Güneş Tanrısı'nın oğlunun trajik miti - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video Özeti: Mit, tanrısal soyundan kuşku duyunca Helios’tan kanıt isteyen, güneş arabasını kullanmaya kalkışan ve denetleyemediği bir felakete yol açan Phaethon’u anlatır. Ölümü ve bir takımyıldız olarak anılması, insanın kendi yeteneklerini aşan güçleri yönetmeye çalışmasının tehlikesine dair kalıcı bir uyarıya dönüşür. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. a wandering eye. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin gözlerin gerçekten dolaşmasını değil, Helios’un ilişkisi dışındaki kişilere romantik ilgi duymasını dolaylı biçimde anlattığını kavrarsınız. Böylece kısa bir anlatı ipucundan Clymene’nin onu neden terk ettiğini çıkarabilirsiniz. 2. with a thin margin separating stability from catastrophe. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: “İnce sınır” imgesinin istikrar ile felaketi birbirine son derece yakın iki sonuç olarak sunduğunu fark edersiniz. Bu imgeyi, kusursuz denetim gerektiren ve en küçük hatanın bile ağır sonuçlar doğurabileceği durumları anlatırken kullanabilirsiniz. 3. bid to harness powers far greater than himself. — Sözcük Anlamı ve Üslup: bid sözcüğünün burada “girişim” anlamına geldiğini, harness fiilinin ise atları fiziksel olarak yönetmekten devasa güçleri mecazen denetlemeye geçtiğini öğrenirsiniz. Bu ifade, mitin temel uyarısını görmenizi ve iddialı fakat tehlikeli bir girişimi resmî bir dille betimlemenizi sağlar.
Bu derste
unleashed his golden chariot, and set out across the sky. Öbek fiiller
0:11altın savaş arabasını salıverir ve gökyüzüne doğru yola çıkardı.
harnessed his winged horses: harness fiilinin gerçek anlamı
harnessed his winged horses ifadesinde harnessed geçişli bir fiildir ve eylem his winged horses üzerinde gerçekleşir. Helios'un atlara koşum takımlarını taktığını, böylece atların savaş arabasını çekebildiğini ve takım olarak kontrol edilebildiğini anlatır. Bu, harness fiilinin hayvanlarla ilgili gerçek anlamıdır. Nesne bir hayvan olduğunda harness genellikle çekme işi için gereken kayış ve donanımı hayvana takmak demektir. Nesne energy, power veya başka bir kaynak olduğunda ise fiil çoğunlukla soyut olarak “kontrol etmek ve kullanmak” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede harness, örnektekiyle aynı hayvanlarla ilgili gerçek anlamda kullanılmıştır?
- The coach harnessed the ponies to a small cart.
- She watched the untethered horses cross the field.
- The new system harnesses wind power to generate electricity.
Cevabı göster
The coach harnessed the ponies to a small cart.
set out: bir yolculuğa başlamak
set out across the sky ifadesinde set out, “bir yolculuğa başladı” veya “yola çıktı” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Ardından gelen across the sky, yolculuğun rotasını veya gerçekleştiği alanı belirtir. Bu kullanım, bir yolculuğun başlangıcını vurgular ve hikâyelerde ya da gezi anlatılarında sık görülür. Tek başına kullanılabileceği gibi set out for + varış yeri ve set out from + başlangıç noktası kalıplarında da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir yolculuğa başladı” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: At sunrise, the explorers ____ for the next village.
Cevabı göster
set out
transform X into Y: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek
Transform X into Y, X'i değiştirip Y hâline getirmek demektir. X başlangıçtaki şeyi, into sözcüğünden sonraki Y ise değişimin sonucunu belirtir. Bu cümlede değişimi the sun god gerçekleştirir, the rosy dawn X'tir ve the golden blooms of day Y'dir. Yapı, şafağın aydınlık gündüze dönüşmesini anlatır.
Alıştırma
Transform X into Y yapısının gerektirdiği edatı yazın: The school transformed an empty lot ____ a vegetable garden.
Cevabı göster
into
golden blooms of day: açan çiçekler gibi gün ışığı
Golden blooms of day şiirsel bir benzetmedir. Gerçek altın çiçeklerin ortaya çıktığı anlamına gelmez. Blooms açılan çiçekleri, golden ise güneş ışığını akla getirir. Sözcükler birlikte, gün ışığının altın çiçekler açıyormuş gibi yayılıp parlaklaşmasını canlandırır. Bu, cümlenin oluşturduğu edebî bir imgedir; gündüz için kullanılan sabit ve günlük bir ifade değildir.
Alıştırma
Golden blooms of day bu cümlede nasıl bir görüntü oluşturuyor?
- Altın renkli gün ışığı, açılan çiçekler gibi yayılıyor.
- Güneş tanrısı gerçek altın çiçekler yetiştiriyor.
- Gündüz sona eriyor ve gece çiçekleri ortaya çıkıyor.
Cevabı göster
Altın renkli gün ışığı, açılan çiçekler gibi yayılıyor.
he fell in love with a water nymph named Clymene. Kalıp ifadeler
0:26Clymene adında bir su perisine aşık olmuştu.
fell in love with: birine âşık olmaya başlamak
Fall in love with + kişi, o kişiye karşı romantik aşk hissetmeye başlamak demektir. İfadenin tamamı tek bir kalıp olarak öğrenilir; with sevilen kişiyi gösterir. Cümlede fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir; yani duygudaki değişim geçmişte olmuştur.
Alıştırma
Cümleyi fall in love with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last summer, Daniel ____ Maya.
Cevabı göster
fell in love with
Together, they had seven daughters and one son named Phaethon.
0:30Birlikte yedi kızları ve Phaethon adında bir oğulları oldu.
a wandering eye: partneri dışındaki kişilere ilgi duyma
Have a wandering eye, bir kişinin partneri dışındaki insanlara kolayca ilgi duymasını anlatan bir deyimdir. Bu cümlede Helios'un romantik ilgisinin yalnızca partnerine yönelmediğini düşündürür. Gözlerin hareketini gerçek anlamda anlatmaz. Başka birine karşı romantik ilgi olabileceğini ima eder, ancak tek başına kişinin aldattığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi durum someone has a wandering eye ifadesini en iyi gösterir?
- Bir partneri olmasına rağmen sık sık başka insanlarla flört eder.
- Çıkışı bulmak için müzede etrafına bakar.
- Okurken gözleri sayfa üzerinde hareket eder.
Cevabı göster
Bir partneri olmasına rağmen sık sık başka insanlarla flört eder.
taking ... and marrying ...: bağlantılı eylemler ekleyen paralel -ing yapıları
Taking ... ve marrying ..., and ile bağlanan iki paralel -ing yapısıdır. Clymene eventually left him ana cümlesine bilgi ekler: Clymene çocukları yanına almış ve Kral Merops'la evlenmiştir. Her iki -ing yapısının da örtük öznesi Clymene'dir. Bu yapı left fiilini ana olay olarak tutarken bağlantılı eylemleri tek cümlede toplar. -ing biçimleri tek başına şimdiki zamanı göstermez ve bütün eylemlerin tam olarak aynı anda gerçekleşmesini gerektirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümlenin öznesinin yaptığı eylemleri eklemek için iki paralel -ing yapısını doğru kullanır?
- Maya walked home, an umbrella carrying and hummed softly.
- Maya walked home, carried an umbrella and humming softly.
- Maya walked home, carrying an umbrella and humming softly.
Cevabı göster
Maya walked home, carrying an umbrella and humming softly.
Clymene told him tales of his divine father.
0:48Clymene ona ilahi babasının hikayelerini anlatırdı.
grew into a young man: belirtilen bir sonuca doğru aşamalı gelişim
grow into + isim yapısında, into'dan sonraki isim birinin veya bir şeyin zamanla neye dönüştüğünü belirtir. Burada sonuç a young man olduğu için grew into a young man, onun çocukluktan genç bir adama dönüşen gelişimini anlatır. Bu yapı hem zaman içindeki değişimi hem de değişimin sonucunu vurgular. Yalnızca fiziksel büyümeyi anlatmaz; birinin zamanla belirli bir role uygun hâle gelmesini veya bir şeyin yeni bir biçime dönüşmesini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi grow into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over many years, the small club ____ a national organization.
Cevabı göster
grew into
he took a special pride in knowing he was the sun god's child. Kalıp ifadeler
0:54güneş tanrısının çocuğu olduğunu bilmekten özel bir gurur duydu.
take a special pride in knowing: gururun kaynağını belirtmek
take pride in + isim ya da -ing biçimi, bir başarı, özellik, eylem veya bağ nedeniyle gurur duymak demektir. Burada took geçmiş zamandadır; in knowing ise gururun kaynağını, yani güneş tanrısının çocuğu olduğunu bilmesini gösterir. a special pride ifadesi bu gururun farklı ve onun için özellikle önemli olduğunu anlatır. Başka durumlarda kullanılabilen temel kalıp take pride in doing something şeklindedir. knowing gibi bir fiilden sonra, bilinen içeriği anlatan tam bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi take pride in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of practice, Maya ____ performing the solo without help.
Cevabı göster
took pride in
sought to temper Phaethon's arrogance: aşırılığı azaltmaya yönelik resmî bir girişim
sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. seek to + fiilin yalın hâli yapısında, genellikle bilinçli veya resmî bir tonda bir şeyi yapmaya çalışmak anlamına gelir. Burada temper bir fiildir ve bir şeyin gücünü ya da yoğunluğunu azaltmak, ancak onu mutlaka tamamen ortadan kaldırmamak demektir. Bu nedenle sought to temper Phaethon's arrogance, Phaethon'un kibrini daha az aşırı hâle getirmeye çalışmak anlamındadır. Dil bilgisi de bunu gösterir: temper, to sonrasında fiilin yalın hâli olarak gelir; öfkeli mizaç anlamındaki temper ismi değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, koçun takımın aşırı özgüvenini azaltmak için bilinçli ve resmî tınlayan bir girişimde bulunduğu anlamına gelir?
- The coach lost his temper with the team before the final.
- The coach sought to temper the team's overconfidence before the final.
- The coach proudly described the team's confidence before the final.
Cevabı göster
The coach sought to temper the team's overconfidence before the final.
taunting that Helios wasn't his father after all. Ton ve niyet
1:09Helios'un aslında onun babası olmadığını söyleyip alay etti.
after all: önceki bir inancı tersine çeviren sonuç
Burada after all olumsuz bir ifadenin sonunda yer alır ve sonucun daha önce inanılan şeyi tersine çevirdiğini gösterir: Helios'un onun babası olduğuna dair önceki inancın aksine, artık babası olmadığı söylenmektedir. Bu sonuç alay etmek için kullanıldığı için after all kışkırtıcı tonu güçlendirir. Başka bağlamlarda da bu cümle sonu kullanımı, nihai sonucun önceki bir beklentiden farklı olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede after all, nihai sonucun önceki bir inançtan farklı olduğunu gösterir?
- She read the chapter after all the other assignments were finished.
- We should search again; after all, we have not checked the garage.
- I thought the key was lost, but it was in my coat pocket after all.
Cevabı göster
I thought the key was lost, but it was in my coat pocket after all.
With no absolute proof to the contrary, Kalıp ifadeler
1:13Aksini kanıtlayacak kesin bir kanıt olmadığı için,
proof to the contrary: tersinin doğru olduğunu gösteren kanıt
proof to the contrary ifadesinde to the contrary, tersinin doğru olduğunu gösteren anlamına gelir ve proof sözcüğünü niteler. With no absolute proof to the contrary, mevcut inancı veya varsayımı çürütecek kesin bir kanıt olmadığı anlamına gelir. Bu yapı genellikle evidence, proof ve indication gibi isimlerden sonra gelir. İtiraz edilen inanç veya sonuç bağlamdan zaten anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Standart ifadeyi tamamlayın: There was no evidence ____, so the original decision stood.
Cevabı göster
to the contrary
bore into Phaethon's mind: zihnin içine işleyen bir düşünce
bore into Phaethon's mind bir mecazdır. Burada bore into, delerek ya da zorla içeri ilerleme hareketini çağrıştırır; böylece olasılık, onun düşüncelerinin derinliklerine itilen bir şey gibi gösterilir. Bu imge, düşüncenin güçlü, kalıcı ve uzaklaştırılması zor olduğunu hissettirir. Yalnızca Phaethon thought about the possibility demekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Bu cümlede bore into Phaethon's mind ne anlama geliyor?
- Olasılık onun biraz sıkılmasına neden oldu.
- Olasılık fiziksel olarak onun kafasında bir delik açtı.
- Olasılık onun düşüncelerine girmeyi sürdürdü ve görmezden gelinmesi zordu.
Cevabı göster
Olasılık onun düşüncelerine girmeyi sürdürdü ve görmezden gelinmesi zordu.
And who was he if not Helios's son? Anlatım akışı
1:22Ve eğer Helios'un oğlu değilse kendisi kimdi?
Who was he if not Helios's son? Kimliğini sorgulamak
Who was he if not Helios's son? onun adını öğrenmek için sorulmuş bir soru değildir. if not bölümü önce dayandığı kimliğin gerçek olmadığını düşünmemizi sağlar; who was he ise geriye hangi kimliğin kalacağını sorar. Soru, iç çatışmasını iki adımda düzenler: babasının kim olduğuna dair kuşku, bütün benlik duygusuna dair kuşkuya dönüşür. Retorik soru, düz bir açıklama vermek yerine okurun bu çatışmayı duymasını sağlar.
Alıştırma
Bu soru anlatıda ne yapıyor?
- Babasının kim olduğuna dair kuşkuyu bütün kimliğine dair kuşkuya dönüştürür.
- Helios'un onun babası olmadığını kesin olarak kanıtlar.
- Birinden onun tam adını söylemesini ister.
Cevabı göster
Babasının kim olduğuna dair kuşkuyu bütün kimliğine dair kuşkuya dönüştürür.
she insisted that his father was the powerful sun god. Ton ve niyet
1:28annesi babasının güçlü güneş tanrısı olduğunda ısrar etti.
insisted that: bir iddiayı kesin bir şekilde savunmak
Bu cümlede insisted that, bir şeyin doğru olduğunu kesin bir dille söyledi anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle, onun vazgeçmediği iddiayı verir: babası güçlü güneş tanrısıydı. Insisted, said sözcüğünden daha güçlüdür. Başka biri şüphe etse veya karşı çıksa bile kişinin iddiasını sürdürdüğünü gösterebilir. Burada bir iddia aktarılır; bir eylem talep edilmez.
Alıştırma
Mia insisted that the answer was correct ne anlama gelir?
- Mia, birinden cevabı düzeltmesini talep etti.
- Mia, emin olduğunu göstermeden cevaptan söz etti.
- Mia, cevabın doğru olduğunu kesin bir şekilde savundu.
Cevabı göster
Mia, cevabın doğru olduğunu kesin bir şekilde savundu.
was seized by doubt: birden yoğun bir şüpheye kapılmak
Was seized by doubt, edilgen yapıda kullanılan bir benzetmedir. Şüpheyi Phaethon'u birden yakalayıp kontrol eden bir güç gibi gösterir; böylece onun yoğun bir belirsizlik hissettiğini anlatır. Edilgen yapı, onun yaptığı bir seçime değil, başına gelen şeye odaklanır. Became doubtful ifadesinden daha ani ve dramatiktir.
Alıştırma
Paniğin Ava'yı birden kontrol altına aldığını göstermek için cümleyi be seized by ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Just before the speech, Ava ____ panic.
Cevabı göster
was seized by
So Clymene sent him off to ask Helios directly. Öbek fiiller
1:35Bunun üzerine Clymene onu doğrudan Helios'a sorması için gönderdi.
sent him off to ask: birini belirli bir amaçla yola çıkarmak
Burada sent him off, Klymene'nin onun bulunduğu yerden ayrılıp yola çıkmasını sağladığını anlatır. to ask mastarı ayrılma amacını belirtir: Helios'a doğrudan sormak için gitmiştir. Aktarılabilir kalıp send + kişi + off + to + fiil şeklindedir. Kişinin ayrılışını bir görev ya da işin başlangıcı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi send + person + off + to + verb kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: Leo had a question, so the coach ____ ask the referee.
Cevabı göster
sent him off to
Phaethon entered the sun god's gleaming palace at last.
1:41Phaethon sonunda güneş tanrısının ışıltılı sarayına girdi.
adjusted to the brightness: ışığa alışmak
Burada adjusted to the brightness, gözlerinin güçlü ışığa zamanla alıştığı anlamına gelir. Adjust to + isim, bir koşula alışmayı ifade eder. Adjust to yapısının öznesi dışarıdaki bir koşula tepki olarak değişir. Bu yapı bir programa, yere, kurala veya iklime alışmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi adjust sözcüğünü doğru yapıda kullanarak tamamlayın: After moving overseas, Lena needed time to ____ the new time zone.
Cevabı göster
adjust to
he saw Helios's radiant smile and open arms. Deyimler
1:48Helios'un ışıltılı gülümsemesini ve açık kollarını gördü.
open arms: sıcak bir karşılama
Buradaki open arms, Helios’un duruşunu anlatmaktan daha fazlasını yapar. radiant smile ile birlikte, onun sıcak ve misafirperver olduğunu ve Phaethon’u kabul etmeye hazır olduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen with open arms ifadesi “çok sıcak ve istekli bir şekilde” anlamına gelir. welcome someone with open arms veya receive someone with open arms gibi yapılarda sık görülür.
Alıştırma
“Çok sıcak ve istekli bir şekilde” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The neighbors welcomed the new family ____.
Cevabı göster
with open arms
expressed his skepticism that ...: bir iddiaya ilişkin kuşkuyu belirtmek
expressed his skepticism that Helios was truly his father ifadesinde expressed, Phaethon’un kuşkusunu belli ettiğini anlatır. That ile başlayan yan cümle, onun sorguladığı tam iddiayı belirtir: Helios was truly his father. Phaethon bu iddianın doğru olup olmadığını sorgular; onu kabul edilmiş bir gerçek olarak sunmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı express skepticism that + subject + verb şeklindedir. That sonrasındaki cümle, kuşku duyulan önermeyi tam olarak verir.
Alıştırma
Hangi cümlede express skepticism that + cümle yapısı doğru kullanılmıştır?
- The reviewer expressed skepticism that the figures were accurate.
- The reviewer was skepticism that the figures were accurate.
- The reviewer expressed skepticism about that the figures were accurate.
Cevabı göster
The reviewer expressed skepticism that the figures were accurate.
only beamed: Işığı Çağrıştıran Parlak Bir Gülümseme
Burada beamed, “belirgin bir mutlulukla ışıl ışıl gülümsedi” anlamına gelir. Only, güneş tanrısının tartışmadığını veya başka bir açıklama yapmadığını; yalnızca parlak bir gülümsemeyle karşılık verdiğini gösterir. Beam ayrıca “parlamak” veya “ışık yaymak” anlamına gelebilir. Özne güneş tanrısı olduğu için fiil hem yüz ifadesini hem de ışığı düşündürerek eğlenceli bir çift anlam etkisi yaratır. İnsan gibi betimlenen bir karakter beams olduğunda önce “ışıl ışıl gülümsemek” anlamını düşünün, ardından bağlamın ışıkla ilgili gerçek anlamı da çağrıştırıp çağrıştırmadığına bakın.
Alıştırma
Güneş tanrısıyla ilgili bu cümlede only beamed ne anlama gelir?
- Yalnızca ışıl ışıl gülümsedi ve ayrıca ışığı çağrıştırdı.
- Yalnızca dar bir ışık huzmesi yaydı.
- Hiçbir duygu göstermeden başka tarafa baktı.
Cevabı göster
Yalnızca ışıl ışıl gülümsedi ve ayrıca ışığı çağrıştırdı.
he would grant Phaethon anything he wanted. Kalıp ifadeler
2:02Phaethon'un her istediğini yerine getirecekti.
To dispel all doubt: Amaç Bildirmek
To dispel all doubt amaç bildiren bir mastar ifadesidir. Cümlenin başında yer alarak Phaethon'a istediği her şeyi neden vereceğini açıklar; in order to dispel all doubt şeklinde genişletilebilir. Dispel, genellikle kanıt, açıklama veya eylem yoluyla istenmeyen bir duygu ya da inancın “kaybolmasını sağlamak” anlamına gelir. Dispel all doubt ifadesinde all sonucu eksiksiz hâle getirir: hiçbir belirsizliğin kalmaması amaçlanır.
Alıştırma
Amaç bildiren mastarı dispel ve all doubt kullanarak tamamlayın: ____, the investigator released the complete record.
Cevabı göster
To dispel all doubt
grant Phaethon anything he wanted: grant + alıcı + verilen şey
Grant, grant + alıcı + verilen şey düzeninde iki nesne alabilir. Burada Phaethon alıcıdır; anything he wanted ise karşı tarafın vermeyi veya izin vermeyi vaat ettiği şeydir. anything he wanted içinde ilgi sözcüğü that düşürülmüştür: anything (that) he wanted. Grant, veren kişinin isteği onaylayacak güce veya yetkiye sahip olduğunu düşündürür. Bu nedenle vaat, sıradan give kullanımına göre daha resmî ve ciddi duyulur.
Alıştırma
Hangi cümlede grant, yetkili bir tarafın bir hakkı resmen vermesini doğal biçimde anlatır?
- The library granted Maya access to the rare-books room.
- The library granted Maya a pencil for her notes.
- The library granted that Maya entered the rare-books room.
Cevabı göster
The library granted Maya access to the rare-books room.
Basking in Helios's glow: gerçek ışık ve mecaz anlamda onay
Bask in, sıcaklık veya ışık içinde rahatlayıp bunun keyfini çıkarmak anlamına gelir. Helios güneş tanrısı olduğu için his glow sözleri gerçek anlamda onun ışığını ifade edebilir. İfade burada mecaz anlam da taşır: Phaethon, Helios'un ilgisinin ve onayının, ayrıca bunların kendisine kazandırdığı önemin tadını çıkarır. Bask in yalnızca ışığa yakın olmayı değil, keyif veya gurur duygusunu da anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede bask in, birinin gördüğü onaydan keyif aldığını mecaz anlamda anlatır?
- After the award, Lina recorded her coach's praise.
- After the award, Lina basked in her coach's praise.
- After the award, Lina stood beside her coach.
Cevabı göster
After the award, Lina basked in her coach's praise.
there was but one way: “yalnızca” anlamındaki edebî but
there was but one way ifadesinde but, “yalnızca” anlamına gelir; “ancak” veya “fakat” anlamında bir karşıtlık kurmaz. İfade, Phaethon’ın önünde yalnızca tek bir olası yol olduğuna inandığını anlatır. Bu sınırlayıcı kullanım, but one chance ve but a few minutes örneklerinde olduğu gibi bir sayıdan veya küçük bir miktardan önce gelir. Anlamak için but sözcüğünü zihninde only ile değiştirebilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle “There was but one possible answer” ile aynı anlama gelir?
- There were several possible answers.
- There was only one possible answer.
- There was one answer, but it was impossible.
Cevabı göster
There was only one possible answer.
to prove their connection to the world and himself. Kalıp ifadeler
2:11dünyaya ve kendine bağlarını kanıtlamanın.
prove their connection to the world and himself: dünyaya ve kendine bir şeyi kanıtlamak
prove their connection to the world and himself ifadesinde prove, prove something to someone kalıbını izler. Kanıtlanacak şey their connection, kanıtın yöneltildiği iki taraf ise the world ve himself sözcükleridir. Burada the world gezegeni değil, diğer insanları veya genel kamuoyunu ifade eder. Himself, Phaethon’a geri gönderme yapar; çünkü onun da ikna olması gerekir. Bu iki taraf çift amaç gösterir: Phaethon hem diğer insanların bu bağı kabul etmesini hem de kendisinin bundan emin olmasını ister. Aynı kalıp prove your ability to others and yourself ifadesinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, Lena’nın yeteneğini hem takım arkadaşlarına hem de kendisine kanıtlamak istediğini doğal biçimde ifade eder?
- Lena wanted to prove that her teammates believed in her.
- Lena wanted to prove her ability to her teammates and herself.
- Lena wanted her teammates to prove their ability to her.
Cevabı göster
Lena wanted to prove her ability to her teammates and herself.
He needed to drive Helios's chariot for a day.
2:15Bir günlüğüne Helios'un arabasını kullanması gerekiyordu.
smile dimmed: azalan mutluluğu anlatan ışık mecazı
Bu cümlede smile dimmed ifadesinde dimmed mecaz anlamda kullanılır. Bir ışık dim olduğunda parlaklığı azalır; bir gülümseme dim olduğunda ise zayıflar veya kaybolmaya başlar. Bu anlatım, duyguyu doğrudan adlandırmadan okurun mutluluktan kaygıya, hayal kırıklığına veya daha az olumlu başka bir duyguya geçildiğini anlamasını sağlar. Aynı kalıp, hope dimmed örneğinde olduğu gibi gücünü yitiren olumlu durumları da anlatabilir.
Alıştırma
“The sun god's smile dimmed” cümlesi neyi ima eder?
- Daha az neşeli veya daha kaygılı hale geliyordu.
- Gülümsemesi güneş ışığını daha parlak yaptı.
- Eskisinden daha geniş gülümsedi.
Cevabı göster
Daha az neşeli veya daha kaygılı hale geliyordu.
he steered his fire-breathing horses through space at top speeds. Kelime
2:23ateş püskürten atlarını uzayda en yüksek hızlarda yönlendiriyordu.
fire-breathing horses: kısa çizgili bir birleşik sıfat
Fire-breathing, fire ismiyle breathing şeklindeki -ing biçiminden oluşan bir birleşik sıfattır. Horses sözcüğünden önce horses that breathe fire anlamına gelir. İki sözcük birlikte tek bir niteleyici gibi çalışır. Kısa çizgi, isimden önce bu sözcüklerin tek bir birim oluşturduğunu açıkça gösterir. Bu isim + -ing kalıbı, a record-breaking performance örneğinde olduğu gibi daha uzun bir açıklamayı kısaltabilir.
Alıştırma
Cümleyi ateş püskürtebilen anlamındaki kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The knight faced a ____ dragon.
Cevabı göster
fire-breathing
The task required masterful control
2:29Bu görev, savaş arabasının kesin göksel yörüngesinde ilerlemesini sağlamak için
to ensure that the chariot raced along its precise celestial trajectory, Notlar
2:31ustaca bir kontrol gerektiriyordu,
to ensure that: güvence altına alınması gereken amacı belirtmek
to ensure that, dikkatli kontrolün amacını belirtir: savaş arabasının tam yörüngede kalması için bu kontrol gereklidir. Aktarılabilir kalıp eylem + to ensure that + özne + fiil şeklindedir. Ensure, bir sonucu yalnızca ummak değil, kesin ya da çok olası kılmak için önlem almak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik amaç ifadesiyle tamamlayın: We checked the map twice ____ we would follow the correct route.
Cevabı göster
to ensure that
raced along its precise celestial trajectory: belirli bir yörünge boyunca hızla ilerlemek
Raced, hareket fiili olarak kullanılan race sözcüğünün geçmiş zaman biçimidir: bir yarışa katılmak değil, çok hızlı hareket etmek anlamına gelir. Along, hareketin bir rotayı izleyerek devam ettiğini gösterir. Its precise celestial trajectory, savaş arabasının gökyüzünde izlemesi gereken kesin yoldur. raced along ... trajectory bir arada, yüksek hız ile belirlenmiş bir yol üzerindeki hareketi birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin planlanmış bir yolu izleyerek hızla hareket ettiğini doğal biçimde anlatır?
- The capsule raced away from its planned trajectory.
- The capsule raced along its planned trajectory.
- The capsule raced its planned trajectory.
Cevabı göster
The capsule raced along its planned trajectory.
with a thin margin separating stability from catastrophe. Deyimler
2:37istikrarı felaketten ayıran incecik bir sınır vardı.
with a thin margin separating stability from catastrophe: istikrarla felaket arasında çok az pay
a thin margin separating stability from catastrophe ifadesi, istikrarla felaketin birbirine çok yakın iki olası sonuç olduğunu anlatır. Buradaki margin, bir sayfanın kenarı değil, küçük bir güvenlik payı ya da hata payıdır. with'li yapı bu koşulu içinde bulunulan duruma ekler. Durumun yüksek riskli ve kritik noktaya yakın olduğunu, küçük bir değişikliğin istikrarı felakete dönüştürebileceğini gösterir.
Alıştırma
“with a thin margin separating stability from catastrophe” ifadesi ne anlatıyor?
- İstikrarla felaket birbirinden çok uzaktır.
- Konuşan kişi basılı bir sayfanın kenarını anlatıyor.
- İstikrarla felaket birbirine çok yakındır ve hata payı çok azdır.
Cevabı göster
İstikrarla felaket birbirine çok yakındır ve hata payı çok azdır.
Even Zeus wasn't confident in driving his chariot. Kalıp ifadeler
2:42Zeus bile savaş arabasını kullanma konusunda kendine güvenmiyordu.
confident in driving: araba kullanma konusunda kendine güvenmek
confident in + gerund yapısı, bir etkinliği yapma becerisine güvenmek anlamına gelir. confident in driving ifadesinde driving, edat olan in'den sonra kullanılan -ing biçimindeki gerunddür; bu nedenle ifade, araba kullanma becerisine güvenmek demektir. Bu yapıyı bir etkinliği gerçekleştirme ya da bir beceriyi kullanma konusundaki güveni anlatmak için kullanın. Bu yapıda in edatından sonra fiilin yalın hâli olan drive gelemez.
Alıştırma
Bir etkinliğe duyulan güveni anlatmak için confident in + gerund yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Leo is confident solving in the puzzle.
- Leo is confident in solving the puzzle.
- Leo is confident in solve the puzzle.
Cevabı göster
Leo is confident in solving the puzzle.
Helios begged his son to reconsider, Kalıp ifadeler
2:46Helios oğluna kararını tekrar düşünmesi için yalvardı,
beg someone to do something: acil bir ricada bulunmak
beg + someone + to + fiilin yalın hâli kalıbı, birinden bir şeyi yapmasını çok acil ve güçlü bir biçimde istemek anlamına gelir. Bu cümlede his son yalvarılan kişiyi, to reconsider ise Helios'un ondan yapmasını istediği eylemi gösterir. Beg, ask fiilinden çok daha güçlü bir duygu taşır. Genellikle korku, çaresizlik veya karşı tarafın kararını değiştirmesine duyulan ciddi ihtiyacı gösterir.
Alıştırma
Parantezdeki fiille cümleyi tamamlayın ve beg + person + to do kalıbını kullanın: She begged her brother ____ with her. (stay)
Cevabı göster
to stay
With a crack of the reins, ...: bir sesle hareketi başlatmak
Cümlenin başındaki With + isim öbeği, ana olaya eşlik eden ve onu hazırlayan bir sesi veya hareketi tanıtabilir. Buradaki a crack, atı yönlendirmek için kullanılan reins, yani dizginler hareket ettirildiğinde çıkan kısa ve keskin sestir; dizginlerin kırıldığı anlamına gelmez. Bu duyusal ayrıntıyı başa koymak, hikâyeyi hızla harekete geçirir. Ardından ana cümle ne olduğunu söyler: he was off.
Alıştırma
Parantezdeki sözlerle cümleyi tamamlayın ve With + bir ses yapısını kullanın: ____, the lights went out. (a clap of thunder)
Cevabı göster
With a clap of thunder
he was off: yola çıkmak
Bu cümlede he was off, “yola çıktı” veya “hareket etmeye başladı” demektir. Dizginlerin şaklaması, hareketin hızlı ve hemen başladığını gösterir. Be off, bir insanın veya hayvanın ayrılmasını ya da bir yolculuğa, yarışa veya eyleme başlamasını anlatabilir. Anlam, hareket eden özneden ve başlangıç bağlamından gelir; kişinin “kapatıldığı” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede be off, birinin hareket etmeye başladığı anlamındadır?
- The television was off during dinner.
- Her name was off the guest list.
- The gate opened, and the horses were off.
Cevabı göster
The gate opened, and the horses were off.
Phaethon's mortal insecurities fell away. Öbek fiiller
2:59Phaethon'un ölümlü güvensizlikleri ortadan kayboldu.
fell away: bir duygunun kaybolması
Fell away, fall away fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada özne insecurities olduğu için ifade, bu duyguların etkisini kaybedip yok olduğu anlamına gelir. Bu anlatım, soyut bir yükü kişiye yapışmış ve sonra düşüp ayrılmış bir şey gibi gösterir. Fear, doubt veya tension gibi duygularla kullanıldığında fall away, bunların zayıflamasını ya da yok olmasını anlatır; yüksekten fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede fall away aynı soyut anlamda kullanılmıştır?
- As the conversation became easier, his nervousness fell away.
- She fell away from the leading group near the finish.
- Loose stones fell away from the cliff.
Cevabı göster
As the conversation became easier, his nervousness fell away.
slackened in his hands: ellerinde gerginliğin azalması
Slackened, “daha az gergin hâle geldi” demektir. Özne the reins olduğu için slackened burada geçişsiz kullanılır: dizginleri doğrudan gevşeten biri belirtilmez. In his hands, bu gerginlik kaybının nerede olduğunu gösterir. Dizginlerdeki bu değişim, tutuşunun ya da kontrolünün zayıfladığını gösterir. Anlatı dilinde slacken, gerginlik, hız veya çabanın yavaş yavaş azalmasını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede slackened örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The rope tightened as Leo pulled it.
- The rope slackened as Leo relaxed his grip.
- The rope snapped when the box fell.
Cevabı göster
The rope slackened as Leo relaxed his grip.
Unaccustomed to the feathery weight of a mortal, Dilbilgisi
3:08Bir ölümlünün tüy gibi hafif ağırlığına alışık olmayan
Unaccustomed to + isim/-ing: cümle başında neden bildiren öbek
Unaccustomed to, “alışkın olmamak” demektir. Cümlenin başında bu sıfat öbeği ana cümlenin öznesini niteler ve öznenin neden belirli bir şekilde davrandığını ya da tepki verdiğini açıklayabilir. Anlamı Because the subject was unaccustomed to ... yapısına yakındır. Burada to bir edattır; bu nedenle ardından the feathery weight of a mortal örneğindeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Feathery weight mecazidir ve ölümlü kişinin ağırlığını son derece hafif gösterir. Ardından gelen ana cümlenin öznesi, alışkın olmayan kişi ya da varlık olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Unaccustomed to ____ at night, Nora became tired quickly.
Cevabı göster
working
the radiant horses climbed higher and higher. Dilbilgisi
3:11parlak atlar giderek daha da yükseğe tırmandı.
higher and higher: Kademeli değişim için tekrarlanan karşılaştırma yapısı
higher and higher, karşılaştırma biçimi olan higher sözcüğünün tekrarlanmasıyla yüksekliğin sürekli arttığını, yani gittikçe daha yüksek olduğunu gösterir. Bu cümlede atların yükselmeye devam ettiği anlatılır; yalnızca zaten yüksek bir noktada oldukları anlatılmaz. Yapı, karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimidir. Faster and faster ve louder and louder örneklerinde olduğu gibi hızın, sesin veya başka bir özelliğin kademeli değişimini anlatabilir. Uzun sıfatların çoğunda more and more + sıfatın yalın hâli kullanılır; örneğin more and more difficult.
Alıştırma
Yüksekliğin kademeli olarak arttığını göstermek için tekrarlanan karşılaştırma biçimini kullanan cümleyi seçin.
- The kite rose highest and highest above the trees.
- The kite rose higher and higher above the trees.
- The kite rose high and high above the trees.
Cevabı göster
The kite rose higher and higher above the trees.
The chariot whirled past constellations,
3:15Savaş arabası takımyıldızların arasından süzülerek geçti,
narrowly missing: kıl payı çarpmamak
narrowly missing, bir şeye çarpacak kadar yakından geçmek ama ona çarpmamak demektir. narrowly, aradaki farkın çok az ve durumun tehlikeli olduğunu vurgular; burada missing, birinin yokluğunu özlemek değil, temastan kaçınmak anlamındadır. narrowly missing the pincers of Scorpio and the arrow of Sagittarius ifadesi bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. whirled past ifadesine tehlike ayrıntısı ekler: savaş arabası takımyıldızların yanından dönerek geçerken bu engellere çok yaklaştı, ama onlardan kaçındı.
Alıştırma
Bisikletçinin dal parçasına çok yaklaştığı ancak ona çarpmadığı anlamına gelen cümleyi seçin.
- The cyclist swerved, narrowly missing a fallen branch.
- The cyclist stayed far away from the fallen branch.
- The cyclist swerved and hit the fallen branch.
Cevabı göster
The cyclist swerved, narrowly missing a fallen branch.
pincers of Scorpio ... arrow of Sagittarius: takımyıldız imgeleri
Scorpio geleneksel olarak bir akrep şeklinde tasvir edilir; bu yüzden pincers, ön tarafındaki kıskaçları anlatır. Sagittarius geleneksel olarak bir okçu şeklinde tasvir edilir; bu yüzden arrow, okçunun silahıdır. Bu cümlede takımyıldız şekilleri, savaş arabasının çarpabileceği gerçek nesnelermiş gibi ele alınır. Bu, gökyüzündeki yolculuğu daha canlı kılar; uzayda gerçekten dev kıskaçlar veya bir ok olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama imgeleri takımyıldızlarla doğru biçimde eşleştiriyor?
- Scorpio bir okçu, Sagittarius ise bir akrep olarak tasvir edilir.
- İki ad da takımyıldız şekillerini değil, uzayda süzülen gerçek nesneleri anlatır.
- Scorpio kıskaçlı bir akrep, Sagittarius ise oklu bir okçu olarak tasvir edilir.
Cevabı göster
Scorpio kıskaçlı bir akrep, Sagittarius ise oklu bir okçu olarak tasvir edilir.
With the sun so far away: with + isim + durum yapısı
With the sun so far away, with + isim + durum yapısıyla kurulmuştur: the sun isim öbeğidir, so far away ise onun durumunu anlatır. Bu öbeğin içinde is gibi çekimli bir fiil yoktur. Cümlenin başında kullanılan bu öbek, ardından gelenleri açıklayan koşulu sunar. Burada Güneş'in uzaklığı, Dünya'nın kararmasının ve denizlerin donmasının nedenidir. Başka bağlamlarda aynı yapı, doğrudan bir neden yerine yalnızca çevredeki durumu sunabilir.
Alıştırma
with + isim + durum yapısını tamamlamak için the heater ve broken sözcüklerini kullanın: With ____, the room quickly became cold.
Cevabı göster
the heater broken
and the chariot plunged towards the Earth's surface. Kelime
3:36ve savaş arabası Dünya yüzeyine doğru hızla inmeye başladı.
plunged towards the Earth's surface: ani ve tehlikeli bir düşüş
plunged towards the Earth's surface ifadesinde plunged, plunge fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve aşağıya doğru ani, dik ve güçlü bir hareketi anlatır. Savaş arabasının hareketini sıradan bir düşüşten farklı olarak hızlı, kontrolsüz ve tehlikeli gösterir. towards hareketin yönünü belirtir. Savaş arabası Dünya'nın yüzeyine yaklaşmaktadır; cümle yüzeye çarptığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle bir yere doğru ani ve tehlikeli bir düşüşü en iyi anlatır?
- The damaged aircraft plunged towards the ocean.
- The damaged aircraft turned towards the ocean.
- The damaged aircraft flew towards the ocean.
Cevabı göster
The damaged aircraft plunged towards the ocean.
pull the chariot up: pull ... up yapısında nesnenin yeri
pull the chariot up yapısında pull fiilinden sonra nesne olan the chariot, ardından da up parçacığı gelir. Burada up, amaçlanan yukarı hareketi gösterir: Phaethon düşmekte olan savaş arabasını yukarı kaldırmaya çalışır. Bu ayrılabilir yapıda isim olan nesne, asıl cümledeki gibi pull ile up arasına gelebilir. Nesne bir zamirse mutlaka ortaya gelmelidir: pull it up doğrudur, pull up it yanlıştır. Başka bir bağlamda pull up bir aracı durdurmayı anlatabilir; ancak buradaki düşme bağlamı yukarı çekme anlamını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi pull ... up ve it zamiriyle tamamlayın: The bucket is dropping into the well—____ with the rope!
Cevabı göster
pull it up
in his wake: geride bırakılan bir sonuç
In his wake, “o geçtikten sonra, onun geçişinin bir sonucu olarak” anlamına gelir. Burada çölleri, Phaethon'un dünyada ilerlerken yol açtığı yıkımın sonucu olarak gösterir. Wake aslında hareket eden bir teknenin arkasında bıraktığı izdir. In someone's or something's wake kalıbı bu görüntüyü, geride kalan etki ve sonuçları anlatacak şekilde genişletir. Buradaki wake bir isimdir ve “uyanmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
In someone's wake kalıbını kullanarak ve sahip olarak the storm sözcüğünü seçerek cümleyi tamamlayın: The storm crossed the valley, leaving fallen trees ____.
Cevabı göster
in its wake
Back on Mount Olympus: önceki ortama dönüş
Back on Mount Olympus, cümlenin başında sahneyi belirleyen bir ifadedir. Back, anlatının daha önce sözü edilen veya bilinen bir yere ya da olay örgüsüne döndüğünü belirtir; on Mount Olympus ise olayın nerede yeniden başladığını gösterir. Yunan mitolojisinde Olimpos Dağı tanrıların evidir; bu da sahnede neden tanrıların bulunduğunu açıklar. İfadenin temel görevi, tanrıların paniğe kapıldığına ilişkin yeni bilgi verilmeden önce dinleyicinin sahneyi yeniden bulmasını sağlamaktır.
Alıştırma
Back at the station, the detectives reviewed the evidence? cümlesinde Back at the station ne işe yarar?
- İstasyonun dedektiflerin arkasında olduğunu söyler.
- Dedektiflerin istasyona geriye doğru yürüyerek girdiğini söyler.
- Hikâyeyi istasyondaki olaylara geri döndürür.
Cevabı göster
Hikâyeyi istasyondaki olaylara geri döndürür.
destined for a crash: neredeyse kaçınılmaz bir kaza
Be destined for + isim, bir sonucu önceden belirlenmiş veya kaçınılması neredeyse imkânsız gibi gösterir. Burada a crash, Zeus'un Phaethon'un kaçamayacağını düşündüğü sonuçtur. Bu ifade tahmine güçlü ve kaderci bir ton verir. Yalnızca kazanın muhtemel olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle başarısızlığı neredeyse kaçınılmaz bir sonuç olarak en iyi ifade eder?
- The poorly planned mission seemed likely to fail.
- The poorly planned mission planned to fail.
- The poorly planned mission seemed destined for failure.
Cevabı göster
The poorly planned mission seemed destined for failure.
set the Earth ablaze: set + nesne + ablaze
Set + nesne + ablaze, nesnenin tutuşup şiddetle yanmasına neden olmak demektir. Bu cümlede the Earth nesnedir; ablaze ise kazanın yol açtığı durumu anlatır. Bu yapı canlı ve güçlü bir anlatım sağlar. Mecazi olarak da kullanılabilir: setting social media ablaze, gerçek bir yangın başlatmak değil, sosyal medyada aniden yoğun ve heyecanlı tartışmalar oluşturmak demektir.
Alıştırma
Bu geçmiş zaman cümlesini set ... ablaze ile tamamlayın: Yesterday, a single spark ____ the dry grass ____ within seconds.
Cevabı göster
set · ablaze
So he hurled one of his mighty thunderbolts at the boy. Kalıp ifadeler
3:59Bu yüzden kudretli yıldırımlarından birini çocuğa fırlattı.
hurl something at someone: bir şeyi hedefe doğru şiddetle fırlatmak
hurl something at someone kalıbında hurl, bir şeyi çok büyük bir güçle fırlatmak demektir. Burada one of his mighty thunderbolts fırlatılan nesnedir; at the boy ise hedefi gösterir. Hurl, hareketi şiddetli ve güçlü gösterir; çoğu zaman bir saldırıyı veya yoğun öfkeyi düşündürür. Kalıp hurl + nesne + at + hedef şeklindedir.
Alıştırma
Hurl fiilinin geçmiş zamanını ve çarpma hedefini gösteren edatı kullanın: The warrior ____ a spear ____ the shield.
Cevabı göster
hurled · at
tore away: aniden hızla uzaklaştı
Tore away, tear away ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada atların aniden büyük bir hızla uzaklaştığını anlatır; ifade, hareketlerinin güçlü ve kontrol edilmesi zor olduğunu hissettirir. Bu hareket anlamında tear, “bir şeyi yırtmak” değil, “çok hızlı hareket etmek” demektir. Tear away, bir kişinin, hayvanın veya aracın aniden hızlanarak uzaklaşmasını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede tore away, aniden ve hızla uzaklaşmayı anlatır?
- The tired horse stood quietly beside the gate.
- The rider slowly led the horse toward the gate.
- The frightened horse tore away from the gate.
Cevabı göster
The frightened horse tore away from the gate.
leaving Phaethon suspended in the heavens: bir sonucu gösterme
leaving Phaethon suspended in the heavens, önceki eylemin doğurduğu sonucu ekleyen bir -ing öbeğidir. Öbeğin içinde leave + nesne + tümleç yapısı vardır. Phaethon nesnedir; suspended in the heavens ise onun sonuçta bulunduğu durumu anlatır. Buradaki leave, “ayrılmak” değil, “birini veya bir şeyi belirli bir durumda bırakmak” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle ilk olayın sonucunu göstermek için leaving + nesne + tümleç yapısını kullanır?
- She was leaving the office at six.
- The door slammed shut, leaving us locked outside.
- Leaving the office, we waved goodbye.
Cevabı göster
The door slammed shut, leaving us locked outside.
just one moment before: anlatıda kısa bir duraklama
For just one moment, havada asılı kalma durumunun ne kadar sürdüğünü belirtir; before ise sonraki olayı, yani düşüşü tanıtır. Just bu aralığın son derece kısa hissedilmesini sağlar. Anlatı, çarpıcı bir eylemin hemen önüne minicik bir duraklama koyarak görüntüyü kısa süre tutar ve sonra harekete geçirir. Bilginin bu sırayla verilmesi gerilim yaratır; uzun bir gecikme olduğunu göstermez.
Alıştırma
just one moment before bu anlatıda nasıl bir etki yaratır?
- İki olayın yıllar arayla gerçekleştiğini gösterir.
- Çok kısa bir duraklama ekler ve ardından sonraki olaya işaret eder.
- Sonraki olayın neden gerçekleşemediğini açıklar.
Cevabı göster
Çok kısa bir duraklama ekler ve ardından sonraki olaya işaret eder.
the river Eridanus: Yunan mitolojisindeki belirli bir nehir
Eridanus, Yunan mitolojisindeki bir nehrin özel adıdır. Bu hikâyede Phaethon'un düştüğü nehirdir; dolayısıyla ifade, adı belirtilmemiş sıradan bir nehri değil, mitolojik bir yeri gösterir. the river Eridanus ifadesinde cins isim olan river, özel adın önünde yer alır. Burada Eridanus'u bir yer adı olarak anlamak yeterlidir; bu sözcük nehrin görünüşünü veya hareketini betimlemez.
Alıştırma
Bu cümlede Eridanus neyi ifade ediyor?
- “Hızla düşmek” anlamına gelen bir fiil.
- Mitte Phaethon'un düştüğü belirli nehir.
- Zeus'un yıldırımının adı.
Cevabı göster
Mitte Phaethon'un düştüğü belirli nehir.
never to resurface: anlatıdaki nihai sonuç
Bu cümlede never to resurface sonuç bildiren bir mastar grubudur. Gerçekleşmiş düşme olayına dönüp nihai sonucu verir: kişi suyun altına girmiş ve bir daha yüzeye çıkmamıştır. tamamlanmış olay, never to + fiilin yalın hâli kalıbı, daha sonra ortaya çıkan ve çoğu zaman geri döndürülemez olan sonucu kısa bir anlatı yorumunda özetler. Buradaki to amaç bildirmez; kişi suyun altında kalmak amacıyla nehre düşmemiştir.
Alıştırma
Hangi cümlede never to + fiil yapısı daha sonraki bir sonucu özetlemek için kullanılmıştır?
- The explorer entered the cave in order not to be seen.
- The explorer promised never to enter the cave again.
- The explorer entered the cave, never to return.
Cevabı göster
The explorer entered the cave, never to return.
Phaethon's sisters gathered on the riverbank to weep,
4:19Phaethon'un kız kardeşleri ağlamak için nehir kıyısında toplandılar,
metamorphosing into poplar trees: tamamen kavak ağaçlarına dönüşmek
Metamorphosing into poplar trees, biçimin tamamen değişerek kavak ağaçlarına dönüşmesi demektir. Yapı metamorphose into + değişimden sonraki biçim şeklindedir; bu nedenle poplar trees, kız kardeşlerin neye dönüştüğünü belirtir. Burada metamorphosing, kız kardeşler ağlarken başlarına yavaş yavaş ne geldiğini ekleyen bir -ing ortaçtır. İfade, bir grup ağaca doğru hareket etmeyi değil, efsanenin içinde gerçekten biçim değiştirmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümlede metamorphosing into poplar trees ne anlama geliyor?
- Kız kardeşler bir grup kavak ağacına doğru yürüyorlar.
- Kız kardeşler kavak ağaçlarını süslüyorlar.
- Kız kardeşlerin biçimi yavaş yavaş değişiyor ve kavak ağaçlarına dönüşüyorlar.
Cevabı göster
Kız kardeşlerin biçimi yavaş yavaş değişiyor ve kavak ağaçlarına dönüşüyorlar.
precious amber: gözyaşları ve kehribarın efsanevi kökeni
Precious amber, kelime anlamıyla değerli kehribar demektir. Kehribar, eski ağaç reçinesinden oluşan altın renkli bir maddedir. Bu efsanede Phaethon'un kız kardeşleri kavak ağaçlarına dönüştükten sonra bu ağaçların saldığı madde kehribardır; böylece kehribar onların gözyaşları ve acısıyla bağlantı kurar. Bu imge kehribara efsanevi bir köken verir: kız kardeşlerin üzüntüsü nadir ve kalıcı bir şeye dönüşür. Bu, hikâyeye dayalı bir açıklamadır; kehribarın nasıl oluştuğuna ilişkin bilimsel bir açıklama değildir.
Alıştırma
Efsanenin bu bölümünde precious amber başlıca nasıl bir işlev görüyor?
- Kız kardeşlerin gözyaşlarını ve dönüştükleri ağaçları kehribarın efsanevi kökenine bağlar.
- Kız kardeşlerin nehrin dibinde mücevher bulduğunu gösterir.
- Kehribarın Phaethon'un savaş arabasını onarmak için kullanıldığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Kız kardeşlerin gözyaşlarını ve dönüştükleri ağaçları kehribarın efsanevi kökenine bağlar.
Zeus repaired the Earth and created an everlasting memorial, Kelime
4:30Zeus Dünya'yı onardı ve Phaethon'un siluetini yıldızlara serpiştirerek
created an everlasting memorial: sonsuza dek sürecek bir anıt yaratmak
create a memorial ifadesinde memorial, bir kişinin ya da olayın hatırlanmasını sağlamak için oluşturulan anma biçimi veya anıt anlamına gelir. Everlasting, bunun hiç kaybolmayacağı ya da sona ermeyeceği düşüncesini ekler. Buradaki ifade ciddi ve mitolojik bir tona sahiptir. Bu anıt mutlaka taştan yapılmış değildir; yıldızlarda kalıcı bir görüntüdür. Önemli olan, hatıranın sonsuza dek yaşamasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede created an everlasting memorial ne anlama geliyor?
- Bir kutlama için kısa süreli bir süs yaptı.
- Birinin sonsuza dek hatırlanması için kalıcı bir anıt yarattı.
- Kimseyi onurlandırmadan Dünya'yı onardı.
Cevabı göster
Birinin sonsuza dek hatırlanması için kalıcı bir anıt yarattı.
strewing Phaethon's likeness in the stars: strew fiilinin şiirsel serpme imgesi
strewing Phaethon's likeness in the stars şeklindeki -ing yapısı, Zeus'un anıtı nasıl yarattığını açıklar: Phaethon'un görüntüsünü yıldızların arasına yaymış ya da yerleştirmiştir. Likeness, bir kişinin görsel görüntüsü veya temsili demektir. Strew genellikle birçok şeyin bir alana dağılmış olduğu bir görüntü oluşturur. Burada şiirsel ve mecazlıdır: Gerçek bir portre gökyüzüne fırlatılmaz; yıldızlar Phaethon'un görüntüsünü oluşturur veya gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede strew, “bir alana saçmak” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- He strewed the answer to a simple question.
- She strewed one chair neatly beside the desk.
- They strewed flower petals across the stage before the show.
Cevabı göster
They strewed flower petals across the stage before the show.
Overcome by grief: cümle başında neden belirtme
Overcome by grief, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Burada because Helios was overwhelmed by grief anlamına gelir ve ana cümledeki eylemin duygusal nedenini verir. Overcome anlam bakımından edilgendir: keder Helios'u etkiler; Helios kederi yenmez. Cümlenin başında kullanılan bu yapı, arka plan bilgisini kısa biçimde sunar. Anlaşılan öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: Overcome by grief, Helios ...
Alıştırma
Hangi cümle, kederin Lina'yı etkisi altına aldığını ve bu nedenle konuşamadığını anlatır?
- Lina overcame her grief and finished the speech.
- Overcome by grief, Lina could not speak.
- Having overcome her grief, Lina spoke calmly.
Cevabı göster
Overcome by grief, Lina could not speak.
had hidden himself from the sky: daha önceki bir geçmiş olayı belirtme
had hidden, had + geçmiş zaman ortacı hidden yapısından oluşan past perfect biçimidir. Helios'un kendini gökyüzünden gizleme eylemini, anlatıdaki daha sonraki dönüşü gibi başka bir geçmiş olaydan önceye yerleştirir. Past perfect, dinleyiciyi önce daha eski olaya götürür ve sonra hikâyeyi ileri doğru izlemesini sağlar. Geçmiş olayların birbirine göre sırasını belirtir; gizlenmenin ne kadar sürdüğünü tek başına anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi hide fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before the guests arrived, Nora ____ the key in a drawer.
Cevabı göster
had hidden
from then on: geçmişteki bir andan sonra devam etme
From then on, “az önce belirtilen geçmiş zamandan başlayıp sonrasında devam ederek” anlamına gelir. Then daha önce belirlenmiş bir olaya veya ana gönderme yapar; on ise yeni durumun o noktanın ardından sürdüğünü gösterir. Every day ile birlikte kullanıldığında, eylemin bu dönüm noktasından sonra tekrarlanan bir düzene dönüştüğünü, yalnızca bir kez gerçekleşmediğini anlatır.
Alıştırma
“Geçmişteki o anda başlayıp sonrasında devam ederek” anlamına gelen, from ile başlayan üç sözcüklük ifadeyi yazın: Maya joined the morning club in September, and ____, she arrived early every day.
Cevabı göster
from then on
known as Auriga, or the charioteer: açıklayıcı bir adla birlikte özel ad
Known as Auriga, constellation sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “Auriga adı verilen” anlamına gelir. Bu ifade takımyıldızın özel adını verir. Buradaki or bir seçim sunmaz, açıklayıcı bir yeniden ifade başlatır. The charioteer, Latince “arabacı” anlamına gelen Auriga adını açıklamaya yardımcı olan gündelik bir adlandırmadır. X, or Y, kalıbı uzmanlık terimini veya özel adı daha açık bir alternatif adla eşleştirebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede or, bir seçim sunmak yerine altyazıdaki gibi açıklayıcı bir anlamda kullanılmıştır?
- The animal known as an axolotl, or the Mexican walking fish, is a salamander.
- Would you like tea or coffee after lunch?
- You can visit the museum on Saturday or Sunday.
Cevabı göster
The animal known as an axolotl, or the Mexican walking fish, is a salamander.
stands as a reminder of: ... için kalıcı bir hatırlatıcı olarak durmak
stands as a reminder of ifadesindeki stands as fiziksel olarak ayakta durmayı anlatmaz. Bir şeyin, of ifadesinden sonra gelen kişiyi, olayı veya deneyimi hatırlatan kalıcı bir simge olarak işlev gördüğünü belirtir. Bu cümlede ifade, özneyi anma değeri taşıyan bir iz olarak sunar; böylece geride kalan şey kayıp genci insanların hafızasında tutar. Bu yapı bir anıtı, resmi, yeri veya geçmişin anlamını koruyan bir hikâyeyi anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Fotoğrafın bilim insanının ilk çalışmalarının kalıcı bir simgesi olduğunu gösterecek ifadeyi tamamlayın: The faded photograph ____ the scientist's early work.
Cevabı göster
stands as a reminder of
and his bid to harness powers far greater than himself. Kelime
5:00ve kendisinden çok daha büyük güçleri dizginleme çabasının bir hatırlatıcısı olarak duruyor.
bid to harness powers far greater than himself: kendisinden çok daha güçlü güçleri kontrol etme girişimi
his bid to harness powers far greater than himself ifadesinde bid, bir şeyi başarmak için yapılan girişim veya çaba anlamındaki resmî bir isimdir; açık artırmadaki teklif anlamına gelmez. bid to + yalın fiil yapısı, girişimin amacını belirtir. Harness kelimesi başlangıçta bir hayvana koşum takarak onun gücünü kontrol etmek ve kullanmakla ilgilidir. Powers ile kullanıldığında mecaz anlam kazanır: güçlü kuvvetleri kontrol edip kullanıma sokmak demektir. Far greater than himself, bu güçlerin onun kendi gücünü veya kapasitesini çok aştığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede bid ve harness derste anlatılan anlamlarıyla kullanılmıştır?
- The team made a bid to harness wind energy for the island.
- The rider adjusted the leather harness before the race.
- The collector placed a bid on the painting at the auction.
Cevabı göster
The team made a bid to harness wind energy for the island.
Monumental tasks abound in ancient Greek mythology. Anlatım akışı
5:06Antik Yunan mitolojisinde muazzam görevler bolca bulunur.
Monumental tasks abound...: örneklerden önce genel bir yargı
Monumental tasks abound in ancient Greek mythology, bu geleneğin içinde olağanüstü ölçekte veya çok zor pek çok görev bulunduğunu söyleyen genel bir yargıdır. Buradaki monumental, alışılmadık büyüklüğü ya da zorluğu vurgular; abound ise çok sayıda bulunmak anlamına gelir. Söylemin kuruluşunda bu cümle, tek bir hikâyeden bir adım geri çekilip daha geniş bir örüntü sunar. Bu genel ifade, ardından gelecek daha somut örneğe geçiş hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlenin söylemdeki temel işlevi nedir?
- Önceki hikâyedeki olgusal bir hatayı düzeltir.
- Somut bir örneğe hazırlık yapan genel bir yargı sunar.
- Bir dizi talimatın son adımını verir.
Cevabı göster
Somut bir örneğe hazırlık yapan genel bir yargı sunar.
Take for instance...: somut bir örnek tanıtmak
Take for instance, daha geniş bir düşüncenin somut örneği olarak bir kişiyi veya şeyi tanıtmak için kullanılır. Burada dinleyicinin dikkatini, sırada ele alınacak örnek olarak Sisyphus'a yöneltir. Bu kullanımda take, kaldırıp götürmek değil, seçmek veya ele almak anlamındadır. Dolayısıyla bu ifade söylemi genel bir yargıdan belirli bir hikâyeye taşır.
Alıştırma
Take for instance, Sisyphus, burada ne işe yarıyor?
- Yeni bir konuya başlamadan önce tartışmayı bitirir.
- Sisyphus'u somut bir örnek olarak tanıtır.
- Sisyphus'un bir nesneyi alıp götürmesi gerektiğini öne sürer.
Cevabı göster
Sisyphus'u somut bir örnek olarak tanıtır.
escaped death ... by tricking the gods: yöntemi belirten by + V-ing
Escaped death twice, ölümle sonuçlanabilecek iki durumdan sağ çıkmak, yani iki kez ölümden kurtulmak demektir. By tricking the gods, bu sonucun nasıl elde edildiğini açıklar. Bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtmek için sonuç + by + V-ing yapısını kullanın. by sözcüğünden sonra fiil -ing biçimine girer; burada tanrıları kandıran kişi ile ölümden kurtulan kişi aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi by + V-ing ve check fiiliyle tamamlayın: Nina found the error ____ every line carefully.
Cevabı göster
by checking
Unfortunately for him: olumsuz bir gelişmeyi haber vermek
Unfortunately, anlatıcının bundan sonra gelecek olan duruma ilişkin olumsuz değerlendirmesini ifade eder. For him ise kötü sonuçtan etkilenen kişinin kim olduğunu belirtir. Bir yan tümcenin başında Unfortunately for him, değerlendirme bildiren bir geçiş görevi görür: olay henüz anlatılmadan önce, dinleyiciye o kişi için olumsuz bir gelişme beklemesini söyler.
Alıştırma
Geçiş ifadesine en uygun devam hangisidir? Unfortunately for Maya, ___
- she won the prize she had hoped for.
- her friends planned a cheerful surprise.
- the rain ruined her painting.
Cevabı göster
the rain ruined her painting.
wouldn't be a third time: başarının yeniden yaşanmayacağını önceden sezdirmek
Burada a third time, aynı başarılı sonucun yaşandığı önceki iki olaya gönderme yapar. Anlatıcı bunu olumsuzlaştırarak yaklaşan başarısızlığı doğrudan söylemeden önceki başarının tekrarlanmayacağını sezdirir. Kesin sonucu hemen açıklamamak gerilim yaratır ve hikâyeyi ileri taşır. Burada wouldn't, geçmişteki bir noktadan bakılan won't gibi işler: anlatıcı, geçmişte geçen hikâyenin içindeki bir noktadan daha sonra olacaklara bakar. Bağlama göre there wouldn't be a third time, üçüncü bir olayın hiç yaşanmayacağı ya da buradaki gibi üçüncü bir başarı olmayacağı anlamına gelebilir. Her zaman üçüncü bir denemenin hiç yapılmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu hikâye cümlesini okuyun: He had escaped twice, but there wouldn't be a third time. Bu cümle en güçlü biçimde neyi sezdiriyor?
- Kaçmayı hiç denememişti.
- Bir daha kaçamayacaktı.
- Bir kez daha kaçmayı kesinlikle başaracaktı.
Cevabı göster
Bir daha kaçamayacaktı.