Düşüyoruz! 😮 🚁 | Bluey 2. Sezon Öne Çıkanlar - Helikopter | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
246 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Çocuklar dönen bir oyun aracını hayalî bir helikoptere dönüştürerek trafik bülteni, deniz kurtarma, askerî görev ve orman yangını kurtarma oyunları oynar. Arkadaşları helikopterin düşmesini ve ardından daha büyük bir uçağa dönüşmesini önerince Bluey başlangıçtaki oyununu değiştirmeyi zamanla kabul eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. brought to you by — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir programın sponsorunu tanıtmak için kullanılan standart ifade tanınır. Böylece televizyondaki trafik bültenini taklit eden oyun anlaşılır; yayınlarda, podcastlerde ve çevrim içi videolarda aynı sponsorluk sunum biçimi ayırt edilebilir. 2. Hold on. — Phrasal verb’ler: Bu sahnede ifade “bekle” anlamına gelmez; sıkıca tutunma ve ani bir harekete hazırlanma uyarısıdır. Öğrenci, araçlarda, eğlence düzeneklerinde ve insanların dengede kalması gereken aksiyon sahnelerinde bunu doğru yorumlayıp doğal biçimde kullanabilir. 3. Actually, it's fine. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Actually konuşanın önceki reddini düzelttiğini, it's fine ise yeniden düşündükten sonra kabul ettiğini gösterir. Bu kullanım, planlar veya kurallar görüşülürken tutum değişikliğini fark etmeyi ve verilen bir kararı doğal, yumuşak bir biçimde değiştirmeyi sağlar.

Bu derste

Who's next? Ton ve niyet

0:00

Sıradaki kim?

Ton ve niyet

Who's next? ... Sıranın kimde olduğunu sormak

“Who's next?” bir oyunda, sırada, sınıf etkinliğinde veya sıralı başka bir durumda sıranın bir sonraki kişide kim olduğunu sorar. Soru kişinin kimliğini değil, sırayı belirtir. Bir sonraki kişinin oynayıp oynamayacağını, konuşacağını veya hizmet alacağını kısa ve doğal biçimde sormanın yoludur; next'in neyi ifade ettiğini etkinlik gösterir.

Alıştırma

Üç çocuk bir oyunda sırayla oynuyor. Sıranın kimde olduğunu sormak için şunu söyleyin: ____?

Cevabı göster

Who's next

Swing around. Öbek fiiller

0:04

Dön.

Öbek fiiller

Swing around. ... Geniş bir dönüş yapmak

“Swing around” bir kişiye veya nesneye geniş, sallanır gibi bir dönüş yaparak yön değiştirmesini söyleyen bir yönergedir. Bu cümlede hareket ettirilen nesne oyun bağlamından anlaşılır; yani oyuncağı döndürmek kastedilir. Buradaki around, swing fiiline yön değiştirme anlamı katar. Durağan bir biçimde “çevrede” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir dans öğretmeni, dansçının partnerine doğru geniş ve enerjik bir dönüş yapmasını istiyor. Hangi seçenek bu harekete en iyi uyar?

  1. Swing around to face your partner:geniş ve enerjik bir dönüşü anlatır.
  2. Turn around to face your partner:nötr bir yön değişikliğini anlatır.
  3. Stay still beside your partner:partnerinin yanında kıpırdamamanı söyler.
Cevabı göster

Swing around to face your partner:geniş ve enerjik bir dönüşü anlatır.

Swing around.

0:05

Dön.

I'm swingin' it 'round

0:06

Döndürüyorum.

Hey, this is fun.

0:10

Hey, bu çok eğlenceli.

Welcome to Channel K9 News. Kültür

0:11

Kanal K9 Haberleri'ne hoş geldiniz.

Kültür

Channel K9 News: K9 ile canine arasındaki kelime oyunu

Channel K9 News, bir televizyon haber kanalının adına benzer biçimde kurulmuştur. K9, “K-nine” diye okunur ve “köpek” ya da “köpeklerle ilgili” anlamına gelen İngilizce canine sözcüğüyle neredeyse aynı duyulur. Karakterler köpek olduğu için K9 yalnızca sıradan bir kanal numarası değildir. Köpek temalı bu kelime oyunu, oynadıkları oyuna resmî bir haber yayını havası verir.

Alıştırma

Channel K9 News adındaki K9 neden eğlencelidir?

  1. Köpeklerle bağlantılı bir sözcük olan canine gibi duyulur.
  2. Haberlerin her zaman saat dokuzda başladığı anlamına gelir.
  3. Bu kanalın tam olarak dokuz haber yayımladığını söyler.
Cevabı göster

Köpeklerle bağlantılı bir sözcük olan canine gibi duyulur.

This is the helicopter traffic report Kültür

0:13

Bu helikopter trafik raporu

and we're brought to you by Hammerbarn. Kalıp ifadeler

0:15

ve Hammerbarn tarafından sunuluyor.

Kültür

helicopter traffic report: havadan yol trafik bilgisi

helicopter traffic report ifadesinde traffic report, yolların durumuyla ilgili güncel bilgi demektir. Helicopter ise bakış açısını veya bilginin kaynağını belirtir: Bir kişi yolları helikopterden gözlemlemektedir. Bu ifade, helikopterler arasındaki trafik hakkında bir rapor anlamına gelmez. Televizyon veya radyo haberlerinde yaygın olan bu format, trafik sıkışıklığını, kazaları ve yollardaki diğer sorunları havadan aktarmak için kullanılır.

Alıştırma

Burada helicopter traffic report ne anlama geliyor?

  1. Helikopterden yapılan gözlemlere dayanan güncel yol trafik bilgisi.
  2. Gökyüzündeki helikopterler arasındaki yoğunluk hakkında bir rapor.
  3. Helikopter satın alma ve kullanma talimatları.
Cevabı göster

Helikopterden yapılan gözlemlere dayanan güncel yol trafik bilgisi.

Kalıp ifadeler

brought to you by: bir programın sponsorunu belirtmek

be brought to you by + sponsor, bir programı, bölümü veya etkinliği destekleyen ya da sunan sponsoru belirten kalıplaşmış bir medya ifadesidir. Burada Hammerbarn, trafik raporunun sponsoru olarak gösteriliyor. Bu kalıpta brought, bir şeyin fiziksel olarak izleyiciye taşınması anlamına gelmez. İfadenin tamamını bir sponsorluk duyurusu olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Sponsorluk duyurusunu kalıplaşmış medya ifadesiyle tamamlayın: This podcast is ____ Green Leaf Coffee.

Cevabı göster

brought to you by

There's a big accident down there.

0:17

Aşağıda büyük bir kaza var.

I would avoid that area. Dilbilgisi

0:20

O bölgeden uzak dururdum.

Dilbilgisi

would avoid: tavsiyeyi yumuşatarak vermek

I would avoid... yapısında would, eylemi konuşanın hayalî bir durumda yapacağı seçim olarak sunar: “Karar bana kalsaydı, oradan uzak dururdum.” Bu bağlamda dinleyiciye dolaylı bir tavsiye verir. Would sonrasında avoid fiilinin yalın hâli gelir. Burada would geçmiş zamanı göstermez; Avoid... şeklindeki doğrudan emre göre tavsiyeyi yumuşatır, ancak bölgenin iyi bir seçim olmadığı uyarısını yine de verir.

Alıştırma

Hangi cümle, eylemi konuşanın kendi seçimi olarak sunarak görece nazik bir tavsiye verir?

  1. I avoided that shop last Saturday.
  2. That shop is closed every Saturday.
  3. I would avoid that shop on Saturdays; it gets very crowded.
Cevabı göster

I would avoid that shop on Saturdays; it gets very crowded.

And remember to get down to Hammerbarn for cheap shovels. Öbek fiiller

0:22

Ve ucuz kürekler için Hammerbarn'a uğramayı unutmayın.

Öbek fiiller

get down to Hammerbarn: bir yere gitmek

Ardından bir yer geldiğinde get down to, o yere gitmek veya oraya doğru yola çıkmak anlamına gelir. Buradaki down mutlaka aşağı doğru hareketi anlatmaz. Reklam üslubundaki bu cümlede get down to Hammerbarn, mağazaya gitmeye yönelik enerjik bir çağrıdır ve “oraya yakında git” hissi verir.

Alıştırma

Get down to the pharmacy before it closes cümlesinde get down to the pharmacy ne anlama gelir?

  1. Eczanenin içindeki daha alt bir kata inmek.
  2. Eczane üzerinde ciddi biçimde çalışmaya başlamak.
  3. Vakit kaybetmeden eczaneye gitmek.
Cevabı göster

Vakit kaybetmeden eczaneye gitmek.

Hi.

0:25

Merhaba.

Choop-choop! Land.

0:28

Çup-çup! İniş.

There you go. Ton ve niyet

0:29

İşte böyle.

Ton ve niyet

There you go: bir teslimatın veya yardımın tamamlandığını belirtmek

There you go, birine bir şey verdiğinizde, ona yardım etmeyi bitirdiğinizde veya bir şeyi doğru duruma getirdiğinizde kullanılan yaygın bir karşılıktır. Duruma göre “İşte burada”, “Bitti” veya “Şimdi oldu” anlamına gelebilir. Burada eylemin başarıyla tamamlandığını gösterir. There gerçek bir varış yerini anlatmaz; bu nedenle cümle “o yere git” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın yazıcısını az önce tamir ettiniz. Hangi karşılık yardımın tamamlandığını doğal biçimde gösterir?

  1. Go there. The printer is beside you.
  2. There you go. It should print now.
  3. See you later. The printer was difficult.
Cevabı göster

There you go. It should print now.

You're all rescued from the sea. Kalıp ifadeler

0:30

Hepiniz denizden kurtarıldınız.

Kalıp ifadeler

rescued from the sea: birini tehlikeden kurtarmak

Rescue someone from something, bir kişiyi tehlikeli bir yerden, tehditten veya zor bir durumdan çıkararak kurtarmak demektir. from ile başlayan bölüm, sıradan bir kaynağı değil, kişinin uzaklaştırıldığı tehlikeyi veya durumu belirtir. be rescued from edilgen yapısında odak, güvenliğe kavuşturulan kişiler ve kurtarma sonucudur. Buradaki rescued from the sea, insanların denizdeki tehlikeden kurtarıldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi rescue fiilinin geçmiş hâli ve hedef kalıpta kullanılan edatla tamamlayın: The coastguard ____ three sailors ____ the sinking boat.

Cevabı göster

rescued · from

Thank you.

0:32

Teşekkürler.

I'll stay between the flags next time. Kültür

0:32

Bir dahaki sefere bayrakların arasında kalacağım.

Kültür

between the flags: cankurtaranların belirlediği yüzme alanında

Avustralya'daki cankurtaran gözetimli plajlarda kırmızı ve sarı bayraklar, cankurtaranların izlediği ve yüzmek için önerilen alanı işaretler. Bu bağlamda between the flags, herhangi iki bayrağın arasındaki boşlukta bulunmak değil, işaretlenmiş bölgenin içinde kalmak demektir. Konuşan kişi I'll stay between the flags next time diyerek gelecekte plaj güvenliği kurallarına uyacağına söz verir.

Alıştırma

Avustralya'daki cankurtaran gözetimli bir plajda swim between the flags genellikle ne anlama gelir?

  1. Cankurtaranların işaretlediği önerilen yüzme alanında yüzmek.
  2. Plajdaki herhangi iki bayrağın arasında istediği yerde yüzmek.
  3. Bayrakları geçip diğer yüzücülerden uzakta yüzmek.
Cevabı göster

Cankurtaranların işaretlediği önerilen yüzme alanında yüzmek.

Bye.

0:35

Hoşça kal.

Go.

0:36

Hadi.

Get us out of here. Öbek fiiller

0:36

Bizi buradan çıkar.

Öbek fiiller

Get us out of here: birinden grubu oradan çıkarmasını istemek

Get us out of here, “bizi buradan çıkar” ya da “buradan ayrılmamıza yardım et” demektir. get + kişi + out of + yer yapısında get’ten sonra gelen kişi, bulunduğu yerden çıkarılan kişidir; out of here ise yönü, yani mevcut yerden uzağa gitmeyi belirtir. Yumuşatılmamış bir emir cümlesi olduğu için dinleyenden harekete geçmesini ister ve genellikle acil duyulur. Yer gerçekten tehlikeli veya rahatsız edici olabilir; konuşan kişi sadece oradan çok ayrılmak istiyor da olabilir.

Alıştırma

Bir sürücü grubunuzu tehlikeli bir yerden uzaklaştırabilir. Hangi cümle sürücüden grubunuzdaki herkesi götürmesini ister?

  1. Get us out of here!
  2. Get it out of here!
  3. Get out of here!
Cevabı göster

Get us out of here!

Go. Go. Go.

0:38

Hadi. Hadi. Hadi.

Oh, okay.

0:39

Ah, tamam.

Where does it hurt, soldier? Ton ve niyet

0:42

Neresi acıyor, asker?

Ton ve niyet

Where does it hurt, soldier?: ağrının yerini sormak

Where does it hurt? vücudun hangi bölümünün ağrıdığını sormanın yaygın yoludur. Buradaki it kişisel olmayan bir öznedir ve belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Yanıt My ankle veya Here gibi vücut bölgesini ya da yeri belirtir. Soldier, sorudan virgülle ayrılan bir hitap sözüdür. Kiminle konuşulduğunu gösterir ve bu sahnede kurtarma rol oyununu sürdürür; temel bakım sorusu yine Where does it hurt? şeklindedir.

Alıştırma

Bir hemşire hastanın ağrısı olduğunu biliyor ve ağrının yerini sormak istiyor. En uygun soru hangisidir?

  1. Where does it hurt?
  2. Why does it hurt?
  3. Does it hurt?
Cevabı göster

Where does it hurt?

Uh, it's my leg, Sarge. Kelime

0:44

Ah, bacağım, Çavuş.

Kelime

Sarge: Sergeant'ın gayriresmî kısaltması

Sarge, Sergeant sözcüğünün birine doğrudan hitap ederken kullanılan gayriresmî ve kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede konuşan kişi karşısındakine Sarge diye seslenir; bu, rütbeye dayalı bir lakaptır ve mutlaka kişinin adı değildir. Samimi bir tınısı vardır ve askerî temalı diyaloglarda, oyunlarda ve rol yapma etkinliklerinde yaygındır. Bu sözü tanımak, konuşma dilindeki Sarge biçimini tam unvan olan Sergeant ile ilişkilendirmeyi sağlar.

Alıştırma

Askerî bir rol yapma etkinliğinde Sarge büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bir yaralanma türü
  2. Bir çavuşa hitap etmenin gayriresmî bir yolu
  3. Bir kişinin adı
Cevabı göster

Bir çavuşa hitap etmenin gayriresmî bir yolu

Is everything all right back there? Ton ve niyet

0:45

Arka tarafta her şey yolunda mı?

Ton ve niyet

everything all right back there?: arkadaki durumu kontrol etmek

Is everything all right...? kalıbı genel durumun güvenli, normal veya kontrol altında olup olmadığını sorar. Konuşan kişi neler olduğunu tam olarak göremediğinde durumu kontrol etmenin doğal bir yoludur. Back there, arka koltuk veya bir grubun arka kısmı gibi konuşan kişinin arkasındaki ya da ondan daha uzaktaki fiziksel bir yeri gösterir. Burada back mekân belirtir; geçmiş bir zamanı anlatmaz.

Alıştırma

Bir sürücü “Is everything all right back there?” diye soruyor. Neyi kontrol ediyor?

  1. Arkadaki insanların ve durumun iyi olup olmadığını
  2. Herkesin eskiden o yerde yaşayıp yaşamadığını
  3. Bir şeyin sağ tarafta olup olmadığını
Cevabı göster

Arkadaki insanların ve durumun iyi olup olmadığını

Rocket.

0:48

Roket.

What do I do? Ton ve niyet

0:49

Ne yapmalıyım?

Ton ve niyet

What do I do? ile sıradaki adımı sormak

What do I do?, sıradaki doğru hareketin ne olduğunu bilmediğinizde talimat istemek için kullanılır. Bu sahnede “Şimdi ne yapmalıyım?” anlamına gelir. İlk do soruyu kuran yardımcı fiildir; sondaki do ise durumun gerektirdiği eylemi temsil eder. Bu eylemi bağlam açıkladığı için soru kısa olabilir.

Alıştırma

Bir güvenlik alarmı çalıyor ve birinin size sıradaki adımı söylemesi gerekiyor. En doğal soru hangisidir?

  1. What do I make?
  2. What do I do?
  3. What do I usually do?
Cevabı göster

What do I do?

Dodge it. Kelime

0:50

Atlat.

Kelime

Dodge it: hızla kenara çekilme emri

Dodge it., yaklaşan bir nesnenin, saldırının veya engelin size isabet etmemesi için hızla hareket etmenizi isteyen acil bir emirdir. Buradaki it, yaklaşan roketi belirtir. Dodge, tehlikeye tepki olarak yapılan hızlı bir beden veya kontrol hareketini vurgular; yalnızca genel bir riskten uzak durmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir top hızla arkadaşınıza doğru uçuyor. Hangi uyarı, hızlı bir kaçınma hareketi yapmasını en açık biçimde söyler?

  1. Avoid it!
  2. Dodge it!
  3. Catch it!
Cevabı göster

Dodge it!

I dodged it.

0:53

Atlattım.

Boom.

0:54

Güm.

We're hit. Dilbilgisi

0:55

Vurulduk.

Dilbilgisi

We're hit: kendi tarafının vurulduğunu bildirmek

We're hit, “vurulduk” ya da “aracımız vuruldu” anlamına gelir. We're, we are ifadesinin kısaltmasıdır; are + hit ise kısa bir edilgen veya sonuç durumu anlatımı oluşturur: eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraf biziz. Hit fiilinin yalın hâli ile geçmiş zaman ortacı aynıdır. Acil bir durumda konuşan kişi saldırıyı kimin yaptığını ve hasara neyin yol açtığını çoğu zaman söylemez. Bu kısa cümle en önemli sonucu hemen bildirir.

Alıştırma

Bir pilot, uçağının az önce vurulduğunu bildirmek istiyor. Hangi cümle doğrudur?

  1. We're hit.
  2. We hit the target.
  3. We're hitting the target.
Cevabı göster

We're hit.

No, we're not.

0:55

Hayır, vurulmadık.

I dodged it.

0:56

Atlattım.

We're going down. Kelime

0:57

Düşüyoruz.

Kelime

going down: tehlike içindeki bir uçağın irtifa kaybetmesi

Hasarlı bir uçakla ilgili bu bağlamda going down, kontrolsüz biçimde irtifa kaybetmek ve muhtemelen düşmek anlamına gelir. We're going down, uçaktaki insanlarla uçağı birlikte tehlikede olan tek bir grup gibi anlatır. Go down her zaman düşmek anlamına gelmez. Saldırı, hasar veya motor arızası gibi tehlike ipuçları bu anlamı oluşturur; güvenli bir bağlamda yalnızca daha alçak bir yere veya seviyeye inmek anlamına da gelebilir.

Alıştırma

İki motor da arızalandı ve uçak hızla irtifa kaybediyor. Pilot ne söylemelidir?

  1. We're going down!
  2. We're landing on schedule.
  3. We're climbing above the clouds.
Cevabı göster

We're going down!

We're not going down.

0:59

Düşmüyoruz.

We're going up.

1:00

Yükseliyoruz.

Please, can we go down, Bluey? Ton ve niyet

1:01

Lütfen, düşebilir miyiz, Bluey?

Ton ve niyet

Please, can we...?: kibarca izin istemek

Please, can we + fiilin yalın hâli...? karşıdaki kişiden, konuşanın da içinde bulunduğu bir grubun bir şey yapmasına izin vermesini ister. Burada can yetenek değil, izin bildirir. Please isteği yumuşatır ve ona yalvaran bir ton katabilir. Bluey doğrudan hitaptır: onay vermesi istenen kişiyi gösterir.

Alıştırma

Bir grup başlamak için izin istiyor. Hangi cümle kibarca onay ister?

  1. Start now.
  2. Please, can we start now?
  3. We can start now.
Cevabı göster

Please, can we start now?

It's my helicopter,

1:03

Bu benim helikopterim,

and I don't want it going down. Dilbilgisi

1:04

ve düşmesini istemiyorum.

Dilbilgisi

don't want it going down: want + nesne + -ing

don't want it going down ifadesinde it, want fiilinin nesnesidir; going down ise nesnenin ne yaptığını veya içinde bulunduğu durumu anlatan bir -ing tümlecidir. don't want + nesne + -ing kalıbı, konuşanın bu eylemin ya da durumun gerçekleşmesini veya sürmesini istemediğini belirtir. Burada odak, helikopterin aşağı doğru hareket etmesidir. Cümle, helikopterin kendisinin bir şeyi istemediğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, zaman içinde sürecek bir durumu reddetmek için don't want + nesne + -ing yapısını kullanır?

  1. I don't want to run the engine tonight.
  2. I don't want the engine running all night.
  3. The engine doesn't want to run all night.
Cevabı göster

I don't want the engine running all night.

It's just part of our game to go down. Kalıp ifadeler

1:06

Düşmek sadece oyunumuzun bir parçası.

Kalıp ifadeler

part of our game to go down: oyuna dâhil bir eylem

Part of our game, “oyunu oynama biçimimize dâhil” demektir; oyunun fiziksel bir parçasını anlatmaz. Ardındaki to go down mastar yapısı, dâhil edilen eylemi belirtir: aşağı inmek oyunun planına veya kurallarına dahildir. part of + etkinlik, plan veya süreç kalıbı, bir şeyin daha büyük bir düzenin içinde olduğunu gösterir. It's part of X to do Y yapısında to do Y, hangi eylemin dâhil olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin içinde yer alan” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Checking the emergency exits is ____ our safety routine.

Cevabı göster

part of

It's more fun.

1:09

Daha eğlenceli.

Well, um, okay. Ton ve niyet

1:10

Şey, hımm, tamam.

Ton ve niyet

Well, um, okay: kabul etmeden önce tereddüt

Well cevabı yavaşlatır ve konuşanın basit, anında bir evet vermediğini gösterir. Um bir düşünme veya tereddüt anını belirtir; okay ise sonunda kabul edildiğini bildirir. Bu söz dizisi birlikte “Tereddüt ettim ama kabul edeceğim” anlamına gelir. Konuşmada son kelime olumlu olsa bile okay öncesindeki küçük sözcükler ve duraklamalar isteksizlik ya da kararsızlık gösterebilir.

Alıştırma

“Well, um, okay.” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Konuşan tereddüt edip sonra kabul ediyor.
  2. Konuşan anında ve hevesle kabul ediyor.
  3. Konuşan öneriyi reddediyor.
Cevabı göster

Konuşan tereddüt edip sonra kabul ediyor.

We can go down.

1:12

Düşebiliriz.

Thanks, Bluey.

1:13

Teşekkürler, Bluey.

We're going down.

1:14

Düşüyoruz.

Hold on. Öbek fiiller

1:16

Sıkı tutunun.

Öbek fiiller

Hold on: bir yere tutunup dengede kalmak

Burada Hold on, “bir yere tutunun ve dengenizi koruyun” anlamına gelen bir güvenlik komutudur. Araç aşağı doğru hareket etmek üzeredir; bu yüzden konuşan kişi herkesin beklemesini değil, tutunup kendini hazırlamasını ister. Aynı kısa ifade, duruma göre farklı anlamlara gelebilir. Hareket, ani bir dönüş veya denge kaybı bekleniyorsa Hold on ifadesini bir yere tutunup dengede kalma uyarısı olarak anlayın.

Alıştırma

Küçük bir tekne dalgalı sulara girmek üzere. Birisi “Hold on!” diyor. Sizden ne yapmanızı istiyor?

  1. Bir yere tutunup dengenizi korumak.
  2. Tutuşunuzu bırakıp ayağa kalkmak.
  3. Yarın tekrar aramalarını beklemek.
Cevabı göster

Bir yere tutunup dengenizi korumak.

Yay.

1:17

Yaşasın.

Everyone okay? Ton ve niyet

1:20

Herkes iyi mi?

Ton ve niyet

Everyone okay?: kısaltılmış grup kontrolü

Everyone okay?, Is everyone okay? sorusunun konuşma dilindeki yaygın kısaltılmış biçimidir. Durum soruyu açık hâle getirdiği için is sözcüğü söylenmez. Konuşan kişi gruptaki herkesin güvende, yaralanmamış veya iyi durumda olup olmadığını hızlıca kontrol eder. Bu yapı; çarpma, düşme, ani durma veya başka bir endişe verici olaydan sonra grubu kısaca kontrol etmek için uygundur.

Alıştırma

Takım otobüsü aniden durduktan sonra dersteki kısaltılmış grup kontrolünü aynen kullanın: ____?

Cevabı göster

Everyone okay

Yep.

1:21

Evet.

You stay and fix the chopper, pilot. Kelime

1:21

Sen kal ve helikopteri tamir et, pilot.

Kelime

chopper: helikopter için kullanılan gündelik bir İngilizce sözcük

Burada chopper, helicopter yani “helikopter” için kullanılan gündelik bir sözcüktür. pilot ve fix sözcükleri havacılık bağlamı oluşturduğu için burada bir kesme aleti ya da bir motosiklet türü anlamına gelmez. Bir hikâyede veya haberde chopper ile karşılaştığınızda hangi anlamın kastedildiğini çevresindeki sözcüklerden belirleyin.

Alıştırma

“The rescue chopper hovered over the beach,” cümlesinde chopper ne anlama gelir?

  1. Mutfakta kullanılan bir doğrama makinesi
  2. Özel yapım bir motosiklet
  3. Bir helikopter
Cevabı göster

Bir helikopter

We'll go on foot. Kalıp ifadeler

1:24

Biz yürüyerek devam edeceğiz.

Kalıp ifadeler

on foot: yürüyerek gitmek

On foot, “bir araç kullanmak yerine yürüyerek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. We'll go on foot. cümlesinde konuşanların nasıl yolculuk edeceğini belirtir. Biçimi sabittir: foot tekil kullanılır ve önüne tanımlık gelmez. Genellikle go, travel ve continue gibi hareket fiillerinden sonra ya da get somewhere yapısıyla kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, on ile kurulan ve “yürüyerek” anlamına gelen standart iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum is only five minutes away, so we can go ____.

Cevabı göster

on foot

Good luck.

1:25

İyi şanslar.

Thanks.

1:26

Teşekkürler.

Fix. Fix. Fix.

1:27

Tamir et. Tamir et. Tamir et.

Hi, Indy.

1:29

Merhaba, Indy.

Hi, Bluey.

1:30

Merhaba, Bluey.

Can you rescue these kangaroos from the bushfire? Notlar

1:31

Bu kanguruları orman yangınından kurtarabilir misin?

Kalıp ifadeler

rescue ... from ...: birini tehlikeden kurtarmak

rescue + kişi veya hayvan + from + tehlike yapısında rescue fiilinden sonraki nesne, yardım edilen kişi ya da hayvanı gösterir. Burada these kangaroos kurtarılan hayvanlardır. from ile başlayan bölüm, onların uzaklaştırıldığı tehlikeyi veya zararlı durumu belirtir. Bu yalnızca bir başlangıç noktası değildir; kangurular bushfire’ın yarattığı tehlikeden çıkarılır.

Alıştırma

İsteği rescue ... from ... ile tamamlayın: The puppy is trapped in a deep hole. Please ____ the puppy ____ the hole.

Cevabı göster

rescue · from

Kültür

bushfire: doğal alan yangını için kullanılan Avustralya İngilizcesi sözcüğü

Avustralya İngilizcesinde bushfire, çalılık, otlak veya ormanlık alanda yanıp yayılan kontrol dışı bir yangındır. Büyük ve tehlikeli olabilir; yalnızca küçük bir çalının yandığı anlamına gelmez. Bu kelime Avustralya haberlerinde, uyarılarında ve hikâyelerinde yaygındır. Bu cümlede kanguruları tehdit eden tehlikeli yangını anlatır.

Alıştırma

Şu haber cümlesini okuyun: Crews are battling a bushfire near the town. bushfire ne anlama geliyor?

  1. Yemek pişirmek için kullanılan küçük bir kapalı alan ateşi
  2. Çalıları kesmek için kullanılan bir alet
  3. Çalılık veya ormanlık alanda yayılan kontrol dışı bir yangın
Cevabı göster

Çalılık veya ormanlık alanda yayılan kontrol dışı bir yangın

Boing. Boing. Boing. Boing.

1:34

Zıp. Zıp. Zıp. Zıp.

This helicopter's too small for all those kangies. Notlar

1:35

Bu helikopter tüm bu kangurular için çok küçük.

Dilbilgisi

too small for: biri veya bir şey için fazla küçük

Bu cümlede too small for, helikopterin kanguruları uygun şekilde taşıyamayacak veya içine alamayacak kadar küçük olduğunu belirtir. Boyut pratik bir sınır oluşturur; cümle yalnızca helikopterin küçük olduğunu betimlemez. Kalıp too + sıfat + for + kişi, nesne veya amaç şeklindedir. Too, uygun ya da mümkün olan düzeyin aşıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: This bike helmet cannot fit my head. It is ____ me.

Cevabı göster

too small for

Kelime

kangies: kangaroos için şakacı bir lakap

Burada kangies, kangaroos için kullanılan şakacı ve çocukça bir lakaptır. Kısaltılmış biçim ve -ie/-y tarzı ek, sözcüğün bilimsel ya da tarafsız değil, sevecen ve şirin duyulmasını sağlar. Bu, hayvanın standart adı değildir. Normal sözcük kangaroos'tur; kangies daha çok konuşanın şakacı tonunu gösterir.

Alıştırma

Kangies, kangaroos anlamında kullanıldığında nasıl bir ifadedir?

  1. Kangaroos'un resmî zoolojik adı
  2. Kangaroos için şakacı ve çocukça bir lakap
  3. Küçük helikopterleri belirten bir sözcük
Cevabı göster

Kangaroos için şakacı ve çocukça bir lakap

Oh, yeah.

1:38

Ah, evet.

Um, can we pretend it's a plane? Ton ve niyet

1:39

Hmm, uçakmış gibi yapabilir miyiz?

Ton ve niyet

Can we pretend ...?: ortak bir hayalî durum önermek

Can we pretend ...? başka birini ortak bir hayalî durumu kabul etmeye davet eder. Burada konuşan kişi, oyun sırasında herkesin bir şeyi uçak olarak kabul edip edemeyeceğini soruyor. pretend sözcüğünden sonra hayal edilen durumu belirten tam bir yan cümle gelebilir: pretend (that) it's a plane. O şey gerçekten uçağa dönüşmez; yan cümle, grubun ortak hayal oyunundaki kuralı belirler.

Alıştırma

Bir arkadaşınızı hayalî bir oyun durumunu kabul etmeye davet eden soruyu pretend ile tamamlayın: Can we ____ this box is a spaceship?

Cevabı göster

pretend

Planes are bigger.

1:41

Uçaklar daha büyüktür.

Oh, it's just Ton ve niyet

1:43

Ah, sadece

I was playing helicopter.

1:45

helikoptercilik oynuyordum.

Ton ve niyet

It's just (that) ... ile açıklamayı yumuşatmak

It's just (that) ... bir nedeni ya da kaygıyı daha yumuşak biçimde dile getirmeye başlar. Bu cümlede konuşan kişi yalnızca hangi oyunu oynadığını bildirmiyor; oyunu değiştirmenin neden zor geldiğini açıklıyor. Daha tam kalıp It's just that + yan cümle biçimindedir. Günlük konuşmada, altyazıdaki gibi that atılabilir. Buradaki just yaklaşık olarak ‘tek mesele şu ki’ demektir; ‘az önce’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir davet konusunda tereddüt ederken nedeni en doğal ve yumuşak biçimde hangi cümle sunar?

  1. No, and I will not explain why.
  2. It's just that I already promised to help Sam.
  3. I was just helping Sam when you called.
Cevabı göster

It's just that I already promised to help Sam.

Oh, okay.

1:47

Ah, tamam.

Um, sorry, kangies.

1:48

Hımm, üzgünüm, kangurular.

There's no room. Kalıp ifadeler

1:50

Yer yok.

Kalıp ifadeler

no room: kullanılabilir alan yok

Bu cümlede room, bir binadaki ayrı bir oda değil, kullanılabilir alan veya kapasite anlamına gelen sayılamayan bir isimdir. There's no room, söz konusu yerin, aracın veya kabın daha fazla insan ya da eşya alamayacağı anlamına gelir. There's no room for another bag örneğinde olduğu gibi ardından for + kişi veya nesne getirilebilir.

Alıştırma

Room kelimesini içeren ve “kullanılabilir alan yok” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The car is full. There's ____ for another passenger.

Cevabı göster

no room

Hmm.

1:51

Hımm.

Boing.

1:52

Zıp.

Actually, it's fine. Ton ve niyet

1:54

Aslında sorun değil.

Ton ve niyet

Actually, it's fine: kararı değiştirip kabul etmek

Actually, konuşanın önceki bir yanıtını gözden geçirdiğini veya dinleyenin artık beklediğinden farklı bir değerlendirme sunduğunu gösterir. Burada it's fine, fikrin kabul edilebilir olduğu anlamına gelir; dolayısıyla cümlenin tamamı reddetmeden kabule geçişi anlatır. Konuşmada actually çoğu zaman bir düzeltmeyi veya fikir değişikliğini yönetir; yalnızca olgusal bir ifadeyi güçlendirmez.

Alıştırma

Bir fikri önce reddeden konuşan "Actually, it's fine." dediğinde büyük olasılıkla neyi belirtir?

  1. Konuşan aynı reddi daha güçlü biçimde tekrarlamaktadır.
  2. Konuşan fikrin kabul edilebilir olup olmadığını sormaktadır.
  3. Konuşan yeniden düşünmüş ve artık fikri kabul etmektedir.
Cevabı göster

Konuşan yeniden düşünmüş ve artık fikri kabul etmektedir.

It can be a plane. Dilbilgisi

1:56

Uçak olabilir.

Dilbilgisi

can be a plane: hayali bir rol belirlemek

It can be a plane cümlesindeki can be, hayali oyun içinde “... olarak kullanılabilir” veya “... sayılabilir” anlamına gelir. Nesne gerçekten uçağa dönüşmez. X can be Y kalıbı, X’e hayali bir rol ya da kullanım verir. Burada can, X’in fiziksel yeteneğini değil, oyunun kurallarının hangi kurguyu kabul ettiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede can be, bir oyundaki hayali rolü kabul etmek için kullanılmıştır?

  1. In our game, this blanket can be our tent.
  2. This blanket can be washed in cold water.
  3. This blanket can be very warm at night.
Cevabı göster

In our game, this blanket can be our tent.

Yay.

1:57

Yaşasın.