Suudi Arabistan'ın Su Sorunu: İngilizce çalışma notları
neo
Video özeti: Suudi Arabistan eski akiferlerle çöl tarımı yaptı; su azalınca yabancı araziye ve tuzdan arıtmaya yöneldi. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “virtually non-renewable” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: virtually iddiayı güçlü, fakat mutlak olmayan yapar. Çok yavaş yenilenen kaynak için kullanın. 2. “adjust course.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel dönüşü değil, strateji değişimini anlatır. Kanıtlar başarısız planı gözden geçirtince kullanın. 3. “as plausible as desalination may seem,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: eksilerden önce seçeneğin makul göründüğünü kabul eder. Bu ödünleme savı dengeler ve maliyet, risk ya da sınırlara geçiş sağlar.
Bu derste
For many people, Saudi Arabia is known for its oil, Kalıp ifadeler
0:11Pek çok insan için Suudi Arabistan petrolüyle bilinir,
is known for: tanınma nedenini belirtme
is known for, bir kişi, yer veya kuruluşun belirli bir özellik ya da etkinlik nedeniyle tanındığını belirtir. Burada bu ifade, petrolü Suudi Arabistan'la yaygın olarak ilişkilendirilen özellik olarak sunar. Yapı be known for + isim veya -ing biçimidir. Bu yapı, bir ünün nedenini belirtir; başka bir ad belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: This coastal town ___ its fresh seafood。
- is known for
- is known to
- is known as
Cevabı göster
is known for
the pool of liquid that has brought wealth to the authoritarian led absolute monarchy. Kalıp ifadeler
0:15otoriter liderliğe sahip mutlak monarşiye zenginlik getiren o sıvı birikintisiyle.
brought wealth to: refahtan yararlanan tarafı belirtme
brought wealth to, servetin veya ekonomik refahın bir kişiye, yere ya da gruba ulaşmasını ve onlara fayda sağlamasını ifade eder. Altyazıda petrol, servetin nedeni olarak anlatılır; bu yüzden to yararlanan tarafı belirtir. Bring veya brought wealth to + alıcı yapısını kullanın. Zaman, brings wealth to, brought wealth to veya will bring wealth to şeklinde değişebilir; ancak yapı aynı kalır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: The new railway has ___ the towns along the route。
- been known for
- brought wealth to
- brought wealth from
Cevabı göster
brought wealth to
But there is another valuable resource beneath the dry Arabian desert,
0:20Ancak kurak Arap çölünün altında başka bir değerli kaynak daha var,
namely groundwater, which enables huge agricultural areas to be cultivated Notlar
0:24yani devasa tarım alanlarının ekilmesini sağlayan yeraltı suyu,
Namely: kesin kimliği belirtmek
Namely önceki genel açıklamaya gönderme yapar ve ardından bunun tam olarak neyi ifade ettiğini belirtir. Burada daha önce sözü edilen kaynağın yeraltı suyu olduğunu açıklar. Namely sıradan bir örnek verme ifadesi değildir; okuyucuyu geniş bir tanımdan kesin bir kimliğe götürür. Yaygın kalıp genel ifade + namely + kesin ad veya ayrıntı biçimindedir.
Alıştırma
Gerekli belgenin tam olarak ne olduğunu gösteren bağlayıcıyı seçin: Please bring one required document, ___ your passport.
- for example
- namely
- however
Cevabı göster
namely
Enable + nesne + to be + past participle
Enables huge agricultural areas to be cultivated ifadesinde enable, enable + nesne + to-infinitive kalıbını izler. Yeraltı suyu bunu mümkün kılan nedendir; huge agricultural areas ifadesi ise enables fiilinin nesnesidir. Mastar edilgendir: to be cultivated. Tarım alanları ekme eylemine maruz kaldığı için to cultivate yerine to be + past participle kullanılır. Bu kalıp, bir şeyin nesnenin bir eyleme maruz kalmasını mümkün kıldığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi cultivate fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: Reliable irrigation enables dry land ____.
Cevabı göster
to be cultivated
Saudi Arabia is by far the largest of them. Kalıp ifadeler
0:55Suudi Arabistan ise bunların açık ara en büyüğüdür.
Üstünlük yapısından önce by far
By far, the largest üstünlük ifadesini güçlendirir. Suudi Arabistan’ın yalnızca en büyük olmadığını, diğerlerinden çok büyük bir farkla önde olduğunu anlatır. Buradaki far fiziksel mesafeyi belirtmez. Aktarılabilir kalıp by far + the + superlative şeklindedir. Aradaki farkın büyüklüğünü vurgulayarak karşılaştırmayı güçlendirir.
Alıştırma
Bir seçeneğin çok büyük farkla önde olduğunu anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Of all the designs, this is ____ the easiest to build.
Cevabı göster
by far
that often do not have high landforms
1:04ve genellikle yüksek yeryüzü şekillerine sahip olmamalarıdır
Farklı bir durumu belirten it's a different story
It's a different story, şu anda konuşulan durumun az önce anlatılan durumdan farklı olduğu anlamına gelen bir deyimdir. Burada story, bir hikâyeyi değil durumu ifade eder. Bu ifade bir geçiş görevi görür: karşıtlığı belirtir ve konuşanın önceki açıklamayı tekrarlamadan yeni duruma geçmesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede a different story ne anlama gelir: "Online lessons are convenient, but laboratory work is a different story."
- Laboratuvar çalışmasındaki durum farklıdır.
- Birisi laboratuvar hakkında bir hikâye anlatıyor.
- Laboratuvar çalışması daha önce gerçekleşti.
Cevabı göster
Laboratuvar çalışmasındaki durum farklıdır.
the landscape is characterized by the Arabian desert. Kalıp ifadeler
1:13manzara Arap çölüyle karakterizedir.
is characterized by: ayırt edici bir özelliği belirtmek
“Is characterized by”, bir şeyin özellikle belirgin veya tipik bir özelliğe sahip olduğunu anlatır. Burada Arap Çölü, doğal görünümün başlıca özelliği olarak sunuluyor. Kalıp “özne + be + characterized by + özellik” şeklindedir. Özneyi ayırt edilir kılan şeyi vurgular; öznenin içerdiği her şeyi listelemez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The coastal climate ____ mild winters and cool summers.
Cevabı göster
is characterized by
By definition: tanımsal dayanağı belirtmek
“By definition”, bir ifadenin doğrudan bir terimin anlamından veya gerekli ölçütlerinden çıktığını dinleyiciye bildirir. İddiayı sıradan bir gözlem olarak değil, tanıma dayalı bir sonuç olarak sunar. Cümlenin başına geldiğinde, devamındaki bilginin dayanağını önce vererek açıklamayı düzenler. Bu cümlede “permanently flowing”, bir şeyin river sayılması için gereken ölçütlerden biri olarak ele alınır.
Alıştırma
Tanıma dayalı bir gerçeği belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, a quadrilateral has four sides.
Cevabı göster
By definition
Bir adı tarafsız biçimde tanıtan so-called
Burada so-called, dinleyicinin bilmeyebileceği wadis adını tanıtır. “Bu adla bilinen” ya da “insanların böyle adlandırdığı” anlamına gelir ve ton tarafsızdır. Başka bağlamlarda so-called, konuşanın bir etikete mesafe koyduğunu veya ondan kuşku duyduğunu gösterebilir. Karar vermek için çevredeki sözlere ve tona bakın; ifade tek başına otomatik olarak “sahte” anlamına gelmez.
Alıştırma
“In Saudi Arabia, there are so-called wadis” cümlesinde so-called en büyük olasılıkla ne yapar?
- Wadis denen oluşumların yok olduğunu gösterir.
- Wadis sözcüğünü bir ad olarak tanıtır ve mutlaka kuşku belirtmez.
- Wadis denen oluşumların sahte olduğunu söyler.
Cevabı göster
Wadis sözcüğünü bir ad olarak tanıtır ve mutlaka kuşku belirtmez.
dried up: suyun kaybolması
Dried up, bir şeyin önceden su içerdiğini ya da su aldığını fakat suyunu kaybettiğini anlatır. Up, tamamlanmışlık anlamı katar: nehir yataklarında artık su yoktur. dried up riverbeds ifadesinde dried up, riverbeds sözcüğünü niteleyen geçmiş ortaç yapısıdır. Suyun doğal olarak yok olmasını anlatır; birinin bu yatakları silerek kurulaması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dry up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After months without rain, the village pond had ____.
Cevabı göster
dried up
which runs through the country's capital, Riyadh. Öbek fiiller
1:31ülkenin başkenti Riyad'dan geçer.
runs through: bir bölgenin içinden geçmek
Bu cümlede runs through, Vadi Hanife'nin izlediği yolu anlatır: Riyad'ın içinden geçer. Buradaki run, yürüyerek hareket etmek anlamına gelmez; özne coğrafi bir unsur olduğunda uzanmak ya da bir güzergâh izlemek anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp coğrafi unsur + runs through + yer şeklindedir. Bir bölgeye girip onun içinde ilerlemeye devam eden nehir, yol, demiryolu veya boru hattı için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir demiryolunun dağın içinden geçtiğini söyler?
- The railway stops before the mountain.
- The railway runs along the mountain.
- The railway runs through the mountain.
Cevabı göster
The railway runs through the mountain.
This map shows elevation in Saudi Arabia.
1:34Bu harita Suudi Arabistan'daki yüksekliği göstermektedir.
The Asir Mountains stretch along the coast to the Red Sea. Kalıp ifadeler
1:42Asir Dağları kıyı boyunca Kızıldeniz'e kadar uzanır.
stretch along: bir çizgi veya kenar boyunca uzanmak
Bu cümlede stretch along, Asir Dağları'nın Kızıldeniz kıyısı boyunca uzun bir mesafeye yayıldığı anlamına gelir. Stretch burada bedeni esnetme hareketini değil, yer şeklinin uzandığı alanı anlatır. Aktarılabilir kalıp yer veya unsur + stretch/stretches along + çizgi veya kenar şeklindedir. Uzanış bir kıyının, nehrin, yolun ya da sınırın yönünü izlediğinde along kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle bir nehrin yanında uzanan ve nehrin yönünü izleyen bir ormanı anlatır?
- The forest stretches across the river.
- The forest stretches along the river.
- The forest ends at the river.
Cevabı göster
The forest stretches along the river.
it is an enormous challenge for Saudi Arabia to maintain agriculture
1:59tarımı sürdürmek Suudi Arabistan için muazzam bir zorluktur
Due to + isim öbeği
Due to, bir durumun veya sonucun nedenini belirtir. Bu cümlede water scarcity, yani su kıtlığı, tarımı sürdürmenin böylesine büyük bir zorluk olmasının nedeni olarak sunulur. Due to sabit bir bütün olarak kullanılır ve ardından bir isim ya da isim öbeği gelir; burada bu öbek water scarcity şeklindedir.
Alıştırma
Nedeni belirtmek için due to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Due heavy rain, the match was postponed.
- Due to it rained heavily, the match was postponed.
- Due to heavy rain, the match was postponed.
Cevabı göster
Due to heavy rain, the match was postponed.
and avoid being almost completely dependent on imports. Dilbilgisi
2:03ve neredeyse tamamen ithalata bağımlı olmaktan kaçınmak da.
avoid being ... dependent on: bağımlı duruma gelmekten kaçınmak
Avoid fiilinden sonra -ing biçimi gelir. avoid being ... yapısındaki being, Suudi Arabistan'ın içine girmekten veya sürdürmekten kaçınmak istediği olumsuz bir durumu belirtir. Dependent on, destek veya tedarik için birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak anlamına gelir. Almost completely çok yüksek bir bağımlılık derecesini gösterir: amaç bütün ithalatı önlemek değil, neredeyse her şey için ithalata güvenmekten kaçınmaktır.
Alıştırma
avoid + -ing ve dependent on yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The clinic keeps extra supplies to avoid being completely dependent on one vendor.
- The clinic keeps extra supplies to avoid being completely dependent of one vendor.
- The clinic keeps extra supplies to avoid to be completely dependent on one vendor.
Cevabı göster
The clinic keeps extra supplies to avoid being completely dependent on one vendor.
In order to more efficiently use rainfall for agriculture and water supply, Dilbilgisi
2:06Tarım ve su temini için yağışları daha verimli kullanmak amacıyla,
Amaç bildiren In order to + fiilin yalın hâli
In order to bir eylemin amacını belirtir. Burada barajların neden yapıldığını açıklar: yağıştan daha verimli yararlanmak için. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir; in order to use buna bir örnektir. Buradaki order, “sıra veya düzen” anlamına gelmez ve to’dan sonra using değil, use gelir.
Alıştırma
Cümleyi amacı belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: We left early ____ avoid traffic.
Cevabı göster
in order to
several dams were built ... creating reservoirs: edilgen eylem ve sonuç
Edilgen several dams were built cümlesi, were + geçmiş zaman ortacı built yapısını kullanır. Barajları ve tamamlanan inşaatı öne çıkarırken yapıyı inşa edenler belirtilmeyebilir. Bu kullanım, projelerin nesnel anlatımlarında yaygındır. -ing yapısındaki creating reservoirs, inşaatın sonucunu belirtir. Anlam bakımından yakındaki country sözcüğüne değil, barajların inşa edilmesi olayının tamamına bağlanır; creating ikinci bir ana fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede edilgen bir ana cümleden sonra sonucu belirten bir -ing öbeği kullanılmıştır?
- Workers built a new footbridge across the river to shorten the walk to school.
- A new footbridge across the river made the walk to school shorter.
- A new footbridge was built across the river, shortening the walk to school.
Cevabı göster
A new footbridge was built across the river, shortening the walk to school.
and is therefore not sufficient for maintaining profitable livestock and agriculture. Kalıp ifadeler
2:28ve bu nedenle kârlı bir hayvancılık ve tarımı sürdürmek için yeterli değildir.
both rare and irregular: both ... and ile paralel sıfatlar
Both ... and, ikisi de doğru olan iki özelliği birbirine bağlar. Burada yağmur rare, yani azdır ve irregular, yani öngörülebilir zamanlarda yağmaz. Bu iki sıfat farklı bilgiler verir. İki bölüm paralel yapıda olmalıdır. both rare and irregular ifadesinde both'tan sonra rare sıfatı, and'den sonra da irregular sıfatı gelir.
Alıştırma
Her iki özelliğin de doğru olduğunu gösteren iki parçalı bağlaçla cümleyi tamamlayın: The room is ____ quiet ____ comfortable.
Cevabı göster
both · and
not sufficient for maintaining: sufficient for + -ing yapısı
Not sufficient for, “belirli bir amaç için yeterli değil” anlamına gelir. Bu cümlede yağmurun miktarı ve yağma zamanları, hayvancılık ile tarımı kârlı biçimde sürdürmeye yetmemektedir. Burada for bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: sufficient for maintenance; sufficient for maintaining. for'dan sonra fiilin yalın biçimi maintain değil, maintaining kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir etkinlikten önce sufficient for doğru kullanılmıştır?
- This tank is sufficient for water the garden.
- This tank is sufficient for watering the garden.
- This tank is sufficient watering the garden.
Cevabı göster
This tank is sufficient for watering the garden.
there was a political desire to gain self-sufficiency, Kalıp ifadeler
2:37kendi kendine yetebilme yönünde siyasi bir istek vardı
gain self-sufficiency: dış kaynaklardan bağımsız duruma gelmek
Gain self-sufficiency, dış tedarikçilere büyük ölçüde bağımlı olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini kazanmak demektir. Burada ithal gıdaya bağımlılığı azaltma yönündeki siyasi hedefi anlatır. Gain fiili, self-sufficiency kavramını tek bir başarılı hasat ya da üretim sonucu olarak değil, zaman içinde geliştirilen bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi gain ve kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılama kapasitesi anlamındaki isimle tamamlayın: The island invested in wind power to ____ in energy.
Cevabı göster
gain self-sufficiency
and the country pushed ahead with a number of initiatives Öbek fiiller
2:41ve ülke tarım sektörünü modernize etmek için
pushed ahead with: bir planı etkin biçimde ilerletmek
Push ahead with something, beklemek veya durmak yerine bir planı etkin biçimde sürdürmek ya da ilerletmek demektir; çoğunlukla zorluk veya dirence rağmen yapılan eylemleri anlatır. Burada ülke girişimlerini ilerletmeye devam etti. Nesne with sözcüğünden sonra gelir: push ahead with a plan, a project veya a change. İfade mecazidir; bir nesneyi fiziksel olarak itmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Maliyetler arttıktan sonra bile bir okul yeni kütüphane projesi üzerinde çalışmayı sürdürüyor. Hangi cümle zorluğa rağmen kararlı ilerlemeyi en iyi vurgular?
- The school went ahead with the library project.
- The school continued the library project.
- The school pushed ahead with the library project.
Cevabı göster
The school pushed ahead with the library project.
you now see large agricultural areas
2:49merkezi pivot sulamanın sonucu olan mahsul çemberleriyle dolu
full of crop circles that result from the center pivot irrigation. Kalıp ifadeler
2:51büyük tarım alanlarını artık görebilirsiniz.
result from: bir sonucu nedenine bağlamak
Result from, bir sonucu onun nedenine bağlar. “crop circles that result from the center pivot irrigation” ifadesinde crop circles sonuç, sulama yöntemi ise nedendir. “Sonuç + result from + neden” yapısını kullanın. Fiil, zamana ve özneye göre results from, resulted from veya will result from biçimini alır.
Alıştırma
Cümleyi result from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The flight delay ____ thick fog.
Cevabı göster
resulted from
The water required for this is pumped from deep below the surface,
2:56Bunun için gereken su yüzeyin çok altından pompalanmaktadır,
from aquifers that filled up during the Ice Age, Öbek fiiller
3:01Buzul Çağı'nda dolan akiferlerden,
filled up: dolmak
Filled up, fill up fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada akiferlerin Buzul Çağı sırasında yavaş yavaş suyla dolduğunu ve dolu bir duruma ulaştığını anlatır. Ardından nesne gelmediğinde bir kap veya yer fill up olabilir; bu, “dolmak” demektir: The room filled up. Nesneyle kullanıldığında fill something up, “bir şeyi doldurmak” anlamına gelir: We filled the tank up.
Alıştırma
Cümleyi fill up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As more families arrived, the campground quickly ____.
Cevabı göster
filled up
when climate in this region was significantly cooler.
3:03bu bölgedeki iklimin çok daha serin olduğu zamanlardan.
Destekleyici bir neden sunan After all,
Cümle başındaki After all, önceki bir yargıyı destekleyen veya bu yargının neden şaşırtıcı olmaması gerektiğini açıklayan bir gerçeği sunar. Burada yağmurun azlığı, yer altı suyunun kolayca yenilenememesinin belirleyici nedeni olarak gösterilir. Bu ifade zamanı değil, düşüncenin akışını düzenler: konuşan kişi önce bir sonuç verir, sonra dinleyicinin kabul edebileceği bir neden ekler. Yaygın kalıp “Yargı. After all, yargıyı destekleyen gerçek.” şeklindedir.
Alıştırma
Destekleyici bir gerçeği sunan, dersteki iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: “We should leave early. ____, the roads are busy on Fridays.”
Cevabı göster
After all
Virtually non-renewable: güçlü ama sınırlandırılmış bir yargı
Bu ifadede virtually, “neredeyse” veya “uygulamada” anlamına gelir; non-renewable ise kaynağın insanlar açısından yararlı bir zaman ölçeğinde doğal olarak yeterince hızlı yenilenmediğini belirtir. Neredeyse hiç yağmur yağmadığı için yer altı suyu son derece yavaş yenilenir. Virtually non-renewable birlikte dikkatli ama güçlü bir yargı oluşturur: suyun beslenme miktarı kelimenin tam anlamıyla sıfır olmayabilir, ancak gerçek kullanım açısından yenilenemez kabul edilebilir. Burada virtually, “dijital olarak” veya “çevrim içi” anlamına gelmez.
Alıştırma
“At the current pumping rate, the aquifer is virtually non-renewable,” cümlesindeki belirtilen ifade ne anlama gelir?
- O kadar yavaş yenilenir ki uygulamada yenilenemez kabul edilebilir.
- Hiçbir koşul altında asla yeni su alamaz.
- Yalnızca bir bilgisayar simülasyonunda vardır.
Cevabı göster
O kadar yavaş yenilenir ki uygulamada yenilenemez kabul edilebilir.
Saudi Arabia is suffering from a rapid depletion of water in its underground aquifers, Kalıp ifadeler
3:23Suudi Arabistan, yeraltı akiferlerindeki suyun hızla tükenmesinden muzdariptir
rapid depletion of: depolanmış bir kaynağın hızla tükenmesi
rapid depletion of groundwater ifadesinde depletion, depolanmış bir kaynağın kullanılarak ya da kaybolarak tükenmesi sürecini anlatır; rapid ise bu sürecin hızlı gerçekleştiğini belirtir. Bu nedenle ifade, yalnızca o anda yeterli su bulunmamasını değil, stokun kendisinin hızla azalmasını anlatır. Kalıp rapid depletion of + kaynak şeklindedir. Çevre, enerji ve stok raporlarında sık kullanılan resmî bir isim öbeğidir.
Alıştırma
Depolanmış bir kaynağın hızla tüketildiğini belirten resmî isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The report warns of the ____ groundwater reserves.
Cevabı göster
rapid depletion of
and the country's agriculture sector is disintegrating.
3:28ve ülkenin tarım sektörü parçalanmaktadır.
has dropped by 150 m: düşüş miktarını belirtmek
Has dropped by 150 m, yeraltı suyu seviyesinin öncekinden 150 metre daha düşük olduğu anlamına gelir. By, yeni seviyeyi değil değişimin miktarını belirtir. Bir düşüşün miktarı için drop by + miktar kullanın. Son değeri belirtmek için drop to + son değer kullanın; iki değer de biliniyorsa drop from + başlangıç değeri + to + son değer yapısını kullanın. Has dropped, daha önce gerçekleşen bir değişimi şimdiki sonucuna bağlar.
Alıştırma
Su seviyesi 90 m idi ve şimdi 60 m. Düşüş miktarını doğru biçimde belirten cümle hangisidir?
- The water level has dropped by 30 m.
- The water level has dropped by 60 m.
- The water level has dropped to 30 m.
Cevabı göster
The water level has dropped by 30 m.
within just 25 years: yalnızca 25 yıl içinde
Within + bir süre, bir şeyin o süre bitmeden veya en geç süre sona erdiğinde gerçekleştiğini belirtir. Burada 150 metrelik düşüşün gerçekleşmesi 25 yıldan uzun sürmemiştir. Just vurgu ekler: Konuşmacı, bu kadar büyük bir değişim için 25 yılı şaşırtıcı derecede kısa bir süre olarak sunar. Bu ifade, düşüşün 25 yıl sonra başladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle değişimin en geç 25 yıllık sürenin sonunda gerçekleştiğini ve bu sürenin şaşırtıcı derecede kısa olduğunu ifade eder?
- The change began after 25 years.
- The change continued for 25 years.
- The change happened within just 25 years.
Cevabı göster
The change happened within just 25 years.
And the circular green fields in the desert are rapidly fading.
3:41Ve çöldeki dairesel yeşil tarlalar hızla solmaktadır.
adjust course: yönünü değiştirmek
Adjust course, denizcilikten gelen bir benzetmedir. Bu cümlede mevcut yön artık işe yaramadığı için var olan bir politikayı veya planı değiştirmek anlamına gelir; bir araç ya da geminin gerçekten yönlendirilmesinden söz edilmez. Bu ifade, Suudi Arabistan'ın tepkisini koşulların gerektirdiği stratejik bir düzeltme olarak sunar. Genellikle genel hedeften vazgeçmeden ilerleme biçimini değiştirmeyi anlatır.
Alıştırma
Bir okul yeni bir programı dener ancak bu program sorunlara yol açar. Hangi cümle okulun stratejisini değiştirdiğini doğal biçimde ifade eder?
- The school decided to continue with the original plan.
- The school decided to adjust course.
- The school decided to stay the course.
Cevabı göster
The school decided to adjust course.
They gave up on the idea of turning their deserts into fertile farmland. Öbek fiiller
3:52Çöllerini verimli tarım arazilerine dönüştürme fikrinden vazgeçtiler.
gave up on + vazgeçilen hedef
Bu cümlede gave up on, planın sürdürülmeye değer olduğuna artık inanmadıklarını ve onu gerçekleştirmeye çalışmayı bıraktıklarını anlatır. On, vazgeçilen hedefi belirtir: çölleri verimli tarım arazilerine dönüştürme fikri. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp give up on + kişi, plan, fikir veya hedef şeklindedir. Geçmiş zaman biçimi gave up on’dur.
Alıştırma
Cümleyi give up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of failed tests, the team ____ the idea of using that material.
Cevabı göster
gave up on
This statistic shows the annual wheat production in Saudi Arabia.
3:56Bu istatistik Suudi Arabistan'daki yıllık buğday üretimini göstermektedir.
The reforms of the 1980s led to an immense increase, Kalıp ifadeler
4:001980'lerdeki reformlar devasa bir artışa yol açtı,
led to an immense increase: muazzam bir artışa yol açtı
Led to bir neden-sonuç ilişkisi kurar: reformlar daha sonra gerçekleşen artışa neden olmuştur. Sonuç to’dan sonra gelir; bu nedenle cümle reformları neden, artışı ise sonuç olarak sunar. Immense son derece büyük anlamına gelir ve increase sözcüğünü güçlendirir. lead to + sonuç yapısında to bir edattır; bu yüzden ardından isim öbeği veya -ing biçimi gelir, fiilin yalın hâli gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle reformların çok büyük bir artışa neden olduğunu ifade eder?
- The reforms led to an immense increase.
- The reforms happened after an immense increase.
- The reforms prevented an immense increase.
Cevabı göster
The reforms led to an immense increase.
Ever since 2008: bir başlangıç noktasından süren dönemi belirtmek
Ever since 2008, “2008'den başlayarak sonraki dönemin tamamı boyunca” anlamına gelir. Ever, since sözcüğünü güçlendirir ve 2008'i belirgin bir dönüm noktası olarak gösterir. Bu ifade bir süreyi değil, başlangıç noktasını belirtir. Bu cümlede zaman çizelgesini düzenler: önceki reformlar artışa yol açarken 2008, daha sonraki düşüş eğiliminin başlangıcı olur.
Alıştırma
Cümleyi “o başlangıç noktasından itibaren kesintisiz olarak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Our team changed its schedule in 2020 and has started work earlier ____ that year.
Cevabı göster
ever since
And when we lay over the amount of imported wheat,
4:08Ve ithal edilen buğday miktarını üzerine eklediğimizde,
we see the change in strategy that occurred in 2008.
4:112008'de meydana gelen strateji değişikliğini görüyoruz.
The Initiative for Agricultural Investment Abroad was launched.
4:15Yurtdışında Tarımsal Yatırım Girişimi başlatıldı.
The goal is to buy and manage land in other countries
4:19Amaç, diğer ülkelerden toprak satın alıp yönetmektir
Saudi food companies are acquiring farmland in Argentina Kelime
4:24Suudi gıda şirketleri Arjantin'de tarım arazileri satın alıyor
Acquiring farmland: bir varlığı edinmeyi anlatan resmî dil
Acquiring farmland, tarım arazisinin zilyetliğini veya kontrolünü elde etmek anlamına gelir. Acquiring, buying sözcüğünden daha resmî ve daha geniş kapsamlıdır: şirketin varlığı elde ettiğini söyler ancak hukuki yöntemi tek başına belirtmez. Yöntem satın alma, kiralama, birleşme veya başka bir düzenleme olabilir. Buradaki ifade, her anlaşmanın nasıl tamamlandığından çok şirketlerin araziye yeni erişimine odaklanır.
Alıştırma
Bir haber, şirketin araziyi satın mı aldığını, kiraladığını mı yoksa başka bir şekilde mi elde ettiğini belirtmiyor. Hangi cümle bu belirsizliği resmî bir üslupla en iyi korur?
- The company acquired farmland abroad.
- The company leased farmland abroad.
- The company bought farmland abroad.
Cevabı göster
The company acquired farmland abroad.
and through subsidiary companies in Arizona and California. Kelime
4:29ve Arizona ile Kaliforniya'daki yan kuruluşlar aracılığıyla da.
bağlı şirketler
Subsidiary company, başka bir şirketin kontrol ettiği ancak hukuken ayrı olan bir şirkettir; kontrol eden şirkete genellikle parent company, yani ana şirket denir. Burada through subsidiary companies, faaliyetin daha büyük şirketin kontrolündeki şirketler aracılığıyla yürütüldüğü anlamına gelir. Bu ifade, bağımsız işletmeler arasındaki sıradan bir iş birliğini değil, şirketler arasındaki sahiplik ve kontrol ilişkisini anlatır.
Alıştırma
Bir ana şirket, hukuken ayrı bir şirkete sahip olup onu kontrol ediyor. Kontrol edilen şirketi en iyi hangi İngilizce ifade adlandırır?
- a subsidiary company
- a branch
- an independent supplier
Cevabı göster
a subsidiary company
which is then imported to Saudi Arabia and used as cow feed. Kalıp ifadeler
4:36bu daha sonra Suudi Arabistan'a ithal ediliyor ve inek yemi olarak kullanılıyor.
be used as + isim
Be used as + isim, bir şeye verilen rolü, kimliği veya işlevi anlatır. Bu cümlede used as, ithal edilen malzemenin inek yemi işleviyle kullanıldığı anlamına gelir. Yapı edilgendir: be + used + as + isim. Be biçimi özneye veya zamana göre is used as, was used as ve can be used as örneklerindeki gibi değişir.
Alıştırma
Hedef iki kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The old classroom is ____ a library.
Cevabı göster
used as
they don't have to stress their own aquifers so much. Notlar
4:41kendi akiferlerini bu kadar zorlamak zorunda kalmıyorlar.
don't have to: gerekli değil, yasak değil
Don't have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli veya zorunlu olmadığını belirtir. Bu cümlede, kendi akiferlerine bu kadar fazla baskı uygulamaları gerekmiyor. Bu, eylemin yasak olduğu anlamına gelmez. Biri “You don't have to do it.” derse yine de o eylemi yapmayı seçebilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'ya su getirmenin yasak değil, isteğe bağlı olduğunu söyler?
- Maya shouldn't bring water.
- Maya doesn't have to bring water.
- Maya mustn't bring water.
Cevabı göster
Maya doesn't have to bring water.
stress their own aquifers: bir kaynak sistemine baskı uygulamak
stress their own aquifers ifadesinde stress, “aşırı baskı veya yük bindirmek” anlamına gelir. their own aquifers, bu yükü alan kaynak sistemini belirtir. Çok fazla yer altı suyu pompalamak, bir akiferin talebi karşılama veya kendini yenileme becerisini azaltabilir. Bu kullanım yalnızca insanlar için değil, sistemler ve kaynaklar için de geçerlidir: bir faaliyet elektrik şebekesini, su kaynağını veya ekosistemi zorlayabilir. Burada anlatılan şey yük altında kalmaktır; akiferin kaygı hissetmesi değildir.
Alıştırma
“Running all the air conditioners at once can stress the local power grid,” cümlesinde stress ne anlama gelir?
- Şebekeye aşırı yük bindirmek.
- Şebekeyi konu olarak vurgulamak.
- Şebeke hakkında kaygılanmak.
Cevabı göster
Şebekeye aşırı yük bindirmek.
Kaynak ticareti metaforu olarak importing water
Burada importing water, kavramı kısaca anlatan bir ifadedir. Ülke, yurt dışında yetiştirilen ürünleri ithal eder ve bu ürünler yetiştirilirken ihracatçı ülkede su kullanılır. Ürünleri ithal ederek yurt dışındaki bu su kullanımından yararlanır; bu yüzden analistler suyun dolaylı olarak ithal edildiğini söyler. Bu ifade, sıvı suyun ülkeye taşındığı anlamına gelmez. Ürünler üzerinden su kullanımını izleyen bu yaklaşım, kaynak ve ticaret tartışmalarında genellikle “sanal su” olarak adlandırılır.
Alıştırma
Kurak bir ülke, yurt dışında yetiştirilen pirinci satın alıyor. Bir kaynak raporunda "The country is importing water" ne anlama gelir?
- Pirinci yetiştirmek için kullanılan sudan dolaylı olarak yararlanıyor.
- Suyu olmayan araziler satın alıyor.
- Pirinç konteynerlerinde gizlice içme suyu taşıyor.
Cevabı göster
Pirinci yetiştirmek için kullanılan sudan dolaylı olarak yararlanıyor.
lease land: mülkiyet değil, geçici kullanım
Bu cümlede lease land, genellikle ödeme karşılığında bir sözleşmeyle belirli bir süre boyunca araziyi kullanma hakkını yasal olarak elde etmek anlamına gelir. Şirket, sözleşmenin izin verdiği şekilde araziyi ekip biçebilir veya başka amaçlarla kullanabilir; ancak arazinin kalıcı sahibi olmaz.
Alıştırma
Hangi cümle Green Farm'ın bir arazi sahibinden geçici kullanım hakkı aldığını açıkça ifade eder?
- Green Farm leased the land from Ms. Ortiz for five years.
- Green Farm purchased the land from Ms. Ortiz.
- Green Farm leased the land to Ms. Ortiz for five years.
Cevabı göster
Green Farm leased the land from Ms. Ortiz for five years.
as well as in Zambia and to a large extent in Ethiopia. Kalıp ifadeler
4:49Zambiya'da ve büyük ölçüde Etiyopya'da da toprak kiralıyorlar.
to a large extent: güçlü ama mutlak olmayan bir derece
Bu cümlede to a large extent, faaliyetin Etiyopya'da da önemli bir ölçekte gerçekleştiğini belirtir. Güçlü ama kesin olmayan bir derece veya kapsam anlatır; ölçülmüş belirli bir arazi alanını göstermez. Genel olarak bu ifade, bir yargının büyük ölçüde doğru veya önemli olduğunu belirtir fakat onu mutlak hâle getirmez. “Büyük ölçüde” ya da “önemli derecede” diye düşünün; “tamamen” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derece bildiren dört kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The outcome depended ____ on careful planning.
Cevabı göster
to a large extent
There already is a lease between the Saudi Star PLC
4:52Saudi Star PLC arasında halihazırda bir kira sözleşmesi var
up to + miktar: bir üst sınır
Burada up to 500,000 ha, şirketin uzun vadeli hedefi için bir üst sınır belirler: şirket 500.000 hektardan daha azını kiralayabilir. Cümle, şirketin bu kadar araziyi zaten kiraladığını söylemez. up to + miktar yapısı üst sınır belirtir. Gerçek, planlanan veya izin verilen miktar bu sınıra eşit ya da bu sınırın altında herhangi bir değer olabilir.
Alıştırma
A venue can hold up to 800 people. Bu ne anlama gelir?
- Mekânın en az 800 kişiye ihtiyacı vardır.
- 800 azami kapasitedir ve daha az kişi katılabilir.
- Tam olarak 800 kişi katılmalıdır.
Cevabı göster
800 azami kapasitedir ve daha az kişi katılabilir.
Such investments can create water conflict, Kelime
5:04Böyle yatırımlar su çatışmaları yaratabilir,
water conflict: suya erişimle ilgili anlaşmazlıklar
Water conflict, sınırlı su kaynaklarına erişim veya bu kaynakların kontrolü konusunda gruplar, topluluklar, işletmeler ya da bölgeler arasında çıkan anlaşmazlık demektir. Burada yatırımların farklı kullanıcıları aynı su için rekabete sokabileceği anlamına gelir. Conflict mutlaka kavga veya savaş anlamına gelmez. Siyasi anlaşmazlık, ekonomik rekabet, hukuki uyuşmazlık veya toplumsal gerilim de olabilir.
Alıştırma
Bu durumu en iyi hangi ifade anlatır? Çiftçiler ve yakındaki kasabalar, sınırlı nehir suyunu kimin kullanabileceğini tartışıyor.
- water conflict
- water scarcity
- water shortage
Cevabı göster
water conflict
as many of the regions in which land is leased Dilbilgisi
5:07çünkü toprağın kiralandığı bölgelerin çoğu
in which land is leased: yeri belirten resmî bir ilgi cümleciği
In which land is leased ifadesi, regions sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. In which, in those regions anlamına gelir ve where için resmî bir alternatiftir; böylece regions sözcüğünün tekrarlanmasını önler. İlgi cümleciğinin içinde özne land, is leased ise geniş zamanın edilgen biçimidir: birisi araziyi kiralar. Which, land sözcüğüne değil regions sözcüğüne gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi where anlamına gelen resmî iki sözcüklü ilgi ifadesi ve lease fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The region ____ farmland ____ by outside companies faces water pressure.
Cevabı göster
in which · is leased
To guarantee water supply for its citizens,
5:12Vatandaşları için su tedarikini garanti altına almak adına,
Saudi Arabia is also heavily investing in seawater desalination. Notlar
5:20Suudi Arabistan ayrıca deniz suyu arıtmaya da yoğun yatırım yapıyor.
bir alana büyük yatırım yapmak
“Heavily investing in” ifadesinde heavily yatırımın derecesini gösterir: Suudi Arabistan deniz suyunu tuzdan arındırma alanına çok büyük miktarda para veya başka kaynak ayırmaktadır. Burada fiziksel ağırlık anlatılmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp invest heavily in + alan, proje veya teknoloji şeklindedir. Buradaki is investing devam eden bir çabayı, heavily ise sıradan bir katılımdan çok daha büyük bir kaynak ayırmayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve büyük miktarda kaynak ayırmayı gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The city is ____ public transportation.
Cevabı göster
heavily investing in
deniz suyunu tuzdan arındırma
Seawater desalination, tatlı su elde etmek için deniz suyundaki çözünmüş tuzların giderilmesi işlemidir. Bu cümlede yatırım yapılan teknoloji alanının adıdır. Temel fikir tuzun giderilmesidir. Tuzdan arındırma, suyu kullanılabilir hâle getirmenin bir aşaması olabilir; ancak desalination sözcüğü tek başına her türlü temizleme, süzme veya mikrop giderme işlemini ifade etmez.
Alıştırma
Tanımı bu dersteki iki sözcüklü teknik terimle tamamlayın: The process of removing dissolved salt from ocean water is called ____.
Cevabı göster
seawater desalination
It is now the largest producer of desalinated water in the world.
5:24Şu anda dünyadaki en büyük arıtılmış su üreticisidir.
is pumped there from a desalination plant on the Red Sea.
5:32Kızıldeniz'deki bir deniz suyu arıtma tesisinden oraya pompalanmaktadır.
mainly comes from the Jubail desalination plant on the Persian Gulf,
5:38esas olarak Basra Körfezi'ndeki Jubail deniz suyu arıtma tesisinden gelir,
from where it is pumped inland via pipeline. Dilbilgisi
5:45oradan da boru hatlarıyla iç kesimlere pompalanır.
from where: kaynak konumu sonraki eyleme bağlamak
from where ilgi ifadesi, daha önce sözü edilen Cübeyl tuzdan arındırma tesisine gönderme yapar. “O yerden” anlamına gelir; dolayısıyla pompalama işleminin başlangıç noktası tesistir. Bu yapı, daha önce belirtilen bir yere yeni bir eylem bağlar: yer + from where + özne + fiil. from kaynak veya başlangıç anlamını taşır, where ise yan cümleyi o yere bağlar.
Alıştırma
Önceki yeri kaynak olarak belirlemek için where kullanan iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The parcels reached the regional hub, ____ they were sent to local stores.
Cevabı göster
from where
this plant alone produces around 1.4 million cubic meters of water every single day.
5:51sadece bu tesis her gün yaklaşık 1,4 milyon metreküp su üretiyor.
as of January 2019: rapor için referans tarihi belirlemek
as of + tarih yapısı, bir durum, sayı, kural veya güncelleme için o tarihi zaman referansı olarak belirler. Bağlama göre “o tarih itibarıyla” ya da “o tarihten başlayarak geçerli” anlamına gelebilir. Burada Ocak 2019, bildirilen günlük üretim miktarının veri referansıdır. on ifadesinden farklı olarak tüm önermenin referans tarihinde doğru veya yürürlükte olduğunu gösterir; yalnızca tek seferlik bir olayın o gün gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Bilgi için referans tarih belirleyen ve of kullanan iki kelimelik hedef ifadeyle raporu tamamlayın: ____ June 1, the library held 20,000 books.
Cevabı göster
As of
The water supply in Saudi Arabia is heavily subsidized. Kelime
5:56Suudi Arabistan'daki su temini büyük ölçüde sübvanse edilmektedir.
heavily subsidized: Toplam maliyetten daha az ödemek
Bu cümlede heavily subsidized, hükümetin su temininin maliyetinin büyük bir bölümünü karşıladığı ve bu nedenle hanelerin toplam maliyetten daha az ödeme yaptığı anlamına gelir. Subsidized ücretsiz demek değildir; heavily ise kesin bir oran vermeden desteğin büyük olduğunu gösterir. be + heavily subsidized yapısı, kamu veya kuruluş fonlarıyla desteklenen hizmetleri, malları ya da fiyatları anlatırken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
“Household electricity is heavily subsidized.” cümlesinde ne söylenmektedir?
- Elektrik arzı büyük ölçüde azaltılmıştır.
- Haneler elektriği tamamen ücretsiz alır.
- Haneler hükümeti desteklemek için gerçek maliyetten daha fazla öder.
- Hükümet veya başka bir kuruluş maliyetin büyük bir bölümünü karşılar; bu nedenle haneler toplam maliyetten daha az öder.
Cevabı göster
Hükümet veya başka bir kuruluş maliyetin büyük bir bölümünü karşılar; bu nedenle haneler toplam maliyetten daha az öder.
commissioned: Bir proje için resmî olarak görevlendirmek
Bu cümlede commissioned, hükümetin özel şirketleri tuzdan arındırma tesisleriyle bağlantılı işleri yürütmeleri için resmî olarak görevlendirip ücretlerini ödediği anlamına gelir. Yaygın kalıplar commission someone to do something ve commission something from someone şeklindedir. Fiil, belirli bir işi sipariş etmeye veya yetkilendirmeye odaklanır ve hükümet, iş dünyası, araştırma, mühendislik ya da sanat bağlamlarında sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede commissioned, altyazıdakiyle aynı proje bağlantılı anlamda kullanılmıştır?
- The officer was commissioned after completing her training.
- She earned a commission on every sale.
- The city commissioned engineers to design a safer bridge.
- The committee canceled the bridge project before work began.
Cevabı göster
The city commissioned engineers to design a safer bridge.
In order to keep the costs low for the consumer, Kalıp ifadeler
6:07Tüketici için maliyetleri düşük tutmak amacıyla,
keep the costs low: keep + nesne + sıfat
keep + nesne + sıfat yapısında sıfat, nesneyi ve korunacak durumu tanımlar. Burada nesne the costs, sıfat ise low sözcüğüdür. Bu nedenle keep the costs low, maliyetlerin düşük kalmasını sağlamak demektir. Bu yapı bir durumu kontrol etmek için kullanılabilir: keep the room quiet, keep the food fresh veya keep the risk low. Low, keep eyleminin nasıl yapıldığını anlatmaz.
Alıştırma
costs ve low sözcüklerini kullanarak cümleyi keep + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: Careful planning helps us ____.
Cevabı göster
keep costs low
and sells it to households at a significantly lower price.
6:12ve hanelere önemli ölçüde daha düşük bir fiyata satıyor.
There are efforts to increase these household tariffs in order to create more incentives for water saving, Notlar
6:16Su tasarrufu için daha fazla teşvik yaratmak amacıyla bu ev tarifelerini artırma çabaları var,
Kamu hizmeti fiyatlandırmasında household tariffs
Bu kamu hizmeti politikası bağlamında household tariffs, su gibi bir hizmet için hanelerden alınan resmî ücret oranları anlamına gelir. Household müşteri grubunun haneler olduğunu belirtir, tariffs ise fiyatlandırma çizelgesini veya ücret oranlarını ifade eder. Tariff yalnızca ithal ürünlerden alınan vergi anlamına gelmez. Çevredeki haneler, su tasarrufu ve fiyatları artırma fikirleri, burada kamu hizmeti ücret oranı anlamının kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
"The regulator approved new household tariffs for water service," cümlesinde household tariffs ne anlama gelir?
- Bir ailenin son su faturasındaki toplam tutar
- İthal edilen ev eşyalarına uygulanan vergiler
- Hanelerden su hizmeti için alınan resmî ücret oranları
Cevabı göster
Hanelerden su hizmeti için alınan resmî ücret oranları
create more incentives for + isim veya -ing biçimi
Create more incentives for, bir davranışı teşvik eden ödül veya mali sonuç gibi somut nedenleri artırmak demektir. Bu cümlede daha yüksek hane tarifeleri, insanlara su tasarrufu için daha güçlü bir ekonomik neden vermeyi amaçlar; insanları su tasarrufuna zorlamaz. Kalıp create incentives for + isim veya -ing biçimidir: create incentives for water saving ya da create incentives for recycling. Eylemi yapacak kişileri belirtmek için create incentives for households to use less water örneğindeki gibi for + kişi + to-infinitive de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The school added reward points to ____ reading at home.
Cevabı göster
create more incentives for
led to an uproar: güçlü bir toplumsal tepkiye yol açmak
Led to an uproar, büyük, gürültülü ve çok öfkeli bir toplumsal tepkiye neden oldu demektir. Cümlede fiyat artışı geniş çaplı öfke doğurmuştur; uproar yüksek sesli şikâyetleri veya protestoları içerebilir, ancak tek başına şiddet olayları yaşandığı anlamına gelmez. Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve burada ardından sonuç olan an uproar gelir. Bu neden-sonuç kalıbı haberlerde ve açıklamalarda yaygındır: bir olay başka bir sonuca led to eder.
Alıştırma
Hangi durum led to an uproar ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Bir komite sakince bir rapor daha istedi.
- İki arkadaş sessizce farklı oyunları tercih etti.
- Yeni bir okul kuralı birçok ailenin yüksek sesle ve açıkça şikâyet etmesine neden oldu.
Cevabı göster
Yeni bir okul kuralı birçok ailenin yüksek sesle ve açıkça şikâyet etmesine neden oldu.
A common method for desalination of seawater is through thermal desalination. Dilbilgisi
6:32Deniz suyunun arıtılmasında yaygın bir yöntem termal arıtmadır.
A common method for X is through Y: önce hedef, sonra yöntem
A common method for X is through Y kalıbını önce bir hedefi ya da görevi belirtmek, ardından bunu gerçekleştiren yaygın bir yolu adlandırmak için kullanın. Bu cümlede for desalination of seawater hedefi, through thermal desalination ise süreci belirtir. Burada for, yöntemi gerçekleştirmesi amaçlanan hedefe bağlar; through ise araç ya da yolu sunar. Sorundan çözüm yöntemine ilerlediği için bu bilgi düzeni resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Resmî açıklamayı A common method for X is through Y kalıbıyla tamamlayın: A common ____ improving indoor air quality ____ better ventilation.
Cevabı göster
method for · is through
There are a number of different technical processes here,
6:39Burada birkaç farklı teknik süreç vardır,
it's achieved by boiling water: be achieved by + -ing yapısı
it's achieved by boiling water ifadesinde it's, it is anlamına gelir ve achieved edilgen yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır. Özne olan it, açıklanan desalinasyon sonucuna veya sürecine gönderme yapar; bu nedenle cümle, işi kimin yaptığından çok sonucun nasıl elde edildiğine odaklanır. be achieved by + -ing yapısı, sonucu ortaya çıkaran eylemi belirtir. Burada by bir edat olduğu için ardından yalın fiil boil değil, boiling gelir.
Alıştırma
Süreç açıklamasını be achieved by + -ing edilgen kalıbıyla tamamlayın. achieve ve sand fiillerini kullanın: A smoother finish ____ the surface carefully.
Cevabı göster
is achieved by sanding
ters ozmoz
Ters ozmoz, basıncın deniz suyunu çözünmüş tuzlardan daha kolay su geçiren bir zardan geçirdiği bir su arıtma sürecidir. Zar, suyu tuzun büyük bölümünden ayırır. Burada ters, uygulanan basıncın ozmozun yönünü tersine çevirdiğini anlatır; makineyi ters çevirmek anlamına gelmez. Bu terim herhangi bir filtrelemeyi değil, belirli bir yöntemi adlandırır.
Alıştırma
Bu bağlamda reverse osmosis neyi adlandırır?
- Suyu bir zardan geçirerek tuzu ayıran, basınçla çalışan bir süreç
- Suyu ısıyla buharlaştırıp sonra toplayan bir süreç
- Suyun yönünü değiştirmek için çevrilen bir makine
Cevabı göster
Suyu bir zardan geçirerek tuzu ayıran, basınçla çalışan bir süreç
the seawater is pressurized and forced through a membrane, Kelime
6:56deniz suyu basınçlandırılır ve bir zardan geçmeye zorlanır,
basınç uygulanıp bir membrandan geçiriliyor
Bu ifade deniz suyuna ne olduğunu anlatır: suya basınç uygulanır ve su bir membrandan geçmeye zorlanır. Pressurized, “basınç altına konmuş” anlamındaki edilgen bir biçimdir; forced through ise hareketin kendiliğinden olmadığını, bir güç tarafından oluşturulduğunu gösterir. is pressurized and forced through edilgen yapısında iki geçmiş ortaç seawater öznesini paylaşır. Bu anlatım işlemin fiziksel adımlarını öne çıkarır; membrane, suyun içinden geçtiği seçici bariyeri ifade eder.
Alıştırma
Birbirine bağlı iki edilgen fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: The paint ____ and ____ through a fine nozzle to create a smooth spray.
Cevabı göster
is pressurized · forced
which only lets through the water molecules Öbek fiiller
6:59bu zar sadece su moleküllerinin geçmesine izin verir
let through: bir şeyin geçmesine izin vermek
Burada lets through, “bir engelden geçmesine izin verir” anlamına gelir. İlgi zamiri which, daha önce sözü edilen membrane, yani zarı gösterir: zar su moleküllerinin geçmesine izin verirken diğer maddeleri durdurur. Yeniden kullanılabilen yapı let + nesne + through şeklindedir. Nesne uzunsa lets through the water molecules örneğindeki gibi let through + nesne sırası da kullanılabilir.
Alıştırma
let through ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: This screen ____ light but blocks dust.
Cevabı göster
lets through
about half of the drinking water in Saudi Arabia comes from desalination.
7:05Suudi Arabistan'daki içme suyunun yaklaşık yarısı arıtma tesislerinden gelmektedir.
But as plausible as desalination may seem, Dilbilgisi
7:10Ancak arıtma kulağa ne kadar mantıklı gelse de,
as plausible as ... may seem: karşıtlık bildiren yapı
Bu cümlede as plausible as desalination may seem, “tuzdan arındırma makul görünebilse de” anlamına gelir. Önce tuzdan arındırmanın görünüşte mantıklı olduğu kabul edilir, ardından dezavantajları sunulur. as + sıfat + as + özne + may seem kalıbı burada karşıtlık bildiren bir ödünleme yapısıdır; iki şeyin eşit derecede makul olduğunu karşılaştırmaz. Önce bir görünüşü kabul edip ardından bununla çelişen bir gerçeği sunmaya yarar.
Alıştırma
“Although the design may seem simple” ifadesini ödünleme kalıbıyla yeniden yazıp tamamlayın: As ____ as the design ____, it still needs careful testing.
Cevabı göster
simple · may seem
especially in terms of its environmental impact. Kalıp ifadeler
7:15özellikle de çevresel etkileri açısından.
in terms of: değerlendirmenin belirli yönünü belirtmek
In terms of, bir değerlendirme yapılırken ele alınan belirli yönü gösterir. Burada dezavantajlarla ilgili genel ifade tek bir alana, yani çevresel etkiye indirgenir. in terms of + isim öbeği yapısı, “…… açısından” veya “…… söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Bu ifadede terms, “teknik terimler” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi in terms of ile tamamlayın: The two models perform very differently ____ energy use.
Cevabı göster
in terms of
A byproduct of the desalination process is brine, Kelime
7:17Arıtma sürecinin bir yan ürünü tuzlu sudur (brine),
byproduct: bir sürecin ikincil sonucu
Byproduct, ana ürün veya sonuç elde edilirken ortaya çıkan ancak asıl amaç olmayan şeydir. Bu cümlede tuzdan arındırma sırasında salamura oluşur, fakat amaçlanan ürün tatlı sudur. Bir byproduct yararlı, zararlı veya nötr olabilir. Sözcük üretim dışındaki durumlarda da kullanılabilir: bir eylem veya deneyimin amaçlanmamış ikincil sonucunu gösterebilir.
Alıştırma
Hangi sonuç en uygun biçimde byproduct olarak tanımlanır?
- Makinenin üretmek üzere tasarlandığı elektrik.
- Henüz çalıştırılmamış bir makine.
- Bir makine elektrik üretirken ortaya çıkan ekstra ısı.
Cevabı göster
Bir makine elektrik üretirken ortaya çıkan ekstra ısı.
Be left over: bir süreçten sonra geriye kalmak
be left over ifadesinde left, leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; over ise ifadeyi tamamlar. Birlikte, bir süreç, etkinlik veya kullanım bittikten sonra bir şeyin hâlâ kaldığını anlatırlar. Buradaki left, sol yönünü belirtmez. Bu cümlede, tuz yoğunluğu yüksek sıvı tuzdan arındırma işlemi tamamlandıktan sonra kalır. Aynı yapı kalan yiyecekleri, malzemeleri, zamanı veya parayı da anlatabilir.
Alıştırma
Kullanımdan sonra kalan anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the art class, some blue paint was ____.
Cevabı göster
left over
This wastewater brine is usually returned to the ocean,
7:25Bu atık tuzlu su genellikle okyanusa geri döndürülür,
Saudi Arabia is able to desalinate large amounts of water
7:31Suudi Arabistan büyük miktarlarda suyu arıtabilmektedir
because it can produce the necessary energy using fossil fuels.
7:35çünkü gerekli enerjiyi fosil yakıtlar kullanarak üretebilmektedir.
fossil fuels are used to generate the necessary heat. Dilbilgisi
7:41gerekli ısıyı üretmek için fosil yakıtlar kullanılır.
Are used to generate: edilgen yapıda amaç
are used to generate yapısında are used edilgendir, to generate ise amacı gösteren mastardır. be used to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin belirli bir işi yapmak amacıyla kullanıldığını anlatır. fossil fuels çoğul bir özne olduğu için are kullanılır. Cümle, ısıl tuzdan arındırmada fosil yakıtların amacının gerekli ısıyı üretmek olduğunu belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. are sözcüğüne ve used içindeki /z/ sesine dikkat edin.
- These tools used to cut glass.
- These tools are used to cut glass.
Cevabı göster
These tools are used to cut glass.
the electricity necessary is largely produced using natural gas.
7:45gerekli elektrik büyük ölçüde doğal gaz kullanılarak üretilir.
these are not particularly sustainable approaches to solve the water problem. Ton ve niyet
7:50bunlar su sorununu çözmek için özellikle sürdürülebilir yaklaşımlar değildir.
Ölçülü eleştiri olarak not particularly sustainable
Not particularly + sıfat, “çok ... değil” anlamına gelir ve olumsuz bir değerlendirmeyi çoğu zaman ölçülü biçimde sunar. Burada not particularly sustainable, yaklaşımların iyi birer uzun vadeli çözüm olacak kadar sürdürülebilir olmadığını belirtir. Bu ifade sonucu değil, eleştirinin aktarılış biçimini yumuşatır. Bir yaklaşıma doğrudan unsustainable demekten daha az sert bir eleştiri sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle olumsuz bir değerlendirmeyi ölçülü ve yumuşak bir biçimde veriyor?
- The plan is completely realistic for this budget.
- The plan is dangerously unrealistic for this budget.
- The plan is not particularly realistic for this budget.
Cevabı göster
The plan is not particularly realistic for this budget.
Saudi Arabia is therefore also investing in solar power desalination plants,
7:54Bu nedenle Suudi Arabistan ayrıca güneş enerjisiyle çalışan arıtma tesislerine de yatırım yapıyor,
fossil waters: eski ve fiilen yenilenemez yeraltı suyu
Fossil water, çok daha eski bir jeolojik veya iklimsel dönemde bir akifere girmiş ve günümüzde kayda değer ölçüde çok az beslenen ya da hiç beslenmeyen yeraltı suyudur. Bu cümlede fossil waters, insan zaman ölçeğinde fiilen yenilenemez olan eski yeraltı suyu rezervlerini ifade eder. Çoğul waters, farklı rezervleri veya su kütlelerini gösterebilir. Fossil, suyun ne zaman depolandığını anlatır; suyun fosil içerdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Çöldeki bir akiferle ilgili raporda fossil water ne anlama gelir?
- Günümüzde çok az beslenen veya hiç beslenmeyen eski yeraltı suyu
- Birkaç yıldır depolanmış herhangi bir yeraltı suyu
- Korunmuş fosiller içeren su
Cevabı göster
Günümüzde çok az beslenen veya hiç beslenmeyen eski yeraltı suyu
And the importance of finding sustainable solutions to these enormous challenges Dilbilgisi
8:07Ve bu muazzam zorluklara sürdürülebilir çözümler bulmanın önemi,
is demonstrated by the depletion of groundwater levels in the previous decades.
8:12önceki on yıllardaki yeraltı su seviyelerinin tükenmesiyle kendini göstermektedir.
X yapmanın önemi Y ile gösterilir
the importance of finding ... is demonstrated by ... kalıbı, importance of + -ing yapısıyla finding sustainable solutions ifadesini isim gibi kullanılan bir fikre dönüştürür. Bu ifadenin tamamı öznedir; böylece resmî bir metin, doğrudan we must act demeden eylemin gerekliliğine odaklanabilir. is demonstrated by edilgen yapıdadır. by sonrasındaki the depletion of groundwater levels, eylemin önemli olduğunu gösteren kanıttır; çözümleri kimin bulacağını belirtmez. Aktarılabilir kalıbın anlamı şudur: Y, X yapmanın neden önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, demonstrate fiilinden oluşturulan ve kanıtı tanıtan üç kelimelik edilgen ifadeyle tamamlayın: The importance of improving flood defenses ____ the damage caused by last year's storms.
Cevabı göster
is demonstrated by