Gizli Şehri Yöneten Londra'nın Gizli Belediye Başkanı: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
1.060 kelime 201 kel/dk

Video özeti: Video, City of London'ın bin yıllık yönetimini, şirket oylarını, livery companies yapılarını ve maaşsız Lord Mayor'ın dolaylı seçimini açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyindeki resmî from time immemorial, bir kurumun kayıtlı hafızadan önce de var olduğunu, özellikle hukuk ve tarih bağlamında anlatır. 2. Dilbilgisi ve cümle kalıbı olan the bigger ... the more, iki miktarın birlikte değiştiğini gösterir ve orantılı ilişkileri açıkça ifade eder. 3. Deyim ve mecaz kapsamındaki gündelik Britanya sözü clever clogs, kendini çok akıllı sanan birine yönelik takılma ya da hafif eleştiriyi belirtir; clogs gerçek ayakkabı değildir.

Bu derste

The City of London is a unique place.

0:00

Londra Şehri (City of London) eşsiz bir yerdir.

It's the city in a city in a country in a country

0:03

O, bir ülkenin içindeki ülkenin içindeki şehrin içindeki şehirdir

that runs its government with perhaps

0:05

ve hükümetini muhtemelen

the most complicated elections in the world

0:07

dünyanın en karmaşık seçimleriyle yöneten,

involving medieval guilds,

0:09

orta çağ loncalarını,

modern corporations,

0:10

modern şirketleri,

mandatory titles,

0:11

zorunlu unvanları,

and fancy hats,

0:12

ve süslü şapkaları barındıran,

all of which are connected Dilbilgisi

0:13

ve tüm bunların birbirine

in this horrifying org chart.

0:14

bu korkunç organizasyon şemasında bağlandığı.

Dilbilgisi

Bir listenin tamamına gönderme yapan all of which

Bu cümlede all of which, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which önceki listenin tamamına—Orta Çağ loncalarına, modern şirketlere, zorunlu unvanlara ve gösterişli şapkalara—gönderme yapar; all ise şemadaki bağlantının listedeki her unsur için geçerli olduğunu belirtir. Yeni bir cümle başlatmadan bütün unsurların paylaştığı bir bilgiyi eklemek için isim veya liste + virgül + all of which + fiil yapısını kullanın. Which birden fazla sayılabilen şeye gönderme yaptığında all of which are connected örneğindeki gibi çoğul fiil kullanılır.

Alıştırma

Bilginin listedeki her unsur için geçerli olduğunu gösteren üç sözcüklü ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The kit contains a torch, a compass, and a whistle, ____ are waterproof.

Cevabı göster

all of which

Why so complicated?

0:17

Neden bu kadar karmaşık?

Though the new skyscrapers might make you think Anlatım akışı

0:18

Yeni gökdelenler size Londra Şehri'nin

the City of London is relatively young,

0:20

nispeten genç olduğunu düşündürebilir,

it's actually the oldest continuous government

0:22

fakat aslında Büyük Britanya adasındaki

on the island of Great Britain.

0:24

en eski kesintisiz hükümettir.

Anlatım akışı

Beklentiyi tersine çeviren Though ... it's actually

Though, dış görünüşe dayalı düşünceyi bir ödün olarak önce sunar: modern gökdelenler Londra Şehri'nin genç görünmesine yol açabilir. Ana cümle daha sonra it's actually ifadesini kullanarak bu beklentinin yerine yönetimin çok eski olduğu temel gerçeğini koyar. Böylece açık bir bilgi düzeni oluşur: Though + akla yatkın izlenim, actually içeren ana cümle + düzeltme. İlk bölüm karşıtlığı hazırlar; ikinci bölüm konuşanın kabul etmenizi istediği ana mesajı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle önce olası bir izlenimi kabul edip ardından ana bilgiyle onu düzeltir?

  1. The library looks new, and it's probably only a few years old.
  2. Though the library is more than a century old, it's actually very old.
  3. Though the library looks new, it's actually more than a century old.
  4. Because the library looks new, it's actually more than a century old.
Cevabı göster

Though the library looks new, it's actually more than a century old.

The City of London predates the empire

0:26

Londra Şehri, Victoria'nın yönettiği

that Victoria ruled

0:28

imparatorluktan,

the kingdoms Anne united

0:29

Anne'in birleştirdiği krallıklardan

and the Magna Carta

0:30

ve John'un isteksizce imzaladığı

that John reluctantly signed.

0:31

Magna Carta'dan bile daha eskiye dayanır.

While the London which surrounds the city

0:33

Şehri çevreleyen Londra,

only got to electing its first mayor in 2000,

0:35

ilk belediye başkanını ancak 2000 yılında seçebilirken,

the list of mayors who've governed the City of London

0:38

Londra Şehri'ni yöneten belediye başkanlarının listesi

is almost 700 people long

0:40

yaklaşık 700 kişi uzunluğunda olup,

going back more than a thousand years. Öbek fiiller

0:43

binden fazla yıl öncesine gitmektedir.

Öbek fiiller

going back ile tarihsel bir zaman aralığı belirtmek

going back more than a thousand years ortaç öbeği, listenin geçmişte bin yıldan daha geriye uzanan bir dönemi kapsadığını belirtir. Listenin önceki tanımına bilgi ekler; listenin veya belediye başkanlarının fiziksel olarak bir yere geri döndüğü anlamına gelmez. Bir gelenek, kayıt, kurum, ilişki veya hikâye uzak geçmişte başladıysa ya da o zamana kadar izlenebiliyorsa go back bu anlamda kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede going back, bir şeyin geçmişte ne kadar geriye uzandığını anlatır?

  1. Please go back and check the first question.
  2. The museum's oldest records go back nearly four hundred years.
  3. We are going back to the museum after lunch.
Cevabı göster

The museum's oldest records go back nearly four hundred years.

The City of London's government is so old Dilbilgisi

0:45

Londra Şehri'nin hükümeti o kadar eskidir ki

that there's no surviving record

0:47

tam olarak ne zaman doğduğuna dair

of exactly when it was born.

0:49

günümüze ulaşan hiçbir kayıt yoktur.

Dilbilgisi

so old that: sonuca yol açan derece

so old that yapısında so, old sıfatının derecesini güçlendirir; that ise sonucu tanıtır: Yönetimin tam olarak ne zaman başladığını belirten hiçbir kayıt günümüze ulaşmamıştır. Kalıp so + sıfat/zarf + that + yan cümledir. Bu kalıp, aşırı bir dereceyi onun sonucuyla bağlar. Burada so, bütün sonuç yapısının bir parçasıdır; tek başına ‘bu nedenle’ anlamına gelmez.

Alıştırma

so ... that sonuç kalıbını old ile tamamlayın: The castle was ____ nobody knew who built it.

Cevabı göster

so old that

There are only documents like the Magna Carta

0:51

Yalnızca Magna Carta gibi,

which mention the pre-existing powers

0:53

o dönemde Londra Şehri'nin

the City of London already had

0:55

zaten sahip olduğu önceden var olan güçlerinden

at that point in time.

0:57

bahseden belgeler mevcuttur.

So, while a government like the United States

0:58

Dolayısıyla, Amerika Birleşik Devletleri gibi bir hükümet

is officially gets its power from the people

1:00

gücünü resmi olarak halktan alırken

and Parliament gets its power from the Crown,

1:02

ve Parlamento gücünü Kraliyet'ten alırken,

which in turn gets it from God, Anlatım akışı

1:05

Kraliyet de gücünü Tanrı'dan alırken,

Anlatım akışı

in turn: zincirdeki bir sonraki halkayı belirtmek

which in turn gets it from God yan cümlesinde which, the Crown ifadesine; it ise power sözcüğüne gönderme yapar. In turn, Kraliyet'in zincirdeki bir sonraki halka olduğunu gösterir: Parlamento gücü Kraliyet'ten alır, Kraliyet de ardından bu gücü Tanrı'dan alır. Okuru sıralı bir neden, sonuç, görev veya aktarım zincirinde yönlendirmek için in turn kullanılır. Bu ifade, ilgisiz gerçekleri yan yana sıralamak yerine bir aşamayı ondan sonra gelen aşamaya bağlar.

Alıştırma

Zinciri, derste öğrendiğiniz iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The board gives each department a budget, and each department ____ decides how to spend it.

Cevabı göster

in turn

the City of London gets its power from time immemorial, Kelime

1:06

Londra Şehri gücünü çok eski çağlardan alır,

meaning that the city is so old it just is.

1:10

bu da şehrin o kadar eski olduğu, sadece var olduğu anlamına gelir.

Kelime

from time immemorial: başlangıcı hatırlanamayacak kadar eski

From time immemorial, başlangıcı kimsenin hatırlayamayacağı veya kaydedemeyeceği kadar uzak bir geçmişten beri demektir. Bu paralel cümlede ifade, gets its power from sonrasında kaynak yerini mizahi biçimde doldurur; ancak gerçek bir güç vereni ya da tarihi adlandırmaz. City'nin yetkisinin çok eski ve başlangıcının izlenemez olduğunu söyler. Bilerek kullanılan görkemli ifade şakayı güçlendirir: açıklama, net bir yetki kaynağı vermek yerine City'nin son derece eski oluşunu varlığını haklı çıkarmaya yeterli sayar.

Alıştırma

Hangi cümle from time immemorial ifadesini alışılmış resmî ve tarihsel anlamıyla kullanıyor?

  1. The museum will close from time immemorial at six.
  2. I have been waiting for the bus from time immemorial.
  3. Villagers say this spring has been sacred from time immemorial.
Cevabı göster

Villagers say this spring has been sacred from time immemorial.

And that age brings with it

1:13

Ve bu yaş, beraberinde

unusual and complicated traditions.

1:15

alışılmadık ve karmaşık gelenekleri getirir.

The most notable of these, perhaps,

1:17

Bunlardan belki de en dikkat çekeni,

is that in City of London elections,

1:19

Londra Şehri seçimlerinde,

companies get votes.

1:21

şirketlerin oy hakkı olmasıdır.

Quite a lot, actually.

1:22

Aslında oldukça fazla.

About 3/4 of the votes cast in city elections

1:23

Şehir seçimlerinde kullanılan oyların yaklaşık 3/4'ü

are from companies

1:26

şirketlerden gelir,

with the remaining 1/4 from residents.

1:27

kalan 1/4'ü ise sakinlerden gelir.

The way it works is that the bigger a company is, Notlar

1:29

Sistem şu şekilde işler: Bir şirket ne kadar büyükse,

the more votes it gets from the City of London.

1:32

Londra Şehri'nden o kadar fazla oy hakkı alır.

Anlatım akışı

The way it works is that: bir mekanizmayı açıklamaya başlamak

The way it works is that, sırada bir mekanizmanın nasıl çalıştığına dair açıklama olduğunu gösterir. Buradaki way, yol veya güzergâh değil, bir şeyin çalışma biçimi anlamındadır. That ile başlayan bölüm somut kuralı verir: Şirketin büyüklüğü ile oy sayısı birlikte artar. Bu kalıp, açıklamayı ne olduğundan sistemin bu sonucu nasıl ürettiğine taşır.

Alıştırma

Bir mekanizmayı tanıtan kalıbı tamamlayın: “The way it ____ that each player gets one turn per round.”

Cevabı göster

works is

Dilbilgisi

the bigger ... the more: bağlantılı karşılaştırmalı değişim

the + comparative ..., the + comparative ... eşleşmiş yapısında iki miktar birbiriyle bağlantılı olarak değişir. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise ona bağlı sonucu verir. Burada şirketin büyüklüğü arttıkça oy sayısının da arttığı anlatılır. Her iki the da bu yapının sabit işaretidir; belirli bir şirketi seçen normal belirli tanımlıklar değildir.

Alıştırma

Pratik arttıkça özgüvenin de arttığını göstermek için eşleşmiş karşılaştırma yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The more you practice, the more confident you become.
  2. More you practice, more confident you become.
  3. The most you practice, the most confident you become.
Cevabı göster

The more you practice, the more confident you become.

The companies then give their votes to select employees

1:34

Şirketler daha sonra oylarını şehir içinde çalışan

who work but do not live within the city,

1:37

fakat yaşamayan seçilmiş çalışanlarına verir

and it's these employees who do the actual voting at election time. Dilbilgisi

1:39

ve seçim zamanı asıl oylamayı yapanlar bu çalışanlardır.

Dilbilgisi

it's these employees who: gerçek eylem sahibini vurgulamak

It is/was + odaklanan kişi veya kişiler + who + yan cümle kalıbı bir it-cleft, yani yarık cümle yapısıdır. Burada it's these employees who ifadesi these employees bölümünü odağa alır: şirketler oyları dağıtır, fakat oyları fiilen kullanan kişiler çalışanlardır. who ile başlayan yan cümle, odaktaki çalışanların ne yaptığını anlatır; ayrı bir grup tanıtmaz. Bu yapıyı bir beklentiyi düzeltmek veya “Kim?” sorusunun cevabını özellikle açık hâle getirmek için kullanın.

Alıştırma

Nina'yı vurgulamak için cümleyi it was ... who yapısıyla tamamlayın: ____ repaired the bike, not Leo.

Cevabı göster

It was Nina who

The result is that the Common Council,

1:43

Sonuç olarak, Londra Şehri'nin

the bureaucratic beating heart of the City of London, Deyimler

1:45

bürokratik atan kalbi olan Ortak Konsey (Common Council),

has about 20 Common Councilors

1:47

şehrin sakinleri tarafından seçilen

elected by residents of the city

1:49

yaklaşık 20 konsey üyesine

and about 80 elected by companies of the city.

1:50

ve şehrin şirketleri tarafından seçilen yaklaşık 80 üyeye sahiptir.

Deyimler

bureaucratic beating heart: idari merkezi anlatan bir mecaz

Beating heart, daha büyük bir sistemin çalışmasını sağlayan etkin merkezi anlatan bir mecazdır. Bu cümlede Common Council, şehrin yönetiminin vazgeçilmez merkezi olarak sunulur. bureaucratic sıfatı bu imgeyi sınırlar: Burada Londra'nın fiziksel veya coğrafi merkezi değil, resmî idare ve karar alma süreçlerinin kalbi anlatılır.

Alıştırma

Bu cümlede bureaucratic beating heart ne anlama geliyor?

  1. Şehrin coğrafi orta noktası
  2. İçinde gerçekten atan bir kalp bulunan oda
  3. İdarenin çalışmasını sağlayan ana merkez
Cevabı göster

İdarenin çalışmasını sağlayan ana merkez

The reasoning behind this unusual tradition is

1:53

Bu alışılmadık geleneğin ardındaki mantık şudur:

that for every one person who lives in the City of London, Dilbilgisi

1:55

Londra Şehri'nde yaşayan her bir kişiye karşılık,

43 people commute in every day.

1:58

her gün 43 kişi işe gidip gelmektedir.

Dilbilgisi

for every one person ... 43 people: oran ifade etme

For every one person, ilk gruptaki bir kişiyi referans miktar olarak belirler; 43 people ise ikinci gruptaki karşılık gelen sayıyı verir. Bu nedenle bölge sakinleri ile işe gidip gelenlerin genel oranı 1'e 43'tür. Bu, istatistiksel bir ilişkidir. Her sakinin şahsen 43 kişiyi getirdiği anlamına gelmez. for every X, Y yapısıyla bir miktarı temel alıp ona karşılık gelen başka bir miktarı gösterebilirsin.

Alıştırma

"For every one library, there are three playgrounds" cümlesi ne anlatır?

  1. Genel oran, bir kütüphaneye karşılık üç oyun alanıdır.
  2. Her kütüphanenin üç oyun alanı vardır.
  3. Toplamda tam olarak dört yer vardır.
Cevabı göster

Genel oran, bir kütüphaneye karşılık üç oyun alanıdır.

In total, that's 300,000 commuters

2:01

Toplamda, bu 300.000 çalışanın

using city services

2:04

şehir hizmetlerini kullandığı

and whose employment depends on the City of London being business-friendly. Dilbilgisi

2:05

ve istihdamlarının Londra Şehri'nin iş dünyası dostu olmasına bağlı olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

depends on ... being business-friendly: bir koşul belirtme

Depends on, «bağlı olmak» veya «bir koşul olarak gerektirmek» anlamına gelir. Burada işe gidip gelenlerin istihdamı, yalnızca Londra Şehri iş dünyasına dost kalırsa güvendedir. The City of London being business-friendly, on edatından sonra gelen bir -ing yan cümlesidir. The City of London, being'in öznesidir; business-friendly ise onun durumunu açıklar. Being burada devam eden zaman oluşturmaz; yan cümlenin tamamı on'un tamamlayıcısıdır ve gerekli koşulu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi depend on + isim + being yapısıyla tamamlayın. depend fiilinin doğru biçimini kullanın: Our success ____ the website ____ easy to use.

Cevabı göster

depends on · being

The man in charge of the Common Council

2:09

Ortak Konsey'den sorumlu olan

and who heads the city's government

2:11

ve şehrin hükümetinin başındaki kişi

is the Right Honorable the Lord Mayor of London. Kültür

2:12

Saygıdeğer Londra Belediye Başkanıdır (Lord Mayor of London).

Kültür

Right Honorable the Lord Mayor of London: ayrı bir makam

Right Honorable the Lord Mayor of London burada Londra'nın merkezindeki küçük ve tarihî bölge olan City of London'ın sivil yöneticisi için kullanılan tam resmî unvandır. Right Honorable bir saygı ifadesidir; Lord Mayor ise belirli bir makamın adıdır. Yalnızca mayor sözcüğünün daha gösterişli bir biçimi değildir. Bu makam, Greater London Authority'yi yöneten ve Londra genelindeki stratejik konularla ilgilenen Mayor of London makamından ayrıdır. Haberlerde, tarih metinlerinde veya yerel yönetim bağlamlarında Lord sözcüğünün bulunup bulunmaması hangi makamın kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Londra genelindeki belediye başkanını değil, City of London Corporation'ın sivil yöneticisini belirten unvan hangisidir?

  1. the Right Honorable the Lord Mayor of London
  2. the Mayor of London
Cevabı göster

the Right Honorable the Lord Mayor of London

Now, suppose you want to be Lord Mayor.

2:15

Şimdi, Belediye Başkanı olmak istediğinizi varsayalım.

Surely, just as in that other London,

2:18

Elbette, tıpkı o diğer Londra'daki gibi,

all you'll need do is Dilbilgisi

2:20

tek yapmanız gereken

A, be a British Commonwealth or EU citizen

2:21

A, İngiliz Milletler Topluluğu veya AB vatandaşı olmak,

who has B, lived in the city for a year

2:24

B, şehirde bir yıl yaşamış olmak

and who C, wins the election.

2:26

ve C, seçimi kazanmaktır.

Dilbilgisi

all you'll need do is: gerekli tek eyleme odaklanma

all you'll need do is ifadesinde all, “tek şey” anlamına gelir. you'll need do yan cümlesi gerekli olacak tek eylemi belirtir, is ise eylemin kendisini tanıtır: all you'll need do is + fiilin yalın hâli. Yerleşik bu Britanya İngilizcesi kalıbında need sözcüğünden sonra to olmadan do gelir. Daha yaygın ve tarafsız biçim all you'll need to do is + fiilin yalın hâli şeklindedir. is sonrasında fiilin yalın hâlini kullanmak doğaldır: All you'll need to do is wait.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kısa Britanya İngilizcesi kalıbıyla tamamlayın: All ____ press the green button.

Cevabı göster

you'll need do is

Right?

2:28

Değil mi?

No.

2:29

Hayır.

In the City of London, that's not nearly enough. Kalıp ifadeler

2:30

Londra Şehri'nde bu kesinlikle yeterli değildir.

Kalıp ifadeler

not nearly enough: gereken düzeyin çok altında

Bu cümlede not nearly enough, “gereken miktarın veya düzeyin çok altında” demektir. not enough ifadesinden daha güçlü bir değerlendirmedir: aradaki fark küçük değil, büyüktür. Burada nearly, koşulun neredeyse karşılandığı anlamına gelmez. not sözcüğünden sonra olumsuz karşılaştırmayı güçlendirir: not nearly X, “X'e yaklaşmaya bile yetmemek” anlamındadır.

Alıştırma

Bir ekibin 100 imzaya ihtiyacı var, ancak yalnızca 12 imzası bulunuyor. Hangi cümle eksikliğin ne kadar büyük olduğunu en iyi vurgular?

  1. Twelve signatures are more than enough.
  2. Twelve signatures are not nearly enough.
  3. Twelve signatures are nearly enough.
  4. Twelve signatures are not enough.
Cevabı göster

Twelve signatures are not nearly enough.

Ready for the qualifications list?

2:33

Yeterlilikler listesi için hazır mısınız?

Before you can even run for Lord Mayor, Dilbilgisi

2:34

Belediye Başkanı olmak için aday bile olmadan önce,

you need to have been a sheriff of the City of London.

2:36

Londra Şehri'nin bir şerifi olmuş olmanız gerekir.

Dilbilgisi

Before you can even ... you need to have been: önceden gereken bir yeterlilik

Before you can even run for Lord Mayor yan cümlesi, önce geçilmesi gereken bir koşul koyar. Even vurgu ekler: daha önce karşılanması gereken bir yeterlilik bulunduğundan henüz aday olmak bile mümkün değildir. You need to have been a sheriff yapısı, need ile tamamlanmış mastar to have been yapısını kullanır. Kişinin sonraki eylemden önce bu görevi zaten yapmış olması gerektiğini belirtir. Kişinin şu anda hâlâ şerif olması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Koşulu be fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: Before you can even apply for the director role, you need to ____ a department manager for at least three years.

Cevabı göster

have been

But before you can be sheriff,

2:39

Fakat şerif olmadan önce,

you need to be an alderman. Kültür

2:41

bir meclis üyesi (alderman) olmanız gerekir.

What's an alderman?

2:42

Meclis üyesi nedir?

Kültür

Londra Şehri'nde an alderman

Bu cümlede an alderman, Londra Şehri'nin seçimle gelen 25 görevlisinden birini ifade eder ve her seçim bölgesini bir kişi temsil eder. Bu kişiler birlikte Court of Aldermen adlı kurulu oluşturur. Burada bu görev, sheriff olma yeterlilik zincirindeki belirli bir aşamadır. Herhangi bir yerel meclis üyesi anlamına gelmez; ayrıca alderman unvanının görevleri başka yerlerde veya tarihsel dönemlerde farklı olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede an alderman ne anlama geliyor?

  1. Londra Şehri'nin seçim bölgelerinde seçilen görevlilerden biri
  2. Hukuken özgür olan herhangi bir kişi
  3. Birleşik Krallık Parlamentosunun herhangi bir üyesi
Cevabı göster

Londra Şehri'nin seçim bölgelerinde seçilen görevlilerden biri

Well, the City of London is divided into 25 wards

2:43

Şöyle ki, Londra Şehri 25 bölgeye (ward) ayrılmıştır

and each ward elects one alderman

2:47

ve her bölge, kendisini Ortak Konsey'in bir alt bölümü olan

to represent it on the Court of Aldermen,

2:49

Meclis Üyeleri Mahkemesi'nde (Court of Aldermen) temsil etmesi için

a subsection of the Common Council.

2:51

bir meclis üyesi seçer.

But before you can run for alderman,

2:53

Fakat meclis üyesi olmak için aday olmadan önce,

you need to gain freeman status. Kültür

2:55

özgür yurttaş statüsü (freeman status) kazanmanız gerekir.

Kültür

Londra Şehri'nde gain freeman status

Bu cümlede freeman status, Freedom of the City of London adı verilen resmî statüyü ifade eder. Londra Şehri'nin tarihsel sistemi içindeki bir kent yeterliliğidir ve burada alderman adayı olunmadan önce edinilmesi gerekir. Bu statü, şehir yetkilileri veya bir livery company ile bağlantılı yollar da dâhil olmak üzere Londra Şehri'nin resmî süreçleriyle kazanılır. Yalnızca özgür bir kişi olmak anlamına gelmez; vatandaşlık veya uyrukluk da değildir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadenin aynısıyla tamamlayın: Before she can stand for election as an alderman, she must first ____.

Cevabı göster

gain freeman status

And who gives out freeman status?

2:57

Peki özgür yurttaş statüsünü kim verir?

Why, none other than the very Court of Aldermen Kalıp ifadeler

2:59

Ne tesadüf ki, tam da seçilmeye çalıştığınız

you're trying to get elected to,

3:01

Meclis Üyeleri Mahkemesi,

which might just seem like a conflict of interest. Kalıp ifadeler

3:03

ki bu da çıkar çatışması gibi görünebilir.

Kalıp ifadeler

none other than: vurgulu bir kimlik açıklaması

None other than, kimliği açıklanan kişi, grup veya şeyi tanıtır ve bunun şaşırtıcı ya da özellikle dikkat çekici olduğunu belirtir. Burada kurumun tam da söz konusu belediye meclisi olduğunu vurgular. Başka bir kurumun bulunmadığı anlamına gelmez. none other than + isim öbeğini, tam olarak bu beklenmedik veya dikkat çekici kişi ya da şey anlamına gelen kalıplaşmış bir vurgu yapısı olarak düşünün.

Alıştırma

Kimliği şaşırtıcı bir açıklama hâline getiren kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The person who found my phone was ____ my new neighbor.

Cevabı göster

none other than

Kalıp ifadeler

a conflict of interest: görev ile özel çıkarın çatışması

A conflict of interest, bir kişinin veya kuruluşun adil davranma görevinin özel bir kazanç, ilişki veya başka bir çıkar nedeniyle etkilenebileceği durumdur. Bu ifadede interest, merak veya hobi değil, mali ya da kişisel bir çıkar anlamına gelir. İfade, tarafsız karar verme açısından bir riski anlatır; tek başına birinin dürüst olmayan bir davranışta bulunduğunu kanıtlamaz. Cümlede kurumsal rollerin çakışması bu riski yaratır.

Alıştırma

Bir belediye meclisi üyesi, sahibi olduğu bir şirketin sözleşmesi hakkında oy kullanmak zorundadır. Etik sorunu en iyi hangi ifade adlandırır?

  1. a difference of opinion
  2. a conflict of interest
  3. a personal interest
Cevabı göster

a conflict of interest

Luckily, there is another way to get freeman status.

3:06

Neyse ki, özgür yurttaş statüsü almanın başka bir yolu daha var.

Join one of the city's guilds.

3:09

Şehrin loncalarından birine katılmak.

Sadly, they aren't called guilds,

3:11

Ne yazık ki bunlara lonca denmiyor,

they're called livery companies, Kültür

3:13

bunun yerine 'livery companies' (üniformalı şirketler) deniyor,

Kültür

livery companies: Londra Şehri'nin tarihî meslek kuruluşları

Burada livery companies, Londra Şehri'ndeki resmen tanınmış tarihî meslek kuruluşlarının yerleşik adıdır. Bu kuruluşlar Orta Çağ loncalarından gelişmiştir. Günümüzde birçoğu ağırlıklı olarak hayır işlerini ve kent törenlerini desteklerken bazıları hâlâ ilgili sektörlere veya mesleklere hizmet eder. İfadenin tamamı bir kurum türünü adlandırır. Üniforma üreten veya araçların renk düzenini tasarlayan sıradan şirketler anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede livery companies terimi neyi ifade ediyor?

  1. Londra Şehri'ndeki tarihî ve resmen tanınmış meslek kuruluşları
  2. Teslimat görevlileri için üniforma üreten şirketler
  3. Araçları aynı görünümde olan modern taşımacılık şirketleri
Cevabı göster

Londra Şehri'ndeki tarihî ve resmen tanınmış meslek kuruluşları

a name which is both more boring and less descriptive, Dilbilgisi

3:14

ki bu isim hem daha sıkıcı hem de daha az tanımlayıcıdır,

Dilbilgisi

both more boring and less descriptive: paralel karşılaştırmalar

Both ... and, aynı anda doğru olan iki betimlemeyi birbirine bağlar. Burada both hem more boring hem de less descriptive ifadelerini kapsar. Böylece konuşmacı adı iki ayrı ölçüte göre eleştirir: ad daha az ilgi çekicidir ve neyi adlandırdığı hakkında daha az bilgi verir. Bağlanan bölümleri paralel yapıda tutun. is both ifadesinden sonra iki karşılaştırmalı sıfat öbeği gelir: more + boring ve less + descriptive. Karşılaştırmalar farklı yönlerde olsa da dilbilgisel olarak paralel kalabilir.

Alıştırma

harder to use ve less helpful ifadelerini both ... and ile bağlayın: The update is ____.

Cevabı göster

both harder to use and less helpful

but the remnants of medieval guilds many of them are. Dilbilgisi

3:17

fakat bunların çoğu orta çağ loncalarının kalıntılarıdır.

Dilbilgisi

the remnants of medieval guilds ... many of them are: tamamlayıcının öne alınması

Belirgin biçimde devrik olan bu cümlede the remnants of medieval guilds ad öbeği, are fiilinin yüklem tamamlayıcısıdır; ancak cümlenin başına taşınmıştır. Dil bilgisel özne many of them, bağlayıcı fiil ise are'dır. Olağan sıra şöyledir: but many of them are the remnants of medieval guilds. Bu öne alma, sonucu daha güçlü biçimde vurgular ve cümleye bilinçli olarak eski, teatral ya da mizahi bir ritim verir. Yapıyı vurgu için yapılmış bir sıralama değişikliği olarak okuyun; many of them ifadesini guilds sözcüğünü niteleyen bir unsur sanmayın.

Alıştırma

Hangi cümle aynı temel önermeyi çağdaş İngilizcenin olağan söz dizimiyle verir?

  1. Many of them are the remnants of medieval guilds.
  2. The medieval guilds are many of their remnants.
  3. Many medieval guilds are the remnants of them.
Cevabı göster

Many of them are the remnants of medieval guilds.

And within the city,

3:19

Ve şehrin içinde,

there are 108 of them to choose from,

3:20

aralarından seçim yapabileceğiniz 108 tane vardır,

including but not limited to Kalıp ifadeler

3:23

bunlara aşağıdakiler de dâhildir ancak bunlarla sınırlı değildir:

Kalıp ifadeler

including but not limited to: eksiksiz olmayan bir liste

Beş kelimelik including but not limited to ifadesi örnekler sunarken listenin tam olmadığını açıkça belirtir. Burada ardından gelen maddeler, 108 seçenekten yalnızca bazılarıdır. İfadenin tamamını tek bir listeleme kalıbı olarak ele alın. But, iki düşünce arasında karşıtlık kurmaz; not limited to ile birlikte çalışarak kategoriyi adı verilen örneklerin ötesindeki üyelere de açık tutar.

Alıştırma

Listeyi açıkça açık uçlu tutan beş kelimelik ifadeyle resmî duyuruyu tamamlayın: The membership fee covers several services, ____ workshops and online support.

Cevabı göster

including but not limited to

the apothecaries,

3:24

eczacılar,

the fishmongers,

3:25

balıkçılar,

the masons,

3:26

duvar ustaları,

the mercers,

3:26

ipek tüccarları,

the scientific instrument makers,

3:27

bilimsel alet üreticileri,

the bankers,

3:28

bankacılar,

the shipwrights,

3:29

gemi yapımcıları,

the wheelwrights,

3:29

tekerlek yapımcıları,

the butchers,

3:30

kasaplar,

the bakers,

3:30

fırıncılar,

two different candlestick makers,

3:30

iki farklı şamdan üreticisi,

and the most exciting of all,

3:32

ve hepsinden en heyecan vericisi,

the chartered accountants.

3:34

yeminli mali müşavirler.

Many of these guilds,

3:35

Bu loncaların birçoğu,

like the fletchers,

3:36

ok yapımcıları gibi,

have become charities,

3:37

yardım kuruluşlarına dönüşmüştür,

but some are still active,

3:38

ancak İngiliz madeni paralarının kalitesini test eden kuyumcular

such as the goldsmiths who test the quality of British coinage

3:39

ve taksi şoförlerine lisans veren

and the hackney carriage drivers

3:42

at arabası sürücüleri (hackney) gibi

who license taxi drivers.

3:44

bazıları hala aktiftir.

To join one of these guilds,

3:46

Bu loncalardan birine katılmak için

you'll either need to meet the professional requirements

3:47

ya mesleki gereklilikleri karşılamanız

or for the charities,

3:49

ya da tuhafiyeciler gibi

like the haberdashers,

3:50

yardım kuruluşları için,

you'll need the approval of two existing members.

3:51

mevcut iki üyenin onayını almanız gerekecektir.

If you meet none of the livery companies membership requirements

3:54

Eğer livery şirketlerinin üyelik koşullarından hiçbirini karşılamıyorsanız

but you think you'll be a clever clogs Deyimler

3:56

ama kurnazlık yapıp

and start your own livery company

3:58

kendi livery şirketinizi kurmayı

and grant yourself freeman status,

3:59

ve kendinize özgür yurttaş statüsü vermeyi düşünüyorsanız,

Deyimler

clever clogs: kendini fazla zeki sanan biriyle alay etmek

Bu cümlede clever clogs, kendini özellikle zeki sanan bir kişiyi anlatan, Britanya İngilizcesine özgü samimi bir ifadedir. Konuşmacı, birinin yeni bir kuruluş kurarak üyelik kurallarını alt etmeye çalıştığını varsayıyor. Bu, tarafsız bir övgü değildir. Burada, akıllıca bir açık bulduğuna çok güvenen kişiyle şakacı biçimde alay edilir veya kişi hafifçe eleştirilir. Bu deyimde clogs, tahta ayakkabı anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “Nice try, clever clogs, but that shortcut is not allowed.” clever clogs nasıl bir tutum gösteriyor?

  1. Zekâyla ilgili tarafsız bir övgü
  2. Tahta ayakkabılara gerçek anlamıyla yapılan bir gönderme
  3. Kendisini fazla zeki sanan biriyle şakacı biçimde alay etme veya onu hafifçe eleştirme
Cevabı göster

Kendisini fazla zeki sanan biriyle şakacı biçimde alay etme veya onu hafifçe eleştirme

tough luck because new livery companies Ton ve niyet

4:01

şansınıza küsün, çünkü yeni livery şirketlerinin

need to be approved by,

4:03

tahmin ettiğiniz üzere,

Ton ve niyet

Tough luck: anlayış mı, baştan savma mı

Tough luck, kötü şansla ilgili bir yorum gibi görünür; ancak etkisi bağlama göre değişir. Sıcak bir ses tonuyla söylendiğinde kısa bir anlayış ifadesi olabilir. Burada because kelimesinden önce gelir ve varsayılan planı reddeder: “ne yazık ki bu yöntem senin için işe yaramayacak.” Ton doğrudan ve biraz alaycıdır; içten bir özürden çok soğuk bir “yazık oldu” sözüne yakındır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız evcil hayvanının ciddi biçimde hasta olduğunu söylüyor. “Tough luck” düşünceli bir cevap mıdır?

  1. Evet, sıcak bir anlayış gösterir.
  2. Hayır, soğuk ve baştan savıcı duyulabilir.
Cevabı göster

Hayır, soğuk ve baştan savıcı duyulabilir.

you guessed it, Ton ve niyet

4:04

Meclis Üyeleri Mahkemesi tarafından

the Court of Aldermen.

4:05

onaylanması gerekmektedir.

Ton ve niyet

Tahmin edilebilir cevabı açıklayan “you guessed it”

“You guessed it”, anlatıcının doğrudan dinleyiciye seslendiği bir ara sözdür. Burada Aldermen Meclisi, daha önce tekrar tekrar geçtiği için dinleyicilerin zaten tahmin edebileceği cevap olarak sunulur. Bu, gerçekten cevap isteyen bir soru değil, söz sanatına dayalı bir ifadedir. Beklenen sonucu açıklarken şakacı veya hafif alaycı bir ton katar.

Alıştırma

Konuşan bu cümlede “you guessed it” diyerek neyi belirtir?

  1. Daha önce söylenenlere göre cevap tahmin edilebilir.
  2. Konuşan, onayı hangi makamın verdiğinden emin değildir.
  3. Dinleyiciler durup gerçek bir cevap vermelidir.
Cevabı göster

Daha önce söylenenlere göre cevap tahmin edilebilir.

But let's assume one way or another, Deyimler

4:06

Ancak öyle ya da böyle,

you get the official freeman status certificate.

4:08

resmi özgür yurttaş statüsü sertifikasını aldığınızı varsayalım.

Deyimler

Belirtilmemiş bir yöntem için “one way or another”

“let’s assume one way or another, you get...” ifadesinde one way or another kesin yolu belirtmez ve açıklamayı ortak sonuca, yani belgenin alınmasına taşır. Bu ifade “bir şekilde” veya “bir yöntemle” anlamına gelir. Mevcut yöntemler farklı ya da karmaşık olduğunda veya o anki konu için önemli olmadığında kullanışlıdır; fiziksel bir yön seçmekten söz etmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir yöntemle; kesin yöntemin önemi yok” anlamındaki kalıpla tamamlayın: We will solve this problem ____.

Cevabı göster

one way or another

Now you can finally run for alderman of a ward

4:11

Lord Şansölye Danışma Komitesi

after the Lord Chancellor's Advisory Committee

4:13

de sizi onayladıktan sonra,

also approves of you.

4:16

artık nihayet bir bölgenin meclis üyesi adayı olabilirsiniz.

But that small barrier passed, Dilbilgisi

4:17

Ancak o küçük engeli aştıktan sonra,

you can win election as alderman

4:18

ya insanların yaşadığı

Dilbilgisi

that small barrier passed: isim öbeği + geçmiş zaman ortacıyla bağımsız yapı

that small barrier passed bağımsız bir yapıdır: that small barrier yapının kendi isim öbeğidir; passed ise engelin daha önce aşılmış veya ortadan kaldırılmış olduğunu gösteren geçmiş zaman ortacıdır. Bu öbek tamamlanmış bir arka plan koşulu verir; passed tüm cümlenin çekimli fiili değildir. Burada once that small barrier has been passed veya after that obstacle has been cleared anlamına gelir. Yani ana cümledeki you can win... ifadesi ancak bu koşul karşılandıktan sonra mümkün olur. Bu kısa kalıp «isim öbeği + geçmiş zaman ortacı» biçimindedir ve çoğu zaman «once/after + tam edilgen yan cümle» olarak genişletilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir koşulun tamamlandığını göstermek için aynı «isim öbeği + geçmiş zaman ortacı» kalıbını kullanır?

  1. The final check was difficult for the team.
  2. The team completed the final check before lunch.
  3. The final check completed, the team released the report.
Cevabı göster

The final check completed, the team released the report.

in either one of the four wards

4:20

dört bölgeden birinde

where people live

4:21

ya da şirketlerin bulunduğu

or the 21 wards

4:22

21 bölgeden birinde

where companies live.

4:23

meclis üyesi olarak seçimi kazanabilirsiniz.

Once on the Court of Aldermen, Dilbilgisi

4:25

Meclis Üyeleri Mahkemesi'ne girdikten sonra,

to continue your path to the mayor's office in Guildhall,

4:26

Guildhall'daki belediye başkanı ofisine giden yolunuza devam etmek için,

you must now be elected as sheriff.

4:29

artık şerif olarak seçilmeniz gerekir.

Dilbilgisi

Once on the Court of Aldermen: kısaltılmış once yan cümlesi

Once on the Court of Aldermen kısaltılmış bir zaman veya koşul yan cümlesidir. Tam biçimi once you are on the Court of Aldermen şeklindedir. Özne you ve be fiilinin are biçimi, ana cümleden anlaşılabildiği için çıkarılmıştır. Burada on the Court, yalnızca fiziksel bir yerde bulunmayı değil, kurumun üyesi olarak görev yapmayı ifade eder. Once burada «geçmişte bir kez» değil, «o aşamaya ulaşır ulaşmaz» veya «o aşamaya ulaştıktan sonra» anlamındadır. Başlangıçtaki öbek bilgileri bir sıra hâlinde düzenler: Meclis üyeliği, sonraki koşulun geçerli olmaya başladığı aşamadır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için once you are inside the building sözlerini kısaltın: ____, you can ask the receptionist for help.

Cevabı göster

Once inside the building

But this time,

4:30

Ancak bu kez,

it's the members of the livery companies

4:31

şerifleri seçenler,

who pick the sheriffs.

4:33

livery şirketlerinin üyeleridir.

So, if the livery company members elect you as sheriff

4:34

Yani, livery şirketi üyeleri sizi şerif olarak seçerse

after you have successfully completed your term,

4:37

ve siz de görevinizi başarıyla tamamlarsanız,

then you can finally run for mayor.

4:39

o zaman nihayet belediye başkanlığına aday olabilirsiniz.

But surprisingly,

4:41

Ancak şaşırtıcı bir şekilde,

residents of the City of London don't vote for the mayor.

4:42

Londra Şehri sakinleri belediye başkanı için oy kullanmazlar.

Our old friends on the Court of Aldermen do. Anlatım akışı

4:45

Bunu, Meclis Üyeleri Mahkemesi'ndeki eski dostlarımız yapar.

Anlatım akışı

Esprili bir geri çağırma olarak Our old friends

Bu cümlede “Our old friends”, daha önce birkaç kez anılan Court of Aldermen’a geri gönderme yapar. Anlatıcı, dinleyicilerin bu kurumu süreçte yeniden karşılarına çıkan bir unsur olarak tanıması için ona esprili ve tanıdık bir ad verir. Buradaki “our” ve “friends” gerçek bir kişisel ilişkiyi anlatmaz. Bu, söylem içinde önceki bir unsuru yeniden hatırlatma yoludur: yeni aşamayı önceki bilgiye bağlar ve karmaşık bir açıklamanın izlenmesini ve hatırlanmasını kolaylaştırır.

Alıştırma

“Our old friends on the Court of Aldermen do,” cümlesinde “Our old friends” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Anlatıcının her aldermanı şahsen tanıdığını söyler.
  2. Daha önce hiç geçmemiş yeni bir grubu tanıtır.
  3. Court of Aldermen’ı esprili ve tanıdık bir adla yeniden hatırlatır.
Cevabı göster

Court of Aldermen’ı esprili ve tanıdık bir adla yeniden hatırlatır.

So, in summary, Anlatım akışı

4:47

Özetle,

once you get your freeman status

4:48

ister Meclis Üyeleri Mahkemesi'nden

from either the Court of Aldermen

4:50

ister livery şirketlerinden

or the livery companies

4:51

özgür yurttaş statünüzü aldıktan

Anlatım akışı

Özet sinyali olarak So, in summary,

“So, in summary,” ayrıntılı açıklamanın sona erdiğini ve daha kısa bir yeniden anlatımın başlayacağını bildirir. Dinleyiciye yeni ayrıntılar değil, temel aşamalar geleceğini söyler. Buradaki “So”, özeti önceki açıklamaya bağlar; ayrı bir neden-sonuç savı başlatmaz. İfadenin tamamı sözlü bilgiyi düzenler ve yapının işitilerek daha kolay anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

“So, in summary,” dinleyiciye ne anlatır?

  1. Konuşmacı tamamen yeni bir kurum tanıtmaktadır.
  2. Konuşmacı konuyla ilgisiz bir neden-sonuç savı başlatmaktadır.
  3. Konuşmacı süreci daha kısa biçimde yeniden anlatmak üzeredir.
Cevabı göster

Konuşmacı süreci daha kısa biçimde yeniden anlatmak üzeredir.

and after your ward elects you as alderman

4:52

ve bölgeniz sizi meclis üyesi olarak seçtikten

and then the livery companies elect you as sheriff

4:54

ve ardından livery şirketleri sizi şerif olarak seçtikten

and after your term as sheriff ends

4:56

ve şeriflik göreviniz sona erdikten sonra,

but while you're still on the Court of Aldermen,

4:58

ama hala Meclis Üyeleri Mahkemesi'ndeyken,

then you can run for mayor.

5:00

belediye başkanlığına aday olabilirsiniz.

And assuming the other aldermen select you,

5:02

Diğer meclis üyelerinin de sizi seçtiğini varsayarsak,

you can finally take your place

5:04

nihayet bir yıl boyunca maaşsız olarak

as the Right Honorable the Lord Mayor of London

5:06

Saygıdeğer Londra Belediye Başkanı

for one year with no salary.

5:09

koltuğuna oturabilirsiniz.

And you have to cover your own expenses, Kalıp ifadeler

5:12

Ayrıca, yeni işiniz çoğunlukla şehrin ticaretini tanıtmak için

Kalıp ifadeler

cover your own expenses: kendi masraflarını karşılamak

Burada cover, “ödemek” veya “gerekli parayı sağlamak” anlamına gelir. Bu nedenle cover expenses, ortaya çıkan masrafları ödemek demektir; masrafların üzerini fiziksel olarak örtmek anlamına gelmez. Your own, masraflardan işverenin veya bir kuruluşun değil, kişinin kendisinin sorumlu olduğunu vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp cover + iyelik belirleyicisi + expenses şeklindedir; cover my expenses ve cover their own expenses buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın katılım masraflarını kendisinin ödemesi gerektiği anlamına gelir?

  1. Maya must cover her own expenses.
  2. Maya must record her own expenses.
  3. Maya must estimate her own expenses.
Cevabı göster

Maya must cover her own expenses.

which will be quite considerable

5:14

dünya çapında yılda

as your new job consists mostly of making Kalıp ifadeler

5:16

yüzlerce konuşma yapmaktan oluştuğu için

hundreds of speeches a year

5:18

oldukça yüklü olacak kendi masraflarınızı

around the world promoting city business.

5:19

da karşılamak zorundasınız.

Kalıp ifadeler

consists mostly of + isim veya -ing biçimi

Consists of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Mostly, ardından gelen kısmın en büyük bölümü oluşturduğunu, ancak başka bölümlerin de bulunabileceğini belirtir. “Özne + consist(s) mostly of + isim veya -ing biçimi” yapısını kullanın. Buradaki making, işin ana faaliyetini adlandıran bir -ing biçimidir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bu derste vurgulanan üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Her role ____ answering customer emails.

Cevabı göster

consists mostly of

But you do get that fancy hat,

5:22

Ama o süslü şapkayı alıyorsunuz,

which just might make it all worthwhile. Kalıp ifadeler

5:23

ki bu da her şeye değmesini sağlayabilir.

Kalıp ifadeler

make it all worthwhile: önceki çabayı değerli kılan bir ödül

make + nesne + worthwhile yapısı, sonradan gelen bir sonuç ya da ödülün önceki çabayı, masrafı veya zorluğu çekmeye değer hissettirmesi demektir. Bu cümlede şık şapka, daha önce yaşanan her şeyi telafi edebilecek küçük bir ödülmüş gibi esprili biçimde sunulur. it all şapkayı göstermez. Önceki deneyimin tamamını; çabayı, masrafları ve zorlukları topluca ifade eder. Ödül yalnızca şık bir şapka olduğu ve cümlede just might dendiği için sonuç güçlü ve ciddi bir iddia değil, şakacı ve belirsiz bir yorum gibi gelir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “önceki bütün çabayı değerli hissettirmek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: After weeks of rehearsal, hearing the audience cheer helped ____.

Cevabı göster

make it all worthwhile