Su İçmeyi Bırakırsanız Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Anlatım susuzluğu susamadan organların kapanmasına kadar izler; ardından sınırlı tatlı su, tarım, arıtma, küresel kriz ve bireysel eylemi ilişkilendirir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. making up - Öbek fiiller: su oranında “bir bütünü oluşturmak” anlamını tanıyın; uydurma, barışma veya makyajla karıştırmayın. 2. in the first place. - Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel bir yeri değil, başlangıçtaki nedeni gösterdiğini anlayarak hezeyan ile kronik susuzluk bağlantısını izleyin. 3. really do make - Dilbilgisi ve cümle kalıpları: küçük yatırımların bile gerçek etki yarattığını doğrulamak için temel fiilden önce do kullanın.
Bu derste
Every living organism we know of requires water to survive. Kalıp ifadeler
0:00Bildiğimiz tüm canlı organizmalar hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyar.
we know of: birinin veya bir şeyin varlığından haberdar olmak
we know of ifadesindeki know of, “varlığından haberdar olmak” anlamına gelir. Bu ifade, every living organism sözünün kapsamını insanların şu anda varlığını bildiği organizmalarla sınırlar; her biri hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olduğumuzu söylemez. we know of ilgi cümleciği organism sözcüğünden sonra gelir ve know of ifadesinin nesnesi önceki isimden anlaşılır. Genel olarak know of + kişi veya şey, temel ve çoğu zaman dolaylı bir farkındalık anlatır.
Alıştırma
Konuşanın yönetmenin varlığından haberdar olduğunu, ancak onu şahsen tanımadığını ve hakkında ayrıntılı bilgi iddia etmediğini anlatan cümle hangisidir?
- I know the director.
- I know about the director.
- I know of the director.
Cevabı göster
I know of the director.
It's part of the reason we look so feverishly for water on other planets across the universe Notlar
0:03Evrenin dört bir yanındaki diğer gezegenlerde harıl harıl su aramamızın
so feverishly: mecazi aciliyet ve güçlü derece
Bu cümlede feverishly, insanların suyu nasıl aradığını anlatan bir zarftır: yoğun bir aciliyet, huzursuz bir enerji ve dikkatle ararlar. Buradaki kullanım mecazidir; kimsenin ateşi olduğu anlamına gelmez. Derece zarfı so, feverishly ifadesini güçlendirerek arayışın olağanüstü yoğun görünmesini sağlar. Aktarılabilir so + zarf kalıbı, bir eylemin ne kadar güçlü veya ne derece yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümlede so feverishly, su arayışı hakkında ne anlatıyor?
- sonuçla ciddi biçimde ilgilenmeden
- yüksek ateşten muzdaripken
- son derece acil ve yoğun bir çabayla
- sakin ve telaşsız bir şekilde
Cevabı göster
son derece acil ve yoğun bir çabayla
and consume it consistently every day here on Earth.
0:07ve burada, Dünya'da her gün düzenli olarak su tüketmemizin nedenlerinden biri de budur.
part of the reason: bir etkenin tüm neden olmadığını belirtmek
Part of the reason, açıklamanın eksiksiz olmadığını gösterir: adı geçen etken bir sonuca katkıda bulunur ancak tüm neden olarak sunulmaz. Bu cümlede suyun yaşam için önemi, açıklanan davranışlara katkı sağlar; fakat bunların tek nedeni olduğu iddia edilmez. Yaygın kalıp X is part of the reason (why) + cümlecik biçimindedir; part of the reason for + isim veya -ing biçimi de doğaldır. Birden fazla etken birleştiğinde aşırı kesin konuşmaktan kaçınmak için yararlı bir ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümle maliyeti, tüm neden veya ayrı sayılan bir neden olarak değil, daha geniş bir açıklamanın bileşeni olarak sunar?
- Cost is the reason we chose the smaller venue.
- Cost is part of the reason we chose the smaller venue.
- Cost is one reason we chose the smaller venue.
Cevabı göster
Cost is part of the reason we chose the smaller venue.
what would happen to your body if you stopped drinking water? Dilbilgisi
0:10su içmeyi bıraksaydınız vücudunuza ne olurdu?
Varsayımsal soru olarak What would happen ... if you stopped ...?
Bu soru, hayal edilen bir durumun olası sonucunu sormak için What would happen ... if ...? yapısını kullanır. Would happen ana cümlede yer alırken if yan cümlesinde stopped basit geçmiş biçimi kullanılır. Buradaki stopped, geçmişte gerçekleşmiş bir olayı bildirmez. Geçmiş biçim varsayımsal bir mesafe yaratır: konuşmacı bizden su alımını tamamen durdurduğumuzu hayal etmemizi ve sonucu düşünmemizi ister. Yeniden kullanılabilir kalıp What would happen if + özne + geçmiş zamanlı fiil? şeklindedir.
Alıştırma
Hedef varsayımsal sonuç sorusunu iki sözcükle tamamlayın: What ____ if every train stopped running?
Cevabı göster
would happen
when we say water: water sözcüğünün kapsamını tanımlamak
Burada when we say water bir olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtmez. Açıklamaya kısa bir ara vererek konuşanın bu tartışmada water ile neyi kastettiğini tanımlar. when we say X kalıbı, X’in burada belirli bir kapsamı olabileceğini gösterir. Ardından gelen sözler genellikle bu terimin neleri içerdiğini, neleri dışarıda bıraktığını veya tam olarak neyi ifade ettiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi tanım yapılacağını bildiren kalıpla tamamlayın: “____ snacks, we include fruit and yogurt.”
Cevabı göster
When we say
pop: gazlı meşrubat için kullanılan gündelik bölgesel sözcük
Bu içecek listesinde pop, gazlı meşrubat anlamına gelir. Burada bir isimdir; “patlamak” anlamındaki fiil veya küçük bir patlama sesi değildir. Bu içecek anlamı özellikle Kuzey Amerika’nın bazı bölgeleriyle ilişkilidir. Bu nedenle juices, pop, or tea listesi sözcüğün anlamını belirlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
“We bought some pop for the party,” cümlesindeki pop, gündelik Kuzey Amerika İngilizcesinde büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Gazlı bir meşrubat
- Ani bir patlama
- Popüler müzik
- Bir şeyi açma eylemi
Cevabı göster
Gazlı bir meşrubat
Much like the desire to breathe in oxygen, Dilbilgisi
0:19Oksijen soluma isteğine çok benzer şekilde,
Vurgulu bir karşılaştırma için Much like
Much like bir karşılaştırma başlatır ve “...e çok benzer şekilde” anlamına gelir. Bu cümlede susama ile nefes alma isteğini yan yana getirir; çünkü ikisi de hayatta kalma içgüdüsüdür. Burada much, like ile kurulan benzerliği güçlendirir; büyük bir miktarı anlatmaz. Bu kalıp, ana yargıdan önce ortak bir işlevi veya özelliği öne çıkarmaya yarar.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “...e çok benzer” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyi aynen kullanın: ____ a physical key, a password gives access to something protected.
Cevabı göster
Much like
H2O is the most abundant molecule in the human body,
0:23H2O, insan vücudunda en bol bulunan moleküldür
making up on average 65% of an adult. Öbek fiiller
0:25ve yetişkin vücudunun ortalama %65'ini oluşturur.
‘Bir yüzdeyi oluşturmak’ anlamındaki making up
Sayısal bileşim bağlamında making up, “oluşturmak” veya “bir oranını teşkil etmek” anlamına gelir. Burada H2O, bir yetişkinin vücut kütlesinin yaklaşık %65’ini oluşturan madde olarak sunulur. making up, önceki ifadeye destekleyici sayısal ayrıntı ekleyen -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. Ardından gelen yüzde, “uydurmak”, “barışmak” veya “makyaj yapmak” gibi ilgisiz anlamları değil, bu anlamı seçtirir.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki make up ifadesinin bu derste geçen iki kelimelik -ing biçimiyle tamamlayın: The essay is the largest section, ____ 40% of the final grade.
Cevabı göster
making up
universal solvent: geniş kapsamlı bir bilimsel adlandırma
Bu bilimsel adlandırmada universal solvent, olağanüstü geniş çeşitlilikte maddeyi çözebilen bir sıvı anlamına gelir. Su, birçok iyonu ve polar molekülü çevreleyip birbirinden ayırabildiği için vücut sıvıları pek çok besin maddesi ve hormon için taşıma ortamı olur. Buradaki universal geniş kapsamlı bir nitelemedir, mutlak bir iddia değildir: su her maddeyi çözmez. Terimi “çözücü olarak çok geniş bir etki alanına sahip” diye anlayın; “her şeyi çözebilir” diye değil.
Alıştırma
Bu cümlede universal solvent ne anlama geliyor?
- Her ülkede tamamen aynı şekilde kullanılan bir çözücü
- Birçok farklı maddeyi çözebilen, ancak kesinlikle her şeyi çözemeyen bir sıvı
- Her maddeyi suya dönüştüren bir sıvı
Cevabı göster
Birçok farklı maddeyi çözebilen, ancak kesinlikle her şeyi çözemeyen bir sıvı
with another liter lost: with + isim + past participle yapısı
With another liter lost, with + isim öbeği + past participle kalıbıyla kurulan bir with öbeğidir. Another liter eylemden etkilenen şeydir; lost ise ona ne olduğunu anlatır. Lost cümlenin ana fiili değildir ve birinin bir litreyi kaybedip bulamadığı anlamına gelmez. Bu öbek, kendisinden önceki tamamlanmış cümleye ilişkili bir durum ekler. Daha açık olan and another liter is lost ifadesini kısaltır; from breathing, sweating, and pooping ise bu ek litrenin vücuttan nasıl çıktığını belirtir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri ve with + isim + past participle yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The clinic tested 300 samples, ____ overnight. (another 40 / analyze)
Cevabı göster
with another 40 analyzed
Pooping: dışkılamak için kullanılan samimi bir sözcük
Burada pooping, katı atıkları vücuttan çıkarmak anlamına gelir. Poop fiilinin günlük ve samimi -ing biçimidir; from sözcüğünden sonra breathing ve sweating ile paralel bir listede yer alarak vücudun su kaybettiği başka bir yolu belirtir. Bu sözcük, bilimsel açıklamayı teknik olmaktan çıkarıp sade ve biraz hafif bir tona taşır. Anlatılan gerçek ciddidir, ancak kullanılan sözcük gündeliktir.
Alıştırma
Genel bir dinleyici kitlesine yönelik hafif ve samimi bir açıklamaya en uygun cümle hangisidir?
- Some water leaves the body through respiration, perspiration, and defecation.
- Some water is lost through bowel movements.
- Some water leaves the body through breathing, sweating, and pooping.
Cevabı göster
Some water leaves the body through breathing, sweating, and pooping.
it's essential that the body replaces this liquid. Dilbilgisi
0:41vücudun bu sıvıyı yerine koyması hayati önem taşır.
It's essential that + tam bir yan cümle
It's essential that tam bir yan cümle başlatır ve bu yan cümlenin içeriğini yalnızca arzu edilen değil, gerekli bir durum olarak sunar. Burada the body replaces this liquid yan cümlesi ne olması gerektiğini belirtir. Kalıp It is essential that + özne + fiil şeklindedir. Essential sonrasında standart İngilizcede birden fazla fiil kalıbı kullanılabilir: that the body replace örneğindeki gibi yalın fiilli gereklilik bildiren subjunctive ya da altyazıdaki that the body replaces gibi normal çekimli bir fiil. Tercih lehçeye ve üsluba göre değiştiği için buradaki -s biçimi otomatik olarak hata sayılmaz.
Alıştırma
Güçlü gereklilik bildirmek için bu dersteki hedef kalıbın tam biçimiyle kuralı tamamlayın: ____ every applicant provide a valid ID.
Cevabı göster
It's essential that
The thirst center of the brain is located in the hypothalamus
0:44Beyindeki susama merkezi hipotalamusta yer alır
and is constantly using sensors in your blood vessels
0:47ve kan damarlarınızdaki algılayıcıları sürekli kullanarak
to monitor the amount of sodium and other substances in your body.
0:49vücudunuzdaki sodyum ve diğer maddelerin miktarını izler.
the urge to drink: harekete geçmeye yönelik güçlü dürtü
the urge to drink ifadesinde urge, güçlü bir içsel dürtü anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Bu isim öbeği, to mastarındaki eylemi gerçekleştirmeye iten gücü adlandırır; drink, to'dan sonra yalın fiil biçimindedir. Yalnızca bir şey içmek istemekle karşılaştırıldığında urge daha acil ve görmezden gelinmesi daha zor bir istek bildirir. the/an urge to + yalın fiil kalıbı kontrol etme, ayrılma veya kaşınma gibi dürtülere de aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi güçlü bir dürtü anlamına gelen hedef isim kalıbıyla tamamlayın: During the long meeting, Maya felt ____ check her phone.
Cevabı göster
the urge to
so what happens if you're unable to satisfy this thirst?
0:59peki bu susama hissini gideremezseniz ne olur?
The initial signs of dehydration are the obvious dry mouth,
1:02Dehidrasyonun ilk belirtisi bariz bir ağız kuruluğudur;
following which your urine becomes darker with a stronger odor Dilbilgisi
1:05ardından idrarınızın rengi koyulaşır ve kokusu keskinleşir,
as your body attempts to conserve more fluids.
1:08çünkü vücudunuz daha fazla sıvıyı korumaya çalışır.
following which: bütün bir olayı ardından gelen gelişmeye bağlamak
Following which, “o olayın veya durumun ardından” anlamına gelen resmî bir bağlayıcı ifadedir. Bu cümlede which yalnızca mouth ismine değil, ağız kuruluğunun ortaya çıkması olan önceki durumun tamamına gönderme yapar. Kalıp, cümlecik, following which + cümlecik biçimindedir. İki aşamayı tek cümlede toplar ve ikinci cümleciği daha sonra ortaya çıkan sonuç veya sonraki gelişme olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “o olayın tamamının ardından” anlamına gelen resmî bağlayıcıyla tamamlayın: The patient will rest for an hour, ____ the doctor will examine her again.
Cevabı göster
following which
Feel lightheaded: bayılacakmış gibi olma hissini anlatmak
feel lightheaded ifadesinde feel, kişiyi geçici bir fiziksel duruma bağlar; lightheaded ise sersemlik, dengesizlik veya bayılacakmış gibi olma hissini anlatır. Genellikle kişinin bayılabileceğini düşündürür. Bu ifade tek başına baş ağrısı ya da neşeli ve tasasız bir ruh hâli anlamına gelmez. Günlük sağlık konuşmalarında ve doktor randevularında belirtileri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Ayağa kalktıktan sonra baş ağrısı veya etrafın dönmesi olmadan bayılacakmış gibi hissetmeyi en iyi hangi cümle anlatır?
- The room was spinning, so I felt dizzy.
- I felt lightheaded.
- I had a headache.
Cevabı göster
I felt lightheaded.
Literally shrinks: gerçek bir fiziksel değişimi belirtmek
literally shrinks ifadesinde literally, “gerçek anlamda, mecazi olmayan biçimde” demektir. Beyin dokusunun fiziksel olarak küçüldüğü yönündeki olgusal iddiayı güçlendirir; shrinks yalnızca beyin işlevinin azalmasını anlatan bir imge değildir. Burada literally, odaklandığı fiilden önce gelir. Dinleyiciyi mecazi bir yorumdan uzaklaştırıp shrinks fiilinin katı anlamına yönlendirir.
Alıştırma
“The metal literally shrinks in extreme cold,” cümlesinde literally neyi belirtir?
- Konuşan kişi shrinks sözcüğünü mecaz olarak kullanır.
- Metal yalnızca daha küçük görünür.
- Metal gerçekte fiziksel olarak küçülür.
Cevabı göster
Metal gerçekte fiziksel olarak küçülür.
In studies observing hydrated versus dehydrated participants, Anlatım akışı
1:21Yeterince sıvı almış katılımcılarla susuz kalmış katılımcıları karşılaştıran çalışmalarda,
hydrated versus dehydrated: karşılaştırılan iki koşul
X versus Y kalıbı, karşılaştırılan iki koşulu yan yana sunar. Burada yeterince sıvı almış katılımcılar bir grubu, susuz kalmış katılımcılar ise diğer grubu oluşturur. Araştırma anlatımında bu kısa kalıp, sonuç verilmeden önce deneydeki karşıtlığı görmenizi sağlar. Versus burada tarafsızdır; bir kavga anlamına gelmez.
Alıştırma
“hydrated versus dehydrated participants” ifadesinde versus ne işe yarar?
- Her katılımcının yeterince sıvı almış durumdan susuz kalmış duruma geçtiğini söyler.
- Karşılaştırılan iki koşulu belirtir.
- Katılımcıların birbirleriyle kavga ettiğini söyler.
Cevabı göster
Karşılaştırılan iki koşulu belirtir.
the same task required more brain power and oxygen
1:24aynı görev için gereken beyin gücü ve oksijenin
in dehydrated individuals compared to those fully hydrated. Dilbilgisi
1:27susuz kalanlarda, yeterince sıvı alanlara göre daha fazla olduğu görüldü.
compared to those fully hydrated: çoğul adın yerine kullanılan those
compared to those fully hydrated ifadesinde those, çoğul individuals adının yerini alarak fully hydrated individuals tekrarını önler. Fiziksel olarak uzakta bulunan kişileri değil, daha önce adı geçen bir sınıfı belirtir. fully hydrated, those sözcüğünden sonra kısaltılmış bir niteleyici olarak gelir: those [who are] fully hydrated. Böylece karşılaştırma dehydrated individuals ile fully hydrated individuals arasında yapılır.
Alıştırma
Tekrarlanan çoğul “employees” adının yerini alacak en uygun resmî seçeneği belirleyin: The survey found lower stress in remote employees than in ___ working on-site.
- those
- them
- that
Cevabı göster
those
stop peeing altogether: stop doing ile stop to do arasındaki fark
stop + fiilin -ing biçimi, sürmekte olan veya tekrarlanan bir eylemin sona erdiğini belirtir. Burada stop peeing, idrar yapmanın kesilmesi anlamına gelir; idrar yapmak için başka bir eyleme ara vermek anlamına gelmez. Altogether, tamamlanmışlık vurgusu ekler: artık hiç idrar yapılmaz. Genellikle anlamını güçlendirdiği fiil öbeğinin ardından gelir.
Alıştırma
'pee' fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After severe dehydration, he stopped ____ altogether.
Cevabı göster
peeing
have trouble swallowing: have trouble + -ing
have trouble + fiilin -ing biçimi, bir eylemi gerçekleştirirken zorluk yaşamak anlamına gelir. have trouble swallowing ifadesinde swallowing zor olan eylemi belirtir; dolayısıyla ifade, yutkunmanın zorlaştığını veya yutma işlevinin etkilendiğini anlatır. Altyazıda önceki cümlecikten anlaşılan sözcükler atlanmıştır; tam düşünce you'll have trouble swallowing şeklindedir. you'll ifadesinin bu şekilde ortak kullanılması, birkaç belirtinin tek bir kısa liste oluşturmasını sağlar.
Alıştırma
'swallow' fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Some children have trouble ____ large tablets.
Cevabı göster
swallowing
suffer from muscle spasms: kas spazmlarından mustarip olmak
suffer from muscle spasms ifadesinde suffer from, rahatsız edici bir hastalık veya belirtinin etkisini yaşamak anlamına gelir. from edatı kişiyle rahatsızlık arasında bağlantı kurar; muscle spasms ise kasların ani ve istem dışı kasılmasıdır. Aktarılabilir kalıp suffer from + hastalık, belirti veya devam eden sorun şeklindedir. suffer başka yapılarda from olmadan kullanılabilir veya doğrudan nesne alabilir; ancak bu tür bir rahatsızlığın önünde from sözcüğünü atlamak genellikle doğal değildir.
Alıştırma
Sağlık durumunu suffer from kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: During allergy season, Maya ____ severe headaches.
Cevabı göster
suffers from
your body can survive without food much longer
1:38vücudunuz yiyeceksiz çok daha uzun süre hayatta kalabilir
and attention to digestion is not a priority at this point. Kalıp ifadeler
1:40ve bu aşamada sindirime odaklanmak öncelikli değildir.
Destekleyici bir neden sunan After all
After all, daha önceki bir iddiayı güçlendiren bir neden sunar. Bu cümlede vücudun yiyecek olmadan daha uzun süre hayatta kalabilmesi, sindirimin öncelikli olmadığı iddiasını destekler. Cümle başındaki After all, tartışmada geriye dönerek “bu ilgili gerçeği hatırla” işlevini görür. Olayları zamana göre sıralamaz ve “her şey bittikten sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
İkinci cümleyi destekleyici bir nedene dönüştüren bağlacı seçin: We should take a map. ____, this trail is easy to get lost on.
- In the end
- After all
- Afterward
Cevabı göster
After all
not a priority at this point: şu anda öncelikli değil
Bu cümlede not a priority at this point, sindirimin mevcut aşamada vücudun en acil meseleleri arasında yer almadığı anlamına gelir. Dikkat ve kaynaklar daha acil hayatta kalma ihtiyaçlarına yöneltilir. İfade, düşük önceliğin geçici ve duruma bağlı olduğunu gösterir. Sindirimin genel olarak önemsiz olduğunu söylemez; farklı bir durum veya sonraki bir aşama sıralamayı değiştirebilir.
Alıştırma
Geçici olarak düşük bir öncelik bildiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Buying new shelves is ____; we need to repair the leaking roof first.
Cevabı göster
not a priority at this point
studies looking at elderly patients who suffer from delirium Anlatım akışı
1:48hezeyan yaşayan yaşlı hastaları inceleyen araştırmalar,
found that many are simply suffering from chronic dehydration Kelime
1:51bu kişilerin çoğunda sorunun en başından beri yalnızca kronik dehidrasyon olduğunu
studies looking at ... found that ...: araştırma kapsamı ve bulgu
studies looking at X found that Y kalıbı, bir araştırma raporunu iki aşamada düzenler. looking at X, çalışmaların neyi incelediğini belirterek kapsamı sınırlar; found that Y ise ortaya çıkan sonucu sunar. Burada looking at yalnızca bakmak değil, araştırmak veya incelemek; found ise kayıp bir şeyi bulmak değil, bir araştırma bulgusuna ulaşmak anlamındadır. Bilimsel anlatımda ilk bölüm kanıtların kapsamını belirler, ikinci bölüm ise okuyucunun temel iddiayı bulmasına yardımcı olur.
Alıştırma
İki bölümlü araştırma özeti kalıbını tamamlayın: ____ sleep habits ____ teenagers who kept regular bedtimes reported better concentration.
Cevabı göster
Studies looking at · found that
chronic dehydration: süren veya tekrarlayan dehidrasyon
Bu cümlede chronic dehydration, vücudun yeterli sıvıya sahip olmaması durumunun uzun süre devam etmesi ya da tekrar tekrar ortaya çıkması demektir. Chronic, dehydration sözcüğünü niteler ve durumu süreklilik ya da yineleme açısından sınıflandırır. Chronic tek başına şiddetli anlamına gelmez. Kronik bir durum hafif de ciddi de olabilir; temel fikir, kısa süreli ve ani değil, süregelen olmasıdır.
Alıştırma
Bir hastada birkaç ay boyunca tekrarlayan hafif dehidrasyon var. Hangi açıklama chronic sözcüğünün anlamını en iyi korur?
- Uzun süren veya tekrar tekrar ortaya çıkan dehidrasyon
- Yalnızca bir kez meydana gelen dehidrasyon
- Aşırı şiddetli dehidrasyon
Cevabı göster
Uzun süren veya tekrar tekrar ortaya çıkan dehidrasyon
in the first place: ilk nedene dönüp bakmak
Burada in the first place, bir durumun ilk nedenine veya altında yatan sebebe dönüp bakar. Konuşanın fiziksel bir yeri ya da sıralamayı anlatmak yerine sorunun nasıl başladığını yeniden değerlendirdiğini gösterir. Bu ifade, olanların temelini açıklamak, sorgulamak veya bu temele itiraz etmek için genellikle bir iddiadan sonra ya da why sorusunda kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede in the first place bir kararın ilk nedenini sormak için kullanılmıştır?
- The keys were in the first place I looked.
- Why did you accept the offer in the first place?
- First place receives a gold medal.
Cevabı göster
Why did you accept the offer in the first place?
Karşıt -ing sonuçları için reducing ... but increasing ...
Virgülden sonraki reducing heat loss ve increasing your core body temperature, birbirine paralel iki şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. İkisi de önceki değişikliğin, yani kanın cilde akmayı bırakmasının sonuçlarını anlatır. Kanın yaptığı iki ayrı eylemi belirtmezler. but iki sonucu karşı karşıya getirir: daha az ısı kaybedilirken vücut çekirdek sıcaklığı yükselir. Ana cümle, -ing sonucu but -ing sonucu kalıbı, aynı durumdan doğan ödünleşimi kısa ve öz biçimde sunar.
Alıştırma
Hangi son, karşıt sonuçları göstermek için paralel iki -ing sonuç ifadesini doğru kullanır? The new policy shortened delivery routes, ...
- reducing fuel use and scheduling pressure increased.
- reduce fuel use but increase scheduling pressure.
- reducing fuel use but increasing scheduling pressure.
- to reducing fuel use but to increasing scheduling pressure.
Cevabı göster
reducing fuel use but increasing scheduling pressure.
This can lead to a gray bluish tinge to your skin. Kalıp ifadeler
2:01Bunun sonucunda cildiniz grimsi mavi bir renk alabilir.
Ortaya çıkan bir etkiyi anlatmak için lead to
Bu cümlede lead to, bir sonuç olarak bir şeye neden olmak veya onu ortaya çıkarmak anlamına gelir. This, daha önce belirtilen fizyolojik değişikliğe gönderme yapar; can ise cildin mavimsi bir renk almasının kesin değil, olası bir sonuç olduğunu gösterir. Burada to bir edattır. Bu nedenle lead to ifadesinin ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to a color change; lead to feeling dizzy. Bir kiplik fiilinden sonra fiilin yalın biçimi kullanılır: can lead to.
Alıştırma
Cümleyi lead to kullanarak tamamlayın: Poor ventilation can ____ headaches and fatigue.
Cevabı göster
lead to
and your body will begin to shut down its organs Öbek fiiller
2:05vücudunuz organlarını devre dışı bırakmaya,
shut down: çalışmayı durdurmak
Burada shut down, “çalışmasını durdurmak” anlamına gelir. Özne vücut, nesne ise its organs ifadesidir: susuzluk organların giderek çalışamaz hâle gelmesine yol açar. Bir öbek fiil olarak shut down; bir vücut işlevinin, makinenin, sistemin veya kuruluşun çalışmasının sona ermesini anlatır. Tek başına shut fiilinden daha belirgindir ve bu cümlede görünür bir kapıyı kapatmayı ya da bir düğmeyi kullanmayı ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “çalışmayı durdurmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: To prevent further damage, the safety system will ____ the engine.
Cevabı göster
shut down
most of which: ilgi tümcesinde oran eklemek
Most of which, daha önce sözü edilen bir miktarın veya grubun büyük bölümü için neyin geçerli olduğunu belirten tanımlayıcı olmayan bir ilgi tümcesi başlatır. Burada which tatlı suyu gösterir; dolayısıyla tümce, bu tatlı suyun çoğunun buzullarda hapsolduğunu söyler. Kalıp, all of which, some of which veya none of which örneklerinde olduğu gibi “niceleyici + of + which” biçimindedir. Resmî İngilizcede ayrı bir cümle başlatmadan önceki isim öbeğine oran veya alt küme bilgisi eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “bu tekliflerin çoğu” anlamına gelen tanımlayıcı olmayan ilgi yapısıyla tamamlayın: The committee reviewed twenty proposals, ____ required major revisions.
Cevabı göster
most of which
Erişilemeyen kaynaklar için “locked up”
Burada is locked up in, tatlı suyun büyük kısmının kullanılmasını zorlaştıran bir biçimde veya konumda buzulların ve buz tabakalarının içinde bulunduğunu anlatır. Gerçek bir kilit ya da suyu bilinçli olarak kilitleme eylemi söz konusu değildir. Edilgen be locked up in + yer kalıbı, fiziksel olarak kapatılma anlamından etkili biçimde hapsolmuş veya kullanılamayan kaynaklara uzanabilir.
Alıştırma
Cümlede “locked up in glaciers” ne anlama geliyor?
- Güvenli içme suyuna dönüştürülüyor
- Orada bulunuyor ve kullanıma kolayca erişilemiyor
- Buzulların dışına taşınıyor
- Gerçek kilitlerle korunuyor
Cevabı göster
Orada bulunuyor ve kullanıma kolayca erişilemiyor
and underground lakes known as aquifers,
2:16ve akifer adı verilen yer altı göllerinde hapsolmuştur,
leaving less than 1% available for drinking. Dilbilgisi
2:18dolayısıyla içilebilir suyun oranı %1'den azdır.
Sonuç belirtmek için “leaving + nesne + sıfat”
Burada leaving önceki durumun sonucunu tanıtır: tatlı suyun büyük kısmına erişilemediği için içme amacıyla kullanılabilecek miktar %1’den az kalır. Birinin oradan ayrıldığı anlamına gelmez. Kalıp şöyledir: ana cümle, leaving + nesne + sıfat tamamlayıcısı. Önceki cümlenin tamamının yol açtığı durumu sunar. Burada less than 1% nesne, available onun tamamlayıcısı, for drinking ise amaçlanan kullanımı belirten ifadedir.
Alıştırma
Sonuç ifadesini leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The emergency repairs used most of our budget, ____ very little available for upgrades.
Cevabı göster
leaving
And most of this water is actually used to grow crops, Dilbilgisi
2:20Üstelik bu suyun çoğu aslında tarım ürünleri yetiştirmek için kullanılır;
is actually used to grow: edilgen amaç yapısı
is actually used to grow ifadesinde is used edilgen yapıdadır: water, kullanma eyleminin yöneldiği ögedir. to grow mastarı amacı belirtir; dolayısıyla yapı, insanların suyu ürün yetiştirmek amacıyla kullandığını anlatır. Actually olası bir beklentiyi düzeltir: Tatlı suyun çoğunlukla insanlar tarafından doğrudan kullanıldığı düşüncesinin aksine, suyun büyük kısmı tarıma gider. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be used to + fiilin yalın hâlidir; be biçimi özneye ve zamana göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi edilgen amaç yapısıyla tamamlayın: In this greenhouse, rainwater ____ grow tomatoes.
Cevabı göster
is used to
is used daily for agriculture in the USA alone Kelime
2:25yalnızca ABD'de tarım için her gün kullanılırken
the USA alone ifadesinde isimden sonra gelen alone
the USA alone ifadesinde alone, sınırladığı isim öbeğinden sonra gelir. ABD'nin tek bir örnek olarak ele alınmasıyla veya yalnızca o tek ülkede anlamını taşır; böylece çok büyük sayının sadece bir ülke için bile geçerli olduğunu gösterir. Burada alone odağı artırır ve ölçeği vurgular. ABD'nin yardım almadan hareket ettiği anlamına gelmez ve başka hiçbir ülkenin tarımda su kullanmadığını söylemez. Tek bir örneğin bir miktarı çarpıcı göstermeye yettiği durumlarda, yer, kuruluş, dönem veya kategori sonrasında kullanılan bu yapı yaygındır.
Alıştırma
'This one hospital alone treats 50,000 patients a year.' cümlesinde alone ne anlama gelir?
- O hastane dışında hiçbir hastane hiçbir hastayı tedavi etmez.
- Hastane, hiçbir personelden yardım almadan hastaları tedavi eder.
- Bu sayı yalnızca o tek hastanenin payıdır; başka hastaneler de hasta tedavi ediyor olabilir.
Cevabı göster
Bu sayı yalnızca o tek hastanenin payıdır; başka hastaneler de hasta tedavi ediyor olabilir.
And as our personal drinking sources become increasingly contaminated, Dilbilgisi
2:32İçme suyu kaynaklarımız giderek daha fazla kirlenirken,
as ... become increasingly contaminated: zaman ve nedenin örtüşmesi
Burada as, ana durumla aynı anda gelişen bir durumu arka plan olarak veren yan cümleyi başlatır. İçme suyu kaynaklarının giderek kirlenmesi, ana cümlede bildirilen durumun bağlamını oluşturur. Kirlenme, temiz suyun neden erişilemez olduğunu açıklamaya da yardımcı olur. Bu nedenle as, zaman anlamının yanı sıra nedensel bir ton da taşır. Yalnızca while ya da because anlamına zorlamak yerine, “bu aynı anda gerçekleşiyor ve nedenin de bir parçası” şeklinde yorumlanabilir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede as sözcüğünü en iyi hangi yorum açıklar? As local reservoirs become increasingly polluted, more households struggle to find safe water.
- Kirlenme aynı anda kötüleşiyor ve yaşanan güçlüğü açıklamaya yardımcı oluyor.
- Kirlenme yalnızca güçlük sona erdikten sonra gerçekleşiyor.
- Haneler yerel su rezervuarı rolünü üstleniyor.
Cevabı göster
Kirlenme aynı anda kötüleşiyor ve yaşanan güçlüğü açıklamaya yardımcı oluyor.
access clean water: geçişli fiil olarak access
Burada access geçişli bir fiildir; dolayısıyla nesnesi doğrudan ardından gelir: access clean water denir, access to clean water denmez. Bir kaynağa pratik ve güvenilir biçimde ulaşabilmek, onu elde edebilmek veya kullanabilmek anlamına gelir. Bu bağlamda odak noktası, tek seferde bir miktar su elde etmek değildir. İnsanların güvenli su kaynağına ulaşmak için altyapı, konum veya başka koşullardan etkilenen işler bir yola sahip olup olmadığıdır.
Alıştırma
Cümleyi access sözcüğünün doğru fiil kalıbıyla tamamlayın. Even during the road closure, the clinic could still ____ clean water.
Cevabı göster
access
Scientists around the world are trying to find solutions to this problem,
2:39Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları bu soruna çeşitli çözümler bulmaya çalışıyor:
tap into: mevcut bir kaynağa erişmek ve onu kullanmak
tap into, var olan bir kaynağa, arza, yeteneğe veya ağa erişip onu kullanmak anlamına gelir. Ardından kaynak doğrudan gelir: tap into + isim öbeği. Burada tap into underground aquifers, yer altında depolanan sudan yararlanmak anlamındadır. İfade mecazidir; bir şeye hafifçe vurma eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “erişip kullanmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The alumni platform lets students ____ a global professional network.
Cevabı göster
tap into
and creating innovative water filtration systems.
2:45ve yenilikçi su filtreleme sistemleri oluşturmak gibi.
attempts to remove ... tap into ... and creating yapısında paralellik
Bu listede attempts to ifadesinden sonra üç eylemin sıralanması amaçlanıyor: remove salt, tap into aquifers ve create filtration systems. to, üç bağlı fiilin tümünü yönetebildiği için her öğede fiilin yalın hâli kullanılmalıdır. creating, -ing biçiminde olduğu için örüntüyü bozar. Paralel bir düzeltme attempts to remove salt, tap into underground aquifers, and create innovative water filtration systems şeklindedir. Bir diğer geçerli örüntü attempts at removing salt, tapping into underground aquifers, and creating innovative water filtration systems şeklindedir; burada at sonrasındaki her öğe -ing biçimindedir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiili listenin paralelliğini koruyan biçimde kullanın: The lab made attempts to cut energy use, recycle more materials, and ____ water. (conserve)
Cevabı göster
conserve
Fikir kaynağını anlatan look to space
Burada look to, yardım, rehberlik, fikir veya yanıt bulmak için dikkati bir kişiye, yere, alana ya da kaynağa yöneltmek anlamına gelir. If we look to space, uzayı olası bir çözüm kaynağı olarak sunar. Bu kullanım look to X for answers veya look to X to solve a problem gibi yapılarda sık görülür.
Alıştırma
Bu cümlede look to space ne anlama geliyor?
- Uzayı olası bir fikir veya çözüm kaynağı olarak değerlendirmek.
- Hemen uzaya gitmeye karar vermek.
- Bir yanıt aramadan yalnızca gözlerimizi yukarı çevirmek.
Cevabı göster
Uzayı olası bir fikir veya çözüm kaynağı olarak değerlendirmek.
more pure than what we drink on Earth. Dilbilgisi
2:52bu suyu Dünya'da içtiğimiz sudan daha saf hâle getirmelerini sağlayan bir teknoloji geliştirdi.
Ettirilen bir değişimi anlatan turn X into Y
turn X into Y, X'in Y hâline gelmesini sağlamak demektir. Cümlede their urine X, water ise Y'dir; into sürecin sonucunu belirtir. Malzeme, durum, amaç, rol veya biçim değişikliğini anlatmak için turn + nesne + into + sonuç yapısını kullanın.
Alıştırma
Değişimin sonucunu belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: The team turned an empty office ____ a music studio.
Cevabı göster
into
more pure than what we drink: what yan tümceleriyle karşılaştırma
“More pure than what we drink” ifadesinde “more pure than”, saflık derecesi bakımından bir karşılaştırma kurar. Geri dönüştürülen su, Dünya’daki sıradan içme suyuyla karşılaştırılır. “What we drink”, “the water that we drink” anlamına gelen başsız bir ilgi yan tümcesidir. “What”, eksik ismin anlamını zaten içerdiği için than sonrasında water sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Genel İngilizcede “purer than”, “more pure than” ifadesinden daha yaygın ve özlüdür; ancak örnekteki biçim anlaşılırdır ve aynı karşılaştırma kalıbını izler.
Alıştırma
Örnekte “what we drink” ne anlama gelir?
- hangi içeceği seçtiğimize ilişkin bir soru
- içme eylemi
- içtiğimiz su
Cevabı göster
içtiğimiz su
But we can't just rely on science and technology. Anlatım akışı
2:55Ancak yalnızca bilim ve teknolojiye güvenemeyiz.
rely on ... relies on: tekrarla sorumluluğun yönünü değiştirmek
“Rely on” ifadesinin tekrarı iki cümleyi birbirine bağlar ve savdaki dönüşü izlemeyi kolaylaştırır. Önce insanların bilim ve teknolojiye güvenebileceği söylenir; ardından çözümün kendisi “relies on us” olur. Tekrarlanan ifade sabit kalırken özne ve bağımlılığın yöneldiği nesne değişir. Bu değişim sorumluluğu dış araçlardan alıp toplu olarak insanlara geri getirir. “As a species” bütün insanlık anlamına gelir; dolayısıyla ikinci cümle pasif biçimde beklemek yerine insanların katılımını ister.
Alıştırma
İki cümlede “rely on” ifadesinin tekrarlanmasının temel söylem etkisi nedir?
- Rely on ifadesinin birbiriyle ilgisiz iki anlamını sunar.
- Fikirleri birbirine bağlarken sorumluluğu teknolojiden insanlara kaydırır.
- Bilim ile insanların tamamen aynı role sahip olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Fikirleri birbirine bağlarken sorumluluğu teknolojiden insanlara kaydırır.
to understand and contribute to this global water crisis. Kelime
3:00bu küresel su krizini anlayıp çözümüne katkıda bulunmamıza bağlıdır.
contribute to this global water crisis ile contribute to solving it arasındaki fark
contribute to ifadesinin nesnesi a crisis gibi bir sorun olduğunda ifade genellikle “nedenlerinden biri olmak” veya “daha kötü hâle getirmek” anlamına gelir. to, katkının etkilediği sonucu ya da durumu gösterir; katkıyı kendiliğinden olumlu yapmaz. Buradaki yardım çağrısı nedeniyle contribute to this global water crisis ifadesi yanıltıcıdır. Amaçlanan olumlu anlamı açıkça vermek için yararlı süreç veya sonuç belirtilmelidir: contribute to addressing the crisis, contribute to solving the crisis ya da contribute to the solution.
Alıştırma
Hangi cümle gönüllülerin bir su krizini çözmeye yardım ettiğini açıkça ifade eder?
- The volunteers contributed to worsening the water crisis.
- The volunteers contributed to the causes of the water crisis.
- The volunteers contributed to solving the water crisis.
Cevabı göster
The volunteers contributed to solving the water crisis.
If you want to help in the mission to end global thirst, Ton ve niyet
3:02Küresel susuzluğa son verme görevine yardımcı olmak istiyorsanız,
Dostça davet için If you want to help ... join in
If you want to help dil bilgisi bakımından bir koşul oluşturur; ancak burada temel işlevi dinleyiciye seçim hakkı vermek ve yararlı bir sonraki adımı sunmaktır. Eylem çağrısını daha az buyurgan gösterir; konuşanın, dinleyicinin yardım etme isteğinden şüphe duyduğu anlamına gelmez. Join in “katılmak” anlamına gelir ve eylem davetini sunar. If you want to help, + emir cümlesi kalıbı, dostça ve isteğe bağlı bir tonu koruyarak motivasyondan açık bir eyleme geçer.
Alıştırma
Dostça ve isteğe bağlı daveti dersteki iki parçayla tamamlayın: ____, ____ the park cleanup on Saturday.
Cevabı göster
If you want to help · join in
join in: bir etkinliğe katılmak
Bu cümlede join in, Dünya Su Günü ile bağlantılı etkinliklere başkalarıyla birlikte katılma çağrısıdır. Bu gün, üye olunan bir kuruluş olarak değil, insanların katılabileceği bir etkinlik olarak sunulur. join in bir etkinliğe veya ortak eyleme katılmayı anlatır. Etkinlik in sözcüğünden sonra belirtilebilir ya da zaten belliyse söylenmeyebilir: Everyone was singing, so I joined in.
Alıştırma
Bir etkinliğe katılmayı anlatmak için join in ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- We joined in the chess club last year.
- We joined in Maya at the cafe.
- We joined in the singing after the first verse.
Cevabı göster
We joined in the singing after the first verse.
22 Mart'taki World Water Day: resmî uluslararası gün
Dünya Su Günü, her yıl 22 Mart'ta düzenlenen uluslararası bir gündür. Tatlı suya, güvenli suya erişime ve suyla ilgili sorunlar karşısında harekete geçmeye dikkat çeker. Burada resmî ad ve tarih, toplumda farkındalık oluşturmayı amaçlayan bir günü belirtir. Çağrı, ilgili etkinliklere veya eylemlere katılmak içindir; yalnızca kişisel olarak su içmeye ayrılmış bir gün geçirmek için değildir.
Alıştırma
Burada World Water Day on March 22nd neyi ifade ediyor?
- Bir gün boyunca daha fazla su içmeye yönelik kişisel bir hatırlatma
- Şişelenmiş su markaları için bir satış etkinliği
- Tatlı su ve güvenli suya erişimle ilgili yıllık uluslararası bir gün
Cevabı göster
Tatlı su ve güvenli suya erişimle ilgili yıllık uluslararası bir gün
There are a lot of really amazing projects out there Deyimler
3:07Gerçekten harika pek çok proje var;
‘Var olan veya erişilebilir’ anlamında out there
Burada out there belirli bir yeri göstermez. Kuruluşlar, piyasa veya internet aracılığıyla keşfedilebilecek projeler de dâhil olmak üzere “geniş dünyada var olan ya da erişilebilir olan” anlamına gelir. Bu ifade, konuşmacı belirli örnekler vermeden önce geniş ve henüz ayrıntıları belirtilmemiş bir grubu tanıtır. Bu kullanım, there is ve there are gibi varlık bildiren yapılarla sık görülür.
Alıştırma
“There are several affordable tools out there,” cümlesinde out there ne anlama gelir?
- Uygun fiyatlı birkaç araç var ve bunlar bulunabilir.
- Araçlar açık havadadır.
- Araçlar görülebilen tek bir yerdedir.
Cevabı göster
Uygun fiyatlı birkaç araç var ve bunlar bulunabilir.
which donates 1 day of clean water to a child in need Kalıp ifadeler
3:11Bu uygulama, ihtiyaç sahibi bir çocuğa bir günlük temiz su bağışlıyor
a child in need ifadesinde sonda kullanılan in need nitelemesi
a child in need ifadesinde in need, child sözcüğünden sonra gelir ve o çocuğu tanımlar. “Yardıma, temel kaynaklara veya bakıma ihtiyaç duyan” anlamındadır; burada çevredeki temiz su ifadesi belirli ihtiyacın ne olduğunu gösterir. İfade bilinçli olarak genel ve insan odaklıdır. Aynı yapı families in need ve anyone in need ifadelerinde de görülür; belirli zorluk bağlamdan ya da in need of + isim yapısından anlaşılır.
Alıştırma
“Yardıma ihtiyaç duyan” anlamındaki saygılı iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The clinic offers free treatment to patients ____.
Cevabı göster
in need
for every 10 minutes you put your phone down. Notlar
3:14telefonunuzu bir kenara bıraktığınız her 10 dakika için.
for every 10 minutes: sabit bir oran ifade etmek
“for every 10 minutes” ifadesinde for every + miktar, iki miktar veya olay arasında sabit bir oran kurar. Burada telefonun kullanılmadığı her tamamlanmış 10 dakikalık süre, bir günlük temiz su bağışıyla eşleşir. İlişkinin tamamı, süre veya amaç bildiren bir ifade olarak değil, “her 10 dakikalık süre için bir gün” şeklinde anlaşılmalıdır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp sonuç veya miktar + for every + birim şeklindedir.
Alıştırma
Sabit oran bildiren cümleyi hedef bağlaçla tamamlayın: “The program funds one meal ____ 20 tickets sold.”
Cevabı göster
for every
put your phone down: kullanmayı bırakıp telefonu kenara koymak
Bu cümlede “put your phone down”, telefonu kullanmayı bırakıp bir kenara koymak anlamına gelir. Hareketin gerçek anlamı da vardır; telefon kişinin elinden ayrılır. Ancak asıl mesaj, telefondaki mevcut etkinliği sonlandırmaktır. Başka durumlarda da kullanılabilen put + nesne + down kalıbı, “Put the game controller down.” örneğindeki gibi birine bir nesneyi tutmayı veya kullanmayı bırakmasını söyleyebilir. Fiziksel olarak bir yere koymanın mı yoksa etkinliği durdurmanın mı daha önemli olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
“Cihazı kullanmayı bırakıp kenara koymak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Your screen break is starting. Please ____ and look out the window for a minute.”
Cevabı göster
put your phone down
for these and other great water charities.
3:17bunların ve diğer değerli su yardım kuruluşlarının bağlantılarını bırakacağız.
Small investments really do make a huge difference. Notlar
3:19Küçük yatırımlar gerçekten büyük bir fark yaratır.
Vurgulu really do make yapısı
Bu cümlede do, yalın biçimdeki make fiilinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir. Birisi etkiden şüphe etse veya etkiyi küçümsese bile küçük yatırımların gerçekten büyük fark yarattığını güçlü biçimde doğrular. Really, doğrulama anlamını bir kat daha güçlendirir. Yapı özne + do/does/did + fiilin yalın biçimidir; do sonrasında makes veya made değil, make kullanılır.
Alıştırma
Sonucu güçlü biçimde doğrulayan vurgu sözcükleriyle cümleyi tamamlayın: The new routine looks simple, but it ____ help us stay organized.
Cevabı göster
really does
Make a huge difference kalıbı
Make a huge difference, bir durum veya sonuç üzerinde çok büyük ve pratik bir etki yaratmak anlamına gelir. Burada anlatılmak istenen, küçük yatırımların bile sonucu büyük ölçüde iyileştirebilmesidir; make, difference adlı ayrı bir nesneyi fiziksel olarak üretmek anlamına gelmez. Başka bağlamlarda kullanılabilen kalıp make a + derece bildiren sözcük + difference biçimindedir. Etkinin gücüne veya değerine göre big, real, meaningful ve huge sık kullanılan seçeneklerdir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıbın doğru zaman biçimiyle tamamlayın: The new reading lamp was inexpensive, but it ____ to my comfort.
Cevabı göster
made a huge difference
We'll be donating all the proceeds from this video Kalıp ifadeler
3:21Bu videodan elde edilen tüm geliri
all the proceeds from this video: bu videodan elde edilen gelirin tamamı
Burada all the proceeds from this video, video sayesinde kazanılan veya alınan paranın tamamı anlamına gelir. Proceeds çoğul bir isimdir; from this video ise paranın kaynağını belirtir. Bir bağış duyurusunda donate all the proceeds from ... ifadesi, o kaynaktan toplanan parayı bir amaca bağışlamak anlamına gelir. Proceeds tek başına net kâr demek değildir ve burada proceed fiili olarak kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi, bir etkinlikten alınan para anlamındaki çoğul isimle tamamlayın: All the ____ from the concert will support the shelter.
Cevabı göster
proceeds
And subscribe for more weekly science videos.
3:28Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.