Su İçmeyi Bırakırsanız Ne Olur?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
700 kelime 209 kel/dk

Video özeti: Anlatım susuzluğu susamadan organların kapanmasına kadar izler; ardından sınırlı tatlı su, tarım, arıtma, küresel kriz ve bireysel eylemi ilişkilendirir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. making up - Öbek fiiller: su oranında “bir bütünü oluşturmak” anlamını tanıyın; uydurma, barışma veya makyajla karıştırmayın. 2. in the first place. - Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel bir yeri değil, başlangıçtaki nedeni gösterdiğini anlayarak hezeyan ile kronik susuzluk bağlantısını izleyin. 3. really do make - Dilbilgisi ve cümle kalıpları: küçük yatırımların bile gerçek etki yarattığını doğrulamak için temel fiilden önce do kullanın.

Bu derste

Every living organism we know of requires water to survive. Kalıp ifadeler

0:00

Bildiğimiz tüm canlı organizmalar hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyar.

Kalıp ifadeler

we know of: birinin veya bir şeyin varlığından haberdar olmak

we know of ifadesindeki know of, “varlığından haberdar olmak” anlamına gelir. Bu ifade, every living organism sözünün kapsamını insanların şu anda varlığını bildiği organizmalarla sınırlar; her biri hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olduğumuzu söylemez. we know of ilgi cümleciği organism sözcüğünden sonra gelir ve know of ifadesinin nesnesi önceki isimden anlaşılır. Genel olarak know of + kişi veya şey, temel ve çoğu zaman dolaylı bir farkındalık anlatır.

Alıştırma

Konuşanın yönetmenin varlığından haberdar olduğunu, ancak onu şahsen tanımadığını ve hakkında ayrıntılı bilgi iddia etmediğini anlatan cümle hangisidir?

  1. I know the director.
  2. I know about the director.
  3. I know of the director.
Cevabı göster

I know of the director.

It's part of the reason we look so feverishly for water on other planets across the universe Notlar

0:03

Evrenin dört bir yanındaki diğer gezegenlerde harıl harıl su aramamızın

Kelime

so feverishly: mecazi aciliyet ve güçlü derece

Bu cümlede feverishly, insanların suyu nasıl aradığını anlatan bir zarftır: yoğun bir aciliyet, huzursuz bir enerji ve dikkatle ararlar. Buradaki kullanım mecazidir; kimsenin ateşi olduğu anlamına gelmez. Derece zarfı so, feverishly ifadesini güçlendirerek arayışın olağanüstü yoğun görünmesini sağlar. Aktarılabilir so + zarf kalıbı, bir eylemin ne kadar güçlü veya ne derece yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümlede so feverishly, su arayışı hakkında ne anlatıyor?

  1. sonuçla ciddi biçimde ilgilenmeden
  2. yüksek ateşten muzdaripken
  3. son derece acil ve yoğun bir çabayla
  4. sakin ve telaşsız bir şekilde
Cevabı göster

son derece acil ve yoğun bir çabayla

and consume it consistently every day here on Earth.

0:07

ve burada, Dünya'da her gün düzenli olarak su tüketmemizin nedenlerinden biri de budur.

Kalıp ifadeler

part of the reason: bir etkenin tüm neden olmadığını belirtmek

Part of the reason, açıklamanın eksiksiz olmadığını gösterir: adı geçen etken bir sonuca katkıda bulunur ancak tüm neden olarak sunulmaz. Bu cümlede suyun yaşam için önemi, açıklanan davranışlara katkı sağlar; fakat bunların tek nedeni olduğu iddia edilmez. Yaygın kalıp X is part of the reason (why) + cümlecik biçimindedir; part of the reason for + isim veya -ing biçimi de doğaldır. Birden fazla etken birleştiğinde aşırı kesin konuşmaktan kaçınmak için yararlı bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümle maliyeti, tüm neden veya ayrı sayılan bir neden olarak değil, daha geniş bir açıklamanın bileşeni olarak sunar?

  1. Cost is the reason we chose the smaller venue.
  2. Cost is part of the reason we chose the smaller venue.
  3. Cost is one reason we chose the smaller venue.
Cevabı göster

Cost is part of the reason we chose the smaller venue.

So,

0:10

Peki,

what would happen to your body if you stopped drinking water? Dilbilgisi

0:10

su içmeyi bıraksaydınız vücudunuza ne olurdu?

Dilbilgisi

Varsayımsal soru olarak What would happen ... if you stopped ...?

Bu soru, hayal edilen bir durumun olası sonucunu sormak için What would happen ... if ...? yapısını kullanır. Would happen ana cümlede yer alırken if yan cümlesinde stopped basit geçmiş biçimi kullanılır. Buradaki stopped, geçmişte gerçekleşmiş bir olayı bildirmez. Geçmiş biçim varsayımsal bir mesafe yaratır: konuşmacı bizden su alımını tamamen durdurduğumuzu hayal etmemizi ve sonucu düşünmemizi ister. Yeniden kullanılabilir kalıp What would happen if + özne + geçmiş zamanlı fiil? şeklindedir.

Alıştırma

Hedef varsayımsal sonuç sorusunu iki sözcükle tamamlayın: What ____ if every train stopped running?

Cevabı göster

would happen

Of course,

0:13

Elbette,

when we say water, Anlatım akışı

0:13

su derken

we're including all fluids

0:14

tüm sıvıları,

which simply contain water like juices,

0:15

yani meyve suyu gibi su içeren içecekleri,

pop, or tea. Kelime

0:18

gazlı içecekleri ve çayı da kastediyoruz.

Anlatım akışı

when we say water: water sözcüğünün kapsamını tanımlamak

Burada when we say water bir olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtmez. Açıklamaya kısa bir ara vererek konuşanın bu tartışmada water ile neyi kastettiğini tanımlar. when we say X kalıbı, X’in burada belirli bir kapsamı olabileceğini gösterir. Ardından gelen sözler genellikle bu terimin neleri içerdiğini, neleri dışarıda bıraktığını veya tam olarak neyi ifade ettiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi tanım yapılacağını bildiren kalıpla tamamlayın: “____ snacks, we include fruit and yogurt.”

Cevabı göster

When we say

Kelime

pop: gazlı meşrubat için kullanılan gündelik bölgesel sözcük

Bu içecek listesinde pop, gazlı meşrubat anlamına gelir. Burada bir isimdir; “patlamak” anlamındaki fiil veya küçük bir patlama sesi değildir. Bu içecek anlamı özellikle Kuzey Amerika’nın bazı bölgeleriyle ilişkilidir. Bu nedenle juices, pop, or tea listesi sözcüğün anlamını belirlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

“We bought some pop for the party,” cümlesindeki pop, gündelik Kuzey Amerika İngilizcesinde büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Gazlı bir meşrubat
  2. Ani bir patlama
  3. Popüler müzik
  4. Bir şeyi açma eylemi
Cevabı göster

Gazlı bir meşrubat

Much like the desire to breathe in oxygen, Dilbilgisi

0:19

Oksijen soluma isteğine çok benzer şekilde,

thirst is a survival instinct.

0:21

susamak da bir hayatta kalma içgüdüsüdür.

Dilbilgisi

Vurgulu bir karşılaştırma için Much like

Much like bir karşılaştırma başlatır ve “...e çok benzer şekilde” anlamına gelir. Bu cümlede susama ile nefes alma isteğini yan yana getirir; çünkü ikisi de hayatta kalma içgüdüsüdür. Burada much, like ile kurulan benzerliği güçlendirir; büyük bir miktarı anlatmaz. Bu kalıp, ana yargıdan önce ortak bir işlevi veya özelliği öne çıkarmaya yarar.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “...e çok benzer” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyi aynen kullanın: ____ a physical key, a password gives access to something protected.

Cevabı göster

Much like

H2O is the most abundant molecule in the human body,

0:23

H2O, insan vücudunda en bol bulunan moleküldür

making up on average 65% of an adult. Öbek fiiller

0:25

ve yetişkin vücudunun ortalama %65'ini oluşturur.

Öbek fiiller

‘Bir yüzdeyi oluşturmak’ anlamındaki making up

Sayısal bileşim bağlamında making up, “oluşturmak” veya “bir oranını teşkil etmek” anlamına gelir. Burada H2O, bir yetişkinin vücut kütlesinin yaklaşık %65’ini oluşturan madde olarak sunulur. making up, önceki ifadeye destekleyici sayısal ayrıntı ekleyen -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. Ardından gelen yüzde, “uydurmak”, “barışmak” veya “makyaj yapmak” gibi ilgisiz anlamları değil, bu anlamı seçtirir.

Alıştırma

Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki make up ifadesinin bu derste geçen iki kelimelik -ing biçimiyle tamamlayın: The essay is the largest section, ____ 40% of the final grade.

Cevabı göster

making up

As a universal solvent, Kelime

0:28

Evrensel bir çözücü olarak su,

it carries nutrients and hormones through the body,

0:29

besinleri ve hormonları vücutta taşır,

Kelime

universal solvent: geniş kapsamlı bir bilimsel adlandırma

Bu bilimsel adlandırmada universal solvent, olağanüstü geniş çeşitlilikte maddeyi çözebilen bir sıvı anlamına gelir. Su, birçok iyonu ve polar molekülü çevreleyip birbirinden ayırabildiği için vücut sıvıları pek çok besin maddesi ve hormon için taşıma ortamı olur. Buradaki universal geniş kapsamlı bir nitelemedir, mutlak bir iddia değildir: su her maddeyi çözmez. Terimi “çözücü olarak çok geniş bir etki alanına sahip” diye anlayın; “her şeyi çözebilir” diye değil.

Alıştırma

Bu cümlede universal solvent ne anlama geliyor?

  1. Her ülkede tamamen aynı şekilde kullanılan bir çözücü
  2. Birçok farklı maddeyi çözebilen, ancak kesinlikle her şeyi çözemeyen bir sıvı
  3. Her maddeyi suya dönüştüren bir sıvı
Cevabı göster

Birçok farklı maddeyi çözebilen, ancak kesinlikle her şeyi çözemeyen bir sıvı

regulates body temperature,

0:31

vücut sıcaklığını düzenler,

cushions our joints,

0:33

eklemlerimize yastık görevi görür

and even lubricates our eyes.

0:34

ve hatta gözlerimizin kaygan kalmasını sağlar.

You produce around 1.5 L of urine every day

0:35

Her gün yaklaşık 1,5 litre idrar üretirsiniz;

with another liter lost from breathing, Dilbilgisi

0:38

ayrıca solunum,

sweating, and pooping. Kelime

0:39

terleme ve dışkılama yoluyla bir litre daha kaybedersiniz.

Dilbilgisi

with another liter lost: with + isim + past participle yapısı

With another liter lost, with + isim öbeği + past participle kalıbıyla kurulan bir with öbeğidir. Another liter eylemden etkilenen şeydir; lost ise ona ne olduğunu anlatır. Lost cümlenin ana fiili değildir ve birinin bir litreyi kaybedip bulamadığı anlamına gelmez. Bu öbek, kendisinden önceki tamamlanmış cümleye ilişkili bir durum ekler. Daha açık olan and another liter is lost ifadesini kısaltır; from breathing, sweating, and pooping ise bu ek litrenin vücuttan nasıl çıktığını belirtir.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve with + isim + past participle yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The clinic tested 300 samples, ____ overnight. (another 40 / analyze)

Cevabı göster

with another 40 analyzed

Kelime

Pooping: dışkılamak için kullanılan samimi bir sözcük

Burada pooping, katı atıkları vücuttan çıkarmak anlamına gelir. Poop fiilinin günlük ve samimi -ing biçimidir; from sözcüğünden sonra breathing ve sweating ile paralel bir listede yer alarak vücudun su kaybettiği başka bir yolu belirtir. Bu sözcük, bilimsel açıklamayı teknik olmaktan çıkarıp sade ve biraz hafif bir tona taşır. Anlatılan gerçek ciddidir, ancak kullanılan sözcük gündeliktir.

Alıştırma

Genel bir dinleyici kitlesine yönelik hafif ve samimi bir açıklamaya en uygun cümle hangisidir?

  1. Some water leaves the body through respiration, perspiration, and defecation.
  2. Some water is lost through bowel movements.
  3. Some water leaves the body through breathing, sweating, and pooping.
Cevabı göster

Some water leaves the body through breathing, sweating, and pooping.

So,

0:41

Bu yüzden,

it's essential that the body replaces this liquid. Dilbilgisi

0:41

vücudun bu sıvıyı yerine koyması hayati önem taşır.

Dilbilgisi

It's essential that + tam bir yan cümle

It's essential that tam bir yan cümle başlatır ve bu yan cümlenin içeriğini yalnızca arzu edilen değil, gerekli bir durum olarak sunar. Burada the body replaces this liquid yan cümlesi ne olması gerektiğini belirtir. Kalıp It is essential that + özne + fiil şeklindedir. Essential sonrasında standart İngilizcede birden fazla fiil kalıbı kullanılabilir: that the body replace örneğindeki gibi yalın fiilli gereklilik bildiren subjunctive ya da altyazıdaki that the body replaces gibi normal çekimli bir fiil. Tercih lehçeye ve üsluba göre değiştiği için buradaki -s biçimi otomatik olarak hata sayılmaz.

Alıştırma

Güçlü gereklilik bildirmek için bu dersteki hedef kalıbın tam biçimiyle kuralı tamamlayın: ____ every applicant provide a valid ID.

Cevabı göster

It's essential that

The thirst center of the brain is located in the hypothalamus

0:44

Beyindeki susama merkezi hipotalamusta yer alır

and is constantly using sensors in your blood vessels

0:47

ve kan damarlarınızdaki algılayıcıları sürekli kullanarak

to monitor the amount of sodium and other substances in your body.

0:49

vücudunuzdaki sodyum ve diğer maddelerin miktarını izler.

For example,

0:52

Örneğin,

if you sweat too much,

0:53

çok fazla terlerseniz

your blood volume and pressure fall.

0:54

kan hacminiz ve tansiyonunuz düşer.

The brain then detects this change

0:55

Bunun üzerine beyin bu değişikliği algılar

and creates the urge to drink something. Kalıp ifadeler

0:57

ve bir şeyler içme isteği yaratır.

Kalıp ifadeler

the urge to drink: harekete geçmeye yönelik güçlü dürtü

the urge to drink ifadesinde urge, güçlü bir içsel dürtü anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Bu isim öbeği, to mastarındaki eylemi gerçekleştirmeye iten gücü adlandırır; drink, to'dan sonra yalın fiil biçimindedir. Yalnızca bir şey içmek istemekle karşılaştırıldığında urge daha acil ve görmezden gelinmesi daha zor bir istek bildirir. the/an urge to + yalın fiil kalıbı kontrol etme, ayrılma veya kaşınma gibi dürtülere de aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi güçlü bir dürtü anlamına gelen hedef isim kalıbıyla tamamlayın: During the long meeting, Maya felt ____ check her phone.

Cevabı göster

the urge to

Now,

0:59

Şimdi,

so what happens if you're unable to satisfy this thirst?

0:59

peki bu susama hissini gideremezseniz ne olur?

The initial signs of dehydration are the obvious dry mouth,

1:02

Dehidrasyonun ilk belirtisi bariz bir ağız kuruluğudur;

following which your urine becomes darker with a stronger odor Dilbilgisi

1:05

ardından idrarınızın rengi koyulaşır ve kokusu keskinleşir,

as your body attempts to conserve more fluids.

1:08

çünkü vücudunuz daha fazla sıvıyı korumaya çalışır.

Dilbilgisi

following which: bütün bir olayı ardından gelen gelişmeye bağlamak

Following which, “o olayın veya durumun ardından” anlamına gelen resmî bir bağlayıcı ifadedir. Bu cümlede which yalnızca mouth ismine değil, ağız kuruluğunun ortaya çıkması olan önceki durumun tamamına gönderme yapar. Kalıp, cümlecik, following which + cümlecik biçimindedir. İki aşamayı tek cümlede toplar ve ikinci cümleciği daha sonra ortaya çıkan sonuç veya sonraki gelişme olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “o olayın tamamının ardından” anlamına gelen resmî bağlayıcıyla tamamlayın: The patient will rest for an hour, ____ the doctor will examine her again.

Cevabı göster

following which

The lack of H2O

1:10

H2O eksikliği

then begins to affect your brain.

1:11

daha sonra beyninizi etkilemeye başlar.

You might feel lightheaded, Kalıp ifadeler

1:13

Başınız dönebilir,

Kalıp ifadeler

Feel lightheaded: bayılacakmış gibi olma hissini anlatmak

feel lightheaded ifadesinde feel, kişiyi geçici bir fiziksel duruma bağlar; lightheaded ise sersemlik, dengesizlik veya bayılacakmış gibi olma hissini anlatır. Genellikle kişinin bayılabileceğini düşündürür. Bu ifade tek başına baş ağrısı ya da neşeli ve tasasız bir ruh hâli anlamına gelmez. Günlük sağlık konuşmalarında ve doktor randevularında belirtileri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Ayağa kalktıktan sonra baş ağrısı veya etrafın dönmesi olmadan bayılacakmış gibi hissetmeyi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The room was spinning, so I felt dizzy.
  2. I felt lightheaded.
  3. I had a headache.
Cevabı göster

I felt lightheaded.

have a slower response time

1:14

tepki verme süreniz uzayabilir

and decreased ability to feel pain.

1:15

ve acıyı hissetme yetiniz azalabilir.

In fact,

1:17

Aslında,

when you're dehydrated,

1:18

susuz kaldığınızda

your brain tissue literally shrinks. Kelime

1:19

beyin dokunuz kelimenin tam anlamıyla küçülür.

Kelime

Literally shrinks: gerçek bir fiziksel değişimi belirtmek

literally shrinks ifadesinde literally, “gerçek anlamda, mecazi olmayan biçimde” demektir. Beyin dokusunun fiziksel olarak küçüldüğü yönündeki olgusal iddiayı güçlendirir; shrinks yalnızca beyin işlevinin azalmasını anlatan bir imge değildir. Burada literally, odaklandığı fiilden önce gelir. Dinleyiciyi mecazi bir yorumdan uzaklaştırıp shrinks fiilinin katı anlamına yönlendirir.

Alıştırma

“The metal literally shrinks in extreme cold,” cümlesinde literally neyi belirtir?

  1. Konuşan kişi shrinks sözcüğünü mecaz olarak kullanır.
  2. Metal yalnızca daha küçük görünür.
  3. Metal gerçekte fiziksel olarak küçülür.
Cevabı göster

Metal gerçekte fiziksel olarak küçülür.

In studies observing hydrated versus dehydrated participants, Anlatım akışı

1:21

Yeterince sıvı almış katılımcılarla susuz kalmış katılımcıları karşılaştıran çalışmalarda,

Anlatım akışı

hydrated versus dehydrated: karşılaştırılan iki koşul

X versus Y kalıbı, karşılaştırılan iki koşulu yan yana sunar. Burada yeterince sıvı almış katılımcılar bir grubu, susuz kalmış katılımcılar ise diğer grubu oluşturur. Araştırma anlatımında bu kısa kalıp, sonuç verilmeden önce deneydeki karşıtlığı görmenizi sağlar. Versus burada tarafsızdır; bir kavga anlamına gelmez.

Alıştırma

“hydrated versus dehydrated participants” ifadesinde versus ne işe yarar?

  1. Her katılımcının yeterince sıvı almış durumdan susuz kalmış duruma geçtiğini söyler.
  2. Karşılaştırılan iki koşulu belirtir.
  3. Katılımcıların birbirleriyle kavga ettiğini söyler.
Cevabı göster

Karşılaştırılan iki koşulu belirtir.

the same task required more brain power and oxygen

1:24

aynı görev için gereken beyin gücü ve oksijenin

in dehydrated individuals compared to those fully hydrated. Dilbilgisi

1:27

susuz kalanlarda, yeterince sıvı alanlara göre daha fazla olduğu görüldü.

Dilbilgisi

compared to those fully hydrated: çoğul adın yerine kullanılan those

compared to those fully hydrated ifadesinde those, çoğul individuals adının yerini alarak fully hydrated individuals tekrarını önler. Fiziksel olarak uzakta bulunan kişileri değil, daha önce adı geçen bir sınıfı belirtir. fully hydrated, those sözcüğünden sonra kısaltılmış bir niteleyici olarak gelir: those [who are] fully hydrated. Böylece karşılaştırma dehydrated individuals ile fully hydrated individuals arasında yapılır.

Alıştırma

Tekrarlanan çoğul “employees” adının yerini alacak en uygun resmî seçeneği belirleyin: The survey found lower stress in remote employees than in ___ working on-site.

  1. those
  2. them
  3. that
Cevabı göster

those

After a day or two with no fluids,

1:30

Hiç sıvı almadan bir veya iki gün geçirdiğinizde,

you'll stop peeing altogether, Dilbilgisi

1:32

idrara çıkmayı tamamen bırakırsınız,

Dilbilgisi

stop peeing altogether: stop doing ile stop to do arasındaki fark

stop + fiilin -ing biçimi, sürmekte olan veya tekrarlanan bir eylemin sona erdiğini belirtir. Burada stop peeing, idrar yapmanın kesilmesi anlamına gelir; idrar yapmak için başka bir eyleme ara vermek anlamına gelmez. Altogether, tamamlanmışlık vurgusu ekler: artık hiç idrar yapılmaz. Genellikle anlamını güçlendirdiği fiil öbeğinin ardından gelir.

Alıştırma

'pee' fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After severe dehydration, he stopped ____ altogether.

Cevabı göster

peeing

have trouble swallowing, Dilbilgisi

1:33

yutkunmakta zorlanırsınız,

Dilbilgisi

have trouble swallowing: have trouble + -ing

have trouble + fiilin -ing biçimi, bir eylemi gerçekleştirirken zorluk yaşamak anlamına gelir. have trouble swallowing ifadesinde swallowing zor olan eylemi belirtir; dolayısıyla ifade, yutkunmanın zorlaştığını veya yutma işlevinin etkilendiğini anlatır. Altyazıda önceki cümlecikten anlaşılan sözcükler atlanmıştır; tam düşünce you'll have trouble swallowing şeklindedir. you'll ifadesinin bu şekilde ortak kullanılması, birkaç belirtinin tek bir kısa liste oluşturmasını sağlar.

Alıştırma

'swallow' fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Some children have trouble ____ large tablets.

Cevabı göster

swallowing

suffer from muscle spasms, Kalıp ifadeler

1:34

kas spazmları yaşarsınız

Kalıp ifadeler

suffer from muscle spasms: kas spazmlarından mustarip olmak

suffer from muscle spasms ifadesinde suffer from, rahatsız edici bir hastalık veya belirtinin etkisini yaşamak anlamına gelir. from edatı kişiyle rahatsızlık arasında bağlantı kurar; muscle spasms ise kasların ani ve istem dışı kasılmasıdır. Aktarılabilir kalıp suffer from + hastalık, belirti veya devam eden sorun şeklindedir. suffer başka yapılarda from olmadan kullanılabilir veya doğrudan nesne alabilir; ancak bu tür bir rahatsızlığın önünde from sözcüğünü atlamak genellikle doğal değildir.

Alıştırma

Sağlık durumunu suffer from kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: During allergy season, Maya ____ severe headaches.

Cevabı göster

suffers from

and likely experience nausea.

1:36

ve muhtemelen mide bulantısı çekersiniz.

After all, Anlatım akışı

1:37

Ne de olsa,

your body can survive without food much longer

1:38

vücudunuz yiyeceksiz çok daha uzun süre hayatta kalabilir

and attention to digestion is not a priority at this point. Kalıp ifadeler

1:40

ve bu aşamada sindirime odaklanmak öncelikli değildir.

Anlatım akışı

Destekleyici bir neden sunan After all

After all, daha önceki bir iddiayı güçlendiren bir neden sunar. Bu cümlede vücudun yiyecek olmadan daha uzun süre hayatta kalabilmesi, sindirimin öncelikli olmadığı iddiasını destekler. Cümle başındaki After all, tartışmada geriye dönerek “bu ilgili gerçeği hatırla” işlevini görür. Olayları zamana göre sıralamaz ve “her şey bittikten sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

İkinci cümleyi destekleyici bir nedene dönüştüren bağlacı seçin: We should take a map. ____, this trail is easy to get lost on.

  1. In the end
  2. After all
  3. Afterward
Cevabı göster

After all

Kalıp ifadeler

not a priority at this point: şu anda öncelikli değil

Bu cümlede not a priority at this point, sindirimin mevcut aşamada vücudun en acil meseleleri arasında yer almadığı anlamına gelir. Dikkat ve kaynaklar daha acil hayatta kalma ihtiyaçlarına yöneltilir. İfade, düşük önceliğin geçici ve duruma bağlı olduğunu gösterir. Sindirimin genel olarak önemsiz olduğunu söylemez; farklı bir durum veya sonraki bir aşama sıralamayı değiştirebilir.

Alıştırma

Geçici olarak düşük bir öncelik bildiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Buying new shelves is ____; we need to repair the leaking roof first.

Cevabı göster

not a priority at this point

Eventually,

1:43

Sonunda,

victims may become delirious

1:44

kişi hezeyana kapılabilir

with severely impaired brain function.

1:45

ve beyin işlevleri ciddi ölçüde bozulabilir.

Interestingly,

1:47

İlginçtir ki,

studies looking at elderly patients who suffer from delirium Anlatım akışı

1:48

hezeyan yaşayan yaşlı hastaları inceleyen araştırmalar,

found that many are simply suffering from chronic dehydration Kelime

1:51

bu kişilerin çoğunda sorunun en başından beri yalnızca kronik dehidrasyon olduğunu

Anlatım akışı

studies looking at ... found that ...: araştırma kapsamı ve bulgu

studies looking at X found that Y kalıbı, bir araştırma raporunu iki aşamada düzenler. looking at X, çalışmaların neyi incelediğini belirterek kapsamı sınırlar; found that Y ise ortaya çıkan sonucu sunar. Burada looking at yalnızca bakmak değil, araştırmak veya incelemek; found ise kayıp bir şeyi bulmak değil, bir araştırma bulgusuna ulaşmak anlamındadır. Bilimsel anlatımda ilk bölüm kanıtların kapsamını belirler, ikinci bölüm ise okuyucunun temel iddiayı bulmasına yardımcı olur.

Alıştırma

İki bölümlü araştırma özeti kalıbını tamamlayın: ____ sleep habits ____ teenagers who kept regular bedtimes reported better concentration.

Cevabı göster

Studies looking at · found that

in the first place. Deyimler

1:54

ortaya koydu.

Kelime

chronic dehydration: süren veya tekrarlayan dehidrasyon

Bu cümlede chronic dehydration, vücudun yeterli sıvıya sahip olmaması durumunun uzun süre devam etmesi ya da tekrar tekrar ortaya çıkması demektir. Chronic, dehydration sözcüğünü niteler ve durumu süreklilik ya da yineleme açısından sınıflandırır. Chronic tek başına şiddetli anlamına gelmez. Kronik bir durum hafif de ciddi de olabilir; temel fikir, kısa süreli ve ani değil, süregelen olmasıdır.

Alıştırma

Bir hastada birkaç ay boyunca tekrarlayan hafif dehidrasyon var. Hangi açıklama chronic sözcüğünün anlamını en iyi korur?

  1. Uzun süren veya tekrar tekrar ortaya çıkan dehidrasyon
  2. Yalnızca bir kez meydana gelen dehidrasyon
  3. Aşırı şiddetli dehidrasyon
Cevabı göster

Uzun süren veya tekrar tekrar ortaya çıkan dehidrasyon

Deyimler

in the first place: ilk nedene dönüp bakmak

Burada in the first place, bir durumun ilk nedenine veya altında yatan sebebe dönüp bakar. Konuşanın fiziksel bir yeri ya da sıralamayı anlatmak yerine sorunun nasıl başladığını yeniden değerlendirdiğini gösterir. Bu ifade, olanların temelini açıklamak, sorgulamak veya bu temele itiraz etmek için genellikle bir iddiadan sonra ya da why sorusunda kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede in the first place bir kararın ilk nedenini sormak için kullanılmıştır?

  1. The keys were in the first place I looked.
  2. Why did you accept the offer in the first place?
  3. First place receives a gold medal.
Cevabı göster

Why did you accept the offer in the first place?

After even more time without water,

1:55

Susuz daha da uzun süre kaldığınızda,

the blood stops flowing to your skin,

1:57

cildinize kan akışı durur;

reducing heat loss Dilbilgisi

1:58

bu, ısı kaybını azaltırken

but increasing your core body temperature.

1:59

vücudunuzun iç sıcaklığını artırır.

Dilbilgisi

Karşıt -ing sonuçları için reducing ... but increasing ...

Virgülden sonraki reducing heat loss ve increasing your core body temperature, birbirine paralel iki şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. İkisi de önceki değişikliğin, yani kanın cilde akmayı bırakmasının sonuçlarını anlatır. Kanın yaptığı iki ayrı eylemi belirtmezler. but iki sonucu karşı karşıya getirir: daha az ısı kaybedilirken vücut çekirdek sıcaklığı yükselir. Ana cümle, -ing sonucu but -ing sonucu kalıbı, aynı durumdan doğan ödünleşimi kısa ve öz biçimde sunar.

Alıştırma

Hangi son, karşıt sonuçları göstermek için paralel iki -ing sonuç ifadesini doğru kullanır? The new policy shortened delivery routes, ...

  1. reducing fuel use and scheduling pressure increased.
  2. reduce fuel use but increase scheduling pressure.
  3. reducing fuel use but increasing scheduling pressure.
  4. to reducing fuel use but to increasing scheduling pressure.
Cevabı göster

reducing fuel use but increasing scheduling pressure.

This can lead to a gray bluish tinge to your skin. Kalıp ifadeler

2:01

Bunun sonucunda cildiniz grimsi mavi bir renk alabilir.

Kalıp ifadeler

Ortaya çıkan bir etkiyi anlatmak için lead to

Bu cümlede lead to, bir sonuç olarak bir şeye neden olmak veya onu ortaya çıkarmak anlamına gelir. This, daha önce belirtilen fizyolojik değişikliğe gönderme yapar; can ise cildin mavimsi bir renk almasının kesin değil, olası bir sonuç olduğunu gösterir. Burada to bir edattır. Bu nedenle lead to ifadesinin ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to a color change; lead to feeling dizzy. Bir kiplik fiilinden sonra fiilin yalın biçimi kullanılır: can lead to.

Alıştırma

Cümleyi lead to kullanarak tamamlayın: Poor ventilation can ____ headaches and fatigue.

Cevabı göster

lead to

Beyond 3 to 5 days without water,

2:04

Susuz geçen 3 ila 5 günün ardından,

and your body will begin to shut down its organs Öbek fiiller

2:05

vücudunuz organlarını devre dışı bırakmaya,

and eventually the brain.

2:08

en sonunda da beynin işleyişini durdurmaya başlar.

Öbek fiiller

shut down: çalışmayı durdurmak

Burada shut down, “çalışmasını durdurmak” anlamına gelir. Özne vücut, nesne ise its organs ifadesidir: susuzluk organların giderek çalışamaz hâle gelmesine yol açar. Bir öbek fiil olarak shut down; bir vücut işlevinin, makinenin, sistemin veya kuruluşun çalışmasının sona ermesini anlatır. Tek başına shut fiilinden daha belirgindir ve bu cümlede görünür bir kapıyı kapatmayı ya da bir düğmeyi kullanmayı ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi “çalışmayı durdurmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: To prevent further damage, the safety system will ____ the engine.

Cevabı göster

shut down

Of course,

2:09

Elbette,

unlike the plentiful oxygen we breathe,

2:09

soluduğumuz bol miktardaki oksijenin aksine,

only 2.5% of all Earth's water is fresh,

2:11

Dünya'daki tüm suyun yalnızca %2,5'i tatlı sudur;

most of which is locked up in glaciers, Notlar

2:14

bunun büyük bölümü buzullarda,

Dilbilgisi

most of which: ilgi tümcesinde oran eklemek

Most of which, daha önce sözü edilen bir miktarın veya grubun büyük bölümü için neyin geçerli olduğunu belirten tanımlayıcı olmayan bir ilgi tümcesi başlatır. Burada which tatlı suyu gösterir; dolayısıyla tümce, bu tatlı suyun çoğunun buzullarda hapsolduğunu söyler. Kalıp, all of which, some of which veya none of which örneklerinde olduğu gibi “niceleyici + of + which” biçimindedir. Resmî İngilizcede ayrı bir cümle başlatmadan önceki isim öbeğine oran veya alt küme bilgisi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “bu tekliflerin çoğu” anlamına gelen tanımlayıcı olmayan ilgi yapısıyla tamamlayın: The committee reviewed twenty proposals, ____ required major revisions.

Cevabı göster

most of which

ice caps,

2:16

buz tabakalarında

Öbek fiiller

Erişilemeyen kaynaklar için “locked up”

Burada is locked up in, tatlı suyun büyük kısmının kullanılmasını zorlaştıran bir biçimde veya konumda buzulların ve buz tabakalarının içinde bulunduğunu anlatır. Gerçek bir kilit ya da suyu bilinçli olarak kilitleme eylemi söz konusu değildir. Edilgen be locked up in + yer kalıbı, fiziksel olarak kapatılma anlamından etkili biçimde hapsolmuş veya kullanılamayan kaynaklara uzanabilir.

Alıştırma

Cümlede “locked up in glaciers” ne anlama geliyor?

  1. Güvenli içme suyuna dönüştürülüyor
  2. Orada bulunuyor ve kullanıma kolayca erişilemiyor
  3. Buzulların dışına taşınıyor
  4. Gerçek kilitlerle korunuyor
Cevabı göster

Orada bulunuyor ve kullanıma kolayca erişilemiyor

and underground lakes known as aquifers,

2:16

ve akifer adı verilen yer altı göllerinde hapsolmuştur,

leaving less than 1% available for drinking. Dilbilgisi

2:18

dolayısıyla içilebilir suyun oranı %1'den azdır.

Dilbilgisi

Sonuç belirtmek için “leaving + nesne + sıfat”

Burada leaving önceki durumun sonucunu tanıtır: tatlı suyun büyük kısmına erişilemediği için içme amacıyla kullanılabilecek miktar %1’den az kalır. Birinin oradan ayrıldığı anlamına gelmez. Kalıp şöyledir: ana cümle, leaving + nesne + sıfat tamamlayıcısı. Önceki cümlenin tamamının yol açtığı durumu sunar. Burada less than 1% nesne, available onun tamamlayıcısı, for drinking ise amaçlanan kullanımı belirten ifadedir.

Alıştırma

Sonuç ifadesini leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The emergency repairs used most of our budget, ____ very little available for upgrades.

Cevabı göster

leaving

And most of this water is actually used to grow crops, Dilbilgisi

2:20

Üstelik bu suyun çoğu aslında tarım ürünleri yetiştirmek için kullanılır;

Dilbilgisi

is actually used to grow: edilgen amaç yapısı

is actually used to grow ifadesinde is used edilgen yapıdadır: water, kullanma eyleminin yöneldiği ögedir. to grow mastarı amacı belirtir; dolayısıyla yapı, insanların suyu ürün yetiştirmek amacıyla kullandığını anlatır. Actually olası bir beklentiyi düzeltir: Tatlı suyun çoğunlukla insanlar tarafından doğrudan kullanıldığı düşüncesinin aksine, suyun büyük kısmı tarıma gider. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be used to + fiilin yalın hâlidir; be biçimi özneye ve zamana göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi edilgen amaç yapısıyla tamamlayın: In this greenhouse, rainwater ____ grow tomatoes.

Cevabı göster

is used to

approximately 500 billion liters of fresh water

2:23

yaklaşık 500 milyar litre tatlı su

is used daily for agriculture in the USA alone Kelime

2:25

yalnızca ABD'de tarım için her gün kullanılırken

Kelime

the USA alone ifadesinde isimden sonra gelen alone

the USA alone ifadesinde alone, sınırladığı isim öbeğinden sonra gelir. ABD'nin tek bir örnek olarak ele alınmasıyla veya yalnızca o tek ülkede anlamını taşır; böylece çok büyük sayının sadece bir ülke için bile geçerli olduğunu gösterir. Burada alone odağı artırır ve ölçeği vurgular. ABD'nin yardım almadan hareket ettiği anlamına gelmez ve başka hiçbir ülkenin tarımda su kullanmadığını söylemez. Tek bir örneğin bir miktarı çarpıcı göstermeye yettiği durumlarda, yer, kuruluş, dönem veya kategori sonrasında kullanılan bu yapı yaygındır.

Alıştırma

'This one hospital alone treats 50,000 patients a year.' cümlesinde alone ne anlama gelir?

  1. O hastane dışında hiçbir hastane hiçbir hastayı tedavi etmez.
  2. Hastane, hiçbir personelden yardım almadan hastaları tedavi eder.
  3. Bu sayı yalnızca o tek hastanenin payıdır; başka hastaneler de hasta tedavi ediyor olabilir.
Cevabı göster

Bu sayı yalnızca o tek hastanenin payıdır; başka hastaneler de hasta tedavi ediyor olabilir.

with another 500 billion liters

2:29

500 milyar litre daha

to cool electric power plants.

2:30

elektrik santrallerini soğutmak için kullanılır.

And as our personal drinking sources become increasingly contaminated, Dilbilgisi

2:32

İçme suyu kaynaklarımız giderek daha fazla kirlenirken,

over 783 million people on Earth

2:35

Dünya'da 783 milyondan fazla insan

are unable to access clean water. Kelime

2:37

temiz suya erişemiyor.

Dilbilgisi

as ... become increasingly contaminated: zaman ve nedenin örtüşmesi

Burada as, ana durumla aynı anda gelişen bir durumu arka plan olarak veren yan cümleyi başlatır. İçme suyu kaynaklarının giderek kirlenmesi, ana cümlede bildirilen durumun bağlamını oluşturur. Kirlenme, temiz suyun neden erişilemez olduğunu açıklamaya da yardımcı olur. Bu nedenle as, zaman anlamının yanı sıra nedensel bir ton da taşır. Yalnızca while ya da because anlamına zorlamak yerine, “bu aynı anda gerçekleşiyor ve nedenin de bir parçası” şeklinde yorumlanabilir.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede as sözcüğünü en iyi hangi yorum açıklar? As local reservoirs become increasingly polluted, more households struggle to find safe water.

  1. Kirlenme aynı anda kötüleşiyor ve yaşanan güçlüğü açıklamaya yardımcı oluyor.
  2. Kirlenme yalnızca güçlük sona erdikten sonra gerçekleşiyor.
  3. Haneler yerel su rezervuarı rolünü üstleniyor.
Cevabı göster

Kirlenme aynı anda kötüleşiyor ve yaşanan güçlüğü açıklamaya yardımcı oluyor.

Kelime

access clean water: geçişli fiil olarak access

Burada access geçişli bir fiildir; dolayısıyla nesnesi doğrudan ardından gelir: access clean water denir, access to clean water denmez. Bir kaynağa pratik ve güvenilir biçimde ulaşabilmek, onu elde edebilmek veya kullanabilmek anlamına gelir. Bu bağlamda odak noktası, tek seferde bir miktar su elde etmek değildir. İnsanların güvenli su kaynağına ulaşmak için altyapı, konum veya başka koşullardan etkilenen işler bir yola sahip olup olmadığıdır.

Alıştırma

Cümleyi access sözcüğünün doğru fiil kalıbıyla tamamlayın. Even during the road closure, the clinic could still ____ clean water.

Cevabı göster

access

Scientists around the world are trying to find solutions to this problem,

2:39

Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları bu soruna çeşitli çözümler bulmaya çalışıyor:

from attempts to remove salt from the ocean water, Dilbilgisi

2:42

deniz suyundaki tuzu gidermek,

tap into underground aquifers, Öbek fiiller

2:44

yer altı akiferlerinden yararlanmak

Öbek fiiller

tap into: mevcut bir kaynağa erişmek ve onu kullanmak

tap into, var olan bir kaynağa, arza, yeteneğe veya ağa erişip onu kullanmak anlamına gelir. Ardından kaynak doğrudan gelir: tap into + isim öbeği. Burada tap into underground aquifers, yer altında depolanan sudan yararlanmak anlamındadır. İfade mecazidir; bir şeye hafifçe vurma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “erişip kullanmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The alumni platform lets students ____ a global professional network.

Cevabı göster

tap into

and creating innovative water filtration systems.

2:45

ve yenilikçi su filtreleme sistemleri oluşturmak gibi.

Dilbilgisi

attempts to remove ... tap into ... and creating yapısında paralellik

Bu listede attempts to ifadesinden sonra üç eylemin sıralanması amaçlanıyor: remove salt, tap into aquifers ve create filtration systems. to, üç bağlı fiilin tümünü yönetebildiği için her öğede fiilin yalın hâli kullanılmalıdır. creating, -ing biçiminde olduğu için örüntüyü bozar. Paralel bir düzeltme attempts to remove salt, tap into underground aquifers, and create innovative water filtration systems şeklindedir. Bir diğer geçerli örüntü attempts at removing salt, tapping into underground aquifers, and creating innovative water filtration systems şeklindedir; burada at sonrasındaki her öğe -ing biçimindedir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiili listenin paralelliğini koruyan biçimde kullanın: The lab made attempts to cut energy use, recycle more materials, and ____ water. (conserve)

Cevabı göster

conserve

If we look to space, Kalıp ifadeler

2:48

Uzaya bakarsak,

Kalıp ifadeler

Fikir kaynağını anlatan look to space

Burada look to, yardım, rehberlik, fikir veya yanıt bulmak için dikkati bir kişiye, yere, alana ya da kaynağa yöneltmek anlamına gelir. If we look to space, uzayı olası bir çözüm kaynağı olarak sunar. Bu kullanım look to X for answers veya look to X to solve a problem gibi yapılarda sık görülür.

Alıştırma

Bu cümlede look to space ne anlama geliyor?

  1. Uzayı olası bir fikir veya çözüm kaynağı olarak değerlendirmek.
  2. Hemen uzaya gitmeye karar vermek.
  3. Bir yanıt aramadan yalnızca gözlerimizi yukarı çevirmek.
Cevabı göster

Uzayı olası bir fikir veya çözüm kaynağı olarak değerlendirmek.

NASA has developed technology for astronauts

2:49

NASA, astronotların

to turn their urine into water Öbek fiiller

2:51

idrarlarını suya dönüştürerek

more pure than what we drink on Earth. Dilbilgisi

2:52

bu suyu Dünya'da içtiğimiz sudan daha saf hâle getirmelerini sağlayan bir teknoloji geliştirdi.

Öbek fiiller

Ettirilen bir değişimi anlatan turn X into Y

turn X into Y, X'in Y hâline gelmesini sağlamak demektir. Cümlede their urine X, water ise Y'dir; into sürecin sonucunu belirtir. Malzeme, durum, amaç, rol veya biçim değişikliğini anlatmak için turn + nesne + into + sonuç yapısını kullanın.

Alıştırma

Değişimin sonucunu belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: The team turned an empty office ____ a music studio.

Cevabı göster

into

Dilbilgisi

more pure than what we drink: what yan tümceleriyle karşılaştırma

“More pure than what we drink” ifadesinde “more pure than”, saflık derecesi bakımından bir karşılaştırma kurar. Geri dönüştürülen su, Dünya’daki sıradan içme suyuyla karşılaştırılır. “What we drink”, “the water that we drink” anlamına gelen başsız bir ilgi yan tümcesidir. “What”, eksik ismin anlamını zaten içerdiği için than sonrasında water sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Genel İngilizcede “purer than”, “more pure than” ifadesinden daha yaygın ve özlüdür; ancak örnekteki biçim anlaşılırdır ve aynı karşılaştırma kalıbını izler.

Alıştırma

Örnekte “what we drink” ne anlama gelir?

  1. hangi içeceği seçtiğimize ilişkin bir soru
  2. içme eylemi
  3. içtiğimiz su
Cevabı göster

içtiğimiz su

But we can't just rely on science and technology. Anlatım akışı

2:55

Ancak yalnızca bilim ve teknolojiye güvenemeyiz.

Perhaps the solution relies on us as a species

2:57

Belki de çözüm, bir tür olarak bizim

Anlatım akışı

rely on ... relies on: tekrarla sorumluluğun yönünü değiştirmek

“Rely on” ifadesinin tekrarı iki cümleyi birbirine bağlar ve savdaki dönüşü izlemeyi kolaylaştırır. Önce insanların bilim ve teknolojiye güvenebileceği söylenir; ardından çözümün kendisi “relies on us” olur. Tekrarlanan ifade sabit kalırken özne ve bağımlılığın yöneldiği nesne değişir. Bu değişim sorumluluğu dış araçlardan alıp toplu olarak insanlara geri getirir. “As a species” bütün insanlık anlamına gelir; dolayısıyla ikinci cümle pasif biçimde beklemek yerine insanların katılımını ister.

Alıştırma

İki cümlede “rely on” ifadesinin tekrarlanmasının temel söylem etkisi nedir?

  1. Rely on ifadesinin birbiriyle ilgisiz iki anlamını sunar.
  2. Fikirleri birbirine bağlarken sorumluluğu teknolojiden insanlara kaydırır.
  3. Bilim ile insanların tamamen aynı role sahip olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Fikirleri birbirine bağlarken sorumluluğu teknolojiden insanlara kaydırır.

to understand and contribute to this global water crisis. Kelime

3:00

bu küresel su krizini anlayıp çözümüne katkıda bulunmamıza bağlıdır.

Kelime

contribute to this global water crisis ile contribute to solving it arasındaki fark

contribute to ifadesinin nesnesi a crisis gibi bir sorun olduğunda ifade genellikle “nedenlerinden biri olmak” veya “daha kötü hâle getirmek” anlamına gelir. to, katkının etkilediği sonucu ya da durumu gösterir; katkıyı kendiliğinden olumlu yapmaz. Buradaki yardım çağrısı nedeniyle contribute to this global water crisis ifadesi yanıltıcıdır. Amaçlanan olumlu anlamı açıkça vermek için yararlı süreç veya sonuç belirtilmelidir: contribute to addressing the crisis, contribute to solving the crisis ya da contribute to the solution.

Alıştırma

Hangi cümle gönüllülerin bir su krizini çözmeye yardım ettiğini açıkça ifade eder?

  1. The volunteers contributed to worsening the water crisis.
  2. The volunteers contributed to the causes of the water crisis.
  3. The volunteers contributed to solving the water crisis.
Cevabı göster

The volunteers contributed to solving the water crisis.

If you want to help in the mission to end global thirst, Ton ve niyet

3:02

Küresel susuzluğa son verme görevine yardımcı olmak istiyorsanız,

join in World Water Day on March 22nd. Notlar

3:05

22 Mart Dünya Su Günü'ne katılın.

Ton ve niyet

Dostça davet için If you want to help ... join in

If you want to help dil bilgisi bakımından bir koşul oluşturur; ancak burada temel işlevi dinleyiciye seçim hakkı vermek ve yararlı bir sonraki adımı sunmaktır. Eylem çağrısını daha az buyurgan gösterir; konuşanın, dinleyicinin yardım etme isteğinden şüphe duyduğu anlamına gelmez. Join in “katılmak” anlamına gelir ve eylem davetini sunar. If you want to help, + emir cümlesi kalıbı, dostça ve isteğe bağlı bir tonu koruyarak motivasyondan açık bir eyleme geçer.

Alıştırma

Dostça ve isteğe bağlı daveti dersteki iki parçayla tamamlayın: ____, ____ the park cleanup on Saturday.

Cevabı göster

If you want to help · join in

Öbek fiiller

join in: bir etkinliğe katılmak

Bu cümlede join in, Dünya Su Günü ile bağlantılı etkinliklere başkalarıyla birlikte katılma çağrısıdır. Bu gün, üye olunan bir kuruluş olarak değil, insanların katılabileceği bir etkinlik olarak sunulur. join in bir etkinliğe veya ortak eyleme katılmayı anlatır. Etkinlik in sözcüğünden sonra belirtilebilir ya da zaten belliyse söylenmeyebilir: Everyone was singing, so I joined in.

Alıştırma

Bir etkinliğe katılmayı anlatmak için join in ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We joined in the chess club last year.
  2. We joined in Maya at the cafe.
  3. We joined in the singing after the first verse.
Cevabı göster

We joined in the singing after the first verse.

Kültür

22 Mart'taki World Water Day: resmî uluslararası gün

Dünya Su Günü, her yıl 22 Mart'ta düzenlenen uluslararası bir gündür. Tatlı suya, güvenli suya erişime ve suyla ilgili sorunlar karşısında harekete geçmeye dikkat çeker. Burada resmî ad ve tarih, toplumda farkındalık oluşturmayı amaçlayan bir günü belirtir. Çağrı, ilgili etkinliklere veya eylemlere katılmak içindir; yalnızca kişisel olarak su içmeye ayrılmış bir gün geçirmek için değildir.

Alıştırma

Burada World Water Day on March 22nd neyi ifade ediyor?

  1. Bir gün boyunca daha fazla su içmeye yönelik kişisel bir hatırlatma
  2. Şişelenmiş su markaları için bir satış etkinliği
  3. Tatlı su ve güvenli suya erişimle ilgili yıllık uluslararası bir gün
Cevabı göster

Tatlı su ve güvenli suya erişimle ilgili yıllık uluslararası bir gün

There are a lot of really amazing projects out there Deyimler

3:07

Gerçekten harika pek çok proje var;

Deyimler

‘Var olan veya erişilebilir’ anlamında out there

Burada out there belirli bir yeri göstermez. Kuruluşlar, piyasa veya internet aracılığıyla keşfedilebilecek projeler de dâhil olmak üzere “geniş dünyada var olan ya da erişilebilir olan” anlamına gelir. Bu ifade, konuşmacı belirli örnekler vermeden önce geniş ve henüz ayrıntıları belirtilmemiş bir grubu tanıtır. Bu kullanım, there is ve there are gibi varlık bildiren yapılarla sık görülür.

Alıştırma

“There are several affordable tools out there,” cümlesinde out there ne anlama gelir?

  1. Uygun fiyatlı birkaç araç var ve bunlar bulunabilir.
  2. Araçlar açık havadadır.
  3. Araçlar görülebilen tek bir yerdedir.
Cevabı göster

Uygun fiyatlı birkaç araç var ve bunlar bulunabilir.

like water.org

3:09

water.org bunlardan biri,

or even the awesome UNICEF app

3:10

hatta UNICEF'in şahane bir uygulaması bile var.

which donates 1 day of clean water to a child in need Kalıp ifadeler

3:11

Bu uygulama, ihtiyaç sahibi bir çocuğa bir günlük temiz su bağışlıyor

Kalıp ifadeler

a child in need ifadesinde sonda kullanılan in need nitelemesi

a child in need ifadesinde in need, child sözcüğünden sonra gelir ve o çocuğu tanımlar. “Yardıma, temel kaynaklara veya bakıma ihtiyaç duyan” anlamındadır; burada çevredeki temiz su ifadesi belirli ihtiyacın ne olduğunu gösterir. İfade bilinçli olarak genel ve insan odaklıdır. Aynı yapı families in need ve anyone in need ifadelerinde de görülür; belirli zorluk bağlamdan ya da in need of + isim yapısından anlaşılır.

Alıştırma

“Yardıma ihtiyaç duyan” anlamındaki saygılı iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The clinic offers free treatment to patients ____.

Cevabı göster

in need

for every 10 minutes you put your phone down. Notlar

3:14

telefonunuzu bir kenara bıraktığınız her 10 dakika için.

Dilbilgisi

for every 10 minutes: sabit bir oran ifade etmek

“for every 10 minutes” ifadesinde for every + miktar, iki miktar veya olay arasında sabit bir oran kurar. Burada telefonun kullanılmadığı her tamamlanmış 10 dakikalık süre, bir günlük temiz su bağışıyla eşleşir. İlişkinin tamamı, süre veya amaç bildiren bir ifade olarak değil, “her 10 dakikalık süre için bir gün” şeklinde anlaşılmalıdır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp sonuç veya miktar + for every + birim şeklindedir.

Alıştırma

Sabit oran bildiren cümleyi hedef bağlaçla tamamlayın: “The program funds one meal ____ 20 tickets sold.”

Cevabı göster

for every

Öbek fiiller

put your phone down: kullanmayı bırakıp telefonu kenara koymak

Bu cümlede “put your phone down”, telefonu kullanmayı bırakıp bir kenara koymak anlamına gelir. Hareketin gerçek anlamı da vardır; telefon kişinin elinden ayrılır. Ancak asıl mesaj, telefondaki mevcut etkinliği sonlandırmaktır. Başka durumlarda da kullanılabilen put + nesne + down kalıbı, “Put the game controller down.” örneğindeki gibi birine bir nesneyi tutmayı veya kullanmayı bırakmasını söyleyebilir. Fiziksel olarak bir yere koymanın mı yoksa etkinliği durdurmanın mı daha önemli olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

“Cihazı kullanmayı bırakıp kenara koymak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Your screen break is starting. Please ____ and look out the window for a minute.”

Cevabı göster

put your phone down

We'll leave links in the description

3:16

Açıklama bölümüne

for these and other great water charities.

3:17

bunların ve diğer değerli su yardım kuruluşlarının bağlantılarını bırakacağız.

Small investments really do make a huge difference. Notlar

3:19

Küçük yatırımlar gerçekten büyük bir fark yaratır.

Dilbilgisi

Vurgulu really do make yapısı

Bu cümlede do, yalın biçimdeki make fiilinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir. Birisi etkiden şüphe etse veya etkiyi küçümsese bile küçük yatırımların gerçekten büyük fark yarattığını güçlü biçimde doğrular. Really, doğrulama anlamını bir kat daha güçlendirir. Yapı özne + do/does/did + fiilin yalın biçimidir; do sonrasında makes veya made değil, make kullanılır.

Alıştırma

Sonucu güçlü biçimde doğrulayan vurgu sözcükleriyle cümleyi tamamlayın: The new routine looks simple, but it ____ help us stay organized.

Cevabı göster

really does

Kalıp ifadeler

Make a huge difference kalıbı

Make a huge difference, bir durum veya sonuç üzerinde çok büyük ve pratik bir etki yaratmak anlamına gelir. Burada anlatılmak istenen, küçük yatırımların bile sonucu büyük ölçüde iyileştirebilmesidir; make, difference adlı ayrı bir nesneyi fiziksel olarak üretmek anlamına gelmez. Başka bağlamlarda kullanılabilen kalıp make a + derece bildiren sözcük + difference biçimindedir. Etkinin gücüne veya değerine göre big, real, meaningful ve huge sık kullanılan seçeneklerdir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıbın doğru zaman biçimiyle tamamlayın: The new reading lamp was inexpensive, but it ____ to my comfort.

Cevabı göster

made a huge difference

We'll be donating all the proceeds from this video Kalıp ifadeler

3:21

Bu videodan elde edilen tüm geliri

Kalıp ifadeler

all the proceeds from this video: bu videodan elde edilen gelirin tamamı

Burada all the proceeds from this video, video sayesinde kazanılan veya alınan paranın tamamı anlamına gelir. Proceeds çoğul bir isimdir; from this video ise paranın kaynağını belirtir. Bir bağış duyurusunda donate all the proceeds from ... ifadesi, o kaynaktan toplanan parayı bir amaca bağışlamak anlamına gelir. Proceeds tek başına net kâr demek değildir ve burada proceed fiili olarak kullanılmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi, bir etkinlikten alınan para anlamındaki çoğul isimle tamamlayın: All the ____ from the concert will support the shelter.

Cevabı göster

proceeds

to a water project close to us

3:23

bize yakın bir su projesine bağışlayacağız;

called Morocco 5 Villages.

3:24

bu projenin adı Morocco 5 Villages.

So,

3:26

Bu yüzden,

thanks for supporting and watching.

3:26

destek olduğunuz ve izlediğiniz için teşekkürler.

And subscribe for more weekly science videos.

3:28

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.