Jetpack Bingo Günü Kurtarıyor! 🚀 | 2. Sezon Öne Çıkanlar - En Sevdiğim Şey | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey günün gerçekten en sevdiği anını yeniden düşünür, ardından Bingo’yu defalarca neşelendirmeye çalışmasına rağmen onun neden hâlâ üzgün olduğunu anlayamaz. Ailesi, başka birinin duygularının her istendiğinde düzeltilemeyeceğini açıklar. Akşam yemeğindeki şakacı hitaplar sonunda gerginliği azaltır ve sırayla konuşmaya devam etmelerini sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Now that I think about it, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir şeyi hatırladıktan veya yeniden değerlendirdikten sonra ulaşılan cevabı, özellikle önceki yanıtı düzeltirken ya da daha doğru bir ayrıntı eklerken nasıl sunacağınızı öğrenin. Bu giriş, konuşmayı anlık tepkiden düşünülmüş bir anlatıma doğal biçimde taşır ve yeniden düşünme sürecini genel I think ifadesinden daha belirgin kılar. 2. I thought I fixed her. — Konuşma edimbilimi ve tutum: fix fiilinin başka birinin duygusal durumunu değiştirmek için mecazen nasıl kullanıldığını ve bu bakışın neden hatalı bir varsayımı açığa çıkardığını fark edin. Bu cümle, birini içtenlikle teselli etmeye çalışmakla onun duygularını başkasının hemen çözebileceği bir sorun olarak görmek arasındaki ayrımı anlamaya yardımcı olur. 3. Don't you dude me. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Birinin konuşana yönelik belirli bir sözü, etiketi veya tavrı bırakmasını isteyen vurgulu “Don’t you X me” konuşma kalıbını anlayın. Burada samimi bir hitap geçici olarak fiil gibi kullanılır; böylece İngilizcede sınır koyarken aile içindeki şakacı sataşma havasının nasıl korunabildiği görülür.
Bu derste
Now that I think about it: yeniden düşünülmüş bir cevabı belirtmek
Now that I think about it, daha önceki bir tepkiyi yeniden değerlendirdiğinizi ve şimdi onu düzelteceğinizi, netleştireceğinizi ya da ona bir şey ekleyeceğinizi dinleyiciye bildiren bir giriş ifadesidir. Doğal olarak “Şimdi düşününce” veya “Tekrar düşününce” şeklinde açıklanabilir. Burada ifadenin tamamı konuşmayı düzenler. Anlık bir cevaptan daha düşünülmüş bir cevaba geçiş sağlar; now that yalnızca now anlamına gelmez ve ifade esas olarak o anda düşünme eylemini bildirmez.
Alıştırma
Önce pikniği seçtiniz, ancak yeniden düşününce sessiz yürüyüşün en iyi bölüm olduğunu söylemek istiyorsunuz. Hangi cümle bu düzeltmeyi en doğal şekilde ifade eder?
- Now that the quiet walk is over, we can start the picnic.
- I think about the quiet walk every day.
- Now that I think about it, I enjoyed the quiet walk most.
Cevabı göster
Now that I think about it, I enjoyed the quiet walk most.
actually was when Bingo and I were eating morning tea. Kültür
0:04aslında Bingo ve benim sabah çayı içtiğimiz zamandı.
my real favorite thing actually was when...: gerçek favori anı belirtmek
my real favorite thing isim öbeği öznedir; was when ise seçilen belirli anı tanımlayan bir yan cümle başlatır. My favorite part was when + yan cümle kalıbı, bir deneyimin en sevilen bölümünün belirli bir olay veya zaman olduğunu ifade eder. Real ve actually bir düzeltmeyi güçlendirir: konuşmacı yeniden düşündükten sonra gerçekten doğru bulduğu seçimi verir. Buradaki when yan cümlesi favorite thing ifadesinin ne olduğunu tamamlar; tüm cümleye eklenmiş isteğe bağlı bir zaman bilgisi değildir.
Alıştırma
Cümleyi was when kalıbıyla tamamlayın: My favorite part of the concert ____ the band played its final song.
Cevabı göster
was when
morning tea: Avustralya İngilizcesinde kuşluk molası veya atıştırmalık
Günlük Avustralya İngilizcesinde morning tea, sabahın ortalarında verilen kısa bir ara ya da bu sırada yenilen atıştırmalık anlamına gelir. Mutlaka çay ikram edilmesi gerekmez. Burada eating morning tea, resmî bir çay etkinliğine katılmak değil, sabah basit bir atıştırmalık yemek demektir.
Alıştırma
Avustralyalı bir ailenin günlük yaşamında morning tea en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Gün doğmadan önce yenen kahvaltı
- Sabah ortasında verilen gündelik bir mola veya yenilen atıştırmalık
- Akşam yapılan resmî bir çay töreni
Cevabı göster
Sabah ortasında verilen gündelik bir mola veya yenilen atıştırmalık
Bingo was trying to eat cherry tomatoes with her fork. Dilbilgisi
0:08Bingo çeri domatesleri çatalıyla yemeye çalışıyordu.
trying to eat: tamamlanmış bir sonuç değil, sürmekte olan bir çaba
was trying to eat, girişimin geçmişteki bir anda sürmekte olduğunu gösterir. Yapı, geçmişte devam eden was trying biçiminin ardından to + fiil kullanır. Odak, tamamlanmış bir sonuçta değil, Bingo'nun çabasındadır. Domatesleri yemeyi başarmış da olabilir, başaramamış da olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, sürmekte olan ama başarısız olabilecek bir girişimi gösterir?
- She was trying to open the jar, but the lid would not move.
- She likes the jar on the shelf.
- She opened the jar easily and put it away.
Cevabı göster
She was trying to open the jar, but the lid would not move.
Who will save Jeremy from the falling hippo? Kalıp ifadeler
0:25Düşen su aygırından Jeremy'i kim kurtaracak?
save Jeremy from: birinin hangi tehlikeden kurtarıldığını belirtmek
save someone from something kalıbı, birini tehlikeden, zarardan veya kötü bir durumdan kurtarmak anlamına gelir. Kurtarılan kişi save sözcüğünden hemen sonra gelir; from ise kurtulunan tehlikeyi veya durumu tanıtır. save Jeremy from the falling hippo ifadesinde kurtarılan kişi Jeremy'dir. save Jeremy yalnızca kimin kurtarılacağını belirtir; from the falling hippo eklendiğinde onu neyin tehdit ettiği de açıklanır.
Alıştırma
Cümleyi save someone from something kalıbıyla tamamlayın: A helmet can ____ you ____ a serious head injury.
Cevabı göster
save · from
you're happy again: duygusal toparlanmayı tamamlanmış olarak sunmak
You're happy again, diğer kişinin duygusal olarak toparlanmasını tamamlanmış bir durum gibi sunan bir cümledir: Önceden mutsuzdu, şimdi yeniden mutlu. again, daha önceki bir duruma dönüldüğünü gösterir. Buradaki Hooray kutlama anlamı ekler. Bu nedenle konuşan kişi yalnızca bir ruh hâlini gözlemlemez, teselli etme girişiminin başarılı olduğunu da varsayar. Diğer kişi hâlâ üzgünse bu cümle güvenilir bir gerçekten çok aceleyle verilmiş bir karar gibi duyulabilir.
Alıştırma
Bu kullanım uygun mu? Arkadaşınız az önce ağladı ve kendini daha iyi hissettiğini söylemedi. Konuşmayı bitirmek için You're happy again diyorsunuz.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
tried 100 times to...: tekrar tekrar denemeyi vurgulamak
“tried 100 times to cheer you up” ifadesinde try + sayı + to + fiilin yalın hâli, tek bir hedefe yönelik tekrarlanan denemeleri anlatır. Sayı tried ile to do arasına gelir ve konuşanın kaç kez çaba gösterdiğini vurgular. Buradaki “100 times” büyük olasılıkla kesin bir sayı değil, “birçok kez” anlamında abartılı bir ifadedir. Bu ifade hafif bir şikâyet veya hayal kırıklığı tonu katar; temel anlam yine tekrar tekrar çaba göstermektir.
Alıştırma
Bu cümlede “tried 100 times to...” neyi vurguluyor?
- Tam yüz denemelik kesin bir sayı
- Tam olarak yüz olması gerekmeyen birçok tekrarlı deneme
- Başarılı olmuş tek bir deneme
Cevabı göster
Tam olarak yüz olması gerekmeyen birçok tekrarlı deneme
cheer you up, ...: öbek fiille birinin ruh hâlini iyileştirmek
“cheer you up” ifadesi, birinin kendini daha mutlu hissetmesini veya daha az üzülmesini sağlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada anlatılan, karşıdaki kişinin ruh hâlini iyileştirmeye yönelik bir çabadır; kutlama amacıyla atılan bir tezahürat değildir. Nesne zamirse cheer ile up arasına gelir: cheer you up veya cheer her up. Nesne isimse iki konum da mümkündür: cheer your friend up veya cheer up your friend.
Alıştırma
Cümleyi cheer ... up öbek fiiliyle tamamlayın: I sent Mia a funny video to ____.
Cevabı göster
cheer her up
make me feel sad: make + kişi + feel + sıfat
Make + kişi + feel + sıfat yapısı, birinin ya da bir şeyin o kişide bir duygu veya durum oluşturduğunu anlatır. make me feel sad ifadesinde me etkilenen kişidir, feel make fiilinden sonra yalın hâlde kalır ve sad ortaya çıkan duyguyu belirtir. Bu yapı tek başına duygusal bir etkiyi anlatır. Tam cümlede trying to, bu etkiyi kasıtlıymış gibi sunar. Bu nedenle konuşan kişi yalnızca duygusunu söylemekten çok karşısındakini suçluyor gibi duyulur.
Alıştırma
Notun dün kendimi hoş karşılanmış hissetmemi sağladığını anlatmak için cümleyi make + kişi + feel yapısıyla tamamlayın: Her kind note ____ welcome yesterday.
Cevabı göster
made me feel
can't help it: bir tepkiyi kontrol edememek
Can't help it, birinin bir şeyi kontrol edemediğini veya önleyemediğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada help, yardım etmek anlamına gelmez; bu kalıpta önlemek veya kaçınmak anlamına daha yakındır. It, bağlamdan zaten anlaşılan duyguya ya da tepkiye gönderme yapar. Konuşan kişi I can't help it diyerek bu tepkinin kasıtlı olmadığını ve o anda kolayca durdurulamadığını anlatır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız neden hâlâ güldüğünüzü soruyor. Hangi cevap tepkiyi kontrol edemediğiniz anlamına gelir?
- I can't help with it.
- I can help you with it.
- I can't help it.
Cevabı göster
I can't help it.
She's not trying to: etkiyi niyetten ayırmak
She's not trying to + fiil, kişinin ardından gelen sonucu bilerek yaratmaya çalışmadığını anlatır. Bu cümlede üzülmen gerçek olabilir, ama seni üzmek onun amacı değildir; konuşan kişi onun seni kasıtlı olarak incitmek istediği düşüncesini düzeltiyor. Bu yapı etki ile niyeti birbirinden ayırır: Bir davranış birini üzebilir, fakat bu davranışın amacı o kişiyi üzmek olmayabilir.
Alıştırma
Hoş olmayan bir etki ile kasıtlı bir amacı açıkça birbirinden ayıran cümle hangisidir?
- She wants to hurt me, but her words did not affect me.
- Her words hurt me, so she must have wanted to hurt me.
- Her words hurt me, but she's not trying to hurt me.
Cevabı göster
Her words hurt me, but she's not trying to hurt me.
let her go: birinin gitmesine izin vermek ve ona alan tanımak
Let her go, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: let her go. Burada let, onun gitmesine izin vermek veya onu tutmayı bırakmak anlamı taşır. Yani tavsiye, onun üzerine gitmeyi bırakıp gitmesine ya da bir süre yalnız kalmasına izin vermektir. Bu ifade tek başına ilişkiyi sonsuza kadar bitirmek anlamına gelmez. go kelimesinin gitmek, serbest bırakılmak veya yoluna devam etmek anlamında olup olmadığını bağlam belirler; burada onun geçici olarak alana ihtiyaç duymasına saygı gösterilir.
Alıştırma
Bu bağlamda Just let her go ne anlama gelir?
- Onu sonsuza kadar terk et ve onunla bir daha hiç konuşma.
- Üzerine gitmeyi bırak ve şimdilik gitmesine izin ver.
- Tekrar mutlu olana kadar ona soru sormaya devam et.
Cevabı göster
Üzerine gitmeyi bırak ve şimdilik gitmesine izin ver.
I thought I fixed her: duyguları tamir edilebilir bir şey gibi görmek
I thought I fixed her cümlesinde fix mecaz anlamda kullanılır. Konuşan kişi, bir duygu tamir edilebilecek bozuk bir nesneymiş gibi, diğer kişinin üzüntüsünü giderdiğine inanmıştır. I thought, bunun daha önceki bir inanç olduğunu ve sonradan ortaya çıkanların bu inancı şüpheli ya da yanlış hâle getirdiğini gösterir. Cümle bütünüyle duygulara dair basit ve hatalı bir anlayışı ortaya koyar: Birine bir kez yardım etmek, onun tamamen “tamir edildiği” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu sahnede I thought I fixed her hangi düşünceyi ifade ediyor?
- Diğer kişinin ona eşya tamir etmeyi öğrettiğine inanıyordu.
- Diğer kişinin üzüntüsünü zaten giderdiğine inanıyordu.
- Diğer kişiye ait bir eşyayı tamir ettiğine inanıyordu.
Cevabı göster
Diğer kişinin üzüntüsünü zaten giderdiğine inanıyordu.
can't always fix people: can't always ile kısmi olumsuzluk
Can't always + fiil, bir eylemin her seferinde mümkün ya da başarılı olmadığını, ancak bazen mümkün olabileceğini ifade eder. Buna kısmi olumsuzluk denir. Burada can't always fix people, başka birinin duygularına yardım etmenin gerçekçi bir sınırı olduğunu anlatır. İnsanlara yardım etmenin imkânsız olduğu anlamına gelmez; her seferinde başarılı olunabileceğine dair daha güçlü düşünceyi reddeder.
Alıştırma
You can't always solve every problem for a friend cümlesindeki can't always ne anlama geliyor?
- Bazen mümkün olabilir, ancak her seferinde değil.
- Her koşulda imkânsızdır.
- Her seferinde başarıyla gerçekleşir.
Cevabı göster
Bazen mümkün olabilir, ancak her seferinde değil.
come good: toparlanmak veya düzelmek
Bu cümlede come good, toparlanıp yeniden iyi olmak anlamına gelir. She'll come good, şu anki duygusal durumunun zamanla düzeleceğini öngörür; iyi bir yere geleceği anlamına gelmez. Bu ifade güven veren, iyimser bir beklenti taşır: durum düzelecektir ama bunun hemen olması gerekmez.
Alıştırma
Bu bağlamda She'll come good ne anlama gelir?
- Zamanla kendini daha iyi hissedecek.
- İyi bir şey yapacak.
- İyi bir yere varacak.
Cevabı göster
Zamanla kendini daha iyi hissedecek.
don't feel like eating: feel like + fiilin -ing hâli
Don't feel like eating, şu anda yemek yeme isteği ya da havası olmamak demektir. Burada feel like ifadesinden sonra -ing biçimindeki eating gelir; bir eylem anlatıldığında kalıp feel like + fiilin -ing hâlidir. Olumsuz biçim, isteksizliği çoğu zaman kesin ve kalıcı bir ret yerine o anki bir durum olarak sunar. Bu cümlede now, geçici anlamı özellikle belirginleştirir.
Alıştırma
Cümleyi go fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I don't feel like ____ out tonight.
Cevabı göster
going
More for me: şakacı ve eksiltili bir yanıt
'More for me.', 'That means there is more for me.' cümlesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Biri paylaşılan bir yiyeceği veya paylaşılabilecek başka bir şeyi istemediğinde, konuşan kişi kullanılmayan payın kendisine kalabileceğini söyler. Bu sahnede ifade, ortamı yumuşatmak için yapılan neşeli bir şakadır; konuşan kişinin her şeyi hak ettiğine dair ciddi bir iddia değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız 'I don't want the last biscuit.' diyor. 'More for me, then!' büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Konuşan kişi herkesten resmî biçimde eşit paylaşmalarını istiyor.
- Konuşan kişi de yememeye karar verdi.
- Konuşan kişi fazladan kalan bisküviyi yiyebileceği konusunda şaka yapıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi fazladan kalan bisküviyi yiyebileceği konusunda şaka yapıyor.
easy to cheer up: özne eylemden etkilenir
she's easy to cheer up ifadesindeki kalıp kişi + be + easy + to-infinitive biçimindedir. She dilbilgisel öznedir, fakat anlam bakımından cheer up eyleminden etkilenen kişidir: diğer insanlar onu çok zorlanmadan daha mutlu hissettirebilir. Aynı kalıp nesnelerle de kullanılır. This manual is easy to understand, insanların kılavuzu kolayca anlayabildiği anlamına gelir. Özneyi mastar eylemini yapan kişi veya şey olarak yorumlamayın.
Alıştırma
'Mina is easy to cheer up' ne anlama gelir?
- Mina diğer insanları kolayca neşelendirebilir.
- Diğer insanlar Mina'yı kolayca neşelendirebilir.
- Mina her zaman mutludur.
Cevabı göster
Diğer insanlar Mina'yı kolayca neşelendirebilir.
Don't you dude me: geçici bir fiille yapılan duygulu itiraz
Don't you X me, “bana X kullanma” veya “bana öyle hitap etme ya da öyle davranma” anlamına gelen vurgulu bir konuşma kalıbıdır. Burada normalde isim veya hitap sözü olan dude geçici olarak fiil gibi kullanılır; konuşan kişi “bana dude deme” demektedir. Don't you... içindeki fazladan you, itirazı sıradan bir Don't... yapısından daha keskin hâle getirir. Ses tonuna ve ilişkiye göre bu kalıp gerçek bir kızgınlık veya şakacı bir öfke ifade edebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız size az önce yine “sweetheart” dedi. Aynı hitap sözünü kullanarak duygulu itirazı tamamlayın: Don't you ____ me.
Cevabı göster
sweetheart
dude: samimi ve şakacı bir hitap
Burada dude, dostum veya birader gibi, birine hitap etmenin son derece gündelik bir yoludur. Karşıdaki kişiyi kelimenin gerçek anlamıyla tanımlamaz; doğrudan ona seslenir. Birbirini iyi tanıyan kişiler arasında samimi veya şakacı duyulabilir. Dude sözcüğünün tekrarlanması sıradan istekleri şakacı bir kışkırtmaya dönüştürür. Diğer kişi önce bu sözcüğe itiraz ettiği için sonraki her tekrar yasaklanan hitabı bilerek yeniden kullanır. Gerçek bir konuşmada bunun şaka olarak kalması, ilişki ve bağlamın şakaya uygun olmasına bağlıdır.
Alıştırma
Dude hangi durumda saygısızca değil de doğal duyulmaya en uygundur?
- Resmî bir iş görüşmesinde işe alım yöneticisine hitap etmek
- Bu hitabı seven yakın bir arkadaşla şakalaşarak konuşmak
- Ciddi bir şikâyet hakkında müşteriye yazmak
Cevabı göster
Bu hitabı seven yakın bir arkadaşla şakalaşarak konuşmak
all good: gündelik dilde “artık sorun yok” demek
Bu cümlede all good, mevcut durumu özetler: üzüntü ya da sorun sona ermiştir ve artık her şey yolundadır. Her bir şeyin kelimenin tam anlamıyla iyi olduğu anlamına gelmez. Gündelik konuşmada çoğu zaman It’s all good. ifadesinin kısalmış hâli gibi tek başına kullanılır. Bağlama göre “iyiyim”, “sorun yok” veya “artık aramız iyi” anlamlarına gelebilir.
Alıştırma
Küçük bir düşmenin ardından bir arkadaşınız iyi olup olmadığınızı soruyor. Artık sorun olmadığını en doğal biçimde hangi cevap anlatır?
- All good, thanks.
- All of them are good, thanks.
- The fall was good, thanks.
Cevabı göster
All good, thanks.
Is it my turn for my favorite thing that happened today? Kalıp ifadeler
1:55Bugün olan en sevdiğim şeyi anlatma sırası bende mi?
Is it my turn for + isim öbeği?
Is it my turn for ...? belirli bir etkinlik, öğe veya konu için sıradaki yerinizin gelip gelmediğini sorar. my turn, konuşanın sıradaki yerini gösterir; for ise sıranın ne için olduğunu adlandıran bir isim öbeğini başlatır. Burada my favorite thing that happened today, paylaşılacak içeriğin adıdır. Bunu anlatma eylemi grup etkinliğinden anlaşılır; bu nedenle soru yalnızca Am I next? demekten daha fazla bilgi verir.
Alıştırma
Sınıf sırayla show-and-tell yapıyor. Hedef kalıpla soruyu tamamlayın: ____ show-and-tell?
Cevabı göster
Is it my turn for