Schrödinger'in kedisi bize kuantum mekaniği hakkında ne öğretebilir? - Josh Samani: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
824 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Havaya atılan bir top ve Schrödinger’in kedisi üzerinden öngörülebilir klasik mekanik ile kuantum süperpozisyonu ve dolanıklığı karşılaştırılıyor; ardından laboratuvarda doğrulanan parçacık bağıntıları kuantum kriptografisi ve kuantum hesaplamayla ilişkilendiriliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Consider throwing — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Consider sözcüğünün ardından gelen -ing biçiminin dinleyiciyi varsayımsal bir durumu hayal etmeye nasıl çağırdığını öğrenin. Bu kısa girişi, consider sözcüğünü yalnızca “üzerinde düşünmek” diye yorumlamak yerine bir düşünce deneyi, somut örnek veya yönlendirici soru sunmak için kullanabilirsiniz. 2. quantum entanglement. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Sonuçları çok uzak mesafelerde bile bağlantılı kalan bağıntılı kuantum durumlarını belirten temel terimi anlayın. Bu ifade, kedi benzetmesi ve süperpozisyondan laboratuvar kanıtlarına, güvenli iletişime ve kuantum hesaplamaya uzanan açıklamayı izlemenizi sağlar. 3. theoretical mumbo jumbo. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Karmaşık duyulan ancak anlamsız ya da inandırıcılıktan uzak görülen bir teoriyi küçümseyen gündelik ifadeyi tanıyın. Konuşmacının kuşkucu ve hafif alaycı tutumunu ayırt edebilir, resmî olmayan tartışmalarda itiraz aktarırken ifadeyi yaratacağı etkiyi gözeterek kullanabilirsiniz.

Bu derste

Consider throwing a ball straight into the air. Anlatım akışı

0:07

Bir topu doğrudan havaya attığınızı hayal edin.

Anlatım akışı

Consider throwing: varsayımsal bir durum sunmak

Burada Consider throwing, “fırlatma eylemini zihninizde canlandırın” demektir; “fırlatıp fırlatmamaya karar verin” demek değildir. consider fiilinden sonra, üzerinde düşünülen eylemi adlandıran -ing biçimi throwing gelir. Bir açıklamanın başındaki Consider + V-ing, analiz başlamadan önce dinleyiciyi somut bir örneğe veya varsayımsal bir duruma yönlendirir. Dinleyiciyi düşünmeye davet eder; eylemi gerçekten yapmasını zorunlu olarak istemez.

Alıştırma

Consider sonrasında drop fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Consider ____ a coin into a glass of water.

Cevabı göster

dropping

Can you predict the motion of the ball after it leaves your hand? Kelime

0:10

Elinizden çıktıktan sonra topun hareketini tahmin edebilir misiniz?

Kelime

predict the motion of: fiziksel hareketi öngörmek

Predict the motion of an object, eldeki bilgileri kullanarak sonuç bütünüyle gözlemlenmeden önce bir nesnenin nasıl hareket edeceğini söylemek demektir. Buradaki motion, zaman içindeki fiziksel harekettir ve yönü, hızı veya izlenen yolu içerebilir. predict the motion of the ball ifadesinde of ile başlayan bölüm, hareket eden nesneyi belirtir. Bu bilimsel bağlamda predict, bilgiye dayalı tahmin anlamına gelir; doğaüstü bir kehanet değildir. motion da el hareketi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir bilgisayar modeli, gözlemden önce bir uydunun nasıl hareket edeceğini tahmin ediyor. Bunu en doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. The model can predict the motion of the satellite.
  2. The model can predict the color of the satellite.
  3. The model can record the motion of the satellite.
Cevabı göster

The model can predict the motion of the satellite.

Sure, that's easy.

0:13

Tabii ki, bu kolay.

The ball will move upward until it gets to some highest point. Dilbilgisi

0:14

Top en yüksek noktaya ulaşana kadar yukarı doğru hareket edecektir.

Dilbilgisi

until it gets to...: bir bitiş noktasına kadar sürmek

Until it gets to some highest point, yukarı yönlü hareketin bittiği noktayı gösterir. Top bu noktadan önce yukarı doğru hareket etmeye devam eder; o noktaya ulaşınca bu aşama sona erer. Until hareketin nedenini değil, bitiş sınırını belirtir. Get to bir yere veya noktaya “ulaşmak” demektir. Ana cümlede will olsa bile, until ile kurulan zaman yan cümlesinde genellikle will get değil, geniş zaman biçimi gets kullanılır. Buradaki some, tam yüksekliği belirtilmiş bir nokta yerine henüz kesinleştirilmemiş bir noktayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi until ... gets to hedef yapısıyla tamamlayın: The toy car will keep moving ____ the end of the track.

Cevabı göster

until it gets to

Then it'll come back down and land in your hand again. Öbek fiiller

0:18

Sonra tekrar aşağı inecek ve yeniden elinize düşecektir.

Öbek fiiller

come back down: daha alçak bir konuma dönmek

Come back down, bir şey daha önce yüksekte bulunduktan veya yukarı doğru hareket ettikten sonra daha alçak bir konuma dönmesini anlatır. Back geri dönme anlamını ekler, down ise yönün aşağı olduğunu gösterir. Birlikte doğal bir günlük ifade oluştururlar. Buradaki come, hareketin mutlaka konuşana doğru olduğu anlamına gelmez. İfadenin bütünü, önceki yukarı yönlü hareketin tersine dönmesine odaklanır.

Alıştırma

Bir uçurtma yükselip ardından daha alçak bir konuma dönüyor. Hangi cümle en doğal geliyor?

  1. The kite rose high and then came back down.
  2. The kite rose high and then returned downward.
  3. The kite rose high and then came back up.
Cevabı göster

The kite rose high and then came back down.

Of course, that's what happens,

0:21

Elbette olan budur,

and you know this because you have witnessed events like this countless times. Dilbilgisi

0:22

ve bunu biliyorsunuz çünkü bu gibi olaylara sayısız kez tanık oldunuz.

Dilbilgisi

have witnessed ... countless times: şu anda önemli olan birikmiş deneyim

Have witnessed, have + past participle yapısındaki present perfect biçimidir. Burada geçmişte tekrarlanan gözlemleri bir araya getirip şu anda bildiğin şeyle ilişkilendirir. Because, bu birikmiş deneyimi mevcut bilginin nedeni olarak sunar; yalnızca geçmişte tamamlanmış tek bir görme olayını anlatmaz. Witness burada “bir şeyin gerçekleştiğini görmek”, countless times ise bunun çok fazla kez olduğunu vurgulamak anlamındadır. Countless kesin bir sayı vermez; vurgu katar.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişte birikmiş deneyimi şu anki bir yargıyı desteklemek için kullanıyor?

  1. I have seen this pattern many times, so I recognize it now.
  2. I saw this pattern once yesterday, and that is the only time.
  3. I will see this pattern after I learn what it means.
Cevabı göster

I have seen this pattern many times, so I recognize it now.

You've been observing the physics of everyday phenomena your entire life. Notlar

0:26

Hayatınız boyunca gündelik olayların fiziğini gözlemlediniz.

Dilbilgisi

You've been observing: şimdiye kadar devam eden bir etkinlik

You've been observing, you have been observing ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect continuous kullanır: have/has been + fiil-ing. Gözlemleme eyleminin geçmişte başladığını ve bugüne kadar devam ettiğini gösterir; odak, uzun süredir devam eden etkinliğin kendisidir. Your entire life bu sürekliliği daha da güçlendirir. Aynı yapı, daha önce başlayıp hâlâ devam eden başka etkinlikleri de anlatabilir.

Alıştırma

Leo haziranda Ay'ı gözlemlemeye başladı ve hâlâ her gece gözlemliyor. Cümleyi observe fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Leo ____ the moon every night since June.

Cevabı göster

has been observing

Kalıp ifadeler

your entire life: yaşamın tamamını kapsayan süre

Your entire life, “hayatının bütün yılları boyunca” anlamına gelir. Bu cümlede gözlemleme süresini yaşamın ilk yıllarından bugüne kadar uzatır ve sürenin çok uzun olduğunu güçlü biçimde vurgular. Entire, zaman aralığının tamamını anlatır. Cümle genel bir özet olduğu için her günün her anında bilinçli olarak fizik gözlemlediğin anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, entire kullanan ve “çocukluğundan bugüne kadar hayatının bütün yılları boyunca” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Ava has loved music ____.

Cevabı göster

her entire life

But suppose we explore a question about the physics of atoms, Anlatım akışı

0:31

Ama diyelim ki atomların fiziğiyle ilgili bir soruyu araştırıyoruz,

Anlatım akışı

But suppose we explore: bir varsayıma geçiş

But, bilinen örnekten farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Suppose, dinleyiciden bir öncülü geçici olarak hayal etmesini ister; we explore ise sonraki adımı konuşan kişiyle dinleyicinin ortak araştırması olarak sunar. But suppose we explore... bir bütün olarak açıklamayı düzenler: bilinen gündelik deneyimden yeni ve varsayımsal bir soruya geçiş yapar. Buradaki suppose, konuşanın bu düşüncenin doğru olduğuna zaten inandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bilinen bir durumdan yeni bir varsayımsal duruma en doğal biçimde geçer?

  1. But the map is definitely wrong. We have already proved it.
  2. But suppose the map is wrong. What should we check next?
  3. But because the map is wrong, we missed the turn.
Cevabı göster

But suppose the map is wrong. What should we check next?

like what does the motion of an electron around the nucleus of a hydrogen atom look like? Dilbilgisi

0:35

bir elektronun bir hidrojen atomunun çekirdeği etrafındaki hareketi neye benzer?

Dilbilgisi

Şekil ve örüntüleri anlatmak için What does ... look like?

What does + özne + look like? kalıbı bir şeklin, örüntünün veya genel görünümün betimlenmesini ister. Buradaki uzun özne the motion of an electron around the nucleus of a hydrogen atom ifadesidir. Soru, elektronun çekici görünüp görünmediğini değil, bu hareketin modelini veya genel görüntüsünü sorar. does zaman ve özne uyumunu taşıdığı için ana fiil yalın biçimde, yani look olarak kalır. Özne uzun olsa bile kalıp What does + özne + look like? şeklindedir.

Alıştırma

Soruyu What does ... look like? kalıbıyla tamamlayın: ____ the cloud pattern ____ before a storm?

Cevabı göster

What does · look like

Could we answer that question based on our experience with everyday physics? Kalıp ifadeler

0:40

Gündelik fizik tecrübemize dayanarak bu soruya cevap verebilir miyiz?

Kalıp ifadeler

Yargıya temel göstermek için based on ... experience with ...

Based on our experience with everyday physics, soruyu yanıtlarken kullanılabilecek temeli belirtir. Based on, bir şeyi yargı için kanıt veya destek olarak kullanmak demektir; fiziksel olarak onun üzerinde bulunmak anlamına gelmez. Experience with + alan veya etkinlik, o alandaki temas ya da uygulamayla kazanılan bilgi ve deneyimi ifade eder. İfadenin tamamı, tanıdık günlük fizik deneyiminin cevap için güvenilir bir temel sağlayıp sağlayamayacağını sorar.

Alıştırma

Cümleyi based on ... experience with ... kalıbıyla tamamlayın: We packed extra water ____ our ____ long desert walks.

Cevabı göster

based on · experience with

Definitely not.

0:44

Kesinlikle hayır.

Why?

0:46

Neden?

Because the physics that governs the behavior of systems at such small scales Kelime

0:46

Çünkü böylesine küçük ölçekli sistemlerin davranışlarını yöneten fizik,

Kelime

at such small scales: bilimde boyut düzeyleri

At such small scales, “bu kadar küçük boyut düzeylerinde” demektir. Buradaki scale, bir şeyin gözlemlendiği veya açıklandığı boyut düzeyidir ve bağlam atomik düzeyi gösterir. Tartı aleti ya da az sayıda örnek anlamına gelmez. at + sıfat + scales yapısı, bilimsel bir ifadenin geçerli olduğu boyut aralığını belirtir: at microscopic scales, at larger scales. Such, bağlamda daha önce belirtilmiş olan son derece küçük ölçeğe gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümlede scales, bilimsel bağlamda boyut düzeyleri anlamında kullanılmıştır?

  1. The survey uses a scale from one to five.
  2. The lab uses two small scales to weigh samples.
  3. At very small scales, surface forces can become important.
Cevabı göster

At very small scales, surface forces can become important.

is much different than the physics of the macroscopic objects Notlar

0:51

makroskobik nesnelerin fiziğinden çok farklıdır,

Dilbilgisi

much different than: büyük bir fark ifade etmek

much different ifadesinde much, derece belirten bir niteleyicidir. Farkın büyük olduğunu vurgular; bu nedenle ifade yalnızca “farklı” değil, “çok farklı” anlamına gelir. Different than, karşılaştırmada ölçüt alınan şeyi tanıtır. Amerikan İngilizcesinde yaygın ve kabul edilen bir kullanımdır; bir ad öbeğinden önce different from da kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni planın eskisinden çok farklı olduğunu Amerikan İngilizcesinde doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The new plan is much differently than the old one.
  2. The new plan is many different than the old one.
  3. The new plan is much different than the old one.
Cevabı göster

The new plan is much different than the old one.

Kelime

macroscopic objects: gözlemlenebilir ölçekteki nesneler

Macroscopic objects; toplar, masalar veya kum taneleri gibi, insanların genellikle doğrudan gözlemleyebildiği bir ölçekte ele alınan şeylerdir. Burada terim, mikroskobik ya da kuantum sistemleriyle yapılan karşılaştırmanın günlük ölçek tarafını belirtir. Macroscopic, aşırı büyük demek değildir. Atomlara ve atom altı parçacıklara göre, sıradan, görünür veya ölçülebilir bir nesne olarak ele alınabilecek kadar büyük demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede macroscopic object doğru kullanılmıştır?

  1. An electron is an ordinary macroscopic object.
  2. A macroscopic object must be larger than a building.
  3. A grain of sand is a macroscopic object because it can be seen without a microscope.
Cevabı göster

A grain of sand is a macroscopic object because it can be seen without a microscope.

you see around you all the time.

0:55

etrafınızda her zaman gördüğünüz o nesnelerden.

Kelime

governs the behavior of systems: govern sözcüğünün bilimsel anlamı

Bu cümlede governs, “bir şeyin bir kural ya da yasaya göre nasıl davrandığını belirler” anlamındadır. Çok küçük ölçeklerdeki fizik, sistemlerin nasıl davrandığını belirler; govern burada bir hükümetin onları yönetmesi anlamına gelmez. X governs the behavior of Y kalıbı bilimsel açıklamalarda yaygındır. X bir yasa, ilke, denklem veya kuvveti; Y ise davranışı X tarafından belirlenen sistem ya da olguyu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede govern, “bir sistemin nasıl davrandığını belirlemek” bilimsel anlamında kullanılmıştır?

  1. These equations govern the behavior of the system.
  2. The elected council governs the city.
  3. The researcher records the behavior of the system.
Cevabı göster

These equations govern the behavior of the system.

The everyday world you know and love behaves according to the laws of classical mechanics. Kalıp ifadeler

0:57

Bildiğiniz ve sevdiğiniz o gündelik dünya, klasik mekanik yasalarına göre işler.

Kalıp ifadeler

behaves according to the laws of...: bilimsel ilkelere göre işlemek

behaves according to the laws of classical mechanics ifadesi, gündelik dünyanın klasik mekaniğin açıkladığı şekilde işlediği anlamına gelir. Buradaki behaves, bir sistemin nasıl işlediğini anlatır; bir kişinin terbiyesiyle ilgili değildir. According to the laws of kalıbı, sistemi yöneten bilimsel ilkeleri belirtir. Buradaki laws, bir devletin koyduğu yasaları değil, doğanın düzenli ilkelerini ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp X behaves according to the laws of Y şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi behaves according to the laws of kalıbının tamamıyla bitirin: In this model, a planet ____ gravity.

Cevabı göster

behaves according to the laws of

But systems on the scale of atoms behave according to the laws of quantum mechanics. Kelime

1:03

Fakat atomik ölçekteki sistemler, kuantum mekaniği yasalarına göre hareket eder.

Kelime

on the scale of atoms: bir boyut düzeyini belirtmek

On the scale of atoms, atomların boyut düzeyinde ya da boyutları atomlarla karşılaştırılabilir sistemlerde demektir. Bu ifade, tartışmayı çok küçük bir fiziksel ölçekle sınırlar. Buradaki scale, harita ölçeği ya da tartı aleti değil, bir boyut düzeyi anlamına gelir. on the scale of + isim yapısı, bilimsel bir açıklamanın hangi düzeyde geçerli olduğunu belirtmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi on the scale of yapısının tamamıyla bitirin: These structures can be observed ____ individual molecules.

Cevabı göster

on the scale of

This quantum world turns out to be a very strange place. Kalıp ifadeler

1:09

Bu kuantum dünyasının çok garip bir yer olduğu ortaya çıkıyor.

Kalıp ifadeler

turns out to be: sonradan ortaya çıkan sonuç

turns out to be, gözlemden, açıklamadan veya sonradan edinilen bilgilerden sonra bir şeyin aslında nasıl olduğunun ortaya çıktığını belirtir. Basitçe is demekten farklı olarak keşfedilmiş ve çoğu zaman beklenmedik bir sonuç anlamı taşır. Yapı turn out to be + sıfat veya isim öbeğidir. Bu cümlede konuşan kişi, kuantum dünyasının tuhaflığını sonradan belirginleşen bir sonuç olarak sunuyor.

Alıştırma

Sonradan keşfedilen bir sonucu belirten ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The missing file ____ in the old folder.

Cevabı göster

turned out to be

An illustration of quantum strangeness

1:13

Kuantum tuhaflığının bir örneği,

is given by a famous thought experiment, Kültür

1:15

ünlü bir düşünce deneyi olan

Schrödinger's cat.

1:18

Schrödinger'in kedisi ile verilebilir.

Kültür

thought experiment, Schrödinger'in kedisi: varsayımsal bir durum üzerinden akıl yürütme

thought experiment, bir fikir üzerinde akıl yürütmek veya bir teorinin ne anlama geleceğini incelemek için dikkatle hayal edilmiş bir durumdur. Hayal edilen olayları gerçek hayatta gerçekleştirmeden de bir sorunu ortaya çıkarabilir. Schrödinger's cat, kuantum fiziğindeki ünlü bir düşünce deneyinin adıdır. Bu cümlede virgülden sonraki sözler, hangi düşünce deneyinden bahsedildiğini adlandırır. Kedi kavramsal örneğin bir parçasıdır; gerçek bir kedi üzerinde yapılmış bir deneyin anlatımı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede thought experiment ne anlama geliyor?

  1. Akıl yürütme amacı olmayan eğlenceli bir hikâye.
  2. Bir fikir üzerinde akıl yürütmek için kullanılan hayalî bir durum.
  3. Canlı bir kediyle gerçekleştirilmesi gereken gerçek bir işlem.
Cevabı göster

Bir fikir üzerinde akıl yürütmek için kullanılan hayalî bir durum.

A physicist who doesn't particularly like cats Ton ve niyet

1:19

Kedileri pek sevmeyen bir fizikçi,

Ton ve niyet

doesn't particularly like: yumuşatılmış olumsuz bir görüş

Bu yan cümlede doesn't particularly like, “pek sevmemek” veya “özellikle hoşlanmamak” anlamına gelir. Particularly, olumsuz yapı içindeki like derecesini düşürür; bu nedenle görüş, hates kadar güçlü değil, daha ölçülü duyulur. Bu yumuşak ifade daha sonra kedinin tehlikeye girdiği bir durumu tanıttığı için, olduğundan hafif söyleme kara mizah yaratır. İfade tek başına her zaman gizli bir nefreti anlatmaz; bunun hafif bir hoşlanmama mı yoksa daha güçlü bir tutumun bilerek hafifletilmesi mi olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Konuşan kişi “I don't particularly like crowded places” diyerek nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Mümkün olan en güçlü nefret.
  2. Hafif veya ölçülü bir hoşlanmama.
  3. Hiçbir görüşün olmaması.
Cevabı göster

Hafif veya ölçülü bir hoşlanmama.

puts a cat in a box

1:23

bir kediyi bir kutuya koyar,

along with a bomb that has a 50% chance of blowing up Notlar

1:24

%50 patlama ihtimali olan bir bombayla birlikte,

Kalıp ifadeler

along with: eşlik eden bir öğe eklemek

Burada along with, “birlikte” veya “ek olarak” anlamına gelir. Önce kediden söz edilir, ardından ifade kutuya konan başka bir şey olarak bombayı ekler. Buradaki along, bir güzergâh boyunca ilerleme anlamında değildir. A along with B yapısında A genellikle ana bilgi olarak kalır; B ise A'ya eşlik eden veya eklenen bilgi olarak sunulur.

Alıştırma

“Birlikte” anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please pack the camera ____ an extra battery.

Cevabı göster

along with

Dilbilgisi

has a 50% chance of blowing up: yüzde + chance of + -ing

Has a 50% chance of blowing up, patlama olasılığının iki olasılıktan biri olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı özne + have/has + a + yüzde + chance of + isim veya -ing biçimidir. Of bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil blowing up örneğinde olduğu gibi -ing biçimini alır. Başka riskleri veya tahmin edilen sonuçları anlatmak için yüzdeyi ve eylemi değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

chance of + -ing yapısını fail ile tamamlayın: The backup drive has a 5% chance ____ within a year.

Cevabı göster

of failing

after the lid is closed.

1:28

kapak kapatıldıktan sonra.

Until we reopen the lid,

1:29

Kapağı tekrar açana kadar,

there is no way of knowing whether the bomb exploded or not, Dilbilgisi

1:31

bombanın patlayıp patlamadığını bilmenin bir yolu yoktur,

Dilbilgisi

there is no way of knowing whether ... or not: belirlenemeyen bir yanıt

There is no way of knowing, gerekli bilginin bulunmadığını ve bu yüzden yanıtın belirlenemediğini anlatır. Yeniden kullanılabilen There is no way of knowing whether + yan cümle + or not yapısında whether dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır. Bu cümledeki iki olasılık bombanın patlamış veya patlamamış olmasıdır. Burada whether ... or not, olayın gerçekleşip gerçekleşmediği anlamına gelir; iki durumda da sonucun değişmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Yapıyı knowing whether ile tamamlayın: With the camera turned off, there is no way of ____ anyone entered the room or not.

Cevabı göster

knowing whether

and thus no way of knowing if the cat is alive or dead. Anlatım akışı

1:35

ve dolayısıyla kedinin canlı mı ölü mü olduğunu bilmenin de bir yolu yoktur.

Anlatım akışı

Mantıksal bir sonuç için and thus

and thus ifadesinde and, bu bölümü önce söylenenlere bağlarken thus, ardından gelen kısmın mantıksal bir sonuç olduğunu gösterir: Önceki bilgi doğru olduğu için kedinin durumunu bilmenin bir yolu yoktur. Buradaki thus, zaman bakımından «sonra» değil, «bunun sonucunda» demektir. Nedenden sonuca geçişi açıkça göstererek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Örnekte and thus hangi işlevi görüyor?

  1. Önceki bilgiden çıkan bir sonuç
  2. İlgisiz ek bir ayrıntı
  3. Zaman sırasındaki bir sonraki olay
Cevabı göster

Önceki bilgiden çıkan bir sonuç

In quantum physics,

1:40

Kuantum fiziğinde,

we could say that before our observation, Kelime

1:41

gözlemimizden önce,

the cat was in a superposition state. Kültür

1:43

kedinin bir süperpozisyon durumunda olduğunu söyleyebiliriz.

Kelime

before our observation: kuantum ölçümü olarak gözlem

before our observation ifadesindeki observation, kuantum fiziği bağlamı nedeniyle teknik bir anlam taşır. Sistemin durumu hakkında bilgi sağlayacak şekilde gözlemlenmesini veya ölçülmesini anlatır; yalnızca şöyle bir bakmak anlamına gelmez. Bu ifade zamansal bir sınır koyar: Süperpozisyonla ilgili açıklama, söz konusu gözlem veya ölçümden önceki dönem için geçerlidir. Bir kişinin kediyi doğrudan kendi gözleriyle görmesi gerekmez.

Alıştırma

Bu kuantum fiziği cümlesinde observation en çok hangi anlama gelir?

  1. Bir şeyin görünüşüne gelişigüzel bakmak
  2. Deney hakkında kişisel bir yorum
  3. Sistemin durumu hakkında bilgi edinmek için kullanılan bir gözlem veya ölçüm
Cevabı göster

Sistemin durumu hakkında bilgi edinmek için kullanılan bir gözlem veya ölçüm

Kültür

in a superposition state: birden fazla kuantum olasılığı

Kuantum fiziğinde in a superposition state, bir sistemin ölçüm kesin bir sonuç vermeden önce aynı anda birden fazla olası durumla tanımlanması demektir. Burada kedi, bir kuantum sistemini temsil eder. Superposition, “canlı” ve “ölü” gibi olası durumların üst üste binmesini ifade eder; fiziksel nesnelerin gerçekten üst üste yığılması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede in a superposition state ne anlama geliyor?

  1. Sistem zaten ölçülmüştür ve bilinen tek bir durumu vardır.
  2. Kedi fiziksel olarak başka bir nesnenin üzerine yığılmıştır.
  3. Sistem, kesin bir sonuçtan önce birkaç olası durumla tanımlanır.
Cevabı göster

Sistem, kesin bir sonuçtan önce birkaç olası durumla tanımlanır.

It was neither alive nor dead, Dilbilgisi

1:46

Ne canlıydı ne de ölü,

but rather in a mixture of both possibilities Kelime

1:48

daha ziyade her iki olasılığın bir karışımındaydı,

Dilbilgisi

neither ... nor ..., but rather ...: iki seçeneği reddedip daha doğru bir açıklama verme

Neither A nor B, hem A’yı hem de B’yi reddeder. Ardından but rather C, bu ikisinin yerine konuşanın daha doğru bulduğu C açıklamasını getirir: “A değil, B değil, C.” Örnekte alive ve dead reddedilen iki tanımdır; in a mixture of both possibilities ise onların yerine geçen açıklamadır. A, B ve C, aynı cümle kalıbını tamamlayabilecek şekilde dil bilgisi açısından karşılaştırılabilir olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi neither ... nor ..., but rather ... ile tamamlayın: The problem was caused ____ by the battery ____ by the screen, ____ by a damaged cable.

Cevabı göster

neither · nor · but rather

Kelime

in a mixture of both possibilities: iki olasılığın soyut birleşimi

Burada in a mixture of both possibilities, iki olası sonucun veya durumun tek bir açıklamaya dahil edildiği soyut bir durumu anlatır. Günlük bir kelime olan mixture, bu fikri superposition adlı bilimsel kavramla ilişkilendirir; olasılıklar fiziksel olarak birbirine karıştırılmıyor. mixture of ifadesinden sonra soyut isimler geldiğinde, bunu kavramsal bir birleşim olarak anlayın. Bu cümlede iki olasılık aynı açıklamanın içinde tutuluyor; yalnızca biri seçilmiyor.

Alıştırma

Bu cümlede in a mixture of both possibilities ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca tek bir olası durum anlatılmaktadır
  2. İki fiziksel nesne tek bir madde oluşturacak şekilde karıştırılmıştır
  3. İki olası durum tek bir soyut açıklamaya dahil edilmiştir
Cevabı göster

İki olası durum tek bir soyut açıklamaya dahil edilmiştir

with a 50% chance for each.

1:51

her biri için %50 ihtimalle.

The same sort of thing happens to physical systems Anlatım akışı

1:54

Fiziksel sistemlere de aynı türden şeyler olur

at quantum scales,

1:57

kuantum ölçeklerinde,

like an electron orbiting in a hydrogen atom.

1:58

tıpkı bir hidrojen atomunda yörüngede dönen bir elektron gibi.

Anlatım akışı

The same sort of thing happens to: benzer bir örüntüyü yeni bir nesneye aktarmak

The same sort of thing happens to... bir söylem köprüsüdür. Dinleyiciye, az önce açıklanan örüntünün yeni bir nesne veya sistem için de geçerli olduğunu bildirir. Burada ifade, önceki kedi örneğinden kuantum ölçeklerindeki fiziksel sistemlere geçiş yapar. Sort of thing benzer türde bir mekanizmayı anlatır; özdeş bir olay veya hikâyeyi anlatmaz. Bu nedenle cümle, örneklerin tamamen aynı olduğunu iddia etmek yerine bir benzerlik kurar.

Alıştırma

Bir örnekten benzer yeni bir duruma doğal biçimde geçmek için The same sort of thing happens to... ifadesini kullanan cümle hangisidir?

  1. Sunlight fades this fabric, and the same sort of thing happens plastic left outdoors.
  2. Sunlight fades this fabric, and the same sort thing happens for plastic left outdoors.
  3. Sunlight fades this fabric, and the same sort of thing happens to plastic left outdoors.
Cevabı göster

Sunlight fades this fabric, and the same sort of thing happens to plastic left outdoors.

The electron isn't really orbiting at all. Ton ve niyet

2:01

Elektron aslında hiçbir şekilde yörüngede dönmez.

Ton ve niyet

isn't really ... at all: vurgulu bir düzeltme

isn't really orbiting at all ifadesinde not, yörüngede dolanma görüntüsünü reddeder; really, bu görüntünün kelimesi kelimesine doğru olmadığını gösterir ve at all bu reddi güçlendirir. Konuşan kişi, elektronun yalnızca bazen yörüngede dolanmayı bıraktığını söylemiyor; asıl nokta, orbiting sözcüğünün yanlış bir birebir model olmasıdır. Bu kalıp, aşırı basitleştirilmiş bir açıklamayı düzeltmek için kullanılabilir: not really düzeltmeyi biraz yumuşatırken at all son olumsuzlamayı vurgulu hâle getirir.

Alıştırma

Cümlede isn't really orbiting at all ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın elektronun bir yörüngesi olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
  2. Elektronun kelimesi kelimesine bir yörünge izlediği fikrini güçlü biçimde düzeltir.
  3. Elektronun yalnızca zamanın bir bölümünde yörünge izlediğini söyler.
Cevabı göster

Elektronun kelimesi kelimesine bir yörünge izlediği fikrini güçlü biçimde düzeltir.

It's sort of everywhere in space all at once, Kalıp ifadeler

2:04

Sanki uzayın her yerinde aynı anda bulunur,

Kalıp ifadeler

sort of ... all at once: yaklaşık bir eş zamanlılık anlatımı

Sort of, everywhere in space sözünü kesin bir bilimsel tanım olarak değil, anlaşılması kolay bir yaklaşık anlatım olarak işaretler. Konuşan kişi karmaşık bir fikri gündelik dile aktardığı için iddiayı yumuşatır; bu, kanıt olmadan tahminde bulunduğu anlamına gelmez. All at once burada aynı anda anlamındadır. İfade, tek bir sabit konumdan başka bir sabit konuma ani bir yolculuğu değil, aynı anda birçok olası konumu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede sort of everywhere in space all at once ifadesinin en uygun yorumu hangisidir?

  1. Konuşanın elektronun nerede olabileceğine dair hiçbir kanıtı olmadığı anlamına gelir.
  2. Aynı anda birçok olası konumu anlatan basit bir yaklaşık ifadedir.
  3. Elektronun bir dizi sabit konum arasında aniden sıçradığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Aynı anda birçok olası konumu anlatan basit bir yaklaşık ifadedir.

with more of a probability of being at some places than others. Dilbilgisi

2:06

bazı yerlerde olma olasılığı diğerlerinden daha fazladır.

Dilbilgisi

more of a probability of being ... than others: konumlar arasındaki olasılığı karşılaştırmak

Bu cümlede more of a probability of being at some places than others, bazı konumlarda bulunma olasılığının diğer konumlardan daha yüksek olduğunu belirtir. Karşılaştırılan şey konumların sayısı değil, konumlara göre eşit olmayan olasılıklardır. probability of sonrasında gelen being, olasılığı ele alınan olayı, yani “bir yerde bulunmayı” adlandırır. Söz konusu şey bir yer seçmez; ifade yalnızca nerede bulunabileceğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kuşu iki farklı yerde bulma olasılığını doğal biçimde karşılaştırır?

  1. There is a more probability of finding the bird near the lake than in the town center.
  2. There is a higher probability to finding the bird near the lake than in the town center.
  3. There is a higher probability of finding the bird near the lake than in the town center.
Cevabı göster

There is a higher probability of finding the bird near the lake than in the town center.

And it's only after we measure its position Dilbilgisi

2:10

Ve ancak konumunu ölçtükten sonra

that we can pinpoint where it is at that moment. Kelime

2:13

tam o an nerede olduğunu kesin olarak belirleyebiliriz.

Dilbilgisi

It is only after X that Y: X'in önce gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamak

Burada It is only after X that Y, Y'nin ancak X gerçekleştikten sonra mümkün veya doğru hâle geldiğini belirtir. Cümle, only after we measure its position zaman koşulunu odağa alarak ölçümün önce yapılması gerektiğini vurgular. That, vurgu yapısının geri kalanını başlatır; position sözcüğüne gönderme yapmaz. that sonrasında normal bildirme cümlesi sırası kullanılır: we can pinpoint; can we pinpoint değil.

Alıştırma

Vurgu yapısını tamamlayın: It was ____ the final bell rang ____ the students packed their bags.

Cevabı göster

only after · that

Kelime

pinpoint where it is: kesin konumu belirlemek

Bu cümlede pinpoint where it is, “tam olarak nerede olduğunu belirlemek” anlamına gelir. Pinpoint, find fiilinden daha güçlü bir kesinlik ifade eder; çoğu zaman ölçüm, araştırma veya kanıt analiziyle cevabın kesin olarak daraltıldığını gösterir. Pinpoint geçişli bir fiildir. Pinpoint the source örneğindeki gibi bir isim veya pinpoint where it is örneğindeki gibi dolaylı soru yan cümlesi alabilir. Bu yan cümlede where is it değil, düz cümle sırası olan where it is kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sorunun kesin kaynağının belirlendiğini anlatır?

  1. The engineers pinpointed the source of the vibration.
  2. The engineers looked for the source of the vibration.
  3. The engineers guessed that there might be vibration.
Cevabı göster

The engineers pinpointed the source of the vibration.

A lot like how we didn't know Anlatım akışı

2:15

Tıpkı bizim bilemememiz gibi,

whether the cat was alive or dead

2:17

kedinin ölü mü diri mi olduğunu

until we opened the box.

2:18

kutuyu açana kadar.

Anlatım akışı

A lot like how...: karşılaştırmanın temelini sunmak

A lot like how... ifadesi, az önce sözü edilen düşünceyle bir karşılaştırma yapılacağını gösterir. A lot, like ile belirtilen benzerliğin derecesini güçlendirir; how yan cümlesi ise benzerliğin ne olduğunu açıklayan durumu sunar. Burada iki belirsizlik düzenini birbirine bağlar: kutu açılana kadar kedinin durumu bilinmediği gibi, bir gözlem yapılana kadar başka bir sonuç da bilinmez. Karşılaştırılan şey nesnelerin kendisi değil, durumların işleyiş biçimidir.

Alıştırma

Örnekte A lot like how... ne işe yarar?

  1. Önceki düşünceyi açıklamak için benzer bir durum sunar.
  2. Kedinin gözlemlendiği kesin zamanı belirtir.
  3. İki durumun zıt sonuçları olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Önceki düşünceyi açıklamak için benzer bir durum sunar.

This brings us to the strange and beautiful phenomenon Anlatım akışı

2:20

Bu bizi tuhaf ve güzel bir fenomene götürüyor,

of quantum entanglement. Kültür

2:23

kuantum dolanıklığı.

Anlatım akışı

This brings us to ...: bir sonraki konuyu tanıtmak

“This brings us to ...”, önceki tartışmanın doğal olarak bir sonraki konuya götürdüğünü belirten bir geçiş ifadesidir. This, az önce açıklananları özetleyerek işaret eder; to ise yeni konuyu tanıtır. Buradaki brings fiziksel bir hareketi anlatmaz. Önceki bilgilerle kuantum dolanıklık arasında mantıksal bir bağ olduğunu göstererek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Geçişi hedef ifadeyle tamamlayın: We have examined the evidence. This ____ our final question: what should we do next?

Cevabı göster

brings us to

Kültür

quantum entanglement: bağlantılı kuantum durumları

Quantum entanglement, iki veya daha fazla kuantum sisteminin bağımsız durumlara ayrılamayan ortak bir durumda bulunmasını anlatan bir fizik terimidir. Bunun sonucunda, bu sistemler üzerinde yapılan ölçümler bağlantılı sonuçlar gösterebilir. Buradaki entanglement, iplerin veya fiziksel nesnelerin gerçekten birbirine dolanması anlamına gelmez. Temel fikir, kuantum sistemlerinin bütünüyle bağımsız sistemler olarak değil, birlikte anlaşılması gerektiğidir.

Alıştırma

Bu cümlede quantum entanglement ne anlama geliyor?

  1. İki fiziksel nesne bir iple birbirine bağlanmıştır.
  2. İki veya daha fazla kuantum sistemi, bağımsız durumlara ayrılamayan ortak bir durumu paylaşır.
  3. Bir parçacık sabit bir dairesel yörüngede hareket eder.
Cevabı göster

İki veya daha fazla kuantum sistemi, bağımsız durumlara ayrılamayan ortak bir durumu paylaşır.

Suppose that instead of one cat in a box, Dilbilgisi

2:25

Bir kutudaki tek bir kedi yerine,

we have two cats in two different boxes.

2:28

iki farklı kutuda iki kedimiz olduğunu varsayalım.

Dilbilgisi

Instead of A, we have B: bir durumu başka bir durumla değiştirmek

“instead of A, we have B” kalıbında A değiştirilen durumu, B ise yeni durumu belirtir. Burada bir kedi ve bir kutudan oluşan düzen, iki kedi ve iki kutudan oluşan düzenle değiştirilir. Bu yapı, bir varsayımı açıkça değiştirmeye yardımcı olur: “A değil, B geçerli” anlamına gelir; “A artı B” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir büyük masanın yerine iki küçük masa konduğunu ifade eder?

  1. In addition to one large table, we have two small tables.
  2. Instead of one large table, we have two small tables.
Cevabı göster

Instead of one large table, we have two small tables.

If we repeat the Schrödinger's cat experiment with this pair of cats,

2:31

Schrödinger'in kedisi deneyini bu kedi çiftiyle tekrarlarsak,

the outcome of the experiment can be one of four possibilities. Kalıp ifadeler

2:34

deneyin sonucu dört olasılıktan biri olabilir.

Kalıp ifadeler

the outcome of the experiment: nihai sonuç

The outcome of the experiment, deney tamamlandığında ortaya çıkan sonuç anlamına gelir. Outcome, deneyin adımlarını veya yöntemini değil, sonunda ne olduğunu belirtir. the outcome of + isim kalıbı; deney, test, seçim veya müzakere gibi sonucu belirsiz olaylar için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi the outcome of the experiment hedef ifadesiyle tamamlayın: Researchers could not predict ____.

Cevabı göster

the outcome of the experiment

Either both cats will be alive Dilbilgisi

2:38

Ya her iki kedi de hayatta kalır,

or both will be dead

2:40

ya ikisi de ölür,

or one will be alive and the other dead

2:41

ya biri yaşar diğeri ölür,

or vice versa. Kelime

2:44

ya da tam tersi.

Dilbilgisi

Birden çok seçeneği sıralamak için Either ... or ... or ...

Burada either, birbirini dışlayan olası sonuçlar listesini başlatır; her or başka bir seçenek ekler. Cümle bunları ayrı olasılıklar olarak sunar; hepsinin aynı anda gerçekleşeceğini ya da konuşanın birini önceden seçtiğini söylemez. either ... or çoğu zaman iki seçenek sunar, ancak daha uzun bir listeyi sürdürmek için or tekrarlanabilir. Her or sözcüğünün neyi bağladığının açık olması için seçenekler paralel dil bilgisi yapıları kullanmalıdır.

Alıştırma

Örnekte either ... or ... or ... yapısının işlevi nedir?

  1. Konuşanın ilk sonucu zaten seçtiğini gösterir.
  2. Bütün sonuçların aynı anda gerçekleşeceğini söyler.
  3. Birbirini dışlayan birkaç olası sonucu sunar.
Cevabı göster

Birbirini dışlayan birkaç olası sonucu sunar.

Kelime

vice versa: bir ilişkinin iki tarafını ters çevirmek

Vice versa, iki tarafın, rolün veya sıralamanın ters çevrilmesi demektir. Ters yöndeki cümlenin tamamını tekrar etmek yerine kullanılır. Burada hangi kedinin hayatta, hangisinin ölü olduğu ters çevrilir. or sözcüğünden sonra geldiği için bu ters düzen de başka bir olası sonuçtur.

Alıştırma

Aynı yardımın ters yönde de geçerli olduğunu belirten iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nina helps Sam with science, and ____.

Cevabı göster

vice versa

The system of both cats is again in a superposition state,

2:45

İki kedinin sistemi yine bir süperpozisyon durumundadır,

with each outcome having a 25% chance rather than 50%. Dilbilgisi

2:49

ve her sonucun %50 yerine %25 şansı vardır.

Dilbilgisi

with each outcome having...: eşlik eden bir ayrıntı eklemek

Tamamlanmış bir ana cümleden sonra gelen with each outcome having..., ilgili bir ek durumu belirtir: her sonucun olasılığı %50 değil, %25'tir. Buradaki with, “kullanarak” anlamına gelmez; ana düşünceye eşlik eden bir ayrıntıyı başlatır. Yapı with + ad öbeği + -ing biçimidir. Each outcome, having fiilinin anlamca öznesidir. Bu yapı, yeni bir cümle başlatmadan dağılım, durum veya eş zamanlı başka bir koşul hakkında bilgi eklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi with + ad + -ing yapısıyla tamamlayın: The prize money was divided equally, ____ the same amount.

Cevabı göster

with each winner receiving

But here's the cool thing. Anlatım akışı

2:54

Ama asıl harika olan şey şu.

Anlatım akışı

here's the cool thing: sıradaki önemli noktayı belirtmek

Here's the cool thing, dinleyicilere sıradaki bilginin özellikle ilginç, önemli veya şaşırtıcı olduğunu bildirir. Buradaki thing, fiziksel bir nesneyi değil, açıklanmak üzere olan noktayı ifade eder. Bir söylem belirteci olarak bu ifade beklenti yaratır ve dikkati sıradaki önemli düşünceye yöneltir.

Alıştırma

Bir sunumda konuşmacı “Here's the cool thing.” diyor. Dinleyici bundan sonra ne beklemelidir?

  1. İlginç veya önemli bir nokta.
  2. Açıklamanın bittiğini gösteren bir işaret.
  3. Fiziksel bir nesneyi bulmak için talimatlar.
Cevabı göster

İlginç veya önemli bir nokta.

Quantum mechanics tells us it's possible to erase Notlar

2:55

Kuantum mekaniği bize silmenin mümkün olduğunu söylüyor,

the both cats alive and both cats dead outcomes

2:58

her iki kedinin canlı ve her ikisinin ölü olduğu sonuçları,

from the superposition state.

3:02

süperpozisyon durumundan.

Dilbilgisi

It's possible to... ile yapılabilirliği ifade etmek

It's possible to + fiilin yalın hâli, bir eylemin mümkün veya yapılabilir olduğunu belirtir. it biçimsel öznedir; to ile kurulan mastar, mümkünlüğü değerlendirilen eylemi gösterir. Bu cümlede possible, kuantum mekaniğinin teorik olarak neye izin verdiğini anlatır. Birinin isteğini ifade etmez ve eylemin kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Yeni ekipmanın uzaktan test yapmayı mümkün kıldığını göstermek için İngilizce cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ complete the test remotely with the new equipment.

Cevabı göster

It's possible to

Kelime

erase ... outcomes from the superposition state: soyut çıkarma

Burada erase soyut anlamda kullanılır: “iki kedinin de canlı” ve “iki kedinin de ölü” olduğu sonuçları, süperpozisyon durumunun temsil ettiği olasılıklardan çıkarmak anlamına gelir. erase X from Y kalıbı, X'in artık Y'nin bir parçası olmamasını sağlamak demektir. Kedileri fiziksel olarak silmek veya yok etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte erase ne anlama geliyor?

  1. Deneyin bütün kayıtlarını silmek.
  2. Kedileri fiziksel olarak ortadan kaldırmak.
  3. Bu sonuçları olasılıklar kümesinden çıkarmak.
Cevabı göster

Bu sonuçları olasılıklar kümesinden çıkarmak.

In other words, Anlatım akışı

3:03

Başka bir deyişle,

Anlatım akışı

In other words: aynı düşünceyi yeniden ifade etmek

In other words, dinleyiciye sıradaki ifadenin aynı temel düşünceyi farklı, genellikle daha açık veya daha doğrudan bir şekilde anlatacağını bildirir. Bilgiyi önceki ifade ve ardından gelen yeniden anlatım şeklinde düzenler. Tek başına yeni bir kanıt veya ayrı bir sonuç sunmaz ve cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

In other words genellikle ardından gelen ifade hakkında ne anlatır?

  1. Karşıt bir düşünce sunar.
  2. Aynı düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade eder.
  3. Düşünceye ilişkin belirli bir örnek verir.
Cevabı göster

Aynı düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade eder.

there can be a two-cat system

3:05

iki kedili bir sistem olabilir,

such that the outcome will always be one cat alive Dilbilgisi

3:07

öyle ki sonuç her zaman bir kedi canlı

and the other cat dead.

3:10

ve diğer kedi ölü olacaktır.

Dilbilgisi

such that the outcome will always be: gerekli bir özelliği belirtmek

Burada such that, iki kedili sistemin sahip olması gereken bir özelliği açıklayan yan cümleyi başlatır: sonuç her zaman bir kedinin canlı, diğerinin ölü olmasıdır. always, bunun bir kerelik sonuç değil, sabit bir özellik olduğunu gösterir. Buradaki yaygın ve yeniden kullanılabilir yapı isim + such that + tam cümlecik biçimindedir. İlgisiz yeni bir olay eklemek yerine, bir şeyi karşılaması gereken koşula göre tanımlar veya seçer.

Alıştırma

Belirtilen bir koşulu karşılaması gereken değeri en kesin biçimde isteyen cümle hangisidir?

  1. Choose a value such that the equation remains true.
  2. Choose a value because the equation remains true.
  3. Choose a value unless the equation remains true.
Cevabı göster

Choose a value such that the equation remains true.

The technical term for this is that the states of the cats are entangled. Notlar

3:12

Bunun teknik terimi, kedilerin durumlarının dolanık (entangled) olmasıdır.

Anlatım akışı

The technical term for this: uzmanlık dilini tanıtmak

The technical term for this, günlük dille yapılan bir açıklamadan uzmanlık diline geçildiğini gösterir. this, hemen önce açıklanan olguya gönderme yapar; bu nedenle ifade yeni bir fikir sunmak yerine bilgiyi düzenler. Yeniden kullanılabilen kalıp The technical term for this is + terim biçimindedir; örneğin The technical term for this is refraction. Bu cümlede is sözcüğünden sonra uzmanlık açıklamasını veren bir that yan cümlesi gelir. Özenli açıklayıcı yazılarda ise is sonrasında terimi adlandıran bir isim kullanmak genellikle daha doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: Water vapor changes directly into ice. ____ deposition.

Cevabı göster

The technical term for this is

Kelime

are entangled: kuantum fiziğindeki anlamı

Kuantum fiziğinde are entangled, kedilerin durumlarının birbirine bağlı tek bir kuantum tanımına ait olduğu ve birbirinden bağımsız iki durum olarak tam biçimde ele alınamayacağı anlamına gelir. Dil bilgisi açısından are + entangled, durumların içinde bulunduğu koşulu anlatır. Özne, kedilerin bedenleri değil, the states of the cats ifadesidir. Hiçbir şey fiziksel olarak başka bir şeye sarılmamıştır; entangled burada kuantum fiziğindeki uzmanlık anlamıyla kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede entangled kuantum fiziği terimi olarak kullanılmıştır?

  1. The two charging cables are entangled under the desk.
  2. The two particles are entangled, so their quantum state has to be described jointly.
  3. The kite string is tangled around the fence.
Cevabı göster

The two particles are entangled, so their quantum state has to be described jointly.

But there's something truly mind-blowing Kelime

3:17

Ancak gerçekten akıllara durgunluk veren bir şey var

about quantum entanglement.

3:19

kuantum dolanıklığı hakkında.

Kelime

there's something truly mind-blowing: güçlü bir şaşkınlık ifade etmek

Bu cümlede mind-blowing, “son derece şaşırtıcı, etkileyici ya da inanması güç” demektir. Mecazlı ve gündelik bir sıfattır; zihne gerçekten fiziksel bir şey olduğu anlamına gelmez. there's something ... about X kalıbı, bir konunun özellikle dikkat çekici bir yönünü gösterir ve dinleyiciyi sonraki açıklamaya hazırlar. truly, konuşanın şaşkınlığını daha da güçlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede mind-blowing ne anlama gelir: "The telescope sent back mind-blowing images."?

  1. Beyne fiziksel olarak zarar veren
  2. Sıradan ve görmezden gelmesi kolay
  3. Son derece şaşırtıcı veya etkileyici
Cevabı göster

Son derece şaşırtıcı veya etkileyici

If you prepare the system of two cats in boxes in this entangled state, Dilbilgisi

3:20

Kutulardaki iki kedinin sistemini bu dolanık durumda hazırlarsanız,

then move the boxes to opposite ends of the universe, Kalıp ifadeler

3:25

ve ardından kutuları evrenin zıt uçlarına taşırsanız,

Kalıp ifadeler

opposite ends of the universe: aşırı uzaklık

Bir yerin opposite ends bölümleri, birbirinden en uzakta bulunan iki ucudur. Bu cümlede kutuları opposite ends of the universe konumlarına taşımak, onları hayal edilemeyecek kadar uzağa yerleştirmek demektir. Evren burada sınırları işaretlenmiş ve hassas biçimde ölçülmüş bir nesne gibi ele alınmıyor. Vurgu yapmak için ölçek uç noktaya taşınıyor. opposite ends of + kapsam kalıbı, koridor gibi somut veya spektrum gibi soyut kapsamları düzenlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle iki ofisin aynı binanın birbirinden uzak iki ucunda bulunduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. The two offices are at opposite ends of the building.
  2. The two offices are opposite the ends of the building.
  3. The two offices are at the building's opposite ending.
Cevabı göster

The two offices are at opposite ends of the building.

the outcome of the experiment will still always be the same.

3:28

deneyin sonucu hala her zaman aynı olacaktır.

Dilbilgisi

If you prepare ..., then move ...: bir koşul içindeki eylemleri sıralamak

Cümlenin başındaki if yan cümlesinde sıralı iki eylem vardır. If you prepare ... ilk eylemi verir, then move ... ise aynı özneye, yani you öznesine bağlı ikinci eylemi ekler. Bağlantı and then olarak anlaşılır: sistemi hazırladıktan sonra kutuları taşıyın. Ana sonuç, yeni özne the outcome of the experiment ortaya çıktığında başlar. Burada then esas olarak koşulun içindeki adımları sıralar; sonraki will yan cümlesi ise iki adım da tamamlanırsa ne olacağını söyler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için If action 1 and then action 2, result kalıbını kullanın: If you charge the tablet ____ restart it, it may work again.

Cevabı göster

and then

One cat will always come out alive Öbek fiiller

3:32

Bir kedi her zaman canlı çıkacak

Öbek fiiller

come out alive: ortaya çıkan son durum

come out alive ifadesinde alive, öznenin bir olayın, testin veya tehlikeli deneyimin sonundaki durumunu anlatır. Kalıp come out + sıfat şeklindedir; sıfat sonucu belirtir. Burada cümle deneyin sonucunu bildirir: kedilerden birinin canlı olduğu görülür. Kedinin gerçekten bir kutudan yürüyerek çıkması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi “hayatta kaldılar” anlamına gelen come out + sıfat ifadesiyle tamamlayın: After the rescue, all three hikers ____.

Cevabı göster

came out alive

and the other cat will always end up dead, Öbek fiiller

3:34

ve diğer kedi her zaman ölü çıkacaktır,

Öbek fiiller

end up dead: son durumu anlatan end up + sıfat yapısı

end up dead ifadesinde end up + sıfat yapısı, dead sözcüğünü bir süreç veya olaylar dizisi sonunda ulaşılan son durum olarak gösterir. Bu ifade bir yöne doğru hareket etmeye değil, sonuca odaklanır. Beklenmedik bir sonu anlatabileceği gibi tarafsız bir sonucu da belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We missed the trail signs and ____ lost.

Cevabı göster

ended up

even though which particular cat lives or dies Dilbilgisi

3:37

hangi kedinin yaşayıp hangisinin öleceği

is completely undetermined before we measure the outcome.

3:40

sonucu ölçmeden önce tamamen belirsiz olmasına rağmen.

Dilbilgisi

even though ... is completely undetermined: bilinmeyen bir ayrıntıyı kabul etme

Even though bir ödünleme bildirir: hangi kedinin yaşayacağı ve hangisinin öleceği bilinmez, ancak bu belirsizlik iki sonucun birbirinin tersi olduğu yönündeki ana iddiayı geçersiz kılmaz. which particular cat lives or dies yan cümlesi, is completely undetermined ifadesinin öznesi olarak görev yapar. Burada undetermined, ölçümden önce sonucun belirli bir kediye atanmamış olması demektir; genel bir kısıtlama olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ayrıntı bilinmese de ana sonucun geçerli kaldığını göstermek için even though ifadesini doğru kullanır?

  1. Despite the exact route is unknown, we know where the trip will end.
  2. Even though the exact route is unknown, we know where the trip will end.
  3. Because the exact route is unknown, we know where the trip will end.
Cevabı göster

Even though the exact route is unknown, we know where the trip will end.

How is this possible?

3:44

Bu nasıl mümkün olabilir?

How is it that the states of cats Dilbilgisi

3:45

Nasıl oluyor da kedilerin durumları

on opposite sides of the universe can be entangled in this way?

3:47

evrenin zıt taraflarında bu şekilde dolanık olabiliyor?

Dilbilgisi

How is it that...?: şaşırtıcı bir gerçeği sorgulamak

How is it that + yan cümle? özellikle şaşırtıcı veya açıklanması zor görünen ve zaten doğru kabul edilen bir durum için açıklama ister. Bu cümlede, birbirinden bu kadar uzak durumların nasıl hâlâ dolanık olabildiği soruluyor. it sözcüğü soru kalıbının bir parçasıdır; bir kediye veya başka bir nesneye gönderme yapmaz. that sonrasında normal düz cümle sırası kullanılır: the states ... can be entangled; can the states ... be entangled sırası kullanılmaz. Bu kalıp bütün gerçeği odağa alır ve kabaca “Bu nasıl doğru olabilir?” anlamına gelir.

Alıştırma

Soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ this small battery lasts for a whole week?

Cevabı göster

How is it that

They're too far away to communicate with each other in time. Dilbilgisi

3:51

Zamanında birbirleriyle iletişim kuramayacak kadar uzaktalar.

Dilbilgisi

too far away to communicate: imkânsız bir sonuç için too...to

too + sıfat/zarf + to + fiil yapısı, bir derecenin eylemi mümkün kılan sınırı aştığını gösterir. Bu nedenle too far away to communicate, mesafenin belirtilen koşullarda iletişim kurulamayacak kadar büyük olduğu anlamına gelir. Burada too, “mümkün veya kabul edilebilir olandan fazla” anlamındadır; “ayrıca” anlamına gelmez. in time belirli sınırı ekler: herhangi bir iletişim yeterince erken ulaşamaz.

Alıştırma

heavy kullanarak hedef too...to yapısıyla tamamlayın: The box is ____ lift safely without help.

Cevabı göster

too heavy to

So how do the two bombs always conspire Deyimler

3:54

O halde nasıl oluyor da iki bomba her zaman komplo kuruyor,

such that one blows up and the other doesn't?

3:57

ve biri patlarken diğeri patlamıyor?

Deyimler

two bombs always conspire: koordineli sonuçları anlatan kişileştirme

Conspire genellikle insanların gizlice birlikte plan yapmasını anlatır. Burada “the two bombs always conspire” ifadesi bombalara insana özgü bir yetenek verir; dolayısıyla bu, gerçek anlamda bir iddia değil, kişileştirmedir. Bu ifade, eşleşen iki sonucu sanki gizlice koordine edilmiş gibi sunar: bir bomba patlarken diğeri patlamaz. Bilimsel açıklamalarda bu tür bir benzetme, sürekli görülen bir bağlantının ne kadar tuhaf veya sezgilere aykırı göründüğünü vurgulayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “the two bombs always conspire” ne anlama geliyor?

  1. Bombalar bilinçli olarak gizli bir plan yapıp mesaj alışverişinde bulunuyor.
  2. Bombalar fiziksel olarak tek bir düzeneğe bağlanmış durumda.
  3. Bombalar, kişileştirme yoluyla karşıt sonuçlarını koordine ediyor gibi gösteriliyor.
Cevabı göster

Bombalar, kişileştirme yoluyla karşıt sonuçlarını koordine ediyor gibi gösteriliyor.

You might be thinking, Anlatım akışı

4:00

Şöyle düşünüyor olabilirsiniz,

Anlatım akışı

You might be thinking: dinleyicinin sorusunu önceden dile getirmek

You might be thinking... konuşmacının dinleyicilerin aklında olabileceğini tahmin ettiği bir düşünceyi, şüpheyi veya itirazı ortaya koyar. Dinleyicinin olası bakış açısını kısaca sunarak açıklamayı düzenler; ardından konuşmacı bu düşünceye yanıt verebilir. Might bu tahmini ihtiyatlı hâle getirir. Konuşmacı, her dinleyicinin kesinlikle böyle düşündüğünü söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicinin endişesini doğal biçimde önceden dile getirip ardından yanıtlıyor?

  1. The route might be thinking about a shortcut.
  2. You might be thinking the route is too long, but there is a shortcut.
  3. You must agree that the route is perfect.
Cevabı göster

You might be thinking the route is too long, but there is a shortcut.

this is just some theoretical mumbo jumbo. Deyimler

4:01

bu sadece bazı teorik safsatalardan ibaret.

Deyimler

theoretical mumbo jumbo: karmaşık fikirleri anlamsız diye küçümsemek

Mumbo jumbo, konuşanın kafa karıştırıcı, gereksiz yere karmaşık veya anlamsız bulduğu sözleri ya da fikirleri küçümseyerek adlandıran gayriresmî bir ifadedir. Theoretical, bu eleştiriyi soyut teoriye yöneltir. Burada konuşan kişi nihai sonucu vermek yerine şüpheci birinin gösterebileceği tepkiyi seslendirir. Just some, teorinin önemini küçültür ve onun boş laftan başka bir şey olmadığı duygusunu güçlendirir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir araştırmacı resmî bir hakem raporuna tarafsız geri bildirim olarak İngilizce "The author's argument is mumbo jumbo." cümlesini ekliyor.

  1. Tarafsız profesyonel geri bildirim olarak uygun
  2. Tarafsız profesyonel geri bildirim olarak uygun değil
Cevabı göster

Tarafsız profesyonel geri bildirim olarak uygun değil

This sort of thing can't happen in the real world.

4:03

Gerçek dünyada böyle bir şey olamaz.

But it turns out that quantum entanglement Anlatım akışı

4:06

Ancak ortaya çıktı ki kuantum dolanıklığı

has been confirmed in real-world lab experiments. Dilbilgisi

4:08

gerçek dünyadaki laboratuvar deneylerinde doğrulanmıştır.

Anlatım akışı

But it turns out that...: daha sonra ortaya çıkan gerçeği tanıtmak

But, önceki cümledeki kuşku veya beklentiyle karşıtlık kurar. It turns out that ise daha sonra öğrenilen ya da kanıtlarla doğrulanan gerçek durumu tanıtır. But it turns out that bir bilgi dönüşü düzenler: Önce birinin ne bekleyebileceğini sunar, ardından bunu ortaya çıkan gerçekle değiştirir. Bu yapıda turn out fiziksel olarak dönmek değil, sonradan öğrenilmek veya doğru olduğunun ortaya çıkması anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, daha sonra yapılan bir keşfi tanıtan dersteki dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: We thought the meeting was online, but ____ it is in Room 12.

Cevabı göster

it turns out that

Dilbilgisi

has been confirmed: edilgen present perfect

Has been confirmed, has + been + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşan edilgen present perfect biçimidir. Özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle ifade, kanıtların iddiayı veya olguyu zaten doğruladığını anlatır. Bu biçim, tamamlanmış deneyleri şu anki savla ilişkilendirir: kanıt hâlâ geçerlidir. Odak, testleri yapan araştırmacılarda değil, doğrulanmış sonuçtadır. Buradaki confirmed, “kanıtla doğru olduğu gösterilmiş” demektir; “teslim alındığı onaylanmış” anlamına gelmez.

Alıştırma

Confirm fiilinin edilgen present perfect biçimini kullanın: Independent tests support the finding. The finding ____ by three laboratories.

Cevabı göster

has been confirmed

Two subatomic particles entangled in a superposition state, Kelime

4:12

Bir süperpozisyon durumunda dolanık haldeki iki atom altı parçacık,

Kelime

Two subatomic particles: atomlardan daha küçük parçacıklar

Two subatomic particles, atomdan daha küçük ölçekteki iki parçacık anlamına gelir. Elektronlar, protonlar ve nötronlar yaygın örneklerdir. Subatomic, sub- (“altında” veya “daha küçük”) ve atomic (“atomlarla ilgili”) parçalarından oluşur. Bu cümlede ifade, sıradan küçük tanecikleri değil, gerçek bir kuantum deneyinde kullanılan mikroskobik nesneleri belirtir.

Alıştırma

“The detector tracked two subatomic particles,” cümlesinde “subatomic particles” ne anlama gelir?

  1. Yalnızca uzayda bulunan toz zerreleri
  2. Çok sayıda atomdan oluşan sıradan küçük nesneler
  3. Atomdan daha küçük olan veya atomların parçalarını oluşturan parçacıklar
Cevabı göster

Atomdan daha küçük olan veya atomların parçalarını oluşturan parçacıklar

where if one spins one way, Dilbilgisi

4:15

eğer biri bir yöne dönerse,

then the other must spin the other way,

4:17

o zaman diğeri başka yöne dönmelidir ve

will do just that, Kalıp ifadeler

4:19

tam olarak bunu yapacaktır,

Dilbilgisi

where, if one..., then the other...: bir sistemin içindeki kural

Burada where fiziksel bir yeri göstermez. Bir durum veya sistemi anlatan isimden sonra gelir, “içinde” anlamında bir ilgi yan cümlesi başlatır ve o yapı içinde geçerli olan kuralı ekler. Bu yan cümlenin içinde if one spins one way koşulu, then the other must spin the other way ise zorunlu sonucu verir. Yeniden kullanılabilir kalıp a state or system where, if A happens, then B must happen şeklindedir.

Alıştırma

Bir alarm arızalanınca başka bir alarmın çalışmaya başladığı sistemi hangi isim öbeği doğal biçimde anlatır?

  1. a system when, if one alarm fails, then another one starts
  2. a system which, if one alarm fails, then another one starts
  3. a system where, if one alarm fails, then another one starts
Cevabı göster

a system where, if one alarm fails, then another one starts

Kalıp ifadeler

will do just that: daha önce söylenen eylemin tamamına gönderme yapmak

Do just that ifadesinde do daha önce anlatılmış bir eylemin yerini alır; that ise tek bir nesneye değil, eylemin veya sonucun tamamına gönderme yapar. Just “tam olarak” demektir. Bu yüzden will do just that, bütün kuralı tekrarlamadan “az önce anlatıldığı gibi davranacak” anlamını verir. Bu kalıp tavsiye, talimat, plan veya tahminlerden sonra kullanılabilir. Zamana göre do biçimini değiştir: do just that, did just that veya will do just that.

Alıştırma

Yanıtı tamamlamak için do, just ve that sözcüklerini doğal sırayla kullan. A: Call the office and explain the problem. B: I'll ____.

Cevabı göster

do just that

even when there's no way for information to pass Dilbilgisi

4:21

bilginin geçmesi için hiçbir yol olmadığında bile

from one particle to the other,

4:23

bir parçacıktan diğerine,

Dilbilgisi

even when there's no way for ... to ...: hiçbir yolu olmadığında bile

Even when, ana sonucu engellemesi beklenebilecek bir koşul bulunsa da sonucun yine geçerli olduğunu anlatır. Burada iletişim yolunun bulunmaması bu sınırlayıcı koşul olarak sunulur. There's no way for + isim + to + fiil yapısı, ismin belirttiği kişi veya şeyin eylemi gerçekleştirebileceği hiçbir yöntem ya da yol bulunmadığını ifade eder. Buradaki way fiziksel bir yol değil, soyut bir “yöntem” veya “kanal” anlamındadır.

Alıştırma

Tekrarlanan testler, bir takip cihazının sunucuyla bağlantı kurmasının hiçbir yolu yokken de veri kaydettiğini gösteriyor. Hangi cümle bu gerçek sınırlamayı sunar ve sonucun yine de geçerli olduğunu belirtir?

  1. The tracker keeps recording only when there's a way for it to reach the server.
  2. The tracker keeps recording even when there's no way for it to reach the server.
  3. The tracker keeps recording because there's no way for it to reach the server.
Cevabı göster

The tracker keeps recording even when there's no way for it to reach the server.

indicating which way to spin to obey the rules of entanglement. Notlar

4:25

dolanıklık kurallarına uymak için hangi yöne dönmesi gerektiğini belirten bilgi.

Dilbilgisi

indicating which way to spin: hangi yönde döneceğini göstererek

Indicating which way to spin, önceki düşünceye açıklama ekleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Varsayılan bilginin ne yapacağını, yani parçacığın dönüş yönünü göstereceğini açıklar. Indicating yeni bir çekimli ana fiil değildir. Which way to spin, soru sözcüğü + to mastarı kalıbını izler ve parçacığın hangi yönde dönmesi gerektiği anlamına gelir. Daha geniş cümle bilginin aktarılmasının hiçbir yolu olmadığını söylediği için bu öbek, gerçekten gerçekleşen bir gösterme eylemini değil, böyle bir bilginin sahip olacağı rolü anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle okun ne gösterdiğini açıklamak için -ing öbeğini doğru biçimde kullanır?

  1. The arrow flashed, indicating which way to turn.
  2. The arrow flashed, indicate which way to turn.
  3. The arrow flashed, indicated which way to turn.
Cevabı göster

The arrow flashed, indicating which way to turn.

Kalıp ifadeler

obey the rules of entanglement: sabit yasalara uygun davranmak

obey the rules of entanglement ifadesinde obey, “kuralların gerektirdiği biçimde davranmak” demektir. Parçacık talimatlara uymayı seçmez; spini, kuantum dolanıklığının gerektirdiği ilişkilere uygun olur. obey the rules of + bir sistemin ya da sürecin adı kalıbı, davranışın sabit kısıtların içinde kaldığını anlatabilir. Ancak özne bir insansa obey genellikle kurallara uyma yönünde bilinçli bir seçim olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede obey the rules, insan olmayan bir öznenin sabit yasalara uygun davranmasını anlatır?

  1. The coach explained the rules before practice.
  2. These molecules obey the rules of chemistry.
  3. The players agreed to obey the rules of the game.
Cevabı göster

These molecules obey the rules of chemistry.

It's not surprising, then, Anlatım akışı

4:29

Bu yüzden şaşırtıcı değildir,

that entanglement is at the core of quantum information science, Notlar

4:31

dolanıklığın kuantum bilişim biliminin temelinde yer alması,

Anlatım akışı

It's not surprising, then, that...: mantıksal bir sonucu belirtmek

It's not surprising, then, that... kalıbı, that sonrasındaki ifadeyi az önce verilen neden veya kanıtlardan beklenen bir sonuç olarak sunar. “Bunlar göz önüne alındığında, bu sonuç mantıklıdır” anlamına gelir. Burada then, zaman içindeki bir sonraki olayı değil, “bu nedenle” veya “bu durumda” anlamına yakın mantıksal bir sonucu belirtir. Ara söz niteliğinde bir bağ olarak önceki açıklamayı tamamlar ve dinleyiciyi sonuca yönlendirir.

Alıştırma

Havaalanı kar fırtınası nedeniyle kapatıldı. Hangi cümle uçuşun gecikmesini en doğal biçimde mantıksal bir sonuç olarak sunar?

  1. It's not surprising, then, that the flight was delayed.
  2. The flight delay was surprising because the airport was closed.
  3. The flight was delayed, and then the passengers boarded.
Cevabı göster

It's not surprising, then, that the flight was delayed.

Kalıp ifadeler

at the core of: temel bir rolü belirtmek

At the core of, “bir şeyin en önemli ya da temel kısmında” anlamına gelir. Bu cümlede dolanıklığın kuantum bilgi bilimi için temel olduğunu anlatır; core burada kavramsal bir çekirdektir, fiziksel bir merkez değildir. Yapı be + at the core of + isim öbeği şeklindedir. Daha büyük bir sistemin veya etkinliğin dayandığı ilkeyi, fikri ya da özelliği belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “vazgeçilmez temel” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Mutual respect is ____ a healthy friendship.

Cevabı göster

at the core of

a growing field studying Dilbilgisi

4:35

üzerine araştırmalar yapılan büyüyen bir alan,

how to use the laws of the strange quantum world

4:36

tuhaf kuantum dünyasının yasalarını nasıl kullanacağımızı inceleyen

in our macroscopic world,

4:39

makroskobik dünyamızda,

Kültür

quantum information science: bilgi için kuantum etkilerini kullanan alan

Quantum information science, kuantum durumlarının ve etkilerinin bilgiyi temsil etmek, işlemek, iletmek veya korumak için nasıl kullanılabileceğini araştıran alandır. Bu cümlede terim, dolanıklığın temel olduğu ve gelişmekte olan alanı adlandırır. Burada information science, alanın tam adının bir parçasıdır; sıradan kütüphane veya kayıt yönetimini ifade etmez. Kuantum hesaplama ve kuantum kriptografi, bu alanın içinde yer alan ya da onunla yakından bağlantılı önemli çalışma alanlarıdır.

Alıştırma

Bu cümlede quantum information science ne anlama geliyor?

  1. Temel olarak kitapları, veri tabanlarını ve sıradan iş kayıtlarını düzenlemekle ilgilenen bir alan
  2. Bilginin nasıl temsil edilebileceğini, işlenebileceğini, iletilebileceğini veya korunabileceğini incelemek için kuantum yasalarını ve etkilerini kullanan bir alan
  3. Kuantum fiziğinden özellikle kaçınan bir klasik hesaplama dalı
Cevabı göster

Bilginin nasıl temsil edilebileceğini, işlenebileceğini, iletilebileceğini veya korunabileceğini incelemek için kuantum yasalarını ve etkilerini kullanan bir alan

Dilbilgisi

a growing field studying ...: ismi niteleyen -ing yapısı

a growing field studying ... ifadesinde growing, gelişmekte olan veya önemi artan bir alanı anlatır. Ardından gelen studying ... ise field sözcüğünü niteleyen ve alanın neyi araştırdığını belirten bir -ing yapısıdır. Bu ifade a growing field that studies ... biçiminde açılabilir. İsim + -ing yapısından oluşan bu kısaltılmış biçim, yeni bir tam yan cümle başlatmadan tanımlayıcı bilgi eklediği için akademik ve bilimsel tanımlarda yaygındır. studying yeni bir temel yüklem değildir.

Alıştırma

Cümleyi that studies ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Robotics ethics is a growing field ____ how machines should make decisions.

Cevabı göster

studying

like in quantum cryptography, Kültür

4:41

örneğin kuantum kriptografide,

Kültür

quantum cryptography: kuantum ilkelerine dayalı güvenli iletişim

Quantum cryptography, yani kuantum kriptografisi, iletişimi korumaya yardımcı olmak için kuantum fiziği etkilerini kullanan alandır. En iyi bilinen uygulaması kuantum anahtar dağıtımıdır: iki taraf, gizli bir anahtar oluşturmak için kuantum durumlarını kullanır ve dinleme girişimleri fark edilebilir hâle gelebilir. Burada, kuantum bilgi biliminin makroskobik dünyada nasıl kullanılabileceğine örnek olarak verilir. cryptography, bilgiyi koruma bilimi ve yöntemleri için kullanılan İngilizce bir isimdir; gizemli yazı anlamına gelmez.

Alıştırma

Quantum cryptography ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Bir resmi gizlemek için sıradan grafik yazılımı kullanmak
  2. Mesajları kasıtlı olarak belirsiz ve anlaşılması zor yazmak
  3. İletişimi korumaya ve gizli anahtarlar oluşturmaya yardımcı olmak için kuantum etkilerini kullanmak
Cevabı göster

İletişimi korumaya ve gizli anahtarlar oluşturmaya yardımcı olmak için kuantum etkilerini kullanmak

so spies can send secure messages to each other, Dilbilgisi

4:43

böylece casusların birbirlerine güvenli mesajlar gönderebilmesi için,

Dilbilgisi

so + özne + can: amaç veya kullanım belirtmek

Burada so + özne + can + fiil, hemen önce sözü edilen şeyin amacını veya pratik kullanımını açıklar; o şeyin bir eylemi nasıl mümkün kıldığını gösterir. Bu cümlede teknoloji, casusların güvenli biçimde mesajlaşabilmesini sağlar. Bu kalıp çoğu zaman bir eylemi, aracı veya özelliği onun sayesinde yapılabilecek şeye bağlar: Do X so someone can do Y. so that yapısına yakındır ve günlük İngilizcede that çoğunlukla söylenmez.

Alıştırma

Hangi cümle, rampa kurmanın amacını so + can ile açıklıyor?

  1. We installed a ramp after wheelchair users entered the building.
  2. We installed a ramp, so wheelchair users entered the building yesterday.
  3. We installed a ramp so wheelchair users can enter the building.
Cevabı göster

We installed a ramp so wheelchair users can enter the building.

or quantum computing for cracking secret codes. Kültür

4:46

veya gizli kodları kırmak için kuantum hesaplama.

Kültür

quantum computing for cracking secret codes: kuantum bilişimle şifre kırmak

Quantum computing, bilgiyi işlemek için kuantum mekaniği etkilerini kullanan “kuantum bilişim” demektir. Bu listede önce bir alanın adını verir, ardından bu alanı olası uygulamalarından biriyle ilişkilendirir. for cracking secret codes ifadesi, “mesajları gizleyen şifre sistemlerini kırmak veya çözmek için” anlamına gelir. Burada crack mecazidir; bir şeyi fiziksel olarak parçalamak değil, korunan bilginin nasıl okunacağını bulmak demektir. Bu, olası kullanımlardan yalnızca biridir; kuantum bilişimin tek amacı değildir.

Alıştırma

quantum computing for cracking secret codes ifadesinde cracking secret codes ne anlama gelir?

  1. Bilgisayar programı kodunu daha kısa satırlara bölmek
  2. Bir şifre kitabını fiziksel olarak kırmak
  3. Mesajları gizleyen şifreleri kırmak veya çözmek
Cevabı göster

Mesajları gizleyen şifreleri kırmak veya çözmek

Everyday physics may start to look Dilbilgisi

4:49

Gündelik fizik yavaş yavaş görünmeye başlayabilir

a bit more like the strange quantum world.

4:50

o tuhaf kuantum dünyasına biraz daha fazla benzer şekilde.

Dilbilgisi

may start to look a bit more like: aşamalı değişime ilişkin temkinli bir öngörü

May, değişimin kesin değil, olası olduğunu gösterir. Start to bir değişimin başlangıcını, a bit more ise benzerliğin küçük ve aşamalı biçimde arttığını belirtir. Buradaki look like yalnızca “aynı görünüme sahip olmak” değil, “daha fazla ortak özellik taşımak” anlamındadır. may start to look a bit more like ... bütünü, bir şeyin başka bir şeye zamanla biraz daha benzeyebileceğini temkinli biçimde öngörmek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, benzerliğin giderek artacağına ilişkin temkinli bir öngörüde bulunmak için hedef yapıyı kullanıyor?

  1. Online classes already look exactly like traditional classrooms.
  2. Online classes may start to look a bit more like traditional classrooms.
  3. Online classes may remain very different from traditional classrooms.
Cevabı göster

Online classes may start to look a bit more like traditional classrooms.

Quantum teleportation may even progress so far that one day Dilbilgisi

4:53

Kuantum ışınlanması o kadar ilerleyebilir ki bir gün

Dilbilgisi

may even progress so far that one day: gelecekteki bir sonuca götüren derece

progress so far that ... yapısında far, ilerlemenin ulaştığı dereceyi belirtir; “şimdiye kadar” anlamına gelmez. That, bu gelişme düzeyinin mümkün kıldığı sonucu tanıtır; one day ise sonucu planlanmış bir tarihe değil, gelecekte belirsiz bir zamana yerleştirir. May öngörüyü belirsiz tutarken even hayal edilen gelişmenin özellikle şaşırtıcı veya iddialı olduğunu gösterir. Başka durumlara uygulanabilecek kalıp something may even progress so far that + gelecekteki sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle şaşırtıcı bir gelecek sonucunu öngörmek için may even progress so far that one day yapısını kullanıyor?

  1. Battery technology may one day make electric planes practical.
  2. So far, battery technology has made steady progress toward practical electric planes.
  3. Battery technology may even progress so far that one day electric planes could become practical.
Cevabı göster

Battery technology may even progress so far that one day electric planes could become practical.

your cat will escape to a safer galaxy Deyimler

4:57

kediniz daha güvenli bir galaksiye kaçabilir,

Deyimler

escape to a safer galaxy: mizahi bir abartı

Burada 'escape to a safer galaxy', kedinin tehlikeli deneyden uzaklaşmasını kasıtlı olarak abartılı bir şekilde hayal ettiren bir ifadedir. Neredeyse imkânsız derecede büyük bir uzaklık kullanılması, finali gerçekçi değil, eğlenceli yapar. Bu ifade ayrıca escape fiilini bir hedefe doğru hareket olarak gösterir: escape to + yer. Ciddi bir bilimsel bağlamda bunu, bir kedinin veya teknolojinin gerçekten ne yapacağına dair bir tahmin olarak değil, mizahi bir imge olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Örnekteki 'escape to a safer galaxy' kelimesi kelimesine bir bilimsel tahmin olarak kullanılmıştır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

where there are no physicists and no boxes. Anlatım akışı

5:00

fizikçilerin ve kutuların olmadığı bir yere.

Anlatım akışı

where there are no physicists and no boxes.: where ile kurulan kapanış yan cümlesi

'where there are no physicists and no boxes', hemen önce sözü edilen daha güvenli galaksiyi tanımlayan bir where yan cümlesidir; “fizikçilerin ve kutuların olmadığı bir yerde” anlamına gelir. Yan cümle, yeni bir konu başlatmak yerine hayal edilen hedefin koşullarını ekler. Tekrarlanan physicists ve boxes isimleri, daha önce anlatılan Schrödinger'in kedisi düzenine gönderme yapar. Bu gönderme sona yerleştirilerek konuşmacı, kedinin neden kaçmak isteyeceğini gösterir ve şakayı tamamlar.

Alıştırma

Bu pasajda, where ile başlayan son yan cümlenin temel işlevi nedir?

  1. Hayal edilen galaksiyi tanımlar ve önceki fizikçiler ve kutular düzenine gönderme yapar.
  2. Gerçek bir galaksi hakkında doğrulanmış astronomi bilgileri verir.
  3. Kediyle ilgisi olmayan yeni bir deney başlatır.
Cevabı göster

Hayal edilen galaksiyi tanımlar ve önceki fizikçiler ve kutular düzenine gönderme yapar.