Alkolün kısa tarihi - Rod Phillips: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
678 kelime 143 kel/dk

Video özeti: Video, alkolün tarihini meyvelerin doğal fermantasyonundan ve eski bölgesel içeceklerden damıtmaya; ardından tıp, ticaret, sömürgeleştirme ve uzun mesafeli deniz yolculuklarındaki rolüne kadar izliyor. Böylece basit bir biyolojik sürecin insan toplumuyla nasıl karmaşık biçimde iç içe geçtiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. stumbles across — Öbek fiiller: Bu ifadenin bir nesne, bilgi veya fırsatla beklenmedik biçimde karşılaşmayı anlattığını kavrayabilir; hikâyelerde ve gündelik konuşmalarda find by chance yerine daha doğal bir seçenek olarak kullanabilirsiniz. 2. That changed with — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kısa geçişi tarihsel bir dönüm noktasının işareti olarak tanıyabilir ve önceki durumu ya da sınırlamayı değiştiren icat, politika veya olayı tanıtmak için kullanabilirsiniz. 3. had gone from / to fueling — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Büyük bir dönüşümü özetlemek için go from X to Y kalıbını kullanabilirsiniz. Burada past perfect tamamlanmış tarihsel değişime geriye dönük bakarken fueling, alkolü ticaret ile keşifleri ileri taşıyan bir güç olarak mecazen betimler.

Bu derste

This chimpanzee stumbles across a windfall of overripe plums. Notlar

0:06

Bu şempanze, yere düşmüş aşırı olgunlaşmış eriklerle beklenmedik bir şekilde karşılaşır.

Öbek fiiller

stumble across: bir şeyi tesadüfen bulmak

Burada stumbles across, “tesadüfen bulur” anlamına gelir. Şempanze erikleri özellikle aramıyordu. Across, bu öbek fiilin bir parçasıdır; gerçek bir hareket yönünü belirtmez. Planlanmamış bir karşılaşma veya keşiften söz etmek için stumble across + kişi, nesne, yer veya bilgi yapısını kullanabilirsiniz. Fiil, zamana ve özneye göre değişir: stumble across, stumbles across, stumbled across.

Alıştırma

“While unpacking, Maya stumbled across an old concert ticket,” cümlesinde stumbled across ne anlama gelir?

  1. Bileti tesadüfen buldu.
  2. Bileti taşırken ayağı takıldı.
  3. Bileti özellikle aradı.
Cevabı göster

Bileti tesadüfen buldu.

Kelime

a windfall of overripe plums: beklenmedik bir kaynak

a windfall of overripe plums ifadesinde windfall, erikleri beklenmedik bir nimet olarak sunar: önceden planlanmadan ortaya çıkan büyük ve yararlı bir kaynak. Overripe, meyvenin en iyi olgunluk aşamasını geçtiği anlamına gelir. Windfall genellikle beklenmedik para, kâr, kaynak veya fırsatları ifade eder. a windfall of + isim kalıbındaki isim, beklenmedik kaynağın neyden oluştuğunu belirtir. Sözcük başlangıçta rüzgârla yere düşen meyveyi anlatıyordu; bu nedenle erik bağlamı o gerçek anlamlı görüntüyü de çağrıştırır. Ancak başka durumlara aktarılacak temel fikir, planlanmamış bir kazançtır.

Alıştırma

Hangi durum en doğal biçimde a windfall olarak tanımlanır?

  1. Bir çalışan her ay aynı maaşı alır.
  2. Bir mağaza her zamanki stoklarını plana göre satın alır.
  3. Bir aile beklenmedik şekilde büyük bir miras alır.
Cevabı göster

Bir aile beklenmedik şekilde büyük bir miras alır.

Many of them have split open,

0:12

Birçoğu ortadan ikiye ayrılmış,

drawing him to their intoxicating fruity odor. Dilbilgisi

0:14

onu sarhoş edici meyvemsi kokularıyla kendilerine çekmektedir.

Dilbilgisi

drawing him to: şimdiki zaman ortacıyla sonuç belirtme

Virgülden sonraki drawing him to their intoxicating fruity odor öbeği, ana cümledeki durumun sonucunu belirtir: meyveler yarılıp açılmıştır ve kokuları onu kokunun kaynağına doğru çeker. Burada draw, resim çizmek değil, çekmek anlamındadır. Bu, şimdiki zaman ortacıyla kurulan tamamlayıcı bir öbektir. main clause, doing ... kalıbı, yeni bir tam cümlecik başlatmadan bir sonucu veya neticeyi kısa biçimde ekleyebilir. drawing him to ... içinde him, drawing fiilinin nesnesidir; to ise çekimin hedefini veya yönünü gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir durumun insanları bir yere çektiğini göstermek için drawing someone to yapısını kullanır?

  1. The music drifted into the street, drawing people to the café.
  2. The waiter walked into the street to invite people to the café.
  3. The artist stood by the café, drawing pictures of people.
Cevabı göster

The music drifted into the street, drawing people to the café.

He gorges himself and begins to experience some strange effects. Kelime

0:17

Tıka basa doyar ve bazı tuhaf etkiler hissetmeye başlar.

Kelime

gorges himself: gorge oneself ile aşırı yemek

Gorges himself, gorge oneself yapısının üçüncü tekil kişi biçimidir. Çok büyük miktarda yiyeceği açgözlü veya aşırı biçimde, çoğu zaman rahatsız olacak kadar doyana dek yemek anlamına gelir. Yalnızca he eats a lot demekten çok daha güçlüdür. Himself, he öznesine geri dönen bir dönüşlülük zamiridir. Zamir özneye göre değişir: she gorges herself ve they gorge themselves. Yenen yiyeceği belirtmek için İngilizcede genellikle gorge oneself on + food kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi gorge oneself yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the buffet, he ____ on desserts until he felt sick.

Cevabı göster

gorged himself

This unwitting ape has stumbled on a process that humans will eventually harness to create beer, wine, and other alcoholic drinks. Kelime

0:23

Bu habersiz maymun, insanların en nihayetinde bira, şarap ve diğer alkollü içecekleri yaratmak için kullanacakları bir süreci tesadüfen bulmuştur.

Kelime

unwitting: bilmeden olaya karışmış

Unwitting, gerçek durumu bilmemeyi ve bu nedenle farkında olmadan bir işe karışmayı ya da bir şey yapmayı anlatır. Burada insansı maymunu niteler: Sürecin ne olduğunu ve insanların daha sonra onunla ne yapacağını anlamadan, bu sürece tesadüfen rastlar. Bu sözcük zekâ eksikliğini değil, durumun farkında olmamayı vurgular. an unwitting participant, an unwitting victim ve an unwitting accomplice gibi rol bildiren ifadelerde sıkça kullanılır.

Alıştırma

“Gerçeği bilmeden olaya karışmış” anlamındaki hedef sıfatla cümleyi tamamlayın: Nora was an ____ participant in the fraud; she believed she was approving ordinary refunds.

Cevabı göster

unwitting

Kelime

harness ... to create: bir süreci amaç için kullanmak

Burada harness, var olan bir gücü, kaynağı veya süreci denetim altına alıp yararlı bir sonuca yönlendirmek anlamında kullanılan bir fiildir. Nesnesi a process'tir ve humans will eventually harness ilgi cümleciğinde bu nesneyi that temsil eder. İnsanlar sürecin kendisini yaratmaz; onu bilinçli biçimde kullanmayı öğrenir. harness something to do something kalıbında to ile kurulan mastar amacı belirtir. Bu fiil özellikle enerji, teknoloji, veri, kaynak ve yeteneklerle doğal kullanılır; çünkü var olan potansiyeli pratik bir sonuca dönüştürme anlamı taşır.

Alıştırma

“Doğal bir gücü denetim altına alıp kullanmak” anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: Scientists hope to ____ wind power to run the remote station.

Cevabı göster

harness

The sugars in overripe fruit attract microscopic organisms known as yeasts. Kalıp ifadeler

0:33

Aşırı olgunlaşmış meyvelerdeki şekerler, maya olarak bilinen mikroskobik organizmaları cezbeder.

Kalıp ifadeler

known as yeasts: bir adı belirtme

microscopic organisms known as yeasts ifadesinde known as yeasts, organizmaların adını belirtir: bu organizmalara yeasts denir. Known burada organizmaların bir şey “bildiği” anlamına gelmez. noun + known as + name kalıbı kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: organisms known as yeasts, organisms that are known as yeasts ile aynı anlama gelir. Tanımlarda ve nesnel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle bir hayvanın bilimsel adını doğru biçimde belirtir?

  1. The animal is known for a tardigrade.
  2. The animal is known as a tardigrade.
  3. The animal is known to a tardigrade.
Cevabı göster

The animal is known as a tardigrade.

As the yeasts feed on the fruit sugars, Notlar

0:39

Mayalar meyve şekerleriyle beslendikçe,

they produce a compound called ethanol, Kalıp ifadeler

0:41

etanol adı verilen bir bileşik üretirler,

Öbek fiiller

feed on: bir şeyi yiyecek veya besin kaynağı olarak kullanmak

Burada feed on, “bir şeyi yiyecek veya besin kaynağı olarak kullanmak” anlamına gelir. Tüketen mayalardır; tükettikleri şey ise meyvedeki şekerlerdir. Yeniden kullanılabilen kalıp canlı + feed on + yiyecek veya besin kaynağı şeklindedir. on edatı bu ifadenin bir parçasıdır.

Alıştırma

“Nektarı yiyecek olarak kullanmak” anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: Adult butterflies ____ flower nectar.

Cevabı göster

feed on

the type of alcohol in alcoholic beverages.

0:44

alkollü içeceklerdeki alkolün türü de budur.

Dilbilgisi

As ... feed on: birlikte gelişen süreçler

As the yeasts feed on the fruit sugars ifadesinde as bir zaman cümleciği başlatır. Şekerlerle beslenme ve etanol üretme eylemlerinin gelişen aynı sürecin parçaları olarak gerçekleştiğini gösterir. As + subject + verb, main clause kalıbı, bir eylem veya değişim diğerine eşlik ettiğinde kullanışlıdır. Buradaki süreçler arasında nedensel bir bağ da vardır, ancak as zamanı ve sürecin gelişimini öne çıkarır; because yalnızca nedeni öne çıkarırdı.

Alıştırma

Hangi cümle soğumayı ve kristal oluşumunu birlikte gelişen süreçler olarak sunar?

  1. After the solution cools, crystals begin to form.
  2. As the solution cools, crystals begin to form.
  3. Because the solution cools, crystals begin to form.
Cevabı göster

As the solution cools, crystals begin to form.

Kalıp ifadeler

a compound called ethanol: isim + called + ad

Burada called ethanol bileşiğin adını belirtir; “adı etanol olan bir bileşik” anlamına gelir. Buradaki called, telefonla arama yapmak anlamına gelmez. Dilbilgisel olarak called ethanol, compound sonrasında yer alan kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. a compound that is called ethanol şeklinde açılabilir. İsim + called + ad kalıbı, bir terimi kısa ve net biçimde tanıtır.

Alıştırma

İsim + called + ad kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Scientists discovered a particle ____ the Higgs boson.

Cevabı göster

called

This process is called fermentation. Kelime

0:47

Bu sürece fermantasyon denir.

Kelime

fermentation: bir sürecin adı

Fermentation bir süreci adlandıran isimdir: maya gibi mikroorganizmaların şekerleri parçalayıp alkol, asit veya gaz gibi maddeler ürettiği süreci ifade eder. Bu cümlede, hemen önce anlatılan ve mayanın şekeri etanole dönüştürdüğü sürecin adıdır. Sürecin kendisinden söz ederken fermentation kullanılır; özellikle şarap, ekmek, yoğurt ve diğer fermente gıdalarla ilgili açıklamalarda görülür. İlgili fiil ferment sözcüğüdür.

Alıştırma

Yiyecek veya içecek üretiminde fermentation sözcüğünü en doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Gıdadaki sıvı ısıtılarak uzaklaştırılır.
  2. Mikroorganizmalar şekerleri parçalar ve alkol, asit veya gaz gibi maddeler üretir.
  3. Tüm mikrobiyal etkinliği durdurmak için gıda soğutulur.
Cevabı göster

Mikroorganizmalar şekerleri parçalar ve alkol, asit veya gaz gibi maddeler üretir.

Nobody knows exactly when humans began to create fermented beverages.

0:50

İnsanların fermente içecekleri tam olarak ne zaman üretmeye başladığını kimse bilmiyor.

The earliest known evidence comes from 7000 BCE in China, Anlatım akışı

0:54

Bilinen en eski kanıt, MÖ 7000'li yıllardan Çin'den gelmektedir;

Anlatım akışı

The earliest known evidence comes from ...: tarihsel bir iddiayı sınırlandırmak

The earliest known evidence comes from ... günümüze kadar keşfedilmiş en eski kanıtı belirterek ve ardından kaynağını, tarihini veya yerini vererek tarihsel ya da bilimsel bir anlatımı başlatır. Örnekte comes from, kanıtla bağlantılı tarihi ve yeri tanıtır. Known iddianın kapsamını sınırlar: bu, şu anda bildiğimiz en eski kanıttır; olayın ilk kez o tarihte gerçekleştiğini kanıtlamaz. Bu yapı, kanıtların desteklediği sonuç ile daha güçlü ve kesin bir iddiayı birbirinden ayırır.

Alıştırma

Bu bağlamda earliest known evidence ifadesi ne anlama gelir?

  1. Bugüne kadar keşfedilmiş en eski kanıttır, ancak olay daha önce gerçekleşmiş olabilir.
  2. Olayın daha önce gerçekleşmiş olamayacağını kanıtlar.
  3. Kanıta dayanmayan kişisel bir tahmindir.
Cevabı göster

Bugüne kadar keşfedilmiş en eski kanıttır, ancak olay daha önce gerçekleşmiş olabilir.

where residue in clay pots has revealed that people were making an alcoholic beverage Dilbilgisi

0:59

burada kil çömleklerdeki kalıntılar, insanların alkollü bir içecek yaptığını ortaya çıkarmıştır

Dilbilgisi

where residue in clay pots has revealed that: bir yeri kanıta bağlamak

Bu cümlede where, China ifadesine gönderme yapan ve ek bilgi veren, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bir yer sorusu sormaz; o yerde ne bulunduğunu açıklar. Yer, where + yerel kanıt + reveal/show that + sonuç kalıbı, bir yeri kanıta ve ardından kanıtın desteklediği sonuca bağlar. Burada residue, has revealed fiilinin öznesidir; that ile başlayan yan cümle ise sonucu belirtir.

Alıştırma

Yeri, orada bulunan kanıta doğal biçimde bağlayan ilgi sözcüğünü seçin: “The researchers examined a cave in Spain, ___ soot on the walls revealed that people had used fire there.”

  1. which
  2. what
  3. when
  4. where
Cevabı göster

where

from fermented rice, millet, grapes, and honey.

1:05

ve bu, fermente pirinç, darı, üzüm ve baldan yapılmıştır.

Within a few thousand years, Kalıp ifadeler

1:09

Birkaç bin yıl içinde,

Kalıp ifadeler

Within a few thousand years: yaklaşık bir üst zaman sınırı koymak

Within a few thousand years, bir referans noktasından itibaren birkaç bin yıllık süre dolmadan önce anlamına gelir. Sonraki değişimin ne zaman gerçekleştiğine yaklaşık bir üst sınır koyar; belirli bir yılı belirtmez ve değişimin bu sürenin tamamı boyunca devam ettiğini söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp within + süre ifadesidir: within a few days, within six months veya within several decades.

Alıştırma

Hangi cümle, kıyı şeridindeki değişimin birkaç on yıllık süre dolmadan önce gerçekleştiği anlamına gelir?

  1. The coastline changed after a few decades.
  2. The coastline changed within a few decades.
  3. The coastline changed for a few decades.
Cevabı göster

The coastline changed within a few decades.

cultures all over the world were fermenting their own drinks. Kalıp ifadeler

1:11

dünyanın dört bir yanındaki kültürler kendi içkilerini fermente etmeye başlamıştır.

Kalıp ifadeler

all over the world: geniş coğrafi dağılım

all over the world, dünyanın birçok farklı yerinde ya da dünyanın dört bir yanında anlamına gelir. Bu cümlede kültürlerin coğrafi olarak geniş bir alana yayıldığını belirtir ve içecek mayalamanın tek bir bölgeyle sınırlı olmadığını vurgular. Burada all over bir kapsam ifadesi olarak kullanılır; over, üzerinde ya da yukarısında anlamına gelmez. Aynı kalıp all over the country ve all over the city gibi daha küçük yerler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir festivalin dünyanın birçok yerinden ziyaretçi çektiğini söyleyen cümle hangisidir?

  1. The festival attracts visitors from one nearby town.
  2. The festival attracts visitors all over the world.
  3. The festival attracts visitors only in winter.
Cevabı göster

The festival attracts visitors all over the world.

Ancient Mesopotamians and Egyptians made beer throughout the year from stored cereal grains. Kalıp ifadeler

1:15

Antik Mezopotamyalılar ve Mısırlılar depolanmış tahıl tanelerinden yıl boyunca bira ürettiler.

Kalıp ifadeler

throughout the year: yılın tamamını kapsama

throughout the year, bütün yıl boyunca anlamına gelir ve zaman aralığının başından sonuna kadar genel olarak kapsandığını belirtir. Burada bira üretiminin yalnızca bir mevsimde değil, yılın bütün dönemlerinde mümkün olduğunu gösterir. Etkinliğin her dakika gerçekleşmesi gerekmez. Kesintisiz sürebilir ya da yılın farklı zamanlarında tekrarlanabilir.

Alıştırma

The museum is open throughout the year. Bu cümle neyi vurguluyor?

  1. Yalnızca yaz aylarında açıktır.
  2. Her yıl yalnızca bir gün açılır.
  3. Yalnızca bir mevsimde değil, bütün yıl boyunca açıktır.
Cevabı göster

Yalnızca bir mevsimde değil, bütün yıl boyunca açıktır.

This beer was available to all social classes, Kelime

1:22

Bu biraya her sosyal sınıftan insan ulaşabiliyordu,

Kelime

available to all social classes: kimlerin erişebildiği

Bu cümlede available to all social classes, toplumun her düzeyinden insanların birayı edinebildiği ya da tüketebildiği anlamına gelir. be available to + kişi veya grup kalıbı, bir şeye kimin erişebildiğini belirtir. Burada social classes, okul derslerini veya sınıflarını değil, toplumsal ya da ekonomik konuma göre ayrılan grupları ifade eder. all, erişimin yalnızca seçkinlerle sınırlı olmadığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Bir hizmetin toplumun her kesiminden insanlar tarafından kullanılabildiğini hangi cümle ifade eder?

  1. The service is available only during school classes.
  2. The service is available to people from all social classes.
  3. The service provides classes about society.
Cevabı göster

The service is available to people from all social classes.

and workers even received it in their daily rations. Kelime

1:25

ve hatta işçiler günlük istihkaklarında bile bira alıyorlardı.

Kelime

daily rations: her gün için ayrılan sabit miktardaki malzemeler

Daily rations, her gün için ayrılan sabit miktardaki yiyecek, içecek veya diğer malzemelerdir. Sıradan bir öğünden farklı olarak rations, bir plana göre ya da bir yetkili tarafından dağıtılır. Bu cümlede biranın daily rations içinde alınması, işçilerin düzenli günlük payına dahil edildiği anlamına gelir. Bu ifade, ölçülü ve düzenli bir şekilde tedarik yapılmasını vurgular.

Alıştırma

"The crew received daily rations during the voyage," cümlesindeki daily rations nedir?

  1. Extra pay saved for a future trip
  2. Fixed amounts of food or supplies allotted for each day
  3. Any meals freely chosen from a menu
Cevabı göster

Fixed amounts of food or supplies allotted for each day

They also made wine,

1:28

Ayrıca şarap da ürettiler,

but because the climate wasn't ideal for growing grapes, Kalıp ifadeler

1:29

ancak iklim üzüm yetiştirmek için ideal olmadığından,

Kalıp ifadeler

ideal for growing grapes: ideal for + -ing biçimi

ideal for growing grapes ifadesinde ideal, “üzüm yetiştirme amacı için son derece uygun” demektir. Kalıp be ideal for + isim veya -ing biçimidir. Buradaki for bir edattır; bu nedenle ardından bir etkinlik geliyorsa fiil -ing biçimini alır: grow değil growing. Wasn't ideal, koşulların özellikle uygun olmadığını söyler; üzümlerin hiç yetişemeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için record fiilinin doğru biçimini kullanın: This quiet room is ideal for ____ interviews.

Cevabı göster

recording

it was a rare and expensive delicacy. Kelime

1:33

nadir ve pahalı bir lezzetti.

Kelime

a rare and expensive delicacy: değerli bir yiyecek veya içecek

Burada a rare and expensive delicacy, özel, nadir, seçkin veya kültürel açıdan değerli olduğu için büyük değer verilen bir yiyecek ya da içecek demektir. Daha önce sözü edilen, elde edilmesi zor ve pahalı olan şarabı anlatır. Yiyecek bağlamında delicacy, bu özel anlama sahip bir isimdir. Yalnızca “narin bir şey” anlamına gelmez ve her pahalı nesneyi tanımlamaz.

Alıştırma

Bu yiyecek bağlamında delicacy ne anlama gelir?

  1. her gün yenen sıradan ve ucuz bir öğün
  2. dikkatle tutulması gereken kırılgan bir nesne
  3. nadir, seçkin veya kültürel açıdan önemli olduğu için değer verilen özel bir yiyecek ya da içecek
Cevabı göster

nadir, seçkin veya kültürel açıdan önemli olduğu için değer verilen özel bir yiyecek ya da içecek

By contrast, Anlatım akışı

1:36

Buna karşılık,

Anlatım akışı

By contrast: belirgin bir karşılaştırmayı işaretlemek

By contrast, az önce sözü edilen durumdan açıkça farklı olan ikinci bir durumu sunar. Dinleyiciye yeni bilgiyi bağımsız bir gerçek olarak değil, iki durumu karşılaştırarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Cümle başında bir söylem belirleyicisi olarak işlev görür ve normalde ardından virgül gelir. Burada konu, şarabın nadir olduğu yerlerden çok daha yaygın olduğu yerlere geçer.

Alıştırma

The northern office is busy all year ifadesinden sonra hangi cümle en uygun şekilde gelir ve açıkça bir karşılaştırma kurar?

  1. By contrast, the southern office is quiet during the winter.
  2. For example, the southern office closes in August.
  3. As a result, the southern office hired more staff.
Cevabı göster

By contrast, the southern office is quiet during the winter.

in Greece and Rome,

1:37

Yunanistan ve Roma'da,

where grapes grew more easily,

1:38

üzümün çok daha kolay yetiştiği yerlerde,

wine was as readily available as beer was in Egypt and Mesopotamia. Dilbilgisi

1:40

şarap, Mısır ve Mezopotamya'daki bira kadar kolay bulunabiliyordu.

Dilbilgisi

as readily available as: eşit bulunabilirliği karşılaştırmak

Bu ifade as + zarf + sıfat + as eşitlik kalıbını kullanır. Readily, available sıfatını niteler; dolayısıyla as readily available as, “aynı ölçüde kolay elde edilebilir” anlamına gelir. Cümle, şarap ile birayı bulunabilirlik derecelerine göre karşılaştırır. İkinci as'ten sonra gelen beer was, karşılaştırmanın diğer tarafını açıkça gösterir: şarap bulunabiliyordu ve bira da bulunabiliyordu. Bağlam açıksa tekrarlanan fiil atılabilir: Wine was as readily available as beer.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki “aynı ölçüde kolay elde edilebilir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: During the festival, bottled water was ____ soft drinks.

Cevabı göster

as readily available as

Because yeasts will ferment basically any plant sugars,

1:45

Mayalar temel olarak her türlü bitki şekerini fermente edebildiğinden,

ancient peoples made alcohol from whatever crops and plants grew where they lived. Dilbilgisi

1:48

eski insanlar alkolü yaşadıkları yerde yetişen mahsullerden ve bitkilerden yaptılar.

Dilbilgisi

whatever crops and plants grew where they lived: açık bir seçenek kümesi

Burada whatever, crops and plants ifadesinden önce gelir ve tüm ad öbeğine sonraki koşulu karşılayan her türlü ürün ve bitki anlamını verir. Koşul grew where they lived olduğundan, kullanılabilecek malzemeler sabit bir listeyle sınırlı değildir. Öbeğin tamamı from edatının tümlecidir ve hammaddeleri belirtir. Aktarılabilir whatever + isim + yan cümle kalıbı, seçenekleri önceden saymadan koşula uyan her şeyi ifade etmeyi sağlar.

Alıştırma

Sabit bir malzeme listesi yok. Hangi cümle bulunabilen herhangi bir malzemeye izin verir?

  1. Bring the supplies on the approved list.
  2. Bring whichever of these three supplies you prefer.
  3. Bring whatever supplies you can find.
Cevabı göster

Bring whatever supplies you can find.

In South America,

1:54

Güney Amerika'da,

people made chicha from grains,

1:55

insanlar tahıllardan chicha yaptı,

sometimes adding hallucinogenic herbs.

1:57

ve bazen halüsinojenik otlar eklediler.

In what's now Mexico, Kalıp ifadeler

2:00

Günümüzde Meksika olarak bilinen yerde,

Kalıp ifadeler

what's now Mexico: geçmişteki bir yeri modern adla konumlandırmak

In what's now Mexico ifadesindeki what's, what is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Tüm ifade bugün Meksika denilen yerde anlamına gelir. What bir yeri belirtir, now ise bu yeri günümüzdeki adıyla ilişkilendirir. Daha eski bir dönemi anlatırken what is veya what's now + modern yer adı kullanılır. Bu yapı, modern ülkenin ya da bugünkü sınırlarının o zaman da var olduğunu ileri sürmeden geçmişteki yeri günümüz izleyicisi için konumlandırır.

Alıştırma

What's now kısaltmasını ve modern yer adı Turkey'yi kullanarak tarihsel cümleyi tamamlayın: The ancient settlement was in ____.

Cevabı göster

what's now Turkey

pulque, made from cactus sap, Kültür

2:01

kaktüs özsuyundan yapılan pulque

Kültür

pulque, made from cactus sap: içeceğin adı ve ham maddesi

Pulque, belirli bir geleneksel Meksika fermente içeceğinin adıdır; meyve suyu veya alkolü genel olarak ifade eden İngilizce bir sözcük değildir. Geleneksel olarak agave bitkisinin öz suyunun fermente edilmesiyle üretilir. Kısaltılmış made from cactus sap ifadesi ham maddeyi açıklar ve “which is made from cactus sap” anlamına gelir. Sap, bir bitkinin içinde taşınan veya depolanan sıvıdır; sıradan meyve suyu değildir. Altyazı burada cactus sözcüğünü genel bir biçimde kullanır; botanik açıdan agave bir kaktüs değildir.

Alıştırma

pulque, made from cactus sap ifadesi ne anlatıyor?

  1. Her türlü meyve suyunun İngilizce adıdır.
  2. Bitki öz suyundan yapılan belirli bir geleneksel fermente içecektir.
  3. Kaktüs kurutma yöntemidir.
Cevabı göster

Bitki öz suyundan yapılan belirli bir geleneksel fermente içecektir.

was the drink of choice, Deyimler

2:03

en çok tercih edilen içecekken,

Deyimler

the drink of choice: alışılmış favori içecek

Bu cümlede the drink of choice, bir kişi veya grubun ya da belirli bir ortamda insanların normalde tercih ettiği içecek anlamına gelir. Yalnızca tek bir durumda seçilmiş bir içeceği değil, yerleşmiş veya karakteristik bir tercihi anlatır. Aktarılabilir kalıp the + isim + of choice şeklindedir; the tool of choice ve the method of choice buna örnektir. Belirli bir grup veya amaç için genellikle tercih edilen seçeneği belirtir.

Alıştırma

“Bu ekibin normalde tercih ettiği araç” anlamını vermek için cümleyi ... of choice kalıbıyla tamamlayın: For quick design sketches, a tablet is the team's ____.

Cevabı göster

tool of choice

while East Africans made banana and palm beer.

2:05

Doğu Afrikalılar muz ve palmiye birası yaptı.

And in the area that's now Japan,

2:09

Ve günümüzde Japonya olarak bilinen bölgede,

people made sake from rice.

2:11

insanlar pirinçten sake yaptı.

Almost every region of the globe had its own fermented drinks.

2:14

Dünyanın neredeyse her bölgesi kendine has fermente içeceklere sahipti.

As alcohol consumption became part of everyday life, Kalıp ifadeler

2:18

Alkol tüketimi günlük yaşamın bir parçası haline geldikçe,

Kalıp ifadeler

became part of everyday life: günlük rutine yerleşmek

became part of everyday life, bir şeyin insanların sıradan rutinlerine yavaş yavaş girdiğini ve ara sıra gerçekleşen ya da özel durumlarla sınırlı bir şey olmaktan çıkıp normal kabul edildiğini anlatır. Başka bağlamlarda da kullanılabilen become part of + isim öbeği kalıbı, bir şeyin daha büyük bir alana dâhil olmasını anlatır. Örneğin become part of the culture, become part of the process ve become part of everyday life denebilir.

Alıştırma

Cümleyi “sıradan rutinlere girdi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Over time, online banking has ____.

Cevabı göster

become part of everyday life

some authorities latched onto effects they perceived as positive. Notlar

2:21

bazı yetkililer olumlu olarak algıladıkları etkilere tutundular.

Öbek fiiller

latched onto: bir fikre veya ayrıntıya sarılmak

latched onto, latch onto ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada mecazi anlamdadır: otoriteler olumlu gördükleri etkilere sarılmış ve bu etkilere özel önem vermiştir. İfade çoğu zaman hızlı, güçlü veya seçici bir ilgi ima eder. Otoritelerin neye odaklandığını anlatır, ancak etkilerin gerçekten olumlu olduğunu kanıtlamaz; perceived, olumlu değerlendirmesinin onların kendi yargısı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin bir ayrıntıyı hızla yakalayıp ana odak hâline getirmesini en iyi anlatır?

  1. The editor latched onto one dramatic detail and made it the focus of the article.
  2. The editor removed one dramatic detail from the article.
  3. The editor reviewed every detail before deciding what mattered.
Cevabı göster

The editor latched onto one dramatic detail and made it the focus of the article.

Kalıp ifadeler

perceived as positive: bir değerlendirmeyi aktarmak

effects they perceived as positive ifadesinde perceive A as B, “A'yı B olarak görmek veya değerlendirmek” anlamına gelir. Atılmış ilgi zamiri effects that they perceived as positive biçiminde geri getirilebilir: effects, perceived fiilinin nesnesidir; positive ise değerlendirmeyi verir. Bu ifade değerlendirmeyi bazı yetkililere atfeder. Etkilerin nesnel ya da bilimsel olarak olumlu olduğunun kanıtlandığını ileri sürmek yerine, onların hangi etkileri yararlı gördüğünü aktarır.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtlanmış bir olgu yerine bir değerlendirmeyi aktarmak için be perceived as yapısını doğru kullanıyor?

  1. The policy perceived many employees as unfair.
  2. The policy was perceived as unfair by many employees.
  3. An audit proved that the policy violated the written rule.
Cevabı göster

The policy was perceived as unfair by many employees.

Greek physicians considered wine to be good for health,

2:26

Yunan doktorlar şarabın sağlık için faydalı olduğunu düşünürken,

and poets testified to its creative qualities. Kelime

2:29

şairler de onun yaratıcı niteliklerine tanıklık etti.

Kelime

testified to: kanıt görevi görmek

Burada testified to, “... için kanıt sundu” ya da “... göstergesi oldu” anlamındadır. Anlamı mahkemede yeminli ifade vermenin ötesine uzanır: şairlerin sözleri veya deneyimleri, söz konusu yaratıcı nitelikleri destekleyen unsurlar olarak sunulur. testify to + isim ya da ulaç yapısını kullanın. Özne bir kişi, olay, olgu veya sonuç olabilir. İfade, bir şeyin bir sonucu desteklediğini belirtir; ancak bu sonucun bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümle testify to ifadesini hukuk dışı “... için kanıt olmak” anlamında kullanıyor?

  1. The ancient buildings testified to the town's long history.
  2. The curator testified the buildings to be historic.
  3. The witness testified in court about the accident.
Cevabı göster

The ancient buildings testified to the town's long history.

Others were more concerned about alcohol's potential for abuse. Kelime

2:32

Diğerleri ise alkolün kötüye kullanılma potansiyelinden daha çok endişe duyuyordu.

Kelime

potential for abuse: kötüye kullanım riskini anlatan resmî ifade

Bu cümlede alcohol's potential for abuse, alkolün aşırı kullanım veya bağımlılık da dahil olmak üzere zararlı ya da uygunsuz biçimde kullanılma olasılığını anlatır. Buradaki abuse, zararlı biçimde kötüye kullanımı belirten bir isimdir; sözlü veya fiziksel istismar anlamında değildir. potential for + isim veya -ing biçimi, olası bir sonuç ya da risk sunar; bu sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir uygulamanın kötüye kullanılma olasılığını potential for abuse ile anlatır?

  1. The app is useful, but it has the potential for abuse if access is not controlled.
  2. The app is useful, but it has been abused in every case.
  3. The app is useful, but it has the potential to abuse users.
Cevabı göster

The app is useful, but it has the potential for abuse if access is not controlled.

Greek philosophers promoted temperance. Kelime

2:36

Yunan filozofları ölçülü olmayı teşvik ettiler.

Kelime

temperance: özellikle alkol konusunda ilkelere dayalı öz denetim

Temperance, istekler ve hazlar karşısında öz denetim göstermeyi, özellikle içkide aşırılıktan kaçınmayı ifade eder. Bu cümlede filozoflar bunu yalnızca içki miktarına ilişkin pratik bir sınır olarak değil, bir erdem veya yol gösterici ilke olarak teşvik ediyordu. Bu sözcük felsefi, dinî ve tarihî metinlerde sık görülür. Bu bağlamda mutlaka tamamen uzak durmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Greek philosophers promoted temperance cümlesinde temperance büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Her durumda tüm hazlardan tamamen kaçınma
  2. İlkelere dayalı öz denetim, özellikle aşırılıktan kaçınma
  3. Bir şeyin ne kadar sıcak veya soğuk olduğunu ölçme
Cevabı göster

İlkelere dayalı öz denetim, özellikle aşırılıktan kaçınma

Early Jewish and Christian writers in Europe integrated wine into rituals, Kalıp ifadeler

2:39

Avrupa'daki ilk Yahudi ve Hıristiyan yazarlar şarabı ritüellere dahil ettiler,

Kalıp ifadeler

integrated wine into rituals: integrate X into Y kalıbı

Bu cümlede integrated wine into rituals, şarabın yalnızca ritüellerle birlikte kullanılması değil, ritüellerin düzenli bir parçası hâline getirilmesi demektir. Geçmiş zamandaki integrated fiili, wine sözcüğünü daha geniş bir uygulamaya eklenen unsur olarak gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp integrate X into Y şeklindedir: X eklenen şey, Y ise onu alan sistem, etkinlik veya süreçtir. Örneğin integrate data into a system aynı kalıbı kullanır.

Alıştırma

Cümleyi integrate ... into yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The school ____ media-literacy lessons ____ its curriculum.

Cevabı göster

integrated · into

but considered excessive intoxication a sin. Kelime

2:43

ancak aşırı sarhoşluğu bir günah olarak kabul ettiler.

Kelime

excessive intoxication: aşırı sarhoşluk için resmî bir ifade

Excessive intoxication, kabul edilebilir veya güvenli bir sınırı aşan sarhoşluk için kullanılan resmî bir isim öbeğidir. Alkolle ilgili bu cümlede intoxication, alkolün yol açtığı işlev bozukluğu durumunu adlandırırken excessive bu düzeyin gereğinden fazla olduğunu belirtir. Bu ifade sarhoşluğu yargılanabilecek veya düzenlenebilecek bir durum olarak sunar ve cümlede bunun günah sayılmasına ilişkin ahlaki yargıyı destekler. Başka durumlara aktarılabilecek fikir yalnızca alkol içmek değil, kabul edilemeyecek kadar yüksek bir işlev bozukluğu düzeyine ulaşmaktır.

Alıştırma

Excessive intoxication ifadesi için en uygun durum hangisidir?

  1. Tehlikeli sarhoşluk düzeylerini ele alan bir halk sağlığı raporu
  2. Bir arkadaşın biraz çakırkeyif olduğunu söyleyen gündelik bir mesaj
  3. Alkolün pişirme sırasında buharlaştığını açıklayan bir tarif
Cevabı göster

Tehlikeli sarhoşluk düzeylerini ele alan bir halk sağlığı raporu

And in the Middle East,

2:47

Ve Orta Doğu,

Africa, and Spain,

2:48

Afrika ve İspanya'da,

an Islamic rule against praying while drunk Kalıp ifadeler

2:49

sarhoşken dua etmeye karşı olan İslami bir kural

Kalıp ifadeler

rule against praying while drunk: rule against + -ing biçimi

rule against praying ifadesinde against bir edattır. a rule against + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir kuralın karşı çıktığı ya da yasakladığı eylemi belirtir. Bu nedenle burada pray veya to pray değil, praying kullanılmalıdır. While drunk, while someone is drunk anlamına gelen kısaltılmış bir yan cümledir. Yasaklanan eylemin koşulunu sınırlar: kural genel olarak dua etmeyi değil, bu durumdayken dua etmeyi konu alır.

Alıştırma

Kuralı tamamlamak için smoke fiilinin doğru biçimini kullanın: The apartment building has a rule against ____ in shared hallways.

Cevabı göster

smoking

gradually solidified into a general ban on alcohol. Deyimler

2:52

yavaş yavaş alkole yönelik genel bir yasağa dönüştü.

Deyimler

solidified into a general ban: zamanla yerleşik bir yasağa dönüşme

Burada solidified into mecazi anlamdadır. Kapsamı daha dar veya henüz tam olarak yerleşmemiş bir kuralın zamanla kesinleşerek genel bir yasak biçimini aldığını anlatır. Into ortaya çıkan biçimi gösterir; general ban ise belirli bir durumla sınırlı olmayan geniş kapsamlı bir yasak demektir. Bu kalıp bir düşüncenin, düzenlemenin veya hareketin zaman içinde daha açık, istikrarlı ve kesin hâle gelmesini anlatır; fiziksel olarak donma ya da katılaşma anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede solidified into, zamanla yerleşik bir biçime dönüşmeyi anlatan mecazi anlamıyla kullanılmıştır?

  1. Over several years, the volunteer group solidified into a national charity.
  2. The charity replaced its logo yesterday.
  3. The melted wax solidified as it cooled.
Cevabı göster

Over several years, the volunteer group solidified into a national charity.

Ancient fermented beverages had relatively low alcohol content. Kalıp ifadeler

2:57

Antik fermente içeceklerin alkol oranı nispeten düşüktü.

Kalıp ifadeler

relatively low alcohol content: nispeten düşük alkol oranı

Alcohol content, bir içecekteki alkol miktarı veya yüzdesi demektir. Buradaki content, bir metin ya da videodaki bilgi anlamına değil, bir maddenin içerdiği miktara gönderme yapar. Relatively low, başka içecekler, başka bir dönem veya olağan bir düzey gibi ilgili bir ölçütle karşılaştırıldığında düşük demektir. Mutlak olarak düşük, alkolsüz veya kendiliğinden güvenli anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir içecekteki alkol miktarını content ismiyle belirtmek için cümleyi tamamlayın: This cider has a relatively low ____.

Cevabı göster

alcohol content

At about 13% alcohol, Anlatım akışı

3:01

Alkol oranı yaklaşık %13'e ulaştığında,

Anlatım akışı

At about 13% alcohol: sayısal bir düzeyi çerçevelemek

At about 13% alcohol, cümlenin başında sayısal bir çerçeve oluşturur. Sonraki ana cümledeki olayın alkol oranı yaklaşık %13 olduğunda gerçekleştiğini bildirir; buradaki at bir yeri değil, sayısal bir düzeyi belirtir. About, sayının yaklaşık olduğunu gösterir. At + measurement, ... kalıbı, bilimsel veya veriye dayalı açıklamalarda önce ilgili düzeyi, ardından sonucu vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle yaklaşık 80 santigrat dereceyi bir değişimin başladığı düzey olarak belirler?

  1. The temperature rises by about 80 degrees Celsius.
  2. The temperature rises to about 80 degrees Celsius.
  3. At about 80 degrees Celsius, the wax begins to soften.
Cevabı göster

At about 80 degrees Celsius, the wax begins to soften.

the byproducts wild yeasts generate during fermentation

3:04

yaban mayalarının fermantasyon sırasında ürettiği yan ürünler

become toxic and kill them.

3:07

zehirli hale gelir ve onları öldürür.

When the yeasts die,

3:09

Mayalar öldüğünde,

fermentation stops and the alcohol content levels off. Öbek fiiller

3:11

fermantasyon durur ve alkol oranı sabitlenir.

Öbek fiiller

levels off: bir eğilimin değişmeyi bırakıp sabitlenmesi

Bu cümlede levels off, fermantasyon durduktan sonra alkol içeriğinin artık yükselmemesi ve yaklaşık olarak sabit bir düzeye oturması anlamına gelir. level off, yükselen veya düşen bir sayı ya da eğilimin daha sonra çok az değişmesi için kullanılır. Bir plato oluşmasını anlatır; değerin bundan sonra sonsuza kadar tamamen sabit kalması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi level off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After rising rapidly for six months, website traffic began to ____ at about 50,000 visits a day.

Cevabı göster

level off

So for thousands of years,

3:15

Bu yüzden binlerce yıl boyunca,

alcohol content was limited.

3:16

alkol oranı sınırlı kaldı.

That changed with the invention of a process called distillation. Notlar

3:19

Bu durum, damıtma adı verilen bir sürecin icadıyla değişti.

Anlatım akışı

That changed with + isim öbeği: bir dönüm noktasını belirtmek

That, tek bir isme değil, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. That changed, önceki durumun artık aynı kalmadığını anlatır; burada damıtmanın icadı, alkol içeriği üzerindeki eski sınırı ortadan kaldırmıştır. With, dönüm noktasını belirleyen yeni olayı veya gelişmeyi tanıtır. That changed with + isim öbeği kalıbı, bir açıklamanın eski durumdan yeni durumu oluşturan etkene geçmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki dönüm noktası kalıbıyla tamamlayın: Home internet used to be slow. ____ the arrival of fiber-optic service.

Cevabı göster

That changed with

Kelime

distillation: buharlaştırma ve yoğunlaştırmayla ayırma

Distillation bir ayırma işlemidir. Sıvı bir karışım, bir veya daha fazla bileşeni buhara dönüşecek şekilde ısıtılır; ardından buhar soğutulur, yeniden sıvı hâle yoğunlaştırılır ve toplanır. a process called distillation ifadesinde called distillation işlemin adını belirtir. Alkol üretiminde alkol sudan daha uçucu olduğu için damıtma, alkol yoğunluğunu artırabilir.

Alıştırma

Bir sıvıyı ısıtan, belirli bir buharı toplayan ve buharı yeniden sıvıya dönüşmesi için soğutan işlemin adı hangisidir?

  1. distillation
  2. fermentation
  3. filtration
Cevabı göster

distillation

9th century Arabic writings described boiling fermented liquids

3:22

9. yüzyıl Arap yazıtları, fermente sıvıların kaynatılmasını

to vaporize the alcohol in them. Kelime

3:27

ve içlerindeki alkolün buharlaştırılmasını anlattı.

Kelime

to vaporize the alcohol: amaç ve hâl değişimi

to vaporize the alcohol ifadesinde vaporize geçişli bir fiildir: ısı, alkolün sıvı hâlden buhara dönüşmesine neden olur. Alkol kaybolmaz; fiziksel hâli değişir. to ile kurulan mastar yapısı amaç bildirir. Metinlerde, alkolü buhara dönüştürmek amacıyla fermente sıvıların kaynatılması anlatılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi, “alkolü sıvı hâlden buhara dönüştürmek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: In the lab, they heated the mixture to ____.

Cevabı göster

vaporize the alcohol

Alcohol boils at a lower temperature than water, Dilbilgisi

3:29

Alkol sudan daha düşük bir sıcaklıkta kaynar,

Dilbilgisi

boils at a lower temperature than: hâl değişimi sıcaklıklarını karşılaştırma

A boils at a lower temperature than B kalıbı, iki maddenin kaynadığı sıcaklıkları karşılaştırır. Burada alkolün kaynama noktasına sudan daha düşük bir sıcaklıkta ulaştığını anlatır. than ifadesinden sonra, than water örneğinde olduğu gibi yalnızca karşılaştırılan isim öbeği gelebilir; than water does şeklindeki tam yan cümleyi tekrarlamak gerekmez. Aynı kalıp, melts at a higher temperature than gibi başka hâl değişimi fiilleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Mumun erime sıcaklığının daha düşük olduğunu belirtmek için örnekteki beş sözcüklük karşılaştırma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Wax melts ____ iron.

Cevabı göster

at a lower temperature than

so it vaporizes first.

3:32

bu yüzden ilk önce o buharlaşır.

Capture this vapor, Dilbilgisi

3:34

Bu buharı yakalayın,

cool it down,

3:36

soğutun,

and what's left is liquid alcohol

3:37

ve geriye kalan sıvı alkoldür;

Dilbilgisi

Capture..., cool..., and what's left is...: adımlardan sonuca ulaşma

Cümle, Capture ve cool şeklindeki iki emir fiilini art arda sıralar ve ardından bu eylemlerin sonucunu and ile tanıtır. “A'yı yap, B'yi yap ve sonuç C olsun” biçimindeki bu kısa yapı, bir süreci sırayla açıklamak için kullanışlıdır. What's left is, what is left is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. What is left “geriye kalan şey” anlamına gelir ve bildirme cümlesinin öznesi olur; soru değildir.

Alıştırma

Süreç açıklamasını, örnekteki “geriye kalan şey” anlamına gelen üç sözcüklük kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: Filter the mixture, remove the solids, and ____ clear water.

Cevabı göster

what's left is

much more concentrated than any fermented beverage.

3:39

ve herhangi bir fermente içecekten çok daha yoğundur.

At first,

3:44

Başlangıçta,

these stronger spirits were used for medicinal purposes. Kelime

3:44

bu daha sert içkiler tıbbi amaçlarla kullanıldı.

Kelime

stronger spirits: daha yüksek alkollü damıtılmış içkiler

Alkolün tarihine ilişkin bu bağlamda spirits, rom, cin veya brendi gibi damıtılmış alkollü içkilerin kategori adıdır. Ruh hâlleri, ruhlar veya doğaüstü varlıklar anlamına gelmez. Stronger alkol derecesini karşılaştırır: Bu içkilerin alkol oranı sıradan fermente içeceklerden daha yüksekti. Kalitelerinin daha iyi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte spirits ne anlama geliyor?

  1. doğaüstü varlıklar
  2. insanların ruh hâlleri
  3. damıtılmış alkollü içkiler
Cevabı göster

damıtılmış alkollü içkiler

Kelime

medicinal purposes: ilaç olarak kullanma amacı

Medicinal purposes, ilaç veya tedaviyle bağlantılı kullanımlar anlamına gelir. Burada damıtılmış içkilerin tedavi edici bir araç olarak kullanıldığı söylenir; bu ifade, amaçlanan veya tarihsel kullanımı anlatır, etkili olduklarını kanıtlamaz. be used for + adjective + purposes kalıbı, nedeni ya da işlevi resmî bir biçimde ifade eder. Aynı kalıp be used for educational purposes ve be used for legal purposes ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi “ilaç olarak” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The herb was traditionally used for ____.

Cevabı göster

medicinal purposes

Then spirits became an important trade commodity, Kelime

3:48

Daha sonra sert içkiler önemli bir ticari mal haline geldi,

Kelime

trade commodity: piyasa değişimine odaklanma

Burada trade commodity, farklı yerler arasında alınıp satılabildiği ve taşınabildiği için önem kazanan bir malı ifade eder. Commodity sözcüğü, bir şeyin yalnızca insanlar tarafından kullanılmasına değil, değişim ve piyasa değerine odaklanır. Bu nedenle cümle, damıtılmış içkileri yalnızca kişisel tüketim için bir içecek olarak değil, ticaret yoluyla dolaşıma girebilen bir mal olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle kahveyi uluslararası piyasalarda alınıp satılan toplu bir mal olarak en iyi şekilde sunar?

  1. Coffee became a major trade commodity.
  2. Coffee became a carefully designed consumer product.
  3. Coffee became a useful household possession.
Cevabı göster

Coffee became a major trade commodity.

because unlike beer and wine, Anlatım akışı

3:51

çünkü bira ve şarabın aksine,

they didn't spoil. Kelime

3:53

bozulmuyorlardı.

Anlatım akışı

unlike beer and wine: karşılaştırma çerçevesini kurma

unlike beer and wine ifadesi, cümlenin geri kalanından önce karşılaştırma çerçevesini kurar. Damıtılmış içkilerin bira ve şarapla karşılaştırıldığını belirtir; ardından they didn't spoil sözleri temel farkı açıklar. Karşılaştırma noktasını önce vermek açıklamayı takip etmeyi kolaylaştırır. Burada unlike, «-den farklı olarak» anlamına gelen bir edattır. Ardından beer and wine isim grubu gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Unlike X, Y does something different. şeklindedir.

Alıştırma

«-den farklı olarak» anlamına gelen edatı kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ fresh milk, powdered milk can be stored for months.

Cevabı göster

Unlike

Kelime

didn't spoil: bozulmadılar

Bu cümlede spoil, yiyecek ya da içeceğin “bozulması”, yani tüketilmeye uygun olmaktan çıkması anlamına gelir. They daha önce sözü edilen damıtılmış içkilere gönderme yapar; didn't spoil ise bu içkilerin bozulmadığını belirtir. Bozulan şey yiyecek ya da içeceğin kendisiyse spoil çoğunlukla geçişsiz kullanılır: The milk spoiled. Bu kullanım, “sürprizi bozmak” anlamındaki spoil a surprise ve “çocuğu şımartmak” anlamındaki spoil a child gibi geçişli kullanımlardan farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede spoil, “yenmeye veya içilmeye uygun olmaktan çıkmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The grandparents spoil the child with gifts.
  2. The milk will spoil if it stays in the sun.
  3. The child will spoil the surprise before dinner.
Cevabı göster

The milk will spoil if it stays in the sun.

Rum,

3:55

Rom,

made from sugar harvested in European colonies in the Caribbean, Dilbilgisi

3:55

Karayipler'deki Avrupa sömürgelerinde hasat edilen şekerden yapılırdı

Dilbilgisi

made from sugar harvested...: iç içe kısaltılmış ilgi cümlecikleri

Virgüllerle ayrılan made from sugar... ifadesi, Rum sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. which was made from sugar biçiminde açılabilir. Rom hakkında ek bilgi verir, ancak cümlenin ana fiilini oluşturmaz. Bu ifadenin içindeki harvested in European colonies, bu kez sugar sözcüğünü niteleyen başka bir kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğidir. sugar that was harvested in European colonies biçiminde açılabilir. Yapıyı katmanlar hâlinde okuyun: şeker orada hasat edilmiş, rom da o şekerden yapılmıştır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle ilgili hangi çözümleme doğrudur?

  1. harvested in European colonies doğrudan Rum sözcüğünü niteler.
  2. made from sugar, Rum sözcüğünü; harvested in European colonies ise sugar sözcüğünü niteler.
  3. made ve harvested sözcüklerinin ikisi de cümlenin ana fiilidir.
Cevabı göster

made from sugar, Rum sözcüğünü; harvested in European colonies ise sugar sözcüğünü niteler.

became a staple for sailors Deyimler

3:59

ve denizciler için temel bir ihtiyaç haline gelip

Deyimler

a staple for sailors: yerleşik bir temel ihtiyaç anlamında staple

a staple for sailors ifadesinde staple, bir grubun düzenli olarak ihtiyaç duyduğu ve yerleşik hâle gelmiş temel bir şeyi belirten isimdir. İfade, bu şeyin denizcilerin erzak ve malzemeleri arasında düzenli ve önemli bir yere sahip olduğunu anlatır; büro malzemesi olan zımba telini anlatmaz. a staple for + grup yapısı, onu temel ihtiyaç olarak gören grubu belirtir. a staple of + beslenme düzeni, rutin veya sistem yapısı ise onun düzenli bir yere sahip olduğu daha büyük bütünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede staple, yerleşik temel bir şey anlamında kullanılmıştır?

  1. Rice is a staple food in many regions.
  2. He stapled the pages together.
  3. She removed a staple from the document.
Cevabı göster

Rice is a staple food in many regions.

and was traded to North America.

4:01

Kuzey Amerika'ya ticareti yapıldı.

Europeans brought brandy and gin to Africa

4:03

Avrupalılar konyak ve cini Afrika'ya getirdiler

and traded it for enslaved people, Notlar

4:06

ve köleleştirilmiş insanlar,

Kalıp ifadeler

trade X for Y: X'i verip Y'yi almak

Trade X for Y, X'i verip karşılığında Y'yi almak demektir. X elden çıkarılan şeydir; for sonrasındaki isim öbeği ise elde edilen şeyi belirtir. Burada it, daha önce geçen brandy and gin ifadesine gönderme yapar. Bu nedenle traded it for enslaved people, içkiyi verilen şey, köleleştirilmiş insanları ise elde edilen taraf olarak sunar; yapı takasın yönünü açıkça gösterir.

Alıştırma

Maya'nın ne aldığını gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Maya traded her old laptop ____ store credit.

Cevabı göster

for

Kültür

enslaved people: dayatılmış bir durum, kimlik değil

Enslaved people, özgürlükleri zorla ellerinden alınan, mülk gibi kontrol edilen ve çalışmaya zorlanan insanlar demektir. Bu cümlede, insanların takas edilen nesneler gibi görüldüğü tarihsel köle ticaretini anlatır. Temel isim people sözcüğüdür; enslaved ise başkalarının bu insanlara dayattığı bir durumu tanımlar. İnsanı önceleyen bu kullanım, köleleştirilmenin onların doğal ya da bütün kimliği olmadığını vurgular.

Alıştırma

Bu tarihsel bağlamda enslaved people ne anlama gelir?

  1. Sıradan ücretli bir işi özgürce kabul etmiş insanlar
  2. Özgürlükleri zorla ellerinden alınmış ve başkalarının kontrolü altına sokulmuş insanlar
  3. Geçici olarak başka bir bölgeye seyahat etmiş insanlar
Cevabı göster

Özgürlükleri zorla ellerinden alınmış ve başkalarının kontrolü altına sokulmuş insanlar

land,

4:09

toprak

and goods like palm oil and rubber.

4:09

ve palm yağı ve kauçuk gibi mallar karşılığında takas ettiler.

Spirits became a form of money in these regions. Kalıp ifadeler

4:12

Sert içkiler bu bölgelerde bir tür para haline geldi.

Kalıp ifadeler

a form of money: değişim aracı olarak işlev görmek

A form of money, belirli bir ortamda para işlevi gören bir şey demektir. a form of + isim kalıbı, bir şeyi daha geniş bir kategoriye yerleştirir veya o kategorinin ortaya çıkma biçimlerinden biri olarak sunar. Burada damıtılmış içkiler gerçekten madeni ya da kâğıt paraya dönüşmedi. Takaslarda kullanılabildikleri için değişim aracı işlevi gördüler.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade a form of money ile tamamlayın: In the village, salt was widely accepted in exchange for food, so it served as ____.

Cevabı göster

a form of money

During the Age of Exploration, Kültür

4:16

Keşifler Çağı'nda,

Kültür

Tarihsel Bir Dönem Olarak the Age of Exploration

The Age of Exploration, özellikle 15. yüzyılın sonlarından 17. yüzyıla kadar Avrupa güçlerinin uzun okyanus yolculukları yaptığı, deniz ticaret yollarını genişlettiği ve sömürge denetimini artırdığı tarihsel dönemin yerleşik adıdır. Burada During the Age of Exploration, deniz yolculukları ve ticaretle ilgili anlatı için tarihsel zaman çerçevesini kurar. Bir kişinin keşfetmeye başladığı yaş veya yaşam evresi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the Age of Exploration neyi ifade ediyor?

  1. modern bir bilimsel keşif programı
  2. bir kişinin keşfetmeye başladığı yaşam evresi
  3. Avrupa'nın denizaşırı yolculuklar, ticaret ve sömürgeci genişleme gerçekleştirdiği tarihsel dönem
Cevabı göster

Avrupa'nın denizaşırı yolculuklar, ticaret ve sömürgeci genişleme gerçekleştirdiği tarihsel dönem

spirits played a crucial role in long-distance sea voyages. Kalıp ifadeler

4:17

sert içkiler uzun mesafeli deniz yolculuklarında çok önemli bir rol oynadı.

Kalıp ifadeler

played a crucial role in: Belirleyici Önemi İfade Etmek

played a crucial role in ifadesinde play, eğlenmek veya müzik çalmak değil, bir işlev görmek ya da bir işleve sahip olmak anlamındadır. İfade, bir şeyin bir faaliyet veya sonuç için son derece önemli olduğunu belirtir. Kalıp play a crucial role in + isim veya -ing biçimidir. Played geçmiş zamanı gösterir; özgün cümlede ardından long-distance sea voyages isim öbeği gelir.

Alıştırma

Cümleyi play a crucial role in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Accurate weather forecasts ____ helping the crew avoid the storm.

Cevabı göster

played a crucial role in

Sailing from Europe to East Asia and the Americas

4:21

Avrupa'dan Doğu Asya'ya ve Amerika'ya yelken açmak

could take months,

4:24

aylar sürebiliyordu,

and keeping water fresh for the crew was a challenge. Dilbilgisi

4:25

ve mürettebat için suyu taze tutmak bir zorluktu.

Dilbilgisi

keeping water fresh for the crew: özne olarak kullanılan gerund öbeği

Keeping water fresh for the crew bir gerund öbeğidir. Öbeğin tamamı bir faaliyeti adlandırır ve was a challenge yapısının öznesi olur; buradaki keeping, devam eden zaman fiilinin bir parçası değildir. Öbek içindeki keep + nesne + sıfat yapısı, bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir: keep water fresh. For the crew, suyun kimler için olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing biçimindeki bir faaliyet özne olarak kullanılmış ve keep + nesne + sıfat yapısına yer verilmiştir?

  1. The driver is keeping the medicine cool during transport.
  2. Keep the medicine cool during transport.
  3. Keeping medicine cool during transport is essential.
Cevabı göster

Keeping medicine cool during transport is essential.

Adding a bucket of brandy to a water barrel Dilbilgisi

4:29

Bir fıçı suya bir kova konyak eklemek

kept water fresh longer,

4:31

suyun daha uzun süre taze kalmasını sağladı,

Dilbilgisi

Adding ... kept water fresh longer: gerund özne ve sonucu

Adding a bucket of brandy to a water barrel, özne görevi gören bir gerund öbeğidir. Kept cümlenin temel fiilidir ve bu faaliyetin yol açtığı sonucu belirtir. Kept water fresh longer içinde keep + nesne + sıfat kalıbı kullanılır. Water nesnedir, fresh korunan durumu adlandıran nesne tamamlayıcısıdır ve longer bu durumun daha uzun sürdüğünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing biçimindeki bir faaliyet özne olarak ve kept + nesne + sıfat yapısı da sonucu belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. Ice was keeping the drinks cold for longer.
  2. Adding ice kept the drinks coldly longer.
  3. Adding ice kept the drinks cold longer.
Cevabı göster

Adding ice kept the drinks cold longer.

because alcohol is a preservative that kills harmful microbes. Kelime

4:33

çünkü alkol zararlı mikropları öldüren bir koruyucudur.

Kelime

a preservative that kills harmful microbes: anlamı ve ilgi cümleciği yapısı

Bu cümlede a preservative, bir şeyin bozulmasını veya güvensiz hâle gelmesini önlemeye yardımcı olan maddeyi ifade eder. Harmful microbes ise bazı bakteri veya mantarlar gibi hasara ya da hastalığa yol açabilen küçük organizmalardır. that kills harmful microbes ilgi cümleciği preservative sözcüğünü niteler ve burada anlatılan etki mekanizmasını açıklar. Preservative, koruma eylemini değil, maddenin kendisini adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? Salt can act as a ___ in some foods.

  1. preservative
  2. preservation
  3. preserve
Cevabı göster

preservative

So by the 1600s, Anlatım akışı

4:38

Böylece 1600'lü yıllara gelindiğinde,

Anlatım akışı

So by the 1600s: bir sonucu tarihsel varış noktasına bağlamak

So, önceki açıklamaya gönderme yapar ve ardından bir sonuç geleceğini belirtir. Anlatıyı önceki nedenler veya gelişmeler ve bunların ardından gelen sonuç biçiminde düzenler. By the 1600s, 1600'lü yılları tarihsel bir varış noktası olarak ele alır: ardından anlatılan durum o döneme gelindiğinde gelişmişti. The 1600s, yalnızca 1600 yılını değil, 1600–1699 arasındaki 17. yüzyılı ifade eder.

Alıştırma

Kasabanın 1900'lü yıllara gelindiğinde zaten önemli bir liman olduğunu hangi cümle anlatır?

  1. By the 1900s, the town had become a major port.
  2. In the 1900s, the town became a major port.
  3. After the 1900s, the town became a major port.
Cevabı göster

By the 1900s, the town had become a major port.

alcohol had gone from simply giving animals a buzz Notlar

4:40

alkol sadece hayvanlara çakırkeyiflik vermekten çıkıp

Deyimler

giving animals a buzz: hayvanlarda hafif bir alkol etkisi yaratmak

Bu bağlamda give someone a buzz, bir kişide veya hayvanda hafif ve kısa süreli bir sarhoşluk ya da uyarılma hissi oluşturmak demektir. Animals bu etkiyi hisseden tarafı, a buzz ise alkolün yol açtığı hissi belirtir. Buradaki buzz, bir böceğin vızıltısını anlatmaz. Alkol bağlamı, sözcüğün gündelik dildeki his anlamını seçer; bu his genellikle sarhoş olmaktan daha hafiftir.

Alıştırma

Buzz hangi cümlede alkolün yol açtığı hafif bir hissi ifade eder?

  1. The small glass of wine gave Nina a pleasant buzz.
  2. Give me a buzz when your train arrives.
  3. The buzz of the bee woke the baby.
Cevabı göster

The small glass of wine gave Nina a pleasant buzz.

to fueling global trade and exploration, Deyimler

4:44

küresel ticareti ve keşifleri besleyen bir güce dönüştü,

Dilbilgisi

had gone from ... to fueling: geçmişte tamamlanmış bir dönüşüm

Go from X to Y, bir durumdan, faaliyetten veya rolden başka birine geçişi anlatır. Burada alkol, hayvanlarda yalnızca hafif bir sarhoşluk etkisi yaratmaktan küresel ticaret ve keşifleri desteklemeye geçmiştir. Had gone geçmiş zamanın bitmiş hâlidir; değişimin anlatıdaki daha sonraki bir geçmiş noktadan önce tamamlandığını gösterir. From ve to sonrasında giving ... ve fueling ... biçiminde paralel -ing öbekleri kullanılır. Bu yapıda to bir edattır; X bir -ing faaliyeti olduğunda Y için de -ing biçimi kullanmak doğaldır.

Alıştırma

Go from X to Y yapısını geçmiş zamanın bitmiş hâliyle tamamlayın: By 2018, Maya's project had ____ serving one neighborhood ____ supporting schools across the city.

Cevabı göster

gone from · to

Deyimler

fueling global trade and exploration: fuel fiilinin mecaz anlamı

fueling global trade and exploration ifadesinde fuel mecaz anlamlı bir fiildir. “Bir şeyin büyümesini, yayılmasını veya sürmesini sağlayan itici gücü vermek” anlamına gelir; “bir makineye gerçek yakıt koymak” anlamında değildir. global trade and exploration soyut nesnelerdir ve bu mecaz anlamı gösterir. Daha genel olarak fuel bir gelişmeyi nesne olarak aldığında, bir etkenin o gelişmeyi daha güçlü veya etkin hâle getirdiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede fuel, “harekete geçirmek veya şiddetlendirmek” anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The driver fueled the car before the trip.
  2. Fresh evidence fueled public interest in the case.
  3. The campsite stored enough fuel for the winter.
Cevabı göster

Fresh evidence fueled public interest in the case.

along with all their consequences.

4:47

elbette tüm sonuçlarıyla birlikte.

As time went on, Anlatım akışı

4:49

Zaman geçtikçe,

Anlatım akışı

As time went on: geçmişteki bir anlatıyı ilerletmek

As time went on, “zaman geçtikçe” anlamına gelen bir zaman geçiş ifadesidir. Bir cümlenin başında kullanıldığında anlatıyı önceki bir aşamadan ileri taşır ve okuyucuyu ya da dinleyiciyi daha sonra yavaş yavaş gerçekleşen bir gelişmeye hazırlar. Burada as bir zaman yan cümlesi başlatır ve “zamanın geçmesiyle” anlamına gelir. as tall as gibi bir yapıda kullanılan karşılaştırma anlamındaki as değildir.

Alıştırma

“Zaman geçtikçe” anlamına gelen, derste öğrendiğiniz dört kelimelik geçiş ifadesiyle geçmiş zaman anlatısını tamamlayın: ____, the new team learned to work well together.

Cevabı göster

As time went on

its role in human society would only get more complicated. Dilbilgisi

4:51

insan toplumundaki rolü daha da karmaşıklaşacaktı.

Dilbilgisi

would only get more complicated: geçmişten bakılan gelecek

Bu tarihsel anlatıda would + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir noktadan bakılan geleceği gösterir. Anlatıcı geçmişteki bir andan daha sonra yaşanan gelişmelere bakar: bu rol ileride daha karmaşık hâle gelecekti. Buradaki would, kibar bir rica ya da bir koşulun sonucu değildir. Only eğilimi güçlendirir. Would only get more complicated, sonraki gelişmenin daha basit olmaya değil, yalnızca daha karmaşık olmaya doğru ilerlediğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi geçmişten bakılan sonraki bir gelişmeyi gösteren biçimle tamamlayın: Historians knew that the conflict ____ get more complicated.

Cevabı göster

would

Tracing the history of our industry and agriculture Dilbilgisi

4:55

Sanayimizin ve tarımımızın tarihinin izini sürmek

gives us a fascinating look at what we value as a species Anlatım akışı

4:58

bize bir tür olarak neye değer verdiğimize

Dilbilgisi

Tracing ... gives us: özne olarak kullanılan isim-fiil öbeği

Tracing the history of our industry and agriculture, cümlenin tam öznesi olarak kullanılan bir isim-fiil öbeğidir. Bu tarihi izleme faaliyetini adlandırır; Tracing sözcüğünden önce bir be biçimi bulunmadığı için yapı şimdiki zamanda devam eden bir eylem değildir. Faaliyetin tamamı tek ve tekil bir fikir olarak ele alınır, bu yüzden ana fiil gives olur. Doing X gives us Y kalıbı önce bir faaliyet ya da yöntemi sunar, ardından bunun sağladığı anlayışı veya sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi give fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Comparing the two reports ____ us a clearer view of the problem.

Cevabı göster

gives

Anlatım akışı

what we value as a species: gömülü bir what yan tümcesi ve bütün insanlığı kapsayan bakış

what we value, the things that we value anlamına gelen ve daha büyük bir cümlenin içine yerleşen bir what yan tümcesidir. İsim gibi tek bir birim oluşturur ve look at yapısındaki at edatının tamamlayıcısıdır. Yan tümcenin içinde what + we + value bildirme sırası kullanılır; what + do we + value kullanılmaz. as a species, we sözcüğünün kapsamını tek bir ülke ya da kültür yerine bütün insanlık olarak belirler. Bu çerçeve, belirli bir konuyu insanlığın ortak öncelikleri hakkında daha geniş bir soruya dönüştürür.

Alıştırma

İnsanlığın ortak değerleriyle ilgili soruyu examines sözcüğünden sonra doğru biçimde gömen cümle hangisidir?

  1. The report examines that we value as a species.
  2. The report examines what do we value as a species.
  3. The report examines what we value as a species.
Cevabı göster

The report examines what we value as a species.

and how we've ended up where we are today. Öbek fiiller

5:02

ve bugün bulunduğumuz noktaya nasıl geldiğimize dair büyüleyici bir bakış sunuyor.

Öbek fiiller

ended up where we are today: bir süreçten sonra ulaşılan nihai durum

end up, bir sürecin ardından nihai bir sonuca ya da duruma ulaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Çoğu zaman izlenen yolun veya sonucun başlangıçta belli olmadığını düşündürür; ancak sonucun olumsuz olması gerekmez. where we are today mutlaka fiziksel bir yeri değil, ulaşılan son durumu belirtir. Burada günümüzdeki toplumsal durumumuz anlamındadır. end up ifadesini tek bir birim olarak ele alın; yaygın yapılar arasında end up + -ing, end up + sıfat veya edat öbeği ve end up + where yan tümcesi bulunur.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We missed the last bus and ____ walking home.

Cevabı göster

ended up

Check out these two lessons

5:05

Bu iki derse göz atın,

for a super specific and eye-opening look at why we're like this.

5:06

neden böyle olduğumuza dair süper spesifik ve ufuk açıcı bir bakış açısı için.