Şaşırtıcı Balon Davranışı - Smarter Every Day 113: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
837 kelime 226 kel/dk

Video özeti: Hızlanan minibüste Destin, sarkacın geriye, helyum balonunun öne gittiğini gösterir; sonra su kavanozu ve açık camlarla havanın rolünü ortaya koyar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. which direction do you think this pendulum should go? (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): do you think sonrasında düz cümle sırasını koruyun; should beklenen sonucu belirtir. 2. all the air is sloshing back. (Deyimler ve mecazlı ifadeler): slosh, sıvı hareketini havaya aktarır; havanın su olduğunu söylemez. 3. If you would please download an audiobook at audible.com/smarter. (Konuşma edimi ve tutum): yumuşatılmış resmî isteği ve onun nazik ya da teatral tonunu ayırt edin.

Bu derste

Hey, it's me Destin.

0:00

Hey, ben Destin.

Welcome back to Smarter Every Day.

0:01

Smarter Every Day'e tekrar hoş geldiniz.

So today we're in the rocket van and I've got two little science helpers here,

0:02

Bugün roket minibüsümüzdeyiz ve yanımda iki küçük bilim asistanım var,

right?

0:05

değil mi?

Yes.

0:06

Evet.

Are you wearing your seat belts?

0:06

Emniyet kemerlerinizi taktınız mı?

Yes, sir.

0:07

Evet, efendim.

Okay,

0:08

Tamam,

we're going to do something pretty interesting.

0:08

oldukça ilginç bir şey yapacağız.

Check this out. Öbek fiiller

0:10

Şuna bakın.

Öbek fiiller

Check this out: check out ile dikkat çekmek

Check this out ifadesinde check out, “şuna bak veya buna dikkat et” anlamına gelir. Konuşanın göstermek ya da açıklamak üzere olduğu bir şeye dinleyenin dikkatini çeken samimi bir ifadedir; burada mağazada ödeme yapmak veya otelden ayrılmak anlamına gelmez. Check out ayrılabilir bir öbek fiildir. Nesne this ya da it gibi bir zamirse zamir check ile out arasına gelir: Check this out; Check it out. Nesne bir isim öbeğiyse hem Check out this pendulum hem de Check this pendulum out kullanılabilir.

Alıştırma

the gadget yerine it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: Check ____ out.

Cevabı göster

it

I've got a pendulum suspended from the top of our family van Dilbilgisi

0:10

Aile minibüsümüzün tavanından sarkan bir sarkacım var

Dilbilgisi

I've got a pendulum suspended: have got + nesne + geçmiş zaman ortacı

I've got a pendulum suspended ifadesinde I've got, I have anlamına gelir: konuşanın belirli bir düzende kurulmuş bir sarkacı vardır. Suspended, a pendulum nesnesinin mevcut durumunu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır. Kalıp özne + have got + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. Sahiplik veya düzenleme ile nesnenin durumunu tek bir cümlecikte birleştirir: We've got the doors locked. got suspended bölümünü present perfect biçimi gibi birlikte okumayın; got ile suspended arasındaki nesne, suspended sözcüğünün nesneyi tamamladığını gösterir.

Alıştırma

Kurulum tamamlandı. Kalıbı tamamlamak için got ve mount fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: I've ____ the camera ____ above the door.

Cevabı göster

got · mounted

and we're just going to drive forward.

0:14

ve sadece ileri doğru süreceğiz.

We're going to accelerate.

0:15

Hızlanacağız.

So, if we're going that way,

0:16

Peki, eğer o yöne doğru gidersek,

which direction do you think this pendulum should go? Dilbilgisi

0:18

sizce bu sarkaç hangi yöne gitmeli?

Dilbilgisi

“which direction do you think ... should go?” yapısında soru sözcüğü sırası

Which direction sorulan bilinmeyen bilgiyi gösterdiği için tüm sorunun başına gelir. Do you think dıştaki sorudur; soru devrikliği yalnızca bu dış katmanda kullanılır. Think sözcüğünden sonra gelen this pendulum should go gömülü bir yan cümledir ve bu nedenle düz cümle sırasını korur: özne + should + fiilin yalın hâli. Burada should tavsiye veya zorunluluk değil, duruma göre beklenen yönü ifade eder.

Alıştırma

Örnekteki üç sözcüklü görüş sorma kalıbıyla tahmin sorusunu tamamlayın: Which direction ____ the smoke should move?

Cevabı göster

do you think

What do you think?

0:20

Ne düşünüyorsunuz?

3

0:21

3

2

0:21

2

1

0:22

1

go.

0:22

başla.

Left.

0:24

Sol.

Which way is it going?

0:24

Hangi yöne gidiyor?

That way.

0:26

O yöne.

That's right.

0:27

Doğru.

It's because I'm accelerating,

0:27

Hızlandığım için,

right?

0:28

değil mi?

Does that make sense to you guys? Ton ve niyet

0:29

Çocuklar, bu size mantıklı geldi mi?

Ton ve niyet

Anlayışı kontrol etmek için “Does that make sense to you guys?” kullanımı

Burada make sense, “anlaşılır olmak” veya “mantıksal açıdan açık görünmek” anlamındadır. Konuşan kişi, bir şeyin fiziksel bir his yaratıp yaratmadığını değil, dinleyenlerin açıklamayı takip edip etmediğini kontrol eder. Does that make sense to + person? kalıbı, bir fikrin o kişinin bakış açısından açık olup olmadığını sorar. You guys eklenmesi hitap edilen grubu belirtir ve tonu samimi hâle getirir.

Alıştırma

“Anlaşılır olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Does that ____ to you?

Cevabı göster

make sense

Yes, sir.

0:30

Evet, efendim.

Okay, very good.

0:30

Tamam, çok güzel.

I was hoping it would make sense. Ton ve niyet

0:31

Mantıklı gelmesini umuyordum.

Ton ve niyet

I was hoping it would make sense: yumuşatılmış bir umut

Burada I was hoping, konuşanın beklentisini yumuşak ve dayatmacı olmayan bir biçimde sunar. Past continuous burada öncelikle pragmatik bir görev görür: geçmişte belli bir anda devam eden bir eylemi anlatmaktan çok, umudu daha dolaylı hâle getirir. It would make sense, açıklamanın anlaşılır olacağı anlamına gelir. Dinleyici anladığını zaten gösterdiği için bu cümle, umulan sonucun gerçekleşmesinden doğan hafif bir rahatlamayı ifade eder; umudun boşa çıktığını göstermez. I was hoping + yan cümle kalıbı, bir beklentiyi veya ricayı nazikçe dile getirebilir.

Alıştırma

Bir dinleyici“Yes, I understand”dedikten sonra konuşan“I was hoping it would make sense.”diye yanıt veriyor. Bu yanıt en doğal olarak ne anlatır?

  1. Konuşan, açıklamanın anlaşılmış olmasından dolayı rahatlamıştır.
  2. Konuşan, dinleyicinin anlamadığını düşünmektedir.
  3. Konuşan, önceki bir umudun kesinlikle boşa çıktığını düşünmektedir.
Cevabı göster

Konuşan, açıklamanın anlaşılmış olmasından dolayı rahatlamıştır.

So, we're going to change it up just a little bit. Öbek fiiller

0:33

Şimdi, bunu birazcık değiştireceğiz.

Öbek fiiller

change it up: alışılmış yöntemi çeşitlendirmek

Change it up, biraz çeşitlilik yaratmak için alışılmış yöntemi, düzeni veya rutini değiştirmek anlamına gelir. Buradaki up, yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Just a little bit, konuşanın her şeyi değiştirmek yerine küçük bir ayarlama yapmayı planladığını gösterir. Bu öbeksi fiil ayrılabilir. Bir zamir change ile up arasına gelmelidir: change it up denir, change up it denmez. Bir isim kullanıldığında hem change the routine up hem de change up the routine mümkündür.

Alıştırma

“Alışılmış rutini çeşitlendirmek”anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: We do the same warm-up every day, so let's ____.

Cevabı göster

change it up

Okay,

0:35

Tamam,

so now what I'm going to do is Anlatım akışı

0:35

şimdi yapacağım şey şu

I'm going to replace this pendulum with a balloon. Kalıp ifadeler

0:36

bu sarkacı bir balonla değiştireceğim.

Anlatım akışı

What I'm Going to Do Is ...: sıradaki adımı önceden bildirme

What I'm going to do is ..., what yan cümleciği ile be fiilinden oluşan bir ön bildirim kalıbıdır. is sonrasındaki belirli eylemin sıradaki önemli adım olduğunu önceden bildirir ve ayrıntılardan önce dinleyiciye bir yol haritası verir. Konuşmada is sonrasında replace ... gibi yalın fiil içeren bir öbek veya I'm going to replace ... gibi tam bir yan cümlecik gelebilir. Asıl cümlede I'm going to ifadesinin tekrarlanması, konuşmayı doğal biçimde düzenleme yöntemidir; anlamsız bir dil bilgisi hatası değildir. Buradaki what da bir soru başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, sıradaki adımı önceden bildiren kalıpla tamamlayın: "____ check the pressure in the tank."

Cevabı göster

What I'm going to do is

Kalıp ifadeler

Replace A with B: önce eski nesne, yeni nesne with sonrasında

Replace A with B, A'yı kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve onun yerine B'yi koymak ya da kullanmak anlamına gelir. A eski veya mevcut nesnedir; B ise yeni yerine geçendir. Bu cümlede this pendulum A, a balloon ise B'dir. Sıralama kalıbın içinde sabittir: replace this pendulum with a balloon.

Alıştırma

replace A with B kalıbını kullanarak yönergeyi tamamlayın: "The old battery is dead. ____ it ____ a new one."

Cevabı göster

Replace · with

And we should see the same thing, right?

0:39

Ve aynı şeyi görmeliyiz, değil mi?

Let me cut this off. Öbek fiiller

0:41

Şunu keseyim.

Öbek fiiller

cut this off: keserek ayırma ve zamirin yeri

Bu sahnede cut this off, “bağlı olan bu parçayı keserek ayırıp çıkarmak” demektir. Fiziksel düzenek ve this nesnesi bu anlamı belirler; cut off bir kesintiyi de anlatabilir, ancak burada o anlamda kullanılmamıştır. Cut off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile off arasına koyun: cut this off veya cut it off; cut off this ya da cut off it değil.

Alıştırma

Bir etiket kutuya ince bir iple bağlanmış. cut ... off ve it zamirini kullanarak İngilizce yönergeyi tamamlayın: Please ____.

Cevabı göster

cut it off

So, what we're going to do is

0:42

Yapacağımız şey şu,

we're going to accelerate that way.

0:44

o yöne doğru hızlanacağız.

So, we have the mass of the balloon and the acceleration.

0:45

Yani balonun kütlesi ve ivmesi var.

So, that should net in a force and we'll have to react with this string, right?

0:48

Bu da bir kuvvet oluşturacak ve bu iple tepki vermemiz gerekecek, değil mi?

You guys ready?

0:52

Hazır mısınız?

Yes, sir.

0:53

Evet, efendim.

3

0:53

3

2

0:54

2

1

0:55

1

go.

0:56

başla.

No.

0:58

Hayır.

Wait a second.

0:59

Bir saniye.

What just happened?

1:01

Az önce ne oldu?

Hold on, Ton ve niyet

1:02

Bekleyin,

what happens when I stop?

1:03

durduğumda ne oluyor?

Ton ve niyet

Hold on ile kısa bir duraklama istemek

Buradaki Hold on, “bir an durun” anlamına gelen gündelik bir konuşma işaretidir. Konuşan kişi beklenmedik bir sonuç fark etmiş ve yeniden bakıp yeni bir soru sorabilmek için etkinliği kısa süreliğine durdurmuştur. Fiziksel olarak bir şeyi tutmak anlamına gelmez. Konuşmada Hold on, kişi düşünürken, bir şeyi kontrol ederken veya yön değiştirirken karşısındakinden beklemesini istemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir grup deneyinde beklenmedik bir sonuç fark ediyor ve kontrol ederken herkesin duraklamasını istiyorsunuz. Söylenecek en doğal şey hangisidir?

  1. Hold this, let me check that again.
  2. Keep on, let me check that again.
  3. Hold on, let me check that again.
Cevabı göster

Hold on, let me check that again.

The balloon goes backwards when I stop.

1:04

Durduğumda balon geriye doğru gidiyor.

What's happening?

1:07

Neler oluyor?

It's going the same.

1:08

Aynı şeyi yapıyor.

3

1:09

3

2

1:10

2

1

1:10

1

go.

1:11

başla.

There it is.

1:12

İşte oldu.

It's coming right at me. Kalıp ifadeler

1:13

Doğrudan üstüme geliyor.

Kalıp ifadeler

come right at someone: right ‘doğrudan’ anlamında

come right at someone yapısında at, hareketin yöneldiği kişiyi veya şeyi belirtir. Burada It's coming right at me. nesnenin konuşana doğru doğrudan bir yol üzerinde hareket ettiği anlamına gelir. Right yönü güçlendirir; “doğru biçimde” değil, “doğrudan” veya “dümdüz” anlamındadır. İfade, hareketin izlediği yolu ve olası çarpışmayı vurgular; come to me ise daha çok konuşanın bulunduğu yere ulaşmaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi ‘doğrudan üzerime’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The ball is coming ____, so I need to move.

Cevabı göster

right at me

Why is it doing that?

1:14

Bunu neden yapıyor?

Do you want to know?

1:16

Bilmek ister misiniz?

Yeah.

1:18

Evet.

Yeah.

1:18

Evet.

All right,

1:19

Pekâlâ,

I brought something to show you.

1:19

size göstermek için bir şey getirdim.

Remember I told you?

1:20

Size söylediğimi hatırlıyor musunuz?

I was going to bring this jar earlier? Dilbilgisi

1:22

Bu kavanozu daha önce getireceğimi söylemiş miydim?

Dilbilgisi

was going to + fiilin yalın hâli: mutlaka vazgeçilmiş olmayan geçmiş bir plan

Was going to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir bakış açısından o sırada var olan planı veya niyeti anlatır. I was going to bring, kavanozu getirmenin daha önceki o anda konuşanın planı olduğunu belirtir. Yapı tek başına planın tamamlanıp tamamlanmadığını söylemez. Bu bağlamda kavanoz getirilmiştir, dolayısıyla plan gerçekleşmiştir; başka bağlamlarda planın değiştiği veya kesintiye uğradığı görülebilir.

Alıştırma

Şu cümle hakkındaki ifadeyi değerlendirin: I was going to bring the jar, and here it is. was going to sözleri planın başarısız olduğunu kanıtlar.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Remember that?

1:23

Hatırladınız mı?

So, it's like this.

1:24

Yani, durum şöyle.

Imagine this entire van is just like this jar. Anlatım akışı

1:25

Tüm bu minibüsün tıpkı bu kavanoz gibi olduğunu hayal edin.

Anlatım akışı

Imagine X is just like Y: bir benzetme kurmak

Imagine, ayrıntılar gelmeden önce dinleyiciden geçici bir zihinsel model kurmasını ister. Böylece açıklama, sözcüğü sözcüğüne bir betimleme yerine yönlendirilmiş bir benzetme olarak düzenlenir. X is just like Y kalıbında X tanıdık olmayan durumu, Y ise tanıdık modeli gösterir. Burada minibüs kavanozla eşleştirilir; böylece açıklamanın devamında hava ve balon, su ve kabarcıkla eşleştirilebilir.

Alıştırma

Benzetmeyi tanıtmak için Imagine ... is just like ... kalıbını kullanın: "____ the internet ____ a huge library."

Cevabı göster

Imagine · is just like

And all the air inside this van

1:28

Ve bu minibüsün içindeki tüm havanın

is just like the water in the jar.

1:30

tıpkı kavanozdaki su gibi olduğunu.

Does that make sense?

1:31

Mantıklı geldi mi?

So, let's imagine that the balloon is this bubble on top

1:33

Öyleyse, balonun üstteki şu kabarcık olduğunu düşünelim

because the helium in the balloon is lighter than air, right?

1:37

çünkü balonun içindeki helyum havadan daha hafiftir, değil mi?

So, that causes it to do what? Dilbilgisi

1:40

Peki bu ne yapmasına neden olur?

Dilbilgisi

cause + nesne + to + fiil: causes it to do

cause + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısında özne nedeni, nesne etkilenen şeyi, to ile kurulan mastar ise ortaya çıkan eylemi belirtir. to bu yapının zorunlu bir parçasıdır. Altyazıda that etkiyi üreten gerçeğe, it balona gönderme yapar; what ise dinleyiciden ortaya çıkan eylemi söylemesini ister. Aynı yapı, mekanizmaları X causes Y to happen biçiminde açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Geniş zamandaki cause yapısını tamamlayın: "A faulty sensor ____ the alarm ____ sound even when there is no smoke."

Cevabı göster

causes · to

Go up.

1:42

Yukarı çıkmasına.

Go up.

1:42

Yukarı çıkmasına.

That's right.

1:43

Doğru.

So, if I've got this air that's just like it,

1:44

Eğer burada da tıpkı onun gibi olan bu hava varsa,

what happens if I move the jar that way?

1:46

kavanozu o yöne doğru hareket ettirirsem ne olur?

It did.

1:49

Oldu bile.

All that water sloshes to the back.

1:50

Tüm o su arkaya doğru çalkalanır.

And when that water sloshes back this way,

1:52

Ve su geriye bu tarafa doğru çalkalandığında,

which direction does the bubble go?

1:54

kabarcık hangi yöne gider?

You see that?

1:56

Bunu gördünüz mü?

So, the air bubble moves in the direction of acceleration. Kalıp ifadeler

1:57

Yani, hava kabarcığı ivme yönünde hareket eder.

Kalıp ifadeler

in the direction of: ... yönünde

“In the direction of”, of sözcüğünden sonra gelen ad öbeğinin gösterdiği yöne doğru veya o yön boyunca anlamına gelen bir edat öbeğidir. Burada acceleration, kabarcığın hareketi için referans yönünü belirtir; cümle kabarcığın kendisinin hızlandığını söylemez. Bir eylemi veya yönelimi başka bir şeyle ilişkilendirmek için move/go/point + in the direction of + referans noktası ya da yön kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hikers walked ____ the lighthouse.

Cevabı göster

in the direction of

Does that make sense?

1:59

Bu mantıklı mı?

I know you're five,

2:01

Beş yaşında olduğunuzu biliyorum,

but I think you can get this. Kelime

2:01

ama bence bunu anlayabilirsiniz.

Kelime

anlamak anlamındaki get this

“I think you can get this” ifadesinde get “anlamak” anlamına gelir ve this, az önce verilen açıklamayı belirtir. Konuşan kişi dinleyicinin fikri takip edebileceğine güvendiğini ifade eder; ondan bir nesneyi almasını istemez. Bu anlam get it, get the idea ve get why/how + yan cümle gibi kalıplarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede get, örnekteki gibi “anlamak” anlamındadır?

  1. Get this—our team won two tickets!
  2. After one more example, Maya finally got it.
  3. Please get the book from the shelf.
Cevabı göster

After one more example, Maya finally got it.

Okay, so I've got my seat belt on.

2:03

Tamam, emniyet kemerimi taktım.

If I drive forward real fast right now, Kelime

2:04

Şu an çok hızlı bir şekilde ileri sürersem,

which direction is the balloon going to go?

2:06

balon hangi yöne gidecek?

Kelime

real fast: really anlamındaki gündelik real

real fast ifadesinde real, dereceyi artıran gündelik bir zarftır. fast sözcüğünü güçlendirir ve really ya da very anlamına gelir; bu nedenle ifade “çok hızlı bir şekilde” demektir. Bu kullanım gündelik Amerikan İngilizcesinde yaygındır. Burada real, bir şeyin “gerçek” olduğunu anlatmaz; sürüşün ne kadar hızlı olacağını belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi tam olarak seçin. real sözcüğündeki /l/ sesinden sonra ek bir /i/ sesi olup olmadığına odaklanın.

  1. The car went real fast.
  2. The car went very fast.
  3. The car went really fast.
Cevabı göster

The car went real fast.

Forward.

2:08

İleri.

Why will it go forward?

2:08

Neden ileri gidecek?

Because um all the air is sloshing back. Deyimler

2:10

Çünkü, şey, tüm hava arkaya doğru çalkalanıyor.

Deyimler

all the air is sloshing back: akışkan hareketi benzetmesi

Slosh genellikle bir sıvının kabın içinde bir yandan öbür yana veya ileri geri güçlü biçimde hareket etmesini anlatır. Burada sözcük mecaz yoluyla havaya uygulanır; çünkü hava da bir alanın içinde hareket edip yeniden dağılabilir. Sloshing back, araç hızlanırken hava kütlesinin arka tarafa doğru kayması demektir. Bu canlı bir benzetmedir; havanın su gibi gerçekten sıçradığını veya katı bir nesnenin geriye fırlatıldığını söylemez.

Alıştırma

“All the air is sloshing back,” cümlesinde sloshing back nasıl bir görüntü oluşturur?

  1. Hava suya dönüşüyor ve dışarı dökülüyor.
  2. Hava, geriye fırlatılan katı bir nesneye dönüşmüş.
  3. Hava, bir kabın içinde hareket eden sıvı gibi arka tarafa doğru kayıyor.
Cevabı göster

Hava, bir kabın içinde hareket eden sıvı gibi arka tarafa doğru kayıyor.

That's right.

2:12

Doğru.

Very good.

2:13

Çok iyi.

Watch this.

2:14

Şunu izleyin.

Look at that.

2:15

Şuna bakın.

You see that?

2:16

Gördünüz mü?

So, you know what that means, Dilbilgisi

2:17

Peki, bunun ne anlama geldiğini biliyorsunuz,

don't you?

2:18

değil mi?

Dilbilgisi

Beklenen onayı istemek için you know ..., don't you? kullanımı

Ana cümle you know kısmıdır; what that means ise onun nesnesi olan yan cümledir. Olumsuz soru eki don't you? ana cümleye bağlanır: olumlu you know ile olumsuz don't you eşleşir. Bu soru eki onay isterken konuşanın, dinleyicinin muhtemelen bildiğini düşündüğünü de gösterir. Do you know what that means? sorusundan daha az tarafsızdır; ortak bir anlayışın muhtemel olduğunu varsayar.

Alıştırma

Olumlu ifadeyle eşleşen olumsuz soru ekini yazarak cümleyi tamamlayın: You remember where we parked, ____?

Cevabı göster

don't you

Yeah.

2:19

Evet.

That means you have more air to breathe than Daddy does Dilbilgisi

2:20

Bu, benim hızlı gittiğim zamanlarda,

when I'm going fast.

2:22

babanızdan daha fazla soluyacak havanız olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

more ... than Daddy does: karşılaştırmalarda yardımcı fiille tekrarın önlenmesi

more air to breathe than Daddy does bir karşılaştırma kurar: dinleyicinin soluyabileceği hava miktarının Daddy'nin sahip olduğundan daha fazla olduğu söylenir. Than, karşılaştırmanın ikinci tarafını getirir. Does, bağlamdan çıkarılabilen has air to breathe yükleminin yerine geçen yardımcı fiildir. İngilizcede sıradan bir fiil öbeğini tekrarlamamak için karşılaştırmalarda sık sık do, does veya did kullanılır; does, üçüncü tekil şahıs öznesi Daddy ile uyum sağlar ve geniş zamanı korur.

Alıştırma

reads mystery novels öbeğinin yerine geçen yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: Maya reads more mystery novels than her brother ____.

Cevabı göster

does

Did you realize that?

2:24

Bunu fark etmiş miydiniz?

No.

2:25

Hayır.

Yeah,

2:26

Evet,

then what that means when I go fast

2:27

yani hızlı gittiğimde bu şu anlama gelir,

that means more air sloshes back there to you

2:29

size doğru, arkaya daha fazla hava çalkalanır

and you have more oxygen to breathe.

2:31

ve nefes alacak daha fazla oksijeniniz olur.

Doesn't it feel good back there? Ton ve niyet

2:32

Orada arka tarafta olmak güzel hissettirmiyor mu?

Ton ve niyet

Doesn't it feel good back there? ile onay beklemek

Doesn't it feel good back there? olumsuz biçimli bir evet-hayır sorusudur. doesn't + özne + fiilin yalın hâli yapısı, olumlu düşünce olan It feels good back there ifadesini konuşanın zaten doğru olmasını beklediği bir şey olarak sunar ve dinleyiciyi bunu onaylamaya çağırır. Buradaki soru rahatlığı veya hava kalitesini tarafsız biçimde ölçmek için değil, şakacı ve yönlendirici bir şekilde sorulmuştur. Genel olarak Doesn't it...? gibi olumsuz sorular konuşanın beklentisini, şaşkınlığını veya onay isteğini gösterebilir. Hangi tutumun kastedildiğini tonlama ve bağlam belirler.

Alıştırma

Özgün cümlede konuşan Doesn't it feel good back there? ile esas olarak ne yapıyor?

  1. Belirli bir yanıt beklemeden rahatlığı tarafsız biçimde kontrol etmek
  2. Dinleyiciye arkaya geçmesini emretmek
  3. Dinleyiciyi oranın iyi hissettirdiğine katılmaya çağırmak
Cevabı göster

Dinleyiciyi oranın iyi hissettirdiğine katılmaya çağırmak

Okay,

2:35

Tamam,

so now we have the plumb bob right next to the balloon. Kültür

2:35

şimdi şakulümüz balonun hemen yanında duruyor.

Kültür

plumb bob: düşey referans olarak kullanılan asılı ağırlık

Plumb bob, bir ipe asılan ve Türkçede çekül denilen ağırlıktır. Yer çekimi ipi gerçek düşey doğrultuya çeker; bu nedenle inşaatçılar ve deney yapanlar onu düşey bir referans olarak kullanır. Burada balonun yanındaki asılı ağırlık olarak görev yapar ve ikisinin sapma yönlerinin karşılaştırılmasını sağlar. Bu isim grubunda bob, alet adının bir parçasıdır; bir kişinin adı veya ‘yukarı aşağı hareket etmek’ anlamındaki İngilizce fiil değildir.

Alıştırma

Bir inşaatçıya düşey doğrultuyu gösteren asılı bir ağırlık gerekiyor. İngilizce cümleyi tamamlayın: The builder used a ____ to check whether the post was vertical.

Cevabı göster

plumb bob

So, if I go forward,

2:37

Eğer ileri gidersem,

they should spread apart, right?

2:38

birbirlerinden uzaklaşmaları gerekir, değil mi?

Let's check it out.

2:40

Bir bakalım.

Is it working?

2:42

İşe yarıyor mu?

Is it working?

2:42

İşe yarıyor mu?

Yeah.

2:43

Evet.

All right.

2:44

Pekâlâ.

So,

2:45

Şimdi,

what I want to do is

2:45

yapmak istediğim şey şu,

I want to tell everybody on Smarter Every Day that if they go download a free audiobook

2:46

Smarter Every Day izleyen herkese, gidip ücretsiz bir sesli kitap indirirlerse

that it'll help Smarter Every Day by sponsoring us.

2:50

bunun Smarter Every Day'e destek olacağını söylemek istiyorum.

Audible will.

2:54

Audible bize sponsor olacak.

They go to audible.com/smarter.

2:55

audible.com/smarter adresine girecekler.

And so,

2:57

Ve böylece,

they get a free audiobook.

2:57

ücretsiz bir sesli kitap alacaklar.

But I'm going to do it in a funny way.

2:59

Ama bunu komik bir şekilde yapacağım.

Lean in towards me Öbek fiiller

3:00

Bana doğru eğilin

Öbek fiiller

Lean in towards me: fiziksel bir konumlandırma talimatı

Burada Lean in, dinleyene üst bedenini eğerek veya hareket ettirerek yaklaşmasını söyler. towards me ise yönü belirtir: konuşan kişiye doğru. İfadenin tamamı, vücut konumuyla ilgili gerçek anlamlı bir talimattır. lean in mecazen daha etkin biçimde katılmak anlamına da gelebilir, ancak bu cümlede fiziksel hareket anlatılır.

Alıştırma

Bu bağlamda Lean in towards me, birinden ne yapmasını ister?

  1. Bir tartışmaya daha etkin biçimde katılmak.
  2. Konuşan kişiden daha uzakta durmak.
  3. Üst bedenini eğerek veya hareket ettirerek konuşan kişiye yaklaşmak.
Cevabı göster

Üst bedenini eğerek veya hareket ettirerek konuşan kişiye yaklaşmak.

and look straight at the camera.

3:01

ve doğrudan kameraya bakın.

I know you don't know what I'm going to do,

3:02

Ne yapacağımı bilmediğinizi biliyorum,

but don't laugh

3:03

ama gülmeyin

because I want people to realize that they can send you to school

3:05

çünkü insanların, bir sesli kitap alırlarsa

if they get an audiobook.

3:08

sizi okula gönderebileceklerini fark etmelerini istiyorum.

Does that make sense?

3:09

Mantıklı mı?

Yeah.

3:10

Evet.

So, whatever happens, Dilbilgisi

3:10

Yani, ne olursa olsun,

don't laugh.

3:11

gülmeyin.

Dilbilgisi

Whatever happens: istisnasız bir koşul kurmak

whatever happens ifadesinde whatever, sınırları açık bir ödünleme koşulu oluşturur; ifade “ne olursa olsun” veya “ne gerçekleşirse gerçekleşsin” anlamına gelir. Virgül, bu çerçeveyi ana talimat olan don't laugh ifadesinden ayırır. Bu çerçeve, sonraki talimatın beklenmedik durumlar dâhil mümkün olan her durumda geçerli olmasını sağlar. Konuşan kişinin olacakları umursamadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Uyarıyı, dersteki “ne olursa olsun” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce yapıyla tamamlayın: “____, stay inside until an adult says it is safe.”

Cevabı göster

Whatever happens

Okay?

3:12

Tamam mı?

Look straight at the camera.

3:13

Doğrudan kameraya bakın.

Ready?

3:14

Hazır mısınız?

You don't know what I'm doing,

3:15

Ne yaptığımı bilmiyorsunuz,

do you?

3:15

değil mi?

Okay,

3:16

Tamam,

you ready?

3:16

hazır mısınız?

Thank you for supporting Smarter Every Day. Kalıp ifadeler

3:20

Smarter Every Day'i desteklediğiniz için teşekkür ederiz.

Kalıp ifadeler

Thank you for supporting: bir eylem için teşekkür etmek

Thank you for + bir isim veya -ing biçimi, teşekkürün nedenini belirtir. Bu cümlede supporting, for edatından sonra gelen -ing biçimidir ve konuşan kişi dinleyicilerin desteği için teşekkür eder. Eylem tamamlanmış, devam ediyor veya gerçekleşmesi kesinleşmiş kabul ediliyor olabilir. Kalıbı başka bir durumda kullanmak için for sözcüğünü koruyup eylem fiilini -ing biçimine getirin.

Alıştırma

Bir arkadaşın dersten sonra seni bekledi. wait kullanarak teşekkür cümlesini tamamla: Thank you ____ for me.

Cevabı göster

for waiting

If you would please download an audiobook at audible.com/smarter. Ton ve niyet

3:22

Lütfen audible.com/smarter adresinden bir sesli kitap indirirseniz sevinirim.

Ton ve niyet

If you would please download ...: bağımsız ve resmî bir rica

If you would please + yalın fiil biçimindeki giriş, if ile başlayan bir koşul yan cümlesine benzer; ancak burada tek başına nazik bir rica görevi görür. Download yalın fiil biçimindedir; would ile please emri daha az doğrudan hâle getirerek dinleyicinin istekliliğine seslenir. Eksik ana cümlenin sonradan gelmesi beklenmez; yaklaşık olarak I would appreciate it, yani «minnettar olurum» anlamı örtük biçimde anlaşılır. Bu sponsor metninde alışılmadık derecede resmî ifade ve rol yaparcasına kullanılan alçak ses, ricayı gerçek bir koşuldan çok bilerek görkemli veya teatral gösterir.

Alıştırma

Bir müze rehberi bir gruba resmî bir tonla “If you would please follow me.” diyor. Açıkça belirtilen bir ana cümle olmadan da bu ifade eksiksiz ve nazik bir rica olabilir mi?

  1. Hayır. Ardından her zaman bir ana cümle gelmelidir.
  2. Evet. Bu resmî ortamda tek başına nazik bir rica olarak kullanılabilir.
Cevabı göster

Evet. Bu resmî ortamda tek başına nazik bir rica olarak kullanılabilir.

Did you know Dad could talk like this?

3:28

Babanızın böyle konuşabildiğini biliyor muydunuz?

No.

3:30

Hayır.

You didn't know that happened,

3:31

Bunun olacağını bilmiyordunuz,

did you?

3:31

değil mi?

So,

3:34

Yani,

if you go get a free audiobook, Dilbilgisi

3:34

eğer gidip ücretsiz bir sesli kitap alırsanız,

Dilbilgisi

go get: go + fiilin yalın hâli

go get yapısında go fiilini doğrudan get fiilinin yalın hâli izler. Bu gündelik go + fiilin yalın hâli kalıbı “gidip almak” anlamındaki go and get ifadesine karşılık gelir; daha geniş anlamda ise bir şeyi elde etmek için gereken adımı atmayı anlatır. Arada to bulunması gerekmez. Buradaki işlem bir internet sitesine girilerek tamamlanabilir; bu nedenle go mutlaka gerçek anlamda bir yere gitmeyi anlatmaz. Bu kalıp, eylemleri çoğunlukla tek bir pratik iş gibi sunar.

Alıştırma

İsteği Amerikan İngilizcesindeki gündelik go + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: Please ____ your jacket before we leave.

Cevabı göster

go get

it'll support Smarter Every Day

3:35

Smarter Every Day'i desteklemiş olursunuz

and it'll help me send these kids to school. Dilbilgisi

3:37

ve bu çocukları okula göndermeme yardım edersiniz.

Dilbilgisi

help me send ...: help + nesne + fiilin yalın hâli

help me send yapısında help fiilini bir nesne olan me ve send fiilinin yalın hâli izler. help + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı kimin yardım aldığını ve bu yardımın hangi eylemi mümkün kıldığını gösterir. help fiilinden sonra to ile mastar kullanmak da dil bilgisi açısından doğrudur; ancak özellikle Amerikan İngilizcesinde to sıkça kullanılmaz. Parayla ilgili bu bağlamda send these kids to school, çocukların eğitim masraflarını karşılamaya yardımcı olmak veya eğitim almalarını sağlamak anlamına gelir; onları fiziksel olarak okul binasına götürmek anlamına gelmesi gerekmez.

Alıştırma

help us ifadesinden sonra send fiilinin yaygın yalın hâlini kullanın: This grant will help us ____ more students to school.

Cevabı göster

send

Does that sound like a good idea? Ton ve niyet

3:39

Kulağa iyi bir fikir gibi geliyor mu?

Ton ve niyet

Does that sound like a good idea? ile izlenim sormak

Sound like, birinin bir plan hakkında az önce duyduklarına dayanarak görünmek veya bir izlenim vermek anlamına gelir. Burada gerçek bir sesin kalitesinden söz edilmez. Does that sound like a good idea? sorusu, dinleyiciyi mevcut bilgilere göre öneriyi değerlendirmeye davet eder. Doğrudan bir iddiada bulunmak yerine geri bildirim ister ve nazikçe onay bekleyebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız seyahat etmek yerine çevrim içi buluşmayı öneriyor. Geri bildirim sorusunu sound like ile tamamlayın: Does that ____ a good idea?

Cevabı göster

sound like

Yeah.

3:41

Evet.

You should never do that,

3:42

Siz bunu asla yapmamalısınız,

by the way. Anlatım akışı

3:43

bu arada.

Anlatım akışı

Yan not belirteci olarak by the way

By the way, bir ifadenin konuşmanın ana çizgisiyle ilgili ancak ona göre ikincil olduğunu gösterir. Bu cümlenin sonunda yer aldığında, uyarıyı geriye dönük olarak ek bir hatırlatma şeklinde sunar. Bir söylem belirteci olarak dinleyicinin bilgi hiyerarşisini anlamasına yardımcı olur: konuşmacı kısaca ikincil bir nokta ekler; uyarının önceki ifadenin mantıksal sonucu olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hafta sonu gezisini konuşuyorsunuz ve ilgili ama ikincil bir hatırlatma eklemek istiyorsunuz. Hangi cümle bu bilgiyi en iyi şekilde yan not olarak işaretler?

  1. Anyway, the museum closes at five.
  2. Therefore, the museum closes at five.
  3. By the way, the museum closes at five.
Cevabı göster

By the way, the museum closes at five.

That's only for adults.

3:43

Bu sadece yetişkinler için.

How did you do that?

3:45

Bunu nasıl yaptın?

It's magical.

3:47

Bu bir sihir.

Anyway, Anlatım akışı

3:47

Her neyse,

I'm Destin.

3:48

ben Destin.

Anlatım akışı

Ana konuya dönüş belirteci olarak Anyway,

Burada Anyway, kısa yan konuyu kapatıp dinleyiciyi ana konuya döndüren bir söylem belirtecidir. Bu cümlede “buna rağmen” anlamına gelmez. Yeni bir konuşma sırasının başında anyway, “Bu yan konuyu daha fazla uzatmayalım ve devam edelim” mesajını verebilir. Dikkati başka yöne çevirdiği için aniden söylendiğinde konuşmayı biraz kesiyormuş gibi hissedilebilir.

Alıştırma

Kısa bir şakadan sonra sunucu, “Anyway, let's get back to the results.” diyor. Burada anyway ne işe yarıyor?

  1. Sunucunun bir engele rağmen devam edeceği anlamına gelir.
  2. Şakayla ilgili başka bir ayrıntı sunar.
  3. Konuşmayı ana konuya döndürür.
Cevabı göster

Konuşmayı ana konuya döndürür.

You're getting smarter every day.

3:48

Her gün daha da akıllanıyorsunuz.

Please subscribe to Smarter Every Day and support our sponsor,

3:49

Lütfen Smarter Every Day'e abone olun ve sponsorumuzu destekleyin,

Audible.

3:52

Audible.

I'll leave a link somewhere

3:53

Bir yere link bırakacağım

and you can check it out.

3:53

oradan göz atabilirsiniz.

Thanks.

3:54

Teşekkürler.

Bye.

3:55

Hoşça kalın.

How did you change your voice?

3:56

Sesini nasıl değiştirdin?

Okay,

4:01

Tamam,

now we have the sunroof, Dilbilgisi

4:01

şimdi açılır tavanımız,

the side window,

4:02

yan camımız

and the back open.

4:03

ve arka tarafımız açık.

Dilbilgisi

have the sunroof ... open: have + nesne + sıfat

we have the sunroof, the side window, and the back open ifadesinde have, yalnızca sahip olmayı değil, mevcut bir düzenlemeyi veya sürdürülen bir durumu anlatır. Üç ad öbeği birlikte have fiilinin nesnesini oluşturur; open ise bu nesnelerin durumunu tamamlayan bir sıfattır. open tüm listenin ardından geldiği için açılır tavanı, yan camı ve arka kısmı birlikte niteler. have + object + adjective kalıbı, is open ifadesini tekrar etmeden birkaç öğenin durumunu tek ve kısa bir yapıda anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için have, the files ve ready ifadelerini kullanın: Before every meeting, we ____ for the team.

Cevabı göster

have the files ready

I'm going to go forward.

4:04

İleri doğru gideceğim.

Where do you think it's going to go?

4:05

Sizce nereye gidecek?

Forward.

4:07

İleri.

Forward?

4:07

İleri mi?

Backwards.

4:08

Geriye.

Backwards?

4:09

Geriye mi?

3

4:10

3

2

4:10

2

1

4:11

1

So,

4:15

Şöyle ki,

this is air, not helium.

4:15

bu hava, helyum değil.

Yes, sir.

4:16

Evet, efendim.

Okay,

4:17

Tamam,

I think it's going to act like the pendulum. Kelime

4:18

bence sarkaç gibi hareket edecek.

Kelime

act like the pendulum: sarkaç gibi hareket etmek

Burada act, “rol yapmak” değil, “belirli bir şekilde davranmak veya çalışmak” anlamına gelir. Konuşmacı, balonun harekete bir sarkaçla aynı şekilde tepki vereceğini tahmin ediyor. act like + isim yapısı, davranış veya çalışma biçimini karşılaştırır. Bir nesneyi, cihazı, sistemi ya da kişiyi anlatabilir; tek başına bilinçli bir taklit anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede act like the pendulum ne anlama geliyor?

  1. Sarkaca benzer şekilde tepki vermek veya hareket etmek
  2. Sarkaçla tamamen aynı görünüme sahip olmak
  3. Sarkaçmış gibi yapmak
Cevabı göster

Sarkaca benzer şekilde tepki vermek veya hareket etmek

3

4:20

3

2

4:21

2

1

4:22

1

go.

4:22

başla.

Backwards.

4:25

Geriye.

Oh, it does. Dilbilgisi

4:30

Oh, öyle oldu.

Dilbilgisi

“Oh, it does.” cümlesindeki does

Burada does, önceki fiil grubunun yerine geçen bir yardımcı fiildir. Daha önceki act like the pendulum fiil grubunu karşılar; bu nedenle Oh, it does, “Oh, it does act like the pendulum” anlamına gelir. Bu tür kısa bir onay, zaten açık olan yüklemi tekrarlamayı önler. İngilizcede özneye ve zamana göre do, does veya did kullanılır.

Alıştırma

Önceki fiil grubunun yerine geçen yardımcı fiille yanıtı tamamlayın: “The new lock works with this key.” “Yes, it ____.”

Cevabı göster

does

We're going to use that one.

4:33

Bunu kullanacağız.