Haklar Bildirgesi'ne 3 dakikalık bir rehber - Belinda Stutzman: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
549 kelime 190 kel/dk

Video özeti: ABD Anayasası’nın ilk on değişiklik maddesini ele alan video, her birinin güvence altına aldığı özgürlükleri ve hukuki korumaları açıklıyor; bazı hükümleri tarihsel kökenleri ve güncel tartışmalarla ilişkilendiriyor ve bu maddelerin yorumlanması ile uygulanmasının bugün de önemli olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. also known as the Bill of Rights, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir yasanın, kişinin, kurumun veya kavramın diğer adını yalnızca also called ifadesine bağlı kalmadan, kısa ve nispeten resmî bir biçimde tanıtmayı öğrenin. 2. "I plead the Fifth" — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Amerikan hukukunda, film ve televizyon yapımlarında sık geçen bu sözü sıradan bir rica olarak değil, kişinin kendini suçlayabilecek ifade vermekten kaçınmak için Beşinci Değişiklik’e başvurması olarak anlayın. 3. as vital today as they were — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as...as karşılaştırmasını kullanarak bir yasanın, değerin veya kurumun geçmişte olduğu kadar bugün de önemli olduğunu ifade edin; özellikle kalıcı geçerliliği vurgulayan bir savı sonuçlandırırken bu yapıyı kullanın.

Bu derste

The first 10 amendments to the US Constitution,

0:15

ABD Anayasası'ndaki ilk 10 değişiklik,

also known as the Bill of Rights, Kalıp ifadeler

0:18

diğer adıyla Haklar Bildirgesi,

Kalıp ifadeler

also known as the Bill of Rights: başka bir ad verme

also known as the Bill of Rights ifadesi, ilk 10 anayasa değişikliğine başka bir ad ekler. İki tanım da farklı iki şeyi değil, aynı değişiklikler grubunu anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı ad + also known as + alternatif ad şeklindedir. Bir takma adı veya yaygın adı ek bilgi olarak verir ve çoğu zaman virgüllerin arasında yer alır.

Alıştırma

'Diğer adıyla' anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The International Court of Justice, ____ the World Court, is based in The Hague.

Cevabı göster

also known as

were ratified or passed over 200 years ago. Kelime

0:20

200 yılı aşkın bir süre önce onaylandı veya kabul edildi.

Kelime

ratified or passed: hukukta resmî onay

ratified or passed ifadesindeki iki fiil de anayasa değişikliklerinin resmî onay aldığını belirtir. Edilgen yapı were ratified or passed, onları kimin onayladığından çok değişikliklere ne olduğuna odaklanır. Ratified, hukuk ve siyaset alanında kullanılan resmî bir sözcüktür. Passed burada daha sade bir açıklama olarak kullanılır; ancak ayrıntılı hukuk anlatımlarında bu iki fiil farklı işlem aşamalarını gösterebilir.

Alıştırma

İlgili ülkelerin bir antlaşmaya nihai resmî onay verdiğini en kesin fiille anlatan cümle hangisidir?

  1. The countries involved approved of the treaty.
  2. The countries involved passed the treaty.
  3. The countries involved ratified the treaty.
Cevabı göster

The countries involved ratified the treaty.

But even though they're a bit, Notlar

0:24

Ama biraz,

well, old,

0:25

şey, eski olsalar da,

Ton ve niyet

a bit, well, old: duraksamayla bir değerlendirmeyi yumuşatmak

a bit, well, old ifadesinde a bit, old sözcüğünün gücünü azaltarak değerlendirmeyi daha az sert gösterir. Well bir söylem belirleyicisidir: konuşanın sözcüklerini seçerken veya düzeltirken kısa süre durduğunu gösterir; burada ‘iyi bir biçimde’ anlamına gelmez. Yumuşatma ve duraksama birlikte old sözcüğünü sert bir eleştiri yerine konuşma diline yakın ve hafif mizahi gösterir. Olası bir rahatsız edici tanımı nazikçe söylemek için a bit, well, + sıfat kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, hafif olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatmak için a bit ve araya giren well sözcüğünü kullanır?

  1. The hotel is a bit, well, dated.
  2. The hotel is very old, and I strongly dislike it.
  3. Well, the hotel closes at nine.
Cevabı göster

The hotel is a bit, well, dated.

these first 10 amendments

0:27

bu ilk 10 değişiklik

are still the most debated and discussed section of our Constitution today. Kalıp ifadeler

0:28

bugün hala Anayasamızın en çok tartışılan ve konuşulan bölümüdür.

Dilbilgisi

even though: karşıt ana noktadan önce bir gerçeği kabul etmek

Even though, konuşanın doğru olduğunu kabul ettiği bir gerçeği sunar: değişiklikler eskidir. Ardından ana cümle daha önemli ve beklenmedik noktayı verir: bugün hâlâ geniş çapta tartışılmaktadırlar. Yapı even though + tam cümlecik şeklindedir ve ardından ana cümle gelir. Anlamı ‘bu gerçeğe rağmen’dir, ‘çünkü’ değildir; dolayısıyla neden değil, ödünleme ve karşıtlık kurar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan iki kelimelik ödünleme bağlacıyla tamamlayın: ____ Leo was tired, he finished the report carefully.

Cevabı göster

Even though

Kalıp ifadeler

debated and discussed: anlaşmazlık ve süren ilgi

Debated ve discussed, and ile bağlanan ve ikisi de section sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaçlarıdır. Debated, insanların farklı görüşlere sahip olduğunu ve konu üzerinde tartıştığını; discussed ise konu hakkında konuşmaya veya konuyu incelemeye devam ettiklerini belirtir. Bu iki sözcük birlikte kullanıldığında konu hem tartışmalı hem de sürekli ilgi gören bir mesele olarak sunulur. Bu kullanım özellikle yasaları, politikaları ve kamusal meseleleri anlatırken yararlıdır.

Alıştırma

Bir politikanın hem anlaşmazlık yarattığını hem de sürekli tartışıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The policy has been debated and discussed for years.
  2. The policy has been accepted without disagreement.
  3. The policy was mentioned only once.
Cevabı göster

The policy has been debated and discussed for years.

So, can you remember what they are?

0:33

Peki, bunların ne olduğunu hatırlayabiliyor musunuz?

Let's take a look. Kalıp ifadeler

0:35

Hadi bir göz atalım.

Kalıp ifadeler

Let's take a look: dinleyicileri bir sonraki adıma davet etmek

Let's take a look, dinleyicileri bir gösterime, açıklamaya veya daha yakından incelemeye yönlendiren kalıplaşmış ve samimi bir davet ifadesidir. Burada take a look, yalnızca kısa bir an bakmak değil, sıradaki şeyi incelemek veya değerlendirmek anlamına gelir. Let's hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsadığı için geçişi ortak bir hareket gibi hissettirir. İncelenecek şeyi belirtmek için take a look at + isim veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Öğretim geçişini hedef ifadeyle tamamlayın: ____ at the next example.

Cevabı göster

Let's take a look

The first amendment is the freedom of speech, press, religion, Kültür

0:36

Birinci Değişiklik, ifade, basın, din,

assembly, and petition.

0:39

toplanma ve dilekçe hakkı özgürlüğüdür.

Kültür

İfade, basın, din, toplanma ve dilekçe verme özgürlüğü

Bu liste, ABD Anayasası'nın Birinci Değişikliği tarafından korunan temel özgürlükleri kısaca özetler. speech düşünce ifade etmeyi; press haber ve yayıncılığı; religion dini inanç ve uygulamaları; assembly barışçıl biçimde toplanmayı; petition ise hükümetten bir şikâyet veya talebi ele almasını istemeyi belirtir. Bu yurttaşlık hakları bağlamında press bir şeye basmak, assembly parçaları birleştirmek anlamına gelmez. petition, hükümete talep veya şikâyet sunma hakkıdır. Liste, korunan beş alanı tanımaya yardımcı olan bir özettir; anayasa değişikliğinin birebir metni veya tüm yasal sınırların eksiksiz açıklaması değildir.

Alıştırma

Bu cümledeki listeyi doğru açıklayan yorum hangisidir?

  1. Bir gazeteyi basıp birleştirmenin beş adımını sayar.
  2. Her türlü konuşma veya toplantının bütün yasal sınırlardan muaf olduğunu söyler.
  3. İfade, haber ve yayıncılık, din, barışçıl toplanma ve hükümete sunulan taleplerle ilgili özgürlükleri sayar.
Cevabı göster

İfade, haber ve yayıncılık, din, barışçıl toplanma ve hükümete sunulan taleplerle ilgili özgürlükleri sayar.

This may be the most revered of the amendments. Kelime

0:41

Bu, değişikliklerin en çok saygı göreni olabilir.

Kelime

most revered: en yüksek düzeyde derin saygı gören

revered, olağanüstü derecede derin bir saygı ve hürmet görmek anlamına gelir; çoğu zaman kültürel, tarihî veya ahlaki önem duygusu taşır. Yalnızca liked ya da respected demekten daha güçlü ve resmîdir. most, revered sözcüğünü üstünlük derecesine taşır: Bu anayasa değişikliği, diğerleri arasında böyle bir saygıyı en yüksek düzeyde görüyor olabilir. may ifadeyi yumuşatır; böylece konuşan kişi bunu mutlak bir gerçek değil, makul bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Hangi durum bir şeyi most revered diye tanımlamayı en iyi destekler?

  1. Rutin bir yazı okunup dosyalanır.
  2. Yüzyıllardır var olan bir kurucu belge, ülkenin diğer kuruluş belgelerinden daha derin bir hürmet görüyor.
  3. Yeni bir kalem, bu hafta bir çalışanın en sevdiği kalemdir.
Cevabı göster

Yüzyıllardır var olan bir kurucu belge, ülkenin diğer kuruluş belgelerinden daha derin bir hürmet görüyor.

The first amendment protects our rights to say and write our opinions, Kalıp ifadeler

0:44

Birinci değişiklik, fikirlerimizi söyleme ve yazma,

Kalıp ifadeler

protects our rights to + fiil: hareket etme özgürlüğünü korumak

protects our rights to ifadesi, bir yasanın insanların ardından gelen eylemleri yapma özgürlüğünü güvence altına aldığını anlatır. Kalıp protect + someone's right(s) + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada to, say ve write fiillerini getirerek hakların kapsadığı eylemleri gösterir; yön bildirmez. Tek bir to, to say and write örneğinde olduğu gibi bağlanmış birden fazla fiili getirebilir. Anlam, bu eylemleri yapma özgürlüğüdür; bunları yapma zorunluluğu değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The charter ____ organize and speak freely.

Cevabı göster

protects our rights to

worship how we please, Kalıp ifadeler

0:48

dilediğimiz gibi ibadet etme,

Kalıp ifadeler

how we please: seçtiğimiz şekilde

How we please, “seçtiğimiz şekilde” anlamına gelir. How, ibadet etme biçimini belirtir; please ise burada bir ricayı nazikleştiren sözcük değil, “istemek” veya “seçmek” anlamındaki bir fiildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp eylem fiili + how + özne + please(s) şeklindedir: dress how you please; work how she pleases. Özne he, she, it veya tekil bir isimse pleases kullanın.

Alıştırma

how ile başlayıp please ile biten hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: On weekends, we are free to dress ____.

Cevabı göster

how we please

assemble together peacefully,

0:50

barışçıl bir şekilde toplanma

and petition our government if we feel the need. Kelime

0:51

ve gerek duyduğumuzda hükümetimize dilekçe verme haklarımızı korur.

Kelime

petition our government: petition fiilinin resmî kullanımı

Petition our government ifadesindeki petition, “bir hükümetten veya başka bir yetkili kurumdan harekete geçmesini ya da bir şikâyeti değerlendirmesini resmî olarak istemek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Our government bu fiilin doğrudan nesnesidir; ifade, vatandaşların yapabileceği bir eylemi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yaygın yapı petition + yetkili kurum + to do something şeklindedir; petition the council to change a rule buna örnektir. Petition bir isim de olabilir, ancak burada and aracılığıyla önceki bir fiille bağlandığı için fiildir.

Alıştırma

Hangi cümlede petition, yetkili bir kuruma resmî başvuruda bulunmak anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Residents petitioned the city council to add a safe crossing.
  2. Residents asked a friend to pass the salt.
  3. The petition was signed by five hundred residents.
Cevabı göster

Residents petitioned the city council to add a safe crossing.

The Second Amendment is the right to bear arms. Kültür

0:54

İkinci Değişiklik silah taşıma hakkıdır.

Kültür

right to bear arms: bear arms ifadesinin hukuki anlamı

Hukuk ve tarih alanındaki kalıplaşmış bear arms ifadesinde bear “taşımak veya bulundurmak”, arms ise “silahlar” anlamına gelir. Bu nedenle the right to bear arms, vücut bölümleriyle değil, silah bulundurma veya taşıma hakkıyla ilgilidir. Buradaki ifade ABD Anayasası'nın İkinci Değişikliği'ne gönderme yapar. Cümle basitleştirilmiş bir açıklamadır: hakkın kesin kapsamı ve onu sınırlayabilecek yasalar, ifadenin tek başına çözüme kavuşturmadığı hukuki ve siyasi konulardır.

Alıştırma

Bu cümledeki right to bear arms ifadesini hangi açıklama doğru şekilde karşılar?

  1. Her iki kolu da örtmeden bırakma zorunluluğunu ifade eder.
  2. Silah bulundurma veya taşıma hakkını ifade eder.
  3. Bir ayının ön bacaklarındaki fiziksel gücü ifade eder.
Cevabı göster

Silah bulundurma veya taşıma hakkını ifade eder.

The original intent of the Second Amendment Kelime

0:57

İkinci Değişikliğin asıl amacı

Kelime

original intent: hukuki bir metnin ilk hazırlanma amacı

Hukuki ve siyasi tartışmalarda original intent, yasa koyucuların veya metni hazırlayanların, metin oluşturulurken onun hizmet etmesini amaçladıkları hedefi ifade eder. Intent, genel bir idea sözcüğüne göre daha bilinçli ve resmî bir amacı vurgular. Bu ifade, metnin hazırlandığı zamana dönüp bakar. Tek başına, metnin bugün nasıl yorumlandığını veya uygulandığını belirlemez.

Alıştırma

Hukuki bir tartışmada original intent en doğrudan neyi ifade eder?

  1. Halkın metne verdiği en son tepki
  2. Bugün her mahkemenin metni yorumlamak zorunda olduğu yöntem
  3. Metin oluşturulduğunda hazırlayanların taşıdığı amaç
Cevabı göster

Metin oluşturulduğunda hazırlayanların taşıdığı amaç

was to protect colonists from the invading British soldiers,

0:59

sömürgecileri işgalci İngiliz askerlerinden korumaktı,

but it now guarantees that you have the right to own a gun Anlatım akışı

1:02

ancak şimdi kendinizi ve mülkünüzü savunmak için

Anlatım akışı

but it now guarantees that: geçmişteki amaçtan bugünkü etkiye geçiş

But, tarihsel amaçla ilgili önceki ifadeyle sonrasındaki bilgi arasında karşıtlık kurar; now ise zaman çizgisini bugüne taşır. It zamiri the Second Amendment ifadesine gönderme yapar ve guarantees that, belirtilen hukuki sonucu sunar. Bu sözcükler birlikte açıklamayı, metnin başlangıçta ne için var olduğu ile bugün neyi güvence altına aldığı şeklinde düzenler. Geçmişten bugüne ilerleyen bu kalıp, bir kuralın, kurumun veya metnin işlevi ya da yorumu değiştiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişten bugüne geçen aynı bilgi düzenini kullanıyor?

  1. The library policy was updated yesterday, and the library has many printed books.
  2. The library policy covers e-books because many members read online.
  3. The library policy originally covered printed books, but it now guarantees that every member can borrow e-books.
Cevabı göster

The library policy originally covered printed books, but it now guarantees that every member can borrow e-books.

to defend yourself and your property.

1:04

silah sahibi olma hakkınızı garanti eder.

The Third Amendment is called the Quartering Amendment. Kültür

1:07

Üçüncü Değişikliğe Asker Barındırma Değişikliği denir.

Kültür

Quartering Amendment: askerlerin özel evlere yerleştirilmesiyle ilgili ad

Quartering Amendment, Üçüncü Anayasa Değişikliği’nin içeriğini anlatan bir addır. Buradaki quartering, askerlere kalacak yer sağlamak, özellikle onları özel evlere yerleştirmek anlamına gelir; bir şeyi dört parçaya bölmek anlamına gelmez. Bu ad, sömürge döneminde Britanya askerlerinin sivillerin evlerine yerleştirilmesiyle ilgili anlaşmazlıkları yansıtır. Değişiklik, askerlerin özel evlere hangi durumlarda yerleştirilebileceğini sınırlar; dolayısıyla adı, koruduğu hakkı gösterir.

Alıştırma

Quartering Amendment adındaki quartering neyi ifade eder?

  1. askerlere kalacak yer sağlamak
  2. bir yasayı dört eşit parçaya bölmek
  3. askerlerden bir ücretin dörtte birini almak
Cevabı göster

askerlere kalacak yer sağlamak

It was written in response to the British occupation, Kalıp ifadeler

1:10

İngiliz işgaline bir tepki olarak

Kalıp ifadeler

in response to: önceki bir durumun tetiklediği tepki

In response to, bir tepkiyi tetikleyen olayı, sorunu, isteği veya düşünceyi belirtir. Burada değişikliğin Britanya işgaline tepki olarak yazıldığı anlatılır; response, mutlaka sözlü bir cevap değil, hukuki veya kurumsal bir eylemdir. Kalıp in response to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bir politikanın, açıklamanın ya da eylemin neden ortaya çıktığını açıklarken bunun bir şeye tepki olduğunu vurgulamak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The company updated its safety rules ____ several recent accidents.

Cevabı göster

in response to

and as a result of Kalıp ifadeler

1:12

ve Amerikan Devrimi sırasında

the colonists having to house or quarter soldiers in their homes Kelime

1:13

sömürgecilerin evlerinde asker barındırmak zorunda kalmalarının bir sonucu olarak yazılmıştır.

Kalıp ifadeler

as a result of + isim veya -ing yapısı

“As a result of”, bir sonuca yol açan nedeni belirtir. Ardından bir isim öbeği veya isim gibi işlev gören başka bir yapı gelir; sıradan bir çekimli cümlecik doğrudan gelemez. Burada “the colonists having to house or quarter soldiers...”, kendi mantıksal öznesi olan “the colonists” ifadesini içeren bir -ing yapısıdır. Yapının tamamı “of”un nesnesi görevindedir.

Alıştırma

“Because of” anlamına gelen ve “of” ile biten dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library closed early ____ a power outage.

Cevabı göster

as a result of

Kelime

fiil olarak house or quarter soldiers

“House or quarter soldiers” ifadesinde “house” ve “quarter” geçişli fiillerdir ve ortak nesneleri “soldiers”dır. Her iki fiil de askerlere kalacak yer sağlamak veya konaklama yeri tahsis etmek anlamına gelir. “House” daha geniş kullanımlı bir sözcüktür; “quarter” ise özellikle askerî ve çoğu zaman tarihsel bir tona sahiptir. İfade, askerlerin özel evlerde barındırılmasını anlatır; bina anlamındaki bir evi veya dörtte biri anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede “quarter”, “askerlere kalacak yer sağlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The regiment was quartered in empty barracks.
  2. We waited for a quarter of an hour.
  3. She cut the apple into quarters.
Cevabı göster

The regiment was quartered in empty barracks.

during the American Revolution.

1:17

sırasında yazılmıştır.

Because of this amendment,

1:19

Bu değişiklik sayesinde,

our government can never force us to house soldiers in our home. Dilbilgisi

1:20

hükümetimiz bizi hiçbir zaman evimizde asker barındırmaya zorlayamaz.

Dilbilgisi

force us to house soldiers: force + nesne + to + fiil

force us to house soldiers, force + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. us baskı altındaki kişileri, to house soldiers ise onlara zorla yaptırılacak eylemi belirtir. Burada house, askerlere kalacak yer sağlamak anlamında kullanılan bir fiildir. Force, eylem fiilinden önce to gerektirir: force us to house denir, force us house denmez. Bu kalıp yasal sınırları, otorite ilişkilerini ve günlük yaşamdaki baskıyı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi force ve to ile tamamlayın: The landlord cannot ____ tenants ____ leave without notice.

Cevabı göster

force · to

The Fourth Amendment is the right to search and seizure. Kelime

1:24

Dördüncü Değişiklik, arama ve el koyma hakkıdır.

Kelime

Hukuk İngilizcesinde search and seizure

search and seizure hukuk dilinde kullanılan sabit bir ikilidir. Search, bir kişinin, yerin, aracın veya mülkün resmî olarak incelenmesi anlamına gelen bir isimdir; seizure ise hükümetin bir mülkü veya kişiyi ele alması ya da yasal denetim altına almasıdır. Dördüncü Değişiklik bağlamında koruma, makul olmayan aramalara ve el koymalara karşıdır. Örnekteki the right to search and seizure ifadesi aşırı basitleştirilmiştir: bu değişiklik sıradan kişilere arama ve el koyma yapma hakkı vermez.

Alıştırma

Hukuk İngilizcesinde search and seizure ne anlama gelir?

  1. Kişilerin, yerlerin veya mülklerin resmî olarak incelenmesi ve mülkün ya da bir kişinin ele alınması veya yasal denetim altına alınması
  2. Kasılmaların görüldüğü tıbbi bir olay
  3. İnternette bilgi aramak ve bir dosyayı kaydetmek
Cevabı göster

Kişilerin, yerlerin veya mülklerin resmî olarak incelenmesi ve mülkün ya da bir kişinin ele alınması veya yasal denetim altına alınması

The police can't come into our home without a search warrant Kelime

1:27

Polis, arama izni olmadan evimize girip

and take our personal property.

1:30

kişisel mülkiyetimizi alamaz.

Kelime

without a search warrant: resmî arama yetkisi olmadan

Without a search warrant, polisin arama yapmaya izin veren resmî bir hukuki karara sahip olmaması demektir. Arama kararı genellikle bir hâkim veya mahkeme tarafından verilir ve aranabilecek yeri, kişiyi ya da eşyayı belirtir. Burada warrant, resmî hukuki yetki anlamında bir isimdir; garanti etmek anlamındaki fiil değildir. Bu ifade, cümlede polisin arama için resmî izin alıp almadığının önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümlede without a search warrant ne anlama geliyor?

  1. Polisin arama yapmak için resmî hukuki yetkisi yoktur.
  2. Polisin eve girmek için hiçbir gerekçesi yoktur.
  3. Polis aramanın başarılı olacağını garanti edemez.
Cevabı göster

Polisin arama yapmak için resmî hukuki yetkisi yoktur.

Today,

1:31

Günümüzde,

many concerns have arisen about our rights to privacy in technology. Notlar

1:32

teknolojideki gizlilik haklarımızla ilgili birçok endişe ortaya çıkmıştır.

Kalıp ifadeler

concerns have arisen about: ortaya çıkan kaygıları bildirmek

Concerns have arisen about + konu, o konu hakkında kaygıların veya soruların ortaya çıktığı anlamına gelir. Arise geçişsizdir: concerns öznedir, about ise kaygıya yol açan konuyu belirtir. Have arisen, arise fiilinin present perfect biçimidir. Kaygıların şu andan önce geliştiğini ve mevcut tartışmayla hâlâ ilgili olduğunu gösterir. Yapı, kaygıları kimin hissettiğini veya dile getirdiğini de belirtmez; bu nedenle resmî ve kişisel olmayan bir tonu vardır.

Alıştırma

Cümleyi arise fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since the new camera system was installed, concerns ____ about facial recognition.

Cevabı göster

have arisen

Kelime

rights to privacy in technology: dijital ortamlarda hukuki ve toplumsal koruma

Bu cümlede rights to privacy, kişisel bilgilere, iletişimlere ve faaliyet kayıtlarına haklı bir gerekçe olmadan erişilmesini veya bunların kullanılmasını engelleyen korumaları ifade eder. in technology bu korumaları akıllı telefonlar ve sosyal medya gibi teknoloji ortamlarına yerleştirir. Buradaki privacy, yalnız kalma yönündeki kişisel bir tercih değil, hukuki ve yurttaşlık haklarıyla ilgili bir konudur. Bu ifade, dijital bilgileri kimin toplayabileceği, izleyebileceği veya kullanabileceği ve bunun için hangi izne ihtiyaç duyulduğu sorularını gündeme getirir.

Alıştırma

Bu cümlede rights to privacy in technology ne anlama geliyor?

  1. Bir telefon tasarımını diğerine tercih etme isteği
  2. Herkesin her yeni cihaza sahip olabileceğinin garantisi
  3. Dijital ortamlardaki kişisel bilgi ve faaliyetler için hukuki ve toplumsal koruma
Cevabı göster

Dijital ortamlardaki kişisel bilgi ve faaliyetler için hukuki ve toplumsal koruma

For example,

1:36

Örneğin,

can the government track your location with your smartphone,

1:37

hükümet akıllı telefonunuzla konumunuzu takip edebilir mi,

or can social media postings such as on Facebook and Twitter

1:40

veya Facebook ve Twitter gibi sosyal medya paylaşımları

be used without a warrant? Dilbilgisi

1:43

arama izni olmadan kullanılabilir mi?

Dilbilgisi

be used without a warrant: kiplik fiilli edilgen soruda odak

can social media postings ... be used ...? yapısında can + özne + be + geçmiş zaman ortacı bir edilgen soru oluşturur. postings dil bilgisel öznedir; bunları kullanan kişi veya kurum ise belirtilmez. Bu seçim, paylaşımları kimin kullandığından çok, paylaşımların arama emri, yani ilgili yasal izin olmadan kullanılıp kullanılamayacağına odaklanır. Hukuk ve kamu politikası tartışmalarında kanıtları, verileri ve bunların kullanımını düzenleyen kuralları öne çıkarmak için bu edilgen yapı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Edilgen soruyu iki sözcükten oluşan tam biçimle tamamlayın: Can this location data ____ in court without a warrant?

Cevabı göster

be used

On to the Fifth. Anlatım akışı

1:44

Gelelim Beşinciye.

Anlatım akışı

On to the Fifth: sıradaki konuya geçmek

On to + bir isim öbeği, “Şimdi ... konusuna geçiyoruz” anlamına gelen kısa bir sözlü geçiştir. Önceki bölümün bittiğini belirtir ve sıradaki öğeyi yeni odak hâline getirir. Burada the Fifth, the Fifth Amendment ifadesini, yani ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği'ni belirtir. Fiziksel bir hareketten söz edilmez; ifade, bir değişiklik maddesinden diğerine geçerek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

“Şimdi sıradaki konuya geçiyoruz” anlamındaki iki sözcüklü sözlü geçişle cümleyi tamamlayın: We've finished the introduction. ____ the first example.

Cevabı göster

On to

It's all about due process. Kültür

1:46

Tamamen yasal süreçle ilgilidir.

Kültür

all about due process: temel hukuki güvence

It's all about ... yapısında all about, “temelde ... ile ilgilidir” veya “merkezinde ... vardır” anlamına gelir. Her ayrıntının yalnızca tek bir şeyle ilgili olduğunu iddia etmek yerine dinleyiciye hızlı bir özet sunar. Due process, devletin bir kişiyi yaşamından, özgürlüğünden veya mülkiyetinden yoksun bırakmaya çalışırken kanunun gerektirdiği adil usulleri izlemesini zorunlu kılan hukuki bir güvencedir. Beşinci Değişiklik hakkındaki bu açıklamada ifade, devletin keyfî eylemlerine karşı temel bir korumayı gösterir.

Alıştırma

Kanunun gerektirdiği adil usulleri belirten iki sözcüklü İngilizce hukuk terimiyle cümleyi tamamlayın: When a protected interest is at stake, the government must provide ____.

Cevabı göster

due process

You've probably heard the phrase

1:48

Muhtemelen filmlerde veya televizyonda

"I plead the Fifth" in movies or on TV. Kültür

1:49

"Beşinci Değişiklik hakkımı kullanıyorum" cümlesini duymuşsunuzdur.

Kültür

I plead the Fifth: kendini suçlayıcı ifade vermeme hakkına başvurmak

“I plead the Fifth”, ABD hukukunda kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Konuşanın, kendisini suçlayabilecek bir yanıt vermeye zorlanmama konusunda Beşinci Değişiklik kapsamındaki hakkına başvurduğu anlamına gelir. Konuşanın suçunu kabul ettiği anlamına gelmez. Burada plead, “yalvarmak” değil, “resmen bir hakka başvurmak veya onu ileri sürmek” anlamındadır. The Fifth, the Fifth Amendment ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle söz, film ve televizyondaki sorgu ya da mahkeme sahnelerinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

ABD hukuk bağlamında I plead the Fifth genellikle ne anlama gelir?

  1. Konuşan, kendisini suçlayabilecek bir yanıt vermeme hakkına başvurur.
  2. Konuşan suçunu resmen kabul eder.
  3. Konuşan soruyu daha sonra yanıtlamayı ister.
Cevabı göster

Konuşan, kendisini suçlayabilecek bir yanıt vermeme hakkına başvurur.

They're talking about the Fifth Amendment,

1:53

Bahsettikleri Beşinci Değişiklik'tir,

which says that you don't have to take the witness stand against yourself Kelime

1:54

bu da kendi aleyhinize tanıklık yapmak zorunda olmadığınızı söyler

Kelime

take the witness stand: mahkemede tanıklık etmek

take the witness stand, tanık için ayrılan yere geçip genellikle yemin altında ifade vermek anlamına gelen bir mahkeme ifadesidir. İfadenin bütünü tanık olarak görev yapmayı anlatır; yalnızca bir platformun üzerinde durmak anlamına gelmez. Bu cümlede against yourself, tanıklığın kişinin kendi hukuki durumuna zarar verebileceğini gösterir. Böylece ifade, konuşanın aleyhine kullanılabilecek delil sunma eylemini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan mahkeme ifadesiyle tamamlayın: The defense called Maya to ____ and answer questions under oath.

Cevabı göster

take the witness stand

if you may end up incriminating yourself. Öbek fiiller

1:58

eğer sonuçta kendinizi suçlu duruma düşürebilirsiniz.

Öbek fiiller

end up incriminating yourself: istenmeyen bir hukuki sonuç

End up + V-ing, bir eylem veya durumun olayların sonunda ortaya çıkan sonuç olduğunu ve bu sonucun çoğu zaman planlanmadığını anlatır. Burada incriminating, end up sonrasında kullanılan -ing biçimidir. Incriminate yourself, söylediğiniz veya yaptığınız bir şeyle kendi aleyhinize delil sağlamak ya da bir suça karışmış görünmek demektir. Bu ifade, sözlerinizin sonunda kendi suçluluğunuza işaret edebileceği konusunda uyarır; yalnızca kendinizi eleştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi end up + V-ing ve incriminate kullanarak tamamlayın: If you keep giving conflicting answers during the police interview, you may ____.

Cevabı göster

end up incriminating yourself

Okay,

2:01

Pekala,

we're halfway done. Kalıp ifadeler

2:01

yolu yarıladık.

Kalıp ifadeler

halfway done: ilerlemenin orta noktası

Halfway done, bir görevin veya sürecin yaklaşık yarısının tamamlandığı anlamına gelir. Burada halfway fiziksel bir konumu değil, ilerleme durumunu anlatır. We're halfway done kısa bir ilerleme bildirimidir: dinleyene yaklaşık yarısının bittiğini ve yaklaşık yarısının kaldığını söyler.

Alıştırma

Hangi cümle 50 formdan 25'inin tamamlandığını doğal biçimde anlatır?

  1. We've checked 25 of 50 forms, so we're almost done.
  2. We've checked 25 of 50 forms, so we haven't started yet.
  3. We've checked 25 of 50 forms, so we're halfway done.
Cevabı göster

We've checked 25 of 50 forms, so we're halfway done.

The Sixth and Seventh Amendments

2:03

Altıncı ve Yedinci Değişiklikler

are about how the legal system works.

2:04

hukuk sisteminin nasıl işlediğiyle ilgilidir.

If you're accused of a crime, Kalıp ifadeler

2:06

Bir suçla suçlanıyorsanız,

Kalıp ifadeler

accused of a crime: suçlama, mahkûmiyet değil

be accused of a crime ifadesinde edilgen yapı be accused of + isim veya -ing biçimidir. Etken yapı accuse someone of something şeklindedir. Buradaki of, kişiye isnat edilen suçu veya eylemi belirtir. Accused, birinin suçlamada bulunduğunu gösterir; mahkemenin kişiyi suçlu bulduğu anlamına gelmez. Bu ayrım hukuk ve haber dilinde önemlidir.

Alıştırma

Cümleyi kalıptaki doğru edatla tamamlayın: The accountant was accused ____ hiding the payments.

Cevabı göster

of

you have the right to a speedy public trial Kelime

2:08

hızlı ve açık bir yargılanma hakkına

and an impartial jury. Kelime

2:10

ve tarafsız bir jüriye sahip olma hakkınız vardır.

Kelime

a speedy public trial: geciktirilmeyen ve açık yargılama

a speedy public trial ifadesinde speedy, makul olmayan bir gecikme olmadan; public ise yargılamanın genel olarak halka ve basına açık olması demektir. Bu iki sıfat, yargılamaya ilişkin iki güvenceyi açıklar. İfade aceleye getirilmiş bir yargılama vaat etmez. Public trial da halkın davayı yürüttüğü veya dava hakkında oy kullandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

a speedy public trial ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Hukuki güvenceler atlansa bile yargılama olabildiğince çabuk bitmelidir.
  2. Yargılama makul olmayan bir gecikme olmadan ilerlemeli ve genel olarak halka açık olmalıdır.
  3. Halk mahkemenin yerini alır ve hüküm için oy kullanır.
Cevabı göster

Yargılama makul olmayan bir gecikme olmadan ilerlemeli ve genel olarak halka açık olmalıdır.

Kelime

an impartial jury: önyargısız bir jüri

an impartial jury ifadesi; önyargı, kişisel çıkar veya delilleri dinlemeden önce varılmış bir sonuç nedeniyle iddia makamını ya da savunmayı kayırmayan bir jüriyi anlatır. Jürinin maddi vakıaları delillere ve mahkemenin talimatlarına göre değerlendirmesi beklenir. Jury, bu görevi yerine getiren jüri üyelerinin tümünü ifade eder; tek bir hâkim anlamına gelmez. Bu ifadede impartial, grubun karar verirken tarafsız olmasına odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle an impartial jury ifadesinin anlamını en iyi gösterir?

  1. An impartial jury davaya tek başına karar veren bir hâkimdir.
  2. An impartial jury delilleri iki taraftan birini kayırmadan değerlendirir.
  3. An impartial jury her zaman savunmayı destekler.
Cevabı göster

An impartial jury delilleri iki taraftan birini kayırmadan değerlendirir.

You also have the right to a lawyer Kültür

2:11

Ayrıca bir avukat tutma

Kültür

the right to a lawyer: hukuki yardıma erişim hakkı

The right to a lawyer, ilgili ceza yargılaması süreçlerinde bir avukattan hukuki danışmanlık ve temsil desteği alma hakkını ifade eder. Burada right, hak anlamındaki bir isimdir; to ise bu hakkın neye erişim sağladığını belirtir. Fiziksel bir yön anlatmaz. Amerika Birleşik Devletleri'nde bir avukat suçlamayı açıklayabilir, kişiye hukuki tavsiye verebilir ve savunma sağlayabilir. Bazı ceza davalarında ve usul aşamalarında avukat tutmaya gücü yetmeyen biri, mahkeme tarafından atanan bir avukattan yararlanma koşullarını karşılayabilir; ancak kesin kapsam duruma ve hukuka bağlıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda the right to a lawyer neyi korur?

  1. Bir avukatın sağ tarafında durabilme
  2. Hukuki danışmanlık ve temsile erişim
  3. Mahkemenin vereceği kararı seçme yetkisi
Cevabı göster

Hukuki danışmanlık ve temsile erişim

and the right to take the stand if you choose.

2:13

ve dilerseniz tanık kürsüsüne çıkma hakkınız da vardır.

This is important

2:15

Bu önemlidir

because it will prevent the accused from sitting in prison forever Dilbilgisi

2:16

çünkü sanığın sonsuza dek hapiste yatmasını önleyecek

Dilbilgisi

prevent the accused from: prevent + nesne + from + V-ing

Prevent + nesne + from + V-ing, birinin bir şeyi yapmasını engellemek veya istenmeyen bir durumun gerçekleşmesini önlemek anlamına gelir. Burada nesne the accused, önlenen durum ise sitting in prison forever ifadesidir. The accused, bir suçla itham edilen kişi ya da kişileri belirtir; suçlu bulundukları anlamına gelmez. From sonrasında bir isim veya fiilin -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede prevent + nesne + from + V-ing yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The safety cover prevents children to touch the wires.
  2. The safety cover prevents children from touching the wires.
  3. The safety cover prevents children from touch the wires.
Cevabı göster

The safety cover prevents children from touching the wires.

and insists that the prosecution proceed with undue delay. Kelime

2:19

ve savcılığın gereksiz bir gecikme olmadan ilerlemesinde ısrar eder.

Kelime

undue delay: resmî İngilizcede makul olmayan gecikme

Undue delay; aşırı, gerekçesiz veya makul sınırları aşan gecikme anlamına gelir. Undue, gecikmeyi kabul edilemez olarak değerlendiren resmî bir sıfattır; yalnızca bir şeyin geç kaldığını belirtmez. Burada undue, delay sözcüğünü niteler ve bu gecikmenin makul olmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, kurumun hızlıca yanıt vermesi ve makul olmayan biçimde gecikmemesi gerektiğini resmî olarak ifade eder?

  1. The agency must respond after undue delay.
  2. The agency must respond with undue delay.
  3. The agency must respond without undue delay.
Cevabı göster

The agency must respond without undue delay.

The Seventh says you've the right to a jury trial Kelime

2:24

Yedinci değişiklik, jüri tarafından yargılanma hakkınız olduğunu belirtir;

where 12 impartial peers Kelime

2:27

yani 12 tarafsız kişinin

decide your innocence or guilt in the courtroom

2:28

mahkeme salonunda sizin masumiyetinize veya suçluluğunuza karar verdiği

Kelime

jury trial: olgulara jürinin karar verdiği yargılama

Jury trial, bir grup jüri üyesinin delilleri dinlediği, tartışmalı olgular hakkında karar verdiği ve bir hükme vardığı mahkeme yargılamasıdır. Hâkim yine de yargılama sürecini yönetir ve hukuku açıklar. Temel nokta, olgulara kimin karar verdiğidir: jury trial sırasında bu görev yalnızca hâkime değil, jüriye aittir.

Alıştırma

Hangi cümle jury trial kavramını doğru açıklar?

  1. Jury trial sırasında halk internet üzerinden oy kullanarak hükme karar verir.
  2. Jury trial sırasında olgulara jüri olmadan hâkim karar verir.
  3. Jury trial sırasında jüri üyeleri delilleri dinler ve hükme karar verir.
Cevabı göster

Jury trial sırasında jüri üyeleri delilleri dinler ve hükme karar verir.

Kelime

impartial peers: jürideki tarafsız yurttaşlar

Bu hukuk bağlamında impartial peers, jüri üyesi olarak görev yapan ve iki taraftan birine karşı önyargısı veya önceden belirlenmiş bir görüşü olmayan sıradan yurttaşları ifade eder. Impartial onların tarafsızlığını anlatır; peers ise onları sanığın üstündeki yetkililer değil, aynı topluluğun üyeleri olarak gösterir. Burada peers; arkadaşlar, iş arkadaşları veya sanıkla tamamen aynı yaşa ya da geçmişe sahip kişiler anlamına gelmez. İfade, sanıkla birebir aynı kişilerden oluşan bir jüriye değil, a jury of one's peers fikrine dayanır.

Alıştırma

Bu mahkeme bağlamında impartial peers ne anlama gelir?

  1. Sanığı desteklemeye hazır yakın arkadaşlar
  2. Sanıkla tamamen aynı yaşa ve mesleğe sahip kişiler
  3. İki taraftan birine karşı önyargısı olmadan jüri üyesi olarak görev yapan sıradan yurttaşlar
Cevabı göster

İki taraftan birine karşı önyargısı olmadan jüri üyesi olarak görev yapan sıradan yurttaşlar

as opposed to a judge doing it all alone. Kalıp ifadeler

2:31

bir yargıcın her şeyi tek başına yapması yerine.

Kalıp ifadeler

as opposed to: iki seçeneği karşılaştırmak

Bu cümlede as opposed to, karşılaştırılan diğer seçeneği, yani bir yargıcın her şeyi tek başına yapmasını tanıtır. Daha önce sözü edilen düzenleme bu seçenekten farklı olarak sunulur. X as opposed to Y kalıbı “Y yerine X” veya “Y ile karşılaştırıldığında X” anlamına gelir. İfadenin tamamı karşılaştırma yapar; opposed burada birinin aktif biçimde karşı çıkmasını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: We chose to meet online, ____ traveling across town.

Cevabı göster

as opposed to

The Eight Amendment prohibits cruel and unusual punishment. Kültür

2:33

Sekizinci Değişiklik acımasız ve alışılmadık cezaları yasaklar.

Kültür

cruel and unusual punishment: Sekizinci Değişiklik’in hukuk ölçütü

Cruel and unusual punishment, ABD anayasa hukukunda kalıplaşmış bir hukuk terimidir. Sekizinci Değişiklik bu ifadeyi, devletin uyguladığı cezaların zalimliğine yönelik anayasal sınırları aşan cezalar için kullanır; iddialar ceza yöntemleri, aşırı ağırlık veya cezaevi koşullarıyla ilgili olabilir. Bu hukuk ifadesinde unusual yalnızca “seyrek görülen” anlamına gelmez. İfadenin tamamı bir hukuk ölçütü olarak işlev görür ve bir durumun bu kapsama girip girmediği anayasal doktrine ve davanın olgularına bağlıdır.

Alıştırma

Sekizinci Değişiklik bağlamında cruel and unusual punishment en doğru şekilde ne anlama gelir?

  1. Cezayı alan kişinin hoşlanmadığı her türlü ceza
  2. Yaygın olmayan veya yeni icat edilmiş her türlü ceza
  3. İnsanlık dışı veya hukuken izin verilmeyecek ölçüde aşırı cezalarla ilgili anayasal bir hukuk ölçütü
Cevabı göster

İnsanlık dışı veya hukuken izin verilmeyecek ölçüde aşırı cezalarla ilgili anayasal bir hukuk ölçütü

Is the death penalty cruel? Kelime

2:36

İdam cezası acımasız mıdır?

Kelime

death penalty: ölüm cezasını belirten hukuk terimi

The death penalty, suçlu bulunan bir kişinin yasalar uyarınca öldürülmesi şeklindeki cezadır. Buradaki penalty, kanunun verdiği bir ceza anlamına gelir. Bu ifade hukuk, etik ve kamu politikası tartışmalarında yaygın olarak kullanılır. Cezanın cruel olup olmadığını sormak, onun insani veya kabul edilebilir olup olmadığını değerlendirmektir.

Alıştırma

Cümleyi ceza olarak infaz anlamına gelen iki sözcüklü hukuk terimiyle tamamlayın: The country abolished the ____ twenty years ago.

Cevabı göster

death penalty

Is it unusual?

2:38

Alışılmadık mıdır?

It's hard for Americans to agree Dilbilgisi

2:40

Amerikalıların bu konuda hemfikir olması zordur

on the definitions of cruel and unusual.

2:41

acımasız ve alışılmadık olanın tanımları üzerinde.

Dilbilgisi

It's hard for ... to agree on ...: bir konuda anlaşmanın zor olması

It is hard for + kişi veya grup + to + fiil kalıbı, bir eylemin o kişi ya da grup için zor olduğunu anlatır. It biçimsel öznedir; ana fikir to sonrasındaki eylemdedir. Burada zorluk yaşayan grup Americans ifadesidir. Agree on; tanım, tarih veya plan gibi insanların birlikte kararlaştırmaya çalıştığı konuyu belirtir. Cümle, cruel ve unusual için ortak tanımlara ulaşmanın zor olduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi cümle, komitenin son tarih konusunda ortak karara varmasının zor olduğunu doğru biçimde ifade eder?

  1. It is hard for the committee to agree with a final date.
  2. The committee is hard to agree on a final date.
  3. It is hard for the committee to agree on a final date.
Cevabı göster

It is hard for the committee to agree on a final date.

The Ninth and Tenth Amendments

2:44

Dokuzuncu ve Onuncu Değişikliklere

are called the non-rights amendments. Kültür

2:45

hak dışı değişiklikler denir.

Kültür

Gayriresmî bir öğretim etiketi olarak non-rights amendments

Bu cümlede non-rights amendments, Dokuzuncu ve Onuncu Değişiklik için kullanılan gayriresmî bir öğretim etiketidir. Bu iki değişikliği belirli bir hakkı doğrudan ifade eden değişikliklerden ayırır. Buradaki non-rights, “haklarla hiçbir ilgisi olmayan” anlamına gelmez. Dokuzuncu Değişiklik sıralanmamış haklarla, Onuncu Değişiklik ise devlet yetkilerinin nasıl saklı tutulduğuyla ilgilidir. Bu etiket, yeni bir belirli haklar listesi sunmaktan ziyade bu farklı işlevleri gösterir.

Alıştırma

Örnekte non-rights amendments ne anlama geliyor?

  1. Anayasa’nın parçası olmayan değişiklikler.
  2. Halkın bütün haklarını ortadan kaldıran değişiklikler.
  3. Önceki bazı değişiklikler gibi belirli bir hakkı doğrudan sıralamayan değişiklikler için kullanılan gayriresmî bir etiket.
Cevabı göster

Önceki bazı değişiklikler gibi belirli bir hakkı doğrudan sıralamayan değişiklikler için kullanılan gayriresmî bir etiket.

They say that the rights not listed in the Bill of Rights Dilbilgisi

2:47

Haklar Bildirgesi'nde listelenmeyen hakların

are retained by the people in the states. Kelime

2:49

eyaletlerdeki halkta saklı tutulduğunu söylerler.

Dilbilgisi

rights not listed in the Bill of Rights: kısaltılmış bir ilgi cümleciği

rights not listed in the Bill of Rights ifadesinde, geçmiş zaman ortacı grubu not listed in the Bill of Rights, rights sözcüğünden sonra gelir ve hangi hakların kastedildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: rights that are not listed in the Bill of Rights. Listed edilgen anlam taşır: bu haklar söz konusu listeye konmamıştır. Not bu niteleyiciye aittir; ana fiil are retained ifadesini olumsuz yapmaz.

Alıştırma

Bir ismin ardından olumsuz bir geçmiş zaman ortacı grubu getirerek alt kümeyi doğru biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. Applications not received by Friday will be reviewed next month.
  2. Applications not receiving by Friday will be reviewed next month.
  3. Applications do not received by Friday will be reviewed next month.
Cevabı göster

Applications not received by Friday will be reviewed next month.

Kelime

are retained by the people: hakların resmî olarak elde tutulması

are retained by the people ifadesinde are retained edilgen yapıdadır: haklar halkın elinde kalmaya devam eder ve by the people hakların sahibini belirtir. Burada retain, “sahip olmaya devam etmek” demektir; “gözaltında tutmak” veya “alıkoymak” anlamına gelmez. Retain; haklar, yetki, kontrol veya mülkiyetle ilgili resmî ifadelerde yaygındır. Etken biçimi the people retain the rights şeklindedir; odak hakların üzerindeyse edilgen biçim kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede retain doğal biçimde “bir hakka sahip olmaya devam etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Employees are retained the right to appeal the decision.
  2. Employees retain the right to appeal the decision.
  3. Employees retain the meeting at three o'clock.
Cevabı göster

Employees retain the right to appeal the decision.

You have other rights

2:51

Başka haklarınız da vardır

that are not listed in the Constitution,

2:52

Anayasada listelenmeyen,

and the states have the right to make their own policies, Kalıp ifadeler

2:54

ve eyaletlerin kendi politikalarını oluşturma hakkı vardır,

Kalıp ifadeler

make their own policies: politikaları bağımsız olarak oluşturmak

Make policies, politika oluşturmak veya belirlemek demektir. Burada make, resmî yönergeleri ya da kuralları kararlaştırma eylemini anlatır; fiziksel bir nesne üretmek anlamına gelmez. Their own, the states ifadesine gönderme yapar ve bağımsız karar verme yetkisini vurgular: eyaletler kendi politikalarını belirleyebilir. Aynı kalıp başka kurumlarla da kullanılabilir, ancak iyelik sözcüğü özneye uymalıdır: a school makes its own policies, fakat schools make their own policies.

Alıştırma

Hangi cümle her okulun telefon kullanım kurallarını bağımsız olarak oluşturabileceğini söylüyor?

  1. Each school can review its own policies on phone use.
  2. Each school can make its own policies on phone use.
  3. Each school can follow its own policies on phone use.
Cevabı göster

Each school can make its own policies on phone use.

like instituting state taxes. Kelime

2:57

örneğin eyalet vergileri koymak gibi.

Kelime

instituting state taxes: fiil olarak institute

Burada instituting, institute fiilinin -ing biçimidir ve “resmî olarak oluşturup uygulamaya koymak” anlamına gelir. Instituting state taxes, eyalet düzeyinde vergiler oluşturup bunları uygulamaya başlamak demektir. Bu fiil, eylemi sıradan bir kişisel davranış olarak değil, bir kurumun resmî önlemi olarak sunar. Yaygın yapı institute + politika, sistem, prosedür, reform veya vergi biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede institute, “resmî olarak oluşturup başlatmak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The city instituted a new recycling program last year.
  2. The city was institute a new recycling program last year.
  3. The city instituted a sandwich for lunch.
Cevabı göster

The city instituted a new recycling program last year.

So,

2:59

Yani,

now you know all 10 amendments.

2:59

artık 10 değişikliğin tamamını biliyorsunuz.

Can you remember them all?

3:01

Hepsini hatırlayabiliyor musunuz?

If not,

3:03

Hatırlayamıyorsanız,

remember this.

3:03

şunu hatırlayın.

The Bill of Rights,

3:04

Haklar Bildirgesi,

a crucial piece of American history, Kalıp ifadeler

3:05

Amerikan tarihinin çok önemli bir parçasıdır,

Kalıp ifadeler

a crucial piece of...: çok önemli bir parça

a crucial piece of + isim yapısı, “daha büyük bir bütünün çok önemli bir parçası” anlamına gelir. Bu altyazıda American history daha büyük bütündür ve Haklar Bildirgesi bunun özellikle önemli bir parçası olarak sunulur. Piece burada kırılmış fiziksel bir parça anlamında değil, mecazi anlamda kullanılmıştır. Bu yapı kanıtın, bilginin, tarihin, bir planın veya sürecin önemli bir bölümünü anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “daha büyük bir bütünün çok önemli bir parçası” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: Reliable data is ____ the research process.

Cevabı göster

a crucial piece of

and though society has undergone many changes Kalıp ifadeler

3:08

ve toplum pek çok değişiklik geçirmiş olsa da

Kalıp ifadeler

has undergone many changes: birçok değişim geçirdi

has undergone many changes ifadesi zaman içinde birçok değişim yaşamış veya geçirmiş anlamına gelir. Bu cümlede society değişimlerden etkilenen taraftır; değişimleri bilinçli olarak yapan taraf değildir. Undergo geçişli bir fiildir ve doğrudan bir isim alır. Has fiilinden sonra gelen undergone, undergo fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır. Present perfect, zaman içinde gerçekleşen değişimleri toplumun şu anki durumuyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Şehrin değişimleri bilinçli olarak yapan taraf değil, değişimleri yaşayan taraf olduğunu gösteren cümleyi seçin.

  1. The city has made major changes since the new rail line opened.
  2. The city has underwent major changes since the new rail line opened.
  3. The city has undergone major changes since the new rail line opened.
Cevabı göster

The city has undergone major changes since the new rail line opened.

these past 200 and some years,

3:10

bu geçen 200 küsur yılda,

the interpretation and application of these amendments Kelime

3:12

bu değişikliklerin yorumlanması ve uygulanması

are as vital today as they were when they were written. Dilbilgisi

3:14

bugün de yazıldıkları zamanki kadar hayati önem taşımaktadır.

Kelime

interpretation and application: yorum ve uygulama

interpretation and application, bir hukuk kuralıyla çalışmanın birbiriyle bağlantılı iki yönünü adlandırır. Interpretation, sözlerin veya kuralın ne anlama geldiğini belirlemeyi; application ise bu kuralın belirli bir davada ya da somut gerçekler karşısında nasıl kullanıldığını anlatır. interpretation and application of these amendments, iki ismin and ile bağlandığı bir isim öbeğidir; of these amendments her iki ismin hukuki konusunu gösterir. İki isim and ile bağlandığı için fiil çoğul are olur. Buradaki application hukuki uygulamadır; iş veya okul başvurusu ya da yazılım programı anlamında değildir.

Alıştırma

Bir mahkeme önce bir kuralın ne anlama geldiğine karar veriyor, sonra bu kuralı belirli bir davayı karara bağlamak için kullanıyor. İki aşamayı doğru sırayla adlandıran cümleyi seçin.

  1. The process moves from application of the rule to interpretation of the rule.
  2. The process moves from interpretation of the rule to implementation of the rule.
  3. The process moves from interpretation of the rule to application of the rule.
Cevabı göster

The process moves from interpretation of the rule to application of the rule.

Dilbilgisi

as vital today as they were: farklı zamanlarda eşit derece

as + sıfat + as kalıbı, iki şeyin bir nitelik bakımından aynı derecede olduğunu gösterir. Burada as vital today as they were, değişikliklerin yorumlanması ve uygulanmasının bugünkü önem derecesini değişikliklerin yazıldığı zamandaki önem derecesiyle karşılaştırır. İkinci as karşılaştırma yan cümlesini başlatır; “çünkü” anlamına gelmez. they were ifadesinden sonra vital sıfatı anlaşılır ancak tekrarı önlemek için söylenmez. Aynı nitelik iki farklı zamanda karşılaştırılırken bu tür eksilti doğaldır.

Alıştırma

relevant sözcüğünü kullanarak cümleyi temel as + sıfat + as eşitlik kalıbıyla tamamlayın: This principle is ____ today ____ it was a century ago.

Cevabı göster

as relevant · as