Uzaydan Gelen Sınırsız Kaynaklar – Asteroit Madenciliği: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.053 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Video, asteroit madenciliğinin Dünya’daki madenciliğin yerini alıp alamayacağını soruyor ve maliyet, teknoloji ile altyapıyı özetliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “take for granted” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tanıdık bir yararın fark edilmeyebileceğini anlamak ve ifadeyi gözden kaçan destek ya da fırsatlar için kullanmak. 2. “so expensive that” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: aşırı dereceyi sonucuna bağlamak ve değerli bir kaynağı çıkarmanın neden ekonomik olmayabileceğini açıklamak. 3. “All we need is an initial push.” — Söylem, anlatı ve retorik: açılışı yankılayan kapanışı tanımak; “push” hem ilk desteği hem de asteroide uygulanan fiziksel itmeyi anlatır.

Bu derste

Ah,

0:00

Ah,

casually watching a video on YouTube

0:01

YouTube'da öylesine bir video izlerken

on a computer more powerful than anything humanity could build

0:03

insanlığın birkaç on yıl önce yapabileceği

a few decades ago.

0:07

her şeyden çok daha güçlü bir bilgisayar kullanıyorsunuz.

This progress and all the wonderful machines you take for granted Deyimler

0:08

Bu ilerleme ve doğal karşıladığınız tüm o harika makineler,

are built on a few rare and precious materials with names like terbium,

0:11

terbiyum,

Deyimler

take for granted: bir şeyi hep var ve olağan saymak

Bu cümlede take the machines for granted, makineleri değerlerini veya yapıldıkları malzemelerin kaynağını düşünmeden normal ve her zaman erişilebilir şeyler olarak görmek demektir. Yaygın yapı take + something/someone + for granted şeklindedir. Burada machines, you take for granted ilgi cümleciğinden önce gelir ve take fiilinin anlamca nesnesidir.

Alıştırma

Cümleyi take ... for granted ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before the blackout, Leo had ____ reliable electricity ____.

Cevabı göster

taken · for granted

neodymium,

0:15

neodimyum,

or tantalum.

0:16

veya tantal gibi adlara sahip birkaç nadir ve değerli malzeme üzerine inşa edilmiştir.

Getting these rare materials from the ground

0:18

Bu nadir malzemeleri yeraltından çıkarıp

into your devices is ugly.

0:20

cihazlarınıza koymak çirkin bir süreçtir.

The mining industry is responsible for air and water pollution Kalıp ifadeler

0:22

Madencilik endüstrisi, hava ve su kirliliğinden

and the destruction of entire landscapes.

0:26

ve tüm manzaraların yok edilmesinden sorumludur.

Kalıp ifadeler

is responsible for: neden veya sorumluluk belirtmek

Burada is responsible for, madencilik sektörünü zararlı sonuçlarla ilişkilendirir: sektör kirliliğe ve yıkıma neden olur ya da katkıda bulunur ve bu nedenle bunların sorumluluğunu taşır. Yapı be responsible for + isim veya -ing biçimi şeklindedir. Bu kullanımda responsible, “güvenilir” anlamına gelmez; nedeni ya da sorumlu tutulabilecek tarafı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bakım ekibinin gecikmeye neden olduğunu söyler?

  1. The maintenance team was responsible for the delay.
  2. The maintenance team was in charge of the delay.
  3. The maintenance team was reliable during the delay.
Cevabı göster

The maintenance team was responsible for the delay.

Dangerous chemicals like cyanide,

0:28

Siyanür,

sulfuric acid,

0:30

sülfürik asit,

or chlorine are used to extract the resources, Dilbilgisi

0:31

veya klor gibi tehlikeli kimyasallar kaynakları çıkarmak için kullanılır,

Dilbilgisi

are used to extract: amaç bildiren edilgen yapı

are used to extract ifadesinde are used, use fiilinin edilgen biçimidir. Kimyasallar eyleme maruz kalır; insanlar onları kullanır. to extract mastarı, kimyasalların amacını, yani kaynakları malzemeden çıkarmayı belirtir. Bir şeyin ne amaçla kullanıldığını söylemek için be + used + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın. be biçimi özneye ve zamana göre değişir: is used to, are used to, was used to.

Alıştırma

Cümleyi be used to yapısının geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: This machine ____ cut metal into thin sheets.

Cevabı göster

is used to

harming biodiversity, Dilbilgisi

0:34

biyoçeşitliliğe,

workers,

0:36

işçilere,

and locals.

0:36

ve bölge halkına zarar verir.

Dilbilgisi

harming ...: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki -ing yan cümlesi harming biodiversity, workers, and locals, önceki olayın sonucunu ekler. Zarara, tehlikeli kimyasalların kullanıldığı durumun tamamının yol açtığı anlaşılır; dolayısıyla cümle bu uygulamanın zararlı sonuçları olduğunu belirtir. Harming çekimsiz bir fiil biçimidir; are used ile aynı düzeyde başka bir ana fiil değildir. Bu yapı, ana olayı ve sonucunu tek cümlede sıkıştırmayı sağlar: ana cümlenin ardından sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi gelir.

Alıştırma

Önceki olayın tamamının sonucunu sunmak için -ing yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The road was blocked, and causing long delays.
  2. The road was blocked, causing long delays.
  3. The road was blocked, cause long delays.
Cevabı göster

The road was blocked, causing long delays.

And rare resources are also political tools

0:37

Ve nadir kaynaklar aynı zamanda, ülkeler istediklerini elde etmek için

when countries restrict access to them to get their way. Deyimler

0:40

bunlara erişimi kısıtladığında politik araçlardır.

Deyimler

get their way: istediklerini yaptırmak

Get their way, bir durumun onların istediği gibi sonuçlanmasını sağlamak demektir ve çoğu zaman ısrar etmeyi, baskı uygulamayı veya güç kullanmayı ima eder. Burada ülkeler, başkalarının taleplerini kabul etmesini sağlamak için kaynaklara erişimi kısıtlıyor. İyelik sözcüğü kişiye veya gruba göre değişir: get my way, get your way, get our way ya da get their way. Buradaki way bir yol veya güzergâh değil, birinin istediği sonuçtur.

Alıştırma

“Sonucu onların istediğine uydurmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Some groups threaten to leave the talks unless they ____.

Cevabı göster

get their way

But what if we could replace the mining industry on Earth Dilbilgisi

0:43

Peki ya Dünya'daki madencilik endüstrisini

with a clean process that can't harm anyone?

0:46

kimseye zarar vermeyecek temiz bir süreçle değiştirebilseydik?

Dilbilgisi

What if we could ...?: varsayımsal bir olasılığı ortaya atmak

What if we could + fiilin yalın hâli, hayal edilen bir olasılığı ortaya atar ve dinleyiciyi neler olabileceğini ya da nelerin mümkün hâle gelebileceğini düşünmeye çağırır. Bu cümlede bir öneri sunar: Dünya'daki madenciliğin yerine temiz bir süreç koyduğumuzu hayal etmek. Burada could, düşüncenin varsayımsal veya belirsiz olduğunu gösterir; birinin geçmişte sahip olduğu bir yeteneği anlatmaz. Could sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: could replace doğrudur; could replaced ve could to replace doğru değildir.

Alıştırma

Hayal edilen bir olasılığı ortaya atan üç sözcüklük kalıpla soruyu tamamlayın: ____ design a battery that lasts for weeks?

Cevabı göster

What if we could

Well,

0:50

Şey,

we can.

0:50

yapabiliriz.

All we need to do is look up. Dilbilgisi

0:51

Tek yapmamız gereken yukarı bakmak.

Dilbilgisi

All we need to do is + fiilin yalın hâli

All + özne + need to do + is + fiilin yalın hâli yapısı, tek bir eylemi odak noktası yapar. Bu cümlede look up, gerekli olan tek temel adım olarak sunulur. Buradaki All, bütün insanlar veya bütün şeyler anlamına gelmez; gereken tek şey anlamındadır. İlk bölüm do ile bittiğinde is sonrasında genellikle look, press veya wait gibi fiilin yalın hâli doğrudan kullanılır.

Alıştırma

Tek bir eylemin yeterli olduğunu göstermek için cümleyi All + need to do + is ile tamamlayın: To open the map, ____ tap this icon.

Cevabı göster

all you need to do is

Asteroids are millions of trillions of tons of rocks,

1:02

Asteroitler milyonlarca trilyon tonluk kaya,

metals,

1:06

metal

and ice,

1:06

ve buz kütleleridir,

leftovers from the cloud that became the planets 4.5 billion years ago.

1:07

4,5 milyar yıl önce gezegenlere dönüşen bulutun kalıntılarıdır.

They can be as small as a meter Dilbilgisi

1:11

Bir metre kadar küçük olabilecekleri gibi

or protoplanets the size of entire countries.

1:13

tüm ülkeler büyüklüğünde öngezegenler de olabilirler.

Dilbilgisi

as small as + boyut referansı

as + sıfat + as + referans yapısı, bir dereceyi belirli bir ölçütle karşılaştırır. Burada as small as a meter, bu nesnelerden bazılarının yalnızca bir metre boyuta kadar küçülebileceği anlamına gelir. İki belirli nesnenin tam olarak eşit olduğunu söylemez. can be ve bir ölçümle birlikte kullanıldığında boyut aralığındaki olası alt sınırı, yani boyutun bu ölçüte kadar inebileceğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi small kullanarak as ... as yapısıyla tamamlayın: This camera can be ____ a matchbox.

Cevabı göster

as small as

Most of them are concentrated in the asteroid belt and the Kuiper belt,

1:16

Büyük bir kısmı Asteroit kuşağı ve Kuiper kuşağında yoğunlaşırken,

while hundreds of thousands more do their own thing between the planets. Deyimler

1:20

yüz binlercesi de gezegenler arasında kendi yolunda ilerlemektedir.

Deyimler

do their own thing: bağımsız hareket etmek

Bu cümlede do their own thing, “ana düzeni izlemek yerine kendi ayrı yollarında hareket etmek” anlamına gelir. Bu, gündelik bir deyimdir; thing burada belirli bir nesneyi veya görevi belirtmez. Yazar asteroitleri insan gibi anlatır. Asteroitler gerçekten seçim yapmıyor; bu rahat ifade yalnızca birçoğunun iki ana kümelenmenin dışındaki yolları izlediğini söyler. Daha genel olarak do one's own thing, bağımsız davranmayı veya kişinin kendi tercihlerini izlemeyi anlatır.

Alıştırma

Maya'nın kendi etkinliğini seçtiğini belirten gündelik deyimi tamamlayın: Everyone joined the group game, but Maya decided to ____.

Cevabı göster

do her own thing

As space travel is becoming more feasible, Anlatım akışı

1:24

Uzay yolculuğu daha olası hale geldikçe,

scientists and economists have begun looking at the resources found in these asteroids.

1:26

bilim insanları ve ekonomistler bu asteroitlerde bulunan kaynakları incelemeye başladılar.

Anlatım akışı

As space travel is becoming more feasible: değişen arka plan ve neden

Baştaki As yan cümlesi, ana mesajdan önce değişmekte olan bir durumu ortaya koyar. Uzay yolculuğu giderek daha uygulanabilir hâle geliyor ve bu gelişme, bilim insanları ile ekonomistlerin asteroit kaynaklarını neden incelemeye başladığını açıklamaya yardımcı oluyor. Burada As, ilişkili iki bağlantıyı birleştirir: “bu değişim olurken” ve “bu değişim olduğu için”. Bilgiyi önce değişen bir arka planı, ardından bundan doğan ilgiyi verecek şekilde düzenler; “aynı şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

“As battery technology becomes cheaper, the city is expanding its electric bus fleet,” cümlesinde baştaki As yan cümlesi en doğal olarak nasıl bir ilişki kurar?

  1. Pil teknolojisini otobüs filosuyla karşılaştırır.
  2. Değişen bir arka plan sunar ve bu arka plan genişlemeyi açıklamaya da yardımcı olur.
  3. Genişlemenin pil teknolojisi değişmeden önce gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Değişen bir arka plan sunar ve bu arka plan genişlemeyi açıklamaya da yardımcı olur.

Even relatively small metallic asteroids

1:31

Nispeten küçük metalik asteroitler bile

may contain trillions worth of industrial and precious metals like platinum.

1:34

platin gibi trilyonlarca değerinde endüstriyel ve değerli metaller içerebilir.

And bigger asteroids like 16 Psyche

1:38

Ve 16 Psyche gibi daha büyük asteroitler

could contain enough iron-nickel to cover the world's metal needs Dilbilgisi

1:41

dünyanın metal ihtiyacını milyonlarca yıl karşılamaya yetecek kadar

for millions of years.

1:44

demir-nikel içerebilir.

Dilbilgisi

ihtiyacı karşılayacak kadar demir-nikel

enough + isim + to-infinitive yapısı bir miktarı, o miktarın mümkün kıldığı sonuca bağlar. Burada enough iron-nickel, yeterli miktarda demir-nikel anlamına gelir; to cover ise sonucu, yani dünyanın metal ihtiyaçlarını karşılamayı gösterir. Bu cümlede cover the world's metal needs, gerekli metali karşılamak veya sağlamak demektir. Bir şeyin üstünü fiziksel olarak kaplamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Verilen power ismiyle enough kullanarak cümleyi tamamlayın: The backup batteries have ____ to keep the clinic running overnight.

Cevabı göster

enough power

At current market prices, Kalıp ifadeler

1:46

Mevcut piyasa fiyatlarına göre,

the rare raw materials alone would be worth quadrillions of dollars.

1:48

yalnızca nadir hammaddelerin değeri katrilyonlarca dolar ederdi.

Kalıp ifadeler

mevcut piyasa fiyatlarıyla, değerleme temeli olarak

At current market prices, cümlenin başında yer alan ve ardından gelen değerleme için fiyat temelini belirleyen bir edat öbeğidir. Buradaki at, geçerli güncel fiyatları kullanarak anlamına gelir; bir yer bildirmez. Bu ifade iddiayı bir koşula bağlar: hammaddeler mevcut fiyat koşullarında o değere sahip olurdu. Fiyatlar değişirse tahmini değer de değişebilir.

Alıştırma

Bir değerlemenin fiyat temelini doğru şekilde belirleyen başlangıç ifadesi hangisidir?

  1. At current market prices,
  2. On current market prices,
  3. At current market places,
Cevabı göster

At current market prices,

Well,

1:52

Yani,

not really, Ton ve niyet

1:52

tam olarak değil,

but technically.

1:53

ama teknik olarak öyle.

Ton ve niyet

not really, but technically: aslında pek değil, ama teknik olarak

not really önceki sonucu günlük ve pratik açıdan geri çevirir. but technically ise katı bir tanıma veya kesin bir hesaplamaya göre sonucun yine de doğru sayılabileceğini belirten dar bir açıklama ekler. Bu iki ifade birlikte, konuşanın biçimsel doğruluğu kabul ettiğini ama sonucun gerçekliği iyi anlatmadığını ya da pratikte yararlı olmadığını gösterir.

Alıştırma

Konuşan not really, but technically derken ne demek istiyor?

  1. Pratikte doğru değildir, ama katı bir tanıma göre doğrudur.
  2. Günlük gerçeklikte doğrudur, ama katı bir tanıma göre doğru değildir.
  3. Bu sadece yaklaşık bir tahmindir ve bu yüzden doğru olamaz.
Cevabı göster

Pratikte doğru değildir, ama katı bir tanıma göre doğrudur.

For example,

1:55

Örneğin,

there are more than 20 million tons of gold in the oceans' water,

1:55

okyanusların suyunda 20 milyon tondan fazla altın bulunuyor,

worth roughly 750 trillion US dollars.

1:59

ki bunun değeri kabaca 750 trilyon ABD dolarıdır.

But filtering out the gold would be so expensive Notlar

2:02

Ancak altını filtreleyip çıkarmak o kadar pahalıya mal olur ki

that you'd lose money selling it.

2:05

onu satarken para kaybedersiniz.

Öbek fiiller

filtering out: seçilen maddeleri veya öğeleri ayırmak

Filtering out, daha büyük bir karışım veya kümeden seçilen madde ya da öğeleri bir filtreleme süreciyle ayırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede deniz suyundan ayrılan madde altındır. out sonucu vurgular: seçilen madde büyük bütünden ayrılıp ayrı bir hâle gelir. Aynı ifade, daha büyük bir gruptan istenmeyen mesajları, seçenekleri veya gürültüyü kaldırmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Daha büyük bir karışım veya gruptan seçilen öğeleri kaldırmak anlamına gelen ifade hangisidir?

  1. filter through
  2. pass through
  3. filter out
Cevabı göster

filter out

Dilbilgisi

so expensive that: dereceyi sonuca bağlamak

so + adjective + that + clause kalıbı, güçlü bir dereceyi onun doğurduğu sonuca bağlar. Bu cümlede süzme maliyeti, altını satmayı kârsız hâle getirecek kadar yüksek olurdu. that yan cümlesi amacı değil, sonucu bildirir. would ve you'd biçimleri, bunun varsayımsal bir planda öngörülen sonuç olduğunu gösterir. Aynı kalıp, bir derecenin yol açtığı sonucu anlatabilir: so noisy that no one could sleep.

Alıştırma

Cümleyi so ... that sonuç kalıbını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: The box was ____ heavy ____ I couldn't lift it.

Cevabı göster

so · that

Right now,

2:07

Şu anda,

asteroid mining has exactly this problem.

2:08

asteroit madenciliği tam da bu sorunu yaşıyor.

It's too expensive to replace mining on Earth. Dilbilgisi

2:10

Dünyadaki madenciliğin yerini alması çok maliyetli.

Dilbilgisi

too expensive to replace: eylemi engelleyen aşırı derece

Too + adjective + to + verb, derecenin eylem için uygulanabilir veya kabul edilebilir sınırı aştığını belirtir. Burada maliyet, Dünya'daki madenciliğin yerini almayı ekonomik açıdan uygulanamaz hâle getirir; bunun fiziksel olarak ya da sonsuza kadar imkânsız olduğu söylenmez. too yalnızca very sözcüğünün daha güçlü bir biçimi değildir. to replace mining on Earth mastar öbeği, mevcut durumda aşırı maliyetin engellediği veya devre dışı bıraktığı eylemi belirtir.

Alıştırma

Masanın genişliğinin eylemi engellediğini gösteren iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The desk is ____ wide ____ fit through the door.

Cevabı göster

too · to

Billions of dollars worth of valuable resources in space Anlatım akışı

2:13

Uzaydaki milyarlarca dolar değerindeki değerli kaynaklar,

are worthless if it costs trillions to get them.

2:16

onları elde etmenin maliyeti trilyonlarca doları buluyorsa hiçbir işe yaramaz.

Anlatım akışı

valuable ... worthless: değer ile erişim maliyetinin karşıtlığı

Cümle, savı bir tersine dönüş etrafında düzenlemek için valuable ile worthless sözcüklerini karşı karşıya getirir. Kaynaklar teoride çok büyük bir piyasa değerine sahip olabilir, ancak onlara ulaşmanın maliyeti daha da yüksekse bu değer gerçekleştirilemez. if yan cümlesi, görünürdeki faydayı ortadan kaldıran koşulu belirtir: Kaynakları geri getirmek trilyonlara mal oluyorsa milyarlar değerindeki kaynaklar ekonomik olarak kullanışlı değildir. Bu karşıtlık, potansiyel değer ile ticari uygulanabilirliğin aynı şey olmadığını kısa ve açık biçimde gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede valuable ile worthless arasındaki karşıtlık neyi gösteriyor?

  1. Kaynaklar nadir oldukları için trilyonlara mal oluyor.
  2. Kaynaklar hiçbir yararlı madde içermiyor.
  3. Kaynaklar değerli olabilir, ancak onları elde etmek ekonomik açıdan anlamlı olmayacak kadar pahalıdır.
Cevabı göster

Kaynaklar değerli olabilir, ancak onları elde etmek ekonomik açıdan anlamlı olmayacak kadar pahalıdır.

What makes it so hard?

2:19

Bunu bu kadar zorlaştıran şey ne?

The principles behind mining an asteroid are simple.

2:21

Bir asteroitte madencilik yapmanın arkasındaki ilkeler basittir.

The basic idea is to choose an asteroid,

2:24

Temel fikir bir asteroit seçmek,

move it to a place where it's easy to process

2:26

onu işlemesi kolay bir yere taşımak

and then take it apart to turn into useful products. Öbek fiiller

2:28

ve sonra parçalarına ayırıp yararlı ürünlere dönüştürmektir.

Öbek fiiller

take it apart: anlamı ve zamirin yeri

take something apart öbek fiili, bütün hâlindeki bir nesneyi veya yapıyı parçalara ayırmak anlamına gelir. Burada, asteroitin malzemesini işleyip yararlı ürünlere dönüştürmek için asteroiti sökmeyi anlatır; onu başka yere götürmek veya yalnızca incelemek anlamına gelmez. Take apart ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim apart sözcüğünden sonra ya da take ile apart arasına gelebilir; ancak zamir mutlaka ortada olmalıdır: take it apart doğrudur, take apart it değildir.

Alıştırma

Cümleyi take apart ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğru yere koyun: To clean the keyboard, Leo ____ carefully and put every key in a tray.

Cevabı göster

took it apart

Unfortunately,

2:32

Maalesef,

all of this collides with fundamental problems

2:33

tüm bunlar, insanların henüz çözemediği

humans have yet to solve. Dilbilgisi

2:35

temel sorunlarla çakışıyor.

Dilbilgisi

have yet to solve: hâlâ tamamlanmamış olmak

Have yet to solve, bir şeyin “şu ana kadar çözülmemiş olduğu” anlamına gelir. Yet, görevin hâlâ tamamlanmadığını gösterir ve ileride çözülme ihtimalini açık bırakır. humans have yet to solve içinde have yet to solve, fundamental problems ifadesini niteleyen ilgi cümleciğinin fiil grubudur. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür: problems [that] humans have yet to solve. Kalıp have/has yet to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi have yet to ve solve fiiliyle tamamlayın: Scientists ____ the problem.

Cevabı göster

have yet to solve

Going to space is expensive.

2:37

Uzaya gitmek pahalıdır.

It costs thousands of dollars in rocket fuel for each kilogram

2:39

Sadece alçak Dünya yörüngesine ulaşmak için bile

just to reach a low Earth orbit.

2:42

kilogram başına binlerce dolarlık roket yakıtı harcanıyor.

Going further out into deep space costs thousands more.

2:45

Derin uzaya doğru daha da uzağa gitmek binlerce dolara daha mâl olur.

We need cheaper space travel to make asteroid mining profitable.

2:49

Asteroit madenciliğini kârlı hale getirmek için daha ucuz uzay yolculuğuna ihtiyacımız var.

One solution is to switch from classical rockets to electric spaceships. Kalıp ifadeler

2:53

Bir çözüm, klasik roketlerden elektrikli uzay gemilerine geçmektir.

Kalıp ifadeler

switch from A to B: seçenek değiştirmek

Switch from A to B, bir seçeneği veya sistemi bırakıp başka birini kullanmaya başlamak anlamına gelir. From başlangıçtaki seçeneği, to ise onun yerine gelen seçeneği gösterir. Bu cümlede classical rockets A, electric spaceships ise B’dir. Kalıbın iki tarafı, isim grubu ile isim grubu gibi, biçim bakımından paralel olmalıdır.

Alıştırma

Tam switch from A to B kalıbını kullanın: The clinic decided to ____ paper forms ____ digital records.

Cevabı göster

switch from · to

We already use electrical rocket engines

2:58

Zaten bilimsel görevlerdeki birçok uzay sondasında

for many of the space probes on science missions.

3:00

elektrikli roket motorları kullanıyoruz.

In principle,

3:02

Prensip olarak,

we only need to build bigger ones.

3:03

sadece daha büyüklerini inşa etmemiz gerekiyor.

While electrical engines are not powerful enough to fly to space, Dilbilgisi

3:05

Elektrik motorları uzaya uçacak kadar güçlü olmasa da,

they require only a tiny amount of fuel to go very far once they're in space.

3:09

bir kez uzaya çıktıklarında çok uzaklara gitmek için yalnızca çok küçük bir miktar yakıta ihtiyaç duyarlar.

Dilbilgisi

not powerful enough to fly to space: not + sıfat + enough + to yapısı

not + sıfat + enough + to + fiil yapısında enough, sıfattan sonra gelir. Burada not powerful enough to fly to space, motorların bu eylem için gereken güç düzeyine ulaşmadığı anlamına gelir. Bu yapı gerekli bir düzeyi anlatır: bir şeyin belli bir gücü veya yeteneği olabilir, ancak belirli bir sonuç için bu yeterli olmayabilir. Her durumda işe yaramaz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Pilin motoru çalıştıramadığını göstermek için not + sıfat + enough + to yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This battery is not powerful enough to run the motor.
  2. This battery is not enough powerful to run the motor.
  3. This battery is enough not powerful to run the motor.
Cevabı göster

This battery is not powerful enough to run the motor.

This means we don't need to spend a lot of money on fuel Kalıp ifadeler

3:14

Bu, sadece yakıtı uzaya taşımak için

only to transport fuel into space.

3:17

yakıta çok para harcamamıza gerek olmadığı anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

spend a lot of money on fuel: spend ... on yapısı

spend money on + isim yapısında spend, parayı belirli bir şey veya amaç için kullanmak anlamına gelir; on ise paranın harcandığı şeyi gösterir. Burada spend a lot of money on fuel, yakıtı elde etmek veya sağlamak için büyük miktarda para kullanmak demektir. Parayı harcayan kişi, şirket veya devlet olduğunda da aynı yapı kullanılır: spend + para miktarı + on + bir şey. Satın alınan nesneden veya bütçe kaleminden önce on kullanın.

Alıştırma

Cümleyi spend money ifadesinden sonra kullanılan edatla tamamlayın: "The school spent most of its budget ____ new computers."

Cevabı göster

on

This doesn't solve the whole cost problem,

3:20

Bu, tüm maliyet sorununu çözmez,

but it makes it easier to start our first mission. Dilbilgisi

3:22

ancak ilk görevimize başlamamızı kolaylaştırır.

Dilbilgisi

makes it easier to + fiil: bir eylemi kolaylaştırmak

Bu cümlede makes it easier to, daha önce söz edilen çözümün ilk göreve başlamayı daha az zor hâle getirdiğini belirtir. Çözüm bütün maliyet sorunlarını gidermez; engelin yalnızca bir kısmını ortadan kaldırır. Yapı make + it + sıfat + to + fiil şeklindedir. Buradaki it, daha sonra gelen start our first mission eylemine işaret eden geçici bir nesnedir; bir uzay gemisini veya maliyet sorununu göstermez. Bu yapı, bir şeyin bir eylemin zorluğunu, güvenliğini veya yapılabilirliğini nasıl değiştirdiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘eylemin zorluğunu azaltır’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A clear map ____ find the campsite.

Cevabı göster

makes it easier to

Now that we have an electric asteroid mining spaceship, Dilbilgisi

3:25

Artık elektrikli bir asteroit madenciliği uzay gemimiz olduğuna göre,

we need to find the right asteroid and get it there.

3:28

doğru asteroiti bulup onu oraya ulaştırmamız gerekiyor.

Dilbilgisi

Now that + kesinleşmiş bir durum

Now that, zaten doğru olan veya kısa süre önce gerçekleşen bir durumu tanıtır: artık elektrikli bir asteroit madenciliği uzay gemileri vardır. Ana cümle daha sonra gerekli olan bir sonraki adımı verir: doğru asteroidi bulmak ve uzay gemisini oraya götürmek. Now that + durum, ana cümle yapısı, tamamlanmış bir değişiklikten onun sonucuna veya sonraki eyleme geçmek için kullanışlıdır. now ve that sözcüklerinin ayrı anlamlarıyla değil, bütün olarak ‘bu artık doğru olduğuna göre’ anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle güvenlik kontrolünün zaten tamamlandığını ve kapıları açmanın bir sonraki adım olduğunu en iyi şekilde gösterir?

  1. Although everyone has finished the safety check, we can open the doors.
  2. If everyone has finished the safety check, we can open the doors.
  3. Now that everyone has finished the safety check, we can open the doors.
Cevabı göster

Now that everyone has finished the safety check, we can open the doors.

We've already successfully visited asteroids with space probes

3:31

Zaten uzay sondalarıyla asteroitleri başarıyla ziyaret ettik

and even collected samples.

3:34

ve hatta örnekler bile topladık.

Still,

3:36

Yine de,

to make it easier and cheaper,

3:36

daha kolay ve daha ucuz hale getirmek için,

our first targets will probably be near-Earth asteroids,

3:38

ilk hedeflerimiz muhtemelen Dünya'ya yakın asteroitler olacak,

asteroids that orbit,

3:41

yörüngede dönen asteroitler,

well,

3:43

yani,

near-Earth.

3:43

Dünya'nın yakınında.

After a few months of travel,

3:45

Birkaç aylık yolculuğun ardından,

our spaceship finally arrives at our asteroid.

3:46

uzay gemimiz sonunda asteroitimize varıyor.

Weirdly formed, Dilbilgisi

3:49

Garip şekilli,

littered with small impact craters,

3:50

küçük çarpma kraterleriyle dolu,

it hasn't changed much for billions of years.

3:52

milyarlarca yıldır pek değişmemiş bir halde.

Dilbilgisi

Weirdly formed, littered with small impact craters: başa alınmış ortaç yapıları

Virgüllerle ayrılan iki bölüm, ana cümleden önce yer alan geçmiş zaman ortacı yapılarıdır. İkisinin de örtük öznesi daha sonra gelen it zamiridir: it is weirdly formed ve it is littered with small impact craters. Bu yapılar, ana yargı olan it hasn't changed much ifadesinden önce kısa arka plan betimlemeleri verir. Burada formed ve littered asteroidin ortaya çıkan durumunu anlatır; cümlenin geçmiş zamanlı ana fiilleri değildir.

Alıştırma

Bu cümlede başlangıçtaki bölümler neyi betimliyor?

  1. it zamirinin gönderme yaptığı asteroid
  2. Milyarlarca yıl
  3. Küçük çarpma kraterleri
Cevabı göster

it zamirinin gönderme yaptığı asteroid

The first thing that needs to be done Dilbilgisi

3:55

Yapılması gereken ilk şey

is to secure the asteroid and stop it from spinning.

3:57

asteroiti güvenceye almak ve dönmesini durdurmaktır.

Dilbilgisi

The first thing that needs to be done is to ...: ilk önceliği belirtme

The first thing that needs to be done is to ... kalıbı, bir eylemi süreçteki ilk öncelik olarak belirtir. that needs to be done ilgi cümleciği thing sözcüğünü niteler ve bunun yapılması gereken bir görev olduğunu açıklar. is sözcüğünden sonra eylem, to + fiilin yalın hâliyle ifade edilir. Örnekte tek bir to iki eş görevli eylemi başlatır: secure the asteroid ve stop it from spinning. Hem secure hem de stop yalın fiil biçiminde kalır.

Alıştırma

İlk önceliği belirten dersteki tam kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ check that everyone is safe.

Cevabı göster

The first thing that needs to be done is to

There are multiple ways to do this,

4:00

Bunu yapmanın birden fazla yolu var,

like vaporizing material with a laser

4:01

bir lazerle maddeyi buharlaştırmak

or stopping the rotation with thrusters.

4:03

veya iticilerle dönüşü durdurmak gibi.

Once we have a stable asteroid,

4:06

Sabit bir asteroite sahip olduğumuzda,

we need to wait.

4:07

beklememiz gerekiyor.

Orbital mechanics are complicated,

4:09

Yörünge mekaniği karmaşıktır,

but if you push something in the right direction at exactly the right moment, Dilbilgisi

4:11

ama eğer bir şeyi tam olarak doğru anda doğru yöne doğru iterseniz,

you can move very big things with very little force.

4:14

çok küçük bir kuvvetle çok büyük şeyleri hareket ettirebilirsiniz.

Dilbilgisi

If you push ..., you can move ...: gerçek bir koşul

If yan cümlesi, gerçekten yerine getirilebilecek bir koşulu belirtir: bir şeyi tam doğru anda doğru yönde itmek. Bu, gerçek dışı veya olguların tersine bir durum değildir. Kalıp if + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli şeklindedir. Uygulanabilir bir koşulu mümkün bir beceriye veya sonuca bağladığı için bilimsel ilkeleri ve kullanım talimatlarını açıklamada işe yarar.

Alıştırma

Hangi cümle if + geniş zaman ve can + fiilin yalın hâli ile gerçek ve mümkün bir koşul anlatır?

  1. If you will press the button at the right time, you can restart the machine.
  2. If you press the button at the right time, you can restart the machine.
  3. If you pressed the button at the right time, you could restart the machine.
Cevabı göster

If you press the button at the right time, you can restart the machine.

So,

4:18

Bu yüzden,

we wait for exactly the right moment.

4:18

tam olarak doğru anı bekliyoruz.

Our ship fires its thrusters

4:21

Gemimiz iticilerini ateşliyor

and nudges the asteroid into a trajectory that takes it near our moon. Kalıp ifadeler

4:23

ve asteroiti ayımızın yakınına götüren bir yörüngeye hafifçe itiyor.

Kalıp ifadeler

Nudges the asteroid into a trajectory: küçük kuvvetle yolu değiştirmek

Burada nudge, bir şeyi küçük ve kontrollü bir kuvvetle hareket ettirmek veya yönünü değiştirmek anlamına gelir. İticiler asteroide şiddetle çarpmaz; küçük bir düzeltme yapar. nudge + nesne + into + sonuç veya yol kalıbı neden ve sonuç gösterir: küçük itme nedeniyle asteroid yeni bir yörüngeye girer. Into, nesnenin girmesinin sağlandığı yeni yola odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi nudge ... into kalıbı ve doğru fiil biçimiyle tamamlayın: The small engine ____ the probe ____ a new trajectory.

Cevabı göster

nudges · into

The moon is useful

4:28

Ay işe yarar bir konumdadır

because we can borrow its gravitational pull to put the asteroid in a stable orbit around Earth, Kelime

4:29

çünkü asteroiti Dünya çevresinde sabit bir yörüngeye oturtmak için onun yerçekimini ödünç alabiliriz,

which saves even more fuel.

4:34

bu da çok daha fazla yakıt tasarrufu sağlar.

Kelime

Borrow its gravitational pull: bir kuvveti alıp götürmeden kullanmak

borrow its gravitational pull ifadesinde borrow mecaz anlamda kullanılır. Ay'ın çekim gücünden yararlanarak asteroidin yolunu değiştirmeye yardımcı olmak demektir. Gemi bu çekim gücünü almaz, tüketmez veya ona sahip olmaz. Bu genişletilmiş kullanım borrow energy veya borrow momentum örneklerinde olduğu gibi kuvvetler ve kaynaklarla sık görülür. Bir sistemin zaten var olan bir şeyden geçici bir avantaj elde etmesini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede borrow ne anlama gelir? 'The spacecraft can borrow a planet's gravity to change speed.'

  1. Gezegenin çekim gücünü alıp ona sahip olmak
  2. Gezegenin çekim gücünü geçici bir yardım olarak kullanmak
  3. Gezegene ek çekim gücü verip geri istemek
Cevabı göster

Gezegenin çekim gücünü geçici bir yardım olarak kullanmak

Again,

4:36

Yine,

the trip takes months.

4:37

yolculuk aylar sürer.

But all the time since our ship was launched Dilbilgisi

4:38

Fakat gemimiz fırlatıldığından beri geçen onca zaman

has not been wasted.

4:40

boşa gitmedi.

Dilbilgisi

All the time since ... has not been wasted: edilgen present perfect ile bir zaman aralığı

Özne all the time since our ship was launched ifadesidir. Since yan cümlesi başlangıç olayını belirtir; dolayısıyla bu isim grubu, fırlatmadan şu ana kadar geçen dönemin tamamı anlamına gelir. Burada since neden değil, zaman ifade eder. Ana fiil has not been wasted, edilgen present perfect yapısındadır: has + not + been + geçmiş zaman ortacı. Bu döneme geriye dönük bakar ve zamanın kaybolmak yerine bir amaç için kullanıldığını söyler. Temel isim time sayılamayan ve tekil bir isim olduğu için tekil has kullanılır.

Alıştırma

Dönemin iyi değerlendirildiğini söylemek için cümleyi tamamlayın. Waste fiilinin olumsuz edilgen present perfect biçimini kullanın: All the time since the project began ____.

Cevabı göster

has not been wasted

The first space mining and processing equipment has been installed in orbit

4:42

İlk uzay madenciliği ve işleme ekipmanı yörüngeye kuruldu

and is now carefully moving towards the asteroid.

4:46

ve şimdi dikkatlice asteroite doğru ilerliyor.

The processor works very differently than on Earth.

4:49

İşlemci Dünya'dakinden çok farklı çalışır.

Giant mirrors focus sunlight

4:52

Dev aynalar güneş ışığını odaklar

and heat up asteroid rock to boil out the gases. Öbek fiiller

4:54

ve gazları kaynatıp dışarı atmak için asteroit kayasını ısıtır.

Öbek fiiller

boil out: hapsolmuş gazları ısıtarak çıkarmak

Bu cümlede boil out, “bir malzemenin içindeki bir şeyi ısıtarak serbest bırakmak ve çıkarmak” anlamına gelir. Gazlar asteroit kayasının içinde hapsolmuştur; ısı onların kayadan çıkmasını sağlar. Out yönü ve sonucu belirtir: gazlar katının içinden dışarı çıkar. Bu ifade, gazları bir tencereye koyup kaynatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “ısıtarak içinden çıkarmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The lab will heat the sample to ____ the trapped solvent.

Cevabı göster

boil out

Grinders break up the dried rocks into gravel and dust, Öbek fiiller

4:57

Öğütücüler kurumuş kayaları çakıl ve toza ayırır,

Öbek fiiller

break up: kayaları daha küçük parçalara ayırmak

Burada break up, “katı bir nesneyi veya kütleyi daha küçük parçalara ayırmak” anlamına gelir. Öğütücüler kurutulmuş kayalara etki eder ve into gravel and dust sonucu belirtir. Break up ifadesinin başka anlamları da vardır; ancak rocks nesnesi ve sonucu gösteren into gravel and dust ifadesi burada fiziksel anlamı seçer.

Alıştırma

Break up ifadesinin parçalarını them zamirinin iki yanına yerleştirin: The machine will ____ them ____ into smaller pieces.

Cevabı göster

break · up

and centrifuges separate dense from light elements. Kalıp ifadeler

5:00

ve santrifüjler yoğun elementleri hafif elementlerden ayırır.

Kalıp ifadeler

İki grubu ayırmak için separate A from B

Bu cümlede separate A from B, iki şeyi veya grubu artık birlikte ele alınmayacak şekilde ayırt etmek ya da sınıflandırmak anlamına gelir. A dense elements, B ise light elements ifadesidir; from iki grup arasındaki sınırı gösterir. dense ve light sözcüklerinden sonra tekrarlanan elements ismi düşürülmüştür. Burada dense yüksek yoğunluklu, light ise düşük yoğunluklu demektir; ışık yayan anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp separate A from B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi separate A from B kalıbındaki edatla tamamlayın: The mesh separates large stones ____ fine sand.

Cevabı göster

from

Even if we only extract 0.01% of the asteroid's mass in precious metals, Dilbilgisi

5:03

Değerli metal olarak asteroitin kütlesinin sadece %0,01'ini çıkarsak bile,

this is still several times more

5:08

bu, yerdeki aynı miktarda cevherden elde edeceğinizden

than you'd get from the same amount of ore on the ground.

5:10

yine de kat kat fazladır.

Dilbilgisi

Avantajı korumak için Even if ... still several times more than

Even if, olası veya hayal edilen bir koşula dayalı ödünleme anlatır: çıkarma oranı yalnızca %0,01 olabilir. Konuşan kişi bu olumsuz olasılığı kabul eder, ancak bunun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Ana cümledeki still, sonucun bu koşula rağmen geçerli kaldığını gösterir. Several times more than, değerli metal verimini aynı kütledeki yer cevherinin verimiyle karşılaştırır ve ilk verimin hâlâ çok daha yüksek olduğunu belirtir. Bu yapı, olumsuz bir durumu kabul ederken sayısal avantajı korumayı sağlar: Even if X, Y is still ... more than Z.

Alıştırma

Cümleyi iki parçalı ödünleme yapısıyla tamamlayın. Önce belirsiz ve olumsuz bir koşul verin, ardından avantajın sürdüğünü gösterin: ____ the solar panel gets only two hours of sun, it can ____ produce several times more power than the older panel.

Cevabı göster

Even if · still

But what now? Anlatım akışı

5:13

Peki şimdi ne olacak?

How do we get our precious metals safely back to ground?

5:14

Değerli metallerimizi güvenli bir şekilde nasıl yere indireceğiz?

Anlatım akışı

But what now? ... How do we...? — sorularla sonraki adımı belirtmek

“But what now?” açıklamada bir geçişi belirtir: önceki aşama tamamlanmıştır ve konuşmacı sıradaki sorunu tanıtmak üzeredir. “How do we get ... safely back to ground?” bu sorunun ne olduğunu açıkça belirtir. İki soru birlikte dinleyicinin dikkatini metalleri çıkarmaktan onları güvenli biçimde taşımaya yöneltir. Bunlar retorik yön işaretleridir; konuşmacı seyirciden cevap beklemek yerine sonraki bölümde bu soruları kendisi yanıtlayacaktır.

Alıştırma

Bu bölümde iki sorunun temel işlevi nedir?

  1. Açıklamayı tamamlanan süreçten sıradaki soruna taşırlar.
  2. Konuşmacının açıklamaya devam etme planı olmadığını gösterirler.
  3. Seyirciden hangi metallerin değerli olduğunu seçmesini isterler.
Cevabı göster

Açıklamayı tamamlanan süreçten sıradaki soruna taşırlar.

There are a few ways,

5:18

Birkaç yol var,

like loading it into reusable rockets that return to Earth from space.

5:19

onları uzaydan Dünya'ya dönen yeniden kullanılabilir roketlere yüklemek gibi.

Or if our processor contains 3D printers,

5:23

Veya eğer işlemcimiz 3D yazıcılar içeriyorsa,

we can print a faster and cheaper delivery system.

5:25

daha hızlı ve daha ucuz bir teslimat sistemi basabiliriz.

heat-shielded capsules filled with gas bubbles. Dilbilgisi

5:29

gaz kabarcıklarıyla dolu ısı kalkanlı kapsüller gibi.

Dilbilgisi

capsules filled with gas bubbles: kısaltılmış bir past participle niteleyicisi

“capsules filled with gas bubbles” ifadesinde “filled with gas bubbles”, “capsules” sözcüğünden sonra gelir ve hangi kapsüllerin kastedildiğini açıklar. Bu, past participle kullanılan kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: “capsules that are filled with gas bubbles”. Buradaki “filled” ana fiil değildir. Kapsüller eyleme maruz kaldığı için bu niteleyici edilgen bir anlam taşır ve teknik yazıda açıklamayı daha kısa bir isim grubunda toplamayı sağlar.

Alıştırma

İlgi yan cümlesini kısaltılmış bir past participle niteleyicisiyle yeniden yazın: The shelf holds containers that are filled with water. → The shelf holds containers ____ water.

Cevabı göster

filled with

These can just be dropped into the oceans, Dilbilgisi

5:32

Bunlar kolayca okyanuslara bırakılabilir

where ships tow them away.

5:34

ve oradan gemiler onları çekip götürür.

Dilbilgisi

can just be dropped: can + be + past participle ve just

Can be dropped, can kiplik fiilini edilgen be + past participle yapısıyla birleştirir. Kapsüllerin bırakılmasının mümkün olduğunu söyler ve eylemi yapan kişi ya da makine yerine kapsüllere odaklanır. Burada just, “basitçe” veya “tek gereken budur” anlamına gelir. Bu yüzden can just be dropped eylemi kolay ve doğrudan gösterir; just burada “az önce” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi can just be ve submit fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: No printer is needed; the form ____ online.

Cevabı göster

can just be submitted

This could be the starting point of humanity's first real steps Deyimler

5:36

Bu, insanlığın güneş sistemini kolonileştirme yönündeki

towards colonizing the solar system.

5:40

ilk gerçek adımlarının başlangıç noktası olabilir.

Deyimler

first real steps towards + -ing: anlamlı ilk ilerleme

First real steps towards ... büyük bir hedefe yönelik ilk somut ilerlemeyi anlatan bir mecazdır. Burada proje, Güneş Sistemi’ni kolonileştirme yolunda anlamlı çalışmalar başlatabilir demektir; gerçek anlamda atılan adımları anlatmaz ve hedefin tamamlanmaya yakın olduğunu söylemez. Towards sonrasında bir isim ya da -ing biçimi kullanılır. towards colonizing the solar system ifadesinde colonizing, uzun vadeli hedefi adlandıran -ing biçimidir.

Alıştırma

Uzun vadeli bir hedefe yönelik somut ilk ilerlemeyi ifade eden söz öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The trial program marks our ____ reducing plastic waste.

Cevabı göster

first real steps towards

As our infrastructure and experience grows,

5:43

Altyapımız ve tecrübemiz arttıkça,

our missions get more and more sophisticated. Dilbilgisi

5:45

görevlerimiz giderek daha da sofistike hale gelir.

Dilbilgisi

more and more sophisticated: giderek daha gelişmiş ve karmaşık

More and more + sıfat, zaman geçtikçe veya bir süreç ilerledikçe bir özelliğin derecesinin sürekli arttığını gösterir. Burada more and more sophisticated, görevlerin giderek daha gelişmiş ve karmaşık hâle geldiği anlamına gelir. Bu yapı, yalnızca belirli bir andaki yüksek düzeye değil, devam eden değişime odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi more and more + sophisticated ile tamamlayın: As the navigation program improves, its routes become ____.

Cevabı göster

more and more sophisticated

Parts and fuel produced on asteroids

5:48

Asteroitlerde üretilen parçaların ve yakıtın

don't have to be launched from Earth at all. Dilbilgisi

5:50

Dünya'dan fırlatılmasına hiç gerek kalmaz.

Dilbilgisi

don't have to be launched ... at all: fırlatılması hiç gerekmiyor

Don't have to, bir eylemin gerekli olmadığını belirtir. Eylemin yasak olduğu anlamına gelmez. Don't have to be launched ifadesindeki edilgen be + launched yapısı, parçaların ve yakıtın eylemi yapan değil, fırlatılan şeyler olduğunu gösterir. At all olumsuzluğu güçlendirir ve gerekliliğin hiç olmadığını vurgular. İfadenin tamamı, bir adımın bütünüyle atlanabileceğini gösterir.

Alıştırma

Müzede dolap kullanmak isteğe bağlıdır. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. Visitors don't have to use a locker at all.
  2. Visitors mustn't use a locker at all.
  3. Visitors have to use a locker.
Cevabı göster

Visitors don't have to use a locker at all.

The first mining operation makes the second one easier, Dilbilgisi

5:52

İlk madencilik operasyonu ikincisini kolaylaştırır

and so on. Kalıp ifadeler

5:55

ve bu böyle devam eder.

Dilbilgisi

make + nesne + sıfat: makes the second one easier

makes the second one easier ifadesinde make, “make + nesne + sıfat” yapısıyla kullanılır. Nesne the second one ifadesidir; one, mining operation sözünün yerini alır. easier ise nesnenin ulaştığı durumu anlatan bir sıfattır. Bu ifade, ilk işlemin sonraki işlemi daha kolay hâle getirdiği anlamına gelir. Bu yapı bir aracın, deneyimin veya eylemin bir kişiyi ya da şeyi doğrudan nasıl değiştirdiğini göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın. make, night travel ve safer ifadelerini kullanın: Better streetlights ____.

Cevabı göster

make night travel safer

Kalıp ifadeler

and so on: öngörülebilir bir örüntünün devamı

and so on ifadesi, daha önce verilen örnek veya adımlardan sonra aynı açık örüntünün devam ettiğini dinleyiciye bildirir. Burada üçüncü, dördüncü ve sonraki madencilik işlemlerini tek tek söylemeden kapsar. Bu ifade tekrarı önler, ancak söylenmeyen devam kısmının kolayca tahmin edilebilmesi gerekir.

Alıştırma

and so on ifadesinin doğal kullanılıp kullanılmadığına karar verin: The Wi-Fi password is sun47, and so on.

  1. Doğal
  2. Doğal değil
Cevabı göster

Doğal değil

While the space industry grows Anlatım akışı

5:56

Uzay endüstrisi büyüdükçe

and precious materials become cheaper,

5:58

ve değerli malzemeler ucuzladıkça,

eventually we could stop mining on Earth.

6:00

sonunda Dünya'da madenciliği durdurabiliriz.

Anlatım akışı

While ... eventually ...: eğilimleri gelecekteki bir sonuca bağlamak

Baştaki while yan cümlesi, zaman içinde gelişen iki değişimi sunar: uzay endüstrisi büyür ve değerli malzemeler ucuzlar. Burada while güçlü bir karşıtlık kurmaz; daha çok “... oldukça” veya “bunlar olurken” anlamındadır. Ana cümledeki eventually ise uzun vadeli sonucu verir: bu değişimler bir süre devam ettikten sonra Dünya’da madencilik yapmayı bırakabiliriz. Could bunun olası bir gelecek sonucu olduğunu, eventually ise ancak bir süreçten sonra gerçekleşebileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümlenin düşünceyi nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki gerçeği karşılaştırır ve sonucun şimdiden kesin olduğunu söyler.
  2. Tam olarak aynı anda gerçekleşen üç olayı sıralar.
  3. Gelişmekte olan iki eğilim sunar, ardından olası bir uzun vadeli sonuç verir.
Cevabı göster

Gelişmekte olan iki eğilim sunar, ardından olası bir uzun vadeli sonuç verir.

Even the idea of toxic mining down here

6:03

Buradaki zehirli madencilik fikri bile

might become something weird and anachronistic, Kelime

6:06

oturma odanızda açık ateş yakmak gibi,

like having an open fire in your living room. Anlatım akışı

6:09

tuhaf ve çağdışı bir şeye dönüşebilir.

Kelime

anachronistic: günümüz çağında yersiz

Anachronistic, daha eski bir döneme ait olan ve günümüzde yersiz görünen bir şeyi anlatır. Bu cümlede geleceğin insanları, Dünya’daki zararlı madenciliği yalnızca tuhaf veya eski değil, kendi dönemlerine artık uymayan bir uygulama olarak görebilir. Bu sözcük, zamanı geçmiş gibi görünen gelenekler, sistemler, kurallar, teknolojiler veya tutumlar için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir eleştirmen, bir yasanın at arabası trafiğine göre tasarlandığını ve sürücüsüz otobüslerin bulunduğu bir şehirde anlamsız olduğunu söylüyor. Yasanın günümüzle uyumsuzluğunu en iyi hangi sözcük ifade eder?

  1. unusual
  2. old
  3. anachronistic
Cevabı göster

anachronistic

Anlatım akışı

like having ...: somut bir benzetme kurmak

Burada like bir benzetme başlatır. Zehirli madenciliğin tuhaf ve modası geçmiş görünebileceği yönündeki soyut düşünceyi, oturma odasında açık ateş yakma şeklindeki tanıdık görüntüyle bağlar. Like burada “hoşlanmak” anlamındaki fiil değil, bir edattır; having an open fire ... onun ardından gelen -ing öbeğidir. Bu karşılaştırma toplumsal kuralların değişebileceğini gösterir: Bir zamanlar kabul edilen bir davranış daha sonra güvensiz ve uygunsuz görünebilir. Madencilik ile kapalı alandaki ateşin her tehlike türü veya derecesi bakımından tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Benzetmeyi tek sözcüklük İngilizce karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: In a few years, printing every receipt may seem old-fashioned, ____ carrying a calculator everywhere.

Cevabı göster

like

Landscapes ravaged by pollution will heal, Dilbilgisi

6:11

Kirliliğin mahvettiği manzaralar iyileşecek,

Dilbilgisi

Landscapes ravaged by pollution: kısaltılmış edilgen niteleyici

Ravaged by pollution, landscapes sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu öbek, söz konusu doğal alanların kirlilik yüzünden ağır biçimde zarar gördüğünü belirtir. Zararı gören taraf landscapes olduğu için anlam edilgendir. Ravaged cümlenin ana fiili değildir. Ana fiil öbeği will heal ifadesidir. Niteleyici landscapes that have been ravaged by pollution biçiminde genişletilebilir; bu daha tam biçim de aynı temel anlamı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle landscapes ravaged by pollution ile aynı şekilde kısaltılmış edilgen bir niteleyici kullanır?

  1. The bridge damaged by the storm is closed.
  2. The workers repaired the bridge after the storm.
  3. The storm damaging the bridge moved east.
Cevabı göster

The bridge damaged by the storm is closed.

while the technological wonders we're used to Dilbilgisi

6:14

bizim alışkın olduğumuz teknolojik harikaların üretimi ise

get cheaper and less toxic to make.

6:16

daha ucuz ve daha az zehirli hale gelecek.

Dilbilgisi

we're used to: nesnesi düşürülmüş bir ilgi cümleciği

the technological wonders we're used to ifadesinde we're used to, “alışkınız” veya “normal kabul ediyoruz” anlamına gelir. to bir ilgeçtir ve bir nesneye ihtiyaç duyar; burada anlamca nesnesi the technological wonders ifadesidir. Bu, nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir: the technological wonders (that) we're used to. that, to'nun nesnesi olacağı için düşürülebilir. Buradaki to'yu yalın fiilden önce gelen mastar işareti olarak okumayın.

Alıştırma

“the technological wonders we're used to” ifadesinde “we're used to” ne yapar?

  1. Bize tanıdık gelen wonders ögelerini niteler; wonders, to'nun anlamca nesnesidir.
  2. Geçmişte düzenli olarak yaptığımız ancak artık yapmadığımız bir şeyi anlatır.
  3. wonders ögelerinin bir eylemi gerçekleştirmek amacıyla kullanıldığını söyler.
Cevabı göster

Bize tanıdık gelen wonders ögelerini niteler; wonders, to'nun anlamca nesnesidir.

None of this is science fiction. Anlatım akışı

6:19

Bunların hiçbiri bilimkurgu değil.

Anlatım akışı

None of this is science fiction: gerçek dışılık çerçevesini reddetmek

None of this is science fiction, önceki fikirlere verilebilecek olası bir tepkiyi doğrudan reddeder: bunların yalnızca hayal ürünü veya imkânsız olduğu düşüncesini. Burada science fiction, kitap ya da film türünün gerçek anlamda tartışılması değil, gerçekçi olmayan geleceğe dönük spekülasyonlar için kullanılan bir çerçevedir. Kısa ve kesin cümle, sonuçtan önce dinleyicinin beklentilerini yeniden ayarlar. Az önce tartışılan her şeyi gerçek ve uygulanabilir bilgiye dayalı olarak sunar. Başka bağlamlarda da kullanılabilen None of this is X kalıbı, önceki fikirlerin tamamı için X etiketini reddeder.

Alıştırma

“None of this is science fiction.” cümlesi sav içinde ne yapar?

  1. Konuyu bilim kurgu türündeki kitaplara ve filmlere çevirir.
  2. Önerilerin mevcut bilgilerle işe yaramayacağını kabul eder.
  3. Önerilerin yalnızca hayal ürünü olduğu düşüncesini reddeder ve onları gerçekçi olarak sunar.
Cevabı göster

Önerilerin yalnızca hayal ürünü olduğu düşüncesini reddeder ve onları gerçekçi olarak sunar.

We don't need fancy materials or new physics

6:21

Asteroit madenciliğini gerçekleştirmek için

to make asteroid mining happen. Kalıp ifadeler

6:23

özel malzemelere veya yeni fizik kurallarına ihtiyacımız yok.

Kalıp ifadeler

make asteroid mining happen: asteroit madenciliğini gerçeğe dönüştürmek

make + isim/zamir + happen kalıbı, bir planı, olayı veya sonucu gerçeğe dönüştürmek için harekete geçmek ya da gerekli koşulları oluşturmak anlamına gelir. Burada, gelişmiş malzemeler veya yeni fizik ilkeleri olmadan asteroit madenciliğinin gerçekleştirilebileceğini anlatır. Bu ettirgen yapıda neden olma anlamını make taşır, asteroid mining nesnedir ve happen to almadan yalın fiil biçiminde kullanılır. Happen tek başına geçişsiz bir fiildir.

Alıştırma

Bir planın gerçek bir etkinliğe dönüşebileceğini anlatmak için make + nesne + happen yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. We can happen the science fair.
  2. We can make the science fair happen.
  3. We can make the science fair happening.
Cevabı göster

We can make the science fair happen.

We could start building this future today.

6:25

Bu geleceği inşa etmeye bugünden başlayabiliriz.

All we need is an initial push. Anlatım akışı

6:28

Tek ihtiyacımız olan ilk itici güç.

Anlatım akışı

All we need is an initial push: sonucu son bir gerekliliğe indirgemek

All we need is + isim öbeği kalıbı önceki tartışmayı tek bir iddiada toplar: yalnızca bu gereklilik kalmıştır veya bu tek şey yeterlidir. Böylece karmaşık bir açıklamaya açık ve kendinden emin bir son verir. Burada initial push iki düzeyde çalışır. Bir projeyi başlatan destek veya çaba anlamına gelebilir; aynı zamanda bir asteroitin hareketini değiştiren küçük ve gerçek bir fiziksel kuvveti de anlatabilir. Başlatma ve itme fikirlerinin birleşmesi sonucu kısa ve akılda kalıcı yapar.

Alıştırma

Bir provayı geriye kalan tek gereklilik olarak sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: The slides are finished and the room is booked. ____ one quick rehearsal.

Cevabı göster

All we need is