Cuddly duddly fuddly wuddly bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bir ebeveyn, art arda birleşmelerin sonunda yalnızca bir mavi yumurta kalması ve içinden bir Cuddly çıkması için kuluçka makinesine hangi renkte yumurta ekleyeceğini seçmelidir. Bilmece, her birleşmeyi izlemek yerine tek-çift özelliğini kullanarak mavi yumurta eklenmesi gerektiğini kanıtlar ve sinemadan esinlenen bir uyarıyla biter. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you've promised to get — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect ile promise to kullanımının, geçmişte verilmiş bir sözün bugün hâlâ geçerli ve bağlayıcı olduğunu nasıl gösterdiğini anlayın. Bu kalıbı yalnızca tamamlanmış bir olayı aktarmak için değil, önceki bir söz güncel kararı, yükümlülüğü veya planı etkilemeye devam ettiğinde kullanabilirsiniz. 2. change parity, or evenness and oddness — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: parity sözcüğünü bir sayının tek mi çift mi olduğunu belirten matematik terimi olarak tanıyın ve or ile daha gündelik bir tanımın nasıl eklendiğini görün. Böylece değişen miktarlar açıklanırken teknik bir etiketten anlaşılır bir yeniden ifadeye geçen akıl yürütmeleri takip edebilirsiniz. 3. never feed it after midnight. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bu uyarının sıradan bir hayvan bakımı tavsiyesi değil, Gremlins filmindeki ünlü kurala yönelik mizahi bir gönderme olduğunu fark edin. Göndermeyi tanımak, ciddi görünen talimatın neden eğlenceli ve hafif tekinsiz bir final oluşturduğunu anlamanızı sağlar.
Bu derste
you've promised to get him the cutest creature in creation, Notlar
0:08ona dünyadaki en sevimli canlıyı alacağınıza söz verdiniz,
you've promised to get: şimdi de önem taşıyan önceki bir söz
you've, you have'in kısaltılmış biçimidir. you've promised yapısındaki present perfect, daha önce verilmiş bir sözü şu anla bağlantılı olarak sunar. Burada dinleyiciye, bu sözün hâlâ bir sorumluluk doğurduğu hatırlatılır. promise to + fiilin yalın hâli, kişinin yapmayı taahhüt ettiği eylemi belirtir. Bu cümlede to get, söz verilen eylemi ifade eder. Önceki bir sözü şimdiki durumla ilişkilendirmek için have/has promised to + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede you've promised esas olarak neyi bildiriyor?
- Söz verilen eylem kesinlikle tamamlandı.
- Daha önce verilen bir söz, şimdi de önemli olan bir sorumluluk şeklinde sunuluyor.
- Bu söz daha sonra ilk kez verilecek.
Cevabı göster
Daha önce verilen bir söz, şimdi de önemli olan bir sorumluluk şeklinde sunuluyor.
cutest creature in creation: eğlenceli ve abartılı bir superlative
In creation, var olan her şeyin arasında ya da daha doğal bir ifadeyle tüm dünyada anlamına gelir. Superlative yapıdaki cutest ile birlikte kullanıldığında karşılaştırmayı hayal edilebilecek en geniş alana taşır ve övgüyü bilinçli olarak abartılı hâle getirir. Burada creation, bir şeyi yaratma eylemini değil, dünyayı veya yaratılmış her şeyi ifade eder. Bu ifade kesin ve olgusal bir karşılaştırmadan çok eğlenceli, dramatik ve masalsı bir tona sahiptir.
Alıştırma
Hangi cümlede in creation, eğlenceli bir abartıyla tüm dünyada anlamında kullanılmıştır?
- In the tale, this is the gentlest giant in creation.
- The museum explains the creation of the giant statue.
- The artist described how the mural's creation took six months.
Cevabı göster
In the tale, this is the gentlest giant in creation.
It's hard to believe that it's a cousin of the terrifying Duddly Dilbilgisi
0:14Onun, korkunç Duddly'nin
It's hard to believe that: şaşırtıcı bir gerçeği sunmak
It's hard to believe that + yan cümle, ardından gelen bilginin çok şaşırtıcı veya gerçek olarak kabul edilmesinin zor olduğunu belirtir. Buradaki hard, fiziksel olarak zor bir işi değil, bir şeye inanmanın zihinsel zorluğunu anlatır. It belirli bir şeyi göstermez; biçimsel öznedir. Şaşırtıcı gerçek that ile başlayan yan cümlede verilir. Bu kalıp, konuşanın önce tepkisini belirtip ardından bilgiyi sunmasını sağlar.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir gerçeği sunmak için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: ____ this tiny seed grew into such a tall tree.
Cevabı göster
It's hard to believe that
members of the Wuddly species: sınıflandırmadaki aidiyeti göstermek
members of the Wuddly species, bu yaratıkların hepsinin tek bir türün parçası olarak sınıflandırıldığı anlamına gelir. Buradaki members, bir kulübe katılmayı seçen kişileri değil, bir kategori içindeki bireyleri ifade eder. Aktarılabilir kalıp member(s) of + adı belirtilen grup veya kategoridir. species ile kullanıldığında cümleye bilimsel ve sınıflandırma odaklı bir ton verir.
Alıştırma
Hangi cümle iki kurbağanın aynı türe ait olarak sınıflandırıldığını doğal biçimde ifade eder?
- These two frogs are members at the same species.
- These two frogs are members of the same species.
- These two frogs are memberships of the same species.
Cevabı göster
These two frogs are members of the same species.
and the process of adopting them is deeply peculiar. Notlar
0:22ve onları sahiplenme süreci oldukça tuhaf.
the process of adopting them: the process of + -ing yapısı
“The process of adopting them”, “adopt them” etkinliğini, ilgili adımların tamamını ifade eden bir isim öbeğine dönüştürür. of sözcüğünden sonra adopt, -ing biçimini alır: process of adopting. İfadenin tamamı is deeply peculiar bölümünün öznesidir. process of + -ing, yalnızca birinin ne yaptığını söylemek yerine bir etkinliği düzenli veya uzun süren bir süreç olarak ele almak için kullanılır. Bu hikâyede adopting, mutlaka çocuk evlat edinmek değil, bu yaratıkları özel kurallara göre edinmek anlamına gelir.
Alıştırma
Parantezdeki fiili ve process of + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The ____ for a building permit often takes several weeks. (apply)
Cevabı göster
process of applying
deeply peculiar: son derece tuhaf
Peculiar burada belirgin biçimde garip veya alışılmadık anlamına gelir. Deeply, sıfatın derecesini güçlendiren bir zarftır; bu nedenle deeply peculiar, gerçek anlamda derin değil, son derece alışılmadık demektir. Anlatıcı bu güçlü ifadeyi, sürecin normal beklentilerin çok dışında olduğunu belirtmek ve dinleyiciyi alışılmadık kurallara hazırlamak için kullanır. Peculiar, normalden sapmayı anlatır; tek başına zararlı veya kötü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle deeply peculiar ifadesini, bunun mutlaka kötü olduğunu söylemeden ‘çok alışılmadık’ anlamında kullanıyor?
- The ceremony was deeply peculiar, but everyone enjoyed it.
- The ceremony was physically deep beneath the ground.
- The ceremony was completely ordinary and followed the usual pattern.
Cevabı göster
The ceremony was deeply peculiar, but everyone enjoyed it.
It takes 100 eggs to make a single animal in genus Wuddly. Notlar
0:27Wuddly cinsinden tek bir hayvan yaratmak için 100 yumurta gerekiyor.
It takes 100 eggs to make: It takes X to do Y kalıbı
It takes X to do Y kalıbı, Y'yi tamamlamak için X'in gerekli olduğu anlamına gelir. Burada 100 eggs gerekli kaynaktır; to make a single animal ise ulaşılacak sonucu belirtir. It biçimsel bir öznedir ve belirli bir nesneyi göstermez. X zaman, para, malzeme, kişi sayısı veya çaba olabilir; bu nedenle aynı kalıp birçok durumda kullanılabilir.
Alıştırma
takes, four batteries ve to ifadelerini doğru sıraya koyun: It ____ power the device.
Cevabı göster
takes four batteries to
genus Wuddly: biyolojik sınıflandırma basamağı olarak genus
Genus, birbiriyle yakın ilişkili bir veya daha fazla species türünü gruplamak için kullanılan biyolojik sınıflandırma basamağıdır ve species basamağının üstünde yer alır. Burada in genus Wuddly, hayvanın Wuddly adlı cinste sınıflandırıldığı anlamına gelir. Wuddly kurgusal bir addır; gerçek bir biyolojik takson değildir. Genus sözcüğünün kullanılması, uydurma yaratığı resmî bir bilimsel sınıflandırmanın parçası gibi gösterir.
Alıştırma
Biyolojik sınıflandırmada genus için hangi açıklama doğrudur?
- Birbiriyle yakın ilişkili bir veya daha fazla türü içerebilen bir sınıflandırma basamağı.
- Bir hayvanın yaşadığı yer.
- Tek bir hayvanın adı.
Cevabı göster
Birbiriyle yakın ilişkili bir veya daha fazla türü içerebilen bir sınıflandırma basamağı.
When 100 eggs are placed together in an incubator,
0:32100 yumurta bir kuluçka makinesine birlikte yerleştirildiğinde,
they undergo egg fusion and combine in the following way. Kelime
0:35yumurta füzyonu geçiriyor ve şu şekilde birleşiyorlar:
undergo egg fusion: öznenin bir süreçten geçmesi
undergo egg fusion ifadesinde undergo, “bir süreçten geçmek veya o süreçten etkilenmek” anlamına gelir. Değişime uğrayanlar yumurtalardır; süreci etkin biçimde gerçekleştiren taraf onlar değildir. Egg fusion, hikâyede bu özel sürece verilen addır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, undergo + süreç, değişim, test veya tedavi bildiren isim şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi undergo fiiliyle tamamlayın: Before approval, each design must ____ a safety review.
Cevabı göster
undergo
Blue and purple combine to make red eggs. Kalıp ifadeler
0:40Mavi ve mor birleşerek kırmızı yumurtalar oluşturuyor.
combine to make: birleşmenin sonucunu belirtmek
Blue and purple combine to make red eggs cümlesinde combine iki rengin bir araya geldiğini, to make ise sonucu, yani red eggs ifadesini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A and B combine to make C şeklindedir. Buradaki make “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamına gelir; bir şeyi üretme eyleminin ayrıntılarını anlatmaz.
Alıştırma
Sonuç kalıbını combine to make ifadesiyle eksiksiz tamamlayın: Yellow and blue ____ green.
Cevabı göster
combine to make
Red and blue combine to make purple eggs.
0:43Kırmızı ve mavi birleşerek mor yumurtalar oluşturuyor.
And red and purple combine to make blue eggs.
0:46Kırmızı ve mor birleşerek mavi yumurtalar oluşturuyor.
pair up: ikili gruplar oluşturmak
Burada pair up, “çift oluşturmak” veya “ikişerli eşleşmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. En kalabalık gruptaki yumurtaların önce nasıl gruplandığını anlatır. Buradaki up, “yukarı” anlamına gelmez. Eşleşen kişiler ya da nesneler belliyse pair up tek başına kullanılabilir; eş olunan kişiyi belirtmek için pair up with someone denir.
Alıştırma
“İkişerli gruplar oluşturmak” anlamına gelen öbek fiille yönergeyi tamamlayın: Please ____ with a partner.
Cevabı göster
pair up
an egg comes from one of them at random. Kalıp ifadeler
0:54yumurta rastgele onlardan birinden geliyor.
at random: sabit bir kural olmadan seçmek
At random, önceden belirlenmiş bir sıra, örüntü veya tercih olmadan, yani “rastgele” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Cümlede, sayıları eşit olan iki yığından birinin nasıl seçildiğini açıklar. Genellikle choose, select, pick veya assign gibi fiillerden sonra gelir. Burada random seçim yöntemini anlatır; “garip” ya da “beklenmedik” anlamında değildir.
Alıştırma
“Planlanmış bir seçim olmadan” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The app selects one question ____.
Cevabı göster
at random
They keep combining until there's just one left. Dilbilgisi
0:57Sadece bir tane kalana kadar birleşmeye devam ediyorlar.
keep combining until: durma koşuluna kadar devam etmek
keep combining ifadesinde keep fiilinden sonra -ing biçimi gelir ve devam etmek ya da eylemi tekrarlamak anlamını verir. Burada bir şeyi saklamak anlamında değildir. Until, süreci sona erdiren koşulu tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp keep + fiil-ing + until + koşul şeklindedir: eylem, koşul gerçekleşene kadar sürer.
Alıştırma
Talimatı tamamlamak için mix fiilini hedef kalıpta kullanın: ____ until the paint is an even color.
Cevabı göster
Keep mixing
hatches out of: yumurtadan çıkarak doğmak
Hatches out of, bir canlının yumurtadan çıkarak doğması anlamına gelir. Hatch, yumurtayı ya da kabuğu kırarak doğma sürecini anlatır; out of ise canlının çıktığı iç alanı belirtir. Burada özne canlıdır: a Cuddly hatches out of the egg. Özne yumurta olduğunda İngilizcede bunun yerine the egg hatches denebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için hatch out of ifadesini geçmiş zamanda kullanın: A baby turtle ____ its egg and crawled toward the sea.
Cevabı göster
hatched out of
give you: bir kural veya özellik bir sonuca yol açar
Bu kural açıklamasında give you, “elde etmeni sağlamak” veya “senin için bir sonuç doğurmak” anlamına gelir. Burada birinin eliyle bir şey vermesi söz konusu değildir; her renk sonuç olarak belirli bir canlı ortaya çıkarır. Buradaki you, sistemi izleyen veya kullanan herkesi ifade eder. Bir kart, seçenek, özellik ya da eylem bir fayda veya sonuca yol açtığında bu kalıp yaygındır: X gives you Y.
Alıştırma
Hangi cümlede give you, bir kuralın, özelliğin veya koşulun bir sonuç ya da fayda sağladığını anlatır?
- Your cousin gives you a birthday gift.
- This day pass gives you unlimited bus rides.
- The driver gives you the ticket by hand.
Cevabı göster
This day pass gives you unlimited bus rides.
by adding an egg of any color to the room. Dilbilgisi
1:21yumurta füzyonu sürecini başlatabilirsiniz.
by adding: by + -ing bir yöntem belirtir
By adding, süreci başlatmak için kullanılan yöntemi belirtir. Önce ana eylem gelir; by + fiilin -ing biçimi ise “Nasıl?” sorusuna cevap verir. Yöntem bildiren bu by ifadesinden sonra bir fiil gelirse fiilin -ing biçimini kullanın: by adding doğrudur; by add veya by to add değildir. Buradaki by, “yanında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yöntem ifadesini by + add fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can improve the soup ____ a little lemon juice.
Cevabı göster
by adding
When all the eggs have combined into a single egg, Kalıp ifadeler
1:24Tüm yumurtalar tek bir yumurtada birleştiğinde,
have combined into: birleşerek bir sonuç oluşturmak
Have combined into, ayrı şeylerin birleşip tek bir sonuç oluşturduğunu anlatır. combine into + sonuç yapısında into, eylemin gerçekleştiği yeri değil, şeylerin neye dönüştüğünü belirtir. Bu when yan cümlesinde have combined, birleşmeyi sonraki olaydan önce tamamlanmış olarak gösterir. Aktarılabilir kalıp things combine into result biçimindedir; zaman, anlatılan ana göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi combine into ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: By now, the two clubs ____ one organization.
Cevabı göster
have combined into
the creature that hatches will bond with you on sight, Kalıp ifadeler
1:28yumurtadan çıkan canlı sizi gördüğü an sizinle bağ kuracaktır,
bond with you on sight: görür görmez yakın bağ kurmak
Bond with you, sizinle yakın bir duygusal bağ veya güven ilişkisi kurmak demektir. Burada bond, finansla ilgili isim değil, ilişki anlatan bir fiildir. On sight, sizi görür görmez anlamına gelir. Bond eyleminin ne zaman gerçekleştiğini belirtir; dolayısıyla tüm ifade, yaratığın sizi gördüğü anda size bağlanacağını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir hayvanın Maya'yı gördüğü anda onunla yakın bir bağ kurduğunu söyler?
- The fox and Maya bonded over a shared meal.
- The fox stayed within Maya's sight.
- The fox bonded with Maya on sight.
Cevabı göster
The fox bonded with Maya on sight.
which is why getting a Cuddly is so important. Anlatım akışı
1:31bu yüzden bir Cuddly elde etmek bu kadar önemli.
which is why: bir gerçeği sonucuna bağlamak
X, which is why Y yapısında which, X bölümünde anlatılan düşüncenin tamamına gönderme yapar. Burada yaratığın hemen bağ kurması, bir Cuddly edinmenin önemli olduğu sonucunun nedenidir. Bu yapı, önce bir gerçeği veya nedeni, ardından bundan doğan sonucu sunarak bilgiyi düzenler. İkinci bölümde ilk bölümden kaynaklanan bir sonuç, karar veya değerlendirme verildiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi which is why kullanarak tamamlayın: The library is closed today, ____ we're meeting online.
Cevabı göster
which is why
After all: destekleyici bir neden eklemek
Cümle başındaki After all, dinleyiciye bir nedeni hatırlatır veya bu nedeni göz önünde bulundurmasını söyler. Hemen önce belirtilen bir düşünceyi, öneriyi ya da sonucu destekleyen bir gerçek ekler. Burada verilen söz, bir Cuddly edinmenin önemli olduğu yönündeki önceki iddiayı güçlendirir. Bir zaman sıralaması belirtmez. After all sonrasındaki bilgi, konuyla ilgili ve göz ardı edilmesi zor bir neden olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümlede After all, daha önceki bir öneriyi destekleyen neden eklemek için kullanılmıştır?
- Let's invite Mia. After all, she helped organize the event.
- After the event ended, Mia arrived.
- We cleaned the room after all the guests left.
Cevabı göster
Let's invite Mia. After all, she helped organize the event.
get mixed up: benzer bilgiler yüzünden kafası karışmak
Bu cümlede get mixed up, 'kafası karışmak ve benzer şeyleri ayırt etmekte zorlanmak' anlamına gelir. Benzer adlar ve yumurta renkleri zihinsel bir karışıklık yaratır; insanlar ya da nesneler fiziksel olarak birbirine karıştırılmaz. Burada with, karışıklığa yol açan şeyler grubunu belirtir. Birbirine benzeyen çok fazla ad, etiket, kural veya kategori ayırt etmeyi zorlaştırdığında get mixed up kullanılabilir.
Alıştırma
'Kafası karışmak' anlamını veren bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: When all the folders have similar names, I ____.
Cevabı göster
get mixed up
If we ignore how many total eggs of each color there are Anlatım akışı
1:55Eğer her renkten toplam kaç yumurta olduğunu görmezden gelip
we might notice something that will make this problem simpler. Dilbilgisi
2:01bu problemi basitleştirecek bir şey fark edebiliriz.
If we ignore X and just look at Y: analizin odağını değiştirmek
If we ignore X and just look at Y kalıbı, bir açıklamadaki bilgilerin odağını yeniden düzenler. X'i geçici olarak bir kenara bırakır ve dikkati Y'ye yönlendirir; böylece daha basit bir düzen görünür hâle gelebilir. Ignore, X'in hiçbir zaman önemli olmadığı anlamına gelmez; just da Y'nin problemin tamamı olduğunu ileri sürmez. Birlikte, analizin o anki adımı için daha dar bir bakış açısı belirlerler.
Alıştırma
'Fiyatı geçici olarak bir kenara bırakıp kaliteye odaklanmak' anlamını vermek için cümleyi dersteki kalıbın iki bölümüyle tamamlayın: ____ the price and ____ the quality, the choice becomes clearer.
Cevabı göster
If we ignore · just look at
make this problem simpler: make + nesne + sıfat
Make this problem simpler, make + nesne + sıfat kalıbını izler. This problem etkilenen nesnedir; simpler ise ortaya çıkan durumu açıklar. Burada make “yaratmak” değil, “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamındadır. İfade, fark ettiğimiz şeyin problemi çözmeyi kolaylaştırabileceğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümlede make + nesne + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?
- A checklist can make the process easily.
- A checklist can make the process to be easier.
- A checklist can make the process easier.
Cevabı göster
A checklist can make the process easier.
the number of eggs of each of those colors decreases by one, Kalıp ifadeler
2:06bu iki renkteki yumurta sayısı birer azalırken,
decreases by one ... increases by one: by + değişim miktarı
decreases by one ve increases by one ifadeleri değişimin miktarını belirtir: başlangıçtaki sayıdan bir çıkarılır veya sayıya bir eklenir. by edatı son değeri değil, değişim miktarını gösterir. Bir sayı increases by one ise yeni değer eskisinden bir fazladır; sayının mutlaka bire eşit olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
The temperature rose from 20°C to 23°C. Değişim miktarını gösteren edatla cümleyi tamamlayın: It increased ____ three degrees.
Cevabı göster
by
or evenness and oddness at the same time.
2:17yani tekliğini ve çiftliğini aynı anda değiştirdiği anlamına gelir.
change parity, or evenness and oddness: terim ve sade bir yeniden açıklama
Parity, bir tam sayının çift mi yoksa tek mi olduğunu belirten matematiksel bir terimdir. Change parity, çiftten teke veya tekten çifte geçmek anlamına gelir. Burada or, parity terimini daha basit sözlerle yeniden açıklayan ifadeyi başlatır. İki seçenek arasında seçim sunmaz; “başka bir deyişle” anlamındadır.
Alıştırma
parity, or evenness and oddness ifadesindeki or ne işe yarar?
- Parity kavramının çift ve tek olmakla ilgisiz olduğunu söyler.
- Teknik terimi daha basit sözlerle yeniden açıklar.
- İki alternatif sunar ve birini seçmenizi ister.
Cevabı göster
Teknik terimi daha basit sözlerle yeniden açıklar.
get to add: bir fırsat veya izin
Get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak anlamına gelir. Get to add ifadesindeki get, normalde almak anlamına gelen fiil değildir. Burada kurallar dinleyicinin bir yumurta eklemesine izin verir. Bu nedenle get to, hamleyi bir zorunluluk olarak değil, sunulan bir fırsat olarak gösterir. Bu fırsat heyecan verici olabilir, ancak kural açıklamalarında ifade nötr de olabilir.
Alıştırma
At the workshop, each child gets to paint a tile. cümlesindeki gets to paint ne anlama gelir?
- Her çocuk bir karoyu boyama fırsatına veya iznine sahiptir.
- Her çocuk bütün karoları boyamak zorundadır.
- Her çocuk bir karo satın alabilir.
Cevabı göster
Her çocuk bir karoyu boyama fırsatına veya iznine sahiptir.
Whichever color you choose: seçimden bağımsız bir sonuç
Whichever color you choose, “hangi rengi seçerseniz seçin” anlamına gelir. Whichever, bir kümedeki seçeneklerden herhangi birini ifade eder; bu yüzden ana cümledeki sonuç bütün olası seçimler için geçerlidir. Burada Whichever color you choose yan cümlesinin tamamı, will always be yükleminin öznesidir. Hangi rengin seçildiğini sormaz; seçimin kural açısından fark yaratmadığını belirtir.
Alıştırma
Her seçeneğin aynı sonucu verdiğini belirten cümleyi seçin.
- Which key did you press to turn on the light?
- Whichever key you press, the light will turn on.
- Choose one key, and tell me which one.
Cevabı göster
Whichever key you press, the light will turn on.
the opposite parity: tek ve çift arasındaki ilişki
The opposite parity, bir nicelik tek sayı iken diğerinin çift sayı olması demektir. Parity, bir tam sayının tek mi yoksa çift mi olduğunu belirtir; opposite ise bu sayısal durumun karşıt olduğunu anlatır. Bu cümlede isim öbeği will always be ifadesinden sonra gelir ve seçilen yığının tek-çift durumunun diğer iki yığının her birine göre ters olduğunu belirtir. Karşıt renkleri değil, yığınlardaki öğe sayılarını açıklar.
Alıştırma
11 ve 18 toplamlarını doğru biçimde açıklayan cümle hangisidir?
- Eleven and eighteen have the same parity.
- Eleven and eighteen are opposite numbers.
- Eleven and eighteen have opposite parity.
Cevabı göster
Eleven and eighteen have opposite parity.
since every egg fusion flips each pile's parity simultaneously. Kelime
2:39çünkü her yumurta füzyonu her bir yığının paritesini eşzamanlı olarak tersine çevirir.
odd when they're even ... even when they're odd: çapraz paralel yapı
İki yan cümle aynı kalıbı kullanır: odd when they're even ve even when they're odd. Odd ile even yer değiştirince ilişki kolayca görülür: seçilen yığın bir tek-çift durumundayken diğer iki yığın karşıt durumdadır. Burada they, diğer iki yığını belirtir. When, olayların zamansal sırasını değil, “... olduğu koşulda” anlamını verir. Bu çapraz paralel yapı, birbiriyle eşleşen iki koşulu kısa bir mantıksal karşıtlık içinde düzenler.
Alıştırma
odd when they're even, and even when they're odd burada hangi ilişkiyi ifade eder?
- Yığınlar birbiriyle ilgisiz zamanlarda tek-çift durumunu değiştirir.
- Üç yığın da aynı anda çifttir.
- Seçilen yığın ile diğer iki yığının tek-çift durumları karşıttır.
Cevabı göster
Seçilen yığın ile diğer iki yığının tek-çift durumları karşıttır.
flips each pile's parity: tek ve çift arasında geçiş yapmak
Burada flips, bir yığını fiziksel olarak çevirmek değil, iki olası durumdan karşıt olana geçmek demektir. Pariteyi tersine çevirmek teki çifte, çifti teke dönüştürür. Each pile's parity, her yığının kendine ait tek ya da çift olma durumudur. İfade, her yığının kendi durumunun değiştiğini söyler; tam cümledeki simultaneously ise tüm bu değişimlerin aynı anda olduğunu ekler.
Alıştırma
“Sayıyı tekten çifte veya çiftten teke geçirir” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Adding one ____.
Cevabı göster
flips the number's parity
end with + nihai sonuç
End with, bir süreç tamamlandığında geriye ne kaldığını veya hangi durumun geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede want to end with, bir mavi yumurtanın kalmasını ve mor ya da kırmızı yumurta kalmamasını istenen son durum olarak sunar; süreci bitiren bir eylemi anlatmaz. Kalıp end with + isim öbeği şeklindedir. Çevresindeki sözcüklere göre planlanan bir sonucu anlatabilir ya da yalnızca ortaya çıkan sonucu bildirebilir.
Alıştırma
Bir süreçten sonra geriye kalan sonucu belirtmek için end with ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- After sorting the cards, we ended to three equal piles.
- After sorting the cards, we ended three equal piles with.
- After sorting the cards, we ended with three equal piles.
Cevabı göster
After sorting the cards, we ended with three equal piles.
or odd, even, even: sayıları bir örüntü olarak yeniden ifade etmek
Or odd, even, even ifadesindeki or, one, zero, zero biçimindeki belirli sayıları bir tek-çift örüntüsü olarak yeniden ifade eder. Bir tek sayıdır, sıfır ise çift sayıdır; bu nedenle iki anlatım da aynı hedefi gösterir. Buradaki or, “başka bir deyişle” veya “farklı bir biçimde ifade edersek” anlamına gelir. Açıklamayı somut sayılardan akıl yürütme için gereken daha soyut bilgiye taşır; ilgisiz ikinci bir hedef sunmaz.
Alıştırma
Bu açıklamada or odd, even, even ne işe yarıyor?
- Aynı hedefi bir tek-çift örüntüsü olarak yeniden ifade eder.
- Üç örüntüden herhangi birinin kabul edilebilir olduğunu söyler.
- Önceki hedefi ilgisiz bir hedefle değiştirir.
Cevabı göster
Aynı hedefi bir tek-çift örüntüsü olarak yeniden ifade eder.
That means we want the blue egg pile to be the opposite parity
2:51Bu, en başta mavi yumurta yığınının
of the other two piles at the start as well.
2:54diğer iki yığının paritesinin zıttı olmasını istediğimiz anlamına gelir.
99 egg fusions later: sayı + olay + later
“99 egg fusions later,” ifadesinde sayı + olay adı + later kalıbı, anlatımı olayın belirtilen sayıda gerçekleşmesinden sonraki noktaya taşır. Anlamı “99 yumurta birleşmesinden sonra”dır; 99. birleşmenin geç olduğu anlamına gelmez. Bir olayın sayısı da zaman birimi gibi ilerlemeyi ölçebilir: three attempts later ve two rounds later aynı kalıbı izler. later sözcüğünü sayı ve olaydan oluşan öbeğin tamamından sonra getirip sonucu belirt.
Alıştırma
Cümleyi, anlatımı üç denemeden sonraki noktaya taşıyan sözcükle tamamla: Three attempts ____, Mina solved the puzzle.
Cevabı göster
later
is sure to: güçlü bir öngörü
X is sure to + fiilin yalın hâli yapısında konuşan kişi bir eylemi veya sonucu neredeyse kesinmiş gibi sunar. Buradaki is sure to make, Cuddly'nin çocuğu son derece mutlu edeceğini güçlü bir şekilde öngörür; mutlak bir garanti değil, yüksek güven ifade eder. Özne The Cuddly olduğu için bu, sonuçla ilgili bir öngörüdür. Dinleyiciye bir şey yapmasını söyleyen bir talimat değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede is sure to bir hatırlatma olarak değil, güçlü bir öngörü olarak kullanılmıştır?
- The new shortcut is sure to save time.
- Be sure to save your work.
- The new shortcut might save time.
Cevabı göster
The new shortcut is sure to save time.
as happy as can be: mutluluğun en yüksek derecesi
Bu cümlede as happy as can be, “son derece mutlu” ya da “olabilecek en mutlu durumda” demektir. Kalıbın tamamı sıfatın derecesini güçlendirir; can be birinin yeteneğinden söz etmez. Yeniden kullanılabilen kalıp as + sıfat + as can be şeklindedir. Betimlemeyi canlı ve duygulu yapar; çoğu zaman very + sıfat yapısından daha güçlü ve hikâye anlatır gibi duyulur.
Alıştırma
as ... as can be vurgu kalıbını tamamlayın: After the children opened the surprise box, they were as excited as ____.
Cevabı göster
can be
Just be sure to follow the shopkeeper's warning Ton ve niyet
3:10Sadece dükkan sahibinin uyarısına uyduğunuzdan emin olun
Just be sure to: yumuşatılmış ama net bir hatırlatma
Just be sure to + fiilin yalın hâli, dinleyiciye bir şeyi yapması için net bir hatırlatma verir. Bu cümlede dinleyicinin hatırlaması ve uyması gereken bir kuralı tanıtır. Just başlangıcı yumuşatır ve daha rahat duyulmasını sağlar; ancak burada yalnızca anlamına gelmez ve uyarıyı isteğe bağlı yapmaz.
Alıştırma
Konuşan kişi “Just be sure to bring your ID.” cümlesinde ne yapıyor?
- Dinleyicinin kimliğini getireceğini kesin olarak tahmin etmek
- Samimi ama net bir hatırlatma yapmak
- Dinleyicinin yalnızca kimlik getirebileceğini söylemek
Cevabı göster
Samimi ama net bir hatırlatma yapmak
Gremlins'a olası bir gönderme olarak never feed it after midnight
Bu cümlede never feed it after midnight ifadesi büyük olasılıkla Gremlins filmindeki ünlü kurala gönderme yapıyor. Bu kural tuhaf, kurmaca bir yaratıkla ilgilidir ve kuralı bozmak sorun çıkarır. Dükkân sahibinin uyarısı benzerliği güçlendirir, ancak kaynak eserin adı doğrudan verilmez. Bu nedenle ifade yalnızca bir bakım talimatı değildir; aynı zamanda mizahi ve biraz tekinsiz bir popüler kültür göndermesi katar. Daha genel olarak, bir hikâyedeki tanıdık bir sözü yeniden kullanmak sıradan bir uyarıyı eğlenceli biçimde dramatik gösterebilir.
Alıştırma
Bu bağlamda vurgulanan uyarının en olası amacı nedir?
- Tüm gerçek evcil hayvanlar için geçerli bilimsel bir besleme kuralı vermek.
- Dükkânların neden gece yarısında kapanması gerektiğini açıklamak.
- Ünlü bir kurmaca kurala mizahi ve biraz tekinsiz bir gönderme yapmak.
Cevabı göster
Ünlü bir kurmaca kurala mizahi ve biraz tekinsiz bir gönderme yapmak.
managed to procure: zorlu veya resmî bir edinimi başarmak
Managed to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman çaba veya zorluktan sonra “bir şeyi yapmayı başarmak” anlamına gelir. Procure, özellikle planlama, çaba ya da resmî bir süreç yoluyla “elde etmek” demektir. Managed to procure birlikte, kolayca bulunmayan bir şeyi kişinin başarıyla elde ettiğini anlatır. Bu cümlede procure, bir Cuddly edinmeyi sıradan biçimde bir şey almaktan çok bir görevi veya macerayı tamamlamak gibi gösterir. İfade, onun satın alındığını söylemez; nasıl elde edildiğini açık bırakır.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamla: After weeks of calls and paperwork, the team finally ____ the replacement part.
Cevabı göster
managed to procure
use that same cunning: isim olarak cunning
use that same cunning ifadesinde cunning, zekice ve stratejik düşünme yeteneğini belirten bir isimdir. use fiilinin nesnesidir; that same ise daha önceki bir görevde gösterilen aynı düşünme biçimine gönderme yapar. Cunning aldatma veya yönlendirme anlamı da çağrıştırabilir. Ancak buradaki oyun havasındaki fantastik bağlam, sözcüğe çoğunlukla olumlu bir anlam verir: akıllıca plan yapma ve rakibinden daha iyi düşünme yeteneği.
Alıştırma
Hangi cümlede cunning, stratejik zekâ anlamında bir isim olarak kullanılmıştır?
- She used her cunning to find a way past the guards.
- She cunningly found a way past the guards.
- She made a cunning plan to find a way past the guards.
Cevabı göster
She used her cunning to find a way past the guards.
Test your wand and your wits with this riddle. Deyimler
3:22Bu bilmeceyle asanızı ve zekanızı test edin.
wand and your wits: paralel anlatım ve /w/ aliterasyonu
wand and your wits, bir sihir aracını ve zihinsel bir yeteneği paralel bir yapı içinde bir araya getirir. Wand somut bir araçtır; wits ise hızlı düşünme ve doğru karar verme yeteneğidir. Birlikte kullanıldıklarında bu görevin hem sihir hem de zekâ gerektirdiğini düşündürürler. wand ve wits sözcüklerinin başındaki /w/ sesinin tekrarı aliterasyon oluşturur. Bu tekrar davete daha fazla ritim katar ve onu hatırlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
wand and your wits ifadesinin etkisini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Bir sihir aracını hızlı düşünme yeteneğiyle eşleştirir ve bu ikiliyi /w/ aliterasyonuyla güçlendirir.
- Bilmecenin bir wand ile hiç düşünmeden çözülebileceğini söyler.
- wits sözcüğünü ikinci bir fiziksel sihir aracının adı olarak kullanır.
Cevabı göster
Bir sihir aracını hızlı düşünme yeteneğiyle eşleştirir ve bu ikiliyi /w/ aliterasyonuyla güçlendirir.