginin ne hakkında olacağını bildirir. Bu ifade bilgiyi düzenler; çünkü ya da ne zaman anlamına gelmez. Başlangıçtaki bu konu öbeği genellikle ana cümleden virgülle ayrılır.
Alıştırma
As for + belirtilen konu yapısıyla konu geçişini tamamlayın: We have checked the water supply. ____, the emergency tanks are full.
Cevabı göster
As for oxygen
last us at least a thousand years: bir gruba yetecek miktar
Bir şey + last + kişi veya grup + süre yapısında last, birilerine yetecek miktarda olmak anlamına gelir. Nesne konumundaki us, kaynağı kullanabilecek kişileri; at least a thousand years ise tahmin edilen en kısa süreyi belirtir. Burada özne oksijen miktarıdır. Bu nedenle last us at least a thousand years, bu oksijenin insanlığa en az bu kadar süre yetebileceği anlamına gelir. Us bir nesne zamiridir; son insanlar anlamındaki bir ifadenin parçası değildir.
Alıştırma
Hangi cümle pil stoğunun grubumuza üç gün yeteceği anlamına gelir?
- These batteries will reach us in three days.
- These batteries will last us three days.
- These batteries will last for three days.
Cevabı göster
These batteries will last us three days.
the planet's surface temperature would drop to around minus 18 degrees Celsius,
2:47gezegenin yüzey sıcaklığı yaklaşık eksi 18 santigrat dereceye düşerdi,
Some Inuit communities already survive Arctic winters that are minus 25 degrees C at the warmest point of the day,
2:54Bazı İnuit toplulukları, günün en sıcak anında bile sıcaklığın eksi 25 santigrat derece olduğu Kuzey Kutbu kışlarında zaten hayatta kalıyor,
and some animals can survive minus 60 degrees Celsius.
3:00ve bazı hayvanlar eksi 60 santigrat derecede yaşayabiliyor.
where the ambient temperature of space is around minus 273 degrees Celsius,
3:06uzay ortamının sıcaklığı yaklaşık eksi 273 santigrat derece,
meaning it's only going to get colder and colder. Dilbilgisi
3:11bu da sıcaklığın giderek daha da düşeceği anlamına geliyor.
get colder and colder: gittikçe daha soğuk hâle gelmek
get colder and colder ifadesinde get, durum değişimini gösteren ve “hâle gelmek” anlamına gelen bir fiildir. Colder karşılaştırma derecesindeki bir sıfattır; ancak burada tek bir anda iki nesne karşılaştırılmaz. “Karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi” kalıbı, devam eden bir eğilimi gösterir: özellik zamanla giderek artar. Burada her aşama bir önceki aşamadan daha soğuktur. Aynı kalıp faster and faster ve more and more difficult ifadelerinde de kullanılır.
Alıştırma
Sürekli bir değişimi göstermek için cümleyi hard sözcüğünün tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the levels progressed, the game got ____.
Cevabı göster
harder and harder
assuming the same speed as our current orbit, Dilbilgisi
3:15şu anki yörünge hızımızla hareket etmeyi sürdürdüğümüzü varsayarsak,
putting us past Mars, but not as far as Jupiter. Dilbilgisi
3:21böylece Mars'ı geçmiş, ancak Jüpiter'e kadar ulaşmamış oluruz.
assuming the same speed as our current orbit: mevcut yörüngemizle aynı hızı varsaymak
Assuming the same speed as our current orbit, ana cümleden önce gelen ek bir koşuldur. Buradaki assuming, “varsayarsak” veya “... varsayımına dayanarak” anlamındadır; birinin görev ya da sorumluluk üstlenmesi anlamına gelmez. Assuming sözcüğünden sonra doğrudan bir isim öbeği gelebilir. Böylece konuşmacı, mesafe tahmininin bu öncüle dayandığını kısa ve öz biçimde belirtir. Virgül koşulu tahminden ayırdığı için sayı, koşulsuz bir gerçek değil, koşula bağlı bir tahmin olarak sunulur.
Alıştırma
Bir çalışma varsayımı tanıtan assume fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: ____ no delays, we should arrive by six.
Cevabı göster
Assuming
not as far as Jupiter: olumsuz eşitlik karşılaştırması
not as + sıfat/zarf + as kalıbı, bir şeyin karşılaştırma ölçütünden daha düşük bir dereceye ulaştığını belirtir. Burada far gidilen mesafeyi ölçer ve Jupiter karşılaştırma ölçütüdür: yolcular Jüpiter’in mesafesine eşit bir uzaklığa ulaşmamış olacaktır. Bu yapı kesin bir konum değil, karşılaştırmaya dayalı bir üst sınır verir. Cümlenin tamamı yolcuları Mars’ın ötesine, fakat hâlâ Jüpiter’in mesafesinden önceye yerleştirir.
Alıştırma
far kullanarak not as + sıfat + as kalıbıyla cümleyi tamamlayın: From here, the café is three kilometers away and the airport is ten. The café is ____ the airport.
Cevabı göster
not as far as
the orbital range around a star that allows for enough light and heat to support liquid water. Öbek fiiller
3:29bu, bir yıldızın çevresinde suyun sıvı hâlde kalmasına yetecek kadar ışık ve ısı bulunan yörünge aralığıdır.
what is known as: yerleşmiş bir adı tanıtma
What is known as, ardından gelen adı veya etiketi tanıtır. Bu cümlede, sonraki isim öbeği the circumstellar habitable zone ifadesinin açıklanan bölge için kabul görmüş terim olduğunu belirtir. Burada what is, “hangi şey?” anlamına gelen bir soru ifadesi değildir. what is known as X ifadesinin tamamı kabaca “X olarak adlandırılan şey” anlamına gelir ve within sözcüğünün tümleci olarak görev yapar.
Alıştırma
Yerleşmiş bir adı tanıtan dört kelimelik resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The village lies within ____ the rain shadow.
Cevabı göster
what is known as
circumstellar habitable zone terimi
Circumstellar habitable zone, bir yıldızın çevresinde bulunan ve bir gezegenin sıvı suyun var olması için yeterli ışık ve ısı alabileceği olası yörüngeler aralığıdır. Circumstellar, bir yıldızın çevresinde demektir. Bu cümlede ardından gelen the orbital range around a star... eş açıklaması terimi doğrudan tanımlar. Habitable, koşullara dayalı bir olasılığı belirtir; yaşamın varlığını kanıtlamaz veya gezegenin tamamının rahat ve güvenli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede circumstellar habitable zone ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir yıldızın çevresinde koşulların sıvı suya olanak tanıyabileceği yörüngeler aralığı
- Bilim insanlarının canlıların varlığını doğruladığı bir yörünge
- Bir gezegenin yıldız sisteminden ayrılırken izlediği yol
- Bir yıldızı çevreleyen gaz tabakası
Cevabı göster
Bir yıldızın çevresinde koşulların sıvı suya olanak tanıyabileceği yörüngeler aralığı
allows for enough light and heat içindeki allow for
Burada allows for, bir şeyi mümkün kılmak veya gerekli koşulları sağlamak anlamına gelir. Yörünge aralığı bir gezegenin yeterli ışık ve ısı almasını sağlayabilir; bu koşullar da sıvı suyu destekleyebilir. Kalıp allow for + isim öbeğidir: allows for enough light and heat. Bu bağlamda bir kişiye izin vermeyi anlatmaz ve bir şeyi hesaba katmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve bir şeye yer veya olanak sağlamak anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The extra shelf space ____ taller books.
Cevabı göster
allows for
So, what would happen if after a month the sun suddenly switched back on? Öbek fiiller
3:34Peki Güneş bir ay sonra aniden yeniden ışık vermeye başlasaydı ne olurdu?
switched back on: açık duruma geri dönmek
Burada switched back on, “kapalı kaldıktan sonra yeniden çalışır hâle geldi” demektir. Back fiziksel olarak geriye doğru bir yönü anlatmaz; önceki açık veya çalışır duruma dönüşü belirtir. İfade, Güneş’i açma-kapama düğmesi olan bir cihazmış gibi mecazi biçimde ele alır. Bu nedenle switch back on ilk kez açılmayı değil, çalışmanın yeniden başlamasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “yeniden çalışmaya başladı” anlamındaki geçmiş zaman ders ifadesiyle tamamlayın: After the outage, the security cameras ____ automatically.
Cevabı göster
switched back on
Assuming we haven't crashed into any other planets or had their own gravity impact our trajectory,
3:39Başka hiçbir gezegene çarpmadığımızı ve onların kütle çekiminin izlediğimiz rotayı etkilemediğini varsayarsak,
we're now roughly 170 million kilometers from the sun,
3:44artık Güneş'ten yaklaşık 170 milyon kilometre uzaktayız,
and it turns out our velocity isn't quite fast enough to escape the sun's gravity at this distance, Notlar
3:48ve hızımızın bu mesafede Güneş'in kütle çekiminden kurtulmaya tam olarak yetmediği ortaya çıkar;
it turns out: keşfedilen bir sonucu açıklamak
It turns out, arkasından gelen bilgiyi hesaplama, kanıt veya olaylar sonucunda keşfedilen bir sonuç olarak sunup cümledeki bilgiyi düzenler. Bu sonuç çoğu zaman önceki bir beklentiyi düzeltir. It zamiri belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Burada ifade, dinleyiciye hızımızla ilgili açıklamayı başlangıçtaki bir varsayım olarak değil, yeni belirlenmiş sonuç olarak değerlendirmesini söyler. Genellikle ardından bir yan cümle gelir ve that kullanılabilir veya atılabilir: It turns out (that) something is true.
Alıştırma
İkinci yan cümle araştırmacıları şaşırtan doğrulanmış bir sonuçsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? They expected the smaller battery to fail first, but ____ it lasted the longest.
- it turns out
- in my opinion
- it seems
Cevabı göster
it turns out
isn't quite fast enough to escape: yeterince hızlı olmaya çok yakın
not quite + sıfat + enough + to do kalıbı, bir özelliğin bir eylem için gereken düzeye yaklaştığını ama hâlâ bu düzeyin altında kaldığını anlatır. Burada hız, Güneş'in çekiminden kaçmak için gereken hıza yakındır fakat henüz yeterli değildir. Olumsuzluk quite enough ile belirtilen dereceye uygulanır; bu nedenle quite burada “çok” anlamına gelmez. Aktarılabilir anlam “neredeyse yeterli, ama hâlâ yetersiz”dir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın. Maya gereken yaşa çok yakındır, ancak doğum günü gelecek aydadır: Maya isn't ____ to enter the competition.
Cevabı göster
quite old enough
so we'd be pulled back into an elliptical orbit,
3:53bu yüzden yeniden eliptik bir yörüngeye çekilirdik,
though a much wider one than before. Dilbilgisi
3:57ama bu, öncekinden çok daha geniş bir yörünge olurdu.
a much wider one than before: öncekinden çok daha geniş olanı
Bu isim öbeğinde one, daha önce açıkça belirtilmiş tekil sayılabilir isim orbit yerine geçer. Bu yüzden a much wider one, a much wider elliptical orbit demektir; buradaki one, 1 sayısı değildir. Much, wider karşılaştırma biçimini güçlendirerek farkın büyük olduğunu gösterir. Than before karşılaştırma ölçütünü verir: yeni yörünge, önceki yörüngeyle karşılaştırılır ve ismin tamamı tekrar edilmez.
Alıştırma
Verilen sözcükleri doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: a, much, wider, one, than, before. Our old classroom was cramped. Now we have ____.
Cevabı göster
a much wider one than before
By most scientific estimates: dayanağı belirtip sonucu temkinli sunmak
By most scientific estimates, ardından gelen iddianın kaynağını ve kesinlik derecesini belirtir. Buradaki by, “...e göre” veya “...e dayanarak” anlamındadır; most ise sonucun mutlak bir kesinliği değil, bilimsel tahminlerin çoğunu yansıttığını gösterir. Bu başlangıç ifadesi, kanıt çerçevesini önce vererek cümledeki bilgiyi düzenler. Böylece konuşan kişi güçlü biçimde desteklenen ancak uygun ölçüde temkinli bir iddiada bulunur.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki ifade ne anlama geliyor? “By most scientific estimates, the lake could recover within twenty years.”
- Bilimsel tahminlerin çoğuna göre
- Tahminlerin çoğunun yapıldığı yerin yakınında
- Çoğu bilim insanı tahminde bulunmadan önce
Cevabı göster
Bilimsel tahminlerin çoğuna göre
and by congregating around areas that are volcanically and geologically active, Dilbilgisi
4:02ve volkanik ve jeolojik açıdan aktif bölgelerde toplanarak,
we could harness the power of our molten core Kalıp ifadeler
4:08Dünya'nın erimiş çekirdeğinin enerjisinden yararlanabilir,
by congregating: by + -ing ile yöntem belirtmek
By congregating, daha sonraki sonucu mümkün kılabilecek yöntemi belirtmek için by + fiilin -ing biçimini kullanır. Congregating bir yerde toplanıp birlikte kalmak anlamına gelir; bu nedenle ifade “Güçten nasıl yararlanabiliriz?” sorusunu yanıtlar. Kalıp sonuç + by + fiil-ing şeklindedir. Congregating eylemini yaptığı anlaşılan kişi grubu, could harness ifadesinin öznesi olan we ile aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için by + congregate fiilinin -ing biçimini kullanın: “The residents shared resources ____ in one central shelter.”
Cevabı göster
by congregating
harness the power of: enerjiyi denetlemek ve kullanmak
Bu cümlede harness the power of, enerjiyi denetim altına alıp pratik bir amaç için kullanmak anlamına gelir. Burada Dünya’nın erimiş çekirdeği, sıcaklık üretmek üzere yönlendirilebilecek bir enerji kaynağı olarak sunulur. Kalıp harness the power of + enerji kaynağı, teknoloji, güç veya yetenek şeklindedir. Sadece use demeye kıyasla harness, çoğu zaman bir şeyi yakalayıp denetlemeyi veya düzenleyerek potansiyelinden etkili biçimde yararlanmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ifadeyle tamamlayın: The new device may ____ moving water to charge a battery.
Cevabı göster
harness the power of
to make up for the increased distance from the sun to keep us warm. Öbek fiiller
4:11Güneş'ten daha uzakta oluşumuzu telafi edip sıcak kalabilirdik.
make up for: bir kaybı veya dezavantajı telafi etmek
Burada make up for, bir dezavantajı veya kaybedilen bir yararı telafi etmek anlamına gelir. Dünya Güneş’ten daha uzakta olduğu için kaybedilen sıcaklık, erimiş çekirdeğin enerjisiyle sağlanacaktır. Kalıp make up for + kayıp, eksiklik, zayıflık, hata veya başka bir olumsuz durum şeklindedir. For’dan sonraki nesne, neyin dengelendiğini veya telafi edildiğini belirtir; ifade burada bir şey uydurmak ya da barışmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “telafi etmek” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: A free dessert helped ____ the long wait.
Cevabı göster
make up for
But if the sun had taken a few more months to turn on, Dilbilgisi
4:14Ama Güneş'in yeniden ışık vermesi birkaç ay daha uzun sürseydi,
we'd be too far to be pulled back into orbit and would become a rogue planet. Notlar
4:17yörüngeye geri çekilemeyecek kadar uzağa gider ve başıboş bir gezegene dönüşürdük.
If ... had taken ..., we'd be ...: gerçek dışı geçmiş koşul ve varsayımsal sonuç
if yan cümlesi, past perfect olan had taken yapısını kullanarak mevcut senaryoda gerçekleşmemiş farklı bir geçmiş zamanlamayı hayal eder: Güneş varsayılandan daha geç yeniden yanar. Ana cümle, varsayımsal sonucu would ile verir; burada we'd, we would anlamındadır. Bu yapı, gerçek dışı bir geçmiş koşulu şimdi ya da daha sonra geçerli olacak varsayımsal bir sonuca bağlayabilir. Burada would, birbiriyle bağlantılı iki sonucu yönetir: would be too far ve would become a rogue planet.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişte farklı bir olay olduğunu ve bunun şimdiki sonucunu doğru biçimde hayal eder?
- If the map had been clearer, we would have been home yesterday.
- If the map were clearer, we would be home by now.
- If the map had been clearer, we would be home by now.
Cevabı göster
If the map had been clearer, we would be home by now.
too far to be pulled back into orbit: sınırı aşma ve edilgen mastar
too far to be pulled back into orbit ifadesinde too + sıfat + to-mastar yapısı derecenin bir sınırı aştığını gösterir: mesafe o kadar büyük olurdu ki geri çekilmek mümkün olmazdı. Burada too, ‘ayrıca’ değil ‘gereğinden fazla’ anlamındadır. Mastar edilgendir: to be pulled. Gezegen çekme eylemini yapmaz; bu eyleme maruz kalır. Bir sınır aşıldığı için bir şey bir eyleme maruz kalamıyorsa too + sıfat + to be + geçmiş zaman ortacı yapısı kullanılabilir.
Alıştırma
Parantezdeki sözcüklerle too ... to yapısını edilgen bir eylem kullanarak tamamlayın: The piano is ____ by one person. (heavy; lift)
Cevabı göster
too heavy to be lifted
başıboş gezegen (a rogue planet)
Bu cümlede a rogue planet, artık bir yıldızın yörüngesinde dönmeyen ve onun kütleçekimine bağlı olmayan gezegendir. Yıldızın yörüngesini izlemek yerine uzayda kendi başına hareket eder. Rogue burada gezegenin karakterini değil, yörüngedeki durumunu anlatır. Become a rogue planet, gezegenin yıldız sisteminden ayrılıp uzayda serbestçe sürüklenmesi anlamına gelir.
Alıştırma
Burada a rogue planet ne anlama geliyor?
- Dünya'dan çok daha küçük bir gezegen
- hiçbir yıldızın yörüngesinde dönmeyen bir gezegen
- tehlikeli bir kişiliğe sahip bir gezegen
Cevabı göster
hiçbir yıldızın yörüngesinde dönmeyen bir gezegen
Though most planets are tethered to the star that created them,
4:21Çoğu gezegen kendisini oluşturan yıldıza bağlı olsa da,
there are 100 billion planets that wander the galaxy as rogue planets.
4:26başıboş gezegenler olarak galakside dolaşan 100 milyar gezegen bulunduğunu tahmin ediyor.
we'd require a lot of human innovation to survive.
4:32hayatta kalmak için insanlar olarak pek çok yenilik geliştirmemiz gerekirdi.
Thanks again to Google Science Fair for sponsoring this video.
4:35Bu videoya sponsor olduğu için Google Science Fair'e tekrar teşekkürler.
If you are between 13 and 18 and you have an idea that could impact the world,
4:3813-18 yaş arasındaysanız ve dünyayı etkileyebilecek bir fikriniz varsa,
Maybe you have the idea for alternative energy sources
4:45Belki alternatif enerji kaynaklarıyla ilgili bir fikriniz vardır
couldn't an alarm clock wake you up without making sound?
4:51Bir çalar saat hiç ses çıkarmadan sizi uyandıramaz mı?
The deadline to submit your project is December 12th, 2018.
4:54Projenizi göndermek için son tarih 12 Aralık 2018.
or you can submit as a group of up to three people,
5:00ya da en fazla üç kişilik bir grup olarak başvurabilirsiniz,
and also make sure you subscribe to this channel for new science videos every Thursday.
5:04ayrıca her perşembe yeni bilim videoları izlemek için bu kanala abone olmayı unutmayın.