İnsan ve Hayvan: Hangisi daha verimli? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, insan bedeninin enerji verimliliğini evrim, beden yapısı ve koşu performansı üzerinden inceliyor; ardından vücut ağırlığına göre değerlendirildiğinde neden insanın değil, balinanın en verimli hayvan olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Whether it's ve or — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Farklı örnekleri ortak bir sonuca bağlamadan önce nasıl sıralayacağınızı öğrenin. Bu esnek yapı, somon ve çita gibi ayrı örnekleri ilgisiz düşünceler hâline getirmeden daha kapsamlı bir iddiaya zemin hazırlamanıza yardımcı olur. 2. sweet spot — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun kelimenin gerçek anlamıyla tatlı bir yeri değil, ideal koşul aralığını veya birleşimini anlattığını kavrayın. Antrenman, yaş, kas kütlesi ve genetiğin verimli koşu için en uygun koşulları birlikte nasıl oluşturduğunu açıklarken kullanabilirsiniz. 3. kilo for kilo. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bilimsel karşılaştırmanın vücut ağırlığının her bir birimi temelinde yapıldığını fark edin. Böylece toplam enerji tüketimiyle büyüklüğe göre verimliliği karıştırmaz ve balina gibi büyük hayvanların neden daha verimli sayılabildiğini doğru yorumlarsınız.
Bu derste
Six Minute English from bbc learningenglish.com.
0:02bbc learningenglish.com'dan Six Minute English.
this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:10bu, BBC Learning English'ten Six Minute English.
Whether it's salmon swimming upriver to lay their eggs Dilbilgisi
0:15Yumurtalarını bırakmak için akıntıya karşı yüzen somonlar olsun,
Whether it's ... or ...: iki durum, tek sonuç
Whether it's A or B, ... ortak bir sonuçtan önce iki farklı örnek veya durum sunar. Bu cümlede somonlar ve çitalar, dinleyicinin aralarında seçim yapması gereken seçenekler değildir; hayvanların şaşırtıcı yeteneklerinin ne kadar geniş bir çeşitlilik gösterdiğini anlatırlar. whether ve or sözcüklerinden sonraki bölümler makul ölçüde paralel biçimlerde olmalıdır. Ardından gelen ifade, her iki durumda da neyin doğru olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı sonucun iki durumda da geçerli olduğunu göstermek için Whether ... or ... yapısını kullanır?
- Either a weekday or a weekend is available.
- Whether it's a weekday or a weekend, the first train leaves at six.
- Is it a weekday or a weekend?
Cevabı göster
Whether it's a weekday or a weekend, the first train leaves at six.
animals can do incredible things with their bodies.
0:22hayvanlar vücutlarıyla inanılmaz şeyler yapabilirler.
no less incredible: aynı derecede inanılmaz
no less + sıfat, bir şeyin söz konusu niteliğe karşılaştırma noktasından daha düşük olmayan bir düzeyde sahip olduğunu belirtir. Bu nedenle no less incredible, 'aynı derecede inanılmaz' veya 'ondan aşağı kalmayacak kadar inanılmaz' demektir; 'daha az inanılmaz' demek değildir. Karşılaştırma noktası no less incredible than the animals örneğindeki gibi than ile açıkça verilebilir veya burada olduğu gibi önceki bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle ikinci keşfin ilki kadar önemli olduğu anlamına gelir?
- The second discovery was less important than the first.
- The second discovery was not as important as the first.
- The second discovery was no less important than the first.
Cevabı göster
The second discovery was no less important than the first.
Just think of Olympic swimmers and sprinters.
0:29Olimpiyat yüzücülerini ve kısa mesafe koşucularını düşünün yeter.
Our bodies work using just the energy provided by what we eat. Dilbilgisi
0:31Vücutlarımız sadece yediklerimizin sağladığı enerjiyi kullanarak çalışır.
provided by what we eat: energy sözcüğünden sonra gelen geçmiş zaman ortacı öbeği
Geçmiş zaman ortacı öbeği provided by what we eat, energy sözcüğünden sonra gelir ve bu enerjinin nereden geldiğini belirtir. energy that is provided by what we eat biçiminde açılabilir. Provided cümlenin ana fiili değildir; ana fiil work sözcüğüdür. What we eat, “yediğimiz şeyler” veya “yediğimiz yiyecekler” anlamına gelen bir isim cümleciğidir.
Alıştırma
“Güneş panelleri tarafından sağlanan elektrik” anlamına gelen doğru isim öbeği hangisidir?
- the electricity was provided by solar panels
- the electricity providing by solar panels
- the electricity provided by solar panels
Cevabı göster
the electricity provided by solar panels
This means that the human body has to be incredibly efficient, Dilbilgisi
0:36Bu da insan vücudunun son derece verimli olması gerektiği anlamına gelir,
has to be incredibly efficient: koşullardan doğan zorunluluk
Has to be, durumun doğurduğu bir zorunluluğu ifade eder. Vücut yalnızca yiyeceklerden aldığı enerjiye sahip olduğu için verimli olmak bir gereklilik veya mantıksal sonuç olarak sunulur; bir kişinin verdiği emir olarak değil. Incredibly burada efficient sözcüğünün derecesini güçlendirir ve “son derece” anlamına gelir. Bu nedenle ifade, the body is efficient demekten daha fazlasını anlatır: bu sınırlamalar altında vücut son derece verimli olmak zorundadır.
Alıştırma
Hangi cümle, gerçek bir sınırlama nedeniyle yüksek verimliliği zorunlu olarak gösterir?
- The battery is tiny, so the sensor is highly efficient.
- The battery is tiny, so the sensor has to be highly efficient.
- The battery is tiny, so the sensor should be highly efficient.
Cevabı göster
The battery is tiny, so the sensor has to be highly efficient.
using as little energy as possible to do what it needs to. Dilbilgisi
0:41yapması gerekeni yapmak için mümkün olduğunca az enerji kullanarak.
as little energy as possible: sayılamayan bir miktarı en aza indirmek
as little energy as possible, işi yine de yapmaya yetecek en az miktarda enerjiyi kullanmak demektir. Yapı as + little + sayılamayan isim + as possible şeklindedir; energy sayılamayan bir isim olduğu için little kullanılır. Bu ifade pratikte mümkün olan en düşük miktarı belirtir; hiç enerji kullanmamak anlamına gelmez. Aynı yapı as little water as possible örneğinde olduğu gibi başka sayılamayan miktarlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cihazın en az miktarda elektrik kullandığını anlatmak için cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The device should use ___ during the night.
- as little electricity as possible
- as few electricity as possible
- as much electricity as possible
Cevabı göster
as little electricity as possible
what it needs to: cümle sonunda atlanan do
what it needs to ifadesinde what, gereken şeyi veya eylemi tanıtır; needs to ise needs to do it anlamına gelir. Bu son bölümün tam biçimi what it needs to do şeklindedir. Aynı eylem daha önceki to do bölümünden anlaşılabildiği için ikinci do söylenmez. Sondaki to hâlâ mastar belirtecidir; bir hata ya da edat değildir. Burada insan vücudunun yapması gereken bir eyleme gönderme yapar.
Alıştırma
The robot does what it needs to. cümlesiyle aynı anlama gelen cümleyi seçin.
- The robot does what it needs.
- The robot does what it needs to do.
- The robot needs to do the work.
Cevabı göster
The robot does what it needs to do.
Yet, even with our efficient bodies, Anlatım akışı
0:45Ancak yine de, bu verimli vücutlarımıza rağmen,
as fast as: eşit hızı karşılaştırmak
as + sıfat veya zarf + as kalıbı, iki kişiyi ya da şeyi aynı derece bakımından karşılaştırır. Burada as fast as koşma hızını karşılaştırır ve fast, run eylemini açıkladığı için zarf görevi görür. Dıştaki olumsuzluk no one can tüm anlamı değiştirir: hiçbir insan bir çitanın hızına ulaşamaz. as fast as sözleri karşılaştırma ölçütünü ifade eder; tüm cümleyi olumlu hâle getirmez.
Alıştırma
Cümleyi fast kullanarak eşit hız karşılaştırmasıyla tamamlayın: This electric bike can travel ____ the scooter.
Cevabı göster
as fast as
Yet, even with ...: bir noktayı kabul edip ardından sınırı belirtmek
Yet, biraz önce söylenen olumlu noktadan başka bir yöne geçildiğini gösterir. even with our efficient bodies önce bu yararlı gerçeği kabul eder, ancak bunu yine de yeterli olmayan bir koşul olarak sunar. Yet, even with + isim öbeği, ... kalıbı düşünceyi “evet, bu avantaj gerçek; ancak sınırlama devam ediyor” şeklinde düzenler. Bu kalıbı duyduğunuzda ardından beklenmedik bir sınır veya istisna gelmesini bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle önce yararlı bir koşulu kabul edip ardından devam eden bir sınırlamayı belirtir?
- Because we had a detailed map, we avoided the wrong road.
- Yet, even with a detailed map, we still took the wrong road.
- With a detailed map, we found the road easily.
Cevabı göster
Yet, even with a detailed map, we still took the wrong road.
not even: en olası istisnayı da olumsuzluğa katmak
Not even, şaşırtıcı veya özellikle güçlü bir örneği olumsuz ifadenin kapsamına alır. Olimpiyat şampiyonları koşuda son derece iyi insanları temsil eder; onların bile istisna olmadığını söylemek olumsuzluğu güçlendirir. Bu ifade genellikle, bu kişi veya şey bile yapamıyorsa başarı ihtimali daha düşük olanların da yapamayacağını anlatır. Burada yalnızca Olimpiyat şampiyonları olumsuzlanmaz; daha geniş kapsamlı olumsuz düşünce güçlendirilir.
Alıştırma
Cevabı bilmesi en olası kişi olan uzmanın bile cevabı bilmediğini hangi cümle anlatır?
- Only the expert knew the answer.
- Not even the expert knew the answer.
- Even the expert knew the answer.
Cevabı göster
Not even the expert knew the answer.
we'll be asking exactly how efficient is the human body? Anlatım akışı
0:54insan vücudunun tam olarak ne kadar verimli olduğunu soracağız.
we'll be asking exactly ...: ana soruyu önceden bildirmek
Burada we'll be asking exactly, sunucunun programın akışını gösteren bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyicilere programın inceleyeceği belirli soruya geçildiğini bildirir. Gelecek zamanda süreklilik bildiren will be asking, bu incelemeyi programın planlanmış bir bölümü olarak sunar ve dinleyiciyi sıradaki içeriğe yönlendirir. Bu örnekte son bölüm, sesli olarak açıklanan doğrudan bir soru şeklinde anlaşılır. Başka durumlarda da kullanılabilecek standart İngilizcede bir seçenek, düz cümle sıralamasını kullanan We'll be asking exactly how efficient the human body is yapısıdır. Diğer seçenek ise doğrudan soruyu ayrı olarak tanıtmaktır: We'll be asking this exact question: How efficient is the human body?
Alıştırma
Hangi cümle konuyu doğal biçimde önceden bildirir ve standart dolaylı soru sıralamasını kullanır?
- In this episode, exactly we'll asking how birds find their way home.
- In this episode, we'll be asking exactly how do birds find their way home.
- In this episode, we'll be asking exactly how birds find their way home.
Cevabı göster
In this episode, we'll be asking exactly how birds find their way home.
We'll be comparing human bodies performance against each other and against some animals too. Kalıp ifadeler
0:59İnsan vücutlarının performansını birbirleriyle ve bazı hayvanlarla karşılaştıracağız.
compare A against B: B'yi ölçüt olarak kullanmak
compare A against B kalıbı, A'yı bir karşılaştırma noktası olarak B'nin yanına koyup değerlendirmek anlamına gelir. Bu cümlede A insanın fiziksel performansıdır; B ise önce diğer insanlar, ardından bazı hayvanlardır. Against karşılaştırılan hedefi belirtir; burada karşı çıkma anlamına gelmez.
Alıştırma
Eksik kelimeyi yazarak compare ... against kalıbını tamamlayın: To evaluate the new phone's speed, we compared it ____ the previous model.
Cevabı göster
against
we'll be learning some new and useful vocabulary as well.
1:06bazı yeni ve yararlı kelimeler de öğreneceğiz.
Efficiency involves an input and an output. Kelime
1:12Verimlilik bir girdiyi ve bir çıktıyı içerir.
Bir tanımda involves an input and an output
Bir tanımda involve, bir şeyin fikrin veya sürecin parçası olarak yer aldığını belirtir. Burada verimlilik, bir sisteme neyin girdiğine ve sistemden neyin çıktığına bakılarak açıklanır. Input ve output yalnızca bilgisayarlarla ilgili sözcükler değildir. Bilimde ve günlük sistemlerde input enerji, malzeme, zaman veya para olabilir; output ise iş, ürün ya da başka bir sonuç olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede involves, iki şeyin bir sürecin parçaları olduğunu belirtmek için kullanılmıştır?
- The process removes the input and the output.
- The process involves an input and an output.
- The process compares an input with an output.
Cevabı göster
The process involves an input and an output.
It's about the relationship between the amount of energy coming in, Kalıp ifadeler
1:16Giren enerjinin miktarı,
the relationship between ... and ...: iki faktörü bağlamak
the relationship between iki şey, faktör veya değişken arasındaki bağlantıyı ya da karşılaştırmayı tanıtır. Yaygın kalıp the relationship between A and B şeklindedir; bu altyazıda A the amount of energy coming in, B ise daha sonra gelir. Bu ifade iki tarafın nasıl bağlantılı olduğunu anlatır, ancak tek başına birinin diğerine neden olduğunu söylemez. Bilimsel açıklamalara ve raporlara uygun, resmî ve analitik bir tınısı vardır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The report examines ____ screen time and sleep.
Cevabı göster
the relationship between
in other words: aynı fikri daha açık biçimde yeniden ifade etme
in other words, konuşanın aynı fikri daha açık bir şekilde yeniden anlatacağını gösterir. Sonraki sözler daha basit veya daha somut olabilir; burada soyut energy coming in fikri the food we eat olarak yeniden ifade edilir. Bu işareti duyduğunda, sonraki bölümü yeni bir nokta olarak görmek yerine önceki fikirle ilişkilendir.
Alıştırma
En uygun bağlayıcıyı seç: The museum is free to enter. ___, you do not need to buy a ticket.
- For example
- In other words
- In addition
Cevabı göster
In other words
energy coming in ... energy going out: soyut bir akışı anlatmak
energy coming in ve energy going out, birbirine paralel isim öbekleridir. İlki bir sisteme giren enerjiyi, ikincisi sistemden çıkan veya sistem tarafından kullanılan enerjiyi anlatır. coming in ve going out ifadeleri enerjide ne olduğunu açıklar. Burada in ve out belirli bir odaya girip çıkmayı değil, soyut bir akışı anlatır. Yiyecek içeri giren enerjiyi sağlar; fiziksel etkinlik ise dışarı çıkan enerjiyi kullanır.
Alıştırma
Soyut bir akışı anlatmak için coming in ve going out ifadelerini doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.
- The chart tracks the money coming and the money outing.
- The chart tracks the money entering in and the money leaving to.
- The chart tracks the money coming in and the money going out.
Cevabı göster
The chart tracks the money coming in and the money going out.
the usual movements and activities of day-to-day life.
1:25yani günlük yaşamın olağan hareketleri ve aktiviteleri arasındaki ilişkiyle ilgilidir.
according to this definition: bir tanımı ölçüt olarak kullanma
according to this definition ifadesi, ardından gelen yargıda hangi ölçütün kullanıldığını gösterir. Konuşan kişi bu yargıyı koşulsuz bir ifade olarak sunmaz; yargıyı bu belirli tanıma göre çerçeveler. according to + kaynak veya ölçüt yapısında isim grubu, bilginin ya da kuralın nereden geldiğini veya hangi ölçütün uygulandığını belirtir. Bir eylemi kimin yaptığını belirtmez.
Alıştırma
Güvenlik kurallarını zorunluluğun kaynağı olarak gösteren başlangıcı seç: ___, every rider must wear a helmet.
- In my opinion
- Because helmets are useful
- According to the safety rules
Cevabı göster
According to the safety rules
I'll reveal the answer later in the program. Kalıp ifadeler
1:44Cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
reveal the answer: saklı tutulan cevabı açıklamak
Bu cümlede reveal the answer, “önceden saklı tutulan cevabı açıklamak” anlamına gelir. Reveal, cevabın bilinmeyen veya gizli bir durumdan herkese açık bir duruma geçmesini anlatır; bu yüzden yalnızca say the answer demekten daha fazla merak ve heyecan yaratır. Bu ifade, bir sunucu, jüri üyesi veya anlatıcı cevabı ya da sonucu açıklamadan önce beklediğinde kullanılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The quiz host has kept it secret, but after the break she will ____.
Cevabı göster
reveal the answer
To find out more about how the human body works, Öbek fiiller
1:47İnsan vücudunun nasıl çalıştığı hakkında daha fazla bilgi edinmek için,
find out more about: daha fazla bilgi edinmek
Find out more about, soru sorarak, okuyarak, izleyerek veya araştırarak bir şey hakkında ek bilgi edinmek anlamına gelir. Find out, bilmemekten bilmeye geçiş sürecini anlatır; fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez. Yapı, find out more about + isim veya dolaylı soru şeklindedir. Burada ardından how the human body works dolaylı sorusu gelir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Read the museum guide to ____ how dinosaurs lived.
Cevabı göster
find out more about
it's helpful to know how our species evolved. Dilbilgisi
1:51türümüzün nasıl evrimleştiğini bilmek yardımcı olur.
It's helpful to know: bir bilginin faydalı olduğunu söylemek
It's helpful to know ... ifadesindeki it, bir kişiyi veya nesneyi göstermez. Özne konumunu dolduran biçimsel bir öznedir; asıl değerlendirilen içerik to know how our species evolved mastar öbeğidir. Bir eylemin ya da bilginin işi kolaylaştırdığını veya anlamayı geliştirdiğini söylemek için It's helpful to + fiilin yalın hâli kullanılır. Bu yapı, eylemi kesinlikle zorunlu değil, faydalı olarak sunar.
Alıştırma
It's helpful to yapısını ve check fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the trip, ____ the weather forecast.
Cevabı göster
it's helpful to check
professor of evolutionary anthropology at Duke University, Kültür
1:56Duke Üniversitesi'nde evrimsel antropoloji profesörü,
Evolutionary anthropology: insanları evrim yoluyla inceleyen alan
Evolutionary anthropology, insanları evrimsel bir bakış açısıyla inceleyen “evrimsel antropoloji” alanıdır. İnsan bedeninin, davranışlarının ve diğer özelliklerinin zaman içinde nasıl gelişip değiştiğini araştırır. Professor of evolutionary anthropology ifadesinde bu söz öbeği, profesörün akademik alanını belirtir. Anthropology insanları merkeze alır; evolutionary ise temel bakış açısının evrim olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi soru evolutionary anthropology alanıyla en doğrudan ilgilidir?
- Bir bilgisayar dosyayı nasıl saklar?
- Bir tamirci motoru nasıl onarabilir?
- İnsan bedeni ve davranışları evrim sürecinde nasıl değişti?
Cevabı göster
İnsan bedeni ve davranışları evrim sürecinde nasıl değişti?
speaking with BBC World Service program CrowdScience.
2:00BBC Dünya Servisi'nin CrowdScience programına konuşuyor.
If a human stands next to a dog, for example,
2:09Örneğin, bir insan bir köpeğin yanında durduğunda,
the dog has got that funny bent classic dog leg shape, right? Notlar
2:11köpeğin bacağı o komik, bükülmüş klasik köpek bacağı şeklindedir, değil mi?
Britanya İngilizcesinde şimdiki sahiplik için has got
Bu cümlede has got, has yani “sahip olmak” anlamındadır: köpeğin belirli bir bacak şekli vardır. Got, köpeğin bu şekli aldığını veya edindiğini anlatmaz. Şimdiki zamandaki sahipliği ya da mevcut bir özelliği belirtmek için he, she, it veya tekil bir isimle has got; I, you, we, they veya çoğul isimlerle have got kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi şimdiki zamandaki sahipliği anlatan Britanya İngilizcesine özgü have got biçimiyle tamamlayın: My sister ____ a new bicycle.
Cevabı göster
has got
Onayı kontrol etmek için cümle sonundaki right?
Bir ifadenin sonunda kullanılan right?, dinleyiciden az önce söyleneni doğrulamasını veya kabul etmesini ister. Burada konuşan kişi önce tanımlamayı yapar, ardından dinleyicinin de aynı anlayışı paylaşıp paylaşmadığını kontrol eder. Bu, konuşmaya özgü bir doğrulama ifadesidir; “sağ tarafta” yön anlamında değildir ve bir problemin doğru cevabını seçme isteği de değildir.
Alıştırma
Örnekte cümle sonundaki right? ifadesinin temel işlevi nedir?
- Bir sınavda hangi cevabın doğru olduğunu sormak
- Köpeğin sağ tarafta olup olmadığını sormak
- Dinleyicinin tanımlamaya katıldığını veya açıklamayı takip ettiğini kontrol etmek
Cevabı göster
Dinleyicinin tanımlamaya katıldığını veya açıklamayı takip ettiğini kontrol etmek
And that crouched posture is really typical of most animals. Notlar
2:15Ve bu çömelme duruşu gerçekten de çoğu hayvan için tipiktir.
crouched posture: alçak ve bükülmüş bir vücut duruşu
Crouched posture, vücudun alçakta tutulduğu ve bacakların ya da eklemlerin büküldüğü bir duruştur. Yalnızca bir vücut bölümünün bükülmesini değil, bütün vücudun yere doğru alçalmasını anlatır. Burada crouched, posture sözcüğünün nasıl bir duruş olduğunu açıklar. Bu ifade, birçok hayvanın alçak ve bükülmüş duruşunu daha dik bir duruştan ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi açıklama crouched posture ifadesine en iyi uyar?
- Tilki, bacakları düz biçimde uzun duruyor.
- Yalnızca tilkinin kuyruğunun ucu hafifçe kıvrılıyor.
- Tilki, bacaklarını bükerek bütün vücudunu alçakta tutuyor.
Cevabı göster
Tilki, bacaklarını bükerek bütün vücudunu alçakta tutuyor.
typical of: özelliği taşıyan şeyi belirtmek
Be typical of, bir şeyin başka bir kişi, grup veya yerin yaygın ya da ayırt edici özelliği olması demektir. Örnekte çömelmiş duruş, çoğu hayvanda yaygın bir özelliktir. Özellik + be + typical of + kişi, grup, yer veya dönem kalıbını kullanın. Of sözcüğünden sonraki bölüm, bu özelliği yaygın olarak taşıyan şeyi belirtir.
Alıştırma
Karakteristik özelliği olmak anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Long, cold winters are ____ this region.
Cevabı göster
typical of
and because our legs are pretty long for our body size, Kelime
2:22ve vücut boyutumuza göre bacaklarımız oldukça uzun olduğu için,
because of that: daha önce belirtilen nedene gönderme yapmak
Because of that, daha önce belirtilen bir düşünceye —burada insan bacaklarının nispeten düz olduğu gerçeğine— gönderme yapar ve bu düşüncenin tamamını neden olarak sunar. That, konuşanın önceki sözleri tekrarlamadan açıklamaya devam etmesini sağlar. Ardından gelen and because... ikinci bir neden ekler. Sözlü bir açıklamada bu yapı, önceki bilgiyi açıklamanın sonraki kısmına bağlar.
Alıştırma
İlk cümlenin tamamına neden olarak doğru biçimde gönderme yapan ifadeyi seçin: The lift was broken. ___, we took the stairs.
- Because of
- Because
- Because of that
Cevabı göster
Because of that
for our body size: vücut boyutunu değerlendirme ölçütü olarak kullanmak
For our body size, pretty long ifadesinin hangi ölçüte göre değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. “Bizim boyutumuzdaki vücutlardan beklenenle karşılaştırıldığında” anlamına gelir. Bacaklar vücuda oranla uzundur; mutlak olarak uzun olmaları gerekmez. “sıfat + for + boyut veya yaş” yapısında for, değerlendirmede kullanılan ölçütü belirtir. Tall for her age buna bir örnektir. Burada for, “bir amaç için” anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada for its size ne anlama geliyor? The puppy is very strong for its size.
- O büyüklükte bir şeyi taşıyabilecek kadar güçlüdür.
- Büyümek istediği için güçlüdür.
- Boyutu dikkate alındığında beklenenden daha güçlüdür.
Cevabı göster
Boyutu dikkate alındığında beklenenden daha güçlüdür.
ape family: insanların ape grubundaki yeri
Bu cümlede ape family; insanları, gorilleri, şempanzeleri, orangutanları ve gibonları içeren insansı maymunlar grubunu anlatır. İnsanların da ape olduğunu ve evrim yoluyla diğer apelerle akraba olduğunu söylemenin basit, teknik olmayan bir yoludur. Burada ape, monkey anlamına gelmez. İkisi de primattır, ancak İngilizcede farklı gruplar olarak ele alınırlar.
Alıştırma
Cümlenin biyolojik arka planını hangi ifade doğru açıklar?
- İnsanlar apedir ve goriller ile şempanzelerle akrabadır.
- İnsanlar monkeydir ve ape ile monkey tamamen aynı anlama gelir.
- İnsanlar doğrudan günümüzdeki gorillerden gelmiştir.
Cevabı göster
İnsanlar apedir ve goriller ile şempanzelerle akrabadır.
Humans are apes and evolved from the same origin as gorillas and chimpanzees. Kalıp ifadeler
2:27İnsanlar maymundur ve goriller ile şempanzelerle aynı kökenden evrimleşmiştir.
evolved from the same origin as: ortak bir köken
X evolved from the same origin as Y yapısı, X ile Y'nin gelişiminin aynı kaynağa kadar izlenebildiğini anlatır. Bu cümlede insanlar, goriller ve şempanzeler ortak bir evrimsel geçmişe sahip gruplar olarak sunulur. Bu, insanların günümüzdeki gorillerden veya şempanzelerden evrimleştiği anlamına gelmez. Bu gruplar ortak atalardan farklı dallar boyunca gelişmiştir.
Alıştırma
Örnekteki evolved from the same origin as ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Sadece tesadüfen tamamen aynı görünüyorlar.
- Modern bir tür doğrudan diğerine dönüştü.
- Daha eski ortak bir kaynaktan geliştiler.
Cevabı göster
Daha eski ortak bir kaynaktan geliştiler.
One big difference, however, is that ...: önemli bir farkı sunma
One big difference ... is that ... önce önemli bir karşıtlık olduğunu bildirir; ardından that ile başlayan yan cümle farkın tam olarak ne olduğunu açıklar. Bu kalıp, farkı önce adlandırıp sonra açıklayarak bilgiyi düzenler. However, ancak veya buna karşılık anlamı veren ara söz niteliğinde bir geçiş ifadesidir. Daha önce sözü edilen benzerliklerden bir farka geçildiğini gösterir, fakat temel yapıyı değiştirmez: One big difference is that ...
Alıştırma
Önemli bir farkı sunmak için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- One big difference is however because the newer bus carries more passengers.
- One big difference, however, is that the newer bus carries more passengers.
- One big difference, however, that the newer bus carries more passengers.
Cevabı göster
One big difference, however, is that the newer bus carries more passengers.
bent over: bükülmüş bir duruşu veya şekli anlatmak
Burada bent over bir durumu anlatır: bacak düz olmak yerine dizden bükülüdür. At the knee, bükülmenin gerçekleştiği eklemi belirtir. Bu duruş ifadesinde over, aşağıya ya da öne doğru bükülme anlamına katkı sağlar. Bacağın bir şeyin üzerinden geçtiği veya üstünde bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle öne doğru eğilmiş bir duruşu doğal biçimde anlatır?
- Maya walked past the sink after washing her face.
- Maya was bent over the sink, washing her face.
- Maya stood upright beside the sink, drying her hands.
Cevabı göster
Maya was bent over the sink, washing her face.
Whereas ile iki olguyu karşılaştırma
Whereas, kendisinden önceki cümleciği sonraki cümleciğe bağlar ve bunları zıt durumlar olarak karşılaştırmamız gerektiğini gösterir: insanlar dik yürürken çoğu hayvan daha alçak ve eğik bir duruşa sahiptir. Burada zaman bildiren “-dığı sırada” anlamında değil, buna karşılık anlamındadır. Tek bir cümlede paralel iki olguyu sunar ve karşıtlığı açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu resmî karşılaştırmayı en iyi tamamlayan bağlacı seçin: The north is wet, ___ the south is much drier.
- because
- whereas
- unless
Cevabı göster
whereas
leaning forwards to the ground: duruş ve yön
Leaning forwards, vücudun dik durmak yerine öne doğru eğik olduğunu belirtir. To the ground, eğimin yönünü ekler: vücut aşağıya, yere doğru yönelmiştir. Bu ifade başka bir yere gitmeyi değil, bir açıyı veya duruşu anlatır. İfade tek başına vücudun yere değip değmediğini göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle başka bir yere gitmek yerine vücudun öne doğru eğik açısını anlatır?
- The child is leaning forwards to look at an insect on the ground.
- The child is walking forwards to reach the gate.
- The child is carrying the insect to the garden.
Cevabı göster
The child is leaning forwards to look at an insect on the ground.
This crouched posture is not an efficient way to move. Dilbilgisi
2:45Bu çömelmiş duruş verimli bir hareket şekli değildir.
an efficient way to move: a/an + sıfat + way + to + fiil kalıbı
An efficient way to move, a/an + sıfat + way + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Bu kalıp, “sıfatın belirttiği özelliğe sahip bir işi yapma yöntemi” anlamına gelir. Burada efficient, yöntemin zamanı veya çabayı iyi kullandığını belirtir; not ise bu değerlendirmeyi olumsuz yapar. Bu kalıpta way, “yol” değil “yöntem” anlamındadır. Sıfatı ve sondaki fiili değiştirerek an easy way to learn veya a safe way to cross gibi ifadeler oluşturabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle a/an + sıfat + way + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?
- Reading aloud is a good way practising pronunciation.
- Reading aloud is a good way to practise pronunciation.
- Reading aloud is a good way for practise pronunciation.
Cevabı göster
Reading aloud is a good way to practise pronunciation.
something bent in the shape of a dog's leg. Kalıp ifadeler
2:56bir köpeğin bacağı şeklinde bükülmüş bir şey.
doglegs: köpek bacağı biçimindeki bükülmeler
Doglegs, dogleg sözcüğünün çoğuludur. Burada bükük bacaklar şekillerine göre doglegs olarak adlandırılır: her birinde köpek bacağının dış çizgisine benzeyen belirgin bir bükülme vardır. Sözcük bu bükük şekli adlandırır; gerçekten bir köpeğe ait olan bacak anlamına gelmez. Aynı şekil sözcüğü bir yol, patika, güzergâh veya nesnedeki keskin ve köşeli bir dönüşü de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede dogleg, bir yoldaki keskin ve köşeli dönüş anlamında kullanılıyor?
- The road runs straight beyond the bridge.
- The dog hurt its back leg near the bridge.
- The road has a dogleg just beyond the bridge.
Cevabı göster
The road has a dogleg just beyond the bridge.
in the shape of a dog's leg: biçimi anlatmak
In the shape of + isim, “o ismin belirttiği biçime veya dış hatlara sahip” demektir. Burada a dog's leg biçim için bir örnektir; of bu örneği belirtir, nesnenin köpeğe ait olduğunu anlatmaz. Bu ifade be fiilinden sonra gelebilir veya bir şeyin nasıl yapıldığını ya da büküldüğünü anlatabilir: something is, was made veya was bent in the shape of X. Genel anlamlı like sözcüğüne göre biçime daha kesin biçimde odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, of ile biten ve “... biçimine sahip” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The cookies were baked ____ tiny stars.
Cevabı göster
in the shape of
The word dogleg can also mean a sharp bend in a road or path. Kelime
2:59Dogleg kelimesi aynı zamanda bir yoldaki veya patikadaki keskin bir viraj anlamına da gelebilir.
can also mean: başka bir anlam eklemek
Can also mean, bir sözcüğün veya ifadenin ek bir anlamını tanıtır. Can mean, sözcüğün uygun bir bağlamda bu anlama geldiğini gösterir; also ise en az bir başka anlamın daha önce belirtildiğini veya bilindiğini anlatır. Yaygın açıklama kalıbı The word X can also mean Y şeklindedir. Burada dogleg sözcüğünün önceki anlamını geçersiz kılmadan yol veya patikadaki viraj anlamı eklenir.
Alıştırma
İkinci cümleyi can, also ve tanım vermek için kullanılan fiille tamamlayın: A bat can mean a flying animal. The word bat ____ a piece of sports equipment.
Cevabı göster
can also mean
a sharp bend in a road or path: yol veya patikadaki keskin viraj
a sharp bend in a road or path ifadesinde bend, güzergâhın yön değiştirdiği kıvrımlı yeri belirten sayılabilen bir isimdir. İfadenin tamamı, yönün aniden değiştiği keskin bir virajı anlatır. Sharp, dönüşün açısını veya ne kadar ani olduğunu belirtir. Yolun ya da patikanın kesici bir kenarı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
There is a sharp bend in the road ahead cümlesinde sharp ne anlama gelir?
- Yol, keskin bir virajda aniden yön değiştirir.
- Yol yüzeyinin kesici bir kenarı vardır.
- Yol çok dik biçimde yukarı çıkar.
Cevabı göster
Yol, keskin bir virajda aniden yön değiştirir.
So, the design of the human body makes it efficient Dilbilgisi
3:05Bu nedenle, insan vücudunun tasarımı onu verimli kılar
makes it efficient: make + nesne + sıfat
makes it efficient, make + nesne + sıfat kalıbını izler. Bir şeyin nesneye belirli bir özellik kazandırdığı anlamına gelir. Burada it nesnedir ve efficient onu açıklar; efficient bir nesne tümlecidir. Bu cümlede it, the human body ifadesine geri gönderme yapar. Sıfat, make eylemini değil, make sözcüğünden sonra gelen kişiyi veya şeyi açıklar.
Alıştırma
Programın ekibi daha verimli hâle getirdiğini anlatmak için make + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new schedule makes more efficiently the team.
- The new schedule makes the team more efficiently.
- The new schedule makes the team more efficient.
Cevabı göster
The new schedule makes the team more efficient.
compared to: göreli bir karşılaştırma ölçütü belirlemek
Compared to, göreli bir yargının dayandığı karşılaştırma ölçütünü belirtir. Burada ölçüt some other animals olduğundan efficient, her açıdan mutlak biçimde verimli değil, o hayvanlara göre verimli demektir. Kullanılabilir kalıp değerlendirme + compared to + isim öbeği şeklindedir. İfade, buradaki gibi değerlendirmeden sonra gelebilir veya karşılaştırma çerçevesini kurmak için başa alınabilir: Compared to X, Y is ...
Alıştırma
Cümleyi karşılaştırma ölçütünü belirten ifadeyle tamamlayın: This robot is small ____ the older model.
Cevabı göster
compared to
But how do humans compare with each other? Kalıp ifadeler
3:11Peki ya insanlar birbirleriyle nasıl karşılaştırılır?
compare with each other: bir grubun kendi içinde karşılaştırmak
How do humans compare with each other? cümlesinde compare, insanlar yan yana ele alındığında benzerliklerin, farklılıkların veya göreli performansın ortaya çıkması anlamına gelir. Soru, insanları karşılaştırmanın sonucunu sorar; insanların bilinçli olarak karşılaştırma yaptığı anlamına gelmez. Each other karşılıklılık bildirir: her üye diğer üyelerle ilişkilendirilir. En az iki üye gerektirir ve dışarıdan başka bir grup getirmek yerine karşılaştırmayı insan grubunun içinde tutar.
Alıştırma
Dışarıdan bir ölçüt kullanmadan üç plan arasındaki farkları sormak istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- How do these plans work with each other?
- How do these plans compare with each other?
- How do these plans compare with last year's plan?
Cevabı göster
How do these plans compare with each other?
How do Kenyan athletes break long-distance running records Kalıp ifadeler
3:14Kenyalı atletler uzun mesafe koşu rekorlarını nasıl kırıyor?
break long-distance running records: uzun mesafe koşu rekorlarını kırmak
break long-distance running records ifadesinde break, fiziksel bir nesneye zarar vermek değil, önceki en iyi sonucu aşmak anlamına gelir. long-distance running sözleri, hangi rekorların aşıldığını açıklar: uzun mesafe koşu rekorları. Yeniden kullanılabilecek kalıplar break a record, break the record ve break records şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi break the world record ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: In the final, the swimmer ____ by half a second.
Cevabı göster
broke the world record
while many of us struggle to run for the bus? Kalıp ifadeler
3:18bizim gibi birçok insan otobüse koşarken bile zorlanırken?
struggle to run for the bus: otobüse yetişmek için koşmakta zorlanmak
Struggle to do something, bir eylemi yapmakta zorlanmak ve çok çaba harcamak anlamına gelir. Zorluğu vurgular, ancak kişinin mutlaka başarısız olduğu anlamına gelmez. Burada run for the bus, yakında kalkabilecek bir otobüse yetişmek için koşmak demektir. Cümle, bu yorucu günlük işi üst düzey uzun mesafe koşusuyla karşılaştırır.
Alıştırma
Bir otobüs kalkmak üzereydi ve Nina koşmakta çok zorlanıyordu. Durumu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Nina struggled to run the bus.
- Nina struggled to run for the bus.
- Nina trained to run for the bus.
Cevabı göster
Nina struggled to run for the bus.
The main reason, according to Loughborough University physiologist Rhona Pearce,
3:21Loughborough Üniversitesi fizyologlarından Rhona Pearce'a göre ana neden
there may be other factors too: olasılığı temkinli biçimde ifade etmek
Burada there may be other factors, başka nedenlerin veya etkilerin var olmasının mümkün olduğunu belirtir. Konuşan kişi bunların kesinlikle var olduğunu söylemez; may ifadeyi temkinli tutar. Yapı there + may + be + isim öbeğidir. May bir kiplik yardımcı fiili olduğu için ardından be fiilinin yalın biçimi gelir. Too “de/da” anlamı katar ve bu olası etkenleri daha önce sözü edilen bir etkene ekler.
Alıştırma
Cümleyi may içeren iki sözcüklü fiil öbeğiyle tamamlayın: There ____ another reason for the delay.
Cevabı göster
may be
as she explained to BBC World Service's CrowdScience.
3:29tıpkı BBC Dünya Servisi'nden CrowdScience'a açıkladığı gibi.
Age probably comes into it in that there's probably an optimal age for tendon elasticity. Notlar
3:34Tendon esnekliği için muhtemelen ideal bir yaş olması bakımından yaş da muhtemelen devreye girer.
comes into it: bir şeyi ilgili bir etken olarak değerlendirmek
X comes into it yapısında X, tartışılan konuyla ilgilidir veya sonucu bir ölçüde etkiler. It zamiri bir yeri ya da nesneyi değil, daha önce ele alınan konunun tamamını belirtir. Burada Age probably comes into it, yaşın sportif performansı etkileyen etkenlerden biri olduğu anlamına gelir. Bu ifade tartışmaya bir etken ekler; gerçek anlamda bir yere girme hareketini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi come into it ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Weather also ____ when we plan a picnic.
Cevabı göster
comes into it
in that: bir ifadenin hangi açıdan doğru olduğunu belirtmek
In that, önceki ifadenin hangi belirli açıdan doğru olduğunu açıklayan bir yan cümle başlatır. Burada "Age probably comes into it" genel ifadedir; ardından gelen yan cümle yaşın nasıl etkili olabileceğini açıklar. Bağlaç işlevindeki in that'ten sonra öznesi ve yüklemi olan tam bir yan cümle gelir. Bu kullanım, in that room örneğindeki gibi yer bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede in that, genel bir ifadenin hangi açıdan doğru olduğunu belirtmek için kullanılmıştır?
- We left early because the shop was closing.
- The two models are similar in that they use the same battery.
- We stored the batteries in that cupboard.
Cevabı göster
The two models are similar in that they use the same battery.
optimal age for tendon elasticity: tendon esnekliği için en uygun yaş
Optimal, yalnızca iyi veya mutlaka en ileri yaş demek değildir; belirli bir amaç ya da koşul için en uygun olanı ifade eder. Burada an optimal age, tendon esnekliğinin en elverişli düzeyde olabileceği yaşı veya yaş aralığını belirtir. Tendon, kası kemiğe bağlar. Tendonun elasticity özelliği, gerildikten veya şekil değiştirdikten sonra eski hâline dönebilmesidir. Cümle kesin bir yaş vermiyor; probably sözcüğü, konuşanın temkinli bir olasılık öne sürdüğünü gösteriyor.
Alıştırma
Cümlede an optimal age for tendon elasticity ne anlama geliyor?
- Kemik gelişimi için ortalama bir yaş
- Tendon esnekliğinin en iyi düzeyde olabileceği bir yaş
- Bir kişinin koşabildiği en ileri yaş
Cevabı göster
Tendon esnekliğinin en iyi düzeyde olabileceği bir yaş
That tends to drops off as you get older. Öbek fiiller
3:39Bu, siz yaşlandıkça azalma eğilimindedir.
drops off: giderek azalır veya zayıflar
Burada drops off, “giderek azalır veya zayıflar” anlamına gelir. That, tendon esnekliğini ifade eder; dolayısıyla cümle bu esnekliğin yaş ilerledikçe azaldığını söylüyor. Kullanabileceğiniz deyimsel fiilin temel biçimi drop off şeklindedir. Geniş zamanda tekil bir özneden sonra drops off kullanılır: Elasticity drops off with age. tends to ifadesinden sonra ise temel biçim kullanılır: It tends to drop off.
Alıştırma
“Giderek azalır” anlamını vermek için vurgulanan deyimsel fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Attendance usually ____ during the winter months.
Cevabı göster
drops off
So, probably there's a sweet spot in age for running economy. Notlar
3:41Yani, koşu ekonomisi için muhtemelen yaşın bir 'sweet spot' (en uygun noktası) vardır.
sweet spot: en iyi nokta veya aralık
Sweet spot, koşulların birlikte en iyi şekilde çalıştığı noktayı veya aralığı anlatan bir deyimdir. Burada en iyi koşu ekonomisini sağlayabilecek yaş aralığını ifade eder; tadı tatlı olan bir yeri anlatmaz. İçinde spot sözcüğü geçse de sweet spot tek bir kesin değer olmak zorunda değildir; küçük bir ideal aralık da olabilir.
Alıştırma
“En iyi denge” anlamındaki vurgulanmış deyimle cümleyi tamamlayın: This model hits the ____ between price and quality.
Cevabı göster
sweet spot
running economy: koşarken enerji verimliliği
Running economy, bir kişinin belirli bir hızda koşmak için ne kadar oksijene veya enerjiye ihtiyaç duyduğunu anlatan bir spor bilimi terimidir. Koşu ekonomisinin daha iyi olması, aynı tempoyu daha az enerjiyle sürdürebilmek demektir. Burada economy, bir kaynağın verimli kullanılması anlamındadır; para, ticaret ya da bir ülkenin ekonomisi anlamına gelmez. Cümlede konuşmacı, bu verimliliğin en iyi olduğu bir yaş aralığı bulunabileceğini düşünüyor.
Alıştırma
Spor biliminde running economy ne anlama gelir?
- bir koşucunun ne kadar para kazandığı
- koşu ayakkabılarının ne kadar pahalı olduğu
- bir koşucunun enerjiyi ne kadar verimli kullandığı
Cevabı göster
bir koşucunun enerjiyi ne kadar verimli kullandığı
it depends what your weight is made up of. Öbek fiiller
3:48kilonuzun nelerden oluştuğuna bağlıdır.
in terms of weight: tartışma açısını belirleme
In terms of weight, 'kilo göz önüne alındığında' veya 'kilo açısından' anlamına gelir. Dinleyiciye, sıradaki ifadenin daha geniş bir tartışmanın hangi bölümüne ait olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı in terms of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada seçilen bakış açısı weight sözcüğüdür; bu ifadede terms, 'kelimeler' anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi in terms of yapısını ve cost sözcüğünü kullanarak tamamlayın: ____, the second plan is better.
Cevabı göster
In terms of cost
be made up of: bir bütünün parçalarını göstermek
Be made up of, “...den oluşmak” anlamına gelir. Bir bütünü hangi parçaların oluşturduğunu gösterir. Yapı, bütün + be made up of + parçalar şeklindedir. Bu cümlede your weight bütündür; kas ve yağ gibi vücut bileşenleri ise olası parçalardır. Bu ifadede made up, “uydurulmuş” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The reading club ____ twelve members.
Cevabı göster
is made up of
muscle mass: vücuttaki kas miktarı
Muscle mass, bir kişinin vücudundaki kas miktarı anlamına gelir. Bu isim grubunda muscle neyin ölçüldüğünü, mass ise bu vücut dokusunun miktarını belirtir. More muscle mass, yalnızca toplam vücut ağırlığının daha yüksek olması değil, kas miktarının daha fazla olması demektir. Buradaki mass, insan kalabalığı veya dinî ayin anlamına gelmez.
Alıştırma
Sağlık veya fitness hakkında konuşurken muscle mass ne anlama gelir?
- bir kişinin toplam vücut ağırlığı
- vücuttaki yağ miktarı
- vücuttaki kas miktarı
Cevabı göster
vücuttaki kas miktarı
Whereas if ...: iki koşulu karşılaştırmak
Whereas if, daha önce söylenmiş ya da ima edilmiş başka bir koşulla karşılaştırılan bir koşulu tanıtır. Whereas karşıtlığı gösterir, if ise koşulun kendisini başlatır. Bu cümlede konuşan kişi daha fazla kasın sağlayabileceği olası yarardan, daha fazla yağın yol açacağı farklı sonuca geçer. Bu yapı zaman ilişkisi kurmaz; iki koşulu karşılaştırarak düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle whereas if kullanarak ilk koşulla karşıtlık oluşturan bir koşul getiriyor?
- A dry path is easy to walk on, whereas if it rains, the path may become slippery.
- If it rains, the path may become slippery.
- A dry path is easy to walk on because it is not wet.
Cevabı göster
A dry path is easy to walk on, whereas if it rains, the path may become slippery.
you've got to carry it: kaçınılmaz fiziksel yükü ifade etmek
Have got to, «zorunda olmak» veya «gerekmek» anlamına gelir. You've got to ifadesinde you've, you have kısaltmasıdır ve got to ifadesinden sonra temel fiil olan carry gelir. Burada carry it, bir nesneyi yalnızca ellerinde tutmak değil, fazladan ağırlığı vücutla taşımak veya desteklemek anlamındadır. It daha önce sözü edilen yağa gönderme yapar; cümle bu ağırlığı kaçınılmaz bir yük olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle gerekli bir eylemi anlatmak için have got to yapısını doğru kullanıyor?
- You've got to carry the suitcase up the stairs.
- You've got to carrying the suitcase up the stairs.
- You've got carry the suitcase up the stairs.
Cevabı göster
You've got to carry the suitcase up the stairs.
Efficient running depends on having flexible muscles and tendons. Notlar
3:57Verimli koşu, esnek kaslara ve tendonlara sahip olmaya bağlıdır.
depends on having: depend on + -ing yapısı
Depend on, bir şeyin bir koşula ihtiyaç duyduğunu veya o koşuldan etkilendiğini belirtir. Depends on having yapısında on bir edattır; bu yüzden koşulu adlandıran having gerund biçiminde kullanılır, yalın fiil olan have kullanılmaz. Cümle, esnek kaslara ve tendonlara sahip olmanın verimli koşu için gerekli bir koşul olduğunu söyler. Aynı kalıp, depend on the weather veya depend on getting enough sleep örneklerindeki gibi bir isimle ya da -ing yapısıyla kullanılabilir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Good recovery depends on ____ enough sleep. (get)
Cevabı göster
getting
flexible muscles and tendons: fiziksel esneklik
flexible muscles and tendons, aşırı sert olmadan uzayabilen ve kolayca hareket edebilen vücut dokularını ifade eder. Buradaki flexible fiziksel hareket aralığını anlatır; tendons ise kasları kemiklere bağlayan sağlam şeritlerdir. Bu ifade, verimli koşmayı destekleyebilecek fiziksel bir koşulu belirtir. Bir antrenman planının veya kuralın kolayca değiştirilebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede flexible muscles and tendons ifadesinin anlamını seçin.
- alışılmadık derecede güçlü kaslar ve tendonlar
- aşırı sertleşmeden esneyip hareket edebilen kaslar ve tendonlar
- istendiği zaman değiştirilebilen bir antrenman planı
Cevabı göster
aşırı sertleşmeden esneyip hareket edebilen kaslar ve tendonlar
or the age at which you are most likely to succeed. Dilbilgisi
4:15ya da başarılı olma ihtimalinizin en yüksek olduğu bir yaşı olduğu anlamına gelir.
the age at which: bir yaşı o sırada gerçekleşen olaya bağlamak
The age at which ... yapısı, age isminden ve onu izleyen bir ilgi cümleciğinden oluşur. Which, age sözcüğüne gönderme yapar; at which ise at that age, yani “o yaşta” anlamına gelir. İlgi cümleciğinin geri kalanı o yaşta ne olduğunu söyler. İngilizcede bir şeyin belirli bir yaşta gerçekleştiğini söylerken at edatı gerekir. at sözcüğünü which’in önüne getirmek, o zaman noktasını sonraki açıklamaya resmî bir biçimde bağlar.
Alıştırma
Cümleyi edat ve ilgi zamirinden oluşan resmî biçimle tamamlayın: This is the age ____ many athletes reach their peak.
Cevabı göster
at which
most likely to succeed: başarı olasılığı en yüksek olmak
Be most likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma olasılığı en yüksek olmak demektir. Cümlede are most likely to succeed, başarı olasılığının bir yaşta karşılaştırılan diğer yaşlara göre daha yüksek olduğunu belirtir. Likely, be likely to + fiilin yalın hâli yapısında kullanılan bir sıfattır. Most, en yüksek olasılık derecesini gösterir; ancak ifade yine de bir tahmindir, garanti değildir.
Alıştırma
Cümleyi be most likely to + fiilin yalın hâli yapısını ve succeed fiilini kullanarak tamamlayın: Of the three plans, this one is ____.
Cevabı göster
most likely to succeed
plays a part: sonuca katkıda bulunmak
Play a part, bir sonucu etkilemek veya ilgili faktörlerden biri olmak anlamına gelir. Bu cümlede vücut kompozisyonu, koşu verimini etkileyen faktörlerden biri olarak anlatılıyor. Buradaki part, bir tiyatro oyunundaki rol anlamına gelmez. Bu ifade, özneyi daha geniş bir açıklamanın bir parçası olarak gösterir; öznenin mutlaka tek neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi play a part ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular sleep ____ in how well we concentrate.
Cevabı göster
plays a part
the amount of muscle in your body as opposed to fat or bone. Kalıp ifadeler
4:25vücudunuzdaki yağ veya kemiğin aksine kas miktarına ihtiyacı vardır.
as opposed to: açık bir karşıtlık kurmak
As opposed to, ilk unsurla karşılaştırılan başka bir seçeneği veya kategoriyi tanıtır. Burada kas miktarını yağ veya kemik miktarından ayırır; bu nedenle -den ziyade ya da -e karşıt olarak anlamına gelir. Bu yapıda opposed düşmanlık ifade etmez. X as opposed to Y kalıbı, hangi kategori veya seçimin kastedildiğini açıkça belirtmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle iki seçeneği karşılaştırmak için as opposed to ifadesini doğru kullanıyor?
- We chose to walk opposed as to taking the bus.
- We chose to walk as opposed to take the bus.
- We chose to walk as opposed to taking the bus.
Cevabı göster
We chose to walk as opposed to taking the bus.
So, training, age, muscle mass and genetics are all factors which,
4:29Dolayısıyla antrenman, yaş, kas kütlesi ve genetik,
come together: ayrı etkenlerin birleşmesi
Bu cümlede come together, “birleşmek ve tek bir bütün olarak işlemek” anlamına gelir. Antrenman, yaş, kas kütlesi ve genetik ayrı etkenlerdir; ancak birleşik etkileri sonucu oluşturur. Özne fikirler, kanıtlar, koşullar veya parçalar olduğunda come together genellikle ayrı unsurların bir bütün oluşturmasını ya da birlikte bir sonuç doğurmasını anlatır. İnsanların fiziksel olarak buluşması anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede come together, ayrı etkenlerin birleşmesi anlamında kullanılmıştır?
- The data from three studies come together to support the same conclusion.
- The researchers come over to discuss the conclusion.
- The results come back from the laboratory tomorrow.
Cevabı göster
The data from three studies come together to support the same conclusion.
the best possible combination of factors and circumstances.
4:39faktörlerin ve koşulların mümkün olan en iyi kombinasyonu.
produce a sweet spot: ideal bir denge oluşturmak
Burada produce, “fiziksel bir ürün imal etmek” değil, “bir sonuca yol açmak veya sonuç oluşturmak” anlamına gelir. Nesnesi, a sweet spot denen sonuçtur. A sweet spot, çeşitli koşulların özellikle iyi dengelendiği nokta veya aralıktır. Ardından gelen the best possible combination of factors and circumstances ifadesi bu anlamı doğrudan açıklar. Bu nedenle produce a sweet spot, “en elverişli birleşimi oluşturmak” demektir.
Alıştırma
Bu cümlede produce a sweet spot ne anlama gelir? Careful tuning can produce a sweet spot between power and efficiency.
- İki yerin tam ortasındaki coğrafi bir noktayı seçmek.
- Tadı tatlı olan fiziksel bir ürün imal etmek.
- İki etken arasında en etkili dengeyi oluşturmak.
Cevabı göster
İki etken arasında en etkili dengeyi oluşturmak.
it looks like my answer to your question was right, Sam. Ton ve niyet
4:46sorunuza verdiğim cevap doğru gibi görünüyor, Sam.
from the evidence: sonuçtan önce dayanağı belirtmek
from the evidence ifadesi, akıl yürütmenin dayanağını göstermek için sonuçtan önce gelir: eldeki kanıtlar, ardından gelen yargıyı destekler. Buradaki from, fiziksel bir başlangıç noktasını değil, bir düşüncenin kaynağını veya dayanağını belirtir. Bu giriş ifadesi mesajı önce dayanak, sonra sonuç sırasıyla düzenler. Dayanaksız bir tahmin yerine kanıta dayalı bir çıkarım yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede from the evidence dinleyiciye ne anlatır?
- Sonuç yalnızca kişisel bir tercihtir.
- Sonuç, eldeki kanıtlara dayanmaktadır.
- Konuşan kişi fiziksel bir başlangıç noktasını anlatmaktadır.
Cevabı göster
Sonuç, eldeki kanıtlara dayanmaktadır.
it looks like: temkinli bir sonuca varmak
it looks like, eldeki bilgilere dayanan bir yargıyı başlatır: konuşan kişi cevabının büyük olasılıkla doğru olduğunu düşünür, ancak bunu tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Burada look yalnızca görsel görünüşle ilgili değildir; ifadenin tamamı “öyle görünüyor ki” anlamına gelir. Kalıp it looks like + cümlecik şeklindedir; örneğin It looks like the bus is late. Sonucu doğrudan gerçek olarak söylemeye göre daha yumuşak ve temkinli kılar.
Alıştırma
Ofis karanlık ve kapı kilitli, ancak içeriyi kontrol etmediniz. Hangi cümle sonucu en uygun temkinlilikle ifade eder?
- Everyone may go home tomorrow.
- It looks like everyone has gone home.
- Everyone has definitely gone home.
Cevabı göster
It looks like everyone has gone home.
I'm sorry to say: kötü haberi yumuşatmak
I'm sorry to say, dinleyeni kötü bir habere, redde veya düzeltmeye hazırlar. “Bunu söylemek zorunda olduğum için üzgünüm” anlamına gelir ve olumsuz mesajı daha az sert hâle getirir. Bu cümlede konuşmacı, cevabın yanlış olduğu haberini nazikçe veriyor. Sorry, konuşmacının mutlaka yanlış bir şey yaptığını kabul ettiği anlamına gelmez; dinleyenin yaşayabileceği hayal kırıklığını önemsediğini gösterir.
Alıştırma
Kötü haberi yumuşatan nazik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “____, but the school trip has been cancelled.”
Cevabı göster
I'm sorry to say
and scientists still don't understand why,
5:04ve bilim insanları bunun nedenini hala anlamış değil,
The funny thing is: beklenmedik bir gerçeği tanıtmak
The funny thing is, dinleyene “Dikkat et: sıradaki gerçek alışılmadık veya beklenmedik” mesajını verir. İlgi uyandırır ve konuşmacının, insanların bekleyebileceği şeyden gerçekte doğru olan şeye geçmesine yardımcı olur. Burada funny, mutlaka “güldüren” değil, “tuhaf” veya “ilginç” anlamındadır. Konuşmacı bu ifadeyle bilim insanlarının hâlâ tam olarak açıklayamadığı şaşırtıcı bir gerçeği tanıtır.
Alıştırma
The funny thing is bu cümlede ne yapıyor? “The funny thing is, the smallest bag is the heaviest.”
- Konuşmacının açıklamayı bitirdiğini gösterir.
- Beklenmedik bir gerçeği tanıtır.
- Ardından bir şaka geleceğini söyler.
Cevabı göster
Beklenmedik bir gerçeği tanıtır.
the bigger ..., the less ...: iki değişimi ilişkilendirmek
the + comparative ..., the + comparative ... yapısı iki değişimi birbirine bağlar: biri değiştikçe diğeri de değişir. Burada hayvanın büyümesi, aynı vücut ağırlığı için daha az enerji kullanmasıyla ilişkilendirilir. İki the de sıradan tanımlıklar değil, bu karşılaştırma yapısının parçalarıdır. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise onunla birlikte değişen sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi karşılaştırma yapısıyla tamamla. early ve quiet sözcüklerini kullan: ____ we leave, ____ the roads will be.
Cevabı göster
The earlier · the quieter
kilo for kilo: eşit ağırlıkları karşılaştırmak
Kilo for kilo, karşılaştırmanın temeli olarak eşit ağırlığı belirler: bir hayvanın veya malzemenin bir kilogramı, diğerinin bir kilogramıyla karşılaştırılır. “Eşit ağırlıkta” demektir; iki kilonun değiş tokuş edilmesi anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, enerji kullanımıyla ilgili sonucu vücut ağırlığı birimiyle sınırlar. Daha büyük bir hayvanın toplamda daha az enerji kullandığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede iki şey eşit ağırlıkta kilo for kilo kullanılarak karşılaştırılıyor?
- This box weighs one kilo.
- Kilo for kilo, this material is stronger than steel.
- This material costs ten pounds per kilo.
Cevabı göster
Kilo for kilo, this material is stronger than steel.
So, the most efficient animal is also the biggest,
5:13Yani en verimli hayvan aynı zamanda en büyüğüdür,
Okay, let's recap the vocabulary from the program, Anlatım akışı
5:19Peki, programdaki kelimeleri tekrarlayalım,
let's recap: kısa bir gözden geçirmeye davet etmek
Let's recap, “daha önce ele aldıklarımızı kısaca gözden geçirelim” demektir. let's biçimi, konuşanın dinleyicileri bunu birlikte yapmaya davet ettiğini gösterir; recap ise her ayrıntıyı değil, ana noktaları gözden geçirmeye odaklanır. Burada konuşmanın akışını düzenleyen bir işaret görevi görür: ana bölüm bitmekte ve kelime tekrarı başlamaktadır. Aynı ifade ders, toplantı, sunum, podcast veya videoda kısa bir özete geçmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Daha önce konuşulanları kısaca gözden geçirmeyi belirtmek için let's recap ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Let's recap the three decisions we made today.
- Let's recap a new topic before anyone presents it.
- Let's recap by repeating the whole two-hour meeting word for word.
Cevabı göster
Let's recap the three decisions we made today.
starting with: ilk öğeyi belirtmek
Starting with, bir listenin, tekrarın veya sıralamanın ilk öğesini tanıtır. Bu cümlede starting with crouched, dinleyiciye crouched sözcüğünün gözden geçirilecek ilk kelime olduğunu bildirir. Bu ifade genellikle daha genel bir açıklamadan sonra gelir ve sırayı ekler: önce genel plan, ardından ilk öğe. Bu öğe with sözcüğünden sonra gelir ve genellikle bir isim, zamir veya -ing ile biten fiil biçimidir; starting tek başına eylemin tam şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Mutfağın ilk öğe olduğunu belirtmek için cümleyi starting with ile tamamlayın: We'll inspect every room, ____ the kitchen.
Cevabı göster
starting with
bent at the knee: bükülme noktasını belirtmek
bent at the knee ifadesinde bent, düz olmayan bir bacağı ya da vücut bölümünü anlatır; at the knee ise bükülmenin olduğu eklemi belirtir. Buradaki at, dışarıdaki ayrı bir yeri değil, bükülme noktasını gösterir. Bu ifade bir isimden sonra gelebilir: a leg bent at the knee. Aynı kalıpla bent at the waist örneğindeki gibi başka bir vücut noktası da belirtilebilir.
Alıştırma
Dizin bükülme noktası olduğunu göstermek için bent ve at kullanarak yönergeyi tamamlayın: Keep your front leg slightly ____.
Cevabı göster
bent at the knee
leaning forward and closer to the ground. Kalıp ifadeler
5:27öne eğilmiş ve yere daha yakın bir pozisyon.
closer to the ground: mesafeyi karşılaştırmak
Closer to the ground, yere olan mesafenin daha kısa olduğu anlamına gelir. Closer, close sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; bu yüzden açıkça söylenmese bile bu duruşu normal ya da önceki bir konumla karşılaştırır. Yaklaşılan nesne ya da yeri belirtmek için closer to + isim kalıbını kullanın: closer to the wall, closer to the table. Kullanılan edat to'dur.
Alıştırma
Cümleyi close sözcüğünün karşılaştırma biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The ball rolled ____ the wall than before.
Cevabı göster
closer to
A dogleg can describe something which has a bent shape,
5:30Dogleg bükülmüş bir şekle sahip bir şeyi,
especially a sharp bend in a road or path.
5:34özellikle de bir yoldaki veya patikadaki keskin bir virajı tanımlayabilir.
The optimal age to do something is the best age to do it.
5:37Bir şey yapmak için optimal yaş, onu yapmak için en iyi yaştır.
A sweet spot is the best possible combination of factors or circumstances.
5:47Sweet spot, faktörlerin veya koşulların olası en iyi kombinasyonudur.
are up: ayrılan sürenin sona erdiğini belirtir
Burada are up, ayrılan sürenin sona erdiği anlamına gelir. Our six minutes are up, altı dakikalık sürenin bittiğini ve sunucuların programı kapattığını anlatır. Buradaki up, “yukarı” demek değildir. Başka durumlara aktarılabilen yapı “süre + be + up” şeklindedir. be, özneyle uyumlu olur: Time is up, ancak Our six minutes are up.
Alıştırma
Bir öğretmen, beş dakikalık kısa sınav süresinin şimdi sona erdiğini söylemek istiyor. Hangi cümleyi kullanmalı?
- Your five minutes are up. Please stop writing.
- Your five minutes are almost up. You have thirty seconds left.
- Your five minutes start now. Please begin.
Cevabı göster
Your five minutes are up. Please stop writing.