Balıklar nasıl elektrik üretir? - Eleanor Nelsen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
656 kelime 151 kel/dk

Video özeti: Bu animasyonlu bilim dersi, elektrikli balıkların elektrik alanlarını nasıl üretip algıladığını, zayıf ve güçlü elektrik üreten türlerin bunları nasıl farklı kullandığını ve kendi şoklarından nasıl korunduklarının neden hâlâ kesin olarak açıklanamadığını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are divided into two groups, depending on how much electricity they produce. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir konuyu önce kategorilere ayıran, ardından ayrımın hangi ölçüte dayandığını belirten kısa ve etkili bilimsel sınıflandırma yapısını tanıyıp kullanmayı öğrenin. Böylece grupları açıklamasız biçimde sıralamak yerine, sınıflandırma sistemini ve temel farkı açıkça aktarabilirsiniz. 2. when the nerve signal arrives at the electrocyte, / prompts the ion gates to open. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: when yan cümlesinin tetikleyici olayı nasıl kurduğunu, prompt + nesne + mastar yapısının ise hemen ortaya çıkan sonucu nasıl anlattığını kavrayın. Bu sıralamayı biyolojik mekanizmaları, teknik süreçleri ve uygulama adımlarını açık bir neden-sonuç ilişkisiyle açıklamak için kullanabilirsiniz. 3. science still hasn't illuminated. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: illuminated sözcüğünün burada gerçek anlamda ışık tutmayı değil, çözülememiş bir soruyu anlaşılır hâle getirmeyi anlatan bir mecaz olduğunu fark edin. Böylece bilimsel açıklamayı elektrik ve ışık imgelerine bağlayan son söz oyununu yorumlayabilir, benzer mecazlarla açıklayıcı bir metni etkili biçimde sonuçlandırabilirsiniz.

Bu derste

In 1800,

0:07

1800 yılında,

the explorer Alexander von Humboldt witnessed a swarm of electric eels Kalıp ifadeler

0:09

kaşif Alexander von Humboldt bir elektrikli yılan balığı sürüsünün

Kalıp ifadeler

a swarm of electric eels: canlı bir topluluk adı

A swarm of + çoğul isim yapısı, çok sayıda canlıyı sıkıca toplanmış veya birlikte hareket eden tek bir grup olarak gösterir. Bu cümlede a swarm of electric eels, tek bir elektrikli yılan balığını değil, bir arada bulunan çok sayıda elektrikli yılan balığını anlatır. Swarm en çok arılar ve diğer böceklerle ilişkilendirilir. Bu sözcüğün yılan balıkları için kullanılması, yalnızca sayılarının çok olduğunu söylemek yerine sıkışık ve hareketli bir kütle görüntüsü yaratır.

Alıştırma

Hangi cümlede swarm, birlikte hareket eden yoğun bir hayvan grubunu doğal biçimde anlatır?

  1. A swarm of bee rushed out of the damaged hive.
  2. A school of bees rushed out of the damaged hive.
  3. A swarm of bees rushed out of the damaged hive.
Cevabı göster

A swarm of bees rushed out of the damaged hive.

leap out of the water to defend themselves against oncoming horses. Kalıp ifadeler

0:14

yaklaşmakta olan atlara karşı kendilerini savunmak için sudan dışarı atladığına tanık oldu.

Kalıp ifadeler

defend themselves against: öz savunmayı bir tehditle ilişkilendirmek

Defend themselves against, kendilerini bir saldırıdan, tehlikeden veya zararlı bir güçten korumak anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri themselves, çoğul özne olan elektrikli yılan balıklarını gösterir; against ise tehdidi, yani oncoming horses ifadesini getirir. Başka durumlara da uygulanabilen defend oneself against something kalıbında dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır. Buradaki against, hayvanların karşı koyduğu şeyi belirtir; bir görüşe katılmama anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi defend oneself against ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The turtle pulls into its shell to ____ predators.

Cevabı göster

defend itself against

Most people thought the story so unusual that Humboldt made it up. Notlar

0:19

Çoğu insan bu hikayeyi o kadar sıradışı buldu ki Humboldt'un uydurduğunu düşündü.

Dilbilgisi

so unusual that: sonuca yol açan bir derece

so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciği kalıbı, bir niteliğin veya eylemin sonuç doğuracak bir dereceye ulaştığını belirtir. Burada so unusual, insanların hikâyeyi ne kadar sıra dışı bulduğunu anlatır; that ile başlayan cümlecik de bunun sonucunda vardıkları yargıyı verir: Humboldt hikâyeyi uydurmuştur. thought the story so unusual ifadesinde the story, thought fiilinin nesnesidir; so unusual ise bu nesneyi niteler. Bu sonuç kalıbında so tek başına “bu nedenle” anlamına gelmez; that ile birlikte çalışır.

Alıştırma

Eksik iki sözcükle sonuç kalıbını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Mia could not lift it.

Cevabı göster

so · that

Öbek fiiller

made it up: hikâyeyi uydurdu

Made it up, make something up ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “gerçek bir şeyi aktarmak yerine hikâyeyi uydurdu” anlamına gelir ve it, sıra dışı hikâyeyi belirtir. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne it veya them gibi bir zamirse zamiri make ile up arasına koyun: make it up denir, make up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi make it up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The claim was not true; Leo ____.

Cevabı göster

made it up

But fish using electricity is more common than you might think. Kalıp ifadeler

0:24

Ancak elektrik kullanan balıklar sandığınızdan çok daha yaygındır.

Kalıp ifadeler

more common than you might think: beklentileri nazikçe düzeltmek

More common than you might think ifadesi, bir şeyin gerçekte dinleyicinin bekleyebileceğinden daha sık görüldüğünü anlatır. Şaşırtıcı bir bilgiyi sunmak ve bir şeyin nadir olduğu izlenimini nazikçe düzeltmek için kullanılır. Might think, bu beklentiyi dinleyicinin kesin düşüncesi olarak değil, yalnızca bir olasılık olarak sunar. Bu yüzden doğrudan You are wrong. demekten daha yumuşaktır.

Alıştırma

Hangi cümle, bu sorunun nadir olduğu düşüncesini nazikçe düzeltir?

  1. This problem is more common than you might think.
  2. This problem is just as common as people expected.
  3. This problem happens in every single case.
Cevabı göster

This problem is more common than you might think.

And yes,

0:28

Ve evet,

electric eels are a type of fish.

0:29

elektrikli yılan balıkları da bir balık türüdür.

Underwater, where light is scarce, Dilbilgisi

0:32

Işığın az olduğu su altında,

Dilbilgisi

where light is scarce: ortam hakkında arka plan eklemek

Virgülle ayrılan where yan cümleciği, hemen öncesindeki ortam hakkında arka plan bilgisi verir. Burada where, Underwater ifadesini anlatır ve “o ortamda” demektir. Underwater belirli bir yer adı olmasa da bu yapı kullanılabilir. Light is scarce, yalnızca az miktarda ışığın bulunduğunu anlatır; hiç ışık olmadığı anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp yer veya ortam, where + özne + fiil şeklindedir ve ardından ana mesaj gelir. Böylece devam etmeden önce o ortamdaki bir koşulu kısaca açıklayabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “o yerde” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: In deserts, ____ water is scarce, many plants have deep roots.

Cevabı göster

where

electrical signals offer ways to communicate, navigate, and find, Kalıp ifadeler

0:35

elektrik sinyalleri iletişim kurma, yön bulma ve arama yolları sunar,

plus in rare cases stun, prey.

0:39

ve nadir durumlarda avı sersemletme olanağı sağlar.

Kalıp ifadeler

offer ways to communicate, navigate, and find:iletişim kurma, yön bulma ve bulma yolları sunmak

offer ways to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın bir yolunu veya olanağını sunmak anlamına gelir. Bu cümlede elektriksel sinyaller iletişim kurmayı, yön bulmayı ve av bulmayı mümkün kılar; offer burada birine fiziksel bir nesne vermek anlamında değildir. communicate, navigate ve find, to ekini ortak kullanan sıralı fiillerdir. Bu kısa yapı aynı şeyin birden fazla işlevini birlikte sunar.

Alıştırma

Bir aracın neyi mümkün kıldığını anlatırken offer ways to + yalın fiil yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The app offers several ways organizing your notes.
  2. The app offers several ways to organize your notes.
  3. The app offers to several ways organize your notes.
Cevabı göster

The app offers several ways to organize your notes.

Nearly 350 species of fish

0:43

Yaklaşık 350 balık türü,

have specialized anatomical structures Kelime

0:46

elektrik sinyalleri üreten ve algılayan

that generate and detect electrical signals.

0:49

özelleşmiş anatomik yapılara sahiptir.

Kelime

specialized anatomical structures:belirli işlevlere uyum sağlamış anatomik yapılar

specialized anatomical structures, merkezinde structures bulunan bir isim öbeğidir. anatomical anlamı vücut yapılarına sınırlar; specialized ise bu yapıların belirli bir işleve uyum sağladığını veya bu işlev için geliştiğini belirtir. Tam cümledeki that yan cümleciği bu yapıların ne yaptığını açıklar: elektrik sinyalleri üretir ve algılarlar. Biyoloji metinlerinde bu katmanlı tanımlama, yapının türünü ve özel görevini tek bir isim öbeğinde birleştirir.

Alıştırma

Bu biyoloji cümlesinde specialized anatomical structures ne anlama gelir?

  1. Özel amaçlarla tasarlanmış binalar
  2. Vücutta hareket eden sinyaller
  3. Belirli işlevlere uyum sağlamış veya bu işlevler için gelişmiş vücut yapıları
Cevabı göster

Belirli işlevlere uyum sağlamış veya bu işlevler için gelişmiş vücut yapıları

These fish are divided into two groups, Anlatım akışı

0:52

Bu balıklar,

depending on how much electricity they produce.

0:54

ne kadar elektrik ürettiklerine bağlı olarak iki gruba ayrılır.

Anlatım akışı

are divided into ... depending on ...: sınıflandırma ve ölçüt

Edilgen be divided into + sayı/kategori yapısı önce sınıflandırmanın sonucunu belirtir: balıklar iki kategoriye ayrılır ve sınıflandırmayı kimin yaptığını söylemek gerekmez. Burada depending on + yan cümle, bu ayrımın ölçütünü verir. “Grupları ne belirliyor?” sorusunu yanıtlar: her balığın ürettiği elektrik miktarı; ayrı bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu sınıflandırma cümlesini are divided into ... depending on ... kullanarak tamamlayın: The runners ____ three groups, ____ their age.

Cevabı göster

are divided into · depending on

Scientists call the first group the weakly electric fish. Kelime

0:59

Bilim insanları ilk gruba zayıf elektrikli balıklar diyor.

Kelime

weakly electric fish: weakly, electric sözcüğünü niteler

Weakly electric fish, düşük düzeyde elektrik üreten balıklar için kullanılan bilimsel bir addır. Bu isim öbeğinde electric, fish sözcüğünü niteler; weakly zarfı ise electric sözcüğünün derecesini düşürür. Bu nedenle weakly, balığın nasıl hareket ettiğini anlatmaz ve balığın fiziksel olarak güçsüz olduğu anlamına gelmez. İfade fish that are weakly electric biçiminde açılabilir.

Alıştırma

Burada weakly electric fish ne anlama geliyor?

  1. Elektrik üretme yeteneği hiç olmayan balıklar.
  2. Fiziksel olarak güçsüz olan ve iyi yüzemeyen balıklar.
  3. Düşük düzeyde elektrik üreten balıklar.
Cevabı göster

Düşük düzeyde elektrik üreten balıklar.

Structures near their tails, called electric organs,

1:03

Kuyruklarının yakınında, elektrik organları adı verilen yapılar

produce up to a volt of electricity, Kalıp ifadeler

1:06

bir volta kadar elektrik üretir,

Kalıp ifadeler

up to a volt: üst sınır belirtmek

Up to a volt, mümkün olan en yüksek voltajın bir volt olduğunu belirtir. Organlar bir volt ya da daha düşük bir değer üretebilir; çıkışın her zaman tam olarak bir volt olduğu anlamına gelmez. Kapasite, fiyat, hız veya süre gibi ölçülebilir bir miktarın üst sınırı olduğunda up to + sayı/birim yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle 500 kişinin azami kapasite olduğunu, ancak daha az kişi de olabileceğini ifade eder?

  1. The hall can hold exactly 500 people.
  2. The hall can hold at least 500 people.
  3. The hall can hold up to 500 people.
Cevabı göster

The hall can hold up to 500 people.

about two-thirds as much as a AA battery. Dilbilgisi

1:08

ki bu, bir AA pilin yaklaşık üçte ikisi kadardır.

Dilbilgisi

about two-thirds as much as ...: bir oranı karşılaştırmak

about two-thirds as much as a AA battery ifadesinde about yaklaşık değeri, two-thirds oranı, as much as ise karşılaştırma ölçütünü belirtir. Bu bağlamda voltaj, AA pilin voltajının yaklaşık üçte ikisidir ve karşılaştırma ölçütünden daha düşüktür. A has about two-thirds as much X as B kalıbı, A'nın sahip olduğu X miktarının B'ninkinin yaklaşık üçte ikisi olduğu anlamına gelir. A'nın B'den üçte iki daha fazla olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade “Tank A holds about two-thirds as much water as Tank B” cümlesini doğru açıklar?

  1. A tankı, B tankındaki suyun yaklaşık %67'sini tutar.
  2. A ve B tankları tam olarak aynı miktarda su tutar.
  3. A tankı, B tankındaki suyun yaklaşık %167'sini tutar.
Cevabı göster

A tankı, B tankındaki suyun yaklaşık %67'sini tutar.

How does this work? Anlatım akışı

1:12

Peki bu nasıl çalışır?

Anlatım akışı

How does this work? ile mekanizma açıklamasına geçiş

Bu anlatımda How does this work? odağı gözlemlenmiş bir olgudan bunun arkasındaki mekanizmaya kaydırır. this sözcüğü, yeni tanıtılmış olan yeteneğe gönderme yapar; izleyicinin kullanmasının istendiği bir cihaza değil. Konuşmacı bu soruyu sorup ardından kendisi cevaplayabilir. Bu şekilde kullanıldığında, sonraki bölümde bir süreç ya da ilkenin açıklanacağını gösterir.

Alıştırma

Sunum yapan biri az önce “A special coating keeps these windows cool.” dedi. Mekanizma açıklamasının başlayacağını en iyi belirten sonraki cümle hangisidir?

  1. How does this work?
  2. Where can I buy this?
  3. That is the end of the presentation.
Cevabı göster

How does this work?

The fish's brain sends a signal through its nervous system to the electric organ,

1:14

Balığın beyni, sinir sistemi aracılığıyla elektrik organına bir sinyal gönderir,

which is filled with stacks of hundreds or thousands of disc-shaped cells, Kalıp ifadeler

1:19

bu organ, yüzlerce veya binlerce disk şeklindeki hücre yığınlarıyla doludur,

called electrocytes.

1:24

bunlara elektrosit denir.

Kalıp ifadeler

stacks of hundreds or thousands of disc-shaped cells: katmanlar, miktar ve biçim

With, filled with yapısını tamamlar ve organı neyin doldurduğunu belirtir. stacks of ... cells, hücrelerin yalnızca çok sayıda olduğunu değil, katmanlı gruplar hâlinde düzenlendiğini anlatır. hundreds or thousands of yaklaşık ve çok büyük bir miktar verirken disc-shaped hücrelerin yassı, yuvarlak biçimini açıklar. Bu ifade düzeni, miktarı ve biçimi tek ve kısa bir ad öbeğinde birleştirir.

Alıştırma

“stacks of hundreds of thin plates” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Levhalar katmanlı gruplar oluşturur ve sayıları yüzlercedir.
  2. Levhalar birbirinden ayrı şekilde dağılmıştır ve yalnızca birkaç tanedir.
  3. İfade büyük bir miktar verir ancak düzen hakkında hiçbir şey söylemez.
Cevabı göster

Levhalar katmanlı gruplar oluşturur ve sayıları yüzlercedir.

Normally,

1:27

Normalde,

electrocytes pump out sodium and potassium ions

1:28

elektrositler sodyum ve potasyum iyonlarını dışarı pompalayarak

to maintain a positive charge outside and negative charge inside. Kalıp ifadeler

1:31

dışarıda pozitif, içeride ise negatif bir yükü korurlar.

Kalıp ifadeler

to maintain ... outside and ... inside: zıt durumları korumak

to maintain ... mastar öbeği, iyonları dışarı pompalamanın amacını belirtir. Burada maintain, «bir durumu sürdürmek» anlamına gelir; «onarmak» anlamına gelmez. Bu eylem elektrik yükleri arasındaki farkı korur. outside ve inside sırasıyla elektrositlerin dışını ve içini belirtir. Birbirine paralel iki bölüm a positive charge outside ve (a) negative charge inside şeklindedir. Bu bölümler yakın bir çift oluşturduğu için ikinci a anlamca vardır ancak tekrarlanmaz. Bu kısa yapı, zıt durumların bilimsel anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede maintain, «bir koşulu aynı düzeyde veya durumda tutmak» anlamında kullanılmıştır?

  1. The thermostat maintains the room at 22°C.
  2. She maintains that the report is accurate.
  3. They maintain the laboratory equipment every month.
Cevabı göster

The thermostat maintains the room at 22°C.

But when the nerve signal arrives at the electrocyte, Dilbilgisi

1:36

Ancak sinir sinyali elektrosite ulaştığında,

it prompts the ion gates to open.

1:40

iyon kapılarının açılmasını tetikler.

Dilbilgisi

when ... arrives ..., it prompts ... to open: tetikleyici ve sonuç

when yan cümlesi, süreci başlatan olayı belirtir: sinir sinyali elektrosite ulaşır. Ana cümlede it, the nerve signal ifadesine gönderme yapar; prompts the ion gates to open ise sonucu belirtir. prompt + nesne + to + fiil, o nesnenin bir şey yapmasına neden olmak veya onu bunu yapmaya yönlendirmek anlamına gelir. Burada fiziksel bir tetikleyici anlatıldığı için prompts, «neden olur» veya «harekete geçirir» anlamındadır; «yazılı bir uyarı gösterir» anlamında değildir. when X happens, it prompts Y to do Z kalıbı, mekanizmaları ve adım adım ilerleyen süreçleri açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Süreç cümlesini prompt fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the sensor detects smoke, it ____ the alarm to sound.

Cevabı göster

prompts

Positively charged ions flow back in. Kalıp ifadeler

1:43

Pozitif yüklü iyonlar tekrar içeri akar.

Kalıp ifadeler

flow back in: tekrar içeri akmak

flow back in ifadesinde flow akış biçimindeki hareketi, back önceki bir yere ya da duruma dönüşü, in ise son yönü, yani içeri doğru hareketi belirtir. Birlikte ifade, kapalı ya da bağlamdan anlaşılan bir alanın içine akarak geri dönmek anlamına gelir. back ve in farklı görevler taşır. flow in yalnızca bir şeyin içeri aktığını söyler; flow back in ise o şeyin daha önce dışarıda olduğunu ya da dışarı çıktığını ve şimdi geri döndüğünü de anlatır.

Alıştırma

“Akış hâlinde içeri geri dönmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The water had flowed out of the tank. When the inlet reopened, it began to ____.

Cevabı göster

flow back in

Now, one face of the electrocyte is negatively charged outside Kalıp ifadeler

1:47

Artık elektrositin bir yüzü dışta negatif

and positively charged inside.

1:51

ve içte pozitif yüklüdür.

Kalıp ifadeler

negatively charged outside ... positively charged inside: paralel yük betimlemeleri

Cümle iki yük durumunu dengeli bir paralel yapıyla verir: negatively charged outside ve positively charged inside. Negatively ve positively, charged sözcüğünü niteler; outside ve inside ise her durumun nerede bulunduğunu gösterir. Tek is fiili iki betimleme için de geçerlidir: is negatively charged outside ve is positively charged inside. Bu kısa yapı, is sözcüğünü tekrarlamadan iki konumu karşılaştırır. İki ayrı eylemi değil, aynı anda var olan durumları anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle iki paralel yük betimlemesi vermek için be fiilinin tek bir biçimini kullanır?

  1. The shell negatively charged on the outside and positively charged on the inside.
  2. The shell is negatively charging on the outside and positively charging on the inside.
  3. The shell is negatively charged on the outside and positively charged on the inside.
Cevabı göster

The shell is negatively charged on the outside and positively charged on the inside.

But the far side has the opposite charge pattern.

1:54

Fakat karşı taraf zıt yük düzenine sahiptir.

These alternating charges can drive a current, Kelime

1:58

Bu değişen yükler bir elektrik akımı yaratabilir,

Kelime

drive a current: elektrik yükünün akmasını sağlamak

drive a current ifadesinde drive, elektrik yükünün akmasını sağlayan kuvveti veya enerjiyi sağlamak anlamına gelir. Burada bir aracı sürmek anlamında değildir. Buradaki current, elektrik yükünün akışını, yani elektrik akımını belirten bir isimdir. Değişimli yükler nedendir; akım ise onların oluşturduğu veya sürdürdüğü fiziksel süreçtir.

Alıştırma

Bu cümlede drive a current ne anlama gelir?

  1. Yolda bir aracı kullanmak.
  2. Elektrik yükünün akmasını sağlamak.
  3. Şu anda olan bir şeyden söz etmek.
Cevabı göster

Elektrik yükünün akmasını sağlamak.

turning the electrocyte into a biological battery. Dilbilgisi

2:01

ve elektrositi biyolojik bir pile dönüştürebilir.

Dilbilgisi

turning the electrocyte into a biological battery: sonucu göstermek

Turn X into Y, X'in Y olmasını sağlamak anlamına gelir. Burada the electrocyte X, a biological battery ise Y'dir; anlatılan şey fiziksel bir dönüş hareketi değil, işlev değişikliğidir. turning the electrocyte into a biological battery biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki sürecin sonucunu ekler. “Bunun sonucunda süreç X'i Y'ye dönüştürür” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Sonuç bildiren yan cümleyi turning ... into ile tamamlayın: The new shelves organized the room, ____ an empty corner ____ a reading area.

Cevabı göster

turning · into

The key to these fish's powers is that nerve signals are coordinated Anlatım akışı

2:06

Bu balıkların güçlerinin sırrı, sinir sinyallerinin

to arrive at each cell at exactly the same time.

2:10

her hücreye tam olarak aynı anda ulaşacak şekilde koordine edilmesidir.

Anlatım akışı

The key to X is that ...: temel açıklamayı öne çıkarma

The key to X is that Y kalıbı, en önemli açıklamayı odak noktasına yerleştirir. Burada X, these fish's powers ifadesidir ve that yan cümlesi temel mekanizmayı açıklar: sinir sinyalleri hücrelere aynı anda ulaşır. Key burada mecazidir ve gerçek bir anahtarı değil, “belirleyici etkeni” anlatır. is that sonrasındaki açıklamanın özne ve fiil içeren tam bir yan cümle olması gerektiğinde bu kalıbı kullanın. Kalıp önce konuyu adlandırır, ardından konuyu anlamayı sağlayan temel bilgiyi vererek karmaşık bilgileri düzenler.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak The key to ... is that ... kalıbıyla tamamlayın: The ____ the lab's reliable results ____ every sample is checked twice.

Cevabı göster

key to · is that

That makes the stacks of electrocytes act like thousands of batteries in series. Anlatım akışı

2:14

Bu durum, elektrosit yığınlarının seri bağlanmış binlerce pil gibi davranmasını sağlar.

Anlatım akışı

act like thousands of batteries in series: işlev ve devre bağlantısı

Bu bilimsel açıklamada act like, “mış gibi yapmak” değil, “benzer biçimde işlev görmek” anlamındadır. Tanıdık olmayan elektrosit yığınları, birleşik elektriksel etkileri daha kolay canlandırılsın diye tanıdık pillere benzetilir. In series, batteries sözcüğünü niteler. Pil gibi çalışan birimlerin tek bir yol üzerinde art arda bağlandığını ve bu yüzden voltajlarının toplandığını belirtir. Bu ayrıntı, benzetmeyi yalnızca hücrelerin pil gibi çalıştığını söylemekten daha kesin kılar.

Alıştırma

Hangi yorum hem işlevsel benzetmeyi hem de in series ifadesinin anlamını doğru biçimde korur?

  1. Seri bağlanmış piller gibi işlev görürler, bu yüzden voltaj etkileri toplanır.
  2. Yan yana konmuş pillerle tamamen aynı fiziksel şekle sahiptirler.
  3. Bilerek pil taklidi yaparlar ve her seferinde yalnızca biri çalışır.
Cevabı göster

Seri bağlanmış piller gibi işlev görürler, bu yüzden voltaj etkileri toplanır.

The tiny charges from each one

2:20

Her birinden gelen küçük yükler

add up to an electrical field that can travel several meters. Öbek fiiller

2:22

birleşerek birkaç metre uzağa gidebilen bir elektrik alanı oluşturur.

Öbek fiiller

add up to: küçük parçaların bir toplam veya sonuç oluşturması

Bu cümlede add up to, birçok küçük yükün birleşerek daha büyük bir genel etki, yani bir elektrik alanı oluşturduğu anlamına gelir. Özne küçük parçaları, to sonrasındaki ifade ise bunların birleşmesiyle ortaya çıkan sonucu belirtir. X add(s) up to Y kalıbı sayısal bir toplamı veya sayısal olmayan bir sonucu gösterebilir. Birinin toplama işlemi yapmasına değil, parçaların birikmesine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi add ile başlayan ve ‘birleşerek belirtilen toplamı oluşturmak’ anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Five small donations ____ $50.

Cevabı göster

add up to

Cells called electroreceptors, buried in the skin, Dilbilgisi

2:26

Deriye gömülü olan elektroreseptör adı verilen hücreler,

Dilbilgisi

called electroreceptors, buried in the skin: isimden sonra gelen iki açıklama

Hem called electroreceptors hem de buried in the skin, Cells sözcüğünden sonra gelir ve aynı hücreleri açıklar. İlk ifade hücrelerin adını, ikincisi ise yerini belirtir. Buradaki buried, toprakla örtülmüş değil, derinin içine yerleşmiş veya deride gizlenmiş anlamındadır. Her geçmiş zaman ortaç öbeği, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir: cells that are called electroreceptors ve cells that are buried in the skin. Virgüller yer bilgisini ek bilgi olarak ayırır; bu kısa isim sonrası kalıp da bilimsel metinlerin tek bir isme birkaç bilgi eklemesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle Plants isminden sonra hem adı hem de yeri kısa ve doğal biçimde ekler?

  1. Plants are called mangroves are rooted in coastal mud protect the shoreline.
  2. Plants calling mangroves, rooting in coastal mud, protect the shoreline.
  3. Plants called mangroves, rooted in coastal mud, protect the shoreline.
Cevabı göster

Plants called mangroves, rooted in coastal mud, protect the shoreline.

allow the fish to constantly sense this field Dilbilgisi

2:30

balığın bu alanı ve

and the changes to it caused by the surroundings or other fish.

2:33

çevre veya diğer balıkların neden olduğu değişimleri sürekli olarak algılamasını sağlar.

Dilbilgisi

allow the fish to constantly sense: allow + nesne + to + fiil

allow + nesne + to + fiil kalıbı, bir şeyin bir kişiye, hayvana veya nesneye hareket etme yeteneği ya da gerekli koşulları sağladığını anlatır. Burada nesne the fish, eylem ise sense sözcüğüdür; allow, elektroreseptörlerin neyi mümkün kıldığını anlatır, izin anlamı taşımaz. Constantly, sense fiilini niteler. Sözcüğün to ile sense arasına gelmesi doğaldır: to constantly sense, “sürekli algılamaya devam etmek” demektir.

Alıştırma

Cümleyi allow + nesne + to do kalıbıyla tamamlayın: This sensor ____ the robot ____ detect obstacles in the dark.

Cevabı göster

allows · to

The Peters elephantnose fish, for example,

2:37

Örneğin, Peters'in fil burunlu balığı,

has an elongated chin called a schnauzenorgan that's riddled in electroreceptors. Kelime

2:40

elektroreseptörlerle dolu schnauzenorgan adı verilen uzamış bir çeneye sahiptir.

Kelime

that's riddled in electroreceptors: yaygın be riddled with kalıbı

that's riddled in electroreceptors ilgi yan cümlesinde that's, that is anlamına gelir ve balığın uzun çenesi olan schnauzenorgan sözcüğüne gönderme yapar. Riddled, elektroreseptörlerin bu bölümün her yanına yoğun biçimde dağıldığını belirtir. “Bir şeyle dolu” anlamı için modern standart İngilizce normalde be riddled with + isim kalıbını kullanır. Altyazıdaki in bağlamdan anlaşılabilir, ancak örnek alınması gereken olağan edat değildir.

Alıştırma

Bir şeyde çok sayıda delik bulunduğunu anlatmak için standart kalıbı kullanan cümle hangisidir?

  1. The old wooden door was riddled in tiny holes.
  2. The old wooden door was riddled with tiny holes.
  3. The old wooden door riddled with tiny holes.
Cevabı göster

The old wooden door was riddled with tiny holes.

That allows it to intercept signals from other fish,

2:45

Bu, diğer balıklardan gelen sinyalleri yakalamasını,

judge distances,

2:49

mesafeleri yargılamasını,

detect the shape and size of nearby objects,

2:50

yakındaki nesnelerin şeklini ve boyutunu algılamasını,

and even determine whether a buried insect is dead or alive. Dilbilgisi

2:53

ve hatta gömülü bir böceğin ölü mü yoksa diri mi olduğunu belirlemesini sağlar.

Dilbilgisi

even determine whether: şaşırtıcı bir olgusal belirlemeyi vurgulamak

determine whether + yan cümle, kanıt veya analiz kullanarak hangi olasılığın doğru olduğunu belirlemek demektir. Burada whether, gömülü böceğin ölü mü canlı mı olduğu sorusunu getirir; serbest bir seçim değil, doğrulanması gereken olasılıklar sunar. even, bu son yeteneğin daha önce sıralananlardan daha şaşırtıcı veya ileri olduğunu gösterir. even determine whether + yan cümle kalıbı, bir testin, aracın veya gözlemcinin bir olguyu beklenmedik biçimde çözebildiğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir taramanın içeride iki malzemeden hangisinin bulunduğunu belirleme gibi şaşırtıcı bir yeteneğe sahip olduğunu söyler?

  1. The scan can even determine whether the package contains metal or plastic.
  2. The scan can find out that the package contains metal or plastic.
  3. The scan can even decide whether to put metal or plastic in the package.
Cevabı göster

The scan can even determine whether the package contains metal or plastic.

But the elephantnose and other weakly electric fish

2:58

Ancak fil burunlu ve diğer zayıf elektrikli balıklar

don't produce enough electricity to attack their prey. Dilbilgisi

3:01

avlarına saldırmak için yeterli elektrik üretmezler.

Dilbilgisi

don't produce enough electricity to attack: gerekli miktarın altında olma

don't produce enough electricity to attack, olumsuz fiil + enough + isim + to ile mastar kalıbını izler. Elektrik miktarının ava saldırmak için gereken seviyenin altında olduğunu anlatır; balıklar yine de bir miktar elektrik üretir. to ile mastar, neyin yeterli sayılacağını belirleyen amacı veya ölçütü gösterir. enough isimden önce gelir: not + fiil + enough + isim + to + fiil.

Alıştırma

enough, energy ve power sözcüklerini doğru sırayla kullanın: The battery doesn't store ____ the motor.

Cevabı göster

enough energy to power

That ability belongs to the strongly electric fish, Kalıp ifadeler

3:05

Bu yetenek, kuvvetli elektrikli balıklara aittir,

Kalıp ifadeler

belongs to the strongly electric fish: bir yeteneği bir gruba ait gösterme

Burada belongs to, “birinin veya bir grubun sahip olduğu bir yetenek ya da özelliktir” anlamındadır. That ability, avlara elektrikle saldırma gücünü; strongly electric fish ise bu yeteneğe sahip balık kategorisini belirtir. X belongs to Y kalıbı yetenek, görev, hak veya karar gibi soyut bir şeyi bir kişiye, gruba ya da kategoriye ait olarak gösterebilir. Burada fiziksel konum değil, aidiyet anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “sorumluluğunda olmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The final decision ____ the project leader.

Cevabı göster

belongs to

of which there are only a handful of species. Kalıp ifadeler

3:08

ki bunlardan sadece birkaç tür mevcuttur.

Kalıp ifadeler

only a handful of species: çok az sayıda

Burada a handful of, “çok az sayıda” anlamına gelir. Handful mecazidir; kelimenin tam anlamıyla bir elde tutulabilen miktarı anlatmaz. İfadenin ardından çoğul sayılabilen isim species gelir. Only sınırlılık anlamını güçlendirir. Bu yüzden only a handful of species, tür sayısının çok az olduğunu vurgular. Kesin değil, yaklaşık bir miktar verir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “çok az sayıda” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Only ____ volunteers stayed until the end.

Cevabı göster

a handful of

The most powerful strongly electric fish is the electric knife fish,

3:11

En güçlü kuvvetli elektrikli balık, elektrikli bıçak balığıdır,

more commonly known as the electric eel. Kalıp ifadeler

3:16

ki daha çok elektrikli yılan balığı olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

more commonly known as ...: daha tanıdık bir adı tanıtmak

More commonly known as + ad, daha az bilinen veya daha teknik bir addan sonra çoğu insanın kullandığı adı tanıtır. Burada electric eel, electric knife fish için kullanılan daha tanıdık addır. Known geçmiş zaman ortacıdır. Virgülden sonraki more commonly known as the electric eel ifadesi, kendinden önceki isim hakkında ek bilgi verir; tam biçimi which is more commonly known as the electric eel olurdu. Bu yapı resmî bir adı yaygın bir adla bağlayabilir.

Alıştırma

Daha tanıdık bir adı tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Sodium chloride is ____ table salt.

Cevabı göster

more commonly known as

Three electric organs span almost its entire two-meter body. Kelime

3:20

Üç elektrik organı, iki metrelik gövdesinin neredeyse tamamını kaplar.

Kelime

span almost its entire two-meter body: bir aralığı kaplamak

Burada span, bir alan boyunca uzanmak veya bir aralığı kaplamak anlamına gelir. Üç elektrik organı, balığın iki metre uzunluğundaki vücudunun neredeyse tamamı boyunca uzanır. Span burada geçişli bir fiildir; bu nedenle almost its entire two-meter body aralığını doğrudan nesne olarak alır. Almost, entire sözcüğünü niteler; yani organlar vücudun neredeyse tamamını kaplar, ancak her bölümünü kaplamak zorunda değildir. Aynı fiil uzay, zaman veya konu aralığını da anlatabilir.

Alıştırma

Spans sözcüğünün fiziksel bir alan boyunca uzanmak anlamına geldiği cümleyi seçin.

  1. The bridge measures the entire valley.
  2. The bridge surrounds the entire valley.
  3. The bridge spans the entire valley.
Cevabı göster

The bridge spans the entire valley.

Like the weakly electric fish, Anlatım akışı

3:25

Zayıf elektrikli balıklar gibi,

the electric eel uses its signals to navigate and communicate,

3:26

elektrikli yılan balığı da sinyallerini yön bulmak ve iletişim kurmak için kullanır,

but it reserves its strongest electric discharges for hunting,

3:30

ancak en güçlü elektrik boşalmalarını avlanmak için saklar,

using a two-phased attack that susses out and then incapacitates its prey. Öbek fiiller

3:34

avını önce tespit edip sonra etkisiz hale getiren iki aşamalı bir saldırı kullanır.

Anlatım akışı

Like ..., but it reserves ... for ...: önemli farktan önce ortak bir nokta

Baştaki Like the weakly electric fish edat öbeği önce ortak bir özellik kurar: elektrikli yılan balığı da yönünü bulmak ve iletişim kurmak için elektrik sinyallerini kullanır. Burada Like, “gibi” anlamındadır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir. Ardından but bağlacı önemli farka geçer: yılan balığı en güçlü elektrik boşalımlarını avlanmak için saklar. Like ..., but ... kalıbı önce ortak bir nokta verip sonra karşıtlığı öne çıkararak karşılaştırmayı düzenler; reserve X for Y, “X’i Y amacıyla saklamak” demektir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı Like ..., but ... kalıbıyla tamamlayın: ____ the paper map, the app shows street names, ____ it reserves live traffic alerts for paid users.

Cevabı göster

Like · but

Öbek fiiller

susses out: araştırarak ortaya çıkarır

Suss out, gözlemleyerek, düşünerek veya araştırarak bir şeyi keşfetmek, anlamak ya da tespit etmek anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Bu cümlede susses out, saldırının ilk aşamasını anlatır: avı etkisiz hâle getirmeden önce onu algılar veya yerini belirler. Susses out ifadesini tek bir fiil öbeği olarak anlayın. Susses üçüncü tekil şahıs biçimindedir, çünkü öznesi tekil attack ismidir; its prey ise nesnedir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. out önündeki fiilin susses, sorts veya searches olmasına dikkat edin.

  1. The engineer sorts out the fault before replacing the motor.
  2. The engineer susses out the fault before replacing the motor.
  3. The engineer searches out the fault before replacing the motor.
Cevabı göster

The engineer susses out the fault before replacing the motor.

First,

3:40

İlk olarak,

it emits two or three strong pulses,

3:40

iki veya üç güçlü darbe yayar,

as much as 600 volts.

3:43

bu 600 volta kadar çıkabilir.

These stimulate the prey's muscles,

3:46

Bunlar avın kaslarını uyararak,

sending it into spasms Kalıp ifadeler

3:48

onu spazmlara sokar

Kalıp ifadeler

sending it into spasms: send + nesne + into + durum

Send + nesne + into + durum yapısı, birinin veya bir şeyin belirli bir duruma girmesine neden olmak anlamına gelir. Burada it avı gösterir; into spasms ise tekrarlanan, istemsiz kas kasılmaları durumuna girmek demektir. Bu nedenle sending, bir şeyi postalamayı değil, bir sonuca yol açmayı ifade eder. -ing yan cümlesi sending it into spasms, “These stimulate the prey's muscles” ifadesinin sonucunu verir. Kasları uyarıldığı için ava ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi send fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve durum değişikliğini belirten edatla tamamlayın: The surprise announcement ____ the crowd ____ a panic.

Cevabı göster

sent · into

and generating waves that reveal its hiding place.

3:49

ve saklandığı yeri ortaya çıkaran dalgalar oluşturur.

Then a volley of fast high-voltage discharges Kelime

3:52

Ardından peş peşe gelen hızlı yüksek voltajlı deşarjlar

Kelime

a volley of fast high-voltage discharges: hızlı ve yoğun bir yaylım

A volley of + çoğul isim yapısı, bir şeyin birçok örneğinin hızlı ve yoğun bir dalga hâlinde gelmesi anlamına gelir. Burada birden fazla hızlı, yüksek voltajlı elektrik deşarjını tek bir yoğun yaylım olarak gruplar; tek bir deşarjdan söz etmez. Volley, birlikte veya çok kısa aralıklarla atılan mermiler ya da fırlatılan cisimlerle ilişkilidir. Buradaki mecaz kullanımı elektrikli saldırıyı güçlü ve sıkışık gösterir; fast ve high-voltage sözcüklerinin ikisi de discharges sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Derste öğrenilen ve hızlı, yoğun bir dalga anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi yazın: The mayor faced ____ questions after the meeting.

Cevabı göster

a volley of

causes even more intense muscle contractions.

3:55

çok daha yoğun kas kasılmalarına neden olur.

The electric eel can also curl up

3:59

Elektrikli yılan balığı ayrıca kıvrılarak

so that the electric fields generated at each end of the electric organ overlap. Dilbilgisi

4:01

elektrik organının her iki ucunda üretilen elektrik alanlarının örtüşmesini sağlayabilir.

Dilbilgisi

so that ... overlap: bir eylemi hedeflenen sonuca bağlamak

so that + yan cümle yapısında so that, bir eylemi o eylemin amacıyla veya hedeflenen sonucuyla bağlar. Burada curl up eylemdir; the electric fields overlap ise ortaya çıkan durumdur. Bu mekanizma açıklamasında amaç ve sonuç birleşir: alanların üst üste gelmesi hem kıvrılma eyleminden kaynaklanır hem de bu eylemin sağladığı yararlı etkidir.

Alıştırma

Cümleyi, eylemin hedeflenen sonucunu tanıtan iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: Move the lenses closer ____ the two light beams overlap at the target.

Cevabı göster

so that

The electrical storm eventually exhausts and immobilizes the prey, Deyimler

4:07

Bu elektrik fırtınası sonunda avı bitkin düşürüp hareketsiz bırakır,

Deyimler

The electrical storm: tekrarlanan boşalmalar için bir mecaz

Buradaki The electrical storm, hemen önce anlatılan yoğun elektrik boşalmaları dizisi ve üst üste gelen elektrik alanları için kullanılan bir mecazdır. Yılan balığının çevresinde sıradan bir hava olayının oluştuğu anlamına gelmez. Sürece storm denmesi, onu güçlü, sürekli ve ezici gösterir. Bu isim öbeği ayrıca önceki olayları tek bir özne olarak toplar ve anlatının bunların av üzerindeki birleşik etkisini belirtmesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede The electrical storm neyi ifade ediyor?

  1. Yılan balığının elektrik organının bilimsel adı.
  2. Avı etkileyen yoğun bir elektrik boşalmaları dizisi.
  3. Suyun üzerinde oluşan gök gürültülü bir fırtına.
Cevabı göster

Avı etkileyen yoğun bir elektrik boşalmaları dizisi.

and the electric eel can swallow its meal alive.

4:11

ve elektrikli yılan balığı yemeğini canlı canlı yutabilir.

The other two strongly electric fish are the electric catfish,

4:14

Diğer iki kuvvetli elektrikli balık, elektrikli yayın balığıdır,

which can unleash 350 volts with an electric organ that occupies most of its torso, Kelime

4:18

gövdesinin büyük bir kısmını kaplayan elektrik organıyla 350 volt salabilir,

Kelime

can unleash 350 volts: güçlü bir salım için unleash

can unleash 350 volts ifadesindeki unleash, “350 voltluk güçlü bir elektrik boşalması üretmek veya salmak” anlamına gelir. Bu fiil, elektrikli yayın balığının boşalmasını güçlü ve çarpıcı gösterir; fiziksel olarak bir şeyin tasmasını çözmek anlamına gelmez. Unleash genellikle depolanmış veya kontrol altında tutulan bir gücün aniden etkinleşip güçlü bir etki yaratmasını anlatır. Enerji, kuvvet, saldırı, öfke veya eleştiri gibi kavramlarla sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede güçlü bir salımı vurgulamak için unleash doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The bottle released water one drop at a time.
  2. The storm unleashed a powerful burst of energy along the coast.
  3. The meter recorded a stable voltage once every hour.
Cevabı göster

The storm unleashed a powerful burst of energy along the coast.

and the electric ray,

4:24

ve diğeri elektrikli vatozdur,

with kidney-shaped electric organs on either side of its head

4:26

kafasının iki yanında bulunan böbrek şeklindeki elektrik organlarıyla

that produces as much as 220 volts.

4:29

220 volta kadar elektrik üretir.

There is one mystery in the world of electric fish. Anlatım akışı

4:32

Elektrikli balık dünyasında bir gizem vardır.

Anlatım akışı

There is one mystery in the world of ...: cevapsız bir soru için merak uyandıran giriş

Cümle önce There is ... yapısını kullanarak yeni bir konu, yani cevabı henüz bilinmeyen tek bir soru tanıtır. one sözcüğü dinleyicinin dikkatini bir soruya odaklar ve gizemin birazdan açıklanacağı beklentisini yaratır. In the world of electric fish, ayrı bir fiziksel dünya değil, “elektrikli balıklar konusu veya alanı içinde” demektir. Söylemi düzenleyen bir geçiş olarak cümlenin tamamı bilinen gerçeklerden çözülmemiş bir soruya yönelir ve dinleyicinin ilgisini korur.

Alıştırma

Hangi cümle bilimsel bir açıklamayı çözülmemiş tek bir soruya yönlendiren en iyi merakı oluşturur?

  1. Researchers have answered every question about migrating birds.
  2. There is one mystery in the world of migrating birds: how they sense Earth's magnetic field.
  3. Migrating birds live in the physical world.
Cevabı göster

There is one mystery in the world of migrating birds: how they sense Earth's magnetic field.

Why don't they electrocute themselves? Kelime

4:36

Neden kendilerini elektrikle çarpıp öldürmezler?

Kelime

electrocute themselves: öznenin kendisine yönelik ciddi elektrik zararı

Burada electrocute, elektrik akımıyla yaralamak veya öldürmek anlamına gelir. Soru, elektrikli balıkların kendi boşalttıkları elektriğin neden onlara zarar vermediğini sorar; electrocute, “elektrik üretmek” anlamına gelmez. Themselves, çoğul özne they'e dönen bir dönüşlülük zamiridir. Balıkların elektriksel zarara hem neden olan hem de bu zararı gören taraf olacağını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun elektrikle kendisini ciddi biçimde yaralayabileceği anlamına gelir?

  1. Leo could electrocute himself by touching the exposed wire.
  2. Leo could electrocute the electrician by touching the exposed wire.
  3. Leo could generate electricity by touching the exposed wire.
Cevabı göster

Leo could electrocute himself by touching the exposed wire.

It may be that the size of strongly electric fish allows them to withstand their own shocks, Notlar

4:39

Kuvvetli elektrikli balıkların boyutları kendi şoklarına dayanmalarını sağlıyor olabilir,

Kelime

withstand their own shocks: direnç anlatmak için withstand kullanımı

Burada withstand, güçlü bir kuvvete maruz kaldığında zarar görmeden veya işlevini kaybetmeden dayanmak demektir. Bu ifade, balıkların kendi ürettikleri elektrik şoklarına dayanabildiğini anlatır. Withstand geçişli bir fiildir; dayanılan kuvvet doğrudan fiilden sonra gelir: withstand a shock. Their own, şokların dışarıdan değil balıkların kendisinden geldiğini vurgular.

Alıştırma

Barınağın zarar görmeden güçlü rüzgârlara dayanabildiğini anlatan doğal cümleyi seçin.

  1. The shelter can withstand against strong winds.
  2. The shelter can withstand from strong winds.
  3. The shelter can stand with strong winds.
  4. The shelter can withstand strong winds.
Cevabı göster

The shelter can withstand strong winds.

or that the current passes out of their bodies too quickly.

4:44

ya da akım vücutlarından çok hızlı bir şekilde çıkıyor olabilir.

Dilbilgisi

It may be that ... or that ...: iki olası açıklama

It may be that, mümkün olan ancak doğrulanmamış bir açıklama sunar. Buradaki It belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir; asıl fikir that yan cümlesinde gelir ve may belirsizliği gösterir. Or that, aynı dil bilgisel düzeyde ikinci bir açıklama sunar. It may be that A, or that B kalıbı, iki olasılığı da gerçekmiş gibi göstermeden düzenlemeyi sağlar.

Alıştırma

İki doğrulanmamış açıklama sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: It ____ the password is wrong, ____ the account is locked.

Cevabı göster

may be that · or that

Some scientists think that special proteins may shield the electric organs, Kelime

4:48

Bazı bilim insanları özel proteinlerin elektrik organlarını koruyabileceğini düşünüyor,

Kelime

may shield the electric organs: koruma fiili olarak shield

Burada shield, zararlı bir etkiyi engelleyerek veya azaltarak bir şeyi korumak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Özel proteinler olası koruma mekanizmasıdır; elektrik organları ise korunan şeydir. May, bunun kanıtlanmış bir gerçek değil, bilimsel bir olasılık olduğunu gösterir. Tehlikenin kaynağı çevredeki açıklamadan anlaşıldığı için belirtilmemiştir: balığın kendi elektrik boşalması.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için shield fiilinin geniş zamandaki doğru biçimini kullanın: This layer ____ the battery from extreme heat.

Cevabı göster

shields

but the truth is,

4:53

ama gerçek şu ki,

this is one mystery science still hasn't illuminated. Deyimler

4:54

bu, bilimin henüz aydınlatamadığı bir gizemdir.

Deyimler

science still hasn't illuminated: illuminate fiilinin “açıklığa kavuşturmak” anlamı

Illuminate sözcüğü kelimenin tam anlamıyla “bir şeyi ışıkla aydınlatmak” demektir. Burada nesnesi one mystery olduğundan mecazdır: bilimsel araştırmalar bu gizemi henüz anlaşılır hâle getirmemiş, yani açıklamamıştır. one mystery science still hasn't illuminated ifadesinde science still hasn't illuminated, nesne görevindeki that ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir: one mystery that science still hasn't illuminated. Still hasn't, gizemin şu ana kadar açıklanmamış kaldığını belirtir. Işıkla ilgili fiil ayrıca elektrik konusuna gönderme yaparak sona hoş bir söz sanatı etkisi katar.

Alıştırma

Hangi cümlede illuminate, “bir şeyi anlamayı kolaylaştırmak” şeklindeki mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The new data may illuminate why the lake is losing fish.
  2. The flashlight illuminates the map.
  3. The porch light illuminates the steps at night.
Cevabı göster

The new data may illuminate why the lake is losing fish.

TED-Ed is a non-profit.

4:58

TED-Ed kar amacı gütmeyen bir kuruluştur.

If you value our work,

5:00

Çalışmalarımıza değer veriyorsanız,

please consider supporting it on patreon.com/teded.

5:01

lütfen patreon.com/teded üzerinden destek olmayı düşünün.