Doğadaki en nadir renk hangisidir? - Victoria Hwang: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
676 kelime 151 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel anlatım, doğada hangi renklerin üretilmesinin en zor olduğunu belirlemek için pigmentlerin ışığı soğurmasıyla yapısal saçılmayı karşılaştırıyor. Mavi ve kırmızı, mekanizmalardan birinde nadirken diğerinde yaygındır; mor ise yüksek enerjili dalgaları kolayca soğurulduğu ve yalnızca onları saçabilecek nanoyapılar çok az olduğu için iki mekanizmada da nadirdir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. least likely to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birden fazla olasılığı karşılaştırırken gerçekleşme ihtimali en düşük olanı belirtmeye yarayan üstünlük temelli olasılık kalıbını tanıyıp kullanın; böylece bir şeye yalnızca “olası değil” demekten daha kesin bir karşılaştırma yapabilirsiniz. 2. These structural colors — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Pigmentlerden değil, mikroskobik yapıların ışığı saçıp güçlendirmesinden doğan renkleri anlatan temel bilimsel terimi kavrayın; bu kavram mavi, kırmızı ve mor karşılaştırmasını izlemek için gereklidir. 3. Not to be confused with purple, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Araya giren bir açıklamanın muhtemel yanlış anlamayı nasıl önlediğini ve yakın kavramları nasıl ayırdığını öğrenin; burada spektral mor, kırmızı ve mavi ışığın birleşiminden oluşan renkten ayrılır.

Bu derste

Every color you see in front of you can be found in nature. Dilbilgisi

0:07

Önünüzde gördüğünüz her renk doğada bulunabilir.

Dilbilgisi

can be found in nature: can + be + geçmiş zaman ortacı

Can be found, can + be + geçmiş zaman ortacı found yapısındaki kiplik edilgendir. Ondan önce gelen şey eylemden etkilenir; bu yüzden onu kimin bulduğunu belirtmek gerekmez. Yer anlatımlarında can be found in/at/near + yer çoğu zaman “orada bulunur ya da görülür” anlamına gelir. Buradaki can be found in nature, belirli birinin arama yaptığını değil, renklerin doğal dünyada var olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi find fiilinin can ile kurulan edilgen biçimiyle tamamlayın: Rare shells ____ on this beach.

Cevabı göster

can be found

Some plant, animal, or mineral bears almost every hue imaginable. Kelime

0:11

Bazı bitkiler, hayvanlar veya mineraller akla gelebilecek hemen her tonu taşır.

Kelime

bears almost every hue imaginable: renkleri ve özellikleri sergilemek

Burada bears, bear fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir ve “üzerinde taşımak, sahip olmak veya sergilemek” anlamına gelir. Özne, bir rengi gösteren tek bir bitkiyi, hayvanı ya da minerali anlatır. Bears burada “ayılar” anlamındaki çoğul isim değildir; “katlanır” anlamına da gelmez. Hue özellikle sanat, bilim veya özenli betimlemelerde kullanılan “renk ya da renk tonu” demektir. Imaginable, every hue ifadesinden sonra gelir ve “hayal edilebilen” anlamını katar. Bu yüzden almost every hue imaginable, birinin düşünebileceği hemen her renk tonu demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede bears “bir özelliği üzerinde taşımak veya sergilemek” anlamındadır?

  1. Two bears crossed the road.
  2. The old coin bears the date 1892.
  3. She bears the pain without complaint.
Cevabı göster

The old coin bears the date 1892.

But which of these colors are you least likely to see in the natural world? Dilbilgisi

0:15

Peki ama bu renklerden hangisini doğal dünyada görme olasılığınız en düşüktür?

Dilbilgisi

least likely to: bir gruptaki en düşük olasılık

Be + least likely + to + fiilin yalın hâli, “bir grup içinde bir şeyi yapma veya yaşama olasılığı en düşük olmak” anlamına gelir. Least, likely sözcüğünü niteler; to ile başlayan mastar yapısı ise değerlendirilen eylemi belirtir. Bu soruda which of these colors karşılaştırılan renk grubunu, to see ise eylemi belirtir. Unlikely yalnızca olasılığın düşük olduğunu söylerken least likely grup içindeki en düşük olasılığı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi least + likely + mastar işaretleyicisinden oluşan üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: Of all the team members, Maya is ____ forget the safety checklist.

Cevabı göster

least likely to

There are two factors that drive the rarity of color in nature, Anlatım akışı

0:20

Doğada rengin nadirliğini belirleyen iki faktör vardır:

physics and evolution.

0:24

Fizik ve evrim.

Anlatım akışı

two factors that drive the rarity: nedenleri ve sonucu yapılandırmak

İfade önce bir sayı ve kategori duyurur: two factors. Ardından that drive the rarity ilgi cümleciği, bu etkenlerin hangi sonucu oluşturduğunu veya güçlü biçimde etkilediğini belirtir. Burada drive, araç sürmek değil, “bir sonuca yol açmak veya onu ileri taşımak” anlamındadır. Bu yapı ayrıntılardan önce dinleyiciye bir harita sunar: sayı + factors that drive + sonuç; ardından etkenlerin adları veya açıklamaları gelir. Physics ve evolution, başta duyurulan iki yeri doldurur.

Alıştırma

Talep ve nakliye maliyetlerinin fiyatları nasıl yükselttiğini açıklamak üzeresiniz. İki bölümlü açıklamanın çerçevesini en iyi hangi cümle kurar?

  1. The price increase drives two factors: demand and shipping costs.
  2. Demand and shipping costs come after the price increase.
  3. Two factors that drive the price increase are demand and shipping costs.
Cevabı göster

Two factors that drive the price increase are demand and shipping costs.

Let's start with physics. Anlatım akışı

0:27

Fizikle başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with physics: ilk konuyu belirtme

Let's start with + konu, dinleyicilere önce hangi maddenin ele alınacağını gösteren bir yönlendirme ifadesidir. Burada with physics, daha geniş açıklamanın ilk bölümünün fizik olduğunu belirtir. Let's, konuşan kişiyle dinleyiciyi aynı sürece katar ve geçişe davet edici bir ton verir. Sıralı bilgiyi yönlendirmek için physics yerine başka bir konu veya görev getirebilirsin.

Alıştırma

İlk konuyu belirtmek için hedef ifade Let's start with ile cümleyi tamamla: ____ the budget.

Cevabı göster

Let's start with

Colors are generated when wavelengths of light interact with objects, Kelime

0:29

Renkler, ışık dalga boylarının nesnelerle etkileşime girmesiyle oluşur

Kelime

wavelengths of light interact with objects: bilimsel interact with kullanımı

wavelengths of light ad öbeği, ışık dalgalarının ölçülen uzunluklarını ifade eder. interact fiilinin çoğul öznesidir; with ise etkileşimi objects sözcüğüne bağlar. Bilimde interact with, iki şeyin birbirini etkilemesi veya birbirine etki etmesi anlamına gelir. Burada insanlar arasındaki bir konuşmayı değil, ışık ile nesneler arasındaki fiziksel etkileşimi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle kimyasal tepkime olduğunu ileri sürmeden genel bir fiziksel etkileşimi anlatır?

  1. Light communicates with the surface.
  2. Light reacts with the surface.
  3. Light interacts with the surface.
Cevabı göster

Light interacts with the surface.

and most of the colors you've seen outside a screen

0:33

ve ekran dışında gördüğünüz çoğu renk

were produced in one of two ways. Anlatım akışı

0:36

iki yoldan biriyle üretilmiştir.

Anlatım akışı

in one of two ways: iki bölümlü bir açıklamayı hazırlamak

Bu açıklamada in one of two ways, her durumun olası iki mekanizmadan birine yerleştirildiğini belirtir. Bir durum bir mekanizmayı, başka bir durum ise diğerini kullanabilir. Bu ifade ayrıca sıradaki bilgiyi düzenler: dinleyiciye iki kategori geleceğini ve her birinin açıklanacağını bildirir. Yalnızca iki yöntemden gelişigüzel söz etmez.

Alıştırma

Bu cümlede in one of two ways en güçlü biçimde neyin geleceğini gösterir?

  1. Açıklama birbiriyle ilgisiz herhangi sayıda mekanizma tanıtabilir.
  2. Açıklama aynı mekanizmanın iki örneğini verecektir.
  3. Açıklama iki olası mekanizmayı sunacak ve bunları ayrı ayrı anlatacaktır.
Cevabı göster

Açıklama iki olası mekanizmayı sunacak ve bunları ayrı ayrı anlatacaktır.

In absorption-based colors, Kelime

0:38

Soğurmaya dayalı renklerde,

certain wavelengths are absorbed by an object, Dilbilgisi

0:40

belirli dalga boyları bir nesne tarafından soğurulurken,

while others are not.

0:42

diğerleri soğurulmaz.

Kelime

absorption-based colors: isim + -based kalıbı

Absorption-based colors, ışığın seçici biçimde soğurulmasıyla oluşan renkler demektir. Absorption bir isimdir; absorption-based ise colors sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. X-based kalıbı, X’in temel, kaynak, kanıt veya ana mekanizma olarak kullanıldığını belirtir. Buradaki based fiziksel bir üs veya konum anlamına gelmez.

Alıştırma

“Soğurma yoluyla üretilen renkler” anlamına gelen doğru isim öbeği hangisidir?

  1. absorption-basing colors
  2. based-absorption colors
  3. absorption-based colors
Cevabı göster

absorption-based colors

Dilbilgisi

are absorbed by an object: by ile geniş zamanda edilgen yapı

are absorbed, geniş zamanda edilgen yapıdır: are + geçmiş zaman ortacı absorbed. Wavelengths öznedir; bu nedenle cümle, nesnenin ne yaptığına değil dalga boylarına ne olduğuna odaklanır. Bilimsel süreçler açıklanırken bu odak sık kullanılır. by an object eylemi yapanı, yani emme işlemini gerçekleştiren şeyi belirtir. Buradaki by, «bir nesnenin yanında» anlamına gelmez; emme eylemini dalga boylarını emen nesneye bağlar.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı absorb fiilinin edilgen biçimi ve eylemi yapanı belirten ifadeyle tamamlayın: Harmful rays ____ the protective coating.

Cevabı göster

are absorbed by

The result is a matte final color generated by these leftover light waves. Notlar

0:44

Sonuç, arta kalan bu ışık dalgalarının ürettiği mat bir son renktir.

Anlatım akışı

The result is: bir sürecin sonucunu belirtmek

The result is, dinleyiciye sıradaki bilginin az önce açıklanan sürecin sonucu olduğunu gösteren bir işarettir. Açıklamayı süreç → sonuç sırasına göre düzenler. Burada result bir sürecin sonucunu belirtir; yarışma skoru anlamına gelmez. The result is ifadesinden sonra The result is a matte color örneğindeki gibi bir isim grubu gelebilir. Tam bir yan cümle kullanmak için The result is that + yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Açıklamayı bu dersteki üç sözcüklü işaretle tamamlayın: The liquid cools and becomes solid. ____ a firm block of wax.

Cevabı göster

The result is

Kelime

matte final color: renk tonu değil, parlak olmayan bir yüzey

matte final color ifadesinde matte, rengin düşük parlaklığa sahip, ışıltısız bir görünümü olduğunu belirtir. Rengin kırmızı ya da mavi gibi belirli bir tonunu değil, yüzey bitişini veya görünümünü anlatır. Final color, sürecin sonunda elde edilen renktir. Matte bir renk herhangi bir tonda olabilir ve açık ya da koyu olabilir; bu nedenle matte, dark anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir dolap siyahtır ve boyalı yüzeyinde neredeyse hiç görünür parlaklık yoktur. Hangi cümle onu en doğru şekilde tanımlar?

  1. The cabinet has a glossy black finish.
  2. The cabinet has a matte black finish.
  3. The cabinet has a dark black finish.
Cevabı göster

The cabinet has a matte black finish.

Most naturally occurring colors fall into this category, Kalıp ifadeler

0:49

Doğada oluşan çoğu renk bu kategoriye girer,

including those of many fruits and flowers.

0:52

buna birçok meyve ve çiçeğin rengi de dahildir.

Kalıp ifadeler

naturally occurring colors fall into this category: sınıflandırma için fall into kullanımı

Naturally occurring, colors sözcüğünden önce birlikte kullanılan bir betimleme ifadesidir. Renklerin doğada var olduğu veya doğada oluştuğu anlamına gelir. Most, doğal renklerin tümünü değil, çoğunluğunu belirtir. Sınıflandırma dilinde fall into this category, bu kategoriye ait olmak veya bu kategoride sınıflandırılmak demektir. Fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. This category daha önce tanıtılan bir gruba gönderme yapar ve bu örnekleri o sınıflandırmaya bağlar.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü sınıflandırma ifadesiyle tamamlayın: Questions about passwords ____ the security category.

Cevabı göster

fall into

Plants are full of compounds called pigments Dilbilgisi

0:55

Bitkiler, pigment adı verilen bileşiklerle doludur

that absorb light waves as part of photosynthesis,

0:57

ve bu pigmentler, fotosentezin bir parçası olarak ışık dalgalarını soğurur,

Dilbilgisi

compounds called pigments: called ile adlandırma

are full of compounds... ifadesinde be full of, “bir şeyi çok miktarda veya çok sayıda içermek” anlamına gelir. Burada bitkilerin birçok bileşik içerdiğini belirtir. compounds called pigments ifadesindeki called pigments, compounds that are called pigments ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Bileşiklerin adını verir; bu nedenle called, “adı verilen” anlamındadır, “telefon etti” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + called + ad biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede called, bir yapı türünün adını tanıtmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The cells contain structures calling chloroplasts.
  2. The cells contain called chloroplasts structures.
  3. The cells contain structures called chloroplasts.
Cevabı göster

The cells contain structures called chloroplasts.

the process by which they convert sunlight into energy. Dilbilgisi

1:00

bu süreçte güneş ışığını enerjiye dönüştürürler.

Dilbilgisi

the process by which: bir mekanizmayı gösterme

The process by which, bir şeyin gerçekleştiği yolu veya mekanizmayı tanıtır. Which, process sözcüğüne gönderme yapar; by ise “aracılığıyla” veya “yoluyla” anlamındadır. Kalıp the process by which + özne + fiil biçimindedir. Adı verilen bir süreci, o süreç aracılığıyla ne olduğunu açıklayan tam bir yan cümleye bağladığı için tanımlarda ve resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Tanımı burada öğretilen resmî ifadeyle eksiksiz tamamlayın: Evaporation is ____ liquid water becomes vapor.

Cevabı göster

the process by which

While different plants have evolved different pigments that result in different colors,

1:03

Farklı bitkiler farklı renklerle sonuçlanan farklı pigmentler geliştirmiş olsa da,

higher energy wavelengths are more easily absorbed than lower energy ones. Dilbilgisi

1:08

yüksek enerjili dalga boyları düşük enerjili olanlardan daha kolay soğurulur.

Dilbilgisi

more easily absorbed than ... ones: edilgen karşılaştırma yapısı

X + be + more easily + past participle + than Y kalıbı, iki nesne grubunun bir sürece ne kadar kolay maruz kaldığını karşılaştırır. Burada are absorbed edilgen yapıdadır: eylem dalga boylarına uygulanır ve easily, absorbed sözcüğünü niteler. lower energy ones ifadesinde ones, tekrarı önlemek için çoğul wavelengths adının yerini tutar. İnsanları değil, daha düşük enerjili dalga boylarını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle iki malzeme türünün ne kadar kolay zarar gördüğünü doğru biçimde karşılaştırıyor ve materials sözcüğünü yinelememek için ones kullanıyor?

  1. Thin materials are more easy damaged than thick one.
  2. Thin materials are more easily damaged than thick ones.
  3. Thin materials more easily damage than thick ones.
Cevabı göster

Thin materials are more easily damaged than thick ones.

And blue light has some of the highest energy wavelengths in the visible spectrum. Kelime

1:13

Ve mavi ışık, görünür spektrumdaki en yüksek enerjili dalga boylarından bazılarına sahiptir.

Kelime

highest energy wavelengths in the visible spectrum: görünür spektrumdaki en yüksek enerjili dalga boyları

highest energy wavelengths in the visible spectrum ad öbeğinin ana adı wavelengths sözcüğüdür. Highest energy, bu dalga boylarının enerji sıralamasını belirtirken in the visible spectrum karşılaştırmayı insan gözünün görebildiği elektromanyetik spektrum bölümüyle sınırlar. Tam cümlede some of the highest ... ifadesi, mavi ışığın bu görünür aralığın yüksek enerjili ucundaki bazı dalga boylarını içerdiğini anlatır. Some of, her mavi ışık dalga boyunun mutlak olarak en yüksek enerjiye sahip olduğu iddiasını önler.

Alıştırma

highest energy wavelengths in the visible spectrum ad öbeğinde ana ad hangi sözcüktür?

  1. wavelengths
  2. energy
  3. spectrum
Cevabı göster

wavelengths

Numerous pigments have evolved to absorb blue light, Kalıp ifadeler

1:17

Mavi ışığı soğurmak için sayısız pigment evrimleşmiştir,

Kalıp ifadeler

have evolved to absorb: nesiller boyunca gelişen bir işlev

Present perfect yapısındaki have evolved, uzun bir evrim sürecini bugün var olan bir işlevin kaynağı olarak sunar. to absorb blue light mastar yapısı, gelişen işlevi belirtir: birçok pigment artık bu ışığı soğurabilir. Bu biyoloji bağlamında evolved to, pigmentlerin bir seçim yaptığı veya bir plan izlediği anlamına gelmez. Birçok nesil boyunca evrimle ortaya çıkan bir özelliği özetler.

Alıştırma

Cümleyi have evolved ve ardından bir mastar kullanarak tamamlayın: Over many generations, these desert shrubs ____ store water in their stems.

Cevabı göster

have evolved to

including chlorophyll, which absorbs blue and red wavelengths

1:20

doğanın alametifarikası olan yeşili üretmek için

to produce nature's trademark green. Deyimler

1:23

mavi ve kırmızı dalga boylarını soğuran klorofil de bunlara dahildir.

Deyimler

nature's trademark green: ayırt edici özellik için bir benzetme

to produce mastar yapısı, soğurulan dalga boylarını ortaya çıkan görünür renge bağlar. Bu cümlede renk, bilinçli bir amaç olarak değil, sürecin sonucu olarak sunulur. Nature's trademark green canlı bir benzetmedir. Trademark sözcüğü gerçek anlamıyla bir markayı tanımlayan kelime, sembol veya başka bir işareti belirtir. Ancak green, smile veya style gibi bir özelliğin önünde, bir kişinin ya da şeyin tanındığı ayırt edici niteliği ifade edebilir. Burada doğanın tanıdık ve hemen fark edilen yeşili kastedilir.

Alıştırma

Hangi cümlede trademark, ayırt edici bir özellik anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The comedian greeted the crowd with his trademark grin.
  2. The company filed a trademark application for its new logo.
  3. The court ruled that the trademark belonged to another business.
Cevabı göster

The comedian greeted the crowd with his trademark grin.

However, green light is still fairly energetic, Kelime

1:26

Ancak, yeşil ışık da hala oldukça enerjiktir,

Kelime

green light is still fairly energetic: fiziksel enerji için energetic

Burada energetic, canlı bir kişiyi değil green light ifadesini niteler. Bilimsel bağlamda “görece yüksek fiziksel enerjiye sahip” demektir. fairly, yargıyı “oldukça” ya da “makul ölçüde” anlamıyla yumuşatır; dolayısıyla cümle yeşil ışığın mümkün olan en yüksek enerjiye sahip olduğunu söylemez. still, daha önce daha da yüksek enerjili ışığa yapılan vurguyla karşıtlık kurar. Bu karşılaştırmaya rağmen yeşil ışığın enerjisi hâlâ önem taşıyacak kadar yüksektir. Burada duygu ya da kişilik değil, fiziksel enerji anlatılır.

Alıştırma

Hangi cümlede energetic “görece yüksek fiziksel enerjiye sahip” anlamında kullanılmıştır?

  1. The dancer gave an energetic performance.
  2. The particles are still fairly energetic after the collision.
  3. The puppy is energetic after its nap.
Cevabı göster

The particles are still fairly energetic after the collision.

and the most common class of pigments evolved to absorb these wavelengths as well. Kalıp ifadeler

1:29

ve en yaygın pigment sınıfı bu dalga boylarını da soğuracak şekilde evrimleşmiştir.

Kalıp ifadeler

evolved to absorb these wavelengths as well: cümle sonunda as well

evolved to absorb, bu pigment sınıfının birçok nesil boyunca bir şeyi soğurma yeteneği geliştirdiğini anlatır; bilinçli bir seçimi ifade etmez. these wavelengths, az önce sözü edilen yeşil ışık dalga boylarına gönderme yapar. Cümleciğin sonunda as well “de/da” veya “ayrıca” anlamına gelir. Bu dalga boylarını, pigmentlerin soğurduğu dalga boyları kümesine ekler. well, ekleme anlamı veren kalıplaşmış as well ifadesinin parçası olduğu için “aynı derecede iyi” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle “Bu pigmentler bu dalga boylarını da soğurur” anlamına gelir?

  1. These pigments absorb these wavelengths well.
  2. These pigments absorb these wavelengths as well.
  3. These pigments absorb red light as well as green light.
Cevabı göster

These pigments absorb these wavelengths as well.

There are over 1,100 types of carotenoids, Kültür

1:34

1.100'den fazla karotenoid türü vardır,

Kültür

1,100 types of carotenoids: büyük bir pigment ailesi

Karotenoidler bir pigment ailesidir; tek bir rengin ya da tek bir pigmentin adı değildir. 1.100'den fazla tür bulunduğunun söylenmesi, bu ailenin ne kadar büyük ve çeşitli olduğunu vurgular. Buradaki açıklamayı anlamak için karotenoidlerin mavi ve yeşil ışığı soğurduğunu, kırmızı ve sarı ışığın ise görülebilecek şekilde kaldığını bilmek yeterlidir. Türlerin çokluğu, bitkilerde kırmızı ve sarı renklerin neden yaygın olduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Burada “over 1,100 types of carotenoids” ifadesi bize ne anlatıyor?

  1. Karotenoidler ışığın her rengini soğuran bitkilerdir.
  2. Karotenoidler sabit tek bir sarı tonudur.
  3. Karotenoidler birçok farklı türü bulunan büyük bir pigment ailesidir.
Cevabı göster

Karotenoidler birçok farklı türü bulunan büyük bir pigment ailesidir.

pigments which absorb high-energy blue and green light

1:38

bu pigmentler yüksek enerjili mavi ve yeşil ışığı soğururken

while leaving behind the lower energy red and yellow light. Öbek fiiller

1:42

düşük enerjili kırmızı ve sarı ışığı geride bırakırlar.

Öbek fiiller

while leaving behind ...: geride kalan sonuç

Burada leaving behind, “başka bir bölüm çıkarıldıktan veya soğurulduktan sonra bir şeyin kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Pigmentler mavi ve yeşil ışığı soğurur; kırmızı ve sarı ışık ise soğurulmaz ve görülebilecek şekilde kalır. Bu, pigmentlerin yanlışlıkla bir şeyi unuttuğu anlamına gelmez. While + leaving aynı sürecin iki bölümünü birbirine bağlar. Leaving fiilinin anlamca öznesi pigments sözcüğüdür: Pigmentler bir ışık aralığını soğururken başka bir aralığı geride bırakır.

Alıştırma

Cümleyi while ve leave behind ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The cleaning process removes the stains ____ the original color.

Cevabı göster

while leaving behind

While carotenoids are present in most green plants, Kelime

1:46

Karotenoidler çoğu yeşil bitkide bulunmasına rağmen,

Kelime

are present in most green plants: “var olan” anlamındaki present

Burada are present in, “… içinde bulunur” veya “… içinde yer alır” anlamındadır. Present, bağ fiili are’dan sonra gelen bir sıfattır; in ise karotenoidleri içeren bitkileri belirtir. Be present in, bir maddenin, özelliğin veya durumun bir şeyin içinde bulunduğunu anlatan bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır. Bu yapıda present, “şimdi”, “hediye” veya “göstermek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî bilim cümlesini be present in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A small amount of salt ____ the water.

Cevabı göster

is present in

they only become visible each fall when chlorophyll gets broken down Öbek fiiller

1:49

sadece her sonbaharda kış için enerji tasarrufu sağlamak adına

to save energy for the winter. Dilbilgisi

1:53

klorofil parçalandığında görünür hale gelirler.

Öbek fiiller

gets broken down: “ayrıştırılır” anlamındaki get edilgeni

Gets broken down, get + past participle yapısıyla kurulan bir get edilgenidir. Özne olan chlorophyll eylemden etkilenir; dolayısıyla ifade, klorofilin ayrışma sürecinden geçtiğini anlatır. Get edilgeni, daha nötr olan is broken down biçimine göre süreci veya değişimi daha belirgin hâle getirir. Burada break down, “daha basit maddelere veya parçalara ayırmak” demektir. Biyolojik bağlam bu anlamı seçtirir; bir makinenin çalışmayı bırakması veya bir kişinin duygusal kontrolünü kaybetmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi break down ifadesinin get edilgeniyle tamamlayın: During digestion, food ____ into smaller molecules.

Cevabı göster

gets broken down

Dilbilgisi

to save energy for the winter: amaç bildiren to-infinitive

to save energy şeklindeki to-infinitive öbeği “Neden?” sorusunu yanıtlar ve önceki eylemin amacını belirtir: eylem, daha az enerji kullanmak için yapılır. Eylem + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, amacı kısa ve açık biçimde anlatır. Buradaki for the winter, “kışa hazırlanmak için” veya “kış dönemi boyunca” anlamındadır; winter enerjiyi alan bir kişi ya da nesne değildir.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren bir to-infinitive ile tamamlayın: We left home early ____. arrive on time sözcüklerini kullanın.

Cevabı göster

to arrive on time

But whether they're working alone or side by side, Dilbilgisi

1:55

Ancak ister tek başlarına ister yan yana çalışsınlar,

Dilbilgisi

whether ... or ...: iki durumda da aynı sonuç

Whether A or B, iki olası durumu daha sonra gelen aynı sonucun kapsamına alır. Burada A seçeneği they're working alone, B seçeneği ise they're working side by side ifadesidir; sonraki açıklama her iki durumda da geçerlidir. Side by side sözcük anlamıyla “yan yana” demektir, ancak burada birlikte veya paralel biçimde çalışmayı anlatır. Bu kalıpta whether bir soru sormaz; sonucun kapsadığı durumların sınırını belirler.

Alıştırma

Tavsiyenin her iki durumda da geçerli olduğunu göstermek için cümleyi whether...or... ile tamamlayın: ____ you study alone ____ with a friend, take regular breaks.

Cevabı göster

Whether · or

these pigments absorb blue light in virtually all plants. Kelime

1:58

bu pigmentler neredeyse tüm bitkilerde mavi ışığı soğurur.

Kelime

in virtually all plants: virtually “neredeyse hepsi” demektir

Burada virtually all, “neredeyse hepsi” anlamına gelir. Bu durumun son derece yaygın olduğunu belirtirken çok az sayıda istisna olmasına da izin verir. Virtually, derece zarfı olarak all sözcüğünü niteler. Bu cümlede sanal veya çevrim içi şeylerden söz etmez.

Alıştırma

1.000 katılımcının 998'i gerekliliği karşıladıysa en doğru cümle hangisidir?

  1. Virtually all participants met the requirement.
  2. All participants met the requirement.
  3. Only a few participants met the requirement.
Cevabı göster

Virtually all participants met the requirement.

Even fruits and flowers that appear blue actually have pigments that are red or purple Kelime

2:02

Mavi görünen meyveler ve çiçekler bile aslında kırmızı veya mor pigmentlere sahiptir

and only truly turn blue under specific chemical conditions. Kalıp ifadeler

2:08

ve sadece belirli kimyasal koşullar altında gerçekten maviye dönerler.

Kelime

appear blue ve turn blue: görünüş ve değişim

Appear blue, “mavi görünmek” anlamına gelir. Appear, ardından blue sıfatı gelen bir bağ fiilidir ve bu ifade renk değişimi olduğunu söylemeden gözlemlenen görünüşü anlatır. Turn blue, “maviye dönüşmek” anlamına gelir. Turn da burada bir bağ fiilidir, ancak önceki bir durumdan değişimi belirtir. Cümle, meyve ve çiçeklerin nasıl göründüğüyle pigmentlerinin gerçekten maviye dönüştüğü koşulları karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ayıraç eklendikten sonra sıvının maviye dönüştüğünü açıkça belirtir?

  1. The liquid looks blue under the lamp.
  2. The liquid appears blue before the reagent is added.
  3. The liquid turns blue after the reagent is added.
Cevabı göster

The liquid turns blue after the reagent is added.

Kalıp ifadeler

under specific chemical conditions: gerekli bir koşulu belirtmek

under specific chemical conditions ifadesinde under, “altında” şeklinde fiziksel bir konumu değil, “belirli koşulların geçerli olduğu bir durumda” anlamını taşır. Bu ifade, renk değişiminin gerçekleşmesi için neyin gerekli olduğunu belirtir. under + adjective + conditions kalıbı bilimsel, tıbbi ve kurallarla ilgili açıklamalarda yaygındır. only ile birlikte kullanıldığında koşulu sınırlar: sonuç her durumda gerçekleşmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle bilimsel cümleyi tamamlayın: The pigment turns blue only ____.

Cevabı göster

under specific chemical conditions

So, is blue the rarest color in nature? Anlatım akışı

2:13

Peki, mavi doğadaki en nadir renk midir?

Not quite.

2:16

Tam olarak değil.

Anlatım akışı

So, is ...? Not quite. — geçici bir sonucu düzeltmek

So, önceki bilgileri kullanarak olası bir sonucu soru biçiminde ortaya koyar. Ardından konuşmacı Not quite diye cevap vererek bu sonucun düşünülmeye değer ve doğruya yakın olduğunu, ancak bütünüyle doğru olmadığını gösterir. Bu soru-cevap geçişi açıklamayı düzenler: geçici bir sonuçta durur, onu düzeltir ve sırada önemli bir istisna veya ek bilgi olduğunu bildirir. Not quite, daha önce söylenen her şeyi geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Bu konuşmada Not quite neyi gösteriyor? “Is the plan complete? Not quite. One safety check is still missing.”

  1. Plan tamamen bitmiş ve başka bir çalışma gerekmiyor.
  2. Plan hakkında daha önce söylenen her şey yanlış.
  3. Plan tamamlanmaya yakın, ancak hâlâ bir düzeltme veya ekleme gerekiyor.
Cevabı göster

Plan tamamlanmaya yakın, ancak hâlâ bir düzeltme veya ekleme gerekiyor.

Absorption is just one of the two main ways light generates color. Anlatım akışı

2:18

Soğurma, ışığın renk üretmesinin iki ana yolundan sadece biridir.

Anlatım akışı

just one of the two main ways: tek bir mekanizma, açıklamanın tamamı değil

Burada just, kısa süre önce değil, yalnızca anlamına gelir. one of the two main ways yapısı, emilimi tam olarak iki ana mekanizmadan oluşan bir grubun içine yerleştirir. Bu nedenle emilim önemlidir, ancak açıklamanın tamamı değildir. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak bu cümle, daha önce ele alınan mekanizmayı ilk bölüm olarak gösterir ve dinleyiciyi diğer mekanizmaya hazırlar. Bir iddiayı sınırlamak ve ikinci bir konunun daha ele alınması gerektiğini göstermek için just one of the two ... yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Fiyatın tek ana etken olmadığını göstermek için cümleyi belirtilen just one of the two ifadesiyle tamamlayın: Price is ____ main factors we consider.

Cevabı göster

just one of the two

In the second method, Anlatım akışı

2:23

İkinci yöntemde,

Anlatım akışı

In the second method: sonraki açıklamaya geçiş

In the second method, dinleyiciye açıklamanın ilk mekanizmadan ikinci mekanizmaya geçtiğini bildiren bir geçiş ifadesidir. the, bu ikinci yöntemin daha önce tanıtılmış bir gruba ait olduğunu gösterir. Burada method, bir şeyin gerçekleşme biçimi veya mekanizması anlamına gelir; adım adım ilerleyen bir süreçteki ikinci talimat olmak zorunda değildir. In the first method ve In the second method gibi numaralı geçişler, bir açıklamanın yapısını takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

İki yöntemi açıklayan metni belirtilen In the second method geçişiyle tamamlayın: The first method uses interviews. ____, the researcher uses an online survey.

Cevabı göster

In the second method

some wavelengths are scattered and amplified, Kelime

2:24

bazı dalga boyları saçılır ve güçlendirilir,

overpowering the others to determine an object's final color. Kelime

2:27

diğerlerini bastırarak bir nesnenin son rengini belirler.

Kelime

are scattered and amplified: eş görevli iki edilgen eylem

Are scattered and amplified, eş görevli iki edilgen eylemin kullanıldığı bir yapıdır. Çoğul özne some wavelengths her iki eyleme de maruz kalır ve are, scattered ile amplified geçmiş zaman ortaçları tarafından ortak kullanılır. Burada scattered, farklı yönlere yönlendirilmek; amplified ise daha güçlü veya daha belirgin hâle gelmek demektir. Amplified yalnızca sesi değil, ışığı ve başka sinyalleri de anlatabilir. Edilgen yapı, dalga boylarına ne olduğuna odaklanır.

Alıştırma

Dersi temel alan eş görevli edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: In this experiment, some light waves ____ by the surface.

Cevabı göster

are scattered and amplified

Kelime

overpowering the others to determine an object's final color: baskın bir etki

Overpowering the others ifadesinde overpowering, görsel etkinin o kadar güçlenmesi demektir ki diğer dalga boyları görülen sonuca daha az katkıda bulunur. The others, insanları veya nesneleri değil, diğer dalga boylarını belirtir. -ing yapısı, daha önce anlatılan saçılma ve güçlenmenin sonucunu göstererek açıklamayı sürdürür. To determine an object's final color, bu baskınlığın ne yaptığını açıklar: baskın dalga boyunun etkisi, izleyicinin gördüğü rengi belirler. Buradaki overpowering mecazidir; fiziksel bir saldırı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede overpower, örnektekiyle aynı fiziksel olmayan anlamda kullanılmıştır?

  1. The lamps stood next to one another at the same brightness.
  2. The guard overpowered the intruder and held him down.
  3. The bright stage lights overpowered the softer lights on the set.
Cevabı göster

The bright stage lights overpowered the softer lights on the set.

These structural colors occur because some objects around us Kelime

2:31

Bu yapısal renkler, etrafımızdaki bazı nesnelerin

are made of microscopic particles,

2:35

mikroskobik parçacıklardan yapılmış olması nedeniyle oluşur,

which can form nanostructures that interfere with visible light. Kelime

2:37

bu parçacıklar görünür ışığa müdahale eden nanoyapılar oluşturabilir.

Kelime

Bu yapısal renkler: mikroskobik yapıların ürettiği renkler

Structural colors, “yapısal renkler” anlamına gelir. Bu renkler, mikroskobik veya nano ölçekteki fiziksel yapıların ışıkla etkileşmesiyle oluşur; temel kaynakları renkli pigmentler değildir. Burada structural, rengi üreten mekanizmayı belirtir. Binaları veya nesnenin genel şeklini değil, malzemenin içindeki çok küçük yapıları anlatır. These, daha önce söz edilen renklere gönderme yapar.

Alıştırma

Burada structural colors ne anlama geliyor?

  1. Çok küçük fiziksel yapıların ışıkla etkileşmesi sonucu oluşan renkler
  2. Her zaman aynı renkte pigmentlerle üretilmesi gereken renkler
  3. Yalnızca binalarda ve diğer yapılarda görülen renkler
Cevabı göster

Çok küçük fiziksel yapıların ışıkla etkileşmesi sonucu oluşan renkler

Kelime

which can form nanostructures...: ışığı etkileyen nano yapılar oluşturmak

Which, microscopic particles ifadesine gönderme yapar: bu parçacıklar nano yapılar oluşturabilir. Ardından that interfere with visible light yan cümlesi nanostructures ifadesini niteler. Dil bilgisi iki aşamalı bir zincir kurar: parçacıklar yapıları oluşturur, yapılar da ışığı etkiler. Bu fizik bağlamında interfere with visible light, yapıların ışık dalgalarıyla etkileşerek dalgaların birleşme veya ilerleme biçimini değiştirmesi anlamına gelir. Günlük durumlarda olduğu gibi “rahatsız etmek” ya da “sözünü kesmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle hangi iki aşamalı mekanizmayı anlatıyor?

  1. Nano yapılar görünür ışığa bakan insanların sözünü keser.
  2. Görünür ışık mikroskobik parçacıklar oluşturur, bunlar da daha sonra nano yapılara dönüşür.
  3. Mikroskobik parçacıklar nano yapılar oluşturur ve nano yapılar görünür ışığı etkiler.
Cevabı göster

Mikroskobik parçacıklar nano yapılar oluşturur ve nano yapılar görünür ışığı etkiler.

For example, this feather has no blue pigments in it.

2:42

Örneğin, bu tüyün içinde mavi pigment yoktur.

But when light strikes it, Kelime

2:46

Ancak ışık ona çarptığında,

the electrons within its nanostructure vibrate at the same frequency as the wave. Kalıp ifadeler

2:47

nanoyapısındaki elektronlar dalgayla aynı frekansta titreşir.

Kelime

when light strikes: strike fiilinin ışığın bir yüzeye ulaşması anlamı

when light strikes it ifadesinde strikes, “yüzeyine ulaşıp çarpmak” anlamındadır. Özne light, ışığı alan nesne ise it ile gösterilir. Bu fiil şiddet içeren bir saldırıyı değil, fiziksel temas veya etkileşimi anlatır. Bu kullanım bilimsel anlatımda yaygındır: ışık, dalga, ışın veya parçacıklar bir yüzeye strike edebilir. when yan cümlesi, ana cümlede anlatılan süreci başlatan koşulu verir.

Alıştırma

Hangi cümlede strikes, ışığın bir yüzeye ulaşıp onu etkilemesi anlamında kullanılmıştır?

  1. When sunlight strikes the solar panel, it produces electricity.
  2. The boxer strikes the punching bag during practice.
  3. The factory workers strike for safer conditions.
Cevabı göster

When sunlight strikes the solar panel, it produces electricity.

Kalıp ifadeler

vibrate at the same frequency as: titreşim frekanslarını karşılaştırmak

vibrate at the same frequency as the wave ifadesinde at titreşim frekansını, as ise karşılaştırılan şeyi belirtir. Kalıp A vibrates at the same frequency as B şeklindedir. Burada frequency fiziksel bir orandır: belirli bir sürede kaç titreşim döngüsünün gerçekleştiğini gösterir. Cümle, elektronların titreşim oranının dalganın frekansıyla eşleştiğini söyler; günlük hayatta bir şeyin aynı sıklıkta gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: During the experiment, the second tuning fork vibrates ____ the first tuning fork.

Cevabı göster

at the same frequency as

This makes the particles send out a new wave with the same frequency, Öbek fiiller

2:53

Bu, parçacıkların aynı frekansta yeni bir dalga göndermesine neden olur,

Öbek fiiller

send out a new wave with the same frequency: aynı frekansta yeni bir dalga yaymak

Burada send out, “yaymak” veya “dışarı vermek” anlamına gelir. Parçacıklar bilinçli olarak bir şey göndermiyor; fiziksel bir süreç onların yeni bir dalga üretmesini sağlıyor. send out ifadesinin nesnesi a new wave'dir. with the same frequency ise bu dalgayı açıklayarak özgün dalgayla aynı frekansta olduğunu belirtir. Bu kullanım sinyal, ışık ve ısıyla da doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ve “yaymak” anlamına gelen öbek fiili kullanın: The antenna can ____ a warning signal.

Cevabı göster

send out

starting a chain reaction that amplifies and scatters blue light. Kalıp ifadeler

2:58

mavi ışığı güçlendiren ve saçan bir zincirleme reaksiyon başlatır.

Kalıp ifadeler

starting a chain reaction that amplifies and scatters: güçlendirip saçan bir zincirleme reaksiyon başlatmak

Starting a chain reaction, bir olayın bir sonraki olayı tetiklemesi ve onun da başka olayları tetiklemesi anlamına gelir. Burada starting, bağlantılı olay dizisini daha önce anlatılan sürecin bir sonucu olarak sunan bir -ing yan cümlesidir. That amplifies and scatters, a chain reaction ifadesini niteler ve bu dizinin mavi ışığa ne yaptığını açıklar. Chain reaction yalnızca patlamalarla veya nükleer kimyayla sınırlı değildir; bağlantılı her neden-sonuç dizisini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede chain reaction, bir olayın bir sonrakine neden olduğu bağlantılı bir dizi için kullanılmıştır?

  1. One software error started a chain reaction that shut down several services.
  2. The team placed a metal chain beside the computer.
  3. Several unrelated errors appeared on different days.
Cevabı göster

One software error started a chain reaction that shut down several services.

Nanostructures of various shapes and sizes scatter different wavelengths, Kalıp ifadeler

3:03

Çeşitli şekil ve boyutlardaki nanoyapılar farklı dalga boylarını saçar,

Kalıp ifadeler

of various shapes and sizes: çeşitlilik gösteren bir grubu tanımlamak

Bu isim öbeğinde Nanostructures ana isimdir. of various shapes and sizes ifadesi nanoyapıları açıklar: hem şekilleri hem de boyutları farklıdır. Various, yalnızca shapes sözcüğünü değil, birbirine bağlanan shapes and sizes ikilisinin tamamını kapsar. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + of various shapes and sizes şeklindedir. Üyeleri birçok farklı şekil ve boyuta sahip bir grubu kısa biçimde tanıtır.

Alıştırma

Müzede birçok farklı şekil ve boyutta kristal bulunduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The museum displays crystals with a various shape and size.
  2. The museum displays crystals from various shapes and sizes.
  3. The museum displays crystals of various shapes and sizes.
Cevabı göster

The museum displays crystals of various shapes and sizes.

but they typically scatter high-energy wavelengths most easily,

3:07

ancak genellikle yüksek enerjili dalga boylarını en kolay şekilde saçarlar,

making blue the most common structural color. Dilbilgisi

3:11

bu da maviyi en yaygın yapısal renk yapar.

Dilbilgisi

making blue the most common structural color: sonuç bildiren bir yan cümle

making blue the most common structural color şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki olgunun sonucunu belirtir: yüksek enerjili dalga boylarının kolayca saçılması, maviyi en yaygın yapısal renk hâline getirir. Burada making, mavi rengi üretmek anlamına gelmez. Kalıp make + nesne + tümleç şeklindedir. Blue nesnedir; the most common structural color ise blue sözcüğünün ne hâle geldiğini söyleyen isim tümlecidir. Tam bir cümleden sonra making + nesne + tümleç, önceki durumun tamamının sonucunu gösterebilir.

Alıştırma

Sonuç bildirmek için making + nesne + tümleç yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The storm closed the airport, making the train became the only practical option.
  2. The storm closed the airport, making the train to become the only practical option.
  3. The storm closed the airport, making the train the only practical option.
Cevabı göster

The storm closed the airport, making the train the only practical option.

Meanwhile, low-energy wavelengths like red are only weakly scattered. Anlatım akışı

3:16

Öte yandan, kırmızı gibi düşük enerjili dalga boyları sadece zayıf bir şekilde saçılır.

Anlatım akışı

Meanwhile: açıklamanın karşıt yönüne geçiş

Bu cümlede Meanwhile, açıklamayı daha önceki mavi ışık odağından kırmızı ışık gibi düşük enerjili dalga boylarının karşıt davranışına taşır. Burada “buna karşılık, aynı zamanda” anlamında düşünülebilir. Buradaki temel görevi yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleştiğini söylemek değil, bilgiyi düzenlemektir. Aynı mekanizmanın diğer tarafına geçildiğini belirtir.

Alıştırma

Örnekte Meanwhile sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Önceki ifadenin nedenini verir.
  2. Kırmızı ışık etkisinin daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
  3. Aynı açıklamanın karşıt bir yönünü tanıtır.
Cevabı göster

Aynı açıklamanın karşıt bir yönünü tanıtır.

Even when something evolves specific nanostructures that strongly scatter red light, Dilbilgisi

3:20

Bir şey kırmızı ışığı güçlü bir şekilde saçan belirli nanoyapılar geliştirse bile,

Dilbilgisi

Even when ...: sonucu değiştirmeyen güçlü bir koşul

Even when, belirtilen koşul tamamen gerçekleşse bile bunun sonraki sonucu engellemediğini anlatır. Bu yan cümlede bir şey kırmızı ışığı güçlü biçimde saçan nanoyapılar geliştirir; ancak sonraki ana cümle hâlâ geçerli olan bir sınırlama ya da beklenmedik bir sonuç sunacaktır. Dil bilgisi açısından even when, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümle başlatır. Buradaki when yalnızca “ne zaman?” sorusuna cevap vermez. Parça virgülle bittiği için düşüncenin tamamlanması amacıyla ardından bir ana cümle gelmelidir.

Alıştırma

Hangi cümle, güçlü bir koşulun ana sonucu değiştirmediğini göstermek için even when kullanır?

  1. When the library is busy, Leo checks the clock.
  2. Even when the library is busy, Leo can still find a quiet corner.
  3. Because the library is busy, Leo leaves immediately.
Cevabı göster

Even when the library is busy, Leo can still find a quiet corner.

they still resonate with other wavelengths,

3:25

bunlar yine de diğer dalga boylarıyla rezonansa girer,

only appearing red at some angles of illumination and observation. Kelime

3:28

sadece bazı aydınlatma ve gözlem açılarında kırmızı görünürler.

Kelime

only appearing red at some angles: aydınlatma ve gözlem açıları

Only appearing red at some angles of illumination and observation, önceki ifadenin bir sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir ve anlamca öznesi they'dir. Only, kırmızı görünme durumunu sınırlar: yapılar her yönden değil, yalnızca belirli açı koşullarında kırmızı görünür. Aydınlatma açısı ışığın yapıya hangi yönden geldiğini, gözlem açısı ise yapıya hangi yönden bakıldığını belirtir. Bu nedenle görülen renk, aydınlatma ve bakış yönlerinin birleşimine bağlıdır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade, yüzeyin hangi durumda kırmızı göründüğünü söylüyor?

  1. Yalnızca gözlemci ışığın parlaklığını değiştirdiği için kırmızı görünür.
  2. Herhangi bir ışık ulaştığında, bakış yönü ne olursa olsun kırmızı görünür.
  3. Yalnızca belirli aydınlatma ve bakış yönü birleşimlerinde kırmızı görünür.
Cevabı göster

Yalnızca belirli aydınlatma ve bakış yönü birleşimlerinde kırmızı görünür.

This gives us two contenders for nature's rarest color, Anlatım akışı

3:32

Bu bize doğanın en nadir rengi için iki aday verir:

Anlatım akışı

This gives us two contenders: iki adayı tanıtmak

This, önceki akıl yürütmeye gönderme yapar. Gives us, ‘bizi şu sonuca götürür’ veya ‘sonuç olarak ortaya çıkarır’ anlamına gelir; contenders ise seçilme ihtimali gerçekten yüksek olan adaylardır ve mutlaka spor yarışmacıları olmaları gerekmez. Bu ifade açıklamayı düzenler: önceki tartışmayı iki olası yanıta indirger ve bu iki yanıtın birazdan adlandırılacağını veya karşılaştırılacağını bildirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp This gives us + number + contenders for + category or title şeklindedir.

Alıştırma

This gives us two contenders burada söylemi düzenleme açısından ne işe yarıyor?

  1. İki seçeneğin de eşit derecede doğru olduğunu kanıtlayarak tartışmayı bitirir.
  2. Önceki akıl yürütmeyi iki makul aday olarak özetler ve bunların karşılaştırılacağını bildirir.
  3. İki sporcunun kelimenin tam anlamıyla izleyicilere teslim edildiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki akıl yürütmeyi iki makul aday olarak özetler ve bunların karşılaştırılacağını bildirir.

absorption-based matte blues, Kelime

3:36

soğurmaya dayalı mat maviler,

and structural iridescent reds.

3:38

ve yapısal yanardöner kırmızılar.

Kelime

absorption-based matte blues ... structural iridescent reds: mekanizma ve görünüm niteleyicileri

Bu ifade, iki kısa renk adını yan yana getirir. absorption-based matte blues ifadesinde absorption-based rengin oluşma mekanizmasını, matte ise az parlak görünümü belirtir. structural iridescent reds ifadesinde structural ışıkla etkileşen fiziksel yapılara dayalı bir mekanizmayı, iridescent ise ışığa veya bakış açısına göre parlayan ya da değişen renkleri anlatır. Niteleyici dizisi mekanizma + görsel etki + renk adıdır. blues ve reds sözcüklerinin çoğul biçimleri, her rengi tek bir renk alanı olarak değil, farklı tür veya örnekler içerebilen bir sınıf olarak sunar.

Alıştırma

İki renk adındaki niteleyicileri doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. absorption-based ve structural parlaklığı; matte ve iridescent ise rengi oluşturan mekanizmaları açıklar.
  2. Dört niteleyicinin tamamı yalnızca renklerin parlak olduğu anlamına gelir.
  3. absorption-based ve structural renklerin nasıl oluştuğunu; matte ve iridescent ise görsel görünümlerini açıklar.
Cevabı göster

absorption-based ve structural renklerin nasıl oluştuğunu; matte ve iridescent ise görsel görünümlerini açıklar.

Between these two, Dilbilgisi

3:41

Bu ikisi arasında,

structural reds are much rarer.

3:42

yapısal kırmızılar çok daha nadirdir.

Dilbilgisi

Between these two ... much rarer: iki öğelik karşılaştırma çerçevesi kurmak

Between these two, cümlenin başında karşılaştırmayı az önce sözü edilen iki kategoriyle sınırlayan bir çerçevedir. Burada between fiziksel bir konumu değil, “bu ikisini karşılaştırırken” anlamını taşır. Ardından karşılaştırmanın sonucu verilir: yapısal kırmızılar daha nadirdir. Much, karşılaştırma biçimi rarer’ı güçlendirir; bu nedenle much rarer, nadirlik farkının büyük olduğunu belirtir. Very rarer standart bir kullanım değildir.

Alıştırma

Between these two bu cümlede ne işe yarar?

  1. Yapısal kırmızıların fiziksel olarak iki rengin arasında olduğunu söyler.
  2. İki kategorinin eşit derecede nadir olduğunu söyler.
  3. Karşılaştırmayı daha önce sözü edilen iki kategoriyle sınırlar.
Cevabı göster

Karşılaştırmayı daha önce sözü edilen iki kategoriyle sınırlar.

Only a handful of animals and rocks scatter red light, Kalıp ifadeler

3:45

Sadece bir avuç hayvan ve kaya kırmızı ışığı saçar,

Kalıp ifadeler

Only a handful of: çok küçük bir sayıyı vurgulamak

Only a handful of, “yalnızca çok az sayıda” anlamına gelir. Burada handful mecazidir; gerçekten bir ele sığacak miktarı ifade etmez. Yapı only a handful of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Sayının bütüne veya beklenene kıyasla dikkat çekici derecede az olduğunu vurgular.

Alıştırma

“Yalnızca çok az sayıda” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ seats remained when we arrived.

Cevabı göster

Only a handful of

and none of them scatter red light exclusively. Dilbilgisi

3:48

ve hiçbiri sadece kırmızı ışığı saçmaz.

Dilbilgisi

none of them ... exclusively: “yalnızca” koşulunun tam olumsuzluğu

None of them tam olumsuzluk bildirir: daha önce sözü edilen üyeler arasında, ardından gelen koşulu karşılayanların sayısı sıfırdır. Bu, bazı üyelerin koşulu karşılamasına hâlâ izin veren not all of them ile aynı değildir. Exclusively, “yalnızca bu ve başka hiçbir şey” anlamına gelir. Buradaki koşul, başka ışıkları saçmadan sadece kırmızı ışığı saçmaktır. Cümle, bunların kırmızı ışığı hiç saçmadığını değil, hiçbirinin yalnızca kırmızı ışığı saçmadığını söyler.

Alıştırma

On sensörün tamamı hem sıcaklığı hem de nemi algılıyor. Hangi cümle hiçbir sensörün yalnızca sıcaklığı algılamadığını tam olarak ifade eder?

  1. None of them detect temperature exclusively.
  2. Not all of them detect temperature exclusively.
  3. All of them detect temperature exclusively.
Cevabı göster

None of them detect temperature exclusively.

But since red and blue are rare in one way and common in another, Anlatım akışı

3:51

Ancak kırmızı ve mavi bir şekilde nadir ve başka bir şekilde yaygın olduğu için,

Anlatım akışı

since ... in one way ... in another: dengeli bir neden oluşturmak

Bu cümlede since, “çünkü” anlamındadır ve sonraki ana cümlede verilen sonucun nedenini açıklar. But, bu nedenin daha önceki basit bir iddiayı daha ayrıntılı hâle getirdiğini gösterir; since burada “geçmişteki bir zamandan beri” anlamına gelmez. in one way ... in another eş yapısı, kanıtları farklı bakış açılarına göre düzenler. Kırmızı ve mavi bir mekanizmada nadirken başka bir mekanizmada yaygın olabilir; bu yüzden iki açıklama birbiriyle çelişmez.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle savı nasıl düzenliyor?

  1. Kırmızı ve mavinin tam olarak aynı bakımdan hem nadir hem de yaygın olduğunu söyler.
  2. İnsanların kırmızı ve maviyi ilk kez görmeye başladığı zamanı belirtir.
  3. Bir neden sunarken farklı bakış açılarından yapılan iki yargıyı dengeler.
Cevabı göster

Bir neden sunarken farklı bakış açılarından yapılan iki yargıyı dengeler.

we actually end up seeing both colors quite often. Öbek fiiller

3:55

aslında her iki rengi de oldukça sık görürüz.

Öbek fiiller

actually end up seeing: beklenmeyen bir nihai sonuç

End up + V-ing, bir sürecin veya olaylar zincirinin nihai sonucunu anlatır. End up seeing, “sonuçta görürüz” demektir; “izlemeyi bitirmek” anlamına gelmez. Actually, beklenen sonuçla gerçek sonuç arasındaki karşıtlığı vurgular. Bu renklerin az görülmesi gerektiği düşünülse bile, gerçek sonuç insanların ikisini de oldukça sık görmesidir.

Alıştırma

Hedef yapı end up + V-ing ifadesini tamamlayın: We thought the meeting would be short, but we actually ____ talking for two hours.

Cevabı göster

ended up

So, what color is least likely to be generated Dilbilgisi

3:59

Peki, yapısal ve soğurmaya dayalı formlarda

in structural and absorption-based forms?

4:02

üretilme olasılığı en düşük olan renk hangisidir?

Dilbilgisi

least likely to be generated: edilgen yapıda en düşük olasılık

Least likely, bir grup içindeki en düşük olasılığı belirtir. Bu rengin üretilmesinin imkânsız olduğu anlamına gelmez; karşılaştırmadaki diğer renklere göre daha düşük bir olasılığı olduğunu gösterir. least likely to be generated ifadesindeki to be generated edilgen bir mastardır: renk eylemi yapmaz, eylemden etkilenir. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + be + least likely + to be + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Öznenin eylemden etkilenme olasılığının en düşük olduğunu göstermek için cümleyi dersteki dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Among paper, cotton, and plastic, plastic is ____ damaged by a brief splash of water.

Cevabı göster

least likely to be

The answer is violet.

4:06

Cevap menekşe rengidir (violet).

Not to be confused with purple, Anlatım akışı

4:08

Morla (purple) karıştırılmamalıdır,

which is just a combination of red and blue light, Dilbilgisi

4:10

ki mor sadece kırmızı ve mavi ışığın birleşimidir,

Anlatım akışı

Not to be confused with purple: olası bir karışıklığı önleme

Not to be confused with purple, kısaltılmış bir parantez içi uyarıdır. Anlaşılan özne daha önce sözü edilen violet rengidir: violet, purple ile karıştırılmamalıdır. Bu ifade, farkı açıklamadan önce olası bir karışıklığı adlandırarak bilgiyi düzenler. Birinin zaten kafasının karıştığı anlamına gelmez ve izleyiciye verilen doğrudan bir emir değildir.

Alıştırma

Parantez içi uyarıyı dersteki ifadeyle tamamlayın: A comet, ____ a shooting star, is a body of ice and dust that orbits the Sun.

Cevabı göster

not to be confused with

Dilbilgisi

which is just ...: sınırlayıcı olmayan bir açıklama eklemek

Virgül + which ile başlayan yan cümle, tam cümlede kendisinden önceki isim öbeği hakkında ek bilgi verir. Burada which, purple sözcüğünü gösterir ve purple'ın ne olduğunu açıklar; daha önce geçen violet sözcüğünü göstermez. Bu, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir; purple sözcüğünün anlamını daraltmak yerine ek arka plan bilgisi verir. Bu cümlecikte just, “az önce” değil, “yalnızca” veya “basitçe” anlamına gelir. Yazıda bu tür ek bilgi veren which cümleciği virgülle ayrılır.

Alıştırma

Sınırlayıcı olmayan bir açıklama ekleyen ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The app uses solar power, ____ is a renewable energy source.

Cevabı göster

which

violet occupies a small portion of the visible light spectrum. Kelime

4:13

menekşe rengi görünür ışık spektrumunun küçük bir bölümünü kaplar.

Kelime

occupies a small portion of: bir bütün içindeki payı anlatmak

Burada occupies, daha büyük bir bütünün belirli bir miktarını veya alanını “kaplamak” anlamına gelir. Mor ışık, görünür ışık tayfının yalnızca küçük bir bölümünü kaplar; fiil, askerî bir gücün bir yerin kontrolünü ele geçirmesini anlatmaz. Kullanışlı bir yapı X occupies + miktar veya bölüm + of Y biçimindedir. Bu fiil; alan, kapasite, zaman ve oranlarla ilgili bilimsel ve veriye dayalı açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede occupy, daha büyük bir bütünün bir bölümünü kaplamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The army occupies the border town.
  2. She occupied herself with a puzzle.
  3. The photos occupy most of the phone's storage.
Cevabı göster

The photos occupy most of the phone's storage.

There are only a few nanostructures precise enough to exclusively scatter violet light. Dilbilgisi

4:18

Yalnızca menekşe ışığını saçacak kadar hassas olan çok az sayıda nanoyapı vardır.

Dilbilgisi

few nanostructures precise enough to exclusively scatter: gereken hassasiyete sahip az sayıdaki nanoyapı

Burada precise enough to exclusively scatter, gerekli dereceye ulaşıldığını göstermek için sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: nanoyapılar mor ışığı saçmak için gereken hassasiyete sahiptir. Precise enough, nanostructures sözcüğünü niteler ve enough, precise sıfatından sonra gelir. Few, bu koşulu karşılayan nanoyapıların sayısının az olduğunu belirtir. Exclusively, scatter fiilini niteler; yani saçılma mor ışıkla sınırlıdır.

Alıştırma

Sensitive sıfatını ve detect fiilini sıfat + enough + to yapısıyla kullanın. Cümleyi tamamlayın: The sensor is ____ tiny changes in temperature.

Cevabı göster

sensitive enough to detect

And violet wavelengths are even more energetic than blue ones, Dilbilgisi

4:23

Ve menekşe dalga boyları mavi olanlardan bile daha enerjiktir,

making them likely to be absorbed by pigment.

4:27

bu da onları pigment tarafından soğurulmaya yatkın hale getirir.

Dilbilgisi

even more energetic than blue ones, making them likely to be absorbed: güçlendirilmiş karşılaştırma ve sonuç

Even, more energetic than karşılaştırmasını güçlendirir: mor dalga boyları mavi dalga boylarından daha yüksek enerjiye sahiptir. Blue ones ifadesindeki ones, tekrarı önlemek için çoğul wavelengths adının yerine geçer. Virgülden sonraki making yan cümlesi, bu yüksek enerjinin sonucunu gösterir; amaç bildirmez. Them, violet wavelengths ifadesine gönderme yapar. Likely to be absorbed edilgen yapıdadır ve pigmentlerin bu dalga boylarını soğurmasının olası olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu göstermek için even + karşılaştırma, ones ve virgülden sonra making yan cümlesini doğru kullanır?

  1. The newer panels are even efficient than the old ones, making them cheaper to operate.
  2. The newer panels are even more efficient than the old ones, making them cheaper to operate.
  3. The newer panels are even more efficient than the old ones, making cheaper them to operate.
Cevabı göster

The newer panels are even more efficient than the old ones, making them cheaper to operate.

So, if you ever stumble onto the iridescent violet wings Öbek fiiller

4:30

Bu yüzden, eğer bir gün mor imparator kelebeğinin

of a purple emperor butterfly,

4:34

yanardöner menekşe rengi kanatlarına denk gelirseniz,

Öbek fiiller

ever stumble onto: bir şeyi tesadüfen bulmak

Burada stumble onto, “bir şeyi beklenmedik şekilde bulmak veya onunla karşılaşmak” anlamına gelir. Bu mecazlı bir kullanımdır; gerçekten tökezlemek veya dengenizi kaybetmek gerekmez. Bir if yan cümlesinde ever, “herhangi bir zamanda” ya da “bu bir gün gerçekleşirse” anlamındadır. Bu nedenle if you ever stumble onto, planlı bir aramanın sonucunu değil, olası bir tesadüfi keşfi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede stumble onto, “beklenmedik şekilde keşfetmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. I stumbled over a box and hurt my knee.
  2. I located the file after following the exact search plan.
  3. While browsing the archive, I stumbled onto an unpublished letter.
Cevabı göster

While browsing the archive, I stumbled onto an unpublished letter.

take a second to appreciate one of nature's rarest spectacles. Ton ve niyet

4:37

doğanın en nadir manzaralarından birini takdir etmek için bir saniyenizi ayırın.

Ton ve niyet

take a second to appreciate: nazik bir davet

Take a second to + fiilin yalın hâli, birini kısa süre durup bir şey yapmaya davet eden dostça bir emir yapısıdır. Buradaki a second gerçek anlamda bir saniye değildir; kısa bir an demektir. Appreciate burada “teşekkür etmek” değil, “fark etmek, tadını çıkarmak ve bir şeyin değerini anlamak” demektir. İfadenin tamamı, dikkate değer bir şeye nazikçe dikkat çeker.

Alıştırma

Nazik bir davet oluşturmak için take a second to appreciate ifadesini kullanın: Before we leave, ____ the view from the roof.

Cevabı göster

take a second to appreciate

Now that you know about the rarest colors, Anlatım akışı

4:44

Artık en nadir renkler hakkında bilgi sahibi olduğunuza göre,

you should probably familiarize yourself with the deadliest ones. Kalıp ifadeler

4:46

muhtemelen en ölümcül olanları hakkında da bilgi sahibi olmalısınız.

Anlatım akışı

Now that you know...: yerleşmiş bir durumdan sonraki adıma geçmek

Now that + yan cümle, bir durumun artık gerçek olduğunu veya bir olayın zaten gerçekleştiğini ve bunun sonraki bölüm için temel oluşturduğunu belirtir. Burada en nadir renkler hakkında bilgi sahibi olmak, yalnızca şu anda gerçekleşen bir şey olarak değil, artık geçerli olan bir başlangıç noktası olarak sunulur. Ana cümle daha sonra sonraki eylemi veya sonucu belirtir. Bu nedenle now that bilgileri düzenlemeye yardımcı olur: önce yeni durumu ortaya koyar, ardından doğal biçimde bundan sonra gelene geçer.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayacak en uygun ifadeyi seçin: ____ you've finished the safety lesson, you can start the experiment.

  1. Until
  2. Now that
  3. Now
Cevabı göster

Now that

Kalıp ifadeler

familiarize yourself with: bir şeye etkin biçimde aşina olmak

Familiarize yourself with + isim, bir şey artık yabancı gelmeyene kadar onu yeterince öğrenmek için etkin biçimde çaba göstermek anlamına gelir. Bu cümlede, sırada en ölümcül renkleri öğrenmeyi öneren oldukça resmî bir ifadedir. Familiarize geçişli bir fiildir: özne + familiarize + kişi veya dönüşlülük zamiri + with + konu yapısı kullanılır. Öğrenen kişi ile özne aynıysa dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır; I familiarize myself ve she familiarizes herself örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Cümleyi familiarize fiiliyle kurulan resmî dönüşlü ifadeyle tamamlayın: Before the lab visit, you should ____ the safety rules.

Cevabı göster

familiarize yourself with

Learn about history's most harmful hues with this video. Kelime

4:51

Bu videoyla tarihin en zararlı tonlarını öğrenin.

Kelime

history's most harmful hues: Canlı sözcük seçimi ve aliterasyon

Bu cümlede history's most harmful hues, “tarihin en zararlı renkleri” anlamına gelir. Burada hues, colors sözcüğüne göre daha canlı ve edebî tınlayan bir seçimdir; ayrı türden bir şeyi adlandırmaz. history's, harmful ve hues sözcüklerinin başındaki /h/ sesinin tekrarlanması aliterasyon oluşturur. most ile birlikte bu kısa ifade, dikkat çekici bir başlık gibi duyulur ve video önerisini daha akılda kalıcı hâle getirir.

Alıştırma

history's most harmful hues ifadesinin dikkat çekici bir başlık gibi duyulmasını sağlayan nedir?

  1. Tarafsız ve teknik duyulmak için betimleyici dilden kaçınır.
  2. Renkler için canlı bir sözcük kullanır ve baştaki /h/ sesini tekrarlar.
  3. Renklerden farklı bir bilimsel kategoriye ad verir.
Cevabı göster

Renkler için canlı bir sözcük kullanır ve baştaki /h/ sesini tekrarlar.