İklim değişikliği ruh sağlığımızı etkileyebilir mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
855 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Bölüm, iklimle bağlantılı afetlerin bütün bir topluluk üzerinde nasıl uzun süreli psikolojik zarar bırakabildiğini inceliyor. Bir psikiyatri uzmanı aile desteğiyle yeniden kurulan toplumsal bağların dayanıklılığı neden artırdığını açıklarken, bir orman yangını mağduru kayıptan sonra birlikte yeniden inşa etmenin olumlu bir sonuç doğurabileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. community-wide trauma, which really requires community-wide healing. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: community-wide ifadesinin kapsamı tek kişiden bütün topluluğa genişlettiğini anlayın; bir sorunun ve gereken müdahalenin erişimini belirtirken city-wide ya da company-wide gibi benzer birleşik yapıları kullanın. 2. silver lining — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunun gerçek bir nesne değil, zor bir durumun içindeki olumlu yön olduğunu fark edin ve ilk sıkıntıyı küçümsemeden umut veren veya yapıcı bir sonucu dile getirmek için kullanın. 3. I'm afraid, the wrong answer. — Konuşma edimbilimi ve tutum: I'm afraid ifadesinin istenmeyen bir düzeltmeyi nasıl yumuşattığına dikkat edin; kötü haber verirken, karşı çıkarken ya da birine yanıldığını söylerken gereksiz ölçüde sert görünmemek için bu kalıptan yararlanın.

Bu derste

Six Minute English

0:01

Six Minute English

from BBCLearningEnglish.com.

0:02

BBCLearningEnglish.com'dan.

Hello and welcome to

0:07

Merhaba ve hoş geldiniz,

Six Minute English from BBC Learning English.

0:09

BBC Learning English'ten Six Minute English'e.

I'm Beth.

0:12

Ben Beth.

And I'm Neil.

0:13

Ben de Neil.

Today, we're going to talk about climate change Anlatım akışı

0:14

Bugün iklim değişikliği hakkında konuşacağız

Anlatım akışı

Today, we're going to talk about... ile konuyu tanıtma

Today, konuyu mevcut program veya oturumla ilişkilendirir; we're going to talk about ise dinleyicilere sırada ne olduğunu doğrudan söyler. Bütün kalıp yalnızca geleceğe yönelik bir planı ifade etmez, aynı zamanda bilgiyi düzenleyen bir açılış işareti görevi görür. Yeniden kullanılabilen kalıp Today, we're going to talk about + konu şeklindedir. Dinleyicilerin en baştan ana odağı anlamasını sağlar.

Alıştırma

Sunum açılışını hedef kalıpla tamamlayın: Today, ____ renewable energy.

Cevabı göster

we're going to talk about

and how it can affect people's mental health. Kalıp ifadeler

0:17

ve bunun insanların akıl sağlığını nasıl etkileyebileceğinden.

Kalıp ifadeler

affect people's mental health: fiil olarak affect

Bu cümlede affect, bir şeyi etkilemek veya değiştirmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Özne it, climate change ifadesine gönderme yapar. Affect, can kiplik fiilinden sonra yalın fiil biçiminde kullanılır ve people's mental health ifadesini doğrudan nesne olarak alır; on eklenmez. Aktarılabilir kalıp affect + nesne şeklindedir. Nesne, affect sleep, affect concentration veya affect mental health örneklerinde olduğu gibi sağlık ya da performansla ilgili soyut bir özellik olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, gürültünün insanların ruh sağlığını etkileyebileceğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Noise can effect people's mental health.
  2. Noise can affect people's mental health.
  3. Noise can affect on people's mental health.
Cevabı göster

Noise can affect people's mental health.

Natural disasters and the impacts of climate change can be stressful.

0:20

Doğal afetler ve iklim değişikliğinin etkileri stresli olabilir.

Isn't that right, Beth?

0:24

Öyle değil mi, Beth?

Yeah, definitely.

0:25

Evet, kesinlikle.

In today's episode,

0:26

Bugünkü bölümde,

we're going to find out about how people can protect their mental health Notlar

0:28

insanların akıl sağlığını nasıl koruyabileceklerini öğreneceğiz

from the impacts of climate change.

0:32

iklim değişikliğinin etkilerinden.

Öbek fiiller

we're going to find out about: araştırılacak konuyu duyurmak

Find out about; soru sorarak, okuyarak, izleyerek veya araştırarak bir kişi, konu ya da olay hakkında bilgi edinmek demektir. İfade bir bütün olarak kullanılır; buradaki out, dışarı anlamına gelmez. Bu cümlede we're going to, bunun bölümün planı olduğunu gösterir; about ise insanların ruh sağlıklarını nasıl koruyabilecekleri konusunu tanıtır. Yeniden kullanılabilecek kalıp be going to find out about + konu şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en doğal ifadeyi seçin: We joined the workshop to ___ solar energy.

  1. find out about
  2. know about
  3. find
Cevabı göster

find out about

Kalıp ifadeler

protect ... from ...: bir şeyi tehditten korumak

Protect A from B kalıbı, B'nin A'ya zarar vermemesi veya onu olumsuz etkilememesi için A'yı güvende tutmak anlamına gelir. Bu cümlede A, their mental health; B ise the impacts of climate change ifadesidir. Tehlikeyi, nedeni veya zararlı etkiyi tanıtmak için from kullanılır. Yeniden kullanılabilecek yapı protect + kişi veya şey + from + tehdit şeklindedir.

Alıştırma

Hedef kalıp protect ... from ... ifadesini tamamlayın: Wearing earplugs can protect your hearing ____ loud noise.

Cevabı göster

from

We'll be hearing from a psychiatry expert

0:35

Bir psikiyatri uzmanını dinleyeceğiz

and a man who survived a wildfire

0:37

ve orman yangınından kurtulan bir adamı

and helped rebuild his town.

0:39

ve kasabasının yeniden inşasına yardım eden.

But first, Beth, Anlatım akışı

0:41

Ama önce, Beth,

I have a question for you.

0:42

sana bir sorum var.

Anlatım akışı

But first: ana konudan önce bir adım eklemek

“But first,” beklenen bir sonraki konuyu kısa süreliğine erteleyip önceden yapılacak başka bir şeyi tanıtan bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede soru, ana tartışmadan önce gelir. Buradaki first yalnızca birinci maddeyi belirtmez. but ile birlikte söylemin akışını düzenler ve dinleyicinin sırada beklediği şeyden küçük bir sapma olacağını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “But first,” ne işe yarıyor?

  1. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Beklenen bir sonraki konuyu erteler ve önceden yapılacak bir şeyi tanıtır.
  3. Önceki konuyu kalıcı olarak bırakır.
Cevabı göster

Beklenen bir sonraki konuyu erteler ve önceden yapılacak bir şeyi tanıtır.

Scientists aren't always sure Dilbilgisi

0:44

Bilim insanları her zaman emin değiller

whether natural disasters like floods and wildfires

0:46

sel ve orman yangınları gibi doğal afetlerin

are as a result of human-caused climate change. Notlar

0:49

insan kaynaklı iklim değişikliğinin bir sonucu olup olmadığından.

Dilbilgisi

aren't always sure whether...: sınırlı kesinlik ifade etmek

be not always sure whether + yan cümle kalıbı, evet-hayır sorusu hakkında eksik veya tutarsız bir kesinlik ifade eder. whether, henüz tam olarak açıklığa kavuşmamış konuyu tanıtır. Olumsuzluk always sözcüğünü etkiler: aren't always sure, her durumda kesinlik bulunmadığı anlamına gelir. Bazı durumların açık olma olasılığını koruduğu için are never sure ifadesinden daha zayıf ve temkinlidir.

Alıştırma

Bir raporda “Experts aren't always sure whether the warning signs appear early.” deniyor. Hangi yorum doğrudur?

  1. Uzmanlar her durumda emin değildir; bazı durumlarda emin olabilirler.
  2. Uzmanlar her durumda belirsizlik yaşar.
Cevabı göster

Uzmanlar her durumda emin değildir; bazı durumlarda emin olabilirler.

Kalıp ifadeler

as a result of: bir nedeni belirtmek

As a result of + isim öbeği, “... yüzünden” veya “... nedeniyle oluşan” anlamına gelir. of sözcüğünden sonra gelen kısmı, daha önce belirtilen durumun nedeni olarak gösterir. Bu örnekte human-caused climate change neden olarak belirtilmektedir.

Alıştırma

Cümleyi, as ile başlayan ve “because of” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The match was postponed ____ heavy rain.

Cevabı göster

as a result of

Kelime

human-caused climate change: insan kaynaklı nedeni açıkça belirtmek

Human-caused climate change, insan faaliyetlerinin yol açtığı iklim değişikliği anlamına gelir. Human-caused, climate change ifadesinin tamamını niteleyen birleşik bir sıfattır; bu nedenle human nedeni belirtir. Tek başına climate change ifadesiyle karşılaştırıldığında, tam ifade insan kaynaklı nedeni açıkça belirtir.

Alıştırma

Hangi ifade açıkça insan faaliyetlerinin yol açtığı iklim değişikliği anlamına gelir?

  1. climate change
  2. climate-caused humans
  3. human-caused climate change
Cevabı göster

human-caused climate change

But in January 2025,

0:53

Ancak Ocak 2025'te,

big wildfires affected big parts of Los Angeles

0:55

büyük orman yangınları Los Angeles'ın büyük bir bölümünü etkiledi

in California.

0:58

Kaliforniya'da.

But according to the research organization World Weather Attribution, Notlar

1:00

Ancak World Weather Attribution adlı araştırma kuruluşuna göre,

Kalıp ifadeler

according to + bilgi kaynağı

According to + bir kaynak, bilginin o kişi, kuruluş, rapor veya başka bir kaynaktan geldiğini belirtir. Burada araştırma kuruluşu World Weather Attribution'ı tanıtır. Bu ifade, ardından gelen iddiayı konuşanın kendi sonucu gibi sunmak yerine adı verilen kaynağa bağlar. Tek başına, konuşanın bu bilgiye katılıp katılmadığını göstermez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen kaynak belirtme ifadesiyle tamamlayın: ____ the official report, the bridge will reopen tomorrow.

Cevabı göster

According to

Kültür

Araştırma kaynağı olarak World Weather Attribution

World Weather Attribution, iklim değişikliğinin aşırı hava olaylarını etkileyip etkilemediğini ve nasıl etkilediğini inceleyen bir araştırma ortaklığının özel adıdır. Bu cümlede the research organization ifadesi adın neyi belirttiğini açıklar; according to ifadesinden sonra gelmesi ise alıntı yapılan bilgi kaynağı olduğunu gösterir. World Weather Attribution ifadesini tek bir ad olarak okuyun; Attribution burada cümlede bağımsız bir cins isim değildir.

Alıştırma

Bu cümlede World Weather Attribution neyi ifade ediyor?

  1. Tek bir bilim insanı.
  2. Aşırı bir hava olayı.
  3. Alıntı yapılan araştırma kaynağı.
Cevabı göster

Alıntı yapılan araştırma kaynağı.

human-caused climate change made the fires

1:04

insan kaynaklı iklim değişikliği bu yangınların çıkma ihtimalini

A, 10% more likely, Dilbilgisi

1:07

A, %10 artırdı,

B, 35% more likely,

1:09

B, %35 artırdı,

or C, 20% less likely?

1:11

veya C, %20 azalttı?

Dilbilgisi

10% more likely ... 20% less likely: olasılığın artması ve azalması

Bir yüzde değerinin ardından more likely gelmesi, olasılığın karşılaştırma alınan temel değerden göreli olarak o miktarda daha yüksek olduğunu belirtir. less likely gelmesi ise daha düşük olduğunu belirtir. Bu seçeneklerde %10 ve %35 artış, %20 ise düşüş yönünü gösterir. Likely, “olası” anlamına gelen bir sıfattır. More ve less karşılaştırmayı oluşturur; likely, like sözcüğünden türemiş bir zarf değildir. Bu ifadeler olasılığı karşılaştırır ve tek başlarına olayın mutlak olasılığını vermez.

Alıştırma

Hangi cümle bir olayın gerçekleşme olasılığının karşılaştırma temelinden %20 daha düşük olduğunu belirtir?

  1. The event is 20% more likely to happen.
  2. The event has a 20% chance of happening.
  3. The event is 20% less likely to happen.
Cevabı göster

The event is 20% less likely to happen.

Um, I'm going to say

1:14

Hmm, sanırım

10% more likely.

1:16

%10 artırdı diyeceğim.

Okay, well,

1:17

Peki, o zaman,

we'll find out the answer at the end of the program.

1:18

cevabı programın sonunda öğreneceğiz.

Now, natural disasters like floods and wildfires

1:21

Şimdi, sel ve orman yangınları gibi doğal afetler

can destroy homes and communities.

1:24

evleri ve toplulukları yok edebilir.

People who live in areas affected by natural disasters Dilbilgisi

1:27

Doğal afetlerden etkilenen bölgelerde yaşayan insanlar

can often experience climate trauma. Kalıp ifadeler

1:31

genellikle iklim travması yaşayabilir.

Dilbilgisi

who live in areas affected by natural disasters: iç içe niteleyiciler

who live in areas affected by natural disasters ilgi cümleciği People sözcüğünü niteler ve hangi insanların kastedildiğini belirtir. Bu cümleciğin içinde affected by natural disasters, areas sözcüğünün ardından gelir ve bu nedenle areas sözcüğünü niteler. Affected by natural disasters, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: areas that are affected by natural disasters. Doğal afetler bölgeleri etkiler; yapı, insanların doğal afetleri etkin biçimde etkilediğini söylemez. Bu kalıp, bir isim öbeğinin içinde başka bir kısa niteleyici kullanılmasını sağlar.

Alıştırma

Cümlede affected by natural disasters doğrudan neyi niteler?

  1. People
  2. climate trauma
  3. areas
Cevabı göster

areas

Kalıp ifadeler

experience climate trauma: “yaşamak” anlamındaki experience

experience climate trauma ifadesinde experience, “yaşamak” veya “etkilenmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. climate trauma doğrudan nesnesidir; “deney yapmak” anlamına gelmez. Bu yapı, experience stress, experience trauma ve experience symptoms gibi zor durumları veya etkileri belirten soyut isimlerle de kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede experience, “olumsuz bir durumu yaşamak veya hissetmek” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. Some residents experience with severe stress after the flood.
  2. Some residents experiment severe stress after the flood.
  3. Some residents experience severe stress after the flood.
Cevabı göster

Some residents experience severe stress after the flood.

Trauma is what we call the very bad and long-lasting emotional effects Notlar

1:33

Travma, çok kötü ve uzun süren duygusal etkilere verdiğimiz addır

of an event or experience.

1:38

bir olayın veya deneyimin.

Dilbilgisi

what we call: bir ad veya tanım sunmak

Burada what we call bir sorunun değil, bildirme cümlesinin parçasıdır. is sonrasındaki what yan cümlesinin tamamı trauma sözcüğünü bir olayın veya deneyimin çok kötü ve uzun süreli duygusal etkileri olarak açıklar. What bir isim yan cümlesi başlatır ve kabaca “... olan şey” anlamına gelir. X is what we call Y kalıbı bir şeyi Y adı veya açıklamasıyla ilişkilendirir. Tanım yapmak ya da bir terimin nasıl kullanıldığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tanımı dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A long period with little or no rain is ____ a drought.

Cevabı göster

what we call

Kelime

very bad and long-lasting emotional effects: çok ciddi ve uzun süreli duygusal etkiler

Bu tanımda very bad and long-lasting emotional effects, uzun süre devam eden ciddi duygusal zararı ifade eder. Very bad etkinin ciddiyetini, long-lasting ise süresini anlatır; dolayısıyla ifade kısa süreli bir rahatsızlıktan daha fazlasını belirtir. Long-lasting, emotional effects ifadesinden önce kullanılan, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Ardından gelen of an event or experience bölümü, bu etkilerin kaynağını belirtir.

Alıştırma

Hangi durum very bad and long-lasting emotional effects ifadesine en uygun örnektir?

  1. Korkutucu bir olaydan sonra birisi aylarca süren ciddi duygusal sıkıntı yaşar.
  2. Birisi birkaç dakika boyunca hafifçe rahatsız olur.
  3. Birisinin küçük bir kesiği olur ve aynı gün iyileşir.
Cevabı göster

Korkutucu bir olaydan sonra birisi aylarca süren ciddi duygusal sıkıntı yaşar.

Professor Jyoti Mishra is an expert in climate trauma

1:40

Profesör Jyoti Mishra iklim travması konusunda bir uzman

at the University of California.

1:43

Kaliforniya Üniversitesi'nde.

She explained more about the condition to Graihagh Jackson,

1:45

Bu durum hakkında Graihagh Jackson'a daha fazla bilgi verdi,

host of BBC World Service program

1:49

BBC World Service programının sunucusu,

The Climate Question.

1:51

The Climate Question'a.

Climate trauma is not an individual Anlatım akışı

1:53

İklim travması bireysel bir

trauma. It's a community-wide trauma, Kelime

1:56

travma değildir. Toplum çapında bir travmadır,

Anlatım akışı

Bireysel bir travma değil; toplumun tamamını kapsayan bir travma

Bu iki cümle, bir bakış açısını reddedip yerine başka bir bakış açısı koymak için not X. It's Y yapısını kullanır. Konuşmacı meseleyi bireysel düzeyden toplumun tamamı düzeyine taşır; yalnızca iki travma türünü sıralamaz. Olumsuz ifade önce geldiği için asıl mesajı Y taşır ve bir düzeltme gibi duyulur. Konuşmacı, dinleyenlerin bir sınıflandırmayı veya bakış açısını bırakıp daha doğru birini benimsemesini istediğinde bu kalıbı kullanabilir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı reddetme ve yeniden çerçeveleme kalıbını kullanıyor?

  1. This isn't a technology problem. It's a training problem.
  2. Traffic is slow today, and the buses are crowded.
  3. Training may solve the technology problem later.
Cevabı göster

This isn't a technology problem. It's a training problem.

which really requires community-wide healing.

1:59

bu da gerçekten toplum çapında bir iyileşme gerektirir.

Kelime

community-wide trauma ... community-wide healing: tüm toplumu etkileyen travma ve toplumsal iyileşme

community-wide, tüm topluluğu etkileyen, kapsayan veya topluluğun tamamını ilgilendiren anlamına gelir. Orijinal cümlede community-wide trauma, travmanın tüm toplumu etkilediğini; community-wide healing ise iyileşmenin de tüm toplumu kapsaması gerektiğini gösterir. Aynı ifadenin tekrarlanması, sorunun kapsamıyla verilecek karşılığın kapsamını birbirine bağlar. Buradaki wide fiziksel genişliği değil, toplumsal kapsamı anlatır; aynı kalıp city-wide, school-wide ve company-wide ifadelerine de aktarılabilir.

Alıştırma

Bir toplantının tüm şirketi kapsadığını doğal biçimde anlatan ifade hangisidir?

  1. a company-wide meeting
  2. a company width meeting
  3. a widely company meeting
Cevabı göster

a company-wide meeting

Yeah, I'm really struck by what you've said Deyimler

2:02

Evet, söyledikleriniz beni gerçekten çok etkiledi

Deyimler

I'm really struck by: derinden etkilenmek

Burada I'm really struck by... ifadesi, birinin söylediklerinin konuşan kişi üzerinde güçlü bir etki bıraktığı anlamına gelir. Bağlama göre hayranlık, şaşkınlık, endişe veya derin düşüncelere dalma ifade edebilir. Yapı be struck by + isim öbeği veya cümleciktir. Bu cümlede ifade mecazidir: konuşan kişi fiziksel olarak darbe almamış, karşısındaki kişinin düşüncesine güçlü bir tepki vermiştir.

Alıştırma

Hemşirenin sabrının konuşan kişiyi derinden etkilediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I was struck by how patiently the nurse explained the treatment.
  2. I was striking by how patient the nurse was.
  3. I was struck by a ball during the match.
Cevabı göster

I was struck by how patiently the nurse explained the treatment.

about the fact that it's whole communities that are affected, Dilbilgisi

2:04

etkilenenlerin tüm toplumlar olduğu gerçeği konusunda,

not individuals.

2:07

bireyler değil.

Dilbilgisi

the fact that it's whole communities that are affected: bir gerçeği paketlemek ve karşıtlığa odaklanmak

The fact that + yan cümle yapısı, tam bir yargıyı isim gibi işleyen bir birime dönüştürür. Burada that, gerçeğin içeriğini açıklar: it is whole communities that are affected. Bu nedenle yapının tamamı about sözcüğünden sonra gelebilir. Bu yan cümlenin içindeki it is X that... bir odaklama yapısıdır. whole communities ifadesini odağa alır ve individuals ile karşılaştırır. Daha basit olan whole communities are affected aynı olayı anlatır, ancak yanlış bir varsayımı düzeltmeye yönelik aynı vurguyu oluşturmaz.

Alıştırma

Vurgulanan yapının mesajı nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Sorunun nedeninin whole communities olduğunu söyler.
  2. Herhangi bir topluluğun etkilenip etkilenmediğine dair belirsizlik ifade eder.
  3. Tüm yan cümleyi bir gerçek olarak sunar ve ardından karşıtlığın odağını whole communities üzerine getirir.
Cevabı göster

Tüm yan cümleyi bir gerçek olarak sunar ve ardından karşıtlığın odağını whole communities üzerine getirir.

But also part of the solution is about the community Kalıp ifadeler

2:09

Fakat çözümün bir parçası da toplumla ilgili

Kalıp ifadeler

part of the solution is ...: çözüme katkı sağlayan bir unsuru sunmak

Part of the solution is... ardından gelen fikri, daha büyük bir soruna katkı sağlayan çözümlerden biri olarak sunar. Burada part, fiziksel bir parça değil, genel yaklaşımın bir yönü anlamına gelir. is sözcüğünden sonra bu yönü adlandıran veya açıklayan bir tamamlayıcı gelir. İsim öbekleri ve -ing yan cümleleri özellikle yaygındır: Part of the solution is better planning; Part of the solution is listening more carefully. Altyazıdaki about the community, bu kısmın neyle ilgili olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “yararlı bir önlem, ancak cevabın tamamı değil” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: To improve attendance, ____ is offering free breakfast at school.

Cevabı göster

Part of the solution

and how it rebuilds and reknits together. Deyimler

2:13

ve onun kendini nasıl yeniden inşa edip birbirine kenetlendiğiyle.

Deyimler

rebuilds and reknits together: bir topluluğun bağlarını onarmak

Bu cümlede it, community sözcüğünü ifade eder. Rebuilds toparlanmayı anlatırken reknits together topluluğun ilişkilerini yeniden tek bir kumaş hâlinde örülen ipliklere benzetir. Örme imgesi mecazdır: insanlar bir sarsıntıdan sonra yeniden bağlantı kurar, güveni onarır ve birbirlerini destekler. Bu nedenle reknit veya reknit together, insanların gerçekten kumaş örmesini değil, toplumsal bağların yeniden kurulmasını anlatabilir.

Alıştırma

Altyazıda reknits together ne anlama geliyor?

  1. Her bina yeni bir binayla değiştirilir.
  2. Üyeler örgü eşyaları birlikte onarır.
  3. Üyeler yeniden bağlantı kurar ve birbirlerini destekler.
Cevabı göster

Üyeler yeniden bağlantı kurar ve birbirlerini destekler.

Absolutely. Yes.

2:16

Kesinlikle. Evet.

So, we've found that individuals

2:17

Böylece, gördük ki bireyler

who have a greater sense of positive support from their family Kalıp ifadeler

2:20

ailelerinden daha büyük bir olumlu destek hisseden

and a greater sense of meaningful connection with their community,

2:25

ve toplumlarıyla daha anlamlı bir bağ hissedenler,

they are in general more resilient.

2:30

genel olarak daha dirençlidirler.

Kalıp ifadeler

a greater sense of positive support ... a greater sense of meaningful connection: daha güçlü destek ve bağ hissi

İki ifade de a greater sense of + soyut isim kalıbını kullanır. Buradaki sense, beş fiziksel duyudan biri değil, öznel bir his veya farkındalık anlamına gelir; greater ise bu hissin daha güçlü olduğunu belirtir. Yapının tekrarlanması paralellik oluşturur. Positive support ifadesini tamamlayan from their family desteğin kaynağını, meaningful connection ifadesini tamamlayan with their community ise ilişkinin kiminle olduğunu belirtir. A greater sense of kalıbının tekrarı, iki toplumsal destek türüne eşit ağırlık verir.

Alıştırma

Hangi cümle a greater sense of + soyut isim paralel kalıbını doğru kullanıyor?

  1. Joining the team gave Maya a greater sense for purpose and a greater sense for belonging.
  2. Joining the team gave Maya a greater purpose sense and a greater belonging sense.
  3. Joining the team gave Maya a greater sense of purpose and a greater sense of belonging.
Cevabı göster

Joining the team gave Maya a greater sense of purpose and a greater sense of belonging.

Jyoti's research on climate trauma

2:34

Jyoti'nin iklim travması üzerine yaptığı araştırma

has found that it affects communities

2:36

bunun bireylerden ziyade

rather than individuals. Anlatım akışı

2:38

toplumları etkilediğini ortaya koydu.

Anlatım akışı

rather than individuals: alternatifi dışlama

Bu cümlede rather than individuals, communities ile individuals ifadelerini karşılaştırır. Araştırma bulgusu, etkilenen ilgili birim olarak toplulukları öne çıkarır ve bireyleri alternatif olarak açıkça dışarıda bırakır. rather than, bilgiyi düzenlerken karşılaştırılabilir iki seçeneği aynı eksene yerleştirir: birincisi seçilir veya vurgulanır, ikincisi ise dışlanır ya da geri plana atılır. Anlamı “ve daha da fazlası” değil, “ve ... değil”dir.

Alıştırma

Hangi cümle kliniğin cezaya değil, önlemeye öncelik verdiğini belirtir?

  1. The clinic prioritizes prevention as well as punishment.
  2. The clinic prioritizes prevention because of punishment.
  3. The clinic prioritizes prevention rather than punishment.
Cevabı göster

The clinic prioritizes prevention rather than punishment.

Host of the program,

2:40

Programın sunucusu,

Graihagh Jackson, is struck by what Jyoti says.

2:41

Graihagh Jackson, Jyoti'nin söylediklerinden çok etkileniyor.

If you're struck by an idea,

2:45

Eğer bir fikirden çok etkilenirseniz (struck),

you find it particularly interesting or impressive.

2:47

onu özellikle ilginç veya etkileyici bulursunuz.

Graihagh says that part of the solution to climate trauma

2:50

Graihagh, iklim travmasının çözümünün bir parçasının

could be in how the community reknits together.

2:53

toplumun nasıl yeniden kenetlendiğinde yatabileceğini söylüyor.

This means how the social connections in a community

2:56

Bu, bir toplumdaki sosyal bağların

are restored.

2:59

nasıl onarıldığı anlamına gelir.

We can often describe a community as close-knit, Kalıp ifadeler

3:01

Bir toplumu genellikle birbirine bağlı (close-knit) olarak tanımlayabiliriz,

which means everyone helps and supports each other.

3:04

bu da herkesin birbirine yardım edip destek olduğu anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

describe a community as close-knit: bir topluluğu birbirine bağlı olarak tanımlamak

Describe X as Y, “X'in Y niteliğine veya kimliğine sahip olduğunu söylemek” anlamına gelir. Cümlede a community, X konumunu; close-knit sıfatı ise Y konumunu doldurur. Close-knit, üyeleri arasında güçlü ilişkiler bulunan ve birbirine yardım eden bir grubu anlatır. Yalnızca insanların fiziksel olarak birbirine yakın yaşamasını değil, sosyal bağları ifade eder. Sıfat isimden önce de gelebilir: a close-knit community.

Alıştırma

Cümleyi describe X as Y yapısının gerektirdiği kelimeyle tamamlayın: After the project, the manager described the team ____ close-knit.

Cevabı göster

as

Jyoti explains that having a strong community

3:07

Jyoti, güçlü bir topluma sahip olmanın

also helps reduce or heal climate trauma. Kalıp ifadeler

3:10

iklim travmasını azaltmaya veya iyileştirmeye de yardımcı olduğunu açıklıyor.

Kalıp ifadeler

helps reduce or heal climate trauma: iklim travmasını azaltmak veya iyileştirmek

helps reduce or heal climate trauma ifadesinde helps sözcüğünden sonra eş görevli yalın fiiller reduce ve heal gelir. İki fiil de climate trauma nesnesini paylaşır; or ise topluluk desteğinin yardımcı olabileceği iki olası yolu sunar. Reduce, travmayı daha az ağır hâle getirmek veya etkilerini azaltmak demektir. Heal ise psikolojik ya da toplumsal açıdan aşamalı bir iyileşme sürecini anlatır; bu yüzden yalnızca fiziksel yaralar için kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede hem fiil yapısı hem de sözcük eşleşmeleri doğal kullanılmıştır?

  1. Strong social ties can help reduce from stress and heal of emotional wounds.
  2. Strong social ties can help reduce stress and heal emotional wounds.
  3. Strong social ties can help reducing stress and healing emotional wounds.
Cevabı göster

Strong social ties can help reduce stress and heal emotional wounds.

She says that research has found

3:13

Araştırmaların gösterdiğine göre,

that people who have a strong community

3:15

güçlü bir topluma sahip olan insanların

are more resilient

3:17

daha dirençli (resilient) olduğunu söylüyor

when bad things like natural disasters happen.

3:18

doğal afetler gibi kötü şeyler olduğunda.

If you're resilient, Kelime

3:21

Eğer dirençliyseniz,

you're able to get better more easily

3:22

daha kolay iyileşebilirsiniz

after something difficult or bad happens.

3:24

zor veya kötü bir şey olduktan sonra.

Kelime

If you're resilient, you're able to get better: dayanıklı olup toparlanabilmek

Cümle, If you're resilient bölümünü koşul olarak, you're able to get better bölümünü ise sıfatın sade bir açıklaması olarak kullanır. Burada get better yalnızca bir hastalıktan iyileşmek değil, zor bir olaydan sonra toparlanıp uyum sağlamak demektir. Resilient hiç etkilenmemek, asla üzülmemek veya incinemez olmak anlamına gelmez. Bir kişinin, topluluğun ya da sistemin stres veya aksilikten sonra yeniden istikrar ya da işlev kazanma yeteneğini anlatır.

Alıştırma

Hangi durum birinin resilient olduğunu en iyi gösterir?

  1. Aksilikten sonra Lina uyum sağladı ve yavaş yavaş işine döndü.
  2. Lina hiçbir zaman zorluk veya stresle karşılaşmadı.
  3. Aksilikten sonra Lina uyum sağlamayı reddetti ve denemeyi bıraktı.
Cevabı göster

Aksilikten sonra Lina uyum sağladı ve yavaş yavaş işine döndü.

One person who had to be resilient

3:27

Dirençli olmak zorunda kalan bir kişi de

is Brad Sherwood.

3:29

Brad Sherwood'dur.

He survived a wildfire in Northern California in 2017

3:31

O, 2017'de Kuzey Kaliforniya'daki bir orman yangınından kurtuldu

called the Tubbs Fire.

3:35

adı Tubbs Yangını olan.

But when he returned home,

3:37

Fakat eve döndüğünde,

his neighborhood was destroyed.

3:38

mahallesi yerle bir olmuştu.

Brad started to volunteer for a local support network Kalıp ifadeler

3:41

Brad, yerel bir destek ağında gönüllü olarak çalışmaya başladı

Kalıp ifadeler

volunteer for a local support network: volunteer for + kuruluş

Volunteer for + bir kuruluş, program veya amaç, onu desteklemek için gönüllü olarak zaman ve emek vermek anlamına gelir. Burada a local support network, Brad'in yardım ettiği kuruluştur. For, gönüllü hizmetin bağlı olduğu kuruluşu, programı veya amacı belirtir. start to volunteer yapısında volunteer bir fiildir ve start to bu faaliyetin başladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi volunteer fiilinin geniş zaman biçimiyle ve desteklenen kuruluştan önce kullanılan edatla tamamlayın: Nadia ____ a local food bank every Saturday.

Cevabı göster

volunteers for

called After the Fire

3:44

After the Fire adındaki

to try to rebuild his community. Kalıp ifadeler

3:46

toplumunu yeniden inşa etmeye çalışmak için.

Kalıp ifadeler

to rebuild his community: mekânları ve sosyal bağları yeniden kurmak

to rebuild his community ifadesinde rebuild, hasar görmüş binaları yeniden yapmaktan daha fazlasını anlatır. Afet sonrası toparlanma bağlamında yerel hizmetlerin, ortak alanların, ilişkilerin ve karşılıklı desteğin yeniden kurulmasını da içerebilir. Community hem bir yeri hem de oradaki insanları ve aralarındaki bağları ifade eder. Fiziksel ve sosyal toparlanma arasındaki kesin denge bağlama göre anlaşılır.

Alıştırma

Afet sonrası bir bağlamda rebuild a community en doğal olarak neyi içerir?

  1. Yerel mekânları, hizmetleri ve ilişkileri yeniden kurmak
  2. Topluluk yaşamını yeniden kurmadan tek bir bina yapmak
  3. Yalnızca topluluğun adını değiştirmek
Cevabı göster

Yerel mekânları, hizmetleri ve ilişkileri yeniden kurmak

As he explained to BBC World Service program

3:48

BBC World Service programına anlattığı gibi,

The Climate Question.

3:50

The Climate Question'a.

The silver lining in all this, Deyimler

3:52

Tüm bunların içindeki umut ışığı (silver lining),

Deyimler

silver lining: kötü bir durumda ortaya çıkan olumlu sonuç

Silver lining, kötü bir durumun içindeki umut verici veya yararlı yönü anlatan bir deyimdir. Burada konuşan kişi, yıkıcı bir yangının ardından ortaya çıkan olumlu bir sonucu belirtmek üzeredir; gerçekten gümüşten veya kumaş astardan söz etmez. Bu ifade, olayın genel olarak zarar verici olduğunu yine de kabul eder. Kötü olayın kendisinin iyi olduğunu söylemeden yalnızca olumlu bir sonucu öne çıkarır. the silver lining is that + yan cümle ve the silver lining in + durum yaygın kalıplardır.

Alıştırma

Hangi cümlede silver lining deyimi doğru kullanılmıştır?

  1. The day went exactly as planned, so we needed a silver lining.
  2. The picnic was cancelled, but the silver lining was that we all had lunch together at home.
  3. I chose a silver lining for the inside of my jacket.
Cevabı göster

The picnic was cancelled, but the silver lining was that we all had lunch together at home.

I mean, if it wasn't for the Tubbs Fire, Dilbilgisi

3:53

yani, eğer Tubbs Yangını olmasaydı,

we wouldn't be working as a community right now Kalıp ifadeler

3:56

şu an yeni bir toplum meydanı inşa etmek için

to build a new community plaza.

4:00

bir toplum olarak birlikte çalışmıyor olurduk.

Dilbilgisi

if it wasn't for ... we wouldn't be working: şimdiki gerçekliğin tersine bir varsayım

if it wasn't for X ve ... wouldn't be working birlikte kullanıldığında, şimdiki gerçekliğin tersine bir varsayım anlatır. X gerçektir, ancak konuşan kişi X'in olmadığını hayal eder ve o durumda mevcut faaliyetin gerçekleşmeyeceğini söyler. Burada yangın gerçekten yaşanmıştır. Geçmiş biçim wasn't, koşulun varsayımsal olduğunu göstermeye yardımcı olur; right now ve wouldn't be working ise hayal edilen sonucu şimdiki zamana yerleştirir. Aktarılabilir kalıp if it wasn't/weren't for + isim, özne + wouldn't be + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle şu gerçek dışı şimdiki anlamı verir: yedek jeneratör gerçektir ve şu anda çalışıyor olmamızın nedeni odur?

  1. If the backup generator stops, we won't be working tomorrow.
  2. If it wasn't for the backup generator, we wouldn't be working right now.
  3. If it hadn't been for the backup generator, we wouldn't have finished yesterday.
Cevabı göster

If it wasn't for the backup generator, we wouldn't be working right now.

Kalıp ifadeler

working as a community: tek bir topluluk olarak birlikte hareket etmek

Working as a community, topluluğun üyelerinin ortak bir amaç için tek bir grup olarak iş birliği yapması demektir. Buradaki as, hangi rol veya biçimde çalıştıklarını gösterir: tek bir topluluk olarak hareket ederler. Yalnızca çalışmanın nerede gerçekleştiğini belirtmez. Aktarılabilir kalıp fiil + as a community biçimindedir. Çalışmayı, bir soruna karşılık vermeyi veya bir araya gelmeyi bütün topluluğun ortak eylemi olarak sunabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, tek bir topluluk olarak birlikte hareket etmek anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: At the food drive, the volunteers were ____ to help local families.

Cevabı göster

working as a community

We were a close community before the Tubbs,

4:02

Tubbs'tan önce de birbirine bağlı bir toplumduk,

but afterwards,

4:05

ama sonrasında,

we are so much stronger and resilient.

4:07

çok daha güçlü ve dirençliyiz.

And I think our children are as well. Dilbilgisi

4:10

Bence çocuklarımız da öyle.

Dilbilgisi

our children are as well: as well ile eksiltme

Our children are as well ifadesinde are fiili korunur, ancak daha önce söylenen stronger and resilient tanımı zaten anlaşıldığı için çıkarılır. Cümle, çocukların da bu özelliklere sahip olduğu anlamına gelir. Burada as well, ayrıca veya de anlamındadır ve genellikle yan cümlenin sonunda yer alır. Bu eksiltme yalnızca dinleyici eksik tümleci önceki bağlamdan çıkarabildiğinde doğal olur.

Alıştırma

Maya is ready. Ready sözcüğünü doğal biçimde tekrar etmeden Leo'nun da hazır olduğunu belirten cümleyi seçin.

  1. Maya is ready, and Leo does as well.
  2. Maya is ready, and Leo is as well.
  3. Maya is ready, and Leo as well is.
Cevabı göster

Maya is ready, and Leo is as well.

They can jump over any hurdle. Deyimler

4:13

Her türlü engeli (hurdle) aşabilirler.

Deyimler

jump over any hurdle: her türlü engeli aşmak

jump over any hurdle ifadesi, bir engelin üzerinden atlama eylemini her türlü engeli veya zor problemi aşma anlamında bir mecaza dönüştürür. Buradaki they, Brad'in sözünü ettiği çocukları anlatır; cümle gerçek bir yarıştan değil, onların ilerlemeye devam edebilmesinden söz eder. any kelimesi iddiayı geniş ve kendinden emin hale getirir: ne tür bir zorluk çıkarsa çıksın, onu aşabilirler. İfade canlı ve cesaretlendiricidir; daha resmî yazılarda overcome any obstacle daha doğrudan olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle jump over any hurdle ifadesini bir sorunun üstesinden gelme mecazı olarak kullanıyor?

  1. The athlete practiced jumping over hurdles.
  2. The runner jumped over the hurdle in lane three.
  3. Our team can jump over any hurdle if we plan together.
Cevabı göster

Our team can jump over any hurdle if we plan together.

Brad says that the work to rebuild and improve his community

4:16

Brad, toplumunu yeniden inşa etme ve geliştirme çalışmasının

is the silver lining to the fire.

4:19

yangının içindeki bir umut ışığı (silver lining) olduğunu söylüyor.

The expression silver lining

4:22

Umut ışığı (silver lining) ifadesi,

means a positive thing that comes from a negative situation.

4:24

olumsuz bir durumdan ortaya çıkan olumlu bir şey anlamına gelir.

Brad's community became more resilient after the fire,

4:28

Brad'in toplumu yangından sonra daha dirençli hale geldi,

including the children.

4:31

çocuklar da dahil olmak üzere.

He says that they can jump over any hurdle.

4:32

Her türlü engeli aşabileceklerini söylüyor.

We can describe challenges or difficult things in life

4:36

Hayattaki zorlukları veya çetin durumları

as hurdles.

4:39

engeller (hurdles) olarak tanımlayabiliriz.

And it's quite inspiring,

4:40

Ve bu oldukça ilham verici,

I think,

4:41

bence,

to hear how Brad has taken a bad situation Anlatım akışı

4:42

Brad'in kötü bir durumu nasıl ele aldığını duymak

and tried to stay resilient.

4:45

ve nasıl dirençli kalmaya çalıştığını.

Anlatım akışı

taken a bad situation and tried to stay resilient: kötü bir durumla başa çıkmak ve dirençli kalmaya çalışmak

Bu ifade özeti iki adımda düzenler: taken a bad situation önce Brad'in başa çıkması gereken olumsuz durumu belirtir, ardından tried to stay resilient onun tepkisini açıklar. Buradaki taken, bir durumu fiziksel olarak alıp götürmek değil, onunla ilgilenmek veya durumu kabullenmek anlamındadır. has taken ... and tried ... yapısındaki ortak has, iki eylemi şimdiye kadarki deneyimin bir parçası olarak sunar. Tried to stay resilient baskı altında başa çıkmaya ve uyum sağlamaya devam etmek için gösterilen çabayı anlatır; durumun kolaylaştığını veya başarının garanti olduğunu söylemez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadenin iki aşamalı anlamını en iyi hangi cümle korur: önce kötü bir durumu belirtip sonra bununla başa çıkma çabasını anlatan?

  1. She carried the bad situation away and stopped thinking about it.
  2. She faced a difficult situation and tried to stay resilient.
  3. She avoided every problem and never had to respond.
Cevabı göster

She faced a difficult situation and tried to stay resilient.

Now, the organization that Brad volunteers for,

4:47

Şimdi, Brad'in gönüllü olduğu kuruluş,

After the Fire,

4:50

After the Fire,

are helping those impacted by the fires in LA Dilbilgisi

4:51

LA'deki yangınlardan etkilenenlere yardım ediyor

in January.

4:54

Ocak ayında.

Dilbilgisi

those impacted by the fires: those + geçmiş zaman ortacı grubu

“Those impacted by the fires”, “yangınlardan etkilenen insanlar” anlamına gelir. Burada those, people sözcüğünün yerine geçen bir zamirdir; geçmiş zaman ortacı grubu impacted by the fires ise hangi insanların kastedildiğini belirtir. Impacted edilgen anlam taşır: yangınlar bu insanları etkilemiştir. Bu ifade, those who were impacted by the fires ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Bu yapı, etkilenen bir grubu kısa ve öz biçimde adlandırmayı sağlar.

Alıştırma

Depremi yaşamış insanları belirtmek için those + geçmiş zaman ortacı grubunu doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The clinic offered counseling to those affecting by the earthquake.
  2. The clinic offered counseling to those affected by the earthquake.
  3. The clinic offered counseling to those were affected by the earthquake.
Cevabı göster

The clinic offered counseling to those affected by the earthquake.

Which reminds me, Anlatım akışı

4:55

Bu bana şunu hatırlattı,

Anlatım akışı

Konuları bağlayan bir ifade olarak Which reminds me

Which reminds me, konuşma dilinde kullanılan bir bağlantı ifadesidir. Which, az önce söylenen düşüncenin tamamına gönderme yapar; reminds me ise bu düşüncenin konuşmacıya ilgili başka bir konuyu hatırlattığını belirtir. Bu ifade konuşmayı düzenler: bir sonraki sözü mevcut konuya bağlar ve genellikle önceki bir soruyu yeniden gündeme getirmek veya ilgili bir işi tanıtmak için kullanılır. “Hangisi?” diye soran bir soru değildir.

Alıştırma

İlgili bir düşünceyi sunmak için which reminds me ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Which reminds me is the conference ending at four?
  2. The conference ends at four—which remembers me, have you booked the train?
  3. The conference ends at four—which reminds me, have you booked the train?
Cevabı göster

The conference ends at four—which reminds me, have you booked the train?

I asked you, Beth,

4:56

sana sormuştum, Beth,

about the impacts of human-made climate change

4:57

insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkilerini

on the wildfires in LA in January.

5:00

Ocak ayında LA'deki orman yangınları üzerindeki.

And I said 10% more likely.

5:02

Ben de ihtimali %10 artırdığını söylemiştim.

Which was,

5:06

Ve bu,

I'm afraid, Ton ve niyet

5:07

korkarım ki,

the wrong answer.

5:07

yanlış cevaptı.

Ton ve niyet

I'm afraid ... the wrong answer: bir düzeltmeyi yumuşatmak

Burada I'm afraid korku ifade etmez. Hoş olmayan bir haberi ya da düzeltmeyi nazikçe sunan bir ifadedir: cevap yanlıştı. Virgüllerle ayrılan bu ifade, yargının tamamına yönelik konuşmacı tutumunu gösterir. I'm afraid we can't help örneğinde olduğu gibi bir yan cümlenin önüne de gelebilir; olumsuz mesajı değiştirmeden söyleyişi yumuşatır.

Alıştırma

Hoş olmayan bir haberi sunmak için dersteki nazik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ we can't offer a refund.

Cevabı göster

I'm afraid

It was actually 35%.

5:08

Aslında %35'ti.

Wow.

5:10

Vay canına.

Okay, well,

5:11

Tamam, peki,

let's recap the vocabulary we've learned Anlatım akışı

5:12

öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,

starting with trauma,

5:14

travma (trauma) ile başlayarak,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary: kısa bir gözden geçirme başlatmak

Let's recap the vocabulary, konuşanı ve dinleyicileri önemli kelimeleri birlikte gözden geçirmeye davet eder. Let's + fiilin yalın hâli, sıradaki etkinliği ortak bir iş olarak sunar; bu nedenle doğrudan bir emirden daha kapsayıcı duyulur. Burada recap geçişli bir fiildir, bu yüzden nesne doğrudan ardından gelir: recap the vocabulary. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak bu ifade, ana anlatımın sona erdiğini ve kısa bir özetin başladığını gösterir.

Alıştırma

Birlikte kısa bir gözden geçirmeye davet eden, dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the main points before we finish.

Cevabı göster

Let's recap

which is what we call the very bad and long-lasting emotional effects

5:16

bu, çok kötü ve uzun süren duygusal etkilere verdiğimiz addır

of an event or experience.

5:20

bir olayın veya deneyimin.

If you're struck by an idea

5:22

Eğer bir fikirden

or something someone has said,

5:23

veya birinin söylediği bir şeyden çok etkilenirseniz (struck),

you find it particularly interesting or impressive.

5:25

onu özellikle ilginç veya etkileyici bulursunuz.

If a community reknits together,

5:28

Eğer bir toplum yeniden kenetlenirse (reknits together),

it becomes closer again.

5:31

tekrar birbirine daha yakın hale gelir.

And a close-knit community

5:32

Ve birbirine bağlı (close-knit) bir toplum,

is where everyone looks after each other. Öbek fiiller

5:34

herkesin birbirini kolladığı bir yerdir.

Öbek fiiller

looks after each other: birbirine bakmak

Look after, “ilgilenmek, bakımını üstlenmek ve güvende olduğundan emin olmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede özne everyone olduğu için look, üçüncü tekil kişi biçimi olan looks hâline gelir. Each other, bakımın karşılıklı olduğunu gösterir: her üye diğer üyelere yardım eder ve onlarla ilgilenir. Look after ifadesini tek bir anlam birimi olarak düşünün; fiziksel olarak birinin arkasına bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi look after ve each other ile tamamlayın: On camping trips, the friends ____ so everyone stays safe.

Cevabı göster

look after each other

Resilient means able to get better more easily

5:36

Dirençli (resilient), daha kolay iyileşebilen anlamına gelir

when bad things happen.

5:39

kötü şeyler olduğunda.

A silver lining is a positive thing that comes from a negative situation.

5:41

Umut ışığı (silver lining), olumsuz bir durumdan doğan olumlu bir şeydir.

And we can describe challenges or difficult things in life

5:46

Ve hayattaki meydan okumaları veya zor şeyleri

as hurdles.

5:49

engeller (hurdles) olarak tanımlayabiliriz.

Once again,

5:50

Bir kez daha,

our six minutes are up.

5:51

altı dakikamız doldu.

But why not try the interactive quiz on our website Ton ve niyet

5:53

Ancak neden web sitemizdeki interaktif testi denemiyorsunuz

Ton ve niyet

But why not try ...?: dostça bir öneri

Why not + fiilin yalın hâli genellikle hafif bir öneri veya davet yapmak için kullanılır. Buradaki why not try bir neden sormaz; dinleyiciyi testi denemeye teşvik eder. But, bunu önceki bilgilerin ardından ek bir fikir olarak sunar. Try the quiz emriyle karşılaştırıldığında soru biçimi daha fazla seçim alanı bırakır ve genellikle daha dostça gelir.

Alıştırma

Hangi cümle why not yapısını kullanarak dilbilgisi bakımından doğru ve dostça bir öneri sunar?

  1. Why not to try the new café after class?
  2. Why not try the new café after class?
  3. Why not trying the new café after class?
Cevabı göster

Why not try the new café after class?

to test what you've learnt.

5:56

öğrendiklerinizi sınamak için.

And we have a free worksheet as well.

5:58

Ayrıca ücretsiz bir çalışma sayfamız da var.

Just visit bbclearningenglish.com.

6:00

Sadece bbclearningenglish.com adresini ziyaret edin.

Thanks for listening and goodbye.

6:03

Dinlediğiniz için teşekkürler ve hoşça kalın.

Bye.

6:05

Görüşürüz.

Six Minute English

6:06

Six Minute English

from BBCLearningEnglish.com.

6:08

BBCLearningEnglish.com'dan.