Uzaydan Gelen Sınırsız Kaynaklar – Asteroit Madenciliği: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Video, asteroit madenciliğinin Dünya’daki madenciliğin yerini alıp alamayacağını soruyor ve maliyet, teknoloji ile altyapıyı özetliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “take for granted” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tanıdık bir yararın fark edilmeyebileceğini anlamak ve ifadeyi gözden kaçan destek ya da fırsatlar için kullanmak. 2. “so expensive that” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: aşırı dereceyi sonucuna bağlamak ve değerli bir kaynağı çıkarmanın neden ekonomik olmayabileceğini açıklamak. 3. “All we need is an initial push.” — Söylem, anlatı ve retorik: açılışı yankılayan kapanışı tanımak; “push” hem ilk desteği hem de asteroide uygulanan fiziksel itmeyi anlatır.
Bu derste
on a computer more powerful than anything humanity could build
0:03insanlığın birkaç on yıl önce yapabileceği
take for granted: bir şeyi hep var ve olağan saymak
Bu cümlede take the machines for granted, makineleri değerlerini veya yapıldıkları malzemelerin kaynağını düşünmeden normal ve her zaman erişilebilir şeyler olarak görmek demektir. Yaygın yapı take + something/someone + for granted şeklindedir. Burada machines, you take for granted ilgi cümleciğinden önce gelir ve take fiilinin anlamca nesnesidir.
Alıştırma
Cümleyi take ... for granted ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before the blackout, Leo had ____ reliable electricity ____.
Cevabı göster
taken · for granted
or tantalum.
0:16veya tantal gibi adlara sahip birkaç nadir ve değerli malzeme üzerine inşa edilmiştir.
The mining industry is responsible for air and water pollution Kalıp ifadeler
0:22Madencilik endüstrisi, hava ve su kirliliğinden
is responsible for: neden veya sorumluluk belirtmek
Burada is responsible for, madencilik sektörünü zararlı sonuçlarla ilişkilendirir: sektör kirliliğe ve yıkıma neden olur ya da katkıda bulunur ve bu nedenle bunların sorumluluğunu taşır. Yapı be responsible for + isim veya -ing biçimi şeklindedir. Bu kullanımda responsible, “güvenilir” anlamına gelmez; nedeni ya da sorumlu tutulabilecek tarafı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bakım ekibinin gecikmeye neden olduğunu söyler?
- The maintenance team was responsible for the delay.
- The maintenance team was in charge of the delay.
- The maintenance team was reliable during the delay.
Cevabı göster
The maintenance team was responsible for the delay.
or chlorine are used to extract the resources, Dilbilgisi
0:31veya klor gibi tehlikeli kimyasallar kaynakları çıkarmak için kullanılır,
are used to extract: amaç bildiren edilgen yapı
are used to extract ifadesinde are used, use fiilinin edilgen biçimidir. Kimyasallar eyleme maruz kalır; insanlar onları kullanır. to extract mastarı, kimyasalların amacını, yani kaynakları malzemeden çıkarmayı belirtir. Bir şeyin ne amaçla kullanıldığını söylemek için be + used + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın. be biçimi özneye ve zamana göre değişir: is used to, are used to, was used to.
Alıştırma
Cümleyi be used to yapısının geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: This machine ____ cut metal into thin sheets.
Cevabı göster
is used to
harming ...: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki -ing yan cümlesi harming biodiversity, workers, and locals, önceki olayın sonucunu ekler. Zarara, tehlikeli kimyasalların kullanıldığı durumun tamamının yol açtığı anlaşılır; dolayısıyla cümle bu uygulamanın zararlı sonuçları olduğunu belirtir. Harming çekimsiz bir fiil biçimidir; are used ile aynı düzeyde başka bir ana fiil değildir. Bu yapı, ana olayı ve sonucunu tek cümlede sıkıştırmayı sağlar: ana cümlenin ardından sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi gelir.
Alıştırma
Önceki olayın tamamının sonucunu sunmak için -ing yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The road was blocked, and causing long delays.
- The road was blocked, causing long delays.
- The road was blocked, cause long delays.
Cevabı göster
The road was blocked, causing long delays.
And rare resources are also political tools
0:37Ve nadir kaynaklar aynı zamanda, ülkeler istediklerini elde etmek için
when countries restrict access to them to get their way. Deyimler
0:40bunlara erişimi kısıtladığında politik araçlardır.
get their way: istediklerini yaptırmak
Get their way, bir durumun onların istediği gibi sonuçlanmasını sağlamak demektir ve çoğu zaman ısrar etmeyi, baskı uygulamayı veya güç kullanmayı ima eder. Burada ülkeler, başkalarının taleplerini kabul etmesini sağlamak için kaynaklara erişimi kısıtlıyor. İyelik sözcüğü kişiye veya gruba göre değişir: get my way, get your way, get our way ya da get their way. Buradaki way bir yol veya güzergâh değil, birinin istediği sonuçtur.
Alıştırma
“Sonucu onların istediğine uydurmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Some groups threaten to leave the talks unless they ____.
Cevabı göster
get their way
But what if we could replace the mining industry on Earth Dilbilgisi
0:43Peki ya Dünya'daki madencilik endüstrisini
with a clean process that can't harm anyone?
0:46kimseye zarar vermeyecek temiz bir süreçle değiştirebilseydik?
What if we could ...?: varsayımsal bir olasılığı ortaya atmak
What if we could + fiilin yalın hâli, hayal edilen bir olasılığı ortaya atar ve dinleyiciyi neler olabileceğini ya da nelerin mümkün hâle gelebileceğini düşünmeye çağırır. Bu cümlede bir öneri sunar: Dünya'daki madenciliğin yerine temiz bir süreç koyduğumuzu hayal etmek. Burada could, düşüncenin varsayımsal veya belirsiz olduğunu gösterir; birinin geçmişte sahip olduğu bir yeteneği anlatmaz. Could sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: could replace doğrudur; could replaced ve could to replace doğru değildir.
Alıştırma
Hayal edilen bir olasılığı ortaya atan üç sözcüklük kalıpla soruyu tamamlayın: ____ design a battery that lasts for weeks?
Cevabı göster
What if we could
All we need to do is + fiilin yalın hâli
All + özne + need to do + is + fiilin yalın hâli yapısı, tek bir eylemi odak noktası yapar. Bu cümlede look up, gerekli olan tek temel adım olarak sunulur. Buradaki All, bütün insanlar veya bütün şeyler anlamına gelmez; gereken tek şey anlamındadır. İlk bölüm do ile bittiğinde is sonrasında genellikle look, press veya wait gibi fiilin yalın hâli doğrudan kullanılır.
Alıştırma
Tek bir eylemin yeterli olduğunu göstermek için cümleyi All + need to do + is ile tamamlayın: To open the map, ____ tap this icon.
Cevabı göster
all you need to do is
Asteroids are millions of trillions of tons of rocks,
1:02Asteroitler milyonlarca trilyon tonluk kaya,
leftovers from the cloud that became the planets 4.5 billion years ago.
1:074,5 milyar yıl önce gezegenlere dönüşen bulutun kalıntılarıdır.
or protoplanets the size of entire countries.
1:13tüm ülkeler büyüklüğünde öngezegenler de olabilirler.
as small as + boyut referansı
as + sıfat + as + referans yapısı, bir dereceyi belirli bir ölçütle karşılaştırır. Burada as small as a meter, bu nesnelerden bazılarının yalnızca bir metre boyuta kadar küçülebileceği anlamına gelir. İki belirli nesnenin tam olarak eşit olduğunu söylemez. can be ve bir ölçümle birlikte kullanıldığında boyut aralığındaki olası alt sınırı, yani boyutun bu ölçüte kadar inebileceğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi small kullanarak as ... as yapısıyla tamamlayın: This camera can be ____ a matchbox.
Cevabı göster
as small as
Most of them are concentrated in the asteroid belt and the Kuiper belt,
1:16Büyük bir kısmı Asteroit kuşağı ve Kuiper kuşağında yoğunlaşırken,
while hundreds of thousands more do their own thing between the planets. Deyimler
1:20yüz binlercesi de gezegenler arasında kendi yolunda ilerlemektedir.
do their own thing: bağımsız hareket etmek
Bu cümlede do their own thing, “ana düzeni izlemek yerine kendi ayrı yollarında hareket etmek” anlamına gelir. Bu, gündelik bir deyimdir; thing burada belirli bir nesneyi veya görevi belirtmez. Yazar asteroitleri insan gibi anlatır. Asteroitler gerçekten seçim yapmıyor; bu rahat ifade yalnızca birçoğunun iki ana kümelenmenin dışındaki yolları izlediğini söyler. Daha genel olarak do one's own thing, bağımsız davranmayı veya kişinin kendi tercihlerini izlemeyi anlatır.
Alıştırma
Maya'nın kendi etkinliğini seçtiğini belirten gündelik deyimi tamamlayın: Everyone joined the group game, but Maya decided to ____.
Cevabı göster
do her own thing
As space travel is becoming more feasible, Anlatım akışı
1:24Uzay yolculuğu daha olası hale geldikçe,
scientists and economists have begun looking at the resources found in these asteroids.
1:26bilim insanları ve ekonomistler bu asteroitlerde bulunan kaynakları incelemeye başladılar.
As space travel is becoming more feasible: değişen arka plan ve neden
Baştaki As yan cümlesi, ana mesajdan önce değişmekte olan bir durumu ortaya koyar. Uzay yolculuğu giderek daha uygulanabilir hâle geliyor ve bu gelişme, bilim insanları ile ekonomistlerin asteroit kaynaklarını neden incelemeye başladığını açıklamaya yardımcı oluyor. Burada As, ilişkili iki bağlantıyı birleştirir: “bu değişim olurken” ve “bu değişim olduğu için”. Bilgiyi önce değişen bir arka planı, ardından bundan doğan ilgiyi verecek şekilde düzenler; “aynı şekilde” anlamına gelmez.
Alıştırma
“As battery technology becomes cheaper, the city is expanding its electric bus fleet,” cümlesinde baştaki As yan cümlesi en doğal olarak nasıl bir ilişki kurar?
- Pil teknolojisini otobüs filosuyla karşılaştırır.
- Değişen bir arka plan sunar ve bu arka plan genişlemeyi açıklamaya da yardımcı olur.
- Genişlemenin pil teknolojisi değişmeden önce gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Değişen bir arka plan sunar ve bu arka plan genişlemeyi açıklamaya da yardımcı olur.
may contain trillions worth of industrial and precious metals like platinum.
1:34platin gibi trilyonlarca değerinde endüstriyel ve değerli metaller içerebilir.
could contain enough iron-nickel to cover the world's metal needs Dilbilgisi
1:41dünyanın metal ihtiyacını milyonlarca yıl karşılamaya yetecek kadar
ihtiyacı karşılayacak kadar demir-nikel
enough + isim + to-infinitive yapısı bir miktarı, o miktarın mümkün kıldığı sonuca bağlar. Burada enough iron-nickel, yeterli miktarda demir-nikel anlamına gelir; to cover ise sonucu, yani dünyanın metal ihtiyaçlarını karşılamayı gösterir. Bu cümlede cover the world's metal needs, gerekli metali karşılamak veya sağlamak demektir. Bir şeyin üstünü fiziksel olarak kaplamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Verilen power ismiyle enough kullanarak cümleyi tamamlayın: The backup batteries have ____ to keep the clinic running overnight.
Cevabı göster
enough power
the rare raw materials alone would be worth quadrillions of dollars.
1:48yalnızca nadir hammaddelerin değeri katrilyonlarca dolar ederdi.
mevcut piyasa fiyatlarıyla, değerleme temeli olarak
At current market prices, cümlenin başında yer alan ve ardından gelen değerleme için fiyat temelini belirleyen bir edat öbeğidir. Buradaki at, geçerli güncel fiyatları kullanarak anlamına gelir; bir yer bildirmez. Bu ifade iddiayı bir koşula bağlar: hammaddeler mevcut fiyat koşullarında o değere sahip olurdu. Fiyatlar değişirse tahmini değer de değişebilir.
Alıştırma
Bir değerlemenin fiyat temelini doğru şekilde belirleyen başlangıç ifadesi hangisidir?
- At current market prices,
- On current market prices,
- At current market places,
Cevabı göster
At current market prices,
not really, but technically: aslında pek değil, ama teknik olarak
not really önceki sonucu günlük ve pratik açıdan geri çevirir. but technically ise katı bir tanıma veya kesin bir hesaplamaya göre sonucun yine de doğru sayılabileceğini belirten dar bir açıklama ekler. Bu iki ifade birlikte, konuşanın biçimsel doğruluğu kabul ettiğini ama sonucun gerçekliği iyi anlatmadığını ya da pratikte yararlı olmadığını gösterir.
Alıştırma
Konuşan not really, but technically derken ne demek istiyor?
- Pratikte doğru değildir, ama katı bir tanıma göre doğrudur.
- Günlük gerçeklikte doğrudur, ama katı bir tanıma göre doğru değildir.
- Bu sadece yaklaşık bir tahmindir ve bu yüzden doğru olamaz.
Cevabı göster
Pratikte doğru değildir, ama katı bir tanıma göre doğrudur.
there are more than 20 million tons of gold in the oceans' water,
1:55okyanusların suyunda 20 milyon tondan fazla altın bulunuyor,
filtering out: seçilen maddeleri veya öğeleri ayırmak
Filtering out, daha büyük bir karışım veya kümeden seçilen madde ya da öğeleri bir filtreleme süreciyle ayırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede deniz suyundan ayrılan madde altındır. out sonucu vurgular: seçilen madde büyük bütünden ayrılıp ayrı bir hâle gelir. Aynı ifade, daha büyük bir gruptan istenmeyen mesajları, seçenekleri veya gürültüyü kaldırmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Daha büyük bir karışım veya gruptan seçilen öğeleri kaldırmak anlamına gelen ifade hangisidir?
- filter through
- pass through
- filter out
Cevabı göster
filter out
so expensive that: dereceyi sonuca bağlamak
so + adjective + that + clause kalıbı, güçlü bir dereceyi onun doğurduğu sonuca bağlar. Bu cümlede süzme maliyeti, altını satmayı kârsız hâle getirecek kadar yüksek olurdu. that yan cümlesi amacı değil, sonucu bildirir. would ve you'd biçimleri, bunun varsayımsal bir planda öngörülen sonuç olduğunu gösterir. Aynı kalıp, bir derecenin yol açtığı sonucu anlatabilir: so noisy that no one could sleep.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç kalıbını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: The box was ____ heavy ____ I couldn't lift it.
Cevabı göster
so · that
It's too expensive to replace mining on Earth. Dilbilgisi
2:10Dünyadaki madenciliğin yerini alması çok maliyetli.
too expensive to replace: eylemi engelleyen aşırı derece
Too + adjective + to + verb, derecenin eylem için uygulanabilir veya kabul edilebilir sınırı aştığını belirtir. Burada maliyet, Dünya'daki madenciliğin yerini almayı ekonomik açıdan uygulanamaz hâle getirir; bunun fiziksel olarak ya da sonsuza kadar imkânsız olduğu söylenmez. too yalnızca very sözcüğünün daha güçlü bir biçimi değildir. to replace mining on Earth mastar öbeği, mevcut durumda aşırı maliyetin engellediği veya devre dışı bıraktığı eylemi belirtir.
Alıştırma
Masanın genişliğinin eylemi engellediğini gösteren iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The desk is ____ wide ____ fit through the door.
Cevabı göster
too · to
Billions of dollars worth of valuable resources in space Anlatım akışı
2:13Uzaydaki milyarlarca dolar değerindeki değerli kaynaklar,
are worthless if it costs trillions to get them.
2:16onları elde etmenin maliyeti trilyonlarca doları buluyorsa hiçbir işe yaramaz.
valuable ... worthless: değer ile erişim maliyetinin karşıtlığı
Cümle, savı bir tersine dönüş etrafında düzenlemek için valuable ile worthless sözcüklerini karşı karşıya getirir. Kaynaklar teoride çok büyük bir piyasa değerine sahip olabilir, ancak onlara ulaşmanın maliyeti daha da yüksekse bu değer gerçekleştirilemez. if yan cümlesi, görünürdeki faydayı ortadan kaldıran koşulu belirtir: Kaynakları geri getirmek trilyonlara mal oluyorsa milyarlar değerindeki kaynaklar ekonomik olarak kullanışlı değildir. Bu karşıtlık, potansiyel değer ile ticari uygulanabilirliğin aynı şey olmadığını kısa ve açık biçimde gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede valuable ile worthless arasındaki karşıtlık neyi gösteriyor?
- Kaynaklar nadir oldukları için trilyonlara mal oluyor.
- Kaynaklar hiçbir yararlı madde içermiyor.
- Kaynaklar değerli olabilir, ancak onları elde etmek ekonomik açıdan anlamlı olmayacak kadar pahalıdır.
Cevabı göster
Kaynaklar değerli olabilir, ancak onları elde etmek ekonomik açıdan anlamlı olmayacak kadar pahalıdır.
The principles behind mining an asteroid are simple.
2:21Bir asteroitte madencilik yapmanın arkasındaki ilkeler basittir.
and then take it apart to turn into useful products. Öbek fiiller
2:28ve sonra parçalarına ayırıp yararlı ürünlere dönüştürmektir.
take it apart: anlamı ve zamirin yeri
take something apart öbek fiili, bütün hâlindeki bir nesneyi veya yapıyı parçalara ayırmak anlamına gelir. Burada, asteroitin malzemesini işleyip yararlı ürünlere dönüştürmek için asteroiti sökmeyi anlatır; onu başka yere götürmek veya yalnızca incelemek anlamına gelmez. Take apart ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim apart sözcüğünden sonra ya da take ile apart arasına gelebilir; ancak zamir mutlaka ortada olmalıdır: take it apart doğrudur, take apart it değildir.
Alıştırma
Cümleyi take apart ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğru yere koyun: To clean the keyboard, Leo ____ carefully and put every key in a tray.
Cevabı göster
took it apart
have yet to solve: hâlâ tamamlanmamış olmak
Have yet to solve, bir şeyin “şu ana kadar çözülmemiş olduğu” anlamına gelir. Yet, görevin hâlâ tamamlanmadığını gösterir ve ileride çözülme ihtimalini açık bırakır. humans have yet to solve içinde have yet to solve, fundamental problems ifadesini niteleyen ilgi cümleciğinin fiil grubudur. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür: problems [that] humans have yet to solve. Kalıp have/has yet to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi have yet to ve solve fiiliyle tamamlayın: Scientists ____ the problem.
Cevabı göster
have yet to solve
It costs thousands of dollars in rocket fuel for each kilogram
2:39Sadece alçak Dünya yörüngesine ulaşmak için bile
Going further out into deep space costs thousands more.
2:45Derin uzaya doğru daha da uzağa gitmek binlerce dolara daha mâl olur.
We need cheaper space travel to make asteroid mining profitable.
2:49Asteroit madenciliğini kârlı hale getirmek için daha ucuz uzay yolculuğuna ihtiyacımız var.
One solution is to switch from classical rockets to electric spaceships. Kalıp ifadeler
2:53Bir çözüm, klasik roketlerden elektrikli uzay gemilerine geçmektir.
switch from A to B: seçenek değiştirmek
Switch from A to B, bir seçeneği veya sistemi bırakıp başka birini kullanmaya başlamak anlamına gelir. From başlangıçtaki seçeneği, to ise onun yerine gelen seçeneği gösterir. Bu cümlede classical rockets A, electric spaceships ise B’dir. Kalıbın iki tarafı, isim grubu ile isim grubu gibi, biçim bakımından paralel olmalıdır.
Alıştırma
Tam switch from A to B kalıbını kullanın: The clinic decided to ____ paper forms ____ digital records.
Cevabı göster
switch from · to
While electrical engines are not powerful enough to fly to space, Dilbilgisi
3:05Elektrik motorları uzaya uçacak kadar güçlü olmasa da,
they require only a tiny amount of fuel to go very far once they're in space.
3:09bir kez uzaya çıktıklarında çok uzaklara gitmek için yalnızca çok küçük bir miktar yakıta ihtiyaç duyarlar.
not powerful enough to fly to space: not + sıfat + enough + to yapısı
not + sıfat + enough + to + fiil yapısında enough, sıfattan sonra gelir. Burada not powerful enough to fly to space, motorların bu eylem için gereken güç düzeyine ulaşmadığı anlamına gelir. Bu yapı gerekli bir düzeyi anlatır: bir şeyin belli bir gücü veya yeteneği olabilir, ancak belirli bir sonuç için bu yeterli olmayabilir. Her durumda işe yaramaz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Pilin motoru çalıştıramadığını göstermek için not + sıfat + enough + to yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- This battery is not powerful enough to run the motor.
- This battery is not enough powerful to run the motor.
- This battery is enough not powerful to run the motor.
Cevabı göster
This battery is not powerful enough to run the motor.
This means we don't need to spend a lot of money on fuel Kalıp ifadeler
3:14Bu, sadece yakıtı uzaya taşımak için
spend a lot of money on fuel: spend ... on yapısı
spend money on + isim yapısında spend, parayı belirli bir şey veya amaç için kullanmak anlamına gelir; on ise paranın harcandığı şeyi gösterir. Burada spend a lot of money on fuel, yakıtı elde etmek veya sağlamak için büyük miktarda para kullanmak demektir. Parayı harcayan kişi, şirket veya devlet olduğunda da aynı yapı kullanılır: spend + para miktarı + on + bir şey. Satın alınan nesneden veya bütçe kaleminden önce on kullanın.
Alıştırma
Cümleyi spend money ifadesinden sonra kullanılan edatla tamamlayın: "The school spent most of its budget ____ new computers."
Cevabı göster
on
but it makes it easier to start our first mission. Dilbilgisi
3:22ancak ilk görevimize başlamamızı kolaylaştırır.
makes it easier to + fiil: bir eylemi kolaylaştırmak
Bu cümlede makes it easier to, daha önce söz edilen çözümün ilk göreve başlamayı daha az zor hâle getirdiğini belirtir. Çözüm bütün maliyet sorunlarını gidermez; engelin yalnızca bir kısmını ortadan kaldırır. Yapı make + it + sıfat + to + fiil şeklindedir. Buradaki it, daha sonra gelen start our first mission eylemine işaret eden geçici bir nesnedir; bir uzay gemisini veya maliyet sorununu göstermez. Bu yapı, bir şeyin bir eylemin zorluğunu, güvenliğini veya yapılabilirliğini nasıl değiştirdiğini açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘eylemin zorluğunu azaltır’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A clear map ____ find the campsite.
Cevabı göster
makes it easier to
Now that we have an electric asteroid mining spaceship, Dilbilgisi
3:25Artık elektrikli bir asteroit madenciliği uzay gemimiz olduğuna göre,
we need to find the right asteroid and get it there.
3:28doğru asteroiti bulup onu oraya ulaştırmamız gerekiyor.
Now that + kesinleşmiş bir durum
Now that, zaten doğru olan veya kısa süre önce gerçekleşen bir durumu tanıtır: artık elektrikli bir asteroit madenciliği uzay gemileri vardır. Ana cümle daha sonra gerekli olan bir sonraki adımı verir: doğru asteroidi bulmak ve uzay gemisini oraya götürmek. Now that + durum, ana cümle yapısı, tamamlanmış bir değişiklikten onun sonucuna veya sonraki eyleme geçmek için kullanışlıdır. now ve that sözcüklerinin ayrı anlamlarıyla değil, bütün olarak ‘bu artık doğru olduğuna göre’ anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle güvenlik kontrolünün zaten tamamlandığını ve kapıları açmanın bir sonraki adım olduğunu en iyi şekilde gösterir?
- Although everyone has finished the safety check, we can open the doors.
- If everyone has finished the safety check, we can open the doors.
- Now that everyone has finished the safety check, we can open the doors.
Cevabı göster
Now that everyone has finished the safety check, we can open the doors.
We've already successfully visited asteroids with space probes
3:31Zaten uzay sondalarıyla asteroitleri başarıyla ziyaret ettik
our first targets will probably be near-Earth asteroids,
3:38ilk hedeflerimiz muhtemelen Dünya'ya yakın asteroitler olacak,
Weirdly formed, littered with small impact craters: başa alınmış ortaç yapıları
Virgüllerle ayrılan iki bölüm, ana cümleden önce yer alan geçmiş zaman ortacı yapılarıdır. İkisinin de örtük öznesi daha sonra gelen it zamiridir: it is weirdly formed ve it is littered with small impact craters. Bu yapılar, ana yargı olan it hasn't changed much ifadesinden önce kısa arka plan betimlemeleri verir. Burada formed ve littered asteroidin ortaya çıkan durumunu anlatır; cümlenin geçmiş zamanlı ana fiilleri değildir.
Alıştırma
Bu cümlede başlangıçtaki bölümler neyi betimliyor?
- it zamirinin gönderme yaptığı asteroid
- Milyarlarca yıl
- Küçük çarpma kraterleri
Cevabı göster
it zamirinin gönderme yaptığı asteroid
is to secure the asteroid and stop it from spinning.
3:57asteroiti güvenceye almak ve dönmesini durdurmaktır.
The first thing that needs to be done is to ...: ilk önceliği belirtme
The first thing that needs to be done is to ... kalıbı, bir eylemi süreçteki ilk öncelik olarak belirtir. that needs to be done ilgi cümleciği thing sözcüğünü niteler ve bunun yapılması gereken bir görev olduğunu açıklar. is sözcüğünden sonra eylem, to + fiilin yalın hâliyle ifade edilir. Örnekte tek bir to iki eş görevli eylemi başlatır: secure the asteroid ve stop it from spinning. Hem secure hem de stop yalın fiil biçiminde kalır.
Alıştırma
İlk önceliği belirten dersteki tam kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ check that everyone is safe.
Cevabı göster
The first thing that needs to be done is to
but if you push something in the right direction at exactly the right moment, Dilbilgisi
4:11ama eğer bir şeyi tam olarak doğru anda doğru yöne doğru iterseniz,
you can move very big things with very little force.
4:14çok küçük bir kuvvetle çok büyük şeyleri hareket ettirebilirsiniz.
If you push ..., you can move ...: gerçek bir koşul
If yan cümlesi, gerçekten yerine getirilebilecek bir koşulu belirtir: bir şeyi tam doğru anda doğru yönde itmek. Bu, gerçek dışı veya olguların tersine bir durum değildir. Kalıp if + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli şeklindedir. Uygulanabilir bir koşulu mümkün bir beceriye veya sonuca bağladığı için bilimsel ilkeleri ve kullanım talimatlarını açıklamada işe yarar.
Alıştırma
Hangi cümle if + geniş zaman ve can + fiilin yalın hâli ile gerçek ve mümkün bir koşul anlatır?
- If you will press the button at the right time, you can restart the machine.
- If you press the button at the right time, you can restart the machine.
- If you pressed the button at the right time, you could restart the machine.
Cevabı göster
If you press the button at the right time, you can restart the machine.
and nudges the asteroid into a trajectory that takes it near our moon. Kalıp ifadeler
4:23ve asteroiti ayımızın yakınına götüren bir yörüngeye hafifçe itiyor.
Nudges the asteroid into a trajectory: küçük kuvvetle yolu değiştirmek
Burada nudge, bir şeyi küçük ve kontrollü bir kuvvetle hareket ettirmek veya yönünü değiştirmek anlamına gelir. İticiler asteroide şiddetle çarpmaz; küçük bir düzeltme yapar. nudge + nesne + into + sonuç veya yol kalıbı neden ve sonuç gösterir: küçük itme nedeniyle asteroid yeni bir yörüngeye girer. Into, nesnenin girmesinin sağlandığı yeni yola odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi nudge ... into kalıbı ve doğru fiil biçimiyle tamamlayın: The small engine ____ the probe ____ a new trajectory.
Cevabı göster
nudges · into
Borrow its gravitational pull: bir kuvveti alıp götürmeden kullanmak
borrow its gravitational pull ifadesinde borrow mecaz anlamda kullanılır. Ay'ın çekim gücünden yararlanarak asteroidin yolunu değiştirmeye yardımcı olmak demektir. Gemi bu çekim gücünü almaz, tüketmez veya ona sahip olmaz. Bu genişletilmiş kullanım borrow energy veya borrow momentum örneklerinde olduğu gibi kuvvetler ve kaynaklarla sık görülür. Bir sistemin zaten var olan bir şeyden geçici bir avantaj elde etmesini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede borrow ne anlama gelir? 'The spacecraft can borrow a planet's gravity to change speed.'
- Gezegenin çekim gücünü alıp ona sahip olmak
- Gezegenin çekim gücünü geçici bir yardım olarak kullanmak
- Gezegene ek çekim gücü verip geri istemek
Cevabı göster
Gezegenin çekim gücünü geçici bir yardım olarak kullanmak
But all the time since our ship was launched Dilbilgisi
4:38Fakat gemimiz fırlatıldığından beri geçen onca zaman
All the time since ... has not been wasted: edilgen present perfect ile bir zaman aralığı
Özne all the time since our ship was launched ifadesidir. Since yan cümlesi başlangıç olayını belirtir; dolayısıyla bu isim grubu, fırlatmadan şu ana kadar geçen dönemin tamamı anlamına gelir. Burada since neden değil, zaman ifade eder. Ana fiil has not been wasted, edilgen present perfect yapısındadır: has + not + been + geçmiş zaman ortacı. Bu döneme geriye dönük bakar ve zamanın kaybolmak yerine bir amaç için kullanıldığını söyler. Temel isim time sayılamayan ve tekil bir isim olduğu için tekil has kullanılır.
Alıştırma
Dönemin iyi değerlendirildiğini söylemek için cümleyi tamamlayın. Waste fiilinin olumsuz edilgen present perfect biçimini kullanın: All the time since the project began ____.
Cevabı göster
has not been wasted
The first space mining and processing equipment has been installed in orbit
4:42İlk uzay madenciliği ve işleme ekipmanı yörüngeye kuruldu
and is now carefully moving towards the asteroid.
4:46ve şimdi dikkatlice asteroite doğru ilerliyor.
and heat up asteroid rock to boil out the gases. Öbek fiiller
4:54ve gazları kaynatıp dışarı atmak için asteroit kayasını ısıtır.
boil out: hapsolmuş gazları ısıtarak çıkarmak
Bu cümlede boil out, “bir malzemenin içindeki bir şeyi ısıtarak serbest bırakmak ve çıkarmak” anlamına gelir. Gazlar asteroit kayasının içinde hapsolmuştur; ısı onların kayadan çıkmasını sağlar. Out yönü ve sonucu belirtir: gazlar katının içinden dışarı çıkar. Bu ifade, gazları bir tencereye koyup kaynatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “ısıtarak içinden çıkarmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The lab will heat the sample to ____ the trapped solvent.
Cevabı göster
boil out
Grinders break up the dried rocks into gravel and dust, Öbek fiiller
4:57Öğütücüler kurumuş kayaları çakıl ve toza ayırır,
break up: kayaları daha küçük parçalara ayırmak
Burada break up, “katı bir nesneyi veya kütleyi daha küçük parçalara ayırmak” anlamına gelir. Öğütücüler kurutulmuş kayalara etki eder ve into gravel and dust sonucu belirtir. Break up ifadesinin başka anlamları da vardır; ancak rocks nesnesi ve sonucu gösteren into gravel and dust ifadesi burada fiziksel anlamı seçer.
Alıştırma
Break up ifadesinin parçalarını them zamirinin iki yanına yerleştirin: The machine will ____ them ____ into smaller pieces.
Cevabı göster
break · up
and centrifuges separate dense from light elements. Kalıp ifadeler
5:00ve santrifüjler yoğun elementleri hafif elementlerden ayırır.
İki grubu ayırmak için separate A from B
Bu cümlede separate A from B, iki şeyi veya grubu artık birlikte ele alınmayacak şekilde ayırt etmek ya da sınıflandırmak anlamına gelir. A dense elements, B ise light elements ifadesidir; from iki grup arasındaki sınırı gösterir. dense ve light sözcüklerinden sonra tekrarlanan elements ismi düşürülmüştür. Burada dense yüksek yoğunluklu, light ise düşük yoğunluklu demektir; ışık yayan anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp separate A from B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi separate A from B kalıbındaki edatla tamamlayın: The mesh separates large stones ____ fine sand.
Cevabı göster
from
Even if we only extract 0.01% of the asteroid's mass in precious metals, Dilbilgisi
5:03Değerli metal olarak asteroitin kütlesinin sadece %0,01'ini çıkarsak bile,
Avantajı korumak için Even if ... still several times more than
Even if, olası veya hayal edilen bir koşula dayalı ödünleme anlatır: çıkarma oranı yalnızca %0,01 olabilir. Konuşan kişi bu olumsuz olasılığı kabul eder, ancak bunun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Ana cümledeki still, sonucun bu koşula rağmen geçerli kaldığını gösterir. Several times more than, değerli metal verimini aynı kütledeki yer cevherinin verimiyle karşılaştırır ve ilk verimin hâlâ çok daha yüksek olduğunu belirtir. Bu yapı, olumsuz bir durumu kabul ederken sayısal avantajı korumayı sağlar: Even if X, Y is still ... more than Z.
Alıştırma
Cümleyi iki parçalı ödünleme yapısıyla tamamlayın. Önce belirsiz ve olumsuz bir koşul verin, ardından avantajın sürdüğünü gösterin: ____ the solar panel gets only two hours of sun, it can ____ produce several times more power than the older panel.
Cevabı göster
Even if · still
How do we get our precious metals safely back to ground?
5:14Değerli metallerimizi güvenli bir şekilde nasıl yere indireceğiz?
But what now? ... How do we...? — sorularla sonraki adımı belirtmek
“But what now?” açıklamada bir geçişi belirtir: önceki aşama tamamlanmıştır ve konuşmacı sıradaki sorunu tanıtmak üzeredir. “How do we get ... safely back to ground?” bu sorunun ne olduğunu açıkça belirtir. İki soru birlikte dinleyicinin dikkatini metalleri çıkarmaktan onları güvenli biçimde taşımaya yöneltir. Bunlar retorik yön işaretleridir; konuşmacı seyirciden cevap beklemek yerine sonraki bölümde bu soruları kendisi yanıtlayacaktır.
Alıştırma
Bu bölümde iki sorunun temel işlevi nedir?
- Açıklamayı tamamlanan süreçten sıradaki soruna taşırlar.
- Konuşmacının açıklamaya devam etme planı olmadığını gösterirler.
- Seyirciden hangi metallerin değerli olduğunu seçmesini isterler.
Cevabı göster
Açıklamayı tamamlanan süreçten sıradaki soruna taşırlar.
like loading it into reusable rockets that return to Earth from space.
5:19onları uzaydan Dünya'ya dönen yeniden kullanılabilir roketlere yüklemek gibi.
we can print a faster and cheaper delivery system.
5:25daha hızlı ve daha ucuz bir teslimat sistemi basabiliriz.
heat-shielded capsules filled with gas bubbles. Dilbilgisi
5:29gaz kabarcıklarıyla dolu ısı kalkanlı kapsüller gibi.
capsules filled with gas bubbles: kısaltılmış bir past participle niteleyicisi
“capsules filled with gas bubbles” ifadesinde “filled with gas bubbles”, “capsules” sözcüğünden sonra gelir ve hangi kapsüllerin kastedildiğini açıklar. Bu, past participle kullanılan kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: “capsules that are filled with gas bubbles”. Buradaki “filled” ana fiil değildir. Kapsüller eyleme maruz kaldığı için bu niteleyici edilgen bir anlam taşır ve teknik yazıda açıklamayı daha kısa bir isim grubunda toplamayı sağlar.
Alıştırma
İlgi yan cümlesini kısaltılmış bir past participle niteleyicisiyle yeniden yazın: The shelf holds containers that are filled with water. → The shelf holds containers ____ water.
Cevabı göster
filled with
can just be dropped: can + be + past participle ve just
Can be dropped, can kiplik fiilini edilgen be + past participle yapısıyla birleştirir. Kapsüllerin bırakılmasının mümkün olduğunu söyler ve eylemi yapan kişi ya da makine yerine kapsüllere odaklanır. Burada just, “basitçe” veya “tek gereken budur” anlamına gelir. Bu yüzden can just be dropped eylemi kolay ve doğrudan gösterir; just burada “az önce” demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi can just be ve submit fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: No printer is needed; the form ____ online.
Cevabı göster
can just be submitted
first real steps towards + -ing: anlamlı ilk ilerleme
First real steps towards ... büyük bir hedefe yönelik ilk somut ilerlemeyi anlatan bir mecazdır. Burada proje, Güneş Sistemi’ni kolonileştirme yolunda anlamlı çalışmalar başlatabilir demektir; gerçek anlamda atılan adımları anlatmaz ve hedefin tamamlanmaya yakın olduğunu söylemez. Towards sonrasında bir isim ya da -ing biçimi kullanılır. towards colonizing the solar system ifadesinde colonizing, uzun vadeli hedefi adlandıran -ing biçimidir.
Alıştırma
Uzun vadeli bir hedefe yönelik somut ilk ilerlemeyi ifade eden söz öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The trial program marks our ____ reducing plastic waste.
Cevabı göster
first real steps towards
our missions get more and more sophisticated. Dilbilgisi
5:45görevlerimiz giderek daha da sofistike hale gelir.
more and more sophisticated: giderek daha gelişmiş ve karmaşık
More and more + sıfat, zaman geçtikçe veya bir süreç ilerledikçe bir özelliğin derecesinin sürekli arttığını gösterir. Burada more and more sophisticated, görevlerin giderek daha gelişmiş ve karmaşık hâle geldiği anlamına gelir. Bu yapı, yalnızca belirli bir andaki yüksek düzeye değil, devam eden değişime odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi more and more + sophisticated ile tamamlayın: As the navigation program improves, its routes become ____.
Cevabı göster
more and more sophisticated
don't have to be launched from Earth at all. Dilbilgisi
5:50Dünya'dan fırlatılmasına hiç gerek kalmaz.
don't have to be launched ... at all: fırlatılması hiç gerekmiyor
Don't have to, bir eylemin gerekli olmadığını belirtir. Eylemin yasak olduğu anlamına gelmez. Don't have to be launched ifadesindeki edilgen be + launched yapısı, parçaların ve yakıtın eylemi yapan değil, fırlatılan şeyler olduğunu gösterir. At all olumsuzluğu güçlendirir ve gerekliliğin hiç olmadığını vurgular. İfadenin tamamı, bir adımın bütünüyle atlanabileceğini gösterir.
Alıştırma
Müzede dolap kullanmak isteğe bağlıdır. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- Visitors don't have to use a locker at all.
- Visitors mustn't use a locker at all.
- Visitors have to use a locker.
Cevabı göster
Visitors don't have to use a locker at all.
The first mining operation makes the second one easier, Dilbilgisi
5:52İlk madencilik operasyonu ikincisini kolaylaştırır
make + nesne + sıfat: makes the second one easier
makes the second one easier ifadesinde make, “make + nesne + sıfat” yapısıyla kullanılır. Nesne the second one ifadesidir; one, mining operation sözünün yerini alır. easier ise nesnenin ulaştığı durumu anlatan bir sıfattır. Bu ifade, ilk işlemin sonraki işlemi daha kolay hâle getirdiği anlamına gelir. Bu yapı bir aracın, deneyimin veya eylemin bir kişiyi ya da şeyi doğrudan nasıl değiştirdiğini göstermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın. make, night travel ve safer ifadelerini kullanın: Better streetlights ____.
Cevabı göster
make night travel safer
and so on: öngörülebilir bir örüntünün devamı
and so on ifadesi, daha önce verilen örnek veya adımlardan sonra aynı açık örüntünün devam ettiğini dinleyiciye bildirir. Burada üçüncü, dördüncü ve sonraki madencilik işlemlerini tek tek söylemeden kapsar. Bu ifade tekrarı önler, ancak söylenmeyen devam kısmının kolayca tahmin edilebilmesi gerekir.
Alıştırma
and so on ifadesinin doğal kullanılıp kullanılmadığına karar verin: The Wi-Fi password is sun47, and so on.
- Doğal
- Doğal değil
Cevabı göster
Doğal değil
While ... eventually ...: eğilimleri gelecekteki bir sonuca bağlamak
Baştaki while yan cümlesi, zaman içinde gelişen iki değişimi sunar: uzay endüstrisi büyür ve değerli malzemeler ucuzlar. Burada while güçlü bir karşıtlık kurmaz; daha çok “... oldukça” veya “bunlar olurken” anlamındadır. Ana cümledeki eventually ise uzun vadeli sonucu verir: bu değişimler bir süre devam ettikten sonra Dünya’da madencilik yapmayı bırakabiliriz. Could bunun olası bir gelecek sonucu olduğunu, eventually ise ancak bir süreçten sonra gerçekleşebileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümlenin düşünceyi nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Birbiriyle ilgisiz iki gerçeği karşılaştırır ve sonucun şimdiden kesin olduğunu söyler.
- Tam olarak aynı anda gerçekleşen üç olayı sıralar.
- Gelişmekte olan iki eğilim sunar, ardından olası bir uzun vadeli sonuç verir.
Cevabı göster
Gelişmekte olan iki eğilim sunar, ardından olası bir uzun vadeli sonuç verir.
like having an open fire in your living room. Anlatım akışı
6:09tuhaf ve çağdışı bir şeye dönüşebilir.
anachronistic: günümüz çağında yersiz
Anachronistic, daha eski bir döneme ait olan ve günümüzde yersiz görünen bir şeyi anlatır. Bu cümlede geleceğin insanları, Dünya’daki zararlı madenciliği yalnızca tuhaf veya eski değil, kendi dönemlerine artık uymayan bir uygulama olarak görebilir. Bu sözcük, zamanı geçmiş gibi görünen gelenekler, sistemler, kurallar, teknolojiler veya tutumlar için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir eleştirmen, bir yasanın at arabası trafiğine göre tasarlandığını ve sürücüsüz otobüslerin bulunduğu bir şehirde anlamsız olduğunu söylüyor. Yasanın günümüzle uyumsuzluğunu en iyi hangi sözcük ifade eder?
- unusual
- old
- anachronistic
Cevabı göster
anachronistic
like having ...: somut bir benzetme kurmak
Burada like bir benzetme başlatır. Zehirli madenciliğin tuhaf ve modası geçmiş görünebileceği yönündeki soyut düşünceyi, oturma odasında açık ateş yakma şeklindeki tanıdık görüntüyle bağlar. Like burada “hoşlanmak” anlamındaki fiil değil, bir edattır; having an open fire ... onun ardından gelen -ing öbeğidir. Bu karşılaştırma toplumsal kuralların değişebileceğini gösterir: Bir zamanlar kabul edilen bir davranış daha sonra güvensiz ve uygunsuz görünebilir. Madencilik ile kapalı alandaki ateşin her tehlike türü veya derecesi bakımından tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Benzetmeyi tek sözcüklük İngilizce karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: In a few years, printing every receipt may seem old-fashioned, ____ carrying a calculator everywhere.
Cevabı göster
like
Landscapes ravaged by pollution will heal, Dilbilgisi
6:11Kirliliğin mahvettiği manzaralar iyileşecek,
Landscapes ravaged by pollution: kısaltılmış edilgen niteleyici
Ravaged by pollution, landscapes sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu öbek, söz konusu doğal alanların kirlilik yüzünden ağır biçimde zarar gördüğünü belirtir. Zararı gören taraf landscapes olduğu için anlam edilgendir. Ravaged cümlenin ana fiili değildir. Ana fiil öbeği will heal ifadesidir. Niteleyici landscapes that have been ravaged by pollution biçiminde genişletilebilir; bu daha tam biçim de aynı temel anlamı taşır.
Alıştırma
Hangi cümle landscapes ravaged by pollution ile aynı şekilde kısaltılmış edilgen bir niteleyici kullanır?
- The bridge damaged by the storm is closed.
- The workers repaired the bridge after the storm.
- The storm damaging the bridge moved east.
Cevabı göster
The bridge damaged by the storm is closed.
while the technological wonders we're used to Dilbilgisi
6:14bizim alışkın olduğumuz teknolojik harikaların üretimi ise
we're used to: nesnesi düşürülmüş bir ilgi cümleciği
the technological wonders we're used to ifadesinde we're used to, “alışkınız” veya “normal kabul ediyoruz” anlamına gelir. to bir ilgeçtir ve bir nesneye ihtiyaç duyar; burada anlamca nesnesi the technological wonders ifadesidir. Bu, nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir: the technological wonders (that) we're used to. that, to'nun nesnesi olacağı için düşürülebilir. Buradaki to'yu yalın fiilden önce gelen mastar işareti olarak okumayın.
Alıştırma
“the technological wonders we're used to” ifadesinde “we're used to” ne yapar?
- Bize tanıdık gelen wonders ögelerini niteler; wonders, to'nun anlamca nesnesidir.
- Geçmişte düzenli olarak yaptığımız ancak artık yapmadığımız bir şeyi anlatır.
- wonders ögelerinin bir eylemi gerçekleştirmek amacıyla kullanıldığını söyler.
Cevabı göster
Bize tanıdık gelen wonders ögelerini niteler; wonders, to'nun anlamca nesnesidir.
None of this is science fiction: gerçek dışılık çerçevesini reddetmek
None of this is science fiction, önceki fikirlere verilebilecek olası bir tepkiyi doğrudan reddeder: bunların yalnızca hayal ürünü veya imkânsız olduğu düşüncesini. Burada science fiction, kitap ya da film türünün gerçek anlamda tartışılması değil, gerçekçi olmayan geleceğe dönük spekülasyonlar için kullanılan bir çerçevedir. Kısa ve kesin cümle, sonuçtan önce dinleyicinin beklentilerini yeniden ayarlar. Az önce tartışılan her şeyi gerçek ve uygulanabilir bilgiye dayalı olarak sunar. Başka bağlamlarda da kullanılabilen None of this is X kalıbı, önceki fikirlerin tamamı için X etiketini reddeder.
Alıştırma
“None of this is science fiction.” cümlesi sav içinde ne yapar?
- Konuyu bilim kurgu türündeki kitaplara ve filmlere çevirir.
- Önerilerin mevcut bilgilerle işe yaramayacağını kabul eder.
- Önerilerin yalnızca hayal ürünü olduğu düşüncesini reddeder ve onları gerçekçi olarak sunar.
Cevabı göster
Önerilerin yalnızca hayal ürünü olduğu düşüncesini reddeder ve onları gerçekçi olarak sunar.
to make asteroid mining happen. Kalıp ifadeler
6:23özel malzemelere veya yeni fizik kurallarına ihtiyacımız yok.
make asteroid mining happen: asteroit madenciliğini gerçeğe dönüştürmek
make + isim/zamir + happen kalıbı, bir planı, olayı veya sonucu gerçeğe dönüştürmek için harekete geçmek ya da gerekli koşulları oluşturmak anlamına gelir. Burada, gelişmiş malzemeler veya yeni fizik ilkeleri olmadan asteroit madenciliğinin gerçekleştirilebileceğini anlatır. Bu ettirgen yapıda neden olma anlamını make taşır, asteroid mining nesnedir ve happen to almadan yalın fiil biçiminde kullanılır. Happen tek başına geçişsiz bir fiildir.
Alıştırma
Bir planın gerçek bir etkinliğe dönüşebileceğini anlatmak için make + nesne + happen yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- We can happen the science fair.
- We can make the science fair happen.
- We can make the science fair happening.
Cevabı göster
We can make the science fair happen.
All we need is an initial push: sonucu son bir gerekliliğe indirgemek
All we need is + isim öbeği kalıbı önceki tartışmayı tek bir iddiada toplar: yalnızca bu gereklilik kalmıştır veya bu tek şey yeterlidir. Böylece karmaşık bir açıklamaya açık ve kendinden emin bir son verir. Burada initial push iki düzeyde çalışır. Bir projeyi başlatan destek veya çaba anlamına gelebilir; aynı zamanda bir asteroitin hareketini değiştiren küçük ve gerçek bir fiziksel kuvveti de anlatabilir. Başlatma ve itme fikirlerinin birleşmesi sonucu kısa ve akılda kalıcı yapar.
Alıştırma
Bir provayı geriye kalan tek gereklilik olarak sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: The slides are finished and the room is booked. ____ one quick rehearsal.
Cevabı göster
All we need is