Statik elektriğin bilimi - Anuradha Bhagwat: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
479 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Bu video, sürtünmenin elektronları aktararak nasıl yük dengesizliği oluşturduğunu, iletkenlerle yalıtkanların neden farklı davrandığını ve aynı boşalma sürecinin hem kapı kolundaki kıvılcımı hem de yıldırımı nasıl meydana getirdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. may be walking + when suddenly zap. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Canlı bir sahne kurmak için sürmekte olan bir eylemi ansızın gerçekleşen bir olayla kesmeyi öğrenin. Kiplik bildiren sürekli yapı olası bir durumu sunarken kısa ikinci bölüm, beklenmedik olayın aniden geliştiği duygusunu verir. 2. rub off onto — Öbek Fiiller: Bu çok parçalı fiilin, elektronların sürtünmeyle bir yüzeyden ayrılıp başka bir yüzeye geçmesini nasıl anlattığını kavrayın. Bir maddeden sıyrılan malzemenin başka bir nesne üzerinde kalması gibi durumları açıklarken de kullanabilirsiniz. 3. lightning can strike the same place more than once. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Yıldırımın aynı yere iki kez düşmeyeceğini söyleyen tanıdık sözün tersine çevrildiğini fark edin. Cümle burada bilimsel bir gerçeği bildirirken aynı olayın, fırsatın ya da tehlikenin yeniden yaşanamayacağı düşüncesine karşı akılda kalıcı bir anlatım da sunar.

Bu derste

It can strike without warning at any moment. Kalıp ifadeler

0:09

Her an hiçbir uyarı vermeden çarpabilir.

Kalıp ifadeler

strike without warning: hiçbir uyarı olmadan aniden gerçekleşmek

Burada strike, ‘birdenbire gerçekleşmek ve güçlü bir etki yaratmak’ anlamındadır; ‘birine bilerek vurmak’ anlamında değildir. Ağrı, hastalık, afet veya ciddi bir sorun gibi olaylar strike fiilinin öznesi olabilir. Without warning, olayın nasıl gerçekleştiğini anlatır: önceden hiçbir belirti veya uyarı yoktur. Strike without warning birlikte, istenmeyen bir olayın ani ve tahmin edilmesi zor olduğunu ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle zararlı bir olayın hiçbir uyarı olmadan aniden gerçekleşebileceğini doğal biçimde anlatır?

  1. A severe headache can strike the warning.
  2. The school play can strike without warning every Friday at six.
  3. A severe headache can strike without warning.
Cevabı göster

A severe headache can strike without warning.

Kalıp ifadeler

at any moment: çok yakın olabilecek belirsiz bir zaman

At any moment, ‘tam zamanı bilinmeyen ama çok yakında olabilecek bir anda’ anlamına gelir. Şimdiden geleceğe bakar ve kesin zamanın tahmin edilemediğini vurgular. Bu cümlede can ile birlikte kullanıldığında olayın şu andan itibaren her an mümkün olduğunu hissettirir; bu da uyarı veya aciliyet duygusu katar. İfade sevindirici olayları da anlatabilir, yani her zaman tehlike belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle bebeğin tahmin edilemeyen, belki de çok yakın bir zamanda uyanabileceği anlamına gelir?

  1. The baby could wake up at any moment.
  2. The baby will wake up in a moment.
  3. The baby is sleeping at the moment.
Cevabı göster

The baby could wake up at any moment.

You may be walking across a soft carpet and reaching for the doorknob Dilbilgisi

0:12

Yumuşak bir halının üzerinde yürüyüp kapı koluna uzanırken

when suddenly zap.

0:16

aniden bir 'çat' sesiyle.

Dilbilgisi

may be walking ... when suddenly zap: devam eden sahnenin aniden kesilmesi

Burada may izin değil, olasılık bildirir. May be walking, konuşanın sizi hayal etmeye çağırdığı durumda zaten sürüyor olabilecek bir eylemi anlatır. When suddenly, arka plandaki bu eylemi kesen olayı tanıtır. Zap, statik elektrik çarpmasının gerçekleştiği anı anlatan hızlı bir ses efekti sözcüğü olarak tek başına durur; tam bir yan cümlenin kullanılmaması anı daha ani hissettirir. May be doing ... when suddenly ... kalıbını önce sahneyi kurmak, ardından şaşırtıcı bir olay sunmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle may be doing ... when suddenly ... kalıbıyla sürmekte olabilecek bir sahne kurup onu şaşırtıcı bir olayla kesiyor?

  1. You may be walking home when suddenly the streetlights go out.
  2. You were walking home because the streetlights were out.
  3. You may walk home after the streetlights come on.
Cevabı göster

You may be walking home when suddenly the streetlights go out.

To understand static electricity, Anlatım akışı

0:18

Statik elektriği anlamak için,

we first need to know a bit about the nature of matter.

0:20

önce maddenin doğası hakkında biraz bilgi sahibi olmalıyız.

Anlatım akışı

To understand..., we first need to know...: açıklamanın sırasını düzenlemek

To understand X ana öğrenme hedefini belirtir. We first need to know Y ise ondan önce gelmesi gereken temel bilgiyi söyler. Bu kalıp yalnızca amaç bildirmez; bilgileri de sıralar. Dinleyiciye açıklamada önce Y'nin ele alınacağını, ardından X'i netleştirmek için kullanılacağını bildirir. Derslerde, sunumlarda ve açıklayıcı yazılarda yaygın bir yönlendirme ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi "To understand..., we first need to know..." kalıbıyla tamamlayın: ____ the climate report, we first ____ how the data was collected.

Cevabı göster

To understand · need to know

All matter is made up of atoms Öbek fiiller

0:23

Tüm maddeler atomlardan oluşur

Öbek fiiller

is made up of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek

Be made up of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Özne bütünü, of ifadesinden sonraki isim grubu ise o bütünü oluşturan parçaları belirtir. Bu cümlede matter bütündür ve atoms onun temel yapı taşlarıdır. Burada made up of tek bir kalıp olarak anlaşılmalıdır. of olmadan made up, “uydurulmuş” gibi başka anlamlara gelebilir; ancak bu, söz konusu oluşum kalıbındaki anlam değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The committee ____ twelve volunteers.

Cevabı göster

is made up of

that consist of three types of smaller particles: Kalıp ifadeler

0:25

ki bunlar daha küçük üç tür parçacıktan meydana gelir:

Kalıp ifadeler

consist of: oluşumu anlatan etken bir yapı

Consist of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Bütün özne olur ve bileşenler doğrudan of ifadesinden sonra gelir. Bu ilgi cümleciğinde that, çoğul isim atoms sözcüğüne gönderme yaptığı için fiil consists değil consist olur. Consist of bilimsel, teknik ve diğer açıklayıcı metinlerde yaygındır. Başka bir dil aynı düşünceyi edilgen bir yapıyla ifade edebilse de İngilizcede dil bilgisi bakımından etken yapıdadır. Tekil özneyle consists of, çoğul özneyle consist of kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede consist of doğru kullanılmıştır?

  1. The course consists by six short units.
  2. The course is consisted of six short units.
  3. The course consists of six short units.
Cevabı göster

The course consists of six short units.

negatively charged electrons, Kelime

0:28

negatif yüklü elektronlar,

positively charged protons,

0:31

pozitif yüklü protonlar,

and neutral neutrons.

0:33

ve nötr nötronlar.

Kelime

Negatively charged, positively charged ve neutral: yük durumları

Bilimsel açıklamalarda negatively charged negatif elektrik yüküne sahip olmayı, positively charged pozitif elektrik yüküne sahip olmayı, neutral ise net elektrik yükünün bulunmamasını ifade eder. Her ifade, tanımladığı parçacığın adından önce gelir. Burada charged elektrik yükü taşımak demektir. Negatively ve positively, olumsuz ya da olumlu bir tutumu değil, yükün işaretini belirtir.

Alıştırma

Üç bilimsel ifadeyi anlamlarıyla doğru eşleştiren seçenek hangisidir?

  1. negatively charged = elektrik yükü yoktur; positively charged = negatif elektrik yüküne sahiptir; neutral = pozitif elektrik yüküne sahiptir
  2. negatively charged = negatif elektrik yüküne sahiptir; positively charged = pozitif elektrik yüküne sahiptir; neutral = net elektrik yükü yoktur
  3. negatively charged = pozitif elektrik yüküne sahiptir; positively charged = elektrik yükü yoktur; neutral = negatif elektrik yüküne sahiptir
Cevabı göster

negatively charged = negatif elektrik yüküne sahiptir; positively charged = pozitif elektrik yüküne sahiptir; neutral = net elektrik yükü yoktur

Normally,

0:35

Normalde,

the electrons and protons in an atom balance out, Öbek fiiller

0:36

bir atomdaki elektronlar ve protonlar birbirini dengeler,

Öbek fiiller

Balance out: karşıt etkilerin birbirini dengelemesi

Balance out, karşıt miktarların, etkilerin veya özelliklerin birbirini dengelemesi ve genel sonucun dengeli ya da nötre yakın olması demektir. Bu cümlede elektronların negatif yükü ile protonların pozitif yükü birbirini dengeler. Out yön bildirmez; öbek fiilin bir parçasıdır. Yaygın yapı X and Y balance out şeklindedir. Karşılıklı etkiyi açıkça belirtmek için X and Y balance each other out da denebilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve birbirini dengelemek anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The extra work and the useful experience ____ in the end.

Cevabı göster

balance out

which is why most matter you come across is electrically neutral. Notlar

0:39

bu yüzden karşılaştığınız çoğu madde elektriksel olarak nötrdür.

Dilbilgisi

which is why: Önceki nedene gönderme yapmak

Bu cümlede which, tek bir isme değil, daha önce açıklanan olayın tamamına gönderme yapar. which is why, “ve bunun nedeni budur” anlamına gelir; böylece önceki olayı ardından gelen sonucun nedeni hâline getirir. Tekrar kullanılabilen kalıp “neden bildiren ifade, which is why + sonuç cümleciği” şeklindedir. why sonrasındaki cümlecik, önceki durum yüzünden ne olduğunu söyler.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen üç kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The roads were icy, ____ school opened late.

Cevabı göster

which is why

Kelime

electrically neutral: Net elektrik yükü olmaması

Bu cümlede electrically neutral, pozitif ve negatif elektrik yüklerinin dengelendiği ve bu nedenle maddenin net elektrik yükü olmadığı anlamına gelir. Neutral, içeride hiç yüklü parçacık bulunmadığı anlamına gelmez. Electrically, anlamı elektrik yüküyle sınırlar: bir nesne elektron ve proton içerebilir ancak bütünüyle yine de electrically neutral olabilir.

Alıştırma

Bilimsel ifadeyi “net elektrik yükü yok” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: When its positive and negative charges balance, the object is ____.

Cevabı göster

electrically neutral

But electrons are tiny and almost insignificant in mass, Kelime

0:44

Fakat elektronlar küçücüktür ve kütleleri neredeyse önemsizdir,

Kelime

insignificant in mass: yalnızca belirli bir yönden ihmal edilebilir

Bu cümlede almost insignificant in mass, bir elektronun kütlesinin karşılaştırılan şeye göre son derece küçük ve ihmal edilebilir düzeye yakın olduğu anlamına gelir. Elektronların kendilerinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. in mass ifadesi, insignificant yargısını belirli bir yönle, yani kütleyle sınırlar. Insignificant, ilgili analizde önem taşımayacak kadar küçük olmayı anlatırken almost bu yargıyı “neredeyse” diyerek yumuşatır. İkisi de kütlenin sıfır olduğunu söylemez.

Alıştırma

“The added coating is insignificant in mass compared with the steel frame” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Kaplamanın hiç kütlesi yoktur.
  2. Kaplamanın kütlesi çelik çerçeveye göre çok küçüktür.
  3. Kaplama her bakımdan önemsizdir.
Cevabı göster

Kaplamanın kütlesi çelik çerçeveye göre çok küçüktür.

and rubbing or friction can give loosely bound electrons Notlar

0:47

ve sürtünme ya da sürtüşme, gevşek bağlı elektronlara

Kelime

loosely bound electrons: bir atoma zayıf bağlı elektronlar

loosely bound electrons ifadesinde bound “bir atoma bağlı”, loosely ise “zayıf bir bağla” anlamındadır. Bu ifade, hâlâ bir atoma bağlı olan ancak enerji kazanıp daha kolay uzaklaşabilen elektronları anlatır. Burada loosely, fiziksel çekimin gücünü belirtir. “Dikkatsizce” ya da “gelişigüzel” demek değildir.

Alıştırma

loosely bound electrons ifadesinde loosely bound ne anlama gelir?

  1. Her atomdan tamamen ayrı olmak.
  2. Hiçbir fiziksel kuvvet olmadan dikkatsizce hareket etmek.
  3. Bir atom tarafından zayıf biçimde tutulup daha kolay uzaklaşabilmek.
Cevabı göster

Bir atom tarafından zayıf biçimde tutulup daha kolay uzaklaşabilmek.

enough energy to leave their atoms and attach to others, Kalıp ifadeler

0:51

atomlarını terk edip diğerlerine tutunmaları için yeterli enerjiyi verebilir,

Dilbilgisi

give ... enough energy to ...: bir eylem için gerekeni sağlamak

Bu cümle give + alıcı + enough + isim + to-mastar yapısını izler. give loosely bound electrons enough energy to leave... ifadesinde loosely bound electrons alıcıyı, enough energy verilen kaynağı, to leave ise bu miktardaki enerjinin mümkün kıldığı eylemi gösterir. Yapıyı başka kaynaklarla da kullanabilirsiniz: give someone enough time to decide veya give a device enough power to run. Enough sözcüğünü isimden önce, to + fiilin yalın hâlini ise tam isim öbeğinden sonra yerleştirin.

Alıştırma

Verilen parçaları doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: gave / the motor / enough power / to. The battery ____ start.

Cevabı göster

gave the motor enough power to

Kalıp ifadeler

attach to others: diğer atomlara bağlanmak

Attach to, “bir şeye bağlanmak veya tutunmak” anlamına gelir. Burada others, other atoms ifadesinin yerini alır; yani elektronlar ilk atomlarından ayrılıp farklı atomlara bağlanır. Bağlanan şey A ise A attaches to B yapısını kullanın. Bir kişi A'yı B'ye bağlıyorsa Attach the tag to the bag. örneğindeki gibi attach A to B yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi attach to ile tamamlayın: A suction cup can ____ a smooth wall.

Cevabı göster

attach to

migrating between different surfaces. Kalıp ifadeler

0:54

böylece farklı yüzeyler arasında göç ederler.

Kalıp ifadeler

Migrating between different surfaces: farklı yüzeyler arasında hareket etmek

Migrating between different surfaces, bir sürecin parçası olarak bir yüzeyden başka bir yüzeye hareket etmek demektir. Burada migrate, elektronların hareketini anlatır; yalnızca insanlar veya hayvanlar için kullanılmaz. Bilimde parçacıklar, hücreler ve başka maddeler de migrate edebilir. -ing biçimindeki migrating, hareketi devam eden bir süreç olarak sunarken between different surfaces bu hareketin bağladığı ayrı konumları belirtir.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi migrate ve doğru edatla tamamlayın: Ions can ____ the two material layers.

Cevabı göster

migrate between

When this happens,

0:57

Bu gerçekleştiğinde,

the first object is left with more protons than electrons Dilbilgisi

0:58

ilk cisimde elektrondan çok proton kalır

Dilbilgisi

Is left with more protons than electrons: elektronlardan daha fazla proton kalması

Is left with, bir şey değiştikten sonra geriye kalan durumu anlatır. Burada elektronlar uzaklaşmıştır; bu nedenle birinci nesnede sonunda elektronlardan daha fazla proton bulunur. Bu, nesnenin terk edildiği anlamına gelmez. More A than B miktarları karşılaştırır: protonların sayısı elektronların sayısından fazladır. be left with + isim öbeği ve more A than B birlikte kullanıldığında ortaya çıkan sayısal dengesizliği gösterir.

Alıştırma

Sonucu tamamlamak için be left with yapısının doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: After the storm, the town ____ more damaged homes than safe ones.

Cevabı göster

was left with

and becomes positively charged, Kelime

1:02

ve pozitif yüklü hale gelir,

Kelime

becomes positively charged: pozitif elektrik yüklü hâle gelmek

Bu cümlede becomes positively charged, “net pozitif elektrik yüküne sahip bir duruma geçer” anlamına gelir. Becomes durum değişikliğini gösterir; ardından gelen charged ise sıfat olarak kullanılır. Buradaki positively elektrik yükünün işaretini belirtir. “Olumlu veya iyimser bir şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Pozitif elektrik yüklü bir duruma geçer” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After losing electrons, the metal sphere ____.

Cevabı göster

becomes positively charged

while the one with more electrons accumulates a negative charge. Kelime

1:05

daha fazla elektronu olan cisim ise negatif yük biriktirir.

Kelime

accumulates a negative charge: negatif yükün aşamalı birikmesi

Accumulates a negative charge, net negatif elektrik yükünün yavaş yavaş birikmesi anlamına gelir. Burada accumulates geçişli bir fiildir ve a negative charge onun nesnesidir. Negative elektriksel işareti belirtir; olumsuz bir değerlendirme değildir. Elektron fazlalığı nesneye net negatif yük kazandırır.

Alıştırma

Negatif elektrik yükünün aşamalı olarak birikmesini anlatan dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: As extra electrons gather, the plastic surface ____.

Cevabı göster

accumulates a negative charge

This situation is called a charge imbalance Kelime

1:09

Bu duruma yük dengesizliği

or net charge separation.

1:12

veya net yük ayrışması denir.

Kelime

charge imbalance ... net charge separation: bir yük ayrımı olgusunu adlandırma

Burada charge imbalance, söz konusu nesne veya bölgede pozitif ve negatif yüklerin dengede olmaması demektir. Net charge separation ise zıt yüklerin farklı bölgelere taşındığını ve karşıt katkılar hesaba katıldığında toplamda pozitif ya da negatif yüklü bölgeler oluştuğunu vurgular. Cümle, aynı durum için birbiriyle ilişkili iki bilimsel ad vermek üzere or sözcüğünü kullanır. Net charge separation ifadesindeki net, pozitif ve negatif katkılar birleştirildikten sonraki genel sonucu belirtir; internet anlamına gelmez. Her iki terim de uzun bir fiziksel süreci tekrar kullanılabilen adlara dönüştürür.

Alıştırma

Net charge separation teriminde net ne anlama gelir?

  1. Hiç negatif yük bulunmadığı iddiası
  2. Bir internet ağına bağlantı
  3. Pozitif ve negatif yük katkıları değerlendirildikten sonraki genel sonuç
Cevabı göster

Pozitif ve negatif yük katkıları değerlendirildikten sonraki genel sonuç

But nature tends towards balance. Kalıp ifadeler

1:15

Fakat doğa dengeye eğilimlidir.

Kalıp ifadeler

nature tends towards balance: genel bir eğilimi ifade etme

Burada nature, açık hava manzaralarını değil doğal sistemleri ve süreçleri ifade eder. Nature tends towards balance, bu sistemlerin genel olarak dengeli bir duruma doğru değiştiği anlamına gelir. Bu ifade, az önce sözü edilen dengesizliği dengeyi yeniden kurma eğilimine bağlar ve dinleyiciyi daha sonra açıklanacak sürece hazırlar. Tend towards + isim öbeği kalıbı, değişimin genel yönünü ifade eder. Tend bir eğilim belirtir; bu nedenle dengeye her seferinde veya hemen ulaşılacağını garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi tend towards ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Over time, the mixture usually ____ a stable state.

Cevabı göster

tends towards

So,

1:17

Bu yüzden,

when one of these newly charged bodies comes into contact with another material, Kalıp ifadeler

1:18

yeni yüklenmiş bu cisimlerden biri başka bir materyalle temas ettiğinde,

Kalıp ifadeler

comes into contact with: temas bildiren tam yapı

Come into contact with + isim, birinin veya bir şeyin başka bir kişi ya da nesneyle temas durumuna gelmesi demektir. Bu cümlede yüklü cisim başka bir malzemeyle fiziksel olarak temas ediyor. Tam yapı come into contact with şeklindedir. Comes, tekil özne one ile uyumludur; with ise temas edilen kişi veya şeyi tanıtır. Bu yapı bağlama göre maddelerle, bilgilerle veya insanlarla teması da anlatabilir.

Alıştırma

Come into contact with ifadesinin tam biçimini kullanarak ve özneyle doğru uyumu sağlayarak cümleyi tamamlayın: The coating may fail if it ____ salt water.

Cevabı göster

comes into contact with

the mobile electrons will take the first chance they get Notlar

1:22

hareketli elektronlar, yakaladıkları ilk fırsatı kullanarak

Kelime

mobile electrons: mobile hareket edebilen demektir

Mobile electrons ifadesinde mobile, bir yerden başka bir yere hareket edebilen anlamına gelir. Elektronların fiziksel bir özelliğini anlatır ve cep telefonlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Mobile, hareket etme kapasitesini veya serbestliğini belirtir; tek başına elektronların tam o anda hareket ettiğini söylemez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The solid contains mobile ions. Mobile ne anlama gelir?

  1. tam o anda hareket etmekte olan
  2. bir yerden başka bir yere hareket edebilen
  3. cep telefonlarıyla ilgili olan
Cevabı göster

bir yerden başka bir yere hareket edebilen

Deyimler

take the first chance they get: ilk fırsatta harekete geçmek

To take the first chance you get, ortaya çıkan en erken fırsatı değerlendirmek demektir. take the first chance they get ifadesinde they get, chance sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Burada elektronlar, bir fırsatı fark edip değerlendirebiliyorlarmış gibi kişileştirilir. Bilimsel anlamı yalnızca koşullar izin verir vermez hareket etmeleridir; düşünüp seçim yaptıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

"Lena will take the first chance she gets to call her friend" ne anlama gelir?

  1. Lena aramadan önce birçok fırsatı karşılaştıracak.
  2. Lena diğer bütün fırsatlar geçene kadar bekleyecek.
  3. Lena fırsat bulur bulmaz arkadaşını arayacak.
Cevabı göster

Lena fırsat bulur bulmaz arkadaşını arayacak.

to go where they're most needed,

1:26

en çok ihtiyaç duyulan yere gitmeye çalışırlar,

either jumping off the negatively charged object Öbek fiiller

1:27

ya negatif yüklü cisimden fırlayarak

or jumping onto the positively charged one,

1:30

ya da pozitif yüklü cisme sıçrayarak,

Öbek fiiller

jumping off ... jumping onto: bir yüzeyden uzaklaşıp başka bir yüzeye gitmek

jumping off the negatively charged object ifadesinde off, başlangıç yüzeyini ve o yüzeyden uzağa doğru hareketi gösterir. jumping onto the positively charged one ifadesinde onto, yeni bir yüzeye doğru hareketi ve o yüzeye varışı gösterir. Jumping, elektron aktarımını gözde canlandırmanın etkili bir yoludur. Yolu takip etmek için off ve onto sözcüklerine odaklanın: ilki geride bırakılan başlangıç noktasını, ikincisi ise varış noktasını gösterir.

Alıştırma

Yolu tamamlamak için off ve onto sözcüklerini birer kez kullanın: önce sandalyeden ayrılın, sonra yatağın üzerine inin. The cat jumped ____ the chair and ____ the bed.

Cevabı göster

off · onto

in an attempt to restore the neutral charge equilibrium. Notlar

1:33

nötr yük dengesini geri kazanma girişiminde bulunurlar.

Kalıp ifadeler

in an attempt to restore: başarıyı garanti etmeyen amaç

In an attempt to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını açıklar: biri bir hedefe ulaşmayı denemek için bir şey yapar. Burada to restore hedefi, yani yük dengesini önceki durumuna getirmeyi belirtir. Bu ifade sonucu değil, çabayı vurgular. to restore gibi daha basit bir amaç yapısı yalnızca hedefi belirtirken in an attempt to restore, girişimin başarılı olup olmadığını açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi “azaltmaya çalışmak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamla: The city added more buses ____ traffic.

Cevabı göster

in an attempt to reduce

Kelime

neutral charge equilibrium: dengeli bir elektriksel durum

Neutral charge equilibrium, pozitif ve negatif yükün genel olarak dengede olduğu, dolayısıyla sistemde net yük dengesizliğinin bulunmadığı elektriksel bir durumu ifade eder. Burada restore, sistemi bu duruma geri getirmek anlamındadır. Equilibrium yalnızca iki miktarın eşit olduğunu söylemekten daha fazlasını ifade eder. Yükü, dengeli bir duruma ulaşmış ve koşullar değişmedikçe bu durumda kalabilen bir sistemin parçası olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede neutral charge equilibrium ne anlama geliyor?

  1. tüm elektrik yüklerinin hareket etmesini engelleyen bir malzeme
  2. genel yük dengesizliğinin olmadığı dengeli bir elektriksel durum
  3. pozitif yükte ani bir artış
Cevabı göster

genel yük dengesizliğinin olmadığı dengeli bir elektriksel durum

And this quick movement of electrons,

1:37

Ve elektronların bu hızlı hareketine

called static discharge, Dilbilgisi

1:39

statik deşarj denir,

Dilbilgisi

called static discharge: geçmiş zaman ortacı öbeğiyle adlandırma

called static discharge ifadesi this quick movement of electrons söz öbeğinden sonra gelir ve bu harekete bir ad verir. Edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir: bu harekete static discharge denir. which is called static discharge biçiminde açılabilir. Virgüllerle ayrılmış ek bilgi olduğu için called cümlenin ana fiili değildir; ana cümle altyazının sonraki satırındaki is ile devam eder.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: This device, ____ a voltmeter, measures voltage.

Cevabı göster

called

is what we recognize as that sudden spark. Kalıp ifadeler

1:41

bu da bizim o ani kıvılcım olarak bildiğimiz şeydir.

Kalıp ifadeler

is what we recognize as: bir süreci tanıdık bir olguyla ilişkilendirme

“is what we recognize as ...” kalıbı, az önce açıklanan süreci tanıdık bir ad ya da deneyimle ilişkilendirir. Burada elektronların hızlı hareketi, insanların bildiği ani kıvılcım olarak deneyimlenir. recognize A as B yapısında as, A'ya verilen kimliği veya kategoriyi tanıtır. Buradaki recognize yalnızca “görünce tanımak” değil, “olarak anlamak veya tanımlamak” demektir.

Alıştırma

A pressure wave is what we recognize as sound. cümlesi ne yapar?

  1. Fiziksel bir süreci ses adı verilen tanıdık olguyla ilişkilendirir.
  2. Sesin basınç dalgasını tanıdığını söyler.
  3. Basınç dalgasının insanları görebildiğini söyler.
Cevabı göster

Fiziksel bir süreci ses adı verilen tanıdık olguyla ilişkilendirir.

This process doesn't happen with just any objects, Kelime

1:44

Bu süreç herhangi bir cisimle gerçekleşmez,

Kelime

just any objects: rastgele her seçim işe yaramaz

Burada just any objects, türüne veya özelliklerine bakmadan seçilen nesneler anlamına gelir. Doesn't happen with yapısının içinde, sürecin rastgele seçilen her nesneyle işlemediğini, yalnızca gerekli koşulları karşılayan nesnelerin sürece katılabildiğini belirtir. Just sözcüğü sınırsız seçim düşüncesini güçlendirir. Cümle, sürecin hiçbir nesneyle gerçekleşmediğini söylemek yerine bu aşırı genellemeyi reddeder.

Alıştırma

Hangi cümle hiçbir şarj cihazının çalışmadığını değil, yalnızca belirli şarj cihazlarının uygun olduğunu anlatır?

  1. You can't use any charger with this device.
  2. You can't use just any charger with this device.
  3. You can use any charger with this device.
Cevabı göster

You can't use just any charger with this device.

otherwise you'd be getting zapped all the time. Dilbilgisi

1:48

aksi takdirde sürekli çarpılırdınız.

Dilbilgisi

otherwise you'd be getting...: hayal edilen tekrarlı bir sonuç

Otherwise, 'bu doğru olmasaydı' veya 'durum farklı olsaydı' anlamına gelir. Önceki ifadeyi hayal edilen bir sonuca bağlar: daha önce belirtilen koşul ya da sınırlama olmasaydı bu sonuç ortaya çıkardı. You'd, you would kısaltmasıdır. Would be getting zapped, hayal edilen sonucu tekrarlanan veya süren bir durum olarak sunar; all the time da sıklığı güçlendirir. Bu bağlamda get zapped, küçük bir elektrik çarpması yaşamak demektir. Would geçmiş zamanı değil, varsayımsal bir sonucu gösterir.

Alıştırma

Keep the gate closed; otherwise, the dog would be running into the road all the time cümlesi neyi ima eder?

  1. Kapı kapalı tutulmasaydı köpek tekrar tekrar yola koşardı.
  2. Köpek geçmişte tekrar tekrar yola koştu.
  3. Kapıyı kapalı tutmak köpeğin yola koşmasına neden olur.
Cevabı göster

Kapı kapalı tutulmasaydı köpek tekrar tekrar yola koşardı.

Conductors like metals and saltwater Kelime

1:51

Metaller ve tuzlu su gibi iletkenler

Kelime

Conductors like metals and saltwater: örnekleriyle bir kategori

Bu bilimsel bağlamda conductors, elektrik yükünün içlerinden görece kolay geçmesine izin veren malzeme veya maddeler, yani “iletkenler” demektir. Metals ve saltwater burada örnek olarak verilir; conductor bu cümlede orkestra şefi ya da toplu taşıma görevlisi anlamına gelmez. Bu ifadede like aynı kategoriden örnekler verir ve “örneğin / ... gibi” anlamındadır. “Hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Kalıp kategori + like + örnekler biçimindedir: conductors + like + metals and saltwater.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda Conductors like metals and saltwater ne anlama gelir?

  1. Metal çalgılardan oluşan bir orkestrayı yöneten kişiler.
  2. Elektrik yükünün kolayca hareket etmesini sağlayan ve metal ile tuzlu suyun örnek olduğu malzemeler.
  3. Yalnızca metallere benzeyen ve tuzlu suyu içeremeyen malzemeler.
Cevabı göster

Elektrik yükünün kolayca hareket etmesini sağlayan ve metal ile tuzlu suyun örnek olduğu malzemeler.

tend to have loosely bound outer electrons, Notlar

1:53

gevşek bağlı dış elektronlara sahip olma eğilimindedir,

Kalıp ifadeler

tend to have: genel bir eğilimi belirtmek

Tend to have, “genellikle sahip olmak” veya “sahip olma olasılığı yüksek olmak” anlamına gelir. Yapı tend to + fiilin yalın hâlidir; burada yalın fiil have'dir. Bu ifade, gevşek bağlı dış elektronlara sahip olmayı istisnasız bir kural olarak değil, yaygın bir özellik olarak sunar. Bilimsel veya verilere dayalı bir genelleme yaparken kanıtların desteklediğinden daha kesin konuşmamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Genel bir eğilim göstermek için cümleyi tam olarak tend to have ifadesiyle tamamlayın: Older laptops ____ shorter battery life.

Cevabı göster

tend to have

Kelime

gevşek bağlı dış elektronlara sahip olmak

Burada have loosely bound outer electrons, atomların dış kabuğundaki elektronların nispeten zayıf bir kuvvetle tutulduğu anlamına gelir. Outer, elektronların atomdaki konumunu anlatır; cismin dış yüzeyini değil. Loosely, bound sözcüğünü niteler: Elektronlar hâlâ atoma çekilir ama daha zayıf bir şekilde. Bound, bind fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada sıfat olarak kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede have loosely bound outer electrons ne anlama gelir?

  1. Tüm elektronlar cismin dış yüzeyine sabitlenmiştir.
  2. Dış elektronlar atomlardan tamamen bağımsızdır.
  3. Atomların dış kabuğundaki elektronlar nispeten zayıf bir kuvvetle tutulur.
Cevabı göster

Atomların dış kabuğundaki elektronlar nispeten zayıf bir kuvvetle tutulur.

which can easily flow between molecules. Kalıp ifadeler

1:56

ki bu da moleküller arasında kolayca akmalarını sağlar.

Kalıp ifadeler

moleküller arasında akmak

Bu cümlede flow, özne bir sıvı değil elektronlar olsa da “sürekli ve kolayca hareket etmek” anlamına gelir. Elektronların bir yerden başka bir yere düzgün biçimde hareket ettiğini anlatır. flow between + çoğul isim kalıbı, birbirinden ayrı şeyler arasındaki hareketi veya aktarımı gösterir. Yalnızca sıvılar için değil; bilgi, para veya elektrik için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için flow ve doğru edatı kullanın: Information can ____ the two departments.

Cevabı göster

flow between

On the other hand, Anlatım akışı

1:59

Öte yandan,

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt yönü sunmak

On the other hand, aynı konunun farklı ya da karşıt bir yönünü sunan bir söylem işaretidir. Burada iletkenlerden yalıtkanlara geçişi belirtir. Bu ifadeyi gördüğünüzde veya duyduğunuzda ardından gelen bilgiyi önceki bir noktayla ilişkilendirin ve aralarındaki karşıtlığı bulun. Bu kalıplaşmış ifadede hand sözcüğü gerçek anlamıyla “el” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki dört sözcüklü karşıtlık ifadesiyle tamamlayın: The library is very quiet. ____, the café is better for talking with friends.

Cevabı göster

On the other hand

insulators like plastics, rubber, and glass Kelime

2:00

plastik, kauçuk ve cam gibi yalıtkanların

Kelime

insulators like plastics, rubber, and glass: örneklerin izlediği bir kategori

Bu bilimsel bağlamda insulators, elektrik yükünün içinden kolayca hareket edemediği maddeleri, yani yalıtkanları belirtir. Plastics, rubber ve glass yaygın örnekler olarak verilir. Burada like, “gibi” veya “örneğin” anlamına gelir. İfade önce kategorinin adını verir, ardından onu açıklamaya yardımcı olan örnekleri sıralar.

Alıştırma

Bilim cümlesini örnekteki kategori sözcüğüyle tamamlayın: Materials such as plastic, rubber, and glass are electrical ____.

Cevabı göster

insulators

have tightly bound electrons Kelime

2:03

sıkıca bağlı elektronları vardır

Kelime

tightly bound electrons: atoma sıkıca bağlı elektronlar

tightly bound electrons ifadesinde tightly, bağlanmanın güçlü olduğunu anlatır. Elektronlar atomları tarafından güçlü biçimde tutulur; bu yüzden atomdan kolayca ayrılmaz veya atomlar arasında kolayca hareket etmezler. Buradaki bound, gerçek anlamda bir iple bağlanmak değildir. Bir elektronu atomla ilişkili tutan fiziksel kuvveti anlatır; bu kuvvetin gücü, elektronun ne kadar kolay hareket edebileceğini etkiler.

Alıştırma

Bu bağlamda tightly bound electrons ne anlama gelir?

  1. Atomları tarafından güçlü biçimde tutulurlar ve kolayca uzaklaşmazlar.
  2. Bir atomdan diğerine serbestçe hareket ederler.
  3. Gerçek bir iple birbirlerine bağlanmışlardır.
Cevabı göster

Atomları tarafından güçlü biçimde tutulurlar ve kolayca uzaklaşmazlar.

that won't readily jump to other atoms. Kalıp ifadeler

2:05

ve bu elektronlar başka atomlara kolayca sıçramaz.

Kalıp ifadeler

won't readily jump to: zor gerçekleşen ancak kesinlikle imkânsız olmayan bir geçiş

Won't readily jump to, “… kolayca geçmez” demektir. Burada readily “kolayca” veya “fazla direnç olmadan” anlamına gelir; jump ise bir elektronun başka bir atoma geçmesini gözde canlandıran bir anlatımdır. Won't, will not'ın kısaltmasıdır; ancak bu cümlede gelecekteki tek bir olaya ilişkin tahmin değil, genel bir eğilim belirtir. İfade, ilgili koşullardaki olağan davranışı anlatır.

Alıştırma

Tepkimeye girmenin kolay olmadığını belirtmek için cümleyi won't readily + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: These particles ____ with water.

Cevabı göster

won't readily react

Static buildup is most likely to occur Notlar

2:08

Statik birikimin en çok meydana gelme olasılığı,

Kelime

Static buildup: kademeli birikimi anlatan isim

Static buildup ifadesinde static, statik elektriği belirtir; buildup ise zamanla gerçekleşen birikimi anlatan bir isimdir. İfade, elektrik yükünün zaman içinde toplanmasını anlatır. Buildup bir bina anlamına gelmez. Aynı isim, a buildup of dust veya a buildup of pressure örneklerinde olduğu gibi başka kademeli birikimleri de adlandırabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede buildup, kademeli birikim anlamındaki bir isim olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The ice was build up by the cold air.
  2. Ice can buildup in front of the door.
  3. A buildup of ice blocked the door.
Cevabı göster

A buildup of ice blocked the door.

when one of the materials involved is an insulator.

2:11

sürece dahil olan maddelerden birinin yalıtkan olduğu zamandır.

Dilbilgisi

is most likely to occur when: olasılık ve koşul

be most likely to + fiil + when yan cümlesi kalıbı, bir olayın gerçekleşme olasılığının en yüksek olduğu koşulu belirtir. Burada occur, happen anlamına gelen daha resmî bir fiildir ve when koşulu başlatır. Most likely kesinliği değil, olasılığı anlatır. Bu koşul statik elektrik birikmesini özellikle olası hâle getirir; ancak ifade bunun her seferinde ya da yalnızca bu koşulda gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Aşağıdaki cümle ne anlama gelir? The error is most likely to occur when the file is very large.

  1. Bu koşulda hatanın oluşma olasılığı en yüksektir, ancak oluşacağı garanti değildir.
  2. Hata bu koşulda her zaman oluşur.
  3. Hata yalnızca bu koşulda oluşabilir.
Cevabı göster

Bu koşulda hatanın oluşma olasılığı en yüksektir, ancak oluşacağı garanti değildir.

When you walk across a rug,

2:14

Bir kilimin üzerinde yürüdüğünüzde,

electrons from your body will rub off onto it, Öbek fiiller

2:16

vücudunuzdaki elektronlar sürtünmeyle ona geçer,

Öbek fiiller

rub off onto: bir yüzeyden diğerine geçmek

Rub off onto ifadesinde rub off, bir şeyin temas veya sürtünme sonucu bulunduğu yüzeyden ayrılmasını; onto ise ulaştığı yüzeyi belirtir. Bu cümlede elektronlar vücudunuzdan ayrılıp it sözcüğünün belirttiği halının üzerine geçer. Anlamın iki bölümünü de koruyun: Bir şey bir yerden ayrılır ve başka bir yere aktarılır. Rub off tek başına kullanıldığında varış yeri belirtilmez.

Alıştırma

Cümleyi rub off onto ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The fresh ink ____ my hand when I picked up the paper.

Cevabı göster

rubbed off onto

while the rug's insulating wool will resist losing its own electrons. Dilbilgisi

2:19

buna karşılık kilimin yalıtkan yünü kendi elektronlarını kaybetmemek için direnir.

Dilbilgisi

resist losing: resist + V-ing

Resist sözcüğünden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelebilir. Resist losing, kaybetme sürecine karşı koymak veya bu süreci engellemek anlamına gelir; burada yün kendi elektronlarını kolayca kaybetmez. Resist sözcüğünden sonra bir eylem geliyorsa resist changing veya resist admitting örneklerindeki gibi resist + V-ing kullanın. Bu anlamda resist to + fiil kullanmayın.

Alıştırma

Cümleyi resist sözcüğünden sonra change fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The foam resists ____ shape under pressure.

Cevabı göster

changing

Although your body and the rug together are still electrically neutral, Dilbilgisi

2:24

Vücudunuz ve kilim bir arada hala elektriksel olarak nötr olsa da,

there is now a charge polarization between the two. Kelime

2:28

artık ikisi arasında bir yük kutuplaşması vardır.

Dilbilgisi

Although ... still ...: taviz ve süren durum

Although bir karşıtlık ya da taviz ilişkisi kurar: önce sonraki ifadenin şaşırtıcı görünmesine yol açabilecek bir gerçeği verir. Burada vücut ve halı birlikte hâlâ elektriksel olarak nötrdür; virgülden sonraki cümle ise yeni bilgiyi, yani yükün ikisi arasında ayrıştığını verir. still, nötr olma durumunun devam ettiğini gösterir. Bu yapı, değişmeden kalan bir koşulu ortaya çıkan farklı bir sonuçla ilişkilendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Although ve still ifadelerini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Although the room still small, it feels comfortable.
  2. Although the room is still small, it feels comfortable.
  3. Although the room is still small, but it feels comfortable.
Cevabı göster

Although the room is still small, it feels comfortable.

Kelime

charge polarization between the two: ikisi arasındaki yük kutuplaşması

charge polarization, yük dağılımının ayrılması veya değişmesi demektir: pozitif ve negatif yükler bir malzemenin ya da iki nesnenin farklı bölümlerine doğru hareket eder. Bu cümlede between the two, önce sözü edilen vücut ile halıya gönderme yapar ve ilişkiyi bu iki nesneyle sınırlar. Bu durum, birleşik sistem elektriksel olarak nötr kalırken de gerçekleşebilir. Polarization yükün nasıl dağıldığını anlatır; toplam yükün sıfır olup olmadığını anlatmaz. Burada fizik terimidir, toplumsal veya siyasi kutuplaşma anlamında değildir.

Alıştırma

Net yük gerektirmeden charge polarization durumunu en iyi gösteren seçenek hangisidir?

  1. Pozitif ve negatif yükler zıt taraflara kayarken toplam yük sıfır kalır.
  2. Nesne genel olarak pozitif yükten daha fazla negatif yük kazanır.
  3. Yükler nesneden tamamen kaybolur.
Cevabı göster

Pozitif ve negatif yükler zıt taraflara kayarken toplam yük sıfır kalır.

And when you reach to touch the doorknob,

2:31

Ve kapı koluna dokunmaya uzandığınızda,

zap.

2:33

çat.

The metal doorknob's loosely bound electrons

2:34

Metal kapı kolunun gevşek bağlı elektronları

hop to your hand to replace the electrons your body has lost. Kelime

2:36

vücudunuzun kaybettiği elektronların yerini almak için elinize sıçrar.

Kelime

hop to your hand: bilimsel bir açıklamada canlı hareket anlatımı

Bu cümlede hop to your hand, elektronların metal kapı kolundan elinize hızla geçtiği anlamına gelir. Buradaki hop, hareketi canlı biçimde anlatan bir benzetmedir; elektronlar insanlar veya hayvanlar gibi gerçekten zıplamaz. Bilimsel açıklamalarda çok küçük ve görünmeyen süreçleri gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırmak için gündelik hareket fiilleri sıkça kullanılır. Hop parçacıkları anlatıyorsa, metin daha kesin bir mekanizma vermediği sürece bunu hızlı hareket veya aktarım olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede hop to your hand ne anlama geliyor?

  1. Elektronlar kapı kolundan elinize hızla geçer.
  2. Elektronlar kapı kolunun içinde sabit kalır.
  3. Elektronlar gerçekten bacaklarıyla zıplar.
Cevabı göster

Elektronlar kapı kolundan elinize hızla geçer.

When it happens in your bedroom,

2:41

Bu yatak odanızda olduğunda,

it's a minor nuisance. Kelime

2:42

küçük bir can sıkıntısıdır.

Kelime

minor nuisance: küçük ama can sıkıcı bir sorun

A minor nuisance, can sıkıcı veya rahatsız edici olsa da ciddi olmayan küçük bir sorunu anlatır. Minor, nuisance sözcüğünün derecesini azaltır; bu yüzden ifade statik elektrik çarpmasını başa çıkılabilir bir durum olarak gösterir. Bu ifade hiç sorun olmadığı anlamına gelmez. Bir miktar rahatsızlık olduğunu, ancak etkisinin küçük kaldığını anlatır.

Alıştırma

Hangi durum doğal olarak a minor nuisance diye tanımlanabilir?

  1. Birinin ciddi elektrik çarpması nedeniyle hemen tedavi edilmesi gerekiyor.
  2. Otobüs beş dakika gecikti, ancak önemli hiçbir plan etkilenmedi.
  3. Bir yangın bütün binayı yok etti.
Cevabı göster

Otobüs beş dakika gecikti, ancak önemli hiçbir plan etkilenmedi.

But in the great outdoors, Deyimler

2:44

Fakat doğada açık havada,

Deyimler

in the great outdoors: açık ve geniş doğada

The great outdoors; ormanları, dağları, gölleri, doğa yürüyüşünü veya kamp yapmayı çağrıştıran geniş ve açık doğal alanlar için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. In the great outdoors ifadesindeki in, birini veya bir şeyi bu geniş doğal ortamın içine yerleştirir. Great burada dışarının kelimenin tam anlamıyla harika olduğunu söylemez; ifadenin bir parçasıdır ve bütünüyle genişlik ve doğa hissi oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi the great outdoors içeren tam ifadeyle tamamlayın: On vacation, we hiked and camped ____.

Cevabı göster

in the great outdoors

static electricity can be a terrifying destructive force of nature. Deyimler

2:46

statik elektrik doğanın korkunç derecede yıkıcı bir gücü olabilir.

Deyimler

terrifying destructive force of nature: dehşet verici ve yıkıcı doğa gücü

Force of nature isim öbeği, bir şeyi güçlü ve kontrol edilmesi zor bir doğa olayı olarak sunar. Bu cümlede terrifying ve destructive sözcüklerinin ikisi de force sözcüğünü niteler: terrifying neden olduğu korkuyu, destructive ise yol açabileceği zararı anlatır. Başka bağlamlarda a force of nature, enerjisi, kişiliği veya etkisi durdurulamaz görünen bir kişi için mecazi olarak kullanılabilir. İfadenin gerçek bir doğa olayını mı yoksa bir kişiyi mi anlattığını bağlam gösterir.

Alıştırma

'The new coach is a force of nature,' cümlesinde a force of nature büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Koç, yer çekiminin bilimsel ölçümlerini inceler.
  2. Koçun olağanüstü derecede güçlü bir enerjisi ve etkisi vardır.
  3. Koç bir fırtına sırasında açık havada duruyor.
Cevabı göster

Koçun olağanüstü derecede güçlü bir enerjisi ve etkisi vardır.

In certain conditions,

2:50

Belirli koşullarda,

charge separation will occur in clouds.

2:51

bulutlarda yük ayrışması meydana gelir.

We don't know exactly how this happens.

2:54

Bunun tam olarak nasıl olduğunu bilmiyoruz.

It may have to do with the circulation of water droplets Kalıp ifadeler

2:57

Bu, su damlacıklarının dolaşımıyla

Kalıp ifadeler

may have to do with: kesin olmayan bir bağlantı

Have to do with, “bir şeyle ilgili olmak” anlamına gelen bütün bir ifadedir. Burada may, bağlantının kesin değil, yalnızca olası olduğunu gösterir: su damlacıklarının dolaşımı olası bir açıklama olarak sunulur. Bu yapıda have to ifadesini “zorunda olmak” olarak yorumlamayın. Kalıp may have to do with + isim veya isim öbeği şeklindedir. Doğrudan bir nedeni kanıtlamaz; yalnızca olası bir bağlantıyı belirtir.

Alıştırma

“İlgili olabilir” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delay ____ a software update.

Cevabı göster

may have to do with

and ice particles within them.

2:59

ve içlerindeki buz parçacıklarıyla ilgili olabilir.

Regardless, Anlatım akışı

3:02

Her halükarda,

Anlatım akışı

Regardless, ana fikrin hâlâ geçerli olduğunu gösterir

Regardless, cümle düzeyinde kullanılan bir geçiş ifadesidir ve “önceki ayrıntı belirsiz ya da farklı olsa bile sonraki ana fikir geçerliliğini korur” anlamına gelir. Bu bağlamda belirsiz bir mekanizmaya ilişkin tartışmayı kapatır ve daha kesin bir sonuca geçer. Önceki bilginin ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Dinleyiciye, ana fikre devam etmeden önce o ayrıntıyı çözmenin gerekli olmadığını anlatır.

Alıştırma

Hangi seçenek, belirsizliğe rağmen bir kararın geçerli kaldığını göstermek için Regardless, ifadesini kullanır?

  1. We do not know why the alarm failed. Regardless, the reason is still unknown.
  2. We do not know why the alarm failed. Regardless of, we need to replace it today.
  3. We do not know why the alarm failed. Regardless, we need to replace it today.
Cevabı göster

We do not know why the alarm failed. Regardless, we need to replace it today.

the charge imbalance is neutralized by being released towards another body, Dilbilgisi

3:03

yük dengesizliği başka bir cisme doğru serbest bırakılarak nötralize edilir,

Dilbilgisi

is neutralized by being released towards: by being + geçmiş zaman ortacıyla yöntem anlatma

Is neutralized ana edilgen fiildir: yük dengesizliği eylemden etkilenir ve giderilir ya da yeniden dengelenir. Burada by, eylemi yapan kişiyi veya şeyi değil, yöntemi tanıtır. Cümle, yükün başka bir cisme doğru boşalmasını dengesizliği gideren süreç olarak sunar. By sözcüğünden sonra being + geçmiş zaman ortacı, edilgen bir -ing yapısı oluşturur. X başka bir eyleme maruz kalarak sonuç elde ettiğinde X is ... by being + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi by + wrap fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The glass is protected ____ in thick foam.

Cevabı göster

by being wrapped

such as a building, the Earth,

3:07

örneğin bir binaya, Dünya'ya

or another cloud in a giant spark

3:09

veya başka bir buluta devasa bir kıvılcım halinde fırlayarak,

that we know as lightning. Kalıp ifadeler

3:11

ki biz buna yıldırım deriz.

Kalıp ifadeler

that we know as lightning: know A as B ile adlandırma

That we know as lightning, a giant spark ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. know A as B kalıbında A tanımlanan şey, B ise onun bilinen adıdır. Burada that, a giant spark ifadesini temsil eder; lightning ise addır. Cümle, olayı önce a giant spark olarak betimler ve ardından bu betimlemeyi yaygın lightning sözcüğüyle ilişkilendirir. Buradaki know, kişisel olarak tanımak değil, bir adla tanımlamak veya anmak anlamındadır.

Alıştırma

Adı belirtmek için cümleyi know ... as ile tamamlayın: A streak of light that we ____ a meteor crossed the sky.

Cevabı göster

know as

And just as your fingers can be zapped Anlatım akışı

3:14

Tıpkı parmaklarınızın aynı noktada

over and over in the same spot, Kalıp ifadeler

3:15

tekrar tekrar çarpılabildiği gibi,

Kalıp ifadeler

over and over: bir şeyi tekrar tekrar yapmak

Over and over, “birçok kez” veya “tekrar tekrar” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Burada be zapped ifadesini niteler ve aynı olayın bir noktada tekrar tekrar gerçekleşebileceğini gösterir. İfadenin tamamı zaman içindeki tekrarı anlatır. Bir şeyin üstünden veya karşı tarafına doğru hareket gibi over sözcüğünün normal mekânsal anlamını taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “birçok kez” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The puppy brought the same toy back ____.

Cevabı göster

over and over

you better believe Ton ve niyet

3:17

inansanız iyi olur

that lightning can strike the same place more than once. Deyimler

3:18

yıldırım da aynı yere birden fazla kez düşebilir.

Anlatım akışı

just as: benzetme kurmak

Burada just as, “aynı şekilde” anlamına gelir. Bir karşılaştırma başlatır: İlk yan cümle tanıdık bir düzeni sunar, ana cümle de aynı düzeni yıldırıma uygular. Just as A, B kalıbı, anlaşılması daha kolay örneği önce, sonucu ise sonra verir. Bu cümlede bir benzetme ilişkisi kurar; “tam o sırada” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede just as iki benzer düzeni karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. Just as a map helps a traveler find the way, an outline helps a writer organize ideas.
  2. Just when I opened the map, my phone rang.
  3. Just as I opened the map, my phone rang.
Cevabı göster

Just as a map helps a traveler find the way, an outline helps a writer organize ideas.

Ton ve niyet

you better believe: güçlü ve gündelik bir kesinlik

you better believe, “bundan kesinlikle emin olabilirsin” ya da “bu gerçekten doğru” demenin gündelik ve güçlü bir yoludur. Konuşanın kesin inancını that yan cümlesinden önce verir ve cümleyi vurucu biçimde bitirir. Daha tam biçimi you’d better believe şeklindedir. Gündelik konuşmada ’d düşebilir. Buradaki better, kalıplaşmış had better yapısının parçasıdır; “daha iyi bir şekilde inanmak” anlamında bir karşılaştırma değildir.

Alıştırma

“You better believe our team is ready” cümlesinde you better believe ne işe yarar?

  1. Takımın hazır olabileceğini kibarca sorar.
  2. Takıma inanmanın iki farklı yolunu karşılaştırır.
  3. Takımın gerçekten hazır olduğunu güçlü ve gündelik bir biçimde söyler.
Cevabı göster

Takımın gerçekten hazır olduğunu güçlü ve gündelik bir biçimde söyler.

Deyimler

lightning can strike the same place more than once: bilinen bir sözü tersine çevirme

Kelime anlamıyla cümle, yıldırımın aynı yeri tekrar tekrar vurabileceğini söyler. Ayrıca bilinen lightning never strikes the same place twice sözüne gönderme yapar. Bu söz, aynı nadir olayın yeniden yaşanmayacağını anlatmak için sıkça mecaz anlamda kullanılır. Cümle can ve more than once kullanarak bu beklentiyi tersine çevirir: olaylar veya riskler tekrarlanabilir ve bu da kapanışı daha güçlü kılar.

Alıştırma

Mecaz kullanımda lightning can strike twice ne anlama gelir?

  1. Her fırtına tam olarak aynı yere döner.
  2. Sıra dışı bir olay yeniden gerçekleşebilir.
  3. Sıra dışı bir olay bir daha asla gerçekleşemez.
Cevabı göster

Sıra dışı bir olay yeniden gerçekleşebilir.