Doğadaki en nadir renk hangisidir? - Victoria Hwang: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel anlatım, doğada hangi renklerin üretilmesinin en zor olduğunu belirlemek için pigmentlerin ışığı soğurmasıyla yapısal saçılmayı karşılaştırıyor. Mavi ve kırmızı, mekanizmalardan birinde nadirken diğerinde yaygındır; mor ise yüksek enerjili dalgaları kolayca soğurulduğu ve yalnızca onları saçabilecek nanoyapılar çok az olduğu için iki mekanizmada da nadirdir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. least likely to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birden fazla olasılığı karşılaştırırken gerçekleşme ihtimali en düşük olanı belirtmeye yarayan üstünlük temelli olasılık kalıbını tanıyıp kullanın; böylece bir şeye yalnızca “olası değil” demekten daha kesin bir karşılaştırma yapabilirsiniz. 2. These structural colors — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Pigmentlerden değil, mikroskobik yapıların ışığı saçıp güçlendirmesinden doğan renkleri anlatan temel bilimsel terimi kavrayın; bu kavram mavi, kırmızı ve mor karşılaştırmasını izlemek için gereklidir. 3. Not to be confused with purple, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Araya giren bir açıklamanın muhtemel yanlış anlamayı nasıl önlediğini ve yakın kavramları nasıl ayırdığını öğrenin; burada spektral mor, kırmızı ve mavi ışığın birleşiminden oluşan renkten ayrılır.
Bu derste
Every color you see in front of you can be found in nature. Dilbilgisi
0:07Önünüzde gördüğünüz her renk doğada bulunabilir.
can be found in nature: can + be + geçmiş zaman ortacı
Can be found, can + be + geçmiş zaman ortacı found yapısındaki kiplik edilgendir. Ondan önce gelen şey eylemden etkilenir; bu yüzden onu kimin bulduğunu belirtmek gerekmez. Yer anlatımlarında can be found in/at/near + yer çoğu zaman “orada bulunur ya da görülür” anlamına gelir. Buradaki can be found in nature, belirli birinin arama yaptığını değil, renklerin doğal dünyada var olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi find fiilinin can ile kurulan edilgen biçimiyle tamamlayın: Rare shells ____ on this beach.
Cevabı göster
can be found
Some plant, animal, or mineral bears almost every hue imaginable. Kelime
0:11Bazı bitkiler, hayvanlar veya mineraller akla gelebilecek hemen her tonu taşır.
bears almost every hue imaginable: renkleri ve özellikleri sergilemek
Burada bears, bear fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir ve “üzerinde taşımak, sahip olmak veya sergilemek” anlamına gelir. Özne, bir rengi gösteren tek bir bitkiyi, hayvanı ya da minerali anlatır. Bears burada “ayılar” anlamındaki çoğul isim değildir; “katlanır” anlamına da gelmez. Hue özellikle sanat, bilim veya özenli betimlemelerde kullanılan “renk ya da renk tonu” demektir. Imaginable, every hue ifadesinden sonra gelir ve “hayal edilebilen” anlamını katar. Bu yüzden almost every hue imaginable, birinin düşünebileceği hemen her renk tonu demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede bears “bir özelliği üzerinde taşımak veya sergilemek” anlamındadır?
- Two bears crossed the road.
- The old coin bears the date 1892.
- She bears the pain without complaint.
Cevabı göster
The old coin bears the date 1892.
But which of these colors are you least likely to see in the natural world? Dilbilgisi
0:15Peki ama bu renklerden hangisini doğal dünyada görme olasılığınız en düşüktür?
least likely to: bir gruptaki en düşük olasılık
Be + least likely + to + fiilin yalın hâli, “bir grup içinde bir şeyi yapma veya yaşama olasılığı en düşük olmak” anlamına gelir. Least, likely sözcüğünü niteler; to ile başlayan mastar yapısı ise değerlendirilen eylemi belirtir. Bu soruda which of these colors karşılaştırılan renk grubunu, to see ise eylemi belirtir. Unlikely yalnızca olasılığın düşük olduğunu söylerken least likely grup içindeki en düşük olasılığı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi least + likely + mastar işaretleyicisinden oluşan üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: Of all the team members, Maya is ____ forget the safety checklist.
Cevabı göster
least likely to
There are two factors that drive the rarity of color in nature, Anlatım akışı
0:20Doğada rengin nadirliğini belirleyen iki faktör vardır:
two factors that drive the rarity: nedenleri ve sonucu yapılandırmak
İfade önce bir sayı ve kategori duyurur: two factors. Ardından that drive the rarity ilgi cümleciği, bu etkenlerin hangi sonucu oluşturduğunu veya güçlü biçimde etkilediğini belirtir. Burada drive, araç sürmek değil, “bir sonuca yol açmak veya onu ileri taşımak” anlamındadır. Bu yapı ayrıntılardan önce dinleyiciye bir harita sunar: sayı + factors that drive + sonuç; ardından etkenlerin adları veya açıklamaları gelir. Physics ve evolution, başta duyurulan iki yeri doldurur.
Alıştırma
Talep ve nakliye maliyetlerinin fiyatları nasıl yükselttiğini açıklamak üzeresiniz. İki bölümlü açıklamanın çerçevesini en iyi hangi cümle kurar?
- The price increase drives two factors: demand and shipping costs.
- Demand and shipping costs come after the price increase.
- Two factors that drive the price increase are demand and shipping costs.
Cevabı göster
Two factors that drive the price increase are demand and shipping costs.
Let's start with physics: ilk konuyu belirtme
Let's start with + konu, dinleyicilere önce hangi maddenin ele alınacağını gösteren bir yönlendirme ifadesidir. Burada with physics, daha geniş açıklamanın ilk bölümünün fizik olduğunu belirtir. Let's, konuşan kişiyle dinleyiciyi aynı sürece katar ve geçişe davet edici bir ton verir. Sıralı bilgiyi yönlendirmek için physics yerine başka bir konu veya görev getirebilirsin.
Alıştırma
İlk konuyu belirtmek için hedef ifade Let's start with ile cümleyi tamamla: ____ the budget.
Cevabı göster
Let's start with
Colors are generated when wavelengths of light interact with objects, Kelime
0:29Renkler, ışık dalga boylarının nesnelerle etkileşime girmesiyle oluşur
wavelengths of light interact with objects: bilimsel interact with kullanımı
wavelengths of light ad öbeği, ışık dalgalarının ölçülen uzunluklarını ifade eder. interact fiilinin çoğul öznesidir; with ise etkileşimi objects sözcüğüne bağlar. Bilimde interact with, iki şeyin birbirini etkilemesi veya birbirine etki etmesi anlamına gelir. Burada insanlar arasındaki bir konuşmayı değil, ışık ile nesneler arasındaki fiziksel etkileşimi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle kimyasal tepkime olduğunu ileri sürmeden genel bir fiziksel etkileşimi anlatır?
- Light communicates with the surface.
- Light reacts with the surface.
- Light interacts with the surface.
Cevabı göster
Light interacts with the surface.
in one of two ways: iki bölümlü bir açıklamayı hazırlamak
Bu açıklamada in one of two ways, her durumun olası iki mekanizmadan birine yerleştirildiğini belirtir. Bir durum bir mekanizmayı, başka bir durum ise diğerini kullanabilir. Bu ifade ayrıca sıradaki bilgiyi düzenler: dinleyiciye iki kategori geleceğini ve her birinin açıklanacağını bildirir. Yalnızca iki yöntemden gelişigüzel söz etmez.
Alıştırma
Bu cümlede in one of two ways en güçlü biçimde neyin geleceğini gösterir?
- Açıklama birbiriyle ilgisiz herhangi sayıda mekanizma tanıtabilir.
- Açıklama aynı mekanizmanın iki örneğini verecektir.
- Açıklama iki olası mekanizmayı sunacak ve bunları ayrı ayrı anlatacaktır.
Cevabı göster
Açıklama iki olası mekanizmayı sunacak ve bunları ayrı ayrı anlatacaktır.
certain wavelengths are absorbed by an object, Dilbilgisi
0:40belirli dalga boyları bir nesne tarafından soğurulurken,
absorption-based colors: isim + -based kalıbı
Absorption-based colors, ışığın seçici biçimde soğurulmasıyla oluşan renkler demektir. Absorption bir isimdir; absorption-based ise colors sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. X-based kalıbı, X’in temel, kaynak, kanıt veya ana mekanizma olarak kullanıldığını belirtir. Buradaki based fiziksel bir üs veya konum anlamına gelmez.
Alıştırma
“Soğurma yoluyla üretilen renkler” anlamına gelen doğru isim öbeği hangisidir?
- absorption-basing colors
- based-absorption colors
- absorption-based colors
Cevabı göster
absorption-based colors
are absorbed by an object: by ile geniş zamanda edilgen yapı
are absorbed, geniş zamanda edilgen yapıdır: are + geçmiş zaman ortacı absorbed. Wavelengths öznedir; bu nedenle cümle, nesnenin ne yaptığına değil dalga boylarına ne olduğuna odaklanır. Bilimsel süreçler açıklanırken bu odak sık kullanılır. by an object eylemi yapanı, yani emme işlemini gerçekleştiren şeyi belirtir. Buradaki by, «bir nesnenin yanında» anlamına gelmez; emme eylemini dalga boylarını emen nesneye bağlar.
Alıştırma
Bilimsel açıklamayı absorb fiilinin edilgen biçimi ve eylemi yapanı belirten ifadeyle tamamlayın: Harmful rays ____ the protective coating.
Cevabı göster
are absorbed by
The result is a matte final color generated by these leftover light waves. Notlar
0:44Sonuç, arta kalan bu ışık dalgalarının ürettiği mat bir son renktir.
The result is: bir sürecin sonucunu belirtmek
The result is, dinleyiciye sıradaki bilginin az önce açıklanan sürecin sonucu olduğunu gösteren bir işarettir. Açıklamayı süreç → sonuç sırasına göre düzenler. Burada result bir sürecin sonucunu belirtir; yarışma skoru anlamına gelmez. The result is ifadesinden sonra The result is a matte color örneğindeki gibi bir isim grubu gelebilir. Tam bir yan cümle kullanmak için The result is that + yan cümle yapısını kullanın.
Alıştırma
Açıklamayı bu dersteki üç sözcüklü işaretle tamamlayın: The liquid cools and becomes solid. ____ a firm block of wax.
Cevabı göster
The result is
matte final color: renk tonu değil, parlak olmayan bir yüzey
matte final color ifadesinde matte, rengin düşük parlaklığa sahip, ışıltısız bir görünümü olduğunu belirtir. Rengin kırmızı ya da mavi gibi belirli bir tonunu değil, yüzey bitişini veya görünümünü anlatır. Final color, sürecin sonunda elde edilen renktir. Matte bir renk herhangi bir tonda olabilir ve açık ya da koyu olabilir; bu nedenle matte, dark anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir dolap siyahtır ve boyalı yüzeyinde neredeyse hiç görünür parlaklık yoktur. Hangi cümle onu en doğru şekilde tanımlar?
- The cabinet has a glossy black finish.
- The cabinet has a matte black finish.
- The cabinet has a dark black finish.
Cevabı göster
The cabinet has a matte black finish.
Most naturally occurring colors fall into this category, Kalıp ifadeler
0:49Doğada oluşan çoğu renk bu kategoriye girer,
naturally occurring colors fall into this category: sınıflandırma için fall into kullanımı
Naturally occurring, colors sözcüğünden önce birlikte kullanılan bir betimleme ifadesidir. Renklerin doğada var olduğu veya doğada oluştuğu anlamına gelir. Most, doğal renklerin tümünü değil, çoğunluğunu belirtir. Sınıflandırma dilinde fall into this category, bu kategoriye ait olmak veya bu kategoride sınıflandırılmak demektir. Fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. This category daha önce tanıtılan bir gruba gönderme yapar ve bu örnekleri o sınıflandırmaya bağlar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü sınıflandırma ifadesiyle tamamlayın: Questions about passwords ____ the security category.
Cevabı göster
fall into
Plants are full of compounds called pigments Dilbilgisi
0:55Bitkiler, pigment adı verilen bileşiklerle doludur
that absorb light waves as part of photosynthesis,
0:57ve bu pigmentler, fotosentezin bir parçası olarak ışık dalgalarını soğurur,
compounds called pigments: called ile adlandırma
are full of compounds... ifadesinde be full of, “bir şeyi çok miktarda veya çok sayıda içermek” anlamına gelir. Burada bitkilerin birçok bileşik içerdiğini belirtir. compounds called pigments ifadesindeki called pigments, compounds that are called pigments ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Bileşiklerin adını verir; bu nedenle called, “adı verilen” anlamındadır, “telefon etti” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + called + ad biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede called, bir yapı türünün adını tanıtmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The cells contain structures calling chloroplasts.
- The cells contain called chloroplasts structures.
- The cells contain structures called chloroplasts.
Cevabı göster
The cells contain structures called chloroplasts.
the process by which they convert sunlight into energy. Dilbilgisi
1:00bu süreçte güneş ışığını enerjiye dönüştürürler.
the process by which: bir mekanizmayı gösterme
The process by which, bir şeyin gerçekleştiği yolu veya mekanizmayı tanıtır. Which, process sözcüğüne gönderme yapar; by ise “aracılığıyla” veya “yoluyla” anlamındadır. Kalıp the process by which + özne + fiil biçimindedir. Adı verilen bir süreci, o süreç aracılığıyla ne olduğunu açıklayan tam bir yan cümleye bağladığı için tanımlarda ve resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Tanımı burada öğretilen resmî ifadeyle eksiksiz tamamlayın: Evaporation is ____ liquid water becomes vapor.
Cevabı göster
the process by which
While different plants have evolved different pigments that result in different colors,
1:03Farklı bitkiler farklı renklerle sonuçlanan farklı pigmentler geliştirmiş olsa da,
higher energy wavelengths are more easily absorbed than lower energy ones. Dilbilgisi
1:08yüksek enerjili dalga boyları düşük enerjili olanlardan daha kolay soğurulur.
more easily absorbed than ... ones: edilgen karşılaştırma yapısı
X + be + more easily + past participle + than Y kalıbı, iki nesne grubunun bir sürece ne kadar kolay maruz kaldığını karşılaştırır. Burada are absorbed edilgen yapıdadır: eylem dalga boylarına uygulanır ve easily, absorbed sözcüğünü niteler. lower energy ones ifadesinde ones, tekrarı önlemek için çoğul wavelengths adının yerini tutar. İnsanları değil, daha düşük enerjili dalga boylarını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle iki malzeme türünün ne kadar kolay zarar gördüğünü doğru biçimde karşılaştırıyor ve materials sözcüğünü yinelememek için ones kullanıyor?
- Thin materials are more easy damaged than thick one.
- Thin materials are more easily damaged than thick ones.
- Thin materials more easily damage than thick ones.
Cevabı göster
Thin materials are more easily damaged than thick ones.
And blue light has some of the highest energy wavelengths in the visible spectrum. Kelime
1:13Ve mavi ışık, görünür spektrumdaki en yüksek enerjili dalga boylarından bazılarına sahiptir.
highest energy wavelengths in the visible spectrum: görünür spektrumdaki en yüksek enerjili dalga boyları
highest energy wavelengths in the visible spectrum ad öbeğinin ana adı wavelengths sözcüğüdür. Highest energy, bu dalga boylarının enerji sıralamasını belirtirken in the visible spectrum karşılaştırmayı insan gözünün görebildiği elektromanyetik spektrum bölümüyle sınırlar. Tam cümlede some of the highest ... ifadesi, mavi ışığın bu görünür aralığın yüksek enerjili ucundaki bazı dalga boylarını içerdiğini anlatır. Some of, her mavi ışık dalga boyunun mutlak olarak en yüksek enerjiye sahip olduğu iddiasını önler.
Alıştırma
highest energy wavelengths in the visible spectrum ad öbeğinde ana ad hangi sözcüktür?
- wavelengths
- energy
- spectrum
Cevabı göster
wavelengths
Numerous pigments have evolved to absorb blue light, Kalıp ifadeler
1:17Mavi ışığı soğurmak için sayısız pigment evrimleşmiştir,
have evolved to absorb: nesiller boyunca gelişen bir işlev
Present perfect yapısındaki have evolved, uzun bir evrim sürecini bugün var olan bir işlevin kaynağı olarak sunar. to absorb blue light mastar yapısı, gelişen işlevi belirtir: birçok pigment artık bu ışığı soğurabilir. Bu biyoloji bağlamında evolved to, pigmentlerin bir seçim yaptığı veya bir plan izlediği anlamına gelmez. Birçok nesil boyunca evrimle ortaya çıkan bir özelliği özetler.
Alıştırma
Cümleyi have evolved ve ardından bir mastar kullanarak tamamlayın: Over many generations, these desert shrubs ____ store water in their stems.
Cevabı göster
have evolved to
including chlorophyll, which absorbs blue and red wavelengths
1:20doğanın alametifarikası olan yeşili üretmek için
to produce nature's trademark green. Deyimler
1:23mavi ve kırmızı dalga boylarını soğuran klorofil de bunlara dahildir.
nature's trademark green: ayırt edici özellik için bir benzetme
to produce mastar yapısı, soğurulan dalga boylarını ortaya çıkan görünür renge bağlar. Bu cümlede renk, bilinçli bir amaç olarak değil, sürecin sonucu olarak sunulur. Nature's trademark green canlı bir benzetmedir. Trademark sözcüğü gerçek anlamıyla bir markayı tanımlayan kelime, sembol veya başka bir işareti belirtir. Ancak green, smile veya style gibi bir özelliğin önünde, bir kişinin ya da şeyin tanındığı ayırt edici niteliği ifade edebilir. Burada doğanın tanıdık ve hemen fark edilen yeşili kastedilir.
Alıştırma
Hangi cümlede trademark, ayırt edici bir özellik anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The comedian greeted the crowd with his trademark grin.
- The company filed a trademark application for its new logo.
- The court ruled that the trademark belonged to another business.
Cevabı göster
The comedian greeted the crowd with his trademark grin.
However, green light is still fairly energetic, Kelime
1:26Ancak, yeşil ışık da hala oldukça enerjiktir,
green light is still fairly energetic: fiziksel enerji için energetic
Burada energetic, canlı bir kişiyi değil green light ifadesini niteler. Bilimsel bağlamda “görece yüksek fiziksel enerjiye sahip” demektir. fairly, yargıyı “oldukça” ya da “makul ölçüde” anlamıyla yumuşatır; dolayısıyla cümle yeşil ışığın mümkün olan en yüksek enerjiye sahip olduğunu söylemez. still, daha önce daha da yüksek enerjili ışığa yapılan vurguyla karşıtlık kurar. Bu karşılaştırmaya rağmen yeşil ışığın enerjisi hâlâ önem taşıyacak kadar yüksektir. Burada duygu ya da kişilik değil, fiziksel enerji anlatılır.
Alıştırma
Hangi cümlede energetic “görece yüksek fiziksel enerjiye sahip” anlamında kullanılmıştır?
- The dancer gave an energetic performance.
- The particles are still fairly energetic after the collision.
- The puppy is energetic after its nap.
Cevabı göster
The particles are still fairly energetic after the collision.
and the most common class of pigments evolved to absorb these wavelengths as well. Kalıp ifadeler
1:29ve en yaygın pigment sınıfı bu dalga boylarını da soğuracak şekilde evrimleşmiştir.
evolved to absorb these wavelengths as well: cümle sonunda as well
evolved to absorb, bu pigment sınıfının birçok nesil boyunca bir şeyi soğurma yeteneği geliştirdiğini anlatır; bilinçli bir seçimi ifade etmez. these wavelengths, az önce sözü edilen yeşil ışık dalga boylarına gönderme yapar. Cümleciğin sonunda as well “de/da” veya “ayrıca” anlamına gelir. Bu dalga boylarını, pigmentlerin soğurduğu dalga boyları kümesine ekler. well, ekleme anlamı veren kalıplaşmış as well ifadesinin parçası olduğu için “aynı derecede iyi” demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle “Bu pigmentler bu dalga boylarını da soğurur” anlamına gelir?
- These pigments absorb these wavelengths well.
- These pigments absorb these wavelengths as well.
- These pigments absorb red light as well as green light.
Cevabı göster
These pigments absorb these wavelengths as well.
1,100 types of carotenoids: büyük bir pigment ailesi
Karotenoidler bir pigment ailesidir; tek bir rengin ya da tek bir pigmentin adı değildir. 1.100'den fazla tür bulunduğunun söylenmesi, bu ailenin ne kadar büyük ve çeşitli olduğunu vurgular. Buradaki açıklamayı anlamak için karotenoidlerin mavi ve yeşil ışığı soğurduğunu, kırmızı ve sarı ışığın ise görülebilecek şekilde kaldığını bilmek yeterlidir. Türlerin çokluğu, bitkilerde kırmızı ve sarı renklerin neden yaygın olduğunu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Burada “over 1,100 types of carotenoids” ifadesi bize ne anlatıyor?
- Karotenoidler ışığın her rengini soğuran bitkilerdir.
- Karotenoidler sabit tek bir sarı tonudur.
- Karotenoidler birçok farklı türü bulunan büyük bir pigment ailesidir.
Cevabı göster
Karotenoidler birçok farklı türü bulunan büyük bir pigment ailesidir.
pigments which absorb high-energy blue and green light
1:38bu pigmentler yüksek enerjili mavi ve yeşil ışığı soğururken
while leaving behind the lower energy red and yellow light. Öbek fiiller
1:42düşük enerjili kırmızı ve sarı ışığı geride bırakırlar.
while leaving behind ...: geride kalan sonuç
Burada leaving behind, “başka bir bölüm çıkarıldıktan veya soğurulduktan sonra bir şeyin kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Pigmentler mavi ve yeşil ışığı soğurur; kırmızı ve sarı ışık ise soğurulmaz ve görülebilecek şekilde kalır. Bu, pigmentlerin yanlışlıkla bir şeyi unuttuğu anlamına gelmez. While + leaving aynı sürecin iki bölümünü birbirine bağlar. Leaving fiilinin anlamca öznesi pigments sözcüğüdür: Pigmentler bir ışık aralığını soğururken başka bir aralığı geride bırakır.
Alıştırma
Cümleyi while ve leave behind ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The cleaning process removes the stains ____ the original color.
Cevabı göster
while leaving behind
While carotenoids are present in most green plants, Kelime
1:46Karotenoidler çoğu yeşil bitkide bulunmasına rağmen,
are present in most green plants: “var olan” anlamındaki present
Burada are present in, “… içinde bulunur” veya “… içinde yer alır” anlamındadır. Present, bağ fiili are’dan sonra gelen bir sıfattır; in ise karotenoidleri içeren bitkileri belirtir. Be present in, bir maddenin, özelliğin veya durumun bir şeyin içinde bulunduğunu anlatan bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır. Bu yapıda present, “şimdi”, “hediye” veya “göstermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî bilim cümlesini be present in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A small amount of salt ____ the water.
Cevabı göster
is present in
they only become visible each fall when chlorophyll gets broken down Öbek fiiller
1:49sadece her sonbaharda kış için enerji tasarrufu sağlamak adına
gets broken down: “ayrıştırılır” anlamındaki get edilgeni
Gets broken down, get + past participle yapısıyla kurulan bir get edilgenidir. Özne olan chlorophyll eylemden etkilenir; dolayısıyla ifade, klorofilin ayrışma sürecinden geçtiğini anlatır. Get edilgeni, daha nötr olan is broken down biçimine göre süreci veya değişimi daha belirgin hâle getirir. Burada break down, “daha basit maddelere veya parçalara ayırmak” demektir. Biyolojik bağlam bu anlamı seçtirir; bir makinenin çalışmayı bırakması veya bir kişinin duygusal kontrolünü kaybetmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi break down ifadesinin get edilgeniyle tamamlayın: During digestion, food ____ into smaller molecules.
Cevabı göster
gets broken down
to save energy for the winter: amaç bildiren to-infinitive
to save energy şeklindeki to-infinitive öbeği “Neden?” sorusunu yanıtlar ve önceki eylemin amacını belirtir: eylem, daha az enerji kullanmak için yapılır. Eylem + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, amacı kısa ve açık biçimde anlatır. Buradaki for the winter, “kışa hazırlanmak için” veya “kış dönemi boyunca” anlamındadır; winter enerjiyi alan bir kişi ya da nesne değildir.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren bir to-infinitive ile tamamlayın: We left home early ____. arrive on time sözcüklerini kullanın.
Cevabı göster
to arrive on time
But whether they're working alone or side by side, Dilbilgisi
1:55Ancak ister tek başlarına ister yan yana çalışsınlar,
whether ... or ...: iki durumda da aynı sonuç
Whether A or B, iki olası durumu daha sonra gelen aynı sonucun kapsamına alır. Burada A seçeneği they're working alone, B seçeneği ise they're working side by side ifadesidir; sonraki açıklama her iki durumda da geçerlidir. Side by side sözcük anlamıyla “yan yana” demektir, ancak burada birlikte veya paralel biçimde çalışmayı anlatır. Bu kalıpta whether bir soru sormaz; sonucun kapsadığı durumların sınırını belirler.
Alıştırma
Tavsiyenin her iki durumda da geçerli olduğunu göstermek için cümleyi whether...or... ile tamamlayın: ____ you study alone ____ with a friend, take regular breaks.
Cevabı göster
Whether · or
these pigments absorb blue light in virtually all plants. Kelime
1:58bu pigmentler neredeyse tüm bitkilerde mavi ışığı soğurur.
in virtually all plants: virtually “neredeyse hepsi” demektir
Burada virtually all, “neredeyse hepsi” anlamına gelir. Bu durumun son derece yaygın olduğunu belirtirken çok az sayıda istisna olmasına da izin verir. Virtually, derece zarfı olarak all sözcüğünü niteler. Bu cümlede sanal veya çevrim içi şeylerden söz etmez.
Alıştırma
1.000 katılımcının 998'i gerekliliği karşıladıysa en doğru cümle hangisidir?
- Virtually all participants met the requirement.
- All participants met the requirement.
- Only a few participants met the requirement.
Cevabı göster
Virtually all participants met the requirement.
and only truly turn blue under specific chemical conditions. Kalıp ifadeler
2:08ve sadece belirli kimyasal koşullar altında gerçekten maviye dönerler.
appear blue ve turn blue: görünüş ve değişim
Appear blue, “mavi görünmek” anlamına gelir. Appear, ardından blue sıfatı gelen bir bağ fiilidir ve bu ifade renk değişimi olduğunu söylemeden gözlemlenen görünüşü anlatır. Turn blue, “maviye dönüşmek” anlamına gelir. Turn da burada bir bağ fiilidir, ancak önceki bir durumdan değişimi belirtir. Cümle, meyve ve çiçeklerin nasıl göründüğüyle pigmentlerinin gerçekten maviye dönüştüğü koşulları karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ayıraç eklendikten sonra sıvının maviye dönüştüğünü açıkça belirtir?
- The liquid looks blue under the lamp.
- The liquid appears blue before the reagent is added.
- The liquid turns blue after the reagent is added.
Cevabı göster
The liquid turns blue after the reagent is added.
under specific chemical conditions: gerekli bir koşulu belirtmek
under specific chemical conditions ifadesinde under, “altında” şeklinde fiziksel bir konumu değil, “belirli koşulların geçerli olduğu bir durumda” anlamını taşır. Bu ifade, renk değişiminin gerçekleşmesi için neyin gerekli olduğunu belirtir. under + adjective + conditions kalıbı bilimsel, tıbbi ve kurallarla ilgili açıklamalarda yaygındır. only ile birlikte kullanıldığında koşulu sınırlar: sonuç her durumda gerçekleşmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle bilimsel cümleyi tamamlayın: The pigment turns blue only ____.
Cevabı göster
under specific chemical conditions
So, is ...? Not quite. — geçici bir sonucu düzeltmek
So, önceki bilgileri kullanarak olası bir sonucu soru biçiminde ortaya koyar. Ardından konuşmacı Not quite diye cevap vererek bu sonucun düşünülmeye değer ve doğruya yakın olduğunu, ancak bütünüyle doğru olmadığını gösterir. Bu soru-cevap geçişi açıklamayı düzenler: geçici bir sonuçta durur, onu düzeltir ve sırada önemli bir istisna veya ek bilgi olduğunu bildirir. Not quite, daha önce söylenen her şeyi geçersiz kılmaz.
Alıştırma
Bu konuşmada Not quite neyi gösteriyor? “Is the plan complete? Not quite. One safety check is still missing.”
- Plan tamamen bitmiş ve başka bir çalışma gerekmiyor.
- Plan hakkında daha önce söylenen her şey yanlış.
- Plan tamamlanmaya yakın, ancak hâlâ bir düzeltme veya ekleme gerekiyor.
Cevabı göster
Plan tamamlanmaya yakın, ancak hâlâ bir düzeltme veya ekleme gerekiyor.
Absorption is just one of the two main ways light generates color. Anlatım akışı
2:18Soğurma, ışığın renk üretmesinin iki ana yolundan sadece biridir.
just one of the two main ways: tek bir mekanizma, açıklamanın tamamı değil
Burada just, kısa süre önce değil, yalnızca anlamına gelir. one of the two main ways yapısı, emilimi tam olarak iki ana mekanizmadan oluşan bir grubun içine yerleştirir. Bu nedenle emilim önemlidir, ancak açıklamanın tamamı değildir. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak bu cümle, daha önce ele alınan mekanizmayı ilk bölüm olarak gösterir ve dinleyiciyi diğer mekanizmaya hazırlar. Bir iddiayı sınırlamak ve ikinci bir konunun daha ele alınması gerektiğini göstermek için just one of the two ... yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Fiyatın tek ana etken olmadığını göstermek için cümleyi belirtilen just one of the two ifadesiyle tamamlayın: Price is ____ main factors we consider.
Cevabı göster
just one of the two
In the second method: sonraki açıklamaya geçiş
In the second method, dinleyiciye açıklamanın ilk mekanizmadan ikinci mekanizmaya geçtiğini bildiren bir geçiş ifadesidir. the, bu ikinci yöntemin daha önce tanıtılmış bir gruba ait olduğunu gösterir. Burada method, bir şeyin gerçekleşme biçimi veya mekanizması anlamına gelir; adım adım ilerleyen bir süreçteki ikinci talimat olmak zorunda değildir. In the first method ve In the second method gibi numaralı geçişler, bir açıklamanın yapısını takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
İki yöntemi açıklayan metni belirtilen In the second method geçişiyle tamamlayın: The first method uses interviews. ____, the researcher uses an online survey.
Cevabı göster
In the second method
overpowering the others to determine an object's final color. Kelime
2:27diğerlerini bastırarak bir nesnenin son rengini belirler.
are scattered and amplified: eş görevli iki edilgen eylem
Are scattered and amplified, eş görevli iki edilgen eylemin kullanıldığı bir yapıdır. Çoğul özne some wavelengths her iki eyleme de maruz kalır ve are, scattered ile amplified geçmiş zaman ortaçları tarafından ortak kullanılır. Burada scattered, farklı yönlere yönlendirilmek; amplified ise daha güçlü veya daha belirgin hâle gelmek demektir. Amplified yalnızca sesi değil, ışığı ve başka sinyalleri de anlatabilir. Edilgen yapı, dalga boylarına ne olduğuna odaklanır.
Alıştırma
Dersi temel alan eş görevli edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: In this experiment, some light waves ____ by the surface.
Cevabı göster
are scattered and amplified
overpowering the others to determine an object's final color: baskın bir etki
Overpowering the others ifadesinde overpowering, görsel etkinin o kadar güçlenmesi demektir ki diğer dalga boyları görülen sonuca daha az katkıda bulunur. The others, insanları veya nesneleri değil, diğer dalga boylarını belirtir. -ing yapısı, daha önce anlatılan saçılma ve güçlenmenin sonucunu göstererek açıklamayı sürdürür. To determine an object's final color, bu baskınlığın ne yaptığını açıklar: baskın dalga boyunun etkisi, izleyicinin gördüğü rengi belirler. Buradaki overpowering mecazidir; fiziksel bir saldırı değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede overpower, örnektekiyle aynı fiziksel olmayan anlamda kullanılmıştır?
- The lamps stood next to one another at the same brightness.
- The guard overpowered the intruder and held him down.
- The bright stage lights overpowered the softer lights on the set.
Cevabı göster
The bright stage lights overpowered the softer lights on the set.
are made of microscopic particles,
2:35mikroskobik parçacıklardan yapılmış olması nedeniyle oluşur,
which can form nanostructures that interfere with visible light. Kelime
2:37bu parçacıklar görünür ışığa müdahale eden nanoyapılar oluşturabilir.
Bu yapısal renkler: mikroskobik yapıların ürettiği renkler
Structural colors, “yapısal renkler” anlamına gelir. Bu renkler, mikroskobik veya nano ölçekteki fiziksel yapıların ışıkla etkileşmesiyle oluşur; temel kaynakları renkli pigmentler değildir. Burada structural, rengi üreten mekanizmayı belirtir. Binaları veya nesnenin genel şeklini değil, malzemenin içindeki çok küçük yapıları anlatır. These, daha önce söz edilen renklere gönderme yapar.
Alıştırma
Burada structural colors ne anlama geliyor?
- Çok küçük fiziksel yapıların ışıkla etkileşmesi sonucu oluşan renkler
- Her zaman aynı renkte pigmentlerle üretilmesi gereken renkler
- Yalnızca binalarda ve diğer yapılarda görülen renkler
Cevabı göster
Çok küçük fiziksel yapıların ışıkla etkileşmesi sonucu oluşan renkler
which can form nanostructures...: ışığı etkileyen nano yapılar oluşturmak
Which, microscopic particles ifadesine gönderme yapar: bu parçacıklar nano yapılar oluşturabilir. Ardından that interfere with visible light yan cümlesi nanostructures ifadesini niteler. Dil bilgisi iki aşamalı bir zincir kurar: parçacıklar yapıları oluşturur, yapılar da ışığı etkiler. Bu fizik bağlamında interfere with visible light, yapıların ışık dalgalarıyla etkileşerek dalgaların birleşme veya ilerleme biçimini değiştirmesi anlamına gelir. Günlük durumlarda olduğu gibi “rahatsız etmek” ya da “sözünü kesmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle hangi iki aşamalı mekanizmayı anlatıyor?
- Nano yapılar görünür ışığa bakan insanların sözünü keser.
- Görünür ışık mikroskobik parçacıklar oluşturur, bunlar da daha sonra nano yapılara dönüşür.
- Mikroskobik parçacıklar nano yapılar oluşturur ve nano yapılar görünür ışığı etkiler.
Cevabı göster
Mikroskobik parçacıklar nano yapılar oluşturur ve nano yapılar görünür ışığı etkiler.
For example, this feather has no blue pigments in it.
2:42Örneğin, bu tüyün içinde mavi pigment yoktur.
the electrons within its nanostructure vibrate at the same frequency as the wave. Kalıp ifadeler
2:47nanoyapısındaki elektronlar dalgayla aynı frekansta titreşir.
when light strikes: strike fiilinin ışığın bir yüzeye ulaşması anlamı
when light strikes it ifadesinde strikes, “yüzeyine ulaşıp çarpmak” anlamındadır. Özne light, ışığı alan nesne ise it ile gösterilir. Bu fiil şiddet içeren bir saldırıyı değil, fiziksel temas veya etkileşimi anlatır. Bu kullanım bilimsel anlatımda yaygındır: ışık, dalga, ışın veya parçacıklar bir yüzeye strike edebilir. when yan cümlesi, ana cümlede anlatılan süreci başlatan koşulu verir.
Alıştırma
Hangi cümlede strikes, ışığın bir yüzeye ulaşıp onu etkilemesi anlamında kullanılmıştır?
- When sunlight strikes the solar panel, it produces electricity.
- The boxer strikes the punching bag during practice.
- The factory workers strike for safer conditions.
Cevabı göster
When sunlight strikes the solar panel, it produces electricity.
vibrate at the same frequency as: titreşim frekanslarını karşılaştırmak
vibrate at the same frequency as the wave ifadesinde at titreşim frekansını, as ise karşılaştırılan şeyi belirtir. Kalıp A vibrates at the same frequency as B şeklindedir. Burada frequency fiziksel bir orandır: belirli bir sürede kaç titreşim döngüsünün gerçekleştiğini gösterir. Cümle, elektronların titreşim oranının dalganın frekansıyla eşleştiğini söyler; günlük hayatta bir şeyin aynı sıklıkta gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: During the experiment, the second tuning fork vibrates ____ the first tuning fork.
Cevabı göster
at the same frequency as
This makes the particles send out a new wave with the same frequency, Öbek fiiller
2:53Bu, parçacıkların aynı frekansta yeni bir dalga göndermesine neden olur,
send out a new wave with the same frequency: aynı frekansta yeni bir dalga yaymak
Burada send out, “yaymak” veya “dışarı vermek” anlamına gelir. Parçacıklar bilinçli olarak bir şey göndermiyor; fiziksel bir süreç onların yeni bir dalga üretmesini sağlıyor. send out ifadesinin nesnesi a new wave'dir. with the same frequency ise bu dalgayı açıklayarak özgün dalgayla aynı frekansta olduğunu belirtir. Bu kullanım sinyal, ışık ve ısıyla da doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz ve “yaymak” anlamına gelen öbek fiili kullanın: The antenna can ____ a warning signal.
Cevabı göster
send out
starting a chain reaction that amplifies and scatters blue light. Kalıp ifadeler
2:58mavi ışığı güçlendiren ve saçan bir zincirleme reaksiyon başlatır.
starting a chain reaction that amplifies and scatters: güçlendirip saçan bir zincirleme reaksiyon başlatmak
Starting a chain reaction, bir olayın bir sonraki olayı tetiklemesi ve onun da başka olayları tetiklemesi anlamına gelir. Burada starting, bağlantılı olay dizisini daha önce anlatılan sürecin bir sonucu olarak sunan bir -ing yan cümlesidir. That amplifies and scatters, a chain reaction ifadesini niteler ve bu dizinin mavi ışığa ne yaptığını açıklar. Chain reaction yalnızca patlamalarla veya nükleer kimyayla sınırlı değildir; bağlantılı her neden-sonuç dizisini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede chain reaction, bir olayın bir sonrakine neden olduğu bağlantılı bir dizi için kullanılmıştır?
- One software error started a chain reaction that shut down several services.
- The team placed a metal chain beside the computer.
- Several unrelated errors appeared on different days.
Cevabı göster
One software error started a chain reaction that shut down several services.
Nanostructures of various shapes and sizes scatter different wavelengths, Kalıp ifadeler
3:03Çeşitli şekil ve boyutlardaki nanoyapılar farklı dalga boylarını saçar,
of various shapes and sizes: çeşitlilik gösteren bir grubu tanımlamak
Bu isim öbeğinde Nanostructures ana isimdir. of various shapes and sizes ifadesi nanoyapıları açıklar: hem şekilleri hem de boyutları farklıdır. Various, yalnızca shapes sözcüğünü değil, birbirine bağlanan shapes and sizes ikilisinin tamamını kapsar. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + of various shapes and sizes şeklindedir. Üyeleri birçok farklı şekil ve boyuta sahip bir grubu kısa biçimde tanıtır.
Alıştırma
Müzede birçok farklı şekil ve boyutta kristal bulunduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The museum displays crystals with a various shape and size.
- The museum displays crystals from various shapes and sizes.
- The museum displays crystals of various shapes and sizes.
Cevabı göster
The museum displays crystals of various shapes and sizes.
but they typically scatter high-energy wavelengths most easily,
3:07ancak genellikle yüksek enerjili dalga boylarını en kolay şekilde saçarlar,
making blue the most common structural color. Dilbilgisi
3:11bu da maviyi en yaygın yapısal renk yapar.
making blue the most common structural color: sonuç bildiren bir yan cümle
making blue the most common structural color şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki olgunun sonucunu belirtir: yüksek enerjili dalga boylarının kolayca saçılması, maviyi en yaygın yapısal renk hâline getirir. Burada making, mavi rengi üretmek anlamına gelmez. Kalıp make + nesne + tümleç şeklindedir. Blue nesnedir; the most common structural color ise blue sözcüğünün ne hâle geldiğini söyleyen isim tümlecidir. Tam bir cümleden sonra making + nesne + tümleç, önceki durumun tamamının sonucunu gösterebilir.
Alıştırma
Sonuç bildirmek için making + nesne + tümleç yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The storm closed the airport, making the train became the only practical option.
- The storm closed the airport, making the train to become the only practical option.
- The storm closed the airport, making the train the only practical option.
Cevabı göster
The storm closed the airport, making the train the only practical option.
Meanwhile, low-energy wavelengths like red are only weakly scattered. Anlatım akışı
3:16Öte yandan, kırmızı gibi düşük enerjili dalga boyları sadece zayıf bir şekilde saçılır.
Meanwhile: açıklamanın karşıt yönüne geçiş
Bu cümlede Meanwhile, açıklamayı daha önceki mavi ışık odağından kırmızı ışık gibi düşük enerjili dalga boylarının karşıt davranışına taşır. Burada “buna karşılık, aynı zamanda” anlamında düşünülebilir. Buradaki temel görevi yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleştiğini söylemek değil, bilgiyi düzenlemektir. Aynı mekanizmanın diğer tarafına geçildiğini belirtir.
Alıştırma
Örnekte Meanwhile sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Önceki ifadenin nedenini verir.
- Kırmızı ışık etkisinin daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
- Aynı açıklamanın karşıt bir yönünü tanıtır.
Cevabı göster
Aynı açıklamanın karşıt bir yönünü tanıtır.
Even when something evolves specific nanostructures that strongly scatter red light, Dilbilgisi
3:20Bir şey kırmızı ışığı güçlü bir şekilde saçan belirli nanoyapılar geliştirse bile,
Even when ...: sonucu değiştirmeyen güçlü bir koşul
Even when, belirtilen koşul tamamen gerçekleşse bile bunun sonraki sonucu engellemediğini anlatır. Bu yan cümlede bir şey kırmızı ışığı güçlü biçimde saçan nanoyapılar geliştirir; ancak sonraki ana cümle hâlâ geçerli olan bir sınırlama ya da beklenmedik bir sonuç sunacaktır. Dil bilgisi açısından even when, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümle başlatır. Buradaki when yalnızca “ne zaman?” sorusuna cevap vermez. Parça virgülle bittiği için düşüncenin tamamlanması amacıyla ardından bir ana cümle gelmelidir.
Alıştırma
Hangi cümle, güçlü bir koşulun ana sonucu değiştirmediğini göstermek için even when kullanır?
- When the library is busy, Leo checks the clock.
- Even when the library is busy, Leo can still find a quiet corner.
- Because the library is busy, Leo leaves immediately.
Cevabı göster
Even when the library is busy, Leo can still find a quiet corner.
they still resonate with other wavelengths,
3:25bunlar yine de diğer dalga boylarıyla rezonansa girer,
only appearing red at some angles of illumination and observation. Kelime
3:28sadece bazı aydınlatma ve gözlem açılarında kırmızı görünürler.
only appearing red at some angles: aydınlatma ve gözlem açıları
Only appearing red at some angles of illumination and observation, önceki ifadenin bir sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir ve anlamca öznesi they'dir. Only, kırmızı görünme durumunu sınırlar: yapılar her yönden değil, yalnızca belirli açı koşullarında kırmızı görünür. Aydınlatma açısı ışığın yapıya hangi yönden geldiğini, gözlem açısı ise yapıya hangi yönden bakıldığını belirtir. Bu nedenle görülen renk, aydınlatma ve bakış yönlerinin birleşimine bağlıdır.
Alıştırma
Vurgulanan ifade, yüzeyin hangi durumda kırmızı göründüğünü söylüyor?
- Yalnızca gözlemci ışığın parlaklığını değiştirdiği için kırmızı görünür.
- Herhangi bir ışık ulaştığında, bakış yönü ne olursa olsun kırmızı görünür.
- Yalnızca belirli aydınlatma ve bakış yönü birleşimlerinde kırmızı görünür.
Cevabı göster
Yalnızca belirli aydınlatma ve bakış yönü birleşimlerinde kırmızı görünür.
This gives us two contenders for nature's rarest color, Anlatım akışı
3:32Bu bize doğanın en nadir rengi için iki aday verir:
This gives us two contenders: iki adayı tanıtmak
This, önceki akıl yürütmeye gönderme yapar. Gives us, ‘bizi şu sonuca götürür’ veya ‘sonuç olarak ortaya çıkarır’ anlamına gelir; contenders ise seçilme ihtimali gerçekten yüksek olan adaylardır ve mutlaka spor yarışmacıları olmaları gerekmez. Bu ifade açıklamayı düzenler: önceki tartışmayı iki olası yanıta indirger ve bu iki yanıtın birazdan adlandırılacağını veya karşılaştırılacağını bildirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp This gives us + number + contenders for + category or title şeklindedir.
Alıştırma
This gives us two contenders burada söylemi düzenleme açısından ne işe yarıyor?
- İki seçeneğin de eşit derecede doğru olduğunu kanıtlayarak tartışmayı bitirir.
- Önceki akıl yürütmeyi iki makul aday olarak özetler ve bunların karşılaştırılacağını bildirir.
- İki sporcunun kelimenin tam anlamıyla izleyicilere teslim edildiğini söyler.
Cevabı göster
Önceki akıl yürütmeyi iki makul aday olarak özetler ve bunların karşılaştırılacağını bildirir.
absorption-based matte blues ... structural iridescent reds: mekanizma ve görünüm niteleyicileri
Bu ifade, iki kısa renk adını yan yana getirir. absorption-based matte blues ifadesinde absorption-based rengin oluşma mekanizmasını, matte ise az parlak görünümü belirtir. structural iridescent reds ifadesinde structural ışıkla etkileşen fiziksel yapılara dayalı bir mekanizmayı, iridescent ise ışığa veya bakış açısına göre parlayan ya da değişen renkleri anlatır. Niteleyici dizisi mekanizma + görsel etki + renk adıdır. blues ve reds sözcüklerinin çoğul biçimleri, her rengi tek bir renk alanı olarak değil, farklı tür veya örnekler içerebilen bir sınıf olarak sunar.
Alıştırma
İki renk adındaki niteleyicileri doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- absorption-based ve structural parlaklığı; matte ve iridescent ise rengi oluşturan mekanizmaları açıklar.
- Dört niteleyicinin tamamı yalnızca renklerin parlak olduğu anlamına gelir.
- absorption-based ve structural renklerin nasıl oluştuğunu; matte ve iridescent ise görsel görünümlerini açıklar.
Cevabı göster
absorption-based ve structural renklerin nasıl oluştuğunu; matte ve iridescent ise görsel görünümlerini açıklar.
Between these two ... much rarer: iki öğelik karşılaştırma çerçevesi kurmak
Between these two, cümlenin başında karşılaştırmayı az önce sözü edilen iki kategoriyle sınırlayan bir çerçevedir. Burada between fiziksel bir konumu değil, “bu ikisini karşılaştırırken” anlamını taşır. Ardından karşılaştırmanın sonucu verilir: yapısal kırmızılar daha nadirdir. Much, karşılaştırma biçimi rarer’ı güçlendirir; bu nedenle much rarer, nadirlik farkının büyük olduğunu belirtir. Very rarer standart bir kullanım değildir.
Alıştırma
Between these two bu cümlede ne işe yarar?
- Yapısal kırmızıların fiziksel olarak iki rengin arasında olduğunu söyler.
- İki kategorinin eşit derecede nadir olduğunu söyler.
- Karşılaştırmayı daha önce sözü edilen iki kategoriyle sınırlar.
Cevabı göster
Karşılaştırmayı daha önce sözü edilen iki kategoriyle sınırlar.
Only a handful of animals and rocks scatter red light, Kalıp ifadeler
3:45Sadece bir avuç hayvan ve kaya kırmızı ışığı saçar,
Only a handful of: çok küçük bir sayıyı vurgulamak
Only a handful of, “yalnızca çok az sayıda” anlamına gelir. Burada handful mecazidir; gerçekten bir ele sığacak miktarı ifade etmez. Yapı only a handful of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Sayının bütüne veya beklenene kıyasla dikkat çekici derecede az olduğunu vurgular.
Alıştırma
“Yalnızca çok az sayıda” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ seats remained when we arrived.
Cevabı göster
Only a handful of
and none of them scatter red light exclusively. Dilbilgisi
3:48ve hiçbiri sadece kırmızı ışığı saçmaz.
none of them ... exclusively: “yalnızca” koşulunun tam olumsuzluğu
None of them tam olumsuzluk bildirir: daha önce sözü edilen üyeler arasında, ardından gelen koşulu karşılayanların sayısı sıfırdır. Bu, bazı üyelerin koşulu karşılamasına hâlâ izin veren not all of them ile aynı değildir. Exclusively, “yalnızca bu ve başka hiçbir şey” anlamına gelir. Buradaki koşul, başka ışıkları saçmadan sadece kırmızı ışığı saçmaktır. Cümle, bunların kırmızı ışığı hiç saçmadığını değil, hiçbirinin yalnızca kırmızı ışığı saçmadığını söyler.
Alıştırma
On sensörün tamamı hem sıcaklığı hem de nemi algılıyor. Hangi cümle hiçbir sensörün yalnızca sıcaklığı algılamadığını tam olarak ifade eder?
- None of them detect temperature exclusively.
- Not all of them detect temperature exclusively.
- All of them detect temperature exclusively.
Cevabı göster
None of them detect temperature exclusively.
But since red and blue are rare in one way and common in another, Anlatım akışı
3:51Ancak kırmızı ve mavi bir şekilde nadir ve başka bir şekilde yaygın olduğu için,
since ... in one way ... in another: dengeli bir neden oluşturmak
Bu cümlede since, “çünkü” anlamındadır ve sonraki ana cümlede verilen sonucun nedenini açıklar. But, bu nedenin daha önceki basit bir iddiayı daha ayrıntılı hâle getirdiğini gösterir; since burada “geçmişteki bir zamandan beri” anlamına gelmez. in one way ... in another eş yapısı, kanıtları farklı bakış açılarına göre düzenler. Kırmızı ve mavi bir mekanizmada nadirken başka bir mekanizmada yaygın olabilir; bu yüzden iki açıklama birbiriyle çelişmez.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle savı nasıl düzenliyor?
- Kırmızı ve mavinin tam olarak aynı bakımdan hem nadir hem de yaygın olduğunu söyler.
- İnsanların kırmızı ve maviyi ilk kez görmeye başladığı zamanı belirtir.
- Bir neden sunarken farklı bakış açılarından yapılan iki yargıyı dengeler.
Cevabı göster
Bir neden sunarken farklı bakış açılarından yapılan iki yargıyı dengeler.
we actually end up seeing both colors quite often. Öbek fiiller
3:55aslında her iki rengi de oldukça sık görürüz.
actually end up seeing: beklenmeyen bir nihai sonuç
End up + V-ing, bir sürecin veya olaylar zincirinin nihai sonucunu anlatır. End up seeing, “sonuçta görürüz” demektir; “izlemeyi bitirmek” anlamına gelmez. Actually, beklenen sonuçla gerçek sonuç arasındaki karşıtlığı vurgular. Bu renklerin az görülmesi gerektiği düşünülse bile, gerçek sonuç insanların ikisini de oldukça sık görmesidir.
Alıştırma
Hedef yapı end up + V-ing ifadesini tamamlayın: We thought the meeting would be short, but we actually ____ talking for two hours.
Cevabı göster
ended up
So, what color is least likely to be generated Dilbilgisi
3:59Peki, yapısal ve soğurmaya dayalı formlarda
least likely to be generated: edilgen yapıda en düşük olasılık
Least likely, bir grup içindeki en düşük olasılığı belirtir. Bu rengin üretilmesinin imkânsız olduğu anlamına gelmez; karşılaştırmadaki diğer renklere göre daha düşük bir olasılığı olduğunu gösterir. least likely to be generated ifadesindeki to be generated edilgen bir mastardır: renk eylemi yapmaz, eylemden etkilenir. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + be + least likely + to be + geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Öznenin eylemden etkilenme olasılığının en düşük olduğunu göstermek için cümleyi dersteki dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Among paper, cotton, and plastic, plastic is ____ damaged by a brief splash of water.
Cevabı göster
least likely to be
which is just a combination of red and blue light, Dilbilgisi
4:10ki mor sadece kırmızı ve mavi ışığın birleşimidir,
Not to be confused with purple: olası bir karışıklığı önleme
Not to be confused with purple, kısaltılmış bir parantez içi uyarıdır. Anlaşılan özne daha önce sözü edilen violet rengidir: violet, purple ile karıştırılmamalıdır. Bu ifade, farkı açıklamadan önce olası bir karışıklığı adlandırarak bilgiyi düzenler. Birinin zaten kafasının karıştığı anlamına gelmez ve izleyiciye verilen doğrudan bir emir değildir.
Alıştırma
Parantez içi uyarıyı dersteki ifadeyle tamamlayın: A comet, ____ a shooting star, is a body of ice and dust that orbits the Sun.
Cevabı göster
not to be confused with
which is just ...: sınırlayıcı olmayan bir açıklama eklemek
Virgül + which ile başlayan yan cümle, tam cümlede kendisinden önceki isim öbeği hakkında ek bilgi verir. Burada which, purple sözcüğünü gösterir ve purple'ın ne olduğunu açıklar; daha önce geçen violet sözcüğünü göstermez. Bu, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir; purple sözcüğünün anlamını daraltmak yerine ek arka plan bilgisi verir. Bu cümlecikte just, “az önce” değil, “yalnızca” veya “basitçe” anlamına gelir. Yazıda bu tür ek bilgi veren which cümleciği virgülle ayrılır.
Alıştırma
Sınırlayıcı olmayan bir açıklama ekleyen ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The app uses solar power, ____ is a renewable energy source.
Cevabı göster
which
violet occupies a small portion of the visible light spectrum. Kelime
4:13menekşe rengi görünür ışık spektrumunun küçük bir bölümünü kaplar.
occupies a small portion of: bir bütün içindeki payı anlatmak
Burada occupies, daha büyük bir bütünün belirli bir miktarını veya alanını “kaplamak” anlamına gelir. Mor ışık, görünür ışık tayfının yalnızca küçük bir bölümünü kaplar; fiil, askerî bir gücün bir yerin kontrolünü ele geçirmesini anlatmaz. Kullanışlı bir yapı X occupies + miktar veya bölüm + of Y biçimindedir. Bu fiil; alan, kapasite, zaman ve oranlarla ilgili bilimsel ve veriye dayalı açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede occupy, daha büyük bir bütünün bir bölümünü kaplamak anlamında kullanılmıştır?
- The army occupies the border town.
- She occupied herself with a puzzle.
- The photos occupy most of the phone's storage.
Cevabı göster
The photos occupy most of the phone's storage.
There are only a few nanostructures precise enough to exclusively scatter violet light. Dilbilgisi
4:18Yalnızca menekşe ışığını saçacak kadar hassas olan çok az sayıda nanoyapı vardır.
few nanostructures precise enough to exclusively scatter: gereken hassasiyete sahip az sayıdaki nanoyapı
Burada precise enough to exclusively scatter, gerekli dereceye ulaşıldığını göstermek için sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: nanoyapılar mor ışığı saçmak için gereken hassasiyete sahiptir. Precise enough, nanostructures sözcüğünü niteler ve enough, precise sıfatından sonra gelir. Few, bu koşulu karşılayan nanoyapıların sayısının az olduğunu belirtir. Exclusively, scatter fiilini niteler; yani saçılma mor ışıkla sınırlıdır.
Alıştırma
Sensitive sıfatını ve detect fiilini sıfat + enough + to yapısıyla kullanın. Cümleyi tamamlayın: The sensor is ____ tiny changes in temperature.
Cevabı göster
sensitive enough to detect
And violet wavelengths are even more energetic than blue ones, Dilbilgisi
4:23Ve menekşe dalga boyları mavi olanlardan bile daha enerjiktir,
making them likely to be absorbed by pigment.
4:27bu da onları pigment tarafından soğurulmaya yatkın hale getirir.
even more energetic than blue ones, making them likely to be absorbed: güçlendirilmiş karşılaştırma ve sonuç
Even, more energetic than karşılaştırmasını güçlendirir: mor dalga boyları mavi dalga boylarından daha yüksek enerjiye sahiptir. Blue ones ifadesindeki ones, tekrarı önlemek için çoğul wavelengths adının yerine geçer. Virgülden sonraki making yan cümlesi, bu yüksek enerjinin sonucunu gösterir; amaç bildirmez. Them, violet wavelengths ifadesine gönderme yapar. Likely to be absorbed edilgen yapıdadır ve pigmentlerin bu dalga boylarını soğurmasının olası olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu göstermek için even + karşılaştırma, ones ve virgülden sonra making yan cümlesini doğru kullanır?
- The newer panels are even efficient than the old ones, making them cheaper to operate.
- The newer panels are even more efficient than the old ones, making them cheaper to operate.
- The newer panels are even more efficient than the old ones, making cheaper them to operate.
Cevabı göster
The newer panels are even more efficient than the old ones, making them cheaper to operate.
So, if you ever stumble onto the iridescent violet wings Öbek fiiller
4:30Bu yüzden, eğer bir gün mor imparator kelebeğinin
ever stumble onto: bir şeyi tesadüfen bulmak
Burada stumble onto, “bir şeyi beklenmedik şekilde bulmak veya onunla karşılaşmak” anlamına gelir. Bu mecazlı bir kullanımdır; gerçekten tökezlemek veya dengenizi kaybetmek gerekmez. Bir if yan cümlesinde ever, “herhangi bir zamanda” ya da “bu bir gün gerçekleşirse” anlamındadır. Bu nedenle if you ever stumble onto, planlı bir aramanın sonucunu değil, olası bir tesadüfi keşfi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede stumble onto, “beklenmedik şekilde keşfetmek” anlamında kullanılmıştır?
- I stumbled over a box and hurt my knee.
- I located the file after following the exact search plan.
- While browsing the archive, I stumbled onto an unpublished letter.
Cevabı göster
While browsing the archive, I stumbled onto an unpublished letter.
take a second to appreciate one of nature's rarest spectacles. Ton ve niyet
4:37doğanın en nadir manzaralarından birini takdir etmek için bir saniyenizi ayırın.
take a second to appreciate: nazik bir davet
Take a second to + fiilin yalın hâli, birini kısa süre durup bir şey yapmaya davet eden dostça bir emir yapısıdır. Buradaki a second gerçek anlamda bir saniye değildir; kısa bir an demektir. Appreciate burada “teşekkür etmek” değil, “fark etmek, tadını çıkarmak ve bir şeyin değerini anlamak” demektir. İfadenin tamamı, dikkate değer bir şeye nazikçe dikkat çeker.
Alıştırma
Nazik bir davet oluşturmak için take a second to appreciate ifadesini kullanın: Before we leave, ____ the view from the roof.
Cevabı göster
take a second to appreciate
Now that you know about the rarest colors, Anlatım akışı
4:44Artık en nadir renkler hakkında bilgi sahibi olduğunuza göre,
you should probably familiarize yourself with the deadliest ones. Kalıp ifadeler
4:46muhtemelen en ölümcül olanları hakkında da bilgi sahibi olmalısınız.
Now that you know...: yerleşmiş bir durumdan sonraki adıma geçmek
Now that + yan cümle, bir durumun artık gerçek olduğunu veya bir olayın zaten gerçekleştiğini ve bunun sonraki bölüm için temel oluşturduğunu belirtir. Burada en nadir renkler hakkında bilgi sahibi olmak, yalnızca şu anda gerçekleşen bir şey olarak değil, artık geçerli olan bir başlangıç noktası olarak sunulur. Ana cümle daha sonra sonraki eylemi veya sonucu belirtir. Bu nedenle now that bilgileri düzenlemeye yardımcı olur: önce yeni durumu ortaya koyar, ardından doğal biçimde bundan sonra gelene geçer.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayacak en uygun ifadeyi seçin: ____ you've finished the safety lesson, you can start the experiment.
- Until
- Now that
- Now
Cevabı göster
Now that
familiarize yourself with: bir şeye etkin biçimde aşina olmak
Familiarize yourself with + isim, bir şey artık yabancı gelmeyene kadar onu yeterince öğrenmek için etkin biçimde çaba göstermek anlamına gelir. Bu cümlede, sırada en ölümcül renkleri öğrenmeyi öneren oldukça resmî bir ifadedir. Familiarize geçişli bir fiildir: özne + familiarize + kişi veya dönüşlülük zamiri + with + konu yapısı kullanılır. Öğrenen kişi ile özne aynıysa dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır; I familiarize myself ve she familiarizes herself örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Cümleyi familiarize fiiliyle kurulan resmî dönüşlü ifadeyle tamamlayın: Before the lab visit, you should ____ the safety rules.
Cevabı göster
familiarize yourself with
Learn about history's most harmful hues with this video. Kelime
4:51Bu videoyla tarihin en zararlı tonlarını öğrenin.
history's most harmful hues: Canlı sözcük seçimi ve aliterasyon
Bu cümlede history's most harmful hues, “tarihin en zararlı renkleri” anlamına gelir. Burada hues, colors sözcüğüne göre daha canlı ve edebî tınlayan bir seçimdir; ayrı türden bir şeyi adlandırmaz. history's, harmful ve hues sözcüklerinin başındaki /h/ sesinin tekrarlanması aliterasyon oluşturur. most ile birlikte bu kısa ifade, dikkat çekici bir başlık gibi duyulur ve video önerisini daha akılda kalıcı hâle getirir.
Alıştırma
history's most harmful hues ifadesinin dikkat çekici bir başlık gibi duyulmasını sağlayan nedir?
- Tarafsız ve teknik duyulmak için betimleyici dilden kaçınır.
- Renkler için canlı bir sözcük kullanır ve baştaki /h/ sesini tekrarlar.
- Renklerden farklı bir bilimsel kategoriye ad verir.
Cevabı göster
Renkler için canlı bir sözcük kullanır ve baştaki /h/ sesini tekrarlar.