FELSEFE - Stoacılar: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Seneca ve Marcus Aurelius üzerinden bu anlatım, Stoacılığın zorlukları önceden hesaba katarak kaygı ve öfkeyle nasıl başa çıktığını açıklar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. However intelligent they might otherwise be. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “however + sıfat + özne + might be” yapısıyla eleştiriden önce bir niteliği kabul edin. 2. rehearse worst case scenarios. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: “rehearse” fiilinin sahne provasının yanı sıra olası bir durumu zihinde prova etmek olduğunu kavrayın. 3. priced in. — Deyimler ve mecazi ifadeler: beklenen maliyeti fiyata katan finans teriminin, olası sıkıntıları önceden kabullenme metaforuna dönüşmesini görün.
Bu derste
This is a film about Stoicism and why you need more of it in your life
0:07Bu, Stoacılık hakkında ve hayatınızda neden ona daha fazla ihtiyaç duyduğunuzu anlatan bir film,
because as people seldom tell you but we will quietly.
0:11çünkü insanlar bunu size nadiren söyler ama biz sessizce söyleyeceğiz.
Stoicism was a philosophy that flourished for 480 years in ancient Greece and Rome
0:17Stoacılık, Antik Yunan ve Roma'da 480 yıl boyunca gelişen bir felsefeydi
and was popular with everyone from slaves to the aristocracy Dilbilgisi
0:22ve kölelerden aristokrasiye kadar herkes arasında popülerdi,
from slaves to the aristocracy: toplumsal bir aralığın iki ucu
everyone from slaves to the aristocracy ifadesinde from A to B, toplumsal bir ölçeğin birbirine zıt iki ucunu belirtir. Popülerliğin bu uçlardaki insanları ve aradaki grupları kapsadığı anlamına gelir. Buradaki from, bir kişinin başka bir şeye dönüştüğünü anlatmaz. from ve to sözcüklerinden sonraki ifadeler, geniş bir aralığın uçları olarak kullanılan kategorilerdir.
Alıştırma
Hangi cümlede from A to B, bir değişim veya hareket yerine geniş bir aralığı gösterir?
- The museum attracts everyone from schoolchildren to retirees.
- Leo went from an intern to a manager in two years.
- Maya sent a message from Rome to Paris.
Cevabı göster
The museum attracts everyone from schoolchildren to retirees.
Helpful when we panic, want to give up, despair and rage at existence.
0:28Paniğe kapıldığımızda, pes etmek istediğimizde, umutsuzluğa kapıldığımızda ve varoluşa öfkelendiğimizde faydalıydı.
stoic: fazla duygu göstermeden sakince dayanmak
Burada stoic, call fiilinden sonra them sözcüğünü tanımlayan küçük harfli bir sıfattır. Acıya veya zorluğa yakınmadan ya da fazla duygu göstermeden sakince dayanabilmek anlamına gelir. Hiç duygu taşımamak demek değildir ve brave sözcüğünden daha özel bir anlamı vardır. Günlük anlamı, Stoacı felsefeyle ilişkilendirilen özdenetimden gelir.
Alıştırma
"After the accident, Noor stayed stoic while help arrived," cümlesinde stoic ne anlama gelir?
- Sakin kaldı ve fazla sıkıntı belirtisi göstermedi.
- Cesur olduğunu kanıtlamak için tehlikeye doğru koştu.
- Hiçbir türden duygusu yoktu.
Cevabı göster
Sakin kaldı ve fazla sıkıntı belirtisi göstermedi.
The first is the Roman writer and tutor to Nero, Seneca.
0:42Birincisi Romalı yazar ve Neron'un öğretmeni Seneca'dır.
felt like it: zaten bilinen bir eylemi yapmak istemek
Bu cümlede felt like it, “bunu yapmak istedi” anlamına gelir. it zamiri, ne olduğu zaten belli olan bir eyleme gönderme yapar; bir şeyin belirli bir fiziksel his verdiği anlamına gelmez. just because ile birlikte kullanıldığında ifade, kişisel isteği tek neden olarak sunar: bunu yalnızca yapmak istediği için yaptı. Genel olarak feel like it, daha önce sözü edilen ve birinin o anda yapmak istediği herhangi bir eyleme gönderme yapabilir.
Alıştırma
“Nora changed the playlist because she felt like it,” cümlesindeki “felt like it” ne anlama gelir?
- Çalma listesini değiştirmeye zorlandı.
- O anda değiştirmek istedi ve başka bir nedene ihtiyaç duymadı.
- Çalma listesinin başka bir şeye benzer hissettirdiğini düşündü.
Cevabı göster
O anda değiştirmek istedi ve başka bir nedene ihtiyaç duymadı.
asked his old tutor Seneca to commit suicide
0:55eski öğretmeni Seneca'dan intihar etmesini isteyen o kötü şöhretli diktatör,
the kind and magnanimous Roman emperor Marcus Aurelius
1:01nazik ve yüce gönüllü Roma imparatoru Marcus Aurelius'tur,
fighting off invincible Germanic hordes Öbek fiiller
1:09yenilmez Cermen ordularıyla savaşarak geçirmek zorunda kalmış,
fighting off: bir tehdide direnip onu püskürtmek
Fight off, bir saldırgana veya tehdide direnmek ve onun sizi yenmesini engellemek anlamına gelir. Burada fighting off, Germen ordularını durdurulan veya geri püskürtülen bir güç olarak sunar; off, öbek fiilin bir parçasıdır. Aynı yapı, fight off an infection veya fight off sleep örneklerinde olduğu gibi insan olmayan tehditler için de kullanılabilir. -ing biçimi devam eden bir çabayı anlatabildiği için tehdidin tamamen ortadan kalktığını tek başına garanti etmez.
Alıştırma
“The doctor said her body was fighting off the infection,” cümlesindeki “fighting off” ne anlama gelir?
- Enfeksiyonu yayılmaya davet etmek
- Enfeksiyona direnmek ve onu yenmeye çalışmak
- Tüm fiziksel hareketleri durdurmak
Cevabı göster
Enfeksiyona direnmek ve onu yenmeye çalışmak
but found time to write one of the greatest works of philosophy Kalıp ifadeler
1:11ama felsefenin en büyük eserlerinden birini,
found time to + fiil
Found time to, find time to + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zaman biçimidir. Yoğun bir program veya zor koşullar içinde bir işi yapmaya yine de zaman ayarlamayı başarmak anlamına gelir. Buradaki find sözcüğü gerçek anlamda belirli bir saati bulmak demek değildir. Bu ifade, kişinin çaba göstererek veya öncelik vererek eylem için yer açtığını anlatır. Bu cümlede but, zorlu koşullarla eseri yine de yazmış olması arasındaki karşıtlığı güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin yoğun programında bir işe yer açmayı başardığını en iyi gösterir?
- Although the week was packed, Lena found time to visit her grandfather.
- Lena found the time of her grandfather's visit on the calendar.
- Lena had time to visit her grandfather because her week was empty.
Cevabı göster
Although the week was packed, Lena found time to visit her grandfather.
There are two problems Stoicism can help us with in particular.
1:17Stoacılığın bize özellikle yardımcı olabileceği iki sorun vardır.
They believe it's their duty to cheer you up. Notlar
1:25Sizi neşelendirmenin kendi görevleri olduğuna inanırlar.
it's their duty to + fiil
It's their duty to + fiilin yalın hâli, eylemin onların sorumluluğu veya yükümlülüğü olarak görüldüğünü anlatır. Their sorumlu kişileri belirtir; to + fiil bölümü ise ne yapmaları gerektiğini düşündüklerini açıklar: seni neşelendirmek. They believe aktarım çerçevesi önemlidir. Bunun onların kendi görev anlayışı olduğunu gösterir; konuşan kişinin görevin gerçekten var olduğunu doğruladığı anlamına gelmez. Bazı bağlamlarda bu mesafe, kuşku veya eleştiri de gösterebilir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? 'They believe it's their duty to cheer you up' cümlesi, seni neşelendirmenin gerçekten onların görevi olduğunu doğrudan doğrular.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
cheer you up: seni daha iyi hissettirmek
Cheer someone up, üzgün veya morali bozuk birinin kendini daha mutlu ya da daha umutlu hissetmesini sağlamak demektir. Bu cümlede insanlar senin moralini düzeltmeye çalışmanın görevleri olduğuna inanıyor. Deyimsel fiilin kendisi tarafsızdır; olumsuz hava, daha geniş bağlamın bu davranışı eleştirmesinden gelir. Cheer ... up ayrılabilen bir deyimsel fiildir. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: cheer you up, cheer her up veya cheer them up.
Alıştırma
Cümleyi cheer up ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: Mia felt sad, so I told a joke to ____.
Cevabı göster
cheer her up
However intelligent they might otherwise be. Dilbilgisi
1:27Normalde ne kadar zeki olurlarsa olsunlar.
However intelligent they might otherwise be = ne kadar zeki olurlarsa olsunlar
However + sıfat + özne + may/might be, “ne kadar ... olursa olsun” anlamına gelen bir ödünleme yapısıdır. Burada however intelligent they might otherwise be, karşıt bir eleştiri gelmeden önce bu kişilerin başka açılardan çok zeki olabileceklerini kabul eder; otherwise burada “başka açılardan” demektir. Bu yapıda however doğrudan intelligent sözcüğünü niteler; cümleleri bağlayan ve “ancak” anlamına gelen zarf değildir. Örnek, önceki düşünceye bağlı, bilinçli olarak eksiltilmiş bir parçadır. Tek başına tam bir cümlede bu ödünleme yan cümlesine normalde bir ana cümle eşlik eder: However intelligent they might be, they can still be wrong.
Alıştırma
Hangi cümlede however “ne kadar ... olursa olsun” anlamında kullanılmıştır?
- Something changed; however, we followed the plan.
- You should, however, plan carefully before you begin.
- However carefully you plan, something may change.
Cevabı göster
However carefully you plan, something may change.
They say things like "It'll be okay. Don't worry."
1:30"Her şey yoluna girecek. Endişelenme" gibi şeyler söylerler.
Eleştirel bir metafor olarak opium of the emotions
opium of the emotions ifadesinde opium, acıyı uyuşturan, çekici bir rahatlık sağlayan ve bağımlılık yaratabilen bir şeyin metaforudur. Cümle, umudu insanın gerçekle yüzleşmeden kendini daha iyi hissetmesini sağlayan duygusal bir kaçış olarak sunar. Bu, hope sözcüğünün tarafsız bir tanımı değil, güçlü bir yargıdır. İfade yalnızca bu belirli sav içinde umudu eleştirir; günlük İngilizcede hope genellikle olumlu ya da tarafsızdır.
Alıştırma
Bu cümlede “opium of the emotions” neyi ima ediyor?
- Acı veren duyguları fiziksel olarak tedavi eden bir ilaç
- Duyguları uyuşturan ve duygusal bağımlılık yaratabilen aldatıcı bir teselli
- Her zaman eyleme yol açan umutlu bir duygu
Cevabı göster
Duyguları uyuşturan ve duygusal bağımlılık yaratabilen aldatıcı bir teselli
stamp out: zararlı bir şeyi tamamen ortadan kaldırmak
Stamp out, zararlı ya da istenmeyen bir şeyi tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Küçük bir ateşi üzerine basarak söndürmeyi gerçek anlamda da anlatabilir; ancak burada mecazidir ve yalnızca “bir şeyin üzerine basmak” demek değildir. must be stamped out yapısında edilgen çatı, kimin ortadan kaldırdığından çok ortadan kaldırılması gereken şeye odaklanır. must ve conclusively, talebi kesin ve sert gösterir.
Alıştırma
stamp ile kurulan ve “tamamen ortadan kaldırmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiili kullanın: The health campaign aims to ____ malaria in the region.
Cevabı göster
stamp out
for a person to stand any chance of inner peace Kalıp ifadeler
1:43bir kişinin iç huzurunu bulma şansının olması için,
stand any chance of: en ufak bir şansı olmak
Bu cümlede stand any chance of, ‘bir şeyi başarma konusunda en ufak bir olasılığa bile sahip olmak’ demektir. Stand burada ‘ayakta durmak’ anlamına gelmez. Any, olasılığın en düşük düzeyini vurgular; böylece ifade, iç huzurun ancak bazı koşullar sağlanırsa mümkün olduğunu anlatır. Kalıp stand a/any chance of + isim veya -ing biçimidir: stand a chance of success; stand any chance of winning.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade stand any chance of ile tamamlayın: To ____ winning the final, the team must improve its defense.
Cevabı göster
stand any chance of
lifts you up higher ... eventual fall: duygusal yükseliş ve düşüş
Cümle, umut ve hayal kırıklığını dikey hareketlere dönüştürür. Umut, duyguları ve beklentileri yükselterek ‘seni daha yükseğe çıkarır’; ‘sonunda gerçekleşen düşüş’ ise gerçeklik bu umutları karşılamadığında daha sonra yaşanan hayal kırıklığıdır. Bu hareketlerin hiçbiri gerçek anlamda fiziksel değildir. Higher ile fall karşı karşıya getirilince uyarı güçlenir: duygusal yükseliş ne kadar büyükse sonraki düşüş o kadar acı verici gelebilir. Önce yükselip sonra düşme kalıbı güven, umut veya ruh hâlindeki değişimleri anlatmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Bu cümledeki yükselme ve düşme görüntüsü ne anlama geliyor? 'Her hopes climbed after the audition, but the rejection felt like a sudden fall.'
- Daha umutlu oldu ve sonra hayal kırıklığına uğradı.
- Reddedilmek seçmelerinin daha başarılı olmasını sağladı.
- Gerçekten bir yere tırmandı ve sonra düştü.
Cevabı göster
Daha umutlu oldu ve sonra hayal kırıklığına uğradı.
The Stoics advised us to take a different path.
1:50Stoacılar bize farklı bir yol izlememizi tavsiye etti.
one has to tell oneself something very dark. Dilbilgisi
1:53insanın kendine çok karanlık bir şey söylemesi gerekir.
one ... oneself: genel zamir ile dönüşlülük zamirinin uyumu
Buradaki one, 1 sayısını veya belirli bir kişiyi değil, “herhangi bir kişiyi” ifade eden genelleyici bir zamirdir. Cümleye resmî ve genel bir ton verir. one, tell fiilinin öznesi olduğu için dönüşlülük nesnesi oneself olmalıdır: one has to tell oneself. İki zamir de aynı genel kişiye gönderme yapar ve birbiriyle uyumlu olmalıdır.
Alıştırma
Birbiriyle uyumlu genelleyici zamir çiftini kullanarak resmî ve genel ifadeyi tamamlayın: “____ can remind ____ to stay patient.”
Cevabı göster
One · oneself
But a huge consoling stoic but one must keep in mind that one will nevertheless Kalıp ifadeler
2:05Ama muazzam ve teselli edici bir Stoacı "ama"; insan her şeye rağmen
keep in mind that: önemli bir hatırlatmayı sunmak
Keep in mind that, dinleyicinin hatırlamaya ve dikkate almaya devam etmesi gereken bir bilgiyi sunar. Buradaki that yan cümlesi, one will nevertheless be okay şeklindeki rahatlatıcı düşünceyi gözden kaçırılmaması gereken bir nokta olarak verir. Kalıp keep in mind that + yan cümle şeklindedir. Ardından gelen bilgi bir kişinin durumu anlama biçimini, o durumla ilgili hislerini veya ne yapacağına dair kararını etkileyecekse kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir planı etkilemesi gereken bir bilgi hakkında hatırlatma yapıyor?
- Keep in mind that the last train leaves at ten.
- I made up my mind to take the last train at ten.
- The last train came to mind at ten.
Cevabı göster
Keep in mind that the last train leaves at ten.
Nor will ...: olumsuz bir ifadeden sonra devrik yapı
Nor, önceki won't ile ifade edilen olumsuz yargıya ikincisini ekler: Hapishane hayatı keyifli olmayacaktır ve kişinin işini kaybetmesi de keyifli olmayacaktır. Nor ikinci yan cümlenin başında olduğu için will özneden önce gelir. Losing one's job bir bütün olarak özne görevindeki gerund öbeğidir; be fun tekrarlanmak yerine örtük bırakılır.
Alıştırma
İkinci bir olumsuz sonuç ekleyen iki sözcüklü bağlayıcıyı ve yardımcı fiili kullanarak bu resmî cümleyi tamamlayın: “Skipping the safety check won't speed up the launch, ____ rushing the final review.”
Cevabı göster
nor will
Made a laughing stock: alay konusu hâline gelmek
A laughing stock, birçok kişinin açıkça güldüğü veya gülünç bulduğu kişi ya da gruptur. Buradaki stock sözcüğünün hisse senetleri veya finansla ilgisi yoktur. Make someone a laughing stock, birinin alay konusu olmasına yol açmak demektir. Tam ifade olan being made a laughing stock içinde being made edilgen yapıdadır: Kişi bu küçük düşürücü duruma sokulur.
Alıştırma
Hangi cümle, viral bir videonun Leo'yu alay konusu hâline getirdiği anlamına gelir?
- The viral clip made Leo a laughing stock.
- The viral clip made Leo laugh.
- The viral clip made Leo a comedian.
Cevabı göster
The viral clip made Leo a laughing stock.
get through it: zor bir dönemi atlatmak
Get through something, zor bir dönem ya da deneyim bitene kadar ona dayanıp onu atlatmak demektir. Buradaki it, daha önce sözü edilen zorlukları tek bir fikirde toplar: insan ciddi sorunlardan sonra bile o dönemin öbür tarafına ulaşabilir. Buradaki anlam, zorlukla başa çıkıp devam etmektir; fiziksel olarak bir yerden geçmek ya da telefon bağlantısı kurmak değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The first month may be hard, but we will ____ it together.
Cevabı göster
get through
Stoicism emboldens us against the worst fate can throw at us. Deyimler
2:23Stoacılık kaderin bize fırlatabileceği en kötü şeye karşı bize cesaret verir.
the worst fate can throw at us: zorlukları anlatan bir mecaz
Bu ifade, “kaderin başımıza getirebileceği en kötü şeyler” anlamına gelir. Fate, insanlara sorun fırlatan bir rakip gibi ele alınır; bu nedenle throw at fiziksel değil, mecazi bir kullanımdır. The worst fate can throw at us isim grubunda the worst, en kötü olaylar veya zorluklar demektir. fate sözcüğünden önceki ilgi zamiri that düşürülmüştür; tam biçim the worst that fate can throw at us şeklindedir. Bu kalıp what life throws at you veya whatever life throws at you ile de kullanılabilir.
Alıştırma
“We are ready for whatever life throws at us” cümlesinde “whatever life throws at us” ne anlama gelir?
- Birinin gerçekten fırlattığı nesneler
- Hayatın getirebileceği her türlü zorluk
- Yalnızca kontrol edebildiğimiz olaylar
Cevabı göster
Hayatın getirebileceği her türlü zorluk
need only + fiilin yalın hâli
need only + fiilin yalın hâli yapısında need bir kiplik fiil gibi çalışır; bu nedenle sonraki fiilden önce to kullanılmaz. You need only turn, “gerekli olan tek eylem turn eylemidir; başka bir şey yapmaya gerek yoktur” anlamına gelir. Bu yapı, tek bir eylem veya koşulun yeterli olduğunu belirtir. Bu tarihî Stoacı alıntıda kısa anlatım, intihar hakkındaki karanlık bir ifadeyi sert ve basit gösterir. Bunu uygulamaya yönelik bir yönlendirme olarak değil, antik bir felsefi tartışmanın parçası olarak okuyun.
Alıştırma
Cümleyi resmî need only + base verb yapısıyla tamamlayın: To unlock the archive, you ____ enter the code once.
Cevabı göster
need only
To build up an impression of one's own resilience
2:39İnsanın kendi dayanıklılığı hakkında bir fikir oluşturması için,
the Stoics suggested one regularly rehearse worst case scenarios. Kalıp ifadeler
2:42Stoacılar en kötü senaryoların düzenli olarak prova edilmesini önermişlerdir.
rehearse worst-case scenarios: en kötü durum senaryolarını prova etmek
Burada rehearse, hayal edilen bir duruma nasıl karşılık verileceğini zihinsel veya uygulamalı olarak çalışmak anlamına gelir. A worst-case scenario, makul biçimde mümkün olan en zararlı sonuçtur. Dolayısıyla rehearse worst-case scenarios, çok kötü olasılıklar gerçekleşmeden önce bunlara tekrar tekrar hazırlanmak demektir. Stoacı bağlamda bu uygulama, şaşkınlığı azaltmayı ve dayanıklılığı geliştirmeyi amaçlar. İfade, bu olayların daha önce gerçekleştiğini söylemez. Ayrıca rehearse yalnızca oyuncuların bir gösteriye hazırlanması için kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede rehearse, olası bir durum gerçekleşmeden önce ona hazırlanmak anlamında kullanılmıştır?
- Before the storm, the emergency team rehearsed a worst-case scenario.
- During the storm, the family realized the basement was flooding.
- After the storm, the reporter described the damage that had already occurred.
Cevabı göster
Before the storm, the emergency team rehearsed a worst-case scenario.
and eat only stale bread and rainwater from an animal's bowl.
2:52ve sadece bayat ekmek yiyip bir hayvanın kâsesinden yağmur suyu içmelidir.
As Marcus Aurelius put it: kullanılan sözleri kaynağına atfetmek
As [person] put it kalıbı doğrudan bir alıntıyı veya aslına yakın bir aktarımı tanıtır ve sözlerin ya da fikrin kime ait olduğunu belirtir. Burada “Marcus Aurelius’un sözleriyle” anlamına gelir. Bu ifadede put, “bir yere koymak” değil, “sözcüklerle ifade etmek” anlamındadır. it zamiri, ardından gelecek ifadeyi önceden gösterir.
Alıştırma
Alıntı kalıbındaki eksik iki sözcüğü tamamlayın: As my grandfather ____, “Kindness costs nothing.”
Cevabı göster
put it
almost nothing material is needed for a happy life
3:00mutlu bir yaşam için neredeyse hiçbir maddi şeye ihtiyaç yoktur
Another subject of interest to the Stoics was anger.
3:06Stoacıların ilgilendiği bir diğer konu da öfkeydi.
bad tempered lot: öfkeli bir grup için günlük bir etiket
Bu cümlede bad tempered, kolayca sinirlenen veya çabuk öfkelenen anlamına gelir; lot ise bir grup insan için kullanılan günlük bir sözcüktür. Birlikte a bad-tempered lot, Romalıları öfkeli bir grup olarak tanımlar. Cümle, öfke konusunu açmak için kullanılan geniş ve hafif alaycı bir genellemedir; kesin bir tarihsel iddia değildir. Düzenlenmiş yazılarda bad-tempered normalde kısa çizgiyle yazılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubun tamamını genel olarak çabuk öfkelenen kişiler şeklinde doğal biçimde tanımlar?
- The new neighbors are a bad lot.
- The new neighbors are in a bad mood today.
- The new neighbors are a bad-tempered lot.
Cevabı göster
The new neighbors are a bad-tempered lot.
calm them down: nesne zamirinin yeri
Calm someone down, birinin üzüntüsünü, öfkesini, heyecanını veya korkusunu azaltarak sakinleşmesine yardımcı olmak ya da onu sakinleştirmek demektir. Buradaki them, Stoacıların sakinleştirmek istediği kişileri ifade eder. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir calm ile down arasına gelir: calm them down denir, calm down them denmez.
Alıştırma
Mia is upset. calm, her ve down sözcüklerini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Please ____.
Cevabı göster
calm her down
They proposed that getting angry isn't something you do by nature
3:17Öfkelenmenin doğanız gereği yaptığınız bir şey olmadığını öne sürdüler,
or are somehow inherently hot blooded. Deyimler
3:22ya da bir şekilde doğuştan sıcakkanlı olduğunuz için değil.
hot blooded: duygusal ve çabuk öfkelenen
Hot-blooded, duyguları hızla yükselen, özellikle kolayca öfkelenen, heyecanlanan veya tutkulu davranan birini anlatır. Bu mecazi bir ifadedir; kanın gerçek sıcaklığını anlatmaz. Bu cümlede inherently, söz konusu mizacın doğuştan geldiğini veya kişinin doğasının bir parçası olduğunu belirtir. Daha geniş iddia, insanların doğal olarak böyle olup olmadığıyla ilgilidir; sağlıklarıyla değil.
Alıştırma
“Leo is hot-blooded and gets angry quickly,” cümlesinde hot-blooded ne anlama gelir?
- Bir kan hastalığı vardır.
- Vücut sıcaklığı alışılmadık derecede yüksektir.
- Kolayca duygulanır veya öfkelenir.
Cevabı göster
Kolayca duygulanır veya öfkelenir.
Anger stems when misplaced hope smashes into unforeseen reality. Deyimler
3:28Öfke, yersiz umutların öngörülemeyen gerçekliğe çarpmasıyla ortaya çıkar.
Yanlış yere bağlanmış umut öngörülmeyen gerçekle çarpışır
Burada misplaced hope, gerçekçi olarak karşılanamayacak bir şeye bağlanan beklenti, yani gerçekçi temeli olmayan bir umut anlamına gelir. Unforeseen reality ise kişinin beklemediği bir sonuçtur. Smashes into fiil öbeği, iki soyut düşünceyi çarpışan nesneler gibi gösterir. Bu güçlü görüntü bir nedeni kısaca anlatır: Gerçekçi olmayan bir beklenti beklenmedik bir gerçekle karşılaşınca oluşan sarsıntı öfkeye yol açabilir.
Alıştırma
Burada misplaced hope smashes into unforeseen reality ne anlama geliyor?
- Gerçekçi olmayan bir beklenti, beklenmedik bir sonuçla çarpışır.
- Beklenmedik hiçbir şey olmadığı için umut kaybolur.
- Birisi plan yaptıktan sonra gerçekten bir nesneyi kırar.
Cevabı göster
Gerçekçi olmayan bir beklenti, beklenmedik bir sonuçla çarpışır.
We don't shout every time something bad happens to us Dilbilgisi
3:33Başımıza her kötü şey geldiğinde bağırmayız,
every time (her seferinde) ... only when (yalnızca ... olduğunda)
Every time en geniş sıklığı belirtir: Kötü bir şeyin gerçekleştiği her durumu ifade eder. Only when ise koşulu daraltır: Yalnızca olay hem kötü hem de beklenmedikse bağırılır; sadece kötü olması yeterli değildir. İki ifade birlikte “her durumda değil, yalnızca bu özel durumda” karşıtlığını kurar. Only, when yan cümlesinin tamamını kapsar; bu nedenle eksiksiz koşul when it's bad and unexpected ifadesidir.
Alıştırma
every time ve only when ifadelerini birer kez kullanın: I don't bring a jacket ____ I leave home; I bring one ____ the weather is cold.
Cevabı göster
every time · only when
For example, you'd never shout just because it started raining
3:39Örneğin, sırf yağmur yağmaya başladı diye asla bağırmazsınız,
apply to: bir kuralın geçerli olduğunu belirtmek
Burada apply to, “ilgili veya geçerli olmak” anlamına gelir. Kural, fikir ya da yargı apply fiilinden önce; kapsadığı kişi, şey ya da durum ise to sözcüğünden sonra gelir. Bu yapı, belirli bir durumdaki düşünceyi daha geniş bir gruba yaymayı sağlar: X applies to Y. Cümlede the same daha önceki ilkeye gönderme yaparken everything bu ilkeye mümkün olan en geniş kapsamı verir.
Alıştırma
Hangi cümlede apply to, “ilgili veya geçerli olmak” anlamında kullanılmıştır?
- Apply the paint to the dry wall.
- Maya applied for a summer job.
- This rule applies to all players.
Cevabı göster
This rule applies to all players.
expect betrayal, infamy, sadism, theft, humiliation, lust, greed, spite.
3:50ihanet, alçaklık, sadizm, hırsızlık, aşağılanma, şehvet, açgözlülük, kin bekleyin.
when one learns the true facts of the misery of life.
3:56hayatın sefaletinin gerçeklerini öğrendiğinde.
The wise person should aim to reach a state Dilbilgisi
4:00Bilge insan bir duruma ulaşmayı hedeflemelidir,
where simply nothing could suddenly disturb their peace of mind. Kalıp ifadeler
4:03öyle ki hiçbir şey onların iç huzurunu aniden bozamasın.
aim to reach a state where + yan cümle: ulaşılmak istenen durumu anlatmak
Aim to + fiilin yalın hâli, bilinçli bir hedefi belirtir. Reach a state, mutlaka fiziksel bir yere değil, bir duruma ulaşmak anlamına gelir. Bu cümledeki hedef, hiçbir şeyin bilge kişinin iç huzurunu birdenbire bozamayacağı bir durumdur. Where, o durumda neyin geçerli olduğunu anlatan bir yan cümle başlatır. İngilizcede where, state, point veya situation gibi soyut isimlerden sonra da kullanılabilir: aim to reach a state where + özne + fiil.
Alıştırma
Cümleyi “içinde belirli bir şeyin gerçekleştiği duruma ulaşmaya çalışmak” anlamındaki hedef yapısıyla tamamlayın: The school should ____ every child feels safe asking for help.
Cevabı göster
aim to reach a state where
peace of mind: iç huzuru
Peace of mind, kaygı ya da belirsizlik olmadığı için sakin hissetmek demektir. Bu cümlede ideal güvenlik öylesine tamdır ki ani hiçbir olay onların iç huzurunu bozamaz. Bu ifade, insanlar arasındaki barışı veya çevredeki sessizliği değil, zihinsel bir durumu anlatır. give someone peace of mind ve do something for peace of mind yaygın kalıplardır.
Alıştırma
Sakin bir güven duygusunu anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The backup copy gave me ____.
Cevabı göster
peace of mind
Every tragedy should already be priced in. Deyimler
4:06Her trajedi zaten hesaba katılmış olmalıdır.
be priced in: fiyata önceden yansıtılmış olmak
To price something in, bir fiyat belirlenirken beklenen bir olayı ya da riski hesaba katmak demektir. Edilgen be priced in yapısında cümle, bu etkinin zaten hesaba katıldığını söyler. Burada ifade mecazidir: trajediler, gerçekleşmeden önce beklentilere eklenmesi gereken olası maliyetler gibi ele alınır. Already önceden hazırlıklı olmayı vurgular; bir trajedinin gerçekleştiği ya da ona gerçek anlamda fiyat biçildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Investors have already priced in the rate cut,” cümlesinde priced in ne anlama gelir?
- Faiz indirimini tahmin etmeyi reddettiler.
- Faiz indiriminin zaten gerçekleştiğine inanıyorlar.
- Beklenen faiz indirimini güncel fiyatlara zaten dâhil ettiler.
- Faiz indirimi için zaten bir ücret ödediler.
Cevabı göster
Beklenen faiz indirimini güncel fiyatlara zaten dâhil ettiler.
We're going to leave you with the most beautiful remark that Seneca made Anlatım akışı
4:09Sizi Seneca'nın yaptığı en güzel açıklamayla baş başa bırakacağız
Kapanış işareti olarak We're going to leave you with ...
We're going to leave you with ... bir kapanış geçişidir. Konuşmacının, dinleyicilerin hatırlamasını istediği son bir fikir, soru veya alıntı sunarak bitirmek üzere olduğunu gösterir. Burada leave, birini fiziksel olarak terk etmek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı leave someone with + isim öbeğidir. Bu cümlede you dinleyicileri, the remark ise akılda kalması istenen son mesajı gösterir.
Alıştırma
Kapanış geçişini dersteki ifadeyle tamamlayın: Before we finish, we're going to ____ one question: What can we improve tomorrow?
Cevabı göster
leave you with
just as Nero's guards were grabbing him and shoving him into a bathroom
4:12tam da Neron'un muhafızları onu yakalayıp bir banyoya iterken
where he was meant to take a sharp knife and kill himself. Dilbilgisi
4:15keskin bir bıçak alıp kendini öldürmesi beklenen yere.
Dışarıdan beklenen bir eylem için was meant to + fiil
Was meant to, be meant to + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zaman biçimidir. Burada dışarıdan bir otoritenin ondan bu eylemi beklediğini veya bunu yapmasını istediğini anlatır; eylem onun kendi niyeti olarak sunulmaz. Bu yapı bir planı, düzenlemeyi veya beklentiyi anlatır. Tek başına eylemin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini söylemez. Başka bağlamlarda be meant to amaç veya kader anlamı da taşıyabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya'nın kişisel niyetini değil, dışarıdan gelen bir plan veya talimatın ondan telefon etmesini beklediğini anlatır?
- Maya meant to call the office at noon.
- Maya was meant to call the office at noon.
- Maya called the office at noon.
Cevabı göster
Maya was meant to call the office at noon.
His wife Paulina and two children were panicking, weeping, clinging to his cloaks
4:18Karısı Paulina ve iki çocuğu panik içindeydi, ağlıyor, pelerinine tutunuyorlardı,
but Seneca turned to them, pulled a weary smile at them and simply said
4:22ama Seneca onlara döndü, yorgun bir gülümseme attı ve sadece şöyle dedi:
"What need is there to weep over parts of life? Dilbilgisi
4:26"Hayatın bazı bölümleri için ağlamaya ne gerek var?
What need is there to ...? ile kurulan resmî retorik soru
“What need is there to + fiilin yalın hâli ...?” kalıbı, bir şeyin gerekli olup olmadığını soruyor gibi görünür. Ancak bu cümlede retorik bir sorudur ve konuşmacının beklediği cevap “Hiç gerek yok”tur. Bu nedenle cümle, hayatın tek tek bölümleri için ağlamaya gerek olmadığı anlamına gelir. Bu resmî soru kalıbı, bir eylemin gerekli olduğunu reddeder; dinleyiciden gerçekten bir neden söylemesini istemez.
Alıştırma
“What need is there to argue over one small mistake?” cümlesinde konuşmacı büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Her hata olduğunda herkes tartışmak zorundadır.
- Küçük bir hata yüzünden tartışmak için geçerli bir neden yok.
- Konuşmacı, tartışmanın neden gerekli olduğunu birinin açıklamasını istiyor.
Cevabı göster
Küçük bir hata yüzünden tartışmak için geçerli bir neden yok.
call for: bir durumun belirli bir tepki gerektirmesi
“The whole of it calls for tears” cümlesinde call for, “gerektirmek, haklı kılmak veya uygun hâle getirmek” anlamındadır. Özne hayatın bütünüdür; bu nedenle durumun kendisi gözyaşı tepkisini hak eden bir şey olarak sunulur. Bu kullanımda call for, telefonla aramak anlamına gelmez. Kalıp şöyledir: şey veya durum + calls for + gerekli eylem, nitelik ya da tepki.
Alıştırma
Cümleyi call for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: “A problem this serious ____ immediate attention.”
Cevabı göster
calls for