"Sadece İyi Arkadaş" Olmanın Avantajları: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Video arkadaşlığın başarısız bir aşk olduğu fikrini reddediyor; daha nazik ve kalıcı bir yakınlık sunabildiğini ve yaşamda merkezi bir yeri hak ettiğini savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "just good friends." — Konuşma edimbilimi ve tutum: tarafsız bir tanım değil, nazik bir romantik ret olduğunu fark edin ve koyduğu sınırı anlayın. 2. "stick by us" — Phrasal verbler: zorlukta “sadık kalıp desteklemek” anlamını öğrenin ve güvenilir ilişkileri anlatın. 3. "an arena in which" — Deyimler ve mecazi ifadeler: arena sözcüğünü stadyum değil alan olarak okuyun ve orada olabilecekleri resmî ilgi cümleciğiyle tanıtın.
Bu derste
One of the most subtly hurtful and quietly damning of all remarks, Kalıp ifadeler
0:00Tüm sözler arasında en ince şekilde inciten ve sessizce mahkûm edenlerden biri,
İnce biçimde incitici ve sessizce mahkûm edici
Bu ifadede subtly, hurtful sıfatını niteler: söz, dolaylı ya da fark edilmesi zor bir biçimde duygusal acı verir. Quietly ise damning sıfatını niteler: söz, dramatik görünmeden veya gücünü açıkça göstermeden bir kişiye ya da şeye ciddi zarar verir veya onu güçlü biçimde mahkûm eder. Buradaki quietly yalnızca düşük ses düzeyini değil, yargının ifade ediliş biçimini ve ne kadar görünür olduğunu anlatır. Birbirine paralel zarf + sıfat yapıları, dışarıdan ölçülü görünen ama ciddi olumsuz etki yaratan bir anlatım oluşturur.
Alıştırma
Örnekteki “subtly hurtful and quietly damning” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Alçak sesle söylenen ama zarar vermeyen
- Açıkça hakaret eden ve yüksek sesle suçlayan
- Ölçülü ve dolaylı bir biçimde zarar verici ve güçlü biçimde mahkûm edici
Cevabı göster
Ölçülü ve dolaylı bir biçimde zarar verici ve güçlü biçimde mahkûm edici
perhaps sweetly delivered on the doorstep at the end of a long evening
0:05belki de uzun bir gecenin sonunda kapı eşiğinde tatlı bir şekilde söylenen,
with the taxi still hovering somewhere just out of sight,
0:09taksi hâlâ gözden biraz uzak bir yerlerde beklerken edilen,
is the suggestion that we should in the end probably remain just good friends. Ton ve niyet
0:13sonunda muhtemelen sadece iyi arkadaş olarak kalmamız gerektiği önerisidir.
Kibar bir romantik sınır olarak just good friends
Burada just, ilişkiyi yalnızca arkadaşlıkla sınırlar. Flört veya romantik ilişki bağlamında remain just good friends genellikle çift olmamak ya da çift olarak devam etmemek anlamına gelir. İfade, good friends bağı olumlu gösterdiği için pozitif duyulur; ancak temel söylem işlevi romantik bir ilişkiyi nazikçe reddetmek veya sınır koymaktır. Bu anlamı tek başına ifade değil, bağlam oluşturur. Romantik olmayan bir bağlamda ise gerçek anlamıyla arkadaşlığı anlatabilir.
Alıştırma
Flört bağlamında “Let’s remain just good friends” genellikle konuşanın romantik ilişkinin devam etmesini istediği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
We know exactly what to understand by this.
0:20Bununla tam olarak ne kastedildiğini çok iyi biliyoruz.
Şefkatli bir geleceğe giden yolun nazikçe ama kararlılıkla kapatılması
Cümlede yol benzetmesi kullanılır: Olası bir romantik gelecek bir yol gibi düşünülür ve bu yolun kapatılması, o olasılığa erişimin sona ermesi anlamına gelir. Burada gerçek bir yoldan söz edilmez. gently but firmly ifadesi, mesajın iletilme biçimini kararın kendisinden ayırır. Mesaj nazikçe verilir, ancak karar açıktır ve pazarlığa açık değildir.
Alıştırma
Bu cümlede gently but firmly closed off neyi gösteriyor?
- Konuşmacı bir kararı nazikçe erteliyor.
- Gerçek bir yol geçici olarak kapalıdır.
- Nazik bir anlatımın arkasında kesin bir ret vardır.
Cevabı göster
Nazik bir anlatımın arkasında kesin bir ret vardır.
the ignored, and the lightly despised.
0:33göz ardı edilenlerin ve hafifçe hor görülenlerin kategorisine itiliyoruz.
being shunted into the category: edilgen biçimde bir kategoriye itilmek
Shunt aslen bir aracı, özellikle bir tren vagonunu, başka bir raya taşımak anlamına gelir. Burada edilgen being shunted into the category ifadesi, sınıflandırmayı zorunlu bir harekete dönüştürür: başka insanlar veya koşullar konuşmacıyı bir etiketin içine itmektedir. Benzetme, kişinin çok az kontrolü olduğunu ve daha az değer verilen ya da kenara itilmiş bir konuma taşındığını düşündürür. Liste, konuşmacının kendisini nasıl sınıflandırılmış hissettiğini açıklar; bu etiketlerin nesnel olarak doğru olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
İstenmeyen, edilgen bir yeniden atamayı göstermek için be shunted into ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- After the merger, the small research team was shunted into a low-priority division.
- The editor grouped the articles by publication date.
- The librarian put the returned books onto a cart.
Cevabı göster
After the merger, the small research team was shunted into a low-priority division.
The other must in some way have worked out the despicable truths about us, Öbek fiiller
0:36Karşımızdaki kişi bir şekilde bizimle ilgili o aşağılık gerçekleri,
worked out: ipuçlarından bir sonuca ulaşmak
Bu cümlede worked out, ipuçları üzerinde düşünerek bir şeyi çıkarıp anladı anlamına gelir. Diğer kişi bu rahatsız edici gerçekleri doğrudan duymak yerine durumdan hareketle çıkarmış gibi görünüyor. Kalıp work out + isim öbeği veya work out + that yan cümlesi şeklindedir. Bu anlamda düşünme, hesaplama ya da kanıt kullanma yoluyla bir anlayışa veya sonuca ulaşmayı vurgular.
Alıştırma
Örnekte vurgulanan iki sözcüklü deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: After comparing the timestamps, Amir ____ that the photo had been edited.
Cevabı göster
worked out
and has logically decided to take their leave. Kalıp ifadeler
0:46ve mantıklı bir şekilde ayrılmaya karar vermiştir.
take their leave: ayrılmanın resmî bir yolu
Take their leave, vedalaşıp ayrılmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada leave, ayrılma eylemini belirten bir isimdir; their ise take + iyelik biçimi + leave kalıbını tamamlar. İfade resmî ve biraz eski moda duyulduğu için edebî ya da törensel bir hava yaratır. Cinsiyeti veya kimliği belirtilmeyen tek bir kişi de their ile ifade edilebilir.
Alıştırma
Resmî bir hikâyedeki şu kullanımı değerlendirin: “After thanking the host, the ambassador took their leave.”
- Doğal: Büyükelçinin vedalaşıp ayrıldığı anlamına gelir.
- Doğal değil: Büyükelçinin tatile başladığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Doğal: Büyükelçinin vedalaşıp ayrıldığı anlamına gelir.
and elevated hopes only a few hours before.
0:54ve yüksek umutlarla çıktığımız daireye, yıkılmış bir hâlde döneriz.
with butterflies: gergin heyecan ve beklenti
Burada with butterflies, gergin bir heyecan ve beklenti içinde olmak demektir. Yaygın have butterflies in your stomach ifadesinin eksiltili bir kullanımıdır; yani gerçek kelebeklerden söz edilmez. Bu imge, önemli bir olaydan önceki karmaşık duyguları anlatır: umut dolu heyecanın yanında bedensel bir gerginlik vardır; yalnızca korkuyu ifade etmez.
Alıştırma
Heyecanlı gerginliği anlatan deyimi tamamlayın: Before my first concert, I had ____ in my stomach.
Cevabı göster
butterflies
We hear the invitation to a friendship as synonymous with insult Kalıp ifadeler
0:58Arkadaşlık teklifini bir hakaretle eş anlamlı olarak duyarız,
hear A as synonymous with B: bir mesajı yorumlamak
Burada hear, yalnızca bir sesi duymak değil, bir mesajı yorumlamak veya algılamak demektir. hear A as B yapısı, dinleyenin A'ya verdiği anlamı ya da etkiyi gösterir: arkadaşlık daveti bir hakaret olarak yorumlanır. Synonymous with normalde aynı anlama gelmek demektir. Burada daha esnek ve öznel biçimde kullanılır: dinleyenin duygusal ve toplumsal yorumunda davet fiilen reddedilmeyi iletir ve bu yüzden hakarete eşdeğer hissettirir; sözcüklerin sözlükte eş anlamlı olduğu iddia edilmez.
Alıştırma
“Maya heard the manager's silence as a refusal,” cümlesinde heard A as B yapısı ne anlama gelir?
- Maya yöneticinin refusal sözcüğünü söylediğini duydu.
- Maya sessizliği bir ret olarak yorumladı.
- Maya silence ve refusal sözcüklerinin sözlükte tam eş anlamlı olduğuna inanıyordu.
Cevabı göster
Maya sessizliği bir ret olarak yorumladı.
Friendship is the paltry depleted consolation prize. Deyimler
1:13Arkadaşlık ise değersiz, içi boşaltılmış bir teselli armağanıdır.
“Aşk amaçtır... Arkadaşlık teselli ödülüdür” biçimindeki paralel karşıtlık
İki kısa cümlecik, aşkı ve arkadaşlığı bir değer ölçeğinin zıt uçlarına yerleştirmek için aynı “X is Y” kalıbını kullanır. Aşk hayatın en yüce amacı olarak yükseltilirken arkadaşlık, romantik ilişkiyi elde edememenin ardından alınan zayıf bir ödüle indirgenir. Bu sıkıştırılmış ya o ya bu karşıtlığı, romantik aşk kültürünün mesajını bilinçli olarak sert ve sloganı andıran bir biçimde sunar. Bağlam içinde bu, yazarın eleştirmek üzere ortaya koyduğu bir inancın özetidir; arkadaşlığın gerçekten daha az değerli olduğuna dair nihai bir iddia değildir.
Alıştırma
Bu parçada paralel yapının temel işlevi nedir?
- Arkadaşlık ile romantik aşkın tamamen aynı değere sahip olduğunu savunur.
- Romantik aşk ile arkadaşlık arasında aşırı bir hiyerarşi kurarak daha sonra yapılacak eleştiriye zemin hazırlar.
- Aşk ve arkadaşlık için iki tarafsız sözlük tanımı verir.
Cevabı göster
Romantik aşk ile arkadaşlık arasında aşırı bir hiyerarşi kurarak daha sonra yapılacak eleştiriye zemin hazırlar.
consolation prize: daha az istenen bir alternatif
Consolation prize, gerçek anlamıyla ana ödülü kazanamayan birine verilen küçük bir ödüldür. Mecazi anlamda ise kişinin gerçekten istediği şeyi elde edememesinden sonra daha düşük değerli bir alternatif olarak görülen şeyi ifade eder. Burada arkadaşlık, romantik aşk elde edilemediğinde geriye kalan şey olarak sunulur. Yanındaki sıfatlar bu sıralamayı daha da aşağılayıcı hâle getirir ve metin bu önyargıyı desteklemek için değil, sorgulamak için ortaya koyar.
Alıştırma
Cümleyi daha az istenen bir alternatifi anlatan kalıpla tamamlayın: After the lead role went to someone else, the smaller part felt like a ____.
Cevabı göster
consolation prize
Though this seems like unsurprising common sense, Anlatım akışı
1:19Bu şaşırtıcı olmayan bir sağduyu gibi görünse de,
Though this seems like unsurprising common sense: bir ödünleme çerçevesi kurmak
Cümle başındaki Though yan cümlesi, açık görünen bir düşünceyi geçici olarak kabul eder: bu, şaşırtıcı olmayan sağduyulu bir düşünce gibi görünmektedir. Ancak bu kullanım, yazarın o görüşü sonunda kabul ettiği anlamına gelmez. Yazar tanıdık görüşü önce vererek ardından gelen kanıtlar için karşıtlık çerçevesi kurar. Yapı şöyle anlaşılabilir: “Though X seems true, Y gives us a reason to question X.”
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun ve baştaki Though yan cümlesinin işlevini seçin: “Though this seems like unsurprising common sense, the evidence points elsewhere.”
- Tanıdık bir görüşü ödünleme olarak sunup ardından farklı bir temel iddia getirir.
- Yazarın nihai sonucunu hiçbir sınırlama olmadan bildirir.
- Tanıdık görüşü kanıtlayan delili sunar.
Cevabı göster
Tanıdık bir görüşü ödünleme olarak sunup ardından farklı bir temel iddia getirir.
what should detain us and encourage us to probe a little Dilbilgisi
1:22bizi durdurması ve biraz daha irdelemeye teşvik etmesi gereken şey,
What should detain us ... is one basic source of evidence: uzun bir özne yan cümlesi
what ile love's behalf arasındaki bölümün tamamı, özne görevinde bir isim yan cümlesidir. Burada what, the thing that anlamındadır: “the thing that should detain us and encourage us to probe ...”. Ana cümlenin fiili ancak is sözcüğünde gelir. Özne yan cümlesinin içinde should hem detain hem encourage fiillerini yönetir; us her ikisinin de nesnesidir ve to probe, encourage fiilinin anlamını tamamlar. Cümlenin büyük yapısı “What ... is one basic source of evidence” şeklindedir; bu yapı, durup düşünmemize yol açan nedeni odağa yerleştirir.
Alıştırma
“What should detain us and encourage us to probe the claims is one basic source of evidence” cümlesinde ana cümlenin fiili hangi sözcüktür?
- is
- should
- encourage
- detain
Cevabı göster
is
on love's behalf: soyut bir fikir adına konuşmak
On someone's behalf, “birinin temsilcisi olarak” veya “o kişinin çıkarlarını desteklemek için” anlamına gelir. Burada love bir insan gibi ele alınır: claims made on love's behalf, insanların aşkı savunmak veya yüceltmek için öne sürdükleri iddialardır. Aşk gerçekte kimseden kendi adına konuşmasını istememiştir. Bu ifade, yazarın kültürün aşk lehine söylediklerini sorgulamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlede claims made on love's behalf ne anlama gelir?
- Aşkın gerçekten bir avukattan sunmasını istediği iddialar
- İnsanların aşkı savunmak veya yüceltmek için öne sürdüğü iddialar
- Soyadı Love olan kişilerin öne sürdüğü iddialar
Cevabı göster
İnsanların aşkı savunmak veya yüceltmek için öne sürdüğü iddialar
If we were to judge love chiefly by its impact, Dilbilgisi
1:39Eğer aşkı temel olarak etkisiyle yargılayacak olsaydık,
the viciousness of the insults that unfold in its name,
1:47onun adına savrulan hakaretlerin acımasızlığıyla yargılasaydık,
the extent ... the depths ... the viciousness: giderek şiddetlenen bir liste
Paralel yapıdaki üç isim öbeği, kanıtları giderek şiddetlenen bir sıra içinde düzenler: tears duygusal acıyı gösterir, frustrations sıkıntıyı derinleştirir ve vicious insults en düşmanca sonucu belirtir. Tekrarlanan the + noun + of + noun yapısı her öğeye benzer bir ağırlık verirken anlamlar giderek sertleşir. Baştaki by, sevgiyi etkilerine göre değerlendirme düşüncesini önceki bölümden devam ettirir. that unfold in its name, insults sözcüğünü niteler; its ise love sözcüğüne gönderme yapar. Yani hakaretler sevgi adına gerçekleşir.
Alıştırma
Bu cümlede tears, frustrations ve vicious insults sözcüklerinin sıralanışı ne sağlar?
- En güçlü kanıttan en zayıf kanıta ilerler.
- Duygusal acıdan giderek daha düşmanca sonuçlara ilerler.
- Sevgiyle ilgili eşit derecede tarafsız üç tanım sunar.
- Birbiriyle ilgisiz üç olayı zaman sırasıyla listeler.
Cevabı göster
Duygusal acıdan giderek daha düşmanca sonuçlara ilerler.
If we were to judge...: resmî bir varsayım koşulu
if + özne + were to + fiilin yalın hâli, bilinçli bir mesafeyle varsayımsal bir koşul sunar. If we were to judge, “değerlendirdiğimizi varsayalım” anlamına gelir; geçmişte gerçekleşmiş bir değerlendirmeyi anlatmaz. Ana cümle, hayal edilen sonucu would ile verir: If we were to judge love..., we wouldn't continue.... Bu yapı, mümkün, düşük olasılıklı veya bilinçli biçimde kuramsal tutulan bir varsayımın sonucunda ne olacağını sınamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hedef yapıyı kullanarak resmî varsayım cümlesini tamamlayın: If we ____ the proposal by cost alone, we would reject it.
Cevabı göster
were to judge
mistake A for B: A'yı yanlışlıkla B olarak tanımak
mistake A for B kalıbı, A'yı yanlışlıkla B olarak tanımak anlamına gelir. Burada A, love sözcüğüne gönderme yapan it; B ise a form of illness ifadesidir. Cümle, tıbbi bir iddiada bulunmak yerine birinin sevgiyi yanlışlıkla hastalık olarak sınıflandırdığını hayal eder. Yapı mistake + nesne A + for + isim öbeği B şeklindedir. Kullanılan edat for, geçmiş zaman biçimi ise mistook A for B'dir.
Alıştırma
Cümleyi mistake A for B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Nina ____ the sound of rain ____ footsteps.
Cevabı göster
mistook · for
The scenes that typically unfold between lovers
1:59Âşıklar arasında tipik olarak gelişen sahneler,
would scarcely be considered imaginable: temkinli bir olumsuz yargı
would scarcely be considered imaginable ifadesinde would varsayımsal ya da temkinli bir değerlendirme belirtir, be considered edilgen yapıdadır ve imaginable değerlendirmenin içeriğidir. Değerlendirmeyi kimin yaptığı belirtilmez. Scarcely, “neredeyse hiç” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak bu tür sahnelerin hayal edilmesi neredeyse imkânsız sayılacağını anlatır; They are unimaginable şeklindeki doğrudan ifadeden daha ölçülü ve resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse kesinlikle öyle değerlendirilmeyecekti” anlamındaki dört sözcüklü resmî kalıpla tamamlayın. Without strong evidence, that claim ____ credible by most researchers.
Cevabı göster
would scarcely be considered
Those we love, we honor with our worst moods, Anlatım akışı
2:08Sevdiklerimizi en kötü ruh hâllerimizle,
Those we love, we honor...: nesnenin öne alınması ve ironik değer tersine çevirmesi
Those we love, honor fiilinin nesnesidir ve nötr We honor those we love... sırasından cümlenin başına taşınmıştır. Bu nesne öne alma, sevdiğimiz insanları konu hâline getirir ve cümleye bilinçli, retorik bir başlangıç verir; doğrudan hitap değildir. Honor normalde saygı göstermeyi veya olumlu bir armağanı anlatır. Bu fiilin worst moods, unfair accusations ve wounding insults ile eşleştirilmesi olumlu değeri tersine çevirir ve ironi yaratır: cümle, insanların sevdiklerine başkalarından daha kötü davranma alışkanlığını eleştirir. our ile başlayan üç paralel isim grubu ritim yaratır ve suçlamayı yoğunlaştırır.
Alıştırma
Cümledeki sözcük sırası ve honor kullanımı ne sağlar?
- Those we love ifadesini doğrudan hitap olarak kullanır ve honor fiilini samimi övgü anlamında verir.
- Those we love ifadesini odağa alır ve sevdiklerimize ne kadar kötü davrandığımızı eleştirmek için honor fiilini ironik kullanır.
- Üç olumsuz ögeyi saygı gösteren armağanlar olarak sunar.
- İnsanların en iyi davranışlarını sevdiklerine sakladığını söyler.
Cevabı göster
Those we love ifadesini odağa alır ve sevdiklerimize ne kadar kötü davrandığımızı eleştirmek için honor fiilini ironik kullanır.
for everything that's gone wrong in our lives.
2:19suçlamaları yönelttiğimiz kişiler âşıklarımızdır.
It's to our lovers that ...: it-cleft vurgu yapısı
Bu, It is + odaklanan öge + that + cümlenin geri kalanı biçimindeki bir it-cleft vurgu yapısıdır. Burada to our lovers odak konumuna getirilir; böylece suçun kime yöneltildiği vurgulanır. Normal sözcük dizilişinde temel mesaj We direct blame to our lovers for everything.... olur. Bu vurgu yapısındaki it herhangi bir şeye gönderme yapan bir zamir değil, biçimsel bir öznedir; that ise kalan bilgiyi başlatır.
Alıştırma
Hangi cümle paketin gönderildiği yeri vurgulamak için bir it-cleft yapısı kullanıyor?
- It was to the new office that we sent the parcel.
- We sent the parcel to the new office.
- It was the parcel that we sent to the new office.
Cevabı göster
It was to the new office that we sent the parcel.
without bothering to explain it. Dilbilgisi
2:25ne demek istediğimizi tamamen anlamalarını beklediğimiz kişiler onlardır.
without bothering to explain it: çaba göstermemek
without bothering to explain it ifadesinde bother, ‘birini rahatsız etmek’ değil, ‘çaba göstermek’ veya ‘zahmete girmek’ anlamına gelir. İfade, ne demek istediğimizi açıklamak için en küçük bir çaba bile göstermediğimizi anlatır. Kalıp without + ulaç biçimindedir; bu nedenle bother, bothering olur. Ardından bother, to + fiilin yalın biçimini alır: without bothering to + fiil. Atlanan eylem kolay, beklenen veya gerekli göründüğünden ifade çoğu zaman eleştiri de taşır.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlamak için bother sözcüğünün doğru biçimini ve read fiilini kullanın: Leo opened the box without ____ the warning label first.
Cevabı göster
bothering to read
It's to their minor errors and misunderstandings
2:27Onların küçük hatalarına ve yanlış anlamalarına
whose mention should crush us at the end of a date,
2:40bir randevunun sonunda adı geçtiğinde bizi yıkması gereken o durumda,
Karşılaştırmalı söylem belirteci olarak by comparison
By comparison, dinleyiciye ardından gelen bilgiyi daha önceki bir duruma göre değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Burada tartışmayı romantik ilişkilerdeki davranışlardan arkadaşlıktaki davranışlara taşır ve değerlendirme ölçütünün değiştiğini bildirir. Bu ifade neden-sonuç ilişkisi değil, karşıtlık kurar: arkadaşlık, önceki tartışmaya göre daha olumlu sunulur.
Alıştırma
Hangi seçenek, bir sonuç veya örnek sunmak yerine ikinci yolu birinci yola göre değerlendiren bir bağlayıcı kullanıyor?
- The first route was closed. As a result, we took the second route.
- The first route is steep. By comparison, the second route is easy to walk.
- Some routes are hard to follow. For example, the forest path has no signs.
Cevabı göster
The first route is steep. By comparison, the second route is easy to walk.
We expect a little less and therefore by extension Anlatım akışı
2:55Biraz daha az şey bekleriz ve dolayısıyla bu yolla
Mantıksal olarak genişletilen bir sonuç için by extension
By extension, ilk iddiadaki aynı akıl yürütmeyi daha ileri taşıyarak ulaşılan ek bir sonucu sunar. Burada daha az şey beklemek, insanların çok daha fazlasını affedebileceği sonucunu destekler. Bu ifade yalnızca bilgi eklemez. Dinleyiciye önceki mantığı bağlantılı bir sonuca, duruma veya daha geniş bir kapsama uygulaması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir fikri bağlantılı bir duruma uygulamak için by extension ifadesini doğru kullanıyor?
- Company policy bans personal devices in laboratories. By extension, smartwatches must stay outside too.
- The laboratory was cold. By extension, we put on our coats.
- The laboratory has two emergency exits. By extension, it also has a first-aid kit.
Cevabı göster
Company policy bans personal devices in laboratories. By extension, smartwatches must stay outside too.
and so treat failings lightly and humanely.
3:03ve bu yüzden kusurlara hafifçe ve insanca yaklaşırız.
and stick by us whatever we do, Öbek fiiller
3:11ve ne yaparsak yapalım yanımızda durmalarını hayal etmeyiz,
without reserve: tamamen ve hiçbir şeyi geri tutmadan
Bu cümlede without reserve, admire fiilini niteler. Tamamen, hiçbir kısıtlama ya da çekince olmadan demektir. Hayranlık bütünüyle ve koşulsuz olurdu; reserve burada saklı tutulan bir şeyi ifade eder, rezervasyonu veya stoklanmış bir malzemeyi değil. Aynı yapı, kişi hiçbir şeyi geri tutmadığında övgü, destek, güven, onay veya duygu ve düşüncelerin ifade edilmesini anlatabilir.
Alıştırma
“The committee endorsed the plan without reserve.” cümlesinde without reserve ne anlama gelir?
- Yalnızca bir yer ayırttıktan sonra
- Tamamen, hiçbir şüphe veya sınır olmadan
- Özel olarak ve pek az hevesle
Cevabı göster
Tamamen, hiçbir şüphe veya sınır olmadan
stick by us: sadık kalmak ve desteklemeyi sürdürmek
Stick by someone, özellikle sıkıntı, eleştiri veya belirsizlik sırasında bir kişiye sadık kalmak ve onu desteklemeyi sürdürmek demektir. Buradaki stick by us, ne olursa olsun arkadaşların bizi desteklemeyi sürdürmesi anlamına gelir; fiziksel olarak yapışmayı anlatmaz. by, bu öbek fiilin sabit parçasıdır: stick by + kişi. Cümlenin bütünü, ne yaparsak yapalım arkadaşların bize sınırsız destek vermek zorunda olduğu fikrini reddeder.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın zor bir dönemde arkadaşına sadık kaldığı anlamına gelir?
- Maya stood by the entrance during the investigation.
- Maya stuck by her friend during the investigation.
- Maya stuck to her plan during the investigation.
Cevabı göster
Maya stuck by her friend during the investigation.
pleasing ourselves as well as our companions along the way.
3:16yol boyunca sadece dostlarımızı değil, kendimizi de memnun ederiz.
put in effort: sonucu iyileştirmek için enerji harcamak
Bu cümlede put in effort, davranışı veya bir sonucu iyileştirmek için etkin biçimde enerji, dikkat ve özen harcamak anlamına gelir. Put in öbek fiili, effort sözcüğünü bir etkinliğe yapılan katkı olarak sunar; fiziksel bir nesneyi bir şeyin içine koymak anlamına gelmez. Bu kalıp eğitim, iş, ilişkiler veya projeler hakkında konuşurken kullanılabilir: kişi daha iyi bir sonuç elde etmek için çaba harcar.
Alıştırma
Hangi cümlede put in the effort, bir sonuç elde etmek için enerji harcamak anlamında kullanılmıştır?
- Please put the supplies in the storage room before the event.
- We need to put off the event until everyone arrives.
- Everyone needs to put in the effort if we want the event to succeed.
Cevabı göster
Everyone needs to put in the effort if we want the event to succeed.
our best selves: kendimizin en iyi hâli
Our best selves, “kendimizin en iyi hâli” anlamına gelir: olabileceğimiz en nazik, olgun veya yetkin durumdur. İnsanların bir durumunu veya yönünü anlatır; ayrı kişilikleri ifade etmez. Burada ifade, we sözcüğünü açıklayan cümle sonu bir tamamlayıcıdır: arkadaşlarla birlikte olmak bu daha iyi hâlimizi ortaya çıkarır. Özne olan we/our çoğul olduğu için self de our best selves biçiminde çoğul olur. Tek bir kişi my best self der.
Alıştırma
Cümleyi our best selves ifadesinin tekil biçimiyle tamamlayın: When I stay calm and kind under pressure, I am being my ____.
Cevabı göster
best self
Paradoxically, it's friendship that offers us the real route Anlatım akışı
3:25Çelişkili bir şekilde, romantizmin aşkla ilişkilendirdiği zevklere giden
to the pleasures that romanticism associates with love.
3:29gerçek yolu bize sunan şey arkadaşlıktır.
Paradoxically, it's friendship that ...: tersine dönüş ve odak yapısı
Paradoxically, dinleyiciye sıradaki iddianın bilinen bir beklentiyi tersine çevirdiğini bildirir: romantik aşk genellikle derin duygusal hazzın temel kaynağı sayılırken bu cümle onun yerine dostluğa işaret eder. Böylece tersine dönüşü iddiadan önce belirterek düşünce akışını düzenler. it's friendship that offers ... odak yapısı friendship sözcüğünü güçlü biçimde öne çıkarır. Real route bir yol metaforudur; the pleasures ise anlayış, hoşgörü, iyilik ve yoldaşlık gibi deneyimleri anlatır. İddia, aşk ile dostluk arasındaki alışılmış değer sıralamasına karşı çıkar; romantik aşkın bunları hiçbir zaman sağlayamayacağını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle görünürdeki bir çelişkiyi en iyi biçimde belirtir ve patience üzerinde güçlü bir karşıtlık odağı kurar?
- Paradoxically, it's patience that helps the discussion move faster.
- Paradoxically, patience and speed are completely unrelated.
- Fortunately, patience helps the discussion move faster.
Cevabı göster
Paradoxically, it's patience that helps the discussion move faster.
is only a reflection of how underdeveloped
3:35arkadaşlığa dair günlük vizyonumuzun ne kadar az gelişmiş hâle geldiğinin
That this sounds surprising: özne görevindeki that yan cümlesi
That this sounds surprising, is fiilinin öznesi olarak çalışan bir içerik yan cümlesidir. Burada that bir yan cümle belirtecidir; that book örneğindeki gibi bir şeyi gösteren sözcük değildir. this sounds surprising önermesinin tamamı değerlendirilebilecek tek bir bütün hâline getirilir. Ana yüklem is only a reflection of ... bölümüdür ve bu tepkinin neyi ortaya çıkardığını açıklar. This önceki iddiaya gönderme yapar. Bu resmî yapı, yazarın tam bir yargıyı konu hâline getirip ardından onun anlamını veya nedenini yorumlamasını sağlar.
Alıştırma
Önermeyi özne yapan tek sözcüklü yan cümle belirtecini kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: ____ the lights are still on suggests that someone is inside.
Cevabı göster
That
once in a while: ara sıra ve düzensiz sıklık
Once in a while, “bazen” veya “ara sıra” anlamına gelir. Bir şeyin seyrek ve sabit bir programa bağlı olmadan gerçekleştiğini anlatır. Burada see fiilini niteler: Bu kişiler yalnızca ara sıra görüşür. İfadenin tamamını tek bir zaman ifadesi olarak anlayın; once ile bir süreyi belirten while sözcüklerinin ayrı anlamlarını birleştirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi “ara sıra, sabit bir program olmadan” anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın: We have lunch together ____.
Cevabı göster
once in a while
But real friendship is something altogether more profound
3:48Ama gerçek arkadaşlık, tamamen daha derin
can get a sense of each other's vulnerabilities, Kalıp ifadeler
3:56birbirlerinin kırılganlıklarını hissedebileceği,
appreciate each other's follies without recrimination,
3:58birbirlerinin aptallıklarını suçlamadan takdir edebileceği,
reassure one another as to their value,
4:01birbirlerine değerlerini hissettirerek güven verebileceği,
an arena in which: bir ortamı anlatan resmî benzetme
Arena sözcüğü gerçek anlamıyla halka açık etkinliklerin veya yarışmaların yapıldığı bir yerdir; ancak burada önemli deneyim ve eylemlerin gerçekleşebildiği bir ortamı anlatan benzetmedir. İki kişinin birbiriyle yarıştığını ima etmez. İlgi ifadesi in which, arena sözcüğünü ardından gelen olasılıklara bağlar: Arkadaşlık, insanların kırılganlıklarını gösterebildiği, kusurları kabul edebildiği ve birbirlerine güven verebildiği ortamdır. Bu resmî kalıp, “bir şeyin gerçekleştiği ortam veya alan” olarak anlaşılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede an arena in which ne anlama geliyor? “A good workshop is an arena in which beginners can test new ideas safely.”
- Bir kişinin mutlaka kazanması gereken bir yarışma
- Etkinliğin gerçekleşebileceği bir ortam
- Bir stadyumun içindeki seyirci bölümü
Cevabı göster
Etkinliğin gerçekleşebileceği bir ortam
get a sense of: genel bir izlenim edinmek
Get a sense of, bir şey hakkında genel bir izlenim veya kısmi bir anlayış edinmek demektir. Tam ya da kesin bilgiye sahip olunduğunu göstermez. Burada iki kişi, birbirinin hassas yanlarını yavaş yavaş fark edip anlar. Bu ifade iddiayı temkinli tutar: Her şeyi bilmeden önemli bir şeyi algılayabilirler.
Alıştırma
Get a sense of ifadesini genel ve gelişmekte olan bir izlenim anlamında en iyi kullanan cümle hangisidir?
- After reading the first few responses, I got a sense of the group's mood.
- I got a sense of the password by typing it exactly as written.
- I got a sense of the meeting time from the confirmed calendar invitation.
Cevabı göster
After reading the first few responses, I got a sense of the group's mood.
hayatın kederleri ve trajedileriyle nükte ve sıcaklıkla yüzleşmek
Burada greet, bir şeyi sevinçle karşılamak değil, onunla yüzleşmek veya ona karşılık vermek anlamında kullanılan bir benzetmedir. Kederler ve trajediler, gelip yüzleşilmesi gereken şeyler gibi ele alınır. With wit and warmth, bu karşılığın nasıl verildiğini anlatır: mizah, zekâ ve şefkatli bir insani bağla. Cümle, arkadaşlığı iki kişinin hayatın kaçınılmaz acısıyla birlikte yüzleşme yolu olarak sunar.
Alıştırma
Yargı: Cümlede greet, iki kişinin keder ve trajedilerin meydana gelmesinden mutlu olduğunu gösterir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
which has left us both lonelier and more disappointed Dilbilgisi
4:12hem daha yalnız hem de daha hayal kırıklığına uğramış bırakan
Sonuçları çok önemli bir hata yapmak
Make a mistake, bir hata yapmayı ifade eden standart eş dizimdir. Made a momentous mistake ifadesindeki momentous, hatanın yalnızca çok kötü olduğunu değil, geniş kapsamlı sonuçlar doğurduğunu belirtir. Burada konuşmacı, ortak bir kültürel seçimi etkileri devam eden önemli bir hata olarak değerlendirir. Bir hatanın önemi zaman içinde değiştirdiği veya yol açtığı sonuçlardan geliyorsa bu ifade kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu açıklamadaki resmî eş dizimle tamamlayın: By ignoring the safety reports, the company ____ that harmed the community for years.
Cevabı göster
made a momentous mistake
Bizi gerekenden daha yalnız ve hayal kırıklığına uğramış hâle getirdi
leave + nesne + tümleç yapısında leave, birini veya bir şeyi ortaya çıkan bir durumda bırakmak anlamına gelir. Burada has left us, önceki hatayı hâlâ mevcut olan bir sonuca bağlar; birinin bizden ayrıldığı anlamına gelmez. Both, lonelier ve more disappointed karşılaştırmalı tümleçlerini birbirine bağlar. Than we ever needed to be, bu fazladan yalnızlık ve hayal kırıklığının gerekli olmadığını ve önlenebileceğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? The rushed change has left the staff both more anxious and more confused than they needed to be.
- Personel, değişiklikten kaçınmak istediği için ayrıldı.
- Personel zaten kaygılı ve şaşkın olduğu için değişiklik gerekliydi.
- Değişiklik, personelin gerekenden daha kaygılı ve daha şaşkın hâle gelmesine neden oldu.
Cevabı göster
Değişiklik, personelin gerekenden daha kaygılı ve daha şaşkın hâle gelmesine neden oldu.
In a better world, ile ideal bir durum çerçevesi kurmak
In a better world, günümüzdekinden daha iyi olan hayalî bir toplum düzeni kurar. Gerçek olan ikinci bir dünyanın adını vermez. İfadenin başta kullanılması, ardından gelen düşünceyi normatif ve varsayımsal bir vizyon olarak çerçeveler: konuşan kişi mevcut hedefimizi değil, daha iyi toplumsal değerler altında hedefimizin ne olacağını anlatır.
Alıştırma
“In a better world, public parks would be safe and welcoming for everyone,” cümlesinde giriş ifadesinin işlevi nedir?
- Konuşan kişinin var olması gerektiğini düşündüğü daha iyi bir durumu tanıtır.
- Konuşan kişinin gitmeyi planladığı gerçek bir yerin adını verir.
- Zaten gerçekleşmiş bir değişikliği bildirir.
Cevabı göster
Konuşan kişinin var olması gerektiğini düşündüğü daha iyi bir durumu tanıtır.
into identifying and nurturing a circle of true friends.
4:28gerçek bir arkadaş çevresini belirlemeye ve beslemeye yatırmak olurdu.
put ... into identifying and nurturing: kaynakları bir eyleme ayırmak
put something into doing something kalıbı; zaman, enerji, düşünce veya beceri gibi bir kaynağı bir etkinliğe adamak anlamına gelir. Burada intelligence ve energy kaynaklardır; identifying ve nurturing true friends ise bu kaynakların yöneltildiği etkinliklerdir. Bu kalıpta into bir edat olduğu için ardından gelen fiiller -ing biçimini alır. Identifying ve nurturing birbirine paralel iki fiilimsi yapıdır: önce hangi ilişkilerin gerçek olduğunu belirlemek, ardından bu dostlukların gelişmesine yardımcı olmak. A circle of friends gerçek bir çember değil, bir arkadaş grubu demektir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiillerin -ing biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: They put months of effort into ____ and ____ the old theater. (restore, reopen)
Cevabı göster
restoring · reopening
we would learn to say to certain prospective companions,
4:35bazı potansiyel eş adaylarına şunu söylemeyi öğrenirdik,
with an embarrassed smile as we invited them inside,
4:38onları içeri davet ederken mahcup bir gülümsemeyle,
knowing that this would come across as a properly painful rejection, Öbek fiiller
4:41bunun haklı olarak acı verici bir ret olarak algılanacağını bilerek,
come across as: bir şeyin bıraktığı izlenimi anlatmak
Come across as, “…… izlenimi vermek” veya “…… olarak algılanmak” anlamına gelir. Bu cümlede hayal edilen teklif, konuşanın niyeti bu olsun ya da olmasın, gerçekten incitici bir ret olarak algılanacaktır. Yaygın yapı come across as + sıfat veya isim öbeğidir: come across as rude; come across as a rejection. İfade, sözlerin ya da davranışların diğer insanlarda bıraktığı etkiye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “…… izlenimi vermek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Without a greeting, the email may ____ unfriendly.
Cevabı göster
come across as
Couldn't we just be lovers?: ironik tersine çevirmeli nazik bir teklif
Couldn't we ...? burada temkinli bir teklif olarak kullanılan olumsuz bir sorudur: “…… yapamaz mıydık?” İki kişinin sevgili olma becerisine sahip olup olmadığını sormaz. I'm so sorry, teklifi nazik bir ret gibi çerçeveler; just ise sevgili olmayı sınırlı bir geri dönüş seçeneği olarak sunar. Mizah, bilinen Couldn't we just be friends? cümlesinin tersine çevrilmesinden doğar. O cümle normalde romantik ilişki yerine arkadaşlık sunar; buradaki cümle ise romantik ilişkiyi daha az değerli seçenek gibi gösterir. Bu tersine çevirme, hayal edilen değer sisteminde derin arkadaşlığın yalnızca sevgili olmaktan daha önemli olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Bu cümlede konuşan kişi “Couldn't we just be lovers?” diyerek ne yapıyor?
- Sevgili olmayı daha düşük bir geri dönüş seçeneği gibi mizahla sunan temkinli bir teklifte bulunmak
- Romantik ilişkiye daha güvenli bir alternatif olarak arkadaşlık sunmak
- İkisinin sevgili olma becerisine sahip olup olmadığını kelimesi kelimesine sormak
- Özel bir romantik ilişkiyi kesin biçimde talep etmek
Cevabı göster
Sevgili olmayı daha düşük bir geri dönüş seçeneği gibi mizahla sunan temkinli bir teklifte bulunmak
and click the bell icon to turn on notifications.
4:57ve bildirimleri açmak için zil simgesine tıklayın.