Ölüm'e meydan okuyan doktorun hikayesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Yoksul bir baba, herkese eşit davrandığı için Ölüm’ü oğlunun vaftiz babası seçer. Yıllar sonra Ölüm, gencin ünlü bir doktor olmasını sağlar, ancak kimi kurtarabileceği konusunda katı bir kural koyar. Doktor bu kurala önce şöhret, sonra aşk uğruna iki kez karşı gelir; hayatını kaybeder ve hikâyenin sonunda kaderi Sisifos mitiyle ilişkilendirilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. ramshackle hut — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: ramshackle sözcüğünün yalnızca eski bir kulübeyi değil, harap durumda ve neredeyse yıkılacak bir yapıyı anlattığını kavrayın. Bu canlı çağrışım, edebî anlatının mekân betimlemesi yoluyla ailenin yoksulluğunu ve masalsı krizi daha en başta nasıl kurduğunu fark etmenizi sağlar. 2. leaving the doctor free to administer the antidote. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Ortaç öbeğinin önceki eylemin sonucunu nasıl sıkıştırarak aktardığını görün: yatağı çevirmek Ölüm’ün konumunu değiştirir ve bunun sonucunda doktor panzehri uygulayabilir. Bu yapıyı bir eylemi, onun yarattığı imkân ya da durumla akıcı biçimde bağlamak için kullanabilirsiniz. 3. Sisyphus, the first king of Ephyra, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Sisifos’u Yunan mitolojisinden bir kişi olarak tanıyın ve açıklayıcı eşleme öbeğinin onun kral kimliğini belirttiğini anlayın. Bu arka plan, Ölüm’ü kandırmaya çalışan iki kişi arasındaki son karşılaştırmayı kavramanızı ve kapanışın başka bir mite nasıl geçiş yaptığını anlamanızı sağlar.
Bu derste
In their ramshackle hut on the edge of the woods, Notlar
0:10Ormanın kenarındaki derme çatma kulübelerinde,
ramshackle hut: yalnızca eski bir kulübe değil
Ramshackle, eski veya bakımsız olduğu için çok kötü durumdaki, çoğu zaman parçaları gevşemiş ya da yapısı dengesiz görünen bir şeyi anlatır. Bir ramshackle hut yalnızca eski değildir; harap görünür ve neredeyse yıkılacakmış izlenimi verebilir. Bu ifade bir hikâyede zorluk, ihmal ve güvensiz görünen bir ev imgesini hızla oluşturur.
Alıştırma
Hangi açıklama bir ramshackle hut ifadesini en iyi karşılar?
- Bakımsız, zayıf ve dengesiz görünen bir kulübe.
- Basit tasarımlı, yeni yapılmış bir kulübe.
- Eski ama hâlâ sağlam ve özenle bakılan bir kulübe.
Cevabı göster
Bakımsız, zayıf ve dengesiz görünen bir kulübe.
on the edge of the woods: ormanın sınırında
On the edge of the woods, ağaçlık alanın dış sınırında, ağaçların dışarıdaki araziyle buluştuğu yerde demektir. Buradaki edge, keskin bir bıçak ağzını değil, mekânsal bir sınırı ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp on the edge of + yer veya bölge şeklindedir: on the edge of town, on the edge of the lake. Bir şeyi bölgenin derinlerinde değil, sınırında konumlandırır.
Alıştırma
Bu dersteki “sınırında” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Their cabin stands ____ the forest, where the trees meet the fields.
Cevabı göster
on the edge of
in despair: hiç umut kalmadığını hissetmek
In despair, hiç umut ya da çıkış yolu kalmadığını hissederek umutsuzluk içinde olmak demektir. Bu cümlede were in despair, karı kocanın duygusal durumunu anlatır. Buradaki in fiziksel bir yeri değil, bir durumu gösterir. be in despair ifadesini bir bütün olarak öğrenin; despair sözcüğünün "içinde" bulunmak şeklinde kelimesi kelimesine düşünmeyin.
Alıştırma
Ailenin tüm umudunu yitirdiğini anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After every rescue plan failed, the family was ____.
Cevabı göster
in despair
The woman had just given birth to their 13th child, Kalıp ifadeler
0:16Kadın henüz 13. çocuklarını doğurmuştu,
had just given birth to: geçmişteki bir noktadan hemen önce doğurmuş olmak
Give birth to, bir bebek dünyaya getirmek demektir. Özne, doğum yapan ebeveyn ya da hayvandır; bebek ise to sözcüğünden sonra gelir. Örnekte their 13th child, kadının dünyaya getirdiği çocuktur. Had given past perfect yapısındadır ve doğumu hikâyedeki başka bir geçmiş referans noktasından önceye yerleştirir. Just, had ile given arasında bulunur ve doğumun o noktadan çok kısa süre önce gerçekleştiğini gösterir. had just given birth to bütünü “çok kısa süre önce doğurmuştu” anlamına gelir.
Alıştırma
“Çok kısa süre önce doğurmuştu” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: By the time her parents reached the hospital, Lena ____ a baby boy.
Cevabı göster
had just given birth to
and the growing family was quickly running out of food and money. Öbek fiiller
0:19ve giderek büyüyen ailenin yiyeceği ve parası hızla tükeniyordu.
running out of: tükenmek üzere olan bir kaynak
Run out of + isim, sınırlı bir kaynaktan hiçbir şey kalmadığı noktaya ulaşmak anlamına gelir. Be running out of yapısında sürerlik biçimi, kaynağın sıfıra doğru azalmakta olduğunu gösterir; kaynak henüz tamamen bitmemiş olabilir. Özne, bu kaynağı kaybetmekte olan kişi ya da gruptur; of sonrasındaki isim ise tükenen kaynağı belirtir. Buradaki out of, öbek fiilin tamamının bir parçasıdır ve fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: We have only a few sheets left, so we are ____ paper.
Cevabı göster
running out of
The father walked into the woods to ponder their problem. Kelime
0:25Baba sorunlarını düşünmek için ormana doğru yürüdü.
ponder their problem: dikkatli ve ciddi biçimde düşünmek
Ponder, bir konu üzerinde dikkatle ve bir süre düşünmek anlamına gelir. Ponder their problem ifadesinde baba, aklından kısa ve geçici bir düşünce geçirmek yerine soruna ciddi biçimde odaklanır. Burada ponder geçişli bir fiildir ve their problem ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Ponder what to do örneğindeki gibi bir soru sözcüğü yan cümlesi de alabilir. Ponder seçimi, anlatıma ciddi ve edebî bir ton verir.
Alıştırma
Ponder fiili hangi durumda en doğal seçimdir?
- Bir otobüs yolcuları almak için kısa süreliğine durur.
- Bir komite son kararını vermeden önce bir teklifi dikkatle değerlendirir.
- Bir çocuk yanından geçerken arkadaşına hızla el sallar.
Cevabı göster
Bir komite son kararını vermeden önce bir teklifi dikkatle değerlendirir.
After hours spent wandering through the trees, Dilbilgisi
0:30Ağaçların arasında dolaşarak geçen saatlerden sonra,
After hours spent wandering...: önceki zaman arka planını sıkıştırmak
After hours spent wandering through the trees, ana cümleden önce gelen bir zaman arka planı öbeğidir. Dolaşmanın saatler sürdüğünü ve karşılaşmadan önce gerçekleştiğini belirtir; asıl olayı he encountered... aktarır. hours spent wandering... yapısında spent, hours sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacıdır; wandering ise bu zamanın nasıl geçirildiğini belirtir. Dolaşan kişi bağlamdan anlaşılan he öznesidir, hours değildir. Bu kalıp, anlatıcının uzun bir önceki etkinliği isim öbeği içinde kısaltıp öyküyü ilerletmesini sağlar.
Alıştırma
İngilizce rehearse fiilini ve bu zaman arka planı kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: After two weeks ____, the cast was ready for opening night.
Cevabı göster
spent rehearsing
appeared to be: kesin olmayan bir izlenim
appeared to be yapısında appear, ‘görüş alanına girmek’ eylemini değil, ‘gibi görünmek’ anlamını taşıyan bir bağ fiilidir. Gözlemcinin görebildiklerine göre ilk siluet adamın tanrısı gibi görünüyordu. was ile karşılaştırıldığında appeared to be şüpheye yer bırakır: kimliği doğrulamak yerine bir izlenimi aktarır. Başka durumlara uygulanabilecek kalıp subject + appear/appeared to be + noun or adjective şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle kimlik hakkında kesin olmayan bir izlenim sunuyor?
- The figure appeared to be a doctor, but the light was too dim to be sure.
- The figure was definitely a doctor.
- The doctor appeared at the front door at noon.
Cevabı göster
The figure appeared to be a doctor, but the light was too dim to be sure.
while the second resembled: karşıtlık bildiren while
Burada while, birbirine paralel iki yan cümleyi bağlar ve karşıtlık kurar. İlk yan cümle bir figürü anlatır; while the second resembled... ise diğer figüre geçerek onun hakkında farklı bilgi verir. the first ve the second ifadelerinin eşleşmesi bilgi düzenini özellikle netleştirir: A bir şekilde, B ise başka bir şekilde betimlenir. Bu kalıpta while, whereas anlamındadır; bir şey olurken anlamındaki zamanı belirtmez.
Alıştırma
while kelimesinin iki kişi ya da şeyi karşılaştırdığı cümleyi seçin.
- We stayed inside while the storm passed.
- Leo takes the bus to work, while Maya rides a bicycle.
- While the soup was cooking, I set the table.
Cevabı göster
Leo takes the bus to work, while Maya rides a bicycle.
and act as godfather to his most recent child. Kültür
0:50ve en son çocuğuna vaftiz babası olmayı teklif etti.
lighten the man's burden: baskıyı veya sorumluluğu azaltmak
lighten the man's burden ifadesinde burden mecazidir: adamın taşımak zorunda olduğu sorumlulukları, kaygıları veya zorlukları anlatır. Lighten, genellikle ona yardım ederek bu baskıyı daha katlanılabilir hâle getirmek demektir. Tekrar kullanılabilen kalıplar lighten someone's burden ve lighten the burden on someone şeklindedir. Maddi baskı, iş, bakım sorumlulukları veya duygusal sıkıntı için kullanılabilir; ortada fiziksel bir yük bulunması gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede lighten the burden, birinin sorumluluklarını veya üzerindeki baskıyı azaltmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- Adding two more deadlines would lighten Carla's burden.
- Sharing the evening shift would lighten Carla's burden.
- Changing the suitcase's color would lighten Carla's burden.
Cevabı göster
Sharing the evening shift would lighten Carla's burden.
act as godfather to: bir çocuğun vaftiz babası rolünü üstlenmek
Act as + bir rol, o rolü üstlenmek anlamına gelir. Burada act as godfather to his most recent child, adamın en küçük çocuğunun vaftiz babası rolünü üstlenmek demektir. Geleneksel Hristiyan vaftizinde godfather, bir çocuğa rehberlik veya destek sözü veren erkek vaftiz ebeveynidir. Bu hikâyede rol, koruyucu ya da yardımcı anlamına gelecek şekilde genişletilmiştir. Suç örgütü lideri, biyolojik baba veya mutlaka yasal vasi anlamına gelmez.
Alıştırma
Godfather sözcüğünü geleneksel aile veya din anlamıyla kullanan cümle hangisidir?
- The manager became the office godfather because he fixed the printer.
- The detective arrested the godfather who led the crime family.
- He agreed to act as godfather to the baby at the baptism.
Cevabı göster
He agreed to act as godfather to the baby at the baptism.
He wouldn't entrust his son to those who passed judgment on human life. Kalıp ifadeler
0:56İnsan hayatı üzerinde hüküm verenlere oğlunu emanet edemezdi.
wouldn't entrust his son to those: entrust A to B yapısı
Entrust A to B, B'nin güvenilir olduğu düşünülerek A'yı B'nin bakımına veya sorumluluğuna vermek anlamına gelir. Bu cümlede his son A, those who passed judgment on human life ise B'dir; to bu sorumluluğu alan kişileri belirtir. Wouldn't, babanın bunu yapmayı reddettiğini veya istemediğini gösterir. Entrust, leave with ifadesinden daha resmîdir ve güven ile sorumluluğu daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi entrust fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve entrust A to B yapısının gerektirdiği edatla tamamlayın: The museum ____ the painting ____ a specialist for restoration.
Cevabı göster
entrusted · to
passed judgment on human life: pass judgment on ile yetkili bir yargıda bulunmak
Pass judgment on + kişi, davranış veya konu, onu ciddi ve çoğu zaman ahlaki ya da yetkili bir konumdan değerlendirmek demektir. Bu cümlede those who passed judgment on human life, yalnızca fikir bildirenleri değil, insan yaşamının değerine veya kaderine karar veren varlıkları anlatır. Buradaki judgment, yargılama eylemi veya verilen karar anlamındadır. Good judgment ifadesindeki gibi kişinin mantıklı seçimler yapabilme yeteneği anlamına gelmez.
Alıştırma
Özgün cümlede passed judgment on human life ne anlama geliyor?
- İnsan yaşamını korurken iyi bir pratik muhakeme sergilediler.
- İnsan yaşamı hakkında ciddi veya yetkili bir yargıda bulundular.
- Bir kişiye yazılı bir mahkeme kararı verdiler.
Cevabı göster
İnsan yaşamı hakkında ciddi veya yetkili bir yargıda bulundular.
He ventured deeper into the tangled thicket. Kelime
1:02Karışık çalılıkların daha da derinlerine doğru ilerledi.
ventured deeper into the tangled thicket: riski göze alarak daha içeri ilerlemek
Ventured, venture fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada venture, belirsizliğe veya olası bir tehlikeye rağmen bir yere gitmek anlamına gelir; bu yüzden went fiilinden daha fazla risk ve cesaret duygusu taşır. Deeper into, iç kısma doğru daha fazla ilerlemeyi anlatır. Tangled thicket, dalları birbirine geçmiş yoğun çalıları betimler; böylece tüm ifade hem hikâyeyi ilerletir hem de ortamı zor ve tehlikeli gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede ventured deeper into, riskli veya bilinmeyen bir yerin daha içlerine doğru hareketi anlatıyor?
- Despite the warning sign, Leo ventured deeper into the dark tunnel.
- Leo went deeper into the pool to retrieve a toy.
- Leo invested money in a new business venture.
Cevabı göster
Despite the warning sign, Leo ventured deeper into the dark tunnel.
made out a third figure: görülmesi zor bir silueti ayırt etmek
made out a third figure ifadesinde made out, make out fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “görmeyi ve ne olduğunu ayırt etmeyi başardı” anlamına gelir. Silueti karanlıkta görmek zordur; bu nedenle ifade çaba gerektiğini anlatır ve her ayrıntının açıkça görüldüğü anlamına gelmez. Bu anlam işitme için de kullanılabilir: çok hafif olan veya gürültüyle örtülen sözleri güçlükle anlayabildiğinizde make out kullanılabilir. Burada make out tek bir öbek fiildir; “yaratmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yoğun sis bir teknenin büyük bölümünü gizliyor. Hangi cümle onu ancak güçlükle görüp ayırt edebildiğinizi söyler?
- Through the fog, I could barely make out the boat.
- Through the fog, I could finally figure out why the boat was late.
- Through the fog, I easily spotted every detail of the boat.
Cevabı göster
Through the fog, I could barely make out the boat.
which broke into a crooked smile. Kalıp ifadeler
1:13ve ardından yüzünde çarpık bir gülümseme belirdi.
broke into a crooked smile: ani ve çarpık bir gülümseme
broke into a crooked smile ifadesinde broke into, yüz ifadesinin aniden değiştiğini gösterir: sıska yüzde birden bir gülümseme belirmiştir. A smile, grin veya laughter gibi tepkilerle kullanıldığında break into, “aniden başlamak” anlamına gelir; “zorla içeri girmek” anlamında değildir. Crooked, eşit olmayan veya bir tarafa çekilmiş bir gülümsemeyi anlatır. Bu ürkütücü betimlemede rahatsız edici gelebilir, ancak sözcük tek başına kişinin kötü olduğunu veya yalan söylediğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi “aniden çarpık bir gülümseme oluşturdu” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: When the stranger heard the name, his face ____.
Cevabı göster
broke into a crooked smile
come to offer his services as godfather. Dilbilgisi
1:18vaftiz babası olarak hizmetlerini sunmaya gelmişti.
death himself: Ölümün kişileştirilmesi ve kimliğin vurgulanması
Bu edebî cümlede death, gelip vaftiz babası olmayı teklif edebilen erkek bir karakter olarak kişileştirilir. Bir erkeğin yaşadığı ölüm anlamına gelmez. himself, isimden sonra gelen pekiştirme işlevli bir dönüşlülük zamiridir. Karakterin tam kimliğini vurgular: gelen kişi bir simge ya da haberci değil, Ölüm'ün ta kendisidir. Düzenlenmiş öykülerde bu kişileştirilmiş ad genellikle Death biçiminde büyük harfle yazılır; ancak küçük harfle yazıldığında da bağlam kişileştirmeyi gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede death himself ne anlama gelir?
- death sözcüğü, erkek bir karaktere ait olan bir şeyi anlatmaktadır.
- Bir adam kendi ölümüyle yüzleşmektedir.
- Ölüm bir karakter olarak sunulur ve himself onun Ölüm'ün ta kendisi olduğunu vurgular.
Cevabı göster
Ölüm bir karakter olarak sunulur ve himself onun Ölüm'ün ta kendisi olduğunu vurgular.
come to offer...: geliş amacını açıklayan tamamlayıcı yapı
Virgülden sonra gelen come to offer his services as godfather, death himself ifadesini açıklayan tamamlayıcı bir geçmiş zaman ortacı yan cümlesidir. Buradaki come, come fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bu biçim yalın hâliyle aynı göründüğü için emir sanılabilir, ancak ayrı bir öznesi yoktur. Bu bağlamda ifade, who had come to offer his services as godfather biçiminde açılabilir. to ile kurulan mastar, gelme amacını belirtir. Bu kısa yapı, yazılı anlatının önce kişiyi tanıtmasını, ardından o kişinin neden geldiğini eklemesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede come to explain, avukatın neden geldiğini belirten ve virgülden sonra eklenen bir tamamlayıcı olarak kullanılmıştır?
- In the hall waited a lawyer, come to explain the new contract.
- In the hall waited a lawyer who had come to explain the new contract.
- In the hall waited a lawyer. Come to explain the new contract.
Cevabı göster
In the hall waited a lawyer, come to explain the new contract.
when the child came of age: çocuk reşit olduğunda
Come of age, bir kişinin yetişkin olarak kabul edildiği aşamaya ulaşması anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede when the child came of age, söz verilen dönüşün zamanını belirtir; came, geçmiş zamanda anlatılan hikâyede kullanılan geçmiş zaman biçimidir. İfade, kelimesi kelimesine «bir yaş geldi» şeklinde anlaşılmaz. Gelecekten söz ederken de when yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: He will return when the child comes of age.
Alıştırma
Cümleyi «yetişkinliğe ulaştı» anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: At eighteen, Amir ____ and began making his own legal decisions.
Cevabı göster
came of age
equal in the eyes of death: belirli bir bakış açısından yargı
In the eyes of X, «X'in görüşüne, yargısına veya ölçütlerine göre» anlamına gelir. Burada death, yargılayan bir bakış açısı olarak kişileştirilmiştir. Bu nedenle equal in the eyes of death, zenginlik, makam ve gücün hiç kimseyi ölümden muaf tutmadığı anlamına gelir. İfade, yargıyı belirli bir değerlendiricinin etrafında düzenler. Eyes mecazidir: cümle gerçek anlamda görmekten değil, ölümün insanlara nasıl davrandığından söz eder.
Alıştırma
Hangi cümlede in the eyes of, «…nın yargısına veya ölçütlerine göre» anlamında kullanılmıştır?
- In the eyes of the law, the two applicants are equal.
- The two applicants stared into the eyes of the lawyer.
- The lawyer checked the applicants' eyesight.
Cevabı göster
In the eyes of the law, the two applicants are equal.
when the child had grown into an ambitious young man, Öbek fiiller
1:38çocuk hırslı bir genç adam haline geldiğinde,
his skeletal godfather came for his promised visit.
1:41iskelet vaftiz babası söz verdiği ziyaret için geldi.
grown into an ambitious young man: aşamalı gelişim
Grow into + isim, birinin ya da bir şeyin zamanla gelişerek yeni bir kimlik, özellik veya rol kazanması anlamına gelir. Bu cümlede çocuk yavaş yavaş hırslı bir genç adama dönüşmüştür. Tam fiil öbeği had grown into şeklindedir. Past perfect, bu gelişimin vaftiz babası gelmeden önce tamamlandığını gösterir. Buradaki into, bir yerin içine doğru fiziksel hareketi değil, durum değişikliğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin zaman içindeki aşamalı gelişimini en açık biçimde vurgular?
- At noon, Maya walked into the manager's office.
- Over several years, Maya grew into a confident leader.
- Maya became the team leader on Monday.
Cevabı göster
Over several years, Maya grew into a confident leader.
he held a flask containing the cure for all human ailments. Kalıp ifadeler
1:47tüm insan hastalıklarının tedavisini içeren bir şişe tutuyordu.
the cure for all human ailments: cure for isim kalıbı
The cure for all human ailments ifadesinde cure, bir hastalığı tamamen ortadan kaldıran ilaç, tedavi veya yöntem anlamında kullanılan bir isimdir. For, tedavinin ortadan kaldırmayı amaçladığı hastalığı veya sorunu belirtir: a cure for + hastalık/sorun. All human ailments, insanlardaki bütün hastalıklar veya sağlık sorunları anlamına gelir. Bu nedenle ifade, bunların hepsini iyileştirebilecek hayalî bir çareyi anlatır.
Alıştırma
İsim kalıbını gerekli edatla tamamlayın: Researchers hope to find a cure ____ malaria.
Cevabı göster
for
promising to make him a successful doctor, Dilbilgisi
1:55onu başarılı bir doktor yapma sözü vermişti,
but the powerful potion came with very strict rules. Kalıp ifadeler
1:58ancak bu güçlü iksirin çok kesin kuralları vardı.
promising to make him...: Ölüm'ün ek eylemi
Virgülle ayrılan promising to make him a successful doctor, present participle yapısındaki bir yan cümleciktir ve Ölüm'ün şişeyi getirirken yaptığı başka bir eylemi ekler. "and promised to make him a successful doctor" düşüncesini daha akıcı bir anlatı cümlesinde sıkıştırır. Bu yan cümlecikte ayrı bir özne belirtilmediği için burada anlaşılan özne ana cümlenin öznesi Death'tir; yakındaki flask ismi değildir. Bu yapıyı yorumlarken ana eylemi kimin yaptığını kontrol edin.
Alıştırma
promising to make him a successful doctor ifadesinde sözü veren kimdir?
- vaftiz oğlu
- Ölüm
- şişe
Cevabı göster
Ölüm
came with very strict rules: katı koşullar içeriyordu
came with very strict rules ifadesinde came with, çok katı kuralların koşul olarak iksire bağlı olduğu anlamına gelir. İksire sahip olmak veya onu kullanmak bu kuralları da beraberinde getiriyordu; came, come fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yeniden kullanılabilen something comes with + noun kalıbı bir şeyi, teklifi veya rolü; onunla birlikte gelen bir özellik, koşul, maliyet, risk ya da sorumluluğa bağlar. Burada fiziksel bir hareket anlatılmaz.
Alıştırma
come with ifadesinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: This membership ____ access to the gym and pool.
Cevabı göster
comes with
the doctor could heal them with just a waft of the antidote's fumes. Kelime
2:08doktor panzehirin dumanından sadece bir esintiyle onları iyileştirebilirdi.
death was hovering at the top of their bed: yakında dolaşan bir tehdit
death was hovering at the top of their bed ifadesinde Death, yatağın başucuna yakın bir yerde asılı kalmış bir figür gibi kişileştirilir. Hover, bir noktada ya da çok yakında kalmayı vurgular; böylece tehlike uzakta değil, hemen oradaymış gibi hissedilir. Hover gerçek anlamda havada asılı kalmayı anlatabilir, ancak yakında kalıp huzursuzluk yaratan bir kişi, duygu veya tehdit için de kullanılabilir. Bu hikâyede Ölüm'ün yatağın başucundaki konumu, doktorun hastayı hâlâ iyileştirebileceğinin de işaretidir.
Alıştırma
Bu cümlede death was hovering at the top of their bed ne anlatıyor?
- Ölüm hastayı çoktan uzaklara götürmüştü.
- Yatak gerçekten zeminin üzerinde yüzüyordu.
- Ölüm, yatağın başucunda yakın ve tehditkâr hissediliyordu.
Cevabı göster
Ölüm, yatağın başucunda yakın ve tehditkâr hissediliyordu.
with just a waft of the antidote's fumes: havada süzülen çok küçük bir miktar
With just a waft of the antidote's fumes, havada süzülen buharı iyileştirme aracı olarak sunar. Just yalnızca çok küçük bir miktarın gerektiğini vurgular; a waft ise hava, koku, duman veya buharın hafif ve kısa süreli hareketidir. Fumes, bir maddenin saldığı ve genellikle fark edilebilen, çoğu zaman da güçlü, tahriş edici veya potansiyel olarak zararlı olan gaz ya da buharları ifade eder. Burada sözcük, sihirli panzehire kimyasal maddeyi andıran bir özellik verir; sıradan ve hoş bir parfüm anlamına gelmez.
Alıştırma
with just a waft of the antidote's fumes ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Panzehirden süzülen çok az miktarda buhar yeterliydi.
- Hiç buhar çıkmaması için panzehir mühürlenmişti.
- Hasta panzehirin tamamını yutmak zorundaydı.
Cevabı göster
Panzehirden süzülen çok az miktarda buhar yeterliydi.
But if death lingered at the foot of the bed, Kelime
2:13Ancak ölüm yatağın ayakucunda oyalanıyorsa,
death lingered at the foot of the bed: gitmeyen bir varlık için linger
Burada Ölüm, yatağın ayak ucunda kalmaya devam eden bir varlık olarak kişileştirilir. Lingered, beklenenden uzun süre kalmak ya da gitmemek demektir; bu yüzden Ölüm'ün yalnızca bir yerde durduğunu değil, orada beklediğini düşündürür. Hikâyedeki kurala göre bu konum, hastanın artık kurtarılamayacağını gösterir. Aynı fiil; insanların, kokuların, duyguların, anıların veya etkilerin gitmesi ya da kaybolması beklendikten sonra da sürmesini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi linger fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The smell of smoke ____ in the room after the fire was out.
Cevabı göster
lingered
he'd already claimed the patient as his own, Deyimler
2:16hastayı çoktan kendisininmiş gibi sahiplenmiş demekti,
claimed the patient as his own: sahiplenmek anlamındaki claim
claim + nesne + as + one's own yapısı, birini veya bir şeyi hak iddia eden kişiye aitmiş gibi sunar. claimed the patient as his own ifadesinde his own, possession gibi bağlamdan anlaşılan bir ismin yerini alır; claim ise yalnızca bir şey söylemeyi değil, güçlü biçimde ele geçirmeyi veya mülkiyet kurmayı ifade eder. Burada Ölüm, hasta üzerinde hak iddia eden taraf olarak kişileştirilir. Bu nedenle ifade, Ölüm'ün hastanın canını çoktan aldığı ve hastayı doktorun yardım edemeyeceği bir duruma getirdiği anlamına gelir.
Alıştırma
Karanlık bir hikâyede 'Death had claimed the traveler as his own.' cümlesi neyi ima eder?
- Ölüm yolcunun canını almıştı.
- Ölüm yolcudan konuşmasını istemişti.
- Ölüm yalnızca yolcunun adını öğrenmişti.
Cevabı göster
Ölüm yolcunun canını almıştı.
and the doctor could do nothing for them. Kalıp ifadeler
2:19ve doktor onlar için hiçbir şey yapamazdı.
could do nothing for them: yardım edememek
Burada could do nothing for them, doktorun onlara etkili bir yardım sağlayamadığı anlamına gelir. Could, yetenek açısından veya koşulların izin verdiği şeyler bakımından bir sınır ifade eder; doktorun harekete geçmemeyi seçtiği anlamına gelmez. do something or nothing for someone yapısında for, yardımı ya da faydayı alacak kişiyi gösterir. Mevcut hiçbir eylemin etkili olmayacağı durumlarda bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle “The doctor could do nothing for them” ifadesini en doğru biçimde yeniden anlatır?
- Doktorun muayene edeceği hiçbir hasta yoktu.
- Doktor onlara yardım etmeyi bilerek reddetti.
- Doktor onlara yardım edemiyordu.
Cevabı göster
Doktor onlara yardım edemiyordu.
the doctor's potent potion and uncanny instincts became known throughout the land. Kalıp ifadeler
2:25doktorun güçlü iksiri ve olağanüstü içgüdüleri tüm ülkede tanınır hale geldi.
In time: öyküyü daha sonraki bir sonuca taşımak
Bu cümlenin başındaki In time, “belirtilmeyen bir süre geçtikten sonra” veya “sonunda” anlamına gelir. Aşamalı süreci kısaca geçer ve öyküyü doğrudan sonraki sonuca taşır: doktorun yetenekleri her yerde tanınır hâle gelmiştir. Cümle başında kullanılan bir zaman bağlayıcısı olarak tam olarak ne kadar süre geçtiğini belirtmez. Bu bağlamda “planlanan saatte” anlamına da gelmez.
Alıştırma
Örnek cümlenin başındaki In time ne anlama gelir?
- Belirtilmeyen bir süre geçtikten sonra, sonunda.
- Çok geç kalmadan yetişecek kadar erken.
- Tam olarak planlanan saatte.
Cevabı göster
Belirtilmeyen bir süre geçtikten sonra, sonunda.
became known throughout the land: tüm ülkede tanınır hâle geldi
Bu cümlede became known, bir şeyin geniş çevrelerce tanınır veya ünlü hâle gelmesi anlamındadır. İtibardaki bir değişimi anlatır: doktorun iksiri ve sezgileri artık yalnızca yerel çevrede bilinmiyordu. Throughout the land, bu ünün ulaştığı alanı belirtir: ün bütün ülkeye veya krallığa yayılmıştır. The land, gerçek anlamda bir toprak parçasını değil, edebî ve masalsı bir biçimde ülkeyi ya da krallığı ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede became known throughout, bir ünün bütün bir gruba veya bölgeye yayılmasını anlatır?
- Her research remained unknown outside her lab.
- Her research became known throughout the scientific community.
- She learned the name of every scientist in the community.
Cevabı göster
Her research became known throughout the scientific community.
casting off the hardships of his early life. Öbek fiiller
2:33erken dönem hayatının zorluklarını üzerinden attı.
casting off the hardships of his early life: ilk yıllarındaki zorlukları üzerinden atmak
Burada casting off the hardships of his early life, hayatı değişirken ilk yıllarındaki zorluklardan kurtulması ve onları geride bırakması anlamına gelir. Cast off, zorlukları atılabilecek bir yük veya kısıtlama gibi gösterdiği için ifade güçlü ve canlıdır. Casting off, örtük öznesi ana cümledeki he ile aynı olan bir -ing yan cümlesidir: zorlukları üzerinden atan kişi odur. Onun zengin ve ünlü hâle gelmesiyle yakından bağlantılı bir sonucu veya eş zamanlı değişimi ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede cast off, bir yükten veya kısıtlamadan kurtulmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- Lena got off the bus at the next stop.
- After years of self-doubt, Lena cast off her fear and spoke confidently.
- The sailors cast off the rope before leaving the dock.
Cevabı göster
After years of self-doubt, Lena cast off her fear and spoke confidently.
he summoned the famous physician to treat him. Kelime
2:38onu tedavi etmesi için bu ünlü hekimi çağırdı.
fell ill: hastalanmaya başlamak
Fell ill, fall ill ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve birinin hastalandığını belirtir. Buradaki fall, bir duruma geçişi anlatır; kralın fiziksel olarak yere düştüğü anlamına gelmez. Bu ifade, hastalığın hikâyenin o noktasında başladığını gösterir. Anlatılarda ve resmî haber dilinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi fall ill ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the long journey, Mara ____ and needed a doctor.
Cevabı göster
fell ill
summoned the famous physician: gelmesi için verilen resmî emir
Summoned the famous physician, onun tanınmış hekime resmî olarak gelmesini emrettiği veya gelmesini talep ettiği anlamına gelir. Summon, genellikle yetki veya resmî bir gereklilik ima ettiği için basitçe call ya da invite demekten daha güçlü ve resmîdir. Physician, tıp doktoru için kullanılan resmî bir sözcüktür. Summoned ve physician birlikte resmî ve saraya özgü bir ton oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede summon resmî yetkiyi gösterecek şekilde doğal kullanılmıştır?
- The judge invited a friend to a casual picnic.
- The judge called a friend to chat.
- The judge summoned the witness to the courtroom.
Cevabı göster
The judge summoned the witness to the courtroom.
The doctor swept into the palace ready to show off his skills, Notlar
2:40Doktor becerilerini sergilemeye hazır bir şekilde saraya daldı,
swept into the palace: hızlı ve kendinden emin bir giriş
Bu cümlede swept into the palace, saraya hızlı, akıcı ve kendinden emin bir tavırla girdiği anlamına gelir. Buradaki swept, temizlik yapmak anlamında değildir. Bu fiil girişi dikkat çekici ve biraz dramatik gösterir; dolayısıyla doktorun yalnızca hareketini değil, tavrını ve duruşunu da anlatır.
Alıştırma
Burada swept into nasıl bir hareketi anlatıyor? Maya swept into the studio and began giving orders.
- Hızlı ve kendinden emin biçimde içeri girerek dikkat çekti.
- İçeri girerken stüdyonun zeminini temizledi.
- Dışarıda kaldı ve fark edilmemeye çalıştı.
Cevabı göster
Hızlı ve kendinden emin biçimde içeri girerek dikkat çekti.
show off his skills: dikkat çekmek için becerisini sergilemek
Show off his skills ifadesindeki show off, başkalarının onu fark etmesi veya ona hayran olması için yeteneklerini bilinçli olarak sergilemek demektir. Yapı show off + sergilenen şey biçimindedir; his, becerilerin doktora ait olduğunu gösterir. Show off çoğu zaman övünme anlamında eleştirel bir ton taşır. Burada doktor, yalnızca becerilerini kullanmaya hazır değil, insanları etkilemeye hevesli biri gibi görünür.
Alıştırma
Hangi cümlede show off, dikkat veya hayranlık çekmek amacıyla bir şeyi bilinçli olarak sergilemek anlamında kullanılmıştır?
- Nina showed the nurse her injured hand.
- Nina demonstrated the first-aid steps to the class.
- Nina showed off her medal to everyone at school.
Cevabı göster
Nina showed off her medal to everyone at school.
he was dismayed to see death settled at the foot of the bed. Kalıp ifadeler
2:47ölümün yatağın ayakucuna yerleştiğini görünce dehşete düştü.
be dismayed to see: kötü bir şeye güçlü biçimde olumsuz tepki vermek
Was dismayed to see, gördüğü sahnenin onda şaşkınlık, kaygı ve hayal kırıklığı yarattığını anlatır. Dismayed, yalnızca surprised demekten daha olumsuzdur: gördüğü şey umutlarına ters düşmüş veya durumu çok kötü göstermiştir. Tekrar kullanılabilen kalıp be dismayed to see/hear/find + rahatsız edici gerçektir. Mastar, bu tepkiye neyin yol açtığını belirtir.
Alıştırma
“Lena was dismayed to see the flooded classroom,” cümlesinde dismayed nasıl bir tepkiyi anlatır?
- Sahneyi güçlü bir duygu hissetmeden fark etti.
- Beklenmedik görüntü onu memnun etti.
- Gördüğü şey onu üzdü ve kaygılandırdı.
Cevabı göster
Gördüğü şey onu üzdü ve kaygılandırdı.
The doctor desperately wanted the glory of saving the king,
2:51Doktor, kralı kurtarmanın şanını o kadar çok istiyordu ki,
even if it meant deceiving his godfather. Dilbilgisi
2:55bu vaftiz babasını aldatmak anlamına gelse bile.
even if it meant ...: olası bir bedeli kabul etmek
Even if it meant deceiving his godfather, doktorun kabul etmeye hazır olduğu olası bir bedeli belirtir. Vaftiz babasını kandırması gerekse bile kralı kurtarma ve şan kazanma isteği değişmeyecektir. Buradaki it, saving the king ifadesine gönderme yapar. Tekrar kullanılabilen even if it means/meant + -ing kalıbı, kararı değiştirmeyen bir sonuç veya fedakârlık sunar. Burada mean, “bir anlama gelmekten” ziyade “gerektirmek” veya “sonuç olarak doğurmak” demektir; meant geçmiş zamanlı anlatıma uyar.
Alıştırma
Cümleyi even if ile başlayan ve olası bir bedel sunan dört kelimelik kalıpla tamamlayın: Leo would tell the truth, ____ losing the prize.
Cevabı göster
even if it meant
And so, he swiftly spun the bed around and reversed death's position, Notlar
2:58Böylece yatağı hızla döndürüp ölümün konumunu tersine çevirdi,
swiftly spun the bed around: bir nesneyi hızla döndürmek
Swiftly spun the bed around, yatağı hızlıca döndürerek farklı veya ters bir yöne bakmasını sağladığı anlamına gelir. Hareketi gerçekleştiren kişi he öznesidir; yatak kendi kendine hareket etmez. Yapı spin + object + around şeklindedir. Spun, spin fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir; swiftly eylemin ne kadar hızlı yapıldığını, around ise yön değişikliğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir nesnenin yönünü değiştirmek anlamında spin + object + around yapısını kullanıyor?
- Leo spun around while the sign stayed still.
- The sign slowly slid across the floor by itself.
- Leo spun the sign around so people on the street could read it.
Cevabı göster
Leo spun the sign around so people on the street could read it.
leaving the doctor free to administer the antidote. Dilbilgisi
3:03ve böylece doktor panzehiri uygulamakta serbest kaldı.
And so: Hikâyede bir sonucu belirtmek
Bu cümlenin başında And so, “bu yüzden” veya “bunun üzerine” anlamına gelir. Ardından gelen eylemi önceki duruma bağlar: önceki durum onu yatağı döndürmeye yöneltir veya buna neden olur. Hikâye anlatımında And so, sonraki olayı yalnızca daha sonra gerçekleşen bir olay olarak değil, önceki durumun sonucu olarak sunup olay zincirini ilerletir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi sonucu göstermek için and so kullanıyor?
- The path was blocked, and so we took a different route.
- The path was blocked, and then we heard a bird.
- The path was blocked, but we kept walking.
Cevabı göster
The path was blocked, and so we took a different route.
Sonuç yapısı olarak leaving the doctor free to...
Burada leaving, “ayrılmak” anlamına gelmez. leave + nesne + sıfat kalıbındaki leave fiilinin -ing biçimidir: leave the doctor free. Bu kalıpta leave, “birinin veya bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. -ing yan cümlesinin tamamı, önceki eylemin sonucunu ekler: bu eylem engeli ortadan kaldırdığı için doktor panzehri uygulamakta serbest kaldı. Aktarılabilir kalıp “..., leaving + kişi/şey + sıfat + to-infinitive” şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin sonuç bildiren -ing biçimiyle tamamlayın: The assistant organized the files, ____ the lawyer free to meet the client.
Cevabı göster
leaving
livid: son derece öfkeli
Death was livid cümlesinde livid, “son derece öfkeli” anlamına gelir. Angry sözcüğünden çok daha güçlüdür ve hafif bir rahatsızlığı değil, yoğun bir öfkeyi anlatır. Yaygın kalıplar be livid, be livid with someone ve be livid about/over something şeklindedir. With, öfkeye neden olan kişiyi; about veya over ise öfkenin nedenini belirtir.
Alıştırma
“The coach was livid after the referee admitted deliberately changing the score,” cümlesinde livid ne anlama gelir?
- son derece öfkeli
- fiziksel olarak tükenmiş
- biraz rahatsız olmuş
Cevabı göster
son derece öfkeli
cheated death: ölümcül tehlikeden kurtulmak ve Ölüm'ü kandırmak
Cheat death, kişiyi büyük olasılıkla öldürecek bir durumdan sağ çıkmak, yani ölümden kurtulmak demektir. Buradaki cheat, sınavda kopya çekmek anlamına gelmez. Hikâye ayrıca Death'i, yani Ölüm'ü bir karakter olarak ele alır. Böylece ifade çift anlam kazanır: vaftiz oğlu hem ölmekten kurtulur hem de Ölüm'ü gerçekten kandırır. Ölümün kişileştirilmediği bağlamlarda ifade normalde yalnızca deyimsel anlamını taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede cheated death olağan deyimsel anlamıyla kullanılmıştır?
- The shopper cheated death by finding a cheaper jacket.
- The climber cheated death when his safety rope stopped his fall above a deep ravine.
- The student cheated death by copying an answer.
Cevabı göster
The climber cheated death when his safety rope stopped his fall above a deep ravine.
pay for it with his life: sonucunda hayatını kaybetmek
Pay for it with his life ifadesinde pay for it, para vermek değil, o eylemin sonuçlarına katlanmak demektir. With his life ise bedelin ne olduğunu belirtir: sonuç onun ölümü olacaktır. Yeniden kullanılabilen kalıp pay for something with one's life şeklindedir. With my life, with your life veya with her life örneklerinde olduğu gibi iyelik belirleyicisini kişiye göre değiştirin.
Alıştırma
Hangi cümle sırrı açıklamanın casusun ölümüne yol açabileceğini ifade eder?
- If the spy reveals the secret, he could pay a small fine.
- If the spy reveals the secret, he could pay for it with his life.
- If the spy reveals the secret, he could pay for lunch with cash.
Cevabı göster
If the spy reveals the secret, he could pay for it with his life.
the king's messengers came to collect the doctor yet again. Kalıp ifadeler
3:21kralın habercileri doktoru almak için bir kez daha geldiler.
yet again: aynı şeyin daha önce de olduğunu vurgulamak
Yet again, “bir kez daha” anlamına gelir ve aynı şeyin daha önce de olduğunu, şimdi yeniden tekrarlandığını özellikle vurgular. Şaşkınlık, bıkkınlık veya rahatsızlık ifade edebilir; ancak böyle bir tutumun bulunup bulunmadığını bağlam belirler. Burada yet, again sözcüğünü güçlendirir; “şimdiye kadar” veya “henüz değil” anlamına gelmez. Yet again ifadesini tek bir zaman ifadesi olarak düşünün.
Alıştırma
Yazıcının yeniden sıkıştığını ve bu sorunun tekrar tekrar yaşandığını en iyi vurgulayan cümle hangisidir?
- The printer has not jammed yet.
- The printer has jammed yet again.
- The printer jammed for the first time.
Cevabı göster
The printer has jammed yet again.
and the king had promised incredible riches to anyone who could cure her.
3:28ve kral onu iyileştirebilecek herkese inanılmaz zenginlikler vaat etmişti.
gravely ill: çok ağır hastalığı anlatan resmî bir ifade
Gravely ill, “çok ağır hasta” anlamına gelir. Gravely, ill sözcüğünü niteleyen bir zarftır ve durumun ciddi, hatta hayati tehlike oluşturabilecek düzeyde olduğunu belirtir. Bu ifadede gravely, “ciddi” anlamındaki grave sözcüğünden gelir; gömülme yeri anlamındaki grave ile ilgili değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede gravely ill ifadesi uygun biçimde kullanılmıştır?
- I am gravely ill because I sneezed once.
- The patient is gravely ill and needs immediate treatment.
- The child was gravely ill because he felt sleepy for five minutes.
Cevabı göster
The patient is gravely ill and needs immediate treatment.
The doctor approached the princesses' chamber with gold in his eyes, Deyimler
3:33Doktor, gözlerinde altın pırıltısıyla prensesin odasına yaklaştı,
with gold in his eyes: açgözlülüğün mecazlı bir görüntüsü
Bu cümlede with gold in his eyes, açgözlülüğü gözde canlanan bir görüntüyle anlatan mecazlı bir ifadedir. Gold, vaat edilen serveti temsil eder; dolayısıyla doktor ödüle odaklanmış hâlde yaklaşır. Gözlerinin içinde gerçekten altın yoktur. With ile başlayan ifade, approached eylemine eşlik eden durumu veya tutumu ekler. Yazarlar canlı bir görüntü oluşturmak için with + isim + yer bildiren ifade yapısını kullanabilir; ancak okuyucu görüntünün neyi ima ettiğini bağlamdan çıkarır.
Alıştırma
Bu bağlamda with gold in his eyes ne anlama geliyor?
- Vaat edilen servete açgözlülükle odaklanmıştı.
- Altını odanın içinde saklamaya çalışıyordu.
- Gözlerinin içinde gerçekten altın parçaları vardı.
Cevabı göster
Vaat edilen servete açgözlülükle odaklanmıştı.
upon seeing...: anlık tepkiyi bağlayan resmî bir yapı
Upon seeing the sleeping princess, “doktor uyuyan prensesi görür görmez” anlamına gelir. Upon sözcüğünden sonra -ing biçimi olan seeing gelir ve bu ifade ana cümledeki değişimin zamanını belirler. Genellikle tepkinin hemen veya çok kısa süre sonra gerçekleştiğini düşündürür. Özenli yazıda seeing eylemini yaptığı anlaşılan kişi normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada dil bilgisel özne his greed olsa da gören kişi doktordur; bu nedenle cümlede boşta kalan bir niteleyici vardır. Hikâyeden anlam yine çıkarılabilir, ancak daha açık bir biçim şöyledir: “When the doctor saw the sleeping princess, his greed fell away.”
Alıştırma
Cümleyi hear fiilinin resmî upon + -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the final whistle, Omar ran onto the field.
Cevabı göster
Upon hearing
his greed fell away: içsel bir durumun etkisini kaybetmesi
Bu cümlede his greed fell away, prensesi görünce açgözlülüğünün gücünü yitirip ortadan kalktığı anlamına gelir. Fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir; buradaki görüntü mecazidir ve fiziksel olarak düşen bir şeyi anlatmaz. Duygular veya zihinsel durumlar özne olduğunda fall away, değişimi bir kurtulma ya da bu durumların etkisinin giderek azalması olarak gösterir. Fear, doubt, tension veya greed gibi sözcüklerle kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede fall away, soyut bir duygunun veya zihinsel durumun gücünü kaybetmesi anlamında kullanılmıştır?
- Two runners fell away from the leading group near the finish.
- Loose stones fell away from the cliff during the storm.
- After the coach explained the plan, the team's doubts fell away.
Cevabı göster
After the coach explained the plan, the team's doubts fell away.
He was so struck by her grace that he failed to notice death lurking by her feet. Notlar
3:43Onun zarafetinden o kadar etkilenmişti ki, ayakucunda gizlenen ölümü fark edemedi.
so struck by her grace that...: güçlü bir izlenim ve sonucu
Cümle so + geçmiş zaman ortacı veya sıfat öbeği + that + sonuç yapısını kullanır: he was so struck by her grace that he failed to notice something. So yüksek dereceyi belirtir, that ile başlayan yan cümle ise sonucu verir. Burada be struck by, fiziksel olarak vurulmak değil, derinden etkilenmek veya duygusal olarak sarsılmak anlamına gelir. Failed to notice, normalde dikkatini çekebilecek önemli bir şeyi fark etmediğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi so...that sonuç yapısının iki parçasıyla tamamla: Jordan was ____ struck by the photograph ____ he stared at it for a full minute.
Cevabı göster
so · that
death lurking by her feet: yakında gizlenen bir tehdit
Burada ölüm, prensesin ayaklarının yanında bekleyen gizli bir tehdit olarak kişileştirilir. Lurking, görünmeden veya fark edilmeden saklanmayı anlatır ve genellikle tehlikeli ya da huzursuz edici bir his verir. Lurking by her feet sıfat-fiil grubu death sözcüğünü betimler. Standing by her feet ifadesinden farklı olarak lurking, gizlenme ve tehdit anlamı ekler; bu da onun neden fark edilmediğini açıklar.
Alıştırma
death lurking by her feet ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Ölüm, onun ayaklarının yanında gizlenen tehditkâr bir varlıktı.
- Ölüm ondan çoktan uzaklaşmıştı.
- Birisi hiçbir tehlike hissi vermeden onun ayaklarının yanında açıkça duruyordu.
Cevabı göster
Ölüm, onun ayaklarının yanında gizlenen tehditkâr bir varlıktı.
but before she could even utter her thanks, Dilbilgisi
3:55ancak o daha teşekkürlerini bile sunamadan,
Death had dragged his lovesick godson away. Öbek fiiller
3:59Ölüm, sırılsıklam aşık olan vaftiz oğlunu sürükleyip götürmüştü.
before she could even utter her thanks: harekete geçecek zaman bile yok
Before someone could even + fiilin yalın hâli kalıbı, başka bir olayın kişinin beklenen eylemi tamamlayacak zamanı ya da fırsatı bulamayacağı kadar hızlı gerçekleştiğini gösterir. Even, bu küçük veya doğal eylemin bile mümkün olmadığını vurgular. Burada utter her thanks, teşekkürlerini ifade etmek ya da teşekkür etmek anlamına gelen resmî ve edebî bir ifadedir. Could yetenek eksikliğini değil, fırsatı anlatır: Prenses teşekkür edebilirdi, ancak olaylar buna engel oldu.
Alıştırma
Hangi cümle, mesajın okunmasına fırsat kalmayacak kadar hızlı kaybolduğunu anlatır?
- I read the message before it disappeared.
- Before I could even read the message, it disappeared.
- The message disappeared after I had read it twice.
Cevabı göster
Before I could even read the message, it disappeared.
dragged his lovesick godson away: drag ... away ile zorla uzaklaştırma
Drag someone away, bir kişiyi genellikle güç kullanarak veya isteği dışında bir yerden çekip götürmek anlamına gelir. Bu cümlede Ölüm, vaftiz oğlunu bulunduğu yerden uzaklaştırır; away, kişinin ilk bulunduğu yerden ayrılması sonucunu belirtir. Lovesick, godson sözcüğünü niteler ancak dragged + kişi + away yapısını değiştirmez. Ana fikir yalnızca hareket etmek değil, birini zorla uzaklaştırmak olduğunda bu yapı başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi drag someone away yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The officers ____ the protester ____ from the doorway.
Cevabı göster
dragged · away
In an instant, the palace dissolved around them. Kalıp ifadeler
4:03Bir anda, etraflarındaki saray eriyip yok oldu.
In an instant: ani bir değişimi sunmak
In an instant, “çok kısa bir an içinde” veya “neredeyse hemen” anlamına gelir. Cümlenin başında sarayın aniden yok oluşunun zamanını belirler ve anlatıda hızlı bir geçiş oluşturur. Burada instant, an ile kullanılan sayılabilir bir isimdir. Edat öbeğinin tamamı zaman belirten bir zarf tümleci gibi çalışır; sonucun ne kadar sürdüğünü değil, olayın ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir değişimin çok hızlı gerçekleştiğini göstermek için in an instant kullanıyor?
- For an instant, the screen showed a warning.
- The screen gradually dimmed over the next hour.
- In an instant, the screen went black before anyone could save the file.
Cevabı göster
In an instant, the screen went black before anyone could save the file.
The doctor found himself in an immense cave lined with countless quivering candles, Kalıp ifadeler
4:07Doktor kendini, her biri bir hayatın süresini temsil eden,
found himself in: bir yerde veya durumda olduğunu fark etmek ya da kendini orada bulmak
Bu cümlede found himself in, doktorun devasa bir mağaranın içinde olduğunu fark ettiğini, belki de oraya beklenmedik biçimde geldikten sonra bunun bilincine vardığını anlatır. Kendisini arayıp bulduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı find oneself in + yer veya durum biçimindedir. Birinin bulunduğu yerin ya da durumun farkına varmasını veya beklenmedik şekilde orada ya da o durumda kalmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi find oneself in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After opening the wrong door, Nina ____ a crowded meeting room.
Cevabı göster
found herself in
lined with countless quivering candles: cave sözcüğünü niteleyen kısa bir yapı
Burada lined with, sayısız mumun mağaranın iç yüzeyleri veya kenarları boyunca yerleştirildiğini anlatır. Mumların sıraya girdiği anlamına gelmez. Quivering, mumların hafifçe titriyormuş gibi görünmesini ve ışığın kararsız biçimde dalgalanmasını sağlar. lined with countless quivering candles sözleri, cave sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir yapıdır. an immense cave that was lined with countless quivering candles ifadesinin daha kısa biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle uzun ağaçların yolun iki yanında durduğunu en doğal biçimde anlatır?
- The road was filled with tall trees.
- The road was made of tall trees.
- The road was lined with tall trees.
Cevabı göster
The road was lined with tall trees.
each representing the duration of a life. Kelime
4:13sayısız titrek mumla dolu devasa bir mağarada buldu.
representing the duration of a life: bir yaşamın süresini temsil etmek
Bu ifadede representing, “temsil etmek” veya “simgelemek” anlamındadır. -ing yapısı her mumla ilgili ek bilgi verir: her mum bir yaşamı ve o yaşamın zaman bakımından uzunluğunu temsil eder. Duration, bir şeyin başlangıcından bitişine kadar geçen zaman miktarıdır. Bu nedenle the duration of a life, bir yaşamın ne kadar sürdüğünü ifade eder; yaşam sırasında neler olduğunu veya yaşamın ne kadar iyi olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
“each representing the duration of a life” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Her biri bir yaşamın ne kadar sürdüğünü simgeler.
- Her biri bir yaşamdaki önemli olayları gösterir.
- Her biri bir yaşamın ne kadar değerli olduğunu yargılar.
Cevabı göster
Her biri bir yaşamın ne kadar sürdüğünü simgeler.
As punishment for his godson's foolish attempt to master mortality, Notlar
4:16Vaftiz oğlunun ölümlülüğe hükmetmeye yönelik aptalca girişiminin bir cezası olarak,
As punishment for ...: … nedeniyle ceza olarak
As punishment for ... ifadesi, “… nedeniyle ceza olarak” anlamına gelir. Burada as, “… iken” değil, “… olarak” veya “… biçiminde” anlamındadır. Punishment, ardından gelen eylemin amacını ceza olarak tanımlar; for ise cezaya yol açan davranışı belirtir. Bu ifade çoğunlukla ana cümleden önce gelir: As punishment for + isim veya -ing biçimi, ana cümle. Ana eylemi yalnızca bir sonuç değil, bilerek uygulanan bir ceza olarak çerçeveler.
Alıştırma
Uzaklaştırmanın kasıtlı bir ceza olduğunu gösteren ifadeyi seçin: “____ breaking the rules, the player was suspended for one game.”
- As a result of
- In addition to
- As punishment for
Cevabı göster
As punishment for
attempt to master mortality: ölümlülüğe hükmetmeye çalışma
attempt to do something, girişimin başarılı olup olmadığını belirtmeden bir şeyi yapmaya çalışmak demektir. Burada master, yalnızca bir şeyi iyi öğrenmek değil, fiil olarak kontrolü ele geçirmek anlamındadır. mortality, insanların eninde sonunda ölmek zorunda olduğu gerçeğidir. Bu nedenle resmî attempt to master mortality ifadesi, insan yaşamının ve ölümün sınırlarını kontrol etmeye ya da aşmaya çalışmayı anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz seçeneği belirleyin. mortality ile morality arasındaki farka odaklanın.
- The novel explores human morality.
- The novel explores human mortality.
Cevabı göster
The novel explores human mortality.
Death whittled his candle down to its wick. Öbek fiiller
4:21Ölüm onun mumunu fitiline kadar yonttu.
whittled ... down to its wick: fitili kalana kadar yontup azalttı
Whittle something down to ..., bir şeyi azar azar azaltarak yalnızca belirtilen miktar, boyut veya sonuç kalana kadar küçültmek demektir. Yapı whittle + nesne + down to + son nokta şeklindedir. Burada Ölüm, yalnızca fitili kalana kadar mumu kesip küçültür. Mum adamın ömrünü temsil ettiği için bu görüntü, kalan yaşamının neredeyse tamamının elinden alındığı anlamına da gelir.
Alıştırma
Cümleyi whittle ... down to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After five rounds of voting, the judges ____ the shortlist ____ four names.
Cevabı göster
whittled · down to
the doctor had felt the fear he'd often glimpsed in his patients' eyes. Kelime
4:28hastalarının gözlerinde sık sık gördüğü o korkuyu hissetti.
Seeing his own dwindling light: cümle başındaki -ing yan tümcesi
Seeing his own dwindling light, cümlenin başına yerleştirilmiş bir ortaç yan tümcesidir. Bu cümlede ana olayı tetikleyen durumu verir: doktor, kendi yaşamının sönmekte olduğunu fark ettiğinde ya da bunu fark ettiği için korku duyar. Seeing ifadesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan the doctor'dır. Dwindling light burada mecazidir; doktorun kalan yaşamını giderek zayıflayan bir ışık olarak sunar.
Alıştırma
“Seeing the warning light, Maya stopped the machine.” cümlesini okuyun. Uyarı ışığını kim gördü ve baştaki ifade ne işe yarıyor?
- Makine ışığı gördü; ifade, Maya'yı durduran şeyi adlandırır.
- Kimliği belirtilmeyen biri ışığı gördü; ifade, Maya'nın eylemiyle karşıtlık kurar.
- Maya ışığı gördü; ifade, makineyi durdurmasının koşulunu veya nedenini verir.
Cevabı göster
Maya ışığı gördü; ifade, makineyi durdurmasının koşulunu veya nedenini verir.
glimpsed in his patients' eyes: bir şeyi kısaca fark etmek
To glimpse something in someone's eyes, birinin ifadesindeki bir duyguyu ya da işareti yalnızca kısa bir an fark etmek demektir. Burada doktor, hastalarını sürekli gözlemlemek yerine gözlerinde beliren kısa süreli korku işaretlerini sık sık yakalamıştır. Bu kalıpta glimpse geçişli bir fiildir: he glimpsed the fear ifadesinde the fear doğrudan nesnedir; in his patients' eyes ise korkunun nerede görünür olduğunu belirtir.
Alıştırma
Konuşanın, yanından geçerken bir şeyi yalnızca kısa bir an gördüğünü en iyi hangi cümle gösterir?
- I glanced at the map to choose a route.
- I glimpsed the castle as the train sped past.
- I stared at the castle for several minutes.
Cevabı göster
I glimpsed the castle as the train sped past.
Desperately, he begged Death to transfer his dying light onto a new candle. Kalıp ifadeler
4:33Çaresizce Ölüm'e, sönmekte olan ışığını yeni bir muma aktarması için yalvardı.
begged Death to transfer ... onto a new candle: yalvarma ve aktarma yapısı
beg someone to do something kalıbında beg fiilinden sonra gelen kişi, ricada bulunulan kişidir; to-infinitive ise istenen eylemi belirtir. Buradaki begged Death to transfer... tarafsız bir ricadan çok daha güçlü, acil ve çaresiz bir yakarış anlatır. Transfer A onto B, A'yı taşıyarak B'yi onun yeni yüzeyi, ortamı veya hedefi yapmak demektir. his dying light sönmek üzere olan yaşamını temsil eder; onto a new candle ise ışığın nereye aktarılacağını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle hem beg someone to do hem de transfer A onto B kalıbını doğru kullanır?
- The artist begged the printer to transfer the design onto the fabric.
- The artist begged the printer transfer the design onto the fabric.
- The artist begged to the printer to transfer the design onto the fabric.
Cevabı göster
The artist begged the printer to transfer the design onto the fabric.
loosened his bony grip: kavrayışı gevşetmek
Loosen one's grip, genellikle tutmaya devam ederken kavrama gücünü azaltmak demektir. Bu cümlede grip elin fiziksel kavrama gücünü, bony ise kemikleri belirgin, çok zayıf bir eli anlatır. Aynı ifade mecaz anlamda da kullanılabilir: loosen one's grip on power, iktidardan tamamen vazgeçmek değil, onun üzerindeki denetimi azaltmak demektir.
Alıştırma
Bir dağcı ipi tutmaya devam ederken elinin konumunu ayarlamak için kavrama gücünü azaltıyor. Hangi cümle bu duruma uyar?
- The climber lost her grip on the rope.
- The climber loosened her grip on the rope.
- The climber released her grip on the rope.
Cevabı göster
The climber loosened her grip on the rope.
his inscrutable face fixed on the sputtering flame, Dilbilgisi
4:51okunaksız yüzü cızırdayan aleve sabitlenmişti,
his inscrutable face fixed on...: bağımsız bir mutlak yapı
Bu parça bağımsız bir mutlak yapıdır: his inscrutable face ad öbeğini fixed on the sputtering flame geçmiş ortaç öbeği izler. Bu yapı, Death stood motionless ana cümlesine eş zamanlı bir durum ekler. while his inscrutable face remained fixed on the sputtering flame biçiminde açılabilir. Burada fixed cümlenin ana fiili değildir ve “tamir edilmiş” anlamına gelmez. Yüzün sürekli olarak aleve dönük olduğunu anlatan bir geçmiş ortaçtır. Inscrutable, ifadenin hiçbir şey belli etmediğini söyler. Yazılı anlatıda bu kısa yapı, başka bir tam yan cümle kurmadan eş zamanlı bir görsel ayrıntı ekler.
Alıştırma
Hangi cümle eş zamanlı bir durum eklemek için aynı ad öbeği + geçmiş ortaç mutlak yapısını kullanır?
- The guard stood silently, his eyes fixed on the door.
- The guard fixed his eyes on the door and stood silently.
- The guard's eyes were fixed on the door while he stood silently.
Cevabı göster
The guard stood silently, his eyes fixed on the door.
until all that was left of the doctor was a wisp of smoke. Dilbilgisi
4:55ta ki doktordan geriye sadece bir tutam duman kalana kadar.
all that was left of... was...: geriye kalan son şeyi anlatmak
all that was left ... was ... yapısında, all that was left of the doctor ikinci was fiilinin tam öznesidir. All “geriye kalan her şey” demektir; that was left of the doctor ise all sözcüğünü sınırlandıran bir ilgi cümleciğidir. Bu nedenle bu sözler tek bir birim olarak birlikte işlev görür. a wisp of smoke tümleci, geriye kalan tek son kalıntıyı belirtir. Yeniden kullanılabilen all that was left of X was Y kalıbı çarpıcı bir nihai sonucu vurgular: X, Y'ye indirgenmiştir. Buradaki görüntü, doktorun tamamen yok olduğunu ima eder.
Alıştırma
Cümleyi all that was left of ... was ... kalıbıyla tamamlayın: ____ the cake ____ a few crumbs.
Cevabı göster
All that was left of · was
The doctor wasn't the first to try to cheat Death and lose. Dilbilgisi
5:00Doktor, Ölüm'ü aldatmaya çalışıp kaybeden ilk kişi değildi.
wasn't the first to try to cheat Death: daha önce de bir örneği vardı
The first to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi herkesten veya her şeyden önce yapan kişiyi ya da şeyi belirtir. Wasn't eklendiğinde bu ilk sırada olma durumu reddedilir: Doktor Ölüm'ü gerçekten kandırmaya çalışmıştır, ancak ondan önce de bunu deneyen biri vardır. Olumsuzluk try veya cheat sözcüklerine değil, was the first bölümüne uygulanır. Burada cheat Death, kişileştirilmiş Ölüm'ü alt ederek ölmekten kaçınmaya çalışmak anlamına gelir.
Alıştırma
Maya'dan önce başka birinin bu fikri önermiş olduğunu belirten cümle hangisidir?
- Maya was the first not to suggest the idea.
- Maya didn't suggest the first idea.
- Maya wasn't the first to suggest the idea.
Cevabı göster
Maya wasn't the first to suggest the idea.
Sisyphus, the first king of Ephyra: mitolojik kimliği
Sisyphus, Yunan mitolojisinde bir kraldır; Ephyra ise daha sonra Korint olarak bilinen kentin eski adıdır. The first king of Ephyra isim öbeği açıklayıcı bir ara sözdür: Sisyphus'u başka bir ifadeyle yeniden tanıtır ve kimliğini belirtir. Bu bölüm için gerekli temel bilgi, Sisifos'un tanrıları kandırması ve bir süreliğine Ölüm'den kaçmasıyla ünlü olmasıdır. Bu yüzden Ölüm'ü kandırmaya çalışan daha eski bir mitolojik örnek olarak kullanılır.
Alıştırma
Sisifos'un Ölüm'ü kandırma konusundaki bir anlatıda neden yer aldığını anlamak için hangi bilgi gereklidir?
- Tanrıları kandırması ve bir süreliğine Ölüm'den kaçmasıyla ünlü bir Yunan mitolojisi kralıdır.
- Ölüm'le hiç karşılaşmamış bir Roma deniz tanrısıdır.
- Ephyra kentini keşfeden modern bir doktordur.
Cevabı göster
Tanrıları kandırması ve bir süreliğine Ölüm'den kaçmasıyla ünlü bir Yunan mitolojisi kralıdır.
twice escaped Death by tricking the gods. Dilbilgisi
5:07tanrıları kandırarak Ölüm'den iki kez kaçmıştı.
by tricking the gods: by + -ing ile yöntem belirtme
By tricking the gods, onun Ölüm'den nasıl kaçtığını açıklar. Burada by, “…… yöntemiyle” anlamına gelir ve tricking, by edatından sonra kullanılan -ing biçimidir. Edilgen bir cümlede eylemi yapan kişiyi tanıtan by değildir. Aktarılabilir kalıp do something by doing something şeklindedir: ana cümle sonucu, by + -ing ise bu sonuca ulaşmak için kullanılan eylemi verir. Twice bunun iki kez gerçekleştiğini belirtir. Death hikâyede büyük harfle yazılıp kişileştirildiği için escaped Death hem ölümden kurtulmayı hem de Ölüm adlı karakterden kaçmayı düşündürebilir.
Alıştırma
Parantezdeki fiili kullanarak yöntem ifadesini tamamlayın: Ava found the café ____ the map on her phone. (check)
Cevabı göster
by checking
there wouldn't be a third time: önceki sayıya bağlanıp sonu haber verme
There wouldn't be a third time, önceki cümledeki twice ifadesine bağlanır. A third time, aynı türden bir olayın ya da fırsatın bir kez daha gerçekleşmesi anlamına gelir; saatle ölçülen üçüncü bir zaman dilimi değildir. Burada Ölüm'den iki kez kaçmıştı, fakat bir kez daha başarılı olamayacaktı. Wouldn't, daha sonraki bu sonucu geçmişteki bir bakış açısından sunar. Ayrıntıları hemen vermeden bir tekrar daha olmayacağını söyleyen cümle, başarısızlığı önceden haber verir ve hikâyeye uğursuz bir kapanış hissi katar.
Alıştırma
Okuyun: Owen missed two deadlines. His manager warned him that there wouldn't be a third time. Bu uyarı büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Owen'a üç yeni son tarih verilecekti.
- Owen zaten üç son tarihi kaçırmıştı.
- Owen'ın başka bir son tarihi kaçırmasına izin verilmeyecekti.
Cevabı göster
Owen'ın başka bir son tarihi kaçırmasına izin verilmeyecekti.
Find out how his myth ends with this video.
5:15Onun efsanesinin nasıl bittiğini bu videoyla öğrenin.