Gizli Şehri Yöneten Londra'nın Gizli Belediye Başkanı: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Video, City of London'ın bin yıllık yönetimini, şirket oylarını, livery companies yapılarını ve maaşsız Lord Mayor'ın dolaylı seçimini açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyindeki resmî from time immemorial, bir kurumun kayıtlı hafızadan önce de var olduğunu, özellikle hukuk ve tarih bağlamında anlatır. 2. Dilbilgisi ve cümle kalıbı olan the bigger ... the more, iki miktarın birlikte değiştiğini gösterir ve orantılı ilişkileri açıkça ifade eder. 3. Deyim ve mecaz kapsamındaki gündelik Britanya sözü clever clogs, kendini çok akıllı sanan birine yönelik takılma ya da hafif eleştiriyi belirtir; clogs gerçek ayakkabı değildir.
Bu derste
It's the city in a city in a country in a country
0:03O, bir ülkenin içindeki ülkenin içindeki şehrin içindeki şehirdir
Bir listenin tamamına gönderme yapan all of which
Bu cümlede all of which, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which önceki listenin tamamına—Orta Çağ loncalarına, modern şirketlere, zorunlu unvanlara ve gösterişli şapkalara—gönderme yapar; all ise şemadaki bağlantının listedeki her unsur için geçerli olduğunu belirtir. Yeni bir cümle başlatmadan bütün unsurların paylaştığı bir bilgiyi eklemek için isim veya liste + virgül + all of which + fiil yapısını kullanın. Which birden fazla sayılabilen şeye gönderme yaptığında all of which are connected örneğindeki gibi çoğul fiil kullanılır.
Alıştırma
Bilginin listedeki her unsur için geçerli olduğunu gösteren üç sözcüklü ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The kit contains a torch, a compass, and a whistle, ____ are waterproof.
Cevabı göster
all of which
Though the new skyscrapers might make you think Anlatım akışı
0:18Yeni gökdelenler size Londra Şehri'nin
Beklentiyi tersine çeviren Though ... it's actually
Though, dış görünüşe dayalı düşünceyi bir ödün olarak önce sunar: modern gökdelenler Londra Şehri'nin genç görünmesine yol açabilir. Ana cümle daha sonra it's actually ifadesini kullanarak bu beklentinin yerine yönetimin çok eski olduğu temel gerçeğini koyar. Böylece açık bir bilgi düzeni oluşur: Though + akla yatkın izlenim, actually içeren ana cümle + düzeltme. İlk bölüm karşıtlığı hazırlar; ikinci bölüm konuşanın kabul etmenizi istediği ana mesajı taşır.
Alıştırma
Hangi cümle önce olası bir izlenimi kabul edip ardından ana bilgiyle onu düzeltir?
- The library looks new, and it's probably only a few years old.
- Though the library is more than a century old, it's actually very old.
- Though the library looks new, it's actually more than a century old.
- Because the library looks new, it's actually more than a century old.
Cevabı göster
Though the library looks new, it's actually more than a century old.
only got to electing its first mayor in 2000,
0:35ilk belediye başkanını ancak 2000 yılında seçebilirken,
the list of mayors who've governed the City of London
0:38Londra Şehri'ni yöneten belediye başkanlarının listesi
going back ile tarihsel bir zaman aralığı belirtmek
going back more than a thousand years ortaç öbeği, listenin geçmişte bin yıldan daha geriye uzanan bir dönemi kapsadığını belirtir. Listenin önceki tanımına bilgi ekler; listenin veya belediye başkanlarının fiziksel olarak bir yere geri döndüğü anlamına gelmez. Bir gelenek, kayıt, kurum, ilişki veya hikâye uzak geçmişte başladıysa ya da o zamana kadar izlenebiliyorsa go back bu anlamda kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede going back, bir şeyin geçmişte ne kadar geriye uzandığını anlatır?
- Please go back and check the first question.
- The museum's oldest records go back nearly four hundred years.
- We are going back to the museum after lunch.
Cevabı göster
The museum's oldest records go back nearly four hundred years.
The City of London's government is so old Dilbilgisi
0:45Londra Şehri'nin hükümeti o kadar eskidir ki
so old that: sonuca yol açan derece
so old that yapısında so, old sıfatının derecesini güçlendirir; that ise sonucu tanıtır: Yönetimin tam olarak ne zaman başladığını belirten hiçbir kayıt günümüze ulaşmamıştır. Kalıp so + sıfat/zarf + that + yan cümledir. Bu kalıp, aşırı bir dereceyi onun sonucuyla bağlar. Burada so, bütün sonuç yapısının bir parçasıdır; tek başına ‘bu nedenle’ anlamına gelmez.
Alıştırma
so ... that sonuç kalıbını old ile tamamlayın: The castle was ____ nobody knew who built it.
Cevabı göster
so old that
So, while a government like the United States
0:58Dolayısıyla, Amerika Birleşik Devletleri gibi bir hükümet
in turn: zincirdeki bir sonraki halkayı belirtmek
which in turn gets it from God yan cümlesinde which, the Crown ifadesine; it ise power sözcüğüne gönderme yapar. In turn, Kraliyet'in zincirdeki bir sonraki halka olduğunu gösterir: Parlamento gücü Kraliyet'ten alır, Kraliyet de ardından bu gücü Tanrı'dan alır. Okuru sıralı bir neden, sonuç, görev veya aktarım zincirinde yönlendirmek için in turn kullanılır. Bu ifade, ilgisiz gerçekleri yan yana sıralamak yerine bir aşamayı ondan sonra gelen aşamaya bağlar.
Alıştırma
Zinciri, derste öğrendiğiniz iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The board gives each department a budget, and each department ____ decides how to spend it.
Cevabı göster
in turn
meaning that the city is so old it just is.
1:10bu da şehrin o kadar eski olduğu, sadece var olduğu anlamına gelir.
from time immemorial: başlangıcı hatırlanamayacak kadar eski
From time immemorial, başlangıcı kimsenin hatırlayamayacağı veya kaydedemeyeceği kadar uzak bir geçmişten beri demektir. Bu paralel cümlede ifade, gets its power from sonrasında kaynak yerini mizahi biçimde doldurur; ancak gerçek bir güç vereni ya da tarihi adlandırmaz. City'nin yetkisinin çok eski ve başlangıcının izlenemez olduğunu söyler. Bilerek kullanılan görkemli ifade şakayı güçlendirir: açıklama, net bir yetki kaynağı vermek yerine City'nin son derece eski oluşunu varlığını haklı çıkarmaya yeterli sayar.
Alıştırma
Hangi cümle from time immemorial ifadesini alışılmış resmî ve tarihsel anlamıyla kullanıyor?
- The museum will close from time immemorial at six.
- I have been waiting for the bus from time immemorial.
- Villagers say this spring has been sacred from time immemorial.
Cevabı göster
Villagers say this spring has been sacred from time immemorial.
About 3/4 of the votes cast in city elections
1:23Şehir seçimlerinde kullanılan oyların yaklaşık 3/4'ü
The way it works is that: bir mekanizmayı açıklamaya başlamak
The way it works is that, sırada bir mekanizmanın nasıl çalıştığına dair açıklama olduğunu gösterir. Buradaki way, yol veya güzergâh değil, bir şeyin çalışma biçimi anlamındadır. That ile başlayan bölüm somut kuralı verir: Şirketin büyüklüğü ile oy sayısı birlikte artar. Bu kalıp, açıklamayı ne olduğundan sistemin bu sonucu nasıl ürettiğine taşır.
Alıştırma
Bir mekanizmayı tanıtan kalıbı tamamlayın: “The way it ____ that each player gets one turn per round.”
Cevabı göster
works is
the bigger ... the more: bağlantılı karşılaştırmalı değişim
the + comparative ..., the + comparative ... eşleşmiş yapısında iki miktar birbiriyle bağlantılı olarak değişir. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise ona bağlı sonucu verir. Burada şirketin büyüklüğü arttıkça oy sayısının da arttığı anlatılır. Her iki the da bu yapının sabit işaretidir; belirli bir şirketi seçen normal belirli tanımlıklar değildir.
Alıştırma
Pratik arttıkça özgüvenin de arttığını göstermek için eşleşmiş karşılaştırma yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The more you practice, the more confident you become.
- More you practice, more confident you become.
- The most you practice, the most confident you become.
Cevabı göster
The more you practice, the more confident you become.
The companies then give their votes to select employees
1:34Şirketler daha sonra oylarını şehir içinde çalışan
and it's these employees who do the actual voting at election time. Dilbilgisi
1:39ve seçim zamanı asıl oylamayı yapanlar bu çalışanlardır.
it's these employees who: gerçek eylem sahibini vurgulamak
It is/was + odaklanan kişi veya kişiler + who + yan cümle kalıbı bir it-cleft, yani yarık cümle yapısıdır. Burada it's these employees who ifadesi these employees bölümünü odağa alır: şirketler oyları dağıtır, fakat oyları fiilen kullanan kişiler çalışanlardır. who ile başlayan yan cümle, odaktaki çalışanların ne yaptığını anlatır; ayrı bir grup tanıtmaz. Bu yapıyı bir beklentiyi düzeltmek veya “Kim?” sorusunun cevabını özellikle açık hâle getirmek için kullanın.
Alıştırma
Nina'yı vurgulamak için cümleyi it was ... who yapısıyla tamamlayın: ____ repaired the bike, not Leo.
Cevabı göster
It was Nina who
and about 80 elected by companies of the city.
1:50ve şehrin şirketleri tarafından seçilen yaklaşık 80 üyeye sahiptir.
bureaucratic beating heart: idari merkezi anlatan bir mecaz
Beating heart, daha büyük bir sistemin çalışmasını sağlayan etkin merkezi anlatan bir mecazdır. Bu cümlede Common Council, şehrin yönetiminin vazgeçilmez merkezi olarak sunulur. bureaucratic sıfatı bu imgeyi sınırlar: Burada Londra'nın fiziksel veya coğrafi merkezi değil, resmî idare ve karar alma süreçlerinin kalbi anlatılır.
Alıştırma
Bu cümlede bureaucratic beating heart ne anlama geliyor?
- Şehrin coğrafi orta noktası
- İçinde gerçekten atan bir kalp bulunan oda
- İdarenin çalışmasını sağlayan ana merkez
Cevabı göster
İdarenin çalışmasını sağlayan ana merkez
The reasoning behind this unusual tradition is
1:53Bu alışılmadık geleneğin ardındaki mantık şudur:
that for every one person who lives in the City of London, Dilbilgisi
1:55Londra Şehri'nde yaşayan her bir kişiye karşılık,
for every one person ... 43 people: oran ifade etme
For every one person, ilk gruptaki bir kişiyi referans miktar olarak belirler; 43 people ise ikinci gruptaki karşılık gelen sayıyı verir. Bu nedenle bölge sakinleri ile işe gidip gelenlerin genel oranı 1'e 43'tür. Bu, istatistiksel bir ilişkidir. Her sakinin şahsen 43 kişiyi getirdiği anlamına gelmez. for every X, Y yapısıyla bir miktarı temel alıp ona karşılık gelen başka bir miktarı gösterebilirsin.
Alıştırma
"For every one library, there are three playgrounds" cümlesi ne anlatır?
- Genel oran, bir kütüphaneye karşılık üç oyun alanıdır.
- Her kütüphanenin üç oyun alanı vardır.
- Toplamda tam olarak dört yer vardır.
Cevabı göster
Genel oran, bir kütüphaneye karşılık üç oyun alanıdır.
and whose employment depends on the City of London being business-friendly. Dilbilgisi
2:05ve istihdamlarının Londra Şehri'nin iş dünyası dostu olmasına bağlı olduğu anlamına gelir.
depends on ... being business-friendly: bir koşul belirtme
Depends on, «bağlı olmak» veya «bir koşul olarak gerektirmek» anlamına gelir. Burada işe gidip gelenlerin istihdamı, yalnızca Londra Şehri iş dünyasına dost kalırsa güvendedir. The City of London being business-friendly, on edatından sonra gelen bir -ing yan cümlesidir. The City of London, being'in öznesidir; business-friendly ise onun durumunu açıklar. Being burada devam eden zaman oluşturmaz; yan cümlenin tamamı on'un tamamlayıcısıdır ve gerekli koşulu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi depend on + isim + being yapısıyla tamamlayın. depend fiilinin doğru biçimini kullanın: Our success ____ the website ____ easy to use.
Cevabı göster
depends on · being
is the Right Honorable the Lord Mayor of London. Kültür
2:12Saygıdeğer Londra Belediye Başkanıdır (Lord Mayor of London).
Right Honorable the Lord Mayor of London: ayrı bir makam
Right Honorable the Lord Mayor of London burada Londra'nın merkezindeki küçük ve tarihî bölge olan City of London'ın sivil yöneticisi için kullanılan tam resmî unvandır. Right Honorable bir saygı ifadesidir; Lord Mayor ise belirli bir makamın adıdır. Yalnızca mayor sözcüğünün daha gösterişli bir biçimi değildir. Bu makam, Greater London Authority'yi yöneten ve Londra genelindeki stratejik konularla ilgilenen Mayor of London makamından ayrıdır. Haberlerde, tarih metinlerinde veya yerel yönetim bağlamlarında Lord sözcüğünün bulunup bulunmaması hangi makamın kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Londra genelindeki belediye başkanını değil, City of London Corporation'ın sivil yöneticisini belirten unvan hangisidir?
- the Right Honorable the Lord Mayor of London
- the Mayor of London
Cevabı göster
the Right Honorable the Lord Mayor of London
A, be a British Commonwealth or EU citizen
2:21A, İngiliz Milletler Topluluğu veya AB vatandaşı olmak,
all you'll need do is: gerekli tek eyleme odaklanma
all you'll need do is ifadesinde all, “tek şey” anlamına gelir. you'll need do yan cümlesi gerekli olacak tek eylemi belirtir, is ise eylemin kendisini tanıtır: all you'll need do is + fiilin yalın hâli. Yerleşik bu Britanya İngilizcesi kalıbında need sözcüğünden sonra to olmadan do gelir. Daha yaygın ve tarafsız biçim all you'll need to do is + fiilin yalın hâli şeklindedir. is sonrasında fiilin yalın hâlini kullanmak doğaldır: All you'll need to do is wait.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kısa Britanya İngilizcesi kalıbıyla tamamlayın: All ____ press the green button.
Cevabı göster
you'll need do is
In the City of London, that's not nearly enough. Kalıp ifadeler
2:30Londra Şehri'nde bu kesinlikle yeterli değildir.
not nearly enough: gereken düzeyin çok altında
Bu cümlede not nearly enough, “gereken miktarın veya düzeyin çok altında” demektir. not enough ifadesinden daha güçlü bir değerlendirmedir: aradaki fark küçük değil, büyüktür. Burada nearly, koşulun neredeyse karşılandığı anlamına gelmez. not sözcüğünden sonra olumsuz karşılaştırmayı güçlendirir: not nearly X, “X'e yaklaşmaya bile yetmemek” anlamındadır.
Alıştırma
Bir ekibin 100 imzaya ihtiyacı var, ancak yalnızca 12 imzası bulunuyor. Hangi cümle eksikliğin ne kadar büyük olduğunu en iyi vurgular?
- Twelve signatures are more than enough.
- Twelve signatures are not nearly enough.
- Twelve signatures are nearly enough.
- Twelve signatures are not enough.
Cevabı göster
Twelve signatures are not nearly enough.
Before you can even run for Lord Mayor, Dilbilgisi
2:34Belediye Başkanı olmak için aday bile olmadan önce,
you need to have been a sheriff of the City of London.
2:36Londra Şehri'nin bir şerifi olmuş olmanız gerekir.
Before you can even ... you need to have been: önceden gereken bir yeterlilik
Before you can even run for Lord Mayor yan cümlesi, önce geçilmesi gereken bir koşul koyar. Even vurgu ekler: daha önce karşılanması gereken bir yeterlilik bulunduğundan henüz aday olmak bile mümkün değildir. You need to have been a sheriff yapısı, need ile tamamlanmış mastar to have been yapısını kullanır. Kişinin sonraki eylemden önce bu görevi zaten yapmış olması gerektiğini belirtir. Kişinin şu anda hâlâ şerif olması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Koşulu be fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: Before you can even apply for the director role, you need to ____ a department manager for at least three years.
Cevabı göster
have been
Londra Şehri'nde an alderman
Bu cümlede an alderman, Londra Şehri'nin seçimle gelen 25 görevlisinden birini ifade eder ve her seçim bölgesini bir kişi temsil eder. Bu kişiler birlikte Court of Aldermen adlı kurulu oluşturur. Burada bu görev, sheriff olma yeterlilik zincirindeki belirli bir aşamadır. Herhangi bir yerel meclis üyesi anlamına gelmez; ayrıca alderman unvanının görevleri başka yerlerde veya tarihsel dönemlerde farklı olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede an alderman ne anlama geliyor?
- Londra Şehri'nin seçim bölgelerinde seçilen görevlilerden biri
- Hukuken özgür olan herhangi bir kişi
- Birleşik Krallık Parlamentosunun herhangi bir üyesi
Cevabı göster
Londra Şehri'nin seçim bölgelerinde seçilen görevlilerden biri
Well, the City of London is divided into 25 wards
2:43Şöyle ki, Londra Şehri 25 bölgeye (ward) ayrılmıştır
to represent it on the Court of Aldermen,
2:49Meclis Üyeleri Mahkemesi'nde (Court of Aldermen) temsil etmesi için
you need to gain freeman status. Kültür
2:55özgür yurttaş statüsü (freeman status) kazanmanız gerekir.
Londra Şehri'nde gain freeman status
Bu cümlede freeman status, Freedom of the City of London adı verilen resmî statüyü ifade eder. Londra Şehri'nin tarihsel sistemi içindeki bir kent yeterliliğidir ve burada alderman adayı olunmadan önce edinilmesi gerekir. Bu statü, şehir yetkilileri veya bir livery company ile bağlantılı yollar da dâhil olmak üzere Londra Şehri'nin resmî süreçleriyle kazanılır. Yalnızca özgür bir kişi olmak anlamına gelmez; vatandaşlık veya uyrukluk da değildir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadenin aynısıyla tamamlayın: Before she can stand for election as an alderman, she must first ____.
Cevabı göster
gain freeman status
Why, none other than the very Court of Aldermen Kalıp ifadeler
2:59Ne tesadüf ki, tam da seçilmeye çalıştığınız
which might just seem like a conflict of interest. Kalıp ifadeler
3:03ki bu da çıkar çatışması gibi görünebilir.
none other than: vurgulu bir kimlik açıklaması
None other than, kimliği açıklanan kişi, grup veya şeyi tanıtır ve bunun şaşırtıcı ya da özellikle dikkat çekici olduğunu belirtir. Burada kurumun tam da söz konusu belediye meclisi olduğunu vurgular. Başka bir kurumun bulunmadığı anlamına gelmez. none other than + isim öbeğini, tam olarak bu beklenmedik veya dikkat çekici kişi ya da şey anlamına gelen kalıplaşmış bir vurgu yapısı olarak düşünün.
Alıştırma
Kimliği şaşırtıcı bir açıklama hâline getiren kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The person who found my phone was ____ my new neighbor.
Cevabı göster
none other than
a conflict of interest: görev ile özel çıkarın çatışması
A conflict of interest, bir kişinin veya kuruluşun adil davranma görevinin özel bir kazanç, ilişki veya başka bir çıkar nedeniyle etkilenebileceği durumdur. Bu ifadede interest, merak veya hobi değil, mali ya da kişisel bir çıkar anlamına gelir. İfade, tarafsız karar verme açısından bir riski anlatır; tek başına birinin dürüst olmayan bir davranışta bulunduğunu kanıtlamaz. Cümlede kurumsal rollerin çakışması bu riski yaratır.
Alıştırma
Bir belediye meclisi üyesi, sahibi olduğu bir şirketin sözleşmesi hakkında oy kullanmak zorundadır. Etik sorunu en iyi hangi ifade adlandırır?
- a difference of opinion
- a conflict of interest
- a personal interest
Cevabı göster
a conflict of interest
Luckily, there is another way to get freeman status.
3:06Neyse ki, özgür yurttaş statüsü almanın başka bir yolu daha var.
they're called livery companies, Kültür
3:13bunun yerine 'livery companies' (üniformalı şirketler) deniyor,
livery companies: Londra Şehri'nin tarihî meslek kuruluşları
Burada livery companies, Londra Şehri'ndeki resmen tanınmış tarihî meslek kuruluşlarının yerleşik adıdır. Bu kuruluşlar Orta Çağ loncalarından gelişmiştir. Günümüzde birçoğu ağırlıklı olarak hayır işlerini ve kent törenlerini desteklerken bazıları hâlâ ilgili sektörlere veya mesleklere hizmet eder. İfadenin tamamı bir kurum türünü adlandırır. Üniforma üreten veya araçların renk düzenini tasarlayan sıradan şirketler anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede livery companies terimi neyi ifade ediyor?
- Londra Şehri'ndeki tarihî ve resmen tanınmış meslek kuruluşları
- Teslimat görevlileri için üniforma üreten şirketler
- Araçları aynı görünümde olan modern taşımacılık şirketleri
Cevabı göster
Londra Şehri'ndeki tarihî ve resmen tanınmış meslek kuruluşları
a name which is both more boring and less descriptive, Dilbilgisi
3:14ki bu isim hem daha sıkıcı hem de daha az tanımlayıcıdır,
both more boring and less descriptive: paralel karşılaştırmalar
Both ... and, aynı anda doğru olan iki betimlemeyi birbirine bağlar. Burada both hem more boring hem de less descriptive ifadelerini kapsar. Böylece konuşmacı adı iki ayrı ölçüte göre eleştirir: ad daha az ilgi çekicidir ve neyi adlandırdığı hakkında daha az bilgi verir. Bağlanan bölümleri paralel yapıda tutun. is both ifadesinden sonra iki karşılaştırmalı sıfat öbeği gelir: more + boring ve less + descriptive. Karşılaştırmalar farklı yönlerde olsa da dilbilgisel olarak paralel kalabilir.
Alıştırma
harder to use ve less helpful ifadelerini both ... and ile bağlayın: The update is ____.
Cevabı göster
both harder to use and less helpful
but the remnants of medieval guilds many of them are. Dilbilgisi
3:17fakat bunların çoğu orta çağ loncalarının kalıntılarıdır.
the remnants of medieval guilds ... many of them are: tamamlayıcının öne alınması
Belirgin biçimde devrik olan bu cümlede the remnants of medieval guilds ad öbeği, are fiilinin yüklem tamamlayıcısıdır; ancak cümlenin başına taşınmıştır. Dil bilgisel özne many of them, bağlayıcı fiil ise are'dır. Olağan sıra şöyledir: but many of them are the remnants of medieval guilds. Bu öne alma, sonucu daha güçlü biçimde vurgular ve cümleye bilinçli olarak eski, teatral ya da mizahi bir ritim verir. Yapıyı vurgu için yapılmış bir sıralama değişikliği olarak okuyun; many of them ifadesini guilds sözcüğünü niteleyen bir unsur sanmayın.
Alıştırma
Hangi cümle aynı temel önermeyi çağdaş İngilizcenin olağan söz dizimiyle verir?
- Many of them are the remnants of medieval guilds.
- The medieval guilds are many of their remnants.
- Many medieval guilds are the remnants of them.
Cevabı göster
Many of them are the remnants of medieval guilds.
including but not limited to Kalıp ifadeler
3:23bunlara aşağıdakiler de dâhildir ancak bunlarla sınırlı değildir:
including but not limited to: eksiksiz olmayan bir liste
Beş kelimelik including but not limited to ifadesi örnekler sunarken listenin tam olmadığını açıkça belirtir. Burada ardından gelen maddeler, 108 seçenekten yalnızca bazılarıdır. İfadenin tamamını tek bir listeleme kalıbı olarak ele alın. But, iki düşünce arasında karşıtlık kurmaz; not limited to ile birlikte çalışarak kategoriyi adı verilen örneklerin ötesindeki üyelere de açık tutar.
Alıştırma
Listeyi açıkça açık uçlu tutan beş kelimelik ifadeyle resmî duyuruyu tamamlayın: The membership fee covers several services, ____ workshops and online support.
Cevabı göster
including but not limited to
such as the goldsmiths who test the quality of British coinage
3:39ve taksi şoförlerine lisans veren
you'll either need to meet the professional requirements
3:47ya mesleki gereklilikleri karşılamanız
you'll need the approval of two existing members.
3:51mevcut iki üyenin onayını almanız gerekecektir.
If you meet none of the livery companies membership requirements
3:54Eğer livery şirketlerinin üyelik koşullarından hiçbirini karşılamıyorsanız
clever clogs: kendini fazla zeki sanan biriyle alay etmek
Bu cümlede clever clogs, kendini özellikle zeki sanan bir kişiyi anlatan, Britanya İngilizcesine özgü samimi bir ifadedir. Konuşmacı, birinin yeni bir kuruluş kurarak üyelik kurallarını alt etmeye çalıştığını varsayıyor. Bu, tarafsız bir övgü değildir. Burada, akıllıca bir açık bulduğuna çok güvenen kişiyle şakacı biçimde alay edilir veya kişi hafifçe eleştirilir. Bu deyimde clogs, tahta ayakkabı anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Nice try, clever clogs, but that shortcut is not allowed.” clever clogs nasıl bir tutum gösteriyor?
- Zekâyla ilgili tarafsız bir övgü
- Tahta ayakkabılara gerçek anlamıyla yapılan bir gönderme
- Kendisini fazla zeki sanan biriyle şakacı biçimde alay etme veya onu hafifçe eleştirme
Cevabı göster
Kendisini fazla zeki sanan biriyle şakacı biçimde alay etme veya onu hafifçe eleştirme
tough luck because new livery companies Ton ve niyet
4:01şansınıza küsün, çünkü yeni livery şirketlerinin
Tough luck: anlayış mı, baştan savma mı
Tough luck, kötü şansla ilgili bir yorum gibi görünür; ancak etkisi bağlama göre değişir. Sıcak bir ses tonuyla söylendiğinde kısa bir anlayış ifadesi olabilir. Burada because kelimesinden önce gelir ve varsayılan planı reddeder: “ne yazık ki bu yöntem senin için işe yaramayacak.” Ton doğrudan ve biraz alaycıdır; içten bir özürden çok soğuk bir “yazık oldu” sözüne yakındır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız evcil hayvanının ciddi biçimde hasta olduğunu söylüyor. “Tough luck” düşünceli bir cevap mıdır?
- Evet, sıcak bir anlayış gösterir.
- Hayır, soğuk ve baştan savıcı duyulabilir.
Cevabı göster
Hayır, soğuk ve baştan savıcı duyulabilir.
Tahmin edilebilir cevabı açıklayan “you guessed it”
“You guessed it”, anlatıcının doğrudan dinleyiciye seslendiği bir ara sözdür. Burada Aldermen Meclisi, daha önce tekrar tekrar geçtiği için dinleyicilerin zaten tahmin edebileceği cevap olarak sunulur. Bu, gerçekten cevap isteyen bir soru değil, söz sanatına dayalı bir ifadedir. Beklenen sonucu açıklarken şakacı veya hafif alaycı bir ton katar.
Alıştırma
Konuşan bu cümlede “you guessed it” diyerek neyi belirtir?
- Daha önce söylenenlere göre cevap tahmin edilebilir.
- Konuşan, onayı hangi makamın verdiğinden emin değildir.
- Dinleyiciler durup gerçek bir cevap vermelidir.
Cevabı göster
Daha önce söylenenlere göre cevap tahmin edilebilir.
you get the official freeman status certificate.
4:08resmi özgür yurttaş statüsü sertifikasını aldığınızı varsayalım.
Belirtilmemiş bir yöntem için “one way or another”
“let’s assume one way or another, you get...” ifadesinde one way or another kesin yolu belirtmez ve açıklamayı ortak sonuca, yani belgenin alınmasına taşır. Bu ifade “bir şekilde” veya “bir yöntemle” anlamına gelir. Mevcut yöntemler farklı ya da karmaşık olduğunda veya o anki konu için önemli olmadığında kullanışlıdır; fiziksel bir yön seçmekten söz etmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir yöntemle; kesin yöntemin önemi yok” anlamındaki kalıpla tamamlayın: We will solve this problem ____.
Cevabı göster
one way or another
that small barrier passed: isim öbeği + geçmiş zaman ortacıyla bağımsız yapı
that small barrier passed bağımsız bir yapıdır: that small barrier yapının kendi isim öbeğidir; passed ise engelin daha önce aşılmış veya ortadan kaldırılmış olduğunu gösteren geçmiş zaman ortacıdır. Bu öbek tamamlanmış bir arka plan koşulu verir; passed tüm cümlenin çekimli fiili değildir. Burada once that small barrier has been passed veya after that obstacle has been cleared anlamına gelir. Yani ana cümledeki you can win... ifadesi ancak bu koşul karşılandıktan sonra mümkün olur. Bu kısa kalıp «isim öbeği + geçmiş zaman ortacı» biçimindedir ve çoğu zaman «once/after + tam edilgen yan cümle» olarak genişletilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir koşulun tamamlandığını göstermek için aynı «isim öbeği + geçmiş zaman ortacı» kalıbını kullanır?
- The final check was difficult for the team.
- The team completed the final check before lunch.
- The final check completed, the team released the report.
Cevabı göster
The final check completed, the team released the report.
to continue your path to the mayor's office in Guildhall,
4:26Guildhall'daki belediye başkanı ofisine giden yolunuza devam etmek için,
Once on the Court of Aldermen: kısaltılmış once yan cümlesi
Once on the Court of Aldermen kısaltılmış bir zaman veya koşul yan cümlesidir. Tam biçimi once you are on the Court of Aldermen şeklindedir. Özne you ve be fiilinin are biçimi, ana cümleden anlaşılabildiği için çıkarılmıştır. Burada on the Court, yalnızca fiziksel bir yerde bulunmayı değil, kurumun üyesi olarak görev yapmayı ifade eder. Once burada «geçmişte bir kez» değil, «o aşamaya ulaşır ulaşmaz» veya «o aşamaya ulaştıktan sonra» anlamındadır. Başlangıçtaki öbek bilgileri bir sıra hâlinde düzenler: Meclis üyeliği, sonraki koşulun geçerli olmaya başladığı aşamadır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için once you are inside the building sözlerini kısaltın: ____, you can ask the receptionist for help.
Cevabı göster
Once inside the building
So, if the livery company members elect you as sheriff
4:34Yani, livery şirketi üyeleri sizi şerif olarak seçerse
residents of the City of London don't vote for the mayor.
4:42Londra Şehri sakinleri belediye başkanı için oy kullanmazlar.
Our old friends on the Court of Aldermen do. Anlatım akışı
4:45Bunu, Meclis Üyeleri Mahkemesi'ndeki eski dostlarımız yapar.
Esprili bir geri çağırma olarak Our old friends
Bu cümlede “Our old friends”, daha önce birkaç kez anılan Court of Aldermen’a geri gönderme yapar. Anlatıcı, dinleyicilerin bu kurumu süreçte yeniden karşılarına çıkan bir unsur olarak tanıması için ona esprili ve tanıdık bir ad verir. Buradaki “our” ve “friends” gerçek bir kişisel ilişkiyi anlatmaz. Bu, söylem içinde önceki bir unsuru yeniden hatırlatma yoludur: yeni aşamayı önceki bilgiye bağlar ve karmaşık bir açıklamanın izlenmesini ve hatırlanmasını kolaylaştırır.
Alıştırma
“Our old friends on the Court of Aldermen do,” cümlesinde “Our old friends” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Anlatıcının her aldermanı şahsen tanıdığını söyler.
- Daha önce hiç geçmemiş yeni bir grubu tanıtır.
- Court of Aldermen’ı esprili ve tanıdık bir adla yeniden hatırlatır.
Cevabı göster
Court of Aldermen’ı esprili ve tanıdık bir adla yeniden hatırlatır.
Özet sinyali olarak So, in summary,
“So, in summary,” ayrıntılı açıklamanın sona erdiğini ve daha kısa bir yeniden anlatımın başlayacağını bildirir. Dinleyiciye yeni ayrıntılar değil, temel aşamalar geleceğini söyler. Buradaki “So”, özeti önceki açıklamaya bağlar; ayrı bir neden-sonuç savı başlatmaz. İfadenin tamamı sözlü bilgiyi düzenler ve yapının işitilerek daha kolay anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
“So, in summary,” dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşmacı tamamen yeni bir kurum tanıtmaktadır.
- Konuşmacı konuyla ilgisiz bir neden-sonuç savı başlatmaktadır.
- Konuşmacı süreci daha kısa biçimde yeniden anlatmak üzeredir.
Cevabı göster
Konuşmacı süreci daha kısa biçimde yeniden anlatmak üzeredir.
and then the livery companies elect you as sheriff
4:54ve ardından livery şirketleri sizi şerif olarak seçtikten
And assuming the other aldermen select you,
5:02Diğer meclis üyelerinin de sizi seçtiğini varsayarsak,
And you have to cover your own expenses, Kalıp ifadeler
5:12Ayrıca, yeni işiniz çoğunlukla şehrin ticaretini tanıtmak için
cover your own expenses: kendi masraflarını karşılamak
Burada cover, “ödemek” veya “gerekli parayı sağlamak” anlamına gelir. Bu nedenle cover expenses, ortaya çıkan masrafları ödemek demektir; masrafların üzerini fiziksel olarak örtmek anlamına gelmez. Your own, masraflardan işverenin veya bir kuruluşun değil, kişinin kendisinin sorumlu olduğunu vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp cover + iyelik belirleyicisi + expenses şeklindedir; cover my expenses ve cover their own expenses buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın katılım masraflarını kendisinin ödemesi gerektiği anlamına gelir?
- Maya must cover her own expenses.
- Maya must record her own expenses.
- Maya must estimate her own expenses.
Cevabı göster
Maya must cover her own expenses.
as your new job consists mostly of making Kalıp ifadeler
5:16yüzlerce konuşma yapmaktan oluştuğu için
consists mostly of + isim veya -ing biçimi
Consists of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Mostly, ardından gelen kısmın en büyük bölümü oluşturduğunu, ancak başka bölümlerin de bulunabileceğini belirtir. “Özne + consist(s) mostly of + isim veya -ing biçimi” yapısını kullanın. Buradaki making, işin ana faaliyetini adlandıran bir -ing biçimidir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu derste vurgulanan üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Her role ____ answering customer emails.
Cevabı göster
consists mostly of
which just might make it all worthwhile. Kalıp ifadeler
5:23ki bu da her şeye değmesini sağlayabilir.
make it all worthwhile: önceki çabayı değerli kılan bir ödül
make + nesne + worthwhile yapısı, sonradan gelen bir sonuç ya da ödülün önceki çabayı, masrafı veya zorluğu çekmeye değer hissettirmesi demektir. Bu cümlede şık şapka, daha önce yaşanan her şeyi telafi edebilecek küçük bir ödülmüş gibi esprili biçimde sunulur. it all şapkayı göstermez. Önceki deneyimin tamamını; çabayı, masrafları ve zorlukları topluca ifade eder. Ödül yalnızca şık bir şapka olduğu ve cümlede just might dendiği için sonuç güçlü ve ciddi bir iddia değil, şakacı ve belirsiz bir yorum gibi gelir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “önceki bütün çabayı değerli hissettirmek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: After weeks of rehearsal, hearing the audience cheer helped ____.
Cevabı göster
make it all worthwhile