Kızamık Açıklandı — Aşı Olmalı Mı?: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
832 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Animasyon kızamığın bağışıklığa saldırmasını ve aşının toplumu neden koruduğunu açıklar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "there's been a lot of talk about" — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: yakın zamanda sürekli tartışılan konuyu tanıtmak. 2. "Measles is so contagious at this stage that if you meet someone who isn't vaccinated, there's about a 90% chance you'll infect them." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: derece, if koşulu ve olasılıkla riski açıklamak. 3. "consign them to their rightful place, the history books." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hastalığın yalnızca geçmişte kalmasını resmi biçimde anlatmak.

Bu derste

Recently, there's been a lot of talk about measles. Kalıp ifadeler

0:00

Son zamanlarda kızamık hakkında çok şey konuşuluyor.

Kalıp ifadeler

there's been a lot of talk about: yakın zamandaki bir tartışmayı tanıtmak

there has been ... kalıbı yakın geçmişte başlayan ve şu anda da önemini koruyan bir durumu veya etkinliği sunar. there's been kısaltmasında been geçmiş zaman ortacı olduğu için there's, there has anlamına gelir. A lot of talk about, bir konu çevresinde çok fazla kamusal tartışma veya ilgi olduğunu belirtir. Burada talk sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle ifade, kızamığı insanların son zamanlarda tartıştığı bir konu olarak tanıtır; belirli tek bir konuşmayı anlatmaz.

Alıştırma

Yaygın biçimde tartışılan bir konuyu tanıtan tam kalıpla cümleyi tamamlayın: Recently, ____ the new school schedule.

Cevabı göster

there's been a lot of talk about

What does measles actually do Anlatım akışı

0:03

Kızamık aslında ne yapar

and should you vaccinate against it or is this just hysteria?

0:04

ve buna karşı aşı olmalı mısınız, yoksa bu sadece bir histeri mi?

Anlatım akışı

What does ... actually do, and should ... or is this just ...?: domande per strutturare una spiegazione

Açılış, ele alınacak konuları belirlemek için art arda sorular kullanır. What does measles actually do? olgulara dayalı bir açıklamanın geleceğini gösterir. Should you vaccinate against it, or is this just hysteria? ise ardından pratik bir karar ile kuşkucu bir alternatifi ortaya koyar. Sorular birlikte, konuşmacının inceleyeceği konuları haritalandırır ve dinleyiciyi devam etmeye teşvik eden bir gerilim yaratır. Actually, kamusal tartışmanın arkasındaki gerçeği sorar. Is this just hysteria? sınanacak bir iddiaya söz verir; bu soru, konuşmacının söz konusu iddiayı zaten kabul ettiğini göstermez.

Alıştırma

Bu açılış soru grubunun temel söylem görevi nedir?

  1. Konuşmacının aşı olmanın gereksiz olduğuna çoktan karar verdiğini bildirir.
  2. Açıklamanın ele alacağı olgusal bir konuyu ve kararla ilgili bir tartışmayı önceden gösterir.
  3. Açıklama başlamadan önce dinleyicilerden iki kısa cevap vermelerini ister.
Cevabı göster

Açıklamanın ele alacağı olgusal bir konuyu ve kararla ilgili bir tartışmayı önceden gösterir.

Measles is a virus,

0:16

Kızamık bir virüstür,

a hull of proteins,

0:17

bir protein kabuğu,

RNA plus some more proteins for reproduction.

0:19

RNA ve çoğalma için birkaç proteinden oluşur.

It cannot reproduce by itself. Kalıp ifadeler

0:22

Kendi başına çoğalamaz.

It needs a host cell to do so.

0:24

Bunu yapabilmek için bir konak hücreye ihtiyaç duyar.

Kalıp ifadeler

by itself: dışarıdan yardım almadan

By itself, reproduce fiilini niteler ve dışarıdan yardım almadan, bağımsız olarak anlamına gelir. Virüs yalnızca kendi kaynaklarını kullanarak çoğalmayı tamamlayamaz. By itself bazen fiziksel olarak yalnız olmayı da anlatabilir, ancak burada bu yorum uygun değildir. Sonraki cümle eksik olan desteği belirtir: bir konak hücre.

Alıştırma

Örnekte cannot reproduce by itself ne anlama geliyor?

  1. Çoğalmamayı seçer.
  2. Bir yerde yalnızken çoğalamaz.
  3. Bir konak hücrenin yardımı olmadan çoğalamaz.
Cevabı göster

Bir konak hücrenin yardımı olmadan çoğalamaz.

To understand measles, Anlatım akışı

0:26

Kızamığı anlamak için,

we have to understand the immune system.

0:27

bağışıklık sistemini anlamalıyız.

Anlatım akışı

A'yı anlamak için B'yi anlamamız gerekir

Baştaki To understand measles sözleri açıklamanın amacını belirtir. Dil bilgisi açısından bu, amaç bildiren bir mastar yan cümlesidir. Ana cümle daha sonra bu amaca ulaşmak için gereken ön bilgiyi belirtir. Understand sözcüğünün tekrarı açık bir yol haritası oluşturur: önce konu, sonra ön koşul. Burada have to, başka birinin verdiği emri değil, mantıksal bir gerekliliği anlatır.

Alıştırma

Bir konuyu açıklamadan önce gerekli temel bilgiyi en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. Earthquakes happen, and tectonic plates are also interesting.
  2. After understanding earthquakes, we can study tectonic plates.
  3. To understand earthquakes, we have to understand how tectonic plates move.
Cevabı göster

To understand earthquakes, we have to understand how tectonic plates move.

You might already have seen the visual system we developed to help here.

0:30

Buna yardımcı olmak için geliştirdiğimiz görsel sistemi zaten görmüş olabilirsiniz.

Now,

0:33

Şimdi,

let's focus on the parts of the immune system relevant to measles. Anlatım akışı

0:34

bağışıklık sisteminin kızamıkla ilgili kısımlarına odaklanalım.

Anlatım akışı

Let's focus on ... relevant to ... ile kapsamı daraltmak

Let's focus on, dinleyiciye açıklamanın geniş bir konudan o anda yararlı olan daha küçük bir bölüme daraldığını bildirir. Let's, bu yön değişikliğini ortak bir eylem gibi gösterir: konuşan kişi ile dinleyiciler dikkatlerini birlikte oraya yöneltir. the parts of the immune system relevant to measles ifadesinde relevant to measles, parts sözcüğünden sonra gelir ve hangi kısımların dahil olduğunu belirtir. immune system ifadesinin tamamını değil, parts sözcüğünü niteler. focus on + isim öbeği ve bir isimden sonra relevant to + konu kalıbı, açıklamanın kapsamını belirlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Ders cümlesinde relevant to measles neyi niteler?

  1. bağışıklık sisteminin tamamı
  2. kısımlar
  3. odaklanma eylemi
Cevabı göster

kısımlar

The measles virus enters humans through the nose,

0:38

Kızamık virüsü insanlara burun,

mouth, or eyes.

0:41

ağız veya göz yoluyla girer.

The measles infection starts in the lungs.

0:42

Kızamık enfeksiyonu akciğerlerde başlar.

Measles is especially good at infecting the body's first line of defense, Deyimler

0:44

Kızamık, vücudun ilk savunma hattını enfekte etmede özellikle iyidir,

macrophages,

0:48

makrofajları,

powerful guard cells that protect the lungs from intruders. Kalıp ifadeler

0:49

akciğerleri davetsiz misafirlere karşı koruyan güçlü muhafız hücreleri.

Deyimler

First line of defense: ilk savunma hattı

First line of defense, bir tehditle ilk karşılaşan korumayı anlatan bir mecazdır. Bu koruma bir engel, sistem ya da insan veya hücre grubu olabilir; line burada gerçekten çizilmiş bir çizgi anlamına gelmez. Bu cümlede virgülden sonra gelen macrophages, bu ilk korumanın ne olduğunu belirtir. Ardından gelen açıklama neden bu mecaza uyduklarını açıklar: Bunlar akciğerleri koruyan güçlü nöbetçi hücrelerdir.

Alıştırma

En erken korumayı anlatan yaygın mecazı tamamlayın: A locked door is a ____ against intruders.

Cevabı göster

first line of defense

Kalıp ifadeler

protect the lungs from intruders: protect A from B yapısı

protect A from B yapısında A, güvende tutulan kişi ya da şeydir; from ise engellenen tehlikeyi, zararı veya istenmeyen unsuru belirtir. Burada the lungs A, intruders ise B'dir. Bu ifade koruyucu hücreleri bir savunma olarak gösterir: zararlı yabancıların akciğerlere girmesini veya onlara zarar vermesini önlerler. Aynı kalıbı başka bağlamlarda da kullan: protect + nesne + from + tehdit.

Alıştırma

Cümleyi protect A from B kalıbının gerektirdiği edatla tamamla: Sunscreen protects your skin ____ harmful UV rays.

Cevabı göster

from

They enter a cell and take it over. Öbek fiiller

0:53

Bir hücreye girer ve onu ele geçirirler.

Öbek fiiller

take it over: anlamı ve zamirin yeri

Take over, bir şeyin kontrolünü ele geçirmek veya onu yönetmeye başlamak demektir. Bu cümlede virüsler bir hücreye girip hücrenin kontrolünü ele geçirir; it hücreyi ifade eder. Bu ayrılabilen phrasal verb'de zamir nesne take ile over arasına gelir: take it over, take them over. Amaçlanan anlam buysa zamiri parçacıktan sonra kullanma.

Alıştırma

Cümleyi take over ve it zamirini doğru sırada kullanarak tamamla: Our team will start managing the project on Monday, so we will ____ then.

Cevabı göster

take it over

The virus reprograms the cell and transforms it into a dangerous virus production center. Dilbilgisi

0:55

Virüs hücreyi yeniden programlar ve onu tehlikeli bir virüs üretim merkezine dönüştürür.

Dilbilgisi

transform A into B: A değişen şeydir, B ise sonuçtur

transform A into B yapısında A değişen şey, B ise ortaya çıkan sonuçtur. Burada it, the cell ifadesine gönderme yapar; a dangerous virus production center ise virüsün hücreyi neye dönüştürdüğünü belirtir. Into bir varış noktasını değil, yeni durumu ya da rolü tanıtır. Bir etki bir şeyi başka bir şeye dönüştürdüğünde bu yapıyı kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi transform A into B yapısıyla tamamla: The volunteers transformed the empty lot ____ a community garden.

Cevabı göster

into

Once a cell is filled with viruses, Dilbilgisi

1:01

Bir hücre virüslerle dolduğunda,

they leave the crippled cell and begin the cycle over again.

1:03

hasarlı hücreyi terk ederler ve döngüye yeniden başlarlar.

Dilbilgisi

Once a cell is filled with viruses: bağlaç olarak once

Once burada bir bağlaçtır ve “olur olmaz” ya da “bu koşul gerçekleştiğinde” anlamına gelir. Once yan cümlesi tetikleyici koşulu kurar; ana cümle bundan sonra ne olduğunu söyler. Is filled edilgen yapıdadır: hücre eyleme maruz kalır ve virüslerle dolar. Burada once “bir kez” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede once, bir koşul gerçekleştiğinde başka bir olayın ardından geldiğini gösterir?

  1. Once the paint is dry, we can hang the sign.
  2. Because the paint is dry, we can hang the sign.
  3. I visited that museum once during my trip.
Cevabı göster

Once the paint is dry, we can hang the sign.

But the immune system has powerful weapons against virus infections,

1:07

Ancak bağışıklık sisteminin virüs enfeksiyonlarına karşı güçlü silahları vardır,

natural killer cells. Kültür

1:11

doğal öldürücü hücreler.

These cells basically patrol the body and check other cells for infections.

1:12

Bu hücreler temelde vücutta devriye gezer ve diğer hücrelerde enfeksiyon olup olmadığını kontrol eder.

Kültür

natural killer cells: bir bağışıklık hücresi türünün adı

“Natural killer cells”, bir bağışıklık hücresi türünün resmî adıdır ve sıklıkla “NK cells” şeklinde kısaltılır. Bu, tek bir terimdir; doğal görünen hücrelere ilişkin genel bir tanım ya da birbirinden ayrı “katiller” anlamına gelmez. Sonraki cümle, terimi anlamak için gereken temel görevi açıklar: Bu hücreler vücutta devriye gezer, diğer hücrelerde enfeksiyon olup olmadığını kontrol eder ve enfekte hücrelerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir. Burada “natural” bilimsel adın bir parçasıdır; “killer” ise bu bağışıklık hücrelerinin vücuttaki tehlikeli hücrelere ne yapabildiğini belirtir.

Alıştırma

Bu parçada “natural killer cells” neyi ifade ediyor?

  1. Sağlıklı bağışıklık hücrelerini öldüren virüsler
  2. Yalnızca doğal ilaçlardan üretilen hücreler
  3. Enfekte hücreleri kontrol edip yok eden bir bağışıklık hücresi türü
Cevabı göster

Enfekte hücreleri kontrol edip yok eden bir bağışıklık hücresi türü

If they find an infected cell,

1:17

Enfekte bir hücre bulurlarsa,

they order it to commit suicide. Deyimler

1:19

ona intihar etmesini emrederler.

Deyimler

commit suicide: hücrenin kendini yok etmesini anlatan bir benzetme

İnsanlarla ilgili sıradan bağlamlarda “commit suicide”, kişinin kendi yaşamına kasıtlı olarak son vermesi anlamına gelir. Burada kişileştirme yapılmıştır: Enfekte hücrenin insana özgü bir niyeti yoktur; ifade, hücrenin biyolojik bir süreç yoluyla kendini yok etmeye yönlendirildiği anlamına gelir. “Order it to” ifadesi de aynı benzetmeyi sürdürür. Daha kesin biyoloji diliyle bu durum, programlanmış hücre ölümüne neden olmak veya bunu tetiklemek şeklinde açıklanabilir. Böylece virüsün hücreyi kullanarak daha fazla kopya üretmesi engellenir.

Alıştırma

Bu biyoloji açıklamasında “they order it to commit suicide” ne anlama geliyor?

  1. Bağışıklık hücreleri, enfekte hücrenin kendini yok etmesini tetikler.
  2. Enfekte hücre bilinçli olarak bir insanın yaşamına son vermeye karar verir.
  3. Enfekte hücre, bağışıklık hücrelerine birbirlerine saldırmalarını emreder.
Cevabı göster

Bağışıklık hücreleri, enfekte hücrenin kendini yok etmesini tetikler.

This is so effective that for the first 10 days or so, Dilbilgisi

1:21

Bu o kadar etkilidir ki ilk 10 gün boyunca,

you will not even notice that you're infected with measles.

1:24

kızamığa yakalandığınızı bile fark etmezsiniz.

Dilbilgisi

so effective that ... will not even notice: derece ve sonuç

so + adjective + that kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so effective dereceyi belirtir, that ise sonucu başlatır: savunma mekanizması, enfekte olan kişinin bir süre hiçbir şey fark etmemesini sağlayacak kadar iyi işler. Even, not notice ifadesini güçlendirir: kişi, enfeksiyonu fark etmek gibi temel ya da beklenen bir şeyi bile yapmaz. for the first 10 days or so içindeki or so “yaklaşık” demektir; bir alternatif sunmaz. notice that you're infected içindeki sonraki that, fark edilmeyen içeriği başlatır.

Alıştırma

Cümleyi derece-sonuç kalıbını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: The rain was ____ heavy ____ the game was canceled.

Cevabı göster

so · that

And now,

1:28

Ve şimdi,

the reason why measles is so powerful. Anlatım akışı

1:29

kızamığın bu kadar güçlü olmasının nedeni.

Anlatım akışı

anlatım parçası olarak the reason why ...

the reason why measles is so powerful bir isim öbeğidir, tamamlanmış bir cümle değildir: düşünceyi tamamlayan bir ana fiili yoktur. Bu anlatımda bu eksiltme bilinçli olarak yapılmıştır. And now ifadesinden sonra gelen bu parça, anlatımın yönünü gösteren bir işaret gibi çalışır. Açıklamaya kısa bir ara verir, sıradaki konuyu duyurur ve cevap gelmeden önce merak oluşturur.

Alıştırma

Anlatımlı bir açıklamada And now, the reason why the plan failed. sıradaki konuyu duyurmak için doğal biçimde tek başına kullanılabilir mi?

  1. Evet, bilinçli kullanılan bir konuşma parçası olarak.
  2. Hayır, yalnızca resmî yazıda tam bir cümle olarak doğaldır.
Cevabı göster

Evet, bilinçli kullanılan bir konuşma parçası olarak.

After a period of fighting and dying,

1:32

Bir savaş ve ölüm döneminden sonra,

macrophages alert the brain of the immune system, Deyimler

1:33

makrofajlar bağışıklık sisteminin beynini uyarır,

the dendritic cells.

1:36

dendritik hücreleri.

Deyimler

“the brain of the immune system” işlevsel benzetmesi

the brain of the immune system ifadesi işlevsel bir benzetmedir. Bağışıklık sisteminin gerçek bir beyni olduğu anlamına gelmez; dendritik hücreleri bilgi toplayan ve sonraki tepkilerin düzenlenmesine yardımcı olan bölüm olarak sunar. Ardından gelen the dendritic cells isim öbeği, benzetmenin neyi anlattığını belirtir. Daha genel olarak the X of Y kalıbı, bir sistemin koordinasyon sağlayan önemli bir parçasını tanıdık bir vücut organına veya kontrol merkezine benzetebilir.

Alıştırma

“The central computer is the brain of the building.” cümlesindeki benzetme ne anlatır?

  1. Binanın sistemlerini koordine eder ve yönetir.
  2. Bina için yiyecek depolayan bölümdür.
  3. Binanın içinde bulunan biyolojik bir organdır.
Cevabı göster

Binanın sistemlerini koordine eder ve yönetir.

The job of the dendritic cells is to collect samples of intruders, Dilbilgisi

1:38

Dendritik hücrelerin görevi, davetsiz misafirlerden örnekler toplamak,

travel to the lymph nodes,

1:41

lenf düğümlerine gitmek,

and then activate the heavy weapons that eradicate the infection very fast in a team effort.

1:43

ve ardından bir takım çalışmasıyla enfeksiyonu çok hızlı bir şekilde yok eden ağır silahları aktive etmektir.

Dilbilgisi

The job of A is to B ile işlev tanımlama

The job of A is to B kalıbı, A'nın işlevini veya sorumluluğunu tanımlar. Burada job, ücretli bir meslek değil, amaç ya da rol anlamındadır. is to sonrasında birden fazla yalın fiil paralel şekilde bağlanabilir. Tam cümlede collect, travel ve activate fiillerinin hepsi dendritik hücrelerin görevini anlatır; tek bir to bütün fiil dizisini başlatır.

Alıştırma

İşlev tanımlayan kalıbı eksik sözcüklerle tamamlayın: The job of the safety sensor ____ detect smoke and warn people.

Cevabı göster

is to

But the measles virus uses a dreadful tactic.

1:48

Ancak kızamık virüsü korkunç bir taktik kullanır.

It infects the dendritic cells

1:52

Dendritik hücreleri enfekte eder

and uses them as a Trojan horse to enter deeper into the body. Deyimler

1:54

ve vücudun daha derinlerine inmek için onları Truva atı olarak kullanır.

Deyimler

onları bir Truva atı olarak kullanır

use A as a Trojan horse yapısında A; kabul edilebilir ya da güvenilir görünen, ancak gizlice erişim sağlamak için kullanılan bir kişi, nesne, grup veya sistemdir. Buradaki them, dendritik hücreleri belirtir: virüs bu hücreleri enfekte eder ve ardından vücudun daha derinlerine ilerlemek için onları kullanır. Bu benzetme, Truva'ya gizlice girmek için kullanılan tahta atın öyküsünden gelir. Taşıyıcının bilinçli olarak iş birliği yapması gerekmez; temel fikir, güvenilir ya da zararsız görünen bir şeyin gizli bir giriş yoluna dönüşmesidir.

Alıştırma

Cümleyi 'gizlice girmek için güvenilir görünen bir taşıyıcı olarak' anlamındaki benzetmeyle tamamlayın: The attackers made the file look safe and used it ____ to enter the network.

Cevabı göster

as a Trojan horse

The infected cells travel to the next lymph node

1:58

Enfekte olmuş hücreler bir sonraki lenf düğümüne gider

to alert other immune cells.

2:00

diğer bağışıklık hücrelerini uyarmak için.

Once it arrives,

2:02

Oraya vardığında,

the measles virus spreads around the virgin T and B cells

2:03

kızamık virüsü işlenmemiş T ve B hücrelerinin etrafına yayılır

and infects them.

2:07

ve onları enfekte eder.

It attacks the very system that evolved to fight it. Dilbilgisi

2:09

Tam da kendisiyle savaşmak için evrimleşen sisteme saldırır.

Dilbilgisi

tam da kendisiyle savaşmak üzere evrimleşen sistem

the very system ifadesinde very, “tam olarak o” veya “özellikle o” anlamına gelir; “son derece” anlamına gelmez. that evolved to fight it ilgi cümleciği, sistemi amacı üzerinden tanımlar. Burada system bağışıklık sistemidir ve fight it içindeki it zamiri virüsü belirtir. İfadenin tamamı keskin bir terslik oluşturur: virüs, tam da kendisine karşı koyması gereken savunmaya saldırır. Başka durumlarda da kullanılabilen the very + isim + cümlecik kalıbı, kimliği şaşırtıcı veya ironik olan belirli bir kişi ya da şeyi vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede very 'tam olarak o' anlamında kullanılarak ironik bir karşıtlık oluşturur?

  1. The very effective filter blocked all spam.
  2. The filter was very effective at blocking spam.
  3. The filter blocked the very messages it was designed to allow.
Cevabı göster

The filter blocked the very messages it was designed to allow.

Now,

2:12

Şimdi,

things happen very fast.

2:13

işler çok hızlı gelişiyor.

The lymph system spreads the virus everywhere

2:14

Lenf sistemi virüsü her yere yayar

and it enters the bloodstream,

2:16

ve kan dolaşımına girer,

infecting cells while traveling. Dilbilgisi

2:18

dolaşırken hücreleri enfekte eder.

Dilbilgisi

infecting cells while traveling: iki kısaltılmış -ing yan cümleciği

Burada infecting cells, ek bilgi veren bir -ing yan cümleciğidir. Virüsün kan dolaşımında ilerlerken gerçekleştirdiği eylemi, and it infects cells ifadesine yakın bir anlamla kısa biçimde ekler. while traveling, while it is traveling anlamındaki kısaltılmış bir zaman yan cümleciğidir. Hem infecting hem de traveling için örtük özne it, yani virüstür; cells değildir. Bu tür kısaltılmış yapılarda eksiltilen özne normalde ana cümlenin öznesinden anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümlede ana eylem, ek bilgi veren -ing eylemi ve kısaltılmış while yan cümleciği açıkça aynı özneyi kullanır?

  1. The photographer watched the drone while taking photos.
  2. The drone crossed the field while the photographer took photos.
  3. The drone crossed the field, taking photos while flying.
Cevabı göster

The drone crossed the field, taking photos while flying.

Measles infects organs like the spleen,

2:20

Kızamık dalak,

the liver,

2:22

karaciğer,

the intestines,

2:22

bağırsaklar,

and most importantly the lungs. Anlatım akışı

2:23

ve en önemlisi akciğerler gibi organları enfekte eder.

Anlatım akışı

most importantly: listedeki temel öğeye öncelik verme

most importantly, listeyi düzenleyen bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki öğenin, yani akciğerlerin, konuşanın mesajında en yüksek önceliğe sahip olduğunu gösterir. Bu ifade dil bilgisini veya enfeksiyonun derecesini değil, bilginin önemini sıralar. Cümle tek başına akciğerlerin diğer bütün organlardan daha ağır enfekte olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Örnek cümlede most importantly ne işe yarar?

  1. Akciğerleri listedeki temel öğe olarak işaretler.
  2. Akciğerleri öncelik sırasına koymadan yalnızca son öğe olduklarını gösterir.
  3. Akciğerlerin her zaman diğer bütün organlardan daha ağır enfekte olduğunu söyler.
Cevabı göster

Akciğerleri listedeki temel öğe olarak işaretler.

The symptoms range from a very high fever,

2:25

Belirtiler çok yüksek ateş,

headache,

2:27

baş ağrısı,

sickness,

2:27

mide bulantısı,

bronchitis,

2:28

bronşit,

and of course, a rash.

2:29

ve tabii ki bir döküntüye kadar değişir.

In the lungs,

2:30

Akciğerlerde,

the immune system was doing pretty okay, Kelime

2:31

bağışıklık sistemi oldukça iyi gidiyordu,

but now millions of viruses attack a second time

2:33

ancak şimdi milyonlarca virüs ikinci kez saldırır

Kelime

doing pretty okay: temkinli ve gündelik bir değerlendirme

Burada doing pretty okay, “makul ölçüde iyi gitmek” veya “idare eder durumda olmak” anlamına gelir. Bu, temkinli ve gündelik bir olumlu değerlendirmedir: durum kabul edilebilirdir, ancak mükemmel veya tamamen güvenli değildir. Burada pretty, fairly veya reasonably sözcüklerine yakın bir derece zarfıdır. “Güzel” anlamına gelmez ve bu ifadede güçlü bir very gibi anlaşılmamalıdır. Ardından gelen but now, daha önceki yalnızca orta derecede iyi durumla karşıtlık kurar.

Alıştırma

Hangi cümle, performansın mükemmel olduğunu söylemek yerine temkinli ve gündelik bir olumlu değerlendirme yapar?

  1. The team was doing badly.
  2. The team was doing exceptionally well.
  3. The team was doing pretty okay.
Cevabı göster

The team was doing pretty okay.

and kill countless cells,

2:36

ve sayısız hücreyi öldürerek,

wiping out the defense systems. Öbek fiiller

2:37

savunma sistemlerini yok eder.

Öbek fiiller

wiping out: büyük ölçekli yıkım ve sonucu

Wipe out, bir şeyi tamamen veya çok büyük ölçekte yok etmek, ortadan kaldırmak ya da öldürmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada wiping out the defense systems, virüslerin bu sistemleri çalışamaz hâle getirmesi demektir; yalnızca zarar vermekten çok daha güçlüdür. wiping out the defense systems şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki eylemin sonucunu gösterir: çok sayıda hücrenin öldürülmesi savunmanın kaybolmasına yol açar. Wipe fiildir, out ise parçacıktır; burada nesne öbek fiilin tamamından sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi “neredeyse tamamen yok etmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The invasive insects are ____ whole forests.

Cevabı göster

wiping out

In this phase,

2:39

Bu aşamada,

you start coughing out millions of measles viruses.

2:40

milyonlarca kızamık virüsünü öksürerek çıkarmaya başlarsınız.

Measles is so contagious at this stage Dilbilgisi

2:43

Kızamık bu aşamada o kadar bulaşıcıdır ki

that if you meet someone who isn't vaccinated,

2:46

aşılanmamış biriyle karşılaşırsanız,

there's about a 90% chance you'll infect them.

2:48

ona bulaştırma ihtimaliniz yaklaşık %90'dır.

Dilbilgisi

so ... that kalıbını if cümleciğiyle kullanmak

Dıştaki so + sıfat + that + sonuç kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. so contagious ... that ... hastalığın, ardından belirtilen sonucu doğuracak kadar bulaşıcı olduğunu anlatır. Sonuç cümleciğinin içindeki if ... bu olasılığın geçerli olduğu koşulu belirtir. Bu nedenle about 90%, aşılanmamış biriyle karşılaşma koşulundaki yaklaşık olasılıktır; her durum için geçerli genel bir olasılık değildir. them, aşılanmamış kişiyi ifade eder.

Alıştırma

Eksik iki sözcükle derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The road is ____ slippery ____ if you brake suddenly, you may lose control.

Cevabı göster

so · that

Without the protective army in the lungs,

2:51

Akciğerlerdeki koruyucu ordu olmadan,

other bacteria or viruses that would usually not stand a chance Deyimler

2:53

normalde hiç şansı olmayan diğer bakteri veya virüsler

can now enter the lungs and develop into harmful parallel infections

2:57

artık akciğerlere girebilir ve zararlı paralel enfeksiyonlara dönüşebilir,

Deyimler

stand a chance deyimi

Stand a chance, başarılı olma, hayatta kalma veya bir etki yaratma konusunda gerçek bir olasılığa sahip olmak demektir. Bu bir deyimdir; dolayısıyla stand burada ayakta durmak anlamına gelmez. would usually not stand a chance ifadesindeki olumsuzluk, bakteri veya virüslerin normalde yerleşme olasılığının neredeyse hiç olmadığını anlatır. Would, normal koşullarda beklenen sonucu belirtir; bir istek veya kibar rica ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef deyimle tamamlayın: Without a working flashlight, we don't ____ of finding the path after dark.

Cevabı göster

stand a chance

that can cause pneumonia,

3:00

zatürreye neden olabilir,

the most common way to die from measles.

3:02

ki bu kızamıktan ölmenin en yaygın yoludur.

Your body's immune system is now seriously wounded.

3:04

Vücudunuzun bağışıklık sistemi artık ağır yaralıdır.

Various protective systems are hurt and disrupted.

3:07

Çeşitli koruyucu sistemler hasar görmüş ve bozulmuştur.

The virus spreads everywhere,

3:11

Virüs her yere yayılır,

infecting the skin all over the body.

3:12

tüm vücuttaki deriyi enfekte eder.

The typical measles rash now becomes visible.

3:15

Tipik kızamık döküntüsü artık görünür hale gelir.

And in some cases,

3:18

Ve bazı durumlarda,

the measles virus reaches the brain

3:19

kızamık virüsü beyne ulaşır

and causes a brain infection.

3:22

ve bir beyin enfeksiyonuna neden olur.

If it does so,

3:24

Eğer bunu yaparsa,

the chances of dying are between 20 to 40%

3:25

ölme ihtimali %20 ile 40 arasındadır

and there may be long-term damage.

3:28

ve uzun vadeli hasar oluşabilir.

But your body is far from giving up at this stage Deyimler

3:30

Ancak vücudunuz bu aşamada pes etmekten çok uzaktır

and it fights back aggressively.

3:33

ve agresif bir şekilde karşılık verir.

Deyimler

“far from giving up”: bir düşünceyi güçlü biçimde reddetmek

Burada far from giving up, “pes etmeye hiç yakın olmamak” anlamına gelir. Far from fiziksel bir uzaklığı anlatmaz; vücudun direnmeyi bırakmaya hazır olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. far from + isim, sıfat veya -ing biçimi, gerçeğin beklenen bir tanımdan çok farklı olduğunu gösterir. Giving up, çabalamayı veya direnmeyi bırakmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için far from ve give up fiilinin -ing biçimini kullanın: After one failed test, Omar was ____ and made a new study plan.

Cevabı göster

far from giving up

Some dendritic cells survive long enough Dilbilgisi

3:35

Bazı dendritik hücreler,

to activate the antivirus forces of the body.

3:37

vücudun antivirüs güçlerini harekete geçirecek kadar uzun süre hayatta kalır.

Dilbilgisi

“long enough to activate”: gerekli eşiğe ulaşmak

Long enough to activate, hücrelerin etkinleşmenin gerçekleşmesi için gereken en az süre boyunca hayatta kaldığını gösterir. Enough bir eşiği belirtir: hayatta kalma süreleri gereken düzeye ulaşmıştır. Sıfat/zarf + enough + to + fiil yapısında enough, dereceyi anlatan sözcükten sonra gelir: long enough to activate, strong enough to lift. Buradaki to yan cümlesi, bu derecenin mümkün kıldığı sonucu anlatır; hücrelerin hayatta kalma amacını değil.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için strong, enough, to ve lift sözcüklerini doğru sıraya koyun: The crane is ____ the beam.

Cevabı göster

strong enough to lift

Plasma cells in the lymph nodes start producing billions of antibodies,

3:41

Lenf düğümlerindeki plazma hücreleri milyarlarca antikor üretmeye başlar,

tiny proteins that mark infected cells for destruction Kalıp ifadeler

3:45

enfekte olmuş hücreleri yok edilmek üzere işaretleyen

or clump the virus together.

3:48

veya virüsü bir araya toplayan minik proteinlerdir bunlar.

Kalıp ifadeler

mark infected cells for destruction: bir nesneyi sonraki işlem için işaretlemek

Burada mark infected cells for destruction, enfekte hücreleri yok edilmesi gereken hedefler olarak belirlemek demektir. Antikorlar hücreleri yalnızca işaretleyerek doğrudan yok etmez; bu işaret, bağışıklık sisteminin diğer bölümlerinin neye saldıracağını tanımasına yardımcı olur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp mark + object + for + planned action or result şeklindedir. Bu kalıpta for, bir yararlanıcıyı değil, nesneye daha sonra ne yapılması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi mark A for B kalıbıyla tamamlayın. Nesne olarak "the damaged unit", planlanan eylem adı olarak "replacement" kullanın: The technician will ____.

Cevabı göster

mark the damaged unit for replacement

Killer T cells flood the body and kill infected cells left and right. Deyimler

3:50

Katil T hücreleri vücuda akar ve enfekte olmuş hücreleri her yerde öldürür.

Deyimler

left and right: her yerde ve art arda gerçekleşmek

Burada left and right, gündelik ve deyimsel bir ifadedir. Enfekte hücrelerin yalnızca vücudun sol ve sağ tarafında değil, birçok yerde, büyük sayılarda ve art arda öldürüldüğünü belirterek kill eylemini güçlendirir. Bir eylem fiilinden sonra kullanıldığında, aynı tür şeyin her yerde veya tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatan canlı ve abartılı bir anlam katar.

Alıştırma

"Online shops were offering discounts left and right," cümlesinde left and right ne anlama gelir?

  1. Tam olarak iki mağaza indirim sunuyordu.
  2. İndirimler birçok yerde ve çok sık görülüyordu.
  3. İndirimler her mağazanın yalnızca fiziksel olarak iki yanında görülüyordu.
Cevabı göster

İndirimler birçok yerde ve çok sık görülüyordu.

After 2 to 3 weeks,

3:54

2 ila 3 hafta sonra,

the body usually gets the upper hand Deyimler

3:56

vücut genellikle üstünlüğü ele geçirir

and overwhelms the infection.

3:57

ve enfeksiyonu ezer geçer.

Deyimler

gets the upper hand: üstünlüğü ele geçirmek

Bu cümlede gets the upper hand, bir mücadelede “üstünlüğü ele geçirir” anlamına gelir. Vücut ve enfeksiyon iki rakip gibi sunulur ve vücut daha güçlü taraf hâline gelir. Bu deyim, kontrolün veya avantajın bir tarafa geçmesini anlatır. Tek başına mücadelenin bittiği anlamına gelmez; burada overwhelms the infection daha sonra ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi get the upper hand ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: The debate was close at first, but our side soon ____.

Cevabı göster

got the upper hand

But the immune system is now seriously weakened

3:59

Ancak bağışıklık sistemi artık ciddi şekilde zayıflamıştır

and may take weeks or months to recover,

4:02

ve iyileşmesi haftalar veya aylar alabilir,

leaving the body vulnerable to other diseases. Dilbilgisi

4:04

vücudu diğer hastalıklara karşı savunmasız bırakır.

Dilbilgisi

leaving the body vulnerable to other diseases: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Leaving the body vulnerable to other diseases, daha önce anlatılan durumun sonucunu veren bir -ing yan cümlesidir: zayıflamış bağışıklık sistemi ve yavaş iyileşme, vücudun risk altında kalmasına neden olur. Yapı leaving + nesne + sıfat tümleci biçimindedir. The body nesnedir ve vulnerable onun sonuçta bulunduğu durumu anlatır. Burada leaving, fiziksel olarak ayrılmak değil, “bir durumda kalmasına neden olmak” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin -ing biçimi, it ve unsafe kullanarak tamamlayın: The storm damaged the bridge, ____ for heavy trucks.

Cevabı göster

leaving it unsafe

But if you make it, Deyimler

4:07

Ancak atlatırsanız,

you are now immune.

4:09

artık bağışıksınızdır.

Deyimler

make it = hayatta kalmak

Bu cümlede make it, “hastalığı atlatıp hayatta kalmak” veya “tehlikeli dönemi sağ olarak geçirmek” anlamına gelir. it zamiri, yapılan bir nesneyi değil, yaşanan zorlu sürecin tamamını genel olarak ifade eder. Make it ifadesinin anlamı bağlama göre değişir. Burada sonraki sonuç —artık bağışıklık kazanmış olmanız— kişinin bir yere zamanında vardığını değil, hayatta kalıp iyileştiğini gösterir.

Alıştırma

“The dog was badly injured, but the vet says it will make it.” cümlesinde make it ne anlama gelir?

  1. Köpek zamanında varacak.
  2. Köpek bir şey üretecek.
  3. Köpek hayatta kalacak.
Cevabı göster

Köpek hayatta kalacak.

The immune system remembers the virus forever.

4:10

Bağışıklık sistemi virüsü sonsuza dek hatırlar.

Measles is no joke. Deyimler

4:13

Kızamık şakaya gelmez.

Although 84% of all humans are vaccinated against measles, Dilbilgisi

4:15

Tüm insanların %84'ü kızamığa karşı aşılanmış olmasına rağmen,

122,000 people died because of the infection in 2014.

4:19

2014 yılında 122.000 kişi enfeksiyon nedeniyle öldü.

Deyimler

no joke = gerçekten ciddi

X is no joke yapısında no joke, X’in gerçekten ciddi, tehlikeli veya zor olduğunu ve küçümsenmemesi gerektiğini belirten bir deyimdir. Bir şeyin şaka sayılıp sayılmadığına ilişkin gerçek anlamlı bir karar değildir. Burada sonraki ölüm istatistiği uyarıya kanıt sağlar: aşılama yaygın olsa bile kızamık ciddi zarara yol açabilir.

Alıştırma

Bir antrenör “Training in this heat is no joke.” diyor. Antrenör ne demek istiyor?

  1. Antrenmanın komik olması amaçlanmıştır.
  2. Antrenman ciddi ve zordur.
  3. Antrenman iptal edilmiştir.
Cevabı göster

Antrenman ciddi ve zordur.

Dilbilgisi

Although...: beklenmedik bir karşıtlık kurmak

Although bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde farklı bir sonuç bekletecek bir gerçeği sunar. Burada yüksek aşılama oranı daha az ölüm beklentisi oluşturur, ancak ana cümle yine de çok sayıda ölüm gerçekleştiğini söyler. Yapı Although + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Although ile başlayan yan cümle arka plan gerçeğini verir; ana cümle ise şaşırtıcı veya karşıt noktayı taşır.

Alıştırma

İlk gerçekten sonra şaşırtıcı bir sonuç sunmak için although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Because the forecast was good, the match was canceled.
  2. Although the forecast was good, but the match was canceled.
  3. Although the forecast was good, the match was canceled.
Cevabı göster

Although the forecast was good, the match was canceled.

Some people cannot get vaccinations,

4:24

Bazı insanlar aşı olamaz,

either because they're too young, Dilbilgisi

4:26

çok genç oldukları için,

because of chemotherapy,

4:27

kemoterapi nedeniyle,

or HIV,

4:29

veya HIV,

or because they're allergic to the vaccine.

4:30

veya aşıya alerjileri olduğu için.

Dilbilgisi

Alternatif nedenler için either because ... or because of ...

Either bir dizi alternatif nedenin geleceğini bildirir, or ise alternatifleri birbirine bağlar. Bu cümlede liste, bir kişinin aşı olamamasının dört olası nedenini verir. or HIV bölümünde tekrarlanan sözcükler düşürülmüştür; because of HIV anlamı çıkarılır. Because sözcüğünü because they're too young örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümlenin önünde kullanın. Because of sözcüğünü because of chemotherapy örneğindeki gibi bir isim veya isim grubunun önünde kullanın.

Alıştırma

Either ... or yapısını doğru kullanan ve because ile yan cümleyi, because of ile isim grubunu eşleştiren cümle hangisidir?

  1. Nina may miss practice either because she feels ill or because of a family emergency.
  2. Nina may miss practice either because of she feels ill or because a family emergency.
  3. Nina may miss practice either because she feels ill but because of a family emergency.
Cevabı göster

Nina may miss practice either because she feels ill or because of a family emergency.

They need the rest of us to stop the disease for them.

4:32

Hastalığı onlar için durdurmamız konusunda bize ihtiyaçları var.

The measles vaccination is safe,

4:35

Kızamık aşısı güvenli,

cheap,

4:37

ucuz,

and available.

4:38

ve erişilebilirdir.

There are no benefits from having measles at all.

4:39

Kızamık geçirmenin hiçbir faydası yoktur.

You don't strengthen your immune system

4:41

Bağışıklık sisteminizi güçlendirmez

and it's not more natural.

4:43

ve daha doğal bir şey de değildir.

Most people who don't vaccinate only want the best for their children, Kalıp ifadeler

4:45

Aşı yaptırmayan çoğu insan sadece çocukları için en iyisini ister,

which is honorable.

4:49

ki bu saygıdeğer bir durumdur.

Kalıp ifadeler

want the best for their children: çocukları için en iyisini istemek

Want the best for someone, bir kişinin mümkün olan en iyi sonuca veya yaşama sahip olmasını içtenlikle istemek demektir. Bu yapıda for, bundan yararlanacak kişiyi belirtir. Burada ifade, konuşmacı seçimin taşıdığı riski eleştirmeden önce anne babaların çocuklarını düşünen niyetini kabul eder. İyi bir niyeti kabul etmek, karara katılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bir kişi için en iyi sonucu içtenlikle istemek” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: A caring mentor ____ every young musician.

Cevabı göster

wants the best for

But if you ask yourself,

4:50

Ancak kendinize şunu sorarsanız,

am I putting the life of my child and other children at risk Kalıp ifadeler

4:51

çocuğumun ve diğer çocukların hayatını riske atıyor muyum,

by not vaccinating against measles,

4:54

kızamık aşısı yaptırmayarak,

the sad answer is yes.

4:56

acı cevap evettir.

Kalıp ifadeler

putting the life of my child and other children at risk: çocuğumun ve diğer çocukların hayatını riske atmak

Put A at risk, A'yı tehlikeyle karşı karşıya bırakmak veya zarar olasılığını artırmak demektir. A bir kişi, bir şey ya da buradaki the life of my child and other children gibi daha uzun bir isim öbeği olabilir. Cümlede by not vaccinating against measles, riski yaratan eylemi belirtir. İfade tehlikenin arttığını söyler; zararın kesinlikle gerçekleşeceğini iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi put A at risk kullanarak tamamlayın: Sharing private data can ____ your customers ____.

Cevabı göster

put · at risk

Yes. you are.

4:58

Evet, atıyorsunuz.

Let's not play the blame game, Deyimler

5:00

Suçlama oyunu oynamayalım,

though.

5:01

yine de.

Deyimler

play the blame game: sonuçsuz suçlama

Bu cümlede play the blame game, sorunu çözmek yerine kimin suçlu olduğunu tartışıp durmak demektir. Gerçek bir oyun değildir; işe yaramayan karşılıklı suçlamaları eleştiren bir deyimdir. Let's not ile kullanıldığında konuşan kişi kendisini de gruba katarak herkesi birbirini suçlamayı bırakmaya çağırır. Sondaki though, daha sert bir uyarının ardından gelen yön değişikliğini yumuşatır ve grubu iş birliğine yöneltir.

Alıştırma

“Kimin suçlu olduğunu tartışıp durmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: At the meeting, we agreed to stop ____ and focus on fixing the problem.

Cevabı göster

playing the blame game

Let's work together and eradicate this virus. Anlatım akışı

5:01

Birlikte çalışalım ve bu virüsü yok edelim.

Anlatım akışı

Let's work together...: kapsayıcı bir eylem çağrısı

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin de dinleyicilerle birlikte önerilen eyleme katıldığı kapsayıcı bir teklif oluşturur. Bu cümlede work ve eradicate, Let's sonrasında paralel biçimde bağlanır; böylece çağrı iki eylemi de kapsar. Bir kapanış cümlesi olarak mesajı suçlu aramaktan uzaklaştırıp ortak bir eylem hedefine yöneltir. Together ortak bir zemin oluştururken eradicate amaçlanan sonucu, yani virüsü tamamen ortadan kaldırmayı belirtir.

Alıştırma

“Let's work together and eradicate this virus.” cümlesi bir tartışmanın sonucu olarak temel olarak ne yapar?

  1. Konuşan kişiyi dışarıda bırakıp yalnızca dinleyicilere harekete geçmelerini emreder.
  2. Konuşan kişiyi ve dinleyicileri suçlamadan ortak bir eylem hedefine geçmeye çağırır.
  3. Virüsün zaten tamamen ortadan kaldırıldığını bildirir.
Cevabı göster

Konuşan kişiyi ve dinleyicileri suçlamadan ortak bir eylem hedefine geçmeye çağırır.

Together,

5:04

Birlikte,

we can get rid of these dreadful monsters Öbek fiiller

5:05

bu korkunç canavarlardan kurtulabilir

and consign them to their rightful place, Deyimler

5:07

ve onları hak ettikleri yere gönderebiliriz,

the history books.

5:09

tarih kitaplarına.

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, ortadan kaldırmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir. Burada we can get rid of these dreadful monsters, insanların canavar olarak anlatılan kızamık virüslerini ortadan kaldırabileceği anlamındadır. Yeniden kullanılabilen yapı get rid of + nesne biçimindedir. Of zorunludur ve nesne bir isim ya da zamir olabilir: get rid of the problem; get rid of it.

Alıştırma

Cümleyi, istenmeyen bir şeyi kaldırmak anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these old files before the move.

Cevabı göster

get rid of

Deyimler

consign ... to the history books: geçmişte bırakmak

Consign something to the history books, bir şeyi sona erdirip yalnızca geçmişe ait hâle getirmek anlamındaki resmî bir mecazdır. Burada them kızamık virüslerini anlatır; dolayısıyla konuşmacı yalnızca onlar hakkında yazılmasını değil, virüslerin ortadan kaldırılmasını istiyor. Yapı consign + nesne + to + hedef biçimindedir. Their rightful place, virüslerin artık günümüzde var olmaması gerektiği yargısını ekler; the history books ise bu hedefin ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle, eski bir kuralın sona erdirilip geçmişte bırakılması gerektiğini doğal biçimde anlatır?

  1. We should learn about this outdated rule from the history books.
  2. We should describe this outdated rule in the history books.
  3. We should consign this outdated rule to the history books.
Cevabı göster

We should consign this outdated rule to the history books.