Gözlükler görmemize nasıl yardımcı olur? - Andrew Bastawrous ve Clare Gilbert: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
578 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Video, gözlüğün eski çağlardaki bir gözlemden günümüzde kişiye özel tasarlanan modellere uzanan gelişimini anlatırken kırılmanın görmeyi nasıl sağladığını, kırma kusurlarının görüntüleri neden bulanıklaştırdığını ve düzeltici merceklerin ışığı retinaya nasıl yönelttiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The key to understanding what that means lies with — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kalıbı, konuşmacının genel bir ifadeden onu açıklayacak temel kavrama geçtiğini gösteren bir işaret olarak tanımayı öğrenin. Sunumlarda veya akademik metinlerde de sonraki açıklamanın dayandığı ana fikri tanıtmak için bu yapıyı kullanabilirsiniz. 2. which work by refocusing light so it strikes the retina precisely. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir ilgi cümleciğinin work by + -ing ile aracın nasıl çalıştığını, ardından so ile amaçlanan sonucu nasıl açıkladığını kavrayın. Böylece bir aygıtın ya da yöntemin hem işleyişini hem de ortaya çıkardığı sonucu tek ve bağlantılı bir cümlede anlatabilirsiniz. 3. that's hiding in plain view. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadenin kelimenin tam anlamıyla saklanan bir şeyi değil, görünür olduğu hâlde fark edilmeyen bir şeyi anlattığını kavrayın. İfadeyi günlük konuşmada veya medya bağlamında kullanabilir; videonun sonunda gözden kaçan şeylerle yeniden net görme arasında kurulan söz oyununu da fark edebilirsiniz.

Bu derste

Almost 2,000 years ago,

0:06

Neredeyse 2.000 yıl önce,

the Roman philosopher Seneca

0:08

Romalı filozof Seneca

peered at his book through a glass of water. Kalıp ifadeler

0:11

kitabına bir bardak suyun içinden baktı.

Kalıp ifadeler

peer at ... through ...: bir şeyin içinden dikkatle bakmak

Peer at something, çoğunlukla görülmesi zor olduğu için bir şeye yakından ve çaba göstererek bakmak demektir. Peered at his book ifadesinde peered geçmiş zamandadır; at ise Seneca'nın net biçimde görmeye çalıştığı şeyi getirir. Through a glass of water, görüş çizgisinin neyin içinden geçtiğini anlatır. Burada glass, içinde su bulunan içme bardağı anlamındadır. Bu nedenle ifade yalnızca kitabın yanındaki bir yeri değil, bakmak için kullanılan aracı belirtir. Su dolu bardak basit bir mercek gibi çalışır.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun tarihe büyüteç kullanarak dikkatle baktığını doğal biçimde anlatır?

  1. Leo glanced at the date and put the magnifying glass away.
  2. Leo peered at the date through a magnifying glass.
  3. Leo peered through the window at a magnifying glass.
Cevabı göster

Leo peered at the date through a magnifying glass.

Suddenly,

0:14

Aniden,

the text below was transformed.

0:15

aşağıdaki metin değişti.

The words magically became clear.

0:18

Kelimeler sihirli bir şekilde netleşti.

But it wasn't until a millennium later Dilbilgisi

0:21

Ancak bin yıl sonrasına kadar

that that same principle would be used to create the earliest glasses.

0:23

ilk gözlükleri yaratmak için aynı prensip kullanılmayacaktı.

Dilbilgisi

It wasn't until ... that ...: gecikmiş bir zamanı vurgulamak

It wasn't until + zaman ifadesi + that + cümlecik yapısı, that ile başlayan cümlecikteki olayın belirtilen zamandan önce gerçekleşmediğini anlatır. Olayın ne kadar geç gerçekleştiğini özellikle vurguladığı için uzun bir gecikme içeren tarih veya hikâye anlatımlarında kullanışlıdır. Örnekte later sözcüğünden sonraki ilk that, sonunda ne olduğunu anlatan cümleciği başlatır. Ardından gelen that ise that same principle içindeki işaret sözcüğüdür ve daha önce sözü edilen ilkeyi gösterir. İki sözcüğün görevleri farklı olduğu için that that dizisi doğrudur.

Alıştırma

Yağmurun ancak gece yarısında durduğunu anlatan sabit vurgu yapısını tamamlayın: It ____ until midnight ____ the rain stopped.

Cevabı göster

wasn't · that

Today,

0:29

Bugün,

glasses can help millions of people with poor vision

0:30

gözlükler görme bozukluğu olan milyonlarca insana yardımcı olabiliyor

due to uncorrected refractive errors. Kalıp ifadeler

0:33

düzeltilmemiş kırma kusurları nedeniyle.

Kalıp ifadeler

due to uncorrected refractive errors: neden belirtmek

Due to ifadesinden sonra bir isim öbeği gelir ve bir şeyin nedenini belirtir. Bu cümlede uncorrected refractive errors, poor vision durumunun nedenini belirtir. Due to öbeği poor vision ifadesinin hemen ardından geldiği için gözlüklerin neden yardımcı olduğunu değil, görmenin neden zayıf olduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü due to ifadesiyle tamamlayın: The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.

Cevabı göster

due to

The key to understanding what that means Anlatım akışı

0:36

Bunun ne anlama geldiğini anlamanın anahtarı

lies with the term refraction,

0:38

kırılma teriminde yatar,

Anlatım akışı

The key to understanding ... lies with ...: dikkati temel bir fikre yöneltmek

The key to understanding X lies with Y kalıbı, dinleyiciye nereye odaklanması gerektiğini gösterir: Y, X’i anlamak için gereken temel fikirdir. Burada X what that means, Y ise the term refraction bölümüdür; dolayısıyla cümle dinleyiciyi kırılma açıklamasına hazırlar. the key to understanding ifadesinde to bir edattır, bu nedenle understanding -ing biçimindedir. Lies with burada mecazidir: anahtarın o terimde bulunduğunu veya ona bağlı olduğunu belirtir; herhangi bir şeyin fiziksel olarak bir yerde yattığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The key to understanding the delay lies with the weather report,” cümlesinde bu yapı ne yapar?

  1. Gerçek bir anahtarın raporun yanında yattığını söyler.
  2. Ardından hiçbir açıklama gelmeyeceğini belirtir.
  3. Hava durumu raporunu temel ipucu olarak gösterir.
Cevabı göster

Hava durumu raporunu temel ipucu olarak gösterir.

the ability of a transparent medium like glass, Notlar

0:40

cam gibi şeffaf bir ortamın,

water,

0:44

suyun,

or the eye to change the direction of light

0:44

veya gözün ışığın yönünü değiştirme yeteneğidir

passing through it.

0:47

içinden geçen.

Dilbilgisi

Tanımlarda the ability of X to do Y

the ability of X to do Y yapısı, X’in Y yapma yeteneğine veya özelliğine sahip olduğunu belirtir. Bu cümlede of a transparent medium, yeteneğe sahip olan şeyi; to change the direction of light ise onun ne yapabildiğini gösterir. Bu isim yapısı bilimsel ve akademik tanımlarda yaygındır. of X ile özelliğin kime ya da neye ait olduğunu, to do Y ile de ilgili eylemi belirterek soyut bir niteliği açıklar.

Alıştırma

Tanımı the ability of X to do Y yapısıyla tamamlayın: Flexibility is the ability ____ a material ____ bend without breaking.

Cevabı göster

of · to

Kelime

Optikte transparent medium

Optikte transparent medium, su veya cam gibi ışığın içinden geçebildiği bir madde ya da malzemedir. Buradaki medium, ışığın içinden ilerlediği malzemeyi belirten teknik bir isimdir. Burada medium, haber veya iletişim medyası anlamına gelmez; büyük ile küçük arasındaki boyutu belirten sıfat da değildir. transparent ve light sözcükleri bilimsel anlamı açıkça gösterir.

Alıştırma

Water is a transparent medium cümlesinde transparent medium ne anlama gelir?

  1. Işığın içinden geçmesine izin veren bir madde.
  2. Olayları bildiren bir haber kuruluşu.
  3. Ne büyük ne de küçük olan bir nesne.
Cevabı göster

Işığın içinden geçmesine izin veren bir madde.

The eye has two main refractive surfaces, Kelime

0:49

Gözün iki ana kırıcı yüzeyi vardır,

the cornea,

0:52

kornea,

and the lens.

0:53

ve lens.

Kelime

refractive surfaces: ışığı kıran yüzeyler

refractive surfaces, ışık bir maddeden başka bir maddeye geçerken yön değiştirdiği yüzeyleri ifade eder. Bu cümlede bu ifade, kornea ile merceği gözün ışığı kıran iki ana yüzeyi olarak adlandırır. refractive, surfaces sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; dolayısıyla ifade bir eylemi değil, bir yüzey türünü belirtir. Bir optik sistemin ışığı nasıl işlediğini açıklayan teknik bir terimdir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi tam olarak seçin. Refractive içindeki /fræk/ ve reflective içindeki /flɛk/ seslerine dikkat edin.

  1. The camera lens has a reflective surface.
  2. The camera lens has a refractive surface.
Cevabı göster

The camera lens has a refractive surface.

Ideally,

0:54

İdeal olarak,

these surfaces work together to refract light Kalıp ifadeler

0:55

bu yüzeyler ışığı kırmak için birlikte çalışır

in a way that accurately focuses light Dilbilgisi

0:58

ışığı tam olarak odaklayacak şekilde

onto the retina,

1:00

retina üzerine,

Kalıp ifadeler

work together to refract light: tek bir sonuç için koordineli çalışma

work together to + fiil, iki veya daha fazla parçanın tek bir sonuç üretmek için koordineli bir sistem gibi hareket ettiğini gösterir. Burada these surfaces, daha önce sözü edilen kornea ile merceğe gönderme yapar; to refract light ise ışığın farklı maddeler arasından geçerken yönünü değiştirmek anlamına gelir. Bu yapı vücut bölümleri, makine parçaları veya insanlar için de kullanılabilir. Yalnızca hepsinin işin içinde olduğunu değil, ortak bir sonuca ulaşmak için koordineli hareket ettiklerini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi tam work together to yapısıyla tamamlayın: The two filters ____ clean the water.

Cevabı göster

work together to

Dilbilgisi

in a way that accurately focuses light: bir yöntemi etkisine bağlamak

In a way that + yan cümle, bir eylemin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Burada that ile başlayan bölüm, bu yöntemin ne sağladığını gösterir: ışık retinaya doğru biçimde odaklanır. Bu yapı, bir yöntemi onun etkisine bağlar. Yalnızca ne olduğunu değil, belirli bir uygulama biçiminin hangi sonucu oluşturduğunu da açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi in a way that ile tamamlayın: The guide explains the rules ____ makes them easy for new players to understand.

Cevabı göster

in a way that

the layer of light-sensitive tissue Kelime

1:01

ışığa duyarlı doku tabakasına

at the back of the eye

1:04

gözün arkasındaki

that works with the brain to give rise to vision. Kalıp ifadeler

1:05

görme yetisini sağlamak için beyinle birlikte çalışan.

Kelime

the layer of light-sensitive tissue: kısa çizgili birleşik sıfat

The layer of light-sensitive tissue ifadesi, retinanın ne olduğunu açıklayarak onu tanımlar: ışığa tepki veren dokudan oluşan bir tabakadır. Light-sensitive, tissue sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Burada light ışık anlamındaki isimdir; kısa çizgi bu sözcüğü sensitive ile birleştirerek ikisinin tek bir niteleyici gibi çalışmasını sağlar. Böylece tissue that is sensitive to light biçimindeki uzun düşünce kısaltılır.

Alıştırma

İsimden önce doğru sıfatı oluşturmak için light ve sensitive sözcüklerini kullanın: The lab keeps the ____ material in a dark cabinet.

Cevabı göster

light-sensitive

Kalıp ifadeler

give rise to vision: bir sonuç ortaya çıkarmak

Give rise to, bir şeyin sonuç olarak ortaya çıkmasına neden olmak veya onu üretmek anlamına gelir. Bu cümlede göz dokusu beyinle birlikte çalışır ve bu süreç görmeyi oluşturur. Sabit yapı give rise to + isim veya isim öbeğidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ifade, bir şeyi kelimenin tam anlamıyla yukarı hareket ettirmek demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: A lack of sleep can ____ serious health problems.

Cevabı göster

give rise to

But many people develop refractive errors Kalıp ifadeler

1:08

Fakat birçok insanda kırma kusurları gelişir

Kalıp ifadeler

develop refractive errors: bir durumun ortaya çıkması

Burada develop, bir durum zaman içinde oluşurken veya ortaya çıkarken o duruma sahip olmaya başlamak anlamındadır. Birçok kişide kırma kusurları ortaya çıkar; insanlar bunları yaratmaz veya tasarlamaz. Bu anlamda genellikle kişi veya vücut bölümü + develop + durum, belirti ya da sorun yapısı kullanılır. Örnek: develop a rash; the eye developed an infection.

Alıştırma

Develop hangi cümlede bir sağlık sorununun ortaya çıkmaya başlaması anlamındadır?

  1. The company developed a new phone.
  2. The photographer developed the film.
  3. The patient developed a rash after taking the medicine.
Cevabı göster

The patient developed a rash after taking the medicine.

either during childhood as their eyes are growing Dilbilgisi

1:11

ya çocukluk döneminde gözleri büyürken

or in later life as their eyes age.

1:14

ya da ilerleyen yaşlarda gözleri yaşlandıkça.

Dilbilgisi

as zaman yan cümleleriyle either ... or ...

Bağıntılı either ... or ... çifti iki alternatif zaman dilimini birbirine bağlar: during childhood ve in later life. İki tarafın paralel tutulması açıklamayı izlemeyi kolaylaştırır. Her as yan cümlesi o dönemde gerçekleşen değişimi ekler: çocuklukta gözler büyür, yaşamın ilerleyen dönemlerinde ise yaşlanır. Buradaki as, “... iken” veya “süreç ilerledikçe” anlamındadır; as ... as karşılaştırma yapısı değildir.

Alıştırma

İki alternatif zaman dilimini either ... or ile tamamlayın: The condition may appear ____ during childhood as the body grows ____ later in life as the body ages.

Cevabı göster

either · or

Imperfections in the cornea and lens

1:17

Kornea ve lensteki kusurlar

cause refracted light to be focused in front of Dilbilgisi

1:19

kırılan ışığın odaklanmasına neden olur, önünde

or behind the retina,

1:22

veya retinanın arkasında,

Dilbilgisi

cause X to be done: edilgen bir sonuç

cause + X + to be + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir şeyin X’in bir eyleme maruz kalmasına neden olduğunu belirtir. Bu cümlede X, refracted light ifadesidir; to be focused ise bu ışığa ne olduğunu gösterir. Bu edilgen mastar, bir mekanizmayı açıklarken kullanışlıdır: nedeni belirtin, etkilenen şeyi tanımlayın ve ardından onun maruz kaldığı sonucu ifade edin.

Alıştırma

cause + X + to be + geçmiş zaman ortacı yapısını tamamlayın: A wiring fault caused the alarm ____ activated by mistake.

Cevabı göster

to be

making images appear blurry. Dilbilgisi

1:24

görüntülerin bulanık görünmesine neden olarak.

Dilbilgisi

making images appear blurry: sonuç bildiren bir -ing yan cümleciği

Virgülden sonraki making images appear blurry, önceki durumun tamamının sonucunu bildiren bir -ing yan cümleciğidir. Kusurlar ışığın yanlış yerde odaklanmasına neden olur; bunun sonucunda görüntüler bulanık görünür. Bu yapı, so ile ayrı bir yan cümle eklemeden nedeni doğal sonucuna bağlar. İfadenin içindeki yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: making + images + appear. Appear, to appear veya appears değil, yalın hâlde kalır. Blurry, appear fiilinden sonra gelen ve görüntülerin nasıl göründüğünü belirten bir sıfattır.

Alıştırma

Cümleyi make içeren bir -ing sonuç yan cümleciğiyle tamamlayın: A thin layer of frost covered the glass, ____ the signs appear blurry.

Cevabı göster

making

People with refractive errors can still see color,

1:27

Kırma kusurları olan kişiler renkleri,

movement,

1:30

hareketi,

and light,

1:30

ve ışığı hâlâ görebilir,

but the details of what they're looking at

1:31

ancak baktıkları şeyin detayları

are out of focus. Kalıp ifadeler

1:34

odak dışındadır.

Kalıp ifadeler

are out of focus: net biçimde odaklanmamış olmak

Are out of focus, ayrıntıların net biçimde odaklanmadığını ve bu nedenle açıkça görülemediğini ifade eder. Details çoğul bir öznedir, bu yüzden cümlede are kullanılır; tekil image öznesiyle is out of focus kullanılır. Out of focus görme, fotoğrafçılık ve video alanlarında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada netliğin azalmasını anlatır; hiçbir şey görememek anlamına gelmez ve fiziksel olarak bir odağın dışında bulunmak şeklinde kelimesi kelimesine yorumlanmaz.

Alıştırma

Net biçimde odaklanmamış anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The camera focused on the wall instead of the person, so the person is ____.

Cevabı göster

out of focus

People experience refractive errors in different ways,

1:35

İnsanlar kırma kusurlarını farklı şekillerde yaşarlar,

owing to differences in their eyes. Kalıp ifadeler

1:38

gözlerindeki farklılıklar nedeniyle.

Kalıp ifadeler

owing to + isim öbeği: nedeni resmî biçimde belirtme

Burada owing to, because of anlamına gelir. Ardından gelen differences in their eyes isim öbeği, kırma kusurlarının insanlarda farklı biçimlerde görülmesinin nedenini belirtir. Tekrar kullanılabilecek yapı sonuç + owing to + isim öbeği şeklindedir. Sonuç ile neden arasında kısa ve resmî bir bağlantı kurar.

Alıştırma

Hangi cümle owing to ifadesini resmî bir açıklamada doğru kullanır?

  1. The road was closed owing to it flooded.
  2. The road was closed owing to flooding.
  3. The road was closed owing flooding.
Cevabı göster

The road was closed owing to flooding.

In some, Anlatım akışı

1:41

Bazılarında,

light refracts too much,

1:42

ışık çok fazla kırılır,

and in others, too little.

1:43

ve bazılarında ise çok az.

Anlatım akışı

In some ... and in others ...: eksiltmeyle karşıtlık kurma

Bu eşleşmiş yapılar, iki grubu karşılaştırarak bilgiyi düzenler. Burada some ve others farklı insanların gözlerini temsil eder; bu nedenle eyes ismini tekrar etmeye gerek kalmaz. İkinci bölüm, ilk bölümde zaten verilen sözcükleri de düşürür. Tam hâliyle and in others, too little, and in others, light refracts too little anlamına gelir. Bu eksiltme karşılaştırmayı kısa tutarken paralel konumlar hangi ögelerin birbiriyle eşleştiğini gösterir.

Alıştırma

“In some classrooms, noise levels are high, and in others, very low,” cümlesinin ikinci bölümünde very low ifadesinden önce hangi sözler anlaşılır?

  1. some classrooms become
  2. classrooms contain
  3. noise levels are
Cevabı göster

noise levels are

Eyes with a focal point in front of the retina

1:45

Odak noktası retinanın önünde olan gözlere

are called myopic, or short-sighted. Kelime

1:48

miyop veya yakını gören denir.

Kelime

myopic, or short-sighted: teknik bir terimi or ile açıklamak

Bu görme bağlamında myopic ve short-sighted, yakındaki nesnelerin uzaktakilerden daha net görüldüğü miyopluğu anlatır. Myopic teknik terimdir; short-sighted ise daha tanıdık bir addır. Buradaki or iki seçenek sunmaz. Teknik terimi daha sade bir ifadeyle yeniden açıklar. “Teknik terim, or tanıdık ad” kalıbı açıklamalarda ve tanımlarda yaygındır.

Alıştırma

Bu cümledeki “myopic, or short-sighted” ifadesinde or ne işe yarar?

  1. Teknik terimi tanıdık bir adla açıklar.
  2. Birbirine karşıt iki görme sorununu adlandırır.
  3. Tanının belirsiz olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Teknik terimi tanıdık bir adla açıklar.

They can see close objects clearly,

1:50

Yakındaki nesneleri net olarak görebilirler,

but those far away are out of focus. Anlatım akışı

1:53

ancak uzaktakiler odak dışıdır.

Anlatım akışı

but those far away: çoğul bir ismin yerine those kullanmak

Those far away ifadesinde those, daha önce geçen çoğul objects isminin yerine kullanılır. Far away hangi nesnelerin kastedildiğini belirtir; böylece far-away objects ifadesi tekrarlanmaz. But, yakındaki ve uzaktaki nesneler arasında karşıtlık kurar: ilk grup nettir, ikinci grup ise odak dışıdır. Those burada sayılabilen çoğul bir ismin yerini tutar; tekil bir isim için that kullanılır.

Alıştırma

En uygun tamamlamayı seçin: “The books on the left shelf are old, but ___ are new.”

  1. them on the right shelf
  2. those on the right shelf
  3. that on the right shelf
Cevabı göster

those on the right shelf

But when the focus point is behind the retina,

1:55

Fakat odak noktası retinanın arkasındayken,

people are hyperopic or long-sighted. Kelime

1:58

insanlar hipermetrop veya uzağı görendir.

Kelime

hyperopic or long-sighted: hipermetrop için iki terim

Bu cümlede hyperopic ve long-sighted aynı görme durumunu adlandırır: görüntü retinanın arkasına odaklandığı için yakındaki nesnelere odaklanmak genellikle daha zordur. Hyperopic teknik terimdir; long-sighted ise bunu daha gündelik bir dille yeniden ifade eder. Buradaki or alternatif bir adlandırma getirir ve ‘başka bir deyişle’ anlamına gelir; iki durum arasında seçim sunmaz. Karşıt kavram myopic veya short-sighted ifadesidir.

Alıştırma

Hangi ifade hyperopic olan birini doğru biçimde tanımlar?

  1. Hyperopic olan biri yakındaki bir kitaba odaklanmakta daha çok zorlanabilir.
  2. Hyperopic olan biri uzaktaki nesneleri kesinlikle göremez.
  3. Hyperopic ve myopic aynı anlama gelir.
Cevabı göster

Hyperopic olan biri yakındaki bir kitaba odaklanmakta daha çok zorlanabilir.

For them,

2:01

Onlar için,

objects close up are unfocused,

2:02

yakındaki nesneler odak dışıdır,

but distant objects are crystal clear. Kalıp ifadeler

2:04

ancak uzaktaki nesneler kristal kadar nettir.

Kalıp ifadeler

crystal clear: tamamen net

Crystal clear, ‘son derece net’ veya ‘görülmesi ya da anlaşılması çok kolay’ anlamına gelen kalıplaşmış ve vurgulu bir ifadedir. Bu cümlede uzaktaki nesnelerin bulanıklık olmadan keskin biçimde görüldüğünü belirtir. İfade sesleri, talimatları, açıklamaları, anıları veya birinin ne demek istediğini de tanımlayabilir. Crystal, clear sözcüğünün anlamını güçlendirir; ifade gerçek anlamda kristalden yapılmış bir nesneyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi ‘tamamen net’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The instructions were ____, so everyone knew exactly what to do.

Cevabı göster

crystal clear

Finally,

2:07

Son olarak,

some people have a cornea with a non-spherical shape Kelime

2:08

bazı insanların korneası küresel olmayan bir şekle sahiptir

that causes astigmatism,

2:11

astigmata neden olan,

a form of out-of-focus vision

2:13

odak dışı bir görme biçimi

that makes all objects seem blurred,

2:15

tüm nesnelerin bulanık görünmesine neden olan,

whether close or far. Dilbilgisi

2:17

ister yakında ister uzakta olsun.

Kelime

a non-spherical shape: non- ile sıfat oluşturma

non- ön eki “değil” veya “belirtilen niteliğe sahip olmayan” anlamını verir. spherical sözcüğüne eklendiğinde non-spherical oluşur; dolayısıyla a non-spherical shape, şekli olmayan bir nesneyi değil, küresel olmayan bir şekli belirtir. non- + sıfat kalıbı, bir şeyin belirtilen kategorinin dışında olduğunu nesnel biçimde ifade eder. Özellikle kesin betimlemelerde kullanışlıdır; ancak non- ile kurulan her sözcüğün yerleşik yazımı kısa çizgili veya bitişik olabilir.

Alıştırma

Cümleyi non- ve spherical ile oluşturulan sıfatla tamamlayın: The model has a slightly ____ shape.

Cevabı göster

non-spherical

Dilbilgisi

whether close or far: iki alternatifi de kapsama

Whether A or B iki alternatif sunar ve ana sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada whether close or far, nesnelerin yakınken de uzaktayken de bulanık göründüğü anlamına gelir. Close or far kısaltılmış bir yan cümledir. Anlaşılan tam biçim whether the objects are close or far şeklindedir. Anlam açık olduğunda İngilizcede tekrarlanan özne ve be fiili çıkarılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle kuralın her iki yerde de aynı olduğunu belirtir?

  1. The rule applies if you are at home.
  2. The rule applies whether you are at home or in the office.
  3. The rule applies because you are at home or in the office.
Cevabı göster

The rule applies whether you are at home or in the office.

As we age, Dilbilgisi

2:20

Yaşlandıkça,

our eyes face new challenges. Deyimler

2:21

gözlerimiz yeni zorluklarla karşılaşır.

Dilbilgisi

As we age: as ile eş zamanlı değişimleri anlatmak

As we age ifadesinde as, “bir değişim ilerlerken” veya “zaman geçtikçe” anlamına gelir. İnsanların yavaş yavaş yaşlanmasını zaman arka planı olarak verir; ana cümle de bu süreçte ne olduğunu anlatır. Kullanılabilir kalıp As + özne + değişim bildiren fiil şeklindedir ve ardından başka bir gelişme veya sonuç gelir. Bu kalıp, birinin yalnızca diğerinden sonra gerçekleştiğini söylemeden aynı dönemde ilerleyen iki değişimi birbirine bağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede as, aşamalı bir değişimin başka bir değişimle birlikte gerçekleştiğini gösterir?

  1. As the weather gets colder, the lake begins to freeze.
  2. Because the weather was cold, we stayed inside.
  3. After the storm ended, the sun came out.
Cevabı göster

As the weather gets colder, the lake begins to freeze.

Deyimler

face new challenges: geçişli fiil olarak face

our eyes face new challenges ifadesinde face, “karşılaşmak ve bununla uğraşmak zorunda olmak” anlamına gelir; “yönünü ona çevirmek” anlamında değildir. New challenges, değişen koşulların ortaya çıkardığı yeni zorluklardır. Bu anlamda face geçişli bir fiildir ve doğrudan nesne alır: face a challenge, face a problem, face pressure. Özne bir kişi, grup, sistem veya vücut bölümü olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede face, “karşılaşmak ve uğraşmak” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. Small businesses are face new challenges when costs rise.
  2. Small businesses face new challenges when costs rise.
  3. Small businesses face with new challenges when costs rise.
Cevabı göster

Small businesses face new challenges when costs rise.

When we're young,

2:23

Gençken,

the lens of the eye is flexible

2:24

gözün lensi esnektir

and can change shape to bring images into focus, Kalıp ifadeler

2:26

ve görüntüleri odağa getirmek için şekil değiştirebilir,

something called accommodation. Anlatım akışı

2:29

buna uyum (akomodasyon) denir.

Kalıp ifadeler

bring images into focus: görüntüleri netleştirmek

can change shape to bring images into focus ifadesinde to, göz merceğinin şekil değiştirme amacını belirtir. bring + nesne + into focus kalıbı, nesnenin görüntüsünü bulanık durumdan net duruma getirmek anlamına gelir. Aynı kalıp kamera ve görmeyle ilgili gerçek anlamda; bir konuyu, ayrıntıyı veya önceliği daha anlaşılır kılmak için de mecaz anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, lensin ayarlanmasının kuşun görüntüsünü netleştirdiği anlamına gelir?

  1. The photographer adjusted the lens to bring the bird into focus.
  2. The photographer adjusted the lens to keep the bird in focus.
  3. The bird came into focus before the photographer adjusted the lens.
Cevabı göster

The photographer adjusted the lens to bring the bird into focus.

Anlatım akışı

something called accommodation: önce açıklamak, sonra adlandırmak

Cümle göz merceğinin ne yaptığını açıkladıktan sonra something called accommodation ifadesi teknik adı ekler. Buradaki something, ayrı bir fiziksel nesneye değil, görüntüleri netlemek için şekil değiştirme sürecinin tamamına gönderme yapar. called, adı verilen anlamındadır ve ifade something that is called accommodation şeklinde genişletilebilir. Bu bilgi sırası önce kolay açıklamayı, sonra bilinmeyen terimi verir. Okuyucu terimle karşılaşmadan önce fikri anladığı için bilimsel açıklamalarda ve derslerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle önce işlevi açıklayıp sonra teknik adını tanıtır?

  1. The phone's facial-recognition feature checks your face before unlocking.
  2. The phone unlocks after checking your face with something called facial recognition.
  3. Facial recognition is a system that checks your face before the phone unlocks.
Cevabı göster

The phone unlocks after checking your face with something called facial recognition.

This keeps objects in focus

2:31

Bu, nesneleri odakta tutar

when we shift our gaze from far to near. Kalıp ifadeler

2:33

bakışımızı uzaktan yakına çevirdiğimizde.

Kalıp ifadeler

shift our gaze from far to near: bakışı uzaktan yakına kaydırmak

Bu cümlede shift our gaze, baktığımız yönü değiştirmek anlamına gelir. Gaze gözlerin yöneldiği yeri ifade eder; shift ise bakışın bir hedeften veya mesafeden diğerine geçmesini vurgular. shift one's gaze from A to B kalıbı hem başlangıç noktasını hem de yeni hedefi belirtir. Burada far ve near, uzağa ve yakına bakmayı temsil eder; dolayısıyla ifade, odağın uzaktan yakına yeniden ayarlanmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi shift your gaze from A to B kalıbıyla tamamlayın: Please ____ the map ____ the guide.

Cevabı göster

shift your gaze from · to

But as we get older,

2:36

Fakat yaşlandıkça,

the lens becomes less flexible Dilbilgisi

2:38

lens esnekliğini kaybeder

Dilbilgisi

the lens becomes less flexible: azalmanın become less + sıfat ile anlatımı

Becomes burada bağlayıcı fiildir: göz merceğinin farklı bir duruma geçtiğini gösterir. Less flexible göz merceğini betimleyen bir sıfat öbeğidir ve less esneklik derecesinin azaldığını belirtir. Yeniden kullanılabilen subject + become(s) less + adjective kalıbı, bir özelliğin zamanla azalmasını anlatır. is less flexible daha çok bir durumu belirtir veya karşılaştırırken, becomes less flexible değişimi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi zamanla oluşan bir azalmayı gösterecek şekilde become ve flexible kullanarak tamamlayın: As rubber ages, it ____.

Cevabı göster

becomes less flexible

and can't change shape when we want to look at near objects.

2:40

ve yakındaki nesnelere bakmak istediğimizde şekil değiştiremez.

This is called presbyopia, Kelime

2:44

Buna presbiyopi denir,

and it affects adults starting around the age of 40 years.

2:46

ve yetişkinleri yaklaşık 40 yaşından itibaren etkiler.

Kelime

This is called presbyopia: açıklanan bir duruma ad verme

This is called presbyopia ifadesindeki this, hemen önce açıklanan göz durumuna gönderme yapar. Ardından cümle bu duruma teknik adı olan presbyopia, yani “presbiyopi” adını verir. This is called + ad kalıbı açıklamalarda ve tanımlarda yaygındır: önce bir şey ya da süreç anlatılır, sonra adı verilir. Is called edilgen yapıdadır; özne bu adı alır.

Alıştırma

Tanımı, ad vermek için kullanılan edilgen ifadeyle tamamlayın: When water vapor turns into liquid, the change has a name. This ____ condensation.

Cevabı göster

is called

Myopia, hyperopia, astigmatism, and presbyopia.

2:50

Miyop, hipermetrop, astigmat ve presbiyopi.

Each of these is a refractive error. Anlatım akışı

2:55

Bunların her biri bir kırma kusurudur.

Anlatım akışı

Each of these is ...: bir listeyi özetleme ve sınıflandırma

Each of these, daha önce sıralanan myopia, hyperopia, astigmatism ve presbyopia öğelerine gönderme yapar. Her öğeyi tek tek a refractive error ortak kategorisine yerleştirerek listeyi tamamlar. Öznenin temel sözcüğü Each'tir ve each tekildir; bu nedenle fiil is olur. Çoğul olan these önceki öğeleri belirtir, ancak fiili çoğul yapmaz.

Alıştırma

Özeti tamamlamak için Each of these ve be fiilinin doğru biçimini kullanın: Copper, iron, and aluminum appear in the chart. ____ a metal.

Cevabı göster

Each of these is

Nowadays,

2:58

Günümüzde,

we can fix them all with glasses or contact lenses, Kelime

2:58

tüm bunları gözlüklerle veya kontakt lenslerle düzeltebiliyoruz,

Kelime

fix them all with glasses or contact lenses: sorunları görme araçlarıyla düzeltmek

Burada fix, “görme sorunlarını düzeltmek veya telafi etmek” anlamına gelir; “bozuk bir nesneyi onarmak” anlamında değildir. them zamiri daha önce belirtilen görme sorunlarını gösterir, all ise bu sorunların her birinin giderilebileceğini belirtir. with glasses or contact lenses kullanılan aracı açıklar. Bu bağlamda fix, bu yardımcı araçlar kullanılırken net görmeyi sağlamak anlamındadır; gözün kalıcı olarak iyileştirilmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede fix ne anlama geliyor?

  1. Bozuk gözlükleri veya kontakt lensleri onarmak.
  2. Görme sorunlarını gözlük veya kontakt lenslerle düzeltmek.
  3. Bütün göz hastalıklarını kalıcı olarak iyileştirmek.
Cevabı göster

Görme sorunlarını gözlük veya kontakt lenslerle düzeltmek.

which work by refocusing light Dilbilgisi

3:01

ışığı yeniden odaklayarak çalışırlar

so it strikes the retina precisely.

3:04

böylece tam olarak retinaya çarpar.

Dilbilgisi

which work by ... so ... ile yöntem ve sonucu anlatmak

which, gözlüklerin veya kontakt lenslerin nasıl çalıştığını açıklayan bir ilgi tümceci başlatır. work by + -ing yapısında by yöntemi belirtir; buradaki yöntem refocusing light ifadesidir. so bu yöntemin sonucunu belirtir: ışık daha sonra retinaya tam olarak düşer. it zamiri light sözcüğünü gösterir. Bu kalıp bilgiyi araç, çalışma yöntemi ve ortaya çıkan sonuç sırasıyla düzenler.

Alıştırma

work by ... so ... kalıbını iki bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: These filters work ____ trapping dust ____ it cannot enter the room.

Cevabı göster

by · so

It's even possible to correct vision with surgery Kelime

3:07

Ameliyatla görüşü düzeltmek bile mümkündür

using lasers that change the shape of the cornea Dilbilgisi

3:09

korneanın şeklini değiştiren lazerler kullanarak

and alter its refractive properties.

3:12

ve kırılma özelliklerini değiştirerek.

Kelime

possible to correct vision with surgery: correct sözcüğünün tıbbi kullanımı

Correct vision ifadesinde correct, gözlerin odaklanma biçimindeki bir sorunu iyileştirmek veya telafi etmek anlamına gelir. Burada bir cevabı doğru hâle getirmek anlamında değildir. Ayrıca her göz rahatsızlığının iyileşeceğini veya görmenin kusursuz olacağını garanti etmez. Possible to correct vision with surgery ifadesinde possible to neyin yapılabileceğini, with surgery ise yöntemi belirtir. Correct, vision sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır; aralarında bir edat gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede correct, correct vision ifadesindekiyle aynı tıbbi anlamda kullanılmıştır?

  1. The patient correctly described the eye chart.
  2. The nurse corrected the spelling on the form.
  3. These lenses can correct vision for many people.
Cevabı göster

These lenses can correct vision for many people.

Dilbilgisi

using lasers that ...: yöntemi ve ekipmanın işlevini ekleme

using lasers, ameliyatın nasıl yapıldığını, yani lazerlerle gerçekleştirildiğini anlatır. Dil bilgisi açısından using lasers, yöntem bilgisini ayrı bir cümle kurmadan ana cümleye yerleştiren bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. that change the shape of the cornea and alter its refractive properties ilgi cümleciği lasers sözcüğünü niteler. Lasers çoğul olduğu için eş görevli iki fiil change ve alter biçimindedir. its zamiri the cornea ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümle bir yöntemi belirtmek ve ardından ekipmanın ne yaptığını açıklamak için using ... that ... yapısını doğru kullanır?

  1. The device using sensors measures distance that sends out light.
  2. The device measures distance using sensors that send out light.
  3. The device measures distance used sensors that sending out light.
Cevabı göster

The device measures distance using sensors that send out light.

But glasses remain the most popular. Kelime

3:15

Ancak gözlükler en popüler olanı olarak kalmaya devam ediyor.

Kelime

remain the most popular: en popüler olmaya devam etmek

remain the most popular ifadesinde remain bir bağ fiilidir ve hemen ardından özne tümleci the most popular gelir. İfade, gözlüğün hâlâ en popüler seçenek olduğu anlamına gelir. remain, daha önce var olan bir durumun değişmeden sürdüğü anlamını ekler. be ile karşılaştırıldığında zaman içinde devam eden eğilimleri, sıralamaları veya sonuçları anlatmak için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi remain fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even with newer apps, email ____ the most common way to contact us.

Cevabı göster

remains

By using carefully crafted lenses

3:17

Dikkatle hazırlanmış lensler kullanarak

to steer light to exactly the right spot on the retina, Kalıp ifadeler

3:20

ışığı retinanın tam olarak doğru noktasına yönlendirmek için,

a person's clear vision can be restored. Dilbilgisi

3:23

bir kişinin net görüşü geri kazanılabilir.

Kalıp ifadeler

steer light to exactly the right spot: ışığı tam doğru noktaya yönlendirmek

Burada steer, bir şeyin yönünü bilinçli olarak kontrol etmek anlamına gelir. Mercekler steer light yapar; yani ışığın seçilen bir noktaya doğru ilerlemesini sağlar. steer yalnızca araç veya tekne kullanmakla sınırlı değildir. Mastar yapısı to steer ... özenle hazırlanmış merceklerin amacını açıklar. exactly the right spot hassasiyeti vurgular: ışık retinada hedeflenen yere ulaşmalıdır.

Alıştırma

Bu teknik cümlede to steer light to exactly the right spot ne anlama gelir?

  1. ışığın hassas bir konuma ulaşması için yönünü kontrol etmek
  2. herhangi bir konumdaki ışığın parlaklığını artırmak
  3. ışığın retinaya ne kadar hızlı ulaştığını ölçmek
Cevabı göster

ışığın hassas bir konuma ulaşması için yönünü kontrol etmek

Dilbilgisi

a person's clear vision can be restored: can + edilgen yapı

can be restored ifadesinde can'den sonra be + geçmiş zaman ortacı restored gelir. Böylece kip belirten edilgen bir yapı oluşur: clear vision eylemden etkilenen ögedir; onu geri kazandıran kişi, araç veya tedavinin belirtilmesi gerekmez. Bu yapı, geri kazanmanın mümkün olduğunu anlatır; sonucun kesin olduğunu söylemez. can be + geçmiş zaman ortacı kalıbı bir tedavinin, sürecin veya teknolojinin neler yapabildiğini açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi can ve restore fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: With careful repair, the damaged painting ____.

Cevabı göster

can be restored

We've come a long way since Seneca's discovery Deyimler

3:27

Seneca'nın keşfinden bu yana çok yol kat ettik

and the crude glasses of yesteryear. Kelime

3:29

ve geçmişin ilkel gözlüklerinden bu yana.

Deyimler

We've come a long way since ...: geçmişten bugüne büyük ilerleme

Have come a long way, “çok ilerleme kaydetmiş olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Burada We've, We have'in kısaltmasıdır ve present perfect yapıdaki have come, önceki koşulları şu anda görülen ilerlemeyle bağlar. Since geçmişteki başlangıç noktasını, yani Seneca'nın keşfini ve ilk ilkel gözlükleri belirtir. Bu nedenle We've come a long way since ... bugünden geçmişe bakıp ne kadar değişim olduğunu vurgular; birinin fiziksel olarak ne kadar yol gittiğini anlatmaz.

Alıştırma

Geçmişteki bir başlangıç noktasından bu yana büyük ilerlemeyi anlatan ders deyimiyle cümleyi tamamlayın: This app has ____ its first release.

Cevabı göster

come a long way since

Kelime

the crude glasses of yesteryear: eski zamanların kaba yapılı gözlükleri

Bu ifadede crude, gözlüklerin kaba bir şekilde üretilmiş ve teknolojik açıdan basit olduğunu anlatır. Değerlendirilen şey tasarım ve işçiliktir; gözlüklerin “kaba davranışlı” olduğu söylenmez. yesteryear geçmişteki bir dönemi ifade eder ve edebî, eski tarz ya da nostaljik bir tona sahiptir. İfade bir bütün olarak ilk dönem gözlüklerini sonraki tasarımlara kıyasla ilkel gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “the crude glasses of yesteryear” ne anlama gelir?

  1. Geçmişten kalma, kaba yapılmış ve teknolojik açıdan basit gözlükler
  2. Yalnızca dün kullanılmış gözlükler
  3. Kaba insanların taktığı modern gözlükler
Cevabı göster

Geçmişten kalma, kaba yapılmış ve teknolojik açıdan basit gözlükler

In 1727,

3:32

1727 yılında,

a British optician named Edward Scarlett

3:33

Edward Scarlett adında İngiliz bir optisyen

developed the modern style of glasses,

3:36

modern gözlük stilini geliştirdi,

which are kept in place Kalıp ifadeler

3:39

ki yerinde tutulurlar

with arms which hook over each ear. Kelime

3:40

her iki kulağa da takılan kollarla.

Kalıp ifadeler

which are kept in place: yerlerinde tutulan

which are kept in place, gözlükleri açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Bunun içindeki are kept in place, keep something in place yapısının edilgen biçimidir. Gözlüklerin hareket etmemesi veya düşmemesi için doğru konumda sağlam biçimde tutulduğu anlamına gelir. Bu ifade kayış, klips, vida ya da başka desteklerle sabitlenen nesneler için de yaygın olarak kullanılabilir. Bu cümledeki with öbeği, gözlükleri tutmak için kullanılan parçayı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “doğru konumda sağlam biçimde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clip keeps the cable ____ under the desk.

Cevabı göster

in place

Kelime

arms which hook over each ear: kulakların üzerine takılan gözlük sapları

Bu cümlede arms, bir insanın kollarını değil, gözlük çerçevesinin iki yanından geriye doğru uzanan iki gözlük sapını ifade eder. Bu parçalar gözlüğün yerinde kalmasına yardımcı olur. which hook over each ear ilgi cümleciği, sapların nasıl durduğunu açıklar: her sap bir kulağın üzerine doğru kıvrılıp takılır. Buradaki hook over gerçek bir kancayı değil, fiziksel biçimi ve konumu anlatır.

Alıştırma

The arms of the glasses rest behind the ears cümlesinde arms ne anlama gelir?

  1. Gözlüğü takan kişinin üst uzuvları
  2. Gözlüğü taşımak için kullanılan kulplar
  3. Çerçeveden kulaklara doğru uzanan gözlüğün yan parçaları
Cevabı göster

Çerçeveden kulaklara doğru uzanan gözlüğün yan parçaları

Today's glasses take their inspiration from that design, Kalıp ifadeler

3:43

Günümüz gözlükleri o tasarımdan ilham alıyor,

Kalıp ifadeler

take their inspiration from that design: o tasarımı fikir kaynağı almak

Take their inspiration from that design, o tasarımı fikirlerin veya özelliklerin kaynağı olarak kullanmak demektir. Gözlükler tasarımın şeklini, yapısını ya da tarzını yansıtabilir; ancak bu ifade tamamen aynı kopya olduklarını söylemez. Yapı take + iyelik + inspiration + from + kaynak şeklindedir. Glasses çoğul olduğu için cümlede their kullanılır; tekil bir ürünün öznesi its alır ve takes its inspiration from biçimi kullanılır.

Alıştırma

Bu cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The new museum logo ____ the city's old map.

  1. takes its inspiration of
  2. takes the city's old map from inspiration
  3. takes its inspiration from
Cevabı göster

takes its inspiration from

but they're also much more precise and personal. Kelime

3:46

ama aynı zamanda çok daha hassas ve kişiseldirler.

Kelime

much more precise and personal: çok daha hassas ve kişiye uygun

Much, more precise karşılaştırma yapısını güçlendirir; bu nedenle much more precise, doğruluk derecesinin çok daha yüksek olduğunu anlatır. Very normalde bir karşılaştırma yapısını bu şekilde güçlendirmez. Precise ve personal, yan yana kullanılan iki sıfattır. Burada personal, özel veya gizli değil, bir kişinin ihtiyaçlarına uygun anlamındadır. İfade, anlatılan şeylerin hem daha kesin hem de bireye daha uygun olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümlede personal ne anlama geliyor?

  1. Diğer insanlardan gizli tutulmuş.
  2. Her kişinin ihtiyaçlarına uyacak şekilde tasarlanmış.
  3. Tek bir şirkete ait.
Cevabı göster

Her kişinin ihtiyaçlarına uyacak şekilde tasarlanmış.

Each pair is tailored for an individual Kalıp ifadeler

3:49

Her bir çift bireye özel olarak uyarlanır

Kalıp ifadeler

Each pair is tailored for an individual: her çift bir kişi için özel olarak uyarlanır

be tailored for + kişi veya grup yapısında tailored, o kullanıcı için özel olarak tasarlanmış veya uyarlanmış anlamına gelir. İfade, bir terzinin giysiyi kişinin bedenine göre ayarlaması fikrinden gelir; ancak planlar, hizmetler, dersler ve tavsiyeler için de kullanılır. Each pair, uyarlanan şeydir; bu nedenle cümlede is tailored kullanılır. Each pair tekil olduğu için is alır. An individual belirli bir kişiyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, hedef kullanıcıdan önce kullanılan ve tailored içeren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The museum tour is ____ families with young children.

Cevabı göster

tailored for

to bring out their unique powers of sight. Öbek fiiller

3:52

benzersiz görme güçlerini ortaya çıkarmak için.

Öbek fiiller

bring out their unique powers of sight: kendilerine özgü görme yetilerini ortaya çıkarmak

bring out bir nitelik veya yetenekle kullanıldığında, zaten var olan bir şeyi daha belirgin ya da etkili hâle getirmek demektir. Burada gözlüğün, her kişinin kendine özgü görme yetisini daha iyi kullanmasına yardımcı olduğu anlatılır; bir şeyi fiziksel olarak dışarı çıkarmak kastedilmez. Baştaki to amaç bildirir ve önceki eylemle neyin başarılmak istendiğini gösterir. powers of sight, görsel yetenekleri canlı bir biçimde anlatır; doğaüstü güçleri ifade etmez.

Alıştırma

“Var olan bir niteliği daha belirgin hâle getirmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Soft lighting can ____ the warm colors in the wood.

Cevabı göster

bring out

So if you're one of the 500 million people Anlatım akışı

3:55

Yani, eğer siz de o 500 milyon insandan biriyseniz

with a problem with close or far vision

3:58

yakın veya uzak görme sorunu olan

or both,

4:00

veya her ikisi birden,

Anlatım akışı

So if you're one of...: bilgiyi dinleyiciye yöneltmek

So, önceki bilgiyi bir sonuca veya sonraki adıma bağlar. if you're one of the 500 million people ise her dinleyiciyi bu gruba ait olup olmadığını düşünmeye çağırarak genel bir bilgiyi kişisel olarak ilgili hâle getirir. if yan cümlesi bir koşul kurar ve sonuç, öneri ya da vaat bildiren ana cümleye hazırlık yapar. Konuşmacı açıklamadan “bunun sizin için anlamına” geçerken dinleyiciye yönelen bu kalıp sık kullanılır.

Alıştırma

Bir konuşmada “So if you're one of...” başlangıcı temel olarak ne yapar?

  1. Dinleyiciyle ilgisi olmayan tarihî bir gerçeği tanıtır.
  2. Genel bilgiden dinleyiciye uygulanabilecek bir koşula geçer.
  3. Her dinleyicinin aynı sorunu yaşadığını iddia eder.
Cevabı göster

Genel bilgiden dinleyiciye uygulanabilecek bir koşula geçer.

there's a pair of glasses out there Kalıp ifadeler

4:01

dışarıda bir yerlerde bir gözlük var

Kalıp ifadeler

there's a pair of glasses out there: var olan ve bulunabilecek bir gözlük

There's, a pair of glasses ifadesindeki varlığı bildirir. Tekil biçimi belirleyen temel isim pair olduğu için glasses çoğul biçimde olsa da there's, yani there is kullanılır. Out there belirli bir açık hava konumundan ziyade geniş dünyayı veya mevcut seçenekler bütününü anlatabilir. Burada there's ... out there kalıbı, böyle bir gözlüğün bir yerde bulunduğunu ve bulunabileceğini söyleyerek dinleyene güven verir.

Alıştırma

Teşvik edici bir konuşmada "There's a solution out there" en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Çözüm mutlaka binanın dışında olmalıdır.
  2. Bir yerde bir çözüm vardır ve bulunabilir.
  3. Henüz kullanılabilir bir çözüm yoktur.
Cevabı göster

Bir yerde bir çözüm vardır ve bulunabilir.

waiting to reveal a whole new world Deyimler

4:03

yepyeni bir dünyayı ortaya çıkarmak için bekleyen

Deyimler

a whole new world: tamamen yeni bir deneyim

A whole new world, tamamen yeni hissettiren bir dizi deneyimi, olasılığı veya bakış açısını anlatan canlı bir mecazdır. Genellikle başka bir fiziksel gezegen veya evren anlamına gelmez. Whole, new düşüncesini güçlendirir: değişim küçük bir fark değil, geniş kapsamlı ve çarpıcıdır. Bu cümlede reveal, bu yeni deneyimi keşfedilmeyi bekleyen bir şey olarak sunar.

Alıştırma

"Learning to cook opened up a whole new world" cümlesinde a whole new world ne anlama gelir?

  1. Birçok yeni deneyim ve olasılık.
  2. Daha geniş etkisi olmayan çok küçük bir değişim.
  3. Yeni keşfedilmiş fiziksel bir gezegen.
Cevabı göster

Birçok yeni deneyim ve olasılık.

that's hiding in plain view. Deyimler

4:05

göz önünde saklanan.

Deyimler

hiding in plain view: görünür ama fark edilmeyen

Burada hiding in plain view, bir şeyin kolayca görülebildiği hâlde fark edilmemesi ya da tanınmaması demektir. Hiding ile plain view bilinçli bir karşıtlık oluşturur: şey gizli bir yerde değildir; insanlar yalnızca gözlerinin önündekini kaçırır. Bu ifade nesneler, ipuçları, cevaplar veya sorunlar için kullanılabilir. Asıl zorluğun saklanılan yeri bulmak değil, o şeyi fark etmek ya da tanımak olduğunu göstererek ifadeye zekice veya şaşırtıcı bir ton katar.

Alıştırma

“The clue is hiding in plain view” ne anlama gelir?

  1. Kimsenin göremeyeceği bir yerde saklıdır.
  2. Açıkça görünür durumdadır, ancak fark edilmemiştir.
  3. Birisi onu arayamadan ortadan kaybolmuştur.
Cevabı göster

Açıkça görünür durumdadır, ancak fark edilmemiştir.