Mona Lisa neden bu kadar ünlü? - Noah Charney: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
700 kelime 137 kel/dk

Video Özeti: Bu video, Mona Lisa’nın beğenilen bir Rönesans portresinden küresel bir simgeye dönüşmesini inceliyor. Leonardo’nun tekniklerini yüzyıllar süren eleştirel ilgi, 1911’deki sansasyonel hırsızlık ve devam eden medya görünürlüğüyle ilişkilendiriyor; sonunda tablonun şöhretinin sanatsal niteliklerinin ötesindeki güçlerce yaratılıp sürdürüldüğünü savunuyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. As dawn broke — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bir zaman yan cümlesinin tarihsel anlatıyı anında görsel bir sahne kurarak nasıl açtığını öğrenin. dawn broke ifadesinin temel eylem başlamadan hem zamanı hem de atmosferi belirlediğini fark edebilir, bir olayı kuru bir bilgi listesiyle başlamak yerine benzer bir anlatım tekniğiyle sunabilirsiniz. 2. atmospheric perspective, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Uzaktaki nesneleri daha puslu ve belirsiz göstererek derinlik yaratmayı anlatan sanat tarihi terimini anlayın. Böylece ressamların mekânsal uzaklığı nasıl yansıttığını açıklayan müze yorumlarını takip edebilir; bu tekniği doğrusal perspektiften veya genel bir manzara ifadesinden ayırabilirsiniz. 3. it stands perhaps less as an exemplary Renaissance portrait and more as a testament to — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bir şeyin esas olarak neyi temsil ettiğini, bir yorumdan çok başka bir yorum olarak yeniden tanımlayan incelikli sonuç kalıbını öğrenin. Geleneksel bir değerlendirmeyi kabul edip ardından daha geniş bir toplumsal anlam savunmak için bu yapıyı kültür eleştirilerinde, sunumlarda ve akademik yazılarda kullanabilirsiniz.

Bu derste

As dawn broke over Paris on August 21st, 1911, Anlatım akışı

0:07

21 Ağustos 1911'de Paris'te şafak sökerken,

Anlatım akışı

As dawn broke: anlatının sahnesini kurmak

As dawn broke, “günün ilk ışıkları ortaya çıkarken” anlamına gelir. Burada as bir neden değil, zaman yan cümlesi kurar; ana olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Zaman ve yer bilgisini başa almak, ana eylemden önce bir sahne kurar. Virgülden sonra olayı anlatan bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Bu açılışta As dawn broke ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Şafağın fiziksel olarak zarar gördüğünü söyler.
  2. Şafağın ana eyleme neden olduğunu söyler.
  3. Ana eylemden önce zamanı belirler.
Cevabı göster

Ana eylemden önce zamanı belirler.

Vincenzo Peruggia hoisted a painting off the wall Kalıp ifadeler

0:12

Vincenzo Peruggia bir tabloyu duvardan indirdi

Kalıp ifadeler

hoisted a painting off the wall: kaldırıp duvardan ayırmak

Hoisted, bir şeyi genellikle belirgin bir çabayla yukarı kaldırmayı anlatır. Off the wall hareketin yolunu ve sonucunu ekler: tablo bulunduğu duvardan ayrılır. Birlikte hoisted a painting off the wall, tabloyu kaldırıp duvardan çıkardığı anlamına gelir. Burada off, bir yüzeyden ayrılmayı gösterir; “kapalı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hoist fiilinin geçmiş zamanıyla ve hareket yolunu belirten off the wall ifadesiyle tamamlayın: To replace the display, the workers ____ the heavy panel ____.

Cevabı göster

hoisted · off the wall

and slipped down the back stairs of the Louvre. Kalıp ifadeler

0:15

ve Louvre'un arka merdivenlerinden gizlice aşağı indi.

Kalıp ifadeler

slipped down the back stairs: sessiz ve fark edilmeyen hareket

Bu cümlede slipped down the back stairs, ana geçiş yolundan uzaktaki bir merdivenden hızlı ve sessizce inmek anlamına gelir. Slip, dikkat çekmemek için yapılan bir hareketi anlatır; kişinin ayağının kaydığı anlamına gelmez. slip + yön veya yer yapısı, fark edilmeden yapılan bir hareketi anlatabilir: slip out, slip into a room veya slip down a corridor. Burada down hareketin yönünü, back stairs ise daha az görünür bir yolu belirtir.

Alıştırma

Kaçış bağlamında He slipped down the back stairs ne anlama gelir?

  1. Daha az kullanılan bir merdivenden sessizce indi.
  2. Ana merdiveni kilitlemek için durdu.
  3. Kazara dengesini kaybetti ve düştü.
Cevabı göster

Daha az kullanılan bir merdivenden sessizce indi.

He was close to freedom,

0:20

Özgürlüğe çok yakındı,

the exit just before him

0:21

çıkış hemen önündeydi

when he encountered a two-pronged problem. Kelime

0:23

ki iki yönlü bir sorunla karşılaştı.

Kelime

a two-pronged problem: iki parçalı bir sorun

Two-pronged, iki ayrı parçaya veya yöne sahip olmak anlamına gelen birleşik bir sıfattır. a two-pronged problem ifadesinde konuşan kişi, iki ayrı zorluğu daha büyük tek bir sorun olarak gruplandırır ve sorunun iki yönünün de ele alınması gerektiğini belirtir. Prong sözcüğü gerçek anlamıyla çatalın veya bir aletin sivri uçlarından birini ifade eder, ancak burada benzetme olarak kullanılır. Önemli olan fiziksel bir nesne değil, two ve iki parçalı yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve ‘koordineli iki parçaya sahip’ anlamına gelen kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The campaign uses a ____ strategy: online lessons and local workshops.

Cevabı göster

two-pronged

The door was locked and footsteps were approaching.

0:25

Kapı kilitliydi ve ayak sesleri yaklaşıyordu.

Tucked under Peruggia's arm was Leonardo da Vinci's Mona Lisa. Dilbilgisi

0:29

Peruggia'nın koltuğunun altına sıkıştırdığı şey Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa'sıydı.

Dilbilgisi

Tucked under Peruggia's arm was ...: geçmiş zaman ortacıyla devrik yapı

Tucked under Peruggia's arm, tablonun konumunu anlatan ve cümlenin başına alınmış bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Zamanı taşıyan asıl fiil was'tır; gerçek özne ise ondan sonra gelir: Leonardo da Vinci's Mona Lisa. Normal dizilişte cümle Leonardo da Vinci's Mona Lisa was tucked under Peruggia's arm. olur. Konumu önce vermek, yeni ve önemli bilgiyi cümlenin sonuna kadar geciktirir. Bu devrik diziliş, son açıklamaya daha fazla merak ve vurgu katar.

Alıştırma

Hangi cümle aynı temel anlamı öznenin önce geldiği normal dizilişle verir?

  1. Leonardo da Vinci's Mona Lisa was tucked under Peruggia's arm.
  2. Peruggia was tucked under Leonardo da Vinci's Mona Lisa.
  3. Leonardo da Vinci's Mona Lisa tucked Peruggia's arm under it.
Cevabı göster

Leonardo da Vinci's Mona Lisa was tucked under Peruggia's arm.

It's arguably the world's most famous painting today, Ton ve niyet

0:34

Bugün muhtemelen dünyanın en ünlü tablosudur,

Ton ve niyet

It's arguably ...: görüş ayrılığına yer bırakan güçlü bir iddia

Arguably bütün iddiayı değerlendirir: İddiayı savunmak için iyi nedenler vardır, ancak makul kişiler yine de aynı fikirde olmayabilir. Burada It's arguably ..., the world's most famous painting değerlendirmesini güçlü ama kesin olmayan bir yargı olarak sunar. Bu sözcük “kavgacı bir biçimde” anlamına gelmez. Aktarılabilir It's arguably + description kalıbı, kanıta dayalı bir değerlendirme yaparken tartışmaya da yer bırakmak istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle savunulabilir bir iddia ortaya koyarken görüş ayrılığına da yer bırakır?

  1. The new route is arguably the safest way across the mountain.
  2. The new route is definitely closed because the sign says so.
  3. The new route will probably open before noon.
Cevabı göster

The new route is arguably the safest way across the mountain.

but how did it achieve its status? Kalıp ifadeler

0:37

ancak bu statüye nasıl ulaştı?

Kalıp ifadeler

achieve its status?: tanınmış bir konuma nasıl ulaşıldığını sormak

Bu soruda achieve its status, “şu anda sahip olduğu tanınmış konuma ulaşmak” anlamına gelir. Achieve, bu konumu öznenin sadece sahip olduğu bir şey olarak değil, zaman içinde ulaşılan bir sonuç olarak gösterir. İyelik bildiren its, özneye ve daha önce sözü edilen belirli konuma gönderme yapar. Burada status, toplumsal veya kültürel konum anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi “resmen koruma statüsü kazandı” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: After years of campaigning, the forest ____.

Cevabı göster

achieved protected status

Leonardo is thought to have started the portrait in 1503 Dilbilgisi

0:40

Leonardo'nun portreye 1503 yılında başladığı düşünülmektedir.

Dilbilgisi

is thought to have started: daha önceki bir olayı temkinli biçimde aktarmak

Is thought to have started edilgen bir aktarma yapısıdır. Bu yapıyı kullanan kişi, görüşün kime ait olduğunu belirtmeden yaygın veya kanıtlara dayalı bir görüşü aktarır; böylece tarihî iddia kesin değil, temkinli görünür. Kalıp subject + be thought + to have + past participle şeklindedir. Tamamlanmış mastar to have started, başlama olayını is thought ile ifade edilen şimdiki yargıdan önceye yerleştirir; gelecek zamanı anlatmaz.

Alıştırma

Temkinli tarihî anlatımı begin fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: The scientist is thought ____ the experiment in 1920.

Cevabı göster

to have begun

at the request of a Florentine businessman Kalıp ifadeler

0:44

Floransalı bir iş insanının isteği üzerine

Kalıp ifadeler

at the request of + istekte bulunan kişi

at the request of + kişi veya kurum, bir eylemin o kişi ya da kurum istediği için gerçekleştirildiğini belirtir. Burada istekte bulunan kişi Floranslı bir iş insanıdır. of ile başlayan bölüm, neyin istendiğini değil, istekte bulunan kişiyi gösterir. İstenen eylem başka bir yerde belirtilir veya bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

“Müze müdürü istediği için” anlamına gelen resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The photograph was removed ____ the museum director.

Cevabı göster

at the request of

who wanted a portrait of his wife,

0:47

eşinin bir portresini isteyen biri,

Lisa Gherardini.

0:49

Lisa Gherardini.

Leonardo continued working on the painting for more than 10 years,

0:51

Leonardo tablo üzerinde 10 yıldan fazla çalışmaya devam etti,

but it was unfinished by the time he died. Dilbilgisi

0:55

ancak öldüğünde tablo henüz tamamlanmamıştı.

Dilbilgisi

by the time he died: geçmişte bir zaman sınırı

By the time he died, onun ölümünü bir zaman sınırı olarak belirler; “ölüm anına gelindiğinde” anlamına gelir. Ana cümle, o zamana kadar neyin doğru olduğunu söyler: eser hâlâ tamamlanmamıştı. By the time, daha sonraki bir referans noktasından önce gelişen veya o noktada hâlâ geçerli olan bir sonuç ya da duruma odaklanır. Geçmiş anlatılarda daha önce tamamlanmış bir eylem çoğunlukla past perfect kullanır; ancak bir durum simple past ile verilebilir. Buradaki was unfinished buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle, kütüphanenin Maya gelmeden önce kapanmış olduğunu açıkça belirtir?

  1. When Maya arrived, the library closed.
  2. The library stayed open until Maya arrived.
  3. By the time Maya arrived, the library had already closed.
Cevabı göster

By the time Maya arrived, the library had already closed.

Over his lifetime,

0:58

Hayatı boyunca,

Leonardo conducted groundbreaking studies on human optics,

0:59

Leonardo, insan optiği üzerine çığır açan çalışmalar yürüttü,

which led him to pioneer certain artistic techniques. Dilbilgisi

1:04

bu da onun belirli sanatsal tekniklere öncülük etmesini sağladı.

Dilbilgisi

led him to pioneer: birinin harekete geçmesini sağlamak

led him to pioneer ifadesinde led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir yol boyunca rehberlik etti” değil, “neden oldu veya teşvik etti” anlamına gelir. lead + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir neden ile o kişinin daha sonra yaptığı eylemi birbirine bağlar. Burada pioneer, “bir şeyi ilk geliştirenlerden olmak” anlamında bir fiildir. Bu yan cümle, insan görüşü üzerine daha önce yaptığı araştırmaların yeni sanatsal teknikler geliştirmesine yol açtığını söyler; birinin onu fiziksel olarak bir yere götürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi lead someone to do kalıbı ve investigate fiiliyle tamamlayın: The clue led Maya ____ the noise. (investigate)

Cevabı göster

to investigate

Some can be seen in the Mona Lisa.

1:08

Bunlardan bazıları Mona Lisa'da görülebilir.

Using atmospheric perspective, Kültür

1:11

Atmosferik perspektif kullanarak,

he made images at greater distances hazier,

1:13

uzaktaki görüntüleri daha puslu hale getirdi,

producing the illusion of profound depth.

1:17

ve derin bir derinlik yanılsaması yarattı.

Kültür

görsel derinlik için atmospheric perspective

Atmospheric perspective, derinlik göstermek için kullanılan bir sanat tekniğidir. Uzaktaki nesneler, havanın uzak mesafelerde görüşümüzü nasıl etkilediğini taklit etmek amacıyla yakındaki nesnelerden daha puslu, daha açık, daha düşük kontrastlı veya daha az ayrıntılı gösterilir. Bu terimde perspective, kişisel bir görüşü değil, üç boyutlu alanı düz bir görüntü üzerinde temsil etme yöntemini ifade eder. Cümlede, daha uzaktaki görüntülerin puslu yapılması büyük bir derinlik yanılsaması yaratır.

Alıştırma

Hangi açıklama atmospheric perspective terimine en uygundur?

  1. Derinlik yaratmak için uzaktaki nesneleri daha puslu ve daha belirsiz gösteren bir teknik.
  2. Bir sanatçının hava durumu hakkındaki kişisel görüşü.
  3. Mesafeden bağımsız olarak her nesneyi aynı ölçüde net tutan bir teknik.
Cevabı göster

Derinlik yaratmak için uzaktaki nesneleri daha puslu ve daha belirsiz gösteren bir teknik.

And with sfumato, Kültür

1:20

Sfumato tekniğiyle ise,

he created subtle gradations between colors

1:22

renkler arasında ince geçişler yarattı

that softened the edges of the forms he depicted.

1:25

ve betimlediği formların kenarlarını yumuşattı.

Kültür

sfumato: yumuşak renk geçişleri ve belirsiz kenarlar

Sfumato, renk ve tonları sert dış çizgiler kaybolmuş gibi görünecek kadar kademeli biçimde kaynaştırmayı anlatan, İtalyanca kökenli bir resim terimidir. Özellikle Rönesans resmiyle ilişkilendirilir. Bu cümlede subtle gradations between colors ve softened the edges ifadeleri tekniğin etkisini açıklar. Sanat yorumlarında bu terimi gördüğünüzde keskin çizilmiş sınırlar yerine yumuşak, dumanlı geçişler düşünün.

Alıştırma

Resimde sfumato tekniğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Her biçimin çevresini kalın siyah bir çizgiyle çizer.
  2. Görünür kenarları yumuşatmak için renk veya tonlar arasında ince geçişler kullanır.
  3. Nesnelerin ölçülen boyutunu değiştirerek perspektif yaratır.
Cevabı göster

Görünür kenarları yumuşatmak için renk veya tonlar arasında ince geçişler kullanır.

All of this is striking, Anlatım akışı

1:29

Bütün bunlar çarpıcı,

but is it enough to make the Mona Lisa the world's most famous painting?

1:31

ama Mona Lisa'yı dünyanın en ünlü tablosu yapmaya yeterli mi?

Anlatım akışı

All of this is striking, but...: bir noktayı kabul edip sonra sorgulamak

All of this, daha önce sözü edilen özellikleri tek bir fikirde toplar. is striking bu özelliklerin etkileyici olduğunu açıkça kabul ederken but, tartışmanın henüz bitmediğini gösterir. but sonrasındaki soru önceki övgüyü geçersiz kılmaz. Bu güçlü yönlerin daha büyük bir sonucu açıklamaya yetip yetmediğini sorar; böylece anlatım, kabulden daha zorlayıcı bir soruya ilerler.

Alıştırma

Hangi cümle aynı “önce güçlü bir yönü kabul et, sonra temel soruyu sor” yapısını kullanıyor?

  1. The plan is creative, so there is nothing else to consider.
  2. The plan is creative, but can we finish it on time?
  3. The plan is not creative because it may take too long.
Cevabı göster

The plan is creative, but can we finish it on time?

Many scholars consider it an outstanding Renaissance portrait,

1:36

Birçok akademisyen onu olağanüstü bir Rönesans portresi olarak görüyor,

but one among plenty. Kalıp ifadeler

1:39

ama sadece birçoğundan biri.

Kalıp ifadeler

one among plenty: benzer birçok örnekten biri

Burada one portreyi, plenty ise onunla karşılaştırılabilecek başka birçok Rönesans portresini ifade eder. Anlatım eksiltilidir: plenty, plenty of other such portraits yerine tek başına kullanılır. but ile kurulan karşıtlık değerlendirmeyi dengeler: portre olağanüstüdür, ancak tek olağanüstü örnek olarak sunulmaz. Daha genel olarak one among plenty, bir kişiyi veya şeyi aynı türden büyük bir grubun içine yerleştirir ve onun eşsiz olduğu iddiasını zayıflatır.

Alıştırma

one among plenty bu cümlede nasıl bir değerlendirme ifade ediyor?

  1. Olağanüstüdür, ancak karşılaştırılabilir birçok portre daha vardır.
  2. Refahı temsil edecek kadar çok nesne içerir.
  3. Kendi döneminin tek olağanüstü portresidir.
Cevabı göster

Olağanüstüdür, ancak karşılaştırılabilir birçok portre daha vardır.

And history is full of great paintings.

1:41

Ve tarih harika tablolarla doludur.

Indeed,

1:44

Aslında,

the Mona Lisa's rise to worldwide fame Kalıp ifadeler

1:45

Mona Lisa'nın dünya çapında üne kavuşması

depended largely on factors beyond the canvas. Deyimler

1:48

büyük ölçüde tuvalin dışındaki faktörlere bağlıydı.

Kalıp ifadeler

rise to worldwide fame: dünya çapında tanınmayı anlatan isim öbeği

rise to worldwide fame ifadesinde rise, giderek daha çok tanınma sürecini adlandıran bir isimdir. İyelik yapısı the Mona Lisa's bu süreci neyin yaşadığını, to worldwide fame ise ulaşılan sonucu belirtir; worldwide, fame sözcüğünü niteler. Yeniden kullanılabilen kalıp someone's or something's rise to fame şeklindedir. Bir kişinin, eserin, kuruluşun veya markanın görece bilinmezlikten geniş çapta tanınmaya geçişini anlatırken kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi rise, doğru edat ve doğru isimle tamamlayın: The band's ____ began after millions of people heard its first song.

Cevabı göster

rise to fame

Deyimler

beyond the canvas: sanat eserinin dışındaki etkenler

Bu cümlede beyond the canvas, sanat eserinin kendisi dışındaki etkenleri anlatan bir mecazdır. Canvas, tabloyu ve onun sanatsal niteliklerini temsil eder; tuvalin kenarının ötesindeki fiziksel bir alanı anlatmaz. Bu ifade, ünün açıklamasını tablonun içindekilerden dışarıdaki toplumsal ve tarihsel güçlere kaydırır. Daha genel olarak beyond X, bir konuyu X'in alışılmış sınırlarının dışındaki unsurları da kapsayacak biçimde genişletebilir.

Alıştırma

Bu cümlede beyond the canvas ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel tablonun çevresindeki boş alanı anlatır.
  2. Tuvalin kenarına yakın çizilmiş ayrıntıları anlatır.
  3. Sanat eserinin kendisi dışındaki toplumsal ve tarihsel etkenleri anlatır.
Cevabı göster

Sanat eserinin kendisi dışındaki toplumsal ve tarihsel etkenleri anlatır.

King François I of France

1:52

Fransa Kralı I. François

purchased the painting and began displaying it after Leonardo's death.

1:54

tabloyu satın aldı ve Leonardo'nun ölümünden sonra sergilemeye başladı.

Then in 1550,

1:59

Sonra 1550'de,

Italian scholar Giorgio Vasari published a popular biography of Italian Renaissance artists,

2:02

İtalyan akademisyen Giorgio Vasari, İtalyan Rönesans sanatçılarının popüler bir biyografisini yayımladı.

Leonardo included.

2:09

Leonardo da dahil.

The book was translated and distributed widely,

2:11

Kitap geniş çapta çevrildi ve dağıtıldı,

and it contained a gushing description of the Mona Lisa Kelime

2:13

ve içinde Mona Lisa'nın coşkulu bir tasviri vardı;

as a hypnotic imitation of life. Deyimler

2:17

hayatın hipnotik bir taklidi olarak.

Kelime

a gushing description: aşırı görünen övgü

Burada a gushing description, coşkulu övgülerin adeta taştığı bir betimlemeyi anlatır. Gushing, betimlemenin yalnızca olumlu olduğunu değil, duygunun çok güçlü ve belki de aşırı olduğunu gösterir. Anlatıcı gushing sözcüğünü seçerek övgüyle arasına biraz mesafe koyar ve bu aşırı coşkuya karşı hafif kuşkucu ya da eğlenmiş bir tavır sergileyebilir.

Alıştırma

Bir filmi o kadar yoğun bir coşkuyla övüyor ki konuşan kişi bunun abartılı olabileceğini düşünüyor. Böyle bir incelemeyi en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. a detailed review
  2. a gushing review
  3. a glowing review
Cevabı göster

a gushing review

Deyimler

a hypnotic imitation of life: canlı ve büyüleyici

Burada imitation of life, son derece canlı görünen sanatsal bir canlandırma anlamına gelir. Hypnotic ise görüntünün izleyicinin dikkatini gözünü ayırmakta zorlanacağı kadar güçlü biçimde çektiğini anlatır. Bu ifade, gerçek bir hipnoz iddiası değil, güçlü bir övgüdür. Gerçekçilik ile yoğun büyüleyiciliği birleştiren ve sanat eleştirilerinde görülen mecazlı bir anlatımdır.

Alıştırma

Bir eleştirmen bir portreye a hypnotic imitation of life dediğinde ne anlatmak ister?

  1. İzleyicileri tıbbi hipnoza sokmak için tasarlanmıştır.
  2. Nasıl yaşanacağına ilişkin yazılı talimatları kopyalar.
  3. Son derece canlı görünür ve izleyicinin dikkatini üzerinde tutar.
Cevabı göster

Son derece canlı görünür ve izleyicinin dikkatini üzerinde tutar.

Over the years,

2:20

Yıllar geçtikçe,

the Mona Lisa became one of the most enviable pieces Kalıp ifadeler

2:21

Mona Lisa en çok gıpta edilen eserlerden biri haline geldi

in the French royal collection.

2:24

Fransız kraliyet koleksiyonunda.

Kalıp ifadeler

became one of the most enviable pieces: en üst gruba katılmak

became one of the most + sıfat + çoğul sayılabilir isim yapısı, bir şeyin çok yüksek sıralanan bir gruba katıldığını anlatır. En üst düzeyde bir değerlendirme yapar, ancak o şeyin tek başına birinci olduğunu söylemez. Burada pieces çoğuldur, çünkü birkaç üst düzey eser arasından bir üye seçilir. Koleksiyon bağlamında piece sanat eseri veya koleksiyon nesnesi demektir; enviable ise başkalarının imreneceği kadar arzu edilir anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi one of the most + adjective + plural noun yapısıyla tamamlayın: The park became ____ popular attractions in the region.

Cevabı göster

one of the most

It hung in Napoleon's bedroom and eventually went on public display in the Louvre Museum. Kalıp ifadeler

2:26

Napolyon'un yatak odasına asıldı ve sonunda Louvre Müzesi'nde halka açık sergilenmeye başlandı.

Kalıp ifadeler

eventually went on public display: daha sonra halka açık sergiye geçiş

Eventually, olayın bir süre veya çeşitli değişikliklerden sonra zaman çizgisinin daha ileri bir noktasında gerçekleştiğini gösterir. Went on public display, “halkın görebileceği bir yerde sergilenmeye başladı” demektir. İfade, özel olarak saklanma durumundan halka açık sergiye geçişi belirtir. Burada display, elektronik ekran değil, sergilenme veya görülmeye sunulma durumudur.

Alıştırma

Cümleyi eventually ve go on public display ifadesinin basit geçmiş hâliyle tamamlayın: After years in storage, the painting ____ at the local museum.

Cevabı göster

eventually went on public display

There,

2:32

Orada,

visitors flocked to see the once private treasures of the deposed aristocracy. Notlar

2:33

ziyaretçiler, tahttan indirilen aristokrasinin bir zamanlar özel olan hazinelerini görmek için akın etti.

Kalıp ifadeler

visitors flocked to see: bir ilgi odağına çekilen büyük kalabalık

Visitors flocked to see, çok sayıda ziyaretçinin bir şeyi görmek istediği için topluca geldiği anlamına gelir. Flocked, bir kalabalığın aynı ilgi odağına doğru toplanması veya ilerlemesi fikrini ekler; yalnızca went demekten daha güçlü ve canlıdır. Yeniden kullanılabilen kalıplar people flock to a place ve people flock to do something biçimindedir. Burada flocked basit geçmiş zamandadır ve to see amacı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi flock fiilinin basit geçmiş hâli ve ardından to see it ile tamamlayın: When the rare comet appeared, people ____.

Cevabı göster

flocked to see it

Kültür

deposed aristocracy: iktidardan uzaklaştırılmış soylu sınıf

Deposed, genellikle zor kullanılarak veya siyasi bir eylemle iktidar konumundan uzaklaştırılmış demektir. Aristocracy burada soylu toplumsal sınıfı ifade eder; dolayısıyla deposed aristocracy, yönetici konumunu kaybetmiş aristokrasidir. Bu ifade, bir zamanlar aristokratların özel koleksiyonlarına ait olan hazinelerin artık halk tarafından neden görülebildiğini açıklar. Nesnelerin depolanmasını değil, Fransız Devrimi çevresindeki siyasi çalkantıları anlatır.

Alıştırma

Cümlenin tarihsel bağlamında deposed aristocracy ne anlama gelir?

  1. Değerli eşyaları depolamak için işe alınan kişiler
  2. Yeni soyluluk unvanı kazanmış sıradan vatandaşlar
  3. İktidardan uzaklaştırılmış soylu sınıf
Cevabı göster

İktidardan uzaklaştırılmış soylu sınıf

During the 1800s,

2:38

1800'lerde,

a series of European scholars further hyped the Mona Lisa up, Öbek fiiller

2:40

bir dizi Avrupalı akademisyen Mona Lisa'yı daha da abarttı,

Öbek fiiller

further hyped the Mona Lisa up: ilgiyi daha da körüklemek

Hype something up, tekrarlanan tanıtım, güçlü övgü veya abartı yoluyla daha fazla ilgi ya da heyecan yaratmak demektir. Further, akademisyenlerin tablonun zaten gördüğü ilgiyi daha da artırdığını gösterir. Hype up ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne, hyped the painting up örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasına veya hyped up the painting örneğindeki gibi parçacıktan sonra gelebilir. Zamir ise mutlaka ortada olmalıdır: hyped it up denir, hyped up it denmez.

Alıştırma

Further sözcüğünü hype it up ifadesinin geçmiş zaman biçiminden önce getirerek cümleyi tamamlayın: After the first teaser drew attention to the game, the ads ____ before the launch.

Cevabı göster

further hyped it up

fixating to a conspicuous degree on the subject's allure. Kelime

2:45

öznenin cazibesine dikkat çekici bir derecede saplanıp kaldılar.

Kelime

fixating to a conspicuous degree on: göze çarpacak ölçüde aşırı takılmak

Fixate on, dikkati tek bir şey üzerinde aşırı veya gereğinden fazla dar bir biçimde tutmak demektir. Burada derece bildiren to a conspicuous degree ifadesi fixating ile on the subject's allure arasına girer; on yine dikkatin yöneldiği şeyi gösterir. Conspicuous yalnızca «çok» değil, başkalarının da fark edebileceği kadar belirgin demektir. Bu ifade yorumcuları eleştirir: tasvir edilen kişinin çekiciliğine gösterdikleri ilgi, dikkat çekecek kadar aşırıdır.

Alıştırma

Hangi açıklama fixating to a conspicuous degree on ifadesinin anlamını ve eleştirel tonunu en iyi korur?

  1. Eleştirmenler tek bir özelliğe o kadar aşırı biçimde odaklanmayı sürdürdüler ki ilgileri açıkça belli oldu.
  2. Eleştirmenler her özelliği eşit ayrıntıyla dikkatlice incelediler.
  3. Eleştirmenler bir özelliği kısa süreliğine fark edip yollarına devam ettiler.
Cevabı göster

Eleştirmenler tek bir özelliğe o kadar aşırı biçimde odaklanmayı sürdürdüler ki ilgileri açıkça belli oldu.

In 1854,

2:50

1854'te,

Alfred Dumesnil said that Mona Lisa's smile imparted a treacherous attraction. Kelime

2:51

Alfred Dumesnil, Mona Lisa'nın gülümsemesinin tehlikeli bir çekicilik yaydığını söyledi.

Kelime

imparted a treacherous attraction: baştan çıkarıcı ama tehlikeli bir çekicilik kattı

Bu edebî betimlemede imparted, bir niteliği vermek veya aktarmak anlamındadır. Gülümsemenin görüntüye bir çekim, yani insanı kendine çeken bir güç kazandırdığı söylenir. Treacherous burada mecaz anlamdadır. Çekiciliği baştan çıkarıcı ama aynı zamanda tehlikeli, güvenilmez veya huzursuz edici gösterir; Mona Lisa'nın gerçekten birine ihanet ettiğini ileri sürmez.

Alıştırma

Bu edebî betimlemede The smile imparted a treacherous attraction ne anlama gelir?

  1. Görüntüyü tamamen sade ve duygusal açıdan nötr hâle getirdi.
  2. Kadının kendisine güvenen bir arkadaşına ihanet ettiğini kanıtladı.
  3. Görüntüye baştan çıkarıcı ama tehlikeli hissettiren bir çekicilik kazandırdı.
Cevabı göster

Görüntüye baştan çıkarıcı ama tehlikeli hissettiren bir çekicilik kazandırdı.

A year later,

2:58

Bir yıl sonra,

Théophile Gautier wrote of her mocking lips and gaze promising unknown pleasures.

2:59

Théophile Gautier, onun alaycı dudaklarından ve bilinmeyen zevkler vaat eden bakışlarından bahsetti.

And in 1869,

3:06

Ve 1869'da,

Walter Pater described Mona Lisa as the embodiment of timeless feminine beauty. Kalıp ifadeler

3:08

Walter Pater, Mona Lisa'yı zamansız kadın güzelliğinin somutlaşmış hali olarak tanımladı.

Kalıp ifadeler

the embodiment of timeless feminine beauty: zamansız kadınsı güzelliğin vücut bulmuş hâli

Soyut bir niteliğin vücut bulmuş hâli, o niteliği çok güçlü ve açık biçimde yansıtan kişi ya da şeydir. Burada Walter Pater, Mona Lisa'yı zaman geçse de çekiciliğini kaybetmeyen kadınsı güzelliği yakalıyor gibi görünen bir eser olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp describe A as the embodiment of B şeklindedir. Embodiment burada mecazidir: yalnızca fiziksel bir beden değil, bir düşüncenin somut ve kolayca tanınan ifadesi anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi the embodiment of kalıbıyla tamamlayın: To the younger players, their captain was ____ calm leadership.

Cevabı göster

the embodiment of

By the 20th century,

3:15

20. yüzyıla gelindiğinde,

the portrait was an iconic piece in one of the world's most famous museums.

3:16

portre dünyanın en ünlü müzelerinden birinde ikonik bir parça olmuştu.

But the Mona Lisa wasn't yet a household name. Deyimler

3:21

Ancak Mona Lisa henüz herkesin bildiği bir isim değildi.

Deyimler

a household name: herkesçe bilinen bir isim

A household name, yalnızca uzmanların değil, toplumun büyük bir bölümünün tanıdığı kişi, marka, ürün veya eserdir. Wasn't yet a household name içindeki yet, anlatılan durumu geçmişteki bir zamana yerleştirir ve daha geniş ünün daha sonra geldiğini düşündürür. Household, sıradan evlerde de tanınma fikrini katar; deyim gerçek anlamda tek bir aileye ait isim demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi a household name kalıbıyla tamamlayın: After the show became a hit, its host became ____.

Cevabı göster

a household name

It was Peruggia's 1911 heist that helped it skyrocket to unprecedented fame. Notlar

3:24

Onu benzeri görülmemiş bir üne kavuşturan şey Peruggia'nın 1911'deki soygunuydu.

Dilbilgisi

It was Peruggia's 1911 heist that ...: temel nedeni vurgulamak

It was + odaklanan öge + that + cümlenin geri kalanı kalıbı, ayrık cümle olarak bilinen bir vurgu yapısıdır. Burada Peruggia's 1911 heist odak noktasına getirilerek, daha sonra ünün artmasına yol açan temel nedenin bu olduğu vurgulanır. It was ... that çerçevesi çıkarıldığında temel ifade yine Peruggia's 1911 heist helped it skyrocket to unprecedented fame olur. Bu yapı olayın kendisini değil, bilginin odağını değiştirir. Buradaki that, yapının geri kalanını başlatır; heist sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği değildir.

Alıştırma

the red button ifadesini odağa almak için vurgu cümlesini tamamlayın: ____ the red button ____ stopped the machine.

Cevabı göster

It was · that

Kelime

skyrocket to unprecedented fame: daha önce görülmemiş bir şöhrete hızla yükselmek

Skyrocket burada çok hızlı ve büyük ölçüde yükselmek anlamına gelen mecazi bir fiildir. Cümlede yükselen şey şöhrettir: Hırsızlık, tablonun halk arasındaki tanınırlığını hızla artırmıştır; gerçek anlamda bir roket fırlatılmasından söz edilmez. To unprecedented fame hem ulaşılan noktayı hem de değişimin boyutunu belirtir. Unprecedented, daha önce hiç ulaşılmamış veya görülmemiş demektir; bu nedenle ifade, yalnızca ünlü ya da daha popüler olmaktan daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişinin şöhretinin çok hızlı biçimde daha önce hiç ulaşılmamış bir düzeye çıktığını doğal olarak anlatır?

  1. After one performance went viral, the young pianist gradually became a little better known.
  2. After one performance went viral, the young pianist launched a rocket while she was famous.
  3. After one performance went viral, the young pianist skyrocketed to unprecedented fame.
Cevabı göster

After one performance went viral, the young pianist skyrocketed to unprecedented fame.

Having been contracted to make protective cases for the Louvre, Dilbilgisi

3:30

Louvre için koruyucu kılıflar yapmak üzere sözleşme imzalamış olduğu için,

it wasn't totally inconceivable for Peruggia to be locked inside the museum. Ton ve niyet

3:35

Peruggia'nın müzenin içinde kilitli kalması tamamen akıl almaz bir durum değildi.

Dilbilgisi

Having been contracted to make ...: tamamlanmış edilgen ortaç

Having been contracted, having been + geçmiş zaman ortacı yapısıyla kurulur. Bu, tamamlanmış edilgen bir ortaç yan cümlesidir: Peruggia işe alınan veya görevlendirilen kişidir ve bu önceki iş ilişkisi ana cümlede anlatılan durumdan önce başlamıştır. To make protective cases for the Louvre, hangi işi yapmak üzere görevlendirildiğini belirtir. Baştaki yan cümle, onun içeride bulunmasının neden makul olabileceğini açıklayan arka planı kısa biçimde verir. Tam biçimi Because Peruggia had been contracted to make protective cases for the Louvre.... şeklindedir. Açık ve standart kullanımda, baştaki ortaç yan cümlesinin örtük öznesi normalde onu izleyen ana cümlenin öznesiyle aynı olur.

Alıştırma

Davetin önce gerçekleştiğini göstermek için invite fiilinin tamamlanmış edilgen ortaç biçimini kullanın: ____ to speak at the event, Elena prepared a short talk.

Cevabı göster

Having been invited

Ton ve niyet

wasn't totally inconceivable for ... to be locked: temkinli olasılık

Wasn't totally inconceivable, “hayal edilmesi tamamen imkânsız değildi” anlamına gelir. İki olumsuz unsur—not ve olumsuz in- ön eki—temkinli ve sınırlı bir olumlu yargı oluşturur: durumun bir ölçüde akla yatkınlığı vardır, ancak konuşan kişi bunun muhtemel veya kesin olduğunu söylemez. it + be + adjective + for someone + to-infinitive kalıbı bir durumu değerlendirir. Burada it boş öznedir; for Peruggia to be locked inside the museum ise değerlendirilen durumu verir. To be locked edilgendir: bir şey veya biri onun içeride kilitli kalmasına neden olmuştur.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? Given the storm, it wasn't totally inconceivable for the match to be canceled.

  1. Maçın iptal edilmesi mümkündü, ancak konuşan kişi bunun kesin olduğunu iddia etmiyordu.
  2. Maçın iptal edilmesi tamamen imkânsızdı.
  3. Maçın iptal edileceği kesindi.
Cevabı göster

Maçın iptal edilmesi mümkündü, ancak konuşan kişi bunun kesin olduğunu iddia etmiyordu.

And lucky for him,

3:40

Şansına,

when a workman encountered him in the stairwell,

3:41

merdiven boşluğunda bir işçi onunla karşılaştığında,

he simply helped Peruggia open the door and let him walk out into the morning. Dilbilgisi

3:44

sadece Peruggia'nın kapıyı açmasına yardım etti ve onun sabahın erken saatlerine doğru yürümesine izin verdi.

Dilbilgisi

let him walk out: let + nesne + fiilin yalın hâli

let him walk out ifadesinde let, izin vermek veya engel olmamak anlamındadır. Him eylemi yapmasına izin verilen kişidir; walk out ise burada binadan yürüyerek çıkma eylemidir. Aktarılabilir kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. let fiilinin geçmiş zaman biçimi de let olur ve sonraki fiilden önce to kullanılmaz: let him walk denir, let him to walk denmez.

Alıştırma

let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The guard let the visitors leave early.
  2. The guard let the visitors to leave early.
  3. The guard let the visitors left early.
Cevabı göster

The guard let the visitors leave early.

The theft made international headlines. Kalıp ifadeler

3:51

Hırsızlık uluslararası manşetlere çıktı.

Kalıp ifadeler

made international headlines: uluslararası düzeyde önemli haber olmak

made international headlines ifadesindeki make headlines, önemli bir haber hâline gelmek ve medyada geniş yer bulmak anlamına gelen bir deyimdir. International, haberin farklı ülkelerdeki kitlelere veya haber kuruluşlarına ulaştığını gösterir. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Hırsızlık gerçek anlamda başlık üretmedi; geniş biçimde aktarılan uluslararası bir haber oldu. Aktarılabilir kalıp kişi, olay veya keşif + make + local, national ya da international headlines şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi make international headlines ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The discovery ____ after researchers confirmed it.

Cevabı göster

made international headlines

People gathered to see the blank space where the Mona Lisa once hung.

3:54

İnsanlar Mona Lisa'nın bir zamanlar asılı olduğu boşluğu görmek için toplandı.

The police interviewed Peruggia because he had worked at the Louvre,

3:58

Polis, Louvre'da çalıştığı için Peruggia'yı sorguladı,

but they never considered him a suspect.

4:01

ancak onu hiçbir zaman şüpheli olarak görmediler.

Meanwhile,

4:04

Bu sırada,

they interrogated Pablo Picasso because of his connection to a previous Louvre theft,

4:04

daha önceki bir Louvre hırsızlığıyla bağlantısı nedeniyle Pablo Picasso'yu sorguladılar,

but eventually let him go. Öbek fiiller

4:10

ancak sonunda onu serbest bıraktılar.

Öbek fiiller

let him go: onu kontrolden veya gözaltından serbest bırakmak

Bu cümlede let him go, “onu serbest bırakmak” veya “onu artık alıkoymamak” anlamına gelir. Kontrolü elinde tutan kişi onun özgürce ayrılmasına izin verir. let + kişi + go kalıbı tek başına tamamlanmış bir ifade olabilir. Anlamı bağlam belirler: polis, güvenlik görevlileri veya birini tutan kişiler söz konusu olduğunda genellikle bir etkinliğe katılma iznini değil, alıkoymanın sona ermesini anlatır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “onu gözaltından serbest bıraktılar” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The officers had no reason to hold Daniel any longer, so they ____.

Cevabı göster

let him go

For two years,

4:13

İki yıl boyunca,

Peruggia kept the painting in a false-bottomed suitcase, Kelime

4:14

Peruggia tabloyu sahte tabanlı bir bavulda sakladı,

Kelime

a false-bottomed suitcase: gizli bölmesi olan sahte tabanlı bavul

a false-bottomed suitcase içinde görünen iç taban gerçek taban değildir. Altında eşyaların saklanabileceği gizli bir alan bulunur. Burada false, “sahte” veya “aldatmak için yapılmış” anlamındadır; “yanlış” ya da “kötü yapılmış” anlamına gelmez. False-bottomed, kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. false ve bottomed, bavulun yapısını anlatmak için suitcase sözcüğünden önce birlikte kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “sahte bir taban ve altında gizli bir alanla yapılmış” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The magician hid the card in a ____ box.

Cevabı göster

false-bottomed

then smuggled the Mona Lisa to Italy and arranged to sell it to a Florentine art dealer.

4:17

ardından Mona Lisa'yı İtalya'ya kaçırdı ve Floransalı bir sanat simsarına satmak için anlaştı.

Peruggia saw himself as an Italian patriot returning an old master's work. Notlar

4:23

Peruggia kendisini, eski bir ustanın eserini geri getiren İtalyan bir vatansever olarak görüyordu.

Kalıp ifadeler

saw himself as: kişinin kendi kimliğini ifade etmesi

See oneself as, kişinin kendisini belirli bir tür insan olarak görmesi veya bir rolle özdeşleştirmesi demektir. Buradaki saw, görme eylemini değil, Peruggia'nın kendisi hakkındaki düşüncesini anlatır. Yapı see + dönüşlülük zamiri + as + isim veya betimleme şeklindedir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: I see myself..., she sees herself... ve he saw himself.... Bu ifade onun kendi benlik algısını aktarır; anlatıcının bu görüşe katıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi see oneself as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ the team's problem-solver.

Cevabı göster

sees herself as

Kültür

an old master's work: bir sanat tarihi terimi

Sanat tarihinde Old Master, yaklaşık 1800'den önce çalışmış ve büyük saygı görmüş Avrupalı bir ressamdır. Bu nedenle an old master's work, böyle bir ressamın yaptığı sanat eseri anlamına gelir; burada İtalyan Rönesansı'nın ustası Leonardo da Vinci'nin bir eserini belirtir. Buradaki master, yaşlı bir öğretmen veya zanaatkâr anlamına gelmez. Bu terim, Peruggia'nın eseri neden İtalya'nın kültürel mirasının bir parçası olarak gördüğünü açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede an old master's work ne anlama gelir?

  1. yaşlı herhangi bir zanaat öğretmeninin yaptığı gündelik bir nesne
  2. geçmiş bir tarihsel dönemin ünlü Avrupalı ressamına ait bir sanat eseri
  3. modern bir sanat öğrencisinin yaptığı alıştırma çalışması
Cevabı göster

geçmiş bir tarihsel dönemin ünlü Avrupalı ressamına ait bir sanat eseri

But instead of being celebrated as such, Kalıp ifadeler

4:29

Ancak bu şekilde kutlanmak yerine,

he was immediately arrested.

4:32

hemen tutuklandı.

Kalıp ifadeler

instead of being celebrated as such: as such ile önceki bir role gönderme

instead of + -ing, gerçekleşmeyen durumu belirtir ve bunu ana cümlede gerçekleşen olayla karşılaştırır. being celebrated edilgen bir -ing biçimidir: başkasını öven kişi değil, övgüyü alan kişi odur. as such daha önce belirtilen an Italian patriot rolüne gönderme yapar ve “o sıfatla” anlamına gelir. Dolayısıyla ifade, onun İtalyan vatansever olarak övülmediğini, bunun yerine tutuklandığını söyler.

Alıştırma

Önceki cümlede Leo'nun team captain olduğu belirtiliyor. Hangi devam cümlesinde as such “o sıfatla” anlamında kullanılmıştır?

  1. Instead of being respected by the coach, Leo was ignored during practice.
  2. Instead of being respected as such, Leo was ignored during practice.
  3. Instead of respecting his teammates, Leo was ignored during practice.
Cevabı göster

Instead of being respected as such, Leo was ignored during practice.

With the mystery solved, Dilbilgisi

4:34

Gizemin çözülmesiyle,

Dilbilgisi

With the mystery solved: with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısı

With the mystery solved, with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. The mystery eylemden etkilenen ögedir ve solved onu sonuç durumuna zaten ulaşmış olarak gösterir. solved, the mystery ifadesini niteler; cümlenin ana fiili değildir. Baştaki bu ifade, ardından gelen ana cümle için arka planı oluşturur. Bağlama göre “gizem çözüldükten sonra” veya “artık gizem çözülmüş olduğuna göre” anlamına gelebilir; ancak with yapısı sonucu kısa ve öz biçimde bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Verilen tüm sözcükleri kullanarak başlangıç ifadesini with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısıyla tamamlayın: ____, the road reopened before noon. (with / the / repairs / completed)

Cevabı göster

With the repairs completed

the Mona Lisa went back on display to large crowds,

4:35

Mona Lisa büyük kalabalıklara yeniden sergilenmeye başlandı,

and newspapers took the story for a victory lap. Deyimler

4:38

ve gazeteler bu hikayeyi bir zafer turu olarak aldı.

Deyimler

took the story for a victory lap: başarıyı yeniden sergileyip kutlamak

Victory lap, bir galibiyetten sonra kutlama amacıyla atılan turdur. Burada gazeteler hikâyeyi mecazi olarak bu tura çıkarır: çözülen vakayı kamuya açık bir başarı olarak göstermeye ve kutlamaya devam ederler; hikâyeyi gerçekten bir pistte dolaştırmazlar. Bu görüntü hafif eleştirel bir ton da taşıyabilir. Gazetelerin zaten gerçekleşmiş bir başarıdan daha fazla ilgi elde etmek için o anı uzattığını düşündürür.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? After the launch exceeded its goal, the team took a victory lap in the company newsletter.

  1. Ekip lansmandan sonra ofisin içinde koştu.
  2. Ekip başarılı ürün lansmanını yeniden kamu önünde kutladı.
  3. Ekip lansman sonuçlarını sessizce kaldırdı.
Cevabı göster

Ekip başarılı ürün lansmanını yeniden kamu önünde kutladı.

In the following decades,

4:42

Sonraki on yıllar boyunca,

conceptual artist Marcel Duchamp mocked it,

4:43

kavramsal sanatçı Marcel Duchamp onunla alay etti,

Nazi art thieves pursued it,

4:46

Nazi sanat hırsızları onun peşine düştü,

Nat King Cole sang about it,

4:48

Nat King Cole onun hakkında şarkı söyledi,

and museum-goers wielding stones, Kelime

4:50

ve müze ziyaretçileri taşlar,

paint, acid, and teacups attacked it.

4:53

boya, asit ve çay fincanlarıyla ona saldırdı.

Kelime

museum-goers wielding stones: wield sözcüğünün güçlü etkisi

museum-goers wielding stones ifadesinde -ing grubu museum-goers sözünü niteler ve bu kişilerin saldırı sırasında ne yaptığını gösterir. Wield, bir şeyi kullanmak üzere elde tutup kontrol etmek anlamına gelir ve çoğu zaman güç kullanma hissi taşır. Cümle attacked it diye devam ettiği için taşlar yalnızca taşınmıyor; silah olarak kullanılıyor veya kullanılmaya hazırlanıyor. Bu nedenle wield, hold veya carry ifadelerinin zorunlu olarak taşımadığı hareket ve tehdit anlamını ekler.

Alıştırma

Bir kişi metal çubuğu silah olarak sallıyor. En doğru cümle hangisidir?

  1. He is wielding a metal bar.
  2. He is storing a metal bar.
  3. He is carrying a metal bar.
Cevabı göster

He is wielding a metal bar.

More than 500 years after its creation,

4:57

Yaratılışından 500 yıldan fazla bir süre sonra,

eyebrows and eyelashes long since faded, Kalıp ifadeler

4:59

kaşları ve kirpikleri çoktan solmuşken,

Kalıp ifadeler

long since faded: çok uzun zaman önce tamamlanan bir değişim

Long since, “çok uzun zaman önce, şimdiden epey önce” anlamına gelen bir zaman zarfı öbeğidir. Faded fiilini niteler; yani kaşlar ve kirpikler görünür renklerini ya da ayrıntılarını yakın zamanda değil, çok daha önce kaybetmiştir. Buradaki since bir başlangıç zamanı ya da yan cümle getirmez. Bu kısa betimleyici parçada long since faded, “that had faded long ago” gibi işlev görür ve yazılı anlatımda sık kullanılan bir yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü hedef ifade long since ile tamamlayın: The old cinema has ____ closed, so the address is no longer useful.

Cevabı göster

long since

the Mona Lisa is protected by a bulletproof, Kelime

5:03

Mona Lisa kurşun geçirmez,

earthquake-safe case.

5:06

ve depreme dayanıklı bir vitrinle korunmaktadır.

Kelime

bulletproof, earthquake-safe case: isimden önce birleşik sıfatlar

Bulletproof ve earthquake-safe, case isminden önce gelen eş görevli iki sıfattır. Bulletproof, kurşunlara direnmek üzere tasarlanmış demektir; earthquake-safe ise deprem sırasında güvenli kalıp içindekileri korumak üzere tasarlanmış demektir. Virgül iki güvenlik özelliğini ayırır. Bulletproof yerleşik bir birleşik sözcüktür ve güncel ABD İngilizcesinde bitişik yazılır. Earthquake-safe ise earthquake ve safe sözcüklerinin case ismini tek bir birim olarak nitelemesi için kısa çizgiyle bağlanan üretken bir birleşik sıfattır.

Alıştırma

Hangi ifade isimden önce iki birleşik sıfatı en açık biçimde kullanır?

  1. a heat resistant, child safely container
  2. a heat-resistant, child-safe container
  3. a heat-resistance, child-safe container
Cevabı göster

a heat-resistant, child-safe container

Now,

5:08

Şimdi,

it stands perhaps less as an exemplary Renaissance portrait Anlatım akışı

5:09

belki örnek bir Rönesans portresinden çok,

and more as a testament to how we create and maintain celebrity.

5:12

şöhreti nasıl yarattığımıza ve sürdürdüğümüze dair bir kanıt olarak duruyor.

Anlatım akışı

stands perhaps less as ... and more as a testament to ...: yorumun odağını değiştirmek

Bu cümlede stands as, bir şey olarak anlaşılmak veya bir işlev görmek anlamına gelir. less as X and more as Y kalıbı ana odağı X'ten Y'ye taşır: eser, öncelikle örnek bir Rönesans portresi olarak değil, ünlülüğün nasıl yaratılıp sürdürüldüğünün kanıtı olarak ele alınır. Perhaps iddiayı yumuşatır ve less ... more ... X'i tamamen ortadan kaldırmaz. Konuşanın savında Y'yi daha önemli yorum olarak sunar. A testament to, bir şeyin neyi ortaya koyduğunu veya kanıtladığını belirtir.

Alıştırma

Odağı değiştirmek için less as ... and more as ... kullanın. Cümleyi tamamlayın: The film stands ____ a biography and ____ a warning about unchecked ambition.

Cevabı göster

less as · more as

The Mona Lisa was stolen one fateful time,

5:18

Mona Lisa o kader gününde sadece bir kez çalındı,

but there's an artwork so coveted and influential Dilbilgisi

5:21

ancak o kadar imrenilen ve etkili bir sanat eseri var ki

that it's been hijacked over a dozen times, Kelime

5:24

ondan fazla kez kaçırıldı,

Dilbilgisi

so coveted and influential that: derecenin sonuca yol açması

so + sıfat(lar) + that + cümlecik kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so hem coveted hem de influential sözcüğünü niteler; that ise sonucu başlatır: sanat eseri on iki defadan fazla çalınmıştır. That, artwork sözcüğünü tanımlayan bir ilgi cümleciği değil, sonuç cümleciği başlatır. Coveted çok güçlü biçimde arzulanan demektir; dolayısıyla iki sıfat, eserin neden bu kadar önemli bir hedef hâline geldiğini açıklar.

Alıştırma

Derece ve sonuç kalıbını so ... that ile tamamlayın: The road was ____ icy and narrow ____ the bus had to turn around.

Cevabı göster

so · that

Kelime

been hijacked over a dozen: on iki kereden fazla zorla ele geçirilmiş

it's been hijacked ifadesinde 's, has anlamına gelir; dolayısıyla has been hijacked, present perfect yapısının edilgen biçimidir. Yani sanat eseri, başkalarının tekrar tekrar zorla ele geçirdiği veya kontrol altına aldığı şeydir. Hijacked, basitçe taken demekten daha canlı ve güçlüdür. Genellikle bir aracın kontrolünü zorla ele geçirmeyi anlatsa da kontrolü veya yönü elinden alınan bir nesne, etkinlik, proje ya da konuşma için de kullanılabilir. Over a dozen times, “on iki kereden fazla” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak hem kontrolün tekrar tekrar kaybedilmesini hem de olay sayısının olağan dışı derecede yüksek olmasını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede hijack, birinin asıl yönü kontrol altına aldığını belirtir?

  1. One speaker hijacked the meeting and replaced the agenda with his own topic.
  2. One speaker attended the meeting and followed the agenda.
  3. One speaker postponed the meeting until Friday.
Cevabı göster

One speaker hijacked the meeting and replaced the agenda with his own topic.

including once by Nazis.

5:27

buna Naziler tarafından yapılan bir sefer de dahil.

Get to know its high-drama, mystery-packed, six-century-spanning story with this video. Kelime

5:29

Altı yüzyıla yayılan yüksek dramalı, gizem dolu hikayesini bu videoyla öğrenin.

Kelime

high-drama, mystery-packed, six-century-spanning story: üst üste sıralanan birleşik niteleyiciler

High-drama, mystery-packed ve six-century-spanning, story sözcüğünden önce yer alan üç eş görevli birleşik niteleyicidir. Her biri daha uzun bir fikri sıkıştırır: hikâyede yoğun dram vardır, hikâye gizemlerle doludur ve altı yüzyıla yayılır. Tireler, okuyucunun her grubu tek bir niteleyici olarak görmesine yardımcı olurken üst üste sıralanan ritim de birkaç ilgi çekici özelliği hızla sunar. Bu kısa ve enerjik tarz fragmanlarda, başlıklarda ve video tanıtımlarında yaygındır.

Alıştırma

Parantez içinde açıklanan birleşik niteleyicilerle tanıtım cümlesini tamamlayın: Explore this ____, ____ series. (aksiyon dolu; on yıla yayılan)

Cevabı göster

action-packed · decade-spanning