Anılar nasıl oluşur ve onları nasıl kaybederiz - Catharine Young: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
578 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Bu video, bir deneyimin nöronlar, sinapslar ve hipokampus aracılığıyla önce kısa süreli, ardından uzun süreli belleğe nasıl dönüştüğünü açıklıyor. Sonrasında yaşlanma, kronik stres, depresyon, dikkat eksikliği ve sosyal izolasyonun belleği nasıl bozabildiğini inceliyor; fiziksel hareket, beslenme, sosyal etkileşim ve zihinsel uğraşlarla belleği korumaya yönelik uygulanabilir yöntemlerle sona eriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what you had for lunch — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bunun remember fiilinden sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesi olduğunu ve doğrudan soru dizilişi yerine düz cümle sözcük sırasını koruduğunu öğrenin. Bu kalıp, birinin neyi hatırladığını, bildiğini veya unuttuğunu aktarırken yanlışlıkla what did you have biçimindeki soru dizilişini kullanmanızı önler. 2. thus act as memory thieves. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: act as ifadesinin bir işlevi veya rolü tanıttığını, memory thieves sözünün ise sağlık sorunlarını hatırlama yetisini çalan güçler olarak kişileştirdiğini anlayın. Böyle kısa bir mecazı, soyut bir neden-sonuç ilişkisini gerçek anlamla karıştırmadan daha açık ve canlı biçimde anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. Make sure you keep physically active. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Make sure you... kalıbını sert bir emirden ziyade kararlı ama destekleyici bir hatırlatma olarak tanıyın. Özellikle bir sorunun açıklamasından uygulanabilir önerilere geçerken, birinin yararlı bir durumu sürdürmesini tavsiye etmek için bu kalıbı keep + sıfat yapısıyla birleştirmeyi öğrenin.

Bu derste

Think back to a really vivid memory. Notlar

0:06

Gerçekten çok canlı bir anınızı aklınıza getirin.

Öbek fiiller

Think back to: dikkati geçmişe yöneltmek

Think back to + geçmişteki bir zaman, olay veya deneyim yapısı, birinden dikkatini geçmişe çevirip onu hatırlamasını ister. Bu cümlede belirli bir anıyı zihinde arama sürecini başlatır. Buradaki back, fiziksel olarak geriye gitmek değil, zihinde zamanda geriye dönmek anlamına gelir. Bu yapı bir konuşmada, röportajda, derste veya hikâyede anımsamayı başlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Before you answer, ____ the last time you solved a problem like this.

Cevabı göster

think back to

Kalıp ifadeler

vivid memory: ayrıntıları canlı bir anı

A vivid memory, görüntüleri, sesleri, duyguları veya diğer ayrıntıları son derece net kalan bir anıyı anlatan doğal bir sözcük birleşimidir. Vivid, deneyimin zihinde neredeyse yeniden canlandığı hissini de katar. Bu ifade olayın ne kadar önemli olduğunu değil, hatırlanan ayrıntıların niteliğini anlatır. Bir anı önemli olmadan canlı olabilir; önemli olduğu hâlde canlı olmayabilir.

Alıştırma

Bir anıda keskin renkler, sesler ve küçük ayrıntılar bulunuyor. Bunu en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. a clear memory
  2. a strong memory
  3. a vivid memory
Cevabı göster

a vivid memory

Got it? Ton ve niyet

0:09

Buldunuz mu?

Ton ve niyet

Got it? ile anlama veya hazır olma durumunu kontrol etme

Bu bağlamda Got it?, dinleyenin az önce verilen adımı —bir anıyı zihninde canlandırmayı— tamamlayıp devam etmeye hazır olup olmadığını kontrol eder. “Onu teslim aldın mı?” anlamına gelmez. Got it? konuşmada kullanılan kısa bir kontrol sorusudur. Önceki yönergeye bağlı olarak “Anladın mı?”, “Onu yaptın mı?” veya “Hazır mısın?” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bu sahnede konuşan kişi Got it? diye sorarak ne yapıyor?

  1. Dinleyenin bir nesneyi fiziksel olarak teslim alıp almadığını sormak
  2. Dinleyenin zihinsel adımı tamamlayıp devam etmeye hazır olup olmadığını kontrol etmek
  3. Dinleyene anıyı yazmasını söylemek
Cevabı göster

Dinleyenin zihinsel adımı tamamlayıp devam etmeye hazır olup olmadığını kontrol etmek

Okay,

0:10

Tamam,

now try to remember what you had for lunch three weeks ago. Notlar

0:10

şimdi üç hafta önce öğle yemeğinde ne yediğinizi hatırlamaya çalışın.

Dilbilgisi

what you had for lunch: gömülü bir wh yan tümcesinde düz cümle dizilişi

what you had for lunch, remember fiilinin nesnesi olarak görev yapan gömülü bir wh yan tümcesidir; dinleyenin hatırlaması gereken bilgiyi belirtir. Daha büyük bir düz cümlenin veya yönergenin içine gömüldüğü için doğrudan soru dizilişi What did you have...? yerine what + you + had şeklindeki düz cümle dizilişini kullanır. Bu yapı know, remember ve wonder gibi fiillerden sonra da görülür.

Alıştırma

Gömülü yan tümceyi tamamlamak için what, you ve bought sözcüklerini birer kez kullanın: Can you remember ____ at the market yesterday?

Cevabı göster

what you bought

Kalıp ifadeler

had ... for lunch: öğünde ne yenip içildiğini söylemek

Have something for lunch yapısında have, “sahip olmak” değil, “yemek, içmek veya tüketmek” anlamındadır. Had bunun geçmiş zaman biçimidir. Cümlede what, bilinmeyen yiyecek ya da içeceğin yerini tutar; what you had for lunch, “öğle yemeğinde ne yediğin veya içtiğin” demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı have + yiyecek ya da içecek + for + öğündür: have cereal for breakfast, have soup for lunch veya have pasta for dinner.

Alıştırma

Domates çorbasının Amir'in öğle yemeği olduğunu söylemek için have ... for lunch yapısının geçmiş zamanını kullanın: Yesterday, Amir ____.

Cevabı göster

had tomato soup for lunch

That second memory probably isn't as strong. Dilbilgisi

0:14

Bu ikinci anı muhtemelen o kadar güçlü değildir.

Dilbilgisi

isn't as strong: karşılaştırma noktasının söylenmediği yapı

Isn't as strong, kısaltılmış bir karşılaştırmadır. Tam yapı not as + sıfat + as + karşılaştırma öğesidir: That second memory probably isn't as strong as the first one. Önceki anı zaten açık karşılaştırma noktası olduğu için as the first one söylenmemiştir. Buradaki strong fiziksel gücü değil, bir anının ne kadar canlı, net veya sağlam olduğunu anlatır. Cümle, ikinci anının muhtemelen önceki kadar canlı olmadığını ya da zihinde o kadar sağlam kalmadığını belirtir.

Alıştırma

İkinci cümleyi tamamlamak için isn't as ... kullanın ve zaten anlaşılan karşılaştırma öğesini söylemeyin: The first signal is strong. The second signal ____.

Cevabı göster

isn't as strong

But why not?

0:18

Peki ama neden?

Why do we remember some things and not others? Dilbilgisi

0:19

Neden bazı şeyleri hatırlarız da diğerlerini hatırlamayız?

Dilbilgisi

some things and not others: karşıtlıkta eksiltme

some things and not others ifadesi, remember some things and not remember other things anlamına gelir. and sonrasında tekrarlanacak olan remember fiili düşürülür; not ise karşıtlığın olumsuz tarafını gösterir. Others, başka insanları değil other things ifadesini temsil eder. Karşıtlık açık olduğunda İngilizce, aynı eylemin grubun bazı üyeleri için geçerli olduğunu ancak geri kalanı için geçerli olmadığını kısa ve belirgin biçimde göstermek için tekrarlanan ögeleri sıkça düşürür.

Alıştırma

We remember some things and not others cümlesinin tam anlamını hangi seçenek verir?

  1. Bazı şeyleri hatırlarız, ancak diğerlerini hatırlamayız.
  2. Başkaları bizi hatırlar, ancak biz hiçbir şey hatırlamayız.
  3. Her şeyi tamamen aynı şekilde hatırlarız.
Cevabı göster

Bazı şeyleri hatırlarız, ancak diğerlerini hatırlamayız.

And why do memories eventually fade? Kelime

0:23

Ve anılarımız neden eninde sonunda silikleşir?

Kelime

memories eventually fade: anıların giderek belirsizleşmesi

memories eventually fade ifadesinde fade mecaz anlamda kullanılır: Anılar yavaş yavaş netliğini, ayrıntılarını veya duygusal gücünü kaybeder. Bu, fiziksel bir hareketi ya da ani bir yok oluşu değil, kademeli bir zayıflamayı anlatır. Eventually, bunun bir süre sonra, sürecin sonunda gerçekleştiğini gösterir. Fade sözcüğünün bu anlamı, giderek gücünü kaybeden renkleri, umutları veya duyguları da anlatabilir.

Alıştırma

Yıllar sonra bu anı yavaş yavaş daha az net hâle geliyordu. Bu duruma en uygun cümle hangisidir?

  1. I forgot an appointment at noon.
  2. The memory stayed perfectly vivid.
  3. The memory gradually faded.
Cevabı göster

The memory gradually faded.

Let's look at how memories form in the first place. Notlar

0:26

Öncelikle anıların nasıl oluştuğuna bir bakalım.

Anlatım akışı

Let's look at how ... ile süreç açıklamasına geçiş

Let's look at how ... bir sorudan veya bilinen bir gerçekten bir sürecin açıklamasına geçiş sağlayan bir ifadedir. Let's hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar; how yan cümlesi ise sırada açıklanacak süreci belirtir. Buradaki look at yalnızca gözle bakmak değil, ele almak, incelemek veya analiz etmek anlamındadır. Bu kalıpla şimdi bir şeyin nasıl işlediğini inceleyeceğinizi belirtebilirsiniz.

Alıştırma

Bilinen bir sonuçtan sürecin açıklamasına en iyi geçişi hangi cümle yapar?

  1. We know the app sorts the photos. Let's look at where the photos are stored.
  2. We know the app sorts the photos. Let's look at how it does that.
  3. We know the app sorts the photos. Let's look at why users like photos.
Cevabı göster

We know the app sorts the photos. Let's look at how it does that.

Deyimler

in the first place: ilk nedeni veya başlangıç noktasını araştırmak

In the first place kalıplaşmış bir ifadedir. Burada dikkati sürecin kökenine, yani anıların en başta nasıl oluşmaya başladığına yöneltir. Place fiziksel bir yeri anlatmaz. how veya why içeren sorularda bu ifade çoğunlukla bir şeyin başlangıçta nasıl ya da neden olduğunu sorar. Why did you ... in the first place? gibi doğrudan bir soruda şaşkınlık, kuşku veya rahatsızlık da katabilir; kaynak cümledeyse ton tarafsız ve araştırmacıdır.

Alıştırma

Planı değiştirmenin ilk nedenini doğal biçimde soran cümle hangisidir?

  1. Why did we change the plan in the first place?
  2. First of all, why did we change the plan?
  3. Why did we change the plan at first?
Cevabı göster

Why did we change the plan in the first place?

When you experience something,

0:29

Bir şey deneyimlediğinizde,

like dialing a phone number, Anlatım akışı

0:31

örneğin bir telefon numarası çevirmek gibi,

Anlatım akışı

like dialing a phone number: soyut bir fikre somut örnek verme

Burada like, daha genel olan experience something düşüncesinin somut bir örneği olarak dialing a phone number ifadesini sunar. “Örneğin” veya “gibi” anlamına gelir; “hoşlanmak” anlamında değildir. İngilizcede bu edat kullanımındaki like'tan sonra bir isim öbeği veya -ing öbeği gelebilir. Örnek, soyut bilgiyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır ancak düşünceyi yalnızca telefon numarası çevirmekle sınırlandırmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, genel bir kategoriye somut örnek vermek için like + -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. Simple habits, like writing a daily checklist, can save time.
  2. Simple habits, like write a daily checklist, can save time.
  3. I like writing a daily checklist because it helps me focus.
Cevabı göster

Simple habits, like writing a daily checklist, can save time.

the experience is converted into a pulse of electrical energy Dilbilgisi

0:33

bu deneyim bir elektrik enerjisi dalgasına dönüştürülür

Dilbilgisi

is converted into: bir biçimden başka bir biçime edilgen dönüşüm

Is converted into, öznenin dönüşüm eylemine maruz kaldığı bir değişimi anlatır. A is converted into B yapısında A başlangıçtaki şey, B ise ortaya çıkan biçimdir. Bu cümlede dönüşüme uğrayan şey the experience, sonuç ise a pulse of electrical energy ifadesidir. Edilgen yapı, dikkati dönüşüme neden olan kişi veya şeyden çok nesneye ve onun değişimine yöneltir.

Alıştırma

Bu dersteki üç sözcüklü edilgen dönüşüm yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: In this device, sunlight ____ electricity.

Cevabı göster

is converted into

that zips along a network of neurons. Öbek fiiller

0:36

ve nöron ağı boyunca hızla ilerler.

Öbek fiiller

zips along: bir güzergâh boyunca hızla ilerlemek

Burada zips along, “bir güzergâh boyunca hızla ilerler” anlamına gelir. Elektrik enerjisi atımının hareketini tarafsız biçimde anlatmak yerine hızlı ve gözde canlandırılması kolay bir şekilde betimler. Buradaki zip, “fermuar” anlamındaki isim değil, bir fiildir. Along, güzergâh fikrini korur: enerji ağın içinden onun yolunu izleyerek ilerler.

Alıştırma

Cümleyi zip along ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The small boat ____ the river at high speed.

Cevabı göster

zipped along

Information first lands in short-term memory, Kelime

0:39

Bilgi ilk olarak kısa süreli belleğe ulaşır,

Kelime

first lands in short-term memory: ilk aşamaya ulaşmak

Burada lands in mecazidir: bilgi kısa süreli belleğe ulaşır veya girer. Cümle, bilgi işlemeyi fiziksel bir iniş olarak değil, bir yerden ya da aşamadan diğerine hareket olarak tasvir eder. First, kısa süreli belleğin bu süreçteki ilk durak olduğunu belirtir. first lands in + yer veya aşama kalıbı, olayların sırasını takip etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

“The request first lands in a review queue” ne anlama gelir?

  1. Talep inceleme kuyruğunu tamamen atlar.
  2. Talep önce bir inceleme kuyruğuna girer.
  3. Talep fiziksel olarak bir kuyruğun üzerine düşer.
Cevabı göster

Talep önce bir inceleme kuyruğuna girer.

where it's available from anywhere from a few seconds to a couple of minutes. Kalıp ifadeler

0:42

burada birkaç saniye ile birkaç dakika arasında erişilebilir kalır.

Kalıp ifadeler

anywhere from a few seconds to a couple of minutes: yaklaşık bir aralık

Anywhere from A to B, bir değerin yaklaşık bir aralığın herhangi bir noktasında olabileceğini belirtir. A alt sınırı, B ise üst sınırı verir. Buradaki anywhere bir yeri değil, zaman aralığındaki bir değeri anlatır. A couple of minutes da yaklaşık bir süredir; bu nedenle cümle kesin sınırlar yerine kabaca bir süre aralığı verir.

Alıştırma

İki gün ile bir hafta sınırlarını kullanarak cümleyi anywhere from A to B ile tamamlayın: Delivery can take ____.

Cevabı göster

anywhere from two days to a week

It's then transferred to long-term memory Kalıp ifadeler

0:47

Ardından uzun süreli belleğe aktarılır,

Kalıp ifadeler

transferred to long-term memory: başka bir bellek sistemine aktarılma

be transferred to + hedef yapısı, bir şeyin yeni bir yere, hesaba, sisteme veya sorumlu kişiye taşındığını ya da gönderildiğini belirtir. Cümle taşınan bilgiye odaklandığı için edilgen yapı kullanılır; long-term memory hedeftir. Bu bağlamdaki hareket fiziksel değildir. Bilgi bir bellek sisteminden diğerine geçer ve transfer tek başına bilginin biçim değiştirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Dosyalar yeni bir sunucuya taşındı ve biçimleri aynı kaldı. Tamamlayın: The files were ___ the new server.

  1. transferred to
  2. converted into
  3. removed by
Cevabı göster

transferred to

through areas such as the hippocampus Kalıp ifadeler

0:49

hipokampus gibi bölgelerden geçerek

Kalıp ifadeler

such as the hippocampus: daha geniş bir kategoriden örnek verme

Such as, daha geniş bir kategoriye ait bir veya daha fazla örnek verir. Burada geniş kategori beynin bölgeleridir ve the hippocampus bu kategorinin bir üyesidir. Such as sonrasında verilenler genellikle temsilî örneklerdir; tam bir liste değildir. Bilgilendirici veya resmî yazılarda such as, örnek ile kategori arasındaki ilişkiyi özellikle açık hâle getirir.

Alıştırma

Hiking ve cycling öğelerini outdoor activities örnekleri olarak açıkça sunan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Outdoor activities ____ hiking and cycling can reduce stress.

Cevabı göster

such as

and finally to several storage regions across the brain.

0:51

son olarak beyindeki çeşitli depolama bölgelerine ulaşır.

Neurons throughout the brain

0:55

Beyin genelindeki nöronlar,

communicate at dedicated sites called synapses Dilbilgisi

0:56

sinaps adı verilen özel bölgelerde,

using specialized neurotransmitters. Dilbilgisi

0:59

özel nörotransmitterler kullanarak iletişim kurarlar.

Dilbilgisi

called synapses: adlandırma için kısaltılmış ilgi tümceciği

Called synapses, sites sözcüğünü niteleyen ve bu bölgelere ad veren bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Sites that are called synapses ile aynı anlama gelir. Bu yapı kısaltılmış edilgen bir ilgi tümceciğidir: Tanımı daha kısa hâle getirmek için ilgi sözcüğü ve be fiili çıkarılır. Burada called, telefon edildi anlamına değil, adı verilen anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki ismi niteleyip adlandırmak için called + ad yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. The device contains a part is called a sensor.
  2. The device contains a part called a sensor.
  3. The device contains a part calling a sensor.
Cevabı göster

The device contains a part called a sensor.

Dilbilgisi

using specialized neurotransmitters: using + isim öbeğiyle araç belirtme

Using specialized neurotransmitters, iletişimin hangi araçla gerçekleştiğini açıklayan -ing'li bir ortaç öbeğidir: nöronlar özelleşmiş nörotransmiterler aracılığıyla iletişim kurar. Bu öbek ana fiil communicate'e bağlıdır ve ikinci bir ana fiil değildir. Using'in anlaşılan öznesi neurons'dır. Yapı, ana eylem + using + araç veya yöntem şeklinde başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Aracın dijital bir sensör olduğunu göstermek için cümleyi using + isim öbeğiyle tamamlayın: The team measured the temperature ____.

Cevabı göster

using a digital sensor

If two neurons communicate repeatedly, Dilbilgisi

1:02

Eğer iki nöron sürekli olarak iletişim kurarsa,

a remarkable thing happens.

1:05

dikkate değer bir şey olur.

Dilbilgisi

If two neurons communicate repeatedly, ... happens: koşul ve sonuç

If yan cümlesi koşulu belirtir: iki nöron tekrar tekrar iletişim kurar. Ana cümle ise bu koşul altında ortaya çıkan sonucu verir: dikkate değer bir şey olur. İngilizcede her iki cümlecik de simple present kullanır. Bilimsel açıklamalarda if + present, present yapısı tekrarlanabilen bir mekanizmayı veya genel bir kuralı anlatabilir. Buradaki if, mekanizmanın koşulunu belirler; yalnızca gelişigüzel bir belirsizlik ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümle genel bir bilimsel kuralı anlatmak için şimdiki zamanlı bir if koşulunu doğal biçimde kullanır?

  1. If metal will get hot enough, it expanded.
  2. If metal getting hot enough, it expands.
  3. If metal gets hot enough, it expands.
Cevabı göster

If metal gets hot enough, it expands.

The efficiency of communication

1:07

Aralarındaki iletişimin verimliliği

between them increases.

1:09

artar.

This process, called long-term potentiation, Dilbilgisi

1:11

Uzun süreli güçlenme adı verilen bu sürecin,

Dilbilgisi

called long-term potentiation: bir sürece ad verme

Bu cümlede called long-term potentiation, which is called long-term potentiation ilgi yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. this process ifadesine geri döner ve bu sürecin teknik adını verir. İfade virgüllerle ayrıldığı için ek bir adlandırma bilgisidir; başka bir ana eylem değildir. Bu kalıp, bilimsel bir metnin önce genel bir açıklama yapıp ardından uzmanlık terimini eklemesini sağlar.

Alıştırma

Called ve verilen adı kullanarak araya eklenen adlandırma ifadesini tamamlayın. Verilen ad the greenhouse effect: This heat-trapping process, ____, helps keep Earth warm.

Cevabı göster

called the greenhouse effect

is considered to be a mechanism Kalıp ifadeler

1:15

anıların uzun süreli depolandığı

Kalıp ifadeler

is considered to be: temkinli bir yargıyı aktarma

Is considered to be, “olarak kabul edilir” veya “olduğu düşünülür” anlamına gelir. Edilgen aktarma yapısı be + considered + to be + isim ya da sıfattır. Burada, ilgili alandaki kişilerin bu süreci bir mekanizma olarak gördüğünü belirtir. is ile doğrudan yapılan bir cümleden farklı olarak bu yapı, sınıflandırmayı kabul gören bir görüş şeklinde sunar ve bir miktar belirsizliğe yer bırakır. Bu kullanımda considered, “gelecekte yapılacak bir eylem için değerlendirildi” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Olarak kabul edilir” anlamındaki resmî yapıyla cümleyi tamamlayın: This treatment ____ a safe option by many doctors.

Cevabı göster

is considered to be

by which memories are stored long-term. Dilbilgisi

1:17

bir mekanizma olduğu düşünülmektedir.

Dilbilgisi

a mechanism by which memories are stored: anıların depolanmasını sağlayan bir mekanizma

by which yapısında which önceki mechanism sözcüğüne gönderme yapar, by ise kullanılan aracı belirtir. İlgi cümleciği, anıların bu mekanizma aracılığıyla uzun süreli olarak depolandığını söyler. Bu, resmî bir edat + ilgi zamiri yapısıdır. Yazarın önce bir mekanizma, süreç veya yöntemden söz edip ardından sonucun nasıl gerçekleştiğini açıklamasını sağlar. Cümlecikte soru dizilişi değil, memories are stored biçimindeki düz cümle dizilişi kullanılır; are memories stored kullanılmaz.

Alıştırma

by sözcüğünün ardından doğru ilgi zamirini getirerek cümleyi tamamlayın: Scientists studied the process ____ new memories are stored.

Cevabı göster

by which

But how do some memories get lost? Dilbilgisi

1:19

Peki ama bazı anılar nasıl kaybolur?

Dilbilgisi

memories get lost: anılar erişilemez hâle gelir

Burada get lost, kaybolmak veya erişilemez hâle gelmek anlamındadır. Özne memories olduğundan, bir kişinin yolunu bulamaması anlamına gelmez. Get + geçmiş zaman ortacı çoğu zaman yeni bir duruma geçişi anlatır. Memories get lost, anıların hatırlanmasının zor veya imkânsız hâle gelmesine odaklanır; memories are lost ise kayıp durumunu ya da sonucu daha doğrudan anlatır.

Alıştırma

Ayrıntıların zamanla erişilemez hâle geldiğini anlatmak için get lost ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Some important details can get lose over time.
  2. Some important details can lost over time.
  3. Some important details can get lost over time.
Cevabı göster

Some important details can get lost over time.

Age is one factor.

1:22

Yaş, bir faktördür.

As we get older, Dilbilgisi

1:23

Yaşlandıkça,

synapses begin to falter and weaken, Kelime

1:25

sinapslar teklemeye ve zayıflamaya başlar,

Dilbilgisi

As we get older: birlikte ilerleyen iki değişim

Burada As we get older, “giderek yaşlandıkça” demektir. As, ardından gelen bilgiye değişen bir zaman çerçevesi sağlayan bir zaman yan cümlesi başlatır. as + cümle yapısı, aynı zaman aralığında gelişen iki süreci sık sık birbirine bağlar. Bu cümle, yaşlanma ile sinaps işlevindeki gerilemeyi birlikte ilerleyen değişimler olarak sunar; buradaki as öncelikle zamansaldır ve doğrudan because yerine geçmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, aşamalı iki değişimin birlikte ilerlediğini gösterir?

  1. As the days grow shorter, the evenings become colder.
  2. Because the shop was closed, we went home.
  3. When the bell rang, the class began.
Cevabı göster

As the days grow shorter, the evenings become colder.

Kelime

falter and weaken: istikrarsızlaşmak ve zayıflamak

Falter ve weaken, begin to ifadesinden sonra paralel kullanılan iki fiildir. Falter, istikrarını, etkisini ya da ivmesini kaybetmeye başlamak; weaken ise daha güçsüz veya daha yetersiz hâle gelmek demektir. Özne sinapslar olduğunda falter soyut anlamdadır: fiziksel olarak sendelemelerini değil, işleyişlerinin güvenilmez hâle gelmesini anlatır. İki fiil birlikte, istikrarsız işleyişten güç ya da yetenek kaybına doğru bir gerilemeyi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede falter, bir şeyin tamamen durması gerekmeksizin güvenilmez biçimde çalışmaya başladığını anlatır?

  1. The network failed completely and never came back online.
  2. The network began to falter during the storm.
  3. The network became stronger during the storm.
Cevabı göster

The network began to falter during the storm.

affecting how easily we can retrieve memories. Dilbilgisi

1:27

bu da anıları ne kadar kolay geri çağırabileceğimizi etkiler.

Dilbilgisi

affecting how easily...: sonucu -ing yan cümlesiyle eklemek

Burada affecting..., hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Yeni bir ana cümle fiili değildir; kurduğu anlam ilişkisi and this affects... ifadesine yakındır. how easily we can retrieve memories, affecting fiilinin tamamlayıcısıdır ve neyin etkilendiğini gösterir. Gömülü bir cümle olduğu için soru dizilişi can we retrieve değil, düz cümle dizilişi we can retrieve kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu göstermek için bir -ing yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. The storm damaged the bridge, affect how quickly supplies could arrive.
  2. The storm damaged the bridge, affecting how quickly could supplies arrive.
  3. The storm damaged the bridge, affecting how quickly supplies could arrive.
Cevabı göster

The storm damaged the bridge, affecting how quickly supplies could arrive.

Scientists have several theories

1:30

Bilim insanlarının

about what's behind this deterioration. Kelime

1:32

bu bozulmanın ardında yatanlar hakkında çeşitli teorileri var.

Kelime

what's behind this deterioration: nedeni sormak

what's behind this deterioration ifadesinde behind konumsal değil, soyut bir anlam taşır. İfade, 'bu bozulmaya neyin yol açtığı veya bunu neyin açıkladığı' anlamına gelir ve altta yatan bir nedeni, süreci ya da mekanizmayı gösterir. about sözcüğünden sonra gelen what's behind this deterioration, içeriği belirten gömülü bir cümledir: bilim insanlarının değişime neyin yol açtığı hakkında teorileri vardır. Başka durumlarda da kullanılabilen what's behind + olay veya değişim kalıbı, görünen bir etkinin ardındaki açıklamayı arar.

Alıştırma

'Neyin yol açtığı' anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The team is trying to understand ____ the sudden decline in sales.

Cevabı göster

what's behind

From actual brain shrinkage, Anlatım akışı

1:34

Hipokampusun her on yılda nöronlarının %5'ini kaybetmesiyle,

the hippocampus loses 5% of its neurons every decade,

1:36

80 yaşına geldiğinizde

for a total loss of 20% Kalıp ifadeler

1:40

toplam %20'lik bir kayba ulaşan

Kalıp ifadeler

for a total loss of 20%: birikimli sonucu bildirme

for a total loss of 20% ifadesinde for, daha önce anlatılan kayıpların birikimli sonucunu verir: hepsi birlikte %20’lik bir kayba ulaşır. “%20 kaybetmek amacıyla” anlamına gelmez. Raporlamada kullanılan for a total + sonuç adı + of + miktar yapısı; kayıp, azalma, maliyet veya sayı gibi toplamları belirtmek için kullanılabilir. Sonuç adı, toplamın neyi ölçtüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste birikimli kaybı bildiren tam ifadeyle tamamlayın: The account lost two thousand dollars each month for three months, ____ six thousand dollars.

Cevabı göster

for a total loss of

by the time you're 80 years old, Dilbilgisi

1:42

gerçek beyin küçülmesinden tutun da,

Dilbilgisi

by the time you're 80 years old: birikmiş sonuç için zaman sınırı

By the time + yan cümle bir zaman sınırı belirler. Bu ifadede 80 yaşında olmak bu sınırdır; cümlenin tamamı ise en geç o zamana kadar birikmiş veya gerçekleşmiş bir değişimi ya da sonucu anlatır. By the time yan cümlesi zaman sınırını, ana cümle ise sonucu verir. Gelecekteki bir sınırdan söz ederken İngilizcede bu yan cümlede genellikle şimdiki zaman kullanılır: you're 80 denir, will be 80 denmez.

Alıştırma

Hangi cümle raporun en geç toplantı başladığında zaten tamamlanmış olduğunu açıkça anlatır?

  1. When the meeting started, Maya began writing the report.
  2. By the time the meeting started, Maya had finished the report.
  3. Until the meeting started, Maya worked on the report.
Cevabı göster

By the time the meeting started, Maya had finished the report.

to the drop in the production of neurotransmitters Kalıp ifadeler

1:44

öğrenme ve hafıza için hayati önem taşıyan

Anlatım akışı

From actual brain shrinkage ... to the drop: açıklamalar yelpazesini belirtme

Baştaki From ile daha sonra gelen to, öne sürülen açıklamalar yelpazesinin iki ucunu belirler: gerçek beyin küçülmesi ve nörotransmiter üretimindeki düşüş. Hipokampusla ilgili ifade, bu aralığın ilk ucuna ilişkin destekleyici bir ayrıntı verir. Burada from ... to ... geniş bir listeyi düzenler. Fiziksel hareketi anlatmaz; açıklamaların bu iki uç örneğin temsil ettiği aralığa yayıldığını gösterir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The museum displays art from ancient pottery to modern photography." Burada from ... to ... ne işe yarıyor?

  1. Kapsanan sanat eserlerinin aralığını belirtir.
  2. Sanat eserlerinin iki oda arasında fiziksel olarak hareket ettiğini anlatır.
  3. Müzenin çömlekleri fotoğrafa dönüştürdüğünü söyler.
Cevabı göster

Kapsanan sanat eserlerinin aralığını belirtir.

Kalıp ifadeler

drop in the production of neurotransmitters: neyin azaldığını belirtmek

Bu ifadede drop, “düşüş” anlamına gelen bir isimdir; “düşmek” anlamındaki fiil değildir. a/the drop in + isim kalıbı neyin azaldığını belirtir: the drop in the production of neurotransmitters. Bu isim grubunda production of neurotransmitters, nörotransmiterlerin üretilme sürecini veya üretilen miktarı anlatır. In, etkilenen ölçüyü; of ise production ile üretilen şeyi birbirine bağlar. Bu isim ağırlıklı anlatım bilimsel açıklamalarda, haberlerde ve raporlarda yaygındır.

Alıştırma

Drop sözcüğünü isim olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: The school reported a sudden ____ attendance.

Cevabı göster

drop in

like acetylcholine,

1:47

asetilkolin gibi

which is vital to learning and memory. Kalıp ifadeler

1:48

nörotransmitterlerin üretimindeki düşüşe kadar.

Kalıp ifadeler

be vital to + isim veya -ing biçimi

Bu cümlede which, acetylcholine sözcüğünü işaret eder. is vital to learning and memory ifadesi, asetilkolinin bu yetiler için yalnızca yararlı değil, vazgeçilmez olduğunu belirtir. Kalıp be vital to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle learning, isim gibi kullanılan bir -ing biçimidir. Bu kalıpla bir sürecin, sistemin veya sonucun neye güçlü biçimde bağlı olduğunu belirtebilirsiniz.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “bir şey için vazgeçilmez” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Clean water is ____ public health.

Cevabı göster

vital to

These changes seem to affect how people retrieve stored information. Dilbilgisi

1:51

Bu değişiklikler, insanların depolanan bilgiyi nasıl geri çağırdığını etkiliyor gibi görünmektedir.

Dilbilgisi

seem to affect how + özne + fiil

Seem to affect, etkiyi temkinli bir sonuç olarak sunar: kanıtlar bir etkinin bulunduğuna işaret eder, ancak konuşan kişi tamamen emin olduğunu ileri sürmez. How people retrieve stored information, affect fiilinin tamamlayıcısıdır ve etkilenen yönü, yani bilginin geri çağrılma biçimini belirtir. Cümleye gömülü bir how yan cümlesi olduğu için how + özne + fiil biçimindeki bildirme sırasını kullanır: how people retrieve. Doğrudan soru sırası kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle temkinli bir iddia ile gömülü bir how yan cümlesini doğru şekilde birleştirir?

  1. The new schedule seems to affect how quickly do customers respond.
  2. The new schedule seems affect how quickly customers respond.
  3. The new schedule seems to affect how quickly customers respond.
Cevabı göster

The new schedule seems to affect how quickly customers respond.

Age also affects our memory-making abilities. Kalıp ifadeler

1:55

Yaş aynı zamanda anı oluşturma yeteneklerimizi de etkiler.

Kalıp ifadeler

memory-making abilities: kısa çizgili birleşik niteleyici

memory-making abilities ifadesinde memory-making, abilities isminden önce gelen ve kısa çizgiyle birleştirilen bileşik bir niteleyicidir. “Anı oluşturmak ya da şekillendirmek için kullanılan” anlamına gelir; bu yüzden tüm ifade yeni anılar oluşturma yetimizi anlatır. Kısa çizgi, memory ve making sözcüklerinin tek bir niteleme birimi olarak okunacağını gösterir. Burada making cümlenin ana eylemi değildir; ana fiil affects’tir.

Alıştırma

Cümleyi “karar vermek için kullanılan” anlamındaki iki sözcüklü, kısa çizgili bir niteleyiciyle tamamlayın: Good sleep supports our ____ abilities.

Cevabı göster

decision-making

Memories are encoded most strongly

1:58

Anılar, en güçlü şekilde

when we're paying attention. Anlatım akışı

2:00

dikkatimizi verdiğimizde kodlanır.

When we're deeply engaged

2:02

Derinlemesine dahil olduğumuzda

and when information is meaningful to us.

2:03

ve bilgi bizim için anlamlı olduğunda.

Anlatım akışı

when ... when ... and when: paralel koşulları düzenlemek

Tekrarlanan when yan cümleleri, anıların en güçlü biçimde kodlandığı üç eş değer koşulu düzenler: dikkat etmek, derinden ilgilenmek ve bilgiyi anlamlı bulmak. Her when, “hangi koşulda?” sorusuna bir yanıt daha ekler. Bu kalıbın tekrarı listeyi izlemeyi kolaylaştırır ve vurgu katar. İkinci When anlam bakımından aynı listeyi sürdürür; yeni bir konu başlatmaz.

Alıştırma

Üç eş değer koşulu düzenlemek için tekrarlanan when yan cümlelerini en açık biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. I work best when the room is quiet, when my phone is off, and when I have a clear plan.
  2. I work best in a quiet room, with my phone off and a clear plan.
  3. Because the room is quiet, I turn off my phone and follow a clear plan.
Cevabı göster

I work best when the room is quiet, when my phone is off, and when I have a clear plan.

Mental and physical health problems,

2:06

Yaşlandıkça artma eğiliminde olan

which tend to increase as we age, Dilbilgisi

2:07

zihinsel ve fiziksel sağlık sorunları,

Dilbilgisi

which tend to increase as we age: genel bir eğilim eklemek

Which, önceki mental and physical health problems ifadesine gönderme yapar. Virgüller, bu yan tümcenin tüm bu sorunlar hakkında ek bilgi verdiğini gösterir; yalnızca yaşla birlikte artan sorunları seçmez. Bu, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi tümcesidir. Tend to increase, her durumda kesinlikle gerçekleşen bir şeyi değil, genel bir eğilimi anlatır. As we age, “yaşlandıkça” demektir; as, iki değişimin zaman içinde birlikte ilerlediğini gösterir.

Alıştırma

Genel bir eğilimi anlatmak için kısıtlayıcı olmayan which tümcesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Seasonal allergies, which tend to worsen as spring arrives, can affect sleep.
  2. Seasonal allergies which tend to worsen as spring arrives can affect sleep.
  3. Seasonal allergies, which tends to worsen as spring arrives, can affect sleep.
Cevabı göster

Seasonal allergies, which tend to worsen as spring arrives, can affect sleep.

interfere with our ability to pay attention Kalıp ifadeler

2:10

dikkatimizi toplama yeteneğimizi engeller

Kalıp ifadeler

interfere with our ability to pay attention: bir beceriyi kullanmayı zorlaştırmak

Interfere with, bir şeyi bozmak veya engellemek anlamına gelir. Burada etkilenen şey our ability to pay attention olduğundan, ifade dikkat vermenin zorlaştığını anlatır; tamamen imkânsız olduğunu söylemez. Kullanılabilecek kalıp interfere with someone's ability to + fiilin yalın hâlidir. Bu anlamda interfere fiilinden sonra with zorunludur; ability kelimesinden sonra da to ile kurulan mastar gelir: ability to pay attention.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan sabit edatı yazın: Constant interruptions can interfere ____ my ability to finish this report.

Cevabı göster

with

and thus act as memory thieves. Deyimler

2:13

ve böylece hafıza hırsızları gibi davranırlar.

Deyimler

thus act as memory thieves: işlev bildiren bir metafor

Bu cümlede thus, “bunun sonucunda” anlamına gelir ve daha önce belirtilen bir etkiyi sonucuna bağlar. Act as + isim öbeği, “bir rolü veya işlevi yerine getirmek” demektir; bu yüzden sağlık sorunları memory thieves işlevi görüyor gibi anlatılır. Memory thieves, kişileştirme içeren bir metafordur. Gerçekte hiçbir şey çalınmaz; bu sorunlar dikkati veya hafızayı azaltarak anıların çalınıyormuş gibi hissedilmesine yol açar. act as + rol veya işlev yapısını hem gerçek roller hem de anlamı açık metaforlar için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Spor salonunun acil durum sığınağı işlevi gördüğünü doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. During the drill, the gym acted like an emergency shelter.
  2. During the drill, the gym acted an emergency shelter.
  3. During the drill, the gym acted as an emergency shelter.
Cevabı göster

During the drill, the gym acted as an emergency shelter.

Another leading cause of memory problems Kalıp ifadeler

2:15

Hafıza sorunlarının önde gelen bir diğer nedeni

is chronic stress. Kelime

2:17

kronik strestir.

Kalıp ifadeler

Another leading cause of...: bir önemli neden daha eklemek

Another, en az bir nedenin zaten bilindiğini veya daha önce belirtildiğini gösterir ve listeye bir neden daha ekler. another leading cause of memory problems ifadesinde leading, “başlıca” veya “en önemlilerden biri” anlamına gelir; “yönlendiren” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp another leading cause of + sorun veya sonuç + is + neden şeklindedir. Açıklayıcı konuşma ya da yazılarda nedenleri listelemeye yardımcı olur. A leading cause, bir nedenin önemli nedenlerden biri olduğunu belirtir ancak onun mutlaka birinci sırada olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir önemli neden daha ekleyen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Poor visibility is ____ road accidents.

Cevabı göster

another leading cause of

Kelime

chronic stress: uzun süreli, ancak mutlaka şiddetli değil

chronic stress ifadesindeki chronic, stresin uzun süre devam ettiğini veya tekrar tekrar ortaya çıktığını belirtir. Stresin ne kadar şiddetli olduğunu değil, süresini ve ortaya çıkma biçimini anlatır. Bu ifade sağlık ve psikolojiyle ilgili konuşmalarda yaygındır. Bu cümlede kısa süreli bir gerginlik değil, devam eden bir stres türü hafıza sorunlarının nedeni olarak gösterilir.

Alıştırma

Bir sağlık yazısında chronic stress en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Bir olaydan önce yaşanan kısa süreli gerginlik
  2. Her zaman aşırı şiddetli olan stres
  3. Uzun süren veya tekrar tekrar ortaya çıkan stres
Cevabı göster

Uzun süren veya tekrar tekrar ortaya çıkan stres

When we're constantly overloaded with work Kalıp ifadeler

2:19

İş

and personal responsibilities,

2:21

ve kişisel sorumluluklarla sürekli aşırı yüklendiğimizde,

Kalıp ifadeler

constantly overloaded with ...: sürekli aşırı yük altında olmak

Be overloaded with + isim, rahatça idare edilebilecek miktardan daha fazlasına sahip olmak anlamına gelir. Burada iş ve kişisel sorumluluklar aşırı zihinsel ve pratik yük oluşturur; overloaded fiziksel ağırlığı değil, mecazi bir yükü anlatır. Constantly, bu aşırı yükün devam ettiğini veya tekrar tekrar ortaya çıktığını gösterir. Yalnızca alışılmadık derecede yoğun geçen tek bir günü anlatmaz. İfadenin tamamı sürekli bir stres kaynağını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi constantly, overloaded ve doğru edatla tamamlayın: During the holiday season, the small support team is ____ urgent requests.

Cevabı göster

constantly overloaded with

our bodies are on hyper alert. Kalıp ifadeler

2:23

vücudumuz aşırı alarm durumunda kalır.

Kalıp ifadeler

on hyper alert: aşırı derecede tetikte olma

Bu cümlede on hyper alert, “son derece tetikte olma durumu” anlamına gelir. Stres altında beden tehlikeyi dikkatle izler ve tepki vermeye hazır olur. Buradaki alert, telefon ya da bilgisayar bildirimi değil, olası tehlikeye karşı uyanıklık demektir. on edatı, on alert ifadesinde olduğu gibi, uyanıklığı sürdürülen bir durum veya mod olarak sunar. hyper bu anlamı güçlendirerek durumu sıradan bir uyanıklıktan daha yoğun gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda "our bodies are on hyper alert" ne anlama gelir?

  1. Bedenlerimiz sakindir ve çevreye daha az dikkat etmektedir.
  2. Bedenlerimiz çok fazla dijital bildirim almıştır.
  3. Bedenlerimiz son derece tetikte ve tepki vermeye hazırdır.
Cevabı göster

Bedenlerimiz son derece tetikte ve tepki vermeye hazırdır.

This response has evolved Kalıp ifadeler

2:25

Bu tepki,

from the physiological mechanism

2:26

herhangi bir krizden sağ çıkabilmemizi sağlamak için tasarlanmış

Kalıp ifadeler

has evolved from: zaman içindeki kökeni göstermek

Has evolved from, “daha önceki bir kaynaktan veya biçimden zaman içinde gelişmiştir” anlamına gelir. Bu cümlede günümüzdeki stres tepkisinin kökeni fizyolojik bir mekanizmaya bağlanır; bu, bir kişinin bilinçli olarak icat ettiği bir şey değildir. Has evolved, present perfect yapıdadır: değişim geçmişte başlamış, ancak ortaya çıkan tepki bugün de varlığını ve önemini sürdürmektedir. From başlangıç kaynağını belirtir. Bu yapı biyolojik özelliklerin, teknolojilerin, kurumların veya fikirlerin bugünkü biçimlerine nasıl ulaştığını açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi evolve from ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The modern bicycle ____ earlier, simpler designs.

Cevabı göster

has evolved from

designed to make sure we can survive any crisis. Dilbilgisi

2:28

fizyolojik mekanizmadan evrimleşmiştir.

Dilbilgisi

be designed to make sure + yan cümle: amacı belirtme

Tam cümlede designed, daha önce geçen physiological mechanism ifadesini niteler. Mekanizmanın amacının veya işlevinin bir sonucu güvence altına almak olduğunu anlatır; bu bilimsel bağlamda, onu mutlaka bir kişinin bilinçli olarak tasarladığı anlamına gelmez. to make sure, mekanizmanın sağlamayı amaçladığı sonucu bildiren yan cümleyi başlatır. be designed to make sure + yan cümle kalıbını kullanın. make sure sonrasında we can survive örneğindeki gibi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir; tek başına isim gelmez.

Alıştırma

Acil durum planının amacını açıklamak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The emergency plan is ____ everyone leaves the building safely.

Cevabı göster

designed to make sure

Stress chemicals help mobilize energy Dilbilgisi

2:31

Stres kimyasalları enerjiyi harekete geçirmeye

and increase alertness.

2:34

ve uyanıklığı artırmaya yardımcı olur.

Dilbilgisi

help mobilize ... and increase ...: help + paralel yalın fiiller

help mobilize energy yapısında help sözcüğünü doğrudan mobilize fiilinin yalın hâli izler. help sonrasında to + fiil de kullanılabilir; ancak to olmadan kullanılan biçim yaygın ve özlüdür. Mobilize ve increase, and ile bağlanan paralel yalın fiillerdir. İkisi de help sözcüğüne bağlıdır ve stres kimyasallarının iki etkisini belirtir: eylem için enerjiyi harekete geçirmek ve uyanıklığı artırmak.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için improve ve reduce sözcüklerini doğru biçimlerde kullanın: Good lighting helps ____ focus and ____ eye strain.

Cevabı göster

improve · reduce

However, with chronic stress,

2:36

Ancak kronik stres durumunda,

our bodies become flooded with these chemicals, Deyimler

2:38

vücudumuz bu kimyasallarla dolar taşar,

Deyimler

become flooded with these chemicals: aşırı miktar benzetmesi

Bu cümlede become flooded with these chemicals gerçek sudan söz etmez. Sel görüntüsünü kullanarak vücudun stresle ilgili kimyasalları aşırı miktarda içerir hâle geldiğini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be veya become flooded with + isim şeklindedir. Büyük bir miktarı, her yere akın eden veya yayılan ve çoğu zaman başa çıkılması zorlaşan bir şey gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi flooded with ile tamamlayın: After the story went viral, the reporter's inbox was ____ messages.

Cevabı göster

flooded with

resulting in a loss of brain cells Dilbilgisi

2:40

bu da beyin hücrelerinin kaybına

Dilbilgisi

resulting in a loss of brain cells: sonuç ekleme

Resulting in, az önce belirtilen durumun sonucunu tanıtır. Bu ifadede a loss of brain cells neden değil, sonuçtur. Kalıp neden, resulting in + isim veya isim öbeği şeklindedir. Bu şimdiki zaman ortaçlı yan cümle, which results in veya which resulted in yapısının daha kısa biçimidir; zamanı ana cümleden gelir.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için cümleyi resulting in ile tamamlayın: A software error blocked all payments, ____ hundreds of customer complaints.

Cevabı göster

resulting in

and an inability to form new ones, Kalıp ifadeler

2:42

ve yenilerinin oluşturulamamasına yol açar,

Kalıp ifadeler

an inability to form new ones: yenilerini oluşturamama

An inability to form, bir şeyi oluşturma yeteneğinin olmaması anlamına gelir. Inability bir isimdir ve eylem normalde to'lu mastar yapısıyla gelir: inability to + fiilin yalın hâli. Burada new ones, yeni beyin hücreleri anlamındadır; ones daha önce belirtilen sayılabilir çoğul ismin tekrar edilmesini önler. Bu cümlede an inability to form new ones, sınırlılığı bir durum olarak sunan bir isim grubudur.

Alıştırma

Cümleyi inability to form kullanarak tamamlayın: The condition caused an ____ new memories.

Cevabı göster

inability to form

which affects our ability to retain new information. Kalıp ifadeler

2:44

bu da yeni bilgileri akılda tutma yeteneğimizi etkiler.

Kalıp ifadeler

affects our ability to retain new information: yeni bilgileri akılda tutma yeteneğimizi etkiler

affect someone's ability to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin kişinin belirli bir eylemi ne kadar iyi yapabildiğini değiştirdiğini anlatır. Burada affects, our ability ifadesini nesne olarak alır; to retain ise etkilenen eylemi belirtir. Öğrenme veya bellek bağlamında retain new information, yeni öğrenilen bilgiyi daha sonra da bellekte tutmak anlamına gelir; fiziksel bir nesneyi elde tutmak anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi affect our ability to retain kullanarak tamamlayın: Constant interruptions can ____ new information.

Cevabı göster

affect our ability to retain

Depression is another culprit. Kelime

2:47

Depresyon başka bir suçludur.

Kelime

another culprit: sorunun arkasındaki bir etken daha

Bu cümlede culprit mecaz anlamda kullanılır: bir sorundan sorumlu kişi, durum veya şeyi ifade eder. Depresyon, söz konusu bellek sorunlarının başka bir nedeni olarak gösterilmektedir; burada suçlu anlamı yoktur. Another, en az bir nedenin daha önce belirtildiğini ve şimdi bir neden daha eklendiğini gösterir. Böylece haberlerde ve açıklayıcı metinlerde culprit sözcüğünü kötü bir sonucun arkasındaki etken olarak anlayabilirsiniz.

Alıştırma

"A faulty cable was the culprit behind the outage," cümlesinde culprit ne anlama gelir?

  1. Elektriği test etmek için kullanılan bir araç
  2. Kabloyu onaran kişi
  3. Elektrik kesintisinin nedeni
Cevabı göster

Elektrik kesintisinin nedeni

People who are depressed are 40% Dilbilgisi

2:50

Depresyonda olan kişilerin hafıza sorunları geliştirme olasılığı

more likely to develop memory problems.

2:52

%40 daha fazladır.

Dilbilgisi

are 40% more likely to develop memory problems: göreceli olasılık

be 40% more likely to + fiil yapısı, bir grubu temel alınan başka bir grupla karşılaştırır. Göreceli olasılığın %40 daha yüksek olduğunu belirtir. Burada açıkça söylenmeyen temel grup, depresyonda olmayan kişilerdir. More likely, sonucun kesin olduğu anlamına gelmez; %40 da bellek sorunu geliştirecek kişilerin nihai oranı değildir. Temel olasılık %10 ise %40'lık göreceli artış sonucu %14 olur: %10 × 1,40.

Alıştırma

Temel grupta bir sonucun gerçekleşme olasılığı %10'dur. Another group is 40% more likely to have that outcome. Basit bir göreceli karşılaştırmada ikinci grubun olasılığı nedir?

  1. 40%
  2. 50%
  3. 14%
Cevabı göster

14%

Low levels of serotonin, Kalıp ifadeler

2:55

Uyarılma ile bağlantılı bir nörotransmitter olan

a neurotransmitter connected to arousal,

2:56

serotoninin düşük seviyelerde olması,

Kalıp ifadeler

Low levels of serotonin: olağan aralığın altındaki ölçülmüş miktar

Low levels of serotonin, ölçülen serotonin miktarı veya yoğunluğunun olağan, beklenen ya da sağlıklı aralığın altında olduğu anlamına gelir. Burada levels, bir binanın katlarını değil, ölçülebilir miktarları belirtir. Ölçülen madde serotonindir. low levels of + madde veya gösterge kalıbı tıbbi, bilimsel, çevresel ve istatistiksel bağlamlarda yaygındır. Bu cümlede Low levels of serotonin isim öbeğinin tamamı, daha sonra açıklanan etkiye yol açabilecek durumu adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi, olağan aralığın altında bir miktar anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The blood test showed ____ vitamin D.

Cevabı göster

low levels of

may make depressed individuals less attentive Dilbilgisi

2:59

depresif bireyleri yeni bilgilere karşı

to new information.

3:01

daha az dikkatli hale getirebilir.

Dilbilgisi

may make ... less attentive to ...: ettirgen make + nesne + sıfat yapısı

Burada make, üretmek değil, bir duruma neden olmak anlamındadır. Yapı may + make + nesne + sıfat öbeği şeklindedir: depressed individuals nesnedir ve less attentive to new information ortaya çıkan durumu açıklar. Attentive, dikkat edilen şeyden önce to alır. Less attentive to, bir şeye daha az dikkat etmek demektir. May, etkinin kesin değil, olası olduğunu belirtir. Bu kalıp make someone more/less + adjective biçiminde de kullanılabilir.

Alıştırma

Olası bir etkiyi anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Poor lighting may make readers to be less attentive to small details.
  2. Poor lighting may make less attentive readers to small details.
  3. Poor lighting may make readers less attentive to small details.
Cevabı göster

Poor lighting may make readers less attentive to small details.

Dwelling on sad events in the past, Öbek fiiller

3:03

Geçmişteki üzücü olaylara takılıp kalmak,

Öbek fiiller

Dwelling on sad events: olumsuz düşüncelere tekrar tekrar takılıp kalmak

Dwell on something, özellikle konu üzücü olduğunda veya bu düşünce yarar sağlamadığında, bir şeyi uzun süre düşünmeye devam etmek demektir. Dwelling on sad events, zihnin bu üzücü olaylara takılı kalması ve bunları geride bırakmanın zor olması anlamına gelir. Burada Dwelling on sad events, tekrarlanan bu davranışı adlandıran bir -ing öbeğidir. Dwell burada bir yerde yaşamak anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Maçtan sonra Leo bir hatayı düşünmeden edemiyordu. Onu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. He kept dwelling on the mistake.
  2. He forgot the mistake at once.
  3. He briefly thought about the mistake and moved on.
Cevabı göster

He kept dwelling on the mistake.

another symptom of depression,

3:06

depresyonun bir diğer belirtisi olup,

makes it difficult to pay attention Dilbilgisi

3:07

dikkatimizi şimdiki zamana

to the present,

3:09

vermeyi zorlaştırır,

Dilbilgisi

makes it difficult to pay attention: nesne yerini tutan it

Make + it + sıfat + to do yapısında it, nesnenin yerini tutan geçici bir sözcüktür. Sıfatın tanımladığı asıl eylem daha sonra to-infinitive içinde gelir: to pay attention. Bu nedenle makes it difficult to pay attention, bir şeyin dikkat vermeyi zorlaştırdığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp make + it + sıfat + to-infinitive şeklindedir. Make it easy to understand veya make it impossible to ignore örneklerinde olduğu gibi sıfatı ya da eylemi değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak make + it + difficult + to kalıbıyla tamamlayın: Poor lighting ____ read the small print.

Cevabı göster

makes it difficult to

affecting the ability to store short-term memories.

3:10

ve kısa süreli anıları depolama yeteneğini etkiler.

Isolation,

3:13

Depresyonla da bağlantılı olan

which is tied to depression, Kalıp ifadeler

3:14

izolasyon,

Kalıp ifadeler

be tied to: bağlantı belirtmek

Be tied to, “bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak” anlamına gelir. Bu cümlede which, daha önce sözü edilen isolation kavramına gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle, yalnızlık ile depresyon arasında bağlantı olduğunu söyler. Bir şeyin gerçekten iple bağlanmasını anlatmaz. Araştırma veya haber dilinde bu ifade genellikle bir ilişki bildirir. Tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bir araştırma raporunda “A is tied to B”, A’nın B’ye neden olduğunun kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

is another memory thief.

3:16

başka bir hafıza hırsızıdır.

A study by the Harvard School of Public Health Anlatım akışı

3:17

Harvard Halk Sağlığı Okulu tarafından yapılan bir araştırma,

found that older people with high levels of social integration Kelime

3:20

sosyal entegrasyonu yüksek yaşlı insanların

had a slower rate of memory decline Kalıp ifadeler

3:23

altı yıllık bir süre boyunca

Kelime

high levels of social integration: yüksek düzeyde sosyal bütünleşme

Sosyal bütünleşme, bir kişinin ilişkilerle, gruplarla ve toplum yaşamıyla ne ölçüde bağlantılı olduğunu ve bunlara ne ölçüde katıldığını anlatır. Bu cümlede high levels of social integration, yaşlı kişilerin güçlü ve düzenli sosyal bağlara sahip olduğu anlamına gelir. Burada integration, teknoloji veya sistemlerin birleştirilmesini değil, sosyal bir ağ içindeki bağlantıyı anlatır.

Alıştırma

Hangi durum high levels of social integration ifadesini en iyi gösterir?

  1. Bir kişi başkalarıyla iletişimden kaçınır ve toplum etkinliklerine hiç katılmaz.
  2. Bir mühendis iki yazılım sistemini tek bir platformda birleştirir.
  3. Yaşlı bir yetişkin düzenli olarak arkadaşlarıyla görüşür ve toplum etkinliklerine katılır.
Cevabı göster

Yaşlı bir yetişkin düzenli olarak arkadaşlarıyla görüşür ve toplum etkinliklerine katılır.

over a six-year period.

3:25

hafıza gerileme hızlarının daha yavaş olduğunu bulmuştur.

Anlatım akışı

A study by ... found that ...: sonucu vermeden önce kaynağı belirtmek

A study by ... found that ... kanıtı iki adımda düzenler. A study by + araştırmacı veya kurum kaynağı belirtir; found that + tam bir yan cümle ise araştırma sonucunu açıklar. Burada found, “araştırma yoluyla keşfetti” anlamındadır; “kayıp bir nesneyi buldu” anlamına gelmez. Kaynağın sonuçtan önce verilmesi, kanıtın nereden geldiğini görmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak A study by ... found that ... kalıbıyla tamamlayın ve kaynak olarak the university team ifadesini kullanın: ____ regular breaks improved concentration.

Cevabı göster

A study by the university team found that

Kalıp ifadeler

a slower rate of memory decline: daha yavaş hafıza gerileme hızı

Burada rate, değişim hızı anlamına gelir. A slower rate of memory decline, hafızanın zamanla kötüleşmeye devam edebileceğini, ancak bu kötüleşmenin karşılaştırma grubuna göre daha yavaş gerçekleştiğini anlatır. Karşılaştırma bildiren slower sözcüğünün bir referans noktasına ihtiyacı vardır. Bu ifade gerileme hızlarını karşılaştırır; gerilemenin durduğunu söylemez veya belirli bir anda hangi grubun hafıza düzeyinin daha yüksek olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

a slower rate of memory decline ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Hafızaları gerilemeye devam edebilir, ancak karşılaştırma grubuna göre daha yavaş geriler.
  2. Hafızaları hiç gerilemez.
  3. Hafıza düzeyleri şimdiden diğer herkesten daha yüksek olmalıdır.
Cevabı göster

Hafızaları gerilemeye devam edebilir, ancak karşılaştırma grubuna göre daha yavaş geriler.

The exact reason remains unclear, Kalıp ifadeler

3:27

Kesin neden hala belirsizdir,

Kalıp ifadeler

remains unclear: çözülememiş durumun sürmesi

Bu cümlede remains bir bağ fiilidir; unclear ise reason sözcüğünün durumunu anlatan bir sıfattır. Yapı özne + remain + sıfat şeklindedir. Burada remain, bir nesneyi bir yerde bırakmak anlamına gelmez. Remains unclear, cevabın daha önce de açık olmadığını ve şimdi de çözülemediğini belirtir. Bu ifade, kanıtların desteklediğinden daha güçlü bir iddiada bulunmadan belirsizliği kabul eder.

Alıştırma

Cümleyi remain fiilinin uygun biçimiyle ve ‘bilinmeyen’ anlamındaki sıfatla tamamlayın: After two inspections, the cause ____.

Cevabı göster

remains unclear

but experts suspect that social interaction Anlatım akışı

3:29

ancak uzmanlar sosyal etkileşimin

gives our brain a mental workout. Deyimler

3:32

beynimize zihinsel bir egzersiz sağladığından şüphelenmektedir.

Anlatım akışı

experts suspect that: doğrulanmamış uzman değerlendirmesini belirtmek

Experts iddianın kaynağını gösterir, suspect bir aktarma fiilidir ve that bu yargının içeriğini başlatır. experts suspect that bir bütün olarak sonraki açıklamayı doğrulanmış bir gerçek değil, ipuçlarına dayanan bir uzman değerlendirmesi olarak sunar. Burada suspect, bir şeyin büyük olasılıkla doğru olduğunu düşünmek demektir. Kimseyi bir suçla itham etmez. Bu ifade kesinlik düzeyini düşürür ve olası bir açıklamayla yerleşmiş bir sonucu ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Araştırmacıların ipuçları var ancak kanıtları yok. Hangi cümle sonucu doğru kesinlik düzeyiyle aktarıyor?

  1. Researchers proved that the fish died because the water became too warm.
  2. Researchers suspect that the fish died because the water became too warm.
  3. Researchers know that the fish died because the water became too warm.
Cevabı göster

Researchers suspect that the fish died because the water became too warm.

Deyimler

gives our brain a mental workout: etkin düşünmeyi egzersize benzeten mecaz

Bu cümlede gives our brain a mental workout bir mecazdır. give + something + a workout kalıbı bir şeyi yoğun biçimde çalıştırmak anlamına gelir; mental sözcüğü de burada harcanan çabanın fiziksel değil zihinsel olduğunu gösterir. Konuşmacı, sosyal etkileşimin dikkat, hafıza ve hızlı yanıt verme gibi becerileri zorlayarak beynin etkin kalmasına yardım edebileceğini anlatır. Gerçek anlamda spor salonunda yapılan bir egzersiz söz konusu değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede workout sözcüğü beyni zorlamak anlamında doğal bir mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. Working through the logic puzzle gave my brain a real workout.
  2. My brain lifted weights during the logic puzzle.
  3. The logic puzzle sent my brain to the gym.
Cevabı göster

Working through the logic puzzle gave my brain a real workout.

Just like muscle strength, Anlatım akışı

3:34

Tıpkı kas gücünde olduğu gibi,

we have to use our brain Dilbilgisi

3:35

beynimizi kullanmalıyız,

or risk losing it.

3:36

aksi takdirde onu kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız.

Anlatım akışı

Just like muscle...: bir benzetme başlatmak

Just like muscle strength cümlenin başında bir karşılaştırma kurar. Önce tanıdık bir durum verilir, sonra ana fikir sunulur: Kas gücü gibi beyin becerileri de kullanılmazsa zayıflayabilir. Just like + isim öbeği, ana cümle kalıbı bir benzetme olduğunu işaret ederek bilgiyi düzenler. Burada like, ‘benzer’ anlamındaki edattır; ‘hoşlanmak’ anlamındaki fiil değildir. just ise iki durum arasındaki yakın benzerliği vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle bir benzetme başlatmak için Just like + isim öbeği yapısını doğru kullanmıştır?

  1. Only like a map, a clear plan shows you where to go next.
  2. Just liking a map, a clear plan shows you where to go next.
  3. Just like a map, a clear plan shows you where to go next.
Cevabı göster

Just like a map, a clear plan shows you where to go next.

Dilbilgisi

have to ... or risk -ing: eylem ve sonuç

have to use our brain or risk losing it ifadesinde or, eşit iki seçenek sunmaz; “aksi takdirde” anlamına gelir. have to do A or risk doing B kalıbı, A yapılmadığında olumsuz B sonucunun ortaya çıkabileceğini ve bu nedenle A'nın gerekli olduğunu anlatır. risk sözcüğünden sonra bir eylem gelirse bu eylem -ing biçimini alır: risk losing doğrudur, risk to lose değildir. Buradaki it, beynin fiziksel olarak yok olmasını değil, beynin yetisini veya işlevini belirtir.

Alıştırma

Uyarıyı have to ... or risk + -ing kalıbıyla tamamlayın. complete ve miss sözcüklerini kullanın: You ____ the form today, or risk ____ the deadline.

Cevabı göster

have to complete · missing

But don't despair. Ton ve niyet

3:38

Ancak umutsuzluğa kapılmayın.

Ton ve niyet

Don't despair: umut azalırken güçlü bir teselli

Don't despair, “umudunuzu kaybetmeyin” anlamına gelir. Burada kaygı verici bir noktadan sonra dinleyiciyi rahatlatır ve çözümlere ya da cesaret verici önerilere geçişi işaret eder. Despair, worry sözcüğünden çok daha güçlüdür. Bu ifade, umutsuz görünebilen bir duruma uygundur; sıradan ve küçük bir kaygıya uygun değildir.

Alıştırma

Değerlendirin: Bir arkadaşınız kısa süreliğine kalemini bulamıyor. Ona “Don't despair.” demek genellikle doğal ve duruma uygun bir yanıttır.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

There are several steps you can take Kalıp ifadeler

3:39

Beyninizin anılarınızı korumasına yardımcı olmak için

to aid your brain in preserving your memories. Kalıp ifadeler

3:41

atabileceğiniz birkaç adım var.

Kalıp ifadeler

several steps you ... can take: atabileceğiniz adımlar

several steps you can take ifadesinde steps, yürürken atılan fiziksel adımlar değil, eylemler veya önlemler anlamına gelir. İfadenin tamamı, gerçekleştirebileceğiniz birkaç eylemi anlatır. you can take, steps sözcüğünü niteler. Bu yapı, that sözcüğünün atıldığı steps that you can take yapısıyla aynıdır. Kalıp genellikle uygulanabilir tavsiyeleri tanıtır; steps you can take to protect your data örneğinde olduğu gibi to + fiil hedefi gösterebilir.

Alıştırma

Bir rehber, okuyucuların hesaplarını korumak için yapabilecekleri eylemleri sıralamak üzere. Hangi giriş cümlesi en uygundur?

  1. There are several steps you can take to protect your account.
  2. There are several steps from the desk to the door.
  3. There are several numbered steps you should follow to reset your account.
Cevabı göster

There are several steps you can take to protect your account.

Kalıp ifadeler

aid ... in preserving: resmî aid + nesne + in + -ing yapısı

aid + kişi veya şey + in + -ing kalıbı, o kişi ya da şeyin bir etkinliği gerçekleştirmesine yardım etmek anlamına gelir. Burada your brain yardım alan ögedir; preserving your memories ise etkinliği belirtir. In etkinliği tanıtır, yer bildirmez. Aid, help sözcüğünden daha resmîdir. Bu nedenle yapı sağlık, teknik, politika ve akademik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Resmî aid ... in + -ing yapısını detect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new software aids doctors in ____ early signs of disease.

Cevabı göster

detecting

Make sure you keep physically active. Notlar

3:44

Fiziksel olarak aktif kaldığınızdan emin olun.

Ton ve niyet

Make sure you...: doğrudan bir hatırlatma

Make sure + özne + fiil, bir kişiye bir eylemin tamamlandığını veya bir koşulun yerine getirildiğini kontrol etmesini söyler. Burada Make sure you..., önemli bir sağlık tavsiyesini sunar: konuşan kişi dinleyenin bunu yalnızca düşünmesini değil, gerçekten uygulamasını ister. Emir yapısı olarak doğrudan bir hatırlatma veya talimat işlevi görür. Make sure, “kesinlik yaratmak” değil, “bunun gerçekleşmesini sağlamak” anlamına gelir.

Alıştırma

Hatırlatmayı bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ you lock the door before you leave.

Cevabı göster

Make sure

Kalıp ifadeler

keep physically active: fiziksel olarak aktif kalmak

Keep + sıfat, “bir durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelir. keep physically active ifadesinde active sıfattır; physically ise ne tür bir aktiflikten söz edildiğini belirten zarftır. Bu ifade, zaman içinde bedeni kullanmaya ve hareket ettirmeye devam etmek anlamına gelir. Yürümek, egzersiz yapmak veya hareket gerektiren günlük işler buna dâhil olabilir; zihinsel olarak uyanık ya da sosyal açıdan meşgul olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle düzenli bedensel hareketi anlatmak için keep physically active ifadesini kullanıyor?

  1. Calling her friends helps her keep socially active.
  2. Doing puzzles helps her keep mentally active.
  3. Daily gardening helps her keep physically active.
Cevabı göster

Daily gardening helps her keep physically active.

Increased blood flow to the brain is helpful.

3:46

Beyne giden kan akışının artması faydalıdır.

And eat well.

3:49

Ve iyi beslenin.

Your brain needs all the right nutrients

3:50

Beyninizin doğru bir şekilde işlemeye devam etmesi için

to keep functioning correctly. Dilbilgisi

3:52

tüm doğru besinlere ihtiyacı vardır.

Dilbilgisi

keep functioning correctly: keep + -ing ile devamlılık

Bu cümlede keep functioning correctly, doğru şekilde çalışmaya devam etmek anlamına gelir. Keep'ten sonra -ing biçimindeki functioning gelir; böylece beynin çalışması zaman içinde devam eden bir süreç olarak anlatılır. keep + -ing kalıbı, durmadan devam eden bir eylemi veya süreci anlatabilir: Bir makine keep running, bir sistem ise keep working olabilir. Bu kalıpta keep'ten sonra fiilin yalın biçimi kullanılmaz.

Alıştırma

function fiilinin doğru -ing biçimini kullanın: With regular maintenance, the machine can keep ____ correctly.

Cevabı göster

functioning

And finally,

3:54

Ve son olarak,

give your brain a workout. Deyimler

3:55

beyninize egzersiz yaptırın.

Deyimler

give your brain a workout: zihinsel egzersiz benzetmesi

Give your brain a workout, düşünmenizi, hatırlamanızı veya öğrenmenizi sağlayan bir etkinlikle zihninizi zorlamak anlamına gelir. Zihinsel çabayı fiziksel egzersize benzetir; beyin gerçek anlamda spor salonuna gitmez. give + something + a workout kalıbı, bir şeyi yoğun biçimde çalıştırmak veya tam kapasiteyle kullanmak anlamına gelir. Buradaki workout, a'dan sonra gelen tek kelimelik sayılabilir bir isimdir; iki kelimelik work out fiil öbeği değildir.

Alıştırma

Cümleyi zihinsel egzersiz anlamındaki tek kelimelik isimle tamamlayın: A tricky riddle can give your brain a ____.

Cevabı göster

workout

Exposing your brain to challenges like learning Dilbilgisi

3:57

Yeni bir dil öğrenmek gibi zorluklarla beyninizi karşı karşıya bırakmak,

a new language is one of the Dilbilgisi

3:59

anılarınızı sağlam tutmak için

best defenses for keeping your memories intact.

4:01

en iyi savunmalardan biridir.

Dilbilgisi

Exposing your brain to challenges ...: özne görevindeki -ing yapısı

Exposing your brain to challenges like learning a new language ifadesinin tamamı, özne görevinde kullanılan bir -ing öbeğidir. Bir etkinliği tek bir şey olarak adlandırdığı için ana fiil tekildir: is. expose A to B kalıbı, A’yı B ile temas ettirmek anlamına gelir. Burada challenges, B konumundadır ve like learning a new language bu zorluklara bir örnek verir. Exposing burada etken anlamdadır: biri beyne bilinçli olarak yararlı zorluklar sunar. Beynin pasif biçimde tehlikeye atıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

-ing öbeğini doğru biçimde özne yapan ve tekil fiille eşleştiren cümleyi seçin.

  1. Exposing children to different kinds of music help them discover new interests.
  2. Expose children to different kinds of music helps them discover new interests.
  3. Exposing children to different kinds of music helps them discover new interests.
Cevabı göster

Exposing children to different kinds of music helps them discover new interests.

Dilbilgisi

one of the best defenses: en üstünlük derecesi + çoğul isim

one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim yapısı, çok yüksek değerlendirilen bir gruptan bir üyenin seçildiğini belirtir. one of the best ifadesinden sonra defense değil, çoğul defenses kullanılır. Tekil is, önceki etkinlik öbeğiyle uyumludur; defenses tamamlayıcının içindedir ve fiilin biçimini belirlemez. one of the best defenses, bu yaklaşıma çok güçlü ve olumlu bir değerlendirme verir; ancak onun tek savunma veya kesinlikle en iyi savunma olduğunu iddia etmez. for keeping your memories intact amacı belirtir; intact, bütün ve zarar görmemiş demektir.

Alıştırma

one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısını tamamlamak için defense sözcüğünün doğru biçimini kullanın: A regular backup routine is one of the best ____ against data loss.

Cevabı göster

defenses