Penisiniz Neden Küçülüyor: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, erkek doğurganlığındaki düşüşü plastik, tarım ilacı, ambalaj ve gıdalardaki endokrin bozucularla ilişkilendiriyor; sonra kişisel önlemlere ve düzenlemeye geçiyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. comes down to: açıklamayı temel nedene indirgeyen öbek fiildir; aşağı hareket sanmadan belirleyici etkeni açıkça söylemeyi öğretir. 2. So much so that: önceki düşünceyi güçlendirip kanıt veya sonuç sunan söylem ve retorik bağlacıdır; savın veriye ilerleyişini izletir. 3. "innocent until proven guilty.": zarar kanıtını bekleyen düzenlemeyi eleştiren deyimsel hukuk metaforudur; bilinen bir ilkenin eleştirel benzetme olarak kullanımını tanıtır.
Bu derste
Penis sizes are shrinking, which you might have seen from these headlines all over the internet.
0:00Penis boyutları küçülüyor; bunu internette her yerde karşınıza çıkan şu manşetlerde görmüş olabilirsiniz.
And in the last 40 years, sperm counts in men have decreased by 50% Dilbilgisi
0:04Son 40 yılda erkeklerin sperm sayısı %50 azaldı
“son 40 yılda” ve “have decreased”
“In the last 40 years”, 40 yıl öncesinden bugüne kadar uzanan bir dönemi belirtir. Değişikliği, bitmiş bir geçmiş dönemindeki tek bir olay olarak değil, günümüzle bağlantılı olarak sunar. “Have decreased” present perfect yapısıdır; çoğul özne “sperm counts” ile “have” kullanılır. Bu yapı, geçmişi şimdiye bağlayan eğilimleri veya sonuçları bildirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Şimdiye kadar devam eden bir dönem içindeki değişimi doğru anlatan cümle hangisidir?
- Five years ago, the town's population has grown by 12%.
- In the last five years, the town's population has grown by 12%.
- From 2019 to 2024, the town's population grew by 12%.
Cevabı göster
In the last five years, the town's population has grown by 12%.
and the distance between the anus and the genitals in boys, aka the taint, Kelime
0:09ve erkek çocuklarda anüs ile cinsel organ arasındaki, yani perine bölgesindeki mesafe de
“aka the taint,”: aka ile gayriresmî bir ad tanıtmak
“Aka”, “also known as” ifadesinin gayriresmî kısaltmasıdır ve aynı kişi, yer veya şey için ikinci bir ad tanıtır. Burada “taint”in az önce açıklanan anatomik bölgenin başka bir adı olduğunu gösterir. “Taint”, anüs ile cinsel organlar arasındaki bölge olan perineum için kullanılan argo bir sözcüktür. Konuşanın ne demek istediğini anlamaya yardımcı olur, ancak resmî bir tıbbi metinde seçilecek tarafsız terim değildir.
Alıştırma
Aynı şeyin başka bir adını tanıtmak için aka ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The red planet, aka other planets, is easy to see on a clear night.
- The red planet, aka Mars, is easy to see on a clear night.
- The red planet, e.g. Mars, is easy to see on a clear night.
Cevabı göster
The red planet, aka Mars, is easy to see on a clear night.
So today, we are going to explain what is going on. Öbek fiiller
0:14Bugün size neler olduğunu açıklayacağız.
what is going on: neler olup bittiğini sormak
Burada going on, bir şeyin gerçekleştiği veya olup bittiği anlamına gelir. what is going on yapısında what, anlaşılmak istenen durumu gösterir; going on ise şu anda gelişen olayları anlatır. Fiziksel olarak hareket etmek ya da bir etkinliğe devam etmek anlamına gelmez. Konuşan kişi mevcut durumu açıklayacaktır. Bu nedenle ifade, daha önce söylenenlerle ardından gelecek açıklamayı birbirine bağlar. Neler olduğunu sormak veya açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede going on ne anlama geliyor: So today, we are going to explain what is going on?
- devam etmesi gereken bir etkinlik
- şu anda olup biten şey
- birinin gittiği yer
Cevabı göster
şu anda olup biten şey
Testosterone levels in men have been declining since 1982.
0:17Erkeklerde testosteron seviyeleri 1982'den beri düşüyor.
A meta-analysis of over 185 studies that looked at over 48,000 men Kelime
0:2148.000'den fazla erkeği inceleyen 185'ten fazla araştırmanın meta-analizi,
A meta-analysis: birçok çalışmanın kanıtlarını birleştiren analiz
A meta-analysis, aynı soruyu ele alan birden fazla çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiren bir araştırma yöntemidir. Bu cümlede A meta-analysis, sunulan kanıtın türünü belirtir; birleştirilen çalışmalar çok sayıda katılımcı içerse de bu ifade tek bir deneyi anlatmaz. Sayılar kanıt temelinin kapsamını gösterir: 185'ten fazla çalışma ve 48.000'den fazla erkek. meta- ön eki, tek bir çalışmada yeni bir örneklem toplamak yerine mevcut araştırmaların daha üst düzeyde analiz edildiğini gösterir.
Alıştırma
A meta-analysis ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- büyük örneklemli tek bir çalışma
- yazarın kişisel görüşüne dayanan bir özet
- birden fazla çalışmanın sonuçlarının istatistiksel olarak birleştirilmesi
Cevabı göster
birden fazla çalışmanın sonuçlarının istatistiksel olarak birleştirilmesi
and overall sperm count had decreased by 59%.
0:34toplam sperm sayısının ise %59 azaldığını ortaya koydu.
26% of men who have erectile dysfunction are now under the age of 40.
0:38Artık sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin %26'sı 40 yaşın altında.
Looking at sperm bank semen in 1963,
0:431963'te sperm bankalarındaki meni örneklerine baktığımızda,
would have had 99 million viable sperm per milliliter.
0:51mililitre başına 99 milyon canlı sperm hücresi içeriyordu.
By 2011, it had fallen all the way to only 49 million viable sperm. Dilbilgisi
0:542011'e gelindiğinde bu değer yalnızca 49 milyon canlı sperm hücresine kadar düşmüştü.
By 2011, ... had fallen: geçmişte bir son tarih ve past perfect
By 2011 geçmişte bir son tarih veya referans noktası belirler: en geç o noktada, söz konusu düşüş zaten gerçekleşmişti. Buradaki by, “2011 boyunca” değil, “2011'e kadar” anlamındadır. Had fallen, had + geçmiş zaman ortacıyla kurulan past perfect yapısıdır. Düşüşü geçmişteki referans noktasından önceye yerleştirir ve 2011 rakamını o zamana kadar ulaşılmış sonuç olarak sunar. By + geçmişteki zaman, had + geçmiş zaman ortacı kalıbı; bir değişimi veya tamamlanmış ilerlemeyi geçmişteki daha sonraki bir bakış açısından değerlendirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi By ve fall fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: ____ 2018, repair costs ____ by 30 percent.
Cevabı göster
By · had fallen
male fertility issues contribute 1/4 to 1/3 of all fertility issues.
1:04erkek kaynaklı doğurganlık sorunları, tüm doğurganlık sorunlarının dörtte biri ila üçte birini oluşturuyor.
and the chemicals in the products that we are using every day.
1:16ve her gün kullandığımız ürünlerdeki kimyasallar yatıyor.
comes down to: bir meseleyi temel etkenlerine indirgemek
Comes down to, “sonuçta onunla açıklanabilir veya ona indirgenebilir” anlamına gelir. Konuşmacı karmaşık bir sorunu en önemli gördüğü etkenlere indirger: plastikler, böcek ilaçları ve günlük ürünlerdeki kimyasallar. Bu ifade burada gerçek anlamda aşağıya doğru hareketi anlatmaz. Bir sonuç veya nedensel özet sunar; tek başına, sayılan etkenlerin tek neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi “sonuçta onunla açıklanmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The problem ____ one missing signature.
Cevabı göster
comes down to
EDCs, endocrine-disrupting chemicals: kısaltma ve tam adı
İfade önce çoğul kısaltma EDCs’i verir, ardından bunu hemen endocrine-disrupting chemicals tam adıyla açıklar. Virgül, tam adın eş görevli bir açıklama olduğunu gösterir: İkinci isim öbeği, bu cümlede EDCs’in ne anlama geldiğini belirtir. Bu tanıtımdan sonra metinde geçen EDCs kullanımları, tek bir maddeyi veya markayı değil, aynı kimyasal kategorisini belirtir. Kısaltmanın ardından tam adın verildiği bu yapı, kısa biçim tekrar kullanılmadan önce okuyucunun teknik terimi öğrenmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlede EDCs’ten sonra gelen endocrine-disrupting chemicals ne işe yarar?
- EDCs adlı belirli bir markayı belirtir.
- İlgisiz ikinci bir kimyasal türünü sıralar.
- EDCs kısaltmasının tam biçimini verir.
Cevabı göster
EDCs kısaltmasının tam biçimini verir.
These chemicals bind to hormone sites in our body
1:26Bu kimyasallar vücudumuzdaki hormon reseptörlerine bağlanıyor
and fool our bodies into thinking they're the natural hormone. Dilbilgisi
1:29ve vücudumuzu onların doğal hormonlar olduğuna inandırıyor.
fool + nesne + into thinking: yanlış bir inanç oluşturmak
Fool our bodies into thinking ifadesinde fool önce our bodies nesnesini alır, ardından into ve -ing biçimindeki thinking gelir. Fool + someone/something + into + -ing kalıbı, bir kişiyi veya şeyi yanıltarak bir eylem yapmasına ya da yanlış bir inanca ulaşmasına neden olmak anlamına gelir. Burada vücut kişileştirilir: Kimyasallar vücutla gerçek anlamda konuşmaz; vücudun onları doğal hormonlarmış gibi algılayıp tepki vermesine neden olan sahte bir sinyal oluşturur. Into, bir yerin içine doğru hareketi değil, ortaya çıkması sağlanan sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi fool + me + into thinking yapısının geçmiş zamanını kullanarak tamamlayın: The realistic imitation ____ it was the genuine product.
Cevabı göster
fooled me into thinking
that are a part of your amazing endocrine system.
1:35ve muhteşem endokrin sisteminizin bir parçasıdır.
The endocrine system consists of these glands in your body
1:38Endokrin sistem, vücudunuzdaki bezlerden oluşur;
in order for your organs and your tissues to essentially communicate. Dilbilgisi
1:43ve böylece organlarınızla dokularınızın birbiriyle iletişim kurmasını sağlar.
in order for your organs and your tissues to communicate: amaç eylemi için ayrı bir özne
in order for + isim öbeği + to + fiil yapısı amaç bildirirken mastardaki eylemi kimin ya da neyin gerçekleştirdiğini de belirtir. Burada your organs and your tissues, to communicate ifadesinin mantıksal öznesidir; bezler, bu vücut bölümlerinin iletişim kurabilmesi için hormon salgılar. Buradaki for öbeği yalnızca bir yararlanıcıyı göstermemektedir. Amaç yan cümlesindeki eylemi ana cümlenin öznesinden farklı biri ya da bir şey gerçekleştiriyorsa bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Eylemi the backup sensors gerçekleştirecek şekilde in order for + isim + to yapısını tamamlayın: The controller supplies power in order ____ operate independently.
Cevabı göster
for the backup sensors to
your brain will signal your pituitary gland to release ACTH.
1:48beyniniz, hipofiz bezinize ACTH salgılaması için sinyal gönderir.
when stressed: when you are stressed ifadesinin kısaltılmış biçimi
when stressed, edilgen bir zaman ya da koşul yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede when you are stressed anlamına gelir: örtük özne you ve are fiili atılmış, kişinin durumunu anlatan geçmiş zaman ortacı stressed ise kalmıştır. Bu ifade, ana sürecin gerçekleştiği durumu belirler. Ardından gelen dil bilgisel özne your brain olsa da your iyelik belirleyicisi ve anlam, stresi deneyimleyenin you olduğunu gösterir; when you are stressed yazmak olası bağlantı belirsizliğini ortadan kaldırır.
Alıştırma
Bu cümleyi özenli yazım açısından değerlendirin: When exhausted, the report was submitted by Maya.
- Kabul edilemez: İfade, dil bilgisel olarak raporun yorgun olduğu izlenimini veriyor.
- Kabul edilebilir: Yorgun olan kişinin Maya olduğu açıkça anlaşılıyor.
Cevabı göster
Kabul edilemez: İfade, dil bilgisel olarak raporun yorgun olduğu izlenimini veriyor.
where it then makes its way to your adrenal gland. Kalıp ifadeler
1:58ve oradan böbreküstü bezinize ulaşır.
makes its way to: bir süreçten geçerek hedefe ulaşmak
Bu cümlede makes its way to, ACTH'nin kan içinde ilerleyerek böbrek üstü bezine ulaşması anlamına gelir. İfade yalnızca varış noktasını değil, hedefe ulaşma yolunu veya sürecini vurgular. Its, ACTH'yi ifade eder. Yeniden kullanılabilir yapı make one's way to + hedef biçimindedir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make my way, she makes her way ve ACTH makes its way. Özne bilinçli olarak bir yol seçmek zorunda değildir; bu nedenle yapı insanlar kadar maddeleri, sinyalleri veya bilgileri de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi make one's way to yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After flowing through three pipes, the water ____ the storage tank.
Cevabı göster
made its way to
This is just one example of endocrine biological signaling processes,
2:09Bu, endokrin sistemdeki biyolojik sinyal süreçlerinden yalnızca biridir,
and even the sensory you feel when you touch a wall.
2:17hatta bir duvara dokunduğunuzda hissettiğiniz duyumu kontrol eden daha pek çok süreç vardır.
Back to the endocrine-disrupting chemicals, or EDCs. Anlatım akışı
2:19Endokrin bozucu kimyasallara, yani EDC'lere geri dönelim.
Back to ...: önceki bir konuya dönmek
Burada 'Back to the endocrine-disrupting chemicals, or EDCs.' dinleyicilere kısa açıklamanın bittiğini ve konuşmacının önceki EDC konusuna döndüğünü bildirir. Back konuşmanın akışını düzenler; fiziksel olarak geriye doğru hareket etmeyi anlatmaz. Back to + konu, tam bir cümle olmasa da kısa bir sözlü geçiş ifadesi olarak tek başına kullanılabilir. Dinleyicilerin sonraki bölümü ana tartışmayla yeniden ilişkilendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Konuşmacı bir yan soruyu yanıtladıktan sonra "Back to the budget," diyor. Konuşmacı ne yapıyor?
- Fiziksel olarak geriye gitme talimatı vermek.
- Bütçeyi tamamen yeni bir konu olarak tanıtmak.
- Bütçeyle ilgili önceki tartışmaya dönmek.
Cevabı göster
Bütçeyle ilgili önceki tartışmaya dönmek.
They can also control how our natural hormones are broken down and stored. Öbek fiiller
2:22Bunlar, doğal hormonlarımızın nasıl parçalanıp depolandığını da kontrol edebilir.
Biyolojik parçalanma anlamındaki “broken down”
Burada broken down, ayrılabilir öbek fiil break down’ın geçmiş zaman ortacıdır. Biyolojik bir bağlamda, vücudun işleyebilmesi veya atabilmesi için bir maddenin daha küçük maddelere ayrılması ya da metabolize edilmesi anlamına gelir. be + broken down edilgen yapısı, işlemi yapana değil, işleme maruz kalan şeye odaklanır. Anlamı bağlam belirler: burada hormonlar işlenmektedir; bir makinenin bozulması veya bir kişinin duygusal olarak çökmesi söz konusu değildir.
Alıştırma
Cümleyi “daha küçük maddelere ayrılmak” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: During digestion, proteins are ____ into amino acids.
Cevabı göster
broken down
And they also change our body's sensitivity to the real hormones.
2:26Ayrıca vücudumuzun gerçek hormonlara karşı hassasiyetini de değiştirirler.
So let's start with the endocrine-disrupting chemicals,
2:30Önce şu endokrin bozucu kimyasallardan başlayalım:
cuz they make them soft and flexible. Dilbilgisi
2:35çünkü onları yumuşak ve esnek hâle getirirler.
“make them soft and flexible” içindeki “make + nesne + sıfat” yapısı
make them soft and flexible ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir duruma getirmek” anlamındadır. them zamiri nesnedir ve plastics sözcüğüne gönderme yapar; soft ve flexible ise kimyasalların yol açtığı durumu açıklayan sıfat tümleçleridir. Yeniden kullanılabilir yapı make + nesne + sıfat biçimindedir. Sıfat doğrudan nesneden sonra gelir; iki sıfat aynı sonuç durumunu anlatıyorsa and ile bağlanabilir. Standart İngilizcede bu yapıda sıfattan önce to be kullanılmaz.
Alıştırma
“the room” ve “brighter” sözcüklerini kullanarak cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: A larger window can ____.
Cevabı göster
make the room brighter
They're also in floor coverings and soap and hair spray.
2:37Ayrıca yer döşemelerinde, sabunda ve saç spreyinde de bulunurlar.
One study of 72 common household objects found phthalates
2:40Evlerde yaygın kullanılan 72 nesneyi inceleyen bir araştırmada ftalatlara
in three quarters of the products, such as deodorant
2:44ürünlerin dörtte üçünde; örneğin deodorantlarda,
the male pups will have a decrease in testosterone.
2:55erkek yavruların testosteron seviyesi düşer.
In humans, if an expectant mother is exposed to phthalates Kalıp ifadeler
2:58İnsanlarda ise anne adayı ftalatlara
be exposed to: bir şeyle teması anlatan edilgen yapı
Bu cümlede is exposed to, hamile kadının ftalatlarla “temas etmesi” veya bunların etkisine maruz kalması anlamına gelir. Teması yaşayan kişi kadındır; cümle, onun kimyasallara kasıtlı olarak bir şey yaptığını anlatmaz. Yapı be + exposed + to + isim şeklindedir. Bir madde, ortam, bilgi veya etkiyle teması anlatabilir. İfade tek başına temasın isteyerek mi gerçekleştiğini, kişinin bunun farkında olup olmadığını ya da zararlı olup olmadığını söylemez; bu bilgiyi bağlam verir.
Alıştırma
Cümleyi “temas etmek” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: During the cleanup, volunteers could ____ toxic dust.
Cevabı göster
be exposed to
between week 8 to 12 of the embryo's development,
3:02embriyonun gelişiminin 8. ila 12. haftaları arasında maruz kalırsa,
it can disrupt testosterone and lead to boys coming out
3:05bu durum testosteron dengesini bozabilir ve erkek bebeklerin
Men working at factories with high levels of BPA Dilbilgisi
3:23BPA seviyesinin yüksek olduğu fabrikalarda çalışan erkeklerin
Men working at factories: bir ismi niteleyen -ing öbeği
Working at factories, Men sözcüğünün hemen ardından gelir ve raporda hangi erkeklerin kastedildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi tümcesidir: geçmiş zamanlı bu bağlamda Men working at factories, men who worked or were working at factories ifadesine yakın anlam taşır. Working cümlenin ana fiili değildir ve şimdiki zamanın devam biçimini oluşturmaz. had their urine examined bölümündeki çekimli ana fiil had'dir. Genel olarak isim + -ing öbeği, -ing eylemini aktif olarak yapan bir ismi kısa ve öz biçimde tanımlar.
Alıştırma
Hangi cümlede, hangi kişilerin kastedildiğini belirtmek için bir isimden sonra -ing öbeği kullanılmıştır?
- Working overnight can be tiring.
- Employees are working overnight this week.
- Employees working overnight should take regular breaks.
Cevabı göster
Employees working overnight should take regular breaks.
have + nesne + geçmiş zaman ortacı: had their urine examined
had their urine examined ifadesinde had sözcüğünü their urine nesnesi ve examined geçmiş zaman ortacı izler. İnceleme eylemine maruz kalan nesnedir; erkekler incelemeyi kendileri yapmaz. have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, have a sample tested veya have a phone repaired örneklerinde olduğu gibi, genellikle başka bir kişinin ya da hizmetin bir işi yapmasını sağlamak anlamına gelir. Bazı bağlamlarda ise öznenin bir olayı, özellikle istenmeyen bir olayı yaşadığını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, testi Nina'nın kendisinin değil klinik personelinin yaptığını anlatır?
- Nina had her blood tested at the clinic.
- Nina had tested her blood before lunch.
- Nina tested her blood at the clinic.
Cevabı göster
Nina had her blood tested at the clinic.
It turned out that increased levels of BPA in their urine Anlatım akışı
3:27İdrarlarındaki BPA seviyesinin yükselmesinin
It turned out that ...: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtma
It turned out that, ardından gelen that yan cümlesini ancak bir araştırma, gözlem veya sonraki olaylardan sonra açıklığa kavuşan bir sonuç olarak sunar. Cümledeki bilgiyi önceki belirsizlik durumundan şimdi bildirilen sonuca doğru düzenler. Burada bu kalıp, araştırmanın bulgusunu sunar. Tek başına kanıtların ne kadar güçlü olduğunu belirtmez veya bir etkenin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Sonucu tanıtan kalıbı tamamlayın: We expected the repair to be expensive, but ____ the loose cable was the only problem.
Cevabı göster
it turned out that
Sons of men with high BPA exposure had decreased AGDs
3:37Yüksek düzeyde BPA'ya maruz kalan erkeklerin oğullarında AGD daha kısaydı;
and were more likely to have ejaculation issues
3:42bu kişilerde boşalma sorunları görülme olasılığı daha yüksekti
And there are a lot of other chemicals that disrupt endocrine hormones,
3:46Endokrin işleyişi bozan daha birçok kimyasal var:
to the grease and stain repellents in fast food containers,
3:55fast food ambalajlarındaki yağ ve leke itici maddelerden
It's not just EDCs in plastics and pesticides that are decreasing male fertility, Dilbilgisi
4:05Erkek doğurganlığını azaltanlar yalnızca plastik ve pestisitlerdeki EDC'ler değil;
it's also other things that we are just doing to our bodies.
4:10kendi bedenimize yaptığımız başka şeyler de buna yol açıyor.
It's not just ... it's also ...: paralel bir etken eklemek
It's not just X, it's also Y kalıbı X'i doğru ancak eksik bir etken olarak sunar ve ardından ilgili başka bir etken olan Y'yi ekler. Not just, X'i geçersiz kılmaz veya reddetmez; gereğinden dar bir açıklamayı düzeltir. İki bölüm mantıksal ve dilbilgisel olarak paralel olmalıdır: X ve Y karşılaştırılabilir etkenler, eylemler veya iddialar olmalıdır. Bu kalıp, fikirler arasındaki ilişkiyi açık tutarak bir savı genişletmeye yarar.
Alıştırma
It's not just ..., it's also ... ikili kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the deadline that's worrying me; ____ the quality of the work.
Cevabı göster
It's not just · it's also
exposure to secondhand smoke: aktif olarak sigara içmeden dumana maruz kalma
Halk sağlığı İngilizcesinde secondhand smoke, başka kişilerin tütün kullanımı sonucunda havaya yayılan ve yakındaki kişilerce solunabilen tütün dumanıdır. Bu nedenle exposure to secondhand smoke, özellikle soluma yoluyla bu dumanla temas etmek anlamına gelir; maruz kalan kişinin aktif olarak sigara içtiğini söylemez. Burada exposure to, olası bir tehlikeyle teması anlatmanın yaygın ve nispeten resmî bir yoludur. Secondhand, dumanın kullanılmış olarak satın alındığı anlamına gelmez; dumanın başka bir kişinin tütün kullanımından kaynaklandığını belirtir.
Alıştırma
Bir kişi sigara içmiyor ancak bir iş arkadaşının sigaralarından çıkan dumanı düzenli olarak soluyor. Riski hangi ifade doğru biçimde anlatır?
- exposure to air pollution
- exposure to secondhand smoke
- smoking cigarettes
Cevabı göster
exposure to secondhand smoke
and decrease our ability for the little guys to make its way to the egg. Deyimler
4:20ve o küçük dostların yumurtaya ulaşma becerisini azaltabilir.
Mizahi bir örtmece olarak the little guys
Bu bağlamda the little guys, spermleri ifade eden şakacı ve kişileştirici bir söyleyiştir. Daha sonra yumurta hücresine ulaşmalarından söz edilmesi kastedilen varlığı açıklar; fiziksel olarak kısa boylu erkekler anlamına gelmez. Spermlere guys denmesi, hassas bir biyoloji konusunu daha hafif ve daha az klinik gösterir. Daha genel olarak konuşanlar, mizah yaratmak veya ciddiyeti azaltmak için insan olmayan şeylere sevecen bir insan adı verebilir.
Alıştırma
Bu bağlamda the little guys neyi ifade ediyor?
- Kısa boylu yetişkin erkekleri ifade eder.
- Spermleri mizahi biçimde kişileştirir.
- Erkek sunucuları ifade eder.
Cevabı göster
Spermleri mizahi biçimde kişileştirir.
men smoke five times as much as women, Dilbilgisi
4:24erkekler kadınlardan beş kat daha fazla sigara içiyor
five times as much as katlı karşılaştırma kalıbı
five times as much as yapısında five times çarpanı verir, as much miktarı veya dereceyi ifade eder, son as ise karşılaştırma ölçütünü getirir. Burada ölçüt women olduğundan iddia, erkeklerin sigara içme miktarının veya sıklığının kadınlarınkinin beş katı olduğudur. Bu ifade toplamda 5:1 oranını anlatır: ölçüt miktar 10 ise karşılaştırılan miktar 50'dir. Karşılaştırılan miktarın ölçüt miktara beş ölçüt miktar daha eklenmesiyle oluştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Karşılaştırmayı as much as kalıbıyla tamamlayın: The lab uses 50 liters per day, and the clinic uses 10. The lab uses ____ the clinic.
Cevabı göster
five times as much as
which is causing a decrease in male fertility.
4:27ve bu da erkek doğurganlığının azalmasına yol açıyor.
also have to look out because a 2015 study in Denmark
4:34dikkatli olması gerekiyor; çünkü Danimarka'da 2015'te yapılan bir araştırma,
Eti nitritler ve nitratlarla işleyerek korumak
Gıda işlemede curing meat, eti tuzla ve çoğu zaman nitrit ya da nitrat gibi maddelerle korumak ve lezzetlendirmek anlamına gelir. Buradaki curing bir koruma işleminin adıdır; hastalık tedavi etmek ya da eti yalnızca pişirmek anlamına gelmez. Kalıp cure + meat veya cure + belirli bir et türü şeklindedir: cure pork, cured ham, curing meat. Gıda etiketlerinde, tariflerde, üretim süreci açıklamalarında veya işlenmiş etlerle ilgili sağlık haberlerinde bu anlam kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen özel gıda işleme fiiliyle tamamlayın: Before smoking the pork, the producer will ____ it with salt and nitrite.
Cevabı göster
cure
and the chlorinated pollutants that can be found in animal meat and dairy
4:47ve et ile süt ürünlerinde bulunabilen klorlu kirleticiler
Men who eat more processed meat have a decreased sperm count
4:53Daha fazla işlenmiş et tüketen erkeklerin sperm sayısı
which is that the chemicals we are now using in our modern world
5:05Modern dünyada kullandığımız kimyasallar
a 1% decrease in testosterone in men per year since 1982.
5:131982'den beri erkeklerde testosteronun her yıl %1 azaldığını ortaya koydu.
So much so that: öyle ki
So much so that önceki cümlede belirtilen dereceye gönderme yapar, onu güçlendirir ve ardından bu ifadenin ne kadar doğru ya da uç olduğunu gösteren bir sonuç veya kanıt sunar. Burada erkek doğurganlığındaki azalmaya ilişkin genel iddianın ardından onu destekleyen araştırma verileri gelir. Bu ifade çoğu zaman yeni bir cümleyi veya yan cümleyi başlatır: [statement]. So much so that + result/evidence. Derecesini devralabileceği açık bir önceki fikir olmadan genellikle tek başına kullanılamaz.
Alıştırma
Önceki ifadeyi güçlendiren ve derecesine ilişkin kanıt sunan bağlayıcı ifadeyi kullanın: The software became central to the company. ____ every department now depends on it.
Cevabı göster
So much so that
As for what you can do right now at home, Anlatım akışı
5:18Şu anda evde neler yapabileceğinize gelince,
As for: ilgili bir konuya geçiş yapmak
Burada As for, nedenlerin tartışılmasından ilgili bir alt konuya, yani dinleyicilerin şu anda yapabileceklerine kontrollü bir geçişi işaretler. Yaklaşık olarak “... konusuna gelirsek” anlamına gelir ve yeni alt konuyu daha geniş tartışmanın içinde tutar. As for ifadesinden sonra tanıtılan konu gelir. Bu konu As for the cost ..., As for moving ... ve As for what you can do ... örneklerindeki gibi çoğunlukla bir isim öbeği, -ing biçimi veya wh-sözcüklü bir yan cümledir. for your health içindeki for gibi amaç bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede As for bağlantılı bir konuya geçmek için kullanılmıştır?
- As for the delivery date, we can decide that after the budget meeting.
- We postponed the meeting because of the delivery date.
- We met early in order to discuss the delivery date.
Cevabı göster
As for the delivery date, we can decide that after the budget meeting.
You cannot heat up things in plastic containers, Öbek fiiller
5:21Yiyecekleri plastik kaplarda ısıtmamalısınız,
cuz that can actually have the chemicals seep into your food.
5:24çünkü kimyasallar yiyeceğinize sızabilir.
heat up: bir şeyi daha sıcak hâle getirmek
Bu cümlede heat up, ısı uygulayarak “bir şeyi daha sıcak hâle getirmek” anlamına gelir. Nesnesi things sözcüğüdür: uyarı, nesneleri plastik kapların içindeyken sıcak hâle getirmemeyi söyler. Up, yukarı doğru hareketi değil, sıcaklık artışını gösterir. Heat up geçişli (heat up the soup veya heat the soup up) ya da geçişsiz (the oven is heating up) kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri fiil ile edat parçacığının arasına koyun: heat it up denir, heat up it denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede heat up, it zamiriyle doğru kullanılmıştır?
- Please it heat up before serving.
- Please heat it up before serving.
- Please heat up it before serving.
Cevabı göster
Please heat it up before serving.
as the actual packaging can be an issue in those cases,
5:28çünkü bu durumlarda ambalajın kendisi sorun yaratabilir.
wear while they're preparing your food.
5:33yemeğinizi hazırlarken taktığı eldivenler de sorun olabilir.
One study found that teenagers who ate out more Öbek fiiller
5:34Bir araştırma, daha sık dışarıda yemek yiyen gençlerde
compared to teenagers who solely ate at home.
5:39bu EDC'lerden bazılarının seviyelerinin %55 daha yüksek olduğunu buldu.
ate out: eat out ifadesinin geçmiş zaman biçimi
Bu cümlede ate out, eat out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve genellikle restoran, kafe veya benzeri bir yerde, evin dışında yemek yemek anlamına gelir. solely ate at home ifadesiyle karşıtlık oluşturur. Buradaki out, öbek fiilin bir parçasıdır ve yemeğin evde yenmediğini vurgular; mutlaka açık havada oturarak yemek anlamına gelmez. Yemek alışkanlıklarından söz ederken zamana göre eat out, eats out veya ate out kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi eat out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We did not have time to cook, so we ____ at a café.
Cevabı göster
ate out
pan, keeping the heat low and for shorter periods of time.
5:43tava kullanıyorsanız, ısıyı düşük tutun ve kısa süre kullanın.
get rid of: istenmeyen bir şeyi atmak veya ortadan kaldırmak
Bu cümlede get rid of, kaplamaları soyulmaya başladığında tavaları atmak anlamına gelir. Daha genel olarak, istenmeyen bir nesne, madde, sorun veya alışkanlığa artık sahip olmamayı sağlamak demektir. Bu günlük kalıpta get, rid ve of tek bir sabit ifade oluşturur. Nesneyi get rid of them örneğindeki gibi of sözcüğünden sonra koyun. of sözcüğünü atmayın veya nesneyi doğrudan rid sözcüğünden sonra yerleştirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi “atmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This milk has expired, so we should ____ it.
Cevabı göster
get rid of
leach into: kimyasal maddenin zamanla geçişi
Burada leach into, ftalatların işleme malzemelerinden veya ambalajdan zamanla salınarak gıdaya geçmesi anlamına gelir. Bu geçiş çoğu zaman temas sonucu çözünme ya da taşınma yoluyla olur. İfade, gözle görülür bir sıvı akışını değil kimyasal madde geçişini anlatır. Kalıp, madde + leach into + hedef şeklindedir. Kaynak from ile de eklenebilir: Chemicals can leach from packaging into food.
Alıştırma
Bileşiğin boru malzemesinden yavaş yavaş salındığı anlamını verecek ifadeyi seçin: Over time, the compound may ___ the water.
- leach into
- leak into
- pour into
Cevabı göster
leach into
or food with less packaging can also help.
5:54ya da daha az ambalajlı gıdaları seçmek de yardımcı olabilir.
so that they can't just use these chemicals on us.
5:58böylece bu kimyasalları üzerimizde öylece kullanamasınlar.
corporations can experiment with our bodies.
6:01şirketler bedenlerimiz üzerinde deney yapabiliyor.
is kind of innocent until proven guilty. Deyimler
6:05bir bakıma suçluluğu kanıtlanana kadar masum olma ilkesine dayanıyor.
innocent until proven guilty: bir politika benzetmesi
Hukukta innocent until proven guilty, yeterli kanıt aksini göstermedikçe bir kişinin suçsuz kabul edilmesi anlamına gelir. Burada düzenleme bir kimyasal maddeye aynı şekilde yaklaşır: Daha sonra zarara yol açtığını gösteren kanıt çıkmadıkça kullanılabilir. Bu benzetme, ispat yükünün kimde olduğunu vurgular. Konuşmacı, önce güvenliğin kanıtlanmasını istemek yerine tehlikenin kanıtlanmasını bekleyen bir sistemi eleştirir.
Alıştırma
Zarara yol açtığına dair kanıt çıkana kadar yeni bir teknolojiye izin veren bir kural tartışılırken innocent until proven guilty ne anlama gelir?
- Teknolojinin tamamen güvenli olduğu zaten kanıtlanmıştır.
- Teknoloji bir ceza mahkemesinde yargılanmaktadır.
- Teknolojiye, zarar verdiğini gösteren kanıt çıkana kadar varsayılan olarak izin verilir.
Cevabı göster
Teknolojiye, zarar verdiğini gösteren kanıt çıkana kadar varsayılan olarak izin verilir.
So only when we start to realize the detrimental effects of these chemicals, Dilbilgisi
6:08Yani ancak bu kimyasalların zararlı etkilerini fark etmeye başlayınca
only when ... do we then: başa alınmış koşul devriği
only when ile başlayan yan cümle başa geldiğinde, ana sonucun gerçekleşmesinden önce yerine getirilmesi gereken koşulu belirtir. Ana cümlede özne ile yardımcı fiil yer değiştirir: do we then start yapısında do, we'den önce gelir. Bu söz dizimi vurguludur ve genellikle daha resmî bir açıklama ya da tartışmada kullanılır. Cümle, bu kimyasalların zararlı etkilerini fark etmeye başlayana kadar onları düzenlemeye başlamadığımızı anlatır; then ise sonraki sonucu gösterir.
Alıştırma
Başa alınmış only when yan cümlesinden sonra özne-yardımcı fiil devrik yapısını geniş zamanda doğru kullanan cümle hangisidir?
- Only when the data is verified we publish the report.
- Only when the data was verified did we publish the report.
- Only when the data is verified do we publish the report.
Cevabı göster
Only when the data is verified do we publish the report.
You may have seen this tweet from Greta Thunberg.
6:15Greta Thunberg'in bu tweet'ini görmüş olabilirsiniz.
hit the streets: kamusal eylem için sokağa çıkmak
Bu cümlede hit the streets, görünür ve belirli bir amaç taşıyan bir etkinlik için halkın bulunduğu sokaklara çıkmak anlamında kullanılan bir deyimdir. İklim yürüyüşü bağlamında, bir halk protestosuna veya toplu eyleme katılmak demektir; bir yola vurmak anlamına gelmez. hit burada gerçek anlamında kullanılmaz. Bu ifade, protesto dışındaki başka amaçlı bir etkinlik için sokağa çıkmayı da anlatabilir; bu nedenle protesto anlamı bağlama göre belirlenir.
Alıştırma
"After the new park plan was announced, residents hit the streets to demand changes" cümlesinde hit the streets ne anlama gelir?
- Sakinler protesto etmek veya kamusal bir eylemde bulunmak için dışarı çıktı.
- Sakinler planı okumak için evde kaldı.
- Sakinler sokaklara fiziksel olarak vurdu.
Cevabı göster
Sakinler protesto etmek veya kamusal bir eylemde bulunmak için dışarı çıktı.
hold our governments and our corporations accountable: hükûmetleri ve şirketleri sorumlu tutmak
hold + kişi veya kuruluş + accountable yapısında nesne, hold ile accountable arasına gelir. Bu ifade, söz konusu tarafın davranışlarını açıklamasını, sorumluluğu kabul etmesini ve uygun sonuçlarla karşılaşmasını talep etmek anlamına gelir. Burada konuşmacı, kimyasalların düzenlenme biçimi konusunda hükûmetlerin ve şirketlerin hesap vermesini istiyor. Bu, onları yalnızca eleştirmekten daha güçlü ve eyleme dönük bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi hold ... accountable ile tamamlayın: Regulators must ____ the company ____ for hiding the safety data.
Cevabı göster
hold · accountable
when it comes to regulating these chemicals out of our bodies. Kalıp ifadeler
6:26özellikle de bu kimyasalları bedenlerimizden uzak tutacak düzenlemeler konusunda.
when it comes to: söz konusu olduğunda
When it comes to, konuşmacının odaklanmak istediği belirli konuyu veya ölçütü tanıtır. Anlamı regarding ya da as far as ... is concerned ifadelerine yakındır; buradaki comes fiziksel hareketi anlatmaz. To, sabit ifadenin bir parçasıdır ve ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir. Bu cümlede when it comes to regulating ..., tartışmayı insanların vücudundaki bu kimyasalları azaltmayı amaçlayan düzenlemelerle sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz konuya odaklanma ifadesiyle tamamlayın: ____ choosing a new laptop, battery life is my top priority.
Cevabı göster
When it comes to
They need to help us lead healthier lives.
6:30Daha sağlıklı yaşamlar sürmemize yardımcı olmaları gerekiyor.
that these chemicals were going to have on us.
6:34üzerimizde nasıl etkiler yaratacağını başta gerçekten bilmiyorduk.
we need to figure out how to get them out. Öbek fiiller
6:36onlardan nasıl kurtulacağımızı bulmalıyız.
Now that we do: yeni bir gerçeği neden olarak sunmak
now that we do ifadesinde now that, artık gerçek olmuş bir durumu tanıtır ve bunu sonraki ifadenin nedeni olarak sunar: etkileri artık bilmek, harekete geçme gereğini doğurur. Yardımcı fiil do, know the effects that these chemicals were going to have on us ifadesinin yerine geçer. İngilizcede do, uzun bir fiil öbeğini tekrarlamamak için bu şekilde kullanılır; anlamı önceki cümleden çıkarılmalıdır.
Alıştırma
Yeni gerçeği neden olarak sunan ve have the results yerine do kullanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: We didn't have the results yesterday, but we have them now. ____, we can make a decision.
Cevabı göster
Now that we do
Figure out: düşünerek bir sonuca ulaşmak
Figure out, düşünerek, analiz ederek veya farklı olasılıkları deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir çözüm bulmak demektir. Burada figure out how to get them out, yalnızca bilgi sahibi olmak değil, uygulanabilir bir yöntem belirlemek anlamındadır. Yaygın yapılar arasında figure out the problem ve figure out why it failed örneklerindeki gibi figure out + isim veya soru sözcüklü yan cümle bulunur. how to + fiil ile kullanıldığında eylemi gerçekleştirmenin bir yolunu bulmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi, 'düşünerek çözüme ulaştı' anlamını veren figure out ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reading the manual carefully, Nina ____ how to reset the router.
Cevabı göster
figured out
This is really important so that we can keep all of our...
6:38Hepimizin tüm... koruyabilmesi için bu gerçekten çok önemli.
Get this information out there: bilgiyi kamuya duyurmak
Bu cümlede get this information out there, bilginin daha fazla kişiye ulaşması için kamuya duyurulması veya herkesçe erişilebilir hâle getirilmesi demektir. Out there gerçek bir açık hava mekânını değil, geniş kamusal alanı ifade eder. Yapı get + nesne + out there şeklindedir; nesne, yayılan içeriği belirtir. Özellikle farkındalık, tanıtım veya kamu eğitimi bağlamlarında iletişimi erişimi genişletme çabası olarak sunar.
Alıştırma
Halkın ayrıntıları öğrenmesi gerektiğini göstermek için cümleyi get, the information ve out there ifadelerini doğru sırada kullanarak tamamlayın: The shelter has changed its opening hours, so we must ____ today.
Cevabı göster
get the information out there