Yakın Olma Zorluğu: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Sevgi dolu bir ilişkide bile yakınlık tehlikeli gelebilir. Uzaklaşma ve kontrol, reddedilme korkusunu gizleyebilir; bu korkuyu dile getirmek savunmanın yerini dürüst bir açıklamanın almasını sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “have little option but to” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: koşulların tek bir eylem dışında neredeyse seçenek bırakmadığını anlatın. 2. “freeze them out” — Öbek fiiller: gerçek soğukluğu değil, birini duygusal olarak dışlamak için sıcaklık veya yanıtı kasıtlı biçimde esirgemeyi anlatın. 3. “to take another person for granted.” — Deyimler ve mecazi ifadeler: birinin değerini görmemeyi ya da varlığını garanti saymayı ifade edin.
Bu derste
In order to: amacı açıkça belirtmek
In order to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin amacını belirtir: to'dan sonraki eylem hedeftir. Burada dünyada hayatta kalmak, daha sonra sözü edilen savunmacı davranışın neden gerekli olarak sunulduğunu açıklayan amaçtır. In order to ifadesini tek bir amaç belirteci olarak düşünün. Buradaki order, “emir” veya “sıra” anlamına gelmez. Yalnızca to ile kurulan mastara kıyasla in order to, özellikle özenli açıklamalarda amaç ilişkisini daha açık hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü amaç belirteciyle tamamlayın: I saved the map ____ find the hotel more easily.
Cevabı göster
in order to
we have little option but to spend our lives being rather defended. Dilbilgisi
0:03hayatımızı oldukça savunmacı bir şekilde geçirmekten başka pek bir seçeneğimiz yoktur.
Have little option but to: neredeyse kaçınılmaz bir eylem
Have little option but to + fiilin yalın biçimi, koşulların neredeyse hiçbir gerçekçi alternatif bırakmadığını belirtir. To'dan sonraki eylem, kişinin uygulamada yapmak zorunda olduğunu hissettiği eylemdir. Little, ifadeyi no kullanımına göre biraz daha az kesin yapar; ancak genel anlam yine özgür bir tercihi değil, kısıtlanmayı vurgular. Bu yapıda but to, geriye kalan eylem yolunu tanıtır; but yalnızca iki ifadeyi karşılaştıran sıradan bir bağlaç değildir.
Alıştırma
Have little option but to yapısını geçmiş zamanda kullanın: With the only bridge closed, we ____ wait until morning.
Cevabı göster
had little option but to
That is, at one remove from our more vulnerable sides, Deyimler
0:07Yani, daha savunmasız yönlerimizden bir adım uzakta,
at one remove from: bir katman uzakta
Burada at one remove from, bir şeyle doğrudan bağlantılı olmak yerine arada tek bir mesafe veya aracılık katmanı bulunması anlamına gelir. Remove burada “bir ayrılık derecesi” anlamında bir isimdir; “uzaklaştırmak” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade, daha savunmasız yanlarımızı dolaylı biçimde deneyimlediğimiz veya psikolojik olarak mesafeli durduğumuz bir şey gibi sunar. Genel olarak at one remove from X, arada bir katman bulunduğu için X ile doğrudan temas hâlinde olmamak demektir.
Alıştırma
at one remove from our more vulnerable sides ifadesinde at one remove from nasıl bir ilişkiyi anlatır?
- O yanlar hakkındaki tüm bilgimizi kalıcı olarak kaybetmişizdir.
- Bizimle o yanlar arasında dolaylı bir katman vardır.
- O yanlar fiziksel olarak bir kez taşınmıştır.
Cevabı göster
Bizimle o yanlar arasında dolaylı bir katman vardır.
closed off from: duygusal erişimin engellenmesi
Closed off from, temasın veya erişimin engelleneceği şekilde bir şeyden ayrılmış olmak demektir. Burada duygusal bir durumu anlatır: örtük özne belirli duygulardan kopuktur ve bu duyguları tam olarak hissedemeyebilir veya ifade edemeyebilir. Closed off, bir durumu tanımlayan geçmiş zaman ortacı yapısıdır; from ise birinin ya da bir şeyin ayrı olduğu duyguları, kişileri, bilgileri veya yerleri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade closed off from ile tamamlayın: After the argument, Maya felt ____ her closest friends.
Cevabı göster
closed off from
focused in many cases on not feeling. Dilbilgisi
0:13çoğu durumda hiçbir şey hissetmemeye odaklanmış olarak.
focused ... on not feeling yapısı
Focused ... on not feeling, focus on + -ing biçimi yapısını kullanır. in many cases sözleri focused ile on arasına girmiştir; ancak on yine de dikkatin yöneldiği eylemi tanıtır. on edatından sonra feel değil feeling kullanılır. not, -ing biçiminin hemen önüne gelerek bu eylemi olumsuz yapar: odak, hissetmekten kaçınmaktır. Bu bağlamda not feeling, belirli bir duyumu fark edememeyi değil, duygusal deneyimden kaçınmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi focus on + not + make kullanarak tamamlayın: During the drill, the team focused ____ mistakes.
Cevabı göster
on not making
Beklenmedik karşıtlık belirteci olarak And yet
Cümlenin başındaki And yet, dinleyiciye önceki düşünceden onunla karşıtlık oluşturan bir düşünceye geçildiğini bildirir. Önceki ifade hâlâ doğru olabilir; ancak yeni ifade zıt veya beklenmedik bir yöne işaret eder. Burada yet, not yet ifadesindeki gibi “şimdiye kadar” anlamına gelmez. and ile birlikte düşünce akışını düzenler ve even so ya da nevertheless gibi karşıtlığı daha güçlü vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede And yet neyi gösterir: The plan looks safe. And yet, no one has tested it?
- Testin şimdiye kadar yapılmadığını söyler.
- Önceki ifadeyle beklenmedik bir karşıtlık kurar.
- Önceki ifadeyi destekleyen başka bir neden ekler.
Cevabı göster
Önceki ifadeyle beklenmedik bir karşıtlık kurar.
quite the opposite: vurgulu bir tersine dönüş
Bu cümlede quite the opposite, “tam tersi” anlamına gelir. Yazar, savunmacı ve duygusal olarak kapalı olmayı ilişkilerin gerektirdiği açıklık ve kırılganlıkla karşılaştırır. Burada quite, opposite sözcüğünü güçlendirir. “Biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelmez. Bu kalıp çoğunlukla bir beklentiyi düzeltmek ya da az önce söylenen düşünceyi açıkça tersine çevirmek için kullanılır.
Alıştırma
“Tam tersi” anlamına gelen dersteki kalıpla cümleyi tamamlayın: Maya expected the new schedule to be stressful, but it was ____.
Cevabı göster
quite the opposite
desire, and tender sides.
0:23arzularını ve şefkatli yanlarını açığa çıkarma kapasitesine sahip olması demektir.
have a capacity to + fiil: soyut yetenek
Have a capacity to + fiil, bir şeyi yapma yeteneğine veya içsel hazırlığına sahip olmak anlamına gelir. Burada yalnızca bir beceriyi değil, kırılganlığa dayanma ve incinmişliği, arzuları ve şefkati gösterme yönündeki duygusal yeteneği de anlatır. Capacity isminden sonra eylemi belirten to mastarı gelir. Bu resmî yapı, soyut insani nitelikler, potansiyel veya bir kişinin ya da sistemin neyi kaldırabileceği hakkında konuşurken kullanışlıdır.
Alıştırma
“İçsel yeteneğe sahip olmak” anlamındaki resmî ders kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Effective counselors ____ hear difficult truths without becoming defensive.
Cevabı göster
have a capacity to
quite a balancing act: oldukça zor bir denge kurma işi
Burada a balancing act, farklı yönlere çeken iki ihtiyacı birlikte yönetmeyi anlatan bir mecazdır. Gerçek bir akrobasi hareketini veya yalnızca bedensel dengeyi korumayı ifade etmez. Quite, zorluğun dikkat çekici olduğunu vurgular: güçlü olmakla şefkat göstermek arasında denge kurmak özen ve sürekli ayarlama gerektirir. Bu ifade, birbiriyle yarışan birkaç talebin aynı anda yönetilmesi gereken her durum için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede quite a balancing act ne anlama geliyor? “Keeping prices low while improving quality is quite a balancing act.”
- Bir talebi seçip diğerlerini görmezden gelmek anlamına gelir.
- Birbiriyle yarışan talepleri aynı anda yönetmeyi gerektirir.
- Gerçek anlamda bir akrobasi gösterisidir.
Cevabı göster
Birbiriyle yarışan talepleri aynı anda yönetmeyi gerektirir.
and well-handled tenderness for the few that remain.
0:30ve geriye kalan kısa sürede iyi yönetilen bir şefkat.
It's no wonder if the journey from independence to vulnerability Dilbilgisi
0:33Bağımsızlıktan kırılganlığa giden yolculuğun
It's no wonder if ...: eğer … olursa şaşılacak bir şey değil
It's no wonder if ... yapısı, “eğer ... olursa şaşırtıcı olmaz” anlamına gelir. Bu cümlede if yan cümlesi, yolculuğun zor ve duygusal açıdan gergin hâle gelmesini anlaşılabilir bir olası sonuç olarak sunar. No wonder, değerlendirme bildiren kalıplaşmış bir ifadedir: konuşan kişi sonucun ortaya çıkması için açık nedenler bulunduğunu söyler. Bu kalıpta wonder, “merak etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Gerginliği doğrulanmış bir gerçek veya soru olarak değil, olası ve anlaşılabilir bir tepki olarak sunmak istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- It's no wonder if some guests feel nervous before the ceremony.
- I wonder if some guests felt nervous before the ceremony.
- It's no wonder that some guests felt nervous before the ceremony.
Cevabı göster
It's no wonder if some guests feel nervous before the ceremony.
get rather fraught: gergin ve zorlu hâle gelmek
Bu cümlede get rather fraught, “oldukça gergin, zorlu ve duygusal açıdan yüklü hâle gelmek” anlamındadır. Get + sıfat bir durum değişikliğini gösterir; yani yolculuk en baştan fraught olarak tanımlanmaz, zamanla bu niteliği kazanabilir. Burada fraught, yüklem görevindeki bir sıfat olarak tek başına kullanılır. Rather, değerlendirmeyi ölçülü biçimde güçlendirir: very kadar doğrudan olmadan belirgin bir dereceyi ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “belirgin biçimde gergin ve zorlu hâle gelmek” anlamındaki üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: As the deadline approached, the discussion began to ____.
Cevabı göster
get rather fraught
can be accompanied by terror: iki durumun birlikte ortaya çıkması
Can be accompanied by, “birlikte ortaya çıkabilir” veya “yanında başka bir şey de bulunabilir” anlamındadır. Edilgen kalıp X can be accompanied by Y şeklindedir: X ana konudur, Y ise ona eşlik eden ek durumu veya özelliği belirtir. Burada terror, yakınlık arzusuna bir insan gibi gerçekten eşlik etmez. Bu ifade, birbirine zıt görünseler bile yakınlık isteği ile yoğun korkunun aynı anda var olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “birlikte ortaya çıkmak” anlamındaki resmî edilgen ifadeyle tamamlayın: In some patients, a high fever can ____ a rash.
Cevabı göster
be accompanied by
but isn't really nastiness.
0:44ama aslında öyle olmayan şeylerin eşlik edebilmesi hiç de şaşırtıcı değildir.
what looks like ... but isn't really nastiness: kötü niyet gibi görünür ama gerçekte değildir
Burada what, '...olan davranış' anlamında bir isim yan cümlesi başlatır. Bu sıkıştırılmış yapıda nastiness, iki taraf için de değerlendirilen etikettir: davranış nastiness gibi görünür, ancak gerçekte öyle değildir. Kalıp önce bu izlenimin anlaşılır olduğunu kabul eder, ardından onu düzeltir. Dışarıdan görüneni davranışın gerçek niteliğinden veya nedeninden ayırır; dolayısıyla konuşmacı davranışın gerçekten kötü niyetli olduğunu söylemez.
Alıştırma
Vurgulanan ifade davranış hakkında ne söylüyor?
- Kötü niyetli görünmez, ancak aslında gerçekten öyledir.
- Eskiden kötü niyetliydi, ama artık değişti.
- Kötü niyetli görünür, ancak kötü niyet onun gerçek niteliği değildir.
Cevabı göster
Kötü niyetli görünür, ancak kötü niyet onun gerçek niteliği değildir.
a hurdle of fear: korkunun oluşturduğu engel
Hurdle sözcüğü gerçek anlamda bir koşucunun üzerinden atladığı engeli ifade eder. a hurdle of fear ifadesinde ise birinin daha fazla yakınlaşmasını engelleyen korkunun benzetmesidir. Bu imge, engelin gerçek ve zor olduğunu ama aşılabileceğini düşündürür. Uzun bir ilişkiden sonra bile korku, kişiyle yakınlaşma eylemi arasında durmaya devam edebilir.
Alıştırma
Hangi cümle hurdle sözcüğünü aşılabilecek bir engel benzetmesi olarak kullanıyor?
- The athlete cleared the last hurdle and crossed the finish line.
- Fear was the final hurdle she had to overcome before speaking in public.
- The museum placed a rope barrier in front of the painting.
Cevabı göster
Fear was the final hurdle she had to overcome before speaking in public.
Two major symptoms then tend to show up. Öbek fiiller
0:52O zaman genellikle iki temel belirti ortaya çıkar.
Tekrarlanan örüntüler için “tend to show up”
Bu cümlede tend to show up, “genellikle fark edilir hâle gelmek veya ortaya çıkmak” anlamındadır. Tend to kesinlik değil, tekrarlanan bir örüntü bildirir; show up burada “ortaya çıkmak” demektir, “bir yere varmak” değil. Bu yapı, belirli koşullarda sık yaşananları özetlemek için kullanışlıdır: aynı koşullar tekrarlandığında bir şey, sorun, belirti ya da davranış sık sık ortaya çıkar.
Alıştırma
Cümleyi, “genellikle fark edilir hâle gelmek” anlamındaki derste geçen ifadeyle tamamlayın: During busy weeks, the same scheduling problems ____.
Cevabı göster
tend to show up
Bir ilişki tepki örüntüsü olarak “avoidant”
Burada avoidant, bir ilişki rahatsız edici veya tehdit edici geldiğinde mesafe koyma ya da yakınlıktan kaçınma eğilimini anlatan bir sıfattır. Sadece tek bir görevden kaçınan birini değil, psikoterapistlerin adlandırdığı tepki örüntüsünü tanımlar. Cümle, gündelik bir tanım olan get distant ile uzmanlık terimi avoidant arasında bağlantı kurar. Bu bağlamda sözcük bir örüntüyü açıklamaya yardımcı olur; tek başına resmî bir tanı veya değişmez bir kişiliğin kanıtı değildir.
Alıştırma
İlişki örüntülerinin konuşulduğu bir bağlamda “avoidant” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Cümlenin kanıtladığı resmî bir tanı
- Tek bir durumda belirli bir isteği reddetmek
- Tekrarlanan biçimde mesafe koyma veya yakınlıktan kaçınma eğilimi
- Topluluk önünde her konuştuğunda gergin hissetmek
Cevabı göster
Tekrarlanan biçimde mesafe koyma veya yakınlıktan kaçınma eğilimi
but feel so anxious that we may be unwanted, Dilbilgisi
1:02ama istenmeyebileceğimiz konusunda o kadar endişeleniriz ki,
so anxious that: derece-sonuç kalıbı
so anxious that yapısında so, anxious sıfatının derecesini güçlendirir; that ise derece-sonuç yapısının sonuç bölümünü başlatır. Kaygının, sonraki durumu etkileyecek kadar yoğun olduğunu anlatır. Buradaki so, “bu nedenle” anlamına gelmez. we may be unwanted yan cümlesi önce korkulan olasılığı verir; ardından cümle davranışsal sonucu, yani konuşanların partnerlerini uzaklaştırmasını anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp so + sıfat + that + sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Maya'nın yoğun gerginliğinin sonuca neden olduğunu göstermek için iki boşluğu doldurun: Maya was ____ nervous ____ she forgot her opening line.
Cevabı göster
so · that
freeze them out: birini kasıtlı olarak dışlamak
Freeze someone out, birine soğuk davranmak veya onu iletişimden, kararlardan ya da yakınlıktan dışlamak anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Mecazidir; kimseyi gerçek anlamda üşütmekten söz edilmez. Burada them, partners sözcüğüne gönderme yapar. Konuşanlar yakınlık ister, ancak sıcaklık ve teması azaltarak kendilerini korumaya çalışır; bu yüzden partnerlerini biraz dışlarlar.
Alıştırma
freeze ... out ve doğru nesne zamiriyle tamamlayın: The group deliberately ignored Elena and stopped inviting her, trying to ____.
Cevabı göster
freeze her out
would be the last thing on our minds. Deyimler
1:12aklımıza gelecek en son şey olduğunu ima ederiz.
the last thing on our minds: aklımızdaki en son şey
the last thing on someone's mind, bir kişinin o anda düşünme ya da önemseme ihtimalinin en düşük olduğu şeyi anlatır. Bu cümlede, teselli edilme ihtiyacı konuşanların düşüncelerinin neredeyse tamamen dışında gösterilir. Last, bunu zihinsel önceliklerin en altına yerleştirir; zaman bakımından son düşünülen şeyi belirtmez. Yapı, söz konusu kişiye göre değişir: the last thing on my mind, on her mind veya on our minds. Bir kişi için tekil mind, bir grup için çoğul minds kullanılır.
Alıştırma
“With the baby in the hospital, the holiday was the last thing on Maya's mind,” cümlesindeki ifade ne anlama gelir?
- Tatil, Maya'nın en son düşüncesiydi.
- Maya tatili daha sonra düşünmeyi planlıyordu.
- Maya tatili neredeyse hiç düşünmüyordu.
Cevabı göster
Maya tatili neredeyse hiç düşünmüyordu.
the ultimate face-saving attempt to be safely distant, Kelime
1:16güvenli bir mesafede kalmak için nihai bir itibar kurtarma girişimi,
Birleşik sıfat olarak face-saving
Face-saving, birini mahcubiyetten, aşağılanmadan veya toplumsal saygınlık kaybından korumaya yönelik anlamına gelen birleşik bir sıfattır. face-saving attempt ifadesinde attempt sözcüğünü niteler ve eylemin ahlaken iyi olup olmadığını değil, girişimin amacını veya işlevini anlatır. Burada ifade, ilişkiyi duygusal açıdan bağımlı veya savunmasız görünmekten kaçınmaya yönelik aşırı bir savunma olarak sunar. Daha genel olarak face-saving, kişinin onurunu ya da toplum önündeki konumunu korumasını sağlayan bir excuse, gesture, compromise veya measure için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “mahcubiyeti önlemeye yönelik” anlamındaki birleşik sıfatla tamamlayın: The manager offered a ____ compromise so neither team had to admit defeat.
Cevabı göster
face-saving
and often a perverse quest
1:20ve çoğunlukla partnerimizin aşkına ihtiyacımız olmadığını iddia etmek için
too reserved to ask for: engellenen eylem ve sondaki for
too + adjective + to + verb kalıbı, bir özelliğin eylemi engelleyecek kadar güçlü olduğunu anlatır. Burada reserved, duyguları belli etmemek veya bir ihtiyacı dile getirmekten çekinmek anlamındadır; booked gibi “rezerve edilmiş” anlamına gelmez. Bu yüzden konuşanlar istedikleri sevgiyi istememiştir. a love that we've been too reserved to ask for ifadesinde that, a love ifadesine gönderme yapar. Doğal temel ifade ask for a love olduğundan, a love ilgi cümleciğinin önünde yer aldığında for cümleciğin sonunda kalır. Sondaki for gereklidir.
Alıştırma
shy ve ask for kullanarak hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: This was the recommendation that Nora was ____.
Cevabı göster
too shy to ask for
Tehdit değil, alternatif bir yol gösteren Or else
Bu cümlenin başındaki Or else iki olası tepkiyi düzenler. Önceki olasılık mesafeli veya kaçınmacı hâle gelmektir; Or else ise diğer yolu, yani kontrolcü veya kaygılı hâle gelmeyi tanıtır. Burada alternatif olarak ya da diğer durumda anlamına gelir; itaat etmezsen kötü bir şey olacak anlamında değildir. Yaygın uyarı anlamını vermeden önce çevrede paralel olasılıkların sıralanıp sıralanmadığına bakın.
Alıştırma
Bu parçada Or else ne yapıyor? Some people withdraw when they feel insecure. Or else, they may try to control every detail.
- Dinleyiciyi cezayla tehdit eder.
- İkinci tepkinin birinciden önce gerçekleştiğini söyler.
- Başka bir olası tepkiyi tanıtır.
Cevabı göster
Başka bir olası tepkiyi tanıtır.
İlişki tepki örüntüsü etiketi olarak anxious
İlişkilerle ilgili bu terapi bağlamında anxious, kişi duygusal uzaklıktan korktuğunda ortaya çıkan bir tepki biçimini adlandırır: güvence arar, yakınlığı yeniden kurmaya çalışır veya kontrolcü olur. Yalnızca geçici bir gerginliği değil, tepkinin arkasındaki örüntüyü anlatır. Burada what therapists call anxious, kaygılı bağlanma tepkisi veya örüntüsü için kullanılan gayriresmî ve kısaltılmış bir etikettir. Bu konuşmada betimleyicidir; klinik bir tanı veya kişinin her zaman böyle davrandığının kanıtı değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede anxious, notta açıklanan ilişki tepki örüntüsünü anlatıyor?
- Mina feels anxious before tomorrow's exam.
- Whenever Lee senses emotional distance, he seeks constant reassurance and tries to control every plan; his counselor calls this an anxious response.
- After a long run, Paolo feels tired.
Cevabı göster
Whenever Lee senses emotional distance, he seeks constant reassurance and tries to control every plan; his counselor calls this an anxious response.
We feel our partners are escaping us emotionally
1:32Partnerlerimizin duygusal olarak bizden kaçtığını hissederiz
and we respond by trying to pin them down administratively. Deyimler
1:35ve onları idari olarak kıskıvrak yakalamaya çalışarak karşılık veririz.
Pin them down administratively: prosedürlerle kontrol
Pin someone down, bir kişiye baskı yaparak onu belirli bir konuma, cevaba, taahhüde veya sınırlara zorlamak anlamına gelebilir. Burada mecazidir: konuşmacı, partnerin duygusal olarak uzaklaştığı hissedildiğinde dakiklik, ev işleri ve görevler gibi denetlenebilir konuların onu sınırlamak veya kontrol etmek için kullanıldığını söylüyor. Administratively eleştiriyi keskinleştirir. Duygusal bir sorun ile prosedüre dayalı bir tepki arasında karşıtlık kurar: korku veya yakınlık hakkında konuşmak yerine ilişki bir görev listesiymiş gibi yönetilmeye çalışılır.
Alıştırma
Bu cümlede pin them down administratively ne anlama geliyor?
- Partnerleri için rutin büro evraklarını yürütmek.
- Partnerlerini kurallar, görevler ve prosedürlerle sınırlamak veya kontrol etmek.
- Partnerlerini fiziksel olarak yerde tutmak.
Cevabı göster
Partnerlerini kurallar, görevler ve prosedürlerle sınırlamak veya kontrol etmek.
We get unduly cross that they're a bit late, Kelime
1:39Biraz geciktikleri için yersiz bir şekilde sinirleniriz,
unduly cross: gereğinden fazla sinirli
Bu cümlede unduly, “makul veya haklı görülebilecek dereceden daha fazla” anlamına gelir. Yalnızca cross sözcüğünün şiddetini artırmaz; küçük bir gecikmeye verilen tepkinin orantısız olduğunu da belirtir. Cross burada “sinirli veya kızgın” anlamındaki bir sıfattır ve özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır. Bu nedenle unduly cross, fiziksel olarak bir şeyi geçmek değil, gereksiz ölçüde sinirlenmek demektir.
Alıştırma
“We get unduly cross that they're a bit late” burada ne anlama geliyor?
- Geç kaldıkları için karşıya geçiyoruz.
- Biraz geç kalmaları bizi çok mutlu ediyor.
- Biraz geç kalmaları bizi makul olandan daha fazla sinirlendiriyor.
Cevabı göster
Biraz geç kalmaları bizi makul olandan daha fazla sinirlendiriyor.
we chastise them heavily for not having done certain chores, Dilbilgisi
1:41bazı işleri yapmadıkları için onları ağır bir şekilde azarlarız,
for not having done: for sonrasında olumsuz perfect gerund
Chastise someone yapısından sonra for, eleştirinin nedenini belirtir. For bir edat olduğu için burada ardından not having done ulaç yapısı gelir; for not have done biçimi dil bilgisine aykırıdır. Having done, tamamlanmışlık bildiren bir gerund yapısıdır ve azarlamadan önce bitmiş olması gereken bir eyleme dönüp bakar. Having sözcüğünün önüne not getirmek, daha önce yapılması gereken ev işlerinin tamamlanmadığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi for ve do fiilinin olumsuz perfect gerund biçimiyle tamamlayın: They were chastised ____ the chores before dinner.
Cevabı göster
for not having done
they'd agreed to undertake. Kalıp ifadeler
1:47tamamlayıp tamamlamadıklarını onlara sürekli sorarız.
agreed to undertake: bir görevi resmî olarak üstlenmeyi kabul etmek
Bu bağlamda agree to undertake, belirli bir görevi yerine getirme sorumluluğunu resmî biçimde kabul etmek demektir. Undertake geçişli bir fiildir; bu nedenle undertake a task, undertake an investigation veya undertake a review örneklerinde olduğu gibi ardından görev ya da sorumluluk gelir. Under ve take sözcüklerinin kelimesi kelimesine birleşimi değildir. Cümlenin tamamında they'd agreed, they had agreed anlamındadır: görevi üstlenme konusunda anlaşmaları, tamamlanıp tamamlanmadığına ilişkin tekrarlanan sorulardan önce gerçekleşmiştir.
Alıştırma
Cümleyi agree to undertake ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After reviewing the safety plan, the engineer ____ the inspection.
Cevabı göster
agreed to undertake
All this rather than admit, I'm worried I don't matter to you. Anlatım akışı
1:49Tüm bunları "senin için önemli olmamaktan korkuyorum" demek yerine yaparız.
All this rather than admit: kaçınma davranışlarını özetlemek
All this, az önce sözü edilen eylemlerin tamamına geriye dönük olarak işaret eder. Ardından gelen rather than admit, bu eylem listesini bir seçimin bir tarafı hâline getirir: konuşan kişi, ardından gelen rahatsız edici gerçeği söylemek yerine bütün bunları yapar. İfade kasıtlı olarak kısaltılmıştır. Daha tam biçimi We do all this rather than admit... olurdu; ancak We do bölümünün atılması, son cümleye keskin ve özetleyici bir etki verir.
Alıştırma
Bir kişi mesajları kontrol etmek, sürekli bilgi istemek ve kurallar koymak gibi eylemleri sıraladıktan sonra “All this rather than admit I felt insecure.” diyor. Başlangıçtaki ifade ne işe yarar?
- Sıralanan eylemlerin beklenenden daha başarılı olduğunu bildirir.
- Konuşan kişinin yapmayı planladığı yeni bir eylem listesini tanıtır.
- Sıralanan eylemleri bir araya getirir ve onları gerçek duyguyu itiraf etmenin yerine yapılan şeyler olarak sunar.
Cevabı göster
Sıralanan eylemleri bir araya getirir ve onları gerçek duyguyu itiraf etmenin yerine yapılan şeyler olarak sunar.
We can't, we believe, force our partner to be generous and warm,
1:53Partnerimizi cömert ve sıcak olmaya zorlayamayacağımıza inanırız,
we can't force them to want us, even if we haven't actually asked them to. Dilbilgisi
1:56onlardan bunu gerçekten istememiş olsak bile, bizi arzulamaları için onları zorlayamayız.
even if ... asked them to: ödünleme ve mastar eksiltisi
Even if bir ödünleme koşulu kurar: bir koşul sunar, ancak bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana yargının geçerli kaldığını belirtir. Burada böyle bir istekte bulunmamış olma gerçeği ya da olasılığı, birini bizi istemeye zorlayamayacağımız yargısını değiştirmez. asked them to ifadesinde, daha önce geçen want us fiil öbeği bağlamdan tamamlanabildiği için to sonda bırakılır. Tam anlam asked them to want us şeklindedir. Mastar yapısındaki bu eksiltme, konuşmada tekrarı azaltır.
Alıştırma
Birinin isteyip istememesinden bağımsız olarak sonuç aynıdır. İki sözcüklü ödünleme bağlacını ve join us tekrarını önleyen sondaki mastar işaretleyicisini yazın: We cannot make Mia join us, ____ we ask her ____.
Cevabı göster
even if · to
So, we try to control them procedurally.
2:01Bu yüzden onları prosedürel olarak kontrol etmeye çalışırız.
A tragic cycle then unfolds: anlatısal bir yönlendirme
a tragic cycle ad öbeği, tekrarlanan ve kendini güçlendiren zararlı bir sürece kısa bir ad verir. Birbiriyle bağlantılı birkaç tepkiyi, dinleyicinin takip edebileceği tek bir kavramda toplar. then bu süreci az önce açıklananlara bağlarken unfolds aşamaların artık birer birer ortaya çıkacağını bildirir. Cümle anlatısal bir yönlendirme işlevi görür: mekanizmayı özetler ve dinleyiciyi ardından gelecek sonuçlara hazırlar.
Alıştırma
Bu kısa parçada ikinci cümlenin işlevi nedir? One delay causes another. A troubling pattern then unfolds.
- Olay dizisinin çoktan sona erdiğini duyurur.
- Gelişmekte olan bir olay dizisine ad verir ve aşamalarının sırada açıklanacağını bildirir.
- Birinin katlanmış bir nesneyi fiziksel olarak açtığını söyler.
Cevabı göster
Gelişmekte olan bir olay dizisine ad verir ve aşamalarının sırada açıklanacağını bildirir.
To the other person, it feels like we can't possibly love them anymore,
2:08Karşıdaki kişiye, artık onları sevmemiz mümkün değilmiş gibi gelir,
Yet the Truth Is: görünüşten gerçeğe geçiş
“Yet the truth is” anlatımda belirgin bir dönüş yaratır. Önce önceki izlenimi ya da duyguyu kabul eder — burada karşı tarafın sevilmediğini hissetmesini — ardından bu izlenimle çelişen gerçeği sunar. Bu ifadeden sonraki yan cümlede “we do”, “we do love them” ifadesinin vurgulu eksiltisidir. Bu kalıp, bir şeyin nasıl hissettirdiğini veya göründüğünü gerçekte doğru olandan ayırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Görünüşten karşıt gerçeğe geçiş yapan, vurgulanan dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: It may look as if the team has given up, ____ they are still trying.
Cevabı göster
yet the truth is
We just fear rather too much that they don't love us.
2:12Sadece onların bizi sevmediğinden fazlasıyla korkuyoruzdur.
But if our rather harsh, graceless behavior could be truly understood for what it is, Kalıp ifadeler
2:16Ancak oldukça sert ve zarafetten yoksun davranışlarımızın ne olduğu gerçekten anlaşılabilseydi,
but as a strangely distorted, yet very real plea for tenderness. Kalıp ifadeler
2:23garip bir şekilde çarpıtılmış ama çok gerçek bir şefkat yakarışı olduğu ortaya çıkardı.
Understand Something for What It Is: bir şeyi gerçek niteliğiyle anlamak
“Understand something for what it is”, bir şeyi yalnızca görünüşüne göre yargılamak yerine gerçek niteliğini tanımak demektir. Nesne, “for what it is” ifadesinden önce gelir: understand + something + for what it is. Burada cümle, sert davranışı yeniden yorumlamamızı ister. Sonraki “not as rejection, but as ... a plea for tenderness” kalıbı gizli gerçeği adlandırır; dolayısıyla “for”, “hangi amaçla” değil, “gerçek niteliğine göre” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle okuyucudan planın amacını veya mevcut durumunu değil, gerçek niteliğini görmesini ister?
- Leave the plan as it is until the meeting.
- See the plan for what it is before you approve it.
- Find out what the plan is for before you approve it.
Cevabı göster
See the plan for what it is before you approve it.
not as rejection, but as ... a plea for tenderness: reddediş olarak değil, şefkat yakarışı olarak
not as X, but as Y kalıbı, X’i doğru yorum olarak reddedip yerine Y’yi koyar. Burada reddedilen yorum rejection’dır; cümle davranışın gerçekten sert veya nezaketsiz olduğunu inkâr etmez. İkinci as öbeği yeni yorumu verir: Bu davranış, dışa vuruluş biçimi çarpık olsa da gerçek bir şefkat yakarışıdır. Bu kalıbı bir etiketi, sınıflandırmayı veya açıklamayı düzeltmek için kullanın ve X ile Y’yi dilbilgisel olarak paralel biçimlerde kurun.
Alıştırma
Cümleyi iki parçalı yeniden yorumlama kalıbıyla tamamlayın: The pause should be understood ____ uncertainty, ____ careful thought.
Cevabı göster
not as · but as
a plea for tenderness: şefkat yakarışı
A plea for + isim, bir şeyi elde etmek için yapılan acil ve samimi bir yakarışı anlatır. Bu cümlede tenderness yalnızca fiziksel teması değil; şefkati, ilgiyi ve duygusal sıcaklığı ifade eder. Bu yakarış doğrudan sözle dile getirilmez. Yazar, sert ve nezaketsiz davranışı şefkat istemenin çarpıtılmış bir biçimi olarak yorumlar. Bu yüzden plea, yüzeydeki davranışı değil, onun altında yatan ihtiyacı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle durumu acil ve içten bir yakarış olarak sunuyor?
- His message was a request for more information.
- His message was a demand for immediate payment.
- His message was a plea for understanding.
Cevabı göster
His message was a plea for understanding.
in a very weak position vis-a-vis partners. Kelime
2:33partnerlerimizin karşısında çok zayıf bir konuma sokmayı gerektirir.
Vis-a-vis partners: birine göre konum
“Vis-a-vis partners”, “partnerlere göre” ya da “partnerlerle ilişki bakımından” anlamına gelir. Bu cümlede zayıf konumun hangi ilişkiye göre değerlendirildiğini gösterir: kişi, partneriyle ilişkisinde incinebilir hâle gelir. Bu ifade Fransızcadan gelmiştir ve bazen “yüz yüze” anlamına gelebilir; ancak burada bu işlevde değildir. Analitik İngilizcede vis-a-vis çoğunlukla bir kişiyi, grubu veya konuyu başka bir tarafla ilişkili olarak konumlandırır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “-e göre” anlamına gelen kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: The report examines our position ____ our competitors.
Cevabı göster
vis-a-vis
If they ever want to use the power they have over us, Kalıp ifadeler
2:36Eğer bizim üzerimizdeki güçlerini kullanmak isterlerse,
Have power over someone: biri üzerinde kontrol veya etki sahibi olmak
“The power they have over us”, have power over someone kalıbını kullanır. Bu kalıp, bir kişiyi kontrol etme, güçlü biçimde etkileme veya ona zarar verebilme gücüne sahip olmak anlamına gelir. Buradaki güç mutlaka resmî bir konumdan değil, birinin hassas noktalarını bilmekten gelir. İfade, mevcut bir yeteneği veya üstünlüğü anlatır; gücün zaten kullanılmış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöneticinin çalışanları kontrol edebildiği veya güçlü biçimde etkileyebildiği anlamına gelir?
- The workers have power over the supervisor.
- The supervisor has power over the workers.
- The supervisor has the power to hire more workers.
Cevabı göster
The supervisor has power over the workers.
to put the boot in: savunmasız birine daha da yüklenmek
To put the boot in, birine sertçe saldırmak veya savunmasız olduğu anda onu daha da incitmek anlamına gelen güçlü ve gayriresmî bir Britanya İngilizcesi deyimidir. Bu cümlede where, duygusal bir zayıf noktayı gösterir: bu kişiler en fazla acıyı nasıl vereceklerini çok iyi bilir. Buradaki görüntü mecazidir; gerçek bir bottan söz edilmez.
Alıştırma
'When he was already upset, they really put the boot in.' cümlesine en uygun yorum hangisidir?
- O savunmasızken ona daha fazla saldırdılar veya canını daha çok yaktılar.
- Onu rahat bırakıp sessizce ayrıldılar.
- Ayakkabılarını giymesine yardım ettiler.
Cevabı göster
O savunmasızken ona daha fazla saldırdılar veya canını daha çok yaktılar.
even more difficult if: eğer … ise daha da zor
Even, more difficult karşılaştırma yapısını güçlendirir. Durumun zaten zor olduğunu ve if yan cümlesindeki koşulun zorluğu daha da artırdığını gösterir. even more + sıfat + if kalıbı, temel bir durumla daha zor bir durumu karşılaştırmaya yardımcı olur: belirtilen koşul altında bir şey daha zor hâle gelir. Buradaki koşul, erken yaşantıların yakınlığı korkutucu hissettirmiş olmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi even, difficult sözcüğünün karşılaştırma biçimi ve if ile tamamlayın: 'The route is already hard, and it becomes ____ it starts snowing.'
Cevabı göster
even more difficult if
If we've encountered people who've taken signs of vulnerability as targets. Deyimler
2:52Savunmasızlık belirtilerini hedef olarak gören insanlarla karşılaştıysak.
take signs of vulnerability as targets: savunmasızlık belirtilerini hedef görmek
Burada taken A as targets, A'yı saldırılacak veya kullanılacak bir şey olarak görmek anlamına gelir. Bu kişiler, birinin savunmasız olduğunu gösteren işaretleri fark etmiş ve nereden zarar verebileceklerini seçmek için bu işaretlerden yararlanmıştır. take A as B yapısı, birinin A'yı nasıl yorumladığını veya ele aldığını gösterir. Burada target mecazidir: ulaşılmak istenen bir amaç değil, saldırı için seçilmiş zayıf bir nokta demektir.
Alıştırma
Bu cümlede taken signs of vulnerability as targets ne anlama geliyor?
- Zayıflık belirtilerini güç belirtileriyle karıştırdılar.
- Daha açık ve savunmasız olmayı kendilerine hedef koydular.
- Zayıflık belirtilerini yararlanılacak veya saldırılacak noktalar olarak gördüler.
Cevabı göster
Zayıflık belirtilerini yararlanılacak veya saldırılacak noktalar olarak gördüler.
So, we're not frightened of closeness because we're fools, Dilbilgisi
2:57Yani, yakınlıktan aptal olduğumuz için korkmuyoruz,
but because it is a challenge to be around another person who might easily hurt us
3:00bizi kolayca incitebilecek başka bir insanın yanında olmak zor olduğu için
not because X, but because Y: nedeni düzeltmek
not ... because X, but because Y yapısı, açıklama olarak X'i reddeder ve yerine Y'yi koyar. because'dan önceki temel ifade hâlâ doğrudur: konuşan kişi yakınlıktan korkmaktadır. Burada not, frightened ifadesini olumsuzlamaz. because we're fools nedenini olumsuzlar. Ana nokta but because'dan sonra gelir: Yakınlık korkutucudur, çünkü diğer kişi bizi incitebilir.
Alıştırma
Cümleyi not because X, but because Y yapısıyla tamamlayın: I left early ____ I was bored, ____ I had a doctor's appointment.
Cevabı göster
not because · but because
and to keep on in a relationship
3:04ve bu bilgiyi bazen bize saldırmak için kullandıkları gerçeğine rağmen
despite the fact that they do sometimes use this knowledge to strike out at us. Notlar
3:06bir ilişkiyi sürdürmek zor olduğu için korkuyoruz.
despite the fact that + cümlecik
Despite the fact that, ana eylemi durdurmayan veya değiştirmeyen gerçek bir olguyu belirtir. Burada diğer kişi bildiklerini bazen zarar vermek için kullansa da ilişki devam eder. Despite sözcüğünden sonra normalde bir isim öbeği gelir. The fact that, they do sometimes use this knowledge... şeklindeki tam cümleciği isim öbeğine dönüştürür ve despite the fact that + özne + fiil kalıbını oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi despite the fact that ile tamamlayın: We went hiking ____ it was raining.
Cevabı göster
despite the fact that
strike out at someone: birine aniden saldırmak
Strike out at someone, genellikle öfke, korku veya incinmeye tepki olarak birine aniden ve sert biçimde saldırmak demektir. Saldırı fiziksel olabilir; ancak burada sözler veya kişisel bilgiler kullanarak duygusal acı vermek anlamına da gelebilir. At edatı hedefi belirtir: strike out at us. Strike out at ifadesini tek bir çok sözcüklü fiil olarak düşünün; anlamı strike sözcüğünün sıradan anlamından ibaret değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede strike out at ani bir saldırı anlamında kullanılmıştır?
- The batter struck out in the final inning.
- The editor struck out the repeated sentence.
- Feeling cornered, he struck out at the friend who was trying to help.
Cevabı göster
Feeling cornered, he struck out at the friend who was trying to help.
replace defense with explanation: replace A with B yapısı
replace A with B yapısında A kaldırılan veya bırakılan şey, B ise onun yerini alan şeydir. Bu cümlede defense eski tepki, explanation ise yeni tepkidir. Bu kalıp somut değişimleri veya bir davranış değişikliğini anlatabilir: replace + eski şey + with + yeni şey. Değişimin yönünü doğru göstermek için bu sırayı koruyun.
Alıştırma
Dürüst konuşmanın sessizliğin yerini alması için cümleyi replace ve with ile tamamlayın: Let's ____ silence ____ honest conversation.
Cevabı göster
replace · with
rather than turn: rather than + fiilin yalın hâli
Rather than daha az tercih edilen seçeneği, yani soğuk veya kontrolcü hâle gelmeyi sunar. Bunu daha önce belirtilen ve daha yapıcı olan say eylemiyle karşılaştırır. Can eşgüdümlü iki seçeneği de yönettiği için rather than sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: we can say ... rather than turn .... Bu kalıp, bir eylemi başka bir eyleme tercih etmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Turn fiilini doğru biçimde kullanın: We can explain what worries us rather than ____ cold.
Cevabı göster
turn
through their off-putting behavior. Kelime
3:26ne anlatmaya çalışıyor olabileceğini görmeye başlayabiliriz.
off-putting behavior: insanı uzaklaştıran davranış
Off-putting, bir şeyin hoşnutsuzluk veya rahatsızlık yarattığını ya da uzak durma isteği uyandırdığını belirten birleşik bir sıfattır. Burada, partnerin iletişim kurma isteğini azaltan bir etkiye sahip olan davranışı niteler. Bu sözcük, kişinin karakterini veya niyetini kesin olarak tanımlamaz; davranışın yarattığı tepkiyi anlatır. Cümle, dinleyeni bu olumsuz etkinin ötesine bakıp davranışın ne anlatıyor olabileceğini düşünmeye yöneltir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi sözcük veya ifade tamamlar? The sales pitch was so aggressive that many customers found it ___ and walked away.
- through with
- postponed
- off-putting
Cevabı göster
off-putting
We can never be through with the requirement for acceptance. Deyimler
3:29Kabul edilme ihtiyacından asla kurtulamayız.
be through with: tamamen bitirmiş olmak
Be through with + bir isim veya zamir, bir şeyle uğraşmayı tamamen bitirmek ya da onunla olan bağı sona erdirmek demektir. Bu ifade, geçici bir arayı değil, tam bir bitişi anlatır. Burada never, bu olağan bitiş noktasını tersine çevirir: insanlar kabul edilme ihtiyacını hiçbir zaman tamamen geride bırakamaz. Başka bir deyişle bu ihtiyaç, bırakılıp gidilebilecek bir şey değil, devam eden bir ihtiyaçtır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın komiteyle olan bağını tamamen sona erdirdiği anlamına gelir?
- Maya got through the committee's long report.
- Maya went through the committee's long report.
- Maya is through with the committee.
Cevabı göster
Maya is through with the committee.
This isn't a curse limited to the weak and to the inadequate. Dilbilgisi
3:33Bu sadece zayıf ve yetersiz olanlarla sınırlı bir lanet değildir.
Grup adı olarak the weak ve the inadequate
Burada the + adjective yapısı, bir sıfatı bütün bir insan grubunu adlandıran ad öbeğine dönüştürür. the weak genel olarak zayıf insanları, the inadequate ise yeteneği ya da uygunluğu yetersiz görülen insanları anlatır. Bu ifadeler genelleyicidir ve -s ile bitmeseler de anlam bakımından çoğuldur: The weak are... denir, The weak is... denmez. Yapı, tek bir kişiyi belirtmek yerine insanları ortak bir özelliğe göre gruplar.
Alıştırma
unemployed sıfatından oluşturulan the + adjective grup ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The city opened a career center for ____.
Cevabı göster
the unemployed
to take another person for granted. Deyimler
3:41çantada keklik görmemize izin vermediğimiz anlamına gelir.
take another person for granted: başka birinin değerini göz ardı etmek
Bu cümlede take another person for granted, birinin varlığına veya desteğine o kadar alışmak ki onu artık fark etmemek, ona değer vermemek ya da teşekkür etmemek anlamına gelir. Ayrıca çoğu zaman o kişinin hep yanınızda olacağını veya yardım etmeye devam edeceğini varsaydığınızı düşündürür. Nesne bir kişi olduğunda ifade eleştireldir. grant burada gerçek anlamıyla kullanılmaz ve ifade yalnızca birini kabul etmek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp take + kişi veya şey + for granted biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın bir meslektaşının sürekli yardımına değer vermediğini anlatır?
- I granted my colleague an extra day.
- I took it for granted that my colleague had the key.
- I took my colleague for granted.
Cevabı göster
I took my colleague for granted.
It means we remain realistic enough Dilbilgisi
3:43İşlerin gerçekten kötüye gidebileceğini görecek kadar
realistic enough to see: sıfat + enough to + fiil
realistic enough to see ifadesinde enough, realistic sıfatından sonra gelir. Sıfat + enough + to-mastar yapısı, bir niteliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını anlatır; burada gerçekçi olmak, riski fark etmeyi mümkün kılar. Bu, konuşanların genel olarak kötümser olduğu anlamına gelmez. Gerçekten kötü bir sonucun mümkün olduğunu kabul edecek kadar açık ve gerçekçi düşündüklerini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için realistic, enough ve see sözcüklerini doğru sıraya koyun: The coach was ____ that the team needed more practice.
Cevabı göster
realistic enough to see
turn out badly: nihai bir sonucu anlatmak
Turn out, bir şeyin sonunda ulaştığı sonucu anlatır. turn out badly ifadesinde badly, sonucun nasıl olduğunu açıklayan bir zarftır; dolayısıyla ifade fiziksel olarak dönmek veya dışarı çıkmak değil, sonunda kötü bir sonuç elde etmek anlamına gelir. Could kesinlik değil olasılık bildirir; genuinely ise riskin hayalî değil, gerçek olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi turn out ve badly zarfıyla tamamlayın: Without a backup plan, the trip could ____.
Cevabı göster
turn out badly
and that we're invested enough to care.
3:49ve umursayacak kadar yatırım yaptığımız anlamına gelir.
managerial and brutish moments.
3:58yönetici gibi ve acımasız anlarının ardında gizlenen sevgiyi ve özlemi.
lurk behind: yüzeyin altında gizlenen bir güç
Bu cümlede love and longing, lurk fiilinin öznesidir; sert davranış ise bu duyguların arkasında gizlendiği görünür yüzdür. Behind mecazidir: duygular, fiziksel olarak bir şeyin arkasında değil, görünen davranışın altında saklıdır. Lurk çoğunlukla gizli veya tehditkâr bir şeyi çağrıştırır. Olumlu duygularla birlikte kullanılması gerilim yaratır ve okuru sert davranışın altındaki kırılgan nedeni aramaya yöneltir. Genel olarak X lurks behind Y, X’i Y’yi açıklamaya yardımcı olan gizli bir güç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi lurk behind ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A fear of failure ____ his constant criticism.
Cevabı göster
lurks behind
partners' most frosty managerial and brutish moments: üst üste bindirilmiş değerlendirmeler
Üç sıfat, burada davranış bölümleri anlamına gelen moments üzerine farklı değerlendirmeler yükler. Frosty duygusal açıdan soğuk veya düşmanca olmayı; managerial partnerin etkileşimi bir görev gibi kontrol etmesini; brutish ise sert, duyarsız veya kaba kuvvete dayalı olmayı anlatır. Birlikte yalnızca bad moments demekten çok daha fazlasını ifade ederler. Farklı alanlardan gelen imgeler soğukluktan kişiliksiz kontrole, oradan da kabalığa ilerleyerek kısa ama son derece eleştirel bir portre oluşturur. Most, bunların özellikle aşırı davranış bölümleri olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümlede partners' most frosty managerial and brutish moments neyi anlatıyor?
- Partnerlerin takvime yazdığı randevular
- Partnerlerin soğuk havada profesyonel yönetici olarak çalıştığı zamanlar
- Partnerlerin duygusal açıdan soğuk, kontrolcü ve sert davrandığı bölümler
- Partnerlerin sessizce sıcaklık ve şefkat gösterdiği anlar
Cevabı göster
Partnerlerin duygusal açıdan soğuk, kontrolcü ve sert davrandığı bölümler
dealing with the anxieties of trying to get close. Öbek fiiller
4:03yakınlaşmaya çalışmanın kaygılarıyla başa çıkıyoruz.
in our own way, — kendimize özgü bir şekilde
in our own way, “bize özgü bir biçimde” anlamına gelir; bu, mutlaka en iyi ya da en etkili yöntem demek değildir. Burada our, konuşan kişiyi ve partnerini kapsar; ifade, aynı tür zorlukla kendi kişisel biçimleriyle başa çıktıklarını gösterir. Bu ifade yargıyı yumuşatabilir: Farklı bir davranışın nedeni olabileceğini kabul eder, ancak her seçimin akıllıca veya başarılı olduğunu söylemez. Daha genel olarak in one's own way, farklı eylemleri ortak bir hedef ya da durumla ilişkilendirir.
Alıştırma
İnsanların aynı durumu kendilerine uygun farklı yöntemlerle ele aldığını anlatan ifadeyi seçin.
- in the same way — aynı biçimde
- on our own — yardım almadan
- by the way — bu arada
- in our own way — kendimize özgü bir yöntemle
Cevabı göster
in our own way — kendimize özgü bir yöntemle
dealing with the anxieties of trying to get close. — yakınlaşmaya çalışmanın kaygılarıyla başa çıkmak
Dealing with bir sorunla veya duyguyla aktif biçimde yüzleşmek, onu yönetmek ya da ona karşılık vermek anlamına gelir. Bu cümlede nesne, the anxieties of trying to get close ifadesinin tamamıdır: konuşanlar duygusal yakınlık kurmaya çalışırken ortaya çıkan çeşitli endişelerle başa çıkmaktadır. Deal with sorunun çözüldüğünü vaat etmez. Bir şeyi ele almayı devam eden bir süreç olarak sunar ve stress, conflict, a task ya da a responsibility gibi birçok farklı nesneyle kullanılabilir.
Alıştırma
Zor bir sorunu veya duyguyu aktif biçimde yönetmek anlamına gelen, ancak tamamen çözüldüğünü vaat etmeyen ifadeyi seçin.
- get close to — yaklaşmak veya daha samimi olmak
- solve — onu nihai bir cevap ya da çözüme ulaştırmak
- trade with — başka biriyle bir şeyi takas etmek
- deal with — onu yönetmek veya ona karşılık vermek
Cevabı göster
deal with — onu yönetmek veya ona karşılık vermek