Güneş Tanrısı'nın oğlunun trajik miti - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
631 kelime 128 kel/dk

Video Özeti: Mit, tanrısal soyundan kuşku duyunca Helios’tan kanıt isteyen, güneş arabasını kullanmaya kalkışan ve denetleyemediği bir felakete yol açan Phaethon’u anlatır. Ölümü ve bir takımyıldız olarak anılması, insanın kendi yeteneklerini aşan güçleri yönetmeye çalışmasının tehlikesine dair kalıcı bir uyarıya dönüşür. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. a wandering eye. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin gözlerin gerçekten dolaşmasını değil, Helios’un ilişkisi dışındaki kişilere romantik ilgi duymasını dolaylı biçimde anlattığını kavrarsınız. Böylece kısa bir anlatı ipucundan Clymene’nin onu neden terk ettiğini çıkarabilirsiniz. 2. with a thin margin separating stability from catastrophe. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: “İnce sınır” imgesinin istikrar ile felaketi birbirine son derece yakın iki sonuç olarak sunduğunu fark edersiniz. Bu imgeyi, kusursuz denetim gerektiren ve en küçük hatanın bile ağır sonuçlar doğurabileceği durumları anlatırken kullanabilirsiniz. 3. bid to harness powers far greater than himself. — Sözcük Anlamı ve Üslup: bid sözcüğünün burada “girişim” anlamına geldiğini, harness fiilinin ise atları fiziksel olarak yönetmekten devasa güçleri mecazen denetlemeye geçtiğini öğrenirsiniz. Bu ifade, mitin temel uyarısını görmenizi ve iddialı fakat tehlikeli bir girişimi resmî bir dille betimlemenizi sağlar.

Bu derste

Every morning, Helios harnessed his winged horses, Kelime

0:07

Her sabah, Helios kanatlı atlarını koşar,

unleashed his golden chariot, and set out across the sky. Öbek fiiller

0:11

altın savaş arabasını salıverir ve gökyüzüne doğru yola çıkardı.

Kelime

harnessed his winged horses: harness fiilinin gerçek anlamı

harnessed his winged horses ifadesinde harnessed geçişli bir fiildir ve eylem his winged horses üzerinde gerçekleşir. Helios'un atlara koşum takımlarını taktığını, böylece atların savaş arabasını çekebildiğini ve takım olarak kontrol edilebildiğini anlatır. Bu, harness fiilinin hayvanlarla ilgili gerçek anlamıdır. Nesne bir hayvan olduğunda harness genellikle çekme işi için gereken kayış ve donanımı hayvana takmak demektir. Nesne energy, power veya başka bir kaynak olduğunda ise fiil çoğunlukla soyut olarak “kontrol etmek ve kullanmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede harness, örnektekiyle aynı hayvanlarla ilgili gerçek anlamda kullanılmıştır?

  1. The coach harnessed the ponies to a small cart.
  2. She watched the untethered horses cross the field.
  3. The new system harnesses wind power to generate electricity.
Cevabı göster

The coach harnessed the ponies to a small cart.

Öbek fiiller

set out: bir yolculuğa başlamak

set out across the sky ifadesinde set out, “bir yolculuğa başladı” veya “yola çıktı” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Ardından gelen across the sky, yolculuğun rotasını veya gerçekleştiği alanı belirtir. Bu kullanım, bir yolculuğun başlangıcını vurgular ve hikâyelerde ya da gezi anlatılarında sık görülür. Tek başına kullanılabileceği gibi set out for + varış yeri ve set out from + başlangıç noktası kalıplarında da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir yolculuğa başladı” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: At sunrise, the explorers ____ for the next village.

Cevabı göster

set out

As the sun god transformed the rosy dawn Kalıp ifadeler

0:16

Güneş tanrısı gül renkli şafağı

into the golden blooms of day, Deyimler

0:19

günün altın çiçeklerine dönüştürürken,

Kalıp ifadeler

transform X into Y: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek

Transform X into Y, X'i değiştirip Y hâline getirmek demektir. X başlangıçtaki şeyi, into sözcüğünden sonraki Y ise değişimin sonucunu belirtir. Bu cümlede değişimi the sun god gerçekleştirir, the rosy dawn X'tir ve the golden blooms of day Y'dir. Yapı, şafağın aydınlık gündüze dönüşmesini anlatır.

Alıştırma

Transform X into Y yapısının gerektirdiği edatı yazın: The school transformed an empty lot ____ a vegetable garden.

Cevabı göster

into

Deyimler

golden blooms of day: açan çiçekler gibi gün ışığı

Golden blooms of day şiirsel bir benzetmedir. Gerçek altın çiçeklerin ortaya çıktığı anlamına gelmez. Blooms açılan çiçekleri, golden ise güneş ışığını akla getirir. Sözcükler birlikte, gün ışığının altın çiçekler açıyormuş gibi yayılıp parlaklaşmasını canlandırır. Bu, cümlenin oluşturduğu edebî bir imgedir; gündüz için kullanılan sabit ve günlük bir ifade değildir.

Alıştırma

Golden blooms of day bu cümlede nasıl bir görüntü oluşturuyor?

  1. Altın renkli gün ışığı, açılan çiçekler gibi yayılıyor.
  2. Güneş tanrısı gerçek altın çiçekler yetiştiriyor.
  3. Gündüz sona eriyor ve gece çiçekleri ortaya çıkıyor.
Cevabı göster

Altın renkli gün ışığı, açılan çiçekler gibi yayılıyor.

he thought of those far below.

0:22

aşağıda, çok uzaklarda olanları düşünürdü.

Years ago,

0:25

Yıllar önce,

he fell in love with a water nymph named Clymene. Kalıp ifadeler

0:26

Clymene adında bir su perisine aşık olmuştu.

Kalıp ifadeler

fell in love with: birine âşık olmaya başlamak

Fall in love with + kişi, o kişiye karşı romantik aşk hissetmeye başlamak demektir. İfadenin tamamı tek bir kalıp olarak öğrenilir; with sevilen kişiyi gösterir. Cümlede fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir; yani duygudaki değişim geçmişte olmuştur.

Alıştırma

Cümleyi fall in love with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last summer, Daniel ____ Maya.

Cevabı göster

fell in love with

Together, they had seven daughters and one son named Phaethon.

0:30

Birlikte yedi kızları ve Phaethon adında bir oğulları oldu.

But Helios had a wandering eye. Deyimler

0:35

Ancak Helios'un gözü dışarıdaydı.

Deyimler

a wandering eye: partneri dışındaki kişilere ilgi duyma

Have a wandering eye, bir kişinin partneri dışındaki insanlara kolayca ilgi duymasını anlatan bir deyimdir. Bu cümlede Helios'un romantik ilgisinin yalnızca partnerine yönelmediğini düşündürür. Gözlerin hareketini gerçek anlamda anlatmaz. Başka birine karşı romantik ilgi olabileceğini ima eder, ancak tek başına kişinin aldattığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi durum someone has a wandering eye ifadesini en iyi gösterir?

  1. Bir partneri olmasına rağmen sık sık başka insanlarla flört eder.
  2. Çıkışı bulmak için müzede etrafına bakar.
  3. Okurken gözleri sayfa üzerinde hareket eder.
Cevabı göster

Bir partneri olmasına rağmen sık sık başka insanlarla flört eder.

Clymene eventually left him,

0:38

Clymene sonunda onu terk etti,

taking their children with her Dilbilgisi

0:40

çocuklarını da yanına alarak

and marrying King Merops of Ethiopia.

0:42

Etiyopya Kralı Merops ile evlendi.

Dilbilgisi

taking ... and marrying ...: bağlantılı eylemler ekleyen paralel -ing yapıları

Taking ... ve marrying ..., and ile bağlanan iki paralel -ing yapısıdır. Clymene eventually left him ana cümlesine bilgi ekler: Clymene çocukları yanına almış ve Kral Merops'la evlenmiştir. Her iki -ing yapısının da örtük öznesi Clymene'dir. Bu yapı left fiilini ana olay olarak tutarken bağlantılı eylemleri tek cümlede toplar. -ing biçimleri tek başına şimdiki zamanı göstermez ve bütün eylemlerin tam olarak aynı anda gerçekleşmesini gerektirmez.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümlenin öznesinin yaptığı eylemleri eklemek için iki paralel -ing yapısını doğru kullanır?

  1. Maya walked home, an umbrella carrying and hummed softly.
  2. Maya walked home, carried an umbrella and humming softly.
  3. Maya walked home, carrying an umbrella and humming softly.
Cevabı göster

Maya walked home, carrying an umbrella and humming softly.

When Phaethon was little,

0:46

Phaethon küçükken,

Clymene told him tales of his divine father.

0:48

Clymene ona ilahi babasının hikayelerini anlatırdı.

As he grew into a young man, Kalıp ifadeler

0:52

Büyüyüp genç bir adam olduğunda,

Kalıp ifadeler

grew into a young man: belirtilen bir sonuca doğru aşamalı gelişim

grow into + isim yapısında, into'dan sonraki isim birinin veya bir şeyin zamanla neye dönüştüğünü belirtir. Burada sonuç a young man olduğu için grew into a young man, onun çocukluktan genç bir adama dönüşen gelişimini anlatır. Bu yapı hem zaman içindeki değişimi hem de değişimin sonucunu vurgular. Yalnızca fiziksel büyümeyi anlatmaz; birinin zamanla belirli bir role uygun hâle gelmesini veya bir şeyin yeni bir biçime dönüşmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi grow into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over many years, the small club ____ a national organization.

Cevabı göster

grew into

he took a special pride in knowing he was the sun god's child. Kalıp ifadeler

0:54

güneş tanrısının çocuğu olduğunu bilmekten özel bir gurur duydu.

Kalıp ifadeler

take a special pride in knowing: gururun kaynağını belirtmek

take pride in + isim ya da -ing biçimi, bir başarı, özellik, eylem veya bağ nedeniyle gurur duymak demektir. Burada took geçmiş zamandadır; in knowing ise gururun kaynağını, yani güneş tanrısının çocuğu olduğunu bilmesini gösterir. a special pride ifadesi bu gururun farklı ve onun için özellikle önemli olduğunu anlatır. Başka durumlarda kullanılabilen temel kalıp take pride in doing something şeklindedir. knowing gibi bir fiilden sonra, bilinen içeriği anlatan tam bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi take pride in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of practice, Maya ____ performing the solo without help.

Cevabı göster

took pride in

However, one day,

0:59

Ancak bir gün,

Epaphus, Phaethon's peer,

1:01

kendisi de Zeus'un oğlu olan

who was himself the son of Zeus,

1:04

Phaethon'un akranı Epaphus,

sought to temper Phaethon's arrogance, Kelime

1:06

Phaethon'un kibrini kırmak isteyerek,

Kelime

sought to temper Phaethon's arrogance: aşırılığı azaltmaya yönelik resmî bir girişim

sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. seek to + fiilin yalın hâli yapısında, genellikle bilinçli veya resmî bir tonda bir şeyi yapmaya çalışmak anlamına gelir. Burada temper bir fiildir ve bir şeyin gücünü ya da yoğunluğunu azaltmak, ancak onu mutlaka tamamen ortadan kaldırmamak demektir. Bu nedenle sought to temper Phaethon's arrogance, Phaethon'un kibrini daha az aşırı hâle getirmeye çalışmak anlamındadır. Dil bilgisi de bunu gösterir: temper, to sonrasında fiilin yalın hâli olarak gelir; öfkeli mizaç anlamındaki temper ismi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, koçun takımın aşırı özgüvenini azaltmak için bilinçli ve resmî tınlayan bir girişimde bulunduğu anlamına gelir?

  1. The coach lost his temper with the team before the final.
  2. The coach sought to temper the team's overconfidence before the final.
  3. The coach proudly described the team's confidence before the final.
Cevabı göster

The coach sought to temper the team's overconfidence before the final.

taunting that Helios wasn't his father after all. Ton ve niyet

1:09

Helios'un aslında onun babası olmadığını söyleyip alay etti.

Ton ve niyet

after all: önceki bir inancı tersine çeviren sonuç

Burada after all olumsuz bir ifadenin sonunda yer alır ve sonucun daha önce inanılan şeyi tersine çevirdiğini gösterir: Helios'un onun babası olduğuna dair önceki inancın aksine, artık babası olmadığı söylenmektedir. Bu sonuç alay etmek için kullanıldığı için after all kışkırtıcı tonu güçlendirir. Başka bağlamlarda da bu cümle sonu kullanımı, nihai sonucun önceki bir beklentiden farklı olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede after all, nihai sonucun önceki bir inançtan farklı olduğunu gösterir?

  1. She read the chapter after all the other assignments were finished.
  2. We should search again; after all, we have not checked the garage.
  3. I thought the key was lost, but it was in my coat pocket after all.
Cevabı göster

I thought the key was lost, but it was in my coat pocket after all.

With no absolute proof to the contrary, Kalıp ifadeler

1:13

Aksini kanıtlayacak kesin bir kanıt olmadığı için,

Kalıp ifadeler

proof to the contrary: tersinin doğru olduğunu gösteren kanıt

proof to the contrary ifadesinde to the contrary, tersinin doğru olduğunu gösteren anlamına gelir ve proof sözcüğünü niteler. With no absolute proof to the contrary, mevcut inancı veya varsayımı çürütecek kesin bir kanıt olmadığı anlamına gelir. Bu yapı genellikle evidence, proof ve indication gibi isimlerden sonra gelir. İtiraz edilen inanç veya sonuç bağlamdan zaten anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Standart ifadeyi tamamlayın: There was no evidence ____, so the original decision stood.

Cevabı göster

to the contrary

the possibility bore into Phaethon's mind. Deyimler

1:16

bu ihtimal Phaethon'un aklına kazındı.

Deyimler

bore into Phaethon's mind: zihnin içine işleyen bir düşünce

bore into Phaethon's mind bir mecazdır. Burada bore into, delerek ya da zorla içeri ilerleme hareketini çağrıştırır; böylece olasılık, onun düşüncelerinin derinliklerine itilen bir şey gibi gösterilir. Bu imge, düşüncenin güçlü, kalıcı ve uzaklaştırılması zor olduğunu hissettirir. Yalnızca Phaethon thought about the possibility demekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Bu cümlede bore into Phaethon's mind ne anlama geliyor?

  1. Olasılık onun biraz sıkılmasına neden oldu.
  2. Olasılık fiziksel olarak onun kafasında bir delik açtı.
  3. Olasılık onun düşüncelerine girmeyi sürdürdü ve görmezden gelinmesi zordu.
Cevabı göster

Olasılık onun düşüncelerine girmeyi sürdürdü ve görmezden gelinmesi zordu.

He feared that his mother had lied.

1:19

Annesinin yalan söylediğinden korkuyordu.

And who was he if not Helios's son? Anlatım akışı

1:22

Ve eğer Helios'un oğlu değilse kendisi kimdi?

Anlatım akışı

Who was he if not Helios's son? Kimliğini sorgulamak

Who was he if not Helios's son? onun adını öğrenmek için sorulmuş bir soru değildir. if not bölümü önce dayandığı kimliğin gerçek olmadığını düşünmemizi sağlar; who was he ise geriye hangi kimliğin kalacağını sorar. Soru, iç çatışmasını iki adımda düzenler: babasının kim olduğuna dair kuşku, bütün benlik duygusuna dair kuşkuya dönüşür. Retorik soru, düz bir açıklama vermek yerine okurun bu çatışmayı duymasını sağlar.

Alıştırma

Bu soru anlatıda ne yapıyor?

  1. Babasının kim olduğuna dair kuşkuyu bütün kimliğine dair kuşkuya dönüştürür.
  2. Helios'un onun babası olmadığını kesin olarak kanıtlar.
  3. Birinden onun tam adını söylemesini ister.
Cevabı göster

Babasının kim olduğuna dair kuşkuyu bütün kimliğine dair kuşkuya dönüştürür.

When Phaethon confronted Clymene,

1:25

Phaethon Clymene ile yüzleştiğinde,

she insisted that his father was the powerful sun god. Ton ve niyet

1:28

annesi babasının güçlü güneş tanrısı olduğunda ısrar etti.

Ton ve niyet

insisted that: bir iddiayı kesin bir şekilde savunmak

Bu cümlede insisted that, bir şeyin doğru olduğunu kesin bir dille söyledi anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle, onun vazgeçmediği iddiayı verir: babası güçlü güneş tanrısıydı. Insisted, said sözcüğünden daha güçlüdür. Başka biri şüphe etse veya karşı çıksa bile kişinin iddiasını sürdürdüğünü gösterebilir. Burada bir iddia aktarılır; bir eylem talep edilmez.

Alıştırma

Mia insisted that the answer was correct ne anlama gelir?

  1. Mia, birinden cevabı düzeltmesini talep etti.
  2. Mia, emin olduğunu göstermeden cevaptan söz etti.
  3. Mia, cevabın doğru olduğunu kesin bir şekilde savundu.
Cevabı göster

Mia, cevabın doğru olduğunu kesin bir şekilde savundu.

Nevertheless, Phaethon was seized by doubt. Deyimler

1:32

Yine de, Phaethon şüpheye düşmüştü.

Deyimler

was seized by doubt: birden yoğun bir şüpheye kapılmak

Was seized by doubt, edilgen yapıda kullanılan bir benzetmedir. Şüpheyi Phaethon'u birden yakalayıp kontrol eden bir güç gibi gösterir; böylece onun yoğun bir belirsizlik hissettiğini anlatır. Edilgen yapı, onun yaptığı bir seçime değil, başına gelen şeye odaklanır. Became doubtful ifadesinden daha ani ve dramatiktir.

Alıştırma

Paniğin Ava'yı birden kontrol altına aldığını göstermek için cümleyi be seized by ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Just before the speech, Ava ____ panic.

Cevabı göster

was seized by

So Clymene sent him off to ask Helios directly. Öbek fiiller

1:35

Bunun üzerine Clymene onu doğrudan Helios'a sorması için gönderdi.

Öbek fiiller

sent him off to ask: birini belirli bir amaçla yola çıkarmak

Burada sent him off, Klymene'nin onun bulunduğu yerden ayrılıp yola çıkmasını sağladığını anlatır. to ask mastarı ayrılma amacını belirtir: Helios'a doğrudan sormak için gitmiştir. Aktarılabilir kalıp send + kişi + off + to + fiil şeklindedir. Kişinin ayrılışını bir görev ya da işin başlangıcı olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi send + person + off + to + verb kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: Leo had a question, so the coach ____ ask the referee.

Cevabı göster

sent him off to

Walking eastward,

1:40

Doğuya doğru yürüyen

Phaethon entered the sun god's gleaming palace at last.

1:41

Phaethon sonunda güneş tanrısının ışıltılı sarayına girdi.

Once his eyes adjusted to the brightness, Kalıp ifadeler

1:46

Gözleri parlaklığa alıştığında,

Kalıp ifadeler

adjusted to the brightness: ışığa alışmak

Burada adjusted to the brightness, gözlerinin güçlü ışığa zamanla alıştığı anlamına gelir. Adjust to + isim, bir koşula alışmayı ifade eder. Adjust to yapısının öznesi dışarıdaki bir koşula tepki olarak değişir. Bu yapı bir programa, yere, kurala veya iklime alışmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi adjust sözcüğünü doğru yapıda kullanarak tamamlayın: After moving overseas, Lena needed time to ____ the new time zone.

Cevabı göster

adjust to

he saw Helios's radiant smile and open arms. Deyimler

1:48

Helios'un ışıltılı gülümsemesini ve açık kollarını gördü.

Deyimler

open arms: sıcak bir karşılama

Buradaki open arms, Helios’un duruşunu anlatmaktan daha fazlasını yapar. radiant smile ile birlikte, onun sıcak ve misafirperver olduğunu ve Phaethon’u kabul etmeye hazır olduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen with open arms ifadesi “çok sıcak ve istekli bir şekilde” anlamına gelir. welcome someone with open arms veya receive someone with open arms gibi yapılarda sık görülür.

Alıştırma

“Çok sıcak ve istekli bir şekilde” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The neighbors welcomed the new family ____.

Cevabı göster

with open arms

When Phaethon expressed his skepticism Kalıp ifadeler

1:53

Phaethon şüphelerini dile getirip

that Helios was truly his father,

1:56

Helios'un gerçekten babası olup olmadığını sorduğunda,

the sun god only beamed. Kelime

1:58

güneş tanrısı sadece gülümsedi.

Kalıp ifadeler

expressed his skepticism that ...: bir iddiaya ilişkin kuşkuyu belirtmek

expressed his skepticism that Helios was truly his father ifadesinde expressed, Phaethon’un kuşkusunu belli ettiğini anlatır. That ile başlayan yan cümle, onun sorguladığı tam iddiayı belirtir: Helios was truly his father. Phaethon bu iddianın doğru olup olmadığını sorgular; onu kabul edilmiş bir gerçek olarak sunmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı express skepticism that + subject + verb şeklindedir. That sonrasındaki cümle, kuşku duyulan önermeyi tam olarak verir.

Alıştırma

Hangi cümlede express skepticism that + cümle yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The reviewer expressed skepticism that the figures were accurate.
  2. The reviewer was skepticism that the figures were accurate.
  3. The reviewer expressed skepticism about that the figures were accurate.
Cevabı göster

The reviewer expressed skepticism that the figures were accurate.

Kelime

only beamed: Işığı Çağrıştıran Parlak Bir Gülümseme

Burada beamed, “belirgin bir mutlulukla ışıl ışıl gülümsedi” anlamına gelir. Only, güneş tanrısının tartışmadığını veya başka bir açıklama yapmadığını; yalnızca parlak bir gülümsemeyle karşılık verdiğini gösterir. Beam ayrıca “parlamak” veya “ışık yaymak” anlamına gelebilir. Özne güneş tanrısı olduğu için fiil hem yüz ifadesini hem de ışığı düşündürerek eğlenceli bir çift anlam etkisi yaratır. İnsan gibi betimlenen bir karakter beams olduğunda önce “ışıl ışıl gülümsemek” anlamını düşünün, ardından bağlamın ışıkla ilgili gerçek anlamı da çağrıştırıp çağrıştırmadığına bakın.

Alıştırma

Güneş tanrısıyla ilgili bu cümlede only beamed ne anlama gelir?

  1. Yalnızca ışıl ışıl gülümsedi ve ayrıca ışığı çağrıştırdı.
  2. Yalnızca dar bir ışık huzmesi yaydı.
  3. Hiçbir duygu göstermeden başka tarafa baktı.
Cevabı göster

Yalnızca ışıl ışıl gülümsedi ve ayrıca ışığı çağrıştırdı.

To dispel all doubt, Kalıp ifadeler

2:01

Tüm şüpheleri ortadan kaldırmak için,

he would grant Phaethon anything he wanted. Kalıp ifadeler

2:02

Phaethon'un her istediğini yerine getirecekti.

Kalıp ifadeler

To dispel all doubt: Amaç Bildirmek

To dispel all doubt amaç bildiren bir mastar ifadesidir. Cümlenin başında yer alarak Phaethon'a istediği her şeyi neden vereceğini açıklar; in order to dispel all doubt şeklinde genişletilebilir. Dispel, genellikle kanıt, açıklama veya eylem yoluyla istenmeyen bir duygu ya da inancın “kaybolmasını sağlamak” anlamına gelir. Dispel all doubt ifadesinde all sonucu eksiksiz hâle getirir: hiçbir belirsizliğin kalmaması amaçlanır.

Alıştırma

Amaç bildiren mastarı dispel ve all doubt kullanarak tamamlayın: ____, the investigator released the complete record.

Cevabı göster

To dispel all doubt

Kalıp ifadeler

grant Phaethon anything he wanted: grant + alıcı + verilen şey

Grant, grant + alıcı + verilen şey düzeninde iki nesne alabilir. Burada Phaethon alıcıdır; anything he wanted ise karşı tarafın vermeyi veya izin vermeyi vaat ettiği şeydir. anything he wanted içinde ilgi sözcüğü that düşürülmüştür: anything (that) he wanted. Grant, veren kişinin isteği onaylayacak güce veya yetkiye sahip olduğunu düşündürür. Bu nedenle vaat, sıradan give kullanımına göre daha resmî ve ciddi duyulur.

Alıştırma

Hangi cümlede grant, yetkili bir tarafın bir hakkı resmen vermesini doğal biçimde anlatır?

  1. The library granted Maya access to the rare-books room.
  2. The library granted Maya a pencil for her notes.
  3. The library granted that Maya entered the rare-books room.
Cevabı göster

The library granted Maya access to the rare-books room.

Basking in Helios's glow, Deyimler

2:06

Helios'un ışıltısında güneşlenen

Deyimler

Basking in Helios's glow: gerçek ışık ve mecaz anlamda onay

Bask in, sıcaklık veya ışık içinde rahatlayıp bunun keyfini çıkarmak anlamına gelir. Helios güneş tanrısı olduğu için his glow sözleri gerçek anlamda onun ışığını ifade edebilir. İfade burada mecaz anlam da taşır: Phaethon, Helios'un ilgisinin ve onayının, ayrıca bunların kendisine kazandırdığı önemin tadını çıkarır. Bask in yalnızca ışığa yakın olmayı değil, keyif veya gurur duygusunu da anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede bask in, birinin gördüğü onaydan keyif aldığını mecaz anlamda anlatır?

  1. After the award, Lina recorded her coach's praise.
  2. After the award, Lina basked in her coach's praise.
  3. After the award, Lina stood beside her coach.
Cevabı göster

After the award, Lina basked in her coach's praise.

Phaethon felt there was but one way Kelime

2:09

Phaethon sadece tek bir yol olduğunu hissetti

Kelime

there was but one way: “yalnızca” anlamındaki edebî but

there was but one way ifadesinde but, “yalnızca” anlamına gelir; “ancak” veya “fakat” anlamında bir karşıtlık kurmaz. İfade, Phaethon’ın önünde yalnızca tek bir olası yol olduğuna inandığını anlatır. Bu sınırlayıcı kullanım, but one chance ve but a few minutes örneklerinde olduğu gibi bir sayıdan veya küçük bir miktardan önce gelir. Anlamak için but sözcüğünü zihninde only ile değiştirebilirsin.

Alıştırma

Hangi cümle “There was but one possible answer” ile aynı anlama gelir?

  1. There were several possible answers.
  2. There was only one possible answer.
  3. There was one answer, but it was impossible.
Cevabı göster

There was only one possible answer.

to prove their connection to the world and himself. Kalıp ifadeler

2:11

dünyaya ve kendine bağlarını kanıtlamanın.

Kalıp ifadeler

prove their connection to the world and himself: dünyaya ve kendine bir şeyi kanıtlamak

prove their connection to the world and himself ifadesinde prove, prove something to someone kalıbını izler. Kanıtlanacak şey their connection, kanıtın yöneltildiği iki taraf ise the world ve himself sözcükleridir. Burada the world gezegeni değil, diğer insanları veya genel kamuoyunu ifade eder. Himself, Phaethon’a geri gönderme yapar; çünkü onun da ikna olması gerekir. Bu iki taraf çift amaç gösterir: Phaethon hem diğer insanların bu bağı kabul etmesini hem de kendisinin bundan emin olmasını ister. Aynı kalıp prove your ability to others and yourself ifadesinde de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, Lena’nın yeteneğini hem takım arkadaşlarına hem de kendisine kanıtlamak istediğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Lena wanted to prove that her teammates believed in her.
  2. Lena wanted to prove her ability to her teammates and herself.
  3. Lena wanted her teammates to prove their ability to her.
Cevabı göster

Lena wanted to prove her ability to her teammates and herself.

He needed to drive Helios's chariot for a day.

2:15

Bir günlüğüne Helios'un arabasını kullanması gerekiyordu.

The sun god's smile dimmed. Deyimler

2:19

Güneş tanrısının gülümsemesi soldu.

Deyimler

smile dimmed: azalan mutluluğu anlatan ışık mecazı

Bu cümlede smile dimmed ifadesinde dimmed mecaz anlamda kullanılır. Bir ışık dim olduğunda parlaklığı azalır; bir gülümseme dim olduğunda ise zayıflar veya kaybolmaya başlar. Bu anlatım, duyguyu doğrudan adlandırmadan okurun mutluluktan kaygıya, hayal kırıklığına veya daha az olumlu başka bir duyguya geçildiğini anlamasını sağlar. Aynı kalıp, hope dimmed örneğinde olduğu gibi gücünü yitiren olumlu durumları da anlatabilir.

Alıştırma

“The sun god's smile dimmed” cümlesi neyi ima eder?

  1. Daha az neşeli veya daha kaygılı hale geliyordu.
  2. Gülümsemesi güneş ışığını daha parlak yaptı.
  3. Eskisinden daha geniş gülümsedi.
Cevabı göster

Daha az neşeli veya daha kaygılı hale geliyordu.

In his daily journey,

2:22

Günlük yolculuğunda,

he steered his fire-breathing horses through space at top speeds. Kelime

2:23

ateş püskürten atlarını uzayda en yüksek hızlarda yönlendiriyordu.

Kelime

fire-breathing horses: kısa çizgili bir birleşik sıfat

Fire-breathing, fire ismiyle breathing şeklindeki -ing biçiminden oluşan bir birleşik sıfattır. Horses sözcüğünden önce horses that breathe fire anlamına gelir. İki sözcük birlikte tek bir niteleyici gibi çalışır. Kısa çizgi, isimden önce bu sözcüklerin tek bir birim oluşturduğunu açıkça gösterir. Bu isim + -ing kalıbı, a record-breaking performance örneğinde olduğu gibi daha uzun bir açıklamayı kısaltabilir.

Alıştırma

Cümleyi ateş püskürtebilen anlamındaki kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The knight faced a ____ dragon.

Cevabı göster

fire-breathing

The task required masterful control

2:29

Bu görev, savaş arabasının kesin göksel yörüngesinde ilerlemesini sağlamak için

to ensure that the chariot raced along its precise celestial trajectory, Notlar

2:31

ustaca bir kontrol gerektiriyordu,

Dilbilgisi

to ensure that: güvence altına alınması gereken amacı belirtmek

to ensure that, dikkatli kontrolün amacını belirtir: savaş arabasının tam yörüngede kalması için bu kontrol gereklidir. Aktarılabilir kalıp eylem + to ensure that + özne + fiil şeklindedir. Ensure, bir sonucu yalnızca ummak değil, kesin ya da çok olası kılmak için önlem almak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik amaç ifadesiyle tamamlayın: We checked the map twice ____ we would follow the correct route.

Cevabı göster

to ensure that

Kalıp ifadeler

raced along its precise celestial trajectory: belirli bir yörünge boyunca hızla ilerlemek

Raced, hareket fiili olarak kullanılan race sözcüğünün geçmiş zaman biçimidir: bir yarışa katılmak değil, çok hızlı hareket etmek anlamına gelir. Along, hareketin bir rotayı izleyerek devam ettiğini gösterir. Its precise celestial trajectory, savaş arabasının gökyüzünde izlemesi gereken kesin yoldur. raced along ... trajectory bir arada, yüksek hız ile belirlenmiş bir yol üzerindeki hareketi birleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin planlanmış bir yolu izleyerek hızla hareket ettiğini doğal biçimde anlatır?

  1. The capsule raced away from its planned trajectory.
  2. The capsule raced along its planned trajectory.
  3. The capsule raced its planned trajectory.
Cevabı göster

The capsule raced along its planned trajectory.

with a thin margin separating stability from catastrophe. Deyimler

2:37

istikrarı felaketten ayıran incecik bir sınır vardı.

Deyimler

with a thin margin separating stability from catastrophe: istikrarla felaket arasında çok az pay

a thin margin separating stability from catastrophe ifadesi, istikrarla felaketin birbirine çok yakın iki olası sonuç olduğunu anlatır. Buradaki margin, bir sayfanın kenarı değil, küçük bir güvenlik payı ya da hata payıdır. with'li yapı bu koşulu içinde bulunulan duruma ekler. Durumun yüksek riskli ve kritik noktaya yakın olduğunu, küçük bir değişikliğin istikrarı felakete dönüştürebileceğini gösterir.

Alıştırma

“with a thin margin separating stability from catastrophe” ifadesi ne anlatıyor?

  1. İstikrarla felaket birbirinden çok uzaktır.
  2. Konuşan kişi basılı bir sayfanın kenarını anlatıyor.
  3. İstikrarla felaket birbirine çok yakındır ve hata payı çok azdır.
Cevabı göster

İstikrarla felaket birbirine çok yakındır ve hata payı çok azdır.

Even Zeus wasn't confident in driving his chariot. Kalıp ifadeler

2:42

Zeus bile savaş arabasını kullanma konusunda kendine güvenmiyordu.

Kalıp ifadeler

confident in driving: araba kullanma konusunda kendine güvenmek

confident in + gerund yapısı, bir etkinliği yapma becerisine güvenmek anlamına gelir. confident in driving ifadesinde driving, edat olan in'den sonra kullanılan -ing biçimindeki gerunddür; bu nedenle ifade, araba kullanma becerisine güvenmek demektir. Bu yapıyı bir etkinliği gerçekleştirme ya da bir beceriyi kullanma konusundaki güveni anlatmak için kullanın. Bu yapıda in edatından sonra fiilin yalın hâli olan drive gelemez.

Alıştırma

Bir etkinliğe duyulan güveni anlatmak için confident in + gerund yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Leo is confident solving in the puzzle.
  2. Leo is confident in solving the puzzle.
  3. Leo is confident in solve the puzzle.
Cevabı göster

Leo is confident in solving the puzzle.

Helios begged his son to reconsider, Kalıp ifadeler

2:46

Helios oğluna kararını tekrar düşünmesi için yalvardı,

Kalıp ifadeler

beg someone to do something: acil bir ricada bulunmak

beg + someone + to + fiilin yalın hâli kalıbı, birinden bir şeyi yapmasını çok acil ve güçlü bir biçimde istemek anlamına gelir. Bu cümlede his son yalvarılan kişiyi, to reconsider ise Helios'un ondan yapmasını istediği eylemi gösterir. Beg, ask fiilinden çok daha güçlü bir duygu taşır. Genellikle korku, çaresizlik veya karşı tarafın kararını değiştirmesine duyulan ciddi ihtiyacı gösterir.

Alıştırma

Parantezdeki fiille cümleyi tamamlayın ve beg + person + to do kalıbını kullanın: She begged her brother ____ with her. (stay)

Cevabı göster

to stay

but Phaethon was steadfast.

2:48

ama Phaethon kararlıydı.

So the god prepared him for the journey.

2:51

Böylece tanrı onu yolculuk için hazırladı.

With a crack of the reins, he was off. Notlar

2:54

Dizginlerin bir şaklamasıyla yola koyuldu.

Kalıp ifadeler

With a crack of the reins, ...: bir sesle hareketi başlatmak

Cümlenin başındaki With + isim öbeği, ana olaya eşlik eden ve onu hazırlayan bir sesi veya hareketi tanıtabilir. Buradaki a crack, atı yönlendirmek için kullanılan reins, yani dizginler hareket ettirildiğinde çıkan kısa ve keskin sestir; dizginlerin kırıldığı anlamına gelmez. Bu duyusal ayrıntıyı başa koymak, hikâyeyi hızla harekete geçirir. Ardından ana cümle ne olduğunu söyler: he was off.

Alıştırma

Parantezdeki sözlerle cümleyi tamamlayın ve With + bir ses yapısını kullanın: ____, the lights went out. (a clap of thunder)

Cevabı göster

With a clap of thunder

Deyimler

he was off: yola çıkmak

Bu cümlede he was off, “yola çıktı” veya “hareket etmeye başladı” demektir. Dizginlerin şaklaması, hareketin hızlı ve hemen başladığını gösterir. Be off, bir insanın veya hayvanın ayrılmasını ya da bir yolculuğa, yarışa veya eyleme başlamasını anlatabilir. Anlam, hareket eden özneden ve başlangıç bağlamından gelir; kişinin “kapatıldığı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede be off, birinin hareket etmeye başladığı anlamındadır?

  1. The television was off during dinner.
  2. Her name was off the guest list.
  3. The gate opened, and the horses were off.
Cevabı göster

The gate opened, and the horses were off.

In flight,

2:58

Uçuş sırasında,

Phaethon's mortal insecurities fell away. Öbek fiiller

2:59

Phaethon'un ölümlü güvensizlikleri ortadan kayboldu.

Öbek fiiller

fell away: bir duygunun kaybolması

Fell away, fall away fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada özne insecurities olduğu için ifade, bu duyguların etkisini kaybedip yok olduğu anlamına gelir. Bu anlatım, soyut bir yükü kişiye yapışmış ve sonra düşüp ayrılmış bir şey gibi gösterir. Fear, doubt veya tension gibi duygularla kullanıldığında fall away, bunların zayıflamasını ya da yok olmasını anlatır; yüksekten fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede fall away aynı soyut anlamda kullanılmıştır?

  1. As the conversation became easier, his nervousness fell away.
  2. She fell away from the leading group near the finish.
  3. Loose stones fell away from the cliff.
Cevabı göster

As the conversation became easier, his nervousness fell away.

But soon,

3:03

Ama çok geçmeden,

the reins slackened in his hands. Kelime

3:05

dizginler ellerinde gevşedi.

Kelime

slackened in his hands: ellerinde gerginliğin azalması

Slackened, “daha az gergin hâle geldi” demektir. Özne the reins olduğu için slackened burada geçişsiz kullanılır: dizginleri doğrudan gevşeten biri belirtilmez. In his hands, bu gerginlik kaybının nerede olduğunu gösterir. Dizginlerdeki bu değişim, tutuşunun ya da kontrolünün zayıfladığını gösterir. Anlatı dilinde slacken, gerginlik, hız veya çabanın yavaş yavaş azalmasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede slackened örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The rope tightened as Leo pulled it.
  2. The rope slackened as Leo relaxed his grip.
  3. The rope snapped when the box fell.
Cevabı göster

The rope slackened as Leo relaxed his grip.

Unaccustomed to the feathery weight of a mortal, Dilbilgisi

3:08

Bir ölümlünün tüy gibi hafif ağırlığına alışık olmayan

Dilbilgisi

Unaccustomed to + isim/-ing: cümle başında neden bildiren öbek

Unaccustomed to, “alışkın olmamak” demektir. Cümlenin başında bu sıfat öbeği ana cümlenin öznesini niteler ve öznenin neden belirli bir şekilde davrandığını ya da tepki verdiğini açıklayabilir. Anlamı Because the subject was unaccustomed to ... yapısına yakındır. Burada to bir edattır; bu nedenle ardından the feathery weight of a mortal örneğindeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Feathery weight mecazidir ve ölümlü kişinin ağırlığını son derece hafif gösterir. Ardından gelen ana cümlenin öznesi, alışkın olmayan kişi ya da varlık olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Unaccustomed to ____ at night, Nora became tired quickly.

Cevabı göster

working

the radiant horses climbed higher and higher. Dilbilgisi

3:11

parlak atlar giderek daha da yükseğe tırmandı.

Dilbilgisi

higher and higher: Kademeli değişim için tekrarlanan karşılaştırma yapısı

higher and higher, karşılaştırma biçimi olan higher sözcüğünün tekrarlanmasıyla yüksekliğin sürekli arttığını, yani gittikçe daha yüksek olduğunu gösterir. Bu cümlede atların yükselmeye devam ettiği anlatılır; yalnızca zaten yüksek bir noktada oldukları anlatılmaz. Yapı, karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimidir. Faster and faster ve louder and louder örneklerinde olduğu gibi hızın, sesin veya başka bir özelliğin kademeli değişimini anlatabilir. Uzun sıfatların çoğunda more and more + sıfatın yalın hâli kullanılır; örneğin more and more difficult.

Alıştırma

Yüksekliğin kademeli olarak arttığını göstermek için tekrarlanan karşılaştırma biçimini kullanan cümleyi seçin.

  1. The kite rose highest and highest above the trees.
  2. The kite rose higher and higher above the trees.
  3. The kite rose high and high above the trees.
Cevabı göster

The kite rose higher and higher above the trees.

The chariot whirled past constellations,

3:15

Savaş arabası takımyıldızların arasından süzülerek geçti,

narrowly missing the pincers of Scorpio Notlar

3:18

Akrep'in kıskaçlarını

and the arrow of Sagittarius.

3:21

ve Yay'ın okunu kıl payı kaçırdı.

Kalıp ifadeler

narrowly missing: kıl payı çarpmamak

narrowly missing, bir şeye çarpacak kadar yakından geçmek ama ona çarpmamak demektir. narrowly, aradaki farkın çok az ve durumun tehlikeli olduğunu vurgular; burada missing, birinin yokluğunu özlemek değil, temastan kaçınmak anlamındadır. narrowly missing the pincers of Scorpio and the arrow of Sagittarius ifadesi bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. whirled past ifadesine tehlike ayrıntısı ekler: savaş arabası takımyıldızların yanından dönerek geçerken bu engellere çok yaklaştı, ama onlardan kaçındı.

Alıştırma

Bisikletçinin dal parçasına çok yaklaştığı ancak ona çarpmadığı anlamına gelen cümleyi seçin.

  1. The cyclist swerved, narrowly missing a fallen branch.
  2. The cyclist stayed far away from the fallen branch.
  3. The cyclist swerved and hit the fallen branch.
Cevabı göster

The cyclist swerved, narrowly missing a fallen branch.

Kültür

pincers of Scorpio ... arrow of Sagittarius: takımyıldız imgeleri

Scorpio geleneksel olarak bir akrep şeklinde tasvir edilir; bu yüzden pincers, ön tarafındaki kıskaçları anlatır. Sagittarius geleneksel olarak bir okçu şeklinde tasvir edilir; bu yüzden arrow, okçunun silahıdır. Bu cümlede takımyıldız şekilleri, savaş arabasının çarpabileceği gerçek nesnelermiş gibi ele alınır. Bu, gökyüzündeki yolculuğu daha canlı kılar; uzayda gerçekten dev kıskaçlar veya bir ok olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama imgeleri takımyıldızlarla doğru biçimde eşleştiriyor?

  1. Scorpio bir okçu, Sagittarius ise bir akrep olarak tasvir edilir.
  2. İki ad da takımyıldız şekillerini değil, uzayda süzülen gerçek nesneleri anlatır.
  3. Scorpio kıskaçlı bir akrep, Sagittarius ise oklu bir okçu olarak tasvir edilir.
Cevabı göster

Scorpio kıskaçlı bir akrep, Sagittarius ise oklu bir okçu olarak tasvir edilir.

With the sun so far away, Dilbilgisi

3:24

Güneş çok uzakta olduğu için

the Earth darkened,

3:26

Dünya karardı

and the seas began to crackle and freeze.

3:28

ve denizler çatırdamaya ve donmaya başladı.

Dilbilgisi

With the sun so far away: with + isim + durum yapısı

With the sun so far away, with + isim + durum yapısıyla kurulmuştur: the sun isim öbeğidir, so far away ise onun durumunu anlatır. Bu öbeğin içinde is gibi çekimli bir fiil yoktur. Cümlenin başında kullanılan bu öbek, ardından gelenleri açıklayan koşulu sunar. Burada Güneş'in uzaklığı, Dünya'nın kararmasının ve denizlerin donmasının nedenidir. Başka bağlamlarda aynı yapı, doğrudan bir neden yerine yalnızca çevredeki durumu sunabilir.

Alıştırma

with + isim + durum yapısını tamamlamak için the heater ve broken sözcüklerini kullanın: With ____, the room quickly became cold.

Cevabı göster

the heater broken

Startled, Phaethon sharply pulled the reins.

3:31

Şaşkına dönen Phaethon dizginleri sertçe çekti.

The horses lurched,

3:35

Atlar sarsıldı

and the chariot plunged towards the Earth's surface. Kelime

3:36

ve savaş arabası Dünya yüzeyine doğru hızla inmeye başladı.

Kelime

plunged towards the Earth's surface: ani ve tehlikeli bir düşüş

plunged towards the Earth's surface ifadesinde plunged, plunge fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve aşağıya doğru ani, dik ve güçlü bir hareketi anlatır. Savaş arabasının hareketini sıradan bir düşüşten farklı olarak hızlı, kontrolsüz ve tehlikeli gösterir. towards hareketin yönünü belirtir. Savaş arabası Dünya'nın yüzeyine yaklaşmaktadır; cümle yüzeye çarptığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle bir yere doğru ani ve tehlikeli bir düşüşü en iyi anlatır?

  1. The damaged aircraft plunged towards the ocean.
  2. The damaged aircraft turned towards the ocean.
  3. The damaged aircraft flew towards the ocean.
Cevabı göster

The damaged aircraft plunged towards the ocean.

Lakes boiled and forests burned

3:39

Phaethon savaş arabasını yukarı çekmek için mücadele ederken

as Phaethon struggled to pull the chariot up, Öbek fiiller

3:42

göller kaynadı ve ormanlar yandı,

Öbek fiiller

pull the chariot up: pull ... up yapısında nesnenin yeri

pull the chariot up yapısında pull fiilinden sonra nesne olan the chariot, ardından da up parçacığı gelir. Burada up, amaçlanan yukarı hareketi gösterir: Phaethon düşmekte olan savaş arabasını yukarı kaldırmaya çalışır. Bu ayrılabilir yapıda isim olan nesne, asıl cümledeki gibi pull ile up arasına gelebilir. Nesne bir zamirse mutlaka ortaya gelmelidir: pull it up doğrudur, pull up it yanlıştır. Başka bir bağlamda pull up bir aracı durdurmayı anlatabilir; ancak buradaki düşme bağlamı yukarı çekme anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi pull ... up ve it zamiriyle tamamlayın: The bucket is dropping into the well—____ with the rope!

Cevabı göster

pull it up

leaving deserts in his wake. Deyimler

3:45

gerisinde çöller bıraktı.

Deyimler

in his wake: geride bırakılan bir sonuç

In his wake, “o geçtikten sonra, onun geçişinin bir sonucu olarak” anlamına gelir. Burada çölleri, Phaethon'un dünyada ilerlerken yol açtığı yıkımın sonucu olarak gösterir. Wake aslında hareket eden bir teknenin arkasında bıraktığı izdir. In someone's or something's wake kalıbı bu görüntüyü, geride kalan etki ve sonuçları anlatacak şekilde genişletir. Buradaki wake bir isimdir ve “uyanmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

In someone's wake kalıbını kullanarak ve sahip olarak the storm sözcüğünü seçerek cümleyi tamamlayın: The storm crossed the valley, leaving fallen trees ____.

Cevabı göster

in its wake

Back on Mount Olympus, Anlatım akışı

3:49

Olimpos Dağı'nda ise,

the gods were panicking.

3:50

tanrılar panik içindeydi.

Anlatım akışı

Back on Mount Olympus: önceki ortama dönüş

Back on Mount Olympus, cümlenin başında sahneyi belirleyen bir ifadedir. Back, anlatının daha önce sözü edilen veya bilinen bir yere ya da olay örgüsüne döndüğünü belirtir; on Mount Olympus ise olayın nerede yeniden başladığını gösterir. Yunan mitolojisinde Olimpos Dağı tanrıların evidir; bu da sahnede neden tanrıların bulunduğunu açıklar. İfadenin temel görevi, tanrıların paniğe kapıldığına ilişkin yeni bilgi verilmeden önce dinleyicinin sahneyi yeniden bulmasını sağlamaktır.

Alıştırma

Back at the station, the detectives reviewed the evidence? cümlesinde Back at the station ne işe yarar?

  1. İstasyonun dedektiflerin arkasında olduğunu söyler.
  2. Dedektiflerin istasyona geriye doğru yürüyerek girdiğini söyler.
  3. Hikâyeyi istasyondaki olaylara geri döndürür.
Cevabı göster

Hikâyeyi istasyondaki olaylara geri döndürür.

Zeus saw that Phaethon was destined for a crash Kelime

3:53

Zeus, Phaethon'un kaçınılmaz bir çarpışmaya sürüklendiğini

that would set the Earth ablaze. Deyimler

3:56

ve Dünya'yı ateşe vereceğini gördü.

Kelime

destined for a crash: neredeyse kaçınılmaz bir kaza

Be destined for + isim, bir sonucu önceden belirlenmiş veya kaçınılması neredeyse imkânsız gibi gösterir. Burada a crash, Zeus'un Phaethon'un kaçamayacağını düşündüğü sonuçtur. Bu ifade tahmine güçlü ve kaderci bir ton verir. Yalnızca kazanın muhtemel olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle başarısızlığı neredeyse kaçınılmaz bir sonuç olarak en iyi ifade eder?

  1. The poorly planned mission seemed likely to fail.
  2. The poorly planned mission planned to fail.
  3. The poorly planned mission seemed destined for failure.
Cevabı göster

The poorly planned mission seemed destined for failure.

Deyimler

set the Earth ablaze: set + nesne + ablaze

Set + nesne + ablaze, nesnenin tutuşup şiddetle yanmasına neden olmak demektir. Bu cümlede the Earth nesnedir; ablaze ise kazanın yol açtığı durumu anlatır. Bu yapı canlı ve güçlü bir anlatım sağlar. Mecazi olarak da kullanılabilir: setting social media ablaze, gerçek bir yangın başlatmak değil, sosyal medyada aniden yoğun ve heyecanlı tartışmalar oluşturmak demektir.

Alıştırma

Bu geçmiş zaman cümlesini set ... ablaze ile tamamlayın: Yesterday, a single spark ____ the dry grass ____ within seconds.

Cevabı göster

set · ablaze

So he hurled one of his mighty thunderbolts at the boy. Kalıp ifadeler

3:59

Bu yüzden kudretli yıldırımlarından birini çocuğa fırlattı.

Kalıp ifadeler

hurl something at someone: bir şeyi hedefe doğru şiddetle fırlatmak

hurl something at someone kalıbında hurl, bir şeyi çok büyük bir güçle fırlatmak demektir. Burada one of his mighty thunderbolts fırlatılan nesnedir; at the boy ise hedefi gösterir. Hurl, hareketi şiddetli ve güçlü gösterir; çoğu zaman bir saldırıyı veya yoğun öfkeyi düşündürür. Kalıp hurl + nesne + at + hedef şeklindedir.

Alıştırma

Hurl fiilinin geçmiş zamanını ve çarpma hedefini gösteren edatı kullanın: The warrior ____ a spear ____ the shield.

Cevabı göster

hurled · at

The horses tore away, Öbek fiiller

4:03

Atlar koptu,

Öbek fiiller

tore away: aniden hızla uzaklaştı

Tore away, tear away ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada atların aniden büyük bir hızla uzaklaştığını anlatır; ifade, hareketlerinin güçlü ve kontrol edilmesi zor olduğunu hissettirir. Bu hareket anlamında tear, “bir şeyi yırtmak” değil, “çok hızlı hareket etmek” demektir. Tear away, bir kişinin, hayvanın veya aracın aniden hızlanarak uzaklaşmasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede tore away, aniden ve hızla uzaklaşmayı anlatır?

  1. The tired horse stood quietly beside the gate.
  2. The rider slowly led the horse toward the gate.
  3. The frightened horse tore away from the gate.
Cevabı göster

The frightened horse tore away from the gate.

leaving Phaethon suspended in the heavens Dilbilgisi

4:06

Phaethon göklerde asılı kaldı

Dilbilgisi

leaving Phaethon suspended in the heavens: bir sonucu gösterme

leaving Phaethon suspended in the heavens, önceki eylemin doğurduğu sonucu ekleyen bir -ing öbeğidir. Öbeğin içinde leave + nesne + tümleç yapısı vardır. Phaethon nesnedir; suspended in the heavens ise onun sonuçta bulunduğu durumu anlatır. Buradaki leave, “ayrılmak” değil, “birini veya bir şeyi belirli bir durumda bırakmak” anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle ilk olayın sonucunu göstermek için leaving + nesne + tümleç yapısını kullanır?

  1. She was leaving the office at six.
  2. The door slammed shut, leaving us locked outside.
  3. Leaving the office, we waved goodbye.
Cevabı göster

The door slammed shut, leaving us locked outside.

for just one moment before he plummeted to the Earth, Anlatım akışı

4:10

ve bir an sonra Dünya'ya,

Anlatım akışı

just one moment before: anlatıda kısa bir duraklama

For just one moment, havada asılı kalma durumunun ne kadar sürdüğünü belirtir; before ise sonraki olayı, yani düşüşü tanıtır. Just bu aralığın son derece kısa hissedilmesini sağlar. Anlatı, çarpıcı bir eylemin hemen önüne minicik bir duraklama koyarak görüntüyü kısa süre tutar ve sonra harekete geçirir. Bilginin bu sırayla verilmesi gerilim yaratır; uzun bir gecikme olduğunu göstermez.

Alıştırma

just one moment before bu anlatıda nasıl bir etki yaratır?

  1. İki olayın yıllar arayla gerçekleştiğini gösterir.
  2. Çok kısa bir duraklama ekler ve ardından sonraki olaya işaret eder.
  3. Sonraki olayın neden gerçekleşemediğini açıklar.
Cevabı göster

Çok kısa bir duraklama ekler ve ardından sonraki olaya işaret eder.

into the river Eridanus, Kültür

4:14

Eridanus nehrine doğru çakıldı,

Kültür

the river Eridanus: Yunan mitolojisindeki belirli bir nehir

Eridanus, Yunan mitolojisindeki bir nehrin özel adıdır. Bu hikâyede Phaethon'un düştüğü nehirdir; dolayısıyla ifade, adı belirtilmemiş sıradan bir nehri değil, mitolojik bir yeri gösterir. the river Eridanus ifadesinde cins isim olan river, özel adın önünde yer alır. Burada Eridanus'u bir yer adı olarak anlamak yeterlidir; bu sözcük nehrin görünüşünü veya hareketini betimlemez.

Alıştırma

Bu cümlede Eridanus neyi ifade ediyor?

  1. “Hızla düşmek” anlamına gelen bir fiil.
  2. Mitte Phaethon'un düştüğü belirli nehir.
  3. Zeus'un yıldırımının adı.
Cevabı göster

Mitte Phaethon'un düştüğü belirli nehir.

never to resurface. Dilbilgisi

4:17

ve bir daha asla yüzeye çıkmadı.

Dilbilgisi

never to resurface: anlatıdaki nihai sonuç

Bu cümlede never to resurface sonuç bildiren bir mastar grubudur. Gerçekleşmiş düşme olayına dönüp nihai sonucu verir: kişi suyun altına girmiş ve bir daha yüzeye çıkmamıştır. tamamlanmış olay, never to + fiilin yalın hâli kalıbı, daha sonra ortaya çıkan ve çoğu zaman geri döndürülemez olan sonucu kısa bir anlatı yorumunda özetler. Buradaki to amaç bildirmez; kişi suyun altında kalmak amacıyla nehre düşmemiştir.

Alıştırma

Hangi cümlede never to + fiil yapısı daha sonraki bir sonucu özetlemek için kullanılmıştır?

  1. The explorer entered the cave in order not to be seen.
  2. The explorer promised never to enter the cave again.
  3. The explorer entered the cave, never to return.
Cevabı göster

The explorer entered the cave, never to return.

Phaethon's sisters gathered on the riverbank to weep,

4:19

Phaethon'un kız kardeşleri ağlamak için nehir kıyısında toplandılar,

gradually metamorphosing into poplar trees Kelime

4:23

yavaş yavaş suya değerli kehribarlar akıtan

Kelime

metamorphosing into poplar trees: tamamen kavak ağaçlarına dönüşmek

Metamorphosing into poplar trees, biçimin tamamen değişerek kavak ağaçlarına dönüşmesi demektir. Yapı metamorphose into + değişimden sonraki biçim şeklindedir; bu nedenle poplar trees, kız kardeşlerin neye dönüştüğünü belirtir. Burada metamorphosing, kız kardeşler ağlarken başlarına yavaş yavaş ne geldiğini ekleyen bir -ing ortaçtır. İfade, bir grup ağaca doğru hareket etmeyi değil, efsanenin içinde gerçekten biçim değiştirmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümlede metamorphosing into poplar trees ne anlama geliyor?

  1. Kız kardeşler bir grup kavak ağacına doğru yürüyorlar.
  2. Kız kardeşler kavak ağaçlarını süslüyorlar.
  3. Kız kardeşlerin biçimi yavaş yavaş değişiyor ve kavak ağaçlarına dönüşüyorlar.
Cevabı göster

Kız kardeşlerin biçimi yavaş yavaş değişiyor ve kavak ağaçlarına dönüşüyorlar.

that leaked precious amber into the water. Kültür

4:26

kavak ağaçlarına dönüştüler.

Kültür

precious amber: gözyaşları ve kehribarın efsanevi kökeni

Precious amber, kelime anlamıyla değerli kehribar demektir. Kehribar, eski ağaç reçinesinden oluşan altın renkli bir maddedir. Bu efsanede Phaethon'un kız kardeşleri kavak ağaçlarına dönüştükten sonra bu ağaçların saldığı madde kehribardır; böylece kehribar onların gözyaşları ve acısıyla bağlantı kurar. Bu imge kehribara efsanevi bir köken verir: kız kardeşlerin üzüntüsü nadir ve kalıcı bir şeye dönüşür. Bu, hikâyeye dayalı bir açıklamadır; kehribarın nasıl oluştuğuna ilişkin bilimsel bir açıklama değildir.

Alıştırma

Efsanenin bu bölümünde precious amber başlıca nasıl bir işlev görüyor?

  1. Kız kardeşlerin gözyaşlarını ve dönüştükleri ağaçları kehribarın efsanevi kökenine bağlar.
  2. Kız kardeşlerin nehrin dibinde mücevher bulduğunu gösterir.
  3. Kehribarın Phaethon'un savaş arabasını onarmak için kullanıldığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Kız kardeşlerin gözyaşlarını ve dönüştükleri ağaçları kehribarın efsanevi kökenine bağlar.

Zeus repaired the Earth and created an everlasting memorial, Kelime

4:30

Zeus Dünya'yı onardı ve Phaethon'un siluetini yıldızlara serpiştirerek

Kelime

created an everlasting memorial: sonsuza dek sürecek bir anıt yaratmak

create a memorial ifadesinde memorial, bir kişinin ya da olayın hatırlanmasını sağlamak için oluşturulan anma biçimi veya anıt anlamına gelir. Everlasting, bunun hiç kaybolmayacağı ya da sona ermeyeceği düşüncesini ekler. Buradaki ifade ciddi ve mitolojik bir tona sahiptir. Bu anıt mutlaka taştan yapılmış değildir; yıldızlarda kalıcı bir görüntüdür. Önemli olan, hatıranın sonsuza dek yaşamasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede created an everlasting memorial ne anlama geliyor?

  1. Bir kutlama için kısa süreli bir süs yaptı.
  2. Birinin sonsuza dek hatırlanması için kalıcı bir anıt yarattı.
  3. Kimseyi onurlandırmadan Dünya'yı onardı.
Cevabı göster

Birinin sonsuza dek hatırlanması için kalıcı bir anıt yarattı.

strewing Phaethon's likeness in the stars. Kelime

4:35

sonsuz bir anıt yarattı.

Kelime

strewing Phaethon's likeness in the stars: strew fiilinin şiirsel serpme imgesi

strewing Phaethon's likeness in the stars şeklindeki -ing yapısı, Zeus'un anıtı nasıl yarattığını açıklar: Phaethon'un görüntüsünü yıldızların arasına yaymış ya da yerleştirmiştir. Likeness, bir kişinin görsel görüntüsü veya temsili demektir. Strew genellikle birçok şeyin bir alana dağılmış olduğu bir görüntü oluşturur. Burada şiirsel ve mecazlıdır: Gerçek bir portre gökyüzüne fırlatılmaz; yıldızlar Phaethon'un görüntüsünü oluşturur veya gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede strew, “bir alana saçmak” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. He strewed the answer to a simple question.
  2. She strewed one chair neatly beside the desk.
  3. They strewed flower petals across the stage before the show.
Cevabı göster

They strewed flower petals across the stage before the show.

Overcome by grief, Dilbilgisi

4:39

Üzüntüden kahrolan

Dilbilgisi

Overcome by grief: cümle başında neden belirtme

Overcome by grief, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Burada because Helios was overwhelmed by grief anlamına gelir ve ana cümledeki eylemin duygusal nedenini verir. Overcome anlam bakımından edilgendir: keder Helios'u etkiler; Helios kederi yenmez. Cümlenin başında kullanılan bu yapı, arka plan bilgisini kısa biçimde sunar. Anlaşılan öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: Overcome by grief, Helios ...

Alıştırma

Hangi cümle, kederin Lina'yı etkisi altına aldığını ve bu nedenle konuşamadığını anlatır?

  1. Lina overcame her grief and finished the speech.
  2. Overcome by grief, Lina could not speak.
  3. Having overcome her grief, Lina spoke calmly.
Cevabı göster

Overcome by grief, Lina could not speak.

Helios had hidden himself from the sky, Dilbilgisi

4:41

Helios gökyüzünden gizlenmişti,

Dilbilgisi

had hidden himself from the sky: daha önceki bir geçmiş olayı belirtme

had hidden, had + geçmiş zaman ortacı hidden yapısından oluşan past perfect biçimidir. Helios'un kendini gökyüzünden gizleme eylemini, anlatıdaki daha sonraki dönüşü gibi başka bir geçmiş olaydan önceye yerleştirir. Past perfect, dinleyiciyi önce daha eski olaya götürür ve sonra hikâyeyi ileri doğru izlemesini sağlar. Geçmiş olayların birbirine göre sırasını belirtir; gizlenmenin ne kadar sürdüğünü tek başına anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi hide fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before the guests arrived, Nora ____ the key in a drawer.

Cevabı göster

had hidden

but he soon returned,

4:44

ama kısa sürede geri döndü

and every day from then on, Kalıp ifadeler

4:45

ve o andan itibaren her gün,

Kalıp ifadeler

from then on: geçmişteki bir andan sonra devam etme

From then on, “az önce belirtilen geçmiş zamandan başlayıp sonrasında devam ederek” anlamına gelir. Then daha önce belirlenmiş bir olaya veya ana gönderme yapar; on ise yeni durumun o noktanın ardından sürdüğünü gösterir. Every day ile birlikte kullanıldığında, eylemin bu dönüm noktasından sonra tekrarlanan bir düzene dönüştüğünü, yalnızca bir kez gerçekleşmediğini anlatır.

Alıştırma

“Geçmişteki o anda başlayıp sonrasında devam ederek” anlamına gelen, from ile başlayan üç sözcüklük ifadeyi yazın: Maya joined the morning club in September, and ____, she arrived early every day.

Cevabı göster

from then on

as he raced through the heavens,

4:48

göklerde yarışırken

he greeted his son.

4:50

oğlunu selamladı.

The constellation known as Auriga, Kültür

4:52

Auriga

or the charioteer,

4:55

veya arabacı olarak bilinen takımyıldız,

Kültür

known as Auriga, or the charioteer: açıklayıcı bir adla birlikte özel ad

Known as Auriga, constellation sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “Auriga adı verilen” anlamına gelir. Bu ifade takımyıldızın özel adını verir. Buradaki or bir seçim sunmaz, açıklayıcı bir yeniden ifade başlatır. The charioteer, Latince “arabacı” anlamına gelen Auriga adını açıklamaya yardımcı olan gündelik bir adlandırmadır. X, or Y, kalıbı uzmanlık terimini veya özel adı daha açık bir alternatif adla eşleştirebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede or, bir seçim sunmak yerine altyazıdaki gibi açıklayıcı bir anlamda kullanılmıştır?

  1. The animal known as an axolotl, or the Mexican walking fish, is a salamander.
  2. Would you like tea or coffee after lunch?
  3. You can visit the museum on Saturday or Sunday.
Cevabı göster

The animal known as an axolotl, or the Mexican walking fish, is a salamander.

stands as a reminder of a lost young man Kalıp ifadeler

4:57

kayıp bir genç adamın

Kalıp ifadeler

stands as a reminder of: ... için kalıcı bir hatırlatıcı olarak durmak

stands as a reminder of ifadesindeki stands as fiziksel olarak ayakta durmayı anlatmaz. Bir şeyin, of ifadesinden sonra gelen kişiyi, olayı veya deneyimi hatırlatan kalıcı bir simge olarak işlev gördüğünü belirtir. Bu cümlede ifade, özneyi anma değeri taşıyan bir iz olarak sunar; böylece geride kalan şey kayıp genci insanların hafızasında tutar. Bu yapı bir anıtı, resmi, yeri veya geçmişin anlamını koruyan bir hikâyeyi anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Fotoğrafın bilim insanının ilk çalışmalarının kalıcı bir simgesi olduğunu gösterecek ifadeyi tamamlayın: The faded photograph ____ the scientist's early work.

Cevabı göster

stands as a reminder of

and his bid to harness powers far greater than himself. Kelime

5:00

ve kendisinden çok daha büyük güçleri dizginleme çabasının bir hatırlatıcısı olarak duruyor.

Kelime

bid to harness powers far greater than himself: kendisinden çok daha güçlü güçleri kontrol etme girişimi

his bid to harness powers far greater than himself ifadesinde bid, bir şeyi başarmak için yapılan girişim veya çaba anlamındaki resmî bir isimdir; açık artırmadaki teklif anlamına gelmez. bid to + yalın fiil yapısı, girişimin amacını belirtir. Harness kelimesi başlangıçta bir hayvana koşum takarak onun gücünü kontrol etmek ve kullanmakla ilgilidir. Powers ile kullanıldığında mecaz anlam kazanır: güçlü kuvvetleri kontrol edip kullanıma sokmak demektir. Far greater than himself, bu güçlerin onun kendi gücünü veya kapasitesini çok aştığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede bid ve harness derste anlatılan anlamlarıyla kullanılmıştır?

  1. The team made a bid to harness wind energy for the island.
  2. The rider adjusted the leather harness before the race.
  3. The collector placed a bid on the painting at the auction.
Cevabı göster

The team made a bid to harness wind energy for the island.

Monumental tasks abound in ancient Greek mythology. Anlatım akışı

5:06

Antik Yunan mitolojisinde muazzam görevler bolca bulunur.

Anlatım akışı

Monumental tasks abound...: örneklerden önce genel bir yargı

Monumental tasks abound in ancient Greek mythology, bu geleneğin içinde olağanüstü ölçekte veya çok zor pek çok görev bulunduğunu söyleyen genel bir yargıdır. Buradaki monumental, alışılmadık büyüklüğü ya da zorluğu vurgular; abound ise çok sayıda bulunmak anlamına gelir. Söylemin kuruluşunda bu cümle, tek bir hikâyeden bir adım geri çekilip daha geniş bir örüntü sunar. Bu genel ifade, ardından gelecek daha somut örneğe geçiş hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlenin söylemdeki temel işlevi nedir?

  1. Önceki hikâyedeki olgusal bir hatayı düzeltir.
  2. Somut bir örneğe hazırlık yapan genel bir yargı sunar.
  3. Bir dizi talimatın son adımını verir.
Cevabı göster

Somut bir örneğe hazırlık yapan genel bir yargı sunar.

Take for instance, Sisyphus, Anlatım akışı

5:10

Mesela, tanrıları kandırarak ölümden iki kez kaçan

Anlatım akışı

Take for instance...: somut bir örnek tanıtmak

Take for instance, daha geniş bir düşüncenin somut örneği olarak bir kişiyi veya şeyi tanıtmak için kullanılır. Burada dinleyicinin dikkatini, sırada ele alınacak örnek olarak Sisyphus'a yöneltir. Bu kullanımda take, kaldırıp götürmek değil, seçmek veya ele almak anlamındadır. Dolayısıyla bu ifade söylemi genel bir yargıdan belirli bir hikâyeye taşır.

Alıştırma

Take for instance, Sisyphus, burada ne işe yarıyor?

  1. Yeni bir konuya başlamadan önce tartışmayı bitirir.
  2. Sisyphus'u somut bir örnek olarak tanıtır.
  3. Sisyphus'un bir nesneyi alıp götürmesi gerektiğini öne sürer.
Cevabı göster

Sisyphus'u somut bir örnek olarak tanıtır.

who escaped death twice by tricking the gods. Dilbilgisi

5:12

Sisyphus'u ele alalım.

Dilbilgisi

escaped death ... by tricking the gods: yöntemi belirten by + V-ing

Escaped death twice, ölümle sonuçlanabilecek iki durumdan sağ çıkmak, yani iki kez ölümden kurtulmak demektir. By tricking the gods, bu sonucun nasıl elde edildiğini açıklar. Bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtmek için sonuç + by + V-ing yapısını kullanın. by sözcüğünden sonra fiil -ing biçimine girer; burada tanrıları kandıran kişi ile ölümden kurtulan kişi aynıdır.

Alıştırma

Cümleyi by + V-ing ve check fiiliyle tamamlayın: Nina found the error ____ every line carefully.

Cevabı göster

by checking

Unfortunately for him, Anlatım akışı

5:16

Ne yazık ki onun için,

Anlatım akışı

Unfortunately for him: olumsuz bir gelişmeyi haber vermek

Unfortunately, anlatıcının bundan sonra gelecek olan duruma ilişkin olumsuz değerlendirmesini ifade eder. For him ise kötü sonuçtan etkilenen kişinin kim olduğunu belirtir. Bir yan tümcenin başında Unfortunately for him, değerlendirme bildiren bir geçiş görevi görür: olay henüz anlatılmadan önce, dinleyiciye o kişi için olumsuz bir gelişme beklemesini söyler.

Alıştırma

Geçiş ifadesine en uygun devam hangisidir? Unfortunately for Maya, ___

  1. she won the prize she had hoped for.
  2. her friends planned a cheerful surprise.
  3. the rain ruined her painting.
Cevabı göster

the rain ruined her painting.

there wouldn't be a third time. Anlatım akışı

5:17

üçüncü bir sefer olmayacaktı.

Anlatım akışı

wouldn't be a third time: başarının yeniden yaşanmayacağını önceden sezdirmek

Burada a third time, aynı başarılı sonucun yaşandığı önceki iki olaya gönderme yapar. Anlatıcı bunu olumsuzlaştırarak yaklaşan başarısızlığı doğrudan söylemeden önceki başarının tekrarlanmayacağını sezdirir. Kesin sonucu hemen açıklamamak gerilim yaratır ve hikâyeyi ileri taşır. Burada wouldn't, geçmişteki bir noktadan bakılan won't gibi işler: anlatıcı, geçmişte geçen hikâyenin içindeki bir noktadan daha sonra olacaklara bakar. Bağlama göre there wouldn't be a third time, üçüncü bir olayın hiç yaşanmayacağı ya da buradaki gibi üçüncü bir başarı olmayacağı anlamına gelebilir. Her zaman üçüncü bir denemenin hiç yapılmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu hikâye cümlesini okuyun: He had escaped twice, but there wouldn't be a third time. Bu cümle en güçlü biçimde neyi sezdiriyor?

  1. Kaçmayı hiç denememişti.
  2. Bir daha kaçamayacaktı.
  3. Bir kez daha kaçmayı kesinlikle başaracaktı.
Cevabı göster

Bir daha kaçamayacaktı.

Find out how this myth ends with this video.

5:19

Bu efsanenin nasıl bittiğini bu videoyla öğrenin.