Penisiniz Neden Küçülüyor: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
1.268 kelime 188 kel/dk

Video özeti: Video, erkek doğurganlığındaki düşüşü plastik, tarım ilacı, ambalaj ve gıdalardaki endokrin bozucularla ilişkilendiriyor; sonra kişisel önlemlere ve düzenlemeye geçiyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. comes down to: açıklamayı temel nedene indirgeyen öbek fiildir; aşağı hareket sanmadan belirleyici etkeni açıkça söylemeyi öğretir. 2. So much so that: önceki düşünceyi güçlendirip kanıt veya sonuç sunan söylem ve retorik bağlacıdır; savın veriye ilerleyişini izletir. 3. "innocent until proven guilty.": zarar kanıtını bekleyen düzenlemeyi eleştiren deyimsel hukuk metaforudur; bilinen bir ilkenin eleştirel benzetme olarak kullanımını tanıtır.

Bu derste

Penis sizes are shrinking, which you might have seen from these headlines all over the internet.

0:00

Penis boyutları küçülüyor; bunu internette her yerde karşınıza çıkan şu manşetlerde görmüş olabilirsiniz.

And in the last 40 years, sperm counts in men have decreased by 50% Dilbilgisi

0:04

Son 40 yılda erkeklerin sperm sayısı %50 azaldı

Dilbilgisi

“son 40 yılda” ve “have decreased”

“In the last 40 years”, 40 yıl öncesinden bugüne kadar uzanan bir dönemi belirtir. Değişikliği, bitmiş bir geçmiş dönemindeki tek bir olay olarak değil, günümüzle bağlantılı olarak sunar. “Have decreased” present perfect yapısıdır; çoğul özne “sperm counts” ile “have” kullanılır. Bu yapı, geçmişi şimdiye bağlayan eğilimleri veya sonuçları bildirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Şimdiye kadar devam eden bir dönem içindeki değişimi doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. Five years ago, the town's population has grown by 12%.
  2. In the last five years, the town's population has grown by 12%.
  3. From 2019 to 2024, the town's population grew by 12%.
Cevabı göster

In the last five years, the town's population has grown by 12%.

and the distance between the anus and the genitals in boys, aka the taint, Kelime

0:09

ve erkek çocuklarda anüs ile cinsel organ arasındaki, yani perine bölgesindeki mesafe de

Kelime

“aka the taint,”: aka ile gayriresmî bir ad tanıtmak

“Aka”, “also known as” ifadesinin gayriresmî kısaltmasıdır ve aynı kişi, yer veya şey için ikinci bir ad tanıtır. Burada “taint”in az önce açıklanan anatomik bölgenin başka bir adı olduğunu gösterir. “Taint”, anüs ile cinsel organlar arasındaki bölge olan perineum için kullanılan argo bir sözcüktür. Konuşanın ne demek istediğini anlamaya yardımcı olur, ancak resmî bir tıbbi metinde seçilecek tarafsız terim değildir.

Alıştırma

Aynı şeyin başka bir adını tanıtmak için aka ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The red planet, aka other planets, is easy to see on a clear night.
  2. The red planet, aka Mars, is easy to see on a clear night.
  3. The red planet, e.g. Mars, is easy to see on a clear night.
Cevabı göster

The red planet, aka Mars, is easy to see on a clear night.

has been shrinking.

0:13

giderek kısalıyor.

So today, we are going to explain what is going on. Öbek fiiller

0:14

Bugün size neler olduğunu açıklayacağız.

Öbek fiiller

what is going on: neler olup bittiğini sormak

Burada going on, bir şeyin gerçekleştiği veya olup bittiği anlamına gelir. what is going on yapısında what, anlaşılmak istenen durumu gösterir; going on ise şu anda gelişen olayları anlatır. Fiziksel olarak hareket etmek ya da bir etkinliğe devam etmek anlamına gelmez. Konuşan kişi mevcut durumu açıklayacaktır. Bu nedenle ifade, daha önce söylenenlerle ardından gelecek açıklamayı birbirine bağlar. Neler olduğunu sormak veya açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede going on ne anlama geliyor: So today, we are going to explain what is going on?

  1. devam etmesi gereken bir etkinlik
  2. şu anda olup biten şey
  3. birinin gittiği yer
Cevabı göster

şu anda olup biten şey

Testosterone levels in men have been declining since 1982.

0:17

Erkeklerde testosteron seviyeleri 1982'den beri düşüyor.

A meta-analysis of over 185 studies that looked at over 48,000 men Kelime

0:21

48.000'den fazla erkeği inceleyen 185'ten fazla araştırmanın meta-analizi,

Kelime

A meta-analysis: birçok çalışmanın kanıtlarını birleştiren analiz

A meta-analysis, aynı soruyu ele alan birden fazla çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiren bir araştırma yöntemidir. Bu cümlede A meta-analysis, sunulan kanıtın türünü belirtir; birleştirilen çalışmalar çok sayıda katılımcı içerse de bu ifade tek bir deneyi anlatmaz. Sayılar kanıt temelinin kapsamını gösterir: 185'ten fazla çalışma ve 48.000'den fazla erkek. meta- ön eki, tek bir çalışmada yeni bir örneklem toplamak yerine mevcut araştırmaların daha üst düzeyde analiz edildiğini gösterir.

Alıştırma

A meta-analysis ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. büyük örneklemli tek bir çalışma
  2. yazarın kişisel görüşüne dayanan bir özet
  3. birden fazla çalışmanın sonuçlarının istatistiksel olarak birleştirilmesi
Cevabı göster

birden fazla çalışmanın sonuçlarının istatistiksel olarak birleştirilmesi

found that between the years of 1973 and 2011,

0:27

1973 ile 2011 yılları arasında

male sperm concentration had decreased by 52%

0:31

erkeklerde sperm yoğunluğunun %52,

and overall sperm count had decreased by 59%.

0:34

toplam sperm sayısının ise %59 azaldığını ortaya koydu.

26% of men who have erectile dysfunction are now under the age of 40.

0:38

Artık sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin %26'sı 40 yaşın altında.

Looking at sperm bank semen in 1963,

0:43

1963'te sperm bankalarındaki meni örneklerine baktığımızda,

1 teaspoon of sperm,

0:47

1 çay kaşığı meni,

which is your average ejaculation,

0:48

yani ortalama bir boşalmada çıkan miktar,

would have had 99 million viable sperm per milliliter.

0:51

mililitre başına 99 milyon canlı sperm hücresi içeriyordu.

By 2011, it had fallen all the way to only 49 million viable sperm. Dilbilgisi

0:54

2011'e gelindiğinde bu değer yalnızca 49 milyon canlı sperm hücresine kadar düşmüştü.

Dilbilgisi

By 2011, ... had fallen: geçmişte bir son tarih ve past perfect

By 2011 geçmişte bir son tarih veya referans noktası belirler: en geç o noktada, söz konusu düşüş zaten gerçekleşmişti. Buradaki by, “2011 boyunca” değil, “2011'e kadar” anlamındadır. Had fallen, had + geçmiş zaman ortacıyla kurulan past perfect yapısıdır. Düşüşü geçmişteki referans noktasından önceye yerleştirir ve 2011 rakamını o zamana kadar ulaşılmış sonuç olarak sunar. By + geçmişteki zaman, had + geçmiş zaman ortacı kalıbı; bir değişimi veya tamamlanmış ilerlemeyi geçmişteki daha sonraki bir bakış açısından değerlendirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi By ve fall fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: ____ 2018, repair costs ____ by 30 percent.

Cevabı göster

By · had fallen

And the decrease in the sperm count,

0:59

Sperm sayısındaki,

sperm concentration,

1:01

sperm yoğunluğundaki

and viable sperm is why now

1:02

ve canlı sperm miktarındaki bu azalma yüzünden artık

male fertility issues contribute 1/4 to 1/3 of all fertility issues.

1:04

erkek kaynaklı doğurganlık sorunları, tüm doğurganlık sorunlarının dörtte biri ila üçte birini oluşturuyor.

And now we are starting to understand,

1:09

Ve artık,

finally,

1:11

nihayet,

why this is happening.

1:12

bunun neden olduğunu anlamaya başlıyoruz.

It comes down to plastics, pesticides, Öbek fiiller

1:13

Bunun temelinde plastikler, pestisitler

and the chemicals in the products that we are using every day.

1:16

ve her gün kullandığımız ürünlerdeki kimyasallar yatıyor.

Öbek fiiller

comes down to: bir meseleyi temel etkenlerine indirgemek

Comes down to, “sonuçta onunla açıklanabilir veya ona indirgenebilir” anlamına gelir. Konuşmacı karmaşık bir sorunu en önemli gördüğü etkenlere indirger: plastikler, böcek ilaçları ve günlük ürünlerdeki kimyasallar. Bu ifade burada gerçek anlamda aşağıya doğru hareketi anlatmaz. Bir sonuç veya nedensel özet sunar; tek başına, sayılan etkenlerin tek neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “sonuçta onunla açıklanmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The problem ____ one missing signature.

Cevabı göster

comes down to

Plastics, pesticides, and chemicals in our products contain EDCs, Kelime

1:19

Plastikler, pestisitler ve ürünlerimizdeki kimyasallar EDC'ler,

endocrine-disrupting chemicals.

1:24

yani endokrin bozucu kimyasallar içeriyor.

Kelime

EDCs, endocrine-disrupting chemicals: kısaltma ve tam adı

İfade önce çoğul kısaltma EDCs’i verir, ardından bunu hemen endocrine-disrupting chemicals tam adıyla açıklar. Virgül, tam adın eş görevli bir açıklama olduğunu gösterir: İkinci isim öbeği, bu cümlede EDCs’in ne anlama geldiğini belirtir. Bu tanıtımdan sonra metinde geçen EDCs kullanımları, tek bir maddeyi veya markayı değil, aynı kimyasal kategorisini belirtir. Kısaltmanın ardından tam adın verildiği bu yapı, kısa biçim tekrar kullanılmadan önce okuyucunun teknik terimi öğrenmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Cümlede EDCs’ten sonra gelen endocrine-disrupting chemicals ne işe yarar?

  1. EDCs adlı belirli bir markayı belirtir.
  2. İlgisiz ikinci bir kimyasal türünü sıralar.
  3. EDCs kısaltmasının tam biçimini verir.
Cevabı göster

EDCs kısaltmasının tam biçimini verir.

These chemicals bind to hormone sites in our body

1:26

Bu kimyasallar vücudumuzdaki hormon reseptörlerine bağlanıyor

and fool our bodies into thinking they're the natural hormone. Dilbilgisi

1:29

ve vücudumuzu onların doğal hormonlar olduğuna inandırıyor.

Dilbilgisi

fool + nesne + into thinking: yanlış bir inanç oluşturmak

Fool our bodies into thinking ifadesinde fool önce our bodies nesnesini alır, ardından into ve -ing biçimindeki thinking gelir. Fool + someone/something + into + -ing kalıbı, bir kişiyi veya şeyi yanıltarak bir eylem yapmasına ya da yanlış bir inanca ulaşmasına neden olmak anlamına gelir. Burada vücut kişileştirilir: Kimyasallar vücutla gerçek anlamda konuşmaz; vücudun onları doğal hormonlarmış gibi algılayıp tepki vermesine neden olan sahte bir sinyal oluşturur. Into, bir yerin içine doğru hareketi değil, ortaya çıkması sağlanan sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi fool + me + into thinking yapısının geçmiş zamanını kullanarak tamamlayın: The realistic imitation ____ it was the genuine product.

Cevabı göster

fooled me into thinking

Hormones are signaling molecules in your body

1:33

Hormonlar, vücudunuzdaki sinyal molekülleridir

that are a part of your amazing endocrine system.

1:35

ve muhteşem endokrin sisteminizin bir parçasıdır.

The endocrine system consists of these glands in your body

1:38

Endokrin sistem, vücudunuzdaki bezlerden oluşur;

that secrete hormones

1:41

bu bezler hormon salgılar

in order for your organs and your tissues to essentially communicate. Dilbilgisi

1:43

ve böylece organlarınızla dokularınızın birbiriyle iletişim kurmasını sağlar.

Dilbilgisi

in order for your organs and your tissues to communicate: amaç eylemi için ayrı bir özne

in order for + isim öbeği + to + fiil yapısı amaç bildirirken mastardaki eylemi kimin ya da neyin gerçekleştirdiğini de belirtir. Burada your organs and your tissues, to communicate ifadesinin mantıksal öznesidir; bezler, bu vücut bölümlerinin iletişim kurabilmesi için hormon salgılar. Buradaki for öbeği yalnızca bir yararlanıcıyı göstermemektedir. Amaç yan cümlesindeki eylemi ana cümlenin öznesinden farklı biri ya da bir şey gerçekleştiriyorsa bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Eylemi the backup sensors gerçekleştirecek şekilde in order for + isim + to yapısını tamamlayın: The controller supplies power in order ____ operate independently.

Cevabı göster

for the backup sensors to

For example, when stressed, Dilbilgisi

1:47

Örneğin stresli olduğunuzda,

your brain will signal your pituitary gland to release ACTH.

1:48

beyniniz, hipofiz bezinize ACTH salgılaması için sinyal gönderir.

Dilbilgisi

when stressed: when you are stressed ifadesinin kısaltılmış biçimi

when stressed, edilgen bir zaman ya da koşul yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede when you are stressed anlamına gelir: örtük özne you ve are fiili atılmış, kişinin durumunu anlatan geçmiş zaman ortacı stressed ise kalmıştır. Bu ifade, ana sürecin gerçekleştiği durumu belirler. Ardından gelen dil bilgisel özne your brain olsa da your iyelik belirleyicisi ve anlam, stresi deneyimleyenin you olduğunu gösterir; when you are stressed yazmak olası bağlantı belirsizliğini ortadan kaldırır.

Alıştırma

Bu cümleyi özenli yazım açısından değerlendirin: When exhausted, the report was submitted by Maya.

  1. Kabul edilemez: İfade, dil bilgisel olarak raporun yorgun olduğu izlenimini veriyor.
  2. Kabul edilebilir: Yorgun olan kişinin Maya olduğu açıkça anlaşılıyor.
Cevabı göster

Kabul edilemez: İfade, dil bilgisel olarak raporun yorgun olduğu izlenimini veriyor.

And this pituitary gland is in your brain.

1:52

Bu hipofiz bezi beyninizdedir.

No, it is not your testicles,

1:54

Hayır, testisleriniz değildir,

even though it looks like it.

1:55

her ne kadar onlara benzese de.

The ACTH enters the blood,

1:56

ACTH kana karışır

where it then makes its way to your adrenal gland. Kalıp ifadeler

1:58

ve oradan böbreküstü bezinize ulaşır.

Kalıp ifadeler

makes its way to: bir süreçten geçerek hedefe ulaşmak

Bu cümlede makes its way to, ACTH'nin kan içinde ilerleyerek böbrek üstü bezine ulaşması anlamına gelir. İfade yalnızca varış noktasını değil, hedefe ulaşma yolunu veya sürecini vurgular. Its, ACTH'yi ifade eder. Yeniden kullanılabilir yapı make one's way to + hedef biçimindedir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make my way, she makes her way ve ACTH makes its way. Özne bilinçli olarak bir yol seçmek zorunda değildir; bu nedenle yapı insanlar kadar maddeleri, sinyalleri veya bilgileri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi make one's way to yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After flowing through three pipes, the water ____ the storage tank.

Cevabı göster

made its way to

Now, the adrenal gland secretes cortisol,

2:00

Ardından böbreküstü bezi kortizol salgılar;

another hormone that enters the bloodstream,

2:02

bu da kan dolaşımına giren başka bir hormondur

and then increases glucose within your body

2:05

ve vücudunuzdaki glikozu artırarak

to help you deal with that stress.

2:07

bu stresle başa çıkmanıza yardımcı olur.

This is just one example of endocrine biological signaling processes,

2:09

Bu, endokrin sistemdeki biyolojik sinyal süreçlerinden yalnızca biridir,

but there are many more that control how you breathe,

2:13

ama nasıl nefes aldığınızı,

how your digestion works,

2:15

sindiriminizin nasıl çalıştığını

and even the sensory you feel when you touch a wall.

2:17

hatta bir duvara dokunduğunuzda hissettiğiniz duyumu kontrol eden daha pek çok süreç vardır.

Back to the endocrine-disrupting chemicals, or EDCs. Anlatım akışı

2:19

Endokrin bozucu kimyasallara, yani EDC'lere geri dönelim.

Anlatım akışı

Back to ...: önceki bir konuya dönmek

Burada 'Back to the endocrine-disrupting chemicals, or EDCs.' dinleyicilere kısa açıklamanın bittiğini ve konuşmacının önceki EDC konusuna döndüğünü bildirir. Back konuşmanın akışını düzenler; fiziksel olarak geriye doğru hareket etmeyi anlatmaz. Back to + konu, tam bir cümle olmasa da kısa bir sözlü geçiş ifadesi olarak tek başına kullanılabilir. Dinleyicilerin sonraki bölümü ana tartışmayla yeniden ilişkilendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşmacı bir yan soruyu yanıtladıktan sonra "Back to the budget," diyor. Konuşmacı ne yapıyor?

  1. Fiziksel olarak geriye gitme talimatı vermek.
  2. Bütçeyi tamamen yeni bir konu olarak tanıtmak.
  3. Bütçeyle ilgili önceki tartışmaya dönmek.
Cevabı göster

Bütçeyle ilgili önceki tartışmaya dönmek.

They can also control how our natural hormones are broken down and stored. Öbek fiiller

2:22

Bunlar, doğal hormonlarımızın nasıl parçalanıp depolandığını da kontrol edebilir.

Öbek fiiller

Biyolojik parçalanma anlamındaki “broken down”

Burada broken down, ayrılabilir öbek fiil break down’ın geçmiş zaman ortacıdır. Biyolojik bir bağlamda, vücudun işleyebilmesi veya atabilmesi için bir maddenin daha küçük maddelere ayrılması ya da metabolize edilmesi anlamına gelir. be + broken down edilgen yapısı, işlemi yapana değil, işleme maruz kalan şeye odaklanır. Anlamı bağlam belirler: burada hormonlar işlenmektedir; bir makinenin bozulması veya bir kişinin duygusal olarak çökmesi söz konusu değildir.

Alıştırma

Cümleyi “daha küçük maddelere ayrılmak” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: During digestion, proteins are ____ into amino acids.

Cevabı göster

broken down

And they also change our body's sensitivity to the real hormones.

2:26

Ayrıca vücudumuzun gerçek hormonlara karşı hassasiyetini de değiştirirler.

So let's start with the endocrine-disrupting chemicals,

2:30

Önce şu endokrin bozucu kimyasallardan başlayalım:

phthalates.

2:32

Ftalatlar.

These chemicals are in plastics,

2:33

Bu kimyasallar plastiklerde bulunur,

cuz they make them soft and flexible. Dilbilgisi

2:35

çünkü onları yumuşak ve esnek hâle getirirler.

Dilbilgisi

“make them soft and flexible” içindeki “make + nesne + sıfat” yapısı

make them soft and flexible ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir duruma getirmek” anlamındadır. them zamiri nesnedir ve plastics sözcüğüne gönderme yapar; soft ve flexible ise kimyasalların yol açtığı durumu açıklayan sıfat tümleçleridir. Yeniden kullanılabilir yapı make + nesne + sıfat biçimindedir. Sıfat doğrudan nesneden sonra gelir; iki sıfat aynı sonuç durumunu anlatıyorsa and ile bağlanabilir. Standart İngilizcede bu yapıda sıfattan önce to be kullanılmaz.

Alıştırma

“the room” ve “brighter” sözcüklerini kullanarak cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: A larger window can ____.

Cevabı göster

make the room brighter

They're also in floor coverings and soap and hair spray.

2:37

Ayrıca yer döşemelerinde, sabunda ve saç spreyinde de bulunurlar.

One study of 72 common household objects found phthalates

2:40

Evlerde yaygın kullanılan 72 nesneyi inceleyen bir araştırmada ftalatlara

in three quarters of the products, such as deodorant

2:44

ürünlerin dörtte üçünde; örneğin deodorantlarda,

and hair gels and fragrances.

2:47

saç jölelerinde ve parfümlerde rastlandı.

So in rats, if the expectant mother is exposed to phthalates

2:49

Sıçanlarda, anne adayı ftalatlara

18 to 21 days after mating,

2:53

çiftleşmeden 18 ila 21 gün sonra maruz kalırsa,

the male pups will have a decrease in testosterone.

2:55

erkek yavruların testosteron seviyesi düşer.

In humans, if an expectant mother is exposed to phthalates Kalıp ifadeler

2:58

İnsanlarda ise anne adayı ftalatlara

Kalıp ifadeler

be exposed to: bir şeyle teması anlatan edilgen yapı

Bu cümlede is exposed to, hamile kadının ftalatlarla “temas etmesi” veya bunların etkisine maruz kalması anlamına gelir. Teması yaşayan kişi kadındır; cümle, onun kimyasallara kasıtlı olarak bir şey yaptığını anlatmaz. Yapı be + exposed + to + isim şeklindedir. Bir madde, ortam, bilgi veya etkiyle teması anlatabilir. İfade tek başına temasın isteyerek mi gerçekleştiğini, kişinin bunun farkında olup olmadığını ya da zararlı olup olmadığını söylemez; bu bilgiyi bağlam verir.

Alıştırma

Cümleyi “temas etmek” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: During the cleanup, volunteers could ____ toxic dust.

Cevabı göster

be exposed to

between week 8 to 12 of the embryo's development,

3:02

embriyonun gelişiminin 8. ila 12. haftaları arasında maruz kalırsa,

it can disrupt testosterone and lead to boys coming out

3:05

bu durum testosteron dengesini bozabilir ve erkek bebeklerin

with a decreased penis size,

3:08

daha küçük penisle,

lower sperm counts, and a smaller AGD,

3:09

daha düşük sperm sayısıyla ve daha kısa AGD'yle,

a smaller taint.

3:12

yani daha kısa bir perine mesafesiyle doğmasına yol açabilir.

Now, let's look at the BPA,

3:13

Şimdi de BPA'ya bakalım;

which you may have heard a lot about.

3:15

adını muhtemelen sıkça duymuşsunuzdur.

It can be found in nonstick coatings,

3:17

Yapışmaz kaplamalarda,

in lots of different plastics,

3:19

pek çok farklı plastikte,

in electronics,

3:20

elektronik cihazlarda

and also in receipt paper.

3:21

ve kasa fişi kâğıtlarında bulunabilir.

Men working at factories with high levels of BPA Dilbilgisi

3:23

BPA seviyesinin yüksek olduğu fabrikalarda çalışan erkeklerin

had their urine examined. Dilbilgisi

3:26

idrar örnekleri incelendi.

Dilbilgisi

Men working at factories: bir ismi niteleyen -ing öbeği

Working at factories, Men sözcüğünün hemen ardından gelir ve raporda hangi erkeklerin kastedildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi tümcesidir: geçmiş zamanlı bu bağlamda Men working at factories, men who worked or were working at factories ifadesine yakın anlam taşır. Working cümlenin ana fiili değildir ve şimdiki zamanın devam biçimini oluşturmaz. had their urine examined bölümündeki çekimli ana fiil had'dir. Genel olarak isim + -ing öbeği, -ing eylemini aktif olarak yapan bir ismi kısa ve öz biçimde tanımlar.

Alıştırma

Hangi cümlede, hangi kişilerin kastedildiğini belirtmek için bir isimden sonra -ing öbeği kullanılmıştır?

  1. Working overnight can be tiring.
  2. Employees are working overnight this week.
  3. Employees working overnight should take regular breaks.
Cevabı göster

Employees working overnight should take regular breaks.

Dilbilgisi

have + nesne + geçmiş zaman ortacı: had their urine examined

had their urine examined ifadesinde had sözcüğünü their urine nesnesi ve examined geçmiş zaman ortacı izler. İnceleme eylemine maruz kalan nesnedir; erkekler incelemeyi kendileri yapmaz. have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, have a sample tested veya have a phone repaired örneklerinde olduğu gibi, genellikle başka bir kişinin ya da hizmetin bir işi yapmasını sağlamak anlamına gelir. Bazı bağlamlarda ise öznenin bir olayı, özellikle istenmeyen bir olayı yaşadığını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, testi Nina'nın kendisinin değil klinik personelinin yaptığını anlatır?

  1. Nina had her blood tested at the clinic.
  2. Nina had tested her blood before lunch.
  3. Nina tested her blood at the clinic.
Cevabı göster

Nina had her blood tested at the clinic.

It turned out that increased levels of BPA in their urine Anlatım akışı

3:27

İdrarlarındaki BPA seviyesinin yükselmesinin

led to four times lower sperm counts,

3:31

sperm sayısının dört kat daha düşük olmasına,

three times lower sperm vitality,

3:34

sperm canlılığının üç kat daha düşük olmasına

and decreased sperm mobility.

3:36

ve sperm hareketliliğinin azalmasına yol açtığı ortaya çıktı.

Anlatım akışı

It turned out that ...: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtma

It turned out that, ardından gelen that yan cümlesini ancak bir araştırma, gözlem veya sonraki olaylardan sonra açıklığa kavuşan bir sonuç olarak sunar. Cümledeki bilgiyi önceki belirsizlik durumundan şimdi bildirilen sonuca doğru düzenler. Burada bu kalıp, araştırmanın bulgusunu sunar. Tek başına kanıtların ne kadar güçlü olduğunu belirtmez veya bir etkenin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Sonucu tanıtan kalıbı tamamlayın: We expected the repair to be expensive, but ____ the loose cable was the only problem.

Cevabı göster

it turned out that

Sons of men with high BPA exposure had decreased AGDs

3:37

Yüksek düzeyde BPA'ya maruz kalan erkeklerin oğullarında AGD daha kısaydı;

and were more likely to have ejaculation issues

3:42

bu kişilerde boşalma sorunları görülme olasılığı daha yüksekti

and decreased sexual desire.

3:44

ve cinsel istekleri daha düşüktü.

And there are a lot of other chemicals that disrupt endocrine hormones,

3:46

Endokrin işleyişi bozan daha birçok kimyasal var:

from those in plastic toys and air fresheners,

3:50

plastik oyuncaklar ve oda kokularındakilerden

nail polish, pesticides,

3:52

oje ve pestisitlerdekilere,

to the grease and stain repellents in fast food containers,

3:55

fast food ambalajlarındaki yağ ve leke itici maddelerden

and the dioxins found in meat and dairy,

3:59

et ve süt ürünlerinde bulunan dioksinlere kadar.

all of which have an impact on sperm count,

4:00

Bunların hepsi sperm sayısını,

taint size, or penis length.

4:03

perine mesafesini ya da penis uzunluğunu etkiliyor.

It's not just EDCs in plastics and pesticides that are decreasing male fertility, Dilbilgisi

4:05

Erkek doğurganlığını azaltanlar yalnızca plastik ve pestisitlerdeki EDC'ler değil;

it's also other things that we are just doing to our bodies.

4:10

kendi bedenimize yaptığımız başka şeyler de buna yol açıyor.

Dilbilgisi

It's not just ... it's also ...: paralel bir etken eklemek

It's not just X, it's also Y kalıbı X'i doğru ancak eksik bir etken olarak sunar ve ardından ilgili başka bir etken olan Y'yi ekler. Not just, X'i geçersiz kılmaz veya reddetmez; gereğinden dar bir açıklamayı düzeltir. İki bölüm mantıksal ve dilbilgisel olarak paralel olmalıdır: X ve Y karşılaştırılabilir etkenler, eylemler veya iddialar olmalıdır. Bu kalıp, fikirler arasındaki ilişkiyi açık tutarak bir savı genişletmeye yarar.

Alıştırma

It's not just ..., it's also ... ikili kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the deadline that's worrying me; ____ the quality of the work.

Cevabı göster

It's not just · it's also

Smoking cigarettes or even just exposure to secondhand smoke Kelime

4:13

Sigara içmek, hatta yalnızca pasif içiciliğe maruz kalmak bile

can actually cause damage to our sperm.

4:15

spermlerimize gerçekten zarar verebilir.

Kelime

exposure to secondhand smoke: aktif olarak sigara içmeden dumana maruz kalma

Halk sağlığı İngilizcesinde secondhand smoke, başka kişilerin tütün kullanımı sonucunda havaya yayılan ve yakındaki kişilerce solunabilen tütün dumanıdır. Bu nedenle exposure to secondhand smoke, özellikle soluma yoluyla bu dumanla temas etmek anlamına gelir; maruz kalan kişinin aktif olarak sigara içtiğini söylemez. Burada exposure to, olası bir tehlikeyle teması anlatmanın yaygın ve nispeten resmî bir yoludur. Secondhand, dumanın kullanılmış olarak satın alındığı anlamına gelmez; dumanın başka bir kişinin tütün kullanımından kaynaklandığını belirtir.

Alıştırma

Bir kişi sigara içmiyor ancak bir iş arkadaşının sigaralarından çıkan dumanı düzenli olarak soluyor. Riski hangi ifade doğru biçimde anlatır?

  1. exposure to air pollution
  2. exposure to secondhand smoke
  3. smoking cigarettes
Cevabı göster

exposure to secondhand smoke

It can decrease our testosterone

4:18

Testosteronumuzu düşürebilir

and decrease our ability for the little guys to make its way to the egg. Deyimler

4:20

ve o küçük dostların yumurtaya ulaşma becerisini azaltabilir.

Deyimler

Mizahi bir örtmece olarak the little guys

Bu bağlamda the little guys, spermleri ifade eden şakacı ve kişileştirici bir söyleyiştir. Daha sonra yumurta hücresine ulaşmalarından söz edilmesi kastedilen varlığı açıklar; fiziksel olarak kısa boylu erkekler anlamına gelmez. Spermlere guys denmesi, hassas bir biyoloji konusunu daha hafif ve daha az klinik gösterir. Daha genel olarak konuşanlar, mizah yaratmak veya ciddiyeti azaltmak için insan olmayan şeylere sevecen bir insan adı verebilir.

Alıştırma

Bu bağlamda the little guys neyi ifade ediyor?

  1. Kısa boylu yetişkin erkekleri ifade eder.
  2. Spermleri mizahi biçimde kişileştirir.
  3. Erkek sunucuları ifade eder.
Cevabı göster

Spermleri mizahi biçimde kişileştirir.

And right now,

4:24

Şu anda

men smoke five times as much as women, Dilbilgisi

4:24

erkekler kadınlardan beş kat daha fazla sigara içiyor

Dilbilgisi

five times as much as katlı karşılaştırma kalıbı

five times as much as yapısında five times çarpanı verir, as much miktarı veya dereceyi ifade eder, son as ise karşılaştırma ölçütünü getirir. Burada ölçüt women olduğundan iddia, erkeklerin sigara içme miktarının veya sıklığının kadınlarınkinin beş katı olduğudur. Bu ifade toplamda 5:1 oranını anlatır: ölçüt miktar 10 ise karşılaştırılan miktar 50'dir. Karşılaştırılan miktarın ölçüt miktara beş ölçüt miktar daha eklenmesiyle oluştuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Karşılaştırmayı as much as kalıbıyla tamamlayın: The lab uses 50 liters per day, and the clinic uses 10. The lab uses ____ the clinic.

Cevabı göster

five times as much as

which is causing a decrease in male fertility.

4:27

ve bu da erkek doğurganlığının azalmasına yol açıyor.

And it's not just cigarettes, sadly.

4:29

Ne yazık ki mesele yalnızca sigarayla da bitmiyor.

Also, those marijuana smokers, like me,

4:31

Benim gibi esrar içenlerin de

also have to look out because a 2015 study in Denmark

4:34

dikkatli olması gerekiyor; çünkü Danimarka'da 2015'te yapılan bir araştırma,

found that smoking marijuana more than once a week

4:38

haftada birden fazla esrar içmenin

led to a 29% decrease in sperm count.

4:41

sperm sayısında %29'luk bir azalmaya yol açtığını buldu.

Also, curing meat with nitrites and nitrates Kelime

4:44

Ayrıca eti nitrit ve nitratlarla işlemek

Kelime

Eti nitritler ve nitratlarla işleyerek korumak

Gıda işlemede curing meat, eti tuzla ve çoğu zaman nitrit ya da nitrat gibi maddelerle korumak ve lezzetlendirmek anlamına gelir. Buradaki curing bir koruma işleminin adıdır; hastalık tedavi etmek ya da eti yalnızca pişirmek anlamına gelmez. Kalıp cure + meat veya cure + belirli bir et türü şeklindedir: cure pork, cured ham, curing meat. Gıda etiketlerinde, tariflerde, üretim süreci açıklamalarında veya işlenmiş etlerle ilgili sağlık haberlerinde bu anlam kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen özel gıda işleme fiiliyle tamamlayın: Before smoking the pork, the producer will ____ it with salt and nitrite.

Cevabı göster

cure

and the chlorinated pollutants that can be found in animal meat and dairy

4:47

ve et ile süt ürünlerinde bulunabilen klorlu kirleticiler

can damage your sperm's DNA.

4:50

sperminizin DNA'sına zarar verebilir.

Men who eat more processed meat have a decreased sperm count

4:53

Daha fazla işlenmiş et tüketen erkeklerin sperm sayısı

and decreased normally shaped semen

4:56

ve normal şekilli sperm oranı daha düşüktür.

and this could be caused by the endocrine issues

4:58

Bunun nedeni, bu etlerdeki kimyasalların

that these chemicals in these meats have.

5:01

yol açtığı endokrin sorunlar olabilir.

One thing is becoming extremely clear,

5:03

Bir şey son derece netleşiyor:

which is that the chemicals we are now using in our modern world

5:05

Modern dünyada kullandığımız kimyasallar

are creating a decrease in male fertility.

5:08

erkek doğurganlığının azalmasına yol açıyor.

So much so that a variety of studies have found Anlatım akışı

5:11

Öyle ki çeşitli araştırmalar,

a 1% decrease in testosterone in men per year since 1982.

5:13

1982'den beri erkeklerde testosteronun her yıl %1 azaldığını ortaya koydu.

Anlatım akışı

So much so that: öyle ki

So much so that önceki cümlede belirtilen dereceye gönderme yapar, onu güçlendirir ve ardından bu ifadenin ne kadar doğru ya da uç olduğunu gösteren bir sonuç veya kanıt sunar. Burada erkek doğurganlığındaki azalmaya ilişkin genel iddianın ardından onu destekleyen araştırma verileri gelir. Bu ifade çoğu zaman yeni bir cümleyi veya yan cümleyi başlatır: [statement]. So much so that + result/evidence. Derecesini devralabileceği açık bir önceki fikir olmadan genellikle tek başına kullanılamaz.

Alıştırma

Önceki ifadeyi güçlendiren ve derecesine ilişkin kanıt sunan bağlayıcı ifadeyi kullanın: The software became central to the company. ____ every department now depends on it.

Cevabı göster

So much so that

As for what you can do right now at home, Anlatım akışı

5:18

Şu anda evde neler yapabileceğinize gelince,

you can eat less meat and dairy.

5:20

daha az et ve süt ürünü tüketebilirsiniz.

Anlatım akışı

As for: ilgili bir konuya geçiş yapmak

Burada As for, nedenlerin tartışılmasından ilgili bir alt konuya, yani dinleyicilerin şu anda yapabileceklerine kontrollü bir geçişi işaretler. Yaklaşık olarak “... konusuna gelirsek” anlamına gelir ve yeni alt konuyu daha geniş tartışmanın içinde tutar. As for ifadesinden sonra tanıtılan konu gelir. Bu konu As for the cost ..., As for moving ... ve As for what you can do ... örneklerindeki gibi çoğunlukla bir isim öbeği, -ing biçimi veya wh-sözcüklü bir yan cümledir. for your health içindeki for gibi amaç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede As for bağlantılı bir konuya geçmek için kullanılmıştır?

  1. As for the delivery date, we can decide that after the budget meeting.
  2. We postponed the meeting because of the delivery date.
  3. We met early in order to discuss the delivery date.
Cevabı göster

As for the delivery date, we can decide that after the budget meeting.

You cannot heat up things in plastic containers, Öbek fiiller

5:21

Yiyecekleri plastik kaplarda ısıtmamalısınız,

cuz that can actually have the chemicals seep into your food.

5:24

çünkü kimyasallar yiyeceğinize sızabilir.

Öbek fiiller

heat up: bir şeyi daha sıcak hâle getirmek

Bu cümlede heat up, ısı uygulayarak “bir şeyi daha sıcak hâle getirmek” anlamına gelir. Nesnesi things sözcüğüdür: uyarı, nesneleri plastik kapların içindeyken sıcak hâle getirmemeyi söyler. Up, yukarı doğru hareketi değil, sıcaklık artışını gösterir. Heat up geçişli (heat up the soup veya heat the soup up) ya da geçişsiz (the oven is heating up) kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri fiil ile edat parçacığının arasına koyun: heat it up denir, heat up it denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede heat up, it zamiriyle doğru kullanılmıştır?

  1. Please it heat up before serving.
  2. Please heat it up before serving.
  3. Please heat up it before serving.
Cevabı göster

Please heat it up before serving.

You can eat less takeout and fast food,

5:26

Paket servis ve fast food tüketimini azaltabilirsiniz;

as the actual packaging can be an issue in those cases,

5:28

çünkü bu durumlarda ambalajın kendisi sorun yaratabilir.

as well as the gloves that fast food workers

5:31

Aynı şekilde fast food çalışanlarının

wear while they're preparing your food.

5:33

yemeğinizi hazırlarken taktığı eldivenler de sorun olabilir.

One study found that teenagers who ate out more Öbek fiiller

5:34

Bir araştırma, daha sık dışarıda yemek yiyen gençlerde

had a 55% increase in some of these EDCs

5:36

yalnızca evde yemek yiyen gençlere kıyasla

compared to teenagers who solely ate at home.

5:39

bu EDC'lerden bazılarının seviyelerinin %55 daha yüksek olduğunu buldu.

Öbek fiiller

ate out: eat out ifadesinin geçmiş zaman biçimi

Bu cümlede ate out, eat out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve genellikle restoran, kafe veya benzeri bir yerde, evin dışında yemek yemek anlamına gelir. solely ate at home ifadesiyle karşıtlık oluşturur. Buradaki out, öbek fiilin bir parçasıdır ve yemeğin evde yenmediğini vurgular; mutlaka açık havada oturarak yemek anlamına gelmez. Yemek alışkanlıklarından söz ederken zamana göre eat out, eats out veya ate out kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi eat out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We did not have time to cook, so we ____ at a café.

Cevabı göster

ate out

If you do use a nonstick

5:41

Yine de yapışmaz kaplamalı bir

pan, keeping the heat low and for shorter periods of time.

5:43

tava kullanıyorsanız, ısıyı düşük tutun ve kısa süre kullanın.

And if you ever see any sort of flaking on them,

5:45

Üzerinde herhangi bir soyulma görürseniz,

get rid of them. Öbek fiiller

5:47

onu atın.

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi atmak veya ortadan kaldırmak

Bu cümlede get rid of, kaplamaları soyulmaya başladığında tavaları atmak anlamına gelir. Daha genel olarak, istenmeyen bir nesne, madde, sorun veya alışkanlığa artık sahip olmamayı sağlamak demektir. Bu günlük kalıpta get, rid ve of tek bir sabit ifade oluşturur. Nesneyi get rid of them örneğindeki gibi of sözcüğünden sonra koyun. of sözcüğünü atmayın veya nesneyi doğrudan rid sözcüğünden sonra yerleştirmeyin.

Alıştırma

Cümleyi “atmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This milk has expired, so we should ____ it.

Cevabı göster

get rid of

Phthalates can leach into food in processing practices Kelime

5:48

Ftalatlar, gıda işleme süreçlerinde yiyeceklere sızabildiği gibi

and in food packaging.

5:51

gıda ambalajlarından da yiyeceklere geçebilir.

Kelime

leach into: kimyasal maddenin zamanla geçişi

Burada leach into, ftalatların işleme malzemelerinden veya ambalajdan zamanla salınarak gıdaya geçmesi anlamına gelir. Bu geçiş çoğu zaman temas sonucu çözünme ya da taşınma yoluyla olur. İfade, gözle görülür bir sıvı akışını değil kimyasal madde geçişini anlatır. Kalıp, madde + leach into + hedef şeklindedir. Kaynak from ile de eklenebilir: Chemicals can leach from packaging into food.

Alıştırma

Bileşiğin boru malzemesinden yavaş yavaş salındığı anlamını verecek ifadeyi seçin: Over time, the compound may ___ the water.

  1. leach into
  2. leak into
  3. pour into
Cevabı göster

leach into

So eating less processed food

5:52

Bu yüzden daha az işlenmiş gıda tüketmek

or food with less packaging can also help.

5:54

ya da daha az ambalajlı gıdaları seçmek de yardımcı olabilir.

We need to regulate corporations

5:56

Şirketleri yasal düzenlemelerle denetlememiz gerekiyor,

so that they can't just use these chemicals on us.

5:58

böylece bu kimyasalları üzerimizde öylece kullanamasınlar.

Right now,

6:01

Şu anda

corporations can experiment with our bodies.

6:01

şirketler bedenlerimiz üzerinde deney yapabiliyor.

The way that this regulation works

6:03

Mevcut düzenleme sistemi,

is kind of innocent until proven guilty. Deyimler

6:05

bir bakıma suçluluğu kanıtlanana kadar masum olma ilkesine dayanıyor.

Deyimler

innocent until proven guilty: bir politika benzetmesi

Hukukta innocent until proven guilty, yeterli kanıt aksini göstermedikçe bir kişinin suçsuz kabul edilmesi anlamına gelir. Burada düzenleme bir kimyasal maddeye aynı şekilde yaklaşır: Daha sonra zarara yol açtığını gösteren kanıt çıkmadıkça kullanılabilir. Bu benzetme, ispat yükünün kimde olduğunu vurgular. Konuşmacı, önce güvenliğin kanıtlanmasını istemek yerine tehlikenin kanıtlanmasını bekleyen bir sistemi eleştirir.

Alıştırma

Zarara yol açtığına dair kanıt çıkana kadar yeni bir teknolojiye izin veren bir kural tartışılırken innocent until proven guilty ne anlama gelir?

  1. Teknolojinin tamamen güvenli olduğu zaten kanıtlanmıştır.
  2. Teknoloji bir ceza mahkemesinde yargılanmaktadır.
  3. Teknolojiye, zarar verdiğini gösteren kanıt çıkana kadar varsayılan olarak izin verilir.
Cevabı göster

Teknolojiye, zarar verdiğini gösteren kanıt çıkana kadar varsayılan olarak izin verilir.

So only when we start to realize the detrimental effects of these chemicals, Dilbilgisi

6:08

Yani ancak bu kimyasalların zararlı etkilerini fark etmeye başlayınca

do we then start to regulate them.

6:11

onları düzenlemeye başlıyoruz.

Dilbilgisi

only when ... do we then: başa alınmış koşul devriği

only when ile başlayan yan cümle başa geldiğinde, ana sonucun gerçekleşmesinden önce yerine getirilmesi gereken koşulu belirtir. Ana cümlede özne ile yardımcı fiil yer değiştirir: do we then start yapısında do, we'den önce gelir. Bu söz dizimi vurguludur ve genellikle daha resmî bir açıklama ya da tartışmada kullanılır. Cümle, bu kimyasalların zararlı etkilerini fark etmeye başlayana kadar onları düzenlemeye başlamadığımızı anlatır; then ise sonraki sonucu gösterir.

Alıştırma

Başa alınmış only when yan cümlesinden sonra özne-yardımcı fiil devrik yapısını geniş zamanda doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Only when the data is verified we publish the report.
  2. Only when the data was verified did we publish the report.
  3. Only when the data is verified do we publish the report.
Cevabı göster

Only when the data is verified do we publish the report.

We need to change that order.

6:13

Bu sırayı değiştirmemiz gerekiyor.

You may have seen this tweet from Greta Thunberg.

6:15

Greta Thunberg'in bu tweet'ini görmüş olabilirsiniz.

I think it's rather smart and funny,

6:18

Bence oldukça zekice ve komik;

and we will see you at the next climate march.

6:20

bir sonraki iklim yürüyüşünde görüşürüz.

We need to hit the streets and hold our governments Notlar

6:22

Sokaklara çıkıp hükümetlerimizden

Deyimler

hit the streets: kamusal eylem için sokağa çıkmak

Bu cümlede hit the streets, görünür ve belirli bir amaç taşıyan bir etkinlik için halkın bulunduğu sokaklara çıkmak anlamında kullanılan bir deyimdir. İklim yürüyüşü bağlamında, bir halk protestosuna veya toplu eyleme katılmak demektir; bir yola vurmak anlamına gelmez. hit burada gerçek anlamında kullanılmaz. Bu ifade, protesto dışındaki başka amaçlı bir etkinlik için sokağa çıkmayı da anlatabilir; bu nedenle protesto anlamı bağlama göre belirlenir.

Alıştırma

"After the new park plan was announced, residents hit the streets to demand changes" cümlesinde hit the streets ne anlama gelir?

  1. Sakinler protesto etmek veya kamusal bir eylemde bulunmak için dışarı çıktı.
  2. Sakinler planı okumak için evde kaldı.
  3. Sakinler sokaklara fiziksel olarak vurdu.
Cevabı göster

Sakinler protesto etmek veya kamusal bir eylemde bulunmak için dışarı çıktı.

and our corporations accountable

6:24

ve şirketlerimizden hesap sormalıyız;

Kalıp ifadeler

hold our governments and our corporations accountable: hükûmetleri ve şirketleri sorumlu tutmak

hold + kişi veya kuruluş + accountable yapısında nesne, hold ile accountable arasına gelir. Bu ifade, söz konusu tarafın davranışlarını açıklamasını, sorumluluğu kabul etmesini ve uygun sonuçlarla karşılaşmasını talep etmek anlamına gelir. Burada konuşmacı, kimyasalların düzenlenme biçimi konusunda hükûmetlerin ve şirketlerin hesap vermesini istiyor. Bu, onları yalnızca eleştirmekten daha güçlü ve eyleme dönük bir ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi hold ... accountable ile tamamlayın: Regulators must ____ the company ____ for hiding the safety data.

Cevabı göster

hold · accountable

when it comes to regulating these chemicals out of our bodies. Kalıp ifadeler

6:26

özellikle de bu kimyasalları bedenlerimizden uzak tutacak düzenlemeler konusunda.

Kalıp ifadeler

when it comes to: söz konusu olduğunda

When it comes to, konuşmacının odaklanmak istediği belirli konuyu veya ölçütü tanıtır. Anlamı regarding ya da as far as ... is concerned ifadelerine yakındır; buradaki comes fiziksel hareketi anlatmaz. To, sabit ifadenin bir parçasıdır ve ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir. Bu cümlede when it comes to regulating ..., tartışmayı insanların vücudundaki bu kimyasalları azaltmayı amaçlayan düzenlemelerle sınırlar.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz konuya odaklanma ifadesiyle tamamlayın: ____ choosing a new laptop, battery life is my top priority.

Cevabı göster

When it comes to

They need to keep us safe.

6:29

Bizi güvende tutmaları gerekiyor.

They need to help us lead healthier lives.

6:30

Daha sağlıklı yaşamlar sürmemize yardımcı olmaları gerekiyor.

And we didn't even really know the effects

6:32

Üstelik bu kimyasalların

that these chemicals were going to have on us.

6:34

üzerimizde nasıl etkiler yaratacağını başta gerçekten bilmiyorduk.

And now that we do, Dilbilgisi

6:35

Ama artık bildiğimize göre,

we need to figure out how to get them out. Öbek fiiller

6:36

onlardan nasıl kurtulacağımızı bulmalıyız.

Dilbilgisi

Now that we do: yeni bir gerçeği neden olarak sunmak

now that we do ifadesinde now that, artık gerçek olmuş bir durumu tanıtır ve bunu sonraki ifadenin nedeni olarak sunar: etkileri artık bilmek, harekete geçme gereğini doğurur. Yardımcı fiil do, know the effects that these chemicals were going to have on us ifadesinin yerine geçer. İngilizcede do, uzun bir fiil öbeğini tekrarlamamak için bu şekilde kullanılır; anlamı önceki cümleden çıkarılmalıdır.

Alıştırma

Yeni gerçeği neden olarak sunan ve have the results yerine do kullanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: We didn't have the results yesterday, but we have them now. ____, we can make a decision.

Cevabı göster

Now that we do

Öbek fiiller

Figure out: düşünerek bir sonuca ulaşmak

Figure out, düşünerek, analiz ederek veya farklı olasılıkları deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir çözüm bulmak demektir. Burada figure out how to get them out, yalnızca bilgi sahibi olmak değil, uygulanabilir bir yöntem belirlemek anlamındadır. Yaygın yapılar arasında figure out the problem ve figure out why it failed örneklerindeki gibi figure out + isim veya soru sözcüklü yan cümle bulunur. how to + fiil ile kullanıldığında eylemi gerçekleştirmenin bir yolunu bulmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi, 'düşünerek çözüme ulaştı' anlamını veren figure out ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reading the manual carefully, Nina ____ how to reset the router.

Cevabı göster

figured out

This is really important so that we can keep all of our...

6:38

Hepimizin tüm... koruyabilmesi için bu gerçekten çok önemli.

If you want to learn more,

6:42

Daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız,

grab the book Countdown by Shanna Swan.

6:43

Shanna Swan'ın Countdown adlı kitabını edinin.

She's sort of ringing the alarm

6:45

Kendisi adeta alarm zillerini çalıyor

on all of these issues.

6:47

ve tüm bu sorunlara dikkat çekiyor.

I am just helping her try

6:48

Ben sadece ona yardımcı olup

and get this information out there. Öbek fiiller

6:49

bu bilgileri herkese ulaştırmaya çalışıyorum.

Öbek fiiller

Get this information out there: bilgiyi kamuya duyurmak

Bu cümlede get this information out there, bilginin daha fazla kişiye ulaşması için kamuya duyurulması veya herkesçe erişilebilir hâle getirilmesi demektir. Out there gerçek bir açık hava mekânını değil, geniş kamusal alanı ifade eder. Yapı get + nesne + out there şeklindedir; nesne, yayılan içeriği belirtir. Özellikle farkındalık, tanıtım veya kamu eğitimi bağlamlarında iletişimi erişimi genişletme çabası olarak sunar.

Alıştırma

Halkın ayrıntıları öğrenmesi gerektiğini göstermek için cümleyi get, the information ve out there ifadelerini doğru sırada kullanarak tamamlayın: The shelter has changed its opening hours, so we must ____ today.

Cevabı göster

get the information out there

The book is full of amazing resources

6:51

Kitap harika kaynaklarla dolu

and gives you a really great understanding

6:53

ve size gerçekten çok iyi bir fikir veriyor,

of what is going on here.

6:55

burada neler olup bittiğine dair.

Thank you so much for watching,

6:56

İzlediğiniz için çok teşekkür ederiz.

and we will see you next week

6:58

Gelecek hafta

for a new science video.

6:59

yeni bir bilim videosunda görüşmek üzere.

Peace.

7:01

Hoşça kalın.